• Sonuç bulunamadı

Tefhîmu'l-Kur'an tefsiri'ndeki hadislerin tahric ve değerlendirilmesi -VI. cilt-

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Tefhîmu'l-Kur'an tefsiri'ndeki hadislerin tahric ve değerlendirilmesi -VI. cilt-"

Copied!
208
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

T.C.

NECMETTĠN ERBAKAN ÜNĠVERSĠTESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ENSTĠTÜSÜ

TEMEL ĠSLAM BĠLĠMLERĠ ANABĠLĠM DALI HADĠS BĠLĠM DALI

TEFHÎMU’L-KUR’AN TEFSĠRĠ’NDEKĠ HADĠSLERĠN

TAHRĠC VE DEĞERLENDĠRĠLMESĠ

(VI. CĠLT)

YÜKSEK LĠSANS TEZĠ

Taj Mohammad RASHIDI

DANIġMAN

Prof. Dr. Adil YAVUZ

(2)
(3)
(4)
(5)

T.C.

NECMETTĠN ERBAKAN ÜNĠVERSĠTESĠ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü

ÖZET

ÇalıĢmamızda, XX. asrın büyük dava ve ilim adamlarından olan Mevdûdî’nin Tefhîmu’l-Kur’ân adlı eserinin VI. cildindeki hadislerin tahric ve değerlendirmesini yaparak tefsirin hadis ilmi yönünden güvenilirliğini ortaya koymaya çalıĢtık.

ÇalıĢmamız giriĢ ve iki bölümden oluĢmaktadır. GiriĢ bölümünde araĢtırmanın konusu, önemi ve amacı üzerinde durulmuĢ, araĢtırmanın metodu ile ilgili bilgiler verilmiĢtir. Birinci bölümde Mevdûdî’nin hayatı, ilmi kiĢiliği ve eserleri sonra da Tefhîmu’l-Kur’ân adlı tefsîri ve hadis ilmiyle ilgili görüĢleri tanıtılmıĢtır. Ġkinci bölümde ise Mevdûdî’nin Tefhîmu’l-Kur’ân adlı eserindeki hadisler tespit edilerek tahricleri yapılmıĢ, sıhhat durumuna göre tasnîf edilmiĢ ve genel bir değerlendirme yapılmıĢtır.

Anahtar Sözcükler: Mevdûdî, Tahric, Hadis, Tefhîmu’l-Kur’ân.

Ö

ğre

ncini

n

Adı Soyadı Taj Mohammad RASHIDI

Numarası 168106031017

Ana Bilim / Bilim Dalı Temel Ġslam Bilimleri/Hadis

Programı Tezli Yüksek Lisans

Tez DanıĢmanı Prof. Dr. Adil YAVUZ

Tezin Adı

Tefhimu‟l-Kur‟an Tefsiri‟ndeki Hadislerin Tahric ve Değerlendirilmesi -VI. Cilt-

(6)

T.C.

NECMETTĠN ERBAKAN ÜNĠVERSĠTESĠ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü

ABSTRACT

In our study, we analyzed the reliability of Maududi’s commentary Tafhim ul-Qoran, who was one of great scholars of 20th century by identifying and assessing the hadith in the 6th volume in terms of scientific exegesis of the hadith.

Our study consists of an introduction and two chapters. In the introduction, the subject was introduced with emphasis on the importance and purpose of the study; the research method of information are identified. In the first chapter, Maududi’s life, his works, and finally his commentary Tafhim ul-Qoran and opinions about hadith knowledge were presented. In the second chapter, the hadiths were identified in Maududi’s Tafhim ul-Qoran and classified according to the assessment made.

Key Words: Maududi, Narration, Hadith, Tafhim-ul-Quran.

Aut

ho

r’

s

Name and Surname Taj Mohammad RASHIDI

Student Number 168106031017

Department Basic Islamic Sciences/Hadith

Study Programme Master‟s Degree (M.A.)

Supervisor Prof. Dr. Adil YAVUZ

Title of the Thesis/Dissertation

Identifing and Assesment of Hadith in Qur‟an Commentary -Volume VI-

(7)

iii

ĠÇĠNDEKĠLER

ÖNSÖZ ... vi KISALTMALAR ...vii ÖZET .....i GĠRĠġ ...1

I. ARAġTIRMANIN KONUSU ÖNEMĠ VE AMACI ... 1

II. ARAġTIRMANIN METODU ... 1

III. KONUYLA ĠLGĠLĠ YAPILAN DĠĞER ÇALIġMALAR ... 2

BĠRĠNCĠ BÖLÜM MEVDÛDÎ’NĠN HAYATI VE ESERLERĠ I. HAYATI ... 3 II. ĠLMÎ KĠġĠLĠĞĠ ... 6 III. ESERLERĠ ... 7 1. Tefsir ... 8 2. Hadis ... 8 3. Siyer ... 9 4. Akaid ... 9 5. Fıkıh ... 10 6. Siyaset ... 10 7. Eğitim ... 13 8. Kadın ... 13 9. Diğer Eserleri ... 14

IV. TEFHÎMU‟L-KUR‟ÂN‟IN GENEL TANITIMI ... 16

(8)

iv

ĠKĠNCĠ BÖLÜM

TEFHÎMU’L-KUR’ÂN TEFSĠRĠNDEKĠ HADĠSLERĠN TAHRĠC VE DEĞERLENDĠRĠLMESĠ (VI. CĠLT)

I. TEFHÎMU‟L-KUR‟ÂN TEFSĠRĠNĠN VI. CĠLDĠNDEKĠ HADĠSLERĠN

TAHRĠCĠ ... 21

A. Necm Sûresi Tefsirinde Yer Alan Hadislerin Tahrici ... 21

B. Kamer Sûresi Tefsirinde Yer Alan Hadislerin Tahrici ... 40

C. Rahman Sûresi Tefsirinde Yer Alan Hadislerin Tahrici ... 46

D. Vâkıa Sûresi Tefsirinde Yer Alan Hadislerin Tahrici ... 49

E. Hadîd Sûresi Tefsirinde Yer Alan Hadislerin Tahrici ... 59

F. Mücâdele Sûresi Tefsirinde Yer Alan Hadislerin Tahrici ... 66

G. HaĢr Sûresi Tefsirinde Yer Alan Hadislerin Tahrici ... 76

H. Mümtahine Sûresi Tefsirinde Yer Alan Hadislerin Tahrici ... 85

I. Saff Sûresi Tefsirinde Yer Alan Hadislerin Tahrici ... 96

J. Cuma Sûresi Tefsirinde Yer Alan Hadislerin Tahrici ... 100

K. Munâfikûn Sûresi Tefsirinde Yer Alan Hadislerin Tahrici ... 112

L. Teğabun Sûresi Tefsirinde Yer Alan Hadislerin Tahrici ... 114

M. Talak Sûresi Tefsirinde Yer Alan Hadislerin Tahrici ... 120

N. Tahrîm Sûresi Tefsirinde Yer Alan Hadislerin Tahrici ... 135

O. Mülk Sûresi Tefsirinde Yer Alan Hadislerin Tahrici ... 148

P. Kalem Sûresi Tefsirinde Yer Alan Hadislerin Tahrici ... 149

R. Hâkka Sûresi Tefsirinde Yer Alan Hadislerin Tahrici ... 151

S. Me‟âric Sûresi Tefsirinde Yer Alan Hadislerin Tahrici ... 153

T. Cin Sûresi Tefsirinde Yer Alan Hadislerin Tahrici ... 154

U. Müzzemmil Sûresi Tefsirinde Yer Alan Hadislerin Tahrici ... 156

(9)

v

Y. Kıyâmet Sûresi Tefsirinde Yer Alan Hadislerin Tahrici ... 164

Z. Ġnsân Sûresi Tefsirinde Yer Alan Hadislerin Tahrici ... 172

II. HADĠSLERĠN SIHHAT DURUMUNA GÖRE SINIFLANDIRILMASI 186 III. DEĞERLENDĠRME ... 189

SONUÇ ...190

KAYNAKÇA ...192

(10)

vi

ÖNSÖZ

Rahmeti sonsuz, mağfireti sınırsız Allah‟ın adıyla…

Ġnsanlık tarihi boyunca Allah, kullarına emirlerini vahiy ve Peygamberlerle ulaĢtırmıĢtır. Bundan dolayı bir dinin ana kaynakları Peygamber‟e vahyedilen Kitap ve Peygamberinin bıraktığı hadis ve sünnetidir. Ġslam Peygamberi‟nin ve Ġslami ilimlerin esas temelini bu iki kaynak teĢkil etmektedir. Dinin doğru anlaĢılabilmesi ve yaĢanılır olabilmesi için bu iki kaynağın bütünlüğü ve sahih bir Ģekilde yılları aĢıp sonraki nesillere ulaĢtırılması çok önemlidir.

Hadis ilmine tarih boyunca âlimler okuma, ezberleme, tahric ve araĢtırmalar yapmak suretiyle hizmet etmiĢlerdir. Aynı zamanda ayetlerin açıklanmasında da hadisler önemli ölçüde kullanılmıĢtır.

Ġlmi, eserleri ve mücadelesiyle Ġslam dünyasında adından söz ettiren Ebû‟l A‟lâ Mevdûdî‟nin en önemli eseri Tefhimu‟l Kur‟an, içinde yaĢanılan dönemin sosyal, ekonomik, siyasal ve kültürel sorunlarına çözüm arayan, ayetlerin günümüze yansımalarını önceleyen, güncel yorum ve örnekler ile okuyucuya bilgiyi daha anlaĢılır Ģekilde takdim eden bir tefsir çalıĢmasıdır.

Tefhimu‟l Kur‟an‟ın VI. cildinde zikrettiği hadislerin tahricini yaptığımız çalıĢmamız giriĢ ve iki bölümden oluĢmaktadır. GiriĢ bölümünde araĢtırmanın konusu, önemi, amacı ve metodu üzerinde durulmuĢtur. Birinci bölümde Mevdûdî‟nin hayatı, ilmi kiĢiliği ve eserleri ana hatlarıyla anlatılmıĢtır. Ġkinci bölümde ise, Tefhîmu‟l-Kur‟ân adlı eserin VI. cildinde kullanılan hadisler tespit edilerek tahric ve sıhhat değerlendirmesi yapılmıĢtır.

ÇalıĢmamın hazırlanmasında görüĢ ve desteklerini benden esirgemeyen danıĢmanım sayın Prof. Dr. Adil Yavuz hocama ve sevgili eĢim Tuğba BüĢra Rashidi‟ye teĢekkürlerimi arz ederim.

Gayret bizden baĢarı Allah‟tandır.

Taj Mohammad RASHIDI

Konya, 2019

(11)

vii

KISALTMALAR

age. : adı geçen eser agm. : adı geçen madde

a.s. : aleyhisselam b. : ibn, bint bkz. : bakınız bs. by. : baskı

: basım yeri yok (belirtilmemiĢ)

c. : cilt

c.c. : celle celâlüh

DĠA : Türkiye Diyânet Vakfı Ġslâm Ansiklopedisi

h. : hicrî

Hz. : Hazreti

Ġst. : Ġstanbul

nĢr. : neĢreden

r.a. : radıyallahu anh, anhâ

s. : sayfa

s.a.s. : sallallahu aleyhi ve sellem

Ģrh. : Ģerh eden

TDVY. : Türkiye Diyânet Vakfı Yayınları

thk. : tahkîk eden thr. : tahric eden tlk. : ta‟lîk eden trc. : tercüme eden tsh. : tashîh eden tz. : tarihsiz vd. : ve diğerleri vs. : ve sâire yay. : yayınları

(12)

1

GĠRĠġ

I. ARAġTIRMANIN KONUSU ÖNEMĠ VE AMACI

AraĢtırmanın konusu, çağdaĢ Ġslami düĢüncenin en önemli isimlerinden Mevdûdî‟nin Tefhimu‟l-Kur‟an adlı eserinin VI. cildinde geçen hadislerin incelenmesi ve sıhhat değerlendirmesinin yapılmasıdır.

