i
Wıi ı ~ i
I,
Kurtuluş Savaş'ında Esat Efendi (İleri)
Esad Efendi (İleri) During the Turkish War of Salvation
Ay ten
CAN TUNALI*
Öz
Esat Efendi'nin Türk Kurtuluş Savaşı yıllarındaki hizmetlerine ait bazı yeni bilgi ve belgeler değerlendirilerek, onun söz konuşu Savaş'a katkıları hakkında açıklamaları havi bu çalışmanın kaynağını Türk İnkılilp Tarihi Enstitüsü Arşivine kendisinin bağışladığı dokümanlar oluşturmaktadır.
Gümüleine'li olan Esat Efendi, öğretmenlik yapmış, siyasi faaliyetlerde bulunmuş, şehrinin Osmanlı toprakları dışında kalmasından sonra İstanbul'a gelmiş, oradan da Aydın'a geçerek lise öğretmenliği yapmakta iken Yunan işgali başlamış ve kent Yunan birliklerinin eline geçmiştir. Bu sıralarda Kuva-yı Milliye güçlerine katılan Esat İleri, önemli işler başarmıştır.
:i' Türkiye Büyük Millet Meclisinde iki dönem milletvekilliği yapmıştır. Onun bu
ir yıllardaki faaliyetlerine ait bilgiler değerlendirilmektedir.
Anahtar Kelimeler: Kuva-yı Milliye, Aydın, Yunanlılar, Kurtuluş Savaşı,
Gümülcine, Müftü 1 '
Abstract
The doeuments whieh are donated by Esad Efendi himselj, to the Archive of the Institute of the History of Turkish Revolution, constitute the souree for this study whieh includes assessment of some of the new information and doeuments related to Esat Efendi's services during the Turkish War of Salvation.
Esad Efendi who was from Gümüleine, served as teaeher, t~en involved in politieal activities and after the eity was excluded from the Ottoman territories eame to İstanbul. Af ter that, he went to Aydın where he worked as a teaeher in a high school and during that time Greek invasion has begun and the eity was eaptured by '.Yrd. Doç. Dr., Adnan Menderes Üniversitesi Tarih Bölümü Yakınçağ Tarihi Anabilim Dalı Oğretim Uyesi.
Greeks. At that time, Esad Efendi took part in National Forces and achieved significant duties.
Esad Efendi served as a member of parliament for a two terms in the Turkish Grand National Assembly. In this paper the information about his activities during this time are studied.
Key Words: National Forees, Aydın, Greeks, (Turkish) War of Salvation, Gümülcine, Müftü
Esat İleri,
Türk Kurtuluş
Savaşı
sırasında
ve sonrasında
hizmeti
geçenler arasında yer alan sayılı kişilerden biridir. Savaş sırasında bizzat
cephede bulunmuş, bir taraftan da TBMM' de
ı.
ve II. Dönem Aydın ve
Menteşe milletvekilliği
yapmıştır.
Hayat hikayesi ile ilgili olarak çeşitli
yayın ve kaynaklarda verilen bilgiler, bir birini tekrarlar nitelikte olup yeterli
olmadığı gibi bazı önemli yanlışlıkları da ihtiva etmektedir. Bunların başında
hiçbir zaman babasının adını önad olarak kullanmadığı halde, başkalarınca
Mehmet Esat olarak adından söz edilmesi gelmektedir
l.Diğeri ise yazar,
düşünür ve şairliğinin göz ardı edilmesidir. Basılmış ve basıma hazır notları,
şiirleri bulunmakta ne var ki bunlardan hiç söz edilmediği gibi, milletvekili
iken yaptığı konuşmalar,
verdiği önergeler de, yeterince
değerlendirilme-miştir. Kendisini din adamı olarak göstermediği, imamlık yapmadığı halde
aldığı
eğitimden dolayı "Din adamı" olarak gösterilmesi de dikkat
çekici-dir.
Öte yandan
Ankara
Üniversitesi
Türk İnkılap
Tarihi
Enstitüsü 'ne
sağlığında verdiği belgeler ve bıraktığı notlar, her nedense bugüne kadar
dikkati çekmemiş ve kendisiyle ilgili yayınların hiç birinde kullanılmamıştır.
Bu çalışmamızda
adı geçen belgeleri esas alarak özgeçmişi
ve özellikle
Kurtuluş Savaşı ile
ı.
Dönem milletvekilliği yıllarına ait bilgi ve belgeleri
değerlendirmeye
çalışacağız.
Başvurduğumuz
belgeler,
1943-1944
yıllarında
kendisince
bağışlanmış
olup, Enstitü
Arşiv Kayıt Defteri'ne
17256-17292 Sıra No ve 48 Dosya No ile geçirilmiştir. Son tasniften sonra
düzenlenen katalog numaraları ise belgeler ele alındıkça verilecektir.
i Bkz. Fahri Coker, Türk Parlamento Tarihi, Milli Mücadele ve T.B.M.M. i. Dönem 1919-1923, c.lI, Ankara 1995, Ali Sankoyuncu, Milli Mücadelede Din Adamları, C I- II, ve en son yayın olan Dr. Recep Çelik'in, Milli Mücadelede Din Adamları-I, İstanbul, 1999, s. 98-99. Burada Aydınlı Hoca Mehmet Esat olarak geçmekte, dip notta ise Gümilcineli olduğu belirtilmektedir. Türk Parlamento Tarihi, Milli Mücadele ve T.B.M.M. i. Dönem 1919-1923 adlı eserde de "Mehmet Esat Efendi (İleri) başlığı altında biyografisi verilmektedir Bkz. C. III. S.138-139. Esat İleri ile ilgili ilk bilgileri verenlerden Cemal ~utay ile Kadir Mısırlıoğlu, doğru bir yaklaşımla Esat Hoca (Daha sonra Esat Ileri), Esad (Ileri) Hoca demektedirler. Ancak daha başka yanlışlıklara yer vermektedirler.
Kurtuluş Savaşı'nda Esat Efendi (İleri)
83
i
, i
Esat İleri, kendisine ait dokümanları Enstitüye teslim ettikten bir süre
sonra bazılarının
fotoğraflarının
ve kopyalarının
alınıp
asıllarının
geri
iadesini
istemiş se de bunun
gerçekleşmediği,
kendisine
kopyaların
gönderildiği anlaşılmaktadır
2•O sıralarda
Enstitü Müdürü olan merhum Prof. Enver Ziya Karal'a
gönderdiği ve arşivde mevcut mektupların
ilkinde (14 Kasım 944), tarihi
hatıraları kapsayan kendisince kıymetli belgelerin alındığına dair gönderilen
teşekkür
yazısızından
dolayı memnuniyetini
belirtiyordu.
Çok istendiği
halde bu belgeleri başkalarına vermediğini, dört erkek evlat ve torunlarının
olduğunu,
belgeleri
bunlara hatıra olarak bırakmak
istediğini,
gönderilen
belgelerinden
H ••••suretlerine
lüzum görünenleri
alınıp iadesini hasetten
rica .." ediyordu.
17 Aralık 1944 tarihli mektubundan
anlaşıldığı kadarıyla
Enstitü Müdürlüğü kendisinden hatıralarını da istemiş bunun üzerine" ... ne
gibi hatıralar istiyorsunuz?
Yine birkaç hatırayı gönderiyorum.
Şahsa ait
gibi görerek sıkılıyorum.
Belki tarihimize
hizmet eder diye göndermeye
cesaret ediyorum ... "diyor, Garbi Trakya Müdafaa-i
Hukuk Cemiyeti'nin
müfreze
ve komutanlarının
fotoğraflarını
gönderebileceğini
belirtiyordu.
Ayrıca
"Büyük
Gazi 'ye
ait
zafer
yollarında
kendinden
işittiklerim,
hatıralarım var. Mahzar-ı kabulolur mu diye soruyordu
3.Esat
İleri 'nin
gönderdiği
19 Ocak
1945 tarihli
mektubu,
önem
taşımaktadır.
Bu mektupla
ilettiği
belgelerin
Enstitü
İlmi Danışma
ve
Yönetim
Kurulunca
makbule
geçtiğini,
kabul etmesi
halinde
kendisine
"Şeref Diploması verilmesinin kabul edildiğini" öğrendiğini belirtmekteydi.
Memnun olduğunu, teşekkür ettiğini ifade ettikten sonra öz geçmişine ait
önemli açıklamalarda bulunuyordu
4•Arşivde mevcut son mektubu
14 Şubat 1945 tarihlidir
ve Enstitüce
kendisine
gönderilmiş
olan 7 Şubat 1945 tarihli mektuba karşılık olarak
yazılmıştır. Bu mektupta Enstitünün fahri üyeliğine seçildiği için memnun
olduğunu belirttikten
sonra yaşantısı ile ilgili önemli bilgiler vermektedir.
Gördüğü ilgiden memnuniyetini daha çok belge göndererek göstereceğini de
ifade etmektedir.
Atatürk'ün
bir telgrafının suretini, "Cihad-ı Ekber" adlı
risalesi
ile "Kadınların
Vatan İşlerine Girmesine Dair" risalesini
de
2 Esat İleri Türk İnklHip Tarihi Enstitüsü Müdürü Prof. Enver Ziya Karal'a yazdığı
mektupların ilki 14 Kasım 1944 tarihini taşımaktadır. İkinci mektup 17 Aralık ~44, üçüncüsü 19 Ocak 1945, dördüncü ve son mektup ise 14 Şubat 1945 tarihlidir. A
,u
Türk Inkıliip Tarihi Enstitüsü Arşivi, Kutu 71, Belge 27 kayıtlı dosyanın içerisinde yer almaktadırlar. (Bundan böyle TİTEA olarak kısaltılacaktır).JTİTEA, Kutu 71, Belge 27/6.
4EZ.Karal, Enstitü Sekreteri Nimet Arslan'a mektubun boş sayfasına düştüğü notta uygun
çevap verilmesini istiyo!du. Bkz.
ı.
Ek mektup ve not. Bu tarihlerde. yürürlükte olan Türk Inkılap Tarihi Enstitüsü Iç Talimatnamesi'nin 18.maddesi" Enstitüye Inkılap Tarihi ile ilgili önemli eşya ve vesika teberruunda, bulunan veyahut bu kabil eşya ile vesikaların enstitüye kazandırılmasına çalışanlara .... " Ilmi Danışma ve Yönetim Kurulunun kararıyla "Türk İnkıliip Tarihi Enstitüsünün fahri azası" unvanının verilmesini öngörmekteydi.göndermektedir.
Ayrıca,
basılı
eseri
"Düşündüklerim,
Dileklerim,
Emellerim"i de yollamıştır. Daha önce gönderdiği Garbi Trakya Müfrezesi
fotoğraflarından
birisini
daha
yolladığını
da
ifade
etmektedir.
Bu
mektubunda
eski harflere alışık olduğunu, ihtiyarlığından
dolayı kalayına
geldiği için böyle yazdığını, kusuruna bakılmamasını da belirtmekteydi.
Kendisinin
verdiği
bilgilerle
hakkında
yazılanları
birlikte
değerlendirdiğimizde
yaşam öyküsünü yeniden yazmak mümkün olmaktadır.
Eldeki verilere
göre 1882 Gümülcüne
doğumludur.
Babası ilmiye sınıfı
mensuplarından
Müderris Mehmet Hilmi Efendi'dir. Mehmet Hilmi Efendi,
müderrislikle
yetinmemiş,
siyasetle
uğraşmış
ve Osmanlı
Mebuslar
Meclisinde
Balkan Harbi öncesinde Gümülcüne
mebusluğunu
yapmıştıı5.
Esat Efendi ile ilgili olarak verilen bilgilerde babasının Osmanlı Mebuslar
Meclisinde görev yaptığına dair bir kayıt yer almamaktadır.
Esat Efendi de öğretimini tamamladıktan sonra, o dönemin orta ve lise
öğretimi veren idadi ve sultanilerde öğretmen olarak çalışmıştır.
İmamlık-hocalık yaptığına dair elimizde bilgi bulunmamaktadır. Daha.önemlisi babası
gibi siyasetle yakından ilgilenmiş, İttihat ve Terakki Kulübü'nün Gümülcüne
Livası (Sancağı) Reisliğini (başkanlığını) üstlenmişti. Balkan Harbi çıkınca
gönüllü olarak katılmış kendi ifadesiyle".
Bulgarların
çok zulmüne duçar"
olmuştur.
Yunanlılar
bölgeyi ele geçirince,
zorla Hıristiyan
yapılanların
yeniden Müslümanlığa
dönmelerine
izin vermişlerse
de bu
25gün kadar
sürmüş Yunan kuvvetlerinin geri çekilmeleri üzerine bölgenin bağımsızlığını
ilan
etmişlerdir.
Bunu
gerçekleştirenlerin
içinde
Esat
Efendi
de
bulunmaktadır
6•Ancak, Osmanlı Hükümetinin İstanbul Anlaşması (29 Eylül
1913) gereği Gümülcine'yi
Bulgaristan'a
bırakmasının
ardından ailesiyle
birlikte hükümetin emri üzerine İstanbul'a göç etmiştir?
Öğretmenlik
yapmak
istemesi üzerine Aydın Sultanisi'ne
atanması
hükümetçe
uygun görülmüştür.
Birinci Dünya Savaşı yıllarında bu lisede
öğretmenlik
yapmış, İzmir'in
Yunanlılar tarafından işgal edilmesi üzerine
Maarif
Nezareti,
yatılı öğrencileri
yanına
alarak İstanbul'a
dönmesini
istemişse de " ..vatan ve millete hıyanettir .." diyerek buna icabet etmemiştir.
Kendi ifadesine göre on beş yıl kadar sultanilerde öğretmenlik yapmıştır.
5 Mehmet Hilmi Efendi, II. Meşrutiyet Döneminde i. Dönem (1908-1912) GümüIcine
mebusluğu, II. Dönem'de ise Kırkkilise (Kırklareli) mebusu olarak parlamentoda yer almıştır. Bkz. ıhsan Güneş, Türk Parlamento Tarihi, I.ve II. Meşrutiyet, II. Cilt, s.27.( Burada sehven adı Mehmet Fehmi Efendi olarak geçmektedir s. 46'da doğru olarak yer almaktadır).
6 1913 yılı Temmuz ayı ortalarından Eylülortalarına kadar devam eden "Gümülcine
Hükümet-İ Müstakilesi" İstanbul Antlaşmasıyla son bulmuştur. Mehmet Hilmi Efendi, başkalarıyla birlikte hükümetin dağılmaması için çalışmışsa da başarılı olamamışlardı. Bkz. TİTEA, 71-9. Kartpostalın arkasına düşülen not.
7 E. Z. Karal'a yazdığı 19 Ocak 1945 tarihli mektupta Yunanlıların Gümülcine'den
çekilmeleri üzerine Bulgarların ge.lmesine engelolduklarını, Hükümet-i müstakile teşkil ettiklerini, badehu icabı siyaset Istanbul'a hükümetimizin emri ile geldiklerini ifade etmektedir.
Kurtuluş Savaşı'nda Esat Efendi (İleri)
85
, -ıi L
Aydın'ın
önemli bir direniş gösterilmeden
Yunan birliklerince
işgal
edilmesi ve akabinde halka zulüm etmeye başlamaları
ile birlikte yörede
bulunan 57. Tümen'in
subayları ve Aydın Efeleri'yle
direnişe geçenlerin
içinde yer almıştır. Yunan kuvvetlerini Aydın' dan çıkarmışlarsa
da üç gün
sonra büyük takviye alarak tekrar taarruza geçen Yunan birlikleri
kenti
yeniden ele geçirmiştir. Bu sırada dünya basınının ulusal direnişi zalimane
olarak göstermesi,
Anadolu'da
Hıristiyanlığın
tehlikeye girdiğini yazması
üzerine,
kendilerine
haksızlık
yapıldığını,
asıl zulmü
Yunan
askerinin
Müslüman
halka
yaptığını,
İtilaf
Devletleri
temsilcilerine
ve İstanbul
hükümetine
iletmek
üzere
oluşturulan
komitede
görevalmış
toplanan
imzalarla birlikte şikayetlerini dünya kamuoyurra duyurmak için İstanbul' a
götürmek
üzere Rodos yolu ile Aydın'dan
ayrılmışlardı.
Üç kişilik
bu
kurulda Esat Efendi, Aydın Hilal-i Ahmer Cemiyeti Başkanı sıfatıyla ilk
sırada yer alıyordu.
Diğer üyeler Aydın Belediye
Reisi Reşat Bey ile
mütercim Şemseddin Bey'idi
8.Rodos'ta İtalyanlarla görüşmüşler, Yunan mezaliminin Avrupa basınına
iletilmesi
için yardımlarını
almışlardı.
Rodos valisiyle
ve Anadolu İşgal
Kuvvetleri
Genel Komutanıyla
görüşmelerinde
takındıkları
tavır takdir
edilmişti .(Mezalime
ilişkin belgeyi, o sırada Avrupa' da tahsilden
dönen
Şükrü Saraçoğlu, Mahmut Esat ile birlikte Fransızca'ya çevirmişlerdi.)
Heyeti, Damat Ferit'in
"bagilerin mümesilini kabul etmeyiz "demesi
üzerine Padişah da kabul etmemiş, İttihat ve Terakki mensubu bazı kimseler
ve okul arkadaşlarıyla
görüşebilmiş
Akşam Gazetesi sahibi Şinasi Nazım,
Yahya
Kemal,
Necati
ve Vasıf beylerle
buluşarak
amaçlarını
bunlara
anlatmışlardı.
B u çabaları
sonucunda
bir
hafta
kadar
sonra
İtilaf
Devletlerince
Tahkikat Heyeti oluşturulup bölgeye gönderilmiş
ve girişim
olumlu sonuç vermişti.
Esat
Efendi,
Birinci
Türkiye
Büyük
Millet
Meclisi'ne
Aydın
milletvekili olarak girmiş, Müdafaa-i Hukuk Grubu'nun
ilk İdare Heyetine
katıldığı
gibi Tayyare
Cemiyetinin
kuruluşunda
yine ilk İdare Heyetine
girmiştir. Çocuk Esirgeme Kurumuna dönüşecek olan Himaye-i Etfal'in de
Heyet-i Merkeziye azalığına seçilmişti
9•Aydın dolaylarında katıldığı çarpışmalar ve milis kuvvetleriyle düzenli
birlikleri cesaretlendirrnek
üzere yaptığı konuşmalar çok yararlı olmuştu. Bu
yüzden bölgede düzenli birliklere komutanlık
yapan Binbaşı Hacı Şükrü
Bey'in yanı sıra Demirci Mehmet Efe ve Yörük Ali Efe de kendisine "Fahri
Ordu Müftüsü"
unvanını
vermişlerdir.
Bununla
ilgili
ilk belgemiz
12
Teşrinievvel 335 (12.10.1919) tarihli olup, Aydın ve Havalisi Umum
Kuva-8TİTEA,71-1O.
yi Milliye
Kumandanı
Binbaşı Hacı Şükrü Bey'lOin mühür ve imzasını
taşımaktadır.
"Milli Ordu Müftüsü Faziletli muhterem Hoca Esat Efendi
Aydın ve Ödemiş cephelerinde
ilminiz ve silahınızia
ifa ettiğiniz pek
büyük hüsn-i
hizmetinize
karşı zat-ı aliterinizi
millf ordu müftülüğüne
tayininiz
tensib
edilmiştir.
Arz-ı
keyfiyetle
emin
olduğumuz
hizmet-i
vataniyyenizin temadisini rica ederim efendim Fi 12 Teşrin-i evvel 33S
II.Aydın ve havalisi Umum Kuvayi Milliye Kumandanı (İmza ve mühür)"
Bu yazıdan 13 gün sonra
"Gümülcineli Hoca Esat Efendi'ye"
başlıklı
ve 713 numaralı kendisini Aydın ve Menteşe ve havalisi Umum Kuva-yı
Milliye
Kumandanı
olarak nitelendiren
Demirci Mehmet Efe mühür ve
imzalı yazıda "Öteden beri esbak etmekte olan hizmet-i vatan perveranenize
binaen sizi ordu müftü makam-i alisine tayin ettim. Kale'l-evvel
hidemat-ı
vataniyyede muvafakiyetinizi temenni ederim" denmekteydi.
Üçüncü
belge,
o sıralarda
kendisini
Aydın mıntıkası
Kumandan-ı
Cenubi olarak nitelendiren YörükAli
Efe'ye ait olup 11 Eylül 1920 tarihini
taşımaktadır.
"Milli Ordu Müftüsü ve Büyük Millet Meclisi Azası Hoca-yı
muhterem
Gümülcine'li
Esat
Efendi"
başlıklı
olup,
halkın,
Yunan
zulmünden şikayetini ilgililere ulaştıran komisyonda görevalması,
bir yıldan
beri cephede toplanan savaşçılara " ... telkinat-ı diniye ve teşvikat-ı fariza-i
cihadiyede bulunduğundan dolayı" kendisine verilen fahri ordu müftülüğünü
kabul ettiğinden sevgi ve şükranlarını sunmaktaydı.
1ıBu belgelerden
anlaşıldığı üzere günün olağanüstü ortamında bölgede
etkinlik gösteren düzenli birliklerin komutanı ile birlikte efeler de kendi
mıntıkalarında
kendilerini
yetkili komutan olarak görmekteydiler.
Yine
açıkça görüldüğü gibi bu unvanın adı geçen kişilerce verilebileceğine dair bir
kural ya da yasal düzenleme söz konusu değildir. Bununla beraber genel
kabul görmüş Esat Efendi'nin bir sıfatı olarak kullanıla gelmiştir. Askerleri
manen savaşa hazırlamanın
yanı sıra mücahit olarak cephede savaştığına
ilişkin başka bilgiler de bulunmaktadır. Nitekim Dördüncü Fırka Kumandanı
Kaymakam
Mehmet Nazım'ın
kendisine gönderdiği
2 Şubat 1921 tarihli
yazıda bu husus şöyle yer almaktadır:
" ... karlı
ve yağmurlu
bir havada
herkesin
ruhen düşkün
olduğu
günlerde kendisini cephemizin
ileri hatlarına
"Yaş çayır" a vaaz ve irşad
\o Mühür ve imzanın okuhmasında Esat İleri'nin Enstitüye verdiği belgeler listesinden yararlanılmıştır. Binbaşı Hacı Şükrü Bey, Çine'de bulunan 175. Alayın komutanlığını yapmış, başka önemli görevler de üstlenmişti.Bkz. Sltkl Ayduıel, Güneybatı Anadolu Kuva-yı Milliye Harekatı, Ankara, 1990.,ss. 83, 86, 91, 165 vd. . iiTİTEA,71-12/3
Kurtuluş Savaşı'nda Esat Efendi (İleri)
87
için gönderdim ... siperlerimizde
askerimize
nasihat
ve düşmana
kurşun
atmak suretiyle fiilen mücahedeye
müşareket
eyledi. Bundan memnun ve
müftehir
kaldığımı
işbu vesika ile kendisine
arz ve beyanı bir vecibe-i
vicdaniye bildim,,13.
Bu sıralarda
takdir kazanmış başka hizmetleri
de olmuştur.
Düzenli
ordu kurulduktan
sonra askerlerin zorunlu giderlerini karşılamakta
büyük
sıkıntı çekildiği
bilinmektedir.
Halkın gönüllü katkısını
sağlamak
üzere
gruplar oluşturularak
veya ferdi olarak sözü geçenlerin
kent, kasaba ve
köyleri dolaşarak yardım toplanmasında etkili oldukları görülmektedir.
Esat
Efendi
de Güney-Batı
Anadolu
yöresinde
halktan
yardım
alınmasında
başarılı olmuş kişilerden birisi idi. Onun bu çalışmaları takdir toplamış ve
kendisine Birinci Ordu Kumandam Ali İhsan (Sabir) teşekkür etmişti
14.Ordumuz Batı Cephesi'nde başarı kazanıp İzmir'e doğru ilerlerken Esat
Efendi
de Birinci
Ordu Karargahı'nda
bulunmaktadır.
Nurettin
Paşa,
Mustafa
Kemal
ve diğer
subayların
konuşmalarına
tanık
olduğunu
" ... Nurettin Paşa 'nın Sırp sındığı Muharebesi gibi bir Rum sındığı harbi
yapalım. Bütün düşman kuva-yı külliyesirii esir etmek imkan dahilindir .. "
dediğine
tanık
olduğunu
belirtmektedir.
Ayrıca
Hakimiyet-i
Milliye,
Yenigün,
İzmir'de çıkmakta olan Anadolu gibi gazetelere milletvekilleriyle
birlikte
telgraf çekerek
Afyon'u
aldığımızı,
düşmanın
belini kırdığımızı
ileten telgraflar çektiğini de yazmaktadır
l5.Daha önce de kısaca değindiğimiz üzere Esat Efendi Aydın milletvekili
olarak
10 Ekim 1920'de
Meclis'e
katıldı. Şer'iye-Evkaf,
İrşad ve Milli
eğitim komisyonlarında
görevaldı.
Dönem içinde Meclis kürsüsünde on bir
konuşma yaptı. Dört soru önergesi verdi. Başkanlığa sunduğu dokuz kanun
teklifinden
İhracat Vergisinin
kaldırılmasına
ait olanı 3 Ağustos
1921' de
kabul edilerek yasalaştı(l43
sayılı kanun)I6.
Esat Efendi 'ye Kurtuluş
Savaşı sırasında cephede fedakarca
hizmet
yapması dikkate alınarak 21 Kasım 1923 tarihli Meclis kararı ile
Kırmızı-Yeşil Şeritli İstiklal Madalyası verilmesi kararlaştırıldı.
Madalyası 23 Mart
13TİTEA, 71-15. Dördüncü Fırka Kumandanlığı Erkan-ı Harbiyesi Hususi başlık ve Afyon
2.2.37 tarihli belge. Kurmay Albay Mehmet Nazım, LO Ocak 1921 'de 4. Piyade Tümeni komutanı olmuş, Eskişehir Muharebesinde 15 Temmuz 1921 'de şehit olmuştur.
14TİTEA,71-22/4: "Burdur'da Aydın mebusu Esat Efendi Hazretlerine
Ordunun bu sıralarda muhtaç olduğu mevad-ı iaşenin tedarik ve mubayaasında sebk eden kıymetli muavenetlerinize bilhassa arz-ı teşekkür eder ve iaşenin halen ve atiyen tanziminde bir buhrana ma 'ruz kalmamak üzere mubayaa hususundaki himem-i atilerinizin devam ve temadisini bilhassa rica ve arz-ı hürmet eylerim efendim
Birinci Ordu Kumandam ~li İhsan "
15TİTEA,71-27 19 Ocak 1945 tarihli mektubu.
1925 tarihinde TBMM Genel Kurulunda yapılan törenle ilk kez göğsüne
takıldı
17•Sonuç
Verdiğimiz
bu bilgilerle
Esat İleri 'in Kurtuluş
Savaşı
öncesi
ve
sırasındaki hayatının iyi bilinmeyen yönlerini ortaya koymaya çalıştık. Onun
savaş sonrası faaliyetleri
üzerindeki
çalışmalarımız
sürmektedir.
Ancak,
1922 yılında küçük bir kitap olarak Manisa'da
bastırdığı Düşündüklerim,
Dileklerim,
Emellerim
adlı yayını, o günlerde ülkenin refahı için nelerin
yapılması gerektiğini ortaya koyması ve ilerde bu önerilerinin
önemli bir
kısmının uygulamaya geçirilmiş olması üzerinde önemle durulması gereken
bir husustur.
Dilinin
anlaşılır
olması, fikirlerini
açıkça ortaya koymuş
bulunması
dikkate
alınarak
bu broşürünü
önemli bir belge olarak ekte
veriyoruzis.
Kaynakça
AYDINEL, Sıtkı, Güneybatı Anadolu Kuva-yı Milliye Harekfitı, Ankara 1990. COKER, Fahri, Türk Parlamento Tarihi, Milli Mücadele ve TBMM I. Dönem
1919-1923, CIL, Anakara 1995.
ÇELİK, Recep, Milli Mücadelede Din Adamları, 1., İstanbul 1999.
GÜNEŞ, İhsan, Türk Parlamento Tarihi, I ve II. Meşrutiyet, II. Cilt. Ankara, 1997. KUTAY, Cemal, "İrşat Heyetleri", Tarih Konuşuyor, cX.VIIL, Sayı 52, Mayıs 1968. (İLERİ), Esat, Düşündüklerim, Dileklerim, Emellerim, Manisa 1922.
SARIKOYUNCU, Ali, Milli Mücadelede Din Adamları, C I-II, Ankara, 1997. MıSıRLlOGLU, Kadir, Kurtuluş Savaşında Sarıklı Mücahitler, İstanbul, 1992. Türkiye Büyük Millet Meclisi Zabıt Ceridesi; II. Dönem, C 3.
Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü İç TaZimatnamesi, Ankara, 1943.
Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Arşivi. Kutu No:71; Belge No: 9,10,1211,12/3,15, 22/4, 27, 27/6
17 TBMM i. Dönem milletvekili olup aynı zamanda cephe'de ve İzmir bölgesi kuzey
grubunda gö~ev alıp cesaret ve fedakarlık gösteren asker ve sivil milletvekillerine kırmızı-yeşil şeritli Istiklal Madalyası verilmesi, TBMM Genel Kurulunda görüşülerek 21 Kasım 1923'te kabul edilmişti. Sivil milletvekillerinden Mahmut Celal, Mustafa Necati, Reşat, Vehbi, Hacı Şükrü, Hamdi, Hüseyin ve Rıza beylerle birlikte Hoca Esat Efendiye de madalya verilmesi uygun görülmüştü. (Bkz. TBMM Zabıt Cerideleri, II, Dönem: C.3, s. 9-10).
0\
--- - --~~_. __ .~--_ ..,."'=---.. _.~~.
__
...-._---.--c!,,~
f..--
---Kurtuluş Savaşı'nda Esat Efendi (İleri)
ı.Ek
DÜŞÜNDÜKLERİM, DİLEKLERİM, EMEKLERİM
Muharriri Aydın Mebusu Esad
Manisa'da İnkılab Gazetesi Matbaasında tab' edilmişidir 1922-1338
93
!
i
i ,
Artık mazinin derinliklerine gömme ye mecbur olduğumuz eski idare sisteminin halkımıza hiçbir faide vermediğini ve bilakis mütemadiyen halkı sefaletden sefalete, felaketden felakete duçar eder bir mahiyetde olduğunu biz yeni inkılabımızla anladık.
Tarihimizin ibtidasından İzmir'in işgaline kadar hükümet milleti iken, düşmanlarımızın dünyaya geldiği tarihden beri himayetsiz ve istiklalsiz yaşamamış, esaret kabul etmemiş, daima efendi olarak hayat-i istiklal geçirmiş olan asil aziz milletimizi tamamen mahvetmesine karşı İstanbul'da hükümetin itaat göstermesiyle, milli kıyamın başlamasıyla millet hükümeti olduk. Asırlardan beri cereyan eden hadisat ve vukuatın verdiği tecrübe üzerine bu milli inkılabla gayet emin ve milletin istiklal ve istikbalini te'min edecek bir suretde esaslı ve devamlı bir şekl-i idare te'sis etmiş ve mükemmele doğru hatve atmışdır.
Ezelden beri bu toprağın hakiki sahibi ve namuskar işeisi olan Türk köylüsünün vatan-ı azizin kan, can, fedakarlık istediği zamanlarda ilk safda bulunan bu çalışkan ve kanaatkar kitlenin, bu yüksek yaradılmış insanların omuzları üstünde hüküm-ferma olan imhakar usul tamamiyle ref' edilecekdir.
Necabetin, ulucenabın, azimkarlığın, celadetin timsal-ı müccesemi olan köylülerin mesut ve bahtiyar edilmesi, ağlayan gözyaşlarının silinmesi, örsünün önüne demircinin, ocağının başında ateşeinin, tarlasında çiftçinin, mektebinde muallimin, işinde memurun, dükkanında esnafın zevk-i hayat, mesudane evkat görmesine çalışılacakdır.
Milletimizin kalbiyle, ruhuyle, vücudiyle, maliyle iştirak ettiği bu son mücadeleden kat'i ve şerefli bir suretde çıkacağına şüphe yoktur; av n-i hakla ümidimiz çokdur. Kahraman ordumuzun atdığı her adım ile eb edi halasın yollarını açıyor, talihsiz günler geride kalıyor, muzaffer ordumuz omzunda milletin hürriyet ve istiklal tahtını taşıyarak düşmanı hatve, hatve takib ederek tepeliyor; aziz vatanımız düşman istilasından masun ve hazin kalbIerirniz tamamen ihya ve memnun olduğu gün ve hatta şimdiden bütün mevcudiyetimizle en birinci vazifemiz
asil ve necib milletimizin temin-i sıhhat ve iktisab-ı ilm ve marifet ve istihsal-i servet etmesi hususuna gayretimizdir.
