• Sonuç bulunamadı

GIDA AMAÇLI YETİŞTİRİLEN HAYVANLARDA ANTİBİYOTİK KULLANIMININ HALK SAĞLIĞI ÜZERİNE ETKİLERİ

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "GIDA AMAÇLI YETİŞTİRİLEN HAYVANLARDA ANTİBİYOTİK KULLANIMININ HALK SAĞLIĞI ÜZERİNE ETKİLERİ"

Copied!
6
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

GIDA AMAÇLI YETİŞTİRİLEN HAYVANLARDA

ANTİBİYOTİK KULLANIMININ

HALK SAĞLIĞI ÜZERİNE ETKİLERİ

ÖZET: Antibiyotikler, insan ve veteriner hekimliğin-de hastalıkları tedavi etmek, önlemek ve gıda amaçlı bakılan hayvanlarında büyümeyi artırmak için oral, parenteral, topi-kal olarak kullanılan antimikrobiyal aktivite gösteren doğal, yarı sentetik ve sentetik bileşiklere verilen isimdir. Hayvan-larda antibiyotik kullanımı ve bunHayvan-lardan sağlanan gıdaHayvan-larda antibiyotik kalıntılarının bulunması ve tüketiciye geçmesi kaçınılmaz bir olgudur. Gıda güvenliği kapsamında değer-lendirildiğinde, halk sağlığı açısından çeşitli riskler ortaya çıkabilmektedir.

ANAHTAR KELİMELER: Antibiyotik, Kalıntı, Gıda, Halk Sağlığı

ABSTRACT: Antibiotics-naturally-occurring, se-mi-synthetic and synthetic compounds with antimicrobial activity that can be administered orally, parenterally or to-pically-are used in human and veterinary medicine to treat and prevent disease, and for other purposes including growth promotion in food animals. Whenever antibiotics are used in animal feed, consumers could be exposed to their residues via food chain. It is considered within food safety, some risks can appear for human health.

KEYWORDS: Antibiotic, Residues, Food, Public He-alth

(2)

GİRİŞ

Antibiyotikler, insan ve vete-riner hekimliğinde hastalıkları tedavi etmek, önlemek ve gıda amaçlı bakı-lan hayvanlarında büyümeyi artırmak için kullanılan antimikrobiyal aktivite gösteren doğal, yarı sentetik ve sen-tetik bileşiklere verilen isimdir (Phillips

ve ark., 2004). Antibiyotik kullanımının

son derece yaygın olması, ilaçların bi-linçsizce kullanılması, yasal bekleme sürelerine uyulmaması, kontrol meka-nizmasının yetersizliğinden antibiyo-tik kalıntısı içeren hayvansal ürünler vasıtasıyla birçok tehlike ile karşı karşı-ya kalınmaktadır. Başta hayvanlardan elde edilen gıdalar olmak üzere, insan ve hayvan sağlığı ile çevreye verdiği zararlar yanında, ülke ekonomisine ek yük de getirmektedir (Scott ve ark.,

2002; WHO, 2011).

Antibiyotiklerin üretim ve kul-lanım miktarları hakkındaki en güve-nilir bilgiler ABD ve AB üyesi ülkelere aittir. ABD’de üretilen antibiyotiklerin %70’i (15-25 bin ton) hayvan yetiştiri-ciliğinde tedavi dışı amaçlarla kullanıl-maktadır. ABD’de hayvancılık alanında antibiyotik kullanımı, tıp alanındaki tüketimin 8 katıdır. Ülkemizde veteri-ner ilaçlarının kullanım miktarına iliş-kin sağlıklı veriler bulunmamaktadır.

Bu durum özellikle ilaçlarda karekod uygulaması ve izlenebilirlik planlarının oluşturulmasıyla mümkün olacaktır. Veteriner hekimlikte kullanılan ilaçla-rın bilinçli kullanımı son derece önem-lidir. Hayvan sağlığında kullanılan ilaçların suistimal boyutu ve aşırı kulla-nımı veteriner hekimliğinin olduğu ka-dar insan hekimliğinin de en öncelikli konularından birini oluşturmaktadır

(Yarsan, E., 2013).

Hayvanlara öngörülen dozlar-dan fazla ilaç verilmesi ve özellikle de ilaç uygulanan hayvanların ilacın yasal bekletme süresine uyulmadan kesime sevk edilmesi ve sütlerinin kullanıl-ması olarak ifade edilmektedir. Bunun sonucunda, antibiyotiklerin tamamen metabolize olmaması veya vücuttan tamamen atılmamasına bağlı olarak, hayvanların doku ve organları ile bun-lardan elde edilen hayvansal gıdalarda antibiyotik kalıntısı bulunabilmektedir (Geçer, 2006; Dokuzlu ve Tayar, 2001). Gıdalardaki kalıntılar insanlarda aler-jiden şiddetli zehirlenmelere, ikincil cinsiyet özelliklerinin gelişmesine (dişilerde erkeksi, erkeklerde kadınsı davranışlar), üremenin bozulmasına, ince ve kalın bağırsak bakteri florası-nın değişmesine, teratojenik, karsino-jenik etkilere dirençli suşların ortaya

çıkmasına sebep olmaktadır (Kaya ve

ark., 1992). Özellikle hem insan hem de

veteriner hekimlikteki antimikrobiyal direnç, dünyanın birçok yerinde kor-kutucu seviyelere ulaşmış ve şu anda küresel halk sağlığı ve gıda güvenliği için belirgin bir tehdit olarak kabul edilmektedir (FAO, 2016; Anon, 2016). Patojen mikroorganizmaların çoklu di-renç özelliklerinin antibiyotiklerde art-ması ve benzer antibiyotik gruplarının insan ve hayvan tedavisinde kullanılı-yor olması, insan tedavisinde kullanı-labilecek antibiyotik sayısında büyük bir azalmanın olacağını düşündür-mektedir. Dirençli bakterilerin ortaya çıkmasına neden olan antibiyotiğin etkinliği azalmakta, buna bağlı olarak ilaç kullanımı da artmaktadır

(Gustaf-son ve Bowen, 1997; Can ve Çelik, 2008).

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgü-tü (FAO) her yıl 700 000 insan ölümü-nün, antimikrobiyal dirençli enfeksi-yonlarla ilişkili olduğunu bildirmekte ve 2030’a kadar % 67 oranında artması beklenmekte olduğunu ifade etmek-tedir (FAO, 2016). Antibiyotik kullanı-mının azaltılmasına yönelik politikalar üretilmediği taktir de 2050 yılına ka-dar yılda 10 milyon kişinin ölümden sorumlu olunacağı bildirilmektedir. İn-giltere’de insanlar, hayvanlar ve çevre-de antimikrobiyel direnç ile mücaçevre-dele için beşeri tıp ve veteriner hekimlik meslekleri ”Tek Sağlık” stratejisinin bir parçası olarak uygun olmayan reçe-teleri azaltmakla görevlendirilmiştir. Antibiyotik kullanımının zararlı etkile-rini önlemeye yönelik olarak “Tek

sağ-lık=sağlıklı insan, sağlıklı hayvanlar, sağlıklı gıda” kavramı hedef

alınma-lıdır (Anon, 2011). İngiltere’de Kasım 2016’da yayımlanan hükümet raporu-na göre, çiftçiler ve veteriner hekimle-rin hayvanlarda kullanılmak üzere an-tibiyotik satışlarının % 10 azalttıklarını belirtilmektedir. Ancak antimikrobiyel dirençlilik ile mücadele etmek, hasta-lığın azaltılması ve ortadan kaldırılma-sı için aşılara alternatifler aramayı ve hayvanlarda enfeksiyon riskini en aza indirgemek için hijyen ve biyogüven-liği geliştirmeyi içeren çok yönlü bir

(3)

yaklaşımı gerektirir (Anon, 2016). İngil-tere Veteriner Dairesi Başkanı

Prof. Nigel Gibbens, çiftçilerin hastalığı ve antibiyotik ihtiyacını azaltmak için hayvanlarını daha iyi koşullarda tut-maları için teşvik edilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Yine İngiltere Veteriner Dairesi tarafından yapılan “Hijyen ve

sanitasyona sahipseniz, antibiyotik-lere daha az ihtiyacımız vardır”

açık-laması ile koruyucu hekimliğin önemi vurgulanmıştır (Knapton, 2016).

Antibiyotiklerin İnsan ve Hayvan Sağlığı ile Gıda Üretimi Üzerine

Etkileri

Hayvanlara uygulanan ilaçların bazıları vücutta parçalanarak etkisiz hale gelir. Bazıları ise son derece ya-vaş parçalanarak, çeşitli metabolitlere dönüşerek vücutta (özellikle böbrek ve karaciğerde) birikmeye başlarlar. Hastalıkların sağaltımı, önlenmesi ve kontrolü ile gelişmenin hızlandırılması amacıyla doğrudan, yeme ya da suya katılarak, paranteral, kas içi veya meme içi uygulanan antibiyotiklerin kullanıl-malarını takiben hayvanın doku ve organlarında biriken metabolitler, ilaç ya da kimyasal madde miktarı “kalıntı” olarak tanımlanır. Sütte antibiyotik ka-lıntılarının % 90’ı meme içi yolla uygu-lanması sonrası sütün kullanılmama süresine uyulmamasından kaynaklan-dığı, bu yolla meydana gelen kalıntı-ların % 60’ının laktasyon dönemi sıra-sında, % 30’unun kuru dönem mastitis tedavileri sonucunda oluştuğu bildi-rilmektedir (Egan ve O’Connor, 1990). Kalıntının sebepleri; gereğinden fazla ilaç ve kimyasal madde kullanılması (doz aşımı), antibiyotik kullanımının anlaşılmasındaki eksiklikler (bilinçsiz kullanım), ilaç uygulanan hayvanların belirli bir süre geçmeden veya bek-letilmeden kasaplık olarak kesilmesi ya da böyle hayvanlardan elde edi-len besinlerin tüketilmesi, tedavideki inek ve sağlıklı ineklerin sağılmasın-da aynı sağım aletlerinin kullanılması, tedavisi devam eden ineğin sütünün sağlıklı ineklerden elde edilen süt ile karıştırılması, yeni satın alınan

inek-lerin tedavide olduklarından haber-dar olmamak, yeterli kayıt tutmada eksiklikler, hayvanlarda ruhsatsız ilaç kullanılması, prospektüs ve veteriner hekimin talimatına uyulmaması, ha-talı ilaç, müstahzar ve formülasyon seçilmesi, ilaçlı yemlerin hazırlanma hataları, yasal arınma süresine dikkat edilmemesi, tedavisi bitmiş ama atılım süresi devam eden ineklerin sütleri-nin kullanılmasıdır (Kaya ve ark., 1992). Bunun sonucunda, antibiyotiklerin tamamen metabolize olmaması veya vücuttan tamamen atılmamasına bağ-lı olarak, hayvanların doku ve organla-rı ile bunlardan elde edilen hayvansal gıdalarda antibiyotik kalıntısı buluna-bilmektedir (Geçer, 2006; Dokuzlu ve

Tayar, 2001). Bir ilacın hayvansal

be-sin maddebe-sinde bulunan değişmemiş hali, metabolitleri ve bağlı haldeki ka-lıntıları toplam kalıntı olarak değerlen-dirilmektedir. Toplam kalıntıdan ekstre edilebilir kalıntının çıkarılmasıyla elde edilen kalıntıda ekstre edilemeyen kalıntı kısmını oluşturmaktadır ve bu kısımda yer alan bağlı kalıntı denilen ilacın kendisinin veya metabolitleri-nin makromoleküller halinde vücut-taki hücre ve organlara bağlanmasıyla oluşan kalıntıdır. Bunlar toksikolojik açıdan önemlidir, çünkü kalıntı halin-deki besinlerle alındıklarında sindirim kanalından belli ölçüde emilirler.

Gıda-lardaki kalıntılar insanlarda alerjiden şiddetli zehirlenmelere; ikincil cinsiyet özelliklerinin gelişmesine (dişilerde er-keksi, erkeklerde kadınsı davranışlar), üremenin bozulmasına; dirençli suş-ların ortaya çıkmasına; ince ve kalın bağırsak bakteri florasının değişmesi-ne; teratojenik ve karsinojenik etkilere sebep olmaktadır (Kaya ve ark., 1992). Bakterilerde protein sentezini engelle-yerek etki gösteren oksitetrasiklin, klo-ramfenikol gibi antibiyotiklerin me-meli lenfositlerinde protein sentezini engelleyerek bağışıklık sistemini bas-kılanmasına neden olduğu, uzun süre antibiyotik kalıntısı içeren gıdaların tü-ketimine bağlı olarak insanlarda süper infeksiyon tehlikesi ortaya çıktığı bildi-rilmiştir (Schenck ve Callery, 1998).

Ülkemizde Gıda, Tarım ve Hay-vancılık Bakanlığı tarafından yayım-lanan Türk Gıda Kodeksi Hayvansal Gıdalarda Bulunabilecek Farmakolojik Aktif Maddelerin Sınıflandırılması ve Maksimum Kalıntı Limitleri Yönetmeli-ğinde antibiyotikler ve diğer veteriner ilaçları kalıntıları için Maksimum Kalın-tı Limiti (Maximum Residue Level-MRL) değerleri belirtilmektedir. MRL, hay-vansal gıdalarda bulunmasına izin ve-rilen farmakolojik aktif madde kalıntı-sının maksimum konsantrasyonudur (TGK, 2012).

(4)

Gıdalarla birlikte alınabilecek ilaç ka-lıntıları ve onların metabolitlerinin sağlık açısından herhangi bir riske ne-den olup olmadığının izlenmesi için kullanılmaktadır. Eğer bir veteriner ila-cı için belirlenmiş bir MRL yok ise bu durumda bu ilacın kalıntısının söz ko-nusu gıda maddesinde bulunmaması gerekmektedir. Kloramfenikol ve nit-rofuran MRL seviyesi olmayan yani gı-dalardaki varlıkları yasal olmayan kul-lanımları gösteren ilaçlardandır (Yıbar A., Soyutemiz E., 2013).

Starter kültürler süt ürünlerinin üretiminde kulla-nılan mikroorganizmalar olup,

laktozdan laktik asit üreterek lezzet, tat, koku oluşumunu sağlarlar, prote-olitik ve lipprote-olitik etkinlik gösterirler ve istenmeyen organizmaların üremesini engellerler. Antibiyotik kalıntıları ise asitlik ilerlemesini ve pıhtı oluşumunu engelleyerek üretim esnasında büyük problemlere neden olmaktadır. Hay-vansal kökenli gıdalarda bulunan an-tibiyotik kalıntıları çeşitli patojen mik-roorganizmaları baskı altında tuttuğu için; bu tür gıdaların bakteriyolojik la-boratuvar analizlerinde yanlış değer-lendirilmelerine neden olmaktadır. Süt ve süt ürünleri ile alınan antibiyotik ka-lıntıları insanlarda antibiyotiklere karşı direnç konusunda potansiyel bir risk oluşturmaktadır. Antibiyotik kullanımı

sonucu hayvansal gıdalara bulaşması-nı takiben, dirençli mikroorganizmala-rın ortaya çıkması halk sağlığı açısın-dan önem arz etmekte, hastalıkların sağaltımı veya önlenmesinde mevcut antibiyotikler yetersiz kalmakta veya istenen ölçüde başarılı olamamaktadır (Kaya ve ark., 1992).

Antibiyotik kalıntıları aynı za-manda starter olmayan laktik asit bak-terileri üzerinde de etkili olmakta ve bu

bakterilerin gelişimini inhibe etmekte, dolayısıyla üründe, özellikle çiğ üreti-len yöresel peynirlerde daha az tat ve aroma oluşumuna sebep olmaktadır-lar (Geçer, 2006). Yoğurt teknolojisin-de Streptococcus thermophilus 0.01 IU/

mL penisiline duyarlı olduğu için asit

oluşumu meydana gelmediğinden yoğurt oluşamamaktadır. Peynirde propiyonik asit bakterilerinden Propi-onibacterium shermanii’nin gelişimini engellenmesi ile kuvvetli protein par-çalanmasını ve gözenek oluşumunu engelleyerek düşük peynir kalitesine sebep olduğu bildirilmiştir. Tereya-ğında ise olgunlaşma sırasında sitrik asidinden tereyağı aroma maddesi olan diasetili meydana getiren tereyağ

starter kültürleri olan Lactococcus spp. ve Leuconostoc spp.’nin de penisiline duyarlı olduğu gözlenmiş ve diasetil’in oluşmasını engellediği bildirilmiştir (White ve ark., 1993; Geçer, 2006).

