• Sonuç bulunamadı

Comorbidity of Eating Disorders and Bipolar Disorder

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Comorbidity of Eating Disorders and Bipolar Disorder"

Copied!
6
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Yeme Bozukluðu ve Bipolar Bozukluk

Birlikteliði

Comorbidity of Eating Disorders and Bipolar Disorder

Asena Akdemir1, Bahar Sarý Narðis2

1Prof.Dr., Selçuk Üniversitesi Týp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalý, Konya, 2Uz.Dr., Bergama Devlet Hastanesi Psikiyatri Kliniði, Ýzmir

SUMMARY

Eating disorders are common disorders especially in young women. Food restriction, binge eating, vomiting, purging are diagnostic features of the disorder. The prevalence in young women is reported as %0.3 for Anorexia Nervosa and as %1 for Bulimia Nervosa while it reaches to %5-10 if obesity is included to the clinic. Eating disorders are common in bipolar patients so that the clinicians should be careful while treating these dis-orders. The prevalence rate is reported as %1-5 in bipo-lar spectrum disorders. Depressive symptoms that may be seen in both disorders led studies about comorbidity. Authors investigating the lifetime comorbidity of eating disorders in patients with BD and comorbidity of BD in patients with eating disorders in community surveys and in clinical studies showed that comorbidity of these dis-orders is high. Most of these studies include subtreshold clinical cases and all spectrum symptamotology. Bulimic behaviors, impulsivity and affective disorders may be due to serotonergic neurotransmission disorder as a result of genetic vulnerability or early life trauma. Pharmacologic treatment approaches to patients with BD and a comorbid eating disorder require examination of the possible adverse effects of the treatment of each syndrome on the other. Both disorders may be managed with agents that might be beneficial to each at the same time. Use of mood stabilizers alone or as adjunct to sero-tonergic agents may be beneficial in some of the cases. This may be due to the similar pathophysiological mech-anisms of both of the disorders.

Key Words: Eating disorder, bipolar disorder,

comorbid-ity.

ÖZET

Yeme bozukluðu özellikle genç kadýnlarda sýk görülür. Yemenin kýsýtlanmasý, týkýnýrcasýna yeme, kusma, laksatif kullanýmý hastalýðýn taný koydurucu özellikleridir. Toplumda görülme oraný genç kadýnlarda Anoreksiya Nervosa için %0.3 ve Bulimia Nervosa için %1 olup obe-siteyi de bu grup içinde alýrsak %5-10 olarak saptan-mýþtýr. Bipolar yelpazesinde bu oran %1-5 arasýnda bildirilmektedir. Her iki hastalýkta yer alan depresif bul-gular eþ taný ile ilgili araþtýrmalarý baþlatmýþtýr. Bipolar bozukluðu olan hastalardaki yeme bozukluklarýnýn ve yeme bozukluklu hastalardaki bipolar bozukluðun yaþamboyu yaygýnlýk oranlarýnýn toplum örneklemlerinde ve klinik çalýþmalarda, kýsmen eþikaltý ve bu bozukluklarýn spektrum belirtileri de dahil olmak üzere bu hastalýklarýn komorbiditesinin yüksek oranda olduðu gösterilmiþtir. Bulimik davranýþlar, dürtüsellik ve affektif bozukluklar genetik yatkýnlýk veya erken yaþam travmasýnýn sonucu olarak serotonerjik nörotransmisyondaki bozuklukla iliþk-ili olabiliþk-ilir. Bipolar bozukluk ve beraberinde yeme bozuk-luðu olan hastalara farmakolojik tedavi yaklaþýmlarý her sendromun tedavisinin diðeri üzerindeki olasý yan etki-lerinin incelenmesine ihtiyaç duyar ve her ikisine de yarayabilecek ajanlarla bazen her iki sendromun da tedavisi olasýdýr. Bazý vakalarda, duygudurum düzenleyi-cilerinin monoterapi olarak kullanýlmasý veya serotonerjik ilaçlara eklenmesi yardýmcý olabilir. Bu da her iki hastalýðýn etiyolojik olarak benzer patofizyolojik mekanizmalarla ortaya çýktýðýnýn bir kanýtý olabilir.

Anahtar Sözcükler: Yeme bozukluðu, bipolar bozukluk,

comorbidity.

(2)

GÝRÝÞ

Yeme bozukluðu özellikle genç kadýnlarda sýk görülür. Yemenin kýsýtlanmasý, týkýnýrcasýna yeme, kusma, laksatif kullanýmý hastalýðýn taný koydurucu özelliklerindendir. Toplumda görülme oraný genç kadýnlarda anoreksiya nervosa için %0.3 ve bulimia nervosa için %1 olup, obesiteyi de bu grup içinde alýrsak %5-10 olarak saptanmýþtýr (Treasure ve ark. 2003, Fairburn ve Harrison 2003). Bipolar yel-pazesinde bu oran %1-5 arasýnda bildirilmektedir (Kesler ve ark. 1994).

Duygudurum bozukluklarý ve yeme bozukluklarý arasýnda iliþki hakkýnda sorular giderek artmak-tadýr (Swift ve ark. 1986, Ramacciotti ve ark. 2005). Her iki hastalýkta yer alan depresif bulgular eþ taný ile ilgili araþtýrmalarý baþlatmýþtýr. Bipolar bozuk-luðu olan hastalardaki yeme bozukluklarýnýn ve yeme bozukluklu hastalardaki bipolar bozukluðun yaþamboyu yaygýnlýk oranlarý toplum örneklem-lerinde ve klinik çalýþmalarda yüksektir. Bu bozuk-luklarýn eþikaltý ve spektrum belirtileri de önemli bir grubu oluþturmaktadýr ve bu belirtileri de göz önüne aldýðýmýzda hastalýklarýn komorbiditesinin daha da yüksek oranda olacaðý düþünülmektedir (Mc Elroy ve ark. 2006, Ünal ve ark. 2007, Bhangwagar 2007). Bir çalýþmada týkýnýrcasýna yeme bozukluðu olan hastalarýn %12.5'i, eþik altý týkýnýrcasýna yeme bozukluðu olanlarýn %10.5'i ve bulimia nervosa tanýsý alan hastalarýn %18'inin bipolar bozukluk eþ tanýsý aldýðý bildirilmiþtir (Hudson ve ark. 2007).

Her iki hastalýðýn birlikteliðini araþtýran 2 toplum çalýþmasý sadece yetiþkinlerle yapýlmýþtýr. Ýlk çalýþ-mada, Fogarty ve ark. (1994) 18 yaþ ve üstü 3258 kiþiyi Tanýsal Görüþme Listesi (DIS) kullanýlarak araþtýrmýþtýr. Eþikaltý vakalarý içermeyen incele-melerinde, Bipolar bozukluk ve anoreksiya nervosa arasýndaki birlikte görülme ile ilgili belirgin kanýt-lar bulunamamýþtýr. Ancak hastalýkkanýt-larýn tüm form-larý araþtýrýlmamýþtýr ve hastalýðý olan bireylerin sayýsý azdýr (22 kiþi manik atak, 4 kiþi anoreksiya nervosa). Ýsviçre'de yaþayan 4547 yetiþkinin ince-lendiði ikinci çalýþmada hipomaniyle birlikte týkýnýrcasýna yeme komorbiditesi deðerlendiril-miþtir. Depresyonlu bireyler ve saðlýklý kontroller ile karþýlaþtýrýldýðýnda, hipomanili bireyler anlamlý olarak fazla oranda týkýnýrcasýna yeme oranlarýna

sahiptiler. Örneðin, DSM-IV ölçütlerine göre hipo-manili hastalar için týkýnýrcasýna yeme oraný %13, kýsa rekürren hipomanili (<4 gün) hastalar için %22, sporadik kýsa hipomanili hastalar için %15 ve manisi olanlar için %14, depresyonlu bireyler için %11 bulundu. Bu oranlar saðlýklý kontrollerdeki %5'lik orana göre anlamlý derecede yüksekti (Fogarty ve ark. 1994, Angst 1998).

2003 ve 2004 yýlýnda yayýnlanan iki toplum çalýþ-masý esas olarak ergen ve genç eriþkin örnekleri içermekteydi. Wittchen ve ark. (2003) yaþlarý 14-24 arasýnda deðiþen 2548 kiþiyi DSM-IV ölçütlerini kullanarak incelemiþ ve hipomani veya MDB'lu bireylerin %8.6'sýnda ve manili hastalarýn ise %7.9'unda yeme bozukluðu öyküsü saptamýþlardýr. Yeme bozukluðu oranlarý hipomanili veya MDB'lu bireyler için genel toplumdan istatistiksel olarak anlamlý derecede yüksekken, mani grubundaki yük-seklik istatistiksel olarak anlamlý bulunmamýþtýr. Bu çalýþmada bipolar ve yeme bozukluklarýnýn alt-tipleri tanýmlanmamýþtýr (Wittchen ve ark 2003). Lewinsohn ve ark.'nýn (2004) bazý psikiyatrik bozukluklarýn yaygýnlýðý ve komorbiditesini araþtýr-mak için 1704 ergeni taradýklarý çalýþmalarýnda DSM-III-R'ye göre bipolar ve yeme bozukluðu ölçütleri kullanýldýðýnda bozukluklar arasýnda anlamlý bir iliþki görülmemiþtir. Bununla birlikte, eþikaltý bipolar bozukluk ile eþikaltý yeme bozuk-luklarý arasýnda belirgin iliþki saptanmýþtýr (Lewinsohn ve ark. 2004) .

Saha çalýþmalarýnýn dýþýnda klinik çalýþmalardaki veriler daha çok bipolar hasta grubunun deðer-lendirildiði çalýþmalardan elde edilmiþtir. Bununla birlikte yeme bozukluðu hasta grubuyla da yapýlmýþ klinik çalýþmalar da daha az olmakla birlikte vardýr. Bipolar bozukluðu olan hastalarda, anoreksiya ner-vosa ve bulimia nerner-vosa yaygýnlýk oranlarýný araþtýran bir çalýþma genel eriþkin popülasyonunda-ki oranlara kýyaslandýðýnda yeme bozukluklarýnýn bu hasta grubundaki oranýnýn yüksek olduðunu göstermiþtir (Vieta ve ark. 2001). Benzer þekilde, birkaç çalýþma bipolar bozukluðu olan hastalardaki týkýnýrca yeme bozukluðunun yaþamboyu yaygýnlýk oranlarýnýn toplumda belirtilen en yüksek oranlar-dan (%5) daha fazla olduðunu göstermiþtir (Ramacciotti ve ark. 2005, Kruger ve ark. 1996, Mac Queen ve ark. 2003).

(3)

Krüger ve ark. 1996'da yazdýklarý makalede 61 bipolar bozukluk tanýsý almýþ hastayý (38 kadýn, 23 erkek) incelemiþler ve %13'ünün týkýnýrcasýna yeme bozukluðu için DSM-IV ölçütlerini karþýladýðýný %15'inin ise kýsmen týkýnýrcasýna yeme bozukluðu özelliklerini karþýladýðýný saptamýþlardýr (Kruger ve ark. 1996).

Mac Queen'in yaptýðý klinik çalýþmada diðer-lerinden farklý olarak bipolar bozukluðu olan hasta-larda tüm yeme bozukluðu spektrumu deðer-lendirilmiþtir. 139 ayaktan hastanýn yer aldýðý bu çalýþmada, en azýndan bir kere yeme bozukluðu olmasýnýn yaþamboyu yaygýnlýk oraný %15'ti, týkýnýrcasýna yeme bozukluðunun ise %9, bulimia nervosanýn %7 ve anoreksiya nervosanýn %3'tü. Ayrýca eþikaltý duygudurum bozukluðu olan lar, hastalýk belirtili olanlar (%16) ve ötimik hasta-larla (%5) kýyaslandýðýnda belirgin olarak yeme bozukluðuna sahip görünmekteydiler (Mac Queen ve ark. 2003).

Bipolar bozukluk ve yeme bozukluðu birlikteliðinin kadýnlarda genel topluma göre daha fazla olduðunu gösteren bir klinik çalýþma da Schuckit ve ark. (1996) tarafýndan yapýlmýþtýr. Alkol baðýmlýlýðý tanýsý almýþ hastalar ve akrabalarýndan oluþan 4265 kiþilik örneklem grubunda ek tanýlarýn yeme bozukluðu ile iliþkileri araþtýrýlmýþtýr. Özellikle kadýnlarda bipolar bozuklukla bulimia nervosa arasýnda anlamlý iliþki saptanmýþtýr (Schuckit ve ark. 1996). Her iki hastalýkta da alkol ve madde kullaným bozukluklarý yaygýnlýðý genel topluma göre fazladýr (Mc Elroy ve ark. 2005).

Wildes'in 2007 yýlýnda yapmýþ olduðu bir klinik çalýþmada yeme bozukluðu olan hastalarda yaþam-boyu depresyon görülme riski hasta olmayanlara göre anlamlý derecede yüksek saptanmýþtýr. Ancak çalýþmada manik ya da hipomanik dönemle ilgili anlamlý bir bulgu saptanmamýþtýr. Bu çalýþmada obezitenin bipolar bozukluðun kötü prognozuyla iliþkili olduðu belirtilmiþtir (Wildes 2007).

Anoreksik hastalarýn birinci derece yakýnlarýnda unipolar depresyon görülme riski deðiþik çalýþ-malarda %6.5-20.4; bipolar bozukluk görülme riski ise %0-8.3 olarak bildirilmiþtir. Yine bulimiya ner-vozalý hastalarýn birinci derece akrabalarýnda unipolar ve bipolar bozukluk görülme riski sýrasýy-la %10.5-37.1 ve %0.6-5.9 osýrasýy-larak gözlenmiþtir.

Genel olarak yeme bozukluðu olan hastalarýn yakýnlarýnda duygudurum bozukluðu görülme riski, yeme bozukluðu olmayanlara göre 2-4.2 kat art-maktadýr (Kuruoðlu 2000).

Yeme bozukluðunda komorbidite çalýþmalarýnda genel olarak yeme bozukluðundaki yüksek bipolar bozukluk oranlarý bulimia nervosanýn alt tipleriyle iliþkili olarak bulunmuþtur.

Fenemonolojik Yakýnlýk:

Bulimik davranýþlar, dürtüsellik ve affektif bozuk-luklar genetik yatkýnlýk veya erken yaþam trav-masýnýn sonucu olarak serotonerjik nörotrans-misyondaki bozuklukla iliþkili olabilir. Bipolar bozukluk ve beraberinde yeme bozukluðu olan hastalara farmakolojik tedavi yaklaþýmlarý her sendromun tedavisinin diðeri üzerindeki olasý yan etkilerin incelenmesine ihtiyaç duyar ve her ikisine de yarayabilecek ajanlarla bazen her iki sendromun tedavisi de olasýdýr. Bazý vakalarda, duygudurum düzenleyicilerinin monoterapi olarak kullanýlmasý veya serotonerjik ilaçlara eklenmesi yardýmcý ola-bilir. Yeme bozukluklarýnda depresif belirtilerin sýk görülmesi ve tedavide tercih edilen ilaçlarýn daha çok antidepresanlar olmasý her iki bozukluk arasýn-daki iliþkiyi destekliyor görünmektedir (Kuruoðlu 2000). Bu, her iki hastalýðýn etyolojik olarak benzer patofizyolojik mekanizmalarla ortaya çýktýðýnýn bir kanýtý olabilir.

Ýlk zamanlarda yeme bozukluðundaki depresyonun yeme bozukluðuna ikincil olarak geliþtiði düþünülmüþtür. Dinamik açýklamalarda anorek-siyada psikofizyolojik bozukluklara, bulimiyada ise kontrol yitimine baðlý olarak depresyon görüldüðü öne sürülmüþtür. Son yýllarda yeme bozukluk-larýnýn, duygudurum bozukluklarýnýn bir alt grubu olabileceði konuþulmaktadýr. Birincil olanýn duygudurum bozukluðu olduðunu söyleyen bu görüþ özellikle de yeme bozukluðu bulgularýnýn bipolar bozukluk ataðýndan sonra ortaya çýktýðýný gösteren çalýþmalarca desteklenmektedir. Üçüncü bir görüþ ise hastalýklarýn ayrý fakat iliþkili bozuk-luklar olduðunu ve karþýlýklý birbirinden etkilendik-lerini ifade eder; depresif yatkýnlýk yeme bozuk-luðuna yol açabilir ya da yeme bozukluðunu presi-pite edebilir (McElroy ve ark. 2005, Ramacciotti ve ark. 2005, Swift ve ark. 1986). Bir çok çalýþma