Hak-ı pak vatan-i milletimizin saadet halini tatmin edecek menabi-i servete maliktir. Mevcut nüfus değil, mevcudu n beş on mislini mesud edecek hazain-i tabiiyet vatanımızda mevcutdur. Vatanımızın ırmaklarından, münbit ve mahsuldar topraklarından, orman ve madenIerinden temin-i menfaate çalışmalIyız. Bu derece mebzul ni'met ve servet karşusunda bugünkü insanlar yarınki evladına yadigar olarak birkaç damla gözyaşı değil, yüksek bir saadet yuvasıhazırlamaya uğraşmalıdır. Milletin hayat-i istiklaline en büyük hadim servet olmağla milletin iktisab-ı servet etmesine son derecede gayret eylemeliyiz. Tarih; bir hüccet-i katiadır. Bize gösterir ki bir milletin temin-i istiklalinin en büyük amili servetdir. Şu geçen asır içinde servetin ne mühim işler görerek sahibi bulunan milleti ne gibi felaketlerden kurtardığı kesb-i kattiyet etmiş mesail-i riyaziye gibi meydandadır.
Fransa (1870) de Almanya'ya mağlub oldu, tahammülfersa bir taksimat tediyesine icbar edildi. Tediye etmediği takdirde bir çok zaman Fransız toprakları düşman çizmeleri altında inleyecekti. Fransa'nın serveti bu hakarete uzun müddet tahammül etmedi. Heman harekete geldi, düşmanı ümid etmediği bir zamanda hudutlarından dışarı atdı.
o
kadarla da kalmadı, elli sene sonra işte o Almanya'yı memleketinden tard eden servet Fransa'yı galib mevkiine geçirdiParasızlığın seyiesi de bizim başımıza geldi. (1877-78)'de Osmanlı ve Rus Muharebesinde mağlub olduk, gayet ağır şerait altında Ayastefanos Muahadesini imzaya mecbur kaldık, Berlin Sefiri Sadullah Paşa merhumun tedabir-i hakimanesi ile bu muahede tadil etdirilerek Berlin Muahedesi oldu. Lakin neler kaybettik? Özü, sözü Türk olan Kars, Batum, Ardahan Rusya'ya tavizat mukabilinde terk olunuyor, Kıbrıs, Mısır İngiltere'ye veriliyor, Bosna ve Hersek Avusturya'nın idare-i askeriyesine terk ediliyor, niçün ? Çünki tazminat-ı tediye edecek ne hazinede, ne de milletde para var idi, hükümet borcunu tediye edecek mebaliğ-i varidat gösteremedi, işte bu memleketler arz olunan devletlere muvakkaten verildi, ta ki borç tediye edilsin, evet borçdan kısm-ı azami verildi, fakat yekunu tediye edilmeden dost düşman, düşman dost oldu, Kars, Ardahan gibi bir kısım memleketleri dost hükümet verdi, .. İşte bu acı felaketler, bu feci' meziyetler bize ders-i ibret olmalıdır. Dünya otomobillerle kamyonlarla ticaret aleminde sürat-i berkiye ile terakki ederken bizim merkeb ve kağnı arabalarla icra-i nakliyat ve ticaretimize hangi Kuran, hangi iman, hangi vicdan kail ve razı gelir?
Aziz -vatanımın temin-i istiklali, asil milletimin saadet-i hali hakkında düşündüklerim, dileklerim, emeklerim ber- vech-i atidir:
1-Damarımızdaki kana bedenimizdeki cana muhabbet-i diniye-i vataniyenin ameli ve nazari bir suretde birleşmesi;
Kurtuluş Savaşı'nda Esat Efendi (İleri)
95
-1
2- Mekteblerde ulum-i diniyye derslerinin fünun-ı hazıranın icab ettirdiği bir suretde şeriat-ı muttal1aramızın bu husustaki münevver sayfalarının açılmasıyla muktedir ve dindar muallimler vasıtasıyla evlad-ı vatana tedris etdirilmesi;
3- Bulut altında kalmış güneş gibi şeriatın içtimai, iktisadi, fasıllarının dilimize tercümesi, ulema-i kiram tarafından saf ve pak kalbli köylülerimize telkinat icrası;
4- Bir heyet-i fazıla-i vukufiye tarafından dini, ilmi, fenni, edebi, felsefi, içtimai bir suretde mükemmel bir Kuran-i Kerim tefsirinin vücude getirilmesi;
5- Mev'izelerin yalnız ahkam-ı diniyeye hasr ettirilmemesi, nazar-ı şeriatda ilim ve marifetin, sıhhatin, ziraatın, ticaretin, sanatın, vatan ve millete hizmetin, hüsn-i muaşeretin, imar-ı mülk ve memleketin lüzum ve vücubuna ve ahkam-ı hukukiye ve cezaiye ve ticariyeye dair vaaz ve nasihatlar icrası;
6- Cuma hutbelerinin şeriat-i İslamiyet'in cevaz gösterdiği veçhile zemin ve zamana ve ahval-i cihana ve saadet -darına bildi olacak bir suretde Türkçe okunması;
7- Cemaat-ı İslami'ye teşkilatının bir an evvel vücuda getirilmesi; 8- Teşkil etmiş ve edecek hükümet-i İslamiye ile tevhid siyasetinin takibi 9- Türk dilinin Türkçe bırakılması, yabancı kelimelerden, kaidelerden mümkün mertebe ilm-i lugat ve iştikakiyle ruh-ı lisandan doğmuş sarf, nahv, müntak, mana, beyan, bedi' gibi ilm-i fesahat ve belagate aid eserlerin vücuda getirilmesi içun maddi ve manevi teşvik at ve mükafatlar icra ve itası;
10- Müslümanlığın hayatı ilimdir, hatta ihtiyarlar ekmek yemekten utanmadıkları gibi ilim öğrenmekten de utanmasınlar diye emr buyuran Hazreti Peygamber Efendimizin emr-i celiline itaat büyük ve küçük herkesin tahsil-i ilm ve marifetine çalışması;
11- Milli dil öğretilmedikçe mekteb şakirdanına başka bir lisan öğretilmemesi; 12- Lisan-ı Arabinin li san-i dini olmasıyla Fransızca veya diğer lisanlar gibi müstakilen tahsil ettirilmesi, Farisi lisanına da ehemmiyet verilmesi;
13- Hakiki vesaike müstenid umumi bir Türk tarihi yazdırılması;
14- İlmi, fenni, tarihi, içtimai asar-i aliye-yi ecnebiyyenin büyük mükafatlar mukabilinde dilimize tercüme ettirilmesi;
15- İhtisas ve sanat mekteplerinin bir an evvel küşad edilmesi, lakin şimdiki sanat mektebleri gibi servet-i milliyeyi heder eden mektebler gibi olmamalı;
16- Köy hocaları yetiştirilmek üzere muvakkat ve leyli darülmual1iminler . açılması;
17- Köy yerlerinin sıhhate, iktisadiyata, askerliğe elverişli yerlerden intihab edilmesi, maksatsız köyler teşkil edilmemesi;
18- Muhacirin iskanında hayat ve sanayi-i sabıkalarının nazar-ı dikkate alınması, bataklık ve havası bozuk yerlere iskan edilmemesi;
19- Evlerinizi kabre benzetmeyiniz buyuran Hazreti Peygamber Efendimizin emr-i celiline itibaren köyevlerinin muayyen ve sade sıhhi bir tarzda inşa etdirilmesi ve bir köyün la aka1 ikiyüz haneden mürekkeb olmasına çalışılması;
20- Her köyde bir cami-i şerif, bir mekteb yaptırılması, şer'en de müstahsen olduğu üzere mezarlıkların köylerden en az bir çaryek uzak mesafelerde yapılması;
21- Hekimsiz, hakimsiz yerde durma diyen dedelerimizin SÖZÜnÜnmuvafık-ı şeriat ve mutabık-ı akıl ve hikmet olmasıyla büyük köylerde ve hele nahiyelere olsun temin-i sıhhat içun hekimlerin ve muhafaza-i adalet içun hakimlerin bulundurulması;
22- Mütekaidin ve maliilin ve kuzatdan ehil ve muktedir alanlarının köylerde iskan ve tavattUn etmelerinin teşvik ve temin, maaşlarına dokunmak değil fazla olarak arazi-i haliyeden meccanen verilerek köy hocalıklarına tayin edilmesi;
23- Pek büyük zararları görülen arazi ve hudut tasarruf münazaalarına nihayet verilmek üzere dolgun maaşh seyyar hakimlerin kadastro heyetleriyle beraber dolaşması;
24- Tevzi-i adaletden udul eden hükkamın cürümle ceza beyninde tesbit-i adile olmasa bile sırf nef'i vatan ve millet namına ağır cezalarla tecziye edilmesi;
25- Kanunların vazında tercüme ve nakil husus u ihtiyar edilmeyib memleketin muhtelif nukat ve merkezlerinde icra edilecek tetkikatın neticelerine ve halkın örf ve ad at ve an'anat ve kabiliyetine göre tanzimi, çamaşır değiştirmek gibi her sene bir kanun çıkarılmasından ictinab olunması;
26- Bir alimin ilminden yalnız insanlar ve halbuki bir rençberin ziraatınden hem insanlar ve hem de hayvanlar ve hem de kuşlar istifade eder. Rençberlik ne mübarektir diye şeran veya darü'-l itila olan rençberliğin ve rençberlerin aziz ve muhterem tutulması;
27- Bir milletin, bir devletin bekası, medar-ı istinadı iktisadiyatıdır. Bizim iktisadiyatımızın esası ziraatdır. Gümrüklerimizi tetkik edersek göreceğiz ki ihracat eşyasının heman kaffesi mahsulat ve mamulat-ı ziraatdır. Bütçenin varidat-ı yekünunu kabartan zür' a' dan alınan kısımdır. Ordumuzu, halkımızı besleyen ziraattir, esas en halkımızın yüzde 80-90'ı zür'adır. Şu halde yegane çare çare-i halas ve sebeb-i itilamız ziraattir. Ve ziraat olacakdır. Binaena1eyh sebeb-i hayatımız olan ziraatin ıslah ve terakkisi içün her şeye tercihen ibraz-ı mesai-i memleketin menafi-i iktizasından olmakla ulüm ve fünun-i ceride-i ziraiyenin memleketde neşr ve tamimi, bu ancak ziraat mekteplerinin adedini çoğaltmak ve bi' -I umum mektep ve medreselerde ziraat dersleri okutmakla kabildir. Şimdiki ziraat mekteplerine benzememek üzre mesarifine kendi ameli ve nazar-ı mesaİsİ semeresiyle hasıl
Kurtuluş Savaşı'nda Esat Efendi (İleri)
97
olacak varidatla kapatmak bütçeye bar olmamak ve köylülerden talebe alınmak şartıyle bir çok mahallerde ziraat mektepIeri açılması;
28- Medidharpler memleketde insan kollarını ve bilhassa ziraat hayvanlarını azaltmış olmasıyla bunlar yerine demir alatı, makineler ikame etmek lazımdır. Bir günde otuz kırk dönüm yer süren, hem gayet derin süren makineler mevcut olmağla arazisi geniş ve müsait yerlerde bu makinelerle iş görülmesi, makinelerin faidesinin halka amelen gösterilmesi, ekin yığınları adamsızlık, vesaİtsizlik yüzünden vakit ve zamaniyle harman edilemiyerek çürüdüğü vaki olur, zür'a bu yokluk karşısında ziraatını taksir ve temdide mecbur kalır, zür'anın en zor ve en mühim işi hasadı harman zamanı olmasıyla memlekete orak ve harman yapan makinelerden külliyetlü mikdarda idhal ve tamim edilmesi, istihsalatımızın artmasına çalışılması;
29- Ziraat alat ve edevatını Singer Dikiş Makinesi Şirketi gibi kırıldığında yapmayı ve yedek aletlerini ucuzca vermeyi taahhüd eden bir veya müteadit şirketlere münasib şurut dahilinde verilmesi;
30- Topraklarımızı tahlil edecek ve unsurlarını bildirecek laboratuarların her sancakta ikişer üçer tane olsun vücuda getirilmesi, her şehir,liva, kaza, hatta nahiyelerin arz ve ikliminin ne gibi mahsulat ve mezruata elverişli olduğunun katiyen tesbİt ve tahrir edilmesi
31- Anadolu'nun birçok yerleri çıplak, ağaçsızdır. Ne meyve ağacı var ve ne de odun ve kömürlük ağaç var, milyarlarca dönüm arazi ne kadar çok meyve ağacı yetiştirir ve ne kadar varidat getirir düşünelim, ağaçsızlıktan ahali sığır tezeği yakıyor, bu hal dünyanın hangi tarafından var? Tohumdan ağaç yetiştiğine bile halkımızın çoğu kail değil, duracak vaktimiz yok, hem an her yerde işcar-ı müsemmere ve gayrimüsemmere fidanlıkları yapıb fidan yetiştirilmesi ve ahaliye dağıtılması, dikmesinin ve tırnarının halka öğretilmesi;
32- Köyleri kuraklık tehlikesinden kurtarmak üzere motorlu sabit veya müteharrik tulumbalar istimaline köylülerin alıştırılması, burgu kuyuları hafr edilerek veya civardaki çayırlardan su alınarak tarlaları suya gark edecek alat ve makinelerin getirilmesi;
33- Sıhhat-ı umumiyeyi ihlal ve sıtmayı vücuda getiren ve idame eden suları ve bataklıkları kurutmak veya ziraate Salih yerleri istila eden sulan inzibat altına alıb bu yerlerden istifade etmek isteyenlere bu yerlerin bila bedel itası (Mesela Aydın livası mahallinde cereyan eden Menderes Nehrini inzibat altına almak ve fazla sularıyla istila ettiği yerleri ziraata kabil bir hale koymak ve cenahlanndaki boş ve ziraata salih yerleri imar etmek bunun gibi Cide Kazası dahilinde Aydos çayını vesair mecraları ve mansıbları dolan ırmak ve çayırların kabil-i istifade hallere ifrazı imtiyazını isteyenlere hafif şartlarla verilmesi;
