Evvel zaman içinde r
tf eK ll Il li ai ll lI II HII II II II IM II BI IIB llllBB Il svsI>IIVBIIII|l|l ” l*İ **ll li* BBlir '
Üstat bestekâr Lem’i
in .
Üstadın musiki iptilâsî — Düm tekâ düm tek —
Bazı zühuller — Üstadm bir mektubu —
Şaheserler
«İktibas hakkı
m ah fu zd u r»SEMİH MÜMTAZ
S.
L
«m’i B«y 1048 »sn esinin teşrinısâ- nisind# (24 teşrinisani) Te fa l etti. Üç senedenberidlr 77küsur sene üzerinde yaşadığı
toprağın altında serildi yatı yor. Cenabı Hak gariki rahm et ey lesin. Onu memlekete unutturmasın. Zira musikimizin mefahlrindendir. Ben kendisini tanıdığım saman beş altı yaşındaydım. Babanım mühür darı ve emini idi. Ve: Ailemizin ha yırhah bir dostu idi. Menkûb Teya makbul olduğumuz zamanlan birbi rinden ayırmaz bizden ayrılmaz*. Şu halde musikiye ipt ilâsın a tâ küçük- lüğümdenberi şâhlt olur dururdum. İşlerini bitirdikten sonra hocalarına gider musiki meşkleri alır, naıtlar, semailer beste T e şarkılar öğrenir Te vakit buldukça tekrar edıer bize de dlnlettirirdl. Yalnız ku kadar mı ya? Usul de tuttururdu. Karşısına geçer «Düm tekâ düm tek» dizlerimize vurur dururduk. Fakat bu tutuş çocuğunu
döğmeyen dizini döğer kabilinden de ğildi. Hem neşeli hem de faydalıydı. Bence Lem’i Bey bütün ömrü boyun ca musiki dalgalariyle çalkanan bir umman gibiydi. Bir an sükûn bul mazdı. Heyecan Te halecanlar için de, kftmilen his kesilerek o cânım
şarkıları besteler Te akıl Te* hayale gelmlyen nağmelerle oyalar gibi süs lerdi. Sonra da gayet kolaylıkla bu işi yapar*. Yalnız güfteleri beğen mekte pek kolaylık göstermezdi Ve seTmez beğenmezse eğeri Mali Kanı na sahip olacağını bilse «gık» demez di!!
Bazı zühuller
Beş yüze yakın şarkısı vardı. Fa kat teessüfle söylerim bir çoğunu ih mal etmiş kaydettirmemiş; kütüğe geçirtmemiştl. (Geçirilmiş olanlar bi le hâlâ toplu olarak basılamadı)?! Yapalım, yazdıralım derdi. Zira onun derdi bunu yapabilecek birisine te sadüf etmekti. Elbette kendi kendine bu muazzam işe girişemlyeceğindcn emindi. Bir aralık şehir konservatu- varımızdıan ümitlenmişti amma o d'i nedense boşa çıkmıştı. Şu ihtiyar a- dam henüz hayatta iken ve şarkıları nı hâlâ kendisi kendine hâs ve müm taz olan tavırlariyle okurken ona bir kaç şarkı söyletsek (disk) lere alsak, eserlerini toplatsak notalarını yazsak diyen olmadı. (Yüz küsur sene ev velki eserleri bugün arar dururken daha düne kadar hayatta ve sıhhatte olan Lem’i Bey gibi bir üstadın akla gelmemesi doğrusu hayretlere şayan diril)
Üstadın mektubu
Sokağa çıktıkça mutlaka beni ari yan Lem’i Bey evde kaldıkça muha bereye ve müraseleye germi verir muttasıl mektuplar yazar gönderirdi. Vefatından 7 ay evvel aldığım bir mektubunda hâtıratm dan bir kısmını ele almış ve şöyle diyordu: (... ve linimet: Dün gece sabahladım. Gaz tazyiki ile müterafik asm aksesi. Bu günü nasıl geçirebileceğimi bilmiyo rum. Evdeki yalnızlık beni büsbütün zivanadan çıkaracak. Başım dönme se sokağa fırlamıştım amma ne ça re ki arada sırada üşümek de geliyor. Uykusuzluğun tesirleri. Cenubi Hak muinim olsun. Bugün şiddetli perhiz. Kızarmış ekmekle limonatadan başka birşey yok. Yarın Allah kerim... İki gözüm: Hâtırat için biraz birşeyier karaladım. Aşağıya alıyorum. Bülbül Sallhi, Hakkı Dermanı; Leon Hancı- yanı; kemaniler arasında yazacağım hâli hazırda saz sanatkârlarının İsim lerini saydığım eski üstadlara kıyasen
infrftr olunamıyacak bir hünerleri va t ki o da akortsuz kadın seslerini gelişi güzel transport akortlarla dinletmeğe muvaffakiyetleridir. Gençlerin musi kimizi melânkolik görerek garb mu sikisine meyil ve İtibar etmeleri h a sebiyle armonili kompozisyonların ta t bikine radyomuzda mecburiyet hâsıl olduğuna dair deveran eden sözler gülünçtür. Ara sıra radyodan duyu lan dört sesli bağırtının ruhlara bit soğuk ürperme tesiri yaptığını pel|E çok kimseden ve gençlerden işittiğini gibi, kırk derecei hararette ateşler i- çlnde yatan bir genç hastanın radyo nun bu garip neşriyatından gelen ses leri işitir işitmez bir soğuk su dalga sına tutulmuş gibi bir kriz geçirdi ğini de haber aldım. Üniversite tale besinin üstadları Fahreddin ve sın- şlresinin eseri himmetiyle vücuda ge tirdikleri musiki heyetinin Kadıköy Halkevinde verdikleri konserde gös terdikleri şevk ve kabiliyet gençlerin musikimize olan meyil ve muhabbet lerini tebarüz etirir ki bunun nksi hakkmdaki iddianın butlanına delili kâfidir. Geçen akşam yeğenimin da vet ettiği misafirlerden komşumuz Fahri Beyin aşçısının üstadı b! na- zir Münir Nureddlnin hanesinde bir müddet aşçılık etmesinden bilistifade üstadın repertuvarmdıan beş on par ça şarkı öğrenip hafif sadasiyle te- ganni ettiği geç vakit hâtıra gelme siyle kadehte durduğu gibi midede hllmiyetüıi muhafaza edemiyen içki nin tesiriyle aşçı Salim uykudan kal dırılarak yanımıza getirtilmişti ki bi ze üstadın h attâ Jestlerini taklit e- derek« Yemenimin uçları çıkamam yo kuşları» ile beraber birkaç iarça söy lemiş ve hâzlrunun hayret ve takdi rini kazanan aşçı Salim mutayyıben
âramgâhma iade edilmiştir...).
Şaheserler
Lem’i Bejin şarkılarının ser tâeî mâhûr makamından olan «Aman sa ki lûtfuna âmadeyim» şarkısıdır Ve bu şarkıya tam mânaslyle bugün ma lik ve sahip olan kemançe üstadımız Kemal Niyazidir. Konservatuvann Türk musikisi erkânından olan Ke mal Niyazi Beyden müessesenin bu câ- nım şarkıyı olsun repertuvarına al ması ve bir ehline okutması ve h attâ güzel okunur, muvaffak olunursa diske aldırması hayırlı bir hizmet olur derken; muhterem karilerim; merhum Lem’l Beyi bir daha rahm et le anmamda lütfen benimle yekza- man olmanızı rica edeceğim.
S. M. S.
I
1
1
:
Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Ta ha Toros Arşivi