A ktör Kar&kasla bir konuşma
» t«Ben şimdiye kadar 6(K
defa sahneye çıktımı
— ---—
,
. ,
«Bir defa «Çerkeş Özgenler i» diye bir piyes oyna
mıştık. Biri jurnal etmiş, ertesi günü ne görelim,
Manakyan tiyatrosunun yerinde yeller esiyor»
|6 mart salı günü çok emektar Kır sah- np adamımız, olan aktör Karakaşın jübi len yapılacaktır. Bugün 63 yadında bu- lunan aktör Karakaş bu münasebetle bu «an’ata nasıl atılmış olduğunu şöyle ’ n - lattı:
«— Tam 18 yaşına bastığım /.aman sahneye çıkmıştım. Ve işte o /amandan itibaren yani 45 senedenben bılâ fasıla aktörlük yapıyorum.
Sahneye atılmamın başlıca sebebi, bi-
7İm esas itibarile ailece tiyatro artisti ol
mamızdır. Meşhur S. Benilyan amcam dır. Güllü Yakııb Vaftiz pcderimdır. Bütün küçüklüğüm onların arasında, ti yatro kulislerinde geçmiştir. Ben de ak tör olmağa kat’î şekilde karar vermiştim. Güzel bir sesim de vardı. Neticede 18 yasıma girince amcam bir heyet tertıb e*ti. Beni de bu heyete aldı. Ve biç ıı- nntmam, ilk defa olarak bir gece Ktnalt- adada heyecan içinde tenor olarak sah- nej'e çıktım. Böylelikle artistlik denilen insanı sarhoş edici suyu içmeğe başla -
d ım .»
Karakaş bir müddet sustu, gözleri .dal dı. Belli idi ki şimdi. 45 sene evvelki o heyecan dolu geceyi yaşıyordu. Elile
j ufak bir işaret yaptı ve anlatmağa devam
etti:
« — Ondan sonra en başta meşhur Gedikpaşa tiyatrosu olduğu halde îstan- bulun her tarafında, bütün Anadoluda Bulgaristan, Romanya, Yunanistan, M ı sır v» Fransada dolaşark mütemadiyen t«msiller verdim. Ve işte bayatımızı bu yolda karcadık. İlk zamanlar Benilyan, büyük Karakaş. Rıdvan Pasa zade R ı za ve aktör Bürhaneddmle birlikte ça - lıştım. 1911 senesinde ilk defa olarak kendim müstakillen bir beyet teşkil et - tim.»
«— Hatıralarınız?»
«— Hatıra mı? Ondan bol bende ne var? Daha doğrusu onlardan başka ne kaldı? Bu bayat öyle bir şey ki. insanın basına gelmedik şey kalmıyor. Zevki ne
k a d a r çok«a, elemi, mihneti de onun kat kat fevkinde. Tatlı, acı binlerce batı - r am var. Burada acı hatıralarımı anlata rak «izi ve okuyucularınızı teessüre dii - şürmek istemem. Onun için müsaade edin de tatlı veya gülünç birkaç hatıramı nak ledeyim.
Hayatımın en tatlı ve iyi batırası P a ris*» geçmiştir. 1910 senesinde Parise git miştik. Orada Eden tiyatrosunda Leble bici operetini oynıyacaktık. Şunu da an- tırparantez söyüyeyim ki almanca. fran- sızça, İtalyanca ve bulgarca bildiğim ha-1 de bayatımda sahnede daima tiirkçe ko nuştum ve ideal olarak yalnız bu güzel dr propaganda etmeğe cehdettim. Ne ise sadedden dışarı çıkmtyahm. Fransız ti vatro direktörü bize:
« — Canım, biç tiirkçe operet olur mu?» dedi.
Bu söz beni çok müteessir etti. Fakat ses çıkarmadım. O gece büyük bir muvaf fakiyet kazandıktan sonra direktör pür- neş e yanımıza gelerek bizi tebrik etti. Ve ayni oyunu bir hafta oynamamızı ri ca etti. İşte bu, en tatlı batıramdır.
Bir gün de Kadıkövünde Kuşdili ça yırında «Simone et Marie» yi oynuyor - duk. Ben Maıırice rolünde idim. Rol icabı iki kadım öldürmüştüm. Elimde bir mum la aralarına oturdum ve şu cümleyi söy ledim :
f H M M )
H ayatının 45 senesini sahnene vakfeden aktör Karakaş
« — Katiller, öldürdükleri yanında korku hissederlermiş
kimselerin Halbuki ben korku hissetmiyorum.» 1 am bu sözü söylerken seyircilerden biri kalktı.
«— Utanmaz herif, işlediğin cinayet lerden sıkılmıyor, üstelik iftihar da edi - yorsun öyle mi?» deyip oturmakta oldu ğu iskemleyi kaptı. Tam o sırada bere - ket etraftan yetiştiler de beni bir tehlike den kurtardılar.
Hatıralarımın en canlı köşelerinden birini de istibdad zamanındaki vak’alar teşkil ede?. O zaman matbuatta olduğu gibi bizim üzerimizde de çok sıkı bir san sür vardı. Yalnız oyunlarımızın ekserisi tuluat olduğu için sansür memurları elle rinde perdenin ipleri, kulisler arasına otu rurlardı. Bir aktör memnu kelimelerden birini telâffuz ederse hemen perdeyi in dirirler, adamcağızı yaka paça götürür - lerdi. Bir gün bu benim de başıma geldi. Şark tiyatrosunda «Bigünah Kızcağız» isminde bir piyes oynuyorduk. Ben na - sılsa rolde heyecana kapıldım. Ve vazi yet icabı: 1 1
« — Adalet istiyorum!» diye haykır dım. Halbuki adalet kelimesini telâffuz etmek şiddetle * memnu idi. Birdenbire perdeyi indirdiler. Ve beni götürdüler. Çok şükür teşrifatçı Sadık isminde bir a- damın şefaatile güç belâ yakamı sıyıra - bildim.
Jübilemin Gcdikpaşada yapılmasını is tememin bir sebebi de Türkiyede kuru - lan en eski sahne münfesihlerinin ruhunu şadetmektir. Çünkü ilk Manakyan tiyat rosu tam şimdiki Azak sinema ve tiyat - rosunun bulunduğu yerde idi. Zavallı bi nanın y.k.l ması da gene eski istibdad cil velerinden biridir.
Bir gece «Çerkez Ozgenleri» diye bir piyes oynamıştık. Biri jurnal etmiş. Bir de ertesi günü ne görelim, tiyatronun ye rinde yeller esiyor. Bulabilirsen bul. Bi nayı tamamile yerle yeksan etmişler. Ne idi o günler?»
« — Biraz da eski tuluat tiyatroların dan bahseder misiniz?»
« — Ben tuluatta az çalıştım. Bu da başlı başına ayrı bir hayattır. Bana tu - İnatçılığı öğreten Asım babadır. Rolleri ekseriyetle o tevzi ederdi. Biz sahneye çıkmadan evvel vaziyeti kısaca anlatır:
«— Sen kontsun, sen de baron ola caksın! Falan da baronun kızıdır. Ba - ron sahneye girer girmez, kızının kontla aşkdaşlık ettiğini görecek ve:
« — Eyvah bir aile faciası cereyan e- diyor. Bu kont benim karımın katilidir!» diyecek. İşte bu sırada komik içeri gire
c e k ...» *
Ve meşhur tuluat tabirini ilâve ederdi:
« — Komik işini bilir!»
Baba Asım ayni zamanda tuluatın • siz bir «parçacı» sidir. Parçacı diy» b • miğe çifte manalı sualler sorarak kenJ ■ sine lâkırdı söyleten adama derler./
#— En fazla hangi piyeslerde rol • diniz? Hangilerini seversiniz?»
« — Sefiller, Otello, H amiet, NV* meti Hakikiye, Dilenci Kadın ve M- tekristo en çok sevdiğim piyeslerdir. F,1 fazla hoşuma giden rol de Demirhan» • yesindeki Philip rolüdür. Bundan h> Lâdam Okamelyayı da severim. T" olduğum için rol aldığım operetlerde» * Leblebici, Köse Kâhya, Gran M r ve Maskotu tercih ederim. En fazla -> Kınar, Eliza Binmeciyan ve Felekr»* j hemşirelerle oynamış olduğum nvıV»' da büyük muvaffakiyet kazandığım' iüyorlar.»
Sordum:
« — Şimdiye kadar kaç defa «»W ye çıktınız?» « — Geçen gün he«abladım. 6/W *. fadan fazla.» «— Sahneden çekilmeyi d u * • musunuz?» Gözleri parladı:
« — Hiçbir vakit düşünmedim *
şünmiyeceğim de. Dedim va. U sarhoş eden bir sudur. Bir d»fı «•*». başladım. Bitirinciye kadar devam ** ceğim.»
_
*
T
M
.
S
Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi