• Sonuç bulunamadı

Ali Fuat Cebesoy babasının hatıralarını anlatıyor:İsmail Fazıl Paşa'nın, Atatürk hakkındaki fikirleri

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Ali Fuat Cebesoy babasının hatıralarını anlatıyor:İsmail Fazıl Paşa'nın, Atatürk hakkındaki fikirleri"

Copied!
8
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Ahmet Emin YALM AN

10

V A T A N E V Î

Cağaloglu, Molla Fenarî Solt.30-32

K A S I M

Telefon: 24207 — 29316 — 29315

I 9 5 1

Telgraf: VATAN İstanbul

YIL ; 12 — SAYI : 3765 Fiyatı: 15 Kuruş

EĞRİYE EĞRİ - DOĞRUYA DOĞRU

toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cum­

huriyeti ilelebet payidar olacaktır.

(2)

| G Ü NÜN

Y A Z I S I

 tü rk 'ü n

V A T A N 10 - 11 - 1951

b eş

Tjugün, D lık

hayatından

çizgi

r

insan- tarihi­ nin en mümtaz siması, Türki­ ye Cumhuriye­ tinin bânisi ve

Birinci Cumhurbaşkanı Kemal Atatürk’ün ölümünün on üçün­ cü yıldönümüdür. Koca Musta­ fa Kemali bu sayfalara sığdır­ mağa imkân yoktur, esasen onu anlatmağa benim kalemim kâfi değildir. Aşağıdaki satırlar, ha­ yatından alınmış üç beş çizgi ve birkaç hâtıradır.

Mustafa Kemal’in Millî Mücadele kararı 1919 dan Evveldi

|yrustafa Kemal’in muarızları, * 1 Millî Mücadelenin çok daha evvel başladığını ve onun ancak dokuzuncu ordu müfettişliğine tayininden sonra bu dâvaya i- nandığmı ileri sürerler. Vesika­ lar ve hâdiseler bize bunun ak­ sini sarahatle gösteriyor. Müta­ rekeyi müteakip 5 Kasım 1918 de Sadrâzam İzzet Paşaya çekti­ ği bir telgrafta, ordunun ayakta kalmasında ısrar etmiş ve «Or­ duları terhis edecek ve galiple­ rin her dediğine boyun eğecek olursak, düşmanların ihtirasının önüne geçmeğe imkân yoktur» demişti. 7 Kasım 1918 de Yıldı­ rım Orduları Grupu ile 7 nei ordu karargâhı lâğvedilmişti. Halbuki Mustafa Kemal her ne sıfatla olursa olsun Anadoluda kalmak istiyordu. Verdiği ce­ vapta «Peki orduları dağıtalım, fakat unvanını muhafaza ede­ lim. En ufak bir müfreze dahi olsa, bu namla ben onun dahi kumandanlığı ile iktifa eyler, vatanıma hizmet ederim» de­ mişti. Mustafa Kemal o sırada 20 nci kolordu kumandanı Ali Fuat Paşa (Cebesoy) yı Adana- ya çağırmıştı.

Ali Fuat Paşa bu mülâkatı şöyle anlatıyor: «Adanaya git­ tim. Mustafa Kemal Paşa, İs­ tanbul ile yaptığı muhabere ne­ ticesinde yerlerini kısa zaman­ da değiştiren İstanbul hükü­ metlerinin mütareke ahkâmının aynen tatbikini istemekten ziya­ de eski düşmanlarımızın âtıfeti- ne sığınmayı tercih ettiklerini ve her ne pahasına olursa olsun makamı hilâfet ve saltanatı kur­ tarmaktan başka bir şey düşün­ mediklerini anladığını ve mille­ tin bundan sonra kendi hakları­ nı kendisinin araması ve müda­ faa etmesi ve bizlerin de müm­ kün olduğu kadar bu yolu ona

göstermemiz ve bütün ordu iie

beraber yardım etmemiz lâzım geldiğini söyledi.» Bu mülakat 19 Mayıs 1919 dan altı ay kadar evvel cereyan etmişti.

Mustafa Kemal Millî Mücadelenin başı idi

caba Mustafa Kemalsız bir Millî Mücadele

muvaffakı-YAZAN s

--- ^

F e rid u n F a zıl T ü lb e n tç i

Ac

DÜĞÜN

Eski Ulaştırma Bakanı Amiral Fahri Enginin oğlu Deniz Yüz­ başısı Fahir Enginle eski Mil­ letvekillerinden İsmail Hakkı Saymkulun kızı Bayan Firuzanm düğünleri evvelki gün Taksim gazinosunun pavyonunda iki ta­ rafın dostlarının huzurile çok sa­ mimî bir tarzda yapılmıştır. Ye­ ni çifti tebrik eder, saadetler di­ leriz.

Doktor ve

Avukatlara

müsait yazıhaneler. Divan- yolu Sultan Mahmut tür­ besi karşısında. Tel: 41729

yetle neticelenebilir miydi? Bu suale şimdiye kadar birçok ce­ vaplar verildi. Hiç şüphesiz 19 Mayıs 1919 dan evvel haricî düş­ manlara karşı yer yer mukave­ met merkezleri meydana gel­ mişti. Bütün tarih boyunca şe­ refle yaşamış, serhaddinin her karış toprağını mübarek kanı ile sulamış ve hudutlarını kam ile çizmiş bir millet esir olabi­ lir miydi? Hayır. Şehitler ve kahramanlar diyarı Türk vatanı­ nı bu milletin elinden kimse ala­ mazdı. İşte Mustafa Kemal bü­ tün husumet dünyasına karşı bu hakikati ilân etti. Yedisin­ den yetmişine kadar milleti et­ rafında topladı. Mukaddes ihtilâ­ linin bayrağını zafere kadar gö­ türdü. Millet de onunla beraber yürüdü.

Mustafa Kemal'in malda Mülkte gözü yoktu

K tatürk, inkılâptan sonra rnem-

* * leketiıı muhtelif yerlerin­ de mal ve mülk edinmişti. Bun­ ların arasında «Orman çiftliği» de vardı. Ankara civarında bir kısmı batak, bir kısmı sazlık, ge­ riye kalanı da kıraç ve dağlık olan bu topraklarda dikili tek ağaç yoktu. Otlu yerler aramak­ tan usanmış çobanların güttüğü cılız davar sürüleri yegâne ha­ yat eseriydi. Mustafa Kemal 5 Mayıs 1925 de iki traktörle işe başladığı zaman yakınları:

— Paşam, masrafa yazıktır. Burada ağaç değil, ot bitmez.

Demişlerdi. Fakat kısa bir za­ manda «bataklıklar kurutulmuş, sazlıklar kalkmış, bozkır yerini altın başakların zafer bayrakla­ rı gibi dalgalandırdığı geniş tarlalara bırakmış» ve seneler sonra da büyük bir orman vü­ cuda gelmişti.

Tezvir makinesi faaliyete geç­ miş, Mustafa Kemal’in, gerek hediye ve gerekse ucuzca satın almak suretiyle mühim miktar­ da mülk topladığı ve bu arada Ankaranın yarısı kadar (!) olan bir çiftliği bulunduğunu yayma­ ğa başlamıştı. Halbuki Mustafa Kemal’in parada, pulda, arazide ve binada gözii.yoktu,,,!!..Mayıs 1937 de bütün emlâkini canın­ dan fazla sevdiği milletine ba­ ğışladı.

— Ben, dedi, icabettiği za­ man en büyük hediyem olmak üzere Türk milletine canımı ve­ receğim. Mevzuubahs olan hedi­ ye, yüksek Türk milletine be­ nim asıl vermeği düşündüğüm hediye karşısında hiçbir kıyme­ ti haiz değildir.

Mustafa Kemal geniş bir Dünya görüşüne sahipti

O e n iş bir dünya görüşüne sa- hip olan Atatürk, Birleşmiş Milletler idealine inanmıştı. 0- na göre, Türkiye Cumhuriyeti, devletler ailesinin vefalı bir un­ suru idi. Bazı devletler bu aile­ de rollerini ve vazifelerini id­ râk etmeyebilirlerdi. Fakat Tür- kiyenin kendi vazife ve anlayışı cihan ve dünya saadeti için ça­ lışmaktı. Çalıştı ve nitekim ça­ lışıyor. Bir nutkunda şöyle de­ mişti:

«Bugün bütün dünya milletle­ ri aşağı yukarı akraba olmuşlar­ dır. Bu itibarla insan mensup olduğu milletin varlığını ve sa­ adetini düşündüğü kadar, bütün cihan milletlerinin huzur ve refahını da düşünmeli ve ken­ di milletinin saadetine ne kadar kıymet veriyorsa, bütün dünya

milletlerinin sa­ adetlerine lıâ- dim olmağa e- 1 inden geldiği kadar çalışmalı dır. Dünyada ve dünya milletlerinin arasında sü­ kûn ve iyi geçim olmazsa bir millet kendisi için ne yaparsa yapsın huzurdan mahrumdur,

Reis Roosevelt’in ikinci cihan harbinde dillere destan olan bir sözü vardır. «Eğer bir yerde yangın çıkarsa bize kadar gel meşine mâni olmak için, tulum bamızm hortumunu oraya kadar uzatmalıyız.»

Mustafa Kemal senelerce ev­ vel aynı tezi ortaya atmış ve şöyle demişti:

«Bir vücudun parmağı ucun­ daki acıdan bütün âza mütees­ sir olur, Dünyanın filân yerin­ de bir rahatsızlık varsa bana ne dememeliyiz. Böyle bir rahatsız­ lık varsa tıpkı kendi aramızda olmuş gibi onunla alâkadar ol­ malıyız. Hâdise ne kadar uzak olursa olsun bu esastan şaşma mak lâzımdır. İşte bu düşünüş milletleri hodbinlikten kurta­ rır.»

Mustafa Kemal, vefalı Türk gençliğine hayrandı ly r illî eğitim sahasındaki

bir-* çok inkılâpların âmili olan Mstafa Kemal, Türkiye Cumhu­ riyetinin mesut ve müreffeh ol­ masında en büyük rolü gençli ğin oynayacağına kanidi. Zafer­ den sonra kendisine sorulan:

— İşte memleketi kurtardı­ nız, şimdi ne yapmak istersiniz? Sualini şöyle cevaplandırmış­ tı:

— Maarif Vekili olarak milli irfanı yükseltmeğe çalışmak en büyük emelimdir.

Vâkıâ Mâarif Vekili olmadı, fakat Türk gençliğini yükselt­ mek için en yakın alâkasını «Mektep» müessesesi üzerinde tuttu. Mektebin, genç dimağla­ ra, insanlığa hürmeti, millet ve memleket sevigsini, hürriyet ve istiklâli öğrettiğini sık sık tek­ rarladı. Cehâlete karşı ilimle, atâlete karşı enerji ile mücade­ le etti. İşte modern zihniyetli, içleri memleket sevgisi ile dolu inkılâpçı, milliyetçi bir gençlik doğdu. Gençliğin toplantıların­ da, geçit resimlerinde bulundu­ ğu zamanlar onları gururla sey­ rederdi. En büyük eserimiz olan Cumhuriyetimizin muhafazasını da bu asil ve vefakâr Türk genç­ liğine emanet etmemiş m iydi? Gençlik vazifesini yaptı, yapı­ yor ve yapacaktır.

ş e h i r d e

E ğ le n c e y e r l e r i n i n

s ın ıf la r ı d e ğ iş t ir i lm iy o r

Belediye Daimî Encümeni tarafından şehrimizde lokanta, ga­ zino ve kahvelerin sınıflandırılması” hakkında alman kararın tat­ biki gerek müessese sahipleri gerekse Şehir Genel Meclisinin bu işle alâkalı komisyonları tarafından bazı itirazlara sebep olmuş­ tur. Öğrendiğimize göre Şehir Meclisinin Mülkiye, tarife ekonomi ve umumî hizmetler komisyonları evvelki gün bir toplantı yapa­ rak verilen kararın tatbikinden bir müddet için sarfınazar edil­ mesini kararlaştırmıştır. Komisyonların müştereken verdikleri bu karar Vali ve Belediye Reisi Doktor Gökay tarafından da tas­ vip edilmiştir. Ayrıca bu toplantıda serbest tarife tatbiki yolun­ da da bazı mülâhazalar ileri sürülmüşse de bugün için İstanbul - da bunun tatbiki imkânsız görülmüştür.

TİCARET ODASINDA

TİCARET ODASI U. KÂTİBİ VAZİFESİNE BAŞLADI

Yeni seçilen Ticaret Odası U- mumî kâtibi Zeki Zeybekoğlu dün saat 17 de makamında gaze­ tecilerle samimî bir hasbıhalde bulunmuştur.

Milli menafie faydalı olabile­ cek şekilde çalışmayı kendisine gaye ve vazife edindiğini ifade eden Umumî kâtip, Odanın bey­ nelmilel bir hüviyete sahip kı­ lınması için gayretler şarfede- ceğini de sözlerine ilâve etmiş­ tir, ■ — --- o--- -—

GÜMRÜKTE

ÖDEMİŞ ŞİLEBİNDEKİ KAÇAKÇILIK HÂDİSESİNİN TAHKİKATI BİTTİ

Bundan bir müddet evel, Fin- landıyadan Limanımıza gelen 0- demiş Şilebinin su tankları için de bir milyon iki yüz bin lira kıy metinde, altın ve gümüşten baş­ ka, muhtelif cins kaçak eşya bu­ lunmuştu.

Yapılan tahkikat neticesinde, vapur süvarisi Kemâl Yalçınkaya Baş makinist Vahdettin Örslü ile personellerden Hüseyin Kara ve Ali Yılmaz’m bu hâdisede suçla rı görülmüş ve kaçakçılıkla iş- tigal eden Asliye Ceza Mahkeme, sine verilmişlerdir.

M ÜTEFERRİK

ANKARA DEVLET TİYAT- BOSU İÇİN BİR ORKESTRA ŞEFİ GELDİ

Ankara Devlet Tiyatrosu için yeni angaje edilen Wiesbaden Devlet Tiyatrosu orkestra şefle­ rinden George Reinwald dün şeh rimize gelmiş ve akşam ekspres le Ankaraya gitmiştir. Bay Re­ inwald, Almanyada bulunduğu sırada Breslau, Saarbrücken, Bremen ve diğer büyük şehirler radyo senfonik orkestra ve ope ralarnı.îa orkestra şefi olarak faaliyet göstermiştir.

ALMAN BAŞKONSOLOstlTĞU YENİ BİNASINA TAŞINIYOR

Bir müddettenberi Salacakta faaliyette bulunan Federal Al­ manya İstanbul Başkonsolosluğu önümüzdeki hafta zarfında Gü­ müşsüyü İzzetpaşa yokuşu 26 mı maradaki Çampalas apartmanın­ da kiraladığı yeni daireye nak­ ledilecektir. Bu nakil keyfiyeti dolayısiyle 10-13 kasım arasında kapalı kalacak olan Alman baş­ konsolosluğu ayın on dördünden itibaren yeni adresinde tekrar faaliyete geçecektir.

DENİZDE

KARADENİZDE HAYVAN NAKLİYATI ARTTI

G E Ç M İŞ TE

B U G Ü N

A t a t ü r k ’ ü n ö l ü m ü

13 yıl evvel bugün, 10 ka­ sım 1938 de Kemal Atatürk ölmüştü. Müdavi ve müşavir tabiplerin verdiği raporda şu satırlar vardı: ((Reisicum­ hur Atatürkün umumi hal­ lerindeki vehamet dün ge­ ce saat 24 de neşredilen teb­ liğden sonra her an artarak bugün 10 İkinci Teşrin 1938 perşembe sabahı saat 9 u 5 geçe büyük Şefimiz derin koma içinde terki hayat et­ mişlerdir.»

Mustafa Kemal Atatürk ölmüştür. Eserleri ve asil Türk milleti ilelebet yaşıya- çaktır.

TÜLBENTÇİ

Son zamanlarda Karadenizden i kadın dün ânt kalp krizj geçi- yapılan hayvan nakliyatı artmış ı *rek ölmüştür. Cesedi nnıayeı»

KISA HABERLER

+ Sultanhamam Fincancılar caddesi 14 numarada manifatu­ racılıkla iştigal eden Aramın dükkânından top halinde 36 met­ re kumaş çalmağa teşebbüs eden Hüseyin Gergin yakalanarak Ad- liyeye teslim edilmiştir.

★ Kiiçükpazar Kutucular cad­ desinde gitmekte olan Kon,yanın Seydişehir İlçesi Mesudiye köyü halkından Şerife Canan isimli bir kadın dün ânt kalp krizj geç

H A V A

v a i

B

y b t

Yeşilköy Meteoroloji istas­ yonunun tahminlerine göre, bugün şehrimizde hava umu­ miyetle kapalı ve fasılalı yağmurlu geçecek, rüzgâr­ lar batı istikametinde orta kuvvette esecektir. Sıcaklık derecesinde düne nazaran bir değişiklik olmıyacaktır.

Dün şehrimizde hava az bulutlu geçmiştir. Gölgede günün en yüksek sıcaklığı 14,9, en düşük sıcaklığı 4,7 güneşte en yüksek sıcaklık 45.2 derece olmuştur.

ve nakliye güçlükleri sebebiyle hayvanlar iskelelerde birikmeğe başlamıştır.

Bunun üzerine Denizyolları idaresi Dumlupınar Vapurunu hayvan nakline tahsis etmiştir. Gemi bu gün Karadenize hare­ ket edecektir.

---o---MAHKEMELERDE

PROF. M. ŞEVKET İBŞİR OĞLUNUN AÇTIĞI DÂVA

Edebiyat Fakültesi profesörle­ rinden Mazhar Şevket tbşiroğ- lu, bundan bir müddet önce, banyo yapmak üzere bir plajda denize girdiği esnada Hayri tpar’ a ait olan ve kaptan Mehmet Bü- ke’nin idaresindeki deniz motö- rü kendisine çarparak yaralan­ masına sebep olmuştu.

Bu hâdise üzerine profesör, Asliye Hukuk mahkemesine mü racaatla Hayri İpar aleyhine on bir liralık tazminat dâvası aç­ mıştır. Dâvaya dün devam edil­ miş ve duruşma başka bir güne bırakılmıştır.

elden Adli tabip, gömülmesine I- zın vermiştir,

★ Hoilandada inşa edilen bü­ yük römorkörler Denizyolları he­ yetine teslim edilmiştir.

İlk iki römorkör Çoruh vapu­ ru iie limanımıza getirilecek­ tir.

★ Önümüzdeki haftadan iti­ baren İmroz, Ayvalık, Antalya hatlarında kış tarifelerinin tatbi­ kine başlanacaktır.

★ Filâdelfiyadan Hayfa için aldığı 6994 ton buğday hamule­ sini tahliye eden Yozgat şilebi Havfadan İstanbula hareket et­ miştir. Gemide 686 ton karışık yük, 15 otomobil ve 6 yolcu var­ dır. Yozgat pazartesi sabahı li­ manımızda olacaktır.

★ Hüsnü Arişkan isminde biri, Üsküdar Ceza evindeki mahkûm lardan Alâeddine esrar ve koka­ in getirirken suçüstü yakalan­ mıştır. Hüsnü sorgusunu müte­ akip tevkif olunarak ceza evine gönderilmiştir.

★ İstanbulda tesis edilen ço­ cuk sanatoryomuna 100, Baltali- manı Kemik ve Mafsal Verem hastanesine 15 yatak ilâve edile­ cektir.

POLİS'TE

KENDİNİ ASMAK İSTİYEN ADAM

Haydar mahallesi Hacı Ferhat sokak 3 numarada oturan 55 yaş­ larında Arif Güleç geçirdiği bir sinir buhranı neticesinde, evinin yanındaki ağaca kendini asmağa teşebbüs etmişse de etraftan gö­ renler tarafından kurtarılmış- mistir.

Arif, Bakırköy Akıl hastanesi­ ne gönderilmiştir,

BİR TÜCCARIN PARASINI DOLANDIRDILAR

Şevki, Nâzım, İhsan Özer, Ha­ nefi Yazıcı ve Muhittin adında altı şahıs dün şehrimize geien Erzurum koyun tüccarlarından birine sahte altın satmak sure­ tiyle 8500 lirasını dolandırmış­ lardır.

Sanıklardan Şevki ile Nâzım yakalanarak Adliyeye teslim edil miştir. Diğer sanıklar aranmak­ tadır.

BELEDİYE OTOBÜSÜ BİR KADINI ÇİĞNEDİ

Mehmet Orgun idaresindeki 129 plâkalı Belediye otobüsü İn­ giliz Sarayı önünde, 55 yaşında Arapcami, Âmâ çıkmazı 1 numa ralı evde oturan Sahure Gülençe çarparak muhtelif yerlerinden yaralanmasına sebep olmuştur.

Yaralı Beyoğlu ilk yardım has tanesine kaldırılmış, şoför yaka­ lanarak tevkif edilmiştir. BİR ADAM METRESİNİ AĞIR YARALADI

Samatyada evvelki gün bir ya­ ralama hâdisesi olmuştur.

Ercnköylü M a h m u t K alm az,

bir müddet önce tanıdığı Samat- ya Küçük, Efendi sokak 6 numa­ rada oturan Zeynep ile darılmış- tır. Evvelki gün barışmak için kadının evine giden Mahmut, münakaşa esnasında Zeynebi ka sığından ve koltuk altından ağır surette yaralamıştır. Hastaneye kaldırılan yaralının sıhhi duru­ mu ağırdır. Carih firar etmiştir. BİR SİNİR HASTASI

İNTİHAR ETTİ

Babıâli caddesi 26 numaralı ev de oturan sinir hastalığından te­ davi gören Zehra Dinçer geçir­ diği bir sinir buhranı anında 4 üncü kattan kendini aşağıya at­ mıştır, Ağırca yaralanan Zehra hastaneye kaldırılmışsa da ölmüş tür.

II YAŞINDA BİR YANKESİCİ KIZ YAKALANDI

Ayşe isminde 11 yaşında bir kız, Beyazıtta tramvaydan inen, Yavuz Harp gemisinin komutanı Albay Sadık Özcebenin zevcesi Melâhat Özcebenin çantasından 200 lirayı çalmış ve hemen etraf­ tan görenler tarafından yakalan mıştır.

YURTTA

ADANADA

HIRSIZ ÇİNGENELER

Adana, 9 (Husus!) — Cenup devletlerinden birinin tebaası bu lunan 11 çingenenin ısrarla şehri mize gelmesi ilgili makamların nazarı dikkatini çekmiştir. Yapı­ lan soruşturmalarda bunların sa­ natlarının hırsızlık olduğu anla­ şılmış ve hudut haricine çıkarıl ması için İslâhiyeye gönderilmiş­ tir. »«>

SEYHAN BARAJI YAPILIYOR

Adana, 9 (Hususi) — Mer­ kez Bankası Genel Müdürü Nuri Göyer kulüp binasında yaptığı toplantıda Seyhan barajının kati surette yapılacağını ve hazırlık­ lara başlandığını söylemiştir. Ge­ nel müdürün bu müjdesi şehri­ mizde sevinçle karşılanmıştır. ADANADA

PAMUK FİYATLARI

Adana, 9 (Telefonla) — Hafta sonuna doğru Adana pamuk pi­ yasası hararetlenmiş, birinci de­ rece Akala pamuğu bugün 515 kuruştan muamele görmüştür. Bu fiyatlara muvazi olarak Kitli fiyatları da fırlamış, yağmur ye­ miş Kitli 163 kuruştan satılmış­ tır.

MERSİNDE

BİR KÖY MUHTARLIĞINI C, H. P. KAZANDI

Mersin 9 (Hususi) — Pazar günü yapılan Hamîdiye köyü muhtar seçimini Cumhuriyet Halk Partisi adayları kazanmış­ tır.

ANKARADA

PAKİSTAN BÜYÜK ELÇİSİ BİR KONUŞMA YAPTI

Ankara, 9 (Anka) —- Bugün Dil, Tarih, Coğrafya fakültesinde Türk - Pakistan Kültür Cemiyeti israfından bir toplantı tertip e- dilmiştir. Bu toplantıda konu­ şan Pakistan Büyük elçisi Mian Beşir Ahmet iki memleket ara­ sındaki dostane temasları anlat­ mıştır.

BALIKESİRDE

yuz Sm lIM l Nt!**.-U>VV ..-i

K

0

NYAMET

40

KMASI

GÖÇMENLERE BAĞIŞ Balıkesir, 9 (Telefonla) Şehrimizde kurulacak dört evlik göçmen mahallesi için te berrular devam etmektedir. Me- eit Erzaimden başka bugün Ko­ yuncu Tabir Alankuş isimli bir vatandaş 1500 metre kare arsasi- le 2000 metre kare bağını göç­ men mahallesi için teberru etmiş tir.

BİR GARAJ ÇÖKTÜ

Balıkesir, 9 (Telefonla) — Bi­ gadiç Belediye otobüsü garajı çökmüş, bir traktör, üç kamyon, bir otobüs ile beş yaşlarında bir çocuk enkaz altında kalmıştır. Çocuk enkaz altından çıkarılarak hastaneye yatırılmıştır.

ÜÇ YALANCI ŞAHİT TEVKİF EDİLDİ

Balıkesir, 9 (Telefonla) Bugün Ayşe, Binnaz, Billj adın­ da üç kadın şehrimiz Asliye Ce­ za mahkemesinde yalan şahadet­ ten tevkif edilmişlerdir.

İSKENDERUNDA

BİR KAMYON DEVRİLDİ İskenderun, 9 (Telefonla) — Rıfat Sağnak idaresinde Reyhan­ lı 657 plâka numaralı kamyon pamuk yükile Reyhanlıdan ge­ lirken Arap Ali mevkiinde freni ■patlıyarak devrilmiştir. Şoför der hal ölmüştür. Şoför muavini ya­ ralandığından memleket hastane sine kaldırılmıştır.

Nöbet başında

■nugün, Atatürkil kaybettiğl- ® miz acı günün yıldönü­ müdür. 10 Kasım 1938 den- beri aramızdan ayrılmış bu­ lunan büyük adamın hatıra­ sı, üç beş kadirbilmez müs­ tesna, bütün milletin kal­ binde yaşamaktadır.

Üç beş kadirbilmezin de­ dim. Gönül, bu milletin için­ den Atatürk düşmanı üç beş kişinin de çıkmasını iste­ mezdi ama, ne büyük acıdır ki, son bir iki sene içinde buna da şahit olmak felâke­ tine uğradık. Atatürkün hey­ kel ve büstlerine el, inkılâp­ larına dil uzatan küstahlar türedi. Atatürk ve inkılâpla­ rı aleyhinde konuşanlar, ya­ zanlar görüldü.

Bu hal ve hareketler, hiç şüphesiz, bütün milleti muz- tarip eder. Fakat, her şeye rağmen teselli veriri, hattâ sevindirici bir nokta vardır ki, o da, Atatürkün heykel ve büstlerine el, inkılâpları­ na dil uzatanlar onun ve in­ kılâplarının aleyhinde ko­ nuşan ve yazanlar arasında otuz, hattâ kırk yaşından a- şağı tek bir kimsenin bulun­ mamasıdır. Yâni Meşrutiyet ve hele Cumhuriyet nesilleri Atatürke sevgi ve saygıyı, inkılâplarına bağlılığı sarsıl­ maz bir şekilde benimsemiş­ lerdir.

Daha yaşlı nesiller arasın­ dan da, türlü tesirler altın­ da beyinleri Örümceklenmiş ancak üç beş kişi Atatürkün bu memleket ve millete yap­ tığı büyük hizmet ve iyilik­ leri takdirden âciz kalmış­ lardır. Bu köhne kafalı za­ vallıların milletin büyük ço­ ğunluğu içinde âdeta bir hiç olması, hele bütiin Türk gençliğinin Atatürke ve in­ kılâplarına bütün kalbiyle bağlı bulunması, Atatürk in­ kılâplarına en ufak bir göl­ ge düşürülemiyeceğinin en kuvvetli teminatıdır.

Zaten uzağı görmekte ve isabetle görmekte eşsiz bir dâhi olan Atatürk de Cum­ huriyeti ve inkılâpları Türk gençliğine boşuna emanet et memiştir. Türk gençliği bu mukaddes emaneti nesilden nesle ve elden ele devrede­ rek canı gibi muhafaza ede­ cek ve ebediyete kadar gö­ türecektir.

Müsterih uyu Atatürk, Türk gençliği nöbet başın­ dadır!

S ad u rı G . S a v c ı ON KELİMEYLE 1938 yılında bir 10 kasım günü olmaz olaydı nolurdu sanki!

______________ TATLISERT

Açılan ilk okullar

İnşaatı bitirilen ilk okul bina­ larından Kocamustafapaşa ve Zeytinburnundaki okulların açıl­ ma merasimleri dün yapılmıştır. ( T A K V İ M --- "n 10 KASIM 1951 CUMARTESİ AY 11—-GÜN 30—KASIM 3 RUMİ 1367 — EKİM 28 HİCRİ 1370 — SAFER 10 Vasati Ezani SABAH 6.42 1.46 ÖĞLE 11.58 7.02 İKİNDİ 14.39 9.43 AKŞAM 16.56 12.00 YATSI 18.30 1.34 İMSAK 5.01 12.04

Gazetemize gönderilen yazı ve re- •imler basılsın basılmasın İade edilmez.

yataklarından geçtik. Herhalde bunlar yağmur mevsiminde coş kun çağlayanlar haline geliyor­ du.

İçim mahzundu. Her halde Helenin de heyecanlı olduğunu tahmin ediyordum. Çöl bu mu idi? İki saattenberi yolda idik.

Birden manzara değişti. Vadi ler ova haline geldi, tepeler sey rekleşti. Karşımıza büyük bir orman çıktı. Önümüzden koşıışa rak bir sürü yaban domuzu geç ti. Etrafta hurma ağaçları belir di. Bukete benziyen dalları a. rasmdan kuşlar uçuşuyordu. Bo dur atlara binmiş Araplar ha­ fif yokuş halinde olan yollar­ dan koyu renk gölgeler halin­ de yukarı doğru tırmanıyorlar­ dı.

İki bin beş yüz metre irtifa­ da idik. Hava kuru ve hafifti. Hepimiz birden neşelendik. 1- çinde yer yer bedevi çadırla­ rına tesadüf edilen bir orma­ na girdik. Gökyüzü derin ve

B İN B A ŞI İG O R

JOHN KNİTTEL

*REZZANAl YALMAN

- 3 1 « vuk, hindi, domuz vesaire hay

vanlar buralarda dolaşıyordu. Etrafta keçi, koyun ve inek sürüleri, zayıf ve bakımsız bey girler; saman yığınlarının a- rasında geziyordu.

İgor’un peşinde dünyanın ö- bür ucuna gitmeğe razıydım, fakat bu ıssız ve bakımsız top­ raklar ve yer yer yığılmış güb­ reler karşısında ümitsizliğe düştüm. Biraz daha ilerledik bulutsuzdu, tgor, yakında evi- ten sonra iki tane beyaz boya ne varacağımızı haber verdi, lı, önleri balkonlu, küçük

alı-.

Uzakta beliren bir tepede bir­ kaç bina ile ağaçlar gördük.

— İşte orası İgorville! dedi. İlk tesir olarak bana burası meîrûk ve viran bir yer gibi geldi. Helen henüz kararını vermiş değildi. (İgorville) de­ nilen yerde sokağa benzer bir şey de yoktu. İki taraflı oka­ liptüs vj yabanî meyva ağaç­ ları vardı. Yollar tozlu idi.

Ta-şap köşk karşısına vardık. Bir çitle çevrilmiş olan küçücük bahçede meyva ağaçları ve sebze tarlaları vardı. Renkleri, boyları ve cinsleri başka baş­ ka olan on, on iki kadar köpek bizi görünce, hep bir ağızdan havlamağa başladı. Sürü ile güvercin başlarımız üzerinden uçuştu.

İgor, evlerin büyüğünün

ö-nünde durdu. Bahçenin dibin­ deki küçük evi kendisi için ye­ ni inşa ettirdiğini ve büyiik e- vi bize tahsis ettiğini söyledi.

Helen otomobilden İndi. Şaş kın bir haldeydi. Fakat gözle­ rinden memnun olduğu belliy­ di. Bu garip âlemde yaşamak hoşuna gidecekti. Etraftaki hangarlardan, kulübelerden bir sürü insan çıktı. Bunlar, üst­ leri paramparça Araplardı. A yakları gübre içinde, yüzleri gözleri kirli ve tozluydu. Ara larında kadınlar da vardı, Ço ğunun sırtında birer kundak ta çocuk bağlıydı. Etrafta do­ laşan çocukların hepsi yarı çıplak ve sümüklüydü. Hep bir ağızdan: «El generali, el gene­ rali» diye bağrışıyorlardı. Bü­ tün bu insanlar, İgor’a (Gene­ ral) unvanını veriyorlardı. Çünkü onlar için bir general ile bir binbaşıyı birbirinden

ayırdetmek mümkün değildi. Ne rütbe, ne sınıf farkı tanı­ mıyorlardı. Onlar için Allahın iki türlü kulu vardı: Köleler ve efendiler... Bütün üniforma­ lı askerler de onlar için gene­ ral sayılıyordu.

îgoı-’un işlerini gören adam, o aralık evden dışarıya çıktı. Bunun ismi Antoine’du Çok garip bir adamdı. Ancak ken­ disine hitap edilip de bir şey sorulunca konuşuyordu. Aksi takdirde hiç sesi çıkmıyordu. Yakasında her zaman taşıdığı nişan kordelâsı yoktu. Önünde koyu lâcivert keten önlük gö­ ze çarpıyordu. Hemen eşyala­ rımızı eve taşımağa başladı.

Geniş omuzlu, kalın enseli, kocaman bıyıklı, vahşi bakışlı gözleri olan bir başka adam göründü. Üstü başı leke için­ de idi. tgor onun elini gayet dostça bir tavırla sıktı ve bize

tanıttı:

— Vekilim M. Maurus... Don Jose Maııvus İspanyol- du. tgorville’in en tanınmış ve mühim bir şahsiyetiydi.

Köpekler bize vahşi seslerle havlayıp duruyorlardı. Arala­ rında beyaz dişlerini gıcırda- tanları da vardı.

Birkaç tanesi îgor’a doğıtı sıçrayıp yüzünü gözünü yala­ dılar, Efendilerine yaklaşabil­ mek için birbirlerine giriyor­ lardı, İgor’la Don Jose köpek­ lerle güç başa çıkabildiler. Yanımızdan zorla uzaklaştırıl­ dılar, fakat havlamağa davam ettiler.

garip bir ev sahibi idi. Sekiz bin hektarlık bir arazide beş yüz kadar adam çalıştırıyordu. Onun hesabına çalışanlar, mah sülünün üçte birisine sahip o- Ipyordu. Üçte birisini de Don Jose alıyordu. İgor’a da üçün­ cü kısım kalıyordu. Don Jose ve Araplar, tohumları ve işi temin ediyorlardı. Binalara ve makinelere de onlar bakıyor­ du. Davarlar, atlar ve canlı canlı mahlûkat îgor’a aitti. Sürülerinin yüzde yirmisinin her sene çalındığını tgor bize söyledi, fakat böyle şeye ehem miyet verecek adam değildi.

Ara sıra Araplardan birisi hırsızlık veya başka bir suç yüzünden hapse girer veya ce­ zaya çarpılırdı. Fakat bu pek nâdir olurdu. On senedenberi çapulculuk, hırsızlık ve katil gibi hâdiselere pek az rastla­ nıyordu. O havalide âsâyiş var­ dı. Medeniyet gitgide yerleşi­ yor ve ilerliyordu.

İgor,un çiftliği pek fena i- dare ediliyordu. Bunda şaşıla­ cak bir taraf yoktu. Çünkü I- gor, çiftçiden ziyade askerdi. Bu çiftliği vaktiyle Fas Sulta-

bir Ispanyol asilzadesi m, oıı- ıspanyoı asilzadesi o- İgorville zaten sakin bir ye- lan Melilla Kontuna hediye et-re benzemiyordu. Gelişimiz bu­

rasını büsbütün birbirine kat­ tı. Yüzlerce insan Igor’u selâm lamağa, hattâ elini öpmeğe ça­ lışıyordu. İçlerinden birkaçı­ nı bize takdim etti. İgor çok

mişti. Kont da sonradan bunu îgor’a devretmişti.

Küçük bahçeye girer girmez içim ferahladı. Burada zeytin ve portakal ağaçlarının dalları

(3)

Ahmet Emin YALMAN

V A T A N E V 1 Cağaloglu, Molla Fenarî Sok.30-32

Telefon: 24207 — 29318 - 29315 Telgraf: VATAN İstanbul

YIL : 12 — SAYI : ,3765

Cumartesi

10

K A S I M

1 9

5

1

Fiyatı: 15 Kuruş

EĞRİYE EĞRİ - DOĞRUYA DOĞRU

hassas, ve artistik

KADIN ve ERK

• I Irar »İtin

Saatleri gelmiştir. Satiş yeri: Eminönü m e y d a m \\

A R L O N S A A T

M A Ğ A Z A S I

Neden

Gittikçe

ilüyük

^ 11

matem günümüz

---YAZAN:

Ahmet Emin YALMAN

Ebediliğe kavuşan bir insan, " ne kadar mühim olursa ol­ sun, gittikçe unutulur. Boş ka­ lan yerini başkaları alır, hatıra­ sını zaman yıpratır. Hayatı za­ manında söylenemiyen hakikat- lan söyleyenler çıkar, yaptıkla­ rını hoş görmeyenler veya onun yüzünden zarara uğrayanlar or­ talığa dökülür...

Atatürk, fani insanlar için mu­ kadder olan bu âkibete karşı bir istisna teşkil eden nadir var­ lıklardan biridir. Gün geçtikçe unutulmuyor, aksine olarak ha­ yattaki veri genişliyor. Âdeta o- nu her sene biraz daha keşfedi­ yoruz ve yaratmak istediği mü­ kemmel eserin mânasını biraz daha fazla vuzuhla kavrıyoruz. 13 vıldanberi ölümünün yıldö­ nümünde neşredilen matem nüs­ halarımız, cansız hir an’ane ha­ line düşecek yerde, her yıl da­ ha samimi, daha manalı bir şekil alıyor.

Niçin öyle? Cünkii Atatürk, hir melek değildi Hiç bir zaman melek olmak iddiasında bulun­ madı. Her şeyi biiyiik çapta ol­ duğu için büyük •meziyetleri gibi kusurları da vardı. Fakat zaman: beseri ve arızî tarafları gitgide hafızalardan sildi, geri kalan eserin azametini daha ivi bir şe­ kilde görmek imkânı böylece el­ de edildi.

Bundan başka hâdiselerin a- kışı, Atatürkün yüksek görüşünü teyit etti, bünyemize miras bırak­ tığı mükemmel istidatların kıy­ meti böylece meydana çıktı. B u satırları yazan ben. Atatürk

devrinde çok musibete uğra-' mis bir insanım. Eserin yüksek­ liğini takdir etmekle beraber her şeyin aynı âhenkte ve ayarda olmasını istediğim için ideal he­ sabına, demokrasi hesabına mü­ cadele açtım, netice olarak da on yıldan fazla müddet kalemimi kullanmak, mesleğimle meşgul olmak imkânından mahrum kal­ dım. böylece mânevi işkencelere maruz bulundum. Böyle olması­ na rağmen ben, Atatürkün ha­ tırasına karşı en çok saygı du­ yanların eserini en çok takdir e- denlerin, kötülerin ve gerilerin Atatürke karşı olan nankör (aı-iz- lerine karşı en çok eiem hisse­ denlerin arasında bulunmakla iftihar ederim.

Son günlerde sayın Rauf Orbay ve General Ali Fuat Cebesoy ile uzun konuşmalarda bulunmak fırsatını buldum ve İstiklâl mü caddesinin ilk devrine ait aza­ metli hikâyeyi onların ağzından bir defa daha dinledim. Bu iki tarihî şahsiyetin her ikisi, Ata- türkün yanında, Millî Mücadele­ de birinci derecede hizmetlerde bulunmuşlardır. Her ikisi, de­ mokrasiye imanları yüzünden sonradan mücadele variyetini ka­ bul etmişler ve uzun müddet menkûp kalmışlardır. Fakat bu­ na rağmen gerek Rauf Orbayda ve gerek Ali Fuat Cebesoyda, Atatürkün büyük hizmetlerine karşı mevcut saygı, takdir ve an­ layış; yakını kalanların ve ken­ disinden nimet görenlerin ço­ ğundan kat kat fazladır.

Neden? Çünkü Atatürk, inkı­ raz haline düşen bîr memleketi kurtarmakta, terakki ve inkişafı­ nın temelini kurmakta, bugünkü itibarlı, azametli ve ümitli mev­ kie kavuşturmakta baş âmildir. Fani insan sıfatile olan kusurla­ rını kendisine helâl etmemek için çok insafsız ve vatanî ölçü ile çök nankör olmak lâzımdır. Bugünkü Türkiyenin varlığında

ve şerefinde milyonlarca şe­ hidin. binlerce, yüz binlerce him­ met sahibinin derece derece hak­ ları vardır. Fakat en biiyük pa­ yı bir tek adama, Mustafa Ke­ mal Atatiirke borçluyuz, Çünkü kurtuluş ve İstiklâl hareketini deha ve cesaretle sevk ve idare etmiştir, terakkinin tılısımını teşkil eden inkılâpçı ve dinamik ruhu cemiyetimize sokmuştur ve bizzat hazırladığı Milli iltisakla şaşmaz ve sarsılmaz bir millî si­ yasetin temelini atmıştır.

Atatürk, rvhtın şad olsun, hu­ zur içinde yat Temelini attığın binanın sütunları gün geçtikçe yükseliyor, Eserini emanet etli­ ğin gençlik ve bütün millet bu eserin bekçisidir, bunun cehalet ve taassubun en şiddetli saldırış­ larına karşı korumak kudret ve mukavemette bulunduğunun en ağır imtihanlarını da yüzünün a İriyle çok şükür vermiştir.

A fatürkü

13

evvel

bugün

kayb

Bütün yurtta aıınta

toplantıları ya pıla^ak

Üniversite gençliği,

Atatürk v e

inkılâplara b ağlılığım

belirtti

Atatürkün Başbakan Celâl Bayarla birlikte memleket meselelerini tetkik ederken çekilmiş bir resmi

Silâhsızlanma için Amerikanın gösterdiği yol

Jessup görülmelere hemen

ballanmasını isledi

Amerikan delegesi, Sovyetl erin, dünya teşkilâtını ikinci

plâna atmak gayesinde olduklarım söyledi

Ölsner

, Paris, 9 — Genel ,„K-1 lantısma iştirak eden Amerikan

temsilci heyeti liderlerinden bü­ yük elçi Philip C. Jessup bugün Challlot sarayında özel surette tertiplediği bir basın konferan­ sında, Sovyetler Birliğini, 1 ha­ ziran 1952 ye kadar beklemekten- se silâhsızlanma müzakerelerine şimdi, Birleşmiş Milletler toplan­ tısında başlamağa davet etmiş­ tir.

Jessup, Birleşmiş Milletler Teş kilâtı dururken Rusların bir dün ya silâhsızlanma konferansı

ak-Associated Press

Kurul top- dinde ısrar e tm e le r in i d e ren k id

etmiş, Sovyet gayesinin dünya teşkilâtını ikinci plâna atmak ol­ duğunu söylemiştir.

Dr. Jessup, Sovyetlerin elinde «sulh güvercinleri tarafından çe­ kilen sihirli bir araba» bulundu­ ğunu, bu rejimin herkesin bu arabaya atlayıp hayaller diyarı­ na (Dr. Jessup, «Utopiya» tâbiri­ ni kullanmıştır) ulaşabileceğine dair dünya efkârını inandırmağa çalıştığını, hakikatin bu merkez­ de* olmadığını, silâhsızlanmanın (Devamı Sa: 7; Sü: 6 da)

Şehircilik

y

Mütehassısı

Ölsner geldi

Tanınmış şehircilik mütehas­ sıslarından profesör Gustav Öls­ ner, evvelki gece uçakla şehri­ mize gelmiştir. Halen Hamburg şehri yeniden inşa teşkilâtının başında olan profesör Ölsner, 1939 - 49 yılları zarfında memle­ ketimizde bulunmuş ve Baym- (Devamı Sa: 7 Sü: 4 de)

Halim Aiyot

Vazifesine

Başladı

Ankara, 9 (Telefonla) — Ba­ sın ve Yayın ve Turizm umum müdürü Halim Alyotun mezuni­ yeti nihayet bulmuş ve bu sabah tekrar vazifesine başlamıştır. Al­ yotun vazifesine avdet edişi bil­ hassa matbuat mensupları, Ba­ sın - Yavm umum müdürlüğü

memurları ve kendisini sevenler B a ş b a k a n M u S d d d a k , b i r

hal Çaresi bulunur Ümİ-

arasmda ou uk bir memnunluk- A m e r i k a ' d a n

dönüşünü bir hafta

t e h i r

etti

Kahire Elçimiz

yarın gelmiyor

İstişare maksadiyle Ankara'ya yapacağı seyahat

bir hafta sonraya kaldı

ursuz ve anlayışsız fikir gale­ yanlarının hezeyan derecesine Kahire Büyük Elçimiz Hıılûsi

Fuat Tugayın yarınki İngiliz tayyaresiyle Mısırdan şehrimize gelmesi ve derhal Ankaraya gi­ dip Mısır hâdiselerine dair şifa­ hi izahat vermesi bekleniyordu. Son dakikada haber aldığımıza göre Büyük Elçi hareketini bir hafta sonraya bırakmıştır.

Diğer taraftan Mısırdaki

şu-vardığını gösteren bir haber al­ dık ve buna çok müteessir ol­ duk. Heyecanlı vaziyetleri istis­ mar eden ve halkı nefret ve hu­ sumete doğru tahrik eden müf­ rit gazetelere her yerde tesadüf edilebilir. Mısırda da bizim aley- (Devamı Sa: 7; Sü: 6 da)

Atatürk’ten Türk

gençliğine

Ey Türk gençliği!

Birinci vazifen, Tiirk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini ilel­ ebet muhafaaz ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istiklâlinin yegâne temeli hudur. Bu temel senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hâzineden mahrum etmek istivecek, dahilî ve haricî bedhah­ ların olacaktır. Bir gün İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mec­ buriyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünümiyeceksin! Bu imkân ve şerait çok namiisait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kasdedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersane­ lerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi fiilen işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde ikti­ dara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hiyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasî emelleriyle tevhit edebilirler. Millet fak- rü zaruret içinde harap ve bitap diismüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evlâd,! İşte bu imkân ve şeı-aii için­ de dahi, vazifen, Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asıl kanda mevcuttur.

Bugün büyük Atatürkün ölü­ münün 13 üncü yıldönümüdür. Bu münasebetle şehrimizde de anma törenleri yapılacak ve aziz Atanın hâtırası taziz edilecektir.

Hazırlanan programa göre A- tanın hayata gözlerini yumduğu saat olan dokuzu beş geçe şehir­ de bir ihtiram sükûtu yapılacak­ tır. Bu sükûta vapur ve diğer vasıtalar düdükler çalmak sure­ tiyle iştirak edeceklerdir.

Aynı zamanda üniversite ve okullardaki ihtiram sükûtundan sonra hatipler Atatürkün hayatı ve inkılâpları hakkında konuşa­ caklardır.. Ayrıca Atanın hâtı­ rasına hürmeten resmî daireler bayraklarını yarıya kadra çeke- çekler ve bütün eğlence yerleri kapalı bulunacaktır. Spor göste­ rileri de yapılmayacaktır. Üni­ versite Fen Fakültesinde, Tale­ be Birliğinin de iştirak edeceği bir anma toplantısı yapılacak­ tır.

Diğer taraftan, sabahleyin C. H.P. tarafından saat 9 da Mar­ mara gazinosunda bir anma tö­ reni tertiplenmiştir. Töreni mü­ teakip Sarayburnuna gidilerek Atanın heykeline bir çelenk ko­ nacaktır.

(Devamı Sa: 7 Sü: 4 de)

Jessup

Amerikan

Yardımı sulbün

Temelidir

Gıvamussaltana'nın İran

Başbakanı olması muhtemel

— İngiliz bu akşam îngiltere-la karşıîngiltere-lanmıştır.

Mahpushane

Çeşmesi...

YAZAN:

Mehmet Yanık

«Mahpushane Çeşmesi...» size ıslak ve rütubetli hapishane du­ varları arkasında çile çeken in­ sanların hayatını anlatacak rö­ portaj serisinin ismidir.

Talihin şevkiyle demir par­ maklıkların arkasına düşen ve orada senelerce çile çeken Meh­ met Yanık, size şu bilmediğiniz hayatın acıklı ve hazin tarafla­ rını olduğu kadar tuhaflıklarını da anlatacaktır.

YARIN NEŞRE

BAŞLIYORUZ

Anadolu Ajans*

Tahran, 9 — İran Şahı, dün eski Başbakan Gıvamussaltanayı hususi bir toplantıya davet et­ miştir. Buradaki müşahitlerin kanaatine göre, Şah, eski Başba­ kana yeniden kabineyi kurmasını teklif etmiştir ve Musaddık, Tah­ rana dönünce Gıvamussaltana, Başbakanlığa getirilecektir.

Gıvamussaltana, 1946-1947 se­ nesinde Başbakanlıkta bulunmuş ve Rusya ile petrol ve hudut meseleleri hakkında müzakere­ lere girişmiş, parlâmentonun bu mevzuda ileri sürülen anlaşma­ ları tasdiki reddetmesi üzerine istifa etmişti.

(Devamı Sa: 7; Sü: 5 de)

M. P. Seçim Kanununun

değiştirilmesini isteyecek

Aldoğan, bugünkü kanun çoğunluk kazanan

Partinin tahakkümüne yol açar, dedi

tenkid etmiş Yalova, 9 (Telefonla) — Ge­

neral Sadık Aldoğan bugün Ber- gamadan kasabamıza gelmiş ve akşam üzeri Istanbu.la gitmiştir. Partililerle hasbıhalde bulunan Aldoğan bir konuşma yaparak,

seçim kanununu ve demiştir ki:

«— Bugünkü seçim kanunu şikâyet ettiğimiz idarenin orta­ dan kalkmasına imkân bırakmaz (Devamı Sa: 7; Sü: 6 da)

Londra, 9 (A.A.) Başbakanı Churchill, verdiği bir demeçte

nin, Birleşik Amerikaya «başlı­ ca atom üslerini» temin etmesi ile tehlikeler yüklendiğini bil­ dirmiştir.

Belediye sarayında verilen hu­ susî bir ziyafette bir konuşma yapan Başbakan demiştir ki:

«Binaenaleyh biz, Sovyet düş­ manlığının karşısında ilk hatta (Devamı Sa: 7; Sü: 5 de)

Kasırga bir

Adamı

Uçurdu

Bursa, 9 (Telefonla) — Dün sabah Orhangazinin Ağaköy köprüsü civarında memleketi­ mizde görülmemiş bir kasırga olmuş, İbrahim Kök adında bir vatandaş havaya uçmuştur. Yap­ tığım tahkikata göre, Orhanga­ zinin Yeniköy halkından olup Orhangazi - Bursa yolu üzenin­ deki ark temizleme makinele­ rinde çalışan İbrahim, sabahın erken saatlerinde işine gitmek üzere köyünden ayrılmış ve A- ğaköy köprüsü üzerinden geçer­ ken birdenbire kasırgaya tutul­ muştur. Cok şiddetli gelen ka-

(Devamı Sa: 7 Sü: 3 de)

G A Z E T E M İZ İN MÜHİM BİR TEŞEBBÜSÜ

İç Turizmin öncü

kolları

halinde harekete detiyoruz

«Vatan» ekipleri kara yollarından sırasiyle bütün illeri

dolaşarak, memleket içinde seyahat imkânlarım tetkik

edecek ve bu illerin iç manzarasını neşredeceğimiz hu­

susî ilâvelerle okuyucularımıza aksettirmeğe çalışacaktır

şöyle bir teşeb- r 1 1 '

Memlekette yeni yollar açıl­ mıştır. Seyahat imkânları geniş­ lemiştir. İç turizm sahasında bir akın hazırlamak zamanı gelmiş­ tir. Böyle bir akm, bütün bün­ yede yeni ve hayırlı hareketler ve gelişmeler yaratabilir. Bu gayeye elimizden geldiği kadar faydalı olmağa çalışmak ihtiya­

cını duyduk ve büs hazırladık:

Arkadaşlarımızdan teşkil ede­ ceğimiz ekiplerle kara yolların­ dan memleketin her kısmını do­ laşacağız. Yollan, otelleri, seya­ hatle alâkalı her türlü imkânla­ rı gözden geçireceğiz, resimler

(Devamı Sa: 7 Sü: 1 de)

M o c an ve Suat Derviş

m ü n ak aşa ettiler

Konak salonunda Mocan Suat Derviş'e «Kocanı

feda etmek Türk milletini kurtaracaktır» dedi

Dün akşam saat 21 sıraların­ da Konak otelinde Tekirdağ mil­ letvekili Şevket Mocan ile Ko­ münist Partisi kurmaktan sanık olan Reşat Fuat Baraner’in eşi Suat Derviş arasında şid­ detli bir münakaşa olmuştur. Münakaşaya şahit olan bir mu­ habirimizin aldığı notlara göre hâdise şöyle cereyan etmiştir:

Saat 21 sıralarında Mocan ga­ zetecilere beyanat verirken ga­ londan içeriye Suat Derviş ile kız kardeşi girmiştir. Suat Der­ viş bir müddet oturduktan son­ ra masasından Şevket Mocaıı’a doğru dönerek:

«— Şevket, senin inşallah i- dam sehpasında sallandığını gö­ receğim ve altında oturup bir (Devamı Sa: 7 Sü: 7 de)

Cumhurbaşkanı

Ankara'ya

Döndü

Anadolu Ajanm

Ankara, 9 — Cumhurbaşkanı Celâl Bayar bugün uçakla Anka­ raya dönmüş. Etimesgut hava a- lanmda karşılanmıştır.

Dünkü seyahatinde Cumhur­ başkanı Tavşanlı, Tunçbilek Lin­ yit işletmesinde ve Gedizde birer

(Devamı Sa: 7 Sü: 1 de)

Döviz kaçakçılığı

Sanıklarının

Duruşması

(Yazısı 7 nci sayfamızda)

İlâvemizi

yn n ıa

veriyoruz

Her cumartesi vermekte olduğumuz renkli ilâvemizi, hu cumartesi Atatürkün öliim yıldönü­ müne rastladığı için pazar giinkii nüshamızla bir­ likte vereceğiz.

Y a r m ila v e m iz d e

nasıl başlıyacak, nasıl ★ Üçiineii cihan harbi

bitecek?

★ Altın kaçakçıları.

★ İğfal edilen nişanlı. (Yılmaz Çetiner’in bir Adliye röportajı)

■k Hakikat olan rüya.

Kadın • moda yazıları, hikâye, tarihi tefrikalar, resimli hikâyeler ve daha birok yazı bulacaksınız,

siniz.

Y

art*ı m

ii v e z z iin iz d e n

ilâ v e m iz i i s t e y i n i z

Referanslar

Benzer Belgeler

Eski devir İstanbullularının Sa­ rıyer salalarını Ahmed Rasim Bey şöyle anlatmaktadır: (Sarıyar de­ nildi mi sular hatıra gelir.. Fakat kaç

Kale boğaz kumandanı Weber adında bir Alman idi ve gemilerin Çanakkale'­ ye doğru gelmekte olduğunu, Türkiye '- de seferberlik ilânından beri Başkuman dan vekili

Güler­ soy’un, otel müdürü ile bir garsonu yurtdışına götürür­ ken otel hesabından 5 bin mark ile Turing Genel Mü­ dür Yardımcısının yurtdışın-

Ancak Mars yüzeyinde bu büyüklükte yarıklar açacak kadar sıvı halde suyun bulunmayışı, yarıkların oluşumunda farklı.. mekanizmaların rol aldığını

Araştırmada yaygın soğuk algınlığı virüsü- nün burun boşluğumuz içindeki daha düşük sıcak- lıklarda, gövdemizin daha yüksek olan sıcaklığında.. olduğundan daha

(Ankara Arkeoloji, Ankara Etnografya, İstanbul Arkeoloji, İstan­ bul Topkapı Sarayı, İstanbul Ayasofya, İzmir Arkeoloji ve İzmir Türk Eserleri ve Konya müzeleri

Moskova Sinemacılar Evi'nde iki saat kadar süren veda töreninin ardından Vera'nın naaşı yakılmak üzere krematoryuma

Bu bölüm içerisinde, farklı oranlarda fındık zuruf kompostu ilave edilen killi tın bir toprağa, farklı nem düzeylerinde (hava kuru (N1), tarla kapasitesinin %60’ı (N2) ve