I
Bîtaraflık - Bitarafçılık
Harb sonrasında ortaya çıkan yeni vaziyetler bazı yeni tabirlere ihtiyaç hasıl etmiş ve bu tabirler beynelmi lel lisana, az çok telâffuz faı-klarile, yerleşmeğe başlamıştır. Bunlardan biri fransızca (Neutralisme) kelime sidir. Türkçeye bitarafçılık diye ter cüme ettiğim bu kelime dünya du rumunun arzettiği kararsızlık içinde kendine müsaid bir inkişaf sahası i bulan ve geliştikçe de kararsızlığı j arttıran bir haletin ifadesidir. Bita rafçılık bitaraflık değildir. Bitaraflık bir memleketi muayyen ahvalde ra- kibler arasında vaziyet almamağa, hattâ bazan her hal ve kârda ihtilâf dışı kalmağa sevkeden bir siyasettir. Tesirini bir veya diğer rakib aleyhin de yapmaz, milletin hissi temayülle ri ne olursa olsun memleketi ihtilâf dışı bırakmakta hayatî menfafat ifa desi bulduğu için onu en iyi niyet lerle 1 atbik eder. Bir kaç misal ver mek lâzım gelirse en başta asırdide daimî bitaraflığım her zaman aynı hassasiyetle korumuş olan İsviçreyi veya coğrafî vaziyetini askerî taalıhüd lere girişmeğe mâni sayan îsveçi zik retmek mümkündür. Yüksek mede niyet vasıflarına ve ihmal edilmez potansiyellere malik olan bu iki kü çük memleket kendilerine vâki ola bilecek bir tecavüzü önlemek için kuvvetli ordular beslemekte, yalnız böyle bir tecavüz vaki olmazsa velev en yakınları lehine de olsa, bicjaye- ten vaziyet almaktan içtinab etmek tedirler. Bunların bitaraflığı yıkıcı değil, bilâkis ekseriya tedafüi mua hedeleri ikmal edicidir.
Bitarafçılığın tarifi fjiraz daha güç olacaktır. Buna iyice nüfuz edebil mek için evvelâ dünyanın iki dev arasında çalkalandığını düşünmek, bu devlerden birinin geniş potansi yele malik, İlmî kudretini süratle arttırmış ve her şeyin fevkinde ola rak da her istediğini kontrolsuz tat bik edebilecek (totaliter) ve merke ziyetçi bir rejimle idare edilir ol duğunu unutmamak lâzımdır. Diğer devin belki birinciden iazla imkân lara malik olduğunu kabul etmekle beraber siyasî, İktisadî ve sosyal un surların tesiratından sıyrılamaması ve kendine lâzım olan kaynakların dağınık bir halde bulunması dolayı- sile teşkilâtlanma gayretini hergün daha ileriye götürmek mecburiyeti
V E F A T
Eski Erzurum kalesi kuman dam merhum Miralay Maksud beyin torunu. Erzurum Belediye reislerinden merhum Şükrü be yin oğlu,-Vakıf kayıdlar müdürü merhum Hamdi Verdioglu'nun damadı, Sadiye Teksoy’un k ıy
metli eşi, Avukat Rekln Teksoy ile Berin Teksoy’un çok sevtfui babaları, Geyve Sağlık Merkezi Başhekimi Dr. Mukdim Tanşu, Maliye Başmüfettişi Necml TH'iı M tı »Bedhı T a n ® , Sega Dertleşti Ali, ,oU, r, v » Can K ar
-jjj - ıır»rT_rT-j- Ln_n_r
Y a z a n :
- - - -j
ı
Human Mememenemğlis
r
altında bulunduğu da aşikârdır. Bitarafçılığın tarifinde evvelâ bu esaslı farkı ele almak lâzım gelir. Ondan sonra birbirinin karşısına di kilmiş olan iki azametli rakibin yal nız klâsik menfaat farklarile birbi rinden ayrılmadığını ve onları ayıran mühim faktörün, nefsinde korkunç bir emperyalizm taşıyan komünizm olduğunu unutmamalıdır. Menfaat ayrılığı kompromilerle kısa veya u- zun vadeli sükûn devrelerini imkân sız kılmaz, fakat bugünkü Neo- komünizmin kpmpromisi yoktur. Bazı sükûn devreleri olsa bile teyak kuza devam etmek icab eder, işte bitarafçılığın en tehlikeli faaliyetine bu ara devreler sahne olur diyebili rim.
Son senelerde vakit vakit revaç bulan, terkedilen, tekrar ele alman ve türlü türlü gayelerin istihsali için bir (Panacee) devayı kül gibi kul lanılan bitarafçılığın ne gibi emeller den doğduğu ayrı ayrı tetkik edil mek lâzımdır. Çünkü bu emeller bir birinden çok farklı, hattâ ekseriya birbirinin zıddı temellere dayanır.