34- Bazı köylerimizde akar soğuk su olan yerlerde adi taş değirmenleri pek az iş görüyor, Avrupa'da köylüler içün müteaddit nevi el veya hayvan veyahut su ile
çevrilen değirmen makineleri mevcut olmağla bunların getirilmesi, müsait olan yerlerde yel değirmenleri inşası;
35- Memleketimizde henüz hakkiyle bilinemeyen sütçülük, peynircilik, tavukçuluk, arıcılık, ipekçilik, bağcılık, fenni surette hayvan yetiştirmek gibi ziraat sanatlarının fenni bir surette köylülere öğretilmesi,
36- Memleketimize haricden süt tozu, mükessif süt, et, sebze, meyve balık konserveleri geliyor, bunların mevad-ı iptidaiyesi bizde mebzulen mevcud olduğundan konserveciliğe ehemmiyet verilmesi, alat ve edevatı celb ve şirketler teşkil edilmesi;
37- Bazı yerlerde bağlar filokseraya tutulmuş, geçinmeleri buna müncer olan halk açlığa mahkum, buralarda heman Amerika asma yapıp halka mecannen çubuk dağıtılarak bağların ihyası;
38- Memleketimize memalik-i ecnebiyeden her sene milyonlarca çay, kahve, biber kına kına ilah gibi mevad-ı gıdai ve sanayi ve tıbbı mahsulat geliyor, iklim ve toprağımızın istidadiyetine göre bu gibi nebatat ve işcar-ı müfidenin tohum ve fide ve fidan ve aşı kalemlerini halka meccanen tevzi ederek temim-i ziraatıerine çalışılması;
39- Meyvelerin pek ucuz olduğu yerler var, haricden etek dolusu para ile celb eylediğimiz sınai ve tıbbi ispirtoları bu meyvelerden çıkartmak içün alat getirilmesi, halka öğretilmesi;
40- Dağlarımızda kokulu otlar çok olduğu halde haricden kolonya, lavanta vesair kokulu yağlar geliyor, bunların da alat ve edevatının celb edilerek dahilen imal ve ihzar edilmesi hele gülcülüğe büyük ehemmiyet verilmesi,
41- Memlekette tütün, pamuk, pirinç, susam, keten, patates gibi ziraat mahsulatının da tamim ve tevsİİne çalışılması;
42- Yolların, köprülerin amele-i mükellefe ile beraber inşa ve tamir edilmesi ve her köyün hududu dahilindeki yolların su akıntılarının, köprülerin muhafazasından o köy halkının mesul tutulması, masarife mukabil de imece usulü ile ekilecek bir parça arazi hasılatının karşılık gösterilmesi, az çok tamire muhtaç olacak yolların köy heyet-i ihtiyariyesi tarafından ala meratibihim icab eden makamlara bildirilmesi,
43- Umur-ı nafia içün ayrıca ve fakat muvakkat bir verginin ihdası veya hafif imtiyazat mukabilinde köylülerin veya civarındaki kasabalarla vücuda getirecekleri şirketlere verilmesi;
44- Yolların inşasında iktisadi, askeri hususlarının unutulmaması;
45- Nakliyatda kağnı arabalarının terkiyle dört tekerlekli arabalarla veya kamyonlarla nakliyatın temin edilmesi, müteaddit dört tekerlekli araba veya kamyon kullananların vergilerinin nisbet-i muayene dairesinde tahfifi veya askerlikten tecili, kağnı kullananlardan da ayrıca kağnı ve yol bozma resmi namiyle bir vergİ alınması;
Kurtuluş Savaşı'nda Esat Efendi (İleri)
99
II
i
i , iı
,i
\ ,1 i46- Erbab-ı ticaretin nazar-ı şeriatda mevkii yüksektir, kitab-ı fıkhiyyenin nısfından ziyadesi şirket meselelerine aitdir. Aziz vatanda şirketler teşkiliyle ticaretin ecnebi ellerden kurtarılması, evlad-ı vatanın vücuda getirecekleri şirketlerin ve tesis edecekleri fabrikaların idame-i mevcudiyet ve muvaffakiyetleri içun himaye siyasetinin takib olunması;
47- Köyler ve kasabalar civarında elektrik istihsali kabilolan sulardan istifade edilmesi içun iktiza eden müessesat-ı fenniyenin köylü veya kasabalılar müştereken veya yevmiyeci usulüyle vücuda getirilmesi;
48- Ormanların lüzum ve faidelerinin köylülere öğretilmesi, yirmi yaşından altmış yaşına kadar her ferdi zükurun senede bir ağaç yetiştirrneğe mecbur edilmesi yetiştirmeyen ve ektiği ağaçı tutmuş olarak hükümete irase etmeyenlerden muayyen bir ceza-i nakdi alınması;
49- Köyorman yollarının yaptırılması, muhafaza ettirilmesi;
50- Sanayinin mühim bir kısmı olan madenciliğe büyük ehemmiyet verilmesi, maden arama imtiyazatın mümkün mertebe evladı vatana verilmesi ecanibe verilecek imtiyazatın mucib-i istifade ağır vergilerle ve madenIerin civarındaki yollar şoseleri denize kadar mükemmele n inşa eylemek ve bütün amele ve müstahdemin ve memurini Türk ve muamelesi ve kuyud-ı hesabiyesi ve tahririyesi Türkçe olmak gibi şartlarla ecnebi sermayedaranına verilmesi, izabe fabrikalarının behemehal memleketimizde olmasının temin edilmesi;
51- Petrol gibi ba-nisbe ameliyatla istihsali kabilolan madenIerin halk öğreninceye kadar mümkün ise hükümetçe ihrac etdirilmesi,
52- Şimendiferlerin, şoselerin madenler civarında geçirilmesi;
53- Memleketin servet-i madeniyesi bizden ziyade ecnebilerce malum ve maruf bulunduğu ve bu babda birçok eserler vücuda getirilmiş olduğu cihetle alelhusus madenIerirniz hakkında en ziyade Rusların uğraşmış olmasıyla bu gibi asar-ı nafianın dilimize tercüme ettirilmesi,
54 -Evlad-ı vatanın ruhuna da meknuz gemicilik ve sanayi-i bahriyenin terakki ve inkişafı zımnında gemi, motor kayık inşasıyle ve bunların malzemelerini diihil-i vatandan tedarik etmekle meşgulolanlar, nisbet-i muayene dairesinde münasib mükiifat-ı nakdiye veya maddiye itası;
Aziz vatanımın ve asil ve necib milletimin saadet-i hal ve istikbali hakkında düşündüklerim ve dileklerim ve emeklerim şu yazdıklarımdır.
Eyle tevfik i bu millete yarab-ı refik Kıl inayet bize kim ümınet-i veliyü'l-tevfik