• Sonuç bulunamadı

Geç dönemde farklı form ve dozlarda uygulanan azotun şeker pancarında verim ve kalite üzerine etkisi

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Geç dönemde farklı form ve dozlarda uygulanan azotun şeker pancarında verim ve kalite üzerine etkisi"

Copied!
58
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

T.C.

SELÇUK ÜNĠVERSĠTESĠ FEN BĠLĠMLERĠ ENSTĠTÜSÜ

GEÇ DÖNEMDE FARKLI FORM VE DOZLARDA

UYGULANAN AZOTUN ġEKER PANCARINDA

VERĠM VE KALĠTE ÜZERĠNE ETKĠSĠ Tolga DEMĠRHAN

YÜKSEK LĠSANS TEZĠ Tarla Bitkileri Anabilim Dalı

Ekim-2011 KONYA Her Hakkı Saklıdır

(2)
(3)

TEZ BĠLDĠRĠMĠ

Bu tezdeki bütün bilgilerin etik davranış ve akademik kurallar çerçevesinde elde edildiğini ve tez yazım kurallarına uygun olarak hazırlanan bu çalışmada bana ait olmayan her türlü ifade ve bilginin kaynağına eksiksiz atıf yapıldığını bildiririm.

DECLARATION PAGE

I hereby declare that all information in this document has been obtained and presented in accordance with academic rules and ethical conduct. I also declare that, as required by these rules and conduct, I have fully cited and referenced all materials and results that are not original to this work.

Tolga DEMİRHAN

(4)

iv

ÖZET

YÜKSEK LĠSANS TEZĠ

GEÇ DÖNEMDE FARKLI FORM VE DOZLARDA UYGULANAN AZOTUN ġEKER PANCARINDA

VERĠM VE KALĠTE ÜZERĠNE ETKĠSĠ Tolga DEMĠRHAN

Selçuk Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Tarla Bitkileri Anabilim Dalı

DanıĢman: Prof. Dr. Fikret AKINERDEM 2011, 48 Sayfa

Jüri

Prof. Dr. Fikret AKINERDEM Prof. Dr. Ali Ġrfan ĠLBAġ Doç. Dr. Özden ÖZTÜRK

Bu araştırma, 2010 yılında geç dönemde (Ağustos ayı içerisinde) uygulanan azotun, verim ve kaliteye etkilerinin tespiti amacı ile Bahri Dağdaş Araştırma Enstitüsü arazisinde yürütülmüştür. Deneme, “Tesadüf Bloklarında Faktöriyel Deneme Deseni”ne göre 4 tekerrürlü olarak kurulmuştur. Geç dönemde azot, iki farklı gübre formunda (Amonyum Nitrat %33 N ve Amonyum Sülfat %21N) ve dört farklı gübre dozunda (0; 5; 10 ve 15 kg/da) uygulanmış, şeker pancarında verim ve kaliteyi etkileyebilecek onbir adet parametre araştırılmıştır. Araştırmada, tespit edilen değerler için varyans analizi ve LSD testleri yapılmış, gübre formlarının ve gübre dozlarının şeker pancarının verim ve kalitesi üzerine etkisinin önemli seviyelerde olduğu belirlenmiştir.

Araştırmada, gübre formlarından, amonyum nitrat gübresinin yaprak verimi ve amino azot (zararlı azot) miktarı üzerine, amonyum sülfat gübresinin de ham şeker verimi, arıtılmış şeker verimi, şeker oranı, çözünebilir şeker oranı ve usare safiyeti üzerine etkisinin önemli seviyede olduğu tespit edilmiştir.

Gübre dozlarının verim yönünden, kök verimi ve yaprak verimini 15 kg N/da seviyesine kadar artırdığı, ancak bu seviyeden sonra bir miktar düşürdüğü; ham şeker veriminin ve arıtılmış şeker veriminin ise gübre dozlarının artışıyla birlikte kademeli olarak düştüğü, en fazla düşüşün yine 15 kg N/da dozunda olduğu tespit edilmiştir. Kalite özellikleri yönünden ise, şeker oranının, kuru madde oranının, çözünebilir şeker oranının ve usare safiyetinin gübre dozlarının artışı ile birlikte azaldığı, diğer kalite özelliklerinden amino azot (zararlı azot) ile sodyum ve potasyum miktarlarının ise gübre dozlarının artışı ile birlikte orantılı olarak arttığı tespit edilmiştir.

Anahtar Kelimeler: Azot , Geç Dönemde Uygulama, Gübre Dozu, Gübre Formu, Kalite, Şeker Pancarı, Verim

(5)

v

ABSTRACT

MS THESIS

THE EFFECT OF NITROGEN APPLIED AT DIFFERENT FORMS AND DOSES IN THE LATE PERIOD ON

YIELD AND QUALITY OF SUGARBEET

Tolga DEMĠRHAN

THE GRADUATE SCHOOL OF NATURAL AND APPLIED SCIENCE OF SELÇUK UNIVERSITY

THE DEGREE OF MASTER OF SCIENCE OF PHILOSOPHY IN MECHANICAL ENGINEERING

Advisor: Prof. Dr. Fikret AKINERDEM

2011, 48 Pages

Jury

Prof. Dr. Fikret AKINERDEM Prof. Dr. Ali Ġrfan ĠLBAġ Doç. Dr. Özden ÖZTÜRK

This study was applied on the field in Bahri Dağdaş Research Institute in order to determine effect of nitrogen applied at different forms and doses in the late period, in August 2010, on yield and quality of sugarbeet. The experiment was designed according to “ Factorial Design” with four replications. Late period nitrogen was applied by using two different fertilizer form (ammonium nitrate %33 and ammonium sulfate %21) and four different doses (0;5;10 and 15kg/da). The eleven parameter cases effecting quality and yield of sugarbeet were also studied. In study, variance analysis and LSD tests were examined for determined values and it is concluded that fertilizer forms and doses have substantial effects on quality and yield of sugarbeet.

In study, it is found that ammonium nitrate fertilizer has substantial effect on leaf yield and on the quantity of amino nitrogen, and that ammonium sulfate fertilizer has also substantial effect on raw sugar yield, purified sugar yield, sugar percentage, soluble sugar percentage and juice purity .

It was found that fertilizer doses increased root yield and leaf yield up to 15 kg N/da and later decreased the yields at some degree, and that raw sugar yield and refined sugar yield decreased as gradually with increasing in fertilizer doses, the most decrease was at 15 kg N/da. In the study, as regards the quality properties, it was also found that an increase in fertilizer doses accompany with a decrease in sugar percentage, dry material, soluble sugar percentage and juice purity whereas with an increase amino nitrogen and, sodium and nitrate quantity.

(6)

vi

ÖNSÖZ

Ülkemizde daha fazla kök verimi alabilmek adına, gereksiz ve zamansız azot içerikli ticari gübre kullanımı olmaktadır. Şeker pancarı ziraatında amaç sadece daha fazla verim almaktan ziyade , ülke ekonomisi için kaliteli ve şeker verimi yüksek şeker pancarı üretimi olmalıdır. Kullanılan azot içerikli ticari gübrelerin kök verimini belli bir seviyeye kadar artırabileceği, ancak bunun yanında kaliteyi olumsuz yönde etkileyebileceği bir çok araştırmacı tarafından ifade edilmiştir.

Yapılan bu çalışmada, şeker pancarı ziraatında azot içerikli gübre formlarının ve dozlarının geç dönemde kullanılmasının verim ve kaliteye etkileri konusu araştırılmıştır. Tez konusunun seçiminden başlayıp, tezimin hazırlanmasının her aşamasında önderlik yaparak, değerli yardımlarını esirgemeyen hocam Sayın Prof. Dr. Fikret AKINERDEM‟e, minnet ve teşekkürlerimi arz ederim. Literatür araştırması ile istatistiki analiz ve değerlendirmelerde yardımlarını esirgemeyen hocam Sayın Dr. Rahim ADA‟ya, yüksek lisans eğitimimde desteğini hiç bir zaman esirgemeyen ağabeyim, Afyon Kocatepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Sayın Doç. Dr. Erdal DEMİRHAN‟a ve aileme teşekkürü bir borç bilirim.

TOLGA DEMİRHAN KONYA-2011

(7)

vii ĠÇĠNDEKĠLER ÖZET ... iv ABSTRACT ... v ÖNSÖZ ... vi ĠÇĠNDEKĠLER ... vii SĠMGELER VE KISALTMALAR ... ix 1.GĠRĠġ ... ii 2. KAYNAK ARAġTIRMASI ... 3

3. ARAġTIRMA YERĠNĠN GENEL ÖZELLĠKLERĠ ... 12

3.1. İklim Özellikleri ... 12

3.2. Toprak Özellikleri ... 14

4. MATERYAL VE METOD ... 15

4.1. Materyal ... 15

4.2. Metod ... 15

4.2.1 Araştırmanın kurulması ve yürütülmesi ... 15

4.2.2. Tarım tekniği ... 16

4.2.3. Araştırmada incelenen özellikler ... 17

4.2.3.1 Verim özellikleri ... 18

4.2.3.1.1. Kök verimi (kg/da) ... 18

4.2.3.1.2. Yaprak verimi (kg/da) ... 18

4.2.3.1.3. Ham şeker verimi (kg/da) ... 18

4.2.3.1.4. Arıtılmış şeker verimi (kg/da)... 19

4.2.3.2. Kalite özellikleri ... 19

4.2.3.2.1 Şeker oranı (Digestion) ... 19

4.2.3.2.2. Amino azot içeriği ... 19

4.2.3.2.3. Sodyum (Na) ve potasyum (K) içeriği ... 20

4.2.3.2.4. Kuru madde oranı (S) ... 20

4.2.3.2.5. Çözünebilir şeker oranı (P) ... 20

4.2.3.2.6. Safiyet (Q) oranı ... 20

4.2.4. İstatistiki analiz ve değerlendirme ... 21

5. ARAġTIRMA SONUÇLARI VE TARTIġMALAR ... 21

5.1. Verim Özellikleri ... 21

5.1.1. Kök verimi ... 21

5.1.2. Yaprak verimi ... 24

5.1.3. Ham şeker verimi ... 26

(8)

viii

5.2. Kalite Özellikleri ... 31

5.2.1. Şeker oranı (Digestion) ... 31

5.2.2. Amino azot içeriği (zararlı azot) ... 33

5.2.3. Sodyum (Na) ve potasyum (K) içeriği ... 35

5.2.4. Kuru madde oranı ... 37

5.2.5. Çözünebilir şeker oranı ... 39

5.2.6. Safiyet (Q) oranı ... 40 6. SONUÇ VE ÖNERĠLER... 42 6.1. Sonuç ... 42 6.2. Öneriler ... 42 7. KAYNAKLAR ... 44 ÖZGEÇMĠġ ... 48

(9)

ix SĠMGELER VE KISALTMALAR Ark : Arkadaşları 0 C : Santigrat derece cm : Santimetre CV : Varyasyon katsayısı da : Dekar F : Önem derecesi g : Gram ha : Hektar K : Potasyum kg : Kilogram LSD: En küçük önemli fark m : Metre m2 : Metrekare me : Miliekivalan mol : Avogadro sayısı mI : Mililitre mm : Milimetre N : Azot N0 : 0 kg N/da N1 : 5 kg N/da N2 : 10 kg N/da N3 : 15 kg N/da Na : Sodyum nm : Nanometre

(10)

x P : Çözünebilir şeker oranı

Ph : Toprak reaksiyonu ppm: Milyonda kısım Q : Safiyet

(11)

1.GĠRĠġ

Şeker pancarı, insan beslenmesinde önemli yeri ve değişik şekilde kullanma alanları olan bir bitkidir. Aslında şeker elde etmek amacı ile üretilmesine rağmen, yaprakları ve işlenmesi sonrasında açığa çıkan küspe, şlempe ve melas gibi atıkları hayvancılık sektöründe yem katkı maddesi olarak kullanılmaktadır. Bunun yanında alkol, maya, kozmetik, yakıt, şekerleme ve çikolata endüstrisinde önemli bir sanayi ham maddesidir. Aynı zamanda bir çapa bitkisi olan şeker pancarı, düzenli bir toprak işlemesini sağlamakta, sulama, bitki koruma, gübreleme ve mekanizasyon girdilerini özendirerek bu sektörlerin gelişmesine yardımcı olmakta ve münavebe sistemine göre ekildiği için ekim nöbeti alışkanlığını yerleştirmektedir (Turhan, 1991).

Türkiye‟de şeker pancarı tarımı, 2 milyar dolarlık katma değere sahip olup, 450 bin çiftçi ailesinin geçimini sağlamasına yardımcı olmakta, nakliye sektörüne yılda 25 milyon tonluk taşıma hacmi yaratmakta, şeker fabrikalarında çalışan 18.171 kişiye ve 200.000 tarım işçisine istihdam sağlamaktadır (Anonim, 2011a). Ayrıca 2010 yılında yaklaşık 320 bin ha tarım arazisinde şeker pancarı ekimi yapılmış, aynı kampanya döneminde 32 adet şeker fabrikasında 16.513.000 ton şeker pancarı işlenerek, 2.183.065 ton şeker üretilmiştir (Anonim, 2011b). Bu çerçevede şeker pancarı tarımı hem doğrudan hem de ortaya çıkardığı yan sanayi ve istihtam itibariyle ülke ekonomisine önemli katkılarda bulunmaktadır.

Ekonomik yönden katkısı fazla olan ve ülkemiz genelinde sulanan alanların yaklaşık % 6,5 „ini oluşturan şeker pancarından, daha fazla verim alabilmek için, tohumluk, iyi bir toprak işleme, sulama, etkili bitki koruma, yağış varlığına bağlı olarak sulamanın yanında, bilinçli ve tekniğine uygun bir gübrelemede çok önemlidir. Ancak şeker pancarında, özellikle azotlu gübrelemeye özel bir dikkat gösterilmesi gerekmektedir. Zira kalitenin ön planda tutulduğu ürünlerde kalite üzerindeki önemli etkisi sebebiyle, azot daha fazla önem kazanmaktadır (Turhan, 1992). Ülkemizde azotlu gübre kullanımı normalin çok üzerinde olup, dekara en az 18,4 kg, en çok 42,4 kg ve ortalama 27,7 kg arasında değişme göstermektedir (Akınerdem ve Ada, 2000).

Azotlu gübrelerin toprağa az verilmesi durumunda verim, çok verilmesi durumunda ise kalite olumsuz etkilenmektedir. Şeker pancarında kaliteye etki eden faktörlerin başında, şeker oranı, çözünebilir şeker oranı, kuru madde, amino azot (zararlı azot) içeriği, sodyum ve potasyum miktarları, usare safiyeti bulunmaktadır. Fazla ve geç azotlu gübreleme; şeker oranının azalmasına, şeker dışı maddelerin

(12)

oranının artmasına, safiyetin düşmesine sebep olmaktadır. Safiyet, pancarda bulunan şeker dışı maddelerin, pancarda mevcut şekerin ne kadarının fabrikasyon sonucu elde edilebileceğini etkilemektedir (Er ve Yıldız, 1994). Çünkü usarede bulunan zararlı azot, kristalizasyonu engellemek suretiyle şeker randımanının düşmesine ve daha az şeker üretimine sebep olmaktadır (Ülgen, 1995).

Şeker pancarı üretimini etkileyen birçok faktör arasında azot en önemli faktördür. Bu yüzden optimal azot oranının belirlenmesi şeker pancarı üretiminin artırılması açısından önemlidir. Aşırı oranlardaki azot uygulaması pancar kökünün teknolojik değerini azaltacaktır. Yetersiz bir azot gübrelemesi ise üretimi azaltacaktır (Pytlarz-Kozicka, 2005; Ulrich, 1942). Azot şeker pancarından şeker üretiminde ve kök kalitesinde bütün mineral elementlerinin en etkilisidir. Yetersiz azot şeker pancarında yüksek şeker yüzdesine ve düşük şeker dışı maddelere sahip olmakta, ancak kök ve şeker üretimi sınırlandırılmaktadır. Aşırı azot ise şeker yüzdesini azaltırken kökteki şeker dışı maddeleri artırmakta ve sonuçta arıtılmış şeker üretimini sınırlamaktadır (Carter ve ark., 1976)

Gereğinden fazla kullanılan azotlu gübrelerin, şeker pancarının maliyetini artırması sebebiyle üreticilere de olumsuz etkilenmektedir. İç piyasada 2010 yılında, üre (%46) 775 ytl/ton, amonyum nitrat (%33) 617 ytl/ton, amonyum sülfat (%21) ın 473 ytl /ton olduğu (Anonim, 2011c), iklim ve toprak özelliklerine bağlı olarak değişmekle birlikte, şeker pancarının 4 ton/da kök- gövdesi ürünün alınması için, dekardan 16-19 kg azot kaldırdığı (İlbaş, 1995) düşünülürse, fazladan kullanılan azotlu gübrelerin birim alandaki maliyeti fazlasıyla etkileyebileceği gözükmektedir.

Günümüzde şeker fabrikaları, bedel ödemelerinde şeker oranının sınırını % 16 olarak kabul etmekte ve taban fiyatının üzerine, bu oranın üstünde çıkan şeker oranının karşılığındaki meblağı eklemekte, altında çıkan şeker oranında da düşmektedirler. Bunun yanında hızla ilerleyen teknolojiye ayak uyduran fabrikalarda, bedel ödemelerinde üreticilerin şahsi şeker oranları dikkate alınmakta, yani her üreticinin teslim ettiği şeker pancarının, şeker oranına göre bedel fiyatı ödenmektedir. Bu sayede fazla gübre kullanımından kaynaklanan israf önlenmekte ve fiyat tespitinde daha adil bir sistem oluşmaktadır (Akınerdem ve Mülayim, 1991).

Aşırı ve geç dönemdeki azotlu gübrelemenin, verim ve kalite üzerinde yaratabileceği olumsuzluklardan dolayı yukarıda bahsedildiği gibi üreticiler, şeker fabrikaları ve bunlara bağlı olarak ülke ekonomisi zarar görebilmektedir.

(13)

Bu araştırmanın amacı; çiftçi uygulamasından esinlenerek geç dönemde uygulanan azotun, şeker pancarının verim ve kalitesi üzerine etkilerini tespit ederek, şeker pancarı ziraatında en uygun miktarda ve zamanda azotlu gübrelemenin belirlenmesidir. Bu çerçevede; 2. bölümde araştırılan konu ile ilgili olarak daha önce yapılan çalışmalar ve bu çalışmalarda elde edilen sonuçlar değerlendirilmiştir. 3. bölümde araştırma yerinin iklim ve toprak özellikleriyle ilgili bilgiler verilmiştir. 4. bölümde denemede kullanılan materyal ve araştırma metodu açıklanmıştır. 5. bölümde; geç dönemde farklı form ve dozlarda uygulanan azotun şeker pancarı verimine ve kalitesine etkisi ile ilgili olarak araştırmadan elde edilen sonuçlara yer verilmiştir. Sonuç ve öneriler 6. bölümde belirtilmiştir.

2. KAYNAK ARAġTIRMASI

Boawn ve ark. (1960), azot kaynakları, miktarları ve çinko uygulamalarının şeker pancarının verim ve çinko kapsamına etkisini araştırmışlar; araştırma 5 çinko dozu ile 3 azot dozu ve azot taşıyıcıların üçünün faktöriyel bir kombinasyonu ile küçük parseller üzerinde, birbirini takip eden bir ekimle üç yıl şeker pancarı yetiştirerek yapmışlardır. Azot oranının 0 kg/ha'dan 18 kg/ha'a yükselmesiyle, kök veriminin de 31,36 ton/ha'dan 67,20 ton/ha'a yükseldiğini, uygulanan azot dozlarının ortalama şeker yüzdesinin %18,13'den %17,11'e düşmesine neden olduğunu tespit etmişlerdir.

Oral (1969), şeker pancarına verilen 8; 12; 16 ve 20 kg/da seviyesindeki azot miktarlarının yaprak ve kök verimlerini arttırdığını, ancak devamlı bir artışın söz konusu olmadığını, 16 kg/da azot dozundan sonra artışta azalma, hatta zaman zaman düşme olduğunu tespit etmiştir. Ayrıca, azotun şeker muhtevasını azaltıcı etkisi olduğu kadar, pancar usaresindeki zararlı azot ve kül muhtevasını artırdığı ve azotlu gübreler ile kuru madde oranı arasında negatif bir korelasyon ilişkisi olduğu tespit edilmiştir.

Şahbağı (1973), yaptığı araştırmada, azot dozları artıkça; pancar veriminin yükseldiğini, şeker oranının ve kuru madde oranını azaldığını tespit etmiştir.

Şeker pancarında verilen azot miktarı arttıkça, kök ve yaprak verimi ile zararlı azot miktarı artmakta, şeker varlığı azalmaktadır. Birim araziden alınabilecek şeker verimi, artan pancar verimi ile azalan şeker varlığının bileşkesi istikametinde belli bir noktaya kadar artmakta, sonra azalmaktadır (Yavuz, 1973a).

(14)

Yavuz (1973b), şeker pancarına 0-100 kg N/da sınırlarında her 10‟ar kg‟lık artan dozlarda azotlu gübre uygulandığında, deneme yerlerinin ortalaması olarak 50 kg N/da seviyesine kadar olan azot miktarı artışının kök verimini artırdığını, şeker oranını ise 40 kg N/da seviyesinden itibaren önemli ölçüde düştüğünü tespit etmiş, ayrıca artan azot seviyelerinin amino azot ve yaprak/kök oranını artırdığı, ekonomik azot seviyesinin 20-30 kg N/da dolaylarında olduğu sonucuna varmıştır.

Özgör ve ark. (1974), değişik azot ve su dozlarının, şeker pancarının verim ve kalitesi üzerine etkilerini belirlemek üzere yaptıkları araştırmada, azot gübresinin kök verimini yalnızca sulama ile birlikte etkilediğini, en yüksek kök veriminin 30 kg N/da dozunda alındığını, en yüksek kök verimi artışının ise, azotsuz ile 10 kg N/da dozları arasında olduğunu tespit etmişlerdir. Aynı araştırmada, kök veriminin 20 kg N/da dozuna kadar düzenli olarak yükseldiği; 40 kg N/da dozunda ise, önemsiz olarak düştüğü sonucuna varılmıştır. Bununla birlikte; azotlu gübrelerin ve sulama sayısının şeker oranını düşürdüğünü, şeker veriminde ise, kök verimi için söylenenlerin geçerli olduğunu, yaprak veriminde azotlu gübrelerin etkin olduğunu ve 40 kg N/da dozuna kadar artırdığını, zararlı azot miktarının ise, azotlu gübre dozlarının artmasıyla birlikte yükseldiğini belirtmişlerdir.

Özkan ve Vanlı (1974), azot miktarı ve veriliş zamanı ile sulama adetleri ilişkilerinin verim ve kaliteye etkilerini araştırmışlar, azot miktarlarının 10 kg/da‟dan 20 kg/da‟a artırılması ile, kök ve yaprak veriminde artış, 20 kg/da‟ın üzerindeki azot miktarında ise düşüşe neden olduğunu tespit etmişlerdir.

Titiz ve ark. (1974), yaptıkları araştırmada, usaredeki sodyum ve potasyum miktarını en çok etkileyen değişkenin azot olduğunu, azot dozlarının 20 kg/da ve 40 kg/da, azotsuz ve 10 kg/da'a göre sodyum ve potasyum oranını önemli olarak artırdığını, usare safiyetlerinin ise 10 kg/da ve 20 kg/da'da yükselirken, 40 kg/da'da çok düşük olduğunu tespit etmişlerdir.

Yavuz (1974), artan dozlarda azotun, şeker pancarında verim ve kaliteye olan etkisinin araştırdığı denemede, azot dozunun pancar kök verimini 50 kg/da'a kadar arttırdığını, 70 kg/da'a kadar aynı seviyeyi muhafaza ettiğini, 70 kg/da'ın üzerinde ise azalttığını; şeker varlığının 20 kg/da'a kadar bir fark göstermediğini, ancak 20 kg/da üzerine çıkıldığında süratle düştüğünü; zararlı azot miktarının ise 20 kg/da'dan sonra belirgin bir şekilde artmaya başladığını; azot dozu artışıyla birlikte yaprak veriminin de arttığını;azot verilmeyen parsellerde yaprak veriminin 1.519 kg/da iken, 60 kg/da verilen parsellerde 4.523 kg/da‟a çıktığını tespit etmiştir.

(15)

Özgör (1976), Van, Erciş ve Bulanık'ta üç yıl, Muş'ta iki yıl süreyle 0; 10; 20; 30 ve 40 kg/da miktarlarında azotlu gübreleme ve dört değişik sulama ile yaptığı çalışmada, en yüksek kök verimini Erciş ve Muş'ta 20 kg N/da ve 7 sulama ile, Van ve Bulanık'ta 30 kg N/da ve 7 sulama ile elde ettiğini, şeker verimini 20 kg N/da ile 30 kg N/da arasında önemsiz olduğunu, ancak artan azot dozlarında şeker veriminin azaldığını; artan azot seviyeleriyle birlikte, şeker oranının düştüğünü zararlı azot oranının arttığını tespit etmiştir.