Gıdalara Uygulanan Bazı İşlemlerin Antibiyotik Kalıntıları

Üzerine Etkileri

Süte geçen antibiyotikler son-radan uygulanan ısıl işlemlerle, soğut-ma, dondurma ve kurutma ile gideri-lememektedir. Tüm bunların yanı sıra sütün mikrobiyolojik kalitesini belirle-mek için yapılan testlerin güvenirlili-ğini de önemli ölçüde etkilemektedir. Ankara piyasasında satışa sunulan 100 adet pastörize süt ve 100 adet UHT süt örneğinde oksitetrasiklin, tetrasiklin, klortetrasiklin ve penisilin kalıntıları kalitatif olarak analiz edilmiş ve pastö-rize süt örneklerinin % 26’sında, UHT süt örneklerinin % 10’unda, toplam 36 süt örneğinde antibiyotik varlığı belir-lenmiştir. Antibiyotik varlığı saptanan örneklerin HPLC yöntemiyle analizi sonucu, klortetrasiklin dışında düzey-lerinin MRL seviyelerini aştığı gözlen-miştir (Geçer, 2006).

Aynı şekilde etler üze-rinde yapılan çalışmalarda da antibiyotik kalıntılarının azal-dığı fakat tamamen ortadan kaldırılamadığı belirlenmiştir. Bulgaristan’da tobramisinin tavuk etlerindeki kalıntıları üzerine soğuk-ta muhafazanın etkisi ile ilgili olarak yapılan çalışmanın sonucunda, etlik piliç dokularındaki (but, göğüs eti ve karaciğer) tobramisin kalıntılarının -18oC’de 60 gün muhafaza ile önemli oranda azaldığı gözlenmiştir (Pavlov

ve ark., 2005). Domuz etinde çeşitli

an-tibiyotik kalıntıları üzerine ısı işlemle-rinin etkisini incelendiğinde, penisilin, amoksisilin, ampisilin, kloksasilin, oksi-tetrasiklin, doksisiklin, kolistin, dihid-rostreptomisin ve sülfametoksazol ka-lıntılarının 134oC’de 3 atmosfer basınç altında 20 dakika süre ile sterilizasyon işlemi sonucunda tamamen yıkımlan-madığını ve yaklaşık % 10’unun ette

“Hijyen ve sanitasyona sahipseniz,

antibiyotiklere daha az ihtiyacımız vardır”

(5)

kaldığını saptanmıştır (Van Egmond ve

ark., 2000; Anon, 2006).

Antibiyotik Belirlemede Kullanılan Analizler

Birçok ülkede gıdalarda anti-biyotiklerin aranması için farklı me-totlar geliştirilmiştir. İmmunolojik ve mikrobiyel inhibisyon tarama testleri bu alanda en yaygın kullanılan metot-lardır. Ancak bu metotların bazı deza-vantajlarının olduğu artık bilinmekte-dir. Tarama testleri ile sütte antibiyotik tipleri tanımlanamamakta ve resmi olarak güvenlik sınırlarının altındaki antibiyotik miktarlarında da pozitif sonuç vermesi nedeniyle sütlerin ge-reksiz yere imha edilmesi söz konusu olmaktadır (Schenck ve Callery 1998;

Cinguina ve ark. 2003; Shaikh ve Moats, 1993). Yapılan çalışmalarda ineklerden

alınan sütlerin tek tek kalıntı testleri-ne tabii tutulduklarında sonuçlarda bir çeşitlilik olduğu ve % 1-83 oranla-rında yanlış pozitif sonuçlar elde edil-diği kaydedilmiştir. Somatik hücreler laktoferrin, yağ ve proteinin sütteki derişimleri arttığında genellikle test-lerde yanlış pozitif sonuçların oranının arttığı görülmüştür. Ayrıca doğumdan sonraki zamanda yağ ve protein de-rişimleri artmakta ve bunun yanında kolostrumdaki Ig (immunoglobulin) ve laktoferrin derişimleri yüksek oran-da bulunmaktadır. Bu çeşit bakteriyel inhibisyon testinin kolostrum üzeri-ne uygulandığında yüksek düzeyde yanlış pozitif sonuçlarla karşılaşıldığı bildirilmiştir (Andrew, 2000). Bu ne-denlerle sütte antibiyotik kalıntılarının tanımlanması ve miktarının belirlen-mesi için hassas özel ve analitik tek-niklere ihtiyaç duyulmaktadır. Gıda-larda antibiyotiklerin belirlenmesinde kullanılan kalitatif metotlar, X-ray kristalografi (XRD), nükleer magnetik rezonans (NMR) spektroskopi ve kütle spektrometri (MS)’dir. Kantitatif me-totlar ise, mikrobiyolojik testler, rad-yokimyasal testler, radioimmunassay, enzim immunoassay, fluoroimmuno-assay ve diğer immunofluoroimmuno-assaymetotlar,

spektrofotometrik ve kromatagrafik metotlar ise, sıvı kromatografisi (LC), gaz kromatografisi (GC), ince tabaka kromatografisi (TLC), yüksek basınçlı sıvı kromatografisi (HPLC), ve kapillar elektroforezdir (CE) (Ramirez ve ark. 2003).

Gıdalardaki özellikle sütte-ki antibiyotik kalıntılarının önemini kavrayan pek çok ülkede antibiyotik kalıntı miktarını belirlemek amacıyla araştırmalar yapılmış ve süt endüstrisi-nin gelişmiş olduğu ülkelerde, sürekli kontroller sayesinde kalıntı miktarları azalmaktadır. Burdur’da Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi tarafından destek-lenen 0335-NAP-16 sayılı proje ile bu konu ile ilgili çalışmalarımız devam et-mektedir.

SONUÇ

Dünya Sağlık Örgütü (World Health Organization - WHO) ve Bir-leşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (Food and Agriculture Organization of the United Nations - FAO) tarafından antibiyotik kullanımının zararlı etkile-rinin berteraf edilmesi için çeşitli öne-riler verilmektedir:

• Gıda güvenliğinin sağlanması ve halk sağlığının korunması amacıy-la, antibiyotik tedavilerinde uygu-lamadan sonra gerekli atılma ve bekleme süresine dikkat edilmeli ve tüketime hazır ette (kırmızı, ka-natlı, balık), sütte ve yumurtada,

bulunabilecek en yüksek kalıntı miktarlarının(MRL) aşılmasına izin verilmemesi gerekmektedir.

• İlaç verilen hayvanlarda ilacın vü-cuttan arınma süresine uyularak sağımın yapılması sağlanmalı ve beraberinde bilimsel bir kalıntı iz-leme planının geliştirilerek, etkili bir biçimde uygulanması için dev-letin sıkı kontrol önlemleri alması gerekmektedir. Bu amaçla hazır-lanan kalıntı izleme programları sadece hayvansal gıdalarda değil, kesime sevk edilmeden önce hay-vanlardan alınan kan ve idrar ör-neklerinde de uygulanmalıdır. • İlaç verilmiş hayvanların gıda

üre-timinde kullanılma durumu, ve-teriner hekimler tarafından ilgili kanunlara uygunluk yönünden izlenerek, hayvan yetiştiricilerinin de bu konuda bilinçlendirilmesi sağlanmalıdır.

• Büyüme hızlandırıcı olarak antibi-yotik kullanımı ortadan kaldırılma-lıdır.

• Antibiyotikler hayvanlara sadece veteriner hekim tarafından reçe-teyle verildiğinde uygulanmalıdır. • Tedavide antibiyotik kullanılması

zorunlu olduğunda ilk tercih dar spektrumlu antibiyotikler olmalı-dır.

• Uygun olmayan antibiyotik yazıl-mış reçetelerini ortadan kaldırmak için ekonomik teşvikler verilmeli-dir.

(6)

• Hayvanlarda antibiyotik kullanımı-nı izlemek için ulusal sistem oluş-turulmalıdır.

• Gıda hayvanlarında antibiyotik kullanımı amaçlanan ve onaylan-mış olanlarla sınırlandırılmalıdır. • Antibiyotikler sadece terapötik

amaçlı olarak kullanılmalıdır. Kul-lanılması gereken antibiyotikler, direnç sürveyansının (mikrobiyel kültürler ve antibiyotik duyarlılık testleri) yanı sıra klinik deney so-nuçlarına dayandırılmalıdır.

• Hayvanlarının antibiyotik ihtiyacı-nı azaltması aşılama, prebiyotik ve probiyotik uygulamaları dahil edi-lerek hayvanların korunması sağ-lanmalıdır.

• İyi hijyen uygulamaları, iyi yönetim uygulamaları ve HACCP prensiple-rinin çiftlikten sofraya tüm aşama-larda etkin uygulanmasına dikkat edilmelidir.

KAYNAKLAR

1. Anon (2006). Erişim: http://www.euroresi-due.nl/ER_IV/Contributions A-H/Egmond van 430-437.pdf, 02.01.2006. Erişim Tarihi: 25.11.2016.

2. Anon (2011). White Paper, Antibiotic Use in Food Animals. Information synthesized from an Oct. 26‐27, 2011, symposium in Chicago, IL: “Antibiotic Use in Food Animals: A Dialogue for a Common Purpose” 3. Anon (2016). Erişim:

http://www.farmanti-biotics.org. Erişim Tarihi:24.11.2016. 4. Andrew S.M. (2000). Effect of fat and

pro-tein content of milk from individual cows on the specificity rates of antibiotic residue screening tests, Journal of Dairy Science, 83 (12): 2992-2997.

5. Can H.Y., Çelik T.H. (2008). Kanatlı hayvan yetiştiriciliğinde antibiyotik kullanımı ve ka-lıntı riski. Vet Hekim Der Derg, 79 (4): 35-40. 6. Cinquina A.L., Robertia P., Giannettia L.,

Longoa F., Draiscib R., Fagioloaa A., Brizioli N.R. (2003). Determination of enrofloxacin and its metabolite ciprofloxacin in goat milk by high-performance liquid chroma-tography with diode-array detection Opti-mization and validation, Journal of Chro-matography A, 987: 221–226.

7. Dokuzlu C., Tayar M. (2001). Bursa ve çevre-sinde çiğ sütlerde antibiyotik varlığının be-lirlenmesi, Veteriner Bilimler Dergisi, 17 (1): 153-157.

8. Egan J., O’connor F. (1990). A note on the persistance of antibiotic residue on milking equipment folowing the passage of antibi-otics treated milk Irısh J Agric Res 29: 155-159.

9. FAO (2016). Erişim: http://www.fao.org/ zhc/detail-events/en/c/451065/. Erişim Ta-rihi: 26.11.2016.

10. Geçer B. (2006). Pastörize ve UHT sütlerde antibiyotik kalıntılarının HPLC yöntemi ile belirlenmesi, (Yüksek Lisans Tezi), Ankara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Besin Hijyeni ve Teknolojisi Anabilim Dalı, Ankara. 11. Gustafson R.H., Bowen R.E. (1997). Antibio-tic use in animal agriculture. J Appl Microbi-ol, 83: 531-541.

12. Kaya S., Yavuz H., Akar F.L., Liman B.C., Filazi A. (1992). Mezbahadan sığır et, karaciğer ve böbrek örneklerinden antibiyotik kalıntıları, Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Der-gisi, 39 (1-2): 13-29.

13. Knapton S. (2016). Erişim: http://www.te-

legraph.co.uk/science/2016/05/13/antibio- tics-for-animals-to-be-restricted-under-go-vernment-plans/. Erşim Tarihi: 27.11.2016. 14. Pavlov A., Lashev L., Rusev V. (2005). Studies

on the residue levels of tobramycin in stored poultry products. Trakia J Sci, 3: 20-22. 15. Phillips I., Casewell M., Cox T., Groot B.D.,

Friis C., Jones R., Nightingale C., Preston R., Waddell J. (2004). Does the use of antibio-tics in food animals pose a risk to human health? A critical review of published data. Journal of Antimicrobial Chemotherapy, 53: 28–52.

