• Sonuç bulunamadı

Gazinocu Hamdi Bey merhum

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Gazinocu Hamdi Bey merhum"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

S

Eski Isîanbuldan manzaralar

|

Gazinccu Han idi

Eey Merhum..

Kuşdilinde

Gülistan

gazinosu-HamdiBeyin

işi bozulunca yerine getir ile miy en vait ve...

Eski Istanbuldan dem vururken, eski adamlardan, eski tiplerden ve eski telâkkilerden . bahsetmemek ı oldukça mühim bir noksan sayılır. Onun için, arada, bu cihetlere de temas etmeyi muvafık buluyorum. Eski Istanbuida ve eski İstan­ bullularda bir borç ve söz telâki kişi vardı. Bu telâkkinin ehemmi­ yetini anlatmak için, bir çok eski İstanbulluların tanıdığı gazinocu Hamdi bey merhumdan balıset- |mek kâfidir.

Gazinocu Hamdi Bey merhu­ mun gazinosu önce Galatada, şim­ diki ya Merkez, yahut da Çinili rıhtım hanının yerinde imiş. Son­ radan, Kadıköyünde, Kuşdilinde, ■derenin kenarında, yanan Fener- I bahçe kulübü yanındaki gazinoyu ! tesis etti idi. Gazinonun adı Güiis- 1 tan gazinosu idi. Kuşdili çayırının ! kenarından telle bölünmüş olan

gazinonun iki kapısı, kapıların üzerinde de birer levha vardı. Bu levhalarda «Gülistan gazinosu - Hamdi bey idaresinde» vazıh id i O zamanlar, bu gazinoda saz ça­ lar, kanto oynanır, hattâ bir za­ manlar sinema bile oynstıhr ve içki içilirdi. Muyyen mevsimlerde sünnet düğünleri bile tertip edilir­ di. Yazlık Gülistan gazinosu K a­ dıköy'ünde pek meşhurdu. Bura­ nın sazında meşhur müzikali Hafız

Burhan merhum, Hafız Ahmet,

Karakaş, sonraları dostum Hafız J Mahmut Celâlettin gibi namlı ha- j nendeler okur, Selânikli Abdi,! klârnet Bahri, Kadıköylü dostum1

=

YAZAN

-Daim Oruçtu

tanburi Fahri, Kemani Haydar, o zaman udi olan şimdiki tanburi ve değerli bestekâr Selâhattin Pınar gibi kıymetli sanatkârlar da ça­ lardı. Hanende Bülbülî Kenan da, şarkıların sonunda parmaklarını ağzına koyup ıslıkla bülbül gibi bir şakırdı ki, Papazın bağındaki ağaçlar ve Mahmut Baba me­ zarlığının servileri üzerinde tüne­ yen bülbüllere bile gıptares olur­ du.

Hamdinin gazinosunu, Kuşdili çayırını, Kuşdili deresini ayrı ya­ zılarla anlatacağım. Şimdi gelelim bu gazinonun- sahibi Hamdi beye... Hamdı bey, eski efendi küihanbey- lerden, orta boylu, şişman, kara kıvırcık bıyıklı, çok temiz giyinen, sözünü sohbetini, adamına göre konuşmasını bilir, mert, özü sözü doğru, tok gözlü ve pek sevimli bir adamdı. Gazinosu yıllar yılı rağbet gördükten sonra, bir za­ manlar, Hamdi beyin işleri galiba bozuldu.

Hamdi bey, kış için de, Kadıkö­ y'ünde, Pazaryolunda, köşebaşında, şimdi Lokman’m fırını olan o za­ manki Zevki selim gazinosunu tut­ tu. Bu gazinoya sık sık, haftanın birçok gecelerinde giderdik. Her halde, orada da işleri iyi gitmedi.

22 - 23 sene oluyor. Gazetecili­ ğe yeni başladığım sıralardaydı. B ir gece, dostum merhum Rıdvan zade Kemal Ahmetle, Istanbuldan Kadıköyüne geçtiğimiz zaman, yi­ ne bermutad Hamdi beyin gazino­ suna uğradık. Gazino tenhacaydı. Hamdi bey gelip masamıza oturdu ve borçlarından, işlerin yolunda gitmediğinden şikâyet etti. Biz de

cidden üzüldük. •

iki üç gece sonra idi. Kuşdilin­ de Abbasm kahvesinde arkadaş­ larla poker oynuyorduk. Kahveha­ neye giren birisi:

— Hamdi bey kendini asmış... dedi

Bu haber duyulunca, herkes donup kaldı. Ben fırladım. Kuş­ dili çayırını, dizlerime kadar ça­ mura batarak geçtim; gazinoya girdim.1 Gördüğüm manzara ile, iliklerime kadar titredim; donup kaldım: Hamdi bey, kapıdan girin­ ce sağ tarafta, Fenerbahçe kulübü yanında, telin iç tarafında, kendi eliyle dikip yetiştirdiği akasya akaçlarından birinin bir dalında asılı id i Vücudü ağır olduğu için boynu uzamıştı. O çamurda ter- ı temiz ve pırıl pırıl kalmış glase is­

karpinlerinin burnu yere değmek üzereydi. Yerde devrilmiş bir

is-Î

kemle vardı. Merhumun yanında bir mahalle bekçisi duruyordu. | ileride, büfenin tezgâhının

üzerin-İ

de bir kaç mum yanıyordu. Bun­ ları, kendini asmadan evvel Hamdi bey yakmıştı.

Tahkikatta, şunlar anlaşıldı: Hamdi beyin birisine 300 veya 500 lira borcu varmış. Vadesinde veremeyince, dört beş gün mühlet istemiş. Bu mühlet zarfında parayı1 tedarik edememiş. Ertesi gün, ver­ diği sözü yerine getirmesi, borcu­ nu ödemesi lâzım. Halbuki buna imkân yok. Düşünmüş, taşınmış... Aşağıdaki kışlık gazinodan bayra­ ğın ipini kesip almış. Kuşdilmdeki yazlık gazinoya gelmiş. Burada ya­ tan, bekçilik eden, eski garson ve şef garsonlarından ihtiyar, emek- dar Papuyu bir bahane ile kışlık gazinoya yollamış ve kendi eliyıa hazırladığı âkıbetile orada haşha­ şa kalmış.

Eski İstanbullularda ahde vefa, borca sadakat telâkkisi o derece ilendeydi ki, Hamdi beyin bu ma­ cerası, bunun bü' enmuzeci olarat gösterilebilir.

Halbuki bugün telâkkiler o kadar değişmiştir ki, sözünü yerine geti­ remediği ve borcunu ödeyemediği

için kendini asmayı bir tarafa bı­ rakın, şu heriften kurtulayım diye, elinden gelse alacaklısını asacak borçlu bulunabilir.

DAİM ORUÇLU

Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Kikuchi-Fujimoto hastalığı (histiyositik nekrotizan lenfadenit) nadir görülen, klinik olarak servikal lenfadenit ve yüksek ateş ile seyreden, kendini sınır- layan ve sıklıkla

Üye devletlerin oybirliği ile karar aldığı konuların en önemli istisnasını Ortak Dış ve Güvenlik Politikası oluşturmaktadır. Aynı zamanda AB Konseyi üye

Treg hücre oranı ve sayısını, otoimmünite tespit edilen erişkin sIgA hastalarında tespit edilmeyene göre, istatistiksel olarak anlamlı olmasa da, daha düşük

Osman Hamdi Bey’in, & çoğunu, 1860 yıllarında, Paris’te öğrenci iken yaptığı bu etüüer, Türk resminin ilk çıplaklarından oluşuyla da ayrı bir önem

RUHSAL DURUM — Ataol Behramoğlu (sağda) şiirin bir dil olgusu olduğu ka­ dar, psikolojik bir olgunun, ruhsal bir durumun yansıtılması olduğunu söylüyor,

Zobu’nun ardından o sırada 82 yaşında olan büyük usta Muh­ sin Ertuğrul bir kez daha Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönet- menliği’ne atandı. Ancak bu kez de

Yüksek sıklıktaki entegre çiplerin gelecek nesil iletişim, görüntüleme, algılama ve radar uygulamaları için uygun olduğunu belirten araştırmacılar, gelişmiş bir

Bugünkü İstanbul Şehir Tiyatrosu'nun temeli olan Darülbedayi'nin kurucusu, çağdaş Türk tiyatrosu­ nun öncüsü, ilk sesli ve renkli Türk filminin yönetmeni.