• Sonuç bulunamadı

Sabahattin Ali dağlarında

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Sabahattin Ali dağlarında"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

- r ~ f . f i e t?

20 HAZİRANI 993 P A Z A R

ANKARA NOTLARI

MUSTAFA EKMEKÇİ___________

Sabahattin Ali Dağlarında...

Geçtiğimiz pazar sabahı, erken uçakla Ankara’dan ayrılırken, kafam DYP ile SHP arasında karmakarışıktı. Düşünüyordum; Tansu Çiller’i kazandırsa kazandırsa, Koksal Toptan kazandırabilirdi. O da oldu!

SHP’de ne olacaktı? Haydi “ Hinthorozu" demeyeyim, Erdal Bey, Onur Kumbaracıbaşı’nın cuma akşamı verdi­ ği yemekte, gözüme isteksiz görünmüştü ya, o akşam yemekten sonra, içeriğini çok kimsenin bilmediği ilginç bir toplantı oldu. Yemekte, ben de sıkılmıştım doğrusu.

“Artık gitsek’’ diyordum. Kalktık, Alaattin Polat’ın araba­

sına gidip bindik. Yola koyulacağız, aaa ne o? Erdal Bey ile yanındakiler de arabalarına binmişler, gidiyorlar. O da sıkıldı demek. Pastayı bitirir bitirmez, oradakilere, masa masa dolaşıp“Allahaısmarladık’’ demeden ayrılı­ verdi. Bir ara Erdal Bey’lerin arabasını görmedik.“ Kim

b ilir nereye gittiler’’ deyip evimize gittik. Sonra öğren­

dim, çiftlikteki fişek fabrikasının lokaline gitmişler. Ora­ da, başka bazı bakanlar da Erdal Bey’i bekliyorlar. Kararını bir daha gözden geçirmesi için rica edecekler.- Onlarla birlikte olmayı gerçekte Erdal Bey{!) istemiş ol­ malıydı. Onlara da düşüncesini açıklayacaktı. Bunlar, Fikri Sağlar, Mehmet Moğultay, Seyfi Oktay, Abdülkadir Ateş, İbrahim Tez, Mehmet Kahraman, Erman Şahin, Türkan Akyol ile Başdanışmanlarından Fikret Ünlü idi. Fikret Ünlü, sayrıydı; beyine giden damarlardan biri tı­ kanmış, onda görme güçlüğü yaratmıştı. Fikret Ünlü, gördüklerini çatal görüyor, okuyamıyordu. Orada bulu­ nan bakanlar, Genel Başkana her zaman bağlı kalmış­ lardı. Duygusal bağlılıkları vardı ayrıca. Bir de haklı olarak şöyle diyorlardı:

- Biz hizmetlerimizin ürününü yeni almaya başladık.

1994 yerel seçimlerine giderken, bunları yazın bir bir göstereceğiz. Açılışlarla, toplantılarla, temel atmalarla yapacağız. Bunları da siz bizimle birlikte yaşamalısınız. Biz size, hak ettiğiniz ölçüde yakınlık gösteremedik, bizi bağışlayın! Biraz daha olsun kalamaz mısınız başımız­ da?

Abdülkadir Ateş, şöyle dedi:

- Efendim, şimdi bir lider çıkacak aramızdan, önümüz­

de 94 seçimleri var.. O, biranda sosyal demokratları alıp götürecek. Kolay değil ki liderlik. Bu yüzme bilmeyen çocuğu birden kaldırıp denize atmak gibi bir şey!

- Yok, yok diye karşılık verdi Erdal Bey, çocuklar yüz­ meyi çabuk öğrenirler!

Bakanlardan biri, dondurma isteyip istemediğini Er­ dal Bey’e sorarken:

- Nasıl olsun efendim dondurmanız? deyince, Erdai Bey:

- Dondurma gibi olsun! karşılığını verdi. Çok rahattı. Mehmet Kahraman:

- Efendim, ben de birşeyler söylemek istiyorum! de­ yince:

- Söyle söyle, insan hakları bakımından beni savun! karşılığını veriyordu. Konuşmalar bitince, Erdal Bey özetle şunları söyledi:

- Bakın, ben olaylara böyle bakmıyorum; tabii çok hak­

lısınız, benim hakkımda çok güzel şeyler söylediniz, ayrıca mahçup da oldum. Böyle konuşmalara neden ol­ duğum için de üzülüyorum. Ama, işte olaylara farklı bakmak gerekir diye düşünüyorum. Ben lise 1’de 2'de iken felsefeye merak sarmıştım. Aslında ben felsefeci olmak istemiştim ama, babam razı olmamıştı. Bana "Felsefeyle b ir ömür geçirilmez, sen yine fizikçi o l" de­ mişti. Oysa sonradan Ali Fuat Erden 'in anılarında oku­ muştum, babam da gençliğinde felsefeye çok meraklıy­ mış. Ben felsefeye merak sarmıştım. Bütün ünlü filozof­ ların kitaplarını, İngilizce, Fransızca, Türkçe okumuş­ tum. Hiç unutmam, bir HollandalI düşünürün kitabı beni çok etkilemişti o yıllar, "Yüksek Ahlak Teorisi". Olaylara sonsuzluğun bakış açısından, penceresinden bakabil­ mek. Yani “Bugün, yarın ne olacak? Öbür gün ne ola­ cak? Bugün bir olay oldu, vah ne yapacağız? Yarın bunun etkisi ne olur?" gibi değil, olaylara sonsuzluk içinde bakmak gerekir. Nasıl bir etki bırakıyor, sonsuz­ luk içinde insanlığa, evrene, evren içinde? Böyle baktı­ ğımız zaman olaylara, daha rahat edersiniz. Olaylara böyle bakıyorum ve rahat ediyorum o yüzden...

Erdal Bey, şöyle sürdürüyordu konuşmasını:

- Ve ben, bir ömür içinde on yılımı politikaya verdim,

halkıma hizmet için, demokrasiyi geliştirmek için bunu yaptığımı sanıyorum. Başarılı oldum. Şimdi, “ benim yaptığım bu işleri, benden başkası yapamaz" diye bir saplantı içinde değilim. Hepiniz yaparsınız. Hatta, farklı b ir lider tipine gereksinim olduğunu düşünüyorum şim­ di. Benim biçemim bu. Ben, böyle siyaset yaptım...

Bir gün de şöyle demişti:

- Ben küçükken, spor yaparken, tenis oynarken de

böyle bakardım olaylara. B ir arkadaşımla tenis oynar­ dık; ben solumu güçlendirmeye çalışırdım, sol vuruşları. Sol vuruşlar, teniste çok zordur; o arkadaşımın beni ye­ neceğini bilirdim; ama benim amacım farklıydı, ben kazanmak için oynamazdım, ben oyunumu geliştirmek için oynardım.

Bakan arkadaşlarına döndü:

- Siz de böyle bakın, çıkar arkadaşlarımızdan biri; bir­

likte destekleriz, çok iyi günler görürüz.

Erdal Bey, “Ha diyordu, ben biraz da okumak, yazmak

istiyorum..." Belki de on yılın öyküsünü yazacaktı, kim

bilir.

Şimdi, Istrancalar'dayım, Sabahattin Ali nın öldürül­ düğü dağlarda. Kırklareli aydınları, Istrancalara, “Saba­

hattin A li D ağlan" adını koymuşlar, ne güzel!

Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Yeni araştırm a­ lar için belki o sahip olduğu yöntemlerin dı­ şına çıkacak, araştırma yapacaktır; o araştır­ ma için para kazansa bile, artık zaten adam

1) Öğretim elemanlarının online satın alma davranışı ile bu satın alma davranışına yönelik risk ve fayda algılamaları arasında bir ilişki olup

İstanbul Şehir Üniversitesi Kütüphanesi Taha

Bu arada bizlere, Türk toplumuna dönük bir sanat anlayışı içinde ça­ lışma olanağı sağlayan Aziz Ho- cam'a, tüm arkadaşlarıma, Cerrah­ paşa Tıp

Uluslararası Uzay İstasyonu mürettebatını taşıyan Soyuz uzay araçları genellikle Kazakistan’daki Baykonur Uzay Üssü’nden fırlatılıyor. Avrupa Uzay Ajansı (ESA)

Bu bilimsel uçuşlar 2016’da fırlatılması planlanan ICESat-2 uydusu göreve başlayana kadar Antarktika’daki buzulların takip edilmesini sağlayan IceBridge görevinin bir

Vaktiyle empressiyo- nistlere, fovlara yaptıkları haksızlığın utancıyla, esnafça düşünerek, ilerde para eder diye öyle abur cuburlara para yatırmışlar ki

Her yıl ABD’de yaklaşık 1 milyon insanın arılar tara- fından sokulduğu ve buna bağlı oluşan anaflaktik şok sonucunda her yıl 120’ye yakın ölüm vakası