ÇalıĢmamızda öncelikle kısaca Mevdûdî‟nin hayatına, ilmi kiĢiliğine ve eserlerine değinilmiĢtir. Ardından eserin VI. cildinde Mevdûdî‟nin kullandığı hadisler öncelikle tespit edilmiĢ ve kaynak taraması yapılarak değerlendirme ile çalıĢma nihayete erdirilmiĢtir.

AraĢtırmamız için bu konuyu seçmedeki amacımız Mevdûdî‟nin çok okunan ve takip edilen bu eserinde ayetleri tefsir ederken zikredilen hadisleri inceleyerek, bu rivayetlerin sıhhat durumunu tespit etmektir. Hadisler Ġslam dininin ilk kaynağı olan Kur‟ân-ı Kerîm‟in anlaĢılmasında ve açıklanmasında çok önemli bir yere sahiptir. Dolayısıyla hadislerin bize sahih bir Ģekilde ulaĢması gerekir. Tefsirlerde de yoğun bir Ģekilde kullanılan hadislerin, zaman zaman senet olarak zayıf ya da uydurma hadislerden seçildiğini görmekteyiz. Bunun için özellikle tefsir kitaplarındaki hadislerin sıhhat değerlendirmesi yapılmasının elzem olduğunu düĢünüyoruz.

Tefhîmu‟l-Kur‟ân‟da surelerin tefsirinde birçok hadise müracaat edilmiĢtir. Tefsirde kullanılan hadislerin alındığı kaynaklar ve bu rivâyetlerin güvenilir kaynaklarda bulunup bulunmadığının tespit edilmesi, hem müellifinin istifâde ettiği kaynakların hem de eserin hadis ilmi açısından taĢıdığı değerin anlaĢılmasını sağlayacaktır.

II. ARAġTIRMANIN METODU

ÇalıĢmamızı yaparken takip ettiğimiz metodu Ģu Ģekilde hulasa edebiliriz: Tezimizde öncelikle müellif ve eseri hakkında bilgi verilmiĢtir. ÇalıĢmamızda Tefhîmu‟l-Kur‟ân adlı eserin, Urducası da göz önünde bulundurulmakla birlikte Ġnsan Yayınları tarafından neĢredilen Türkçe tercümesi esas alınmıĢtır.

(13)

2

Tefsirde, ayetler açıklanırken ele alınan hadislerin, tüm metnine değil müellifin uygun gördüğü kadarına yer verilmiĢtir. Bu sebeple biz de sadece müfessirin aktardığı kadarını çalıĢmamızda ele aldık. AraĢtırmanın ilk aĢamasında eserin Türkçe tercümesi ele alındığı için hadiste tespit ettiğimiz az kullanılan kelimeden hareketle Arapça metnine ulaĢmaya çalıĢtık. Fakat bu esnada tercüme yanlıĢlıklarından, çoğu rivâyette râvînin verilmemiĢ olmasından kaynaklanan bazı güçlüklerle karĢılaĢtık.

ÇalıĢmamızda orijinal metnine ulaĢtığımız hadis, Müttefekun aleyh ya da Buhari veya Müslim‟de geçen bir hadis ise bu rivâyetleri isnad araĢtırmasına girmeden “sahih” kabul ettik.

Sonraki aĢamada ġuayb Arnaût Hoca‟nın Ġbn Hanbel‟in (241/855) Müsned‟i ile Tirmizi (295/907) üzerine yaptığı tahric ve tahkikli baskılarından yararlandık.

III. KONUYLA ĠLGĠLĠ YAPILAN DĠĞER ÇALIġMALAR

Mevdûdî‟nin VII ciltlik tefsirinin tamamı üzerinde çalıĢılmıĢ ve içerisinde geçen hadisler tahric edilmeye çalıĢılmıĢtır. Bu çalıĢmaların bir kısmı tamamlanmıĢ, bir kısmı ise halen devam etmektedir. Yapılan ve yapılmakta olan çalıĢmaları Ģu Ģekilde sıralamak mümkündür:

 Tefhimu‟l-Kur‟an Tefsiri‟ndeki Hadislerin Tahric ve Değerlendirilmesi (IV-V. Ciltler), AyĢe KOÇ, Konya, 2010. BitirilmiĢ yüksek lisans tezi.  Tefhimu‟l-Kur‟an Tefsiri‟ndeki Hadislerin Tahric ve Değerlendirilmesi

(I-II-III. Ciltler), Emine YAKAR, Konya, 2017. BitirilmiĢ yüksek lisans tezi.

 Tefhimu‟l-Kur‟ân Tefsiri‟ndeki Hadislerin Tahric ve Değerlendirilmesi (VII. Cilt), Fatma SARITAÇ ERGÜN, Konya. Yapılmakta olan yüksek lisans tezi.

ÇalıĢmamızda takip ettiğimiz metotla ilgili olarak verilen bu kısa bilgiden sonra, ilgili kısımdaki rivayetleri inceleyeceğimiz Mevdûdî hakkında bilgi vermek istiyoruz.

(14)

3

BĠRĠNCĠ BÖLÜM

MEVDÛDÎ’NĠN HAYATI VE ESERLERĠ

I. HAYATI

Mevdûdî‟nin doğum yılı Hicri 1321, Miladi 1903‟tür. Doğum yeri, Hindistan‟ın güneyindeki Haydarabad-Dekkan Bölgesinin Evrengabad kentidir. Ataları, Afganistan‟ın Herat eyaletinin tanınmıĢ mevkii ÇiĢt‟e yerleĢmiĢtir. Bu ailenin bir büyüğü, meĢhur evliya Hoca Muinuddin ÇiĢti Ecmiri‟nin Ģeyhlerinden, Hoca Kutbuddin Mevdûd-î ÇiĢti idi. ĠĢte Mevdûdî‟nin sülalesi Hoca Mevdûd-î ÇiĢti sebebiyle Mevdûdî olarak bilinmektedir.1

Annesi Rukiye Begüm, Alemgir Evrengzib zamanında Orta Asya‟dan Hindistan‟a göç eden Türk asıllı bir ailenin kızıdır. Ġlköğrenimine avukat olan babası Seyyid Ahmed Hasan‟dan Farsça, Urduca, Arapça, Mantık, Fıkıh ve Hadis dersleri alarak baĢladır. Mevdûdî, babası hakkında “babam her ne kadar maddi bir miras bırakmamıĢsa da, en büyük mirası bana vermiĢ olduğu ahlak terbiyesidir” demiĢtir. Daha sonra 1914‟te Batı tarzında ve geleneksel Ġslami usule göre eğitim veren Medresetü‟l-Fevkaniyye‟nin sekizinci sınıfına kaydoldu. 1915‟te ailesinin Haydarabad‟a taĢınmasının ardından eğitimini buradaki Dâru‟l-ulûm‟da sürdürdü.2

1918‟de Delhi‟ye taĢınarak burada çeĢitli dergilerde yazılar yazmaya baĢladı. 1919‟da kardeĢi Ebü‟l-Hayr ile birlikte Cebelpur‟da Kongre Partisi‟ne yakın kiĢilerin çıkardığı Tac isimli haftalık gazetenin editörlüğünü üstlendi. 1920 yılının sonlarında sömürge idaresini tenkit ettiği bir yazısından dolayı gazete kapanınca, Delhi‟ye döndü.

1920‟li yıllarda Hindistan Hilafet Hareketi‟ne katılan Mevdûdî yazılarında çoğunlukla Müslümanların içinde bulunduğu kötü durumu ele aldı. 1928‟de Haydarabad‟a (Dekken) dönen Mevdûdî 1932‟de Tercümanü'l-Kur‟ân dergisinin editörlüğünü üstlendi.

1937 yılında Delhi‟nin ileri gelenlerinden Nasıruddin ġems Efendi‟nin kızı Mahmude hanımla evlenmiĢ ve bu evlilikten dokuz çocuğu dünyaya gelmiĢtir.

1

Esad Giylani, Mevdûdî‟nin Hayatı, 99.

(15)

4

Mevdûdî 1930‟lu yılların sonlarında Hindistan‟ın bütünlüğünü koruyarak Ġngiliz iĢgalinden kurtulmasını savunmak amacıyla bazı cemiyetlerle iliĢkileri oldu ancak fikir ayrılıkları olduğu için kendisi yeni bir hareket baĢlatmaya karar verdi ve yetmiĢ beĢ âlim ve aydınla birlikte baĢkanlığını yaptığı Lahor‟da Cemaat-i Ġslami teĢkilatını 1941 yılında kurdu. TeĢkilat esaslarının ülke çapındaki bir kampanyaya dönüĢtürülmesi iktidarı rahatsız etti. Hükümetin politikalarını da eleĢtiren Mevdûdî ve teĢkilatın önde gelenlerinden bazıları, 1948‟de tutuklandı. Kamuoyundan gelen büyük tepkiler sonunda 1950‟de serbest bırakıldı.3

Hakları elinden alınmıĢ KeĢmir halkı için elinden gelen desteği verdi. KeĢmir halkını geleceklerini belirleme ve bağımsızlığını elde etmelerini istiyordu.4

Mevdûdî, Kadiyani meselesi adlı bir kitap yazmıĢtı ve Pakistan hükümeti 1953‟te yapılan Kadiyani Suikastı sebebiyle Mevdûdî‟yi ölüm cezasına çarptırdı. Bu karar Hint-Pakistan tarihinde görülmemiĢ bir tepkiye yol açtı. Ülkede mitingler düzenlendi, yurt içinden ve yurt dıĢından, toplumun önemli kesimlerinden ve halktan öfke ve isyan dolu sayısız telgraf gönderildi. Mısır‟ın büyük Ġslami örgütü Müslüman KardeĢler‟in lideri Allame Hasan el-Hudeybî (v.19739 Pakistan Hükümeti‟ne gönderdiği telgrafta Ģöyle diyordu: “Mevdûdî‟yi cezalandırmak, aslında Ġslam hareketini cezalandırmak demektir. Bu büyük bir suçtur. Ġslam Âlemi bu kararı nefret ve üzüntüyle karĢılamıĢtır ve iptalini istemektedir. Zira bütün Ġslam dünyasının Pakistan‟a olan sempatisi bu ülkedeki Ġslam bağının temeline dayanmaktadır.”5

1967 yılında doğu Pakistan‟a (Ģimdiki BangladeĢ) gederek anayasanın Ġslami temeller üzere kurulması için mitingler, toplantılar yaptı ve kırk günde ülkeyi gezerek halkın desteğini toplamaya çalıĢtı. Mevdûdî‟nin bu cabaları sonucunda hazırlanan anayasada devletin adının Pakistan Ġslam cumhuriyeti olduğu ilan edildi.6

1965 yılı Eylül ayında Pakistan-Hindistan savaĢının baĢlaması üzerine ülke savunmasında Eyyüb Han‟a büyük destek verdi. Aralık 1970‟te yapılan genel

3 Esad Giylani, Mevdûdî‟nin Hayatı, 99.

4 Abdulhamit BirıĢık, Mevdûdî Hayatı Görüşleri ve Eserleri, Ġnsan Yayınları, Ġstanbul, 2007, 20. 5

Anis Ahmad, “Mevdûdî”, DİA, XXIX, 433.

(16)

5

seçimlere Cemaat-i Ġslami de katıldı. Ancak seçim sisteminden dolayı oyu oranında milletvekili çıkaramadı.7

Mevdûdî gerek hayatında olsun gerekse vefatından sonra olsun bir takım eleĢtirilere maruz kalmıĢtır. Bu eleĢtilerin sebepleri Ģöyledir: Tebliğ Cemaati, Brelevi ve Ehl-i-Hadis mensupları tarafından, Peygamberlik, Hz. Ġsa‟nın durumu, Deccal konusu, Sahabenin adaleti, Sünnet, Peygamberlerin ismeti, kadının devlet baĢkanlığı ve bazıları kaza ve kader inkârcısı olarak da görmüĢlerdir. Hâlbuki Mevdûdî kaza ve kaderin Allah‟a iman babı içinde yer verilmesini Maturidi imamlarının görüĢüne dayanarak yer vermiĢtir. Hatta Mevdûdî‟nin Cebir ve Kader diye bir kitabı da bulunmaktadır. Hayattayken bu eleĢtirelerden önemli gördüklerine Tercümânü‟l-Kur‟ân dergisinde cevaplamıĢtır. Bazen de arkadaĢları bu eleĢtirilere cevap vermiĢtir. Mevdûdî‟yi yazmıĢ olduğu eserler ve fikirlerinden dolayı takdir ve teĢekkür edenlerin sayısı epeyce çoktur. Bunlardan bazıları Ģunlardır: Cezayir‟in önde gelen âlimlerinden Muhammed el-BeĢir el-Ġbrahim Ģöyle demiĢtir: “Mevdûdî gibi meziyetlere sahip çok az şahsiyet tanıdım. Hatta diyebilirim ki, bazı özellikler bakımından müstesna bir kişidir. Eşi benzerini günümüz ulemasından görmedim.”

Suriye‟nin düĢünürlerinden Mustafa Sıbâi, Mevdûdî hakkında Ģöyle der: “Mevdûdî dini düşünceleri bakımından İmam Gazali ve Takıyyüddin İbn Teymiyye (ö. 728/1328) düzeyindeki bir düşünürdür.” Böylece Mevdûdî‟yi takdir eden birçok âlim ve düĢünür vardır.8

2 Kasım 1972‟de sağlığının bozulması yüzünden cemaatin liderliğini Miyan Tufeyl Muhammed‟e bırakan Mevdûdî, Mayıs 1979‟da tedavi görmek amacıyla oğlunun tabip olarak bulunduğu Amerika BirleĢik Devletleri‟ne gitti. Bir dizi ameliyatın ardından 22 Yalül 1979‟da New York Buffalo‟da vefat etti. NaaĢı Pakistan‟a götürülerek 1 milyondan fazla insanın katıldığı ve Yusuf el-Karadavi‟nin kıldırdığı cenaze namazının ardından Lahor‟daki evinin bahçesine defnedildi.9

7 Anis Ahmad, “Mevdûdî”, DİA, XXIX, 433. 8

Turan KıĢlakçı, Mevdûdî, Ġlke Yayıncılık, Ġstanbul, 2015, 149-150.

(17)

6

II. ĠLMÎ KĠġĠLĠĞĠ

Mevdûdî ilköğrenimini evde tamamladı, evde ders vermek için farklı alanlardan hocalar geliyordu. Mevdûdî için evdeki ders çok faydalı oldu. Daha beĢ yaĢındayken ortaokul ve lise öğrencileri kadar bilgi sahibi olup, özellikle tarih, edebiyat, filoloji, ahlak ve din bilgisine sahip oldu. Mevdûdî‟nin babası ilk günden beri oğlunun dini eğitim öğrenmesini istiyordu. Bundan dolayı daha 11 yaĢındayken evdeki öğrenimi tamamladıktan sonra Evrengabâd‟daki Medrese‟-i Fevkâniyye‟nin 8. sınıfına baĢladı. Sınıfın en küçük öğrencisi olmasına rağmen matematik hariç bütün dersleri çok iyiydi.10

Mevdûdî‟nin evde eğitim gördüğü andan beri okumaya devam etti ve Arapçasını o kadar ilerletti ki on bir yaĢında Mısırlı Kasım Emin‟in Modern Kadın isimli kitabını Arapça‟dan Urduca‟ya çevirdi. Bu olayı Mevdûdî‟nin kendisi Ģöyle anlatıyor: “ O sıralar kardeşim beni Kasım Emin‟in el-Mer‟etü‟l-Cedide (Modern Kadın) isimli eserini Arapça‟dan Urduca‟ya çevirmeye teşvik etti. Bugün bu tercümenin sayfaları nerededir Allah bilir. Fakat hatırladığım kadarıyla bu tercümenin berrak üslubu babamı sevindirdi. Bu benim ilk çalışmamdı.”11

Ana dili Urduca olan Mevdûdî bunun yanında baĢka diller de öğrendi. Mesela Arapça, Farsça ve Ġngilizce‟yi çalıĢma hayatında kullanabileceği ölçüde öğrendi. Mevdûdî 18 yaĢında yazarlığa baĢlayıp, yazarlığını ömrünün sonuna kadar devam ettirdi. Bu esnada dini, ictimai ve siyasi konuları içeren 120‟den fazla kitap ve risâle kaleme aldı. Bini aĢkın konferans verdi ve bunlardan 700 kadarının kayıtları mevcuttur. Bu kitaplar ve risâlerinin büyük bir kısmı Urduca olup, akıcı ve anlaĢılması kolay bir Ģekilde yazılmıĢtır. Hemen hemen her alanda eser telif etmiĢtir. Ġslam‟ı bütün yönleriyle anlatmaya çalıĢmıĢtır. Mevdûdî‟nin bu eserleri ilk sırada Arapça olmak üzere, Farsça, Ġngilizce, Almanca, Türkçe, Fransızca, Japonca, Hintçe ve Malayca gibi dünyanın birçok diline çevrilmiĢtir.12

Mevdûdî‟nin yazdığı eserlerin etkisi bulunduğu ülkeyle sınırlı kalmayıp XX. yüzyıldaki Ġslami hareketlerin teĢekkülünde etkili olmuĢtur. Otuzu aĢkın eserinin farklı dillere çevrilmesi, Ģahsi iliĢkileri ve ziyaretleri sayesinde Avrupa, Kuzey

10 Esad Giylani, Mevdûdî‟nin Hayatı, 31-33. 11

Turan KıĢlakçı, Mevdûdî, 29-30.

(18)

7

Amerika, Afrika ve bütün Asya‟ya ulaĢıp, geniĢ bir coğrafyadaki Müslüman aydınlar üzerinde tesir yaratmıĢtır. Bunun nedeni Mevdûdî‟nin görüĢlerinin canlı bir sosyopolitik, eğitici harekete dönüĢtürülmüĢ olması ve savunduğu toplumsal değiĢim projesidir. Bu düĢünceleri Pakistan dıĢında BangladeĢ, Afganistan, Hindistan, KeĢmir, Sudan, Ġran, yakındoğu ülkeleriyle Ġngiltere, Kuzey Afrika, Kanada ve Amerika‟daki Müslüman toplum tarafından kabul görmüĢtür. Ġslam tarihine selefi yaklaĢması ile çeĢitli ülkelerdeki Ġslamcı yazarlar ve siyasetçilerin dıĢında Ġslami örgütlerin de fikirlerini etkilemiĢtir.13

Mevdûdî‟nin ilk kaleme aldığı eseri İslam‟da Savaş Hukuku Arapça‟ya çevrildiğinde Hasan el-Benna, o kitabı okur ve “Bu kitap bizim savunduğumuz cihad anlayışını çok iyi yansıtmıştır” der.14

Üstad Karadavi, Mevdûdî‟nin fikirlerini ana hatları ile Ģu üç noktada topluyor: Ġslam‟a bağlılık, çağdaĢlık ve açıklık.15

Mevdûdî, farklı yöneliĢleriyle birlikte, birey hayatı, aile hayatı, toplum hayatı, ümmet hayatı, devlet hayatı ve bütün dünya ile olan iliĢkileri gibi hayatın her alanında Ġslam ümmetini ilgilendiren bütün meselelerle meĢgul oldu. Akaid, ibadet, ahlak, teĢri, iktisad, siyaset, tarih ve hayatın tüm konuları hakkında eserler yazmıĢtır. Mevdûdî tüm yazdıklarında atlı bir akıncı ve keskin bir kılıç gibiydi. Ġnandığını söyler, kanaat getirdiği Ģeyleri ilan eder ve hak olduğuna inanırdı. Allah uğruna hiçbir kınayıcının kınamasından ve laik, taklitçi, batıcı veya azıtmıĢlar içerisinde hiçbir zalimin saldırmasından korkmazdı.16

Mevdûdî‟nin bu ilmi çalıĢmaları sonucunda pek çok esere imza attığını bilmekteyiz. ġimdi o eserleri tanıyalım.

III. ESERLERĠ

Mevdûdî, tefsir, hadis, siyer, akaid, fıkıh, siyaset ve eğitim gibi bazı konularda birçok eser yazmıĢtır. Mevdûdî‟nin ana dilinin Urduca olması sebebiyle birçok eserinin orijinal dili Urducadır. Bununla birlikte, meĢhur mutasavvıflardan dedesi Hoca Kutbuddin Mevdûdî ÇiĢti‟den öğrendiği Ġngilizceyle bazı kitaplarını Ġngilizce yazmıĢtır. Kitapları birçok dünya diline çevrilmiĢtir.

13 Anis Ahmad, “Mevdûdî”, DİA, XXIX, 435. 14 Turan KıĢlakçı, Mevdûdî, 148.

15

Humeyra Mevdûdî, Babam Mevdûdî, Mana Yayınları, Ġstanbul, 2017, 14.

(19)

8

Bu eserler ve tercüme faaliyetleri gösteriyor ki Mevdûdî, ömrünü ziyadesiyle verimli geçirmiĢ ve insanlığa ilmi birikim adına önemli katkılarda bulunmuĢtur. Pek çok insan yetiĢtiren Mevdûdî bu ilmi çalıĢmalarını yaĢadığı dönemin sosyal, siyasi, kültürel ve ekonomik meselelerine çözüm getiren Tefhimu‟l Kur‟an adlı tefsir eseriyle taçlandırmıĢtır. Onun yazdığı eserleri konularına göre ana baĢlıklar altında sıralamak istiyoruz.

1. Tefsir

1. Tercüme-i Kur‟ân-ı Mecîd ma‟a Muhtasar Havâşî ( عه ذججه ىآشل ىبوجشت یشاْح شصتخه )? Pakistan‟ın Lahor Ģehrinde 1396/6><; yılında yayımlanmıĢtır. Tefhîmu‟l-Kur‟ân Meali adıyla DurmuĢ Bulgur tarafından Türkçeye ( Konya, 2003) tercüme edilmiĢtir.

2. Tefhîmü‟l-Kur‟ân (ىآشملا ن ): I-VI, Lahor, 1942–1972 yılında یِفت yayımlanmıĢtır. Altı ciltten oluĢan Kur‟an-ı Kerim tefsiri. Bunda Kur‟an‟ın iniĢi göz önüne alınarak modern fen ve bilimin ıĢığında insanın her yaĢam alanıyla Kur‟an-ı AzımuĢĢan‟ın mesajı açıklamaya çalıĢmıĢtır. Bu eserin özelliği, her surenin tarihi arka planını sunmaktır.17

3. Kur‟ân ki Çâr Bünyâdi Istılâhayn: İlah, Rab, İbadet, Din ( یدبیٌث سبچ ىكىآشل يیحلاطصا

يید ،تدبجع ،ةس ،َلا ? ): Pakistan‟ın Lahor Ģehrinde, 1941 yılında yayımlanmıĢtır. Eser, Osman Cilacı ve Ġsmail Kaya tarafından, Kur‟ân‟a göre Dört Terim: İlâh, Rab, İbadet, Din, adıyla Ġstanbul, 1987 yılında Türkçeye çevrilmiĢtir.

4. Kur‟ân or Pîygamber (شجهبغی پ سّا ىآشل): Rampur, 1954 yılında yayımlanmıĢtır.18

2. Hadis

Sünnet ki Aʾini Haysiyyet (تیثیح ينئیآ ىك تنس): Pakistan‟ın Lahor Ģehrinde, 1963 yılında yayımlanmıĢtır. Mevdûdî‟nin Tercümanü‟l-Kurʾan‟da Dr. Abdülvedud adlı bir Ģahısla sünnet ve hadis inkârcılığı konusunda yaptığı tartıĢmaların kitap haline getirilmiĢ Ģeklidir. Türkçe: trc. N. Ahmed Asrar tarafından Sünnetin Anayasal Niteliği, Ġstanbul, 1997; trc. DurmuĢ Bulgur ve Halid Zaferullah Daudi tarafından Sünnetin Anayasal Konumu, Konya, 1997 yılında yayımlanmıĢtır.19

17 Esad Giylani, Mevdûdî‟nin Hayatı, 205. 18

Anis Ahmad, “Mevdûdî”, DİA, 29, 436.

(20)

9

3. Siyer

Sîret-i Server-i „Âlem (نلبع سّشس تشیس): I-II, Lahor, 1979 yılında yayımlanmıĢtır. Eser, N. Ahmed Asrar tarafından Tarih Boyunca Tevhîd Mücâdelesi ve Hz. Peygamberin Hayatı adıyla Türkçeye Ġstanbul, 1983 yılında çevrilmiĢtir.20

4. Akaid

1. Dîniyyât (تبیٌید): Haydarâbâd, Dekken, 1932 yılında yayımlanmıĢtır. Türkçe dâhil birçok dile çevrilmiĢtir. Bu eser Ġslam‟ın temel prensiplerini içeren bir ders kitabı niteliğindedir.21

2. Dîn-i Hak (كح يید): Pakistan‟ın Lahor Ģehrinde, 1952 yılında yayımlanmıĢtır. Dinin esaslarını cazip bir dille anlatan çocuk kitabıdır.

3. Hitâbât (تبثبطخ): Pakistan‟ın Lahor Ģehrinde, 1957 yılında yayımlanmıĢtır. trc. Ali Gencli, Hitabeler, Ġstanbul 1980; Filiz Handan Türedi, Gelin Müslüman Olalım, Ġstanbul, 1993: Hitabeler. Ġslam dininin beĢ Ģartı son derece etkileyici bir üslupla açıklanmıĢ, Batıl‟e karĢı Hak dininin uygulanmasının önemi üzerinde durulmuĢtur. Bu hususta devletin rolüne de değinilmiĢtir.22

4. İslâm kâ Nizâm-ı Hayat (تبیح مبظً بك ملاسا ): Pakistan‟ın Lahor Ģehrinde, 1948 yılında yayımlanmıĢtır. Bu kitap Ġslam‟ın insanın hayatının her alanını nasıl etkilediği ve düzenlediğini anlatmaktadır.23

5. Tevhîdu Risâlet or Zindegî Ba‟d Mevt kâ Akli Sübût ( یگذًص سّا تلبسس ذیحْت تْجث یلمع بک تْه ذعث): Pakistan‟ın Lahor Ģehrinde, 1962 yılında yayımlanmıĢtır. Bu kitap Urduca olup daha çevirisi yapılmamıĢtır.

6. Mes‟ele-i Cebru Kader (سذل ّ شجج َلبسه): Pakistan‟ın Lahor Ģehrinde, 1962 yılında yayımlanmıĢtır. Dünya düzeninin cebir mi yoksa kader üzerinde mi kurulduğuna iliĢkin bahis çok eskidir. Evrende insanın hareket sınırları nelerdir? Mevdûdî bu eski meseleye gayet bilimsel bir Ģekilde yaklaĢmaktadır.24

20 Anis Ahmad, “Mevdûdî”, DİA, XXIX, 435. 21 a.g.e, 436.

22 Esad Giylani, Mevdûdî‟nin Hayatı, 203. 23

a.g.e, 206.

(21)

10

7. İsbat-ı Kurban be Ayati Kur‟ani (یًآشل تبیآ َث ىبثشل تبجثا)? Amritsar, 1937 yılında yayımlanmıĢtır. Ayetlerle kurbanın dini bir emir olduğu ve Hindistan‟daki ineğin kurban edilmesi meselesi hakkındadır.

5. Fıkıh

1. el-Cihâd fi‟l-İslâm (ملاسلاا يف دبِجلا): Azamgarh, 1930 yılında yayımlanmıĢtır. Önce Cem‟iyyet gazetesinde ġubat-Mayıs 1927 tarihleri arasında tefrika ediĢmiĢ. Sonra kitap halinde yayımlanmıĢtır.25

Bu eserde Ġslam açısından savaĢın bütün kuralları ayrıntılı olarak ele almıĢtır. Bu kurallar diğer dinlerin savaĢ kurallarıyla kıyaslanmıĢ ve Ġslam‟ın barıĢseverliği çeĢitli yönleriyle vurgulanmıĢtır.26

2. Resâ‟ilü Mesâ‟il (لیبسه ّ لیبسس)? I-V, Lahor 1951-1965 yılında yayımlanmıĢtır. Eser Yusuf Karaca Meseleler ve Çözümleri (I-V, Ġstanbul 1989-1990), Mahmud Osmanoğlu ve A. Hamdi Chohan Ġtikâtî, Ġktisâdî, Siyasi, Sosyal ve Fıkhi Meselelere Fetvalar(I-IV, Ġstanbul 1992) adıyla türkçe‟ye tercüme etmiĢtir.27

3. İslâm or Zabt-i Vilâdet (تدلاّ طجض سّا ملاسا)? Pakistan‟ın Lahor Ģehrinde, 1968 yılında yayımlanmıĢtır. trc. Ramazan Yıldız, Ġslam Nazarında Doğum Kontrolü, Ġstanbul 1967,1972. Ġslam ve Doğum Kontrolü. Mevdûdî bu eserinde doğum kontrolü doğaya aykırı olup insan neslinin çoğalmasının engellemesini ele alır. Bu insan ırkının intiharıdır der. Ġslam‟da böyle bir Ģeye yer yoktur. Mevdûdî kendi neslimize açılan bu savaĢa karĢıdır.28

6. Siyaset

1. Türkî meyn „Îsâyion ki Hâlet (تلبح یک ىْیئبسعيیه ىكشت): Delhi, 1922 yılında yayımlanmıĢtır. Türkiye‟deki Hristiyanların durumuyla ilgili bir kitaptır.29

2. İslâmî Tehzîb or Us key Usul ü Mebâdî (یدبجه ّ لْصا یک ساسّا تیزِت یهلاسا): Pakistan‟ın Lahor Ģehrinde, 1932 yılında yayımlanmıĢtır. trc. Mehmed Aydın, Ġslam Medeniyeti: Esasları ve MenĢei, Ankara 1968 yayımlanmıĢtır.

25 Anis Ahmad, “Mevdûdî”, DİA, XXIX, 436. 26 Esad Giylani, Mevdûdî‟nin Hayatı, 203. 27 Anis Ahmad, “Mevdûdî”, DİA, XXIX, 436. 28

Esad Giylani, Mevdûdî‟nin Hayatı, 205.

(22)

11

3. Müselman or Mevcüde Siyâsi Keşmekeş (شکوشک تسبیس ٍدْجْه سّا ىبولسه)? I-III, Lahor, 1937-1939 yılında yayımlanmıĢtır. Tercümânü‟l-Kur‟an‟da yayımlanan siyası yazılarının bir araya getirilmiĢ Ģeklidir.

4. Mes‟ele-i Kavmiyet (تیهْل َلئسه): Pakistan‟ın Lahor Ģehrinde, 1939 yılında yayımlanmıĢtır. Milliyet meselesi. Müslümanların milliyetçiği toprak, ırk, dil, renk, kabile veya topluma değil, Ġslamiyet‟e dayanır. Bu kitap, Pakistan‟ın kuruluĢunda önemli bir araç olarak kullanılmıĢtır.30 Eserde Müslümanların Hindistan‟dan ayrılıp ayrılmaması konusunda o yıllarda çok tartıĢılan milliyetçilik meselesi ele alınmıĢtır.31

5. Tenkihât: İslâm or Magribi Tehzîb kâ Tesâdüm or Us key Peydâ Şude Me‟sâil per Muhtasar Tebsira ( ٍذش اذیپ یک سّا سّا مدبصت بک تیزِت یثشغه سّا ملاسا ?تبحیمٌت ٍشصجت شصتخه شپ لیبسه)? Pakistan‟ın Lahor Ģehrinde, 1939 yılında yayımlanmıĢtır. Çetin Manisalı tarafından Ġslam Dünyasına Batı Uygarlığı adıyla Türkçe‟ye çevrilmiĢtir (Ġstanbul, 1989) . Batı uygarlığı Müslümanların birkaç neslini yutan bir baĢ belasıdır. Bu kitapta Mevdûdî bu uygarlığın fikri ve ideolojik temellerini yıkmıĢtır. Gençlerin gözlerini açacak bir kitaptır.32

6. Tefhîmât (تبویِفت)? I-III, Lahor, 1940-1965 yılında yayımlanmıĢtır. Dört bölümden oluĢan bu kitapta Mevdûdî sosyal, toplumsal, dini, ahlaki ve içtihadı meselelerden ayrıntılı olarak bahsetmiĢ ve bunlarla ilgili Ġslam‟ın görüĢünü açıklamaya çalıĢmıĢtır. Bu kitap Mevdûdî‟nin ilmi dehasının bir göstergesidir.33

7. Tecdîd ü İhyâ‟-i Dîn (يید یبیحا ّ ذیذجت)? Pakistan‟ın Lahor Ģehrinde, 1940, 1952 yılında yayımlanmıĢtır. Ġslam‟da Ġhya Hareketleri baĢlığıyla Halil Zafir tarafından türkçe‟ye tercüme edilmiĢtir (Ankara, 1967). Dinin yenilenmesi ve yeniden kurulması. Dinin yenilenmesi, yeniden canlanması ve kurulması konusunda kaleme alınan önemli eserlerden biridir. Bu kitap aslında Ġslami Hareketin tarihi bir dosyası olup geleceğin plan ve programlarını da çizmektedir.34

30 Esad Giylani, Mevdûdî‟nin Hayatı, 203. 31 Anis Ahmad, “Mevdûdî”, DİA, XXIX, 436. 32 Esad Giylani, Mevdûdî‟nin Hayatı, 205. 33

a.g.e, 205.

(23)

12

8. İslâmî Nizam or Mağribi Lâdînî Cumhuriyet ( یٌید لا یثشغه سّا مبظً یهلاسا تیسِْوج)? Pakistan‟ın Lahor Ģehrinde, 1974 yılında yayımlanmıĢtır. Ġslamiyet ve Batı‟daki seküler demokrasi hakkındadır.

9. Tahrîk-i İslâmi kî Ahlâkî Bünyâdeyn (يیدبیٌث یللاخا یک یهلاسا کیشحت)? Pakistan‟ın Lahor Ģehrinde, 1945, 1976 yılında yayımlanmıĢtır. Kitabı Ali Arslan, Ġslami Hareketin Ahlaki Temelleri Ġstanbul,1967 ve Namık Yazıcı Ġslami Hareketin Dinamikleri adıyla Ġstanbul, 1986 yılında türkçe‟ye çevirmiĢtir.

10. Binâ‟ü Beygâr (سبگیثّ بٌث)? Pakistan‟ın Lahor Ģehrinde, 947 yılında yayımlanmıĢtır. Milletlerin doğuĢ ve çöküĢü hakkındaki eserde tarihe ahlak açısından bir bakıĢ yapılmıĢtır.35

11. İslâmi Riyâset: Felsefe, Nizâm-ı Kâr or Usûl-i Hükümrânî ( تسبیس یهلاسا? سلف ف َ ، سبک مبظً سّا

یًاشوکح لْصا ): nĢr. HurĢid Ahmed, Lahor, 1962, 1967. Eseri Ali Genceli Ġslam‟da Hükümet ismiyle Türkçe‟ye tercüme ermiĢtir (Ankara, tz.).

12. İslâmic Law and Constitution: Pakistan‟ın Lahor Ģehrinde, 1955 yılında yayımlanmıĢtır. Mevdûdî‟nin Ġslam siyaset teorisi, Ġslam anayasası gibi konularda daha önce yayınladığı bazı kitaplarla çeĢitli makalelerinden derlenmiĢtir.36

13. Hilâfet or Mülûkiyyet (تیكولم روا تفلاخ): Pakistan‟ın Lahor Ģehrinde, 1967 yılında yayımlanmıĢtır. Ali Genceli tarafından Hilafet ve Saltanat adıyla Türkçe‟ye Ġstanbul, 1980 ÇevirilmiĢtir. Hilafet ve saltanat. Ġslam‟da Demokratik Hilafet-ı RaĢide‟nin nasıl aĢamalı olarak saltanata ve monarĢiye dönüĢtüğü ve ideolojik faciada hangi etkenlerin rol oynadığını ayrıntılı olarak dile getirilmiĢtir. Kitapta Hilafet-ı RaĢide‟nin gereği ve ihyası üzerinde de durulmuĢtur.37 Bu kitap geleneksel düĢüncelerinin tepkisini çekmiĢtir. Hatta Mevdûdî‟yi tekfir etmeye kadar gitmiĢlerdir.

14. İslâmî Hükümet kis Tarh Kâ‟im hôti hey ( یتُْ نئبل حشط سک تهْکح یهلاسا یُ)? Pakistan‟ın Lahor Ģehrinde, 1941 yılında yayımlanmıĢtır. Ġslam devleti. Çağımızda bir Ġslam devleti nasıl meydana getirilebilir, bunun modern demokratik

35 Anis Ahmad, “Mevdûdî”, DİA, XXIX, 436. 36

Anis Ahmad, “Mevdûdî”, DİA, XXIX, 436.

(24)

13

çerçeve ve çizgileri ne olabilir ve modern bir devlet Ġslami kalıba nasıl sokulabilir? Bu kitap bunlardan bahsediyor.38

15. İslam ka Nazariyye-i Siyasi (یسبیس َیشظً بک ملاسا)? Pakistan‟ın Lahor Ģehrinde, 1939 yılında yayımlanmıĢtır.

7. Eğitim

1. İslâmî Nizâm-ı Ta‟lîm or Pâkistân meyn Us key Nifaz kî „Ameli Tedâbir (شیثاذت یلوع یک ربفًیکسا يیه ىبتسکبپ سّا نیلعت مبظً یهلاسا)? Pakistan‟ın Lahor Ģehrinde, 1957 yılında yayımlanmıĢtır. Ġslam‟da eğitim ve bunun Pakistan‟daki uygulamasına dair.

2. Ta‟limât (تبویلعت)? Pakistan‟ın Lahor Ģehrinde, 1963 yılında yayımlanmıĢtır. Bu eğitim düzeninin Ġslami bir eğitim düzenine dönüĢtürülmesi için nelere gerek var? Mevlana Mevdûdî bu kitapta Ġslam öğrenim ve eğitim düzeninin geniĢ bir planını çizmiĢtir.39

3. İslâmî Nizâm-ı Ta‟lim (نیلعت مبظً یهلاسا)? Pakistan‟ın Lahor Ģehrinde, 1963 yılında yayımlanmıĢtır.

4. İslâm Asr-ı Hâzır meyn (يیه شضبح شصع ملاسا)? Karaçi,1968 yılında yayımlanmıĢtır.

8. Kadın

1. Perde (ٍدشپ)? Pakistan‟ın Lahor Ģehrinde, 1939, 1972 yılında yayımlanmıĢtır. Ġslam‟da kadın ve örtünme konusunu ele alan bir eserdir. Türkçe trc. Ali Genceli, Hicab, Ankara, 1978; trc. Harun Ünal, Hicab, Ġstanbul, 1999.

2. Müslim Havatin sey İslam ka Mutalebat (تبجلبطه بک ملاسا یس يیتاْخ ىبولسه)? Pakistan‟ın Lahor Ģehrinde, 1955 yılında yayımlanmıĢtır. Ġslam‟ın Müslüman kadınlardan beklentileri hakkındadır.

3. Hukûku‟z-zevcyen (يیجّص قْمح)? Rampur, 1957 yılında yayımlanmıĢtır. Türkçe‟ye Ġslam‟da Aile Hukuku: Karı-Koca Hakları adıyla çevrilmiĢtir(trc. MemiĢ

38

Esad Giylani, Mevdûdî‟nin Hayatı, 204.

(25)

14

tekin, Konya, 1990). Kadın hakları. Ġslam‟ın aile düzenine geniĢ bir Ģekilde yer verilmiĢtir.40

9. Diğer Eserleri

1. Mekâtib-i Zindân (ىاذًص تتبکه)? ed. Hâkim Muhammed ġerif, I-II, Karaçi, 1952-1970 yılında yayımlanmıĢtır.

2. Kâdıyâni Mes‟ele (َلبسه یًبیدبل)? Karaçi, 1953 yılında yayımlanmıĢtır. Ahsen Batur tarafından Kadıyanîlik Nedir? Adıyla Ġstanbul, 1975 yılında Türkçe‟ye tercüme edilmiĢtir.41

3. Selâcika (َمجلاس)? I-II, Lahor, 1954 yılında yayımlanmıĢtır. Ġlk cildini Ali Genceli Selçuklular Tarihi baĢlığıyla Ankara, 1971 yılında Türkçe‟ye çevirmiĢtir.

4. İnsân kâ Ma‟âşi Mes‟ele or Us kâ İslâmî Hal ( بک سّا سّا َلبسهیشبعه بک ىبسًا لح یهلاسا)? Pakistan‟ın Lahor Ģehrinde, 1941 yılında yayımlanmıĢtır. Ġslam‟da ekonomi üzerinedir.42

5. İslâm or Cedid Ma‟âşi Nazariyât (تبیشظً یشبعه ذیذج سّا ملاسا)? Pakistan‟ın Lahor Ģehrinde, 1963 yılında yayımlanmıĢtır. Ġslam ve modern ekonomik görüĢleri. Bu kitapta bir yandan kapitalist ekonomik düzen ile komünist ideolojilere karĢı Ġslam ekonomik sisteminin üstünlüğü, uygulanabilir niteliği ve refah vesilesi olacağı dile getirilmiĢtir.43

6. Mekâtîb-i Seyyid Ebû‟l-A‟lâ Mevdûdî (یدّدْه یلعلاا ْثا ذیس تتبکه)? ed. Asim Nu ‟mani, I-II, Lahor, 1970-1972 yılında yayımlanmıĢtır.

7. Faiz (ضئ ): Bu kitapta faizin bütün dünya için bir lanet ve felaket بف olduğunu açıklalanmıĢtır.44

8. Samarna meyn Yunani Mezalim (نلبظه یًبًْی يیه بًشوس)? Delhi, 1919 yılında yayımlanmıĢtır. KurtuluĢ savaĢı öncesinde Ġzmir‟de Türklere karĢı yapılan Yunan zulmünü anlatmıĢtır. 45

40 Esad Giylani, Mevdûdî‟nin Hayatı, 203. 41 Anis Ahmad, “Mevdûdî”, DİA, XXIX, 436. 42 a.g.e, 436.

43

Esad Giylani, Mevdûdî‟nin Hayatı, 204.

(26)

15

Mevdûdî‟nin eserlerini bu Ģekilde sıraladıktan sonra, çalıĢmamızın bir sonraki baĢlığı olan Tefhîmu‟l-Kur‟ân‟in genel tanıtımına geçiyoruz.

45

Ahmad, Anis, “Mevdûdî,” DĠA, XXXIX, ss. 435-436; BirıĢık, Mevdûdî Hayatı Görüşleri ve

(27)

16

IV. TEFHÎMU’L-KUR’ÂN’IN GENEL TANITIMI

Lahor‟da, 1942 senesinde yazmaya baĢladığı Kur‟ân-ı Kerim tefsirini 1972‟de tamamlamıĢtır. Mevdûdî bu tefsirde serbest bir yol takıp ederek anlaĢılabilir bir dille aktardığını ifade eder.46

Tefsire yaklaĢık 30 yıl 4 ay harcadığını söyleyen Mevdûdî, buna nasıl baĢladığını ise Ģöyle anlatır:

“Cemaat-i İslami‟yi kurduğum ve İslami hareketi başlattığım zaman şuna inanmıştım ki, dilim ve kalemimle İslam‟ı nasıl izah etmeye çalışırsam çalışayım, İlahi Kelam aracılığıyla yapılmadıkça etkili olmayacaktır. O zaman üç iş yapmaya hedeflenmiştim; Birincisi Kur‟an-ı Kerim tefsiri, ikincisi Siyer-i Nebevi ve üçüncüsü ise hadislerin derlenmesi. Bunları başından beri amaçlamıştım.”47

Tefhim altı ciltten oluĢmuĢtur. Bunda Kur‟an‟ın iniĢi göz önüne alınarak modern fen ve bilimin ıĢığında insanın her yaĢam alanıyla Kur‟an-ı AzımuĢĢan‟ın mesajını açıklamaya çalıĢmıĢtır. Bu eserin özelliği, her surenin tarihi arka planını sunmaktır.48

Mevdûdî, Tefhîmu‟l-Kur‟ân‟ın meal bölümünü hazırlarken motamot çeviri yapmak yerine, serbest bir dil kullanmayı tercih etmiĢtir. Bunun nedeni, Kur‟an‟ın motamot çevirisi ile ilgili olarak bu sahada birçok âlimin bu görevi eksiksiz yerine getirip, baĢka çalıĢmalara ihtiyaç bırakmayıĢlarıdır.49

Tefhîmu‟l-Kur‟ân çağımızda en çok okunan ve dikkate alınan tefsirlerden biridir. Bu eser bilinen anlamdaki eserlerden oldukça farklıdır. Hem üslubu hem de muhtevası bakımından bazı yenilikler getirmiĢtir.50

En belirgin özelliği yazarın, belki de tarihte ilk kez, Kur‟an‟da adı geçen yerlere ve peygamberlerin yaĢadığı coğrafyaya bir inceleme-araĢtırma gezisinde bulunmasıdır. Yine ilk sayılabilecek özelliklerden biri de Mevdûdî‟nin, tarihi olay ve olguları incelerken haritalardan yararlanmıĢtır. Tefhim‟de belirgin olarak özellikle tarihi olaylar söz konusu olduğunda, göze çarpan baĢka bir husus da arkeolojik bilgi ve bulgulardır. Mevdûdî

46 Anis Ahmad, “Mevdûdî”, DİA, XXIX, 435. 47 Turan KıĢlakçı, Mevdûdî, 133.

48 Esad Giylani, Mevdûdî‟nin Hayatı, 205. 49

Mevdûdî, Tefhîmu‟l-Kur‟ân I, 8.

(28)

17

Kur‟an-ı Kerim‟i Kitab-ı Mukaddes ve Talmud ile karĢılaĢtırmıĢtır. MüsteĢrikleri eleĢtirmiĢtir.51

Tefhim, iki bölümden oluĢmaktadır: Meal ve açıklama notları (tefsir). Her surenin baĢında tercüme ve tefsire geçmeden giriĢ bölümünde surenin nüzul sebebi, o dönemin Ģartları, Ġslami devletin hangi merhalede olduğu vb. konular ele alınmıĢtır. Mevdûdî, tefsir bölümünde iki Ģeye dikkat etmiĢtir: okuyucunun kafasına takılabilecek, merak edebileceği hususları izah ve okuyucunun dikkatinden kaçmıĢ, ancak bilmesi gereken hususların beyanı.52

Zengin bir kaynak dünyasına sahip olan Tefhim, arkeolojik malzeme ve mukayeseli dinler tarihi açısından son derece önemli bir çalıĢmadır. Mevdûdî, Tefhim‟e yazdığı önsözde Kur‟ân-ı Kerim‟le amel edip, onunla kaynaĢanlar hariç Kur‟an‟ın hiç kimseye hazinelerini açmayacağını, sırlarını göstermeyeceğini, kendindeki hak ıĢıklarının perdelerini kaldırmayacağını önemle altını çizer.53

Tefhîmu‟l-Kur‟ân, yayınlanmasını müteakip Pakistan ve Hindistan‟da büyük ilgi uyandırmıĢ ve baĢka dillere de çevrilmiĢtir. Çevrildiği dillerin bazısında, orijinal dilinden daha fazla rağbet görmüĢtür.54

V. MEVDÛDÎ’NĠN HADĠS VE SÜNNET ANLAYIġI

Mevdûdî‟nin geleneksel usul çerçevesinde hadis edebiyatından baĢka eser okuduğuna dair herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Mevlana ĠĢfaku‟r-Rahman Kandehlevi‟den Sünen-i Tirmizî ve Muvatta okudu. Bunun dıĢındaki hadis kitaplarını ise kendi baĢına mütalaa edmiĢtir. Bazı hadis eserlerinden icazeti bulunan babasının Mevdûdî‟ye hadis kitaplar okutması da ihtimal dâhilindedir. Mevdûdî daha sonraları da hadis çalıĢmalarını, geleneğe uygun biçimde ders okutarak değil, bazı konulara dair fikirlerini yazmak suretiyle sürdürdü. Bunlar arasında “Hadis aor Kur‟an”, “Meslek-i Ġ‟tidal” ve “Resail-u Mesail” gibi makaleleri ve hadis inkârcısı olarak bilinen Tulu-i Ġslam Cemaati‟nin iddialarına verdiği cevapları içeren Sünnetin Anayasal Konumu adlı eseri ilk akla gelenleridir. Bu kitabı yanında “Hadis aor Kur‟an” adlı makalesinde de Mevdûdî, Ġslam‟ı anlama ve uygulama açısından sadece

51 Abdulhamit BirıĢık, Mevdûdî Hayatı Görüşleri ve Eserleri, 48-54. 52 Turan KıĢlakçı, Mevdûdî, 135.

53

a.g.e, 135.

(29)

18

Kur‟an ile yetinmenin Ġslam‟ı doğru anlamak için yeterli olmayacağını ispatlamaya ve hadis inkârcılarına karĢı savunma yapmaya çalıĢmıĢtır.55

Mevdûdî, farklı zamanlarda yazdığı üç makaleden ilkinde, Hz. Peygamber‟i Allah tarafından hüküm konulmamıĢ konularda son derece özgür ve özgürlük yanlısı bir konumda tasvir ederek; buna karĢı hadis inkârcısı bir yazara verdiği cevapta, her alanda Hz. Peygamber‟e itaat edilmesi gerektiğini, Peygamberlik misyonunun evrenselliğini ve bölünmezliğini vurgulamaktadır. Hz. Peygamber‟in “Peygamber olarak” Ģöylediği sözler ve yaptığı fiiller, bütünü ile uyulmasını gereken sünnetler ise de; saygıda kusur edilmemesi kaydıyla, Ģahsi olarak söylediği ve yaptığı Ģeylere uyulması gibi bir zorunluluk yoktur.56

Hadis inkâr etme fitnesinin büyüdüğü ve bu görüĢlerin hükümetin gizli desteğiyle tüm ülke çapında tartıĢmalara yol açtığı bu kritik dönemde Ġslam‟da hadisin temel niteliğini ortaya koymak için kuvvetli deliller getirdi. Daha önceki birçok kitabında da, Allah‟ın kitabının ve Peygamber‟in sünnetinin Ġslam‟ın temel kaynakları olduğunu delillendirmiĢti. Hadis inkârcılarının baĢını çeken Gulam Ahmed Perviz ve yakın arkadaĢı Dr. Abdülvedüd ile ciddi tartıĢmalara girdi. Buna ilaveten hadis inkârcılarına ağır bir darbe vurmak amacıyla Tercümanu-l Kur‟an adlı dergisinde “Risalet Makamı” adında özel bir sayı çıkardı. Bu derginin etkisiyle hadis inkârcılarının sayısı azaldı ve hızla geriledi.57

Mevdûdî, çağdaĢı bazı yenilikçilerin aksine, gayrı metluv vahyin varlığını kabul eder. Ona göre mücerred bir düĢünce Allah tarafından Peygamber kalbine aktarılmakta, peygamber de onu kendi kelimeleriyle ifade etmektedir. Ne var ki nebevi yönü dolaysıyla, Peygamber‟e gelen gayrı metluv vahiy, Kur‟an gibi tilavet kastıyla değil, Peygamber uygulamalarına esas olmak üzere gönderiliyordu. Gayrı metluv vahiy lafızları ile meĢgul olmaları değil, Peygamber önderliğindeki yaĢantıya tabi olmaları idi. Hayatın bütününün Ġslami esaslara ve Peygamber örneğine uygun biçimde oluĢturulması sürecinde, vahy-i metluv ve vahy-i gayri metluv arasında öncelik sonralık sıralamasın da söz konusu değildir. Hem Kur‟an hem de Hz. Peygamber‟in yahatının bütününü ihtiva eden hadisle (sünnet) birbirinden bağımsız

55 Abdulhamit BirıĢık, Mevdûdî Hayatı Görüşleri ve Eserleri, 66,67. 56

a.g.e., 69.

(30)

19

Ģeyler değil. Mevdûdî „nin örnek verdiği, muhtelif hadislerde geleceği söylenen Deccal hakkında, Peygamber‟e gayri metluv vahiy yoluyla verilen kesin bilgi, sadece Deccal‟in özellikleri ve mutlaka geleceğine iĢaret etmekle sınırlıdır.58

Mevdûdî‟ye göre, Allah‟ın emirlerinin ve Hz. Peygamber‟in (s.a.v) sünnetinin, hükümlerin tespitinde ve Ġslam dininde tek ve nihai otorite olduğu noktasıdır. O halde Müslümanlar arasında veya yönetici ile yönetilenler arasında herhangi bir mesele ortaya çıktığında, hepsi birden Kur‟ân ve sünnete baĢvurmalı ve onun verdiği karara boyun eğmelidir. Bu nedenle Ġslam‟î diğer Ġslam dıĢı sistemlerden ayıran ana sebep, Allah‟ın kitabı ve Resul‟ün sünnetinin nihai otorite olarak kabul edilip, bu ikisine baĢvurulması ve onların yasasına boyun eğilmesidir.59

Mevdûdî‟ye göre esasen hadis usulü, tarihte en güzel örneğini sergilemiĢ olsa da, bu ilmin ıslah ve geliĢme kapısı hala açıktır. Hiç kimse rivayetleri kontrol etmek ve değerlendirmek için hadisçilerin kullandıklarının en son usuller olduğunu iddia edemez. Çünkü bir hadis hangi kaynakta yer alırsa alsın, senedin sahih olması demek zorunlu olarak hadisin de sahih olması sonucunu doğurmaz. Bazen sahih senedli bir hadis metin bakımından zayıf olabilir.60

Tecdidle tahrifi birbirinden ayıran Mevdûdî Kur‟ân‟ın Allah‟ın değiĢmez son mesajı, sünnetin ise kâmil ve kusursuz bir ĠslamlaĢtırma örneği olduğunu söylemektedir. Bu amaçla kaleme aldığı eserlerinde Ġslam‟ın ana kaynaklarından saydığı sünneti, bütün samimiyetiyle müdafaa etmiĢtir. Ancak ona göre hadis rivayetlerinin sıhhat ve derecesini ölçmek için mahaddislerin benimsediği klasik usullere yenileri eklenebilir.61

Gerçek anlamda sünnetin “Hz. Peygamber‟in Peygamberlik misyonu” olduğunu söylemesi bu yüzdendir. Sünneti, “Allah‟ın Rasûlü‟nün, insanların öğrenmesi ve devam ettirmesi amacıyla uyguladığı amel yol” Ģeklinde tanımlamıĢ; bu Ģekilde, Hz. Peygamber‟in özel hayatına dair uygulamaları ve adetlerini sünnet tanımının dıĢına çıkarmıĢtır.62

58 Abdulhamit BirıĢık, Mevdûdî Hayatı Görüşleri ve Eserleri, 71. 59 Mevdûdî, Tefhîmu‟l-Kur‟ân, I, 372.

60 Abdulhamit BirıĢık, Mevdûdî Hayatı Görüşleri ve Eserleri, 74-75. 61

Turan KıĢlakçı, Mevdûdî, 147.