Erel (1980), Azot ve potasyumlu gübrelerin şeker pancarında verim ve kaliteye etkisini araştırdığı denemede, 4 farklı azot ve potasyum dozu kullanmış, azotlu gübreleri aşırı kullanmanın kalitenin bariz şekilde bozulmasına sebep olduğunu belirtmiştir. Azotlu gübrelerin kullanılmadığı parselde; kök verimi 4.797 kg/da, yaprak verimi 3.027 kg/da, şeker oranı %16,61, şeker verimi 794,3 kg/da, zararlı azot miktarı 2,34 mmol/100g, safiyet %88,58 iken; 45 kg/da azot kullanılan parselde kök verimi 5.579 kg/da, yaprak verimi 5.660 kg/da, şeker oranı %14,85, şeker verimi 830,3 kg/da, zararlı azot miktarı 4,89 mmol/100g, safiyet %83,11 olarak tespit edilmiştir. Bununla birlikte kök veriminin en yüksek 15 kg/da azot seviyesinde alındığını (5.835 kg/da), 30 kg/da azot seviyesinden sonra düştüğünü tespit etmiştir.

O'Connor (1983), toprak azot içeriği düşük olduğunda, azotlu gübrelemenin kök verimini önemli derecede artırdığını, fakat azot uygulamasının düşük kalitenin başlıca kaynağı olduğunu belirtmektedir. Araştırmacı, azotun ham şeker ve arıtılmış şeker oranını azaltırken, yumruda amino azot ve sodyum içeriğini artırdığını ifade etmektedir.

Loue (1987), azotu kök gövdesinde birikmesi gereken şekerin, yaprak gelişimine harcanmasını teşvik ettiğini ifade etmiştir.

Esendal (1989), şeker pancarında azotlu gübre çeşit ve miktarlarının, verim ve kaliteye etkilerini araştırmış, araştırma neticesinde ortalama verim üzerindeki etkileri bakımından, gübre miktarları arasında önemli (P<0,05), gübre seviyeleri arasında ise çok önemli (P<0,01) farklılıklar bulunduğunu, 8 ve 16 kg N/da seviyelerinde kontrol parsellerine oranla mutlak bir verim artışı sağlandığını, amonyum nitrat (%33) ve amonyum sülfat (%21) gübrelerinin artan dozlarda verimi arttığını, ancak üre (%46) gübresinin verim artışına etkisinin daha fazla olduğunu tespit etmiştir. Aynı araştırmada köklerdeki zararlı azot kapsamının, hem gübre çeşitlerinden, hem de gübre seviyelerinden etkilendiği, gübre seviyesi arttıkça kontrol parsellerinde 21,2 mg/100 g olan zararlı azot miktarının ortalama olarak 34,3 mg/100 g' a kadar yükseldiğini, kuru

(16)

madde oranının azot seviyelerinin artışıyla birlikte düştüğünü, safiyet oranının azot seviyelerinden etkilendiğini ancak önemli seviyede olmadığı belirtilmiştir.

Özgör (1992), şeker pancarına aşırı ve geç kalmış (2. ot çapasından sonra) azot uygulamasından kaçınılması gerektiğini, aksi takdirde öncelikle pancarın şeker varlığı ve diğer teknolojik özelliklerinin olumsuz etkileneceğini, melası oluşturan sodyum, potasyum ve amino azot gibi değerlerin artacağını; ayrıca optimum kadar olan 12-14 kg N/da'dan fazla uygulanacak beher 10 kg N/da azot gübrelemesinde, kök veriminin 30 kg/da (%0,6), arıtılmış şeker veriminin 60 kg/da (%10) düştüğünü tespit etmiştir.

Turhan (1992), Adapazarı ve Etimesgut'ta 1987-1988 yıllarında farklı azot dozlarının (0; 7,5; 15; 22,5 ve 30 kg/da), şeker pancarı verimi ve kalitesi üzerine etkilerini araştırdığı denemede; kök veriminin artan azot dozlarıyla birlikte yükseldiğini, ancak Adapazarı'nda 15 kg/da, Etimesgut'ta ise 22,5 kg/da azot dozlarından sonra kök veriminde düşme olduğunu, sodyum, potasyum ve zararlı azot miktarlarının artan azot dozları ile birlikte düzenli olarak fazlalaştığını, buna karşılık digestion ve arıtılmış şeker oranının ise artan azot dozları ile birlikte kademeli olarak düştüğünü tespit etmiştir. Araştırmacı, Adapazarı'nda en yüksek kök veriminin 15 kg/da azot dozunda (5.236 kg/da), şeker oranının 7,5 kg/da azot dozunda (%16,25), Etimesgut'ta en yüksek kök veriminin 22,5 kg/da azot dozunda (4.796 kg/da), şeker oranının gübresiz dozda (%20,34) alındığını belirtmiştir.

Azotlu gübrelerin şeker pancarında kök ve şeker verimi üzerine etkileri önemli bulunmuş, azot miktarı arttıkça şeker varlığı azalmış, ancak kök verimindeki artışa bağlı olarak toplam şeker veriminde artış görülmüş, artan azot miktarının zararlı azot miktarı önemli düzeyde arttığını belirlenmiştir (Turhan ve Özgümüş, 1992).

Akınerdem ve ark. (1993), azotlu gübre dozlarının (N0:0; N1:6; N2:12; N3:18 ve N4:24 kg/da), şekerpancarında verim ve kaliteye etkisini 1991 yılında iki farklı lokasyonda (Konya-Çumra) araştırmışlardır. Araştırmada, kök veriminin en yüksek iki lokasyonda da N3 dozunda (4.980 ve 5.550 kg/da), en düşük ise, N0 dozunda (3.710 kg/da) elde edilmiştir. Ayrıca N3 dozuna kadar olan azot artışlarında kök veriminde de artış olduğu, fakat bu dozdan sonra önemli olmayan bir azalma görüldüğü belirtilmiştir. Söz konusu araştırmada digestion ve arıtılmış digestion değerlerinin N1 dozunda en yüksek değere ulaştığı, daha sonraki dozlarda ise, düşerek azaldığı; arıtılmış şeker veriminin N1, N2 ve N3 dozlarında sürekli arttığı, N3 dozundan sonra azaldığı, yaprak veriminin ise azot dozlarının artışıyla, birlikte arttığı tespit edilmiştir.

(17)

Başar ve ark. (1993), değişik azotlu gübrelerin ve azot dozlarının şeker pancarında, kök verimine etkisini araştırdıkları denemede, kök verimi üzerine değişik azotlu gübrelerin (%21 amonyum sülfat, %26 amonyum sülfat, %46 üre ve %25.25.0 kompoze), istatistiksel bir farklılığının olmadığını, ancak azot dozlarına bakıldığında, en yüksek kök veriminin 16 kg N/da ve 18 kg N/da uygulamalarında alındığını tespit etmişlerdir.

Çelik (1993), Yozgat yöresinde 1990 ve 1991 yıllarında şeker pancarına azotlu ve fosforlu gübrelerin verim ve kaliteye etkilerini araştırmış; azot seviyelerini 0; 7; 14; 21 ve 28 kg/da dozlarında ele almıştır. Azotun tek başına giderek artan seviyelerinin uygulandığı konularda, önemli verim artışları elde edildiğini; 0; 7 ve 14 kg/da dozlarında sırası ile 5.377; 5.842 ve 6.317 kg/da verim alındığını, 21 kg/da dozunda ise verimde düşüş olduğunu; artan azot seviyeleri ile birlikte şeker oranının düştüğünü, en yüksek şeker oranının 7 kg/da dozunda (%17,84) alındığını: yaprak veriminde ise artan azot dozları ile birlikte bariz bir artış olduğunu, 0; 7 ve 14 kg/da dozlarında sırası ile 1.347; 1.588 ve 2.647 kg/da yaprak verimi alındığını, ancak 21 kg/da dozunda yaprak verimini 2.607 kg/da‟a düştüğünü; yüksek dozlarda uygulanan azot seviyelerinde zararlı azot oranının fazla olduğunu, en yüksek zararlı azot miktarının, 14 kg/da ve 21 kg/da dozlarında (%0,024) alındığını tespit etmiştir.

Arslan ve Gürbüz (1994), azot dozunun arttıkça, digestion ve arıtılmış şeker varlığının azaldığını, amino azotun arttığını, hatta aşırı azotun kök verimini azalttığını, yaprak verimini artırdığını; Demirer ve ark. (1994), farklı azot dozlarının (0; 8; 16 ve 24 kg/da), şeker pancarının verim ve kalitesine etkilerini araştırmışlar, azot dozlarında 16 kg/da'a kadar kök veriminin ve şeker oranının arttığını, ancak 24 kg/da'da kök veriminin düştüğünü, artan dozlarda yaprak veriminin arttığını tespit etmişlerdir.

Yozgat yöresinde yapılan bir araştırmada, azotlu ve fosforlu gübrelerin şeker pancarında verim ve kaliteye etkileri incelenmiş ve artan gübre dozlarıyla birlikte, kök veriminde de artış olduğu, en yüksek kök veriminin 21 kg/da azot ve 18 kg/da fosfor uygulamalarında alındığı tespit edilmiştir. Ayrıca en yüksek yaprak veriminin yine en yüksek azot dozunda (28 kg/da) alındığı, şeker pancarı kök örneklerinde % zararlı azotun en yüksek olarak, azot düzeylerinin en fazla uygulandığı konularda tespit edildiği sonucuna varılmıştır (Çelik ve Bayraklı, 1994).

Çelik ve Bayraklı (1994), Yozgat ilinde şeker pancarının gübre isteği üzerine yaptıkları araştırmada, 5 farklı dozda (0; 7; 14; 21 ve 28 kg/da) azot kullanmış, belirtilen dozlarda sırası ile 4.398; 5.377; 5.842; 6.317 ve 6.262 kg/da kök verimi

(18)

alındığını, en fazla zararlı azot ve yaprak ağırlığının azot seviyelerinin yüksek olduğu dozlarda olduğunu, azot artışıyla birlikte digestionun düştüğünü belirtmişlerdir.

Demirer (1994), Tokat ilinde 5 doz azot (0; 8; 16; 24 ve 32 kg/da) ve 4 doz fosfor (0; 8; 16 ve 24 kg/da) seviyelerinde yapılan denemede; azot dozları yönünden yaprak veriminin 0 kg N/da'da 1.661 kg/da iken, 16 kg N/da'da 2.939 kg/da ile en yüksek seviyede olduğunu, 24 kg N/da ve 32 kg N/da'da ise yaprak veriminin sırası ile 2.825 kg/da‟dan 2.672 kg/da‟a düştüğünü; kök veriminin 16 kg N/da'da 11.415 kg/da olduğunu, ancak 24 kg N/da ve 32 kg N/da'da giderek düştüğünü; digestion oranının en yüksek 8 kg N/da'da (%18,32 ve %18,43) alındığını, ancak artan dozlarda digestion oranında devamlı ve düzenli bir düşüş olduğunu; amino azot değerinin 0 kg N/da'da %0,017 iken, artan azot dozlarında %0,022‟ye kadar yükseldiğini tespit etmiştir.

Şeker pancarında verim ve nitrat kapsamına, artan düzeylerde uygulanan azotun etkisini belirlemek amacıyla yapılan çalışmada, toprağa 0; 5; 20; 50; 100; 200 ve 500 mg/kg azot ikiye bölünerek uygulanmıştır. Deneme sonucunda, bitkilerin yaprak ve kök ağırlığının artan azot düzeylerine bağlı olarak arttığını, en yüksek ürünün 200 ve 500 mg/kg azot uygulamalarından elde edildiğini tespit etmişlerdir (Güneş ve İnal, 1995).

İlbaş (1995), Van ilinde azotlu gübrelerle yaptığı araştırmada, kök veriminin en yüksek 5.428 kg/da ile 16 kg N/da dozunda alındığını, 24 kg N/da ile 32 kg N/da dozları arasında verim yönünden önemli bir farkın bulunmadığını; 16 kg N/da dozuna kadar ham şeker veriminde önemli artışlar sağlandığını; azotun arıtılmış şeker verimi üzerine etkisi bakımından, en yüksek arıtılmış şeker veriminin 32 kg N/da dozunda alındığını; artan azot dozlarının ham şeker oranını düşürdüğünü, ham şeker oranının en yüksek 0 kg N/da dozunda (%19,8) alınırken, en düşük 32 kg N/da dozunda (%17,8) olduğunu; kuru madde oranının 0 kg N/da ve 8 kg N/da dozlarında etkisinin önemsiz, ancak 16 kg N/da dozunda önemli olduğunu ve kuru madde oranını düşürdüğünü; çözünebilir şeker oranının 16 kg N/da dozuna kadar arttığını (%20,1), bu dozdan sonra artan azot seviyelerinde çözünebilir şeker oranının düştüğünü, en fazla düşüşün 32 kg N/da dozunda (%17,8) olduğunu; safiyet değerine artan azot dozlarının etkisinin önemsiz, fakat 16 kg N/da dozunda safiyet değerinde bir düşüşün olduğunu; artan azot değeriyle birlikte amino azot miktarının yükseldiğini, 0 kg N/da dozunda 1,6 me/100 g olan amino azot miktarının, 32 kg N/da dozundan 2,4 me/100 g miktarına kadar yükseldiğini; yumrudaki sodyum içeriğine azotlu gübrelemenin etkisinin önemsiz, 0; 8; 16; 24 ve 32 kg N/da dozlarında sodyum miktarının sırası ile 0,36; 0,39; 0,40; 0,43 ve 0,42 me/100 g bulunduğunu, yumrudaki potasyum içeriğine etkisinin artırıcı yönde

(19)

önemsiz fakat, 0; 8; 16; 24 ve 32 kg N/da dozlarında potasyum miktarının sırası ile 3,35; 3,43; 3,49; 3,25 ve 3,58 me/100 g olduğunu tespit etmiştir.

Ülgen (1995), sera koşullarında yaptığı araştırmada, 5 farklı azot dozu (0; 50; 100; 150 ve 200 ppm) kullanmış, neticesinde zararlı azot miktarında azot dozları ile birlikte artış olduğunu (sırası ile 0,18; 0,39; 1,61; 1,64 ve 3,14 me/100 g); kuru madde oranında 100 ppm dozundan sonra bariz şekilde artış olduğunu, 0 ppm dozunda kuru madde oranının %20,8 iken 100 ppm dozunda %21,2'ye yükseldiğini; potasyum miktarında ise 150 ve 200 ppm dozlarında artışın önemli olduğunu, 0 ppm dozunda 4,38 me/100g olan potasyum miktarının, 150 ve 200 ppm dozlarında sırası ile 4,54 ve 5,77 me/100g'a yükseldiğini belirtmiştir.

İlbaş ve ark. (1996), farklı azot formlarının, şeker pancarının verim ve kalitesi üzerine yaptıkları araştırmada, azotlu gübre formlarının kök-gövdesi verimi üzerine etkisinin üre (%46) gübresinde çok önemli (P<0,01), amonyum nitrat (%33) gübresinde önemli (P<0,05), amonyum sülfat (%21) gübresinde ise kuadrik etkisinin önemsiz olduğunu tespit etmişlerdir. Aynı araştırmada, artan azot seviyelerine bağlı olarak yaprak veriminin çok önemli derecede arttığını, azot formlarında ise üre (%46) ve amonyum nitrat (%33) gübrelerinin yaprak verimini önemli derecede etkilediğini, amonyum sülfat (%21) gübresinin ise etkisinin önemsiz olduğunu belirtmişlerdir. Şeker oranında ise artan azot seviyelerinin düşüşe yol açtığını, azot formlarının etkisinin önemsiz olduğunu, aynı şekilde şeker veriminde de artan azot seviyelerinin etkisinin çok önemli olduğunu, en yüksek şeker veriminin 16; 17 ve 18 kg N/da seviyesinde alındığını tespit etmişlerdir.

Önal (1996), denemede azot 0; 7; 14 ve 21 kg/da dozlarında uygulanmış, 0 kg N/da dozunda %20,15 olan kuru madde oranının, 14 kg N/da dozunda %17,79'a düştüğünü, azotlu gübrelerin kuru madde oranını olumsuz etkilediğini ve yumrudaki potasyum ve zararlı azot miktarında artışa sebep olduğunu belirtmiştir.

İlbaş ve ark. (1997), Van ilinde 1993 ve 1994 yıllarında yaptıkları araştırmada, farklı formlarda azotlu gübrelerin ham şeker oranı ve ham şeker verimi üzerine etkili olmadığı sonucuna varmışlardır. Diğer yandan kök veriminin 16 kg/da azot dozunda, ham şeker veriminin ise 8 kg/da azot dozunda önemli derecede arttığını, artan miktarlarda uygulanan azotun ham şeker oranını, buna bağlı olarak da ham şeker verimini düşürdüğünü tespit etmişlerdir.

Üst gübresi olarak amonyum nitrat (%33) ve içeriğinde %20 azot, %20 potasyum, %2 magnezyum, %1 bor ve mikro elementlerinin bulunduğu yaprak

(20)

gübresinin uygulanmasıyla yapılan araştırmada, kök veriminin üst gübresinin kullanıldığı parsellerde 7.198 kg/da'dan, kullanılmayan parsellerde 6.558 kg/da'a düştüğünü, aynı şekilde yaprak veriminde de benzer sonuçların elde edildiğini ve üst gübresinin kullanıldığı parsellerde yaprak veriminin fazla olduğunu, şeker oranında ise tam tersi değerler görüldüğünü, üst gübrelemenin yapıldığı parsellerde şeker oranının %16,0'a kadar gerilediğini, buna karşılık şeker veriminin kök verimiyle birlikte arttığını tespit etmiştir (Çavuşoğlu, 1999).

Ersoy (1999), azot olarak 4 farklı (9; 14; 19 ve 23 kg/da), fosfor olarak da 2 farklı (6 ve 10 kg/da) dozun kullanıldığı araştırmada, şeker oranı en yüksek 9 kg N/da ve 6 kgP2O5/da uygulamasında %13,91 olurken, en düşük ise azot dozunun artması ile

birlikte 19 kg N/da ve 10 kgP2O5/da uygulamasında %13,12 olarak tespit etmiştir.

Zararlı azot oranının artan azot uygulamaları ile birlikte orantılı olarak arttığını ve zararlı azot oranının en yüksek 23 kg N/da ve 10 kgP2O5/da uygulamalarında alındığını

belirtmiştir.

Kaymak (2000), gübreleme, bitki sıklığı ve sulamanın verim ve kalite üzerine etkilerini araştırmış, gübreleme ile önemli kök verimi artışı elde edildiğini, kontrolde 1.800 kg/da olan kök veriminin, N1P1K1 (N:10 kg/da; P:6 kg/da ve K:6 kg/da) kombinasyonunda 3.400 kg/da‟a yükseldiğini, fakat artan gübre dozlarında kök veriminin azalarak devam ettiğini, en yüksek kök veriminin N3P3K3 (N:20 kg/da; P:18 kg/da ve K:18 kg/da) kombinasyonunda 6.383 kg/da olduğunu, yüksek kök verimi alınan gübre kombinasyonlarında zararlı azot varlığının yüksek (N3P3K3: 6,30 mmol/100 g) olduğunu tespit etmiştir.

Gezgin ve ark. (2001), şeker pancarında ekonomik optimum düzeyde kök ve ham şeker verimi elde edebilmek için, dört farklı lokasyonda değişik dozlarda üre ve triple süper fosfat gübreleriyle yaptıkları denemede, optimum düzeyde şeker pancarı verimi elde edebilmek için 19,2 kg N/da ile 26,9 kg N/da, ham şeker verimi elde edebilmek için ise 16,5 kg N/da ile 22,6 kg N/da arasında değişen saf azotun gübrelerle uygulanması gerektiğini belirtmişlerdir.

Suari ve Turhan (2002), farklı dozlarda uygulanan azotun, şeker pancarının verim ve kalitesine etkisini araştırdıkları denemede, 4 farklı dozda (8; 16; 24 ve 32 kg/da) ve 4 farklı lokasyonda azotlu gübre uygulaması yapmışlar, azot dozları yükseldikçe şeker varlığı, arıtılmış şeker varlığı ve şeker verimlerinin azaldığını, en yüksek verimin Adapazarı‟nda 32 kg/da, Eskişehir‟de ve Konya‟da 16 kg/da, Etimesgut‟da 8 kg/da azot dozlarında alındığını belirtmişlerdir.

(21)

Çelik (2003), Şanlıurfa ilinde 2001 yılında yapılan 6 azot dozunun (0; 4; 8; 12; 16 ve 20 kg/da) ana parselleri oluşturduğu denemede, artan azot dozları ile birlikte kuru madde oranının düştüğünü, kuru madde oranının en yüksek 0 kg N/da dozunda (%23,75), en düşük 16 kg N/da dozunda (%22,63) olduğunu, şeker oranının da aynı şekilde azot dozlarının artışı ile ters orantılı olduğunu, en düşük şeker oranının 20 kg N/da dozunda (%15,32) alındığını tespit etmiştir.

Sayılı ve Akça (2004), şeker pancarı üretimi ve gübre kullanımı ile ilgili 2002-2003 üretim dönemine ait yatay kesit verisini Tokat ilindeki 75 çiftçi ile görüşerek toplamış ve azot uygulamasına şeker pancarı üretiminin etkisini belirlemek için dokuz istatistiksel modeli test etmiştir. İstatistiksel analiz sonucunda veriye en uygun model olarak quadratik model seçilmiştir. Araştırma sonucuna göre bazı şeker pancarı üreticileri uygun olmayan bir gübreleme kullanmakta, bu ise üretim ve finansal kayıplara neden olmaktadır.

Turhan ve Pişkin (2004), şeker pancarına azotun 10 değişik dozu (0; 4; 6; 8; 12; 16; 20; 24; 28 ve 32 kg/da) uygulanarak verim ve kalite üzerine etkileri araştırılmış, en yüksek kök veriminin 12 kg/da azot dozunda (5.687 kg/da) elde edildiğini, artan dozlarda kök veriminde kontrolden az olmamakla birlikte, bir miktar azaldığını; şeker varlığının 0 ve 16 kg/da azot dozları arasındaki uygulamalarda değişiklik göstermediğini fakat daha yüksek dozlarda önemli miktarda azalmalar meydana geldiğini; arıtılmış şeker veriminde en yüksek değerlerin 8 kg/da ve 12 kg/da dozlarında (sırası ile 1.031 kg/da ve 1.032 kg/da) elde edildiğini; şeker pancarının önemli kalite faktörlerinden olan zararlı azot, sodyum ve potasyum miktarlarının artan dozlara bağlı olarak yükseldiğini, 16 kg/da dozundan sonra ise bu değerlerin çok fazla yükseldiğini tespit etmişlerdir.

(22)

3. ARAġTIRMA YERĠNĠN GENEL ÖZELLĠKLERĠ

Geç dönemde farklı form ve dozlarda uygulanan azotun şeker pancarında verim ve kalite üzerine etkisini araştırmak amacıyla yapılan bu çalışma, Bahri Dağdaş Araştırma Enstitüsü arazisinde 2010 yılında yürütülmüştür. Araştırmanın yapıldığı yerin denizden yüksekliği 1.020 m olup, 370

51' kuzey, 32033' doğu enleminde yer almaktadır.

3.1. Ġklim Özellikleri

Araştırmanın yapıldığı yetiştirme dönemine ait (Nisan-Ekim), 2010 yılı ve 15 yıllık (1995-2009) en düşük, en yüksek ve ortalama sıcaklık ile yağış, nispi nem gibi iklim değerleri Çizelge 3.1 ve Çizelge 3.2‟ de verilmiştir.

Çizelge 3.1‟ de görüleceği gibi vejetasyon süresinde (Nisan-Mayıs) yağış uzun yıllara göre 153,2 mm iken, 2010 yılı vejetasyon süresinde 179,1 mm‟dir. Yine bu çizelgeden izlenebileceği gibi, 2010 yılı içerisinde Nisan ayında alınan yağış miktarı (41,4 mm), uzun yıllar ortalamasına (35,8 mm) göre yüksek olmuştur. 2010 yılı Mayıs ayında (18,8 mm) uzun yıllar ortalamasının (32,8 mm) çok altında kalan yağış, Haziran ayında (39,8 mm) tekrar uzun yıllar ortalamasının (21,2 mm) üzerine çıkmıştır. Dikkat edilmesi gereken başka bir husus ise, 2010 yılı Temmuz, Ağustos ve Eylül ayları yağış miktarlarının (sırası ile 2,4; 0,7 ve 0,8 mm), aynı ayların uzun yıllar ortalama yağış miktarlarına göre (sırası ile 7,0; 7,4 ve 17,4 mm) epeyce düşük olmasıdır.

Çizelge 3.1‟ de nispi nem değerlerine bakıldığında vejetasyon süresinde (Nisan-Ekim) uzun yıllar ortalaması (% 47,0) ile, 2010 yılı ortalaması (% 48,7) birbirine yakın değerler göstermektedir. Aylar üzerinden nispi nem rakamlarına bakıldığında, Haziran ve Ekim ayı uzun yıllar ortalamasının (sırası ile % 43,0 ve % 56,6), aynı ayların 2010 yılı değerinin (sırası ile % 53,8 ve % 73,1) bir hayli altında kaldığı, buna karşılık Ağustos ayında ise uzun yıllar ortalamasının (% 38,7), 2010 yılı değerinin (% 30,2) üzerine çıktığı görülmektedir. 2010 yılı nispi nem değerleri vejetasyon süresinin diğer aylarında (Nisan, Mayıs, Temmuz, Eylül), uzun yıllar ortalamaları ile yakın değerler göstermektedir.

(23)

Çizelge 3.1. Uzun yıllar ortalamalarına (1995-2009) ve araştırmanın yapıldığı döneme (2010) ait yağış ve nispi nem değerleri*

Aylar

2010 Yılı Uzun Yıllar (1995-2009) YağıĢ

(mm)

Nispi Nem (%) YağıĢ (mm) Nispi Nem (%)

Nisan 41,4 57,7 35,8 56,1 Mayıs 18,8 44,8 32,8 42,1 Haziran 39,8 53,8 21,2 43,0 Temmuz 2,4 39,4 70,0 37,5 Ağustos 0,7 30,2 7,4 38,7 Eylül 0,8 41,7 17,4 44,8 Ekim 75,2 73,1 31,6 56,6 Toplam 179,1 --- 153,2 --- Ortalama --- 48,7 --- 47,0

*Konya Meteoroloji Bölge Müdürlüğü

Çizelge 3.2.‟ye bakıldığında 2010 yılında vejetasyon dönemindeki (Nisan-Ekim) ortalama sıcaklık değerleri, uzun yıllar (1995-2009) ortalamasına göre yükseklik göstermektedir. Özellikle 2010 yılının Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarında (sırası ile 26,3; 27,8 ve 22,2 oC) ortalama sıcaklık değerleri, aynı ayların uzun yıllar ortalama değerlerine (sırası ile 22,5; 22,5 ve 17,6 oC) göre yüksek olmuştur.

En yüksek sıcaklık değerlerine bakıldığında ise, 2010 yılı vejetasyon döneminde (Nisan-Ekim) ortalama sıcaklık değerleri ile uzun yıllar (1995-2009) ortalama değerlerinin birbirine yakın olduğu, ancak özellikle Ağustos, Eylül ve Ekim aylarında 2010 yılı en yüksek sıcaklık değerlerinin (sırası ile 39,0; 35,5 ve 29,1 oC), uzun yıllar

sıcaklık değerlerinin (sırası ile 36,1; 32,2 ve 27,9 oC), üzerine çıktığı görülmektedir.

Aynı şekilde en düşük sıcaklık değerlerine bakıldığında da, 2010 yılı değerlerinin, uzun yıllar ( 1995-2009) ortalama değerlerine göre yüksek olduğu görülmektedir. En düşük sıcaklık değerlerinde, 2010 yılında sıfırın altında sıcaklık değerlerinin bulunmaması dikkat edilmesi gereken bir husustur.

(24)

Çizelge 3.2. Uzun yıllar ortalamalarına (1995-2009) ve araştırmanın yapıldığı döneme (2010) ait en düşük, en yüksek ve ortalama sıcaklık değerleri*

Aylar

2010 Yılı Uzun Yıllar (1995-2009)

En DüĢük Sıc. Ort. (oC) En Yüksek Sıc. Ort. (oC) Ortalama Sıcaklık (oC) En DüĢük Sıc. Ort. (oC) En Yüksek Sıc. Ort. (oC) Ortalama Sıcaklık (oC) Nisan 0,3 23,5 12,2 -2,5 26,6 9,8 Mayıs 4,9 31,5 18,5 3,9 30,0 15,2 Haziran 8,2 32,5 21,3 7,8 34,0 19,6 Temmuz 13,5 35,3 26,3 12,4 36,4 22,5 Ağustos 13,9 39,0 27,8 11,9 36,1 22,5 Eylül 11,2 35,5 22,2 5,5 32,2 17,6 Ekim 0,3 29,1 13,2 -0,2 27,9 12,2 Ortalama 7,5 32,3 20,2 5,5 31,9 17,1

* Konya Meteoroloji Bölge Müdürlüğü

3.2. Toprak Özellikleri

Araştırmanın yapıldığı Bahri Dağdaş Araştırma Enstitüsü arazisine ait toprak analizleri Çizelge 3.3‟ de verilmiştir.

Çizelge 3.3. Araştırma yeri topraklarının bazı fiziksel ve kimyasal özellikleri* Toprak Derinliği (cm) pH P2O5 (ppm) Zn (ppm) Fe (ppm) K (ppm) Na (ppm) Organik Madde (%) CaCO3 (%) 0-40 7,95 9,58 0,84 5,35 286,92 46,59 4,09 36,5 *Toprak analizleri Konya Ticaret Borsası Toprak Laboratuvarı‟nda yapılmıştır.

Çizelge 3.3‟ den anlaşılacağı gibi deneme yeri killi-tınlı bir yapıya sahip olup, organik madde muhtevası % 4,09 ile yüksek seviyededir. Kireç muhtevası bakımından da yüksek olan arazi (% 36.5), alkali reaksiyon göstermekte (pH =7,95), tuzluluk

(25)

problemi bulunmamaktadır. Topraktaki elverişli fosfor (9,58 ppm), potasyum (286,92 ppm) ve sodyum (46,59 ppm) değerleri yüksektir.

4. MATERYAL VE METOD

4.1. Materyal

Materyal olarak, 2010 yılında bölgede en çok ekimi yapılan Coyote şeker pancarı çeşidi kullanılmıştır. Çeşit, 2006 yılında İspanya ve Hollanda‟da, 2008 yılında Türkiye‟de tescil edilmiştir. Kök verimi ve şeker verimi çok yüksek, N tipi genetik monogerm, Rhizomania‟ya yüksek seviyede dayanıklı, Cercospora‟ya toleranslı, makinalı hasata uygun, Ekim ayı ortasından itibaren hasat olgunluğuna ulaşabilen bir çeşittir (Anonim, 2008).

4.2. Metod

4.2.1 AraĢtırmanın kurulması ve yürütülmesi

Bu çalışma geç dönemde farklı form ve dozlarda uygulanan azotun şeker pancarında verim ve kalite üzerine etkisini araştırmak üzere Bahri Dağdaş Tarımsal Araştırma Enstitüsü arazisinde, “Tesadüf Bloklarında Faktöriyel Deneme Deseni” ne göre 4 tekerrürlü olarak kurulmuştur. Denemede azot formları ana, dozları ise alt parselleri oluşturmuştur.

Deneme arazisi sonbaharda soklu pullukla derin sürülmüş, ilkbaharda tohum yatağı kazayağı ve kombi-kürüm çekilerek hazırlanmıştır. Ekim, 17 Nisan 2010 tarihinde pnömatik mibzerle yapılmıştır. Ekim öncesi 10 kg/da, birinci ve ikinci çapa öncesi 5‟er kg/da olmak üzere, toplam 20 kg/da azot uygulaması yapılmış; geç dönemde

(Ağustos ayı) ise yukarıda bahsedilen azot dozlarına ilaveten 2 farklı formda (amonyum nitrat ve amonyum sülfat) ve 4 farklı dozda (0; 5; 10 ve 15 kg/da) azot

uygulanmıştır.

(26)

Çizelge 4.1. Geç dönemde uygulanan azot form ve dozları

Azot Formu Azot Dozları (kg/da)

Amonyum Nitrat (%33) N0 = 0 N1 = 5 N2 = 10 N3 = 15 Amonyum Sülfat (%21) N0 = 0 N1 = 5 N2 = 10 N3 = 15

Denemede, 32 parsel yer almış olup, toplam deneme alanı 640,15 m2

(21,7 m x 29,5 m) dir. Her parsel, 45 cm sıra arası ve 25 cm sıra üzeri mesafeli 7 m uzunluğunda, altı sıradan oluşmuştur. Buna göre ekimde her parsel alanı 2,70 m x 7,0 m = 18.90 m2

, hasatta ise (parsel kenarlarından birer sıra ve parsel uçlarından 50‟ şer cm‟lik kısım değerlendirme dışı tutulmuş) 1,80 m x 6 m = 10,80 m2 olmuştur. Bloklar arasında ise bir metre mesafe bırakılmıştır.

Hasatta kenar tesirleri söküldükten sonra kalan net hasat parsellerinin tamamı elle sökülmüştür. Sökülen pancarların yaprakları kesilerek ayrı tartılmış ve kayıt altına alınmış, geriye kalan yumrular çuvallanarak, Çumra Şeker Fabrikası‟nda analizler yapılmıştır.

4.2.2. Tarım tekniği

Deneme yılında, uygun bitki gelişimini sağlayacak şekilde yerine getirilen tarmsal işlemler, Çizelge 4.2‟de verilmiştir. Buna göre ilk sürüm 16.09.2009 tarihinde kulaklı pullukla derin olarak yapılmıştır.

İlkbaharda ise toprağın havalandırılması ve erken çimlenen yabancı otların öldürülmesi amacıyla, 04.04.2010 tarihinde kazayağı ile yüzlek olarak işlenmiş, toprak uygun hale geldikten sonrada kombi-kürümle 08.04.2010 tarihinde tohum yatağı hazırlanmıştır.

Deneme alanına, her bir parsele verilecek miktarları önceden belirlenen Kompoze (10.25.10) gübresi, 16.04.2010 tarihinde elle serpilerek aynı gün el çapası ile yaklaşık 10 cm derinliğinde toprağa karıştırılmıştır.

