• Sonuç bulunamadı

Kalinikhta

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Kalinikhta"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

T T ' ^ o ?

Sait Faik

Y

anıma baktım kimseler yok. Az önce çevrem insanla doluydu.

Köpekler havlıyor, ağaçlar hışır­ dıyordu. Bir ırmak akıyordu ku­ lağımın dibinden. Ağaçlar suları yıkıyor­ du. Hayvanlar insanları öpüyordu. Kö­ pekler konuşuyor, insanlar havlıyordu. Gökyüzü sarıydı. Birisi:

Kalinikhta

"Camınsın, diyordu, canımsın, ağacım- sın, ırmağımsın; denizim benim." Öteki­ si bir insan kokusu içinde sıcaktı. Cevap vermiyordu. Elinin üstündeki mavi da­ marlar bir dostluk denizine akıyordu. Saçları kara, gözleri kara, kaşları kara, ka­ ra günler, kara hikâyeler doluydu. Du­ daklarında şimdiden sonra söylenecek kız oğlan kız türkülerin boyu vardı.

Sandalın içindeki güneşten, gökyüzün- deki tozdan, ağacın kırmızısından mı ay doğuyordu. Bir dudağım yerde, öteki dudağım kuyruğunda ateş gibi gidip geliyordu içimden.

"Seni damarımda, bileğimde atıyo­ rum."

Yıldızlar asılmıştı ağaçlara. Soğuk kan­ dil kandil sarkıyordu. Yanımda dostlarm en koyusu, kadehimde sakız rakısı, dilim kekeme, elimde olta, oltanın elinde zoka, sandalda Barba Stanco, küpeşte Sivriada, yıldızlar bağrımdı; dümendeyim. Motor hışır hışır hışırdıyor. Köpek sesleri geliyor dostçasına. Ağaçlar yıldızları, ağaçlar te­ peleri, köpek sesleri sabahları getiriyor. Bir balık kokusu içiyorum. Bir Rum evin­ den midye tavası, bıyıklarımın içinden

anason kokusu geliyor. "Canımsın" diyorum kime. Kahve fincanına düşen sabah yıldızını kokluyorum. Mis gibi kahve kokuyor. Kocayemişleri- nin çiçeği pare pare. Karabala- rı avuçlarımda eziyorum. Dilime arılar konuyor, gözümü arılar sokuyor, güneş batıyor, bir karabatak düşünüyorum. Martının biri boşlukta bir direğe konu­ yor. Çakıla sulardan elbiseler giymiş, ha­ va renginde askerler çıkıyor. Çakılda ayak sesleri duyuyorum. Ö, Aspasya’dır o. As- pasya’dır. Yaseminli Aspasya, kâfur koku­ lu Aspasya, Paskalya çiçeği sarısında As­ pasya, dilinde kıvılcım, dilinde yılan, di­ linde aynalar ve çeşmeler.

"Canımsın, diyorum, canımsın." Yani, Yani be! Hey Yani! Kara Yani! Hey Beykozlu laternacı Panayot’un toru­ nu kara gözlü dostum Yani! Söyle Rum­ ca Karabiberim şarkısını. Aspasya duy­ sun. O türküdeki İbrahim benim. Bırak İbrahim’i ve zenginliği Karabiberim.

Dostluk çayırının bu kuzulan kimin? Sizin mi? Kuzular mı? Kuzular meler mi? Yani, söyle Karabiberim şarkısını.

Şimdi Atina’da Omonya meydanında akşam oluyor. Atina kahvelerinin terasla­ rında bir ançüvezlö bir yeşil zeytin ve bir kadeh mastika duruyor kimin önünde? Kimin önünde olursa olsun. Pire’den de­ nizanası kokusu geliyor. Akropol’den

Sokrates iniyor. Sen Yanaki! Dostların en koyusu! Arkadaşların içinde ölümden önce en sonuncusu! Atina sokaklarından geçerken yıldızlara bak. Yıldızlar seni sandallara, kayıklara, vapurlara ve adala­ ra götürecek. Dünyanın bütün adalarını gezeceksin. Dünyanın bütün sandallarına bineceksin. Elinde naylondan 35’lik bir oltayla deniz diplerinden balık sanıp fos­ forlar, yakamozlar, pırıltılar yakalayacak­ sın. Balığa boşver! Düşün Yanakimu be­ ni. Bin, bir yıldızın sırtına. Adaların için­ de bir Burgaz adası vardır. Bir sandal var­ dır, tam Kaleyoros’la Laendros’un gözük­ tüğü nişanda, işte o benim. Ben, sandal­ lar içinde bir sanal, denizler içinde bir de­ niz, insanlar içinde bir insan.

