• Sonuç bulunamadı

Başlık: Kitap TahliliYazar(lar):FAYDA, MustafaCilt: 23 Sayı: 1 DOI: 10.1501/Ilhfak_0000000579 Yayın Tarihi: 1979 PDF

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Başlık: Kitap TahliliYazar(lar):FAYDA, MustafaCilt: 23 Sayı: 1 DOI: 10.1501/Ilhfak_0000000579 Yayın Tarihi: 1979 PDF"

Copied!
8
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

NASUHÜ'S-sİLAHİ (MATRAKÇı),

Beyan-ı

Menazil-i

Sefer-i

lrakeyn-i Sultan Süleyman Ilan, Önsöz, Giriş, Çeviriyazı

ve

Dizinlp.rle

Tıpkıbasımı

yayına hazırlayan: Prof. Dr. Hüseyin G. YURDAYDıN, Türk Tarih Kurumu I.Dizi-Sa.3, Ankara 1976, ss.I-XXIII+I-307+ la-l09b, 2500 TL.

Yayınlanmasını çeşitli bakımıardan sevinç ve gururla karşıladığı-mız Matrakçı Nasuh'un

Beyan-ı Menazil-i Sefer-i Irakeyn

isimli eseri, ilim, irfan ve sanat hayatımızda büyük bir boşluğu doldurmakta, mo-dern Türk Tarih Araştırıeılığı'nın ulaştığı seviye ve ilim anlayışını gös-termektedir. Gerçekten, kaynaklarımızın ilmi yayınlarının yapılmasın-daki gecikmemiz bir yana, bu neşirlerin nasıl yapılacağı hakkında, dil, imlii ve metod bakımından belirli bir anlayışın henüz teşekkül edemediği bir dönemde, Kanuni Devri'ne ait bir kaynağın, bu güçlükleri aşarak gün ışığına çıkarıldığına şahit olmaktayız. Kültür hayatımızla ilgisi yanı sıra, coğrafi, özellikle harp tarihi ve menzilleri hakkında önemli bilgiler ihtiva eden bu eser,

Süleyman-name'nin

1533-1536 yılları arasındaki, Kanuni'-nin ilk İran seferine ait bir bölümü olup, müellifi Matrakçı Nasuh tara-fından, bu sefer esnasında konulup göçülen konak yerlerinin (MenziIler) gözleme dayanan renkli resinılerinin yapılması ve bunların asıllarına uy-gun bir şekilde tıpkı basınılarınm gerçekleştirilmesinden dolayı büyük değer taşımaktadır. Büyük bir titizlikle

Beyan-ı Menazil-i Sefer-i

Ira-keyn

isimli eseri neşreden H.G.Yurdaydın, tıpkı basım ve latin harflerine çevirmekle yetinmemiş, aynı zamanda, büyük bir ilmi vukMiyyet ve emeğin de mahsulü olan uzun bir

Giriş

yazarak Matrakçı Nasuh'un ha-yatı, eserleri ve şahsiyeti hakkındaki incelemelerine,

ı\fenazil'in

tahlil ve değerlendirilişini de ekleyerek çalışmalarını en üst düzeye çıkarmış bulunmaktadır. Eserin bölümleri şu şekilde sıralanmıştır:

Önsöz, Giriş: I.Bölüm:

1-

Nasuh'un hayatı ve eserleri,

11-

Eserlerine

göre Nasuh'un adı, künyesi, ltikapları, kişiliği ve bazı düşünceleri,

111-Nasuh'un

hayatının son yılları;

II.Bölüm:

1-

Menazil'in tanınması,

hakkında yapılan ilk araştırmalar, bu eserin yollar, topoğrafik çalışmalar

ve mimarlık tarihi için önemi,

11-

Menazil resimlerinin şehir planı olarak

(2)

544 MUSTAFA FAYDA

önemi,

III-

Menazil resimleri ve XVI.

yüzyıl

Yakın Doğu şehireiliği,

IV- lrakeyn seferi konakları (Menzilleri);

Bibliyografya,

Dizin, Dizin

(arap harfli), Beyan-ı Menazil-i Sefer-i lrakeyn-i Sultan Süleyman Han

metni, Dizin

(tıpkı basıma ait),

Beyiin-ı Menlizil-i Sefer-i lrakeyn-i

Sul-tan Süleyman Han'ın

tıpkıbasımı.

Değerli araştırıcı ve ilim adamımı7. Yurdaydın,

Onsiiz (Vıı-XVıı)

üne şöyle başlamaktadır: "Matrakçı ya da Matraki lakabiyle ünlü Nasilhü's-Silahi'nin

Beyiin-ı Alenazil

adlı eserinin, onun değişik konu-lardaki eserleri, özellikle de Tarih'e ait olanları arasında önemli bir yeri bulunmaktadır.Bu eser, aslında verdiği bilgilerin de ortaya koyduğu üzre, onun Kanuni dönemi tarihinin, 1533-1536 yılları arasındaki ilk İran Se-feri'ni konu edinmiş olan bir bölümüdür. Bununla birlikte, N asuh, bu eserinde, bu sefer sırasında konulup göçülen konak yerlerinin yani men-zillerin resimlerini yapmak, bu resimlerin uygun yerlerine bu konakların adlarını yazmak suretiyle eserini, gerçekten bir

iı1enzil-ntime

haline ge-tirmiştir. Herhalde Nasuh'nn bu konulardaki geniş bilgileri nedeniyle böyle bir özelliğin, onun Tarih'e ait resimli olmayan eserlerinde bile ken-disini göstermekte olduğu söylenebilir." Daha sonra,

iı1enzil-name'lerde,

men7.iIler arasındaki u7.aklıkların, genel olarak saat hesabiyle verilmiş olduğu halde, N asuh'un, bunları mil olarak vermiş olduğuna dikkati çe-ken ya7.arımız, bazı men7.il adlarının okunmasında karşılaştığı zorluk-ları, yine Nasuh'un, Kanuni'nin 1548'deki İkinei İran Seferi menzillerini veren ve tek yazma nüshası Almanya'da Marburg Devlet kitaplığında bulunan bir eserinden faydalandığını belirtmektedir. Yine

Onsöz'de,

daha önce yapılmış olan araştırmalarda, bazı yerlerin isimlerinin okunuşun-daki yanlışlar ile Nasuh'un resimlerinin değerlendirilişindeki hatalı an-layışlann düzeltildiğini görmekteyi7.. Ayrıca yayına hazırlanan metindeki birçok imla ve hareke yanlışlarının bulunduğuna dikkati çeken ve bun-lara ait uzunea bir listeyi

Onsöz'üne

alan değerli bilim adamı sözlerini şöyle bağlamaktadır: "İşte bunlar ve benzeri diğer yanlışları, bilgin kişi-liği yanında, aynı zamanda değerli bir hattat olduğu bilinen Nasuh'un yapmış olabileceği pek düşünülmemek gerekir. Bu eserin, aslında onun sorumluluğu altında bir ekibin birlikte çalışmasının ürünü olarak ortaya çıkmış bulunduğunu düşünmek daha doğru olacaktır. Gerçekten bu me-tinde görülen imla yanlışları ilc eksik cümleleI'in ba7.ılarını, Nasuh'un bir diğer eserinin yardımı ile düzeltmemiz ve tamamlamamız mümkün olmaktadır. Hatırlanacağı üzere, Nasuh,

Beyan-ı Meniizil

metnini, daha sonraları

Süleyman-ntime'sinin

ilgili yerine aynen almış bulunuyordu.

(3)

KİTAP TANITMA

545

Süleyman-name'nin Revan (. .. ) nüshası sayesinde, Beyfin-ı Jl1enazil metnindeki imla yanlışlarının çoğunu düzeltmiş eksik cümlelerini detamamlamış bulunuyoruz ... " Bu Onsöz'ün ingilizce tercümesi

(XıX-XXııı)

de verilmiştir.

İki ana bölüm olarak yazılmış olan Giriş (1-114) in I.Bölüm'ünde, 17 küçük başlık altında toplanmış olan Nasuh'un hayatı ve eserleri (1-25) ilk, Eserlerine göre Nasuh'un adı, künyesi, lfikapları, kişiliği ve bazı dü-şünceleri (25-30) ile ikinci, son olarak da, Nasuh'un hayatının son yıllar (30) başlığı altında üçüncü kısım yer almış bulunmaktadır.

Nasuh'un künyesi hakkında bilgi ve açıklamaların yer aldığı birinci bölümlin ilk kısmında araştırıcı şunları söylemektedir: "Kanuni Devrin-de yaşayan tarihçi, matematikçi, hattat, silahşör ve nihayet ressam ola-rak ün kazanmış olan Matola-rakçı Nasuh'un doğum tarihi bugün için tesbit ediIememiş durumdadır. Daha sonra hakkında bilgi verilecek olan Yavuz Sultan Selim zamamnda "evail-i safer 923/1517 yılı ocak ayı sonlarında tamamladığı matematiğe ait ilk eseri Cemal el-Küttiib ve Kemal el-Hus-sab'ın bugün için tek olduğunu sandığımız nüsbasında künyesini Nasuh b. Abdullah hem dc Nasuh b. Karagöz el.Bosnevi şeklinde kaydetmiş bulunmaktadır. Nasuh'un bu ilk eserinde künyesinin bu iki şekilde kay-dedilmiş bulunması, bazı tereddütleri giderici bir nitelik taşımaktadu. Çünkü böylece mesela Prof.A.Gabriel'in sandığı gibi bu iki künye, iki ayrı kişiye ait bulunmamakta, aslında Nasub'un tam künyesinin Katip Çelebi'nin kayıtlarına da uygun olarak Nasub b. Karagöz b. Abdullab olduğu ortaya çıkmaktadır. Böylece Nasuh'un neden aym zamanda "İbn Karagöz" lakabiyle tanındığı bususu da açıklanmış olmaktadır. Burada üzerinde durulması gereken diğer önemli bir husus da bu vesile ile onun Bosnalı olduğunun anlaşılmış bulunmasıdır ... " (s.l)

Nasuh'un yukarıda ismi geçen matematiğe ait ilk eserinden sonra (s.2), kendisinin Mısır'da silab ve mızrak oyunlarına katılması ele alın-makta sonra da, Tabcri'nin arapça metninin esas alındığı, aynı zamanda bazı ilaveler yanında, Taberl'nin bıraktığı yerden yazmaya devam etmek suretiyle kısmen tercüme kısmen telif, 958/1551 yılına kadar gelen bir genel tarih yazdığı, eserin Türkiye ve Avrupa'da bulunan çeşitli nüsha-ları karşılaştırılarak ortaya konulmuştur (s.3-6; 20-22). Daha sonra si-lahşörlüğe ait Tuhfet el.Guzat (s.7), Matematiğe ait ikinci eseri Umdet el-Hisab (s.8-10), Süleyman-niime'nin ilk bölümü (s.I1-12), Fetihniime-i Karabuğdan (s.12), Tarih-i feth.i Şikloş ve Estergon ve Jstunibelgrad (s.

(4)

546

MUSTAFA FA YDA

12-16) Süleynıan-nôme'nin

ikinci bülümü (s. 16-17)

Tarik.i Sultan

Ba-yezid ve Sultan Selim

(s.17-18), minyatürlü

Tarilt.i Sultan Bayezid

(s.19),

Süleyman-name

'nin Kanuni'nin İkinci İran seferine ait Marburg nüshası (s.20) ve son olarak da Rüstem Paşa'ya atfedilen

Tevarih-i Al-i Osman'ın

da Nasuh'a ait olduğu (s.22-25) üzerinde durulmuştur. I.bölümün ikinci ve üçüneü kısımlarında, eserlerine göre Nasuh'un adı, künyesi, Hıkapları, kişiliği ve bazı düşünceleri ile hayatının son yılları hakkında bilgilere yer verilmektedir (s.25-30). I.Bölüm hakkındaki sözlerimizi, Beyi'ın-ı

Menazil

hakkında Yurdaydın'ın şu açıldamalarıyle bağlamak istiyo-ruz: " ... Kesin olarak bilinen bir diğer husus da, bundan sonra N asuh' un fırsat buldukça, büyük tarihi eserinin Osmanlı Tarihi'ne ait bölümün-den Kanuni Devri'ne ait hazı kısımları yazmış olduğudur. Gerçekt'~n Nasulı, 944/1537 tarihinde de şimdi hakkında hilgi vereceğimiz

Mecmu'-ı

Menazil'i

yazmıştır. Minyatürlü olan bu eserin minyatürleri de Nasuh'un fırçasından çıkmıştır. Aslında Kanuni'nin ilk İran seferi (940 /1533-94.2/ 1536)nin resimli bir taribi olan bu esere Nasuh,

Mecmu'

Meniizil

adını verdiğini manzum olarak aşağıdaki şekilde ifade etmiş ImInnmaktadır:

Bu resmi cem'iden menzil be-menzil Dedi adına

Mecmu-ı Menazil

"Eser aynı zamanda

Beyan-ı

ıUenazil-i Sefer.i lrakeyn-i

Sultan

Süleyman Han

adı ile tanınmıştır. Eserin her iki adının da ortaya koydu-ğu üzere, bu eser, Kanuni'nin bu ilk İran seferinin bir tal'ihi olduğu ka-dar aym zamanda bu sefer sırasında geçilmiş olan bütün konak ve men-zilleri Nasuh'un tahiri ile "isim ve resimleri" ile vermektedir ... Gerek yukarıda işaret edilen beytin ilk satırından, gerekse eserin diğer bir ye-rinde geçen yazarın geçilen hütün menzilleri "isim ve resimleri ilc" ver-miş olduğunu ifade etver-miş hulunmasından Kanuni'nin hu seferine katılmış olan Nasuh'un İstanbul'dan Tebriz üzerinden Bağdad'a, ve Bağdad'dan yine Tebriz üzerinden İstanhul'a kadar konup göçülmüş olan menzillerin resimlerini yerinde yapmış olduğu, hiç değilse taslaklarını yerinde çizmiş bulunduğu anlaşılmaktadır. Yazma, 90 sayfalık bir metin, 107 minyatiir ve 25 resimli metinden ibarettir. Bu minyatürler, bu sefer esnasında ko-nup göçülen yerlerin adeta bir haritasım meydana getirmektedirler. Bu hakımdan topografik ve şematik bir karekter taşımaktadırlar. Bu min-yatüderin özellikle şehirleri gösterenlerinin, son derece önemli belgesel değerleri vardır. Geçilen şehirlerin, cami, ınescid, türhe, saray vh. gibi

(5)

IdTAP TA:"ITMA

54.7

helli başlı I)inalannın resmedilmiş olması, bu resimlerin Türk M:imarlığı tarihi bakımından olan belgesel değerini artırmaktadır. Diğer taraftan hu resimlerde görülen kaleler, köprüler, kayalar, bitkiler ve hayvanlar, bir rnuayyeıı resmin adeta baştan sona tekl'an gibidir. Bununla beraber minyatürlere hakim olan ifadeciliğin, eserleri monotonluktan kurtardığı görülmektedir. Öte yandan keyfi bir perspektifle, konunun en karakte-ristik cephelerini takdim etme imkanı elde edilmiş bulunmaktadır. Bu minyatürleI'in bir özelliği de, mübalağasız ve gerçekçi oluşlarıdır. Bu ara-da bu resimlerde göriilen mizaM teferruat da dikkati çekmektedir ... "

(s.

10-11).

Giriş'in Ikinci Bölümü'nde dört ayrı kısım yer aldığına yukarıda işaret etmiştik. Beyan-ı Menazil'in incelendiği bu bölümde önce eserin ismi üzerinde durulmakta (s.31-32) sonra da bu yazma eserden daha önce bahsetmiş ve üzerinde, çeşitli vesilelerle, durmuş olan araştıncıların ça-lışmalannın değerlendirilişi yanında bazı yanlışların düzcltildiğini gör-nıekteyiz (s.32-38). Daha sonra, Nasuh'un, Kanuni'nin İran Sefeı'inin sebebi hakkında vcrdiği haberler değcrlendirildikten sonra (s.38), Doğu Anadolu'dan Tebriz'e kadar olan bölgelerde, bu sefer esnasında fethedi-!en yerlerin (s.38-42), daha sonra da resimleri yapılmış olan Menzillerin isimleri sıralanmıştır (s. 42-45).

İkinci Bölümün ikinci kısmında, Menazil Resimlerinin şehir planı olarak önemi başlığı altında (s. 45-48), Nasuh'un yaptığı İstanbul ve Galata resimlerinin Gabriel ve Walter B .Denny tarafından yapılmış çalış-malara da işaretle resimlerin şehir planı ve eserlerin yerlerinin tesbiti ve asıllarına uygunluğu gibi konular üzerinde durulmaktadır. Bu kısmın sonunda İran ve Türk minyatürlerinin de mukayese edildiği şu görüşlere yer verilmesİ gerçekten ilgi çekicidir: " ... Diğer taraftan yazmaya bir bütün olarak bakıldığında resimlel'de daha çok dini binalann belirtilme-sine dikkat edildiği görülmektedir. Böylece sözlerimizi tamamjamamız gerekirse diyebiliriz ki

XVI.

yüzyılda İran geleneğine göre çalışan bil' sanatkar, genellikle binalan İnsan figürü için bil' zemin olarak çizer. Hal-buki M"ecmCı'-i Menazil'de tam bir iconocla.sm (insan figürü bulunmayan) içinde, binalar onun esas konusunu teşkil etmektedirler. liu yazmada, binalar kutsal sayılan insanlar için ya semboller olmuşlar, ya da belli bir yerin ne şekilde olduğunu göstermek üzere yapılmışlar ve Kanuni'nin orduları oralardan geçerken Inıralarm ne gibi güçlükler ar7.ettiğini gös

(6)

548 MUSTAFA FAYDA

termek üzere kullanılmışlardır. Bu zamanın bir İran binası, İran minya-türlerinde son derece süslü satıhlarla resmedilir. İran minyatüründe müeerret satıhlar, romantik olaylar için bir zemin teşkil ederler. Buna karşılık Türk resmi ise daha fazla dünyevi hususlarla ilgilidir ve resmedi-len konunun tabiatiyle irtibat halinde, hayatın gerçek bir ifadesi duru-mundadır. Diğer taraftan incelediğimiz bu haritada açık bir şekilde gö-rüldüğü üzere Osmanlı resminin bu tavsifi vasıfları, Osmanlı kültürünün bir aynası, bu sanatın, W.B. Denny'nİn deyimi ile "Türkleşmişinin bir inikiisıdır." Tavsifi edebi risale ve şiirleI'in böyle büyük ölçüde ürün ver-mesine sebep olan bu kültürel ve sosyal faktörleri tayin edebilmek, Os-manlı toplum ve kültürünün daha derin bir şekilde tahlili işi olarak kal-maktadır. İşaret edildiği üzere edebiyat ve resimde teerübiliğe bu şekil-de bir ağırlık vermek, Osmanlı kültürünü doğudaki komşusu Safevi İran'-dan kısmen de olsa ayırmaktadır" (s.48).

Menazil Resimleri ve X VI. yüzyıl Yakın Doğu Şehirciliği başlığı altında (s.48-52) ele alınmış olan üçüncü kısımda" ... bu yazmada bu-lunan minyatürlerin, bunları yapan sanatkarın ne kadar hünerli ve duy-gulu olduğunu ... bu renklerin ihtişamı, ahının türlü nüanslarıyle kır-mızılar, yeşiller, sarılar, maviler; insan yapısı teferruatın tatlı1ığı, kale-ler, tahkim edilmiş surlar, evkale-ler, camiIer, çarşılar; hiç insan resmi bulun-mamasına rağmen dikkati çeken çeşitli hayvanlar, kuşlar ve balıklar; ağaçlar, çiçekler ve sular; dağ sıralarının ifadeli görünüşleri, bu dağ sıra-ları arasında görülen jeolojik girinti çıkıntılar içine saklanmış tavşanlar, canavarlar ve bütün bunların mest edici güzelliği: Ve özellikle Yakın Doğu güneşi altında bir zamanlar parlamış olan zengin çinİ satıhlar. Şim-di bütün bunlar, aynı sıcaklıkla Matrakçı'nın sayfalarında parlamakta-dırlar" (s.48-49), satırlarını okumak, gerçekten insana, ilmi bir eser ya-nında, sanat tahlillerinİn de yapıldığı bir iibide önünde bulunduğu duy-gusunu vermektedir.

Şehireilik hakkında Nasuh'un bu eserindeki hususiyetler, Ölçü, Ma-halli özellikler, Plan özellikleri ve Cemaat kurumları başlıkları altında farklı değerlendirilmelere tabi tutulduktan sonra bu kısım şu şekilde son bulmaktadır: "Bütün bu açıklamalardan sonra hatırlatmak yerinde olur ki elimizdeki bulunan yazmayı bu konuda daha fazla zorlamamalı-dır. Unutulmamalıdır ki Matrakçı, bize, kendi zamanının şehireiliği hak-kında nihayet bir insanın görüşlerini aksettiren unicum bir belge vermiş-tir. Biz, yazmada metin ve minyatürleI'in birbirini ahenkli bir şekilde

(7)

KiTAP TANIT:lfA

549

takip edişine dönelim. Yazının tatlı bir şekilde akışı, kuvvetli renklerin yoğun ve sonsuz derinliği, ince, zarif, altın çizgilerle o enfes güzellikteki puutuı ışıklandırışı hatırlayalım. Minyatürlerinde ordunun yolu üzerin-deki tabiat ve insan eserlerinin bir resmi geçidini yaptıran bu müstesna saray görevlisinin, aynı zamanda

naiv!!

bir tatlılığı da ortaya koymuş olduğunu, bütün bunların bize onun zamanındaki şehirler hakkında bir fikir verdiğini düşünelim. Amacı tamamiyle başka ve pratik olmasına rağmen sanatçımızın, zamanının şehirlerini canlı ve inandırıcı bir görü-nüş, hem de güzel bir görünüş içinde vermek suretiyle, gelmiş geçmiş za-manların diğer şehircilik meraklı ve hayranları arasında önemli bir yer almış olduğunu hatırdan çıkarmıyalım" (8.52).

Giriş'in lrakeyn Seferi Konakları (Menzilleri)

(s.52-114) başlığı al-tında en uzun ve yorucu bir çalışma mahsulü olan son kısma, Anadolu yolları hakkında genel bilgiler verilerek başlanmaktadır. İstanbul ile Anadolu'nun İrtioatını sağlayan yolları: Kuzey KervaD yolu, Ankara Caddesi, Merkezi Ana Cadde, Bursa-lznik Caddesi ve Bursa-Çanakkale Caddesi olarak tesbit eden değerli araştıncımız, sözlerini şöyle tamamla-maktadır: " ... Şimdi Feridun'un ünlü eseri ilc Nasuh'un Kanuni'nin Birinci İran Seferi hakkındaki eseri

Menazil'de

resimleri bulunan şehir, kasaba, köy ve konak isimleriyle İkinci İran Seferi hakkındaki eserinde yer alan şehir, kasaba, köy ve konak isimlerini v.~recek ve aynı zamanda ]m yerler hakkındaki ikinci escrde ]lUlunan tamamlayıcı bilgilcri sunaca-ğız. Bu arada geniş ölçüde yararlandığımız Ord.Prof.F.Taesehner'in adı geçen araştırmasına da atıfIarda bulunarak gerekli düzeltmeleri yapa-cağız" (s.57).

Bu uzun

Giriş'in,

yine

Önsöz

gibi, İngilizce tercümesi dc yapılmıştır (s.115-173).

Bibliyografya'yı

(s.177-180), türkçe ve ingilizcc kaleme alınmış olan

Giriş'e

ait latin ve arap harfli olmak üzere iki ayrı

Dizin

takip et-mektedir (s.181-208). Daha Sonra

Beyan-ı Menazil-i Sefer-i lrakeyn-i

Sultan Süleyman Han Metni

başlığı ile (s.211-284) Nasuh'un eserinin ten-kidli transkribe (Çeviriyazı) edilmiş metni ve buna ait

Dizin

(s.285-295) ile yine Tıpkı basıma ait ve arap harfli hazırlanmış olan bir diğer

Dizin

(s.296-307) ve Irakeyn Seferi Menzillerini göstcren bir

HlLriıa'dan

sonra

Menazil'in

(s.la-109b) tıpkı hasımı ile eserimiz sona ermektedir.

Matrakçı Nasuh'uIl

Beyan-ı Menazil'ini

büyük bir ilmi titizlik ve çalışma örneği vererek neşre hazırlayan Prof.Dr.Hüseyin Gazi

(8)

Yurday-550 MUSTAFA FAYDA

dın'ı, ilim, irfan ve sanat hayatımıza sunmuş olduğu bu libide eserden dolayı bütün gönlümüzee tebrik ederken, çalışma ve ilim hayatımn büyük bir kısmını verdiği ve bunların sonucu olarak, yeni tesbit, buluş ve de-ğerlendirmelerini bildiğimiz Kanuni Devrine ait çağdaş tarihi kaynak-ları da, Nasuh'un diğer eserleriyle devam ederek, neşretmesini istemek-ten kendimİzi alamadığımızı belirtmek isteriz. Aynea bu deveserin ya-yımına karar veren ve eserin yazmasındaki resim ve minyatürlerin, asIl-larına uygun renkleriyıe baskısım gerçekıeştiren Türk Tarih Kurumu'nu ve resimlerİ en güzel bir şekilde çekmiş bulunan sayın Aziz Albck'İ tebrik ederiz.

Referanslar

Benzer Belgeler

(Ankara Baro Derg.. veya annenin zinadan mahkûmiyetinin, ailenin diğer unsurlarım teşkil eden çocuklara tesir etmiyeceği iddia edilemez. Şikâyet hak­ kı, kişiye sıkı

Hal­ buki hükümet tasarruflarında tasarruf bütünü ile hukuk kaideleri dışında kalır; binaenaleyh hâkim, bu gibi tasarruflardan doğan ih­ tilâflarda dâvayı iptidaen

Ancak, demokratik bir nizamın işleyebilmesi ve hukukçunun, bu nizam içinde kendisine terettüp eden vazifeleri, gerektiği şe­ kilde yerine getirebilmesi için, onun vasıflan

Bir hükmi şahsın, buna rağmen, bir tek devletin hukuku ile diğer devletle- rinkiyle olduğundan daha sıkı bir şekilde bağlı olmayacak surette inşa edilmesi lâzımgeliyorsa,

1933 den sonra Almanya'da iştira kuvveti yaratmak suretiyle yapılan finansman o zamanki şartlar altında mal ve hizmet arzım kısa bir zamanda artırdığından, nominal milli

İthal mallarına olan talepteki azalma, yurtiçi har- camalardaki azalmanın kıymeti ile marjinal ithal temayülünün çar­ pımına (— A G. Deflasyon, yurtiçi fiyat seviye­

isviçre Medenî Kanunun 72 nci maddesinin II nci fıkrasının bu sarih hükmünden anlaşılacağı üzere, nizamnamede kabul edil­ miş olan sebeblere meselâ :

Kollektif şirketle ortaklarının iflâsının aynı zamana tesadüf et­ mesi muhtelif sebeplerle olabilir. Bir defa gerek şirket gerekse ortaklan yekdiğerinden tamamen :