• Sonuç bulunamadı

İstanbul Ulaşım Ağının Kritik Yapılarının Önceliklendirilmesi Üzerine Cbs Tabanlı Bir Karar Destek Modeli

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "İstanbul Ulaşım Ağının Kritik Yapılarının Önceliklendirilmesi Üzerine Cbs Tabanlı Bir Karar Destek Modeli"

Copied!
132
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

ĠSTANBUL TEKNĠK ÜNĠVERSĠTESĠ  FEN BĠLĠMLERĠ ENSTĠTÜSÜ

DOKTORA TEZĠ Özay ÖZAYDIN

Anabilim Dalı : Endüstri Mühendisliği Programı : Endüstri Mühendisliği

ARALIK 2011

ĠSTANBUL ULAġIM AĞININ KRĠTĠK YAPILARININ ÖNCELĠKLENDĠRĠLMESĠ ÜZERĠNE CBS TABANLI BĠR KARAR DESTEK MODELĠ

(2)
(3)

ARALIK 2011

ĠSTANBUL TEKNĠK ÜNĠVERSĠTESĠ  FEN BĠLĠMLERĠ ENSTĠTÜSÜ

DOKTORA TEZĠ Özay ÖZAYDIN

507052106

Tezin Enstitüye Verildiği Tarih : 19 Eylül 2011 Tezin Savunulduğu Tarih : 27 Aralık 2011

Tez DanıĢmanı : Prof. Dr. Y. Ġlker TOPCU (ĠTÜ) Diğer Jüri Üyeleri : Prof. Dr. Füsun ÜLENGĠN (DoğuĢ Ü)

Yrd. Doç. Dr. C. Erhan BOZDAĞ (ĠTÜ) Prof. Dr. Gülçin BÜYÜKÖZKAN (GSÜ) Doç. Dr. Gülgün KAYAKUTLU (ĠTÜ) ĠSTANBUL ULAġIM AĞININ KRĠTĠK YAPILARININ

ÖNCELĠKLENDĠRĠLMESĠ ÜZERĠNE CBS TABANLI BĠR KARAR DESTEK MODELĠ

(4)
(5)
(6)
(7)

ÖNSÖZ

Ülkemizde deprem ile özdeşleşen afet kavramıyla karşılaştığımda, aklıma hep Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara‘nın ―Depremle yaşamayı öğrenmeliyiz‖, sözü gelir. Bu söz doktora tezimin konusunun şekillenmesinde ilk tohumları atmıştır. Dünyanın en güzel şehri İstanbul‘a, depremin kendisi değil, bizlerin hazırlıksız olması en büyük zararı verecektir. Bu çalışma sonucunda, ufak bir katkı yaratabilirsek fazlasıyla mutlu olacağım.

Herşeyimi borçlu olduğum, benden desteklerini ve sevgilerini hiçbir zaman eksik etmemiş olan anne ve babama; rehberim, akademik yaşamda örnek aldığım, danışmanım, yol göstericim, arkadaşım, Dr. Y. İlker Topçu‘ya; dünyanın en güzel şehri İstanbul‘u, daha anlamlı ve güzel kılan diğer yarım Mine Işık‘a,

Benim bugün ben olmamı sağladıkları için, Çok teşekkür ederim.

(8)
(9)

ĠÇĠNDEKĠLER Sayfa ÖNSÖZ ... v ĠÇĠNDEKĠLER ... vii KISALTMALAR ... ix ÇĠZELGE LĠSTESĠ ... xi

ġEKĠL LĠSTESĠ ... xiii

ÖZET ... xv SUMMARY ... xvii 1 GĠRĠġ ... 1 2 AFETLER VE TÜRKĠYE ... 5 2.1 Afet Tanımı ... 5 2.2 Afetlerin Büyüklüğü ... 6 2.3 Afet Türleri ... 7 2.4 Türkiye‘de Afetler ... 9 2.5 Türkiye‘de Deprem ... 11 3 AFET YÖNETĠMĠ ... 15

3.1 Afet Yönetimi Kavramı ... 15

3.1 Türkiye‘de Afetlere Karşı Bilinçlendirme Çalışmaları ... 20

3.2 Afet Yönetimi Safhaları ... 25

3.2.1 Zarar azaltma safhası ... 26

3.2.2 Önceden hazırlık safhası ... 27

3.2.3 Kurtarma ve ilk yardım safhası ... 28

3.2.4 İyileştirme ve yeniden inşa safhası... 29

4 YAZIN TARAMASI ... 31

5 MODEL ... 41

6 KULLANILAN YÖNTEMLER ... 47

6.1 Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ... 47

6.1.1 Tarihçe ... 47

6.1.2 Türkiye‘de CBS çalışmaları ... 49

6.1.3 CBS‘de kullanılan köntemler ... 50

6.1.3.1 Veri yaratma ... 50 6.1.3.2 Veri temsili ... 50 6.1.3.3 Veri yönetimi ... 52 6.1.3.4 Veri işleme ... 52 6.1.3.5 Verinin sunulması ... 53 6.1.4 CBS analizi ... 53

6.1.4.1 Verilerin coğrafi dağılımının gösterimi ... 53

6.1.4.2 CBS verisinin sorgulanması ... 54

6.1.5 CBS‘nin kullanım alanları ... 58

6.1.5.1 Lojistik ağı ... 58

(10)

6.1.5.3 Araç rotalama ve hassas uzaklık ölçümleri ... 60 6.1.5.4 Yer seçimi ... 61 6.1.5.5 Depo yönetimi ... 62 6.2 CBS ve Karar Verme ... 63 7 UYGULAMA ... 67 8 SONUÇ VE ÖNERĠLER ... 75 KAYNAKLAR ... 77 EKLER ... 91 ÖZGEÇMĠġ ... 111

(11)

KISALTMALAR

AFEM : Avrupa Doğal Afetler Eğitim Merkezi AFOM : Afet Operasyon Genel Merkezi AKOM : Afet Koordinasyon Merkezi

APK : Araştırma Planlama ve Koordinasyon

CAD : Computer Aided Design (Bilgisayar Destekli Tasarım) CBS : Coğrafi Bilgi Sistemleri

CRED : Centre for Research on the Epidemiology of Disasters (Afet

Epidemiyolojisi Araştırma Merkezi)

DPT : Devlet Planlama Teşkilatı

GIS : Geographical Information Systems (Coğrafi Bilgi Sistemleri) GPS : Global Positioning System (Küresel Konum Belirleme Sistemi) IFRC : International Federation of Red Cross and Red Crescent Societies

(Uluslararası Kızıl Haç ve Kızılay Cemiyetleri Federasyonu)

ISDR : International Strategy for Disaster Reduction (Afetlerin Azaltılmasına

yönelik Uluslararası Strateji)

ĠBB : İstanbul Büyükşehir Belediyesi

JICA : Japanese International Coordination Agency (Japon Uluslararası

İşbirliği Ajansı)

TBMM : Türkiye Büyük Millet Meclisi

TMMOB : Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği TZY : Tedarik Zinciri Yönetimi

USGS : United States Geological Survey (Birleşik Devletler Jeolojik

(12)
(13)

ÇĠZELGE LĠSTESĠ

Sayfa Çizelge 2.1 : Türkiye‘de 1900-2011 yılları arasında meydana gelmiş, ölen kişi

sayısına göre ilk 10 afet ... 10

Çizelge 2.2 : Türkiye‘de 1900-2011 yılları arasında meydana gelmiş, etkilenen kişi sayısına göre ilk 10 afet. ... 10

Çizelge 2.3 : Türkiye‘de 1900-2011 yılları arasında meydana gelmiş, ekonomik hasar maliyetine göre ilk 10 afet. ... 10

Çizelge 2.4 : Türkiye‘de 1900-2011 yılları arasında meydana gelmiş afetlerin özet tablosu... 11

Çizelge 2.5 : Afetin Genel Hayata Etkililiğine İlişkin Temel Kurallar ... 12

Çizelge 2.6 : Deprem bölgelerine göre Türkiye‘nin yüzölçümü ve nüfus dağılımı. 13 Çizelge 3.1 : Wisconsin Üniversitesi Afet Yönetim Merkezi‘nde geliştirilen Afet Yönetim Modeli Diyagramı ... 16

Çizelge 3.2 : Afet Yönetiminde Yeni ve Eski Yaklaşımların Karşılaştırılması ... 20

Çizelge 4.1 : Çalışmada kullanılan veri tabanları ve ağ adresleri ... 31

Çizelge 4.2 : Anahtar kelimelerin veritabanlarına göre dağılımı ... 31

Çizelge 4.3 : Dahil ya da hariç tutulma kriterleri ... 35

Çizelge 4.4 : Yayınların basıldığı dergilere göre sayıları ... 36

Çizelge 4.5 : Afet türüne göre basılmış yayın sayıları ... 37

Çizelge 4.6 : Afet yönetimi safhalarına göre basılmış yayın sayıları ... 37

Çizelge 4.7 : Araştırma türlerine göre basılmış yayın sayıları ... 37

Çizelge 4.8 : Araştırmanın odağına göre yayınlanmış makalelerin dağılımı ... 39

Çizelge 5.1 : Modelde kullanılan ölçüm yöntemleri... 45

Çizelge 5.2 : UKOME‘nin trafik yoğunluğu verisi örneği ... 45

Çizelge 5.3 : UKOME‘nin tanımladığı araç türleri ... 46

Çizelge 7.1 : Bağlantılı olarak tanımlanmak için gerekli asgari süreler ... 69

Çizelge 7.2 : Değerlendirme ölçeği ... 71

Çizelge 7.3 : Uzman yargıları ... 72

(14)
(15)

ġEKĠL LĠSTESĠ

Sayfa

ġekil 2.1 : Deprem bölgeleri haritası ... 13

ġekil 3.1 : Afet yönetiminin evrimi. ... 19

ġekil 3.2 : Kavramlar arası ilişkiler. ... 21

ġekil 3.3 : Afet yönetimi safhaları akış şeması. ... 26

ġekil 4.1 : Afet, yönetim, lojistik anahtar kelimelerinin veritabanlarındaki dağılımı. ... 32

ġekil 4.2 : Acil, yönetim, lojistik anahtar kelimelerinin veritabanlarındaki dağılımı. ... 32

ġekil 4.3 : Anahtar kelimelerin veritabanlarındaki dağılımı (afet, acil ve lojistik). . 32

ġekil 4.4 : Acil, afet, lojistik anahtar kelimelerinin tüm veritabanlarındaki dağılımı. ... 33

ġekil 4.5 : Kullanılan yöntem bilime göre basılan yayınların yüzdeleri. ... 36

ġekil 4.6 : Uygulama alanlarına göre basılmış makalelerin yüzdeleri. ... 38

ġekil 4.7 : 2000 – 2011 yılları arasında yayınlanan makale sayıları. ... 38

ġekil 5.1 : Modelin kurulması ve çözülmesi aşamalarındaki temel işlerin akış şeması. ... 41

ġekil 5.2 : Modelin kurulum ve çözüm aşamalarındaki işlerin detaylı akış şeması. 42 ġekil 5.3 : Karar modeli. ... 44

ġekil 5.4 : UKOME‘nin sinyal tarih damgası ve açıklamaları. ... 46

ġekil 6.1 : John Snow‘un kolera haritası. ... 48

ġekil 6.2 : Sayısal rakım modeli, harita (görüntü) ve vektörel veri. ... 50

ġekil 6.3 : Vektörel haritalara bir örnek. ... 51

ġekil 6.4 : Verilerin coğrafi dağılımının gösterimi... 53

ġekil 6.5 : ArcGIS yazılımında, belirli bir niteliğe göre filtrelenmiş halinin gösterimi. ... 54

ġekil 6.6 : ArcGIS yazılımında, harita üzerinde dikdörtgensel bir alanın seçimi. ... 54

ġekil 6.7 : Bir cisim etrafında belirli bir tampon bölge. ... 55

ġekil 6.8 : Eğim, geçirgenlik ve birleşim katmanları. ... 56

ġekil 7.1 : Ulaşım ağı veri kümesinin oluşturulması için akış şeması. ... 68

ġekil 7.2 : Acil müdahale kriterinin hesaplanmasında kullanılan akış şeması ... 69 ġekil 7.3 : Alternatif rota alt kriteri için değer hesaplanması sürecinin akış şeması.70

(16)
(17)

ĠSTANBUL ULAġIM AĞININ KRĠTĠK YAPILARININ ÖNCELĠKLENDĠRĠLMESĠ ÜZERĠNE CBS TABANLI BĠR KARAR DESTEK MODELĠ

ÖZET

Afet, toplum üzerinde fiziksel, ekonomik, sosyal ve çevresel kayıplara neden olan, normal yaşamı durdurarak veya kesintiye uğratarak toplulukları etkileyen doğal, teknolojik ve insan kökenli olayların sonuçlarıdır. Bir başka deyişle afet, yalnızca doğa/insan kaynaklı bir olayın kendisi değil, ortaya çıkardığı sonuçtur. Sonucun etkisinin azaltılması birçok açıdan insanlara bağlıdır.

Son yıllarda büyük ölçekli doğal afetlerin sıklığı artmış ve bununla beraber afet yönetimi küresel olarak ele alınan bir tema olarak önemini artırmıştır. 11 Mart 2011 tarihinde Japonya‘nın kuzeyinde meydana gelen deprem ve bu depremin sonucunda oluşan tsunami felaketi küresel yankı bulan büyük ölçekli doğal afetlerden biridir. Bu bölgedeki Fukushima Nükleer Santrali‘nin çekirdeklerinde erime tehlikesi yaşanması ile uzun süre dünya basınının yakından takip ettiği bu komplike felakette, afet yönetimini bir bütün olarak başarılı bir şekilde hayata geçirebilen ülkelerden biri olarak tüm dünyada örnek gösterilen Japonya, normal hayata dönüş sürecini, karşılaşmış olduğu afetin ölçeği çok büyük olmasına rağmen, diğer ülkelere kıyasla çok daha hızlı başarabilmiştir.

Birçok fay hattının bulunduğu ülkemiz de deprem kuşağında sayılmaktadır. Gerek nüfus yoğunluğu gerekse yarattığı ekonomik katma değer ile ülkemizin en önemli ili olan İstanbul‘da da önümüzdeki 50 yıl içerisinde büyük ölçekli bir deprem beklenmektedir. Olası bu deprem sonucunda, 15 milyonun üzerindeki nüfusunun hayati tehlikesini azaltmak, yaşanacak ekonomik kayıpları en aza indirmek, bireyden devlet seviyesine kadar herkesin bazı hazırlıklar yapmasını gerektirmektedir. Bu çalışmada ulaşım ağı üzerinde iyileştirmeye odaklanılmıştır.

17 Ağustos ve 12 Kasım depremleri, afet yönetimi konusunda dünyadaki başarılı örnekler arasında olmadığımızı göstermiştir. Binalarımızın yapısal kalitesinin düşüklüğü kadar, gerekli yardımın gerektiği zamanda gerekli yerlere ulaştırılmasında yaşanan sorunlar, afet lojistiğinde de başarılı olamadığımızı göstermiştir. Yaşananların tekrarlanmaması için İstanbul ili ulaşım ağı bütünüyle incelenmiş ve kritik yapıların belirlenmesi için bir model kurulmuştur. İdeal olan durumda tüm yapıların kontrolü ve yeniden inşası gerekmektedir ancak bu finansal, insan kaynağı ve zaman açısından mümkün değildir. Bu nedenle bir önceliklendirme yapılması gerekmektedir. Ulaşım ağının önemini belirlemek için İstanbul Büyükşehir Belediyesi‘nden (İBB) farklı birimlerden uzmanlar ile birlikte dört temel kriterli bir model geliştirilmiştir.

(18)

Modele girdi olacak veriler ise İBB Ulaşım Koordinasyon Merkezi (UKOME), İBB Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) Daire Başkanlığı‘ndan alınan CBS veriler kullanılarak yapılan analizler sonucunda oluşturulmuştur. Sonuç olarak, 897‘si köprü ve köprüyol, 2027‘i yol parçası olmak üzere toplamda incelenen 2924 düğümden 32‘sinin yüksek derecede, 375‘inin ise daha düşük derecede kritik öneme sahip olduğu belirlenmiştir

(19)

A GIS-BASED DECISION SUPPORT MODEL FOR PRIORITIZING

CRITICAL STRUCTURES OF ISTANBUL TRANSPORTATION

NETWORK SUMMARY

Disasters are the consequences of a natural or man-made events that create physical, economic, social and natural loss, disrupt normal life and effect civilizations. In other words, a disaster is not only the event itself but also its resulting situation. Hence, people can mitigate its effects.

The frequency of high-scale natural disasters has increased and accordingly, the importance of disaster management as a global theme has increased. One of the most recent examples of disasters is the earthquake and consequent tsunami occurred in Japan on March 11, 2011. In this region, Fukushima Nuclear Power Plant faced the danger of meltdown, which would increase the disaster scale drastically. Fortunately, this complex disaster showed that recovery is easier with a well-planned disaster management; even when the magnitude of the natural event is extremely high. With many fault lines hosted under, our country is considered to be on an earthquake zone. With her population and economical input, Istanbul is the most important city in Turkey, and expecting a major earthquake in the next 50 years. Decreasing the fatal risk of 15 million people, living in Istanbul and economical risks require precautions to be taken from individual level to the governmental level. In this study, the focus is on the transportation network.

August 17, and November 12 Earthquakes showed that Turkey is not amongst the countries that show successful disaster management examples. In addition to the low quality of our buildings, problems faced in transportation required for supporting the supplies to required destinations in required time, showed that we have failed in disaster logistics as well. In order to prevent the mishaps to occur, the transportation network of Istanbul has been investigated thoroughly and a model is presented to determine critical network elements. The ideal solution would be testing and repairing all elements but a prioritization is needed as financial, human resource and time resources are limited. To determine the important network elements, a model with four main criteria is developed with decision makers from Istanbul Metropolitan Municipality.

Data that will act as input to the model is obtained from Transportation Coordination Center and analysis results from Geographical Information Systems data. 2924 network elements are investigated and 32 of them are found to have highest critical importance and 375 to have critical importance.

(20)
(21)

1 GĠRĠġ

İnsan yaşayışını kökten etkileyen olayların başında gelen doğal afetlerin sıklığı arttıkça, afet yönetimi küresel olarak ele alınan bir tema olarak önemini sürekli olarak artırmaktadır. Bu doktora çalışmasının tamamlanması süresince meydana gelen büyük ölçekli afetler bile bu konunun önemini vurgular niteliktedir. Söz edilen bu sürede meydana gelen afetlerden en güncel olanı 11 Mart 2011 tarihinde Japonya‘nın kuzeyinde meydana gelen deprem ve bu depremin sonucunda oluşan tsunami felaketidir. Bu bölgedeki Fukushima Nükleer Santrali‘nin çekirdeklerinde erime tehlikesi yaşanması ile uzun süre dünya basınının yakından takip ettiği bu karmaşık felakette, afet yönetimini bir bütün olarak başarılı bir şekilde hayata geçirebilen ülkelerden biri olarak tüm dünyada örnek gösterilen Japonya, normal hayata dönüş sürecini, karşılaşmış olduğu afetin ölçeği çok büyük olmasına [tarihte kayda geçilmiş olan dördüncü büyük afet (Url-5, 2011)] rağmen, diğer ülkelere kıyasla çok daha hızlı başarabilmiştir.

Ancak, bu tarihten önce meydana gelen örnekler maalesef bu kadar iyi olamamıştır. 2010 yılının ilk günlerinde Dünya Bankası verilerine göre, batı yarımkürenin en fakir ülkesi olan Haiti‘de (Url-7, 2011) meydana gelen Richter ölçeğine göre 7,0 büyüklüğündeki deprem çok yıkıcı olmuştur. Bu felaket; altyapı, lojistik planlama, afet yönetimi gibi çalışmaların başarılı bir şekilde yapılamamasının ne derece derin sonuçlar doğurabileceğini acı bir şekilde tüm dünyaya göstermiştir.

12 Mayıs 2008‘de Çin‘in güneybatısındaki Sichuan bölgesini vuran Richter ölçeğine göre 7,9 büyüklüğündeki depremin sonucu olarak enkaz altında kalan binlerce mağdurun haberleri tüm dünyayı sarsmakla kalmamış, bunun yanı sıra, afet lojistiği ve kurtarma konularında bilinçlenmenin ve çalışmaların önemini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Bu afetten sadece on gün önce Myanmar sahillerini vuran Nargis kasırgası, bu ülkede yönetimde bulunan askeri hükümetin uluslararası yardım kuruluşlarına uyguladıkları anormal kısıtlamalarla birleştiğinde 2,5 milyon insanın afetzede olarak nitelendirilmesine neden olmuştur.

(22)

Afetler, ölümlere, çevresel zarara, altyapının zarar görmesine ve ekonomik kayıplara neden olduğu aşikardır. Ayrıca, toplulukların, ülkelerin, bölgelerin, nüfuslarını ve altyapılarını ne derece koruyabildiğini test eden zorlu problemlerdir. Bahsi geçen örneklerde de gözlemlendiği gibi, afetler yalnızca doğal olayların kendisi değil, beraberinde doğurdukları sonuçtur.

Deprem ve diğer doğal afetler ile sanayileşme ve teknolojik ilerlemenin neden olduğu insan kaynaklı afetler giderek artan oranda can ve mal kayıplarına yol açmaktadır. Bu afetlerin bir kısmı aniden bir kısmı ise bir süreç içerisinde gelişerek ortaya çıkmaktadır. Oluşan zararların karşılanması yolunda harcanmakta olan ekonomik kaynaklar, ülkelerin sürdürülebilir kalkınma çabalarına engel olacak boyutlardadır. Başta küresel iklim değişiminin getireceği hayati sorunlar olmak üzere, sanayileşme ve teknolojik ilerlemenin ortaya çıkardığı insan kaynaklı afetler ise yer küremizin canlı hayatını ve insan medeniyetini çok ciddi boyutlarda tehdit etmektedir (Güler, 2007).

Ülkemiz, bulunduğu jeolojik konum itibariyle birden fazla aktif fay hattı üzerindedir, ayrıca su kaynaklarının çeşidi ve coğrafik yerleşimi nedeniyle sel felaketine de sıkça maruz kalmaktadır. Afetlerle bu denli içiçe olan bir ülkede, afet ve afet yönetimi konularındaki araştırmalar halen olması beklenen sayının maalesef çok altındadır. Bu doktora çalışması da, bu eksikliği giderme ve çözüm önerileri sunma temel amacı ile hazırlanmıştır.

Afetin etkilerini azaltmaya yönelik çalışmalar grubunda değerlendirilebilecek olan bu çalışma, yerel yönetimlerin bilimsel dayanağı olmadan daha çok sezgisel, duygusal, geçmiş deneyimler ve politik kaygılarla verdiği lojistik ağın en önemli parçalarından biri olan kritik yol yapılarına ilişkin yatırım, yenileme, tamir, rotalama vb. kararlarına bilimsel bir altyapı ile destek vermeyi, doğru karar vericilerle birlikte kullanıldığında da daha demokratik bir karar verme imkanı sağlamayı hedeflemektedir. Bir sonraki bölümde, afet tanımı detaylı bir şekilde verilmiş, afet türleri ve büyüklükleri, ülkemizde yaşanan afetlerle ilgili bilgiler sunulmuştur. Üçüncü bölümde afet yönetimi konusuna giriş yapılmış, farklı afet yönetimi tanımları incelenmiş ve kapsamlı bir bütünleştirme çalışması sunulmuştur, afet yönetimi safhaları ve bu safhaların kronolojik gelişimi, modern afet yönetimine geçiş bilgileri verilmiştir. Bu bölüm, Türkiye‘de afetlere karşı bilinçlendirme çalışmalarının irdelenmesi ile sonlandırılmıştır.

(23)

Dördüncü bölüm afet yönetimi konusundaki 100‘ün üzerinde makalenin incelendiği yazın taramasından oluşmaktadır. Beşinci bölümde bu çalışmada faydalanılan coğrafi bilgi sistemleri ve karar verme konuları tanıtılmış ve bu iki konunun bütünleşik olarak kullanımı önerilmiştir. Altıncı bölümde İstanbul şehrindeki uygulama detaylı bir şekilde anlatılmış ve son bölümde de sonuçlar ve öneriler sunulmuştur.

(24)
(25)

2 AFETLER VE TÜRKĠYE

2.1 Afet Tanımı

Yer bilimleri, inşaat mühendisliği, endüstri mühendisliği vb. birçok farklı bilim dalının ilgi alanına girmesinin de etkisi ile ―afet‖ teriminin farklı tanımları bulunmaktadır. Bunlardan birkaçı şu şekildedir.

Afet, insanlar ve insan yerleşimleri üzerinde fiziksel, ekonomik, sosyal ve çevresel kayıplara neden olan, normal yaşamı ve insan faaliyetlerini durdurarak veya kesintiye uğratarak toplulukları etkileyen doğal, teknolojik ve insan kökenli olayların sonuçlarıdır (Ergünay, 2007).

Afet, toplumsal yaşamda sürekli olarak karşılaşılabilen ve bunun sonucunda insanların sosyopsikolojik yaşamını derinden etkileyen bir olgu olduğu için, toplumların örgütlü bir şekilde hazırlıklı olmaları gereken, çevresel ve sosyal sorunların başında gelmektedir (Temiz, 1998).

Bilinen en eski çağlardan günümüze, her toplumun karşılaştığı, çoğu zaman da hazırlıksız yakalanmanın cezasını büyük kayıplarla ödemek zorunda kaldığı afetler sonucunda, insan hayatı ve sosyoekonomik sistem altüst olmaktadır.

Nerede, ne zaman, hangi büyüklükte, nasıl ve ne türde meydana geleceği bilinemeyen afetler, var oldukları ilk günden bu yana insan topluluklarının can ve mal güvenliğine yönelmiş en büyük tehlikedir. Afetler pek çok ülkede tamiri çok güç kayıplara ve özellikle gelişmekte olan ülkelerde ekonomik gelişme sürecinin yıllarca ciddi kesintilere uğramasına neden olmaktadır (Press ve Hamilton, 1999).

Doğal, teknolojik veya insan kökenli bir olayın afet sonucunu doğurabilmesi için, insan toplulukları ve insan yerleşmeleri üzerinde kayıplar meydana getirmesi, yerel imkan ve kaynaklarla üstesinden gelinememesi ve insan faaliyetlerini bozarak veya kesintiye uğratarak bir yerleşme birimini etkilemesi gerekmektedir (Ergünay, 2002). Tüm bu tanımlamalara dayanarak söyleyebiliriz ki, afet, yalnızca doğa/insan kaynaklı bir olayın kendisi değil, ortaya çıkardığı sonuçtur.

(26)

Teknolojik ve özellikle de terör ve savaşlar vb. gibi insan kökenli afetler çok farklı yaklaşım ve yorumları gerektirmektedir (Ergünay, 2007).

2.2 Afetlerin Büyüklüğü

Afetin büyüklüğü, genel olarak, yukarıdaki tanıma uygun olarak, bir olayın meydana getirdiği can kayıpları, yaralanmalar, yapısal hasarlar ve yol açtığı sosyal ekonomik kayıplarla ölçülmektedir. Bu değişik kavramlar içerisinde en kutsalı ve en önemlisi insan canı olduğu için, kamuoyunda afetin büyüklüğünü, yol açtığı can kaybı ve yaralanmaların büyüklüğü ile değerlendirme eğilimi vardır.

Afetin büyüklüğüne etki eden ana faktörler ise;

1. Olayın fiziksel büyüklüğü,

2. Olayın yerleşme alanlarına olan uzaklığı,

3. Fakirlik ve az gelişmişlik,

4. Hızlı nüfus artışı,

5. Tehlikeli bölgelerdeki hızlı ve denetimsiz sanayileşme,

6. Ormanların ve çevrenin tahribi veya yanlış kullanımı,

7. Bilgisizlik ve eğitim eksikliği,

8. Toplumun afet olaylarına karşı önceden alabildiği koruyucu ve önleyici önlemlerin ulaşabildiği düzey,

şeklinde sıralanabilir. Bu faktörlerden ilk ikisi, yani olayın fiziksel büyüklüğü ve yerleşme merkezlerine uzaklığı dışında kalanların hiçbiri doğal kökenli değil, insan faaliyetleri kökenlidir.

Afetlerin büyüklüğü, çok önemli ölçüde insan faaliyetlerinin doğru ve yanlış yönde gelişmesine paralel olarak artmakta veya azalmaktadır (Ergünay, 2002).

(27)

2.3 Afet Türleri

Afetlerin sınıflandırılmasında farklı yaklaşımlara rastlanmaktadır. De Boer (1990)‘in çalışmasında afet sınıflandırması medikal açıdan ele alınmış ve afetler neden oldukları tıbbi vakalara ve bunların oluşum derecelerine göre ayrılmıştır. Travmatik ve epidemik iki temel sınıfa ayrılan afetler, daha sonra bu başlıklar altında ölçeklendirilmiştir. Noy (2009)‘un çalışmasında da sunulduğu gibi afetlerin doğurduğu ekonomik sonuçlara göre yapılandırılan sınıflandırmalar da bulunmaktadır.

Afet tanımından yola çıkarak bir sınıflandırma yapılmak istendiğinde ise, temelinde doğal ve insan yapımı olmak üzere iki ana başlık altında toplanabilir. Doğal afetlere, yavaş ya da hızlı bir şekilde meydana gelen fiziksel olaylar neden olur. Doğal afetler için çok sayıda sınıflandırma çeşidi bulunmasına rağmen, bu sınıflandırmalar arasında en çok kabul gören sınıflandırma küresel ölçekte afet sonrası yardım ve müdahaleye en fazla katkıda bulunan Uluslararası Kızıl Haç ve Kızılay Federasyonu (International Federation of Red Cross and Red Crescent Societies; IFRC)‘nun 2002‘de yapmış olduğu sınıflandırmadır. Afet yönetimi üzerine yapılmüş çalışmaların Altay ve Green (2006), Whybark (2007), Kovacs ve Spens (2007) başta olmak üzere birçoğunda kullanılmıştır. 2009 yılında güncellenerek kapsamı genişletilen bu sınıflandırnın son hali aşağıdaki gibidir (Url-4):

1. Jeofiziksel (depremler, toprak kaymaları, tsunamiler ve volkanik aktiviteler): Yer kabuğunun üzerinde (toprak kaymaları) ya da altında (depremler, volkanik aktiviteler) meydana gelen fiziksel hareketlerin sonucunda oluşan afetlerdir (Özçep ve Orbay, 2002).

2. Hidrolojik (çığ ve sel baskınları): Seller, çok ani gerçekleşmedikleri sürece genellikle tahmin edilebilir türdedir. Bu afet türünün etkileri en fazla yerleşim alanları, ekinler, büyük ve küçükbaş hayvanlar üzerindedir. Büyük bir alan suyla kaplandığından, yardım faaliyetlerinde koordinasyonu sağlamak en büyük zorluğu oluşturmaktadır. Altyapı üzerinde olumsuz etki doğurduğundan, lojistik organizasyonu, ulaştırma ve yardımın dağıtımı karmaşık bir hal alır (Sinha, 1998).

(28)

3. Klimatolojik (aşırı sıcak-soğuklar, kuraklık ve yangınlar): Kuraklık, çok hızlı gerçekleşen doğal afetlerden farklı olarak sinsice ilerleyen, yıllarca sürüp, tarım ve su kaynakları üzerinde yıkıcı bir etkiye sahip olan bir afettir. Kuraklığı çok tehlikeli kılan diğer bir unsur da, sonrasında tetiklediği çölleşme, kıtlık, salgın hastalıklar ve şiddetli nüfus göçüdür.

Kuraklık, belirli bir sürede (mevsim, yıl ya da yıllar), belirli bir bölge için hesaplanmış yağmur miktarının istatistiksel ortalamanın ciddi derecede altında kalması şeklinde tanımlanır. Yağmur miktarının düşük olması, bitki örtüsünün, hayvanların ve insanların temel ihtiyacı olan suyun yoksunluğunu doğurur. Çoğu topluluk, üst üste gerçekleşen birkaç yağmursuz dönemi ve bunun sonucundaki hasat ve hayvan kaybını idare edebilir, ancak afete dönüşüm, stokların tükenmesi durumunda gerçekleşmektedir. Dünyada kuraklık denildiğinde ilk akla gelen bölge Afrika kıtasıdır. Etkilenen nüfus açısından bakıldığında kuraklık milyonlarca insanı uzun dönemli olarak etkilediğinden ciddi olarak ele alınma zorunluluğu aşikardır.

4. Meteorolojik (siklonlar ve fırtınalar): Bu tür afetler, genellikle atmosferdeki büyük ölçekli, kapalı bir dolaşım sisteminden kaynaklanırlar, bu sistemin içerisindeki alçak ve yüksek basınçlı rüzgarlar birleşerek, kuzey yarım kürede saat yönünün tersine, güney yarım kürede saat yönünde çok şiddetli döngüler oluşturmaktadır (Specht, 2006). Siklonlar, kasırgalar, tayfunlar, farklı adlandırılsalar da aynı tür afeti tanımlamaktadırlar.

Bahsedilen bu dolaşım sistemi, Hint okyanusu ve Pasifik okyanusunun güneyinde gerçekleştiğinde ―siklon‖, Atlas okyanusunun batısında ve Pasifik okyanusunun doğusunda gerçekleştiğinde ―kasırga‖ ve Pasifik okyanusunun batısında gerçekleştiğinde ise tayfun olarak adlandırılır. Siklonlar, kasırga ve tayfunlar, gerçekleşmelerinden birkaç gün önce öngörülebilmektedirler. Etkileri ise çok büyük ve yıkıcıdır. Genellikle de sellerden çok daha yıkıcı bir etkiye sahiplerdir. İlk aşamada, ani ve etkili bir rüzgar dalgası altyapı ve konutlara ciddi zararlar verir, daha sonra bu rüzgarları takip eden yoğun yağışlar ve seller afetin ölçeğini büyütür. Bu tür afetlerde yağış miktarı verileri ancak birkaç saat öncesinden verildiği için, insanlar genellikle son dakikaya kadar beklemeyi tercih ederler ve bu durum boğulmalarla sonuçlandığı için can kaybı sayısını artırmaktadır.

(29)

5. Biyolojik (salgın hastalıklar ve böcek/hayvan istilası): Biyolojik afetlerin başta geleni, salgın bir hastalığın belirli bir bölgede normalin dışında bir oranda artan örneklerinin görülmesi olan epidemidir. Sıklıkla tropik fırtına, deprem ya da kuraklık gibi başka türdeki afetlerin sonucu olarak ortaya çıkarlar.

Epidemiler, tıpkı deli dana ve kuş gribinde olduğu gibi kimi zaman hayvanlarda da görülüp, insanları direkt ya da ekonomik olarak endirekt yoldan etkileyebilir (Jones, Waters ve diğ., 2010). Örneğin, kuş gribi salgını da çeşitli ülkelerde afet statüsünde değerlendirilmiş ve ekonomik etkileri oldukça fazla olmuştur (McAleer ve diğ., 2010). Ayrıca, insanlara, bitki ve ekinlere zarar veren böcek ya da parazitlerin ciddi miktarlarda yayılması olan böcek istilası da biyolojik afetler altında yer alır.

2.4 Türkiye’de Afetler

Ülkemizde afet denildiğinde akla ilk olarak deprem gelmektedir. Bu gerçeği istatistiki bilgiler ile destekleyebilmek için Afet Epidemiyolojisi Araştırma Merkezi‘nin (CRED: Centre for Research on the Epidemiology of Disasters) kurmuş olduğu Uluslararası Afet Veritabanı (EM-DAT, The International Database) verilerine ulaşılmıştır (Url-2, 2011).

Bu veritabanına herhangi bir olayın afet olarak eklenebilmesi için aşağıdaki kriterlerden herhangi birinin gerçekleşmiş olması gerekmektedir.

 10 ya da daha fazla kişinin öldüğünün rapor edilmesi  100 ya da daha fazla kişinin etkilendiğinin rapor edilmesi  Uluslararası yardım çağrısının yapılması

 Devletlerin ―Ulusal afet hali‖ / ―Olağanüstü hal‖ ilan etmesi

Bu kriterler ile EM-DAT veritabanı kayıtlarına geçmiş olan afetler, Türkiye‘de 1900 ve 2011 yılları arasında filtrelenmiştir. Çizelge 2.1, Çizelge 2.2 ve Çizelge 2.3‘de bu afetlerin sırasıyla ölen kişi sayısına, etkilenen kişi sayısına, ekonomik hasar maliyetine göre ilk 10 afet listesi verilmekte ve Çizelge 2.4 ise tüm afetlerin özet tablosu verilmektedir.

(30)

Çizelge 2.1 : Türkiye‘de 1900-2011 yılları arasında meydana gelmiş, ölen kişi

sayısına göre ilk 10 afet.

Afet Türü Tarih Ölen KiĢi Sayısı

Deprem 26 Aralık 1939 32,962 Deprem 17 Ağustos 1999 17,127 Deprem 29 Nisan 1903 6,000 Deprem 26 Kasım 1942 4,000 Deprem 1 Şubat 1944 3,959 Deprem 24 Kasım 1976 3,840 Deprem 20 Aralık 1942 3,000 Deprem 26 Kasım 1943 2,824 Deprem 19 Ağustos 1966 2,394 Deprem 6 Eylül 1975 2,385

Çizelge 2.2 : Türkiye‘de 1900-2011 yılları arasında meydana gelmiş, etkilenen kişi

sayısına göre ilk 10 afet.

Afet Türü Tarih Etkilenen KiĢi

Sayısı Deprem 28 Haziran 1998 1.589.600 Deprem 17 Ağustos 1999 1.358.953 Sel 20 Mayıs 1998 1.240.047 Deprem 30 Ekim 1983 834,137 Deprem 18 Eylül 1984 375,038 Deprem 18 Ekim 1984 375,035 Deprem 13 Mart 1992 348,850 Deprem 22 Temmuz 1967 326,073 Sel 4 Kasım 1995 306,617 Deprem 1 Mayıs 2003 290,520

Çizelge 2.3 : Türkiye‘de 1900-2011 yılları arasında meydana gelmiş, ekonomik hasar

maliyetine göre ilk 10 afet.

Afet Türü Tarih Hasar (milyon

ABD$) Deprem 17 Ağustos 1999 20,000 Sel 20 Mayıs 1998 1,000 Deprem 12 Kasım 1999 1,000 Deprem 13 Mart 1992 750 Deprem 28 Haziran 1998 550 Sel 7 Eylül 2009 550 Sel 27 Ekim 2006 317 Deprem 1 Ekim 1995 205.8 Sel 18 Haziran 1990 150 Deprem 1 Mayıs 2003 135

(31)

Çizelge 2.4 : Türkiye‘de 1900-2011 yılları arasında meydana gelmiş afetlerin özet

tablosu.

Olay sayısı

Ölen kiĢi sayısı Etkilenen kiĢi sayısı Maddi hasar maliyeti

(x1000 ABD$) Toplam Olay baĢına Toplam Olay baĢına Toplam Olay baĢına Deprem 73 88,589 1,214 6.880.841 94,258 22.941.400 314,266 Salgın 8 613 77 204,855 25,607 0 0 AĢırı ısı 7 100 14 8,450 1,207 1,000 143 Sel 37 1,321 36 1.778.517 48,068 2.195.500 59,338 Toprak hareketi 12 693 58 14,556 1,213 26,000 2,167 Fırtına 9 100 11 13,639 1,515 2,200 244 Orman yangını 5 15 3 1,150 230 0 0

Bu tablolar incelendiğinde ölen kişi sayısına göre ilk on afetin tamamı, etkilenen kişi sayısına göre sekizi, ekonomik hasar maliyetine göre altısı depremdir. Son 110 yılda ülkemizde meydana gelmiş olan tüm afetler ele alındığında da tüm kriterlere göre en büyük etkiyi yaratan depremlerdir. Bu nedenle, bu tez çalışmasında deprem odaklı bir bakış açısı izlenmiştir.

2.5 Türkiye’de Deprem

Türkiye, tektonik oluşumu, jeolojik yapısı, topografyası ve meteorolojik özellikleri gibi nedenlerle, her zaman çeşitli doğal afet tehlikelerine sahip olan bir ülke olmuştur. Ülkenin fiziksel ve sosyal zarar görebilirliğinin de yüksek olduğu dikkate alındığında, meydana gelen doğal olaylar büyük ölçüde can kayıpları, yaralanmalar ve ekonomik kayıplara neden olmakta ve afet sonucunu doğurmaktadır. Türkiye‘de başta depremler olmak üzere, heyelanlar, su baskınları, erozyon, kaya ve çığ düşmeleri ve kuraklık başlıca doğal afetlerdir. Ormanların tahribi ve buna bağlı olarak meydana gelen şiddetli erozyon, bir yandan büyük ölçüde çevre sorunları ve ekonomik kayıplara yol açarken, diğer taraftan da mevcut tehlike ve riskleri daha da artırmaktadır.

Türkiye‘de doğal afetlerle ilgili düzenlemelerin yer aldığı 7269 sayılı Afetler Kanunu‘na dayanarak çıkarılan ―Afetin Genel Hayata Etkililiğine İlişkin Temel Kurallar Hakkında Yönetmelik‖ hükümlerine göre bir afetin o yerin genel yaşamını etkiler bulunabilmesi için hasar gören bina sayılarının alt sınırları Çizelge 2.5‘te verilmiştir (Afetin Genel Hayata Etkililiğine İlişkin Temel Kurallar Hakkında Yönetmelik, 1968).

(32)

Çizelge 2.5 : Afetin genel hayata etkililiğine ilişkin temel kurallar. YerleĢim tipi Hane sayısı Hasar gören bina sayısı

Kırsal alan (köy, belde) < 100 Toplam hane sayısının %10‘u

> 100 10 İl, ilçe < 5,000 20 5,000 – 10,000 25 10,000 – 30,000 30 30,000 – 50,000 40 > 50,000 50

Bu yönetmelik uyarınca İstanbul şehrinde 50 binanın yıkılması depremin genel yaşamı etkiler ilan edilmesi için yeterlidir.

Türkiye, yeryüzünün en aktif deprem kuşaklarından birisi olan, Akdeniz, Alp, Himalaya deprem kuşağı içerisinde yer almaktadır. Alp dağları Asya ve Avrupa kıtalarının birbirlerine olan göreceli hareketlerinin oluşturduğu sıkıştırıcı kuvvetlerin etkisiyle meydana gelmiştir. Benzer şekilde Himalayalar da Hindistan ile Asya kıtasının birleşmesi sonucunda oluşmuştur.

Türkiye, Avrupa-Asya, Arabistan ve Afrika gibi üç büyük tektonik plaka ile Ege ve Anadolu plakaları gibi iki küçük plaka arasında yer almıştır. Türkiye‘de 1988-1998 yılları arasında sistematik olarak yapılan, Küresel Konum Belirleme (Global Positioning System, GPS) ölçümleri, plaka hareketleri ve plaka sınırlarını oluşturan büyük fay bölgelerindeki yıllık yer değiştirme oranları hakkında önemli bilgiler vermektedir. Bu ölçümlerin sonuçları özetle aşağıdaki gibidir:

 Katı bir blok olan Anadolu plakası, Avrupa-Asya plakasına göre göreceli olarak yılda 25mm‘lik bir hızla batıya doğru hareket etmektedir.

 Batı Anadolu yılda 30mm‘lik bir hızla, kuzey, kuzey-doğuya doğru hareket etmektedir. Bu hareketin sonucunda, Kafkas sıradağları yılda 10mm‘lik bir hızla kısalmakta, Doğu Anadolu‘da ise bu hareket, doğu-batı doğrultusunda uzanan Bitlik bindirme bölgesinde yılda 15mm‘lik bir hareket ile Doğu Anadolu bölgesindeki sol-yanal atımlı faylarla karşılanmaktadır.

 Batı Anadolu çöküntü havzaları, kuzey-doğu, güney-batı doğrultusundaki açılma nedeniyle yılda 15mm‘lik bir hızla hareket etmektedir.

 Afrika plakası, Avrupa-Asya plakasına göre göreceli olarak yılda 10mm‘lik bir hızla kuzey-doğu doğrultusunda hareket etmektedir.

(33)

Özmen ve diğ. (1997), yaptıkları çalışmada Türkiye için 5 farklı dereceye göre Deprem Bölgeleri Haritasını Şekil 2.1‘deki gibi oluşturmuşlardır.

ġekil 2.1 : Deprem bölgeleri haritası (Özmen ve diğ., 1997).

Bu bölgelere göre Türkiye‘nin yüzölçümü ve nüfus dağılımı da Çizelge 2.6‘te verilmiştir.

Çizelge 2.6 : Deprem bölgelerine göre Türkiye‘nin yüzölçümü ve nüfus dağılımı

(Özmen ve Nurlu, 1999). Deprem Bölgeleri Yüzölçümü (km2) Nüfus (1990) Tahmini Nüfus (1997) I. derece 328.995 42% 25.052.683 44% 28.498.740 45% II. derece 186.411 24% 14.642.950 26% 16.674.656 27% III. derece 139.594 18% 8.257.582 15% 8.334.138 13% IV. derece 97.894 12% 7.534.083 13% 8.129.711 13% V. derece 32.051 4% 985.737 2% 1.107.757 2% Toplam 784.945 56.473.035 62.745.002

Bu çizelge için alan hesaplamaları ArcInfo yazılımı kullanılarak Türkiye Deprem Bölgeleri Haritası‘nın Lambert Conformal konik izdüşümü sistemine dönüştürülmesinden sonra yapılmıştır. Türkiye İstatistik Kurumu‘nca açıklanmış göller hariç Türkiye yüzölçümü 774,815 km2‘dir. Nüfus tahmini Devlet İstatistik Enstitüsünden alınan ―İllere göre Yıl Ortası Nüfus Tahminleri, 1991-2000‘‘ adlı kaynaktan yararlanılarak hesaplanmıştır.

(34)
(35)

3 AFET YÖNETĠMĠ

Günlük olaylar, ambulans, polis ya da itfaiye gibi tek bir kamu yönetim birimi tarafından idare edilebilen olaylardır. Afet olaylarına müdahale kapsamına girmeyen bu olayların işletim açısından ―acil durum‖a dönüşmesi kaynakların zorlanması durumunda ve standart prosedürlerin yetersiz kalması durumunda gerçekleşir. Hayat kurtarma faaliyetlerinin bu durumlarda özel birimler tarafından yönetilmesi gerekmektedir (Landesman, 2001). Bu özel durumların bir aşama ötesi de ülke genelinde ―acil durum‖ ilan edilmesidir ve bu da politik ve yasal düzenlemeleri de beraberinde getirmektedir.

3.1 Afet Yönetimi Kavramı

Afet yönetimi için bir tanım yapmak gerektiğinde, bu tanımlama özetle şu şekilde olabilir. Afetlerin önlenmesi ve zararlarının azaltılması, afet sonucunu doğuran olaylara zamanında, hızlı ve etkili olarak müdahale edilmesi ve afetten etkilenen topluluklar için daha güvenli ve gelişmiş yeni bir yaşam çevresi oluşturulabilmesi için, toplumca yapılması gereken top yekûn bir mücadele sürecini ifade eder. Bir bakıma afet yönetimini, herhangi bir afetin ardından yapılması gereken müdahale ve iyileştirme çalışmalarından ibaretmiş gibi düşünülmesi gerekir. Önlem alma, korunma ve zarar azaltma amaçlı çalışmalara ağırlık verilmeden, afetle mücadelede başarılı olunamayacağı çok açıktır. Bir başka ifadeyle afet yönetimi, afetleri önlenme ve etkilerinden korunma amacıyla, yapılacak faaliyetlerin planlanması, yönlendirilmesi, desteklenmesi, koordinasyonu, uygulanması için toplumun tüm kurum ve kuruluşlarıyla, imkan ve kaynaklarının bu ortak amaç doğrultusunda kullanımını gerektiren çok yönlü, çok aktörlü, çok disiplinli, dinamik bir yönetim şeklidir. Bu nitelikleri nedeniyle afet yönetimi, son zamanlarda Bütünleşik Afet Yönetimi veya Kapsamlı Afet Yönetimi olarak da adlandırılmaktadır (Güler, 2007). Afet yönetimi, bir afetin öncesinde, süresince ve sonrasında, insan hayatı kaybını önlemek, afetin ekonomi üzerindeki etkilerini azaltmak ve normal yaşama geri dönüş amaçları güdülerek yapılan eylemlerin yönetilmesidir (Altay ve Green III, 2006).

(36)

Afet yönetiminin diğer bir tanımı da; afet olgusu karşısında planlama, araştırma ve gözlem ile etkilerin azaltılmasına yönelik tedbirlerin gelişimi için önleme, zarar azaltma, hazırlık, acil müdahale ve iyileştirme problemlerine çözüm arayan geniş kapsamlı ve disiplinler arası bir yönetim modelidir (T.C. Başbakanlığı, 1997/05). Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) Müsteşarlığı‘nın (2000) tanımlamasına göre ise afet yönetimi: afetlerin önlenmesi ve zararlarının azaltılabilmesi için, afet öncesi, afet sırası ve afet sonrasında yapılması gereken teknik, yönetsel ve yasal çalışmaları belirleyen ve uygulamaya aktaran bir olayla karşılaşıldığında etkili bir uygulama yapabilmeyi sağlayan ve her olaydan elde edilen deneyimlerin ışığında mevcut sistemi geliştiren bir yönetim yaklaşımı ve uzmanlık alanıdır (DPT Müsteşarlığı, 2000/01).

Afet yönetim modeline ilişkin bir diğer model de Wisconsin Üniversitesi tarafından kapsamlı bir şekilde geliştirilmiştir (Url-6). Çizelge 3.1‘den de görüleceği gibi bu çalışmada afet yönetimini ana unsuları, analiz, azaltma ve önlem, hazırlıklı olma, tahmin ve ikaz, tepki ve iyileşme aşamalarıdır.

Çizelge 3.1 : Wisconsin Üniversitesi Afet Yönetim Merkezi‘nde geliştirilen afet

yönetim modeli diyagramı (Url-6).

Afet analizi Duyarlılık analizi Azaltma ve önleme Hazırlıklı olma Tahmin ve ikaz

Afet tarihi Yazılı

Tepki

İyileşme

Tahliye

Bellek Barınma / korunma

Bilimsel analiz

Meteorolojik Arama ve kurtarma

Jeolojik

Tespit Hasar

Hidrolojik İhtiyaçlar

Tarımsal İhtiyaç analizi

Çevresel Kaynak analizi

Epidemioloji Tedarikler

Tarihi kayıtlar Depolama

Toplumsal deneyimler Ulaşım

Teknik değerlendirme Dağıtım

Mühendislik

Rehabilitasyon ve yeniden yapılanma

Barınma

Alan kullanımı düzenlemeleri Su

Yapı standartları Tarımsal

Hasar dönemleri ayarlamaları Altyapı

Örgütlenme Ticari

Toplum Planlaması

İşlemler Kalkınma fırsatları

Stoklama Farkına varma Kaynak envanteri Lojistik planlama İletişim yolları Teknoloji Yorumlama İzleme ve ikaz Haberleşme Toplum tepkisi Haberleşme

(37)

Tüm bu afet ve afet yönetimi tanımları göz önüne alındığında, afet yönetiminin risklerle hem başa çıkma hem de önleme gibi iki önemli hedefe sahip bir disiplin olduğunu söyleyebiliriz. Afet yönetimi; afetlerin önlenmesi ve zararların azaltılması, afetlere karşı hazırlıklı olunması ve afet anında hızlı ve etkili bir kurtarma, ilk yardım, geçici barındırma ve yeniden inşa faaliyetlerinin yürütülebilmesi için toplumun tüm imkan ve kaynaklarının (insan gücü, malzeme, donanım ve para) afet öncesi ve afet sonrasında iyi yönlendirilmesi, rasyonel kullanımını gerektiren çok geniş bir kavramdır.

Ancak bu tür bir yönetim şekli, çağdaş afet yönetimi olarak adlandırılabilir ve bir ülkede afet zararlarının azaltılabilmesi, ancak bu tarz bir yönetim sistemi ile mümkün olabilir. Risklerle başa çıkma, afet olayı gerçekleştikten sonra, önleme ise afet gerçekleşmeden önce yapılması gerekir. O halde, afet yönetiminin temeli afet gerçekleşmeden önce ve afet gerçekleştikten sonra olmak üzere iki aşamadan oluşmaktadır: Bu maddeler İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) deprem ana planında şu şekilde özetlenmiştir.

Afet öncesinde yapılacaklar: meydana gelebilecek olaylardan toplumun en az zarar ve fiziksel kayıplarla kurtulabilmesi için gereken teknik, idari ve yasal tüm önlemleri olaylar olmadan önce almak; mümkün olan hallerde olayları önlemek, mümkün olmayan hallerde ise, kurtarma, ilk yardım ve iyileştirme çalışmalarının en hızlı, verimli ve etkili bir şekilde yapılmasını sağlamak; afet zararlarının azaltılması çalışmalarını kalkınmanın her aşamasına dahil etmek ve böylelikle mevcut riskin artmasını önlemek ve sürdürülebilir bir kalkınma sağlamak; toplumun her kesiminin, olayların etkilerinden en az zararla kurtulabilmesi için gerekli bilgilerle donatılmasını sağlayacak eğitim programları uygulamak.

Afet sonrasında yapılacaklar: mümkün olan en fazla sayıdaki insanı kurtarmak ve sağlıklarına kavuşmalarını sağlamak, afetlerin doğurabileceği ek tehlike ve risklerinden insan canını ve malını korumak; afetten etkilenen toplulukların hayati ihtiyaçlarını mümkün olan en kısa zamanda karşılamak ve hayatın bir an önce normal hale getirilmesini sağlamak; afetin doğurabileceği ekonomik ve sosyal kayıpların en düşük düzeyde kalmasını veya yaraların bir an önce sarılmasını sağlamak; afetten etkilenen topluluklar için emniyetli ve gelişmiş yeni bir yaşam çevresi oluşturmak. Bu plandan hareketle depremden önce alınacak önlemler şu şekilde sıralanabilir.

(38)

Olası afetlerin yıkıcı etkilerini azaltmak için gerekli önlemlerin alınması, afet sonrasında ilkyardım ve hayatın normale döndürülmesi çalışmalarına ait planlama işlemlerini kapsayan bu aşama, afet bölgelerindeki konut üretimi sorunlarının çözümü açısından temel aşamadır.

Afet öncesi planlama eylemlerine afet bölgelerinin saptanması ile başlanır. Afet bölgelerinin saptanması işleminde bir yandan ülkenin doğal yapısının, afete neden olan doğal olayları doğurmaya uygunluk derecesi araştırılırken diğer yandan bu olayın insan yapısı ve çevreye vereceği hasar göz önüne alınmaktadır. Böylece çeşitli afetler açısından risk haritaları hazırlanmaktadır. Bu aşamadan sonra yapılacak iş, afete karşı koruyucu planlama çalışmalarıdır (Sey ve Tapan, 1987).

Depremin neden olabileceği yapısal hasarın azaltılabilmesi; tehlikelerin çok yerel ölçekte saptanması ve deprem yönetmelikleriyle önlenmesi, olanaksız olanların fiziksel planlama sırasındaki alan kullanımı kararlarıyla önlenmesi halinde mümkün olmaktadır.

Deprem sırasında ortaya çıkabilecek tehlikeleri, bölge veya yerleşme birimi ölçeğinde ortaya koyan ve çok yönlü jeoteknik etütler sonrasında hazırlanabilen büyük ölçekli haritalar (mikro bölgeleme haritaları) var olmadıkça ve fiziksel planlama sırasında mevcut tehlikeleri azaltan en uygun alan kullanımı kararları verilmedikçe, deprem zararlarını pratik olarak azaltma olasılığı bulunmamaktadır. Genel olarak ülkemizde, deprem zararlarının azaltılmasında ilk ve en önemli adımın, yerleşimlerin fiziksel planlaması sırasında atılabileceği hemen hemen hiç bilinmemektedir. Türkiye‘de, şehir plancıları açısından en tehlikeli deprem bölgesinde yapılan bir fiziksel planlama ile deprem tehlikesi olmayan bir bölgede yapılan planlama arasında hiçbir fark yoktur. Halbuki deprem zararlarının azaltılmasında, birinci adımın fiziksel planlama sırasında atılması ve planlamanın değişik doğal tehlikeleri azaltıcı ve depremin yan etkilerinden koruyucu yönde yapılması gereklidir (Ergünay, 1977).

Fiziksel planlamanın amacı (Sey ve Tapan, 1987); potansiyel riski azaltmak, afete neden olan olayların sonuçlarını hafifletmek, afete neden olan olayların zincirleme gelişmelerini önlemek, kurtarma işlemlerini kolaylaştırmak, acil yardım aşamasında genel yaşama düzenini örgütlemek, rehabilitasyon ve yeniden yapım aşamalarını kolaylaştırmaktır.

(39)

Depremden sonra alınacak önlemler ise şu şekildedir: Mümkün olan en fazla sayıdaki insanı kurtarmak ve sağlıklarına kavuşmalarını sağlamak, depremlerin doğurabileceği ek tehlike ve risklerinden insan canını ve malını korumak depremden sonra alınacak önlemlerin başında yer almaktadır. Bu aşamadan sonra depremden etkilenen toplulukların hayati ihtiyaçlarını mümkün olan en kısa zamanda karşılamak ve hayatın bir an önce normal hale getirilmesini sağlamak, depremin doğurabileceği ekonomik ve sosyal kayıpların en düşük düzeyde kalmasını veya yaraların bir an önce sarılmasını sağlamak depremden sonra alınacak önlemler açısından sonraki aşamayı oluşturmaktadır. Depremden etkilenen topluluklar için emniyetli ve gelişmiş yeni bir yaşam çevresi oluşturma işlemleri de depremden sonra alınacak önlemlerin sonuncusudur. Doğal afetlerle sık sık karşılaşılan ülkelerde, meydana gelen afetlerin yaralarını sarmak konusunda yoğun çabalar sarf edilmekle beraber, üzerinde en çok durulan konu, afetler olmadan önce yapılacak çalışmalar ve alınacak önlemler, bir doğal olayın, afet sonucunu doğurmasını önlemek konusudur (Ergünay, 1996). Bölüm 3.3‘te temel afet yönetiminin, zamanla daha kapsamlı ve detaylı tanılandırılması ve özelleştirilmesi sonucunda ortaya çıkan modern afet yönetiminin safhaları anlatılacaktır. Şekil 3.1‘de ise temel afet yönetiminden, modern afet yönetimine dönüşüm evrimi verilmektedir.

Afet Sonrası Afet Öncesi Hazırlık Müdahale Hazırlık Müdahale Acil Müdahale Hazırlık Müdahale Acil Müdahale İyileştirme ve Yeniden İnşa Zarar Azaltma Klasik Model

Klasik Model Modern ModelModern Model

ġekil 3.1 : Afet yönetiminin evrimi.

Bütünleşik yaklaşımlar modern afet yönetiminde meydana gelen önemli değişimlerdendir (Can, 2006). Bu değişim eski ve yeni yaklaşımlardaki fark vurgulanarak Çizelge 3.2‘de özetlenmiştir.

(40)

Çizelge 3.2 : Afet yönetiminde yeni ve eski yaklaşımların karşılaştırılması. Eski yaklaĢımların temel nitelikleri Yeni yaklaĢımların temel nitelikleri

Tehlike tayini Hasar görebilirlik tayini

Afete müdahale Afet öncesi hazırlık

Riskli alanlar için uzmanlarca hazırlanmış planlar

Afet bölgesinde yaşayanların katılımıyla yapılan planlar

Tek disiplinlilik Çok disiplinlilik

Bölgesel bakış Geniş perspektifli bakış

Belirtiler Nedenler

Önlem alma, korunma ve zarar azaltma amaçlı çalışmalara ağırlık verilmeden afetle mücadelede başarılı olunması imkansızdır. Yaşananlardan ders almayıp, yıkılanların yerine sadece yenisini yapmayı hedefleyen, yara sarma politikaları ülkemize bir yarar sağlamamaktadır. Bu nedenle afet yönetimini, sadece veya ağırlıklı olarak, bir afetin ardından yapılması gereken müdahale ve iyileştirme çalışmalarından ibaret saymak çok yanıltıcıdır (Güler, 2007).

3.2 Türkiye’de Afetlere KarĢı Bilinçlendirme ÇalıĢmaları

Doğa olaylarının doğal afete dönüşmemesi için alınması gereken önlemler, yıllardır, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), ilgili meslek odaları, ilgili üniversiteler, bakanlık, kurum ve kuruluşlar, Ulusal Deprem Konseyi tarafından pek çok rapor hazırlanmış olmasına ve son olarak da Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca 2004 yılında düzenlenmiş olan ―Deprem Şurası‖ raporları ve sonuç bildirgesinde ivedilikle alınması gereken önlemler ve yapılması gereken çalışmalar belirlenmiş olmasına rağmen, bugüne kadar birkaç münferit çalışma dışında önemli bir gelişme sağlanamamıştır.

Günümüzde büyük kentlerimiz ve diğer yerleşmelerimizin doğal afetler açısından 1999 yılı öncesine oranla daha güvenli olduğunu söylemek mümkün değildir. Aksine, nüfus artışları, kent merkezlerine olan yoğun göçler, kaçak ve denetimsiz yapılaşmalar, plansız ve getirim amaçlı şehirleşme ve sanayileşme eğilimleri yoğun olarak devam ettiği için her geçen gün, başta depremler olmak üzere, gelecekte olabilecek doğal olaylar karşısında çok daha büyük zarar ve kayıplarla karşılaşmamız sürpriz olmayacaktır (JICA, 2004). Depremler birer doğa olayı olup, tek başlarına afet olarak değil ―tehlike‖ olarak kabul edilmelidir.

(41)

Yerleşim birimi olmayan bir bölgede gerçekleşen deprem herhangi bir can ve mal kaybına yol açmayacağı için afet olarak kabul edilmez (Akbulut ve Ayfer, 2005). Afet riski olabilmesi için tehlike unsurunun ve zarar görebilme özelliğinin bulunması gerekir. Bu kavramlar arası ilişki Şekil 3.2‘de gösterilmiştir.

Zarar Görebilirlik Süreci

Zarar Görebilirlik + Tehlike = Risk (Potansiyel Kayıplar) Tehlike AFET Altta yatan etmenler Yoksulluk / eşitsizlik Marjinalleşme Ekonomik sistemler Ön şartlar İdeolojiler Çevre Demografi Dinamik etmenler Yerel kurumlar Bilinç Eğitim Yerel piyasalar Uygun beceriler Yerel yatırımlar Basın özgürlüğü Güvenli olmayan şartlar Yerel kurumlar Bilinç Eğitim Yerel piyasalar Uygun beceriler Yerel yatırımlar Basın özgürlüğü Tetikleyici olaylar Depremler Heyelanlar Seller Su baskınları Ağır kış şartları Kimyasal serpinti Radyasyon sızıntısı Fırtınalar Kuraklık

Savaşlar, iç çatışmalar

ġekil 3.2 : Kavramlar arası ilişkiler.

Afetler politikası, uluslararası kuruluşlar aracılığıyla geçtiğimiz on yıl aşkın süre içinde tarihi bir değişikliğe uğramış bulunmaktadır. Bu değişikliğin başlıca hedefi, politikanın artık yalnızca afet sonrası yardımlarla sınırlı bırakılmayıp, afet öncesinde risklerin ve olası kayıpların belirlenmesi, sistemli biçimde risklerin bertaraf edilmesi, azaltılması ve paylaşımı için yapılan çalışmaları ön plana geçirmektir. Bu politika yepyeni bir kurumlaşma, yeni düzenlemeler ve meslekler açısından rollerin yeniden tanımlanmasını gerektirmektedir.

Bugün çok sayıda ülke bu yönde adımlar atmış bulunmaktadır. Büyük tehlikelere ve yüksek risklere sahip Türkiye‘de ise, söz konusu politika değişikliklerine büyük ölçüde yabancı kalınmış, risk azaltma (sakınım) alanında yetersiz ve yanlış uygulamalara girilmiş, ayrıca söz konusu yenilik taleplerini gündemde tutan Ulusal Deprem Konseyi 2007 yılında gerekçesiz lağvedilmiştir (Balamir, 2007). Yeni politikanın başlıca gerçekleşme adımları özetlenecek olursa, önce BM kararlarıyla 1990-2000 (IDNDR), doğal afetlerin etkilerini azaltma on yılı olarak programlanmıştır.

(42)

Bu dönemde Yokohama Konferansı (1994) ile yeni strateji ve ilkeler belirlenmiş, bu stratejiyi uygulamak üzere 2000 yılında ISDR (International Strategy for Disaster Reduction) kuruluşu BM‘nin bir yeni organı olarak tanımlanmıştır.

ISDR 2005 yılında Kobe Konferansı‘nı gerçekleştirmiş, burada alınan kararlarla yeni bir etkinlik on yılı (2005-2015) ―Hyogo Eylem Çerçevesi‖ (Hyogo Framework for Action) öngörülmüştür. Bu kapsamda, özellikle 1999 depremlerinden sonra ilgili alanda çalışmalar yapan her kurum ve organizasyon, eğitim konusuna da büyük önem vererek, bu yönde çalışmalar gerçekleştirmeye başlamışlardır.

Başta, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, Çevre ve Orman Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Merkezi, Sivil Savunma Genel Müdürlüğü, Meteoroloji Genel Müdürlüğü, Kızılay, gibi pek çok kurum yanında üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları da, toplumun bilinçlendirilmesi kapsamında oldukça önemli eğitim programları ortaya koymuşlardır. Bu konuda kurumlar arasında işbirliği çalışmalarında da önemli ilerlemeler kaydedilmiştir (Seyfe, 2007). Bu kurumlarca pek çok eğitim kursları, seminerler düzenlenmesi yanında, kitap, dergi vb. materyallerle de toplumun her kesimine, özellikle çocuklara ulaşılmaya çalışılmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı‘nın müfredatına afetlerle ilgili derslerin konması konusunda çabalar sarf edilmekte olması, eğitimin tabandan başlatılması yolunda dikkat çekmektedir.

Örneğin, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Afet Koordinasyon Merkezi AKOM‘da, okul sezonu boyunca ilköğretim 4 ve 5. sınıf öğrencilerine uzmanlar tarafından haftada 2 gün Kızılay tarafından düzenlenen ―Güvenli Yaşamı Öğreniyorum‖ kitapçığı eğitimi verilmektedir. Ayrıca AKOM, halkın afetlere karşı bilinçlendirilmesi amacıyla da çok sayıda değişik türde kitap, broşür ve CD bastırarak dağıtmıştır (Url-1, 2011).

Sivil Savunma Genel Müdürlüğü, Çevre ve Orman Bakanlığı gibi kurumlar da hem internet üzerinde, hem de kitap, dergi, broşür gibi basılı yayınlarla, çocuklara ve diğer hedef kitlelere yönelik bilinçlendirme çalışmalarını sürdürmektedirler.

Milli Eğitim Bakanlığı‘nın, önceki yıllarda ―Deprem Haftası‖nı eğitim müfredatına almıştır. Kandilli Rasathanesi, ―Afete Hazırlık Eğitim Programı‖ ile internet üzerinden özellikle çocuklar başta olmak üzere, öğretmenlere ve tüm topluma yönelik çok kapsamlı bir eğitim programını sunmaktadır.

(43)

Bakanlığımız da ―eğitim yoluyla risk kültürü oluşturulması‖ konusunda oldukça önemli çalışmalar içerisinde bulunmaktadır.

Anlaşma‘nın faaliyetler bölümündeki programları gerçekleştirmek amacıyla oluşturulan uzman merkezlerden birisi olarak Türkiye‘de kurulmuş olan Avrupa Doğal Afetler Eğitim Merkezi (AFEM), Afet İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde, Şube Müdürlüğü olarak hizmet vermektedir.

AFEM düzenlenen seminer ve basılı yayınlar ile ―afet zararlarının önlenmesi ve azaltılmasına yönelik çeşitli hedef gruplarına uygulanacak eğitim program ve materyallerinin hazırlanması, basımı ve dağıtımı‖ konularında ―Halkın Eğitimi Kampanyası‖ oluşturma çalışmalarında bulunmaktadır. AFEM‘in diğer bir fonksiyonu da bu konularda en etkin eğitim yöntemlerini araştırmaktır.

AFEM tarafından programlanan eğitimler, hedef alanın çok geniş olması nedeni ile öncelikle ―Eğiticilerin Eğitimi‖ tarzında yapılmaktadır. Uygulanan eğitimler sonunda üretilecek dokümanların basılarak tüm Kısmi Anlaşma Üyesi ülkelere dağıtılması yolu ile verilen eğitimin tüm üye ülkelerdeki ilgili kesimleri kapsamasına çalışılmaktadır.

Kurs ve seminer, baskı-yayın yolu ile bilgilerin yaygınlaştırılmasının yanı sıra televizyon, video, sinema filmleri ile izleyenin dikkatini en fazla çeken yöntemlere de ağırlık verilmeye çalışılmaktadır.

Bu eğitimlerde hedef kitle; ―çocuklar‖, ―gençler‖ ve ―yetişkinler‖ den oluşan halk kitlesidir. Burada amaç;

 Halkın doğal afetler, afetten korunma ve afete dayanıklı yapılaşma konularında bilinçlendirilmesi,

 Halkın, yaşadığı yerleşim çevrelerindeki yapılaşmada, kentleşmede ve konut seçimlerinde afete duyarlı yapı ve yerleşim kalitesi konularında tüketici olarak bilgisinin arttırılması,

 İmar, afet ve kentleşme bilincinin oluşturulması ile hedef kitlenin yaşadıkları çevreye sahip çıkmasının sağlanarak kent ve yaşam kültürünün yaratılması ve yaygınlaştırılması,

 Olası afetlerin yol açabileceği can ve mal kayıp ve zararlarının asgariye indirilmesi,

(44)

 Güvenli kentsel çevreler oluşturulması amacıyla toplumun bilgi birikiminin arttırılması,

 Kamu bilinçlendirilmesi ile doğal afetlerin bir doğa olayı olduğunun ve kentleri halkın kendisinin şekillendirdiğinin topluma aktarılması,

 Özellikle çocukların psikolojilerini bozmadan bilinçli, bütünleşik bir afet ve yapılaşma eğitimi verilmesi ve

 Söz konusu amaçlar doğrultusunda, ilgili aktörlerin katılımında sürdürülebilir ve yaşanabilir kentler yaratılması ve afet zararlarının azaltılmasıdır.

Gelecek nesillerin bu güce kavuşmuş olarak, daha güvenli bir dünyaya kavuşmaları için, her ülke gibi Türkiye de mevcut kaynaklarını ve imkanlarını mümkün olduğunca kullanma gayreti içerisindedir. Özellikle bu yolda en önemli yöntemin de ―Okullar ve Çocuklar için Afetler ve Temel Afet Bilinci Eğitimi‖ olduğunun kurumlar ve toplumsal alanda daha fazla dikkate alınması, anlaşmanın amaçlarına uygun olarak ulusal düzeyde bir ilerlemenin olduğunu göstermektedir.

Bu çabalarda birinci şart sürekliliktir. Bunu sağlayacak ekonomik ve bilimsel tabanın oluşturulması, ilk dönemlerde yavaş ilerlemeye neden olmaktadır.

Ancak, sistemin ve bilincin her yıl biraz daha artan oranda oluşmasıyla başarı oranı da gittikçe artacaktur. Bugünün eğitilmiş küçükleri yarının bilinçli toplum ve yöneticilerini oluşturacaktır.

Bilgi yönetimi ve eğitim, afete eğilimli bölgelerdeki toplulukların risklerle başa çıkma yolları ve daha iyi anlama konularında yardımcı olabilir. Eğitim afet zararlarını azaltma çabalarıyla çok yakından ilişkilidir.

Afetler bazen ağır darbeler vurabilirler, bunun yanı sıra zararın şiddeti, afete maruz kalan toplumun hazırlığını ve eğitim seviyesini yansıtır. Bugün yaygın olarak kabul edilmektedir ki afetlerin üstesinden gelebilmek ve afet sonrası çabuk toparlanmak, ancak temel olan bilgiyi kullanma ve onun tüm seviyelerde öğrenilmesi ile mümkün olabilmektedir.

(45)

Afet riski daima varolacağından, ilk ve orta dereceli okullardaki afet tatbikatlarından, lisansüstü eğitimlerdeki derslere kadar tüm eğitim formları benimsenmelidir ve ayrıca afetler konusundaki geleneksel yerel bilgiler birleştirilmelidir. Eğitim olmaksızın afet zararlarını azaltmada sürdürülebilir gelişmenin sağlanması mümkün değildir.

Yetkili kişiler konu üzerine odaklanmalı ve toplumun değişen ihtiyaçlarını karşılayacak kararlar almalıdırlar. Sürdürülebilir sistemler yaratmak için bilimsel, mühendislik ve kültürel prensiplerin uygulanmasına dayalı olan afet azaltma faaliyetleri üzerine toplumun tüm sektörlerinin eğitimi uzun dönemli ve sürdürülebilir olarak gerçekleştirilmelidir (Varol, 2007).

3.3 Afet Yönetimi Safhaları

Daha önce de belirtildiği gibi acil yardım faaliyetleri iki temel aşamadan oluşur: olay öncesi ve olay sonrası. Olay öncesi faaliyetler olası tehlikelerin tahmin ve analizi ile zarar azaltmak için gerekli eylem planını geliştirmekten oluşur. Olay sonrası tepki ise daha afet devam ederken başlar. Bu aşamada mevcut kaynakların konumlandırılması, yönlendirilmesi, koordine edilmesi ve yönetilmesi zorlayıcıdır (Tüfekçi ve Wallace, 1998). Afetin öncesi ve sonrasına dair hedeflerini ayırmak, en iyi olmayan sonuçların elde edilmesine neden olabilir (Waugh, 2000).

Kökenleri ve gelişim hızları ne olursa olsun, tüm afet olayları ile ilgili faaliyetler modern afet yönetimi bakışı altında özetlendiğinde, 4 ana safhaya ayrılabilir (Ergünay, 2002), (Altay ve Green III, 2006), (Can, 2006), (Waugh, 2000). Bunlar; zarar azaltma, hazır olma, arama kurtarma ve ilk yardım, iyileştirme ve yeniden inşa safhalarıdır.

Bu safhaların akış şeması Şekil 3.3‘te verilmiştir. Yapılan faaliyetlerin birbiriyle iç içe girmiş, birbirlerini takip etmek zorunluluğu olan ve bir önceki safhada yapılan çalışmaların büyük ölçüde bir sonraki safhada yapılan çalışmaları etkilemesi ve bu nedenle de süreklilik göstermesi gereken bu faaliyetlerdir.

(46)

İyileştirme Yeniden İnşa Arama Kurtarma ve İlk Yardım Zarar Azaltma Önceden Hazırlık A F E T

ġekil 3.3 : Afet yönetimi safhaları akış şeması.

Faaliyetlerin süresi afetin büyüklüğüne bağlı olarak birkaç yıl sürebilir ve bu süre içerisinde toplum için gerekli olan ve zarar azaltma safhasında konu edilen bazı faaliyetler de yürütülebilir. Amaç, afetten etkilenen toplulukların gelecekte de benzer olaylarla karşılaşmaları halinde, aynı olumsuz sonuçlarla yüz yüze gelmelerini sağlamaktır.

3.3.1 Zarar azaltma safhası

Afet tehlikesinin önlenmesi veya büyük kayıplar doğurmaması için alınması gereken tüm önlemler ve faaliyetler zarar azaltma safhasında yapılmalıdır.

Zarar azaltma safhası, pratikte, iyileştirme ve yeniden inşa safhasındaki faaliyetlerden önce başlar ve yeni bir faaliyet olana kadar devam eder. Bu safhada yürütülen faaliyetler ülke, bölge ve yerleşme birimi bazında olmak üzere çok geniş uygulama alanı göstermektedir.

Bu safhada yapılacak çalışmalar:

 Afet anında uygulanacak yasal mevzuatın gözden geçirilmesi ve ihtiyaç halinde yeniden düzenlenmesi

 Yapı ve deprem yönetmelikleri, alan kullanım yönetmeliklerinin gözden geçirilmesi ve gerekiyorsa yeniden düzenlenmesi

 Afet tehlikesi ve riskinin makro ve mikro ölçekte yeniden belirlenmesi, geliştirilmesi ve tehlike haritalarının hazırlanması

 İhtiyaç duyulan bilimsel ve teknik araştırma-geliştirme faaliyetlerinin planlanması ve uygulanması

(47)

 Ülke için afet erken uyarı ve kontrol sistemlerinin kurulması ve geliştirilmesi  Afet zararlarının azaltılması konusunda ilgili her kesimi kapsayan geniş

kapsamlı eğitim faaliyetlerinin yürütülmesi

 Afet zararlarının azaltılması kavramının, kalkınmanın her aşamasında dahil edilmesi ve uygulanmasının sağlanması

 Afetlere karşı önleyici ve zarar azaltıcı mühendislik tedbirlerinin geliştirilmesi ve uygulanması

 Yüksek tehlike taşıyan bölgelerde yerleşimi engellemek için kadastro çalışmaları

 Afet sonucu doğacak kuvvetleri sönümleyecek bariyerlerin inşası  Yapıların dayanıklılığını artıracak inşa yönetmelikleri

 Vergi teşvikleri veya artırımları  Risk analizi çalışmaları

 Afetlerin finansal etkilerini azaltmak için sigorta ve ikili sigorta çalışmaları gibi, pek çok faaliyet zarar azaltma safhasında gereken ana faaliyetler arasında sayılabilir. Burada sıralanmış faaliyetlerden de görülebileceği üzere bu safhadaki faaliyetler, kurtarma ve ilk yardım veya iyileştirme safhalarındaki faaliyetlerden gerek kavram, gerekse uygulama şekilleri açısından çok farklı faaliyetlerdir. Bu faaliyetler birçok kurum ve kuruluşla, çok çeşitli disiplinlerin belirli bir hedef doğrultusunda çalışmasını gerektiren orta ve uzun vadeli çalışmalardır. Bu nedenle de, toplumun her kesimini ilgilendirmekte ve bu kesimlerin katkı ve gayretleri gerekmektedir.

3.3.2 Önceden hazırlık safhası

Tehlikenin insanlar için olumsuz etki doğurabilecek sonuçlarını, karşı önlemler alınarak, zamanında, en uygun şekilde ve en etkili organizasyon ve yöntemlerle ortadan kaldırmak önceden hazırlık safhasında yapılması gereken çalışmaların ana hedefidir. Zarar azaltma safhasında alınan önlemlerle olayların durdurulması veya önlenmesi her zaman mümkün olamayacağı için, önceden hazırlık safhasında da insan canı ve malı ile milli servetleri afetlerin yıkıcı etkilerinden koruyacak bazı faaliyetlerin yürütülmesi zorunlu olmaktadır. Bu faaliyetler arasında;

Referanslar

Benzer Belgeler

Horizontal göz hareketlerinin düzenlendiği inferior pons tegmentumundaki paramedyan pontin retiküler formasyon, mediyal longitidunal fasikül ve altıncı kraniyal sinir nükleusu

Koy'a bir tekne­ nin yanaşmasını bekledi ki yamaçlarla birlikte onun da reflesini (birçok resim deyimini Fransızca kullanırdı) yapsın.. Umudunu kesince kumsala

Oysa başka romanla­ rında aynı şey, bu kadar radikal biçimde söz konusu değil.. - Kimseye anlatamadım

Mustafa Kemal’in eyleminin kaçınılmazlığını teslim eden, hatta onun hakkında, hiç kim­ senin daha iyisini yapamayaca­ ğını söyleyecek kadar övücü bir dil

Zaman geçtikçe ve başka tür feminizmleri keşfettikçe Duygu Asena ile feminizme yaklaşımım örtüşmemeye başladıysa da hep onun kadınların bugün

Koca Yaşar, seni elbette çok seven, yere göğe koya­ mayan çok sayıda dostların, milyonlarca okuyucun ve ardında koca bir halk var.. Ama gel gör ki onların

Sürekli dualar okunan Anıt Mezar’a Anavatan Partisi Genel Başkanı Mesut Yılmaz ve eşi Berna Yılmaz partililerle birlikte geldi.. Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı

For better result multiclass analysis is used which will help students, teachers and administrator to get classification of students based on the students’ performance,