1
KALDIRIMDAN
Bir küçük erkek çocuğu. Yü- zii güzel ve üstü bası kentline gö re temizdir. Sokaklarda gazete satar. Onun ilk önce yüzünü gö rüp bakışınızı sonradan boyuna poşuna tevcih ederseniz, dehşet i- çinde kalırsınız. Çünkü bacakları dizlerinin üzerinden kesik olup altlarından birer kahn kumaşta sarılıdır. Bacaklarından kalmış parçalan biraz güçlükle hareket ettirerek yürür, ve kendisine gün de belki en az on lira getirecek o- Ian dilenciliğe tenezzül etnıiye- rek, sattığı gazetesini hiç bir ci nayetin nıüjdesile de telleyip pul layarak daha cazip bir meta ha line getirmez. Verdiğiniz paramıı geri kalan kısmım da size mutla ka iade edecektir. O kadar vakur ve mağrur bir ruhu varılır.
Kendisini ilk defa ancak bu yazın gördüm, Ve sonbahar yağ murlarının ilki yağarken o hatırı ma geldi. Bu yarım bile «ü/ınyan bacaklarla kısın ne yapacağı, ne hale geleceği düşüncesi bir a- teş gibi, bu çocuk pek yakınım mış gibi içime düştü. Bugünse şehrin tamamile kış manzarası al
dığı ve karın ihtimal ki, bu gece artık yağmağa başlıya«,ğı bir gün, hakikaten Kânundan bir gün dür. Güzel ve vakarlı yüzlü, be yaz teni üzerinde sümüğün, salya ve kirin izini hiç bir defa görme diğim küçücük çocuk, üçte biri kalmış bacaklar.a; çamur ve kar
yığınları arasından süriiklüye sii- riikliye, kışın da kaldırımlarda gazete mi satacak? İstanbulini sayısı yüzleri geçtiği söylenen mil yonerleri arasından bir tanesi çı kıp bu çocuğa bir kaç yıl için bir sanat mektebinle okutamaz, onu kaldırımlarda sürüklenmeden ha yatım kazanacak bir hale getire mez mi?
Ah, bu kaldırım üzerinde sürü nen, dilenen, kirlenen zavallı ço cuklar! Öularuı toplanacakları, yurtlarda buy üt inecekleri okutu lacakları, cemiyet için bir tehlike olmaktan kurtanİacoklan (cak- ları) ve (cakiar: * hakkında neka- dar şey yazıldı, söylendi, haber verildi, izah eöitîi, müjdelendi! Fakat bun tan iki hafta öı^e, cu martesi geeec;ci Kavaklara kadar giden son vapura binip köyüme gitmek özere Sirkeciyi Fminönü- m bağlıyaü Reşadiye caddesini geçerken, bünturdan tanı on ye disinin eskiden Gümrük umum müdürlüğünün kapısı olan nok tanın tâ yanında, kaldırıma yat mış ve birbirlerine sokulmuş bir halde uykuya dalmış bulundukla rım gördüm.
Durup birer birer saydım: İkisi delikanlılık çağına gelmiş on yedi çocuktu. Bir kısmı altına çul, gazete gibi şeyler sermişti. Kaldı ki, o zaman hava fazla serin de değildi} rahat uyuyorlardı.
Nahid Sırrı OîtİK ı
I
Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi