• Sonuç bulunamadı

Halide Edib

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Halide Edib"

Copied!
2
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

7 - 7 - ;£*V».Q i ?

12

t<Si

« T

E

N

K

İT

L

E

)!

H A L İ D E E D i B

Uzaktan takip ettim, yarım saat geç­ memişti, 8 - 10 çocuk kağnıya koşuimıış- lar, neşeli, cıvıklaşa, cıvılüaşa taşlan ge­ tiriyor, divan yapan arkadaşlarının işleri­ ni dordurmuyorlardı.

//.

S A Y K A L .

«

A N E K D O T i l C i O O Edirne Muahedesini Osmanh

Devleti namına baş murahhas Sadık Efendi ile ulemadan Emin Beyzade akte ve imzaya memur edilmişti. Afyon tesiri ile uyuklıyan Sadık Efendi müzake­ renin sonlarına doğru birden bire uyanıp* Rus başmurahhasına hitaben:

— Bütün teklifleriniz mâkul; şimdi gelelim tazminatı harbiye meselesine de­ mez mi!

Bunun üzerine Rus başmurahhasi da hiç teklif etmiyeceği hâlde bize tam onbeş milyon beş yüz bin altın tazminat yükletir!

S . N . İ. *

BU ÇAMLARI S Ö K Ü N Ü Z

Ü

sküdar İskele Meydanı’ndaki cami Mi­ mar Sinan'ın şaheserlerinden biridir. Belediye bu caminin etrafını açmakla iyi bir iş yapmış oluyor. Buna kimse itiraz edemez. Ancak soıı günlerde caminin avlu (livarı önüne sıksık çam fidanları diktirdi. Bu niçin? Mimar eserini eksik bırakma­ mıştır ki onun süslenmesi gereksin! Böyle bir anıtın önüne ağaç dikileceği zaman bukadar yakında dikilmez. Bunlar büyür­ se camiyi kapatmıyacak mı? Bu çam fidan­ larını hemen sökünüz.

«

ÖKÜZ AHMET PAŞA İLE Ö K Ü Z L E R

Ö

küz Ahmet Paşa bir yere misafir git­ miş. Bahçede otururlarken civardan salma gezen bir öküz gelip başını uzatmış. Orada bulunanlardan biri nükte olsun diye: — Paşa öküz ne diyor; siz lisanından anlarsınız? demiş.

Öküz Ahmet Paşa şn cevabı vermiş: — Evet, biz öküzler dışarıda otlayıp dururken arkadaşların burada ne oturup dururlar diyor!

«

BİR TAZI HİKÂYESİ

A

damın biri çok cimri imiş. Uşağına az yemek verirmiş. Uşağı memleketine gidiyormuş. Efendiei

— Gelirken bana bir tazı getir demiş. Uşak sıladan dönüşte çok iyi beslenmiş bir çoban köpeği getirmiş. Efendi köpeği. gö» rünce:

— Hani ben senden tazı istemiştim? Deyince uşak:

— Hiç merak etmeyin devlethanede üç gün kalsın tazıya döner! demiş.

C

H. Partisi roman mükâ-

■ falın ı ilk defa Halide E d ib ’in S in ek ti B a k k a l ’ - m a verdi. Roman bundan yedi »ekiz yıl ö n ce İngilizce yazılmış ve basılmış ve Türkçesi H a b er gazetesinde te frik a edildikten sonra kitap hâlinde de dördüncü baskısını idrak etmiştir. K ısa za­ manda bu yayılm a bizim ölçümü­ ze göre bir rekor teşkil e t m e k ­ tedir.

Abdülhamit devri İstanbul h a­ yratını, tahta mahallesi, sofu ve Ortodoks imamı, önce hafız sonra müzik öğretmeni kadını, uçarı tabiatlı h a lk artisti ve bir paşa konağını cemiyetli bir tarzda göz önüne seren sin e k ti B a k k a l da kaybolmuş bir devrin ekzo tik zevki vftrdır.

Muhterem üstat yazı ve fikir âlem ine atılalı 2 9 yılı bulmuştur. Bu, m uv affakiyetsizlik unutulmak gibi k o rk u n ç boşluklar ve k a ra n ­ lıklarla dolu bir ömürdür ki, t e h ­ likelerden zafer tacı başta olarak çıkm ak ne talih, ne de lütuf e s e ­ ridir. Bu içindeki deha cevherini insafsız bir sabırla işlemenin mü­ k âfatıd ır.

1908 m eşrutiyeti ile birlikte m atbuat âlem ine atılan yüzlerce imza ve türlü eser arasında S i ­

n ekti B a k k a l muharririnin ilk r o ­ manı S e v iy e T alip ayarında kaç kitap gösterilebilir

?

S e v iy e T a ­ lip'dan T a ta r c ık ’«. kadar bir raf dolusu roman ve bir k a ç cilt hi­ kâye zevkin ve hünerin en titiz kriteryum iarm a vurulsa hep aynı asil cevherin damgası ile temayüz ederler.O nun İbda sırasıyla rom an ­ larını okum ak bize yalnız y a şa m a ­ sını bilen bir büyük insanın aşdığı ruh merhalelerini gösterm ekle kalmaz. Bütün bu eserlerde Tü rk cemiyetinin bu otuz k ırk senelik

(Arkan l l ’inci sayfada)

R O M A N J Ü R İ S İ

R

O M A N jü r is i’n de ben d e üye idim . Ö m rü m de ilk d e fa d ır k i e d e ­ b î bir m a h k e m e y e çağrılm ış bulu nuyorum , iç im d e hem sev in ç h em d e şa şk ın lık v ar. Bu k a r ış ık h â lle etra fım a b akın ıy oru m , Jü ri' d e k ile r b a n a y e r y u v arlağ ın ın k a tla r ım a n la tıy o r. En altta g en çliğ im izi bü­ yü tüyen S erv eti F ü n u n ’c u la r: H alit Z iy a, H üseyin C ah it v ar. S o n ra bir k a t d a h a g eliy o r, işte Y ahya K em a l. S o n ra bir k a t d a h a g eliy o r k i top-lu m la n m ıy a c a k gibi bir h ay li g irift

-

k o la y lık olsun d iy e söy lü y oru m -g en çlik. B u n ların a ra sın d a N u ru llah A ta ç ı, A h m et M uhip'i, V edat N e ­ dim 'i h ep görü y oru z. J ü r i ’nın e d e b î v icd an ı ü ç'kola sa p ıy o r : S in e k li B a k ­ k a l Y aban, F a h im B ey ve B iz. Son u n cu su en az rey to p lıy a n d ır; f a ­ k a t y u k a r ık i ik i, ayn ı soy d an ro m a n a k a rşı en ç o k rey to p lıy a b ilen d ir. Bu o la y g ö steriy o r k i rom an a n la y ışım ız d a tem elli bir d eğ işiklik v ar. F a h im v e B iz en ç o k in san dır. Ş im d iy e k a d a r k en d im iz i onun için de bulduğum uz k a d a r h içb ir y erd e b u la m a d ık . Ç ünkü A b d ü lh a k Ş in a s i Hi-s a r ’ın bu e Hi-s erin d e ş e k il, üHi-slûp, ed eb iy a tç ılıkta n b a ş k a , inHi-san v ar. Bütün g iriftliğ i, k a r m a ş a s ıy la in san , iç in san in san , in san problem i. E serin eşsiz d eğ eri bu insan p roblem in in çö z ü m lem esin d e d eğ il, k o r k m a d a n , s ı­ k ılm a d a n o rta y a k o y o lm a sın d a d ır. B A L T A C I O Ğ LU .

(2)

E D

I

B

H

A L İ D E

3 üncü şayiadan:

hayatı da edebî değer kazanarak

aksetmektedir.

Y eni Turan. M evut H ü kü m

eserlerinde meşrutiyet devri biter.

Onu yeni Türkiye’nin kurtuluş

mücadelesinde katışmış görürüz.

A teşten G ö m le k , K a lb A ğ rısı

ve

Z in o ’nun oğlu

undan sonra Halide

Edib Türk cemiyetindeki temelli

istihaleye muvazi bir yeni yüzle

karşımıza

çıkmaktadır. Yalçın

kayalardan köpeklerle dökülen

dağ suları artık derin yatağını

açmış zengin bir nehir hâlini almış­

tır. Goethe’nin Molmetts

Gesaa-g’ını hatırlatan Tytan Halide Edib

artık bize cemiyetimizin, hayatı­

mızın büyük destanını nakledecek

çağadadır. Bu velûd anadan din­

lediklerimiz bize daima yeni ve

daha büyük şeyler dinlemek su­

suzluğunu veriyor.

Asrımız, aklımda kaldığına gö­

re üç kadın romancı ya, Selma

Lagerlöf.Undset ve Pearl S.Buck’e

Nobel mükâfatı verdi. Artık Türk

sanat dehasının onuıı şahsında

nobel mükâfatını kazanmak sıra­

sı gelmiştir.

Y. K . K Ö N t.

11

Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Araştırmacılar fiber optik kablolarla sismik ölçüm yapabilmek için dağıtık akustik algılama.. (distributed acoustic sensing) adı verilen bir

Araştırmacılar daha sonra farelerde osteokalsin proteinini kod- layan geni etkisiz hâle getirdiler ve hayvanların kalp ritminin artması, kan şekeri seviyesinin yükselmesi

Renk- li böcekler, özel savunma yapıları ve içerdikle- ri kimyasal maddeler nedeniyle lezzetsiz olma- ları sayesinde kendilerini korur.. Bu mekanizma kınkanatlı böcekler

Sokratik sorgulamanın eğitimde kullanılmasındaki amaç öğrencilerin düşüncelerini irdelemek, verilen bir konu veya problemle ilgili sahip oldukları bilginin

Emevî Devleti, Hulefâ-i Râşidîn döneminden sonra İslâm’ın bayraktarlığını yapan devlet olması dolayısıyla İslâm tarihi açısından oldukça önemli bir

Kıralı kızının akrabasından ol­ duğu muhakkak idi ki kendisine Fransa Kiralın­ dan hediyeler gelirdi; âlemi sahavetimizde ha­ kire bazı eşkâli garibe ve tasvirler

Türkiye'de caz kulübü, caz dinleyicisi kalmadığı ve yeni besteler yapılmadığı için müziği bıraktığını söyleyen sanatçıyı; görünen o ki, artık sadece

Antik Sanat Galerisi ve derginin sahibi Tevfik İhtiyar, “Türkiye’de sahte resimler piya­ sada dolaşırdı a- rna şimdi parça­ lanan resimlerin de olduğunu