• Sonuç bulunamadı

Çırağan Sarayı

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Çırağan Sarayı"

Copied!
2
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

- T l - ' T o

2 9i

1

Ç I R A Ğ A N S A R A Y I — Sultan Aziz tarafından yaptırılmıştır, inşasına 1863 de başlanarak 1867 de bitirilmiş ve Meclisi Mebu- san olarak kullanılırken 1910 da bir kaza ne­ ticesi çıkan yangınla yanarak birkaç saat için­ de duvarlarından başka bir şey kalmamıştır.

Beşiktaş tarafını ilk şenlendiren Birinci Ahmet’tir; bu padişah oralarda küçük bir sa­ rayda doğduğu için, yüksek bir tepede, şim­ diki Abbasağa mevkiinde bir saray inşa et­ tirmişti.

Dördüncü Mehmet te 1678 de Kara İb­ rahim Paşayı Bina Emini tâyin ve altı yüz

771

yirmi beş bin akçe sarfederek, arkasındaki yoldan ve saraya mülhak bostandan bir mik­ tar yer almak suretiyle «bir sarayı dilküşa ve has oda önünde dahi lebideryada mücevvef ve sengin kemerler üzerinde fevkani bir kasrı ziybâ» bina ettirmişti. Devrinde Boğaziçinin en şaşaalı bir safhasını açan, has bahçeleri ve kasrı hümayunları büyük zevkle imar ve tez­ yin ettiren Birinci Mahmut ta 1747 de bura­ da yirmi iki sütunlu «Kasrı Dilara» yaptırdı. Üçüncü Selim yaz mevsimlerini, kendisinin de birçok tesisler ve ilâvelerle yaptırdığı bu sa- hilsarayın güzellikleri arasında geçirirdi. İkinci Mahmut devrinde, bazı tâdiller gördükten ve yeni binalar ilâve edildikten sonra, Dolma- bahçe Sarayının inşasiyle, Beşiktaş Bahçesi ve Sahilsarayı tarihe karıştı.

Osmanlı rönesans mimarî tarzının bir en- muzeci olan Çırağan Sarayı, evvelce Kazancı- oğlu bahçesi iken sonra Has bahçeler arasına girmiş olan ve Dördüncü Murat tarafından hemşiresi ve Melek Ahmet Paşa zevcesi Kaya Sultana hediye edilen yerde yapılmıştır. An­ cak burada, sonraları Üçüncü Ahmed’ in sad­ razamı Nevşehirli İbrahim Paşa kethüdası ve damadı Kethüda Mehmet Paşa’nm eline geçe­ rek içinde çırağan şenlikleri yapıldığı için Çırağan Yalısı adı verilen bir yalı mevcuttu. Çırağ; şem’ a, kandil ve mum gibi aydınlık vasıtası demektir. Bir taraftan soğanının beş yüz kuruştan ziyadeye satılmamasına bir ilâm bile sâdır olan «mahbup» lâleleri dikilen ve daha başka nadide çiçeklerle de göz kamaş­ tıran bahçe, kandillerle donatıldığı gibi sırt­ larına bu şem’alardan yani balmumlarından dikilip yakılan kaplumbağaların şimşirlikler arasındaki seyirlerinden, diğer taraftan Orta- köy cihetinden zeytin yağı doldurulup birer fitil yakılmış midye kabuklarının hafif akıntı ile yavaş yavaş geçmelerinden karada ve de­ nizde husule gelen görülmiye değer manzara buraya o adın verilmesine sebebolmuştu. Sadrazam İbrahim Paşadan başka Üçüncü Ahmet de burada haftalarca kalır, ve bu ve­ sile ile meşhur Lâle Devri sefahatinin Çırağan eğlenceleri birbirini takibederdi. Ölünceye kadar burada kalmış olan Fatma Sultan’m ha­ yatı müddetince sönük geçtikten sonra, Üçün­ cü Selim burayı 1804 de yeniden yaptırmış ve Yeniçerilerin ilgasından sonra da İkinci Mah­ mut, ön kısmını kırk kadar mermer sütunla süslü bir koridor bulunan klâsik bir cephe ile ve çok zarif şekilde, ahşap olmak üzere, ye­ nileterek hayli zaman burada oturmuştur.

Fakat sonraları saraylardan çıkarılmak ve Çırağ edilmek lâzımgelen cariyeler burada iskân edildiği için çırağ kelimesinin cemi olan çırağan kelimesi de bu yeni işine dahi müna­ sip düşmüştür.

Abdülmecit, saltanatının sonlarında, Dol- mabahçe Sarayı yetmiyormuş gibi bu-ada da yeni bir saray yaptırmak maksadiyle, 1860 da mevcut binayı yıktırmış ve mızıka feriği Ne­ cip Paşanın nezareti altında yeniden bir sa­ raya başlatmış sa da efkârı umumiyede his- solunan galeyan üzerine inşasından vazgeç- miye mecbur olmuştu.

S u l t a n A z i z t a h t a g e ç i n c e , misafirhane ile mızıka kışlasını birleştirmek suretiyle bir saray inşasına başlatmış ve bitmesine yakın beğenmiyerek yıktırıp Mevle­ vihane ile Ortaköye doğru mevcut birkaç sa- hilhaneyi de istimlâk ettirerek uzunluğu yedi yüz elli metreyi bulan saha üzerinde, Avru- padan istikraz edilen milyonlardan bir kısmı sarfedilerek, içinin ziynet ve ihtişamı itiba­ riyle Dolmabahçe Sarayını fersah fersah

(2)

ge-772

ride bırakan bu Çırağanı yaptırmıştır. Sara­ yın mimarı Karabet kalfanın oğlu Serkis Bey­ dir. İçindeki paha biçilemiyeeek mükemmeli­ yetle olan nakış ve resimler de tamamen kendisinin eseriydi. O zaman rütbesi liva olan Müşir Mahmut Mesut Paşa inşaata ne­ zaret etmişti; inşaat dört sene sürmüştür. Sarayın kapıları bile kıymetli ağaçlardan mo- zayik tarzında yapılmıştı. Hünkâr dairesi oda­ larının duvarları somaki ve bir kısmı çini idi. Direkler kamilen mermerdi. Hamamı dillerde destandı. Sarfolunan paranın miktarı hakkın­ da elimizde kati bir vesika yoktur; ancak ağızdan ağıza yayılmış ve gazetelere geçmiş olan dört milyon liraya mukabil doğruluğu tevsika muhtaç şöyle bir rivayet te vardır : « Sultan Murada mezarı dünyevî olan yalnız Ç ı r a ğ a n S a r a y ı i ç i n , T o p h a n e ve t e r s a n e s a r f i y a t ı h a r b i y e s i m ü s ­ t e s n a o l d u ğ u h a l d e , b i r b u ç u k m i l y o n O s m a n l ı l i r a s ı sarfolunmuştur. (Tevfik Nurettin; Sultan Azinin Hal’ i ve İn­ tiharı, 1324, sayfa 7) .»

Çırağan Sarayı mimarî noktai nazarından Osmanlı sanatının rönesansını gösteren bir eser olarak kabul edilmektedir. Mamafih cep­ hesi sanatın icabettirdiği bir tenasüple inşa edilmemiş olduğu gibi üzerini dolduran birçok ziynetler de Osmanlı sanatının eski hususi- fyetini kaybettirmiştir. Dahilî tezyinat cihe­

tinden daha sanatkâraneydi.

Sultan Aziz Avrupa seyahatinden dön­ düğü zaman inşaatı bitip yalnız camların ta­ kılması kalmış olan bu saraya nakletmişse de

Çirağ-an sarayından yan cephe

loşluğu hoşuna gitmemiş ve bundan dolayı Dolmabahçe Sarayına naklettiği için bir müd­ det boş kalmıştır. Hattâ Mevlevihanenin yı­ kılıp arsanın saraya kalbi yüzünden teşe’ üm etmiş, burada hastalanması da ona atfolun- muştu. Rivayete göre Âli Paşayı bir defa bu­ rada yatağında kabul etmişti. Abdülaziz, hal’ inden sonra da burada oturtuldu. Hattâ intiharı da burada, Beşiktaşa en yakın kıs­ mın birinci katında denize nazır olan ve üç penceresi görülen odada kollarının damarla­ rını kesmek suretiyle vaki olmuştur.

Beşinci Murat hal’ inden sonra ölünceye kadar Çırağanda mahpus hayatı geçirmiş ve meşhur Ali Suavi vakası dahi bu sarayda cereyan etmiştir.

1908 Temmuz İnkılâbı üzerine toplanan Mebusan Meclisi, Istanbulda Sultanahmetteki (yanan Adliye) binasını dar bularak, Çırağan Sarayına naklini hükümetten istemişti. Bunun üzerine Ortaköy tarafındaki daire Mebusana, Beşiktaş cihetindeki daire Ayana, orta taraf ta kalemlere tahsis olundu. Az sonra 20 ocak 1910 da çıkan yangınla iki saat içinde mahvolup gitti. Gazetelerde yangının

kalori-AYLIK ANSİKLOPEDİ

fer dairesinden çıktığı yazılmışsa da hükü­ metin resmî gazetesi olan “ Takvimi Vekayi„ in çıkardığı ilâvede Mebusan içtima salonunun bitişiğindeki muhasebe dairesinin yanından çıktığı ve kaza eseri olduğu yazılıdır.

Binanın kendisi gibi mefruşatı da çok kıymetliydi. Meclise tahsis olunması üzerine Yıldız Sarayından da birçok şeyler nakledil­ mişti. Kıymetli tablolar arasında « Ayva- zofski » nin tabloları ve eşya arasında da Yusuf Kâmil Paşa tarafından hediye edilen gayet kıymettar bir saat vardı.

O zamanki gazetelerin tahminine göre b i n a v e e ş y a n ı n y a n m a s ı n d a n m ü t e v e l l i t z a r a r s e k i z m i l y o n altındır. Bugünkü farkla ölçülünce bu zarar yüz yirmi milyon Türk Lirası demektir.

Çira&an sarayı yanarken

Şimdi, İstanbul Belediyesi, kalan duvar­ larından istifade ederek burada seyyahlar için pek lüzumlu olan bir otel inşasını düşünmek­ tedir.

K ı s a b i b l i y o g r a f y a : Silâhtar Tarihi, cilt 7, sayfa 732. Izzî Tarihi, sayfa

122. Naima Tarihi, cilt 2, sayfa 107. Rafit Tarihi, cilt 5, sayfa 205 ve cilt 6, sayfa 29, 284. M. Tayyip Gölcbilgin; Islâm Ansik­ lopedisi, Boğaziçi maddesi. Boğaziçi, Şirketi- Hayriye, Tarihçe, Salname, sayfa 81 - 82. Mehmet Ziya; İstanbul ve Boğaziçi, ikinci kitap, sayfa 241 - 242. ikdam, Sabah, Yeni

Gazete, Yeni Tanin, Tasviri Efkâr g a zetele­ rinin 7 ocak 1325 (20 ocak 1910) tarihli nüs­ haları.

(Mehmet Z eki Pakalın)

Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Bu çalışmada Gazi Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ağız, Diş ve Çene Radyolojisi Anabilim Dalı Radyoloji Arşivi’nde 2012-2015 yılları arasında elde

elim kanda da olsa giderim, benim için büyük bir zevktir.”.. Soprano A lis Manukyan Erme­ ni toplumuna yabancı olan mü- sikseverlerin de yakından tanı­ dığı

Anket sorularına ver len cevaplar le demografik özell kler arasındak l şk y ölçmek ç n yapılan K Kare test sonuçlarına göre, bağımsızlık kavramı le c ns

alikamas Balıkçısı’nın yeğeni, aktris Şirin Devrim’in, eski İstanbul’u, Cevat Bey’i ve Şakir sülalesininressamlarıyla, şairleriyle, askerleriyle diğer fertlerini

Bu nedenle de hisse senetleri ilk halka arz edildiklerinde gerçek değerinin altında bir fiyattan satılabilmektedir ya da firmalar düşük fiyattan halka arzı

3 Kart 1924- günü Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilen 431 sayılı kanun uyarınca Halife*İlk kaldırıldı.Osmanlı hanedanı mensup­ l a n yurddışına

Bu tez ¸calı¸sması, E¸sitsizlik Teorisi ve Sınırlı Lineer Operat¨ orler Teorisi’nin bir araya getirdi˘ gi i¸cin, literat¨ urde reel anlamda bilinen fakat sınırlı

Bu tez çalışmasında, literatürde konveks ve güçlü konveks fonksiyon sınıfları için Hermite-Hadamard ve Ostrowski integral eşitsizlikleri ile ilgili olarak