• Sonuç bulunamadı

Abdülhak Hamidin talihi

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Abdülhak Hamidin talihi"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

PAZARTESİ KONUŞMALARI

Abdülhak Hâmidin talihi

i

Sahile 8________________________ T T

-t Türk edebiya-tının, İnsanî ve beşerî kıymet bakımından, en büyük şairi plan Abdülhak Hâmidi, hayatının ve eserlerinin her cebhesile tanım ak ve tanıtm ak, onun aziz hatırasına edile­ cek hürm etlerin en verimlisi olacak­

tır. Ben de hayat ve eserleri­

ni hemen on beş senedir in­

celiyorum ve bu etüdlerin bir

kısmını on seneden fazla oluyor

ki neşir de etmiştim. Yeni çalışmala­ rımı bunlara katarak aziz şairimiz hakkında bir eser hazırlamıya karar vermiş bulunuyorum. Böyle ferdî ça­ lışmalar yapılacağı şüphesiz olduğu gibi resmî ve hususî kültür kum ulla­ rınca bu yolde harekete geçileceği de muhakkaktır. Nitekim Cümhuriyet Halk Partisi, Büyük şaire aid hatıra, fıkra, nükte ve fotografileri büyük bir cildde toplayıp bastırm ak üzere ga­ zetelerle bir tebliğ neşretmiştir. Ken­ dilerinde bu türlü dokümanlar bulu­ nanların bu kadirşinaslığa iştirak et­ meleri, merhumun hatırasına hü r­ m et göstermek için en güzel bir vesile olacaktır. Çünkü Hâmid, herşeyden çok ölümden korkardı, ölümden kor­ kusunun sebebi de unutulm aktı.

Nisyan, o rnakberi ekâbir...

Derken asıl mezarden ziyade nis­ yan denilen çukur, onun ruhunu ta- zib etmişti.

Bu, böyle. Onu bir aklım ve şimdi Hâmidin talihi ve seksen altı senelik hayatının mukadderi hakkmdaki dü­ şüncelerimizi söylemeye başlıyalım. Abdülhak Hâmid, dünya yüzüne gel­ miş insanlar arasında en talihli sayı­ labileceklerden biri idi. Vücudu sağ­ lam, zekâsı uyanık, bedence ve ru h ­ ça kuvvetli idi. Gerek ana, gerek ba­ ba tarafından mümtaz bir verasetle dünyaya gelmişti. İnsanlar için ilk hayat sermayesi verasettir. Hâmid, bu yönden çok zengin sayılabilir.

Uzun ve mevzun boyu (tabutu ve tabutunda bile ne kadar levenddi!), daha pek gençken bıraktığı sevimli, vakur sakalı, geniş alnının kaidelediği çehre müsellesinin asîl intizamı, göz­ lerinin derin, durgun, fakat her de­ rinliğe girmek kudretindeki bakışı, kaim ve aristokrat sesile Abdülhak Hâmid, çocukluğunda, gençliğinde erginlik çağında ve ihtiyarlığında, güzel çocuk, güzel genç güzel ergin, güzel ihtiyardı. Talihin ilk cilvesi, in­ sanın güzel ve sevimli olabilmesinde görülür. Abdülhak Hâmid, bu ilk ih- sanile bahtının birinci ikramiyesine nail olmuş bir insandı.

İnsanlara gelişme ve ruhça serpil­ me imkânı veren sebeblerden biri de muhit, yani İçtimaî iklimdir. Abdül­ hak Hâmid, Hekim başı ailesi gibi devrinin en uyanık ve yüksek bir mu­ hitine doğdu. O. daha üç dört yaşın­ da iken o zamanın şeyhislâmma kadar bir çok kıymetli vücudlann kollan arasında yuva kurmuş bir do­ ğan yavrusu gibi idi. Hoca Tahsin

efendi gibi yüksek bir adam dan ders okudu ve kendi tabirile onun (Tilâ-

mizei nabemevsim) inden oldu.

Parisi ilk defa on yaşında gördü. Son­ ra İranı, yine Parisi, Viyanayı, Hin- distanı, Karadeniz sahillerimizi, kısa bir tabirle Şarkı, Garbı gördü ve ora­ larda yaşadı. Bilhassa 35 inden 60 m a kadar, tam 25 sene büyük Britanya- da yerleşti. Muhitlerinde Farscayı, Fransızcayı, İngilizceyi, bir Fars, bir Fransız, bir İngiliz çocuğu kadar ta ­ biî olarak öğrendi. Böylece Abdülhak Hâmid, kendi kendini terbiye edebil­ mek için tabiat ve cemiyetin hakikî sahifelerini okum aktan biran mahrum kalmadı. Hâmidin hiç bir mektepten şehadetnamesi yoktu. Fakat o, biz­ zat hayat üniversitesinden mezundu. Tahsil ve terbiye bakımından bun­ dan büyük sühulet ve bundan büyük saadet olabilir mi?

Hâmid, kadın ve sevgi cephesinden de çok muvaffak bir erkekti. Zevcele­ ri, onu sevdiler. Yerli, yabancı hiç biri, ona lâkayd kalmadı. Sevebilmek itibarile Hâmid, sanmam ki büyük bir saadet duymuş olsun. Fakat se­ vilmekte, h a ttâ şımarık denecek ka­ dar, sevildiğini duymak ve onu istis­ m ar etmekte benzeri nadir bir adam­ dı. Kaç defa gördüm; sevimliliği, za­ rafeti, güzel konuşmasile teshir etti­ ği ve yanm a çektiği çok genç ve gü­ zel kızlarla lâtifeler ederken bu ihti-' yar, bir fanîye mukadder en hasbî ve yüksek bir zevk ile ne kadar bahtiyar idi.

Hâmid, daha beş altı yaşlarından başlıyarak son zam anlarına kadar içebilmişti. Hislerini mübalegalandı- ran bu alkollü gıdaya duyabilmek, iç­ tiğinden değil, içemecüğinden şikâyet edebilecek bir ruh gerginlik ve canlı­ lığına sahib olmak ne büyük bir ener­ jinin var olduğunu gösterir. Beş altı yaşından başladığı şarabı, hayatının son demine belki beş altı aydan daha az yakın bir zamana kadar içebildi.

Sodayla viski benim çin budur gıdayı seher, E vet bu cevheri m ayi’ bu katrai

gevher...

İstediği gibi içemediğinden şikâ­ yet ettiği zamanlar, seksen küsur se­ nenin içinde sekiz veya on aydır. He­ men hemen seksen yıl içebilmek ve içebilecek halde bulunmak başlı başı­ n a bir saadet sayılmaz mı?

Abdülhak Hâmid, hiç bir an lâkayd

kalmadığı devlet ve milletinin çok

acılı günlerini görmüştü. Fakat ak­ siyon adamı değildi. Hareket halinde birşey yapamadı. Onun içindir ki Na­

mık Kemal ona (Miskin) demişti.

Halbuki o, hareketlerini düşünerek ve düşündüğünü yazarak yaptı. (Li- berte) böyle bir hareket veya bir sü­ kûnettir. Onun en kötü günleri, m ü­ tareke ve mağlûbiyet yıllarında geçti. Bu yıllarda hakikaten perişandı. İs­ tiklâl zaferi onu diriltti. 86 yaşma

kadar yaşayabildiyse ona bu hayat imkânını veren, Büyük Zafer ve Bü­ yük Zaferin doğurduğu Cümhuriyet olmuştur. O, bunu minnetle söyler; onu yaratan Büyük İnsanı her vesüe ile hayranlıkla yad ederdi. Şehid (Mehmedcik) e hitab ederek şöyle di­ yor:

Bilirim, aczi şairunemle

Ki siz olm azsınız bugün m ağlûp. Bu sem adan inen teranem le Ş ize ben olm ak isterim maklûp.

Ben neyim, salhûrde bir şâir, N elezen bir m ezarı b î zâir. K a’rı bî intihayı ruh üfken, R a ’şever hîçi muztarip, heyhat!.. U m kı nisyana düşm ek üzre iken V erdiniz siz o hiçe taze h ayat!...

Abdülhak Hâmid, ferdiyeti ve cemi­ yet içindeki hayatile böyle bahtiyar bir fanî idi. Onun bence bir tek talih­ sizliği vardır: Dili. Yazılarını bugün anlıyabilenler anlatm ıya çalışmaz­ larsa yarınki nesil, Abdülhak Hâmidi sade bir şöhret olarak tanıyacak, fakat eserlerini asla tadaıruyacaktır. Bir sanatkâr için bütün bahtiyarlık­ ları sıfır eden bu talihsizlikten Abdül­ hak Hâmidi kurtarmalıyız.

Haşan - Âli YÜCEL

Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Kişi adlarına küçültme ekleri getirilerek yapılan sevimli (hipokoristik) adlar Kosova Türklerinde sevimli (hipokoristik) ad üretme amacıyla sadece -cik küçültme

Düzeltmek, doğrulamak, daha iyisini daha doğrusunu daha cesurunu söyle­ mek için. Kızanlar olacak ama birlikte kırmızıyı kullanacağız

Halit Fahri OZANSOY ..... Turhan Feyzioğlu

Görüldüğü gibi kiral ayırt etme için gerekli olan D- ve L- DOPA enantiyomerlerinin yükseltgenme pik potansiyelleri arasındaki en büyük fark ve bunun yanında pik

O un romancılık ve hılâçecillktekl zekâ ve kabiliydi cidden Ölçüsüzdü Ö'ümü, bütün basın d eminde ve bilhassa Tirk münevoerleri arasında büyük bir

Çünkü parçalı tutulmalarda, Güneş hangi oranda tutulursa tutulsun hava aydınlık olur ve Güneş’in küçük bir bölümü de görün- se ona doğrudan bakamayız..

The barber of Bajazet the Second was made Grand Vizier.10 In a despotic monarchy the approach to the person of the sovereign is an advantage which no merit can

(RSPH) ve The Young Health Movement (YHM) adlı kuruluşlar tarafından yapılan #StatusOfMind adlı araştırmaya göre Instagram ve Snapchat gençlerin ruh sağlığına en çok