Harb sonrasında müşkül vaziyetle rini gidermek için Amerikan yardı mına el açan büyük Avrupa devletle ri gitgide eski ihtişam mevkilerini geri almak kaygusuna düşmüşler ve bu memleketlerde bazı zümreler bi- tarafçılığı kendilerine bu gaye için alem ittihaz etmişlerdir. Onlara gö re Rusya ile Amerikayı kendi halle rine bırakıp her iki tarafa karşı dostluk münasebatmda askerî taah- hüdlere girişmeden devam etmek mümkündür. Rusyanın da bir teca- vüzî harb açmakta menfaati olama yacağına göre Avı-upada muvazeneyi ayarlayan bir sahanın mevcudiyeti harbe mâni olacak en müessir çare dir. Amerika ile dostluk münasebet lerini idame etmek ve fakat Rusyaya karşı tedafüi de olsa bir teşkilâtlan ma yapmamak ve yaptırmamak ou sulh peygamberlerinin İncilinde en esaslı yeri alır. Avrupa bitardfçılari bu itibarla N A T O ’ya ve Bağdad Mi- sakına muhaliftirler..
Avrupa büyük devletlerinin bir peyk devlet haline gelmemek ve A - nierikaya karşı istiklâllerini muha
B U Ğ U N
A K Ş A M A
K A D A R
B A N K A M IZ D A
H E S A B I N I Z I A Ç T I R A R A K
LİRALIK
1 0 0 . 0 0 0
M A R T
KEŞİDESİNE
Katılabilirsiniz.
S U A D İ Y E D L
APAKTIM DAİRESİ
MİSKİM
KREDİLERİ
v e
TALİHLİ 129 MÜŞTERİYE
Dolgun Para İkramiyeleri
ISTANBUL BANKASI
faza etmek için titiz davranmaları şüphe yok ki yerindedir. Fakat bu gayeye vusul için kullanılacak vasıta
lar muvazenenin aleyhine ve Rus te fevvukunun lehine tecelli etmemek lâzımdır. Harbi kimse istemez, mesele o, kimsenin istemediği harbin zuhu runa mâni olmaktır. Halbuki garb teşkilâtlanması zayıfladıkça, bitaraf çılık gibi zehirler Avrupa bünyesini zedeledikçe asıl düşmanın silâh at mağa lüzum görmeden galibiyetler kazanması mukadderdir. Çünkü o emperyalizm, komünizm gibi ruhları yıkan bir vasıta kullanmaktadır.
Avrupada, Amerika ile ihtilâflar ne olursa olsun fazla revaç bulamı- yan, yahud da kalblerde gizli kalan bitarafçılık herşeyden evvel yıkıcıdır. Bu vaziyette ise türlü türlü kisvelere bürünerek şurada burada meydana çıkmaktadır. Son senenin Ortadoğu- da vahim bir vaziyet hasıl eden Hâ diselerini gölden geçirirsek Amerika lıları ciddî bir endişeye sevkeden bu vâkıaların seyrinde ve netayieinde hep aynı zihniyeti, aynı tahribkâr usulü görürüz. Bu yazıdan maksadım Ortadoğu hâdiselerini sebeb ve âmil lerinde mütalea etmek değildir. (M il lî addedilen bir hedefe vüsul için her türlü silâhı kullanmak caizdir) di yenlerin bir hesab hatasına düştük lerini zannediyorum. Komünizm he- yulâsını kullanmak mubah olamaz. Çünkü onu kullanma tehdidini yâpan gafil devlet adamlarının kazançları muvakkat addedilmek lâzımdır. K a pıyı aralamak seli bir daha duıdu- ramamak için kâfidir. Bu sel evvelâ ona yol verenleri temizler ve ma
sum milletlerin felâketine müncer olur. Son vakayiin bir bilançosunu yaparsak mahallî çarpışmalara kadar giden kargaşalıkların hiç bir tarafa bir hayır getirmediğini garb âlemi nin ittifakile, müslüman milletlerin ikiye ayrılmalarile, ancak ve ancak Ruslara yarayan vaziyetler hasıl ol duğunu açıkça müşahede ederiz.
Bugün Yakın ve Oıtaşark İslâm âlemine yeni bir fırsat zuhur etmek üzere bulunuyor. Öyle zannediyorum ki bu camiayı teşkil eden ve birbir lerine karşı esaslı bir ihtilâf noktası mevcud olmadan milliyet kisvesi al
tında şahsî ihtiraslara âlet ittihaz edilmekte bulunan milletlerin haki kati görmeleri, birbirile anlaşmaları ve Ortadoğuyu bir iğtişaş sahası ol maktan kurtarmaları zamanı gelmiş tir. Eisenhower plânı tahakkuk edin ce bu imkânı verecektir ve Yakın ve Ortadoğudaki ikilikleri ortadan kal dıracaktır.
Bu mesud âti pek yakın olabilir. Onu hazırlayan, her güçlüğe rağmen yılmadan üzerinde yürüyenler dün ya siyasetinin yeni bir safhasını aça caklardır. Şahsan bu birleşmeye ina nıyor ve milletlerin aklı seliminin her türlü ihtirasa galib geleceğine de iman ediyorum.
Taha Toros Arşivi