Yani! Omonya meydanında akşam olu­ yor. Gökyüzünde sandallarla şarkılar ge­ çiyor. Arabalarda ışıklar kayıyor, bir at kişnemesi duydun mu? Bir fayton geçti mi delicesine aklından... ve Omonya kah­ velerinin camından? Bil ki ben Taksim meydanında, âbidenin önündeki çayırın kısa parmaklıklı demirlerine oturmuş se­ ni düşünüyorum Yanaki. Gece oldu. Kar­ lar sönmek üzere. Işıklı ilanlar sönüyor. Otlar kararıyor. Bir tavernadan üç gitar sesi geliyor. Mavrodafni kaldırımlarda kı­ rılıyor. Sen oteline kadar yürümeyi dü­ şünme; Atina ile Pire arasmdaki metro çoktan işlemiyorsa işlemesin, hava güzel, yürürsün.

Martılar Sivriada’da aym ışığında dö­ nüp duruyorlar. Barba Vasili paltosuna girdi uyudu. Ben seni düşünüyorum Ya­ naki. Sonra Aspasya’nın söylediği Kefa- lonya havasından çıkan rüzgâr Sivri- ada’nın denizini ürpertiyor. Yanaki, Omonya meydanında ışıklar sönüyor. Kahve kapanmak üzere. Yeşil zeytini ye. Şu düzü yuvarla, işittin mi Pire’den ge­ len vapur düdüğünü? Ben Galata Köprii- sü’ndeyim o dakka. Bir Hollanda şilebi Okmeydanı’nda dolaşan mapusane kaça­ ğına sesleniyor acı acı. Üsküdar iskelesi­ ne iniyorum. Parmaklığa dayanıyorum. Sen yeşil zeytini neden yemedin? Omon­ ya meydanındaki Ekselsiyor kahvesinin garsonu.

"Kalinikhta Kiryos" diyor bana. "Ben­ den de bir Kalinikhta sana. Panço!" ■

Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Özellikle 11-12 yaş grubunda yer alan adölesanlar için bugün tetanoz, difteri, asellüler boğmaca aşısı, hepatit A aşısı, meningokok aşısı, suçiçeçiği aşısı

Biz de burada eşlik eden başka hastalığa sahip olmayan, erken yaşlarda belirgin simetrik harekete sahip ayna hareketi olgusunu mevcut literatür eşliğinde de-

D ışişleri Bakanlığı sözcüsü İan Kelly, yaptıkları gözden geçirme sonucu, anlaşmayı imzalamaları halinde, ulusal savunma ihtiyaçlarını karşılayamayacakları

Türkiye’nin kara mayınlarının 2014 yılına kadar temizlenmesini öngören Ottawa Sözleşmesi’nin gereğini yerine getirmek için Suriye s ınırındaki yaklaşık 620 bin

Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi. 11/06/2016

TPAO tarafından açık- lanan fay haritası, daha önce varsa- yımlara dayanılarak çizilmiş olan Marmara fayını, biraz daha güneye çekiyor ve çok parçalı bir

Yarın: “H astalığım duyulm asın.. 4 " Pazartesi 11 Kasım 1996 Çağdaş Atatürkçüler mevlit okuttu Çağdaş Atatürkçüler Demeği, dün Atatürk için Kocatepe

Böyle olunca da süper kara katman, yüksek fosfor oranl› yüzeylere göre %50 daha az ›l›k yans›t›yor.. Katman, özellikle yüzeye bir aç›yla gelen ›fl›¤›