• _ •
fildişi
kuleden
Cemil Meriç
Sanklı İhtilâlci
PARİS YÂRAMI NE DİYOR?
— 1 —
S a rıklı Ih tilâici’yi yakın dostların dan dinlem ek daha öğretici olm az m ı? Ö n ce N am ık K em al'e başvuralım . Zira M u h b ir m uharririni en yakın d an tanıyan adam o. en yakın dan ve en ço k m üdafaa eden. M id h at C em al «Kem al'in S u a v i’ye karşı dostluğu âd eta bir nevi inattı... Bütün a rk a daşların a rağm en «Suavi'ye dostluk.* dem iyor m u?
N e yazık ki; N am ık K e m a l’de nâdiren şâh id olduğum uz bu büyük sabır, S u a v i’nin h u ysuzlu klarına m ukavem et ede mez. Y en i O sm an lıla r'ın P a ris serencâm ını bütün ta fsilâ tıy la bilem iyoruz. Ne var ki; bu eski fikir ve gurbet a rk a d a ş ı nın ism i bite İstanbul’a dönen K e m al'i çileden çık a rm a k ta dır.
M.K. İnal’ı dinleyelim : «Sultan A b d ü lh am id ’in cü lu su nu m üteakiben Ziya P a ş a ’nın riyâsetinde Kem al Bey ve di ğer zatlardan bir heyet te şkil edilerek Tercüm e Cem iyeti nâm ı verildi. S arayda bir dâire ta h sis okındu. Bu cem iyet Ş ark ahvâline ve O sm an lı D evleti’ne dâir Avrupa m atbua tında in tişar eden m akaleleri te tk ik e decek ve m uhtelif li sanla rda e se rle r neşriyle o m akalelerdeki h a ta ları düzeiti- cek idi. B irin ci içtim ain so n ların d a — o vakit m âbeyin feriki olan— S aid Paşa gelerek, «Zat-ı Şahane, S u avi Efendiyi de cem iyetinize alm anızı ve kendisiyle teşrik-i m esâi etm enizi arzu buyuruyorlar» dedi. H eyetçe onun kabul ediiem iyece- ğl söylendi. K em ai bey, «bu ca h il âdem in aram ızda h iç bir işi yoktur. Cem iyetim izde kim lerle teşrik-i m esâi edeceğim iz bizzat bizim tarafım ızdan tâyin olunur» diye kükredi (2)
Ş âirin ö fk e si de se vg isi kadar büyük. A bd ü lh ak Ha- m id'in bir m ektupta (3) S u a v i’yi m ethe kalk ışm ası «edib-i âzam sı küplere bindirir: «Suavi'yi h iç de senin tanıdığın gibi adam değil idi. B ir çehre nüm ayişine aldanm ışsın. Her kim ne derse desin iki sene a rk a d a ş lık ettim o adam öyle (bi raz garazkâr, biraz m ağlub-u emel.) değil, dünyada m isli gö rülm edik bir şarlatan idi. Ben kolaylıkla herşeye a ld a n mam. Ö yle iken, bana kendini — A ra p ç a ’dan b a şk a bir li sanda bir sah ife okuyam az iken— yedi se kiz lisan biliyor suretinde gösterdi. O kadar câhil, ceh âletiyle beraber o ka dar da m ağrur idi ki, T ürkçe üç s a tır bir şey yazsa masha- ra-t âlem olurdu. Daha A vru p a 'd a n gelm eden evvel, kendi ni dâvet ettirm ek için, usul-ü m eşveret aleyhinde yazdığı bentler V a kit G a z e te s i’nde ku laklarım sa lla yıp duruyor» (17 Ş u bat 1879).
M en em en li R ıfat B e y ’e yazdığı m ektup ise çok daha ağır. C ırağo n baskını akam ete uğram ış, S u avi hayatım kay- betm işdlf. A m a Kem al, «ölülerinizi hoytrta yadediniz» emr-l celitin i u n u tacak kadar kırgın
ve
kızgın: «Rusya’nın hare- kât-ı aske riy y e sl ite S u avi v a k ‘asım a aynı zam ana rasta- mast şâyan-ı dikkat şeylerd en d ir... S u a v i’ nm m e i’aneti, mü- ce rred Rusya dostum uzu İstanbul’a sokm ak için yapılm ış bir şey olduğuna ben ce şüphe yoktur. (4). H ab isin ne m âkule
m ahluk olduğunu biHrim.Pezevenk dünyada şeytanın
ir- tikâb etm iyeceği hiyâneti iki liraiçin
kabul ederdi...Hele
ge berdi b e lâsın ı buldu (24 M a y ıs 1878). B ir başka m ektubun da, «şu S u avi m esleğini bırakınız, diye ç ık ış ır R ıfat B e y’e, iftira ile şa rla ta n lık ile istifade zam anı geçdi.»(Dipnottan İçin Sahife 6 ya bakınız)
>2 — Hikâyeyi nakleden tarihçi, Kem al’in isyanını şu hükümle nok talıyor: «Suavi gibi müşevveş-ül ahvâl bir şarlatanın cemiyete kabul edilmemesi musib (isabetli) ise de Ke mal’in akranından birine cevap ve rircesine serbâzâne (küstahça) ve bâlâpervâzâne (üst perdeden) idâ- re-i kelâm etmesi, cemiyetin henüz açılırken kapanmasına sebeb ol du,.. Suavi’nin ilmen, lisânen, bil hassa ahlâken ne seviyede bir şahıs olduğunu Pâdişâh pek iyi bilirdi. Onu tercüme cemiyetine sokmak is temesi, mâlûmatından istifade et- fcıek için değil, Ziya ve Kemal Bey ler gibi ürktüğü ve emniyet edeme diği âdemlerin hal ve kalini teces süs etmek maksadından ileri geldiği gibi —kendilerince mücerrep olan— bu âdemi, heyete kabul etmiyenler de, onun malûmatından ziyade ah lâkından emin olmadıkları için iç lerine almakdan imtina ettikleri şüphesizdir... Filhakika Jön Türk- ler Paris’de iken Suavi’nin kendile-■ ■ ! • -i * A • * /•
v*
SEBİL: 6
rini saraya jurnal ettiğinden şüp helenmiş ve onu aralarından çıkar mışlardı.» (Son Sadramazlar, s. 762 - 763)
3 — Hamid’in Suavi hakkmdaki in tibaları mütehavvildir. Bir mektu bunda: «Suavi ile pek çok görüşü yorum. Halini fikrini istediğimden, beklediğimden âlâ buldum. Bizde ziyan edilmesi âdet olan efâzıldan ve pâyimal-ı hakaret edilen defi nelerden biri de Suavi Efendi’dir» diye yazan (Külliyat-f Asar, Mek tupları -cilt II, s. 245) «Şâir-1 azam» daha sonra fâzıl dostunu yermekde tereddüt etmez. Bu kanaat değişik liğini, müteâkib mektuplarında ifa de ettiği gibi Süleyman Nazif’e de defaatla söylemiştir.
4 — Midhad Cemal’in de belirttiği gibi haksız bir itham bu. Suavi’nin yabancı bir devlete hizmet etmeye cek kadar dürüst ve hamiyetli ol duğunu iddia etmek güçdür. Ama
Hoca Efendi’nin Rusya'dan çok İn giltere’ye yakın bulunduğunda cüm le vesikalar müttefik. Filhakika Ebuzziyâ: «Suavi’nin İngiliz hay ranlığı çok eskilere uzanır, diyor. Karısı, karısının arkadaşları, Muh- bir’deki makaleler bu garib muhab betin açık bir nişânesi». Midhad Cemal Suavi’nin İngiliz Said Pa- şa’ya duyduğu yakınlığı, bu zatın eski bir Edinbourg diplomalısı olu şuna atfeder: «Bu fârika, İngiliz politikasını seven, İngiliz dilini öğ renen, İngiliz kadım ile evlenen Suavi’yi Said Paşa ile dost yaptı».
Abdülhamid Han’ın Yıldız ev rakı arasında bulunan —hatıraları na göre Kıbrıs’ı kaybedişimizle Çı- rağan baskını arasında «münâse- bet-i tâmme» vardır. Bu vak’ayl in- gilizler ihdas etmişlerdir. Yani Su- avi-i pür mesâvi İngiliz ajanıdır. (Bkz. İsmail Hakki Uzunçarşılı, II. Abdülhamid’in İngiliz siyâsetine dâir muhtıralar, İstanbul Üniversi
tesi Edebiyat Fakültesi, Tarih Der gisi Cild VII No : 10. 1964).
Müsteşrik B. Lewis de aynı ka- nâattadır. «Aralık 1876 da Ali Sua vi ve İngiliz karısı ...Disraeli’nin şahsî bir vazifelisi olarak Türkiye’ yi ziyaret eden İngiliz parlemento azası Butler Johnstone’i misafir
ettiler». Az sonra Suavi Üsküdar komitesini kurdu. Görülüyor ki; Le wis V. Murad’ı yeniden tahta çı karmak isteyen bu esrarengiz ko mitenin kuruluşu ile Johnstone’un Suavi âilesine yaptığı ziyaret ara sında yakın bir alâka bulmaktadır. Çırağan Vak’ası 20 Mayıs 1878. Baskın akamete uğradıktan sonra Çengelköy Mason locası üstad-ı âza mi Scalieri’nln Murad lehindeki te şebbüsleri... Eastern Express gaze tesinde yayımlanan mektup. Alman
(İmparator Wilhelm) ve İngiliz (Prens dö Gal) localarının Abdül hamid aleyhine yaptıkları tahrik ler, (Bkz. The emergence of modern Turkey).
Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi