• Sonuç bulunamadı

Türk tiyatrosu, kurucusunu yitirdi

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Türk tiyatrosu, kurucusunu yitirdi"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

'T T 'CiobM>D\

TÜRK TİYATROSU,

KURUCUSUNU

YİTİRDİ

Melahat ÖZGÜ

Y

urdumuzda Batılı anlayış­ ta Türk tiyatrosunun kuru­ cusu, büyük öğretmen ve dünya tiyatrolarını gözleme ba kurundan araştırıcı, yazılariyle de yorulmadan kültür savaşını sürdüren tiyatro ustamız Muh­ sin Ertuğrul, ayni zamanda An­ kara Üniversitesi, Dil ve Tarih- Coğrafya Fakültesi Tiyatro A- raştırmaları Enstitüsü'nün «O- nur Üyesi» idi. Kendisine bu pa ye, Üniversiteler Kanunu'nun 2. maddesi gereğince. Fakültemi­ ze bağlı tüzel kişiliği bulunan Enstitümüzün Yönetmeliğl’nin 6. maddesi gereğince, Enstitü Yönetim Kurulu'nun önerisi, Ge nel Kurulu'nun seçimi ve Pro­ fesörler Kurulu'nun kararı İle 15 eylül 1970 tarihinde verildi.

Muhsin Ertuğrul, Türk sah­ nesine renk, anlam ve düzen getirdi; sahnemizi sanat alanı­ na çekmek İçin uğraştı; yazar, oyuncu ve yönetici olarak hem kendini, hem de çevresindekile­ ri yetiştirdi. Ona yalnız sanat­ çılar değil, bilim adamları da hayranlıkla baktı ve önünde mutluluk duydular. — Yirminci yüzyıl tiyatromuz, Muhsin Er­ tuğrul ile gelişti, ulusal niteli­ ğini onunla kazandı. Ona gelin­ ceye dek, Tiyatro sanatımız Güllü Agop'ların elinde idi. e- dikpaşa Tiyatrosu da, Türk dili­ ni düzeltmek şöyle dursun, boz muştu..

Muhsin Ertuğrul daha 1930 yılında, tiyatroyu başıboşluktan kurtarmak, onu Batı’da olduğu gibi bir düzene sokmak, sanat­ çıları onurlu bir topluluk halin­ de çalıştırmak için, tiyatrosu içinde bir «Tiyatro Meslek Mek tebi» kurdu, tiyatromuzun ilk ku

rulan okulu bu idi. Okullarımız­ da, tiyatronun ilk yıllardan baş­ layarak girmesini de İsteyen ge ne ilk o oldu. Hâlâ gerçekleş­ memiş olan, ama bir gün mut­ laka gerçekleşeceğine İnandığı mız «Bölge Tiyatroları» düşün­ cesini durmadan savundu. Ne yazık ki artık kendisi bunu gö remiyecektir.

1956 yılının kasım ayında, Bombay'da toplanan «Birinci Tiyatro Konferansı» üzerine bir yazı yazar Muhsin Ertuğrul. Bu yazının sonunda blzler şu tüm­ celeri okuduk:

«Yalnız gönül İstiyor kİ en yakın bir zamanda bizim Üni­ versitemizde bilhassa tiyatro yazarlarımızın yetişebilmesi İçin, Edebiyat Fakülteleri’nde, birer Tiyatro Enstitüsü kurul­ sun böylelikle de biz, Avrupa ve Amerika’dan, hele şimdi As ya'dan da geri kalmıyalım.»

Muhsin Ertuğrul'un bu dileği, İlk olarak, gerek kursu, gerek­ se enstitü bakımından, Ankara' da, Dil ve Tarih - Coğrafya Fa kültesi’nde gerçekleşti. İstan­ bul, bugün hâlâ, hic birini ku­ ramamıştır.

Büyük Usta nın tatlı acı u- zun, yorucu uğraşlarla gecen vetmiş yıllık sanat yaşamı. İz­ mir'de. ikinci olarak acılan Ti­ yatro Bölümü'nün önerisi üze­ rine Ege Üniversitesi «Fahri Doktor» payesini verdi. O. bu mutlu gününü yaşadıktan son­ ra da gözlerini dünyaya kapadı. Kendi sözleri:

«Bir sahne sanatkârının ha­ yatı, ömrün günlerini çifter çif­ ter yiyen e|derhaya benzer. Gü nün birinde sanatkârı mutlaka yiyip bitirecek olan bu ejderha ise bütün bir halkın sevgisiyle kucaklaşmaktır.»

Muhsin Ertuğrul için işte o gün geldi; onun sanat ejderha­ sı «ömrünün günlerini» yiyip bitirdi. Ama, ölümsüzlüğünde rahat uyuyabilir. Büyük Sanat­ çı, çünkü «halkın sevgisiyle ku çoklaşarak» aramızdan ayrıldı.

Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

B ir yıl kadar önce ünlü Fransız tasarımcı Philippe Starck Türkiye’ye

Bu matem saçan havanın içinde daha fazla durmak istemeyen Voli Hâşim Bey, mâtemzede kızın kolun­ dan tutarak onu teselli etmeğe gay­ ret ederken, kahraman

BAHAR TANR1SE VER___________ ANKARA - Hükümetin MHP ka­ nadının, Nâzım H ikm et’e yurttaşlık hakkının geri verilmesine ilişkin ka­ rarnameye soğuk bakması, sanatçı ve

Ancak SETI’nin destekçilerinden olan Cumhuriyetçi Kongre üyesi Lamar Smith, toplant›da yapt›¤› konuflmada flunlar› söyledi:"Uzayda yaflam bulun- mas›,

Bunlar­ dan, Yahya Kemal Yaşarken ki­ tabında, senin gençlerimize bir bilgi ve tahlil yoluyla tanıtılma­ sını uygun bulduğun şiirlerin, fi­ kirlerin ve

dergisinde yayımladıkları makale ile rüzgâr, yağmur ve insan hareketi gibi çeşitli kaynaklardan enerji üretebilen, su geçirmez özellikte bir triboelektrik

Onun için Atay’m kitaplarını, her okulun her sınıfında, dün ve bugün olduğu gibi yarın da aynı güven ve inanla okuyabi­ lirsiniz Hele dikkatli bir

Öte yandan Ebû Zehre, “La ikrâhe” denilmesini, Allah’a davetçinin her türlü dayatma ve zorbalıktan uzak durması manasında anlamıştır. Bu durumu Ebû Zehre