(31)

20

Elbette Mevdûdî, muhaddislerin sadece rivayet esaslı tenkit yöntemini kullandıkları için eleĢtirmemiĢ, bu yöntemi metne dayalı tenkit usulü ile birlikte tatbik etmedikleri için eleĢtirmiĢtir. Hâlbuki sıhhati ihlal eden hususların tespiti için senedin yanı sıra hadisin içeriğinin (metninin) de gözden geçirilmesi zorunludur. Mevdûdî, hadis imamlarının körü körüne taklit edilmesini asla onaylamamıĢ ve onların hükümlerini kesin sonuçlar Ģeklinde algılamamıĢtır. Mevdûdî tarafından ortaya atılan “muhaddislerin adaleti ve ittisal merkezli değerlendirme yaptıkları” iddiasının, oldukça acele ulaĢılmıĢ bir kanaat olduğu anlaĢılır, sünni bir âlim olarak bu denli aĢırı eleĢtirilerle Mevdûdî‟nin yapmak istediği; hadis imamlarının yanılmaz olmadıklarını göstermek ve hadislerin kullanıĢı sırasında dikkatli olunması gerektiğine dikkat çekmektir.63

Mevdûdî‟ye göre, Nisa Suresi 65. ayette verilen emir, sadece Hz. Peygamber (s.a.v.) hayat süresi ile sınırlı değildir; kıyamet gününe kadar geçerlidir. Hz. Peygamber‟in (s.a.v.) Allah‟ın rehberliğiyle öğrettiği hayat tarzı, O‟nun uyguladığı ve öğrettiği hüküm ve düzenlemeler, kıyamete dek tek nihai otorite olarak kalacaktır. Bir kimsenin gerçek Müslüman olup olmadığını iĢte bu otoriteyi kabul edip etmemesi belirler.64

Sonuç olarak, belirleyici ve ayırt edici özelliği siyasi, içtimai bir ihya hareket önderi olarak tanımlanabilecek Mevdûdî, hadisçiliği ile öne çıkmıĢ bir âlim ve cemiyet önderi değildir. Öte yandan Mevdûdî, Kur‟an ve Sünnet bütünlüğüne ve Sünnet‟in “Ġlahi nizam tesis” fonksiyonunu vugulamaktadır.65

ġimdi de Mevdûdî‟nin en önemli eseri olan Tefimu‟l- Kur‟an‟da hadisleri nasıl kullandığını, hadis kullanımında nasıl bir metod ve usul sergilediğini, eserin VI. cildindeki hadisleri inceleyerek ortaya koymaya çalıĢacağız.

63 Abdulhamit BirıĢık, Mevdûdî Hayatı Görüşleri ve Eserleri, 75-78. 64

Mevdûdî, Tefhîmu‟l-Kur‟ân, I, 377.

(32)

21

ĠKĠNCĠ BÖLÜM

TEFHÎMU’L-KUR’ÂN TEFSĠRĠNDEKĠ HADĠSLERĠN TAHRĠC

VE DEĞERLENDĠRĠLMESĠ (VI. CĠLT)

I. TEFHÎMU’L-KUR’ÂN TEFSĠRĠNĠN VI. CĠLDĠNDEKĠ HADĠSLERĠN TAHRĠCĠ

Bu bölümde çalıĢmamıza konu olan 15= hadisin tahricini yapmaya çalıĢacağız. Tahric iĢlemi esnasında sırasıyla hadis numarası, hadislerin orijinal metni, tercümesi ve hadisin kaynağı ile sıhhat değerlendirmelerine yer verilecektir.

Sahihayn‟de geçen hadisler için bir değerlendirme yapılmamıĢtır. Çünkü Ġslam âleminde bu eserlerde yer alan rivayetlerin sahih olduğu konusunda genel bir (mutabakat) görüĢ birliği hâsıl olmuĢtur.

Bu açıklamalardan sonra Mevdûdî‟nin hadis kullanım Ģeklini görmek için VI. ciltteki rivayetleri inceleyelim.

A. Necm Sûresi Tefsirinde Yer Alan Hadislerin Tahrici

1.Hadis

Hz. Abdullah b. Mes‟ud‟dan rivayet olunduğuna göre, “Necm Suresi içinde secde ayeti bulunduğu halde inen olan ilk suredir.”66

Hadis Buhârî‟de Ģu Ģekilde geçmektedir:

ِْْـهُ٘ح َٝ ٌسَيْـَٓ خَٜ٤ِك ْضَُ ُِِْٗأ ٍسٍَُٞٓ ٍُ هَٝأ " :ٍَخَه ،َُْٚ٘ػ ُ هاللَّ َ٢ ٍَِٟ ِ هاللَّ ِيْزَػ َْٖػ

Abdullah Ġbn Mes‟ûd (r.a.): İçinde secde ayeti inen ilk süre Necm Suresidir, demiĢtir. Hadis Kütüb-i Tis‟a‟daki kaynaklarda sadece Buhârî Sahih‟inde geçmektedir.67Hadisin Buhari‟nin Sahih‟inde yer almasından da rivayetin Buhari‟nin kriterlerine göre sahih bir hadis olduğu anlaĢılmaktadır. Dolayısıyla rivayet sahih bir rivayettir.

66

Mevdûdî, Tefhîmu‟l-Kur‟ân, XI, 7.

(33)

22

2.Hadis

Muttalib b. Ebi Veda Ģöyle buyuruyor ki: “ Peygamber (s.a.v.), Necm Suresi‟nin sonunda secde ettiğinde ben secde etmedim. ġimdi bu sure ne zaman okunursa, muhakkak surette secde eder ve o zaman secde etmemekle iĢlediğim hatayı telafi etmeye çalıĢırım.68

Hadis Müsned‟de Ģöyle rivayet edilmiĢtir:

ِالل ٍُُٞٓ ٍَ َأ َََه " " :ٍَخَه ،ِٚ٤ِرَأ َْٖػ ،َشَػحَى َٝ ٢ِرَأ ِْٖر ِذِِهطُُْٔح ِْٖر ََِلْؼَؿ َْٖػ ،ٍيُِخَه ِْٖر َشَٓ ٌَِِْػ َْٖػ ِْٚ٤ََِػ ُالل ٠هَِٛ َيَـََٔك ، ِْْـهُ٘ح َسٍَُٞٓ َشهٌَِٔر َْهَِٓ َٝ ٌَُْٖ٣ َُْْ َٝ َيُـَْٓأ َْٕأ ُضْ٤َرَأ َٝ ٢ِْٓأٍَ ُضْؼَك َََك " " َُٙيِْ٘ػ َْٖٓ َيَـَٓ َٝ ٌٍِجَٓ َْٞ٣ َََِْْٓأ " َُٚؼَٓ َيَـَٓ هلَِا خَِٜر ُأََْوَ٣ حًيَكَأ ُغََْٔٔ٣ َلَ َيًَُِ َيْؼَر َٕخًَ َٝ " " :ُذِِهطُُْٔح

Ġkrime b. Halid‟in Cafer b. el-Muttalib‟dan, o da Ebi Vedae, o da babasından Ģöyle rivayet etmiĢtir: Hz. Peygamber Mekke‟de Necm Suresini okudu, secde etti ve onun yanındakiler de secde etti, baĢımı kaldırdım ve secde etmekten çekindim. O gün el-Muttalib daha müslüman olmamıĢtı. Daha sonra kim kıraat ettiyse onunla secde etti.69

Nesâî Sünenin‟de, Beyhakî, Sünenü‟l-Kübrâ‟sında, Ahmet b. Hanbel‟in Müsned‟de ve Hâkim‟in Müstedrek‟inde benzer Ģöyle bir rivayet de bulunmaktadır:

ُهاللَّ َ٢ ٍَِٟ َشَػحَى َٝ ٢ِرَأ ِْٖر ِذِِهطُُْٔح َِٖػ ،ٍيُِخَه ِْٖر َشَٓ ٌَِِْػ َْٖػ َْهَِٓ َٝ ِْٚ٤ََِػ ُالل ٠هَِٛ ِ هاللَّ ٍٍََُٞٓ ُضْ٣َأٍَ :ٍَخَه ،َُْٚ٘ػ « ِْْـهُ٘ح ٢ِك َيَـَٓ » ٍَخَه ، ٌى َُِْ٘ٓ ٌٍِجَٓ َْٞ٣ َُٞٛ َٝ َُْْٜؼَٓ ٌٍِجَٓ َْٞ٣ ْيُـَْٓأ َُْْ َٝ : ُذِِهطُُْٔح ٍَخَه ،َُٚؼَٓ ُّخهُ٘ح َيَـََٔك :ٍَخَه ، َْٓأ َْٕأ ُعَىَأ َلََك : ُذِِهطُُْٔح حًيَرَأ خَٜ٤ِك َيُـ . 70

Ahmed b. Hanbel geçmektedir Müsned‟de muhakkik ġuayb el-Arnaût bu hadisin senedine sahih li gayrihi‟dir, senedindeki Ġkrime b. Halid‟in kesintiye uğraması nedeniyle isnadı zayıftır. Ġkrime b. Halid ise mahzumî kabilesine mensup olup el-Muttalib b. Ebi Vedae‟den hadis rivayet etmemiĢtir. Bunun dıĢındaki raviler sikadır ve Buharî ve Müslim‟in ravileridir.71

Nesâî‟nin tahkikini yapan Elbânî hadisi hasen bir hadis olarak değerlendirmiĢtir.72Dolayısıyla rivayet hasen bir rivayettir.

68 Mevdûdî, Tefhîmu‟l-Kur‟ân, XI, 7.

69 Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, XXXIX, 423. 70

Bkz. Nesâî, İftitah, 49; Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, XXIV, 206-207; Beyhakî, Sünenü‟l-Kübrâ, II, 324; Hâkim, en-Nisaburi, el-Müstedrek, III, 734.

71

Bkz. Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, XLV, 220.

(34)

23

3.Hadis

Ġbn Mes‟ud, “Ben orada secde etmeyen bir tek kâfir olarak Umeyye b. Halef'i gördüm. O da secde etmediği gibi yerden bir avuç toprak almış ve alnına sürmüş, bu bana yeter”, demiĢtir. “Ġbn Mes‟ud bu sözüne ayrıca “Ben bu kâfirlerin küfür hali üzerindeyken öldüğünü gördüm” diye ilavede bulunmuĢtur.73

Hadis Buhari‟de Ģu Ģekilde geçmektedir:

َـََٔك ِْْـهُ٘ح َٝ َأ َََه ُٚهَٗأ :َْهَِٓ َٝ ِْٚ٤ََِػ ُالل ٠هَِٛ ِ ّ٢ِزهُ٘ح َِٖػ ،َُْٚ٘ػ ُ هاللَّ َ٢ ٍَِٟ ِ هاللَّ ِيْزَػ َْٖػ ََْ٤َؿ ،َُٚؼَٓ َْٖٓ َيَـَٓ َٝ ،خَِٜر َي

َٗ هَٕأ َأٍَ ْيَوََِك :ِ هاللَّ ُيْزَػ ٍَخَه " حٌََٛ ٢ِ٘٤ِلٌَْ٣ :ٍَخَوَك ،ِِٚظَْٜزَؿ ٠َُِا َُٚؼَك َََك ٍدح ََُط ِْٖٓ خًّلًَ ٌََهَأ خًوْ٤ ح ًَِكخًَ ََِظُه ُيْؼَر ُُٚظْ٣

Abdullah Ġbn Mes‟ud (r.a.): Ġçinde secde ayeti inen ilk süre Necm Suresidir, demiĢtir. Yine Abdullah Ġbn Mes‟ud Ģöyle demiĢtir: Peygamber (s.a.v.) bu sureyi okuduğunda secde etti, O‟nunla beraber arkasında bulunan kimseler de secde ettiler. Yalnız bir adam secde etmedi. Bir avuç toprak alıp da onun üzerine secde etti ve “Bu bana yeter!” dedi. Bu hadiseden sonra ben o adamı kâfir olarak öldürülmüĢ gördüm. O, Umeyye b. Halef‟tir. (bu kısım arapça ibarede yok, aĢağıdaki eklemenin açıklaması). Buhârî, Müslim, Ebû Dâvud ve Ahmet b. Hanbel benzer lafızlarla rivayetler nakletmiĢlerdir. Bir baĢka rivayette Buhari

فَلَخ ُنْب ُةَّيَمُأ َوُهَو

ilavesini de nakletmiĢlerdir.74

Bu hadis Buhârî ve Müslim Sahihayn‟da, Ebû Dâvud ve Ahmed b. Hanbel geçmektedir. Müsned‟de muhakkik ġuayb el-Arnaût bu hadisin senedine, Buhârî ve Müslim Ģartlarına göre sahihu‟l isnad‟dır demiĢtir.75

Elbânî hadisin sahih olduğunu söylemiĢtir.76

Müttefekun aleyh olan hadis, Buhâri‟nin ve Müslim‟in Sahih‟lerinde yer almasından da rivayetin Buhârî‟nin ve Müslim‟in kriterlerine göre sahih bir rivayet olduğu anlaĢılmaktadır. Dolayısıyla rivayet sahih bir rivayettir.

73 Mevdûdî, Tefhîmu‟l-Kur‟ân, XI, 7. 74 Buhârî, Tefsir, 4.

75 Bkz. Buhârî, Mağazi, 8: Menakib Ensar, 29; Müslim, Mesacid ve Mevazia Salat, 576, (105);

Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, VI, 206; Ebû Dâvud, Salat, 330.

(35)

24

4.Hadis

Ebû Hüreyre‟nin rivayetine göre, Peygamber (s.a.v.) ”Ben Hak‟tan başka hiçbir şey söylemem” dediğinde ashabtan biri “Ey Peygamber ama siz bazen bizlerle şakalaşıyorsunuz” diye sorunca O, “Ben gerçekten de Hak‟tan başka bir şey söylemem” demiĢtir.77

Hadis Müsned‟de Ģöyle rivayet edilmiĢtir:

" خًّوَك هلَِا ٍُُٞهَأ َلَ ٢ِِّٗا " :ٍَخَه ُٚهَٗأ َْهَِٓ َٝ ِْٚ٤ََِػ ُالل ٠هَِٛ ِالل ٍٍَُِٞٓ َْٖػ ،َسََْ٣ََُٛ ٢ِرَأ َْٖػ :ِِٚرخَلَْٛأ ُْٞؼَر ٍَخَه ،

،ِالل ٍَُٞٓ ٍَ خَ٣ خَُ٘زِػحَيُط َيهِٗبَك " خًّوَك هلَِا ٍُُٞهَأ َلَ ٢ِِّٗا " :ٍَخَوَك

Ebû Hüreyre (r.a.)‟den rivâyete göre, Ģöyle demiĢtir: “Ey Peygamber sen bizimle ĢakalaĢıyorsun olacak Ģey mi bu..! dedik. Bunun üzerine buyurdular ki: “Ben şakalaşırken bile ancak gerçekleri ve doğruları söylerim.” Hadisi Zehebî ve Ahmet b. Hanbel aynı lafızlarla rivayet nakletmiĢlerdir.

Bu hadisi Tirmizi ve Ahmed b. Hanbel tahric etmiĢtir. Tirmizi bu hadisin hasen sahih olduğunu belirtmiĢtir.78 Müsned‟de muhakkik ġuayb el-Arnaût bu hadisin isnadına kavidir demiĢtir.79

BaĢka bir yerde de Müsned‟de muhakkik ġuayb el-Arnaût bu hadisin isnadına hasen demiĢtir.80 Dolayısıyla rivayet hasen sahih bir rivayettir.

5.Hadis

Amr b. el-As‟ın oğlu Abdullah Ģunları anlatıyor: “Ben Hz. Peygamber‟in (s.a.v.) ağzından çıkan her sözü yazıyordum. Bunun üzerine bazı kimseler bana, “Sen Peygamber (s.a.v.) söylediği her sözü yazıyorsun. Oysa O, bazan kızgın bir halde de konuĢur” deyince, ben de yazmaktan vazgeçtim. Bir defasında da bu hususu Peygamber‟e arzettim. Bunun üzerine O, “Sen yaz. Canımı elinde tutan Allah‟a yemin ederim ki, benim ağzımdan Hak‟tan başka bir şey çıkmaz” dedi.81

Hadis Ebû Dâvud‟un Sünen‟inde Ģöyle rivayet edilmiĢtir:

77

Mevdûdî, Tefhîmu‟l-Kur‟ân, XI, 14.

78 Bkz. Tirmizî, Birr ve Sıla, 57. 79

Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, XVI, 185.

80

Bkz. Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, XIV, 339; Zehebî, Siyer, II, 285.

(36)

25 ُٞٓ ٍَ ِْٖٓ ُُٚؼََْٔٓأ ٍء ْ٢َٗ هًَُ ُذُظًَْأ ُضًُْ٘ :ٍَخَه ،ٝ ٍََْٔػ ِْٖر ِ هاللَّ ِيْزَػ َْٖػ ،َُٚظْل ِك ُي٣ ٍُِأ َْهَِٓ َٝ ِْٚ٤ََِػ ُالل ٠هَِٛ ِ هاللَّ ٍِ َ٣ ٌَََ٘ر َْهَِٓ َٝ ِْٚ٤ََِػ ُالل ٠هَِٛ ِ هاللَّ ٍٍَُُٞٓ َٝ ُُٚؼََْٔٔط ٍء ْ٢َٗ هًَُ ُذُظٌَْطَأ :حُُٞخَه َٝ ٌْٖ٣ََُه ٢ِْ٘ظَََٜ٘ك ،ِذَ٠َـُْح ٢ِك ُْهٌََِظ َك ،ِدخَظٌُِْح َِٖػ ُضٌََْْٔٓؤَك ،خَٟ َُِّح َٝ :ٍَخَوَك ،ِٚ٤ِك ٠َُِا ِِٚؼُزُْٛؤِر َؤَٓ َْٝؤَك ،َْهَِٓ َٝ ِْٚ٤ََِػ ُالل ٠هَِٛ ِ هاللَّ ٍََُُِِٞٓ َيًَُِ ُص ًٌَََْ « نَك هلَِا ُِْٚ٘ٓ ُؽَُْوَ٣ خَٓ ِِٙيَ٤ِر ٢ِْٔلَٗ ١ٌِهُح ََٞك ْذُظًْح »

Abdullah b. Ömer‟den (r.a.) Ģöyle dediği rivayet olunmuĢtur: Ben, muhafaza etme düĢüncesiyle Peygamber (r.a.v.)‟den iĢittiklerimin hepsini yazıyordum. KureyĢ kabilesinden bazı müslümanlar “Peygamber (s.a.v.) öfkeli halinde de sakin halinde de konuĢan bir insan iken sen ondan duyduğunu yazıyor musun?” diyerek beni bun-dan menettiler. Ben de yazmaktan vazgeçtim ve bu durumu Peygamber (s.a.v.)‟a anlattım. Parmağıyla ağzına iĢaret ederek; “Sen yaz(maya devam et), varlığım elinde olan Allah‟a yemin olsun ki bundan haktan başkası çıkmaz” buyurdu.82

Hadisi Dârimî ve Ahmet b. Hanbel aynı lafızlarla rivayetler nakletmiĢlerdir. Bu hadisi Ebû Dâvud, Ahmed b. Hanbel ve Dârimî tahric etmiĢtir. Müsned‟de muhakkik ġuayb el-Arnaût bu hadisin senedine, Buhârî ve Müslim Ģartlarına göre sahihu‟l isnad‟dır demiĢtir. Elbânî hadisin sahih olduğunu söylemiĢtir.83 Dolayısıyla rivayet sahih bir rivayettir.

6.Hadis

Allah Teâlâ beĢ vakit namazı farz kıldığında, namazların vakitlerini öğretmesi için Cibril‟i göndermiĢtir. Cibril de Peygamber‟e imamlık yaparak beĢ vakit namaz kıldırmıĢtır. Peygamber, “Cibril imamlık yaptı ve arkasında namaz kıldım” diye buyurmuĢtur.84

Hadis Buhârî‟de Ģu Ģekilde geçmektedir:

ََ٣ َِْز ِؿ هِٕا خََٓأ :ُس َٝ َُْػ َُُٚ ٍَخَوَك ،خًجْ٤َٗ َََْٜؼُح ََههَأ ِِ٣ َِِؼُح ِيْزَػ َْٖر َََُٔػ هَٕأ ٍدخَِٜٗ ِْٖرح َِٖػ ََٓأ ٠هََِٜك ٍَََِٗ ْيَه َّخ َْٖر ََ٤َِ٘ر ُضْؼَِٔٓ :ٍَخَه ُس َٝ َُْػ خَ٣ ٍُُٞوَط خَٓ َِْْْػح ََُُٔػ ٍَخَوَك ،َْهَِٓ َٝ ِْٚ٤ََِػ ُالل ٠هَِٛ ِ هاللَّ ٍٍَُِٞٓ :ٍُُٞوَ٣ ٍىُٞؼَْٔٓ ٢ِرَأ :ٍُُٞوَ٣ َْهَِٓ َٝ ِْٚ٤ََِػ ُالل ٠هَِٛ ِ هاللَّ ٍٍََُٞٓ ُضْؼَِٔٓ :ٍُُٞوَ٣ ٍىُٞؼَْٔٓ خَرَأ ُضْؼَِٔٓ « هُْػ ،َُٚؼَٓ ُضْ٤هََِٜك ،٢ِ٘هَٓؤَك َُ٣ َِْز ِؿ ٍَََِٗ َُٚؼَٓ ُضْ٤هَِٛ هُْػ ،َُٚؼَٓ ُضْ٤هَِٛ هُْػ ،َُٚؼَٓ ُضْ٤هَِٛ هُْػ ،َُٚؼَٓ ُضْ٤هَِٛ » ٍصح َََِٞٛ ََْْٔه ِِٚؼِرخََٛؤِر ُذُْٔلَ٣ 82 Ebû Dâvud, İlim, 3.

83

Bkz. Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, XI, 57-58; Dârimî, Mukaddime, 43.

Referanslar

Benzer Belgeler

2006 Sedat Akyol, Pamukkale Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, “Phrygia Bölgesi’nde Ticaret” 2008 Zerrin Kuzu, Pamukkale Üniversitesi, Sosyal

[r]

Çalışma süresince Vâsile’den (r.a.) gelen isnadların sıhhat durumları yanında, aynı hadis metninin başka sahâbîlerden gelen isnadlarının sıhhat

el-Ferîd, konusunun da bir gereği olarak en çok nahiv ilmini ihtiva eder. Müellif, âyetleri i‘râb ederken nahiv ilminin temel iki ekolü olan Basra ve Kûfe

“el-Keşf ve’l-Beyân an Tefsîri’l-Kur’ân” ile “Kitâbu’l-Arâis fî Kısası’l-Enbiyâ” isimli eserleri olmak üzere birçok eser telif etmiştir. Hicretin ilk

RESUL KUR’AN’NIN KUR’AN TEFSİRİ OLAN DİP NOTLARIN ALTINDAKİ İLAVE DİP NOTLAR, KUR’AN’DAKİ DİN İLE UYDURULAN DİN ARASINDAKİ O KONUDAKİ FARKIN SERGİLENMESİ

8. Bir hadisin sahih hadis olarak kabul edilmesi için gerekli şartlardan biri eksik olduğunda o hadis hasen adını alır. Hasen hadis, sahihle zayıf hadis arasında yer alan

Ayette Hz. Mûsâ’ya dokuz tane mucize verildiğinden bahsedildiği halde bu mucizeler hakkında herhangi bir bilgi verilmemektedir. Çünkü Kur’ân’ın daha önce farklı