T.C.
SELÇUK ÜNİVERSİTESİ
SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ
İKTİSAT ANABİLİMDALI
İKTİSAT TEORİSİ BİLİM DALI
ENDÜSTRİYEL GRUBLARDA ÖĞRENME SÜRECİ VE
SEKTÖREL YAPININ OLUŞMASINDA KARAMAN
ÖRNEĞİ
DOKTORA TEZİ
DANIŞMAN
DOÇ. DR. SERDAR ALTINOK
HAZIRLAYAN
BİROL MERCAN
İÇİNDEKİLER
İÇİNDEKİLER ...I ŞEKİLLER LİSTESİ...IV TABLOLAR LİSTESİ...IV ÖNSÖZ... V GİRİŞ ...- 1 - BİRİNCİ BÖLÜM... 51.KÜRESELLEŞME, BÖLGESELLEŞME VE YERELLEŞME BAĞLAMINDA DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞİM ... 5
1.1. KÜRESELLEŞME... 5
1.2. KAVRAM OLARAK KÜRESELLEŞME ... 7
1.3. KÜRESELLEŞMEYE İLİŞKİN TERMİNOLOJİ ... 10 1.3.1.ULUSLARARASILAŞMA... 11 1.3.2. BÖLGESELLEŞME... 12 1.3.3.YERELLEŞME ... 14 1.3.4.ÇOKLU YERELLEŞME ... 15 1.3.5.GLOKALİZASYON ... 17
1.4.ULUS DEVLETLER VE KÜRESELLEŞME ... 18
1.5. “MODERNİZM - FORDİZM” DEN “POST MODERNİZM- POST FORDİZME” UZANAN SÜREÇTE ÜRETİM KAYMASI ... 21
1.6.KÜRESELLEŞMENİN İKTİSADİ DİNAMİKLERİ... 26
1.7. KÜRESELLEŞMENİN EKONOMİK ETKİNLİĞİNE AİT BİR BULGU (YEREL REKABET VE REKABETİN YENİ KOŞULLARI)... 29
1.8.KÜRESELLEŞMEYE KARŞI ELEŞTİRİLER... 36
İKİNCİ BÖLÜM ... 41
2.BÖLGESEL EKONOMİDEKİ GELİŞMELER VE STRATEJİK BAKIŞLA BÖLGE VE SANAYİ ODAKLARI... 41
2.1.EKONOMİDE BÖLGENİN ARTAN ÖNEMİ VE BÖLGENİN GELİŞİMİ... 41
2.1.1.BÖLGEYE KÜLTÜREL BAKIŞ ... 43
2.1.2.BÖLGESEL EKONOMİK ÇALIŞMALARDAKİ GELİŞME ... 44
2.2.ALAN YOĞUNLUĞU VE EKONOMİK BÜYÜME... 49
2.3.BÖLGESEL SANAYİ ODAKLARI... 52
2.3.1.BÖLGESEL SANAYİ ODAKLARININ DOĞASI... 54
2.3.2.BÖLGESEL SANAYİ ODAKLARIN GEREKÇELERİ... 57
2.3.3.ODAKLARIN BAŞLANGICI VE EVRİMİ... 59
2.3.4.ODAKLARIN SINIFLANDIRILMASI... 63
2.3.4.1.BOYUTLARI ÇERÇEVESİNDE ODAKLAR ... 65
2.3.5.BÖLGESEL ODAKLARDA ETKİNLİK VE KENDİNİ GERÇEKLEŞTİRME DÜZEYİ .. 69
2.3.6.ODAKLAR VE AĞLAR ... 70
2.3.7.BÖLGESEL ODAKLARDA İŞBİRLİĞİ VE REKABET... 72
2.3.8.ODAKTA İŞLETME GÜCÜNÜ OLUŞTURAN ETMENLER ... 74
2.3.9. BÖLGESEL ODAKLARDA VERİMLİLİK ... 78
2.3.9.1.İŞÇİ VE TEDARİKÇİLERE DAHA İYİ ULAŞMA ... 78
2.3.9.2.ÖZELLEŞMİŞ BİLGİLERE ULAŞMAK... 79
2.3.9.3.TAMAMLAYICILAR ... 80
2.3.9.4. KURUMLARA VE KAMU MALLARINA ULAŞMAK... 81
2.3.9.5.DAHA İYİ MOTİVASYON VE ÖLÇÜMLER ... 82
2.3.11. BÖLGESEL ODAKLAŞMA, FİRMA YAPISI VE STRATEJİSİ ... 88
2.3.12.ÇOK ULUSLU FİRMALAR VE ODAKLAR... 90
2.3.13.BÖLGESEL ODAKLARIN BAŞARISIZLIK NEDENLERİ... 90
2.3.14.BÖLGESEL ODAKLAŞMA DOĞRULTUSUNDA POLİTİKALAR VE GELİŞİM STRATEJİLERİNDEKİ FARKLILIKLAR... 93
2.3.15.ODAK GELİŞİM PROGRAMI ÇALIŞMASINDA YAPILMASI GEREKENLER... 100
2.3.15.1. MEKÂN SEÇMEK ... 101
2.3.15.2.YEREL ÇABA ... 102
2.3.15.3.TOPLULUĞU YÜKSELTMEK ... 103
2.3.15.4. MÜŞTEREK ÇALIŞMAK ... 103
2.3.15.5. KİŞİSEL ODAKLARI DEĞİL ODAKLAŞMAYI SAĞLAMAK... 105
2.3.15.6. GİRİŞİMCİ DESTEĞİ OLMAYAN BAŞARISIZ GİRİŞİMLERİ BİTİRMEK ... 105
2.3.16.ODAK GELİŞİM STRATEJİLERİ TEŞVİKİNİ UYGULAMALARININ İMKÂNLARI VE SINIRLARI ... 106
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM ... 109
3. ÖĞRENEN BÖLGELER ... 109
3.1. ÖĞRENEN ORGANİZASYONDAN ÖĞRENEN BÖLGEYE ... 109
3.1.1.BİREYSEL GÜCÜN YENİLİK YETENEĞİ: BİLGİ VE ÖĞRENME ... 109
3.1.1.1.BİLGİ ... 110
3.1.1.2.ÖĞRENME ... 115
3.1.2.İNSAN KAYNAKLARI VE İNSAN SERMAYESİ ... 117
3.1.2.1.BİR İŞLETMENİN MERKEZİ REKABET FAKTÖRÜ OLARAK İNSAN KAYNAKLARI... 119
3.1.2.2.BİR BÖLGENİN MERKEZİ KURULUŞ YERİ FAKTÖRÜ OLARAK İNSAN SERMAYESİ ... 120
3.1.2.2.1.ENTELEKTÜEL SERMAYE ... 121
3.1.2.2.2.KÜLTÜREL SERMAYE ... 122
3.1.2.2.3.SOSYAL SERMAYE... 122
3.1.2.2.3.1.BÖLGESEL KALKINMADA SOSYAL SERMAYE... 122
3.1.2.3.BÖLGESEL GELİŞİMİN REFERANS NOKTASI: ÖĞRENEN BÖLGELER ... 124
3.2.ÖĞRENEN ORGANİZASYON... 131
3.2.1.ÖĞRENME TEORİLERİ... 131
3.2.2.ÖĞRENME SEVİYELERİ ... 132
3.2.2.1.BİREYSEL ÖĞRENME ... 134
3.2.2.2.SOSYAL ÖĞRENME ... 134
3.2.2.3.ÖRGÜTSEL (ORGANİZASYONEL) ÖĞRENME VE ÇEŞİTLERİ... 135
3.2.2.4.ÖĞRENEN ORGANİZASYON: UYUM VE YENİLİK. ... 139
3.2.2.4.1.BİLEN ORGANİZASYON ... 140
3.2.2.4.2.ANLAYAN ORGANİZASYON ... 140
3.2.2.4.3.DÜŞÜNEN ORGANİZASYON... 140
3.2.2.4.4.ÖĞRENEN ORGANİZASYON... 141
3.2.2.4.4.1.ÖĞRENEN ORGANİZASYONLARIN TEMEL DİSİPLİNLERİ ... 143
3.2.2.5.ÖĞRENEN ORGANİZASYONDAN ÖĞRENEN BÖLGEYE GEÇİŞTE İŞLETME İÇİ ÇALIŞMALAR. (ÖĞRENEN ORGANİZASYONA TEMEL YETENEKLER KAZANDIRMA)... 144
3.2.2.5.1.İŞİN VE ÖĞRENMENİN BİRLEŞİMİ (ÖĞRENME YERİ YA DA LABORATUAR OLARAK FABRİKA)... 147
3.2.2.5.2.İŞÇİ TALEBİ... 151
3.2.2.5.3.BİLGİ VE İLETİŞİM KÜLTÜRÜ... 152
3.2.2.5.4.YENİLİĞİN YENİDEN ÜRETİMİ... 153
3.2.2.5.5.TAKIMLAR ... 156
3.2.2.6 ARA SONUÇ ... 158
3.3.ÖĞRENEN BÖLGELER ... 159
3.3.1.BÖLGE... 159
3.3.2.BÖLGENİN SOSYOEKONOMİK MODELİ... 163
3.3.3.YENİ BÖLGE POLİTİKASI: MAL SERMAYESİ DESTEĞİNDEN İNSAN SERMAYESİ DESTEĞİNE... 164
3.3.3.1.ÖĞRENEN BÖLGE TASLAĞININ BÖLGESEL ALAN ÜZERINDE GENIŞLETILMESI... 165
3.3.4.ÖĞRENEN BÖLGELER TEMEL FİKRİ... 166
3.3.4.1.ÖĞRENEN BÖLGE SÜRECİNİN OLUŞUM MERKEZİNDE ROL ALAN BAŞLICA FAKTÖRLER... 170
3.3.4.1.1.AŞAĞIDAN YUKARIYA İNİSİYATİFİ ... 170
3.3.4.1.2.İŞBİRLİKLERİ VE AĞLAR... 171
3.3.4.1.2.1.İŞLETME AĞLARININ OLUŞUMU ... 177
3.3.4.1.2.2.YENİLİĞİN KULUÇKA YERİ OLARAK AĞLAR ... 180
3.3.4.1.2.3.AĞLARDA YENİLİĞİN YAYILMASI... 183
3.3.4.1.3.BÖLGESEL ÖZELLIKLER... 185
3.3.4.1.3.1.BÖLGESEL DİYALOGA HAZIRLIK ... 186
3.3.4.1.3.2.BÖLGESEL İŞBİRLİĞİ İÇİN ORGANİZASYON BOYUTLARI ... 188
3.3.4.1.4.ESNEKLİK... 191
3.3.4.1.5.YAPILARIN VE BİREYLERİN ÖĞRENMESİ... 191
3.3.5.GENEL HEDEFLER VE PRENSİPLERLE ÖĞRENEN BÖLGELER ... 194
3.3.5.1.TEMEL FİKİR VE GENEL AMAÇLARI ... 194
3.3.5.2.DIŞSAL POTANSİYEL... 195
3.3.5.3. GELİŞİM MANTIĞI... 196
3.3.5.4.ŞEKİLLENDİRME PERSPEKTİFLERİ... 197
3.3.5.5.AKTÖR ÇEŞİTLİLİĞİ... 198
3.3.5.6.ŞİRKET VE İNSAN KAYNAKLARI YAPISI... 201
3.3.5.7.KOBİ’LERİN GÜÇLENDİRİLMESİ AÇISINDAN ÖĞRENEN BÖLGELER... 201
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM ... 205
4.SANAYİ ODAĞI - ÖĞRENEN BÖLGE ETKİLEŞİMİNDE KARAMAN.. 205
4.1.KARAMAN SANAYİ ... 205
4.1.1.İHRACAT ve İTHALAT ... 206
4.1.2.BİSKÜVİ SEKTÖRÜ ... 207
4.2.ANKET BULGULARININ ANALİZİ VE DEĞERLENDİRİLMESİ... 212
4.2.1.ÇALIŞMANIN AMACI... 212
4.2.2.ÇALIŞMANIN YÖNTEMİ... 212
SONUÇ... 223
KAYNAKÇA ... 228
ŞEKİLLER LİSTESİ
ŞEKİL 1. KÜRESELLEŞME VE BERABERİNDEKİ KAVRAMLARIN İLİŞKİSİ ... 11
ŞEKİL 2. KÜRESELLEŞME VE YEREL REKABET İLİŞKİSİ ... 31
ŞEKİL 3. BÖLGESEL ÇALIŞMALARIN ÇERÇEVESİ ... 46
ŞEKİL 4. İTALYAN DERİ MODASI ODAĞI ... 56
ŞEKİL 5. MİCHAEL E. PORTER'İN ELMASI... 75
ŞEKİL 6. SOSYAL SERMAYE VE EKONOMİK GELİŞİM ARASINDAKİ ETKİLEŞİM ... 123
ŞEKİL 7. ÖĞRENME PİRAMİDİ... 132
ŞEKİL 8. TEK DÖNGÜLÜ VE ÇİFT DÖNGÜLÜ ÖĞRENME... 137
ŞEKİL 9. İŞLETME İÇİ YAPILACAK BAŞLICA EĞİTİMLER ... 147
ŞEKİL 10. MEKÂNSAL ÜRETİM SİSTEMLERİNİN TİPOLOJİSİ... 190
ŞEKİL 11. SEKTÖRLERE GÖRE İŞLETMELERİN YILLAR İTİBARİYLE KURULUŞ SAYISI209 ŞEKİL 12: KARAMAN'DA MEVCUT GIDA ODAĞININ DURUMU ... 212
ŞEKİL 13. ANKETE KATILAN ŞİRKETLERİN KURULUŞ YILLARI... 213
ŞEKİL 14. ORTAKLARIN GELDİKLERİ ALANLAR ... 214
ŞEKİL 15. MAKİNELERİN ALIM YERİ ... 215
ŞEKİL 16. HAMMADDE VE YARI MAMULÜN TEMİN YERİ... 215
ŞEKİL 17. GİRDİ TEMİNİNDE YEREL FİRMALARI SEÇİMİN NEDENİ... 216
ŞEKİL 18. ÜRÜN SATIŞLARINIZI HANGİ YOLLA GERÇEKLEŞTİRİYORSUNUZ?... 217
ŞEKİL 19. YENİ BİR ÜRÜN İLE İLGİLİ VEYA ÜRETİM METOTLARI İLE İLGİLİ BİLGİLERİNİZİ, GENELLİKLE NEREDEN ELDE EDERSİNİZ. ... 219
ŞEKİL 20. HANGİ KONULARDA SİZİ İZLEYEN FİRMALARDAN, DAHA İYİ OLDUĞUNUZU İNANIYORSUNUZ ... 220
ŞEKİL 21. REKABET GÜCÜNÜZÜ KORUMAK İÇİN SİZCE HANGİ TİP BİLGİ ÖNEMLİDİR? ... 221
ŞEKİL 22. RAKİPLERİNİZ NEREDELER? ... 221
TABLOLAR
LİSTESİ
TABLO 1.FORDİZM VE POST- FORDİZMİN KARŞILAŞTIRILMASI 26
TABLO 2. ODAKLAR ÜZERİNE YAPILAN ÇALIŞMALARIN SINIRLARI 65
TABLO 3. ODAKLAŞMA BOYUTLAR VE FİRMA STRATEJİLERİ 89
TABLO 4. ODAKLAŞMA YÖNÜ - BOYUTU VE ENDÜSTRİYEL POLİTİKA 99
TABLO 5. BÖLGENİN KİTLE ÜRETİMDEN ÖĞRENEN BÖLGEYE GEÇİŞİ 128
TABLO 6. İŞLETMENİN AĞLANMASI(ŞEBEKELEŞMESİ) 180
TABLO 7. İŞLETME FONKSİYONLARI VE MEKÂNSAL BAĞLANTILAR 186
TABLO 8. KARAMAN’ DA Kİ SANAYİ KURULUŞLARININ SEKTÖRLER İTİBARİYLE
DAĞILIM ORANI 205
TABLO 9. KARAMAN’IN 2003 YILI İHRACATI 206
TABLO 10. KARAMAN’IN 2003 YILI İTHALATI 207
TABLO 11. KARAMAN SANAYİNDE YILLAR İTİBARİYLE KURULAN İŞLETME SAYISININ
DAĞILIMI 209
TABLO 12: YILLAR İTİBARİYLE SEKTÖR İŞLETMELERİNİN KURULMA SAYISINDAKİ
ARTIŞ VE AZALMALAR 210
TABLO 13. SEKTÖR OLARAK ANKETE KATILAN FİRMALARIN DAĞILIMI 213
TABLO 14.ŞİRKETE AİT BİRDEN FAZLA FABRİKA VAR MI? 214
TABLO 15. TAŞERONLARLA NEDEN İLİŞKİ KURARSINIZ? 217
TABLO 16.TOPLAM ÜRETİMİNİZİN YÜZDE KAÇI TAŞERONLAR TARAFINDAN
GERÇEKLEŞTİRİLMEKTEDİR? 217
TABLO 17. TEKNOLOJİNİZİ EN SON TEKNOLOJİ İLE MUKAYESE EDİNİZ 218
TABLO 18. ALDIĞINIZ MAKİNELERİN KALİTESİNİN GELİŞTİRİLMELERİ İÇİN ÜRETİCİ
FİRMA İLE KONTAK KURDUNUZ MU? 218
TABLO 19. AŞAĞIDAKİ ALANLARDAN HERHANGİ BİRİNDE YENİLİK YAPIYOR
MUSUNUZ? 219
TABLO 20. ÖLÇEK BAKIMINDAN RAKİPLERİNİZ KİMLERDİR? 220
TABLO 21. EĞİTİM İÇİN ÇALIŞANLARINIZI ŞİRKET DIŞINA GÖNDERDİNİZ Mİ? 222
ÖNSÖZ
Küresel çağın belirleyicilerinden bilgi ve iletişim teknolojileri sektöründeki hızlı gelişme sonunda genellikle günümüzde coğrafi anlamda “yer”in öneminin kalmadığı yönünde bir kanaat oluşmaktadır. Teoride daha açık pazarlar, daha hızlı ulaşım ve iletişimin rekabette coğrafi konumun rolünü azaltacağı söylenegelmiştir. Bu düşünceye karşı olan birçok yazardan biri olan Porter durumun hiçte öyle olmadığını ifade etmektedir: “Eğer yer pek önemli değilse neden Boston’da dünya çapında bir şirket kurma olasılığı diğer yerlere göre daha yüksek? Neden aynısı tekstil ile ilgili şirketler için Kuzey ve Güney Carolina, yüksek performanslı otomobiller için güney Almanya veya ayakkabı şirketleri için kuzey İtalya denir? “
Bu çalışmamın amacı temelde bu soruya cevap aramak ve bölgenin bir cazibe merkezi olması yönünde yapması gerekeni araştırmak olmuştur.
Çalışmanın kaynak tarama ve yazma aşamasının uzun bir döneme yayılması aynı zamanda birçok kişinin katkısını sağlamıştır. Öncelikle çalışma boyunca yol göstericiliği ve desteklerinden dolayı danışmanım Doç Dr. Serdar Altınok’a teşekkür ederim. Ayrıca çalışma boyunca hem internet ortamında hem de yüz yüze görüşmelerimizde kaynak ve konunun sınırlarında desteklerinden dolayı ODTÜ’den Prof. Dr. Ayda Eraydın, Ege Üniversitesi’den Prof. Dr. Neşe Kumral Selçuk Üniversitesinden Doç Dr. Bahadır Akın, Yrd. Doç Dr. M. Atilla Arıcıoğlu, Doç. Dr. Fehmi Karasioğlu ve Doç. Dr. H. Kürşat Güleş’e teşekkürü bir borç bilirim.
Ayrıca çalışmanın yazım ve tashih aşamasında desteklerinden dolayı Zeki Tuman’a ve saha çalışmasındaki yardımlarından dolayı Karaman Sanayi ve Ticaret Odası Genel Sekreteri Ali Emre’ye teşekkür ederim.
Ve başlangıcından sonuna kadar çalışmanın bütün aşamalarında yanımda olan ve destekleyen eşime, “bitti” kelimesini bir an önce duyup bilgisayarı elimden almayı dört gözle bekleyen oğullarım Ali, Mustafa ve Selim’e çalışma boyunca gösterdikleri sabırdan dolayı ayrıca teşekkür ederim.
GİRİŞ
New York Times’in ünlü muhabirlerinden Thomas Friedman, bir haber için gittiği Japonya’da Lexus adlı lüks otomobil fabrikasını gezerken her gün 300 Lexsus otomobilin üretildiği fabrikada 60 insan ve 310 robotun çalıştığını ve insanların çoğunlukla kalite kontrolüyle ilgilendiğini görür. Muhabir aynı anda dünyanın en eski yerleşim yerlerinden biri olan ve kendisinin yıllarca yaşadığı Beyrut ve Kudüs ‘de insanların hangi zeytin ağacı senin hangisi benim üzerine kavga ettiklerini düşünür. Yine yazara göre dünyanın bazı ülkeleri daha verimli ve daha zengin bir ekonomi için uğraşırken geri kalanları bazen kendi içinde bazen de diğer ülkelerle zeytin ağaçları için dövüşmektedir. Evet, zeytin ağaçları iyi tarafından bakıldığında önemli idi ve hala da önemlidir. Çünkü bize biz olduğumuzu yani kimliklerimizi dünya üzerindeki konumumuzu daha doğrusu yurdumuz dediğimiz bir mekân belirtir ve güven verir. Fakat aşırıya kaçıldığında zeytin ağaçları saplantısı Hitler’in Almanya’da ve Sırpların Yugoslavya’da yaptığı gibi başkalarını ortadan kaldırma yolunda, kontrolden çıkabilecek bir dünya ya bizi götürür. Buna karşılık Lexsus ise hayatı idame ettirme, gelişme, refaha kavuşma ve modernleşmeyi temsil etmektedir. Aynı zamanda gelişme yolunda ülkelerde yaşayan milyonlarca insan için maddi ilerleme hayvanla tarla sürme veya kestiği odunu kilometrelerce başında taşıma yani geçimini sağlamak hala bir şeyleri “yüklemek “ değil “yüklenmek” olmaktadır. Küreselleşme denince aklımıza gelen yeni pazarlar ve teknolojilerden yararlanma gücü kişiden kişi ye ya da ülkeden ülkeye değişse de daha doğrusu insanlar bunda eşitsiz bir şekilde yararlansalar da bu durum çağın ekonomik araçlarının bunlar olduğu ve bunların etkilerinin dolaylı ya da dolaysız herkesi etkilediği gerçeği göz ardı edilemez.
Günümüz dünya sistemi içinde devletlerin ve toplulukların arasındaki bağlantıların çok yönlülüğünü ifade eden küreselleşme, insanları küresel bir tüketici haline getirirken aynı zamanda küresel bir üretici olma imkânı da sunmaktadır. Bu durum özellikle üretici olma yolunda ülkeleri ve bölgeleri bir rekabet içine sokmuştur. Ülkeler küreselleşmenin fırsatlarından maksimum derecede faydalanma, tehditlerinden de minimum derecede kaçınma yollarını armaya başlamıştır. Bu süreçte ülkeler için bir siyasi ve ekonomik birlik içinde olmak ya da bölge için cazibe merkezi haline gelmek söz konusu yerde yaşayan insanlar için kendini ekonomik anlamda ifade etmenin yaşamsal anlamı olmuştur.
Bu bağlamda küresel dünya da iletişim ve taşıma maliyetlerinde ki düşüşünün yer in önemini azaltma yolundaki beklentilerin aksine yer daha da önemli hale gelmiştir. Post Fordist süreçle beraber işletmeler için maliyet, kalite, zaman kavramlarının her biri eşit derecede önemli hale gelmiştir.
Küreselleşme, gerçekte hammaddeyi ya da ara mamulü istediğiniz yerden bulma gibi bir imkânı vermiştir. Ancak özelikle yumuşak faktör olarak nitelendirilen yerin imajı, kalifiyeli eleman durumu işletmeler arası iç ilişkiler ve sosyal çevre karar verici rol oynamıştır. Ayrıca kültürel kabuller, sosyal normlar bireysel ve grup ilişkileri ve aile yapıları önemli hale gelmiştir.
Bu süreç karşımıza bölgesel topluluklar (cluster – odak, küme, endüstriyel grup) adında yeni bölgeler çıkarmıştır. Söz konusu “odak” ya da “kümeler” kısaca aynı bölgede yerleşik ilişkili endüstriler olarak tanımlanabilir. Bunların en bilenenleri Silikon Vadisi, Route 128, M4 bölgesi, Tokyo ve Sophia Antipolis gibi iyi tanınmış ileri teknoloji bölgelerinde ve de Austın, Nort Sydney, Minneoplis ve Hsinchu gibi daha az tanınan ileri teknoloji merkezleri sayılabilir. Venedik cam sanayi, Pakistan’daki tıbbı araçlar sanayi, Cenevre lüks saat sanayisi ve Japonya bıçak sanayisi gibi yüksek düzeyde zanaatkârlık isteyen sanayilerde bulunmaktadır. Güney Çin ve Kore’deki ayakkabı, giysi, oyuncak ve plastik ürünleri odakları gibi geleneksel düşük teknolojili sanayilerde ve de aynı zamanda aynı sanayinin başka yerlerdeki daha yüksek değerli biçimleri de bulunmaktadır. Paris, Milano ve New York merkezli moda sanayisinde ve de Los Angeles, Hollywood ve Londra gibi yaratıcı sanayilerde bulunmaktadır. ABD, Fransa ve İngiltere’nin hava yolu sanayisi, Japonya, Almanya ve İsveç otomobil sanayisi ve Japonya, Kore ve ABD elektronik sanayisi gibi büyük ölçekli sanayilerde bulunmaktadır. Kimya (Ren bölgesi ve Singapur) ve metal (Ruhr bölgesi, Venezuela’da Bolivar State ve diğerleri) işletme sanayileri de bulunabilmektedir. New York, Tokyo ve Hong Kong gibi yoğun bilgi işleri ve finansal merkezlerde bulunmaktadır. Omaha’daki tele pazarlama, Sydney’deki arama merkezleri, Manila’daki gibi veri girişleri ve Bangolore’daki yazılım gibi yerin önemi olmadığı düşünülen sanayilerde bile bulunmaktadır. Bu tür “yersiz” etkinliklerin bile odaklara eğimli olması gerçeği bu olayın gücünü göstermektedir.
Pek çok yerel sanayi odağının küresel piyasa değişikliklerinden olumsuz etkilenmesi, değişen çevre koşullarına adapte olamamaları rekabet güçlerini yitirmelerine sebep olmuştur. Son zamanlarda yerel sanayi odaklarının öğrenen bölge
haline gelerek rekabet güçlerini koruyabilecekleri yönünde görüşler ileri sürülmektedir. Bu süreçte karşımıza öğrenen bölgeler kavramı çıkmakta ve bu bölgelerin özelliği, değişen çerçeve şartlarına “hızlı, etkin ve akıllıca uyum sağlaması ve bu sırada da öğrenme ve yenilik potansiyellerinden tam faydalanması ”olarak belirtilmiştir. Böylece bilgi, bölgenin gelişimine referans noktası olarak alınmış ve üretim yoğun bölgelerden bilgi yoğun bölgelere geçişin şartları hazırlanma çalışmaları yapılmıştır. Bu çalışmalardaki temel yöntem; bölgenin ekonomik çıkarları ile bireylerin öğrenme çıkarlarını birleştirmeye çalışılmış ve bölgesel aktörlerin işbirliği ile hem bireylere hem de ekonomik gereksinimlere uyan bölgeye uygun bir eğitim altyapısının geliştirilebileceğini varsayılmıştır.
Bu çalışmanın amacı geçmişi Marshall’a (1920) dayanan sanayi odaklarının ortaya çıkışı, gelişimini ve dağılmasının önüne geçmek için yapılacak çalışmaları incelmek ve öğrenen bölge çalışmaları ile bölgeyi ortak bilgi kullanımı vasıtası ile geliştirmenin yollarını araştırmaktır. Bu amaçla öncelikle literatür çalışması yapılmış daha sonra Karaman’da yapılan saha çalışması ile Karaman’ın sanayi odağı ve öğrenme potansiyeli araştırılmıştır.
Bu amaçla öncelikle birinci bölümde, küreselleşme kavramı ve küreselleşme ile beraber daha çok konuşulur hale gelen bölgeselleşme, uluslararasılaşma, yerelleşme, çoklu yerelleşme ve küyerelleşme kavramlarının küreselleşme kavramıyla ilişkisi incelenmiştir. Yeni aynı bölümde küreselleşmenin üretim, rekebet ve ulus devletler üzerindeki etkisi incelenme alanı olarak alınmıştır. Daha sonrada da küreselleşmeye getirilen eleştirilere kısaca değinilmiştir.
İkinci bölümde, ekonomide bölgenin artan önemi ve bölgesel ekonomik çalışmaların gelişimi incelenmiştir. Devamında bölgesel odakların(çalışma boyunca kümelenme, endüstriyel grup, bölgesel odak, sanayi odakları kavramları aynı anlamda kullanılmıştır) ortaya çıkışı, çeşitleri, ağlarla ilişkisi, rekabet ve işbirliğini, yeniliğe ve verimliliğe etkisinin analizi yapılmıştır. Bölümün sonunda odakların dağılmasına etki eden nedenler ve odak gelişim programında yapılması gerekenler açıklanmıştır.
Üçüncü bölümde, öğrene bölgeler açıklanmıştır. Bu amaçla önce öğrenen organizasyondan öğrenen bölgeye geçiş sürecinde bilgi, öğreneme ve insan sermayesi ve türevleri üzerinde durulmuştur. Daha sonra öğrene organizasyon kısaca açıklanmış ve öğrenen bölgelerin tanımı, temel fikri ve genel amaçları açıklanmıştır.
Dördüncü bölümde, Karaman sanayi ve bisküvi sektöründeki durumu hakkında bilgi verilmiştir. Devamında Karaman sanayinde yapılan anketin değerlendirilmesi yapılmıştır.
Son bölümde ise teorik kısımda yazılanlar ışığında Karaman özellinde durum değerlendirmesi ve öneriler yer almıştır.
BİRİNCİ BÖLÜM
1.KÜRESELLEŞME, BÖLGESELLEŞME VE
YERELLEŞME BAĞLAMINDA DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ
GELİŞİM
1.1. KÜRESELLEŞME
Wallerstein’e göre; “kapitalist sistemin asli toplumsal dinamiği sonsuz sermaye birikimidir”. Söz konusu birikim her şeyin gittikçe daha fazla metalaşmasını gerektirir ve kapitalist bir dünya ekonomisinin de yönü budur. Meta ekonomisinin büyüklüğü dünya ekonomisi içinde iş bölümünün sınırlarını da belirlemektedir. Sermaye birikiminin büyüklüğü ise sürece dâhil edilmesi gereken hammadde türüne, ulaşım ve iletişim teknolojisinin durumuna ve daha da önemlisi dünya ekonomisi içindeki egemen güçlerin yeni bölgeleri kendi şebekeleri içine katabilecekleri siyasi güce sahiplik oranlarına bağlıdır1. Küresel ekonomi Avrupa’da doğmuş2 ve tarihsel coğrafyası üç ana noktadan geçmiştir. Avrupa’nın birçok bölgesinde – Rusya ve Osmanlı imparatorluğu hariç – ve Amerika kıtalarının bazı bölgelerinde 1450–1650 yıları arasındaki dönemde yaratılma dönemi birinci uğrak noktasıdır. Daha sonra 1750–1850 arasındaki ikinci dönem büyüme aşamasıdır ve burada Osmanlı ve Rus imparatorluklarının, Güney Afrika ve Güney Doğu Asya’nın bazı bölümleri, Batı Afrika’nın büyük bölümü ve Amerika kıtalarının geri kalan yerleri sisteme dâhil edildi. Üçüncü ve son gelişme ise 1850–1900 döneminde Doğu Asya ve Afrika ve Güney Doğu Asya’nın geri kalan kısımları ve Okyanus’taki çeşitli başka bölgeler iş bölümüne dâhil edildi. Bu noktadan sonra kapitalist dünya ekonomisi bu günkü anlamda ilk kez gerçekten küreselleşti. Uluslararası meta zinciri ağı en başından beri yaygın olmasına rağmen ondokuzuncu yüzyılın ikinci yarısından itibaren küresel nitelik göstermesine3 karşın gelişmekte olan birçok ülkeyi bugünkü kadar etkilemiyordu4.
18. yüzyıldan önce insanların çoğu balık tutma, tarım v.s gibi gıda maddelerinin üretimi ve dağıtımı ile uğraşmaktadır. Söz konusu yüzyılın başlarında kendisini gösteren endüstriyel devrim ile tekniğin artan etkisi tarımdaki iş alanlarının büyüme oranını yavaşlatmıştır. 19.yüzyılın başlarında ise gelişen ülkelerin
1 Immanuel Wallerstein, Bildiğimiz Dünyanın Sonu, çev. Tuncay Birkan, Metis Yayınları, İstanbul, 2000, s. 70
2 Adda Jacques, Ekonominin Küreselleşmesi, çev. Sevgi İneci, İletişim yayınları, İstanbul: 2002, s.13 3 Wallerstein, a.g.e., s. 71
4 Thomas Friedman, Lexus ve Zeytin Ağacı Küreselleşmenin Geleceği, Boyner Holding Yayınları,
sanayilerinde iş alanlarının sürekli artışı başlamıştır. Bu eğilim enerji ve madenlerin işletilmesinden gıda maddelerinin işletilmesine bir geçiş oluşturmuştur. ABD istatistiklerine göre sanayideki çalışma yerlerindeki artış, tarımsal alanlardan yaklaşık 16 kat daha hızlı olmuştur. 1970’li yıllara kadar ABD de sanayi ağırlıklı bir üretim hüküm sürmüştür. Daha sonraki yıllarda bilgisayarın dolayısıyla bilişim (bilgiyi işleme) kapasitesinin gelişmesi ile endüstriyel üretimlerde tekniğin ve otomasyonun kullanılması endüstriyel işlerde çalışanların sayısının artmasını yavaşlatmıştır. Buna karşılık birçok insan bilişim sektöründe veya bununla alakalı sektörlerde (matbaa, televizyon, radyo, haberleşme, yazılım…) çalışmaya başlamıştır. Bu değişim, dönemin ismini de beraberinde getirmiştir: “Bilişim Çağı”. Değişim öncelikle gelişmiş ülkelerde kendini göstermiş daha sonra gelişmekte ve geri kalmış ülkeleri etkisi altına almıştır.
İnsanlık tarihi başlangıçtan itibaren tecrübelerin başkalarına aktarılması ile oluşmuştur. Bir hayvan başından geçen bir olayı tecrübe edinebilir. Ama onu başka hayvanlara aktaramaz. Oysa insan kendi başarılarını ya da başarısızlıklarını başkalarına aktarabilir ve aktarmıştır da. Burada ilk kırılma noktası, yazının icadı olmuştur ki, yazı konuşulan kelimenin (bilginin) daha düz bir şekilde ileriye aktarılmasını sağlamıştır. Matbaanın icadı insanlığın yeteneklerini artırarak özellikle Yunan ve Roma dönemi eserlerinin aktarılmasını sağlayarak Rönesans’a ve 19 y.y. da elektriğin icadı, telgraf ve telefonun icadına yol açmıştır. Tüm bu olanlardan 50 yıl sonra radyo ve televizyon kullanılmaya başlanmıştır. Böylece insanlık uzağı görmekle mekânı yakınlaştırmanın ilk adımını atmıştır. Nitekim ilk bilgisayar ikinci Dünya Savaşında karışık şifreleri kırmaya yardımcı olmak için yapılmıştı. Chiplerin keşfi ile büyük gövdeli bilgisayarın gövdesi küçülürken kapasitesi artarak kullandığı enerji azalmaya başlamış ve bilişim kapasitesinin sürekli arttığı görülmüştür. Sonuçta insanlık daha fazlayı daha az güçle yapabilme becerisini kazanmış, 1950’lerde transistorlu bir bilgisayar 1 milyon dolar iken (1MPS) 2000’lerin ABD sinde yüksek kapasiteli bir PC 500 dolar (Türkiye’de 2004 de 500 dolar) olmuştur. 1960 yıllarda bilgisayarlara yapılan direk bağlantı(ARPANET) 70'li yıllarda ağdan ağa (Internetwork) ve kısa bir süre sonra Internet başladığı görülür. Bu daha fazla bağlantının yanında daha fazla bilgi demektir. Aynı zamanda daha fazla iş alanı ve iletişim çağındaki medya devriminin temelleri de telefon, televizyon ve bilgisayarın
birleşmesi ile oluşmuştur5. Alvin ve Heidi Toffler’e göre; “üçüncü dünyadan postkomünist Doğuya kadar dünyanın daha az zengin bölgeleri ekonomilerini ucuz emek, hammadde ya da hantal baca sanayi üretimi üzerinde kurmayı sürdürürlerse gelecek onları pas geçecektir. Çünkü üretimin hızlanması ucuz emeğin daha pahalıya mal olmasına yol açmaktadır.” Buna delil olarak da Ford’un Brezilya’daki kamyon fabrikasını ABD ye geri taşımasını göstermektedirler. Brezilya’daki işçilerin maliyetleri düşük olmasına rağmen ABD de kırkbeş günde yapılan bir kamyon Brezilya’da altı ayda bitirilebilmektedir. Bu durumda, yarının küresel ekonomisinde yer almak isteyen ülkeler hızlı, esnek, yeni üretim ve dünya ile bütünleşmiş bir elektronik bağlantı kurmak zorundadırlar6. Bu bağlamda özellikle ekonomik anlamda küreselleşmenin sürücü kuvvetleri olarak teknolojik ilerleme, işletme dinamikleri, finansal ve kurumsal çevre etkili olmuştur7.
1.2. KAVRAM OLARAK KÜRESELLEŞME
Küreselleşme kavramı konusunda herkesin üzerinde anlaştığı bir tanım yoktur. Diğer bir ifade ile küreselleşme henüz açıklamaya ve tanımlamaya muhtaç bir olgu olarak görülmektedir. Kavram üzerinde en kolay anlaşılan husus, tüm dünyayı etkileyen bir büyük değişim veya yeniden yapılanma olgusunun yaşanmasıdır8.
Bazı araştırmacılara göre Marks ve daha sonra Lenin’in ortaya koyduğu Emperyalizm kuramları bir bakıma ekonomik küreselleşmenin habercileri sayılabilir. Diğer yandan emperyalist kuramın yeni versiyonlarını geliştiren Sunkel, Baran, Sweezy gibi akademisyenler merkez – çevre ilişkisi ile geliştirdikleri bağımlılık kuramı, gelişmiş ekonomilerle gelişmekte olan ekonomiler arasındaki bağımlılığı merkeze (gelişmiş ekonomilere) bağımlılık olarak açıklarken, çevre ekonomilerin gelişmesinin merkezin ihtiyaçlarına göre olduğunu ileri sürmektedirler. Bir başka görüşe göre ise, küreselleşmenin bir mitten ibaret olduğunu, esas olanın uluslar ötesi veya uluslar arası bir görünüm sergilediği vurgulanmakta, buna karşın küreselleşmenin bir gerçek olduğu ve bunu da delilleri ile belgelendirenlerin bulunduğu görülmektedir. Sosyal bilimlerin değişik alanlarındaki düşünürler
5 Peter Russell, “Auf dem weg zum Globalen Ghirn”, s. 1-5,http://www.heisse.de/bin/tp/forum,
04/07/2002,
6 Alvin ve Heidi Toffler, “Hızlılar ve Yavaşlar” NPQ Türkiye, Cilt1#2, Güz 1991, ss.60-62 7 Mıtteilung der Kommission an den Rat, das Europäische Parlament, den Ausschuss der Regionen
und den Wirtschafts- und Sozialausschuss, Die Wettbewerbsfähigkeit der Europäischen Unternehmen angesichts der Globalisierung wie man sie Fördern kann, Kommission der Europäschen
Gemeinschaften, 20/01//1999, s. 7
küreselleşmeye farklı boyutlarda açıklamalar getirmektedirler. Ekonomistlere göre küreselleşmeye ticaret, işgücü, finansal yapıdaki gelişmeler ışığında dünya ticaretindeki serbestlikle açıklamaya çalışırlarken, sosyologlar; toplumsal yapıdaki değişimin (toplumsal yapıdaki karışıklık, bireyselleşme ve değişimin hızı v.s) yanında sosyal ilişkilerle (mesafe ve kültürel yayılım) yaklaşmışlardır. Bu bağlamda Gidddens’e göre küreselleşme; “dünya sathında yayılmış sosyal ilişkilerin yoğunluk kazanmasıdır”. Buna göre yerel olanın şeklini çok uzaklarda ortaya çıkan olaylar belirlemektedir. Siyaset bilimciler ise politik bir olgu olan demokrasinin ekonomik bir olgu olarak küreselleşmeden nasıl etkilendiğini, ulus devletlerin rolündeki değişimi ve sivil toplumların gelişen yüzü ile küreselleşmeye bakmaktadırlar9.
Küreselleşmenin birbirleri ile bir arada işleyen teknolojik, politik, kültürel, ekonomik ve toplumsal düzeyde beş farklı boyutu bulunmaktadır10. Aynı zamanda söz konusu kavramlar arasında yoğun ilişkiler ağına işaret ettiği ifade edilmektedir11. Küreselleşme; insani ilişkilerde ekonomik siyasal ve toplumsal örgütlenmelerden ve yerel ölçekten bölgeler arası, kıtalar arası ve küresel ölçeğe sıçranması olarak tanımlanabilir12.
Küreselleşme tüm dünya yüzeyindeki aktörlerin büyüyen ilişkiler ağı sayesinde oluşan bir süreç olarak gözükmektedir. Bu bağlamda, piyasaların artan genişlemesi ve onların artan ağlaşması, ilişkilerinin yoğunlaşması, çeşitlenmesi13 ve etkilenmesi olarak ifade edilebilir14. Küreselleşen dünyada hiçbir ülke ya da bölge
küresel fırsatları gerçeğe dönüştürmede gerekli bütün teknolojileri ve becerileri tek başına kontrol edebilecek durumda gözükmemektedir15. Küreselleşme günümüz dünya sistemi içinde devletlerin ve odakların arasındaki bağlantıların çok yönlülüğüne işaret eder. Diğer yandan dünyanın bir bölümündeki hareket ya da
9 Recai Coşkun, Küreselleşme Türkiye Eksenli Analizler, Beta Basın Yayım Dağıtım, İstanbul, 2002, s. 23–30
10 Emel Baştürk Akça, “Ulus Devlet- Küreselleşme İkilemi, Bilgi-Teknoloji İhracı Küresel Yereli
Öldürebilir mi? Küreselleşme Üzerine Güncel Bir tartışma” TMMOB Sanayi Kongresi “Küreselleşme ve Sanayileşme” 30 Kasım 1-2 Aralık 2001 İstanbul, s. 216
11 Heiko Gierhardt, Global verteilte Produktentwicklungsprojekte Ein Vorgehensmodell auf der
operativen Ebene, Vollständiger Abdruck der von der Fakultät für Maschinenwesen der Technischen Universität München zur Erlangung des akademischen Grades eines genehmigten Dissertation,.2001, s.23
12 Coşkun, a.g.e.,. s. 10
13Gebhard Kirchgasner , Außenwirtschaft, 53. Jahrgang,1998,Heft 1. Zürich, s.33 14 Friedman, a.g.e., s. 49
15 Gary Hamel, C. K. Prahalad, Geleceği Kazanmak, çev. Zülfü Dicleli, İnkılâp Kitabevi, İstanbul
kararın diğer bir bölümündeki topluluğu veya bireyi etkilemesini nitelemektedir16. Küreselleşme yalnızca yayılma değil aynı zamanda devletlerin birbirine bağlaması olarak da ifade edilmektedir. Farklı bir ifade ile devletlerin kendilerini soyutlamasına izin vermeyen bir süreç olarak nitelendirilir17. Fırsat ve tehditlerinin katlanarak artmasının dayanak yeri bir yandan işbirliği ve dayanışmadan diğer yandan da çatışmalardan kaynaklanmakta olduğu görülmektedir. Örneğin, AB bir yandan Japonya’ya karşı ticaret açığı sıkıntısı yaşıyor ve bu ülkenin pazar giriş engellerinden şikâyet ederken diğer yandan ABD ile sosyal haklar ve işçi hakları gibi meselelerde işbirliğine gitmektedir18.
Küreselleşme hem mekânsal hem de zamansal boyutu19 beraberinde getiren iki farklı fenomenden oluşmaktadır, bunlar: Geniş bir menzil (yayılma) ve uluslararasılaşmadır (derinlik)20. Ayrıca küreselleşme kavramını anlam katan dört kelimeden bahsedebiliriz. Bunlar: Çeşitlilik, süreci gerçekleştirme ehliyeti, yayılma ve güçtür. Çeşitlilik ya da çok yönlülük diyebileceğimiz özelliği ülkelerin iktisat politikalarının dünya ekonomisinde artarak entegrasyonu sayesinde ekonomik ilişkilerin küreselleşmesini ifade etmekte ve küreselleşmenin merkezini oluşturmaktadır. Bu kavramın altında yönetim/yönetim düzenlemeleri, tüketici ilişkileri, yaşam biçimi, teknoloji, piyasa ve piyasa stratejileri ve finans piyasalarının küreselleşmesi bulunur. Tabi burada işletmelerin küreselleşmesi ile piyasaların küreselleşmesi farklıdır. Küreselleşme işletmeler için bir takım aktivitelerini, sınır ötesine taşınması anlayışı olarak da görülmektedir. Bu anlayış diğer kurumlar (aktörler) ile küreselleşmeye katılımın dünyada, bir bölgede, iktisat politikası veya sektör olarak gelişmeye dâhil olmasıdır. Global piyasalar ise ürün ve faktör piyasalarım olarak anlamak gerekir ki bu yabancı ülkelerin önemli sınırlandırmalar olmadan yayılabilmesidir. Diğer yandan çeşitlilik sadece ekonomik bir yayılmadan ziyade diğer toplumların çevresini de gözlemeyi kapsar. Yani ekonomik olduğu kadar ekolojik, politik, sosyal yada başka toplumların çevresinin küreselleşme fenomenini de kapsar. Bu nedenle küresel ekonomiden bahsetmek ne kadar doğalsa
16 A. Jan Schwaab, “Begriff und Messung der Globalisierung”, Beitrag Nr. 53, Johannes Gutenberg-
Universität Mainz, November 1997, s. 15
17Ernst-Otto Czempiel, “Regionalisierung und Globalisierung- Herausforderungen der deutschen
Aussenpolitik”, Globale Politik für eine globale Welt- Das Vermächtnis von Willy Brandt, Ver. Thomas Meyer, Josef Minzenbach, Akademie der Politischen Bildung, Bonn, 1999, 24
18 Philip Kotler, Somkid Jatusripitak, Suvit Maesincee, Ulusların Pazarlanması (Ulusal Refahı
Oluşturmada Stratejik Bir Yaklaşım), İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2000, s. 25 19Katrin Grüber, Szenarien globaler Entwicklung im 2.Jahrhundert, http://www.lpb.bwue.de/puplikat/ forum8/ global/3htm
çevresel problemlerin küreselleşmesinden bahsetmekte o kadar doğaldır21. Malların, hizmetlerin, bireylerin ve sermayenin eskiye göre ulus ötesine geçişin hızlanması, taşıma maliyetlerinin düşmesi, teknolojik değişim, küreselleşmenin belli başlı etkileri olarak görülebilir22. Sürekli parçalanma bireyin ve topluluğun dünya çapında yayılmasına sebebiyet vererek küreselleşmesini sağlayacaktır. Küreselleşme yalnızca çok sayıda parçalara ayırmayı değil aynı zamanda farklı aktörler arasındaki ilişkinin geliştirilmesi -devlet ve toplum - geri getirebilir Tüm küreselleşme görüşlerinin sebebi insanı içerir. Bu birey ya da işletme, kurum, odak, devlet gibi farklı yapıdaki birlikler olabilir23. Diğer yandan “küresel düşün yerel hareket et” türünden söylemlerin artması aslında yerel ile küreseli bağlamada küreselleşmenin parçalama yerine bütünleştirici yönünün varlığına da işaret etmektedir24.
Sonuçta küreselleşme tüm dünya yüzeyindeki aktörlerin büyüyen ilişkiler ağı sayesinde oluşan bir süreç olmaktadır25. Grüber’e göre; devletler ve toplumlar arasındaki enine (yatay) bağlantı ve temasların çok yönlülüğü bugünkü dünya sistemini oluşturmaktadır. Dünyanın bir ucundaki bireysel ve toplumsal bir olay başka bir yerdeki kararları, olayları ve sonuçları etkilediği görülmektedir. Küreselleşme kendi içindeki kendini tekrarlamaktadır. O ne post kapitalist bir toplumda kapitalizm dalgası, ne iyi bir kapitalizmden (sosyal devletten) kötü bir kapitalizme (gazino ekonomisi) geçiştir. O kendini ulusların zenginlik çağından, dünyanın zenginliği çağına geçisin adıdır. Bunun yanında kazançların yanında kayıpların olması kaçınılmazdır. Hatta kazançlara göre kayıpları da vardır. Bu kayıplar ülkeler, bölgeler ve kıtalar (Afrika gibi) için geçerlidir26.
1.3. KÜRESELLEŞMEYE İLİŞKİN TERMİNOLOJİ
Küresel ekonominin dinamikleri uluslar, bölgeler ve yerelin yapı ve de gelişimine şekil vermesinden dolayı27 küreselleşme kendisi ile beraber
21 Schwab, a.g.m., s. 16
22 Rene L. Frey, “Zwischen den Städten: Konkurrenz oder Kooperation?”
Wirtschaftswissenschaftliches Zentrum WWZ Universität Basel, Abteilung Wirtschaftpolitik, 200 s.7
23 Schwab, a.g.m., s. 16
24Murat Ali Dulupçu, Küresel Rekabet Gücü Türkiye Üzerine Bir değerlendirme, Nobel Yayın
Dağıtım, Ankara, 2001, s. 18.
25 Schwab, a.g.m., s. 16 26 Grüber, a.g.m., s. 3
27 Dieter Läpple, “Städte im Spannungsfeld zwischen globaler und lokaler Entwicklungsdynamik”,
Europäische Konferenz: Lokale sozio - economic Strategien in disadvantaget urban areas, İnstitut für Landes- und Stadtentwicklungsforschung des Landes Nordrhein-Westfalen, Dortmund: ILS, 200 s.1
uluslararasılaşma, bölgeselleşme, yerelleşme, çoklu-yerelleşme ve glokolizasyon (küyerelleşme) kavramlarını da beraberinde getirdiği görülür28.
Şekil 1. Küreselleşme ve Beraberindeki Kavramların İlişkisi
Kaynak: A. Jan Schwaab, “Begriff und Messung der Globalisierung”, Beitrag Nr. 53, Johannes Gutenberg - Universität Mainz, November 1997 s:12
1.3.1.ULUSLARARASILAŞMA
Küreselleşmenin ilk elementi olarak uluslararasılaşma; artan uluslar arası yoğunlaşma ile ülkeler arasındaki sürekli artan bağımlılıklar sonucu, bir ülke için başka ülkelerin artan önemidir. Düşünce bakımından küreselleşmenin sınırlandırılmış halidir29. Bu bağlamda koloniler zamanında da bir entegrasyondan bahsedilebilir. Çünkü ülkeler zorla da olsa mal- sermaye ve iş gücü (köle) piyasalarında entegre olmuşlardı30.
Herhangi bir ülkenin ticareti sadece komşu ülkelerle yapması bir uluslararasılaşmadır. Bu düzlemde Uluslararası ekonominin belirleyicileri ulusal ekonomilerdir. Ulusal ekonomik aktörler için uluslararası etkileşimin sonuçları tehdit ve fırsatlar olarak algılanır31. Bu süreçte hammadde, sanayi ürünlerinin, hizmetlerin, paranın, fikirlerini ve insanların yani ulus devletin aktörlerinin çevresindeki bulunan aktörlerin de değişimidir32. Uluslararasılaşma bölge ile sınırlandırılabilir (ticaret sadece komşu ülke ile yapıldığı halde) ki burada bir uluslararasılaşmadan bahsedilebilir fakat küreselleşme olmaz. Küreselleşmeden bahsedilebilmesi için
28 Schwaab a.g.m., s.12 29 Gierhardt, a.g.e., s. 22
30 Wilfried Fuhrmann, Globalisierung: Mechanismen und Ergebnisse , Nr. 1, 2000 s. 2, www.regionalökonomik.de,
31 Hirst Paul, Thompson Grahame, Küreselleşme Sorgulanıyor, çev. Çağla Erdem, Elif Yüksel, İstanbul, Dost Kitabevi Yay., 1998, s. 35
32 Grüber, a.g.e. s. 3 Uluslararasılaşma Bölgeselleşme Mekânsal dağılım Yerelleşme Küreselleşme Çoklu yerelleşme
bununla beraber dünya yüzeyinde (mekânsal yönetim, her yerde var olma yayılma v.s.) ülke dış aktivitelerin dağılımı ile doldurulması gerekmektedir33.
1.3.2. BÖLGESELLEŞME
Bölgeselleşme farklı anlamları içinde barındırır. Coğrafi sınırlar ile belirlenmiş politik ve yönetimle ilgili olarak (yönetimsel), analiz (çözümleyici) ve plan aracı olarak -stratejik (iş piyasaları mekânsal düzen, ekonomik gelişim), yer olarak dil, toprak, anavatan sembolü ve oradaki problemleri çözme (işlevsel) birlik ve ulus devletlerarasındaki düzenleme örneğin Avrupa birliği (analiz-çözümleyici)34. Küreselleşme bir yandan ulus üstü bölgeselciliği kuvvetlendirirken aynı zamanda ulus altı bölgeselciliği de kuvvetlendirmektedir. Bu bağlamda küreselleşme bir taraftan hegemonya ile eş anlamlı olmuş diğer taraftan bölgeselleşme fikri ile beraber gelişmiştir35. Bu çalışmada öncelikle analitik açıdan bölgeselleşme ele alınacak daha sonraki bölümde ise asıl konumuzla ilgili olarak stratejik değerlendirme kapsamında bölge incelenecektir.
Bölge, analiz (çözümleyici) bakışla uluslararasılaşmanın büyük halidir. Yani ülke dışı aktivitelerin coğrafi olarak sınırlanması denebilir. Bir başka ifade ile dünyanın herhangi bir bölgesi ya da parçasındaki birbirine yakın veya bir kıtadaki ülkelerin bir grup oluşturması olarak anlaşılabilir. Küreselleşme ve bölgeselleşme sadece mekânsal boyut içinde farklılaşırlar. Küreselleşmenin karakteristik özelliklerini temelde burada gözlemlenir36.
Finans –sermaye, yatırım mallarına bağlı sermayeden daha akıcı olmuştur. Tüketim talebi bakımından mekâna bağlılık üretimden daha esnektir. Küresel olarak hazır olan üretim faktörü bilginin modern enformasyon iletişim tekniklerini çekmekte olduğu görülmektedir. Yenilik sayesinde her yerde bilginin somut uygulaması, bölgesel ilişki ve onun aktörlerini tekrar önemli hale getirmiştir. İç piyasasının gelişimi ve dışarıya yönelme gergin bir ilişkide oluşmaktadır. Bölgeye yönelme ve küresele yönelme birbirine esasta dışlamadan tamamlayıcı bir gelişim hedefler 37.
33 Schwaab a.g.m., s.12
34 InfoBox nachhaltige Region, basistexte,s. 34 http://www.blk21.de
35 Uğur Kömeçoğlu, “Küreselleşme, Modernleşme, Modernlik”, Doğu Batı, Düşünce Dergisi, Yıl:5
Sayı: 18, Şubat, Mart, Nisan, 2002, s. 21
36 Schwaab, a.g.m. s. 13
37 Rainer Lukas ”Von der regionalisierten Strukturpolitik zur nachhaltigen Regionalentwicklung”
Küresel ekonomiye geçmeden önce bölgesel ekonomiye geçilmiştir. Yugoslavya, Sovyetler Birliği, Çek Cumhuriyeti ya da Slovakya gibi ülkeleri ele aldığımızda birlikte yaşamak istememelerine rağmen Avrupa Birliğine katılmak istediklerini görmekteyiz38. Coğrafi bölge olarak aynı coğrafyayı paylaşan ülkelerde ulaştırma giderlerinin düşük olması, birbirine yakın ülkelerin değerlerindeki benzeyişin getirdiği ürünü ülke içi ve dışına satmadaki kolaylık gibi nedenlerle bölgesel yakınlıkları olan ülkelerin diğer ülkelere nazaran birbirleri ile ticaretlerinin yoğunlaşmasına neden olurlar. Sonuçta sanayileşmiş ülkelerin mal- hizmet ticareti ve doğrudan yatırımları yoğun biçimde kendi bölgelerinde oluşur. Bu da bölgeselleşme baskısını (AB, NAFTA, APEC v.s) artırır39. 21. y.y da izlenmesi gereken fırsat yolları girişimcilik, ortak girişimler, ortaklıklar, ittifaklar, küresel ağlardır.40
Buradan hareketle küreselleşme mekânsal gelişim sürecinde, mekânsal iş bölümümü yoğunlaşmasıdır denebilir. Son yıllarda bölgesel ekonomiler hızla gelişirken bölgesel iş bölümü konusunda yapılan çalışmalarda da artış görülmektedir. Geleneksel dış ticaret teorileri; mekân (kuruluş yeri) ile dış ticaret teorisi arasında sıkı ilişkiler kurmasına rağmen, yeni dış ticaret teorileri farkı ekonomilerin birbirleri ile ilişkilerinin belirlendiği ve aralarındaki iş dağılımına yeni açılımlar getirmiştir. Şüphesiz Ohlin, Prodöhl, Giresch ve diğerleri bu bağlantıyı açıkça ortaya koymuşlardı. Prodöhl’e göre kuruluş yeri teorisi yeni bir teori değil bilakis dış ticaret teorisinin son halkasıdır. Malların, üretim faktörlerinin ve bilginin mekânsal maliyetlerinin devamlı düşmesi (mekân farkından dolayı ortaya çıkan maliyet) mekânsal ekonomik ayırım sürecinin anlaşılmasında çıkış noktası olmaktadır. Bu durum genel bir bakış açısı ile aynı zamanda küreselleşmenin nedeni olarak mekânsal taşıma maliyetlerinin düşmesi anlamına da gelir. Mekân farkından dolayı oluşan maliyetin düşmesi -bir bakıma mesafenin aşılması (yenilmesi) bölgesel(ulusal, yerel) üreticilerin mesafe tarafından korunmasını azaltmış bir bakıma mekânsal nedenli monopolları zayıflatmıştır. Bölgesel satıcılar tüm dünyadaki satıcılar ile rekabete başladı. Bu durumda ayakta kalmak isteyen işletmeler; müşteri fiyatlarını dikkate almak, üretimlerini rasyonelleştirmek üretimlerini çekirdek alanla sınırlandırmak, ya da işbirliği yardımı ile sinerjiyi
38 Lester Thurow, “Kapitalizmin Yapısını Değiştirmek”, Geleceği Yeniden Düşünmek Derleyen:
Rowan Gibson, çev. Sinem Gül, Sabah Yayınları, İstanbul, 1997, s. 204
39 Gülten Kazgan, Küreselleşme ve Ulus – Devlet, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yay. İstanbul, 200, s
142-143
40John Naisbitt, “Ulus Devletlerden Ağlara”,Geleceği Yeniden Düşünmek Derleyen: Rowan, Gibson,
artırarak başka bölgelerdeki üreticiler ile birlikte olmak zorunda kalmışlardır. Bunu başaramayanlar yerleşik ekonomik aktivitede sınırlı kalmak ya da tüm pazardan silinmekle karşı karşıya kalmak durumdadırlar. Başka bir ihtimalle de imkânlar dâhilinde rekabet avantajını korumak için işletmeyi taşımak(mekân değiştirmek) gerekebilir. Ekonomik yaşamda ayakta kalmak için bölgesel üreticilerin mekânsal yer değiştirdiği prensip olarak bir alternatif olarak görülür. Bu değişimde piyasadaki üreticilerin ne kadarının yer değiştirdiği tam olarak tahmin edilemez. Sonuçta bölgede değer ve iş alanı yaratma kaybolur. Küreselleşme bölgeleri büyütürken yalnızca risklerini ve uyum sürecini değil aynı zamanda bölgenin önünü de açar. Bölgesel üreticiler için bölgenin sınırları içindeki düşük maliyetler anlamlıdır. Bu durum önemli pazar alanlarını daha da büyütecek ve genişleme şansını verecektir. Bir bölgenin gelişimi için önemli olan bundan böyle düşen maliyetlerle beraber bölgeye gelecek işletmeler(yer değiştirmeden dolayı), sermaye akımı ve dışarıdan gelen iş gücüne de bağlıdır. Bölgeye akan potansiyel üretim faktörleri bölgeyi daha da büyütecektir. Küreselleşme bir bölgeyi avantajları ve dezavantajları ile önceki görünüşünden daha ileriye götürür. Yerellik avantajları hem işletmelerin hem de iş gücünün bölgeye akın etmesini-özellikle yüksek kalifiyeli-ve bölgesel üretimin dünya pazarında payının artmasını sağlar. Dezavantajı ise firmaların göç etmesi (yer değiştirme), iş alanlarının dağılması ve bölgesel firmaların dünya pazar paylarını kaybetmesi sayesinde görülebilir. Bölgeler küreselleşme sayesinde mekânsal hareketli iş gücü, firmalar ve insanların kafası içinde bilgi dâhilinde öncekinden daha fazla bir rekabete girerler. Bunun yanında kazanan bölge, diğer bölgelerle karşılaştırılınca en iyi kazancı ve yaşam imkânlarını sunan bölge olacaktır41. Sonuç olarak diyebiliriz ki bölgeye yönelme küreselleşmeye karşı olmaktan daha çok bölgesel gücün küresel tehditlere karşı durmasıdır42.
1.3.3.YERELLEŞME
Yerelleşmede pratikte uluslararası aktiviteler ihmal edilir. Yani esas çalışma sahası ulusal düzeydedir. Küreselleşme yerelleşmeye göre iki bakımdan farklıdır. İlk olarak sadece mekânsal bir kabulle dar bir sınır değil bilakis ülke dışı aktörlerin (etkilerini) nesnel çevresindedir. İkinci olarak yerelleşme ülke dışındaki ne kuvvetli
41 Konrad Lammers, , “Raumliche Wirkungen der Globalisierung in Deutschland” Budesamt für Bauwesen und Raumordnung, Informationen zur Raumentwicklung, Heft 1, 1999 s. 14-15
42 Jochen Röpke “Schöpferische Antworten auf globales Unternehmertum: Der Einfluss des
internationalen Handels auf Wirtschaft, Politik und Gesellschaft” Zeitschrift für Wirtschaft,
Wissenschaft und Kultur, Sonderheft III+IV, 1998, s. 84–101, Rainer Lucas, ”Von der regionalisierten Strukturpolitik zur nachhaltigen Regionalentwicklung” Wuppertal Papers, No. 101, April 2000, s. 7
ne de mekânsal genişleyen ekonomik ilişkileri sürdürür. Bunun yerine zayıf, bilinen ekonomik bağlantıları komşu ülkelerle yakınlaştırır43.
Diğer taraftan küreselleşme, uzakta yaşanan birçok deneyimin yakında tek bir noktada toplanması birçok olaydan haberdar olunması şeklinde tanımlanabilir44. Küreselleşme ilk olarak uluslararası şirketlerin yerel şirketlere karşı avantaj sağlayarak yerelleşmenin önemini azaltmıştır. Bu söz konusu şirketler için bir avantajdır. Günümüzde şirket en düşük maliyetli yerden girdi, düşük iş gücü ve küresel sermaye kısıtları arasında çalışmak zorundadır. Artık küresel dünyada küresel şirketin çokluğu herhangi bir şirketin uzaktan alabileceği bir herhangi bir şeyi herkes alabilir- ulaşabilir olması küreselleşmenin avantajını ortadan kaldırmıştır. Küreselleşmenin yeni çehresi paradoksal olarak yerelliğin önemini artırmıştır. Porter’ın “ev tabanı” adını verdiği şeyin önemi artmıştır. Bu yerler; belli bir işin yenilik merkezi haline geldiği benzersiz ve önemli bir beceri, uzmanlık tedarikçiler ve kuruluşlardan oluşmaktadır. Eskiden şirket boyutu önemli iken günümüzde öbeğin, ağın ve altyapının önemi artmıştır. Yeni paradigma her şeyi belli bir yerde yapmaktansa uzmanlaşmaya belli işleri -o yerde en iyi yapabileceği işleri- belli bir yerde yapmak önem kazanıyor.45 “Küresel düşün yerel davran”, artık yerel düşün küresel davran olmuştur. Ne kadar evrenselleşirsek o kadar yerel davranıyoruz. Ekonomik açıdan bağımlı hale geldikçe temel kimliğimizi oluşturan şeylere tutunuyoruz46.
1.3.4.ÇOKLU YERELLEŞME
Uluslararasılaşmayla beraber aktivitenin mekânsal dağılımının büyük olması olarak tanımlanabilir. Daha doğrusu yerelleşmenin marjinal bir durumu ya da küreselleşmenin özel bir biçimi diyebiliriz. Küreselleşmenin bir sonucu olan çoklu yerelleşme ” küresel düşün yerel hareket et” sözü ile ifade edilebilir. Böyle bir stratejinin hedefi tüm dünya için bir yerde olma yerine olayın olduğu yerde satış organizasyonu kurma, üretim ile birlikte imkânlar dâhilinde birçok yurt dışı pazarda hazır bulunmaktır. Bu yönetim yetkisinin ve işletme yapılarında kuvvetli âdemi merkezileşmeye götürmenin yanında şirket yoğunlaşmaları, gerektiğinde stratejik
43 Schwaab, a.g.m., s. 13
44 Ebru Güzelcik, Küreselleşme ve İşletmelerde Değişen Kurum İmajı, İstanbul: Sistem Yayıncılık, 1999, s. 17
45 Michael E. Porter, “Yarının Avantajlarını Yaratmak”, Geleceği Yeniden Düşünmek, Derleyen:
Rowan, Gibson, çev. Sinem Gül, Sabah Yayınları, İstanbul, 1997, s. 52
ortaklıklara girme ve birçok ülkede geniş ölçüde bağımsız ana şirkete bağlı şirketlere sahip olmayı getirmektedir47. Özellikle ticaret ve ileri teknoloji endüstrilerinde, uluslararası işletmeler arasında birlikte çalışmanın yeni formları gerçekleşti. Bunların arasında lisans, araştırma ve teknoloji transferi gibi konular sayılabilir.1998 yılında 45 binden fazla uluslararası işletme ve onların 250 binden fazla yan kuruluşu bulunmakta idi. Bu işletmeler dünya üretimimin ve karşılıklı ticaretin yaklaşık üçte birini gerçekleştirmişlerdir48.
Bu durum karşımıza ulus ötesi işletmeleri çıkarmaktadır49. Bunlar ticaretin küreselleşmesini kuvvetlendirmişlerdir50. Küreselleşmenin merkezi aktörü sayabileceğimiz bu işletmeler bir bakıma da küresel oyunculardır51. 1988 yılı için yapılan bir hesaplamaya göre toplam varlığı 4 trilyon doların ve yabancı varlıkları 1,1 trilyon doların üstünde olan 20 bin çok uluslu şirket (ÇUŞ) dünya üretimin yüzde sekizini gerçekleştirmektedir52. 2002 verilerine göre bu sayı 60 bine ulaşmıştır ve ÇUŞ’ler dünya ticaretinde 2/3 lik bir paya sahiptirler. Bu işletmelerin ayrıca 800 binin üzerinde dış temsilcilikleri bulunmaktadır53. Küresel Endüstriyel olarak en önemlileri öncelikle petro- kimya daha sonra sırası ile otomobil sanayi, elektrikli ev aletleri, lastik tekerlekler, ecza- ilaç, tütün, alkolsüz içki, hızlı yiyecek, mali danışmanlıklar ve lüks otelledir54. Bunlar ülkelerin, sektörlerin ve işletmelerin
sınırları üzerinde hedeflenmiş parçalanma ve yer değiştirme sayesinde kendi değer zincirlerini organize ederler. Sesleri ara mamul üretenler, işçi temin edenlerin, evinde iş yapanların( tele arbeit ) ve takımların bağlarını sık sık değiştirmeleri nedeni ile adeta kalınlaşıyor. Bu değişim ulu ötesi ağlarında sık yer değiştirmesi ile sonuçlanmakta ve şirketlerin bir mekânından (yerinden) bahsetmek imkânsız olmaktadır55. Böyle bir durum küreselleşmenin mekânsal görüşü ile yakından alakalıdır. İkisi de tüm dünyada ilişki ve nedensellik ağının mekânsal dağılımına sahiptirler56.
47 Schwaab, a.g.m., s. 16
48 Mıtteilung der Kommission an den Rat, a.g.e., s 7 49 Schwaab, a.g.m., s 17
50 Mıtteilung der Kommission an den Rat, das Europäische Parlament, a.g.e. s 7 51 Schwaab, a.g.m., s. 17
52 Rana Eşkinat, Küreselleşme ve Türkiye Ekonomisine Etkisi, Anadolu Üniversitesi yay. No. 1036,
Eskişehir, 1998, s. 115-116
53 Hüseyin Fidan, “Küreselleşme Amacı ve Etkileri”, Standart, Yıl 43, Sayı 507, Mart 2004, s.23 54 Eşkinat, a.g.e., s.115-116
55 Läpple. a.g.m., s.1 56 Schwaab, a.g.m., s. 14
Ülke açısından çok uluslu şirketler, bir gelişme mekanizması olabileceği gibi sömürünün aracı da olabilirler. Gelişmekte olan ülkeler için yabancı sermaye yatırımını çekmek, kaynak artırmak, döviz açığını kapatmak, ülkedeki yönetim ve beceri düzeyini artırmak ve vergi artışı gibi amaçlar olabilir. Buna karşılık ülkede ücret farkını artırıp gelir dağılımını bozabilirler. Yerel istihdamda kullandıkları iş görenler vasıfsız kişilerden oluşabilir. Yerel vergilendirmeden kaçabilirler, sadece yerel varlıklar üzerinde değil ülkenin politik kararları üzerinde de söz sahibi olabilirler57.
1.3.5.GLOKALİZASYON
Bölgesel ekonomik tartışmalara paralel olarak küreselleşme ve bölgeselleşme ilk bakışta karşıt gibi görünürler. Küresel yapı rekabetçi yerel bağlamda üretir ve tekrarlar58. Küreselleşmenin yerinden edici güçlerine karşı, yerelin yeniden yerleştirici güçleri arasında sürekli bir itici ve çekici ilişki vardır. Farklı bir açıdan bakacak olursak: Yerinden edici bir gücün olduğu her yerde yeniden yerleştirici bir güç muhakkak olacaktır59. Küreselleşmenin etkisi, özellikle büyük şirketlerin işlerini
bölme ve farklı etkinliklerini farklı toplumlardaki, farklı emek pazarları içine yerleştirme becerilerindeki artış ile yerelin ayırt edilmesini artırmaktadır60. Bir taraftan uluslararası yoğunlaşma ve ürün dağılımı diğer taraftan ürünlerin yerel ya da bölgesel bazda yoğunlaşması, ulus devletlerin düzenlenmesi, ulusal sınırların ve yayılmanın ekonomi üzerindeki etkisi olarak anlaşılmaktadır. Aynı zamanda küreselleşme ve bölgeselleşme küresel bağlantısı olmayan bölgenin sürekli olamayacağından dolayı birbirinin tamamlayıcısıdır. Bölgelerin yoğunlaşmaya ve uzmanlaşmaya dayanan başarıları bölgenin içyapısının kabuk bağlamasını (kapanmayı) engellemek, esneklik ve yenilik yeteneği gücünü elde etmek, dışarıya bağlanmayı ve açıklığı gerektirir. Bu konuda en iyi örneklerden biri İtalya’daki deri ürünleri endüstrisidir. Burada yerel küresele bağlanarak geleneksel endüstri küresel yönetim merkezi olmuştur61.
57 Philip Kotler, v.d. a.g.e., s. 56
58 Rolf Strittmatter, Regionenmarketing in der Europäischen Unions-Determinanten einer
strategischen Marketingkonzeption für die „Vier Motoren für Europa”(Baden-Württemberg, Katalonien, Rhone- Alpes), Dissertation, Albert- Ludwigs- Universität. Br.,2002, s.96
59 Uğur Kömeçoğlu, a.g.m., s. 22
60 John Urry, Mekânları Tüketmek, çev. Rahmi G. Öğdül, Ayrıntı yay. İstanbul, 1999, s.210
61 Steffen Becker, Sven Gentner, Vivien Lo, Thomas Sablowski, Hans Jörg Trost “Integrationspapier
des Teilprojektbereichs C Globalisierung und Regionalisierung” Sonderforschungsbereich 403, “Vernetzung als Wettbewerbsfaktor am Beispiel der Region Rhein-Main” Johann Wolfgang Goethe-Universität Frankfurt/M., s. 1
Glokalizasyon (küyerelleşme) küreselleşme ve yerelleşme kavramlarından oluşur62. Bu süreçte yerellik, küreselin mikro tezahürüdür ve ya değişik bir ifade ile küreselin temsilcisidir. Onu yok etme çabasında değildir. Ancak onu değiştirip dönüştürdüğü de bir gerçektir63.
Yerel ve küresel gelişim sürecinde karşılıklı bağımlılık ilişkisi özellikle üretimin Post Fordist yeniden organizasyon alanında açık şekilde görülür. İşletmelerin uluslararası istihdam stratejisinde (küresel kaynak kullanımı) bağlantısı ile seri üretimdeki maliyetlerden kaçma (tam zamanında üretim) glokalizasyon kavramını karşılar. Aralarındaki ortak işbirliğindeki güven ve iletişimin kalitesine ancak aktörlerin mekânsal yakınlıkları ile ulaşılabilir. Avrupa’daki birçok yükselen bölgede gelişim, sektörün yapısı ya da mekânın konumu ile değil daha çok küreselleşme baskısından kaçışın, bütünleşmiş üretim sistemlerinin büyüyen öneminden, özellikle rekabet ve işbirliği arasındaki performans daha doğrusu yenilik standartlarındaki denge sayesinde ortaya çıkmıştır. Değişik bir ifade ile bölgesel üretim kompleksleri ve artan yerel rekabet ile bağımlılık bölgenin değerini arttırmıştır64.
1.4.ULUS DEVLETLER VE KÜRESELLEŞME
Endüstri devrimine kadar refah ile toprak sahipliği aynı anlama geliyordu. Ülkeye faydası ise kendi kendine şarkı söylemeye benziyordu. Aynı süreçte insanlık tarihi kanlı çatışmaların içine de çekiliyordu. Know how un faydası ise buna karşılık şarkıyı kendi kendine söylemek ve ayrılamaz kaynaklar üzerine çatışmak değil bilakis bilgiden doğan refahın ortaya çıkmasıdır. Ancak bu barışçı bir dünyada yaratılabilirdi. İkinci dünya savaşının verdiği en büyük derste bu olmuştu. O zamanda daha fazla toprak daha fazla güç anlamında idi ancak aksine endüstri devletlerinin ilerlemesini yavaşlatmıştı. İletişime dayanan ekonomik sistemin küresel etkisi modern devletlerde iki şekilde kendinin göstermiştir. Bunlar: Egemenlik ve devletin mülküdür. Ekonomik küreselleşme, politik-ekonomik güç ve ekonomik uğraşın devlet mülküne (toprağına) bağlı organizasyonlarda büyük bir değişime gösterdi. Bu gün küresel ekonominin güçlü bir şekilde artan etkisi, modern devlet ve devlet siteminde toprak ve egemenlik arasındaki çatışmanın çözümünün çerçevesini çizmektedir. Karlılık ve kontrol kuvvetli yayılma eğilimleri ile işletme yapılarındaki
62 Strittmatter, a.g.e., s. 96 63 Akça, a.g.m., s. 220 64 Strittmatter, a.g.e., s. 96
yüksek düzeyde birleşme hizmetlerin ve işletmelerin dünya yüzeyinde coğrafi dağılımın unsurlarını oluşturmaktadır. Küreselleşme ve toprak sahipliği bir yandan mekânsal ekonomik yapının düzenlenmesinde devleti tek başına yıldırmakta diğer yandan hızla gelişen ekonomilerde merkezin fonksiyonu eşit olmayan bir şekilde belli alanlarda toplanmaktadır. Burada merkezi fonksiyon yalnızca firma (üretim) merkezli gelişen ekonomiler değil bilakis yüksek düzeyde yerleşmiş finans, hukuk, takas ve yönetim merkezleridir. Küresel ekonomide egemenlik ve toprak sahipliği sorunu iki önemli içeriği kapsamaktadır. Birincisi entegre olmuş işletme sistemlerinin, hizmet ve coğrafi dağılımlarıdır. Özellikle merkezi kontrol zirvede ise merkezin fonksiyonu artmaktadır. Ne kadar küreselleşen firma varsa o kadar daha merkezi olacak, buna göre de taşıma faaliyetlerinin âdeti, kapsamlı ve karışık olacağı söylenebilir. Diğer yandan yönetim ve planlama fonksiyonları işletmelerin yalnızca bir ülkede değil birçok ülkede faaliyet göstermelerinden dolayı ulusal hukuk, takas, reklâm ve kültür ağlarından daha fazla uluslar arası hukuk, finans reklâm ağlarında ticari çeşitlik olacaktır. Bu durum bu tür faaliyetlerin gerçekleştirilmesinde firma merkezinin olduğu ülkelerden daha ziyade faaliyet gösterilen ülkelerde gerçekleştirilmesi zorunluluğunu getirmektedir. Bu gün sık sık “ulus devletlerin sonu…” ile başlayan cümleler de konuşulan ülkeler daha çok dünya yüzeyinde hareket eden çok uluslu şirketlerin güçlü baskıları sayesinde politik ve özerklik kabiliyetleri sarsılanlardır65.
Günümüzde ulus devletler “yukarıdan aşağı” ve “aşağıdan yukarı” baskılarla gücünü ve etkisini yitirmektedir. Bir taraftan AB, NAFTA, BM gibi örgütlerle uluslar ötesi şirketler şeklindeki uluslar üstü kurumlar; diğer yanda eyalet, şehir, bölge vb. yerel yönetim ve örgütler, federal ve merkezi devletlerin bölünmesine, yerel birimlerin güçlenerek çeşitli serbest gümrük bölgelerinin ve hatta “silikon Vadileri’nin ortaya çıkmasına yol açıyor.66 Bu süreç ulus devletin bir ara örgüt haline gelmesi neden olmaktadır 67. Hükümetler genişletilmiş ticaret, elverişli bütçe dengeleri, sağlıklı para ve makro ekonomi politikalarını ve sermaye hareketliliği için en iyi fırsatları öncelikli politikalar olarak kabul etmekte, bunları küreleşmeye uyumlu hale getirmektedirler. Bunların ötesinde güvenlik bile ülke bütünlüğünü
65 Romain Kirt, , “Kleinstaat und Nationalstaat im Zeitalter der Globalisierung” ZEİ
Diskussion Paper, C 52, 1999, s. 39-40
66 Chris Freeman, Luc Soete, Yenilik İktisadı, çev. Ergun Türkcan, Tübitak, Ankara, 2003, s. 361 67 Kazgan, a.g.e., s. 34
savunmadan çok küresel ekonomiye referansla tanımlanmaktadır68. Yine artık günümüzde herhangi bir millet dünyanın geri kalan kısmını çıkarlarını dikkate almadan dilediğini yapma* hakkına sahip olma fikri geçerliliğini yitirmektedir69.
Bilgi toplumunda bilginin dolaşımının hız kazanması, bilginin hiçbir devlet tarafından kontrol altına alınamaması, dünyanın birçok bölgesinde aynı bilgiye ulaşma ve kullanmanın mümkün olması ulus devletten daha çok uluslar üstü bir devlete geçisin de habercisidir. Ekonomik küreselleşmenin doğal sonucu olan siyasi küreselleşme ile devletin otoritesi özellikle iktisadi ve teknolojik alanlarda azalmaya başlamıştır70. Ekonomik ilişkilerde Ulus egemenliği yerini yavaş yavaş sermaye egemenliğine bıraktığı görülmektedir71. Buna karşılık ulus devletler küresel sermayenin çıkarlarına muhalif kararla almakta, sınırlayıcı denetimler uygulamakta korumacı politikalara başvurmaktadır. Küreselleşmenin illaki ulus devletleri yok edeceği gibi bir görüş her zamanda geçerli bir görüş değildir. Uluslararası sermaye ile devlet yöneticilerinin çıkarlarının kesiştiği durumlarda bile devlet seçkinlerinin bundan farklı şekillerde güçlü çıkması mümkün olmaktadır. Bu durumda ulus devletin uluslararası arenada egemenlik hakları ile ulusal düzeydeki egemenlik alanı hakkındaki değerlendirmeleri birbirinden ayırmak gerekmektedir. Bu yönü ile küreselleşme bir yandan ulus devleti zayıflatırken diğer yönden aynı sebepten dolayı güçlendirmektedir. Diğer yandan ulus devletlerin iç içe geçmiş ulusal ekonomileri önemli bir mücadele alanı oluştururken bu durumdan yeniden yapılanma imkânı elde eden ülkeler güçlenmiş olarak çıkabilirler. Bunlara rağmen ulus devletlerde bir aşınma varsa bunun tek nedeni küreselleşme değildir. Devlet elitlerinin küreselleşmeye verdiği tepki, sosyal-adalet gibi değerler sonucu vatandaşları ekonomik ve sosyal- bireysel haklar bakımından karlı çıkaran ulus devletler küreselleşmeden pozitif anlamda yararlanacakları diğerlerinin aksi yönde etkilenecekleri zorunlu bir sonuç olarak görülmektedir72. Tarih boyunca güçlü devletler despotik gücü değil alt yapısal gücü kullanan devletler olmuştur. Altyapısal güç ne kadar büyükse stratejik endüstriyel değişimin yaygınlaşması da o kadar etkili
68 Richard Falk, Yırtıcı Küreselleşme Bir Eleştiri, çev. Ali Aksu, Küre yay. İstanbul, 2001, s.211 * Her ne kadar ABD’ nin Irak ve Benzeri yerlerdeki hareketleri bu cümleye karşı gibi görünse de,
ABD dünyanın pek çok ülkesini dışarıda bırakmasına rağmen Iraktan pay almanın ön şartı olarak savaşa yardım etmeyi öne sürmesi ifadeyi bu konuda desteklemektedir.
69 Güzelcik a.g.e., s.17 70 Güzelcik, a.g.e., s. 29
71 Metin Toprak, Ömer Demir v.d. Küreselleşen Dünyada Türkiye Ekonomisi Serbest Piyasa
Devriminin Serüveni, Siyasal Kitabevi, Ankara, 2001, s. 14
olmuştur. Aynı zamanda güçlü devletler sivil toplumla işbirliğini stratejilerini geliştirirken aynı zamanda kendi yetkinlik kapasitelerini de geliştirmişlerdir73.
1.5. “MODERNİZM - FORDİZM” DEN “POST MODERNİZM- POST FORDİZME” UZANAN SÜREÇTE ÜRETİM KAYMASI
Latince modernus kelimesinden türetilen modernite kelimesi Hıristiyanlık döneminin pagan dönemden farklı bir karaktere sahip olduğunu vurgulamak için kullanılmıştır. Onbeş ve yirminci yüzyıllar arasında yer alan entelektüel, kültürel, toplumsal ve estetik dönüşümün sonucudur74. Aslında bu dönüşümü belirleyenler bilimsel, siyasal, kültürel ve teknik ve endüstriyel devrimler olmuştur75. Bu bağlamda başlıca iki ayrı ve birbiri ile çatışan modernite bulunur. Birincisi bütün Batı medeniyeti içinde gelişen bilimsel, teknolojik be endüstriyel başarılardır. İkincisi ise bütünüyle kültüreldir. Bazı yazarlar mordeniteyi modernizmle özdeşleştirmezler.* Onlara göre modernizm modernite içinde sadece bir eğilimi ifade eder76. Modernite dönemsel-yaşanılan- bir durumu, geleneksel olmayan ya da kendisinden öncekilerden bir kopuşu anlatan bir kavramdır. Kendisinden önceki dönemin iktisat, sanat, hukuk ve siyasetine ilişkin yerleşik değerlerinin eleştirisi ile başlamış –başlatılmıştır77. Bir başka görüşe ise yukarıdaki ifadeleri daha geniş anlam içerisinde toplar, doğanın, sosyal dünyanın ve benliğin düzenlendiği ve bu üçü arasında bağlantıların yansıtıldığı zamandır78. Bu zamanda dünyevileşme, bireyin kurtuluşunu akılcılığa bağlama, yaratılan özneden çok yaratan özneye dönüş vardır79. Tourain’e göre modernliğin yüksek, orta ve alçak olmak üzere üç dönemi mevcuttur. Yüksek ya da klasik modernlik olarak tanımlanan dönemde modern toplumların başlıca amacı toplumu yasa ve eğitim yoluyla bütünleştirmek, toplumu siyasal erklerle toplumsal aşama biçimlerinin sürmesini sonraki dönemlere geçmesini istiyorlardı. Akıl yasalara ve bilgi birikimindeki ilerlemeye egemen olduğu gibi eğitim programlarına da egemen olmalıydı. Bu düşünce önce Hollanda ve İngiltere
73 Linda Weiss, John M. Hobson, Devletler ve Ekonomik Kalkınma Karşılaştırmalı bir Tarihsel
Analiz, çev. Kıvanç Dündar, Dost Kitabevi Yay., Ankara, 1999, s.16
74 Ahmet Çiğdem, Bir İmkân Olarak Modernite Weber ve Habermas, İletişim yayınları, İstanbul:
1997, s. 65-68
75Abel Jeanniere, Modernite Nedir? Çev. Nilgün Tutal- Küçük, Modernite Versus Postmodernite, Der.
Mehmet Küçük, Vadi yay. Ankara, 1994, s. 16
* Biz burada modernite ve modernizm kavramlarını çalışmanın sınırlarını aşacağından dolayı aynı
anlamda kabul edeceğiz.
76 Çiğdem, a.g.e., s. 65–68
77 H.Şaban Çalış “Üç Tarz-ı Siyaset’ten Globalizme”, Küresel Sistemde Siyaset Yönetim Ekonomi,
derleyen M. Akif Çukurçayır, Çizgi Kitabevi, Konya, 2003, s. 23
78 Rana A. Aslanoğlu, Kent, Kimlik ve Küreselleşme, Asa Kitabevi, Bursa, 1998, s. 159
79 Fuat Ercan, Gelişme Yazını Açısından Modernizm, Kapitalizm ve Azgelişmişlik, Sarmal Yayınevi,