• Sonuç bulunamadı

Kahve tiryakilerinin hayatları tehlikede mi

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Kahve tiryakilerinin hayatları tehlikede mi"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

r

S I H H Î B A H İ S L E R

K ahve tiryakilerinin

hayatları tehlikede mi

Kahve üzerine asırlardanberi u- zun münakaşalar cereyan etmiştir. Doktorlar da, halk da iki kısma ayrılmış, bir taraf onun zararlarını sayıp dökerken öteki taraf bir çok faydalarmı ileriye sürmüştür.

Gerçekten, kahvenin içerisinde

bulunan «kafein» denilen madde­ nin bir zehir olduğu muhakkaktır- Fakat dünyada ne zehirler var ki

hekimlikte kullanılıyor, hastalara

ilâç olarak veriliyor. Şu halde me­ sele bir maddenin zehir olmasında değil, onun alınacak miktarının, «dozo unun tayinindedir. Dilimiz­ deki «çoğu zarar, azı karar» ata­ lar sözü bu hususta mü kememi bir miyar teşkil ediyor, demektir.

Onun için kafein denilen madde­ nin bir zehir olduğunu kabul et­ mekle beraber gelin sizinle birlikte bir fincan kahvede ne kadar kafe­ in var, önce onu hesab edelim: Kahvesine ve pişirilme tarzlarına göre vaziyet değişir. 0,02 ile 0,1 gram arası., yani bir gramın yüzde ikisi ile onda biri miktarları kadar.

Bir çok memleketlerin eczacılık

talimatnamelerinde bir hastaya

günde verilebilecek kafein mikta­ rı asgarî 0.5 ve azamî 1,5 gram o- larak kaydedildiğine bakılırsa nor­ mal bir insan 24 saatte hiç bir teh­ likeye maruz bulunmadan 5 fincan kahveye kadar içebilir. Ama, kah­ veler de cinslerine göre yüzde 2 den yüzde 7 ye kadar kafeini ihti­ va ederler. O halde bir fincan kah­ vedeki miktar da ona göre değişir. Muhtelif zamanlarda çeşidli kah­ veler içtiğimizi farzedersek bu nis- beti ortalama olarak yüzde 4.5 şeklinde kabul edebiliriz.

Vücudün kafeine yavaş yavaş a- lışması bu meselede bir hafif mü­ teessir olma haleti doğurduğu gibi bir tiryakilik de meydana getirebi­ lir. Fazla kahve düşkünlerinin kalb çarpıntılarına, nabız atma fazla­ lıklarına, kulak uğuldamalarına ve- sair ârızalara maruz kaldıkları gö­ rülmüştür. Böyle olmakla beraber normal bir insanın kahve yüzün­ den öldüğü vaki değildir. Bir dok­ tor kahve ile intihar etmek istiyen bir sinirlinin üstüste en aşağı 100 fincan kahve içmesi lâzım geldiği­ ni hesablarptŞtır

Ölüm tehlikesi bertaraf edildiği­ ne göre konuyu şu şekilde ele al­

mak lüzumu belirir: Kahve vücu- de zararlı mıdır, değil midir?

B ir takım doktorlar, ötedenberi kahvenin kalbe muzır olduğuna iddia ederler. Fakat acaba kalb için zararlı diğer yemekler, içkiler hareketler yok mudur?

Bundan dolayı kahve içmemesi

tavsiye olunan adamın, bir çok

yemeklere, içkilere de perhiz et­ mesi, yorulmamak için yatağa U- zanıp sabahtan akşama kadar isti­ rahat etmesi gerekir. Halbuki böy­ le bir rejim tatbik edenlerin diğer­ lerinden daha fazla yaşadıklarını şimdiye kadar tesblt imkânı hasıl olmamıştır.

Evet, sade kahve değil, kakao, çay, kokakola gibi diğer içkiler de kalbi tahrik eder. Lâkin bazı bün­ yelerde de kalbin biraz harekete getirilmesi lâzım değil midir? Kal - dı ki Erich Köstner adındaki nük­ tedan bilginin dediği gibi «Esasen bizi bir çok tehlikelere maruz bı­ rakan hayattır. Bu tehlikelerden yılıyorsak önce yaşamaktan vaz­ geçmemiz icab eder.»

* * *

Kahvenin faydalarını ileri tü­ ren grupa nazaran ise bu içki, kendi nefsimizde de tecrübe ettiği­ miz veçhile, toplantı halinde bulu­ nan insanlara adeta bir neşe kay­ nağı teşkil eder. Fikri uyandırır, zihni cilâlar, ruha ferahlık verir.

I S ~ iz ~

Yani umumî olarak vücudde bir

cevvaliyet yaratır. Yemeklerden

sonra hazml kolaylaştırmak mak-

sadile içilmesinin âdet hükmüne

girmesi de bundan ileri gelmiş ol­ sa gerektir.

Bununla beraber, bir fincan kah­ veye dahi tahammül etmiyen bün­ yeler vardır. Unutmıyalım ki, on­

lar, mariz bünyelerdir. Nitekim

bazı insanlar et, yumurta yiyemez­ ler. Bazı insanlar çilek yiyince (ta­ şınırlar.

Kahvenin yarattığı uyanıklık

vaktile Arablar ve Çinliler tarafın­ dan sarhoşluğa karsı bir panzehir olarak kullanılırdı. Hâlâ, bizde de

fazla zom olmuşlara sade kahve

sunarlar.

Kahve, normal insanlarda yor­ gunluğu gidermeğe, vücudün u- zuvlarmda hasıl olmuş takatsizliği azaltmaya, kalb hareketlerini kam­ çılamağa ve daha muntazam bir kan cereyanını da temine yarar ve bu suretle nefes alıp vermeyi de düzene koyabilir. Bir fincan kah­ venin uykularını kaçırdığını iddia eden insanlar da vardır. Bunların bir kısmı belki haklıdırlar. Fakat bazılarına da kahve yerine boyalı su verilse gene uyuyamazlar. An­ laşılıyor ki bu iş biraz da kendi kendine telkin yapma meselesidir.

Öyleleri ikindi vaktinden sonra

kahve, çay gibi şeyleri ağızlarına

C

koymamalıdırlar.

Şimdiye kadar bir çok doktorlar, son olarak da Münich’li Pharmako-

log profesörü Straub kafeindeki

hamızların idrarda kristaller hasıl ettiğini ve neticede böbrekte 'aş

yaptığını ispat etmişlerdir. Ama,

bu nazariye de acaba her bünye için doğru mudur? Yoksa kafein ancak muayyen bazı istidadlarl yalnız kamçılamak vazifesini mi görüyor.

Diğer taraftan bir yıl önce top­ lanan tıbbî bir kongrede kahve düşmanlarından biri, Alman P h jr - makologie profesörü Heubner «kris tal haline getirilmiş kafeinden bri­ ket yapılıp bir kilise kulesinin al­ tına konsa o kuleyi devirmeğe kâfi gelir. Onun bir insana vereceği za­ rarı artık siz tasavvur edin!» yo­ lunda beyanatta bulunmuştur.

Evet, kahvenin aslî maddesi ka­ feinde bir takım humuzlar. sellti- loz, aseton, amonyak, sirke hamızı

vardır. Bundan dolayı kahveden

çaydan istihsal olunan özler, tav­ şanların derileri üstüne sürülerek tecrübelere girişilmiş ve bu ame­ liye neticesi tavşanların cildlerinde kanser belirtileri görülmüş, onun üzerine kahvenin mide kanseri vü­

cuda getirmekte olduğu iddiası or­ taya atılmıştır.

Halbuki, bugün hâlâ, kanserin

hangi amiller ve tesirler altında vücude geldiği meçhuldür. Öyle o- lunea da, istidadlı insanların, belki hiç kahve içmeseler de gene bu hastalığa tutulmaları ihtimali mev cuddur.

Nitekim. Danimarkada Avrupa- nm hemen her memleketinden zi- | yade kahve içilir. En fazla mide kanserine orada tesadüf olunması icab ederken istatistiklerin verdiği netice hiç de bu iddiayı kuvvetlen­ direcek şekilde değildir.

İkinci Umumî Haıbde ve bu sa­ vaşın sona ermesini miiteakıb bir çok memleketlerdeki kahve ithalâ­ tı üçte bir miktarına düşmüştür. Öyle iken o diyarlarda kanserin a- zaldığına dair bir emare belirme­ miştir.

Binaenaleyh, normal insanla*

için kahvenin -mutedil kullanılmak şartile- hiç bir tehlike teşkil etme­ diğine hükmetmek gerekir. — H.

Referanslar

Benzer Belgeler

Maddelerin zehirlilik dereceleri incelendiğinde ortaya çıkan listenin ilk beş sırasını siyanür, arsenik ya da bilinen pek çok zehirli madde değil de onlardan 100 kat daha

Louisiana Devlet Üniversitesi Sağlık Bilimleri Merkezi’nden mikrobiyolog Tra- ci Testerman orta yaştaki farelere ülsere neden olan bakteri verildikten birkaç ay sonra bu

Titan’›n yüzeyinin, bu atmosferi besleyen metan- la kapl› oldu¤u ve atmosferden gezegen yüzeyine sürekli ya¤an s›v› ve kat› organik maddenin, flim- diye kadar 800 m

yürürlüğe alması olarak açıklanabilir. Kurumsal manada hür bir Merkez Bankası politik müdahalelerin tesirinde olmadan para politikasını yürütebilmelidir. Öte

Dapagliflozin ile yapılan DEFINE-HF (Dapagliflozin Effects on Biomarkers, Symptoms, and Functional Status in Patients With Heart Failure With Reduced Ejection

Bu konudaki zaferi kaçınılmazdır: her seferinde daha fazla g ıda maddesi üretme ve daha fazla açlık, daha fazla ilaç ve daha fazla hasta, daha fazla boş ev ve daha fazla

5 cm yar¬çapl¬daire ¸ seklindeki bir levhan¬n yo¼ gunlu¼ gu, her noktada o noktan¬n daire merkezine olan uzakl¬¼ g¬ile orant¬l¬olarak de¼ gi¸ smektedir..

bini geçen Çince, Sanskrit ve Soğdca sözcükler de görürüz. Ancak bunların toplamı İslami kültür çevresine ait olan Kutadgu Bilig'de lOO'ü geçmez. Bunlardan