¿9 Mayıs 1953
ÂLEMİNDE
N eveser Kökdeş 500.
Fetih yılında “İstanbul
Marşı,, nı bestelemişti
Doğu ve Batı müziği arasın da k ö p rü k u ru lm a sın a emek verm iş bestecilerimiz arasında, daima a ran acak olan Neveser' Kökdeşi 1962 yılının tem m uz ayında kaybetm iş tik. Onu şim diden anm am ızın b ir sebebi de, değerli ko mpozitö rün 1953 yı lında bugün, îs ta n b u l u n 500 ün cü Fetih Yılı dolayısiyle «İs tanbul Marşı» nı bestelemiş ol masıdır. T ü rk tarihinin m u tlu bir günü için b i r «İstanbul Marşı» bestele m ek şerefi, A ta tü r k T ürk iy esin de Batıya ve ileriye açılan pencere den m ü zik sanatımıza yeni bir şeyler getirm eğe öncülü k yapan ünlü Muhlis S abahattinin kızkarde- şi N eveser Kökdeşe nasip ol m uş tur. Böylece 2 ka rd e ş bes tecile r başta Muhlis S a b a h a t tin, b ir yandan operet, müzi kal komediler, vals le r, pol kala r, tangolar, m arşlar, pre- lüdler, fanteziler ve diğer çe şit Batı müziği örneklerinin yu rd u m u z d a ilk m e y v a la rım verirk en, özellikle Neveser Kökdeş hem K lâ sik T ü rk Mü ziğinde ta n ın m a k ta gecikmi yor, hem de çok sesli müzikte gayret gösterip diğer a l a t u r kacı m esiekdaşlarından bu yol da ileriye geçerek ayrılıyor.
İşte bu b ak ım lar d an «İstan bul Marşı» üzerinde sadece Fe tih Yılı m ü nasebetiyle değil, aynı, zam anda geleneksel T ü rk müziğinde isim yapmış bir bes tecinin «çok sesli ileri müzik» yön ünde yazdığı tipik b i r ör nek o larak d u r m a k gerekir. Bunun için de Neveser Kök- deşın sanat h ayatına kısaca bir göz a tm ak fa y d alıd ır :
1909 yılında D ram ada doğmuş olan N eveser Kökdeş, m abe yinci H u rş i t Paşa nın kızı idi. Babası H u rşit P aşanın lâv ta dahil 7 saz çaldığı söylenir. Böylece sanata d ü şk ü n b i r o- cak içinde büy ü y en N eveser Kökdeş, özellikle ağabeysi
M erhum e N evese r Kökdeş Muhlis S a b a h a tt in ’den aldığı k ö k lü bir müzik eğitimiyle ye tişmiştir. î l k bestesinin 12 ya şında iken, o zamanın modası b i r polk a oluşu, N evese r Kök- deşin çok b ü y ü k yaştan «Po- lifonik» müziğe (y â n i yanlış deyimle ala franga veya Batı müziğin e) olan aşkını göster- roektedik. N itekim ilk bestele ri pre lüd, fantezi, marş, vals tango, çığan h a v a l a n ve ope re t çeşitleri değil midir? Sıra sı gelmişken şu A la tu r k a - A lafranga veya Doğu - Batı mü ziği terim lerin in ne kadalr ha tali a n la m la r taşıdığını da h a tı rl a ta l ım . D ünyada sadece «kötü - iyi», «başarısız - başa rılı» veya «geri kalmış - ileri ye giden» m üzik ayrım ı ola bilir, o kadak...
N eveser Kökdeşin de h e r 2 m üzik arasın da b ulu nuşu, ve h e r 2 çeşitten e s erler verm e si, d okunduğum uz nok ta yı d oğrulayan b ir örn e k sayılmaz mı?.
Selmi ANDAK
İstanbul Şehir Üniversitesi Kütüphanesi Taha Toros Arşivi