musiki tahinleri duı/ulan Boa tiden sabahlara kadar tatlı Bir zamanlar açık vçncereleri Güzel İstanbulda bahar ... aziçi köşklerinden biri...
Meşktir Hanende
Küçük Müezzin Çelebi
r \ EVRİNİN en meş-
U hur hanendesi idi.. Saray kadınları bile onun sesine ve gençliğine vur gundular. Şair Sami onu ne güze] tasvir eder:
Meclis ârâyi safa bül bülü güizarı tarab Rindi âlûde sebükruh
hoşâyende kelâm Ahsenüssavtı cihan yâni Müezzin Çelebi Kim virirdi nağamı sa
rmaya zevki temam Nağmesi» rahatülervahı
kulübü uşşak Dilde kalmazdı nevasile
nühüfte âlâm Asıl adı, Mehmctti. Fa kat saray erkânı, İstanbul halkı ona Müezzin Çelebi detlerdi. Girmediği saz â- lemleri yoktu. Vüzera mec Üslerinde, alüfteler âlemin de, mest ve bihuş, tatlı se siyle ufukları çınlatırdı. Musikide yüksek bir kud reti vardı. Devrin yüksek
şairleri bile: ^
Gelmedi hoş nefes böyle muğannii benam diyorlardı. Müezzin Çelebi nin İstanbulda sesine mef
tun olmıyan yoktu: Bil
hassa kadınlar... Istanbu - lun yosma, ehli dil, kadın ları...
Hattâ Müezzin Çelebi, sesinin güzelliği sayesinde, saraya bile çattı.
Amcazade Hüseyin pa - şa İstanbul kaymakamı i- di. Küçük müezzin, sevdi ği bir kadınla hembezm i- ken bir gece baskına uğ - radı. O zamanlar, bir ka dınla hembezm olmanın im kânı var mıydı ? Adamı derhal asarlardı.. Müezzin Çelebiyi Amcazadenin hu zurun getirdiler. Onun şöh retine Amcazade de vakıf tı. Ağır bir muamele yap madı. Müezzin Çelebiyi yal nız “tazir ve tedip., ile ik tifa etti.
Küçük müezzin melûf ol duğu âdeti bırakmadı. Saz ve işret âlemlerine yine devam etti. Şöhreti o dere
* 4* * * * * 4 * * * * * * * * * * * * * * * * * t» * * * * * 4 * * * ** + * * * * ** * *- * * * * **
Küçük müezzin aç kalmadı; san’atiyle, zekâsiyle geçin
di ve en yüksek şairlerle vezirler meclisinde yaşadı.
Fakat yine küçük müezzin diye her tarafta kendini
saydırdı
★ ★ ★ ★ ★ ★ ★ ★ ★ ★ ★ i******* ****** ******* ***** ce arttı ki Istanbulun meh taplı semalarına suut eden billûri sedası saray içinde bile tatlı akisler bıraktı. Müezzin Çelebi, ikinci Mus tafa zamanında, “Nedimi hası şehriyari,, oldu.Aradan çok geçmedi. A- nadolu muhasebecisi ta yin edildi. Zamanının va- kanüvisleri bile onun için “ fenni musikide hacei sa- ni ve üstadıkâr,, demeye başladıla.r Hattâ ona “Bül bülü Güizarı tarab; diyen ler de vardı.
Müezzin Çelebi, saraya devam etmekle beraber, dı şarıda yine zevk alemlerin den. nigârlar meclisinden ayağını kesmedi.
Müezzin Çelebi, sarayda nezaketi, nezaheti, muhrik sedasile ikinci Müstafayı a- deta kendisine meşhur etti. Zarif adamdı. Tam manası ile İstanbul Zürafasındandı
Amca zade bunu çekeme di. Müezzin Çelebinin “Kur bu saltanatta bulunmasın: Daha doğrusu, hariçte olan bütün kötülükleri ikinci Mustafanın ne zaman huzu runa çıksa küçük müezzini zemeder, onun gençlik za manlarını, hattâ bir defa nasıl basılıpta “huzuruna ih zar., oldunduğunu anlatır dı.
Vezirıâzamm nazarında Müezzin Çelebi: Alüfteganı şehrî îstanbulun namda- ranı hava ve heveslerin -
den,, idi.
Bir gün hiddetini tuta - madı. İkinci Mustafaya:
— Bugüne şahsı medhvı- iûlehval, mahremi huzuru fayızü umuru mulükâne ol mak vesile-i kılü kaldir,
* ¥ * ¥ ¥ ¥ ¥ ¥ ¥ ¥ ¥ v İ ******+*+******+*********;<
-Baki kalan bu kubbede bir hoş seda imiş ancak... dedi.
O sırada, Müezzin Çele - bi, ikinci Mustafa ile bera ber Edirne sarayında idi. Veziriâzanun bu sözlerine karşı ikinci Mustafa ister istemez hak verdi Amcaza de bu müsaadeyi alır al maz. Müezzin Çelebiye yap madiğim bırakmadı: Sa - raydan çıkarttı. Anadolu muhasebeciliğinden azlet - ti. Zavallı küçük müezzini, çavuşlar muhafazasında o- larak, Istanbula yolladı. Ve o tarihten itibaren, îs tanbulun en kibar meclisle rine sığamıyan küçük mü ezzini “hanesinde ikamete memur,, etti.
Amcazade, küçük müez - zine ettiği kötülüğün ceza sini gördü: Akrabasından Filibeli zade Ali bey “kü- tüphanei İsmette mahfuz,, şehzadelerden biriyle ya kalandı. Kendisine sorulma dan idam edildi. Amcazade bu yüzden, sadareti bile bı rakmıya mecbur oldu.
Küçük müezzin aç kal - m adı. Sanatiyle, zekâsiyle yine geçindi ve yine en
Bir zamanlar semmında m müessir seslerin dalç/alandm, İstanbul, ayni şehir ama...
Bülbülleri susmus!.^
yüksek vezirler ve şairler meclisinde yaşadı. İhtiyar oldu; fakat yine küçük mü czzin diye her tarafta ken dini saydırdı. Nihayet şe hit Ali paşanın sadaretinde bağı Firdevse uçup gitti.
(1714).
Şair Sami küçük müezzi ne yazdığı mersiyede ve fatım şöyle izah ediyor:
İrcai emri idince didi can baş üzre İtdi şevkile çemen soffai
Firdevse hıram Saı-i kevser idüb ruhunu
sirabı neşat Ola ravzatı behişt içre
kadeh nuşu meram Ya İlâhi bihakı ravzai
sultam resül Rahmetinle ol
işretge-desi darı selâm Rastdır terk idicek savtı segâhı tarih Evci mevada Müezzin
Çelebi bula makam
Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi