Beşir Ayvazoglu rıdan ik i biyografi
Kemal ve
Gerek “Yahya Kemal”
gerekse “Tarık Buğra” biyo
grafileri, yorumlayıcı dozu
gereğinden çok olsa da bil
gilendirici işlevi yerine
getiren, yararlı kitaplar.
Biyografinin alışılmış,
fotoğraflarla beslenme özelliği
gerçekleştirilmiş. Eksik olan,
tarinlemeler. Her iki kitaba
da bundan sonraki
baskılarında birer tarih
döküm tablosu eklenmeli.
Prof. Dr. GÜRSEL AYTAÇ
E
debiyatın bilgilendirici işlevli tür lerinden biyografi, bilindiği gibi çoğunlukla, hayatı anlatılmaya ve öğrenilmeye değer bir kişiliğin yaşam öy küsüdür. Biyografi yazarı, bir bilim ada mı, bir tarihçi değildir, ama .çalışmasının ilk aşamasında onun gibi araştırmak, bel ge toplamak durumundadır. Topladığı belgeler arasında bir seçme uygulamak, bir değerlendirme yapmak ve vurguları hangi belgelere, hangi olaylara koyacağı nı kararlaştırmaksa Biyografi yazarının edebiyatçı yanıdır. Biyografinin kronolo jik bilgiler vermesi önemlidir ve türün ailgilendiriei-bilimsel özelliği gereğidir, ama bilimselden çok edebî, yani roma- nımsı biyografiler de vardır, bunlarda söz konusu kişinin hayatı, psikolojik boyut ön plana çıkarılarak anlatılır. Stefan Zweig’ın “Dünya Fikir Mimarları” bu tür edebî biyografyanın klasik örneğidir.Şimdi, gelelim Beşir Ayvazoğlu’nun bi yografilerine:
1985’te yayımlanan “Yahya KemaPin ikinci baskısı 1995’te Ötüken Yayıncılık tarafından yapılmış. “Tarık Buğra”da ay nı yayınevince özenli bir kitap olarak ba sılmış.
"Yahya Kemal"
Beşir Ayvazoglu, ilk biyografisini bel gelere, kitap araştırmalarına dayanarak yazmış. 139 sayfalık bu “Yahya Kemal” kitab ın ın alt başlığı, “Eve Dönen Adam”. Bölüm başlıkları şöyle: “Evden Kaçan Ç ocuk”, “Eve Dönen A dam ”, “Evdekiler”, “Evde Yangın”, “Evin Ço cukları”, “Evin Tarihi”, ikinci baskıya eklenen bölüm ise “Evde Bir Sessiz Adam” başlığını taşıyor. Önsözde ev kelimesine bir kavram yükleyen Ay zoğlu’nun şu açıklaması, kitabın bölüm
'ana
başlıklarının daha iyi anlaşılmasını sağla yacaktır:
“Aslına bakılırsa, Batılılaşma tarihimiz bir ‘evden kaçış tarihidir. Yahut evden kaçış yolları arayan yeni hevesler peşinde k i çocukların iki yüz yıllık macerası. Yah ya Kemal de bu kaçaklardan biriydi. Ta kat evde kalanları zelzeleyle haşhaşa bı rakma şuursuzluğundan tez uyandı ve ‘eve döndü’. A rtık evin şiirini yazacaktı. Biliyordu ki, ev, ancak içinde yaşayanlarla evdir.”
işte Beşir Ayvazoglu Yahya Kemal’in hayatı hakkında yaptığı araştırmanın bel gelerini, bu anlamda “ev” konusunu odak yaparak değerlendiriyor. Şairin doğduğu şehir Üsküp’ten, okumak için Selanik’e, oradan İstanbul’a, sonra Pa ris’e gidişini ve nihayet İstanbul’a dönü şünü, gelişim çizgisindeki önemli evreler olarak ele alıyor. Usküp’te geçen çocuk luk, babasından çok, dindar annenin et kisiyle biçimlenmiştir. Paris macerası, orada “Fleredia” ve antik şiire tutulması dır Grek hayranlığı, onu bir süre
“Neo-sıy
orada “Heredia” ve antik şiire
tutulması-T
Yunânîlik” çizgisine oturtur. Paris’te si yasal bilgiler branşında tarih hocası Abert Sorel’in etkisiyle kendi millî tari hini öğrenmeye heveslenir. Leon Ca- hun’un Türk tarihiyle ilgili kitabını oku duktan sonra geçici olarak Turancılığa varan bir milliyetçiliğe kapılır. Yahı Kemal’in İslamiyet’le ilişkisini şöyle ğerlendiriyor Beşir Ayvazoglu:
"...hem frenk hayatını yaşama alışkanlı ğından kurtulamayan, hem de öz hayatı mızı fevkalade güzel bulan Yahya Kemal, zamanla iki hayatın da çizgilerini taşıyan -gönlüne göre- bir Müslüman tipi çizecek tir" (s. 3y)
“Gönlüne göre” Müslümanlığını onun estetik kişiliğine bağlayan yazar, “İslam’ı Kuran’da ve hadis kitaplarında değil, mesela Itrî’nin Tekbir’inde, Sinan’ın Sü- leymaniye’sinde, yahut bir Yesârî hattın da” gördüğünü belirtiyor. Eski kültürü müzün mesela resim den ve nesirden yoksun oluşu üzerinde duruşu, Ayvazoğ- lu’na göre Yahya Kemal’in “Nev-Yuna- nîlik” dönemindeki yorumunun izlerini koruyuşu demektir. Önün “Gönül ister di ki mazini dirilten sanat,/ sana tarihini her lahza hayal ettirsin” dizilerindeki düşünceye Ayvazoglu şöyle karşı çıkıyor:
...fakat eğer resmimiz olsaydı, bu res min göstereceği şehirler, bina ve kıyafetler olmayacaktı. Çünkü resmin ve nesrin da yandığı dünya görüşü ve estetik onları da farklı bir tarzda şekillendirecekti.” (s. 42)
Biyografi türünün gereği “Yahya Ke mal. Eve Dönen Adam aa Yahya Ke mal’in hayat çizgisinde yalnızca düşünce ve sanatının belirleyicilerini değil, onun duygusal yanını, aşklarını da tanıtıyor Ayvazoglu. Gençliğinin evliliğe varama yan imkânsız aşklar gibi ileri yaşlarda kendince bazı sosyal kaygılarla yasallaştı- ramadığı birliktelikler. Beşir Ayvazoglu, Yahya Kemal’in hayat hikâyesini anlatır ken onun düşünsel tutumunu, Batı’ya ve Doğu’ya eleştirel bakışını vurguluyor ve Yahya Kemal’in millî kişiliğini korumayı bilişini şöyle dile getiriyor:
“Öyle anlaşılıyor ki, Tan:
rutiyet aydınlarının ayına vasfı, kendile rini Batıdan çok aşağıda görmeleridir. Bir istisna vardır: Yahya Kemal. Daha önce de ifade ettiğimiz gibi, o, ruh esaretine düşmeden, Batıyla tam bir eşitlik içinde konuşmayı başarabilmiş birkaç aydından biridir, belki de tektir. Dokuz yit kaldığı Paris’te, Batı kültürünün mahiyetini kav ramış, İstanbul’a döndükten sonra, büyük iddialarla ortaya çıkan fik r î cereyanlardan uzak kalabilm iştir. En yakın durduğu Türk Ocağı çevresine bile aslında çok uzaktır.” (s. 61)
Sentezci tutum, Yahya Kemal’in kül tür anlayışında altı çi
zilerek anlatılıyor. Beşir Ayvazoglu, ikinci biyografi kitabı “Tarık Buğra”da da benzer bir eğilimi, eleştirel-sentezci kişi liği esas alıyor, iki bi yografi arasındaki fark, daha çok hazı rlama tarzında, Yah ya Kemal’i, eserleri ve hakkında yazılmış ikincil k itap lard an kotardığı bilgilerle an latırk en , Tarık Buğra’yı bizzat tanı mak ve onunla bu projeyle ilgili söyleş mek im kânını b u l muş bir biyoğraf ola rak işliyor.
K itabına ne için “G üneş Rengi Bir Yığın Y aprak” alt
başlığını seçtiğini önsözde açıkayan Ay vazoglu, Tarık Buğra’nm bu başlık altın da bir otobiyografik roman yazmayı planladığı ve bunun yalnızca otuz iki say fasını gerçekleştirebildiğini söylüyor. Ta rık Buğra yı, yetmiş beşinci yıldönümün de Türkiye Yazarlar Birliği’nin düzenle diği kutlama gününde izleyen, onunla Is tanbul-Ankara gidiş-dönüş yolculuğunu birlikte yapan ve o saatleri yazarın kendi sinden dinlemek amacıyla değerlendiren bir biyoğraf var karşımızda. Kitap Tarık Buğra’nm “Hatırlamak” şiiriyle başlıyor. Onu izleyen “Giriş Yerine” de Beşir Ay vazoğlu’nun Tarık Buğra ile kişisel dost luğunu öğreniyoruz. Diğer bölüm başlık ları şöyle: “Ah Güzel Çocukluk”, “Şiirin Kıyılarında”, “Lise Yıları”, “IstanbuPda Bir Akşehirli”, “Kar, Tiyatro ve Bıyık”, “Sancılı Günler”, “Öğlumuz Doğuyor”, “Çmaraltı’nın Hikâyecisi”, “ilk Kitap, ilk E ş”, “Kavg anın A rdından Gelen Dostluk”, “Ve ‘Siyah Kehribar’”, “Gaze teci Tarık Buğra”, “Büyük Konu: ‘Küçük Ağa’”, “Dergi Çıkarmak”, “BirTürkçe Savşaçısı”, “Tarık Buğra, Tenkit .Tenkit çiler”, “Romanlar, Romanlar”, “Akümü- latörlü Radyo ve Sonrası”, “Bakla Soka ğında Yirmi Dört Yıl”, “Son Allahaıs marladık”, “Sonuç Yerine”.
Ayrıntılı bilgiler
Beşir Ayvazoglu, “Tarık Buğra” kita bında “Yahya Kemal” kitabındaki yönte mi sürdürerek bölümlere ilgili kişilerden söz konusu bölümün içeriğine uygun dü şen bir epigrafla başlıyor. Tarık Buğ- ra’nm çocukluğunda okuduğu kitaplar dan, evde dinlediği İlâhilerden, K ül lük’teki edebiyatçı sohbetlerinden, öğret menliğinden, ilk başarısından, ideolojisi nin yönlendirdiği eleştiri kuruntundan çektiklerinden, gazeteciliğinden, dil poli tikasından, romanlarından, televizyon filmlerinden ve bunların alımlanmasın- dan ayrıntılı bilgiler veriyor. Edebiyatın ve sanatın görevinin Tarık Buğra’ya göre ne olduğunu ondan şu alıntıyla belirliyor Ayvazoglu:
“[Edebiyat] ispatlamaz, gösterir; telkin etmez, düşündürür; hüküm vermez, hü küm vermeye yol açar; iddia etmez, oku yucunun ret ve kabul, hal ve ruh tercihini serbest bırakan bir dünya kurar. Görevi budur ve bunu başardığı ölçüde değerli dir.” (s. 63)
Onun romanlarını, resmî tarihi sorgu lama cesareti gösteren eserler olarak ele alan Ayvazoglu, biyograflığın izin verdiP yorumlama hakkını fazlasıyla kullanara. Tarık Buğra’nm başarılarının solcu ede biyatçılar ve yöneticiler yüzünden gölge- lenmeye çalışıldığını çeşitli vesilelerle vurguluyor.
Gerek “Yahya Kemal” gerekse “Tarık Buğra” biyografileri, yorumlayıcı dozu gereğinden çok olsa da bilgilendirici işle vi yerine getiren, emek ürünü yararlı ki taplar. Biyografinin alışılmış, fotoğraflar la beslenme özelliği gerçekleştirilmiş. Ek sik olan, tarihlemeler. Her iki kitaba da bundan sonraki baskılarında birer tarih döküm tablosu eklenmeli.
Dileğim edebiyatçı biyografilerinin peşpeşe yayımlanması için bu iki kitabın özendirici olması. ■
Yahya Kemal Tarık Buğra
S A Y F A 9