DİNO VE ÖTESİ
A
BlDlN Dino’yu toprağa verdik. Büyük bir sanat ve kültür adamıydı. Türkiye’nin adım uluslarara sı alanda “çağdaş” laştıranlardan biriydi. Allah rahmet eylesin.Onun kaybı karşısında da, akla gene, o garip durum geliyor: Dino da, ülkesinde uzun yıllar şüpheyle bakılan bir insandı. İkinci Dünya Savaşı döneminde sürgüne gönderilmişti. Savaştan sonra da o havanın içinden çıka mamıştı. Yaşamım sürdürdüğü Paris’ten Türkiye’ye ge lişleri, çok zaman sonra başlayabilmişti.
★ ★ ★
Onun gibi daha birçok uluslararası değerimizin kaderi buna benzer. Nedeni “sol”da oluşlarıdır. 1930’ların “son”!arından 1961 Anayasası’na kadar “sol”, her çeşi diyle büyük bir tehlike sayılmıştır. O Anayasa’yla bir likte gelen göreceli özgürlük ortamı bile, bu bakış açısı nı tamamen değiştirememiştir. Öyle ki, 1965 yılında CHP gibi klasik bir partinin ilk defa cesaret edip söyle yebildiği “Ben, ortanın solundayım” lafı bile, uzun yıllar hazmedilememiştir.
“Komünist” olmak ise, zaten yasalara göre ağır bir suç olduktan başka, “vatan hainliği”yle de eşdeğer sa yılmıştır.
Hadi diyelim ki, 1939 - 1945 arasında savaş vardı.. Sonra da soğuk savaş dönemi.. Türkiye’deki yönetimler, komünistliğin bir siyasal örgütlenme içinde iktidara ta lip olmasım kabul edemiyordu. Peki ama, şairlerimiz, yazarlarımız, ressamlarımız, müzik adamlarımız arasın da, biraz da “komünist”imiz olsa, bundan kime zarar gelirdi?. Gene bizim gibi, soğuk savaş şartlarını yaşayan birçok Batı ülkesinde olduğu gibi?.
Adam komünist.. Ama yaptığı iş şiir yazmak.. Veya beste yapmak.. Veya resim yapmak.. Şiirini, bestesini, resmini, tümüyle komünizme adamış da değil. Eserleri nin içinde, aşk da var, gurbet de var, yıldızlar da var.. A- rada bir, “Ben komünistim” dese de, ne çıkar?..
Ülkemizdeki yönetimler, çok uzun yıllar, bunu da ka bul edemedi. Hatta, “Ben komünistim” diyenler bir ya na.. Öyle şeyler demeyenlere, hatta o işlerle hiç ilgisi olmayanlara da “Herhalde komünisttir” muamelesi yapmaktan geri kalmadı.
Bunun sonucu da şu oldu: Eserleri yurt dışmda bası lan ve yayılan Türk şair ve yazarlarını düşününüz: Ben, Frankfurt’taki, Paris’teki, Londra’daki kitap raflarında adlarını görüp de sadece şu anda aklıma gelenleri sırala yayım:
Nazım Hikmet, Sabahattin Ali, Yaşar Kemal, Aziz Nesin, Çetin Altan, Fakir Baykurt, Mahmut Maka], Er han Bener.. Hepsi de, hayatlarının bir bölümünü ya ha piste, ya da takibat altında geçirmiştir.
Buna isterseniz, Türk müziğinin örnekleri arasında plakları yayınlanan Ruhi Su gibi, Zülfı Livaneli gibi sa natçıları ekleyin.. Onlar da öyledir.
Bu da, herhalde, ülkemizin geçmişi açısından övünü lecek bir durum değil. Hadi diyelim ki,’’geçmiş geç- miş” tir.. Ama artık dikkat edelim, bari geleceğimizde
böyle şeyler olmasın. __ ■■
• ALTAN OYMEN
9
T ah a Toros Arşivi