• Sonuç bulunamadı

Bu toprağın masalları

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Bu toprağın masalları"

Copied!
2
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

© o

Bu Toprağın Masalları

Yazan: KEMAL SALİH SEL

LTMIŞ Sene evvel; Ramazana

\ tesadüf eden bir Haziran a- yınm aylı yıldızlı bir gecesi ... Deniz, belki de Boğaza nâzir bir ev: «Şaire-i meşhure Nigâr binti Osman Hanım» ın salonu. Davetliler arasında Maarif Nazırı Münif Paşa, Recaizade Ekrem Bey gibi zamanın maruf simaları, edipler, musikişinas­ lar, sanatkârlar var. Bir de yabancı: türkçeyi henüz öğrenmiş genç bir Macar.

Ne salonun iç açıcı ihtişamını an­ latacağım, ne de iftar sofrasının çe­ şitli çerezini... Ne yenileni, ne de içi­ leni. Sizi, şu darlık günlerinde, ne diye bir hayal âlemine sürükliye- yin)?.,.

İftardan sonra, bir aralık, Nigâr Hanım piyanosunun başına geçiyor. Üstat Ekrem’in bir suzinâk şarkısını hem biniyor, hem çalıyor. Fakat bi­ tirir bitirmez, davetlilerine dönerek:

— Bizim Macar misafirimiz, diyor, bu şarkılardan ziyade avam beyitle­ rini tercih ediyor.

Bütün gözler genç Macara dikili­ yor. En çok alâka gösteren Üstat Ek­ rem’dir; hele onun Türk diline heve- shrrrlmtâ güne kadar bir çok tür­ küler, beyitler topladığını öğrenince daha çok hoşlanıyor, ancak:

— Avam şiirinin sadeliği, dilinin güzelliği şüphesizdir, fakat kelimeleri az... Bu sebeple fikirleri de o kadar çok olamaz.» diyor.

Genç Macar, bu noktai nazara iş­ tirak etmiyor: — Fikirleri de var,

kelimeleri de bol... diyor,, ama bun­ lar elân meçhul.. .

Mübahase hararetleniyor; dil bah­ si üzerinde, halk edebiyatı üzerinde bir çok fikirler teati ediliyor. Açık türkçenin ehemmiyeti üzerinde durul­ duğu bir sırada söze karışan Maarif Nazırı:

— O halde, diyor, türkü mürküler- den ziyade masalların kıymeti olmalı.

Ekrem Bey çocukluk günlerini ha­ tırlıyor : •

— Masalları en ziyade bilen, en çök söyleyen kocakarılardır. Masallar onların tandırı yanında söylenirdi. Çocuk iken masalları hep annemden ve yanındaki cariyelerden, konu kom­ şu dişi ehlinden işittim.

Münif Paşa — Hepimiz öyle... Ma­ sallara hanımların ve çocukların me­ rakı olur.

(2)

Muhaverenin tam bu safhas'ında, köşede oturan ve konuşulanları alâ­ ka ile takip eden büyük hanımefendi — Nigâr Hanımın ihtiyar annesi'— muhavereye karışıyor:

— İşte kocakarı benim, masalları bilen de ben... diyor. Genç Macar fırsatı kaçırmıyor, hemen yerinden kalkıp büyük hanımın yanma gidi­ yor ve elini öperek rica ediyor:

— Öyleyse bir tandır kuralım.. Misafirler bu ricayı cana minnet biliyor, hepsi iştirak ediyorlar. Bü­ yük hanım razı oluyor:

— İyi ama, diyor, masal söylen­ mezden evvel bir de tekerlemesi var­ dır. Önce onu dinlemelisiniz.

Ekrem Bey, tekerlemenin ne-oldu­ ğunu izah ediyor: Masalların ilk kıs­ mı, mukaddeme gibi eğlenceli sözler­ den ibaretNjir başlangıç.. Herkes bü­ yük hanımın etrafına, toplanıyor. O, ■ gülümseyerek, başlıyor:

«Bir varmış, bir yokmuş, Allahın kulu çokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur kazgan içinde, deve tellâl i- ken, sıçan berber iken, biz on beş yaşında iken, anamın babamın beşi­ ğini tıngır mıngır sallar iken; var varanın, sür sürenin, destursuz bağa girenin hali budur hey... Yaranı sa­ fa, Bekri Mustafa, kaynadı kafa... Ak sakal, kara sakal, penbe sakal, yeni berber elinden çıkmış bir taze sakal.. Kasap olsşm sallayamam sa­ tırı, nalbant olsam nallayamam ka­ tırı, hamamcı olsam dost ahbap ha­ tırı... Birisi benim kârım değildir. Doğru kelâm, bir gün başıma yıkıl­ dı hamam... Dereden siz gelin, tepe­ den ben; anasını siz sevin, kızını ben; sandığa siz girin, sepete ben; tahta merdiven, taş merdiven, toprak mer­ diven... Tahta merdivenden çıksam yukarı; ol zenpuri kızlar, andıkça yüreğim sızlar; ol zenpuri perdeyi kaldırdım, baktım köşede bir hanım oturuyor. Şöyle ettim, böyle ettim, tabanının altına bir fiske vurdum, su peruzesi gibi tiril tiril titriyor. Buradan kalktık gittik, gittik, gittik..

A İ !

az gittik, uz gittik, dere tepe düz git­ tik, altı ay bir güz gittik... Bir de arkamıza baktık ki bir arpa boyu gitmişik... Yine kalktık, gittik, gi­ de gide gittik... Göründü Çin maçin padişahının bağları.. Girdik birine; değirmencinin biri değirmeni çevirir. Yanında bir de kedisi var: O ke­ dideki göz, o kedideki kaş; o kedi­ deki burun, o kedideki ağız, o kedi­ deki kulak, o kedideki yüz, o kedi­ deki saç, o kedideki kuyruk...»

Büyük hanım, bu tekerlemeyi, â- deta nefes almadan, bir hamlede söy- leyivermişti. Birden duruyor. Onu can kulağiyle dinliyen misafirler el' çırpıyorlar:

— Maşallah hanımefendi, diyorlar, ne güzel de ezberden söylüyorsunuz. Ya arkası?.

Arkası masal tabiî... Ve «Bir.odun yarıcısı» masalını dinliyorlar.

1887 senesinin Ramazan ayında, «Şairei meşhure Nigâr binti Osman Hanını» m ihtiyar annesinden ilk ma­ salı dinliyen genç; somadan, Macar Akademisi âzaları arasında yer ala­ cak olan profesör doktor İgnase Ku- nosdur. Çünkü, bu tarihten sonra, ömrünün kırk yılını Türk halk ede­ biyatını tetkike hasretmiş, macarca- dan başka almanca, İngilizce, rusça ve fransızcaya çevrilen kırka yakın eser ile milletlerarası şöhret kazan­ mıştır .

AO

Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Merkezden binlerce kilometre uzak vilâyetlere malik olan Osmanlı İmpara­ torluğu için demiryolları, bunlar üzerinde gerek hâkimiyeti temin ve gerek daimî

Ertesi gün toplu bir halde Beyoğlu Belediye bina­ sında İstanbul kumandanı Refet Paşa' ya mülâki olduktan sonra hep bir ara­ da Topkapı sarayına geçerek

The purposes of this study were to understand and compare the differences in medical costs and rat ios among different diagnoses, patient characteristics, hospital

Bilgisayar destekli eğitim; öğrencilerin akademik başarılarının yanında bilimsel düşünebilme becerisi ve öğrencilerin bilimsel bilgilerinde de artışa sebep

Türkeş’ Sema Bingöl ECER - Zeynep ÇETİNKAYA MHP Lideri Alpars­ lan Türkeş’in Yaşar Kemal’i “PKK’ya arka çıkmakla” suçlaması ka- moyunda yeni bir tartış­

Kendi açısından sinema ve tiyatroda yönetmenliği kar­ şılaştıran Macit Koper, tiyat­ ronun çok daha kolektif bir sa­ nat dalı olduğunu belirtiyor:.. “Tiyatroda

Ama bu kuşağın İz­ lenimci görüşten etkilenerek bir tür akademik ve yerel niteliğe dönüşen ve geniş bir sanat­ çı kesiminin somut bir görünüşe, figüre bağ­ lı

• stanbul Radyosu sanatçısı Alaettin Aday'ın radyoda- ■ ki işine son verilm esi üzerine İstanbul Radyosu sa- * n a t ç ıla r ı kendi aralarında imza