TARİHTEN SAHİFELER■
, 1 ... » '" m "
S u ltan Reşadm
ölüm
Sultan Reşat öted enberi mesane den mustaripti. Bu ıstırapları arasın da başkalarının hastalıktan şikâyet lerini işitirse garip bir his ile kendi sinde bir nevi tesliyet duyardı.
Padişahın bu halini bilen Jİende- gânı kendi rahatsızlıklarını biraz mü-
balâğalandırarak anlaUrlardı. Sul
tan Reşat d a deruni bir memnuni yetle onlara teselli verirdi!
Sultası Reşadı rahatsızlıklarında
en ziyade Dr. profesör Akil Muhtar
Bey tedavi ederdi. Operatör Cemil Paşa da hünkârın emniyetini kazan mıştı. Dr. Süleyman Numan ve Be sim Ömer Paşalar da hususiyetine girmişlerdi. Yalnız Sultan Reşat te davi esnasında vücudunun muayene edilmesinden daima hicap ve ihtiraz gösterir, hele scnda kullanılmasuıa hiç müsaade etmezdi.
Padişahın müptelâ olduğu illet gittikçe şiddetlenerek kendisini ya taktan çıkamıyacak hale getirmişti. Doktorlarca ameliyattan başka çare bulunmadığına karar verilmişti. An cak hünkâr yaşlı idi; biraz d a şeker hastalığı arazı gösteriyordu. Ameli yatın menfi ve fena netice vermesi ihtimali hükümet erkânını çok dü şündürüyordu. Fakat başka çare olamıyacağma göre, ameliyatı yap mak için meşhur mütehassıs profe sör Izrael telgrafla Berlinden getir tildi.
Sultan Reşaoın Esvapçıbaşısı Sa bit Bey nakletmişti ki:
(Hünkâr Yıîdız sarayında yattığı odadan ameliyat odası haline geti rilen bir salona giderken, omuzuma dayanarak müşkülâtla yürüyordu. Bu salona girince doktorlarla helâl- laştı. Sonra kıbleye dönerek:
— Ya Rabbi! Eğer ben milletim için hayırsız ve baht9iz isem beni şu
masamın üstünden sağ kaldırma! Niyazında bulundu. Cesaret ve te vekkül ile ameliyat masasına yattı.)
Sultan Reşat kloroform yerine eterle bayıltıldı. Ameliyat neticesin de oldukça büyük iki taş çıkarılmış tı. (Bu taşlar bir şişe içinde Topkapı sarayının Hazine dairesinde bir ca- mekâna konulmuştur.)
Ameliyat esnasında profesör îzra- el‘e en ziyade operatör Bürhaneddin Bey yardım etmişti. Süleyman Nu- man Paşa dahi ameliyatta hazır bu lunmuştu. Cemil Paşa bu sırada Av- rupada olduğu için ameliyata iştirâk etmemişti.
Sultan Reşat, iyadet için yanma girenlere az bir zamanda şifa bula cağını söyledi. Bu kanaatinde istina- dettiği delil, ameliyattan birkaç ge ce evvel gördüğü şu rüya olduğunu anlatırdı:
(Ortaköy aç.klarmda yalnızca de nizde bulunuyormuşum. Birdenbire bir fırtına çıktı. Dalgalar yüzmeme müsaade etmiyordu. Arkamdan hü cuma gelen iki deniz canavarından kurtulmak için bütün kuvvetimi ga_- federek halecan ve korku içinde, çok zahmetle kulaç atıyordum. Ca navarlar bana yetişemediler. Beyler beyi sarayının rıhtımına selâmetle tırmanabildim. Kendimi karada bu
lunca Allaha dua ederken uyan
dım.)
Ameliyat muvaffakiyetle netice lendikten ve tehlike müddeti geçtik ten sonra yanına gelenlere Sultan Reşat sevinç içinde rüyada kendisi ne musallat olan iki canavarın ame liyat ile vücudundan çıkarılan iki ta şa işaret olduğunu söyler, bu cana varlardan kurtulduğu için Allah- hamd ve şükrederdi.
Dışarıya ilk çıktığı gün kurbanlar kesilmiş, Mabeyinde tebrikler yapıl mıştı.
