• Sonuç bulunamadı

İlköğretim okulu yöneticilerinin motivasyonunu etkileyen faktörler

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "İlköğretim okulu yöneticilerinin motivasyonunu etkileyen faktörler"

Copied!
132
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

EĞİTİM BİLİMLERİ ANABİLİM DALI

EĞİTİM YÖNETİMİ TEFTİŞ PLANLAMASI VE EKONOMİSİ BİLİM DALI

İLKÖĞRETİM OKULU YÖNETİCİLERİNİN MOTİVASYONUNU ETKİLEYEN

FAKTÖRLER

Abdulkerim GÖKÇE

YÜKSEK LİSANS TEZİ

Danışman

Yrd. Doç. Dr. Vicdan ALTINOK

(2)

Önsöz / Teşekkür ... iii

Özet ... iv

Abstract ... v

Tablolar Listesi ... vi

Şekiller Listesi ... vii

BİRİNCİ BÖLÜM – GİRİŞ ... … 1 1.1.Problem Durumu ... … 1 1.2.Problem Cümlesi ... … 3 1.3.Araştırmanın Amacı ... … 3 1.4.Araştırmanın Önemi ... … 4 1.5.Tanımlar ... … 4

1.6.Konu İle İlgili Yapılan Araştırmalar ... … 5

İKİNCİ BÖLÜM – KURAMSAL ÇERÇEVE……….………. 8

2. Motivasyon ve Motivasyon Kuramları ... … 8

2.1.Motivasyon ... … 8

2.2.Motivasyonun Önemi ve Yararları ... … 10

2.3.Güdü Çeşitleri ... … 13

2.4.Motivasyonun Kuramları ... … 18

2.4.1.Kapsam Teorileri ... … 19

2.4.1.1.Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi Yaklaşımı ... … 19

2.4.1.1.1.Fizyolojik İhtiyaçlar ... … 22

2.4.1.1.2.Güvenlik ihtiyaçları ... … 23

2.4.1.1.3.Sosyal İhtiyaçlar ... … 23

2.4.1.1.4.Saygı Görme İhtiyacı ... … 24

2.4.1.1.5.Kendini Gerçekleştirme İhtiyacı ... … 25

2.4.1.2. Herzberg’in Çift Faktör Kuramı... … 28

2.4.1.3.ERG Yaklaşımı ... … 31

2.4.1.4. McClelland’ın Başarı İhtiyacı Kuramı ... … 35

2.4.2.Süreç Teorileri ... … 41

2.4.2.1. Skinner’in Sonuçsal Şartlanma Kuramı ... … 41

2.4.2.2. Vroom’un Bekleyiş Teorisi ... … 43

2.4.2.3. Lawler ve Porter’in Geliştirilmiş Beklenti Teorisi ... … 46

2.4.2.4. Adams’ın Eşitlik Teorisi ... … 48

2.4.2.5. Edwin Locke’nin Amaç Teorisi ... … 51

2.5. Motivasyona Farklı Bir Yaklaşım : Japon Z Modeli ... … 53

2.6. Güdülenme Kuramlarının Önemli Katkıları ... … 57

2.7.Motivasyon Araçları... … 58 2.7.1.Ekonomik Araçlar ... … 58 2.7.1.1.Ücret Artışı... … 59 2.7.1.2.Primli Ücret ... … 60 2.7.1.3.Kâra Katılma ... … 61 2.7.1.4.Ekonomik Ödül ... … 62 2.7.2.Psiko-Sosyal Araçlar ... … 63 2.7.2.1.Çalışmada Bağımsızlık... … 63 2.7.2.2. Sosyal Katılma ... … 64 2.7.2.3.Değer ve Statü ... … 65 2.7.2.4.Gelişme ve Başarı ... … 66 2.7.2.5.Çevreye Uyum ... … 67 2.7.2.6.Öneri Sistemi... … 67 2.7.2.7.Psikolojik Güvence ... … 68

(3)

2.7.3.4.Kararlara Katılma... … 73

2.7.3.5.İletişim ... … 74

2.7.3.6.Fiziksel Koşulların İyileştirilmesi ... … 75

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM –ARAŞTIRMANIN YÖNTEMİ ... … 76

3.1.Araştırmanın Modeli ... … 76

3.2.Evren ve Örneklem ... … 76

3.3.Veriler ve Toplanması ... … 77

3.4. Veri Aracının Geliştirilmesi ... … 77

3.5. Verilerin Çözümlenmesi... … 80

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM –BULGULAR VE YORUM ... … 81

4.1. Örneklem Grubunun Demografik Özelliklerine İlişkin Bulgular ... … 81

4.2. Okul Yöneticilerinin Motivasyonunu Etkileyen Temel Faktörlerle İlgili Bulgular... … 85

4.3. Okul Yöneticilerinin Motivasyonunu Etkileyen Temel Faktörlerin Demografik Özelliklere Bağlı Olarak Değişimi ... … 86

4.3.1. Okul Yöneticilerinin Motivasyonunu Etkileyen Temel Faktörler İle Kıdemleri Arasındaki Fark ... … 86

4.3.2. Okul Yöneticilerinin Motivasyonunu Etkileyen Temel Faktörler İle Yaşları Arasındaki Fark ... … 88

4.3.3. Okul Yöneticilerinin Motivasyonunu Etkileyen Temel Faktörler İle Eğitim Düzeyleri Arasındaki Fark ... … 89

4.3.4. Okul Yöneticilerinin Motivasyonunu Etkileyen Temel Faktörler İle Branşları Arasındaki Fark ... … 90

4.3.5. Okul Yöneticilerinin Motivasyonunu Etkileyen Temel Faktörler İle Özel ve Kamu Arasındaki Fark... … 91

4.4. Okul Yöneticilerinin Motivasyonunu Etkileyen Alt Faktörlerle İlgili Bulgular... … 94

BEŞİNCİ BÖLÜM –SONUÇ VE ÖNERİLER... … 103

5.1.Sonuç ... … 103

5.2.Öneriler ... … 104

Kaynakça ... 106

Ekler ... 112

(4)

Bilimsel Etik Sayfası

T.C.

SELÇUK ÜNİVERSİTESİ

Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü

BİLİMSEL ETİK SAYFASI

Bu tezin proje safhasından sonuçlanmasına kadarki bütün süreçlerde bilimsel etiğe ve akademik kurallara özenle riayet edildiğini, tez içindeki bütün bilgilerin etik davranış ve akademik kurallar çerçevesinde elde edilerek sunulduğunu, ayrıca tez yazım kurallarına uygun olarak hazırlanan bu çalışmada başkalarının eserlerinden yararlanılması durumunda bilimsel kurallara uygun olarak atıf yapıldığını bildiririm.

(5)

ÖNSÖZ

Bir ülkenin ilerlemesi eğitim kurumlarının üzerlerine düşen görevlerini yerine

getirdiklerinde mümkün olabilmektedir. Eğitimin temel basamağını da ilköğretim

kurumları oluşturmaktadır. Toplumu oluşturan bireyler hayata dair ilk bilgileri

ilköğretim okullarında öğrenmekte ve sosyal hayata bu kurumlarda adım atmaktadır.

İlköğretim okullarının görevlerini yerine getirmesinde başta öğretmenler ve

ilköğretim okulu yöneticileri sorumludur. İlköğretim okulu yöneticilerinin

motivasyonları bu kurumda çalışan öğretmenlerin moral ve motivasyonlarını

etkilemekte ve öğretmenler ilköğretimin amaçlarını yerine getirmekte

zorlanmamaktadırlar.

İlköğretim okullarımızda yöneticilerimizin motivasyonunun yüksek olması

başta diğer personel olmak üzere öğrenciler ve veliler açısından oldukça önemlidir.

Bu araştırma ile ilköğretim okullarımızda görev yapan yöneticileri motive eden

faktörlerin belirlenmesi hedeflenmiştir.

Araştırmamın her aşamasında bana destek veren, yardımlarını esirgemeyen ve

rahat çalışmamı sağlayan tez danışmanım Yrd.Doç.Dr Vicdan ALTINOK’a, tüm

aşamalarda maddi ve manevi desteği ile yanımda olan eşim Gülseren GÖKÇE’ye,

araştırmamın her aşamasında yardımlarını esirgemeyen okul müdürüm

sn.Muzaffer KULAKSIZ ve mesai arkadaşlarıma, veri toplamada yardımcı olan

Özgür Devrim FİDAN’a ve eğitim hayatımın ana desteği aileme sonsuz teşekkür

ederim.

Abdulkerim GÖKÇE

(6)

ÖZET

Bu araştırmanın amacı İlköğretim Okulu Yöneticilerinin motivasyonunu

etkileyen faktörlerin incelenmesidir.

Araştırmadaki amaca ulaşmak için:

Veri toplama aracı, 2007-2008 eğitim-öğretim yılında Konya ili merkez

ilçelerindeki (Meram,Selçuklu,Karatay) özel ve kamu ilköğretim okullarında görev

yapan ve ankete katılmak isteyen 161 ilköğretim okulu yöneticisine uygulanmıştır.

Elde edilen veriler SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin

analizinde “frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma,t-testi, varyans

analizi” kullanılmıştır. Veriler p<0.05 anlamlılık düzeyinde test edilmiştir. Yapılan

analizlerin sonucunda ilköğretim okulu yöneticilerini motive eden faktörlerin başında

işin saygınlığı gelmektedir. İlköğretim okulu yöneticilerinin kıdem değişkenine göre

anlamlı farklar görülmekte olup yaş, branş, kamu ve özel okul değişkenlerinde

(7)

ABSTRACT

The goal of this research is to determine the factors that influence the

motivation of the Primary School Administrators.

The goal of this research is to determine the factors that influence the motivation of

the Primary School Administrators.

In order to attain the goal of search; The developed datum means, was carried out

during the 2007-2008 education year to 161 primary school administrators who are

working for private and state schools and volunteers in Konya, for the survey in main

districts: Meram, Selçuklu, Karatay.

The datum were analyzed by using SPSS program. In the analyze of the inputs

Frequency, Percent Arithmetical Average, Standart Deviation, T-Test and Variance

were used. The datum were tested on the meaningful level.

At the results of the carried out analyzes among the primary school administrators,we

saw that the most important factor that influences the motivation of the Primary

School Administrators was respect of the job. In the sex, age, seniority meaningful

differences were not seen, but in the education institution variables there were

(8)

TABLOLAR LİSTESİ

Tablo-1. Güvenilirlik Değeri... 78

Tablo 2. Veri Toplama Aracında Yer Alan Maddelerin İlgili Olduğu Faktörler... 80

Tablo-3. Örneklem Grubunun Kıdemlerine Göre Dağılımı... 81

Tablo-4. Örneklem Grubunun Yaşlarına Göre Dağılımı... 82

Tablo-5. Örneklem Grubunun Eğitim Durumuna Göre Dağılımı... 83

Tablo 6. Örneklem Grubunun Branşlarına Göre Dağılımı... 84

Tablo-7. Örneklem Grubunun Özel ve Kamuya Göre Dağılımı... 84

Tablo-8. Okul Yöneticilerinin Motivasyonunu Etkileyen Temel Faktörler ve Etki Dereceleri.. 85

Tablo-9. Okul Yöneticilerinin Motivasyonunu Etkileyen Temel Faktörler ile Kıdemleri Arasındaki Fark... 87

Tablo-10. Kıdemin Okul Yöneticilerinin Motivasyonuna Etkisine İlişkin Dunett Testi Sonuçları... 87

Tablo-11. İşin Niteliğinin Okul Yöneticilerinin Motivasyonuna Etkisi... 88

Tablo 12. Okul Yöneticilerinin Motivasyonunu Etkileyen Temel Faktörler ile Yaşları Arasındaki Fark... 89

Tablo-13. Okul Yöneticilerinin Motivasyonunu Etkileyen Temel Faktörler ile Eğitim Düzeyleri Arasındaki Fark... 90

Tablo-14. Okul Yöneticilerinin Motivasyonunu Etkileyen Temel Faktörler ile Branşları Arasındaki Fark... 91

Tablo-15. Okul Yöneticilerinin Motivasyonunu Etkileyen Temel Faktörler ile Kamu ve Özel Arasındaki Fark... 92

Tablo-16. Okul Yöneticilerinin Motivasyonunu Etkileyen Temel Faktörlerin Etkilerinin Kamu ve Özele Bağlı Olarak Değişimi... 92

Tablo-17. Kamu ve Özel Okullarda Görev Yapan Yöneticilerin Motivasyonunu Etkileyen Temel Faktörler... 93

(9)

ŞEKİLLER LİSTESİ

Sayfa No

Şekil-1: Güdü Döngüsü ... 10

Şekil-2: Motivasyon Süreci ... 20

Şekil-3: Malow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi ... 21

Şekil-4: Herzberg’in Araştırmasına Göre Hijyenik Ve Motivasyonel Teşvik Araçları Dağılımı ... 31

Şekil-5: Kişilerin İhtiyaçları Ve Bunlar Arasındaki İlişkiler ... 34

Şekil-6: V.G.A. Teorisi İhtiyaçlar Hiyerarşisi ve Çift Faktör Kuramının Karşılaştırılması ... 35

Şekil-7: Skinner’in Sonuçsal Şartlandırma Kuramı ... 42

Şekil-8: Vroom’un Motivasyon Modeli ... 45

Şekil-9: Lawler ve Porter’in Motivasyon Modeli ... 46

Şekil-10: Eşitlik Kuramı ... 50

Şekil-11: Locke’un Amaç Kuramı ... 51

Şekil-12: Amaç Zorluğu ile Performans – Motivasyon arasındaki ilişki ... 52

(10)

BÖLÜM 1

GİRİŞ

Bu bölümde araştırmanın konusunu oluşturan problem durumu açıklanmış,

problem cümlesi, alt problemler, araştırmanın amacı ve önemi belirtilmiş,

araştırmada geçen kavramların tanımlarına yer verilmiştir.

1.1 Problem Durumu

Günümüzde bütün örgütler bir rekabet içerisindedir. Bu rekabetten elindeki

imkanları, kaynakları en etkili ve verimli şekilde kullanan örgütler galip gelmektedir.

Özellikle girdileri ve çıktıları insan olan eğitim örgütlerinde bütün personel

imkanlarını en iyi biçimde kullanmalıdır. Özellikle bu kaynakların kullanılmasında

etkililik ve verimliliğe dikkat etmek gerekir.

Çalışanları kurum yararına hareket etmek için motive etmek ve onları uzun

vadede işte tutmak zor bir iştir. Çalışanları verimli bir şekilde çalışmaya itecek,

sorumluluk almalarını sağlayacak, problemleri çözmeleri için harekete geçirecek ve

başarılarını ödüllendirecek bir ortamın yaratılması, yapılması gereken işlerin başında

gelir. Her ne kadar insanları çalışmaya motive eden kurumlar değil kendileriyse de,

en iyi uygulamaların olduğu kurumlar, yaratıcı çözümler, çok çalışma ve

organizasyona bağlılık için ilham veren bir atmosfer yaratırlar. Bu pozitif atmosfer,

yetenekleri geliştirme ve yenilerini edinme fırsatını ve güven duygusunu da içeren

bir çok yarar sağlar(Öztürk ve Dündar,2003).

Birisini bir şeyi yapmaya zorlayabilirsiniz ama o kişiyi bu şeyi yapmak

(11)

motivasyon da içten zevk almamızı sağlayan içten gelen en büyük zevktir. Kendini

iyi hissetme ve verimlilik bir biriyle sıkı sıkıya ilişkilidir(Hagemann,1997,5).

Motivasyon konusunda bir çok kuram vardır. Maslow, besin sevgi barınma

gibi temel ihtiyaçlarımız karşılandığı zaman motive olmak için takdir, başarı

duygusu ait olma duygusu gibi yüksek beklentiler içine girdiğimize inanmaktadır.

Yeni hedefler aramaya başlarız. Uğruna çaba göstermemiz gereken bir şeyimiz

olmazsa; körelme, sıkılma, değişememe gibi risklerle karşı karşıya kalırız

(Ingham,1997,5). Maslow bir takım gereksinmeler sıralamıştır. İçinde en çok ilgiyi

kendini gerçekleştirme gereksinimi çekmiştir. Maslow’un kuramı örgütlerde daha

demokratik daha özgür bir ortamın yaratılmasında etkili olmuştur. Örgütteki işlerin

anlamlı hale getirilmesine dikkatleri çekmiştir(Onaral,1981,17).

Okul yöneticileri okulun geleceğine yönelik bir vizyona sahip olmalı ve

sürekli olarak bu vizyona ulaşmaya yönelik çaba harcamaları gerekir. Okul

müdürlerinin rehberliğinde okul personeli tarafından ortaklaşa geliştirilmiş yazılı bir

vizyon ifadesi olması gerekir. Böylece okulun nereye gittiği hakkında okul çapında

bir uzlaşma sağlanmış olur ve okul müdürleri hedefe ulaşmaya yardım etmeye

çalışır. O halde bu vizyona ulaşmak, eğitimde kaliteyi ve verimi artırmak bu

amaçlara ulaşmak için eğitim yöneticilerinin de bir motivasyona ihtiyacı

vardır(Aytaç, 2006,91).

İlköğretim okulu yöneticilerimizin motivasyonunun düşük olması durumunda

ortaya çıkabilecek sorunlar okul ortamında huzursuzluğa sebep olacak ve eğitim

(12)

yapacaktır. Bundan dolayı eğitim yöneticilerinin yeterli düzeyde motivasyon sahibi

olabilmeleri için onları etkileyebilecek faktörlerin bilinmesi gerekir.

1.2. Problem Cümlesi

İlköğretim okulu yöneticilerinin motivasyonunu etkileyen faktörler nelerdir?

1.3. Araştırmanın Amacı

Bu araştırmamızda Konya ili merkez ilçelerindeki kamu ve özel İlköğretim

okullarımızın yöneticilerinin motivasyonunu etkileyen faktörleri belirlemektir.

Bu amaca ulaşabilmek için aşağıdaki sorulara cevap aranacaktır.

1. İlköğretim okulu yöneticilerinin motivasyonunu etkileyen temel faktörler

nelerdir?

2. İlköğretim okulu yöneticilerinin motivasyonunu etkileyen faktörler;

a. “Yaş” değişkenine

b. “Kıdem” değişkenine

c. “Eğitim durumu” değişkenine

d. “Branş” değişkenine

e. “Kamu ve özel okul” değişkenine bağlı olarak anlamlı bir farklılık

göstermekte midir?

(13)

1.4. Araştırmanın Önemi

İnsanlar arasında bireyleri ya da çalışanları yöneticilerin motive ettiği

yönünde genel bir anlayış hakimdir. Peki yöneticileri kim motive eder? Yöneticilerin

motivasyona gereksinimleri var mıdır? Eğer gerek varsa yöneticileri neler motive

eder? gibi soruların cevapların pek araştırılmamıştır. Bu açıdan araştırma,

1- Örgün eğitimin en önemli temelini oluşturan ilköğretim kurumları

yöneticilerinin motivasyonunu etkileyen faktörlerin tespit edilmesi

bakımından,

2- İlköğretim kurumları yöneticilerinin motivasyon seviyesinin yükseltilmesi

ile bu kademede çalışan öğretmenlerin de motivasyonunun yükselmesini

sağlama ve hedeflenen başarıya ulaşılabilme açısından,

3- Ayrıca, ilköğretim kurumu yöneticilerinin motivasyonu ile ilgili yeterli bir

araştırma olmamasından dolayı önem taşımaktadır.

1.5. Tanımlar

Motivasyon: İnsanı harekete geçiren iç ve dış güçler.

İlköğretim Okulu Yöneticisi: İlköğretim okullarında görev yapan müdür ve

müdür yardımcıları.

İşin Niteliği: Yapılan işten dolayı duyulan haz duygusu.

İşin Saygınlığı: Yapılan işten dolayı kullanılan yetkiler ve çevreden görülen

(14)

1.6. Konu İle İlgili Yapılan Araştırmalar

Can(1981) “Başarı Güdüsü ve Yönetsel Başarı-Türk kamu ve Özel Kesim

Yöneticileri Arasında Karşılaştırmalı Bir Araştırma” isimli çalışmasında;

i. Özel kesim yöneticilerinin daha yüksek başarı güdüsüne sahip

olduğunu,

ii. İş yerindeki sorumluluk düzeyi arttıkça yöneticilerin başarı

güdülerinin arttığı

iii. Yüksek lisans yapmış yöneticilerin yüksek başarı güdüsüne sahip

oldukları sonucuna ulaşmıştır.

Öztürk ve Dündar (2003) “Örgütsel Motivasyon ve Kamu çalışanlarını

Motive Eden Faktörler” isimli Milli Eğitim , Sağlık ve Adalet Bakanlığı merkez

örgütünde çalışan 42 yönetici ve 108 işgören ile yaptıkları çalışmalarında;

i. Yöneticilerde manevi ödüllerin parasal ödüllere oranla daha çok

motivasyon sağladığı, işgörenlerde ise parasal ödüllerin manevi

ödüllere oranla daha çok motivasyon sağladığı,

ii. Yapılan işlerin takdir edilmesinin tatmin duygusu yarattığı,

iii. Ücret adaletsizliliğinin huzursuzluğa sebep olduğu,

iv. Yaptıkları iş oranında yükselme olanaklarının olmasının yüksek

motivasyon sağlayacağı,

v. Karar vermede fikirlerinin alınmasının yüksek motivasyon

(15)

Şahin(2003) “Türk Kamu ve Özel Kesim Yöneticilerinin Motivasyon

Durumu: Kavramsal ve Ampirik Bir Çalışma” isimli 340 yöneticiyle yapmış olduğu

çalışmasında;

i. Yöneticilerin çalıştıkları kurumların fiziksel şartlarının yöneticilerin

motivasyonu için tek başına yeterli bir faktör olmadığı,

ii. Yöneticilerin ücret ve maaş seviyesi ile iş tatminleri arasında bir ilişki

olduğu,

iii. Özel sektör yöneticilerinin kamu sektör yöneticilerinden daha fazla başarı

başarı güdüsüne sahip olduğu,

iv. Her iki sektör yöneticilerinin ödüllendirilen davranışı tekrarlama

eğilimlerinin yüksek olduğu,

v. Yöneticilerin takdir edilme düzeyleri ile iş tatminleri arasında anlamlı

ilişki olduğu,

vi. İşi benimsemenin arttıkça tatmininde arttığı,

vii. Kamu ve özel sektör yöneticilerinin en çok tatmin oldukları ihtiyaçların

“işi benimseme”, “kurum dışı prestij ve saygı” , “başarı ve gurur

duygusu” , “kurum içi prestij ve saygı” , “ödül alınan başarılı davranışı

tekrarlama” sıralandığı sonuçlarına ulaşmıştır.

Balaban(2006) “Üst Düzey Yöneticilerin Doyumlama (Moral) ve

Güdülenmeleri (Motivasyon) ile İşletme Verimliliği Arasındaki Bağlantı” isimli

çalışmasında;

i. Yöneticilerin motivasyonlarının artması sonucunda işletmelerde

(16)

ii. Demokratik katılımlı bir yönetimin verimliliği artırdığı,

iii. Yöneticiler en çok önem verdikleri iki etkenin ilerleme ve başarma

duygusu olduğu,

iv. Yöneticiler için içsel motivasyon araçlarının dışsal motivasyon

(17)

BÖLÜM 2

KURAMSAL ÇERÇEVE

2. Motivasyon Ve Motivasyon Kuramları 2.1. Motivasyon

İnsanların etkili ve verimli olabilmeleri için motivasyon kavramı önemli bir

yere sahiptir. Motivasyon ile neyin ifade edildiğini anlamak için insanların günlük

hayatlarındaki faaliyetleri gözlenir ve davranışların şiddetlerinin neye göre

değiştikleri kontrol edilir(Geen,1995,2). Temelde kişinin davranışlarıyla ilgili bir

kavram olan motivasyon, Latince “movere” kelimesinden

gelmektedir(Bingöl,1990,190). Bu kavram dilimizde teşvik etme ya da güdülenme

olarak geçer(Sabuncu ve Tüz,1996,87). Türk dil kurumu sözlüğüne göre güdü

“Kaynağı dürtüde olduğu gibi duygulanım olmayıp akıl olan neden” olarak

tanımlanmıştır. Yine Türk dil kurumu sözlüğüne göre teşvik “isteklendirme,

özendirme” olarak tanımlanmıştır. Diğer tanımlarda ise motivasyon; organizmayı

davranışa iten, bu davranışın düzenlilik ve sürekliliğini beirleyen, davranışa yön ve

amaç veren, çeşitli iç ve dış etkenler ile bunların işleyişini sağlayan mekanizmalar

olarak belirtilmiştir(Aktaş ve diğerleri,2006,56;Yalçın,2002,171;Gürsel,1997,129).

Bireylerin gereksinmelerini doyuma ulaştırmak için öncelikle ne

yapacağımızı bilmemizi sağlayacak bilgeliğe, nasıl yapacağının bilgisine ve bunu

gerçekleştirmek için iç motivasyona ihtiyaç vardır. İç motivasyonun iki aşaması

vardır; birincisi zihinsel ne yapacağınızı aklınızda kavramak, ikincisi fiziksel

(18)

İnsan yaşamına yön veren ve özellik katan çeşitli güdüler vardır. Bunlar, canlı

bir organizma olarak tanımlanan insan üzerinde olumlu ya da olumsuz etkilerin

yarattığı uyarılma sonucu oluşur ve bir iç itilme yada dürtü olarak belirir. İnsan,

yaşamını daha anlamlı kılmak ve değerlendirmek için kendine özgü gereksinmeler

yaratır. İlginç yönü, bu gereksinmelerin kişilere göre değişken oluşudur. Farklı

nitelik ve önemde ortaya çıkan gereksinmelerin giderilmesi bireyde bir iç itilmeye

neden olur. Bu güç motiveden başka bir şey değildir. Hiç kuşku yok ki, ortaya çıkan

çeşitli nitelikte motiveler bireylerin davranışlarını da belirleyen göstergelerdir.

Güdüler insan davranışlarında çok etkili bir role sahiptir. Çünkü

davranışlarımız bunlar tarafından yönetilir. İnsan davranışlarını etkileyen güdüler

bazen açık, fakat bazen de kökleri derinlerde, insanın fizyolojik yapısında ve bu

yapısının değişen koşullarında olabilir. Nedeni ister fizyolojik, ister psikolojik olsun

güdülerin varlığı bireyleri çeşitli yönde davranışlara iter. Bu davranışlar belirli

amaçlar yönünde gelişir ve doyum noktasına varıldığında, bir başka deyişle güdünün

gereği yerine getirildiğinde ortadan kalkar. Ancak yeni doğacak gereksinmeler

doyulmuş güdüleri yeniden uyarabilir. Bu durum güdülerin dinamik yapısına sahip

olduğunu gösterir(Sabuncu ve Tüz 1996,88).

Güdü organizmanın hareketini başlatan, yönlendiren ve sürdüren güç

durumdur. Güdüler bir kez ortaya çıkıp doyuruldukları zaman tamamen ortadan

kalkmazlar, bir süre sonra yeniden ortaya çıkarlar. Buna güdülerin döngüsel olma

özellikleri denir. Güdü döngüsü şu şekilde meydana gelir:

1-İhtiyaç hissedilir

(19)

3-ihtiyaç giderilir(Can,2006).

veya

Motivasyon, bireylerde belirli şeylere karşı duyulan gereksinmeyle başlar. Bir

başka deyişle motivasyonun kaynağını gereksinmeler oluşturur. Bir gereksinme

ortaya çıktığında bireyde onu karşılama isteği belirir. Böylelikle birey itici bir güçle

uyarılmaya başlanmıştır. Belirli gereksinmeler karşılanmak üzere saptandıktan ve

birey iç ve dış etkilerle uyarıldıktan sonra bu kez çeşitli biçim ve yönde davranışlara

geçer. Bireyin amacı kendisine gereksinmelere karşı duyduğu isteğin doyumunu

sağlamaktır(Sabuncu ve Tüz 2001,122).

Hanks (1991,15) motivasyonu açıklarken; “Motivasyon olmaksızın değişim

olmaz, hareket olmaz. En önemlisi motivasyon olmaksızın istenen sonuçlara

ulaşılmaz.” demiştir.

2.2. Motivasyonun Önemi Ve Yararları

İnsan psiko-sosyal bir varlıktır. İnsanlar bir takım ihtiyaçlara sahiptir. Bunlar

fiziksel ve psikolojik olarak iki kısımda ele alabiliriz. Birey fiziksel ve psikolojik

ihtiyaçlarını tatmin etmedikçe doyuma ulaşamaz ve rahatsız olur. Kaynak: İnceoğlu,M.(1985,38)

Gereksinim Davranış Amaç

(20)

Kişilerin davranışlarının içinde her ne kadar arzu ve amaçlar saklı bulunsa da,

bunların yanında, kişinin davranışını etkileyen ve yön veren birçok uyarıcı unsur

mevcuttur. Bunlar genel olarak; çevresel koşullar, kişisel izlenimler, sosyal çevre ve

kültürün etkisi ile törpülenir, gizli güçlerini kaybeder veya yön değiştirerek başka

arzu ve istekler halinde oluşabilir. Şu halde, kişinin yaşadığı ortama, sosyal ve

kültürel çevreye, örf ve adetlere uymayan, arzu ve ihtiyaçlardan doğan güdüler

güçlerini devam ettirememektedirler. Bu güdüler kişinin içinde yaşadığı ortama uyan

arzu ve istekler ise kabul edilebilir ve benimsenebilir(Eren,2001,492).

Motivasyon olayı kişinin iş yapma, faaliyette bulunma, sonuç alma arzusu ve

gayreti ile ilgilidir. Şu halde kişinin özellikleri ve bekleyişleri ile yapılan iş arasında

yakın ilişki vardır. Yani kişi işten, iş kişiden etkilenmektedir. Bu karşılıklı etkileşim

iş ortamı içinde cereyan etmektedir.

Yapılan iş, iş yapan kişi açısından değişik anlamlar taşımaktadır. Bunların

başlıcaları şunlardır:

 İşin ekonomik değeri ve anlamı,

 İşin sosyal statü ve prestij değeri ve anlamı,  İşin psikolojik değeri ve anlamı.

Şu halde motivasyon açısından önemli olan kişilerin uygun ortamda kendileri

için anlamlı ve değerli işleri yapmalarıdır. İşi yapan yaptığı işi bu şekilde

algılamadığı sürece motivasyon daima bir sorun olacaktır(Koçel,2005,634).

Örgütlerde yöneticinin\idarecinin temel amaçlarından birisi ihtiyaçları

(21)

gidermektir. Aksi durumda ise, bireyin yaşadığı bu dengesizlik, onun davranışlarına,

iş verimine, moraline, ilişkilerine olumsuz etkide bulunacaktır. Başka bir ifadeyle,

bireyde iş verimsizliği, performans düşüşü, iş tatminsizliği gibi sonuçlar ortaya

çıkacaktır.

Rasyonel bir motivasyon sistemi ruhbilim ve toplum bilim ilkelerine

dayanmalıdır. Bu durumda motivasyon, gerek çalışanlar gerekse işletme bakımından

şu faydaları sağlayabilir.

 Çalışanların temel ekonomik ihtiyaçlarını karşılamaya imkan hazırlayacaktır.  Çalışanların toplumsal ihtiyaçlarını (kültürel, çalışma saatleri, sosyal

güvenlik, aile yardımları vb,) karşılamaya imkân hazırlayacaktır.

 Çalışanların “ego”larını tatmine (toplantılara katılma olanakları, danışılma olanakları, kararlara katılma vb.) yönelecektir.

 Çalışanların yeteneklerini geliştirecek önlemlerin araştırılmasına imkân hazırlayacaktır.

 Kurumların, çalışanların verimliliğine, toplumsal ve ekonomik refah

koşullarının geliştirilmesine dönük bir rekabet ortamı içine girmelerine imkân

hazırlayacaktır.

 Bireylerin yaratıcılık ve liderlik özelliklerinin ortaya çıkmasına zemin hazırlayacaktır.

 Çalışanları, sağlanan motivasyon olanaklarından daha çok yararlanmaya

yönelterek kişiler arası olumlu rekabeti geliştirecektir.

 Değişen ekonomik, teknolojik ve toplumsal koşullara göre işletmeleri “esnek

(22)

 Motivasyon, çalışanların amaçları ile işletmenin amaçlarını uyumlaştırmak için uygulanan tüm yöntemleri içerir. Motivasyon bir yandan işletme

verimliliğinin yükselmesini, öte yandan çalışanların işletmeden bekledikleri

doyumunun artırılmasını amaçlar(Gökçe,2001,229).

2.3. Güdü Çeşitleri

Birey gereksinmelerinden kaynaklanan güdüler, oluşma biçimleri, yönleri ve

şiddetleri gibi ölçütlere dayanarak çeşitli sınıflandırmalara tabi tutulabilirler.

Güdüler, bireysel davranışları etkilediği ölçüde önem taşırlar(Sabuncuoğlu ve Tüz,

2001,123).

Güdü çeşitlerini Ataman(2001) birincil, genel ve ikincil olmak üzere üç

bölüme ayırmıştır.

Birincil güdüler öğrenme yoluyla kazanılmamış biyolojik temelli güdülerdir.

Genel ve ikincil güdülere göre insanın davranışlarında daha egemen olan bu güdülere

birincil denmesinin nedeni budur. Yeme, içme, üreme, uyuma birincil güdülere örnek

olarak verilebilir.

İkincil güdüler ise sonradan öğrenilmiş olmaları bakımından birincil

güdülerden farklıdır. İnsan davranışlarının anlaşılmasında ikincil güdülerin önemi

diğerlerinden daha fazladır. Toplumların ekonomik gelişmesinin bir sonucu olarak

daha karmaşık bir yapı göstermesi motivasyonda ikincil güdüleri daha önemli

kılmıştır. Başlıca ikincil güdüler beşe ayrılarak incelenebilir. –güç güdüsü, -başarı

(23)

Güç güdüsü;

- kişilerin tutum ve davranışlarını değiştirme konusunda onları etkileme

- insanları ve olayları kontrol etme

- diğerleri üzerinde otoriteye sahip bir pozisyonda bulunma

- bilgi ve kaynaklar üzerinde kontrole sahip olma

- rakibi veya düşmanı yenme

Başarı güdüsü;

- rakiplerden daha iyi olma

- zor bir amaca ulaşma

- karmaşık bir problemi çözme

- her hangi bir işi yapmada daha iyi bir yol geliştirme

- zor bir görevi başarıyla yerine getirme

Ait olma güdüsü;

- çok sayıda kişi tarafından sevilme

- bir grubun üyesi olarak kabul görme

- dostça ve işbirliğine yatkın kişilerle bir arada çalışma

- uyumlu beraberlikler kurma ve çatışmalardan kaçınma

- sosyal aktivitelere katılma

Güvenlik güdüsü

- güvenli bir işin olması

- gelir kaybı ve ekonomik dalgalanmalardan korunma

(24)

- iş kazalarından korunma

- riskli karar ve faaliyetlerle bunların sonunda ortaya çıkacak

problemlerden kaçınma

Statü güdüsü;

- güzel bir araba kullanmak, güzel kıyafetler giyme

- iyi bir işte, iyi bir görevde çalışma

- iyi bir üniversiteden mezun olma

- iyi bir semtte oturma ve ayrıcalıklı bir sosyal kulübe üye olma

ile ilgili olarak belirtilebilir.

Genel güdüler daha önce ele alınan birincil ve ikincil güdülerin dışında

kalan güdüleri kapsar. Bu güdülerde birincil güdüler gibi öğrenme yoluyla

kazanılmamıştır ancak birincil güdülerden farklı olarak biyolojik temelli değildir.

Merak, sevgi, monafülasyon ve hareket etme gibi güdüler genel güdülere örnek

olarak verilebilir(Ataman,2001,437).

Sabuncuoğlu ve Tüz (2001) ise güdü çeşitlerini 4 başlık altında

incelemişlerdir.

A. İç Güdüler

Güdülenme bireyin içsel varoluşuna ve bu varoluş gerçekliğinin birey

tarafından algılanma biçimine bağlıdır(Aydın,1998,75).

Herhangi bir davranışın içgüdüsel olarak nitelendirilmesi için şu koşulları

taşıması gerekir.

(25)

- İçgüdüsel olarak adlandırılan davranışın hayvanlar âleminde evrensel

niteliği olmalıdır.

- İçgüdüye dayalı olduğu kabul edilen davranış öğrenme süreci sonunda

değişmemelidir.

İçgüdüler insanların hayvanlarla paylaştıkları ortak güdülerdir. Bu tür güdüler

öğrenmeyi gerektirmez ve yaşam boyu unutulmazlar. Giderilme biçimleri farklı

olmakla birlikte, ustalık gerektirmeyen içgüdülere örnek olarak acıkma, susama,

soluma, cinsel dürtü vs verilebilir.

İç güdüler bilinçsiz olmakla birlikte, belirli refleksler ve doğal davranışların

sonucu olarak evrensel bir düzeni yansıtırlar(Sabuncuoğlu ve Tüz, 2001,124).

B. Fizyolojik Güdüler

Birincil derecedeki gereksinmeler, yaşamın sürdürülmesi için gerekli olan

temel ögelerdir. Bunlar arasında en önemli olanları yemek, içmek, uyumak, sıcaktan,

soğuktan korunmak, barınmak ve cinsel arzu gibi gereksinmelerdir.bu gereksinmeler

insan fizyolojisi ile ilgili olduğu için bunlara fizyolojik gereksinmeler denmiştir.

Bunlar evrensel olmalarına rağmen, yoğunlukları kültürden kültüre değişiklikler

gösterir. Örneğin; ekvatorda yaşayan bir kimse ile kuzey kutbunda yaşayan bir

kimsenin gereksinmeleri farklılık gösterebilir(Özkalp,125).

C. Sosyal Güdüler

Dilmaç(2006,199) sosyal güdüleri açıklarken sevecenlik ve birlikte olma

isteği, Sosyal onay ve kendilik değeri, başarı, bilişsel çelişki güdüleri olarak

(26)

Sevecenlik Ve Birlikte Olma İsteği:

Sevecenlik (affection) be birlikte olma isteği (affilation) yakından ilişkili

fakat birbirinden ayırt edilebilen sosyal güdülerdendir. İlki anne ile başlayan

başkalarını sevme, diğeri de başkaları ile birlikte olma güdüleridir.

Sosyal Onay ve Kendilik Değeri:

Bu güdüler bir kişinin diğer kişilere göre durumuyla ilişkilidir. Onaya bağımlı

kişiler, kendi seçtiği işlerden daha çok, sıkıcı bile olsa, başkalarının vereceği işleri

yeğlerler.

Başarı:

Başarma gereksinmesi (achievement) bir görevi ya da davranışı

mükemmellik standartlarına göre, hatta onun üstünde yapma isteğiyle kendini

gösterir.

Bilişsel Çelişki:

Her zaman değil ama genellikle sosyal olan bir tür insani güdü de tutarsızlık

ya da daha çok çelişki olarak bilinen güdüdür. Bir tutarsızlığın algısı bizi güdüler ve

bir şekilde bu tutarsızlığı gidermeye çalışırız.

D. Psikolojik Güdüler

Sosyal güdülerin dışında bireylerin davranışlarını biçimlendiren ya da

yönlendiren psikolojik nitelikli güdülerde vardır. Bu güdüler düşünsel ve ruhsal

gereksinmelerden kaynaklanabilir. Örneğin, bir işi başarma düşünsel, bir şeye ilgi

(27)

doğuştan gelen ya da sonradan kazanılan güdülerdir. Bu güdülerin yapısı bireylerin

kişilik ve davranış modellerini oluşturur. Öte yandan psikolojik gereksinmelerden

kaynaklanan güdülerin akışını izlemek belki olasıdır, fakat nedenlerini anlamak ve

bulmak o ölçüde kolay değildir. Psikolojik güdüler olaylara, kişilere ve kişiliklere

göre değişken nitelik taşırlar. Örneğin, bazı olaylar karşısında son derece soğukkanlı

görünen bireylere karşılık, benzer olaylar karşısında çabuk etkilenen, sinirlenen

bireyler vardır. Diğer yandan, başkalarına karşı saygılı ve hoşgörülü davranan

kişilerden farklı olarak bazı kimselerin saldırgan, bozguncu ve kırıcı davrandıkları

görülür. Bunun gibi bazı şeylere karşı aşırı düşkünlük ya da ilgisizlik, sıkıntı,

kuruntu, korku ya da mutluluk duygusu kişilere göre son derece değişken nitelik

taşırlar. Psikolojik güdü bazen kendini gösterme isteği bazen de bağımsız olma

isteğidir. Ama bunları birleştiren bağ iktidar olma arzusudur. Bireyler yükselmek ve

başarı kazanmak isterler ve bu yönde ihtirasa kadar uzanan çabalara girişirler

(Sabuncuoğlu ve Tüz,2001,126).

2.4. Motivasyon Kuramları

Örgüt içinde bireyleri neyin motive ettiği sorusu çok uzun zamandan beri,

yönetimde akademisyenlerin ve uygulamacıların gündemini oluşturmaktadır.

Motivasyon ile ilgili olarak 1900’den günümüze kadar geliştirilen bir çok teori

vardır. Bu teoriler motivasyonu açıklarken farklı noktaları ön plana çıkarmaları

bakımından bir birinden ayrılırlar. Oldukça kompleks bir konu olan motivasyonu tüm

(28)

teoriler daha çok motivasyon konusuna farklı yönlerden katkıda bulunarak

anlaşılmasına yardımcı olmaktadır(Ataman,2001,437).

Motivasyon teorilerini iki ana grupta toplamak mümkündür. Birinci grup

Kapsam (Content) Teorileri olarak adlandırılabilecek ve içsel faktörlere ağırlık veren

teoriler, ikinci grup da Süreç (Process) Teorileri olarak adlandırılabilecek ve dışsal

faktörlere ağırlık veren teorilerdir(Koçel,2005,636).

2.4.1. Kapsam Teorileri

Kapsam kuramları, insanların nasıl ve neden böyle davrandıkları sorularına

cevap bulmaya çalışmışlardır. Eğer yönetici bireyleri belirli şekillerde davranışa

zorlayan bu faktörleri anlayabilir ise, bu faktörlere hitap etmek suretiyle bireyleri

daha iyi yönetebilir. Başka bir ifadeyle, kurum amaçları doğrultusunda davranmaya

sevk edebilir.

Kapsam kuramları adı altında bir birinden farklı dört adet motivasyon kuramı

bulunmaktadır. Bunlar Abraham Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi Yaklaşımı,

Frederick Herzberg’in Çift Faktör Kuramı, Davit McClelland’ın Başarma İhtiyacı

Kuramı ve Alderfel’in VIG Kuramı’dır(Gökçe,2001,231).

2.4.1.1. Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi Yaklaşımı

Motivasyon teorileri arasında en çok bilineni Maslow’un İhtiyaçlar

(29)

Bu yaklaşımın iki ana varsayımı vardır. Bunlardan birincisi kişinin gösterdiği

her davranışın, kişinin sahip olduğu belirli ihtiyaçları gidermeye yönelik olduğudur.

Kişi ihtiyaçlarını gidermek için belirli yönlerde davranır. Dolayısıyla ihtiyaçlar

davranışı belirleyen önemli bir faktördür.

Yaklaşımın ikinci varsayımı ihtiyaçların sırası ile ilgilidir. Bu varsayıma göre

kişi belirli bir sıralanma (hiyerarşi) gösteren ihtiyaçlara sahiptir. Alt kademelerde

bulunan ihtiyaçlar giderilmeden, üst kademelerdeki ihtiyaçları kişiyi davranışa

sevketmez. İhtiyaçların kişiyi davranışa sevketme özelliği bunların tatmin edilme

derecesine bağlıdır. Tatmin edilen bir ihtiyaç davranış saiki olma özelliğini kaybeder

ve daha üst seviyedeki ihtiyaçlar davranışları etkilemeye başlar.

Bu yaklaşımın esas aldığı motivasyon süreci aşağıdaki gibi gösterilebilir

(Koçel,2005,638).

Abraham Maslow tarafından geliştirilen bu yaklaşıma göre insan ihtiyaçları

beş temel grupta incelenebilir:

Kişinin içinde bulunduğu arzular ve ihtiyaçlar İhtiyaçların davranış saiki

olması Davranış Amaç

Kişinin içindeki ihtiyaç ve arzulardaki değişiklikler

Kaynak: Koçel,2005,638 Şekil-2: Motivasyon Süreci

(30)

- Fizyolojik ihtiyaçlar

- Güvenlik ihtiyaçları

- Sosyal ihtiyaçlar

- Kendini gösterme

- Kendini tamamlama ihtiyaçlarıdır.

Bu ihtiyaçlar Maslow’a göre belirli bir sıra içinde ortaya çıkar ve kişi bir

ihtiyacı belirli bir ölçüde giderdiğinde artık bu ihtiyacı onu motive etmeyip bir üst

grup ihtiyacı karşılamaya yönelik olarak çaba gösterir. Maslow’un ihtiyaçlar

hiyerarşisi yaklaşımı doğrudan işteki motivasyona yönelik olarak geliştirilmiş bir

yaklaşım değildir. Ancak genel olarak insan ihtiyaçlarını belirli bir sıra dahilinde

açıklayan bu yaklaşım daha sonra çalışanların motivasyonunu açıklamaya yönelik

olarak kullanılmıştır(Ataman,2001,438).

Gökçe(2001) Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisini şöyle göstermiştir:

Fizyolojik ihtiyaçlar Güvenlik ihtiyacı Ait olma ve sevgi ihtiyacı

Saygı ve takdir edilme ihtiyacı Kendini gerçekleştirme

ihtiyacı

Kaynak; Gökçe,2001,232 Şekil-3: Malow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi

(31)

2.4.1.1.1 Fizyolojik İhtiyaçlar

Fizyolojik ihtiyaçlar, hiyerarşinin en alt basamağında bulunan ve tüm canlı

organizmalar için geçerli olan ihtiyaçlardır. Dolayısıyla bunlar bireylerin hayatını

devam ettirebilmeleri için tatmin edilmesi zorunlu ihtiyaçlardır ve zorunludur

(Gökçe,2001,233). Yemek yemek, barınmak, dinlenmek, korunmak gibi ilkel ve

temel gereksinmelerdir. Acıkan bir insan için önde gelen gereksinme yiyecek,

susayan biri su bulmaktadır. Bunlar giderilmedikçe, insan başka şeyler düşünemez

düşleyemez(Sabuncuoğlu ve Tüz,2001,139). Eren(2001) ise fizyolojik ihtiyaçları

“hayatı devam ettirme” olarak tanımlamıştır.

Fizyolojik ihtiyaçların bir takım ortak yönleri vardır. Bunlar;

 Nispeten birbirinden bağımsızdırlar.

 Genellikle vücudun belirli bir yeri ile tanımlanırlar (örneğin susamışlık hali boğaz ile gösterilir)

 Refah içinde bulunan bir toplumda bu tür gereksinmeler olağan değildir.  Tatmin olmuş durumda kalabilmesi için, nispeten kısa zaman aralıkları ile

bu ihtiyaçların sürekli olarak ve tekrar tekrar karşılanması gerekir.

 Gelecekteki ihtiyaçların karşılanabilmesi için bunlardan bir miktarının bilinçli bir biçimde ayrılması gerekir(Gökçe,2001,233).

(32)

2.4.1.1.2 Güvenlik İhtiyacı

Birey fizyolojik ve ekonomik gereksinimlerini karşıladıktan sonra, gerek bu

günkü çalışma ortamında fiziksel güvenliğin sağlanması, gerekse geleceğinin

güvence altına alınmasını ister(Peker ve Aytürk,2002,63). Organizmanın fizyolojik

dengeye ulaşması, bireyi bu dengeyi sürdürme ihtiyacına yöneltir. Bu grup hem

fiziksel hem de psikolojik anlamda güvenlik ve güvence ihtiyacını kapsamaktadır.

Tehlike, tehdit, yoksulluğa karşı korunma arzusu, geleceği ile ilgili endişelerden

arınma ihtiyaçları bu ihtiyaçlar içindedir(Gökçe,2001,233). Örneğin yaşamını

sürdürebileceği, geçimini sağlayacağı güvenceli, sigortalı bir iş araması, kendine

güvenli bir barınak yapması, güvenli bir sosyal ve siyasal çevre oluşturması (kendi

kan hısımlarına yakın yaşaması, bir siyasal kurum olan devleti oluşturması) hep bu

çerçevede değerlendirilebilir(Göksu,2002,29). Eren(2001) ise güvenlik ihtiyaçlarını

“hastalık yaşlılık vb hallerde kendini garantiye alma” olarak tanımlamıştır.

2.4.1.1.3 Sosyal İhtiyaçlar

Bireyin fizyolojik ve güven gereksinimleri giderildikten sonra Maslow’a

göre, sıra sosyal gereksinimlere gelir(Sabuncuoğlu ve Tüz,2001,139). Bu aşamadaki

ihtiyaç ve beklentiler duygusal ağırlıklıdır. Örneğin; ait olma, sevgi, kendini ifade,

şefkat, kabul görme, grup içerisinde yer alma, dostluk vb (Gökçe,2001,233). Birey,

günün büyük bir kısmını iş yerinde geçirir ve bu süre içinde çalışırken ya da boş

zamanlarında belirli kişilerle konuşur, ilişkiler ve arkadaşlıklar kurar. Bu tür ilişkiler

(33)

(Sabuncuoğlu ve Tüz,2001,139). Eren (2001) ise sosyal ihtiyaçları “kendi kendini

anlama” olarak tanımlamıştır. Maslow’da iki türlü sevgi anlayışı vardır. Burada sözü

edilen sevgi düşük düzeydeki bir gereksinimi anlatmaktadır. Bir de düşük düzeydeki

gereksinimler karşılandıktan sonra ortaya çıkan bir sevgi vardır. Maslow bu sevgiyi

“bir bakıma savunmanın olmadığı, yani kendiliğindenlikle içtenliğin, dürüstlüğün

arttığı” bir ilişki olarak tanımlamakta, “böyle bir ilişkide dikkatli olmak, bir şey

saklamak, etkide bulunmaya çalışmak, gerginlik duymak sözlerle eylemlerine dikkat

etmek, bazı şeyleri bastırmak, örtmek gerekli değildir” demektedir(Onaran, 1981,14).

2.4.1.1.4 Saygı Görme İhtiyacı

Öz varlık ihtiyaçları (ego needs) diye de adlandırılan bu ihtiyaçları ikiye

ayırarak incelemek mümkündür:

a. Bir kimsenin kendine güven ve saygı duyulmasına ilişkin ihtiyaçlar:

Bağımsızlık, başarılı olma, yararlı iş yapma ve ehliyet kazanma konusundaki

ihtiyaçlar bu sınıfa girer(Gökçe,2001,234). Kendi kendine saygı gereksinmesi,

bireyin güçlü olma ve kendine güven duyma özlemini taşır(Sabuncuoğlu ve

Tüz,2001,139).

b. Başkalarınca saygı duyulmasına ilişkin ihtiyaçlar: Bir statü sahibi olma,

tanınma, takdir edilme, başkalarının hürmetini kazanma konusundaki ihtiyaçlar ise

bu gruptadırlar(Gökçe,2001,234).

Bu gereksinmenin giderilmesi bireyin moral düzeyini yükseltir(Sabuncuoğlu

ve Tüz,2001,139). Bu tür ihtiyaçlar sosyal ilişkilerden doğmaktadır ve tamamıyla

(34)

ihtiyaçlar da birinci türün gerçekleştirilmesiyle orantılı olarak sosyal çevrenin onun

için takdir edeceği değerlerle ilgilidir(Gökçe,2001,234).

2.4.1.1.5 Kendini Gerçekleştirme İhtiyacı

Kendini gerçekleştirme ihtiyacı her bireyde ortaya çıkabilecek bir ihtiyaç

değildir. Çünkü bu ihtiyacın ortaya çıkması daha alt kademelerdeki ihtiyaçların

yeterli derecede tatmin edilmesine bağlıdır. Bu da bireyin ancak sosyal yaşamda

yerini bulmuş ve istediği işe kavuşmuş, ayrıca psiko-sosyal bakımdan yeterince

gelişmiş olmasıyla koşullandırılmıştır. Bu ihtiyaçlar bireyin kendi potansiyelinin –

gizli güçlerinin- farkına varması, bir işi yalnız başına yapması ile ilgili

ihtiyaçlardır(Gökçe,2001,234).

Maslow’a göre bu son basamağa kadar gelebilen birey, yaratma ve başarma

gücünü ortaya koyabilir. Birey gerçek özgürlüğüne bu aşamada kavuşur. Böylelikle

bireyin gerçek kişiliği, yaratıcı ve yapıcı gücü ortaya çıkar. Ekonomik ve sosyal

güvencesini tamamlamış, toplum içinde belirli bir statüye kavuşmuş, kişisel saygınlık

kazanmış bir kişi, artık özünde var olan fakat bazı sınırlamalar nedeniyle ortaya

çıkmakta geciken isteklerini ve yaratıcı gücünü kişisel bütünlük içinde yerine

getirecektir. Kişisel ve düşünsel özgürlüğüne kavuşan birey, gizli kalmış

yeteneklerini ortaya koyma güdüsüyle etkilenir(Sabuncuoğlu ve Tüz,2001,139).

Maslow, besin sevgi barınma gibi temel ihtiyaçlarımız karşılandığı zaman

motive olmak için takdir, başarı duygusu ait olma duygusu gibi yüksek beklentiler

(35)

göstermemiz gereken bir şeyimiz olmazsa; körelme, sıkılma, değişememe gibi

risklerle karşı karşıya kalırız(Ingham,1997,5).

Kendini gerçekleştiren insanın 15 özelliği vardır:

1. Gerçeği daha iyi anlayıp gerçekle daha rahat ilişki kurabilme.

Dolayısıyla bu kimselerin öteki insanlara ilişkin yargıları da doğru olur.

Belirsizliğe karşı da dayanıklıdırlar.

2. Hem kendini, hem başkalarını olduğu gibi kabul etme. Bu kimseler,

suçluluk, endişe gibi duyguları daha az olduğundan kendilerini oldukları gibi

kabul ederler.

3. Kendiliğindenlik. Düşünceleriyle davranışları kendiliğinden oluşur.

Ama başkalarını rahatsız etmemek için bu özgünlüklerini çoğu kere

göstermezler.

4. Sorunlara yönelme. Kendi benliklerine değil, bir görev duygusuyla

bağlandıkları önemli sorunlara yönelirler.

5. Çevreden uzak durma (detachment), yalnız kalma (pivacy) isteği.

Yalnız kalmaktan korkmazlar, nesneleri de çevreden uzak durmalarından

doğar.

6. Özerklik, çevreden bağımsızlık. Önceki özelliklerden de anlaşılacağı

gibi bu kimselerin çevrelerinden daha bağımsız olmaları gerekmektedir.

7. Yaşamın tadını çıkarmada sürekli tazelik. Çoğu kez görüp, işitip yapmış

(36)

8. Gizemsel deney ya da “doruk” deneyi. Maslow bu özelliği “sınırsız

ufukların açılması, aynı anda daha önce hiç olmamışcasına hem daha güçlü

hemde güçsüz… zamanla evrende yerini yitirme, son olarak da çok önemli,

değerli bir şeyin olduğu inancı” gibi sözlerle anlatmaktadır.

9. Gemeinschaftgefühl (toplumsal ilgi) Bu özelliği Maslow insanlıkla

özdeşlik, insanlığa sempati, yakınlık duymak olarak tanımlıyor.

10. Kişiler arası ilişkiler. Burada anlatılmak istenen kişiler arasındaki

gerçek, derin ilişkilerdir.

11. Demokratik bir kişilik yapısı. Kendini gerçekleştiren insanlar ulus, aile,

ırk gibi sınırlamalara bağlı kalmadan tüm insanlara saygı duyarlar, onlardan

bir şey öğrenmeye çalışırlar.

12. Araçlarla amaçları ayırma yeteneği. Çoğu insanın yapamayacağı oranda

araçlarla amaçları ayırabilirler.

13. Şakadan anlama (sense of humor). Şakalarında düşmanca değil de daha

filozofça bir eğilim gösterirler.

14. Yaratıcılık. En önde gelen özellik olan yaratıcılığı Maslow

bilimde-sanatta yaratıcılıkla kendini gerçekleştiren insanlarda yaratıcılık diye ikiye

ayırmaktadır. Bu insanlardaki yaratıcılık özel yetenek istemez, herkeste gizil

olarak vardır. Bu, bilinmeyenden kokmadan, kendiliğinden, rahatça girişilen

bir yaratıcılıktır. Yeniliklere her an açık olmayı gerektirir.

15. Enculturation’a karşı direnme. Kendini gerçekleştiren insanlar ortak bir

çevrede, ortak bir ekin içinde birlikte yaşarlar ama bu ortaklıktan uzak

(37)

Onaran(1981), Maslow’dan(1954) yaptığı aktarımda kendini gerçekleştiren

insanı şöyle tarif etmektedir:

“kendini gerçekleştiren insanlar için bütünüyle ayrı bir güdülenme ruh bilimi

düzenlemeliyiz… Belki de güdülenme yavramı yalnızca kendini

gerçekleştiremeyenlere uygulanmalı. Kendini gerçekleştirenler artık bilinen

anlamda uğraşıp didinmezler, daha çok kendilerini gerçekleştirirler.

Yetkinliğe ulaşmaya, kendi açılarından gitgide daha tam olarak gelişmeye

çabalarlar. Olağan kimselerin güdülenmesi eksikliklerini duydukları temel

gereksinimleri karşılanmaya doğru bir uğraşıdır. Ama kendini

gerçekleştirenler bu gereksinimlerini zaten karşılamıştır. Gene de bir takım

tepileri olabilir; çalışırlar, uğraşırlar, hırsları vardır… Onlar için güdülenme

karakterin gelişmesinden, olgunluktan… kısacası kendini gerçekleştirmeden

başka bir şey değildir.”

2.4.1.2. Herzberg’in Çift Faktör Kuramı

Frederic Herzberg tarafından geliştirilen Çift faktör kuramı da motivasyonu

açıklamaya yöneliktir. Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi yaklaşımı ile benzerlikler

gösterir. Her iki kuram da insan ihtiyaçlarının belirli bir sıra içinde ortaya çıktığı

varsayımından hareket eder(Ataman,2001). Bu teorinin temel çıkış noktası, işin

kendisi olduğundan, sosyal temellere dayalı diğer teorileri için, söz konusu olan bu

teorinin çalışma yaşamına uyarlanması gereğine Herzberg’de

(38)

Bu teori Herzberg’in 200 muhasebeci ve mühendis üzerinde yapmış olduğu

bir araştırmanın sonuçlarında doğmuştur. Bu araştırmada çok basit bir şekilde şu soru

sorulmuştur: “işinizde kendinizi ne zaman son derece iyi ve ne zaman son derece

kötü hissttiğinizi ayrıntılı olarak açıklayınız”(Koçel,2005).

Herzberg bu kavram ve teorileri iki grupta toplamıştır; Birinci grup işyerinde

işgörenin kötümser olmasına yol açan ve işten ayrılmasına ve tatminsizliğine sebep

olan hijyenik etmenlerdir. Bu etmenlerin varlığı doyuma katkıda bulunmaktadır.

Bunların yokluğu ise nötr bir durum yaratmakta, doyumsuzluğa yol açmamaktadır.

Aksine belirli etmenlerin yokluğu işgöreni kötümser yapıp doyumsuzluğuna neden

olmaktadır. Ancak bunların varlığı güdülememekte yani işgören sadece bunlara sahip

olmakla doyuma (tatmine) ulaşamamaktadır. İşgöreni kötümser kılan ve işinden

bezdiren bu etmenlere Herzberg hijyen faktörleri adını vermektedir. Herzberg’in

bunlara hijyenik etmenler demesinin nedeni bunların işgöreni çalıştığı yerden

koparan, ayıran etmenler olmasındandır. Tıpkı mikroplu ortamlarda canlıların

yaşaması nasıl tehlikeye girerse, işyerinde de bu etmenlerin yokluğu işgörenin

devamlı çalışmasını tehlikeye düşürmektedir(Eren,2001). Ücret, maaş, çalışma

koşulları, iş güvenliği, nezaret tarzı gibi faktörler hijyen faktörlerini oluşturmaktadır.

Bu faktörlerin kişiyi motive etme özelliği yoktur. Ancak eğer bu faktörler mevcut

değilse kişi motive olmayacaktır. Bunların mevcut olması kişinin motive olabileceği

asgari koşulları sağlayacaktır(Koçel,2001,515).

İkinci grup ise; iş yerinde işgöreni mutlu kılan, işyerine bağlayan özendirici

ya da doyum sağlayan motive edici faktörlerdir. Bu grup iş’in kendisini, sorumluluk,

(39)

faktörlerin varlığı, kişiye kişisel başarı hissi verdiği için, kişiyi motive edecektir.

Bunların yokluğu ise kişinin motive olmaması ile sonuçlanacaktır(Koçel,2005,641).

Herzberg’e göre motivasyon faktörleri;

 Başarı  Tanınma  İlerleme  İşin Kendisi  Sorumluluk  Gelişme

Olarak sıralanabilir. Hijyen faktörler ise;

 Şirket politikası ve yönetim

 Teknik denetim

 Üstlerde karşılıklı ilişkiler  Astlarda karşılıklı ilişkiler  Çalışma koşulları; fiziksel çevre

 Ücret

 İş güvenliği

 Özel yaşam

(40)

Herzberg’in araştırmasında hijyenik ve motivasyonel teşvik araçların dağılımı

şu şekilde görebiliriz.

2.4.1.3. ERG Yaklaşımı

Clayton Alderfer, Maslow’un modelinin örgütlerdeki çalışma ortamına

uygulanmasının mümkün olmadığı görüşünü savunmaktadır. Alderfer’e göre

Maslow’un “Emniyet” (Güvenlik), “Sosyal” ve “Saygınlık” ihtiyaçlar sınırlamaları

benzerlik arz etmektedir ve kesin çizgilerle birbirinden

Kaynak: Eren,2001,505

(41)

ayrılmamaktadır(Gökçe2001,237). Burada ihtiyaç sıralaması daha basittir, ancak

Maslow sınıflaması gibi bir ihtiyaç sıralaması esastır. İlke yine Maslow’la aynıdır.

Önce alt düzeydeki ihtiyaçlar tatmin edilmeli, sonra daha üst düzey ihtiyaçlar tatmin

edilmelidir.

ERG yaklaşımı üç kategori ihtiyaç üzerinde durulmaktadır.

a) Varolma(Existence) ihtiyacı - alt düzey

b) Aidiyet – İlişki kurma (Relatedness) ihtiyacı

c) Gelişme (Growth) ihtiyacı - üst düzey

Bu ihtiyaçların başharflerinin alınması ile ifade edilen ERG (Türkçe Baş

harfleri V.A.G.) yaklaşımı da, aynen Maslow yaklaşımındaki gibi yorumlanmaktadır

(Koçel,2005,644).

a) Varolma (Existence) ihtiyacı

Fiziksel olarak iyi durumda olmayı ve tüm maddesel-fizyolojik ihtiyaçları

ifade eder. Bu ihtiyaç, Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisindeki fizyolojik ve güvenlik

ihtiyaçlarına tekabül eder.

b) Aidiyet – İlişki kurma (Relatedness) ihtiyacı

Diğer insanlarla tatmin edici ilişki kurma ihtiyacını ifade eder. Duyguların ve

düşüncelerin karşılıklı paylaşımının sonucunda tatmin elde edilir. Bu ihtiyaç

(42)

c) Gelişme (Growth) ihtiyacı

Potansiyelini geliştirme, kapasitesini, yetkinliğini artırma ve kişisel gelişim

ihtiyacını ifade eder. Maslow’un dördüncü ve beşinci sırada ele aldığı kendini

gösterme ve kendini gerçekleştirme ihtiyaçlarıyla benzerlik gösterir(Taş,2005,28).

Kısaca özetlemek gerekirse, ERG kuramında ihtiyaçlar hiyerarşisi ters yönde

de motive edici olabilmektedir. Ayrıca Maslow gibi kesin bir sınırlama getirmesi ve

bireylerin aynı anda aynı ihtiyaçlara sahip olduğu anlayışını reddetmesi, bu kuramın

bireysel farklılıklara dikkat ettiğini göstermektedir(Şahin,2003,99).

Alderfer’e göre insan ihtiyaçları belirli bir hiyerarşiyi izlemekten çok

birbirlerinin tamamlayıcısı durumundadır. Maslow ve Herzberg’den farklı olarak

Aldefer, herhangi bir ihtiyacın kişiyi motive etmesi için muhakkak bir alt grup

ihtiyacın tatmin edilmiş olması gerektiği düşüncesini benimsemez. Yine herhangi bir

ihtiyacın kişiyi harekete geçirmesi için muhakkak kişinin bundan yoksun olması

gerektiğini kabul etmez. Temel ihtiyaçlar tatmin edildiğinde daha önemsiz hale gelip

kişiyi bir üst grup ihtiyacın tatminine yöneltirken gelişme gibi üst düzey ihtiyaçlar

tatmin edildikçe daha önemli hale gelirler ve bu ihtiyacı gelecekte de karşılama

arzusu artar. Alderfer’in bu görüşleri faklı kültürlerin davranışlarının anlaşılmasında

önem kazanmaktadır. Alderfer’in geliştirdiği teoride, kişinin geçmişteki yaşantı ve

tecrübeleriyle içinde yaşadığı toplumun kültürel özelliklerinin ihtiyaçların

sıralanmasında farklılık gösterebileceğini vurgulamaktadır.

Alderfer yine Maslow ve Herzberg tarafından geliştirilen teorilerden farklı

olarak, bireyin üst grupta yer alan ihtiyaçları karşılama konusunda engellenmesi ve

(43)

edileceğini ileri sürer. Literatürde bu durum hayalkırıklığı – geri çekilme hipotezi

olarak adlandırılmaktadır. İşinde yaratıcılığını kullanma konusunda sürekli olarak

engellenen bir kişinin bir süre sonra gelişme ihtiyacını bir kenara bırakarak ait olma

ihtiyacını ön plana çıkartması buna örnek olarak verilebilir. Kişilerin farklı ihtiyaçları

ve bunların arasındaki ilişkiler aşağıda bir şekil üzerinde

gösterilmektedir(Ataman,2001,443).

Hayal kırıklığı – Geri çekilme

Tatmin - İlerleme

Gelişme İhtiyacı

Ait Olma İhtiyacı

Varolma İhtiyacı Şekil-5: Kişilerin İhtiyaçları Ve Bunlar Arasındaki İlişkiler

(44)

Alderfer’in motivasyonu açıklamaya yönelik olarak oluşturduğu teori, daha önce de

belirtildiği gibi, motivasyonda insan ihtiyaçlarını ön planda tutmakta ve bu nedenle

Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi ile Herzberg’in çift faktör kuramıyla birlikte

kapsam teorileri başlığında ele alınmaktadır. Bu üç teori arasındaki ilişkiler aşağıdaki

şekil yardımıyla daha kolay kavranabilir(Ataman,2001,443).

2.4.1.4. McClelland’ın Başarı İhtiyacı Kuramı

Motivasyon ile çalışma hayatının ilişkisini, bireysel düzeyden hareket ederek

ulusal düzeyde ele alan David McClelland başarı güdüsü ile bireyin yetiştirilme

tutumu arasında yüksek ilişki bulunduğunu belirtmiştir. Buna göre, bireyin bireysel

başarı güdüsü ile kişisel gelişmesi (statü, bilgi birikimi olarak) arasında bir ilişki GELİŞME

AİT OLMA

VAR OLMA Alderfer’in V.A.G. Teorisi

Kendini Gerçekleştirme

Saygı Görme İhtiyacı

Sosyal İhtiyaçlar Güvenlik İhtiyaçları Fizyolojik İhtiyaçlar MOTİVE EDİCİ FAKTÖRLER Kaynak: Ataman,2001,444 Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi HİJYEN FAKTÖRLER Herzberg’in Çift Faktör

Kuramı Şekil-6: V.G.A. Teorisi İhtiyaçlar Hiyerarşisi ve Çift Faktör Kuramının Karşılaştırılması

(45)

olduğu gibi toplumların başarı güdüleri ile toplumsal gelişme arasında da önemli bir

ilişki bulunduğu savı öne sürülmektedir(Gökçe,2001,241).

Teoriye göre insan ihtiyaçları başlıca üç grupta ele alınabilir: başarma,

sosyalleşme ve güç kazanma ihtiyacı.

a) Başarma İhtiyacı

Başarma ihtiyacı kişinin kendisine ulaşılması güç olan amaçlar belirleyerek

bunlara ulaşmaya çalışmasıyla ilgilidir. Bazı insanlar için elde ettikleri başarı, bu

başarının sonucunda elde edecekleri ödüllerden daha önemlidir. Bilinmeyeni

keşfetme, daha önce kimse tarafından elde edilmeyen bir skoru elde etme, her hangi

bir işi daha önce hiç yapılmadığı kadar iyi yapma başarma ihtiyacına yöneliktir.

Başarma ihtiyacı yüksek olan kişilerin inisiyatif ve yaratıcılıklarını kullanabilecekleri

işlerde çalıştırılmaları uygun olacaktır. Yaptıkları işe ilişkin tüm sorumluluğu

üstlenme, başarı veya başarısızlığın tek sahibi olma, zorlukların üstesinden gelerek

bunun sağlayacağı hazzı duyma başarı ihtiyacı yüksek olan kişilerin başlıca

beklentileridir. Başarı ihtiyacı ağır basan kişiler, bu ihtiyaçlarını karşılamaya

çalışırken ulaşılması imkansız veya çok basit olan amaçlar belirlemekten

kaçınacaklardır. Yine bu ihtiyacın tam olarak karşılanabilmesi için kişinin

performansı hakkında çevresinden bir bildirim sağlaması

gerekmektedir(Ataman,2001,444).

McClelland’a göre güçlü başarı güdü, toplumdaki kimi sınıflarda, diğerlerine

oranla daha belirgin ve daha yaygın olarak görülebilir. Örneğin orta sınıfı oluşturan

bireyler, orta kademe yöneticiler, tüccarlar, ücretli uzmanlar, alt ve üst düzeydeki

(46)

yaptıkları bir araştırma sonucu, orta kademe yöneticilerinin başarma güdülerinin üst

düzeydeki yöneticilere göre daha yüksek olduğunu ortaya koymuştur. Çünkü orta

kademe yöneticilerinin önlerinde yükselme ve gelişme imkanları mevcuttur.

McClelland başarma güdüsünün yaş ile azaldığını da ileri sürmekte ve bu güdünün

gençlerde daha yüksek seviyede olduğunu belirtmektedir(Şahin,2003,101).

McClelland’a göre, başarıya yönelmiş bireylerin ortak özellikleri şunlardır:

a) Bireyi başarılı olmaya yönelten husus, başarı sonucunda elde edeceği

içsel güdülerden yani başarının ona verdiği kişisel tatminden doğmaktadır. Yoksa,

dışsal ödül ve çıkarlarla ilgili değildir.

b) Başarılı olmak için faaliyette bulunan birey kişisel güven ve sorumluluk

yüklenerek bir sorunu çözmekten hoşlanır.

c) Başarılı olmak için faaliyette bulunan birey başarısızlığın

gerektirebileceği tehlikeleri de dikkate alarak kendisi için üst derecede ve güç

sayılabilecek amaçlar yerine ortak ağırlıklı amaçlar belirler. Ancak, başarısına gölge

düşürecek olan gerçekleştirilmesi çok kolay iş ve hedeflerden kaçınır. Ancak başarılı

olma olasılığı düşük olan sorumluluklar almak da işine gelmez.

d) Başarılı olduğu takdirde bunu değerleyecek ve kendisine yansıtacak bir

takım kontrol mekanizmasına da sahip olmak isteyeceklerdir. Bu mekanizmanın

araçları maddi ödüller olduğu kadar, sözlü övgüler ve yazılı takdirler de olabilir. Şu

halde, birey başarısının değerlemesini çevresinden, ilgili olduğu kişi ve kurumlardan

elde edeceği yansıma (geri besleme) dan sağlamaktadır. Ancak, şunu vurgulayalımki,

bireyi burada etkileyen maddi ödüller değildir. Ama ödülün büyüklüğü onun başarı

(47)

yüksek başarı güdüsü olan bireylerin güdülenmeyeceği (çünkü bu tür bireyler temel

olarak kendi başlarına güdülenmişlerdir.) konusunu tartışmakla birlikte; para, nasıl iş

yaptıklarına ilişkin bir geri bildirim olarak önemli olabilir(Çetinkanat,2000,22).

Kısaca başarı güdüsü yüksek olan kişiler;

 Yüksek oranda sorumluluk almak isterler ve sorumluluğu kaldırabilirler.  Orta derecede tehlikeli işlere girişirler

 Kendileri için orta güçlükte, gerçekçi amaçlar saptarlar

 Amaçlarına ulaşmak için geniş kapsamlı planlar düzenlerler

 Davranışlarının sonuçlarıyla, ilgili sonucu ölçülebilir geri bildirim isterler  Başarı isteklerinin engellenmeyeceği bir iş ortamı ararlar(Balcı,1992,92). Güven’in(2004,67) Sönmez’den (1982,125) yaptığı aktarımda McClelland’ın başarı

motivasyonunu etkileyen etmenleri şöyle sıralamıştır:

 Irk ve Çevre; Bazı ırklar daha enerjiktir, bu nedenle başarı motivasyonları da yüksektir. İklimlerde başarı motivasyonunu etkiler.

 Din; farklı dinlerde başarı motivasyonu düşük ve yüksek olan kişileri incelemiş ve Musevilerin daha çok başarı motivasyonuna sahip olduklarını

saptamıştır.

 Aile; Otoriter ailelerde başarı motivasyonlu kişilerin çıkma olasılığı düşüktür.

 Çocuk Yetiştirme Biçimleri; Çocuk küçük yaşlardan itibaren özgür

yetiştirilmelidir. Anne – çocuk bağlılığı çocuğun yalnız kalmayacağı biçiminde

kullanılmalı, çocuk başarılara özendirilmelidir.

(48)

McClelland’ın sosyalleşme gereksinimi, temel olarak diğer bireyler ile

arkadaşça ve sıcak ilişkileri ifade eder. Bu açıdan sosyalleşme gereksinimi pek çok

yönü ile Maslow’un sosyal gereksinimleri ile benzerlik gösterir(Çetinkanat,2000,22).

McClelland’ın sosyalleşme güdüsü yüksek olan bireylerin işlerinden çok aileleriyle

ilgilendiklerini ifade etmiştir.

Sosyalleşme ihtiyacı yüksek olan bireylerin özelliklerini şöyle sıralamak

mümkündür.

 Diğerleriyle arkadaşlık ve duygusal ilişki içine girmek isterler,  Başkaları tarafından sevilmekten hoşlanırlar,

 Parti, kokteyl gibi faaliyetlerden zevk alırlar,

 Bir gruba katılarak kimlik duygusuna erişmek isterler(Gökçe,2001,243).

Günümüzde takım çalışması ve kendi kendini yöneten takımlar sosyalleşme

ihtiyacı yüksek çalışanları gerektirmektedir. Bireylerarası ilişkilerden kaçınan,

bağımsız çalışmayı tercih eden çalışanların etkin bir takım üyesi olmayacağı

açıktır(Ataman,2001,445).

c) Güç Kazanma İhtiyacı

Güç kazanma ihtiyacı kişinin çevresini etkileme ve kontrol altına alma arzusu

ile ilgilidir(Ataman,2001,445). McClelland araştırmasında iki tür güç gereksinimini

açıklamaktadır.

 Bireysel Güç

Bireysel güç için yüksek düzeyde güdülenmiş bireyler başkaları üzerinde

(49)

sergilemek isterler. Onlar kendisini destekleyenlerin örgütten çok, birey olarak

kendisine sadık kalmalarını beklerler.

 Kurumsal Güç

Kurumsal güç için yüksek düzeyde güdülenmiş bireyler ise bu güç

gereksinimlerini örgütün uzak hedeflerine ulaşmak ve sorunları çözmek için grupla

birlikte çalışarak giderirler. Güç gereksinimi giderme yöntemi, kendi bireysel

egoizmini doyurmaktan çok, örgütsel etkililiği başarmaya yöneliktir. Bu gereksinime

güdülenmiş bireyler örgütün iyiliği için kendi bireysel ilgilerinden fedakarlık

yapabilirler. Güç gereksinimi için bireyleri yüksek derecede güdüleyebilmek,

diğerlerinin çabalarını organize edebilme hakkı için uygun bir pozisyon olanağı

vermeyi içerir. McClelland kurumsal güç gereksinimine güdülenmenin, örgütsel

başarı için en önemli etken olduğunu belirtmiştir(Çetinkanat,2000,23).

McClelland güç gereksinimine güdülenmiş bireylerin kendi sağlıkları

karşısında, başarı için bu gereksinime yüksek bedel ödediklerini belirtmektedir.

Harward mezunu olanlar arasından bir grubun yirmi yıllık süre içinde kariyerlerini

incelemiştir. Yüksek düzeyde başarı güdüsü olanların %58’inin kalp yetmezliği ya da

yüksek tansiyondan öldükleri saptanmıştır(Çetinkanat,2000,23).

Güç kazanma ihtiyacında olan bireyler;

 Diğer kişiler üzerinde güç yada etki sahibi olmayı isterler,

 Kendilerine bu gücü sağlayacak durumda diğerleriyle gelişmeyi severler,  Diğerleriyle karşılaşmaktan zevk alırlar(Gökçe,2001,243).

Şekil

Tablo 12. Okul Yöneticilerinin Motivasyonunu Etkileyen Temel Faktörler ile Yaşları Arasındaki Fark

Referanslar

Benzer Belgeler

Yönetim tarzlarına göre İlköğretim okulu yöneticilerinin İletişim Biçimine Saldırılar Sosyal İlişkilere Saldırılar, İtibara Yönelik Saldırılar ve Göreve

Araştırma sonunda, boyutların ortalama puanlarına göre resmi okul işgörenleri ile özel okul işgörenlerinin görüşleri arasındaki anlamlı farklardan hareketle, uzmanlık

骨科 骨折、骨骼疼痛、脫臼、骨髓炎、關節退化、腰酸背痛、關節炎、骨畸形、骨腫瘤、脊椎病變、小兒骨關節異常、脊椎骨骨折、

Bakan Tfaner’ehakaret ettiT) Naklen yayın sorununa çözüm bulmak için İstanbul’da yapılan uzlaşma toplantısında büyük bir skandal yaşandı. Cine 5 ve Show

Tarihten, E- debiyattan, Musikiden, Kitabiyatlan, Hattan ve daha bir çok konulardan, başka hiçbir yerde veya hiçbir kitapta elde edilemeyecek bilgiler bu suretle

• Meşru güç veya yasal güç (Legitimate Power) • Ödüllendirme Gücü: (RewardPower) • Zorlayıcı güç(Coercive Power) • Bilgi Gücü (İnformation Power) • Kaynak

 Etkilemeyi, bir kimsenin, başka birinin öneri, istek, arzu talimat veya emirlerini yerine getirmesi olarak tanımlamak mümkün dür..  Bu durumda öneride bulunan veya emir

• Yüksek ısıl işlem görmüş pıhtılarda daha yüksek oranda parçalanmamış κ-kazein bulunur ve miseller daha fazla negatif yük taşır ve bu da pıhtının