16. Ramirez A., Gutierrez R., Diaz G., Gonza-lez C., Perez N., Vega S., Noa M. (2003). Hi-gh-performance thin-layer chromatograp-hy-bioautography for multiple antibiotic residues in cow’s milk, Journal of Chroma-tography B, 784: 315-322.

17. Schenck F.J., Callery P.S. (1998). Chromatog-raphic methods of analysis of antibiotics in milk, Journal of Chromatography A, 812 (1-2): 99-109.

18. Scott A., McEwen and Paula J. Fedorka-C-ray. (2002). Antimicrobial Use and Resistan-ce in Animals. Clinical Infectious Diseases, 34 (Suppl 3): 93-10.

19. Shaikh B., Moats W.A. (1993). Liquid chro-matographic analysisi of antibacterial drug residues in food products of animal origin, Journal of Chromatography A, 643 (1-2): 369-378.

20. TGK (2012).Türk Gıda Kodeksi Hayvansal Gı-dalarda Bulunabilecek Farmakolojik Aktif Maddelerin Sınıflandırılması ve Maksimum Kalıntı Limitleri Yönetmeliği, Resmi Gaze-te Tarihi: 04.05.2012 Resmi GazeGaze-te Sayısı: 28282.

21. Van Egmond H.J., Nouws J.F.M., Schilt R., Van Lankveld-Driessen W.D.M., Streut-jens-Van Neer E.P.M., Simons F.G.H. (2000). Stability of antibiotics in meat during a si-mulated high temperature destruction pro-cess.

22. White C.R., Moats W.A., Kotula K. L.(1993). Optimization of a liquid chromatographic method for determination of oxytetracyc-line, tetracycline and chlortatracycline in milk. J of AOAC int 76(3): 549-554.

23. WHO, 2011. Tackling antibiotic resistance from a food safety perspective in Europe World Health Organization 2011. ISBN 978 92 890 1422 9 (ebook).

24. Yarsan E. (2013). Veteriner Hekimlikte An-tibiyotikler (Pratik Bilgiler Rehberi), Edi-tör: Ender YARSAN, Güneş Tıp Kitabevle-ri. Erişim: https://interactivepdf.uniflip. com/2/34834/312877/pub/document.pdf. Erişim Tarihi: 25.11.2016.

25. Yıbar A., Soyutemiz E. (2013). Gıda Değeri Olan Hayvanlarda Antibiyotik Kullanımı ve Muhtemel Kalıntı Riski, Atatürk Üniversitesi Vet. Bil. Derg., 8(1): 97-104.

Referanslar

Benzer Belgeler

İnkübasyon sıcaklığı, inkübasyon süresi ve kültür inokülüm oranı değerlerini bulanıklaştırmak için 3 ayrı bulanık küme (üçgen üyelik fonksiyonu)

Örtü Altı Sebze Yetiştiriciliğinde Entegre Mücadele, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğü, Zirai Mücadele Araştırma

Aksaray, Karaman, Konya ve Niğde illerini kapsayan KOP (Konya Ovası Projesi) Bölgesi geniş tarım alanlarına sahip olması ve bu alanların kimyasal gübre ve pestisitlerle

Ayrıca, incelenen işletmelerde, aile işgücünün işletme dışı tarımsal ve tarım dışı bir işte çalışmakta olduğu aile üyelerinin çalıştığı başlıca tarım dışı

Analiz sonucuna göre eğitim düzeyi, yaş ve gelir durumunun genel olarak tüketicilerin balık eti tüketim tercihlerinde etkili olan üç önemli faktör

Bu çalışmanın amacı, Siyah Alaca ırkı ineklerde 305 günlük laktasyon süt verimi üzerinde etkili olan faktörlerden laktasyon sırası (LS) ve buzağılama

Çizelge 4 Antalya iklim koşullarında havalandırma sıcaklığının 26°C'ye ayarlandığı plastik serada mayıs ayında farklı havalandırma açıklık oranlarına bağlı

Peker (2012) tarafından yapılan araştırmada, Konya ilinde domates yetiştiriciliği yapan üreticilerin %61,89’u ilaçlamada doz ayarlarını ilaç üzerinde bulunan