(4)

anoreksiya ve bulimia nervosa ve týkýnýrcasýna yeme bozukluðu olan hastalarda depresif belirti-lerde artma saptamýþtýr, bu durumlar ayný zamanda bipolaritenin temel özelliklerini de paylaþýrlar (McElroy ve ark. 2005). Atipik depresif özellikler hem bipolarite hem de týkýnýrcasýna yeme ile iliþki-lidir. Major depresyonu olan bulimia nervosa hastalarýnda, major depresyonu olan ve bulimiasý olmayan hastalara göre daha fazla hipomani mey-dana gelmiþtir (Cooper ve Fairburn 1986). Yeme bozukluklarýnda da duygudurum düzensizlikleri, davranýþsal aktivasyon, dürtüsellik, insomnia, irri-tabilite gibi duygudurum bozukluklarý belirtileri görülmektedir (McElroy ve ark. 2005).

Ramacciotti ve ark. (2005) affektif belirtilerin yeme bozukluðu belirtilerini gizleyecek kadar þiddetli olabileceðini, ayrýca bipolar bozuklukta kullanýlan ilaçlarýn açlýk ve doyma mekanizmalarýný etkileye-bileceðini düþündüklerinden 2005 yýlýnda 51 has-tanýn yer aldýðý bir çalýþma yürüterek bu düþüncelerinin doðruluðunu araþtýrdýlar. Bu hasta-larýn 14 tanesi yeme bozukluðu ölçütlerini karþýlamýþtý. 9 tanesi (%18) týkýnýrcasýna yeme bozukluðu (TYB) ve 5 tanesi (%10) bulimia ner-vosaydý (BN). Bütün bulimia nervosa hastalarý ve týkýnýrcasýna yeme bozukluðu olanlarýn 7'si kadýndý. Týkýnýrcasýna yeme bozukluðu olanlarýn ailesinde %30 oranýnda TYB vardý. Bu araþtýrmada yeme bozukluðu çoðunlukla duygudurum bozukluðunun ilk ataðýyla ya da baþlangýcýndan hemen sonra ortaya çýkmýþtý. Hem manik hem depresif dönemde ortaya çýkabiliyordu. Araþtýrmacýlar dikkatli bir tarama yapýlmadýðýnda bu hastalarda yeme bozuk-luðunun atlanabileceðine dikkat çektiler.

Bipolar bozukluðu olan hastalarýn hemen hepsi antipsikotik ilaçlar, antidepresanlar ve mood düzenleyicilerle tedavi edilirler. Bunlar açlýk ve doyma mekanizmalarýnda tahribatta anlamlý bir rol oynarlar ve bu yüzden kilo alýmýný arttýrabilirler. Mood ve yeme davranýþlarýnýn santral serotonin yollarýyla iliþkili olduðu yönünde somut kanýtlar vardýr. Ayrýca beyinde serotonin sentezini indükleyen karbonhidrat açlýðýnda altta yatan bir serotonin eksikliði olduðu öne sürülmektedir. Karbonhidrat tüketiminin geçici olarak depresif belirtileri önlediði konusunda kanýtlar vardýr ve depresyonlu bazý insanlarýn kendi kendilerini tedavi þekli olduðunu göstermektedir (Rosenthal

1987, Schuman 1987, Moller 1992). Bipolar bozuk-luðu olan hastalardaki týkýnýrcasýna yeme davranýþý duygudurumlarýný düzenlemede, özellikle de depresif ataklarda koruyucu bir davranýþ olarak görünmektedir. Aþýrý karbonhidrat alýmý ile indük-lenen obezite bipolar bozukluðu olan kiþilerdeki bu davranýþýn tekrarlayýcý hale gelmesinde rol oyna-maktadýr (Krüger ve ark. 1996).

Ramocciotti ve ark.’nýn (2005) yaptýðý çalýþmadaki bazý týkýnýrca yiyenler manik epizodun seyri sýrasýn-da bu sýrasýn-davranýþý geliþtirirler. Týkýnýrcasýna yemenin affektif durumdan mý yoksa tedavide kullanýlan ilaçlardan mý kaynaklandýðý açýk deðildir. Aþýrý yeme istemdýþý, yoðun duygudurumu yenmek için uyum statejisi veya bir manik durumun zayýf dürtü kontrolü sonucu olabilir. BN'li birçok insan güçlü negatif duygulara yanýt olarak aþýrý yer fakat hisler eðer pozitifse çok yoðun olarak algýlanabilir (Ramocciotti ve ark. 2005).

Obezite ve bipolar bozukluk:

Obezite riski ABD'de dünyanýn bir kýsmýnda olduðu gibi giderek artmaktadýr. Bu da beraberinde týbbi sorunlarýn artmasýna yol açmak-tadýr. Bipolar bozukluðu olan kiþiler obezite riski taþýrlar.

Obez ve zayýf insanlar arasýnda farklýlýklar olabilir. Obez týkýnýrcasýna yiyenler karbonhidrat tüketimi sonrasýnda deprese moodda klinik düzelme gös-terirler, ki bu da onlarý tekrar yemeye teþvik eder, bunun yanýnda zayýf olgularda uykusuzluk, yorgun-luk ve mood bozukluðu gözlenir. Bu obez hastalar-daki depresif bozukluðun yüksek oranlarý obeziteyle iliþkili diðer bulgular ile uyumludur. Çeþitli çalýþmalar ayrýca obez týkýnýrcasýna yiyen-lerin obez týkýnýrca yemeyenlerle kýyaslandýðýnda karbonhidratlarý tercih ettiðini bulmuþlardýr. Eðer bu bilgi daha önceki çalýþmalarýn açýklamalarýna uygulanýrsa, týkýnýrca yemenin depresyon sýrasýnda BB bozukluðu olan hastalarýn duygudurumunu düzenleyen kompansatuar bir davranýþý göstermesi mümkündür (Ramacciotti 2005).

Antipsikotik kullanan Psikotik bozukluðu olan hastalarda obezite sýklýðýnýn genel popülasyondan yüksek olduðu ve yeni antipsikotiklerin kul-lanýmýnýn artmýþ yað kütlesiyle iliþkili olduðu

(5)

biliniyor. Çalýþmalar vücut aðýrlýðýnýn %70'inin genetikten kaynaklandýðýný öne sürerken çevresel faktörler de kritik rol oynamaktadýr. Antipsikotik kaynaklý kilo artýþýný tanýmlayan mevcut çoðu veri hipotalamus seviyesinde enerji alýmý artýþýna (örn. artmýþ öðün) katýlýmda varsayýlan nörodevreler hipotezindeki deðiþiklikleri vurgulamaktadýr. Yiyecek tercihindeki deðiþiklikler de ayrýca göste-rilmiþtir- örn. yüksek sükroz alýmý aþýrý bir enerji alýmýna yol açar. Sedasyon da ayrýca bu etkinin içindedir. Antipsikotik ajanlarla, daha fazla kilo artýþý atipik antipsikotiklerle iliþkilidir (Ramacciotti 2005, McElroy 2006).

Lityumun yeme bozukluðunda etkinliði araþtýrýlmýþtýr. Çalýþmalarýn bazýlarýnda lityumun kilo artýrýcý etkisi olduðunu söylenirken bazýlarýnda herhangi bir etki olmadýðý bildirilmiþtir. Karbamazepinin de olumlu bir etkisi bildi-rilmemiþtir. Anektodal raporlarda lityum, olanza-pin, risperidon anoreksiya nervosa tedavisinde et-kili olarak bildirilmiþtir. Kilo alýmý bu ilaçlarýn doðrudan etkisine deðil yan etkisine baðlý olabilir. Lityum ve karbamazepinin bipolar bozukluk ve bulimia nervosa birlikte olan hastalarda bulimik belirtileri düzelttiðine dair vaka raporlarý vardýr. Valproat ve antipsikotiklerin bu hastalarda aþýrý yemeyi alevlendirdikleri, topimaratýn da aþýrý yeme sýklýðýný azaltarak kilo kaybettirdiði de bildirilmiþtir (Gross ve ark. 1981, Hsu ve ark. 1991, Kaplan ve ark. 1983, Powers ve ark. 2002, Shapira ve ark. 2000, Hoopes ve ark. 2003).

SONUÇ

Bipolar bozukluk tanýlý hastalarda birçok

psikiyat-rik eþtaný görülmektedir. Yeme bozukluklarý yapýlan çalýþmalarda anlamlý olarak daha yüksek bulunmuþtur. Bu nedenle bipolar bozukluk tanýlarý olan hastalarý daha dikkatli deðerlendirmek gerek-mektedir. Bipolar bozukluk tedavisiyle uðraþan klinisyenler bu iliþkiye karþý uyanýk olmalý ve týkýnýrca yemeye baþlayanlara nutrisyonel ve psikolojik destek saðlamalýdýrlar. Komorbid yeme bozukluklarý bipolar bozukluklarda görülen obezi-teye katkýda bulunabilir veya komorbid bipolarite yeme bozukluklarýnda tedavi direncini artýrabilir. Bazý mood düzenleyici ajanlar anoreksiya nervosa tedavisinde terapötik rol oynayabilir ama bipolar bozukluk tedavisinde kullanýlan bazý mood düzen-leyici ve antimanik ajanlar eþlik eden týkýnýrcasýna yeme bozukluðunu alevlendirebilir. Yeme bozuk-luklarýnda depresif belirtiler sýk görülür ve tedavide tercih edilen ilaçlarýn daha çok antidepresanlar olmasý her iki bozukluðun etyolojik olarak benzer patofizyolojik mekanizmalara sahip olduðunu desteklemektedir. Yeme bozukluklarýnda da duygudurum düzensizlikleri, davranýþsal aktivas-yon, dürtüsellik, insomnia, irritabilite gibi duygudu-rum bozukluklarý belirtileri görülmesi de eþtanýnýn açýklayýcýsý olabilir. Korunmanýn bir þekli olarak, BP hastalarý için psikolojik eðitimi geliþtirmeye de ayrýca önem verilmelidir. Klinisyenler bipolar bozukluðu olan tüm hastalarda eþikaltý bulgular dahil tüm yeme bozukluðu belirtilerini ya da yeme bozukluðu ile gelen hastalarda bipolar spektrum bozukluðunu deðerlendirmelidir.

Yazýþma adresi: Dr. Bahar Sarý Narðis, Bergama Devlet Hastanesi Psikiyatri Kliniði, Ýzmir, [email protected]

KAYNAKLAR Angst J (1998) The emerging epidemiology of hypomania and

bipolar II disorder. J Affect Disord, 50:143-151.

Bhangwagar Z (2007) Bipolar Disorder and Its Comorbidities Medscape 28 Haziran 2007.

Cooper PJ, Fairburn CG (1986) The depressive symptoms of bulimia nervosa. British J Psychiatr,148: 268-274.

Fairburn CG, Harrison PJ (2003) Eating disorders. Lancet, 361: 407-416.

Fogarty F, Russel JM, Newman SC (1994) Acta Psychiatr Scand, 376 (Suppl): 16-23.

Gross, HA, Ebert MH, Faden VB (1981) A double blind

con-trolled trial of lithium carbonate in primary anorexia nervosa. J Clin Psychopharmacol, 1:376-381.

Hoopes SP, Reimherr FW, Hedges DW ve ark. (2003) Treatment of bulimia nervosa with topiramate in a randomized, double-blind, placebo-controlled trial, Part 1: improvement in binge and purge measures. J Clin Psychiatry, 64:1335-1341.

Hsu LKG, Sobkiewcz TA. Body image disturbance: time to abandon the concept for eating disorders? Int J Eating Disord, 1991:10: 15-30.

Hudson JI, Hiripi E, Pope JHG ve ark. (2007) The prevalence and correlates of eating disorders in the National Comorbidity survey Replication. Biol Psychiatry, 61:348-358.

(6)

Kaplan AS, Garfinkel PE, Darby PL ve ark. (1983) Carbamazepine in the treatment of bulimia. Am J Psychiatry, 140:1225-1226.

Kessler KA, Mcgonagle KA, Zhao S ve ark. (1994) Lifetime and 12 moth prevalence of DSM-III-R psychiatric disorders in The United States: results from the National Comorbidity Survey. Arch Gen Psychiatry, 51:8-19.

Krüger S, Shugar G, Cooke RG (1996) Comorbidity of binge eating disorder and partial binge eating disorder with bipolar disorder. Int J Eating Disord, 19:45-52.

Kuruoðlu AÇ (2000) Yeme bozukluðunda genetik etkenler. Klinik Psikofarmakoloji Dergisi, 10:32-37.

Lewinsohn PM, Shankman SA, Gau JM (2004) The prevalence and comorbidity of subtreshold psychiatric condition. Psychol Med, 34: 613-622.

MacQueen GM, Marriott M, Begin H ve ark. (2003) Subsyndromal symptoms assessed in longitudinal, prospective follow-up of a cohort of patients with bipolar disorder. Bipolar Dis, 5:349-355.

Mc Elroy SL, Kotwal R, Keck PE (2006) Comorbidity of eating disorder and treatment implications. Bipolar Dis, 8:686-695. Mc Elroy SL, Kotwal R, Keck PE ve ark. (2005) Comorbidity of bipolar disorder and eating disorders: distinct or related disor-ders with shared dysregulations? J Affect Disord, 86:107-127. Moller SE (1992) Serotonin, carbonhydrates and atypical depression. Pharmacol Toxicol, 71(Suppl):61-71.

Powers PS, Santana CA, Bannon YS (2002) Olanzapine in the treatment of anorexia nervosa : An open label trial. Int j Eat Dis, 32:146-157.

Ramacciotti CA, Paoli RA, Marcacci G ve ark. (2005) Relationship between bipolar illness and binge-eating disorders. Psyhiatry Res, 2:165-170.

Rosenthal NE, Genhart M, Jacobsen FM ve ark. (1987) Disturbances and appetite and weight regulation in seasonal affective disorder. Annals of the New York Academy of Sciences, 499:216-230.

Schuckit MA, Tipp JE, Anthenelli RM ve ark. (1996) Nurnberger JI Anorexia nervosa and bulimia nervosa in alcohol-dependent man and women and their relatives. Am J Psychiatry, 153:74-82.

Scuhuman M, Gitli MJ, Fairbanks L (1987) Sweets, chocolate and atypical depressive states. J Nerv Ment Dis, 175:491-495. Shapira NA, Goldsmith TD, McElroy SL (2000) Treatment of binge-eating disorder with topiramate: a clinical case series. J Clin Psychiatry, 61:368-372.

Spitzer RL, Yanovski S, Wadden T ve ark. (1992) Binge eating disorder: Its futher validation in a multisite study. Int J Eating Disord, 13:137-153.

Swift WJ, Andrews D, Barklage NE (1986) The relationship between affective disorders and eating disorders: a review of lit-erature. Am J Psychiatry, 143:291-299.

Treasure J, Schmidt, Von Furt E (2003) Hadbook of Eating Disorder. 2. Baský, John Wiley & Sons Ltd, Ýngiltere, 2003. Ünal A, Kuloðlu M, Atmaca A (2007) Bipolar bozukluða eþlik eden eksen I ve eksen II tanýlarý. Türkiyede Psikiyatri, 9:18-25. Vieta E, Colom F, Corbella B ve ark. (2001) Clinical correlates of psychiatric comorbidity in bipolar I patient. Bipolar Disord, 3: 253-258.

Wildes JE, Marcus MD, Fagiolini A (2007) Eating disorders and illness burden in patients with bipolar spectrum disorders. Compr Psychiatry, 48:516-521.

Wittchen HU, Muhling S, Pezewas L (2003) Natural course and burden of bipolar disorders. Int J Neuropsychopharmacol, 6:145-154.

Referanslar

Benzer Belgeler

H ürriyet’in 22 şubat 1869 tarih­ li 35 inci sayısında ise «Karınca Kanatlandı» başlıklı yazısında K em al’in, Türk kız ve kadınları hakkında şu

Güftesi ve bestesi kendisi­ ne ait 300'ü aşkın eseriyle gönüllerde taht kuran Arsoy için düzenlenen törende, dualar okundu, anılardan

“Soykırım”ı, “tari­ hin Ermenice yorumu” olarak algılayarak inkar et­ tiği, Ermeni düşmanı olduğu, Ermeni toplumunun tarihsel ruhunu incittiği,

Bipolar I, bipolar II ve unipolar bozukluk tanılı ve depresyon döneminde olan 14’er hastanın uyku elektro- ensefalografilerinin (EEG) karşılaştırıldığı bir çalışmada,

DSM IV (Diagnostic and Statiscal Manuel of Mental Disorders IV) kriterlerine göre yeme davranış bozuklukları, Anoreksiya Nervosa, Bulimia Nervosa ve Binge- Eating

Araştırma sonuçlarımıza göre Kayseri İlinde görev yapan aile sağlığı elemanlarının duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarı konula- rında orta

Method: The study population consisted of children who were older than 4 years and referred to the Karadeniz Technical University Faculty of Medicine, Department of Child and