• Sonuç bulunamadı

Stratonikeia kazılarında bulunan Roma Dönemi kırmızı astarlı seramikleri

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Stratonikeia kazılarında bulunan Roma Dönemi kırmızı astarlı seramikleri"

Copied!
116
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

T.C.

SELÇUK ÜNİVERSİTESİ

SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

ARKEOLOJİ ANA BİLİM DALI

KLASİK ARKEOLOJİ BİLİM DALI

STRATONİKEİA KAZILARINDA BULUNAN ROMA DÖNEMİ

KIRMIZI ASTARLI SERAMİKLERİ

NEVZAT KARACA

YÜKSEK LİSANS TEZİ

DANIŞMAN

DOÇ. DR. MEHMET TEKOCAK

Bu çalışma BAP tarafından 18203015 Nolu YL/Doktora tez projesi olarak desteklenmiştir

(2)
(3)
(4)

i İÇİNDEKİLER İÇİNDEKİLER ... i ÖNSÖZ ... iii ÖZET ... iii ABSTRACT ... v KISALTMALAR VE BİBLİYOGRAFYA ... vi 1.GİRİŞ ... 1 1.1. Amaç ... 1 1.2.Kapsam ... 1 1.3.Yöntem ... 2

2.STRATONİKEİA ANTİK KENTİ ... 3

3.ROMA DÖNEMİ KIRMIZI ASTARLI SERAMİKLER ... 4

3.1.Afrika Kırmızı Astarlı Seramikleri ... 7

3.1.1.Hamur ve Astar ... 9

3.1.2. Üretim Merkezi ve Teknikleri ... 10

3.1.3. Bezeme ... 11

3.2.Geç Roma C – Foça Kırmızı Astarlı Seramikleri ... 12

3.2.1. Hamur ve Astar ... 13

3.2.2.Üretim Merkezi ve Teknikleri ... 14

3.2.3. Bezeme ... 15

3.3. Kıbrıs Kırmızı Astarlı Seramikleri ... 16

3.3.1.Hamur ve Astar ... 17

3.3.2. Üretim Merkezi ve Teknikleri ... 18

3.3.3. Bezeme ... 18

3.4. Çandarlı Seramiği ... 20

3.4.1. Hamur ve Astar ... 20

(5)

ii

4. STRATONİKEİA ROMA KIRMIZI ASTARLI SERAMİKLERİ ... 22

4.1. Afrika Kırmızı Astarlı Seramikleri ... 22

4.1.1. Form 1 ... 22 4.1.2.Form 2 ... 22 4.1.3. Form 3 ... 23 4.1.4. Form 4 ... 23 4.1.5. Form 5 ... 24 4.1.6. Form 6 ... 24 4.1.7. Form 7 ... 25 4.1.8. Form 8 ... 25 4.1.9. Form 9 ... 26 4.1.10. Form 10. ... 26 4.1.11. Form 11 ... 27

4.2. Geç Roma C - Foça Kırmızı Astarlı Seramikleri ... 27

4.2.1. Form 12 ... 27

4.2.2. Form 13 ... 28

4.2.3. Form 14 ... 28

4.2.4. Form 15. ... 30

4.3. Geç Roma D - Kıbrıs Kırmızı Astarlı Seramikleri ... 31

4.3.1. Form 16 ... 31 4.4. Çandarlı Seramiği ... 31 4.4.1. Form 17 ... 31 5. DEĞERLENDİRME VE SONUÇ ... 32 KATALOG ... 35 LEVHALAR ... 88 HARİTALAR... 102

(6)

iii ÖNSÖZ

Seramik sanatı, arkeolojik araştırmalarda içerisinde en önemli konulardan birisidir. Bununda temelinde insanoğlunun hayatta kalmak adına yaptığı uğraşların en eskilerinden biri olması yatmaktadır. Düşük maliyeti ve doğada kolay bulunabilmesi sebebiyle seramik objeler tüm ören yerlerinde sıklıkla bulunabilmektedir. Dolayısıyla tarihleme kriteri olarak bu objeler büyük önem taşımaktadır. Seramik objeler, zamanla insanların temel ihtiyaçlarını karşılamalarının yanında dinsel, sosyal ve ticari anlamda da önemli yer tutmaktadır. Özellikle yapılan kazılarda elde edilen veriler doğrultusunda kentler arasında ticaret varlığı- ağı hakkında önemli bilgiler edinebiliriz. Öte yandan bu seramiklerin yerel üretim mi yoksa ithalat ürünü mü olduğu hakkında da bilgi edinmemizi sağlar. Dinsel anlamdaki etkisi farklı kültürlerde farklı şekillerde karşımıza çıkmaktadır. Örneğin Geometrik Dönemde Dipylon Mezarlığı’nda ölülerin başlarına mezar steli olarak vazoların konduğu görülmüştür. Bahsettiğimiz tüm bu etkenler ve seramiğin araştırma geçmişindeki derinlik bizleri bu bilime yoğunlaşmamızda açık tesiri olmuştur.

Tez konumuzu oluşturan bu başlık altında oluşturulan gruplardan da anlaşılacağı gibi antik dönemde vazoculuğun insanoğlunun başlangıcından başlayan bu serüven günümüze kadar kesintisiz devam etmektedir. Tabi ki nasıl günümüzde kaliteli işçilik ve ondan daha basit üretimlerin fiyat ve talepleri farklı ise antik dönemde de bu şekilde olduğu bilinmektedir. Dolayısıyla tezimizde bahsettiğimiz bölgeler bu alanda söz sahibi olan yerlerdir. Bu bölgeler tüm coğrafya ile hem etkileşim içerisinde kalmışlar hem de ekonomik açıdan gelir elde etmişlerdir. Bizlerde bu sayede antik dönemdeki ticaret ağı hakkında bilgi ediniriz.Kıymetli arkeolog arkadaşım Zehra CEYLANCI’ ya destek ve yardımı için sonsuz teşekkürler.

“Stratonikeia Kazılarında Bulunan Roma Dönemi Kırmızı Astarlı Seramikleri” başlığı altında incelediğimiz tezimiz için gerek konuyu belirlemek ve gerekse literatür araştırmalarında yardımlarını esirgemeyen kıymetli hocam Doç. Dr. Mehmet TEKOCAK’ a sonsuz teşekkürlerimi sunarım. Öte yandan bugünlere gelmemi sağlayan aileme minnettarım. Tez yazımı sırasında yardımları olan arkeolog arkadaşlarıma teşekkür ederim.

Nevzat KARACA KONYA - 2019

(7)
(8)
(9)

vi KISALTMALAR VE BİBLİYOGRAFYA

Adak-Adıbelli 2006 : I.Adak-Adıbelli, Tarsus Geç Roma Seramiği, Ankara

Üniversitesi Yayınlanmamış Doktora Tezi, Ankara, 2006.

Atik 1995 : N. Atik, “Die Keramik aus den Südthermen von Perge.”

1995.

Atlante I 1981 : Enciclopedia dell’arte Antica Classica e Orientale Delle

forme ceramiche I, Roma, 1981.

Ayaz 2014 : M. Ayaz, Asos Kuzey Stoası Kırmızı Astarlı Roma

Seramiği, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi Çanakkale, 2014.

Aydaş 2006 : M. Aydaş, “Gladiatorial Inscriptions from Stratonikeia in

Caria”, Epigraphica Anatolica 39, Bonn, 2006.

Boysal 1985 : Y. Boysal, “1984 Yılı Stratonikeia Kazısı”, KST 7, 1985.

Boysal 1987a : Y. Boysal, “Stratonikeia Kazısı 1986 Çalışmaları”, KST

9.2, 1987.

Boysal 1987b : Y. Boysal, “Stratonikeia Nekropolü’nün Tarihsel Süreci”,

içinde: (Ed. H.R. Çongur) Remzi Oğuz Arık Armağanı, Ankara, 1987.

Boysal 1990 : Y. Boysal, “Die Bauten der hellenistischen Stadt

Stratonikeia”, Documents of the XIII. International Congress for Classical Archaeology 1988 (1990).

Boysal 1992 : Y. Boysal, “Eskihisar 1991 Kazısı”, KST 14.2, 1992.

Crowfoot 1957 : J.W. Crowfoot - G.M. Crowfoot - Kenyon. The Objescts

from Samaria. Samaria - Sebasta III, London, 1957.

Dechellet 1904 : Dechellet Les Vases Ceramiquesomes de la Gaule

Romaine, 1904.

Doksanaltı 2006 : E.M. Doksanaltı, Knidos Kap Krio Kazı Alanı,

(10)

vii

Ergürer 2012 : H.Ergürer, Parion Roma Dönemi Seramiği, Doktora Tezi,

Erzurum, 2012.

Erol 2011 : D. Erol, Smyrna Agorasında Ele Geçen Terra Sigillata ve

Geç Roma Seramiği, Yayınlanmamış Doktora Tezi. İzmir, 2011.

Falbe 1983 : C. T. Falbe, Rescherches sur I’ emplacement de Carthage,

1983.

Fırat 1999 : N. Fıratlı, Perge Konut Alanı Keramiği, Yayınlanmamış

Doktora Tezi, 1999.

Gassner 1997 : Gassner, “Das Südtor der Tetragonas-Agora Keramik und

Kleifunde”, Forshungen in Ephesos, XII: 1/1, Wien, 1997.

Greene 1992 : Greene, Roman Pottery, California, 1992.

Hayes 1972 : J. W. Hayes, Late Roman Pottery, London, 1972.

Hayes 1973a : J. W. Hayes, “Roman Pottery from the South Stoa at

Corinth”, Hesperia 42, 1973, 416-470.

Hayes 1973 b : J. W. Hayes The Roman Deposits. 2. The Pottery’ in J

Boardman and J. Hayes, Excavations at Tocra 1963 –1965 II, The Archaic Deposits II, and Later Deposits. BSA suppl.Vol. no.10, London, 108- 119. Pl. 52-53.

Hayes 1976 a : J. W. Hayes “Pottery Stratified Groups, Excavations at

Carthage 1975 ; Conducted by The University of Michigan.”Vol. I. ed. J.H. Humprey. Tunis.

Hayes 1976 b : J. W. Hayes Roman Pottery in the Royal Ontaria

Museum. Toronto.

Hayes 1978 : J. W. Hayes “Pottery reports, Excavations at Carthage

1976; Conducted by The University of Michigan.” Vol. I. Ed.J.H. Humprey. Ann Arbor.

Hayes 1980 : J.W. Hayes,Supletement to Late Roman Pottery, London,

(11)

viii

Hayes 1985 : J.W. Hayes,” Sigillate Orientali”, tavolo XVI, 1985.

Hayes 1992 : J.W. Hayes,” The Pottery; Excavations at Saraçhane in

İstanbul, Vol.II, 1992.

Hayes 1997 : J.W. Hayes,Handbook of Mediterrenean Roman Pottery,

British Museum Press. London, 1997.

Hayes 2001 : J.W. Hayes, “ Les Sigilees Oriantales”, (ED. E. Geny),

Ceramiques Hellenistique Et Romeines III, Paris, 2001.

Hayes 2008 : J.W. Hayes, The Athenaian Agora; Roman Pottery

Fine-Ware İmports, 2008.

Johansen 1971 : C. F. Johansen, “Les Terres Sigillées”, (Ed. A.P.

Christensen – C.F. Johansen), Les Poteries Hellénistiques et lesTerres Sigillées Orientales, Fouilles et Recherches de la Fondation Carlsberg 1931-1938, Hama III. 2, Copenhague,1971, 55-204.

Jones 1950 : F.F. Jones, The Pottery; Excavations at Gözlü Kule

Tarsus, The Hellenistic and Roman Periods, ed H. Goldman, Vol I, Princeton, 1950.

Kadıoğlu 2012 : M. Kadıoğlu, “Stratonikeia (1977-1999)”, içinde: (Ed. O.

Bingöl – A. Öztan – H. Taşkıran), DTCF Arkeoloji Bölümü Tarihçesi ve Kazıları (1936-2011) Anadolu/Anatolia, EkDizisi: III.2, Anı Armağan Serisi, Ankara, 2012.

(12)

ix

Kenyon 1957 : K.M. Kenyon, “Roman and Later Wares, Terra Sigillata”,

(Ed. J.W. Crowfoot – G. M. Crowfoot – K. M. Kenyon), The Objects from Samaria, Samaria - Sebaste, Reports of the Work of the Joint Expedition in 1931-1933and of the British expedition in 1935 Band 3, London, 1957, 281-306.

Lamboglia 1941 : N. Lamboglia,” Terra Sigillata Chiar”, Rivista İngauna e

İntemilia- Riv.st. lig. VII, 1941.

Lamboglia 1963 : N. Lomboglia, “Nuove osservazioni sula”, Terra Sigillata

Chiara, Riv. St. Lig XXIX, 1963.

Loeschcke 1912 : S. Loeschcke, “Sigillata- Töpfereien in Tschandarli” AM

37, 1912.

McGing 2003 : B. McGing, “Subjection and Resistance: to the Death of

Mithridates”, içinde: (Ed. A. Erksine) A Companion To The Hellenistic World, 2003.

Meyer-Schlictmann 1998 : Carsten Meyer-Schlichtmann. Die Pergamenische Sigillita

aus Der statgrabung von Pergamon, PF 6, Berlin.

Robert 1955 : Robert, L., “Melanges Isodore Levy”, Annuaire de

l’Institut de Philologie etd’Histoire Orientales et Slaves XIII, 1955.

Robinson 1959 : H. S. Robinson, The Athenian Agora Results of

Excavations Conducted by the American School of Classical Studies at Athens Volume V: Pottery of Roman Period Chronology, New Jersey, 1959.

Ruge 1932 : W. Ruge, “Stratonikeia”, RE IV 2, 1932.

Slane 1990 : K. W. Slane, The Sanctuary of Demeter and Kore the

(13)

x

Salomonson 1968 : J.W. Salomonson, “ Etudes Sur la Ceramique Romaine D’

afrique BA Besch, XLIII, 1968.

Söğüt 2008 : B. Söğüt, Stratonikeia 2008 Yılı Çalışmaları 31. KST.

2008.

Strabon : Strabon, Coğrafya (Çev. A.Pekman), İstanbul 1987.

Tekocak 2006 : M. Tekocak, Kelenderis Roma Çağı Seramiği, Doktara

Tezi, Konya, 2006.

Tekocak 2007 : M.Tekocak, “Kelenderis Aşağı Şehir Sondajında Bulunan

Kıbrıs Kırmızı Astarlı (Geç Roma D) Kapları” İDOL, Sayı: 33, 2007, 16-25.

Tekocak 2009 : M. Tekocak, “African and Cypriot Red slip wares from

Kelenderis”, SOMA 2008, BAR International Series 1909, Oxford, 2009, 132-142.

Tekocak 2013 : M. Tekocak, “Late Roman C (Phocean Red Slip) Ware

from the lower city sondage in Kelenderis”, SOMA 2010, BAR International Series 2555, Oxford, 2013, 161-169.

Tekocak 2019 : M. Tekocak, ''Stratonikeia Kazılarında Bulunan Kırmızı

Astarlı Seramikler'' Stratonikeia Çalışmaları 4, 2019.

Tırpan 1990 : A. A. Tırpan, “Stratonikeia’nın Şehir ve Sur Planı”,

Selçuk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Edebiyat Dergisi 5, 1990.

Waagé 1933 : F.O. Waagé,” Excavations in the Athenian Agora, The

Roman and Byzantine Pottery”, Hesperia, 1933.

Waage 1948 : F.O. Waagé, Antioch on-the-Orontes IV, 1, Ceramics and

Islamic Coins, Princeton, 1948, 1-60, Lev.I-XI.

Williams 1989 : C. Williams, “Anemuriu The Roman and Early Byzantine,

Pottery”, 1989.

Zoroğlu 2003 : L. Zoroğlu,“ Doğu Sigillatalarının İmalat Yerleri ve

Dağılım Sorunu”, Varia Anatolica XV; Les Ceramiques En Anatolie Aux Epoques Hellenistique et Romane, (ed. C. Abadie-Reynal), 2003, 121-123.

(14)

xi Diğer Kısaltmalar

AÇ.

: Ağız Çapı

CK.

:

Cidar Kalınlığı

Cm.

: Santimetre

Çev.

: Çeviren

Çiz.

: Çizim

Fig.

: Figür

Foto

: Fotoğraf

KÇ.

: Kaide Çapı

Kat. No.

: Katalog Numarası

Lev.

:

Levha

; Milattan Önce

MS

: Milattan Sonra

No.

: Numara

Res.

: Resim

S.

: Sayfa

Y.

: Yükseklik

(15)

1 1.GİRİŞ

1.1. Amaç

Stratonikeia’da farklı dönemlere ait yüzlerce seramik parçası gün ışığına çıkartılmıstır. Yapılan çalışmalar sonucunda ele geçen bu seramik buluntuların incelenmesi kuşkusuz tarihin aydınlatılmasında önemli role sahiptir. Bu tez kapsamında yapılacak araştırmalarla ele geçen pişmiş toprak kapların değerlendirilmesinden çıkacak sonuçlar, bu malzemeyi tanım ve tasnifinde önemli bilgiler edinmemizi sağlayacaktır. Bu amaçla yapılacak çalışmalar sırasında ele geçen eserler tasnif katalog ve fotoğraf çekimi aşamalarından geçerek belgelendirilecektir. Böylelikle dönemde kullanılan seramik formları ve kullanım amaçları hakkında ayrıntılı bilgiye sahip olunacaktır. Elde edilen veriler ışığında Stratonikeia bölgesinin Roma Dönemi Kırmızı Astarlı Seramikleri konusunda detaylı bilgiler gün yüzüne çıkarılacaktır. Daha sonra tüm veriler bilimsel bir yayın olarak hazırlanıp, bilim dünyasına sunulacaktır.Stratonikeia Antik Kenti Kazısında ortaya çıkan Kırmızı Astarlı Seramiklerin araştırılıp incelenmesi ve tanıtılmasıdır. Bu kentin seramik repertuarı ithal ve yerel seramik grupları ile mevcut veriler ışığında kültür özellikleri tanıtılmaya çalışılacaktır. Bu dönemi özellikle seçmemizdeki amaç ise Roma Kırmızı Astarlıların bölgeler arasındaki dağılımı ve tarihsel süreç içerisinde ayrı bir yeri olmasıdır.Roma ve Geç Roma seramiği üzerine birçok yayın yapılmıştır. Bu doğrultuda birçok araştırma ve yayın yapılarak arkeoloji dünyasına sunulmuştur.

1.2.Kapsam

Stratonikeia Antik Kenti Kazısı farklı çalışma zamanlarında ve kentin farklı çalışma alanlarında yapılan kazı sonucu ele geçen kırmızı astarlı seramik buluntuların tamamının fotoğraflarla belgelendirilmesi, ölçüleri alınarak tasnif, tanım ve değerlendirilmesi yapılmıştır. Tezimizi oluştururken kendimize referans edindiğimiz birçok kaynak içerisinde Hayes’in Late Roman Pottery yapıtı en önemli olanlarından biridir. Hayes bu çalışmasında farklı gruplara ayırdığı seramikleri detaylı olarak incelemiş, fotoğraf ve çizimlerle desteklemiştir. Bizim ele aldığımız bu seramik grupları içerisindeki vazoların üzerinde yer alan süslemeler yine bu kaynaktan referans alınmıştır. Bunun dışında farklı kaynaklardan söz konusu bölgeler hakkında bilgi edinilerek bu gruplar arasındaki farklar, kil astar özellikleri ve süslemeler detaylı olarak verilmiştir.

(16)

2 1.3.Yöntem

Çalışmada öncelikli olarak kazı deposundan kırmızı astarlı seramik buluntular tespit edilip seçilmiştir. Seçilen bu malzemenin fotoğrafları çekilmiş, teknik çizimi yapılmış ve çizimler daha sonra dijital ortama aktarılarak bilgisayar yardımı ile Freehand MX programında dijital çizimleri oluşturulup çalışmad kullanılır hale getirilmiştir. Tüm bu veriler daha sonra bilgisayar ortamına aktarılarak tezde yazım aşamasında kullanılır hale getirilmiştir. Seçilen malzemenin tipolojisi yapılarak benzerleriyle karşılaştırılıp analoji çalışması yapılmıştır. Analoji çalışmasının ardından literatür çalışması yapılarak Stratonikeia Antik Kenti ve bulunduğu çevre hakkında bilgi edinilmiştir.

Son olarak tüm veriler elde edildikten sonra tezin yazım aşamasına geçilerek toplanan verilen enstitünün tez yazım kılavuzuna uygun olarak düzenlenip, yazım aşaması bitirilmiştir.

(17)

3 2.STRATONİKEİA ANTİK KENTİ

Stratonikeia Antik Kenti, Karia Bölgesinin önemli kentleri arasında yer almaktadır (Harita 1). Batıda Çakmaklı ve Kurukümes Dağları, doğuda Yatağan ve Arap derelerinin aktığı vadi, güneyde Karşıyaka, Kayraklı Dağı, kuzeyde Aladağ ve Akdağ ile çevrili alanda, Kadıkulesi Tepesi' nin kuzey yamaçlarına kurulmuştur1. Günümüzde antik kent, Muğla ilinin Yatağan ilçesinin 7 km kuzey yamaçlarında yer alan, Eskihisar Köyü yerleşim alanındadır2.(Harita 2). Antik dönem yazarlarından Strabon' un verdiği bilgiye göre, Stratonikeia, Karia Bölgesi' nin iç kesimlerinde kurulmuş üç önemli yerleşimden biridir3.Bölgedeki yerleşim Eski Tunç Dönemine kadar inmesine rağmen, Stratonikeia ve çok yakın çevresinde buluntular MÖ 2000 sonlarına aittir. Kent içindeki erken yerleşime ait duvar kalıntıları kentin güneyindeki Kadıkulesi tepesinde ve kuzey yamaçlarda görülmektedir. Antik yazarlardan Strabon, Herodotos, Pausanias ve Stephanos' un verdiği bilgilere göre, burada Helenistik Dönem öncesine ait yerleşmenin olduğu ve bu bölgenin '' Khrysaoris ve İdrias'' olarak bilindiği anlaşılmaktadır. Bu bölgenin ön plana çıkması için Helenistik Dönem başlarında Seleukos yönetimi altında olmuştur. MÖ 281 yılından sonra, Seleukos Kralı I. Antiokhos tarafından, önceden üvey annesi ve sonrasında eşi olan ''Stratonike'' adına bu kentin adı değiştirilmiştir4. Stratonikeia kentinin bir bağ satışı ile ilgili bir yazıtta MÖ 276-238 yılları arasında kurulduğunu öğreniyoruz5. Kentte sur duvarları dışında bilinen en eski yapı MÖ 2. yüzyılın ikinci çeyreğine tarihlenen ve sonraki dönemlerde de devam ettiği anlaşılan Gymnasion' dur. Erken İmparatorluk Döneminde inşaa edilen yapılar arasında Agustus ve İmparatorlar tapınağı ile kent Bouleuterion' u yer alır6. Kent nekropolünün bulunduğu Börükçü mevkiinde ortaya çıkarılan mezar stellerinde yer alan gladyatör figürleri olası MS 3. yüzyıla tarihlenir ve bu yıllarda Anadolu'da gladyatör gösterimi yapılmakta olduğu anlaşılmaktadır7.

Halen devam eden kazılar neticesinde de ortaya çıkarılan yapılar ile tespit edilen cadde ve sokak sistemine göre kentin ızgara planlı olduğu düşünülmektedir. Kazılar sonucunda tespit edilen yapılar; sur duvarları, anıtsal çeşme, şehir kapısı, devamında da sütunlu cadde, Gymnasion, Bouleuterion, Hamam, Tiyatro ve Tapınaktır. Bununla birlikte Beylikler 1 Tırpan 1990, 218; Baldıran 1990, 1. 2 Kadıoğlu 2012, 499. 3 Strabon XIV, 22. 4 Söğüt 2008, 263-264. 5 Robert 1955, 555-557. 6 Söğüt 2008, 263-264. 7 Aydaş 2006, 105-109.

(18)

4 Döneminden bir hamam ile 19. ve 20. yüzyıla ait cami, kahve, evler, sokak dokusu ile birlikte dükkanlar bulunmaktadır. Ayrıca Cumhuriyet Dönemine ait bir köy meydanı ve sivil mimari örnekleri de ziyaretçilerin görebilecekleri yapılardandır8.

I. Mithridates Savaşları'nda Roma' nın yanında yer aldığı için Stratonikeia, Mithridates tarafından MÖ 88 yılında da kuşatılmış ve ağır bir şekilde cezalandırılmıştır. Roma ordularının Stratonikeia'ya ulaşmalrının ardından kentin kaderi değişmiş olup kent tekrar kazananların yanında yer almıştır. Kentlilerin bu sadakati de general Sulla tarafından onurlandırılmıştır9. Romalılar tarafından Stratonikeia' nın 50 km kuzeydoğusunda Hydisos şehri Stratonikeia' ya verilmiştir ve böylece MÖ 1. yüzyılda Stratonikeia geniş topraklara sahip, bağımsız bir şehir konumuna ulaşmıştır10. Kent Bizans Dönemi' nde ise psikoposluk merkesi olmuştur ve Aprodisias' a bağlanmıştır11. 17. ve 18. yüzyıldan itibaren kente pek çok araştırmacı ve gezgin gelmiştir. Bu kentte ilk sistematik kazılar 1977 de Yusuf Boysal ve ekibi tarafından başlanmış olup 22 yıl devam etmiştir. Boysal tarafından yapılan bu çalışmaların sonuçları rapor niteliğinde bilim dünyasına duyurulmuştur12. Yusuf Boysal başkanlığındaki çalışmalara kısa süreli ara verildikten sonra 2003-2006 yıllarında Ç. Şahin tarafından yürütülen çalışmalar 2008 yılından itibaren Bilal Söğüt'ün başkanlığında devam etmektedir.

3.ROMA DÖNEMİ KIRMIZI ASTARLI SERAMİKLER

Roma seramik sanatının simgesi haline gelen terra-sigillatalar imparatorluk genelinde kırmızı astarlı kapların gelenekselleşmesini sağlamıştır. Lamboglia, Batı Akdeniz’ de elde ettiği malzemeyi inceleyerek, Kuzey Afrika atölyelerinde üretilmiş Geç Roma Kırmızı Astarlı Seramikleri için “Terra Sigillata” tanımını kullanarak, bu kapların erken dönemlerdeki başlangıç serilerini de ortaya koymuştur13. “Terra Sigillata” terimi, kalıpta yapılmış figürünler olarak kullanılan “sigillum” sözcüğünden türetilmiş olup, ilk olarak İtalya da ki bazı merkezlerde ortaya çıkartılan Roma Geç Cumhuriyet ve Erken İmparatorluk Dönemine ait kaliteli kilden, kalıpta yapılmış parlak kırmızı astarlı lüks kaplar için kullanılmıştır14. Uzun yıllar boyu devam eden bu geleneğin yansımaları Geç Antik Çağda da devam etmiştir. Ancak değişen ekonomik ve siyasi şartlar sonucu bazı atölyelerde üretim kesilirken farklı bölgelerde

8 Söğüt 2008, 263-264.

9 Ruge 1932, 323; Kaletsch 2001, 1047; McGing 2003, 87. 10 Tırpan 1990, 218.

11 Bean 1987, 101.

12 Boysal 1985, 520; Boysal 1987a, 237; Boysal 1987b, 51-68; Boysal 1990, 501; Boysal 1992, 117-121. 13 Lamboglia 1941, 7-22.

(19)

5 yeni üretim merkezleri ön plana çıkmaya başlamıştır15. Bu kaplar genelde Afrika, Phokai, Kıbrıs, Açık Renkli olarak adlandırılır16.

Roma seramiği üzerine yapılan ve bilinen ilk çalışma; Falbe’nin 1833 yılında Kuzey Afrika da Thapsus’tan gelen bir testiyi yayınlaması olmuştur17. Geç Roma seramiği ile ilgili ilk tanımlanmış çalışma ise, Dechellet’in Gallia Terra Sigilataları’nı inceleyerek olası tarihlemeler yaptığı iki ciltlik eseridir18. Bilimsel kazılarda ortaya çıkartılan geç dönem çanak-çömleklerinin yayılmasıyla, bu konu hakkında yeni bilgiler ve daha doğru tarihlemeler ortaya konulmaya başlanmıştır19.

Roma İmparatorluk Dönemi boyunca ince seramik kap kaçak kullanımında önemli Pazar payını, Kırmızı Astarlılar almıştır. Farklı bölgesel alanlar içinde imal edilen kırmızı astarlı gruplar içinde Pompeii Kırmızı Astarlıları, Afrika Kırmızı Astarlıları yine Afrika’da Tripolitania Kırmızı Astarlıları, Kıbrıs Kırmızı Astarlıları, Koptik(Mısır) Kırmızı Astarlıları, Foça Kırmızı Astarlıları (Geç Roma C), Galya Kırmızı Astralıları ön plana çıkmıştır. Yerel imalatların yanında söz konusu bu merkezler Roma İmparatorluk Döneminde piyasaya hakim olan kırmızı astarlı kacak gruplarını temsil etmektedir20. Loeschcke’nin Çandarlı seramiğini incelemesi, Batı Anadolu’da Roma seramiği üzerine yapılan ilk önemli çalışmalrdan biri olmuştur21. Çandarlı buluntularında iki grup belirleyen araştırıcı, erken grubu Tiberius (İ.S. 14-37) dönemine, geç grubu ise İ.S. 2. yüzyıla tarihlendirmiştir. Waage, Atina Agorası çalışmalarında incelediği seramikler için “Geç Kırmızı Astarlı Keramikler” ifadesini kullanmış ve bunları sınıflandırmaya tabi tutmuştur22.

1980’li yıllarda karşımıza ilk çıkan yayın J.Hayes tarafından yazılan Geç Roma Seramiği kitabıdır23. On iki bölümden oluşan çalışma içerisinde antik dönem Akdeniz dünyasında yer alan birçok farklı bölgenin (Afrika, Kıbrıs, Çandarlı v.b.) seramik örnekleri gruplanarak değerlendirilir ve bilim dünyasına tanıtılır. Hayes, Roma İmparatorluğu’nun Akdeniz eyaletlerinde 2. yüzyıl ile 8. yüzyıl arasında üretilen seramikler içinde, Kuzey Afrika atölyelerinin üretimlerinin yanı sıra, Doğu Akdeniz ülkelerinin üretimlerini incelemiştir24. 2008 yılında J.Hayes yine değerli bir çalışması ile karşımıza çıkar The Athenian Agora Vol.

15 Adak-Adıbelli 2006, 16; Zoroğlu 2003, 123. Ayrıca Bkz. Jones 1950, 181. 16 Ergürer 2012, 116. 17 Falbe 1833, 128-129. 18 Dechellet 1904. 19 Tekocak 2006, 33. 20 Doksanaltı 2006, 12. 21 Loeschcke 1912, 344-407. 22 Waage 1933, 298. 23 Hayes 1980. 24 Hayes 1972.

(20)

6 XXXII25 Roma seramiğinin kaliteli seramiklerine ayrılır. Hayes öncelikle ele geçen tüm seramikleri sınıflandırır ve sırasıyla bu kaplar hakkında bilgi verir devamında katalog ve çizimlerle çalışmasını tamamlar. Bu yayını Foça mallarının dağılımı hakkında bilgiler verir. Roma kırmızı astarlı seramikleri, Doğu Akdeniz' deki Roma Dönemi boyunca varlığını koruyan önemli bir ince seramik grubudur. bu gruptaki seramikler çeşitli bölgelerde üretidi ve ticaret ağları sayesinde dünyanın birçok yerine dağıtıldı26

4. yüzyılda, Afrika Kırmızı Astarlıların yanı sıra Waage tarafından “Geç Roma C Seramiği” olarak adlandırılmış olan tabak, çanakların üretimleri yaygın olarak yapılmaya başlanmıştır27. Bu kapların Küçük Asya’da yapılmış olabileceği, Çandarlı seramikleri ile arasında bağlantılar kurularak ile sürülmüştür28. Geç Roma C Seramiği de kırmızı astarlı kaplar sınıfına girmektedir. Geç Roma C üretimlerinde formlardan bazıları uzun ömürlü olmasıyla, Afrika Kırmızı Astarlılarından farklı bir gelişim çizgisi gösterir. Bu formlarda kullanılan başlıca süslemeler; rulet, yiv yada damgalanarak yapılan dekorasyonlardır. Damgalama Afrika Kırmızı Astarlı Kaplarından alınmış bir süsleme niteliği taşır. Kökeni ve hangi yörede üretildiğini kesin olarak bilinmeyen Geç Roma C Seramiği, Doğu Akdeniz’de 5. yüzyıldan 7. yüzyıla kadar yaygınlığını sürdürmüştür29. Geç Roma döneminde, Küçük Asya atölyesinde üretilen çok sayıdaki tabak ve çanağın, Geç Roma C Seramiği ile hamur ve biçim yönünden ortak özellikleri vardır. Ancak Küçük Asya üretimleri ihraç edilmiştir. Atina da ise seramik üretimi yerel olarak yapılmış; bununla birlikte, Kuzey ve Güney Yunanistan’ da da ender olmak üzere Atina üretimi bazı parçalar ele geçmiştir30. Geç Roma Seramikleri, Mısır ve Kıbrıs’ ta da ele geçmiştir. Ancak bunlar Kuzey Afrika üretimlerinin ve Geç Roma C Seramiği’nin taklitleri niteliğindedir 31 . Doğu Akdeniz’de seramik üretiminde Roma döneminin sona ermesini kronolojik bakımdan kesin olmasa da, 7. Yüzyılda Roma seramiğindeki mat astarlarının yerini, Bizans Dönemi ile ilişkisi bulunan, parlak sırların alması belirler32. 25 Hayes 2008. 26 Tekocak 2009, 132-142. 27 Waage 1933,298. 28 Hayes 1972, 369. 29 Tekocak 2006, 37. 30 Hayes 1972, 408. 31 Hayes 1972, 401. 32 Tekocak 2006, 38.

(21)

7 3.1.Afrika Kırmızı Astarlı Seramikleri

Geç Roma Seramiği içinde en önemli gruplardan birini oluşturan Afrika Kırmızı Astarlı Seramikleri, en çok tanınan ve kullanılan bu ismini, Hayes tarafından yazılan ve seramik çalışmalarında çok önemli yeri olan “Late Roman Pottery” adlı yayın ile almıştır33. Başta Salamonson ve Lamboglia olmak üzere farklı çalışmalar da değerlendirilmiştir. Bu çalışmaların ardından, Afrika Seramikleri üzerine Hayes tarafından yapılan çalışma kapların terminolojisi, tipolojisi ve kronolojisi üzerine en temel yayınlardan biri olmuştur. Çok sayıda örnekle kaplar gruplandırılmış, buluntu durumları ve farklı buluntular göz önüne alınarak karşılaştırmalar ve tarihlemeler yapılmıştır34. Hayes 1980 yılında bu çalışmasına ek yeni bir yayın çıkartarak tamamlayıcı bilgiler vermiştir35.

Doğu Akdeniz Havzasında M.Ö. 2. yüzyıl ortalarında Doğu Sigillataları A grubu ile moda olan kırmızı astarlı lüks kaplar, M.Ö. 1. yüzyıl başlarında batıda da yaygınlaşmıştır. Ancak bu kapların çıkış yeri olarak gösterilen doğuda, 1. Yüzyıldan sonra bu kapların kalitesinde ve sayısında bir düşüş görülürken, Erken Roma form repertuarında da hiçbir gelişme gözlenmez. Biçim ve teknik açıdan doğu atölyelerini aşmayı başaran batı üretim merkezleri, metal kaplardan adapte ettikleri form ve süslemeleri ile bu yeni ve daha çok tutan mallarla rakiplerinin önüne geçmeyi başarmıştır. Böylece bu dönemde moda olan yeni kap biçimleri, Doğu Sigillatalarının geç örneklerine adapte edilmiş ve geç dönem doğu sigillatalarını üreten merkezler artık batı atölyelerinin sevilen formlarının benzerlerini üretmeye başlamıştır. Bunun özellikle Doğu Sigillataları B veya Samian olarak isimlendirilen kaplarda görmek mümkündür36.

Akdeniz havzasında yer alan merkezlerde M.S. 1. yüzyılın sonlarına doğru, parlak kırmızı astarlı Sigillata kaplarının yanında, teknik olarak astarın daha ince uygulanmasıyla oluşturulmuş, kırmızı yumuşak sabunumsu yüzeyli yeni bir tip olarak Kırmızı astarlı kaplar ortaya çıkarmaya başlamıştır. Kullanışlı form yapıları, daha ucuz ve kolay nakil edilebilmeleriyle dönem ilerledikçe Sigillata kapların yerini kısa sürede, bu grup almaya başlamıştır. Başlangıçta Kartaca bölgesinde imal edilen bu grup kısa sürede, Roma İmparatorluğunun antik Afrika, Byzacena ve Numida eyaletlerini kaplayan Tunus ve Doğu

33 Hayes 1972, 13. 34 Hayes 1972, 6-8. 35 Hayes 1980.

(22)

8 Cezayir bölgelerine yayılmıştır. Bu grup için üretimin ana merkezi Kuzey Afrika Tunus olmuştur37.

Batı da ise önceleri (Augustus – Tiberius dönemlerinde) İtalya atölyeleri söz sahibi iken M.S.1. yüzyıl başlarında bayrağı Galia atölyeleri almıştır. Batı Sigillataları Augustus Döneminde bütün Akdeniz de yaygınken 1. yüzyıl sonlarına doğru sadece Batı Akdeniz, Adriyatik ve Ege pazarına hakimdir. Aynı dönemde üretim merkezleri yavaş yavaş Kuzey Afrika’ya kaymaya başlar38.

Bu kapların yoğun buluntu merkezleri ve diğer kanıtlar kapların üretim merkezleri için, Afrika, Bizacena ve Numidia, yani günümüz Tunus ve Cezayir’in doğusunu içine alan bölgeyi işaret eder39. Bu bölge içerisinde kaplar birkaç değişik atölyede, ama aynı yörede üretilmiş olmalıdır40. Üretimde Batı Sigillataları taklit ile başlayan Afrika atölyeleri zamanla kendi gelişim zincirini oluşturmuştur. 2. yüzyıldan itibaren endüstriyel ölçekte üretilen bu kaplar Hadrian ve Antonius Pius dönemlerinde Batı Akdeniz pazarına egemenken, 3. yüzyılda Doğu Akdeniz’e de el atar ve 4. yüzyılın ilk çeyreğine kadar bu bölge de bir tekel oluşturmayı başarır41.

Hayes, Kuzey Afrika atölyelerinde üretilmiş olan “Geç Roma A ve B” , “Geç Roma Kırmızı Astarlı Keramiği” ile “Terra Sigillata Chiara A,C ve D” olarak adlandırılan seramikler için “Afrika Kırmızı Astarlı Keramiği” tanımını kullanmıştır42.

1.yüzyılda moda olan Arretium, İtalya ve Güney Galia üretimleri 2. yüzyılda etkilerini yitirmişlerdir. 2. yüzyılda bu kez Kuzey Afrika üretimleri, Akdeniz piyasasında görülmeye ve deniz aşırı ülkelere ihraç edilmeye başladı. Hayes tarafından “Afrika Kırmızı Astarlı Seramiği” olarak adlandırılan bu üretimler, 1. yüzyılın sonundan başlayarak 7.yüzyıla kadar üretilmişler ve Akdeniz’in hemen her yerinde ele geçirilmiştir. 2. yüzyılda üretilen Afrika Kırmızı Astarlı Seramiği ile Terra Sigillataların bu dönemdeki etkileri sona ermiş ve özgün bir stil olarak ortaya konmuştur. Başlıca vazo formları az denebilecek bir evrimleşme göstermiş olup çoğunlukla yeni olan formlarla yer değiştirmişlerdir. Kısaca, bilinen formlarda değişiklik veya gelişme yerine yeni formlar çok hızla gelişmiş, pek azı ise önemli farklılıklara

37 Doksanaltı 2006,478. 38 Greene 1992, 30-31.

39 Hayes 1997, 59; Williams 1989, 38; Poplome 1999, 292. 40 Hayes 1972, 296-299.

41 Grant 2000, 28. 42 Hayes 1972, 369.

(23)

9 uğramadan bir yüzyıldan çok daha uzun bir süre devam edebilmiştir. Bu durum, seramiklerin tarihlenmesinde de çok kolaylık sağlamaktadır43.

Kısa sürede Akdeniz pazarına bu grubun hakim olmasının en önemli etkeni, üretim tekniğinin daha kolay ve ucuz olmasıdır. Kuartz, kireç tanecikleri ve demir içeren kilin, parlak kırmızı astarlı sigillata kapların tersine daha az kontrollü bir fırınlanmayla elde edilen kırmızı tonlaması ile fabrikasyon daha yoğun çalışabilmektedir. Tercih edilen formların sofra kullanımına yönelik basit tipler olması, özellikle şekillendirilmeleriyle fırınlama ve nakliyede üst üste yerleştirilmelerindeki kolaylıkla kısa sürede tüm Akdeniz piyasasına hakim olmuştur. Bu gibi özellikleri ile kırmızı astarlıları çağdaş, sigillata gruplarında daha ucuz bir pazarlama kapasitesine sahiptir44.

Hayes’in 1972 yılında hazırladığı ana çalışma içerisinde o güne kadar yapılan bütün çalışmalar ve sonuçları karşılaştırmalı olarak değerlendirilerek kaplar için gerekli kronolojik verileri değerlendirmiş ve günümüzde hala kabul gören tipolojisini kurmuştur45. Yaptığı sınıflandırmaya göre 200 ana form belirlemiş ve kaplar 1. yüzyılından Geç Antik Çağa uzanan bir zaman dilimi içerisine yerleştirmiştir46. 1980 yılındaki çalışmasında ise sonraki on yıl içerisinde kayda alınan yeni veriler değerlendirilmiştir47. Burada ilk yayınındaki temel bilgilere sadık kalarak bunlara yeni buluntu merkezleri, bazı yeni alt tipler ve ufak tefek kronolojik değişiklikler eklenmiştir.

3.1.1.Hamur ve Astar

Afrika seramiklerinin kil ve astar yapısı diğer gruplardan rahatlıklar ayrılmasını sağlayacak tarzdadır. Dönem farklılıkları olmasına karşın, genellikle sert dokulu, turuncu kırmızı, kiremit kırmızı renkteki kilin bünyesinde, kireç tanecikleri, ince kuvars parçacıkları ve çok az mika görülmektedir. Kilin içinde var olan katkı maddeleri iyi arıtılmadığı için, kil kaba görünümlüdür48. Söz konusu bu büyük kireç parçaları bazen malların pişirilmesi sırasında patlayarak yüzeyde izler oluşmasına sebep olmaktadır. Kalkerin yanında bir diğer katkı maddesi ise beyaz yada kahverengimsi ince kuartz parçacıklarıdır. Bazen görülen siyah parçacıklar ile birlikte sıklıkla yer alırlar. Gümüş mika, önemli miktarda olmamasına karşın pek çok kap üzerinde gözlemlenebilen bir başka katkı maddesidir49. Çoğunlukla kilin bir veya

43 Tekocak 2006, 26. 44 Doksanaltı 2006. 45 Hayes 1972, 13-29. 46 Hayes 1972 . 47 Hayes 1980, 484-523. 48 Adak 2006 ,19. 49 Hayes 1972.

(24)

10 iki ton koyu rengindedir ve kilin daha inceltilmiş ve kaliteli halinden elde edilmiştir.kalın sürüldüğü zaman daha parlak ve hamur rengine göre bir veya iki ton koyulaşırken, ince sürüldüğünde matlaşarak, renk tonları hamur rengine yaklaşır. Oldukça ince olduğu için gövdeye tamamen işleyen astar böylece kapla bütünleşir ve kabuklaşarak dökülme olmaz50. Katkı maddelerinin taneciklerinin astarı delmesi yüzeyde en yaygın görülen hasardır. Ancak kapları hafifçe perdahlayarak düzgün bir yüzey elde edilmiştir51.

1.yüzyıldan itibaren 2. yüzyıl sonlarına kadar görülen en erken kil yapısı turuncumsu veya kiremit rengi ve iri tanelidir. Cidar orta kalınlıkta, hamur rengine yakın tonda astarlıdır. Katkı maddesi olarak mika, kuartz ve ince kireç zerrecikleri görülür. Yüzeyde nokta halinde kabartılar vardır. Astar tüm yüzeyi kaplar, kaliteli, parlak veya yarı parlaktır. Erken örnekler de parlak astar daha çok görülür ve yüzeyde astar perdahlanırken oluşan ince izler belirgindir. Yüksek ısıda pişmiş bazı örneklerin astarlarının gevşeyerek pul pul döküldüğü veya yüzeyde küçük kabarcıkların oluştuğu görülür52. 4. Ve 5. yüzyıl ortalarında kadar görülen serinin kapları bir öncekiler kadar kaliteli değildir ve cidar kalınlaşmıştır. Kil biraz daha iri tanelidir. Ve kırılmaya daha az meyillidir. Astar biraz daha kalınlaşmıştır ve kabın sadece içinde, dış yüzeyin üst taraflarına uygulanmıştır ve mattır. Renk tonları kızıl, pembemsi kızıl, kızıl kahve veya hafif morumsu tonlardadır ve pişme ısısının yüksekliğine göre değişiklik gösterir53. 5. Yüzyıl sonlarıyla 6. Yüzyıl boyunca standart kapların iki versiyonu mevcuttur. Son olarak 7. Yüzyılda görülen bir grup basit çanakta uygulama dikkat çekicidir. Oldukça kaba ve kalitesi düşük kil yapına sahip bu kapların iç kısımlarında oldukça ince ve mat olan astar üzerinde helezon oluşturacak şeklinde uygulanmış ince parlak çizgiler görülür54.

3.1.2. Üretim Merkezi ve Teknikleri

Bahsedildiği üzere M.S. 1 yüzyılda ilk kez Kartaca ve çevresinde imal edilen bu grup kısa sürede Kuzey Afrika merkezlerine yayılmıştır. Tunus’ta gerçekleştirilen ve çömlek atölyelerini açığa çıkartan son çalışmalarla bu grubun ana üretim merkezinin burada yer aldığı belirlenmiştir55. Bu kapların üretim yeri için genel bir ifade ile Kuzey Afrika diyebiliriz, bunun yanında ana üretim merkezi Tunus ve çevresi olarak kabul edilmektadir56. Doğu Sigillatasının etkisini kaybetmeye başlaması ile Doğu da da kendine pazar yeri bulan kaplar

50 Adak 2006, 24. 51 Hayes 1972, 14.

52 Salomonson 1968, 101-102; Lamboglia 1958,268; Camps 1955, 285; Holwerda 1936, 603-611. 53 Hayes 1972, 290-291.

54 Hayes 1972, 292. 55 Doksanaltı 2006, 23. 56 Hayes 1972, 297.

(25)

11 Çandarlı gibi büyük üretim merkezlerinin etki alanı dışındaki yerlerde kendini göstermişlerdir. M.S. 4. - 5. yüzyıla gelindiğinde yayılım alanı genişleyen bu kaplar tüm Akdeniz bölgesine, Güney Rusya’dan, Suriye’ye geniş bir alana ihraç edilmişlerdir57. 6 yüzyıl gibi oldukça uzun bir süreçte var olan Afrika kırmızı astarlıları M.S. 1. Yüzyılın sonlarında başlayan üretim serüveni 7. yüzyılın sonlarına kadar devam etmiştir58.

Başlangıçta kaplar İtalya ve Güney Galia Sigillatalarını taklit etmişler, daha sonra kendi özgün formlarını oluşturmuşlardır. Hayes, kapların üretiminde net veriler olmamasına karşın; forma göre bazen kalıp, bazen de çarkın kullanıldığını; bununla birlikte kapların form özellikleri düşünüldüğünde erken formlarda daha çok kalıp kullanılmış olabileceğini belirtmiştir59. Oldukça kalabalık olan formları açık ve kapalı olmak üzere iki sınıfa ayırmıştır. Kuzey Afrika atölyelerinde kap üretiminde kullanıldığı kanıtlanmış kalıplar bulunamamıştır. Anacak Hayes bazı kabartmalı kap ve çanakların kalıpta üretilmiş olabilme ihtimali üzerinde durmuştur60.

Hayes buna göre kabartmalı kaplar için hem iç kalıp hem de dış kalıp tekniğinin bir arada kullanıldığı varsayımı üzerinde durmaktadır. Bazı aplik süslü kaplarda da kalıbın süsleme yapılırken kaba destekleyici olarak kullanıldığını öne sürmekte ve bu serideki bazı dışa uzantılı ve keskin hatlı kenarları olan kaplar içinde dış kalıp tekniği önermektedir61.

Afrika kapları çok iyi kontrol edilen oksidasyon şartlarında pişirilmişlerdir. Parçalar yanlışlıkla veya sonradan yakılmadıkça temiz kiremit kırmızısı tonlarındadır ve yaklaşık 1000 C de veya biraz daha düşük ısılarda pişirilmişlerdir62.

3.1.3. Bezeme

Afrika Kırmızı Astarlıları üzerinde görülen en yaygın süsleme tipleri kısaca üç ana başlık altında sınıflandırılabilir. Bunlar kabartmalı süsleme, baskı tekniği ile yapılan süsleme ve rulet tekniği ile yapılan süslemelerdir63. Erken Dönem örneklerinde bezeme unsurları olarak damga, kazıma ve kabartma halinde işlenmiş çeşitli motifler işlenmiş olup, boyama ile süsleme yapılmamıştır. Daha sonraki evrelerde ise rulet süsü yaygın olarak kullanılır. Bunların yanında bazı kap formlarında ( Hayes Form 50) ise hiçbir süsleme öğesine 57 Hayes 1972, 455-457. 58 Hayes 1972, 13. 59 Hayes 1972, 288-292. 60 Adak 2006, 28. 61 Hayes 1972, 293. 62 Hayes 1972, 295. 63 Adak 2006, 33.

(26)

12 rastlanmaz64. Kırmızı astarlı seramikler içinde en geniş form repertuarına sahip ve çok geniş bir pazara yayılan bu kaplar, formları ve süslemeleri ile dönemin en sevilen servis kapları arasında yerini almışlardır65.

3.2.Geç Roma C – Foça Kırmızı Astarlı Seramikleri

İlk kez Waage tarafından 1933 yılında hazırladığı Agora raporunda66 ayırt edici bir grup olarak bahsedilen Geç Roma C seramikleri irdelendi. Atina Agorası buluntularını inceleyen Robinson farklı bir isim67 önerse de, bu seramikler için bilim dünyasında Geç Roma C – Foça Kırmızı Astarlı Kapları olarak isimlendirilmesi tercih edilmiştir. Bu kırmızı astarlı seramik grubu M.S. 4. yüzyılda Afrika Kırmızı Astarlıları’nın doğudaki en büyük rakibi olmuştur. Doğu Akdeniz de 5. yüzyıldan 7. Yüzyıla kadar yaygın olarak görülen Geç Roma C’nin üretim yeri olarak Küçük Asya gösterilmektedir68. Bugün Türkiye’nin batısındaki Foça’nın bu serinin Küçük Asya’daki en önemli üretim merkezlerinden birisi olduğu bilinmektedir69. Muhtemelen Çandarlı malları ile bağlantısı olup onun halefi niteliği taşır. Geç Roma C kapları, kil özellikleri açısından Tripolis Kırmızı Astarlıları hariç tüm Afrika Kırmızı Astarlılarından kolaylıkla ayırt edilebilir70. Yaygın olarak görüldüğü Doğu Akdeniz de en büyük rakibi olarak Kıbrıs Kırmızı Astarlılara göre daha yaygındır. 5. yüzyılın ortalarından erken 7. Yüzyıla dek Sicilya’ dan Rusya’ya kadar adeta kullanılan tek mal olmuştur71.

Akdeniz Havzasında yer alan merkezlerde özellikle Batı Anadolu ve Yunanistan kıyıları başta olmak üzere M.S. 4. yüzyılın sonu ve 5. yüzyılın hemen ilk yıllarında Afrika Kırmızı Astarlıların yanında, aynı üretim tekniğine sahip yeni bir kırmızı astarlı grup görülmeye başlamıştır. İnce Kırmızı astarları ve özellikle sofra kullanımında yönelik kullanışlı form yapıları ile kısa sürede dönemin popüler Afrika Kırmızı Astarlılarına rakip olmuşlardır. Üretim özelliklerinin değişmez oluşu ve buluntu yoğunluğu ile Batı Anadolu kökenli olan bu grup kap kacak Ege ve Doğu Akdeniz’de M.S.5. yüzyıldan 7. yüzyıla dek geniş bir coğrafya da tercih edilmiştir72.

64 Hayes 1972, 14. 65 Ergürer 2012, 120. 66 Waage 1933, 298; Hayes, 2008, 83. 67 Robinson 1959, 60. 68 Hayes 1972, 323. 69 Hayes 1980, 525; Williams 1989, 45. 70 Hayes 1972, 323-324.

71 Hayes 1980, 525; Williams 1989, 46, not.21-22. 72 Doksanaltı 2006, 491.

(27)

13 Başlangıçtan itibaren tip kırmızı astarlıların buluntu yoğunluğu ile Batı Anadolu Kıyıları dikkat çekmiştir73. Belirtildiği üzere bu grubun ilk imal edilmeye başladığı andan itibaren Batı Anadolu Kıyıları en yoğun buluntu alanının meydana getirmiştir. Ancak M.S. 5. yüzyıldan 7. Yüzyılda dek yine Batı Anadolu başta olmak üzere, Anadolu, Yunanistan, Doğu Akdeniz Suriye, Kuzey Afrika ve İtalya’da bu tip kaplar görülmektedir74.

M.S. 4. Yüzyılın sonu 7. yüzyılın başları Geç Roma C Seramiğinin üretim tarihleri olarak belirlenmiştir75.

Akdeniz pazarında yüzyıllar boyu tekel oluşturmayı başaran Afrika Kırmızı Astarlılarının en büyük rakibi olmayı başaran Phokaia malları 4. yüzyıl sonlarında pek yaygın değildir. Ancak Doğu Roma’nın başkenti olan Konstantinopolis’in servis kaplarına giderek artan ihtiyacıyla Phokaia atölyelerinin önemi de artmıştır76 ve üretim artık endüstriyel ölçekte yapılmaya başlanmıştır. Böylece 5. yüzyıl ortalarından itibaren Akdeniz Havzasında ağırlığını hissettirmeye başlayan Phokaia Kırmızı Astarlıları özellikleri Afrika’da ki Vandal istilasının ardından Kuzey Afrika üretimlerine baskın duruma gelmiştir. Önceleri Ege denizi kıyılarında yaygınken 5. yüzyıl ortalarına gelindiğinde bütün doğu ve batı Akdeniz de en çok satılan malların arasına girmeyi başaran Phokaia üretimleri, İngiltere’nin batı kıyılarına kadar ulaşmıştır77.

M.S. 4. yüzyılın sonu, 7. yüzyılın başları Geç Roma C Seramiğinin üretim tarihleri olarak belirlenmiştir78.

3.2.1. Hamur ve Astar

Phokaia Kırmızı Astarlı Seramikleri, sert dokulu, genelde kireç, mika ve kum katkılıdır. İyi fırınlanan kapların kili, kiremit kırmızısı, kırmızımsı kahve ve turuncu renklerdedir. Uygulanan astar, kilin biraz koyusudur ve genelde ince bir şekilde uygulanmıştır. Bununla birlikte erken örneklerde ki; bunu biz Phokaia form 3B örneklerinde görebiliyoruz, astar biraz daha yoğun uygulanmış ve daha turuncu bir renge sahip olmuştur. Bazı parçalarda kapların istiflenmesi sonucu, fırınlanma sırasında ateşin etki gösterdiği ve göstermediği bölümlerde renk farklılıkları oluşmuştur79.

73 Waage 1948,52; Hayes 1972, 323. 74 Doksanaltı 2006, 492.

75 Tekocak 2006, 52.

76 Hayes 1992, 5; Hayes 1997, 62. 77 Hayes 1972, map 15, Hayes 1997, 63. 78 Tekocak 2006, 66.

(28)

14 İnce tanecikli ve gözenekli hamuru olan seramikler genelde iyi pişirildiklerinden kahverengimsi kırmızı, erguvani kırmızı ve kestane rengindedir. Sert, orta sert dokulu ve pürüzsüz bir yapıya sahiptir. Katkı maddesi olarak; kireç az miktarda mika ve bazen siyah parçacıklar görülür. Pişme derecesi daha düşük olan mallarda ise portakal rengi ya da portakal kırmızı renkli kil daha yumuşak ve tozsu dokuludur. Pişme, kenarın dış yüzeyi haricinde genel olarak her yerde aynı rengi sağlar. Bu alan tamamen renksiz olmayıp hatta normalden daha renklidir. Burada koyu kahverengi, siyah ve kremsi beyaz bir renk oluşur ve bazen de yüzeyde bir tabakalanma göze çarpar. Bunun nedeni ise kapların fırına üst üste yerleştirilmesi ve yalnız ağız kısımlarının fırın içerisindeki gaza maruz kalmasıdır. Gövdeyle kaynaşan ve tüm yüzeyi kaplayan kırmızı astar genelde kaliteli ince bir film tabakası gibidir. Donuk ve ara sıra oldukça basit bir metalik görüntüsü olan bu tabaka, sadece gövde kilinin inceltilmiş halidir. Bazen iç yüzeyde dış yüzeyden daha kalın uygulanmıştır80. Gövde kalınlığının bazı örneklerde kabın her yerinde eşit olmadığı gözlenmiş ve bu durum kabın sağlamlığını engelleyen bir neden olarak sunulmuştur81.

Astar yapıları da erken ve geç örneklerde farklılıklar göstermektedir; erken örneklerde daha kalın ve yarı parlak olan astar geç dönem örneklerinde incelmiş ve oldukça matlaşmıştır82.

3.2.2.Üretim Merkezi ve Teknikleri

Doğu Akdeniz de en büyük rakibi olan Kıbrıs Kırmızı Astarlıları gösterilmektedir. Küçük Asya’nın güney kıyılarının bir bölümü, Aşağı Mısır ve Kıbrıs dışında Kıbrıs Kırmızı Astarlılara göre daha yaygındır. 5. Yüzyılın ortalarından erken 7. Yüzyıla dek Sicilya’ dan Rusya’ya kadar adeta kullanılan tek mal olmuştur83. Bu kaplar yoğun olarak Batı Anadolu olmak üzere, Yunanistan, Rusya, Suriye, Kıbrıs, İtalya, Kuzey Afrika, İspanya ve İngiltere’ye kadar alıcı bulmuşlardır84. Belirtildiği üzere bu grubun ilk imal edilmeye başladığı andan itibaren Batı Anadolu Kıyıları en yoğun buluntu alanını meydana getirmiştir.

Bazı Afrika kapları gibi kalıpta şekillendirildiğini Hayes öne sürmüştür. Genelde geniş ağızlı kase ve tabaklardan oluşan ince cidarlı bu kaplar içinde en tanınanları, form 3 olarak adlandırılan tabaklardır. Hayes, bu formların yapımında görülen izler nedeniyle kalıpta

80 Hayes 1972, 323-324. 81 Tekocak 2013, 161-169. 82 Adak 2006, 93. 83 Hayes 1972, 368; Williams 1989, 46. 84 Hayes 1972, 368.

(29)

15 yapılmış olabileceğini ileri sürmektedir 85. Phokaia kırmızı astarlı seramiklerin erken örneklerinde kapların iç yüzeyleri oldukça pürüzsüz ve astarın kalın uygulandığı, yarı parlak bir görünüm yaygındır. Bu kaplar ilk rötuştan sonra tekrar düzeltilirlerdi86.