İtalya ve Balkan harblerinin felâ ketleri, Trablusgarp ile Bingaziı Rumelinin büyük kısmile Ege adî
rmm elden çıkması suretile mül1
vaki olan zayiat yetmiyormuş • devletin bir de Cihan harbine sol ması onu pek müteezzi etmişti.
Vakıa ordunun kumandasını e'
alan Damat Enver Paşa, nihai zî
Almanya ile rnf;>’
sil olan inşirah ile eskidenberi mı dı olduğu üzere civar köşklerden rina «gidiş» emrederdi. Hele Çan
kalede düşman donanmasının 11
martta uğradığı hezimet üzerine yıtahtın selâmetine ve kendis Anadoluya zaruri sayahatten kuı masına ne kadar candan sevinm Fakat aylar geçtikçe böyle pa haberler azalmıştı! Kara habe geldikçe Sultan Reşat, halka gö: mekten sıkılır, saraydan dışarıya mak istemezdi Haydarpaşa isk sinde vaki olan büyük infilâktan rayın da camları, çerçeveleri sa mıştı.
Onun maneviyata itikadı idi!
Eslâfından Üçüncü Murat Siî paşa köşkünde iken Mısırdan g ı gemilerin attıkları toplardan k sarsılmış, camları kırılmış, Su Murat bundan teşe’üm etmiş a mış ve şeamet, yakın zamanda mile tecelli eylemiş değil miydi'
Bu infilâk hâdisesi de Sultası şadın ruhunda bu yolda bir tesir sil etmiş, o da bundan âti için met ve felâket istihraç eylemişti
Şimdi onu her şey yoruyordu Almanya imparatorundan so yeni Avusturya - Macaristan in ratoru da imparatoriçesile bir kendisini ziyarete gelmişlerdi. B yaTetler dolayısile zaruri yapılan rasimin külfet ve zahmetleri ( takat bırakmamıştı.
Bir gün kendisine tazimat a gelen eski Başmabeyinci Lûtfi S vi Beyle müsahabet esnasında, tan Reşat, rahata şöyle tahassür termişti:
— Inr.paratoıların ziyareti biraz yordu. Hele Avusturya i ratoru imparatoriçe ile geldiğir merasim daha tekeliüiiü oldu, napenin üstündeki küçük yastığı tererek) şu yastığı gördükçe b; üstüne koyup istirahat etmek ih cim hissediyorum.
Bağdadın sukutu günü, daha berini almadan akşam namazını racağı sırada:
— Ya Rabbi! Eğer bu muha; nin sonu biz!er için fena olacı hakkımızda hayırlı olmıyacaksa kuluna o günü gösterme! Ruh kabzet!
Diye Allaha yalvarmıştı! Beşinci Sultan Mehmet Reşat harebenin sonunu görmeden ve kuz sene saltanattan sonra düny
bulamadığı sükûn ve istirahate e
dt olaral kavuştu.
1918 temmuzunun altıncı ve 1336 ramazanının on beşinci g akşamı (Hırkai Saadet) ziyan den Yıldız sarayına döndüğü v vücudunda kırgınlık ve hararet < du. Mutadı veçhile Mabeyinde
mek yemiyerek hareme çekildi, 3
Kendisi hastalığını sıtma sacıı du. Hattâ cuma günü selâmlığa maktan bile bahsediyordu. F hastalık buna müsaade etmedi, gün sıhhat raporları neşrolunuyc
Harb durumu berbattı. Böyl sırada Sultan Reşadm ölümü İhı li İttihat ve Terakki hükümetin yük endişeye düşürüyordu. S; zam Talât Paşa sabah, akşam sı uğruyordu. Enver Paşa sara aynlamıyordu.
Sultan Reşat, hastalığının ilk lerini nisbî bir sükûn içinde geçil ti. Kendisini yoklamağa gelenle
— İyiyim... Merak etmeyini Diyordu. Fakat sonra bitkini gördükçe hayattan ümidini keşi du. Bir defa:
— Evvelki hastalığımdan kurt cağımı Cenabı Hak bana ayan mişti. Fakat bu defa kurtulacağ
İstanbul Şehir Üniversitesi Kütüphanesi Ta h a To ro s Arşivi