3.2.3. Bezeme

Afrika tipi kaplarda olduğu gibi bu kapların dış yüzünde rulet ve tondo da baskı tekniği ile yapılmış geometrik simgeler, stilize bitki ve hayvan motifleri ve geç dönemde değişik haç versiyonları görülmektedir. Bu damgalar önceleri 4. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Afrika kaplarının etkisi ile özellikle form 2’ye ait kaplarda hurma dalları, konsantrik daireler, rozetler ve bunların yiv ve rulet sıraları içerisindeki basit kombinasyonlar şeklindedir. 5. yüzyılın ortalarına kadar kullanılan bezekler erken versiyonları daha küçük ve zariftir, bunlar zamanla daha büyük ve geniş motiflere dönüşür87. Form çeşitliliği gibi, bezeme çeşitliliği de Afrika seramiklerine göre az olan bu kaplarda, daha erken dönemlerde daha fazla tercih edilen kabartma süslemelere üretime daha sonra başladıkları için rastlanılamaz. Bununla birlikte özellikle M.S. 5. – 6. yüzyıl da, dönemin modasına uygun olarak baskı ve rulet bezeme sıkça uygulanmaktadır. Hayes, baskı (damga) bezemeyi üç evrede sınıflandırmıştır88. İlk evrede Afrika seramiklerinde M.S. 350 - 430 yılları arasında görülen bitkisel bezemeleri, ikinci evrede sıralı hayvan ve haç motifleri, üçüncü evrede tondonun merkezine yerleştirilen hayvan ve haç motifleri kullanılmıştır89.

85 Hayes 1972, 324. 86 Hayes 1972, 323-342. 87 Hayes 1972, 350. 88 Hayes 2008, 84. 89 Hayes 2008, 84.

(30)

16 3.3. Kıbrıs Kırmızı Astarlı Seramikleri

Kıbrıs Kırmızı Astarlı Kapları, Doğu da Roma Kırmızı Astarlıları sınıfı içerisinde yer aan türlerden bir tanesi olup Geç Roma D ismiyle anılmaktadır90. Waage tarafından Geç Roma D tipi olarak isimlendirilen bu kapların91, üretim merkezi veya merkezleri tam olarak belirlenememiş sadece Kıbrıs kökenli oldukları önerilmiş ve Hayes tarafından Geç Roma Kıbrıs Seramiği olarak adlandırılmıştır92. Bu grup da diğer örneklerde olduğu gibi yerel sigillata üretimi geleneğinin devamı olarak karşımıza çıkar93.

M.S.4. yüzyıl sonlarından 7. yüzyıl sonlarına kadar üretilen bu kaplar Akdeniz Havzası sevilerek kullanılmış, Afrika ve Phokai atölyelerine rakip olmayı başarmıştır94. Özellikle 6. ve 7. yüzyıllar en yaygın oldukları dönemlerdir95. Kıbrıs Kırmızı Astarlıları, aynı bölge de üretildikleri varsayılan Kıbrıs Sigillataları ile henüz direkt bir bağlantı kurulmamış olmakla birlikte, oldukça yakın benzerlik göstermektedir 96 . Muhtemel de Kıbrıs Sigillataları’nın üretildiği geleneksel fırınlarda üretilmiş olmalıdır. Ancak iki seri arasında bir boşluk bulunmaktadır97.

Kaplar genellikle oldukça kalın duvarlı ve özensiz üretilmişlerdir. Çoğunlukla daha özenle yapıldığı anlaşılan iç yüzeyde paralel fırça izleri gözlenmektedir. Düzensiz çark izlerinin görüldüğü dış yüzey ve dip kısmı ise daha kabaca yapılmıştır. Düz dipli örneklerin tel ya da iple kesilerek, alçak ayakların ise dıştan çukurlaştırılarak üretildikleri tespit edilmiştir98.

Bu seride ki kap formları birbirinden net bir biçimde ayrılmadıklarından hemen hemen iç içe geçmiş durumdadırlar. Bu yüzden de temel kap formları fazla değildir. Erken dönemdeki örnekler alçak ayaklı ( form 1-2) olup, daha sonraki dönemlerde düz dipli (form9) olan orta büyüklükteki kaseler oldukça yaygındır. Paraleli olan küçük çanaklar (form 3 ve 5) ise az sayıdadır99. 90 Tekocak 2007. 91 Waage 1948, 52. 92 Hayes 1972, 371. 93 Hayes 1972, 371; Williams 1989, 28. 94 Adak 2006, 123. 95 Williams 1989, 27-28. 96 Tekocak 2006, 71. 97 Williams 1989, 28. 98 Hayes 1972, 372. 99 Hayes 1972, 372.

(31)

17 3.3.1.Hamur ve Astar

Kili, genelde ince ve yoğun yapılı olup tanecikleri belirgin olmayan kapların, kırığı da düzgündür. Ancak hamur içerisinde kireç katkısı oldukça belirgindir. Kimi zaman bu taneciklerin çok büyük boyutlu olması kabın yüzeyinde büyük gözeneklerin oluşmasına sebep olur. Bu da bize kilin inceliğinin, geçirdiği işlemlerden değil de doğal yapısından dolayı olduğunu gösterir100.

İnce taneli hamurlu, kaba imalatlı ve düzensiz rulet bezemeli Kıbrıs Kırmızı Astarlılar, aynı bölgede üretildikleri varsayılan Kıbrıs Sigillataları ile henüz direkt bir bağlantı

kurulamamış olmakla birlikte, oldukça yakın benzerlik göstermektedir. Muhtemelen de Kıbrıs Sigillataları’nın üretildiği geleneksel fırınlarda üretilmiş olmalıdır. Ancak iki seri arasında bir boşluk bulunmaktadır. Geç Roma C Seramiğinin erişmiş olduğu yoğunluk kadar olmasa da Doğu Akdeniz’de M.S. 4. yüzyıl sonundan M.S. 700 civarına kadar kullanım görmüştür101. Kili selefi Kıbrıs Sigillataları’ nda kullanılan a benzer. Görülebilir taneleri olmayan ince taneli hamuru pürüzsüzdür ve kötü pişirilirseler dahi düz kırık verirler. Açıkça belirgin olan tek katkı maddesi çoğunlukla oldukça iri ve yüzeye çıkan kireç tanecikleridir. Pişme derecesinde ve kil renginde büyük farklılıklar vardır102. Açıkça belirgin olan tek katkı maddesi çoğunlukla oldukça iri ve yüzeye çıkan kireç tanecikleridir. Pişme derecesinde ve kil renginde büyük farklılıklar vardır. Kil rengi olarak sarımsı bir renkten portakal (turuncu) rengi tonları, kahverengi ve kırmızıdan koyu kahverengi, eflatun ya da bordo; pembemsi ya da kestane renkleri en yaygın olanıdır. Kaplar üst üste konularak fırınlandıklarından ötürü ağız kenarları renk değişikliğine uğrayarak siyahımsı ya da kremsi beyaz bir renk alır103.

Kapların pişirme derecelerine bağlı olarak ve hamur renkleri çok çeşitlidir. Bunlar kirli sarı tonlarından kiremit renginin açıklı koyulu bütün tonlarına uzanan bir renk yelpazesine sahiptir. En çok görülen renkler ise pembemsi kiremit rengi ile kestane rengidir104.

Astar kabın tamamına ince bir tabaka halinde uygulanmıştır ve açık turuncu ile kiremit renginin açıklı koyulu tonları arasında olup, hamur renginden bir ton koyu renge sahiptir. Kenarda ise çoğunlukla koyu kahve, siyah veya bej tonlarında farklı renkler görülür. Kil ile aynı yapıya sahip olan astar çoğu zaman yüzeye öyle nüfuz etmiştir ki kapla tam bir bütünlük içerisindedir. Pişirme kalitesi düşük kaplarda yüzey matken, daha yüksek ısıda pişirilmiş 100 Adak 2006, 124. 101 Hayes 1972, 371. 102 Tekocak 2006, 71. 103 Tekocak 2007. 104 Hayes 1972, 371.

(32)

18 örneklerin metalik bir parlaklığı vardır. Hayes form 1 gibi erken örneklerde astar biraz daha kalın ve parlaktır, bu da Kıbrıs Sigillatalarının benzeri bir görünüş yaratır105.

3.3.2. Üretim Merkezi ve Teknikleri

Yapısal özellikleri ile Kıbrıs Sigillata kapları ile yakın özellikleri taşıyan106 ve olasılıkla aynı merkezden yayılan bu grup henüz Kıbrıs’ta hangi merkeze imal edildiği belirlenmemiş olmakla birlikte kesinlikle Kıbrıs kaynaklıdır. Üretim özellikleri ile bu grup Kıbrıs yerel imalatı kaplar ile de benzer yapısal özelliklere sahiptir107.

Waage 108tarafından Geç Roma D seramiği olarak adlandırılan bu seri ilk kez Hayes109 tarafından tanımı ve tasnifi yapılarak bilim dünyasına tanıtılmıştır. Hayes, bu serinin üretim yeri olarak Kıbrıs’ı göstermiştir110.

Kaplar genellikle oldukça kalın cidarlı olup ve özensiz yapılmışlardır. Genlikle daha özenle yapıldığı anlaşılan iç yüzey de paralel fırça izleri gözlenmektedir. Yüzey içte ilk rötuştan sonra düzeltilmemiş, dışta ise kaide ve gövde kabaca tıraşlanmış, çark izleri yer yer belirgin halde kalmıştır. Çoğunlukla alçak olan kaide, dip hafif oyularak belirgin hale getirilmiştir. Hayes form 9 gibi düz dipli kapların bazılarında ise çömleği çarktan ayıran ip veya sicim izleri belirgindir. Bu delillere göre Kıbrıs kaplarının basit çark üretimleri olduklarını söylemek mümkündür111.

3.3.3. Bezeme

Süsleme daha çok kapların ön yüzlerinde görülen özensiz rulet sıraları şeklindedir. Bunlar 2’li, 3’lü kombinasyonlar oluşturduğu gibi aralıklarla yapılmış tekli sıralar halinde de karşımıza çıkar. Çoklu rulet sıralarının birbirinin içine girmiş şekilde uygulanışını ilk olarak form 2’nin örneklerinde görmek mümkündür. Ancak buradaki süsleme Kıbrıs Kırmızı Astarlılarının kopyaladığı Afrika kaplarının yüzeyinde görülen ince işçilikten yoksundur. Kapların yüzeyine özensizce yapılan rulet sıraları yer yer oldukça derin ve belirgin yer yer silik hatta kaybolmuştur112. Kabın gövdesine uygulanan rulet sıraları daha sonra diğer formlarda da basit ve birbirinden ayrı tekli sıralar halinde görülür113.

105 Hayes 1972, 371; Williams 1989,28. 106 Hayes 1967, 65-77. 107 Doksanaltı 2006, 486. 108 Waage 1933, 304-308; Waage 1948,52. 109 Hayes 1972, 371-386; Hayes 1980, 528-529. 110 Tekocak 2006, 71. 111 Hayes 1972, 372. 112 Hayes 1972, 371. 113 Adak 2006, 127; Hayes 1972, 371.

(33)

19 Dekorasyon olarak kaba bir biçimde yapılan rulet bezeme bir veya daha fazla dar bantlar şeklinde kabın yüzeyine işlenmiştir. Yüzeyde görülen düzensiz çukurluklar ve çizgiler ise çarkın dikkatsizce döndürülmesindendir. Dudaklar çoğu zaman yivlidir. Birkaç örnekte yivli ya da yivsiz damga bezemeler görülmektedir. Bazı örneklerde ise bir özellik olarak karşımıza çıkan Kıbrıs üretiminin damgası olabilecek kısa dalga süsleri ağız kenarında yer almaktadır114.

Yivlendirme daha çok kenarda tercih edilirken, kapların diplerinde yine baskı tekniği ile yapılmış desenlerin, sade veya yiv sıraları içine yerleştirildiği görülür. Bunlarda Phokai Kırmızı Astarlıları’nda olduğu gibi önceleri Afrika atölyelerinin etkisi görülürken daha sonra kendi stilini oluşturmuştur. Sevilerek kullanılan haç motifleri çok daha fazla çeşitliliğe sahip olmayan kısa ve çatallı bitimleri olan, Yunan Haçı şeklindedir. Çok azı dönemin sikkelerinde görülen ince ve daha çok gümüş kaplarının üzerindekilerle karşılaştırılabilirler.

(34)

20 3.4. Çandarlı Seramiği

M.S. 1. yüzyılın başlarından itibaren tüm 3. Yüzyıla kadar, başta Ege olmak üzere doğu Akdeniz coğrafyasının yaygın bir lüks seramiği olan Çandarlı vazoları adını olası üretim yeri olan Çandarlı’dan ( Antik Pitane) almıştır ve bu ad grup ilk kez S. Loeschcke tarafından önerilmiştir. Bergama ve çevresindeki atölyeler, Helenistik Dönem modasıyla kandil, lagynos ve kabartmalı seramikler gibi çok özel kaplar üretmişlerdir. Bu geleneğini sürdüren kent M.Ö. 2. yüzyıl sonlarından itibaren sigillata üretimine başlamış ve M.S. 4. yüzyıl başlarına kadar bu üretime devam etmiştir115. Hayes, erken örnekleri M.S. 1. yüzyıla; geç dönem örneklerini M.S. 2. – 3. yüzyıla tarihlendirmiştir116. Bunun yanında, kapların özellikle Bergama ve çevresinde M.S. 4. yüzyılın erken dönemlerinde de kullanılmaya devam ettiği bilinmektedir. Genelde M.S. 2. – 3. yüzyıla tarihlenen geç versiyonlar Ege kıyı şehirlerinden farklı olarak Güney Rusya, İtalya, Afrika ve Suriye’ ye kadar yayıldığı görülmektedir117.

3.4.1. Hamur ve Astar

Sert yada orta sertlikte bir dokuya sahip olan kapların kilinde özellikle geç versiyonlarda altın veya gümüş mika katkısı bulunmaktadır118. Kil açık kahve rengi, sarımsı kahve ya da açık kırmızı tondolardadır. Genelde tüm yüzeye uygulanan astar turuncu, turuncu- kırmızı ya da koyu kırmızı tondolardadır. Çandarlı seramiklerinin erken örneklerinde farklı formlarda kaseler ve tabaklar görülürken119 geç dönem örnekleri, beş ana tipin küçük değişiklerle sahip versiyonları olarak karşımıza çıkmaktadır120.

3.4.2. Üretim Merkezi ve Teknikleri

Çandarlı Seramikleri ilk kez Loeschcke tarafından tanımlanmış, Pitane kazısında bulunan parlak kırmızı seramiklerin lokal üretimler olduğunu tespit ederek malzemenin buluntu yerinin adını vermiştir. Loeschcke Çandarlı seramiklerinin MÖ 1. yüzyıldan itibaren bura bulunan çömlekçi atölyelerinde üretilmeye başladığını ve MS 2.yüzyıla kadar devam ettiğini göstermiştir121. Benzer seramik malzemelerinin Kenyon tarafından DSC,

115 Hayes 2001, 149. 116 Hayes 1972, 316. 117 Hayes 1972, 459. 118 Doksanaltı 2006, 471. 119 Hayes 1985. 120 Hayes 1972, 320. 121 Loeschcke 1912, 344-407.

(35)

21 Schlichtmann tarafınfan ise Pergamon Sigillataları olarak isimlendirildiği bilinir122. Genel olarak kırmızı astarlı seramikler üzerine en kapsamlı araştırma yaptığı bilinen Hayes'in bu grubu Çandarlı Seramiği diye adlandırdığını ve MS 2. yüzyıl ve MS 4. yüzyıllara tarihlendirmiştir123.

122 Crowfoot 1957; Meyer-Schlictman 1988. 123 Hayes 1972, 316.

(36)

22 4. STRATONİKEİA ROMA KIRMIZI ASTARLI SERAMİKLERİ

Tez konumuz kapsamında üzerinde çalıştığımız seramik buluntuları oldukça yoğun bir repertuara sahiptir ve bu buluntuların tipolojik çalışmalarında günümüzde hala geçerliliğini koruyan Hayes' in çalışmaları temel alınarak oluşturulmuştur. Üzerinde çalıştığımız buluntuların bir kısmı ithal bir kısmı da yerel yiyecek ve içecek servis kaplarını; kase ve tabak formlarına ait ağız kenar gövde parçalarından oluşmaktadır. Ne yazık ki incelediğimiz buluntular arasında sağlam bir eser mevcut değildir. Gruplarımız arasında en fazla form çeşitliği gösteren grup Afrika Kırmızı Astarlı Seramikleri 11 grupla ilk sırada olurken en az olan grup ise Kıbrıs ve Çandarlı Kırmızı Astralı Seramiği olmuştur. çeşitlilik açısından az olmasına rağmen adet bakımından en fazla bulunan grup Foça Kırmızı Astarlı seramiklerdir.

4.1. Afrika Kırmızı Astarlı Seramikleri

4.1.1. Form 1 (Hayes Form 9, Lamboglia 2, Antioch 897) (Kat. No. 1-6) Kase. İthal üretim kapsamında değerlendirdiğimiz levha 1 de yer alan ve Kat. No. 1,Kat. No. 2, Kat. No. 3, Kat. No. 4, Kat. No. 5 ve Kat. No. 6 olan altı parça seramik buluntusu, kavisli gövde formuna sahip bu tipin ağız kısmı dışa doğru hafif yuvarlatılmış ve dışbükey profil vermektedir. Dış yüzeyde ağız kenarının aşağısında iki adet yiv sırası gözlemlenmektedir. Hayes bu kaplara ait iki alt tip belirlemiştir. Bunlar; yivler arası bezeme olanlar ve şekil olarak daha düz olan tipler. Tip A için 100-160 önerilirken tip b için 2. yüzyılın 2. yarısı verilmiştir124.Buluntular içerisinde tam veya tama yakın eser bulunmamaktadır.

4.1.2.Form 2 (Hayes From 32) (Kat. No. 7) Tabak/Çanak. STR.1094.T.306.K.04 Kazı envanter numaralı eser ithal üretim olup dışa çıkıntılı, aşağı eğimli, kısa ve düz ağız kenarlı ve dışbükey gövdelidir. Ağız kenarında tek sıra yiv görülmektedir. Buluntuların tipolojik karşılaştırmalarına baktığımızda Atina Agorası, Kyrene(Libya) ve Etruria'dan çıkan bezerlerinin 3.yüzyılın başı ve ortasına kadar olan döneme tarihlendirilmiş olduğu görülür125. Hayes Form 58 denilen grubun, form 32' nin geç örneklerinin benzeri olduğunu düşünmüştür126. Ve bu düşüncesine karşılıkta form 32/58 i ara tip olarak önermektedir127. Çalışma da bu forma ait tek örnek tespit edilmiştir128. Bu örnekte ağız kenarı gövde parçası olduğundan kaide ve bezeme konusunda bir şey söylemek mümkün değildir129. Form 32 ye

124 Hayes 1972, 35.

125 Hayes 1972, 55; Hayes 1976, 52; Salomon 1968, 107. 126 Hayes 1972, 95.

127 Hayes 1972, 96. 128 Tekocak 2019, 95. 129 Tekocak 2019, 95.

Şekil

Grafik 1: Stratonikeia Kazılarında Bulunan Roma Dönemi Kırmızı Astarlı Seramikleri

Referanslar

Benzer Belgeler

S.No Ders Dersin Adı Hs Yer Dersin Öğretmenleri..

2 SBYLJ SEÇMELİ BİYOLOJİ 4 MESUT DEMİR. 3 SFZK SEÇMELİ FİZİK 4

ÇANKAYA BAHÇELİEVLER 100YIL MESLEKİ VE TEKNİK ANADOLU LİSESİ..

SİNCAN YUNUS EMRE ANADOLU İMAM HATİP LİSESİ.. S.No Ders Dersin Adı Hs Yer

Aşağıda 1'den 10'a kadar verilen sayıların İngilizcelerini altlarına yazınız.. İngilizceleri verilmiş olan sayıları

Match the English sentences with the Turkish meanings.. Geç kaldığım için

[r]

ABCD karesinin alanının KLMN dikdörtgeninin alanına oranı kaçtır. 625 3 kg’lık elma 125 kg’lık çuvallara doldurulup çuvalı 25