Tohum ekimi, 17.04.2010 tarihinde pnömatik mibzerle, 45 cm sıra aralığı ve 8 cm sıra üzeri mesafeyle yapılmıştır. Yeterli sayıda fide çıkışını sağlamak amacıyla, 24.04.2010 tarihinde yağmurlama ile intaş sulaması yapılmıştır.

(27)

Çizelge 4.2. Denemenin yürütülmesi için yapılan tarımsal uygulamalar ve tarihleri

YAPILAN ĠġLEMLER ĠġLEM TARĠHĠ

Sonbahar Derin Sürümü 16.09.2009

İlkbahar Toprak İşleme (Kazayağı) 04.04.2010

Tohum Yatağı Hazırlığı (Kombi-Kürüm) 08.04.2010 Taban Gübresi Uygulaması (Kompoze 10.25.10) 16.04.2010

Tohum Ekimi 17.04.2010

İntaş (Fide Çıkışı) Sulaması 24.04.2010

1.Çapa 11.05.2010

2.Çapa,Seyreltme,Tekleme 21.06.2010

1.Gübreleme (Üre %46) 11.05.2010

2.Gübreleme (Üre %46) 21.06.2010

Geç Dönem (Ağustos Ayı) Gübreleme

A.Nitrat %33 – A.Sülfat %21 17.08.2010 1.Sulama 06.07.2010 2.Sulama 20.07.2010 3.Sulama 03.08.2010 4.Sulama 17.08.2010 5.Sulama 31.08.2010 6.Sulama 15.09.2010 Hasat 13.10.2010

Denemede intaş 30.04.2010 tarihinden itibaren başlamış pancar fideleri 04.05.2010 den itibaren sıra üzerlerinde bariz şekilde gözükmeye başlamıştır. Parsellerde 11.05.2010 tarihinde (3-4 yapraklı dönemde), 1.çapaları yapılmış, 21.05.2010 da ise (4-6 yapraklı dönemde), 2. çapayla birlikte tekleme ve seyreltme

(28)

işlemleri yapılarak, fidelerin sıra üzeri mesafeleri 25 cm‟e göre ayarlanmıştır. Çapalar elle yapılmış, bu dönemde çıkış yapmış olan yabancı otlar tarladan uzaklaştırılmıştır.

Denemenin yapıldığı 2010 yılı sıcaklık değerlerinin, uzun yıllar ortalama sıcaklık değerlerinin üzerinde seyretmesi sebebiyle, intaş sulaması dışında, altı kez sulama yapılmıştır. Bu sulamaların birincisi Temmuz ayında yapılmış olup sulama sayıları ve tarihleri ile hasat tarihi Çizelge 4.2‟de verilmiştir.

4.2.3. AraĢtırmada incelenen özellikler

4.2.3.1 Verim özellikleri

4.2.3.1.1. Kök verimi (kg/da)

Hasatta her parseldeki pancarların kökleri, baş kısımlarından kesilip ayrılarak tartılmıştır. Elde edilen değerler, dekara çevrilerek verimler bulunmuştur (Acar, 2000).

4.2.3.1.2. Yaprak verimi (kg/da)

Hasat parsellerindeki bitkilerin baş kesimleri yapıldıktan sonra, yaprakları tartılarak verimi, bundan da hesaplama yolu ile “kg” cinsinden dekara verimi belirlenmiştir (Ermiş, 1998).

4.2.3.1.3. Ham Ģeker verimi (kg/da)

Her parsel için, elde edilen veriler üzerinden hesaplanan dekara kök verimi değeri ile kimyasal yolla belirlenen ham şeker oranı değerinin, matematiksel çarpımı suretiyle “kg” cinsinden dekara ham şeker verimi belirlenmiştir (İlbaş, 1995).

(29)

4.2.3.1.4. ArıtılmıĢ Ģeker verimi (kg/da)

Her parselin kök verimleri, arıtılmış şeker varlığı değeri ile çarpılarak söz konusu parsele ait şeker verimleri tespit edilmiş, daha sonra oranlanmak suretiyle dekardaki arıtılmış şeker verimi bulunmuştur (Uranbey, 1997).

Bunu aşağıdaki gibi formüle etmek mümkündür;

4.2.3.2. Kalite özellikleri

4.2.3.2.1 ġeker oranı (Digestion)

Pancar kıyımının pancar motorundan geçirilmesiyle elde edilen ezme, iyice karıştırıldıktan sonra ince bir pelür kağıdına 26 g. tartılır. Soğuk digestion metoduna göre, ezme 178,2 ml. temizleme çözeltisinde süzülür. Süzüntünün 20 oC‟de olmasına

özen gösterilerek, polarimetrenin 26 g/100 ml skalasında okunması yapılır ve % polar şeker varlığı tayin edilir ( Kavas ve Leblebici, 2004).

4.2.3.2.2. Amino azot içeriği

Amino azot tayini; bakır nitrat ve sodyum asetat tampon çözeltisinin, ά- amino azotu ile oluşturduğu mavi rengin absorpsiyonunun, 600 nm dalga boyunda spektrofotometrede ölçülmesiyle Kubadinow-Wieninger metoduna göre yapılmıştır (Kavas ve Leblebici, 2004).

(30)

4.2.3.2.3. Sodyum (Na) ve potasyum (K) içeriği

Kök gövdesinden alınan usaredeki sodyum ve potasyum miktarı, fleymfotometre cihazında ölçülmüş, okunan bu değerler daha önce sodyum nitrat ve potasyum klorür standartlarının okunması ile, ayrı ayrı oluşturulan standart eğri grafikleri yardımı ile düzeltilerek “ppm” cinsinden belirlenmiş, sonrada yapılan hesaplama ile “mmol/100g” birimi cinsinden ifade edilmiştir (Okut, 1995).

4.2.3.2.4. Kuru madde oranı (S)

Pancar usaresi, 20 oC sıcaklıkta soğutulduktan sonra, hiçbir işlem uygulanmadan refraktometre cihazından, doğrudan % kuru madde olarak okunmasıyla belirlenmiştir (Kavas ve Leblebici, 2004).

4.2.3.2.5. Çözünebilir Ģeker oranı (P)

Ağzı emzikli bir nikel tartı kabına, yarı analitik terazide 26 g. usare tartılıp, su ile 100 ml‟lik ölçülü balona aktarılır ve 5 ml kadar kesif kurşun asetat konularak süzülür. Süzülen usarenin sakarimetre cihazı ile doğrudan % çözünebilir şeker oranının okunarak, aynı usarenin kuru madde değeri içerisindeki oranı hesaplanmak suretiyle bulunmuştur (Kavas ve Leblebici, 2004).

4.2.3.2.6. Safiyet (Q) oranı

Kuru madde (S) ve çözünebilir şeker oranı (P) değerlerinden, aşağıdaki formül yardımı ile safiyet değeri hesaplanmıştır (Kavas ve Leblebici, 2004).

(31)

4.2.4. Ġstatistiki analiz ve değerlendirme

Araştırma sonucunda elde edilen değerler, “Tesadüf Blokları Deneme Deseni”ne göre, MSTAT-C istatistik programı kullanılarak varyans analizine tabi tutulmuştur. “F” testi yapılmak sureti ile, farklılıklar tespit edilen işlemlerin ortalama değerleri LSD önem testine göre gruplandırılmıştır.

5. ARAġTIRMA SONUÇLARI VE TARTIġMALAR

Konya ekolojik şartlarında, geç dönemde farklı form ve dozlarda uygulanan azotun, şeker pancarında verim ve kalite üzerine etkileri incelenmiş ve elde edilen sonuçlar aşağıda başlıklar halinde verilmiştir.

5.1. Verim Özellikleri

5.1.1. Kök verimi

Kök verimlerine ait varyans analiz sonuçları Çizelge 5.1'de, ortalama değerler ve bu değerlerin LSD testi grupları Çizelge 5.2'de verilmiştir.

Çizelge 5.1'inde incelenmesinden anlaşılacağı gibi, farklı dozlarda uygulanan azotlu gübrelerle kök verimleri arasındaki fark, istatistiki olarak %1 seviyesinde önemli (F=15,02), buna karşılık gübre formları ve gübre formları x gübre dozları interaksiyonu, kök verimi bakımından fark gösterse de önemsiz bulunmuştur.

Başar ve ark. (1993), denemelerinde uyguladıkları 3 farklı azot formunun kök verimine etkisinin istatistiki olarak önemli olmadığını belirtmişlerdir. Esendal (1989)‟a göre, şeker pancarında amonyum nitrat ve amonyum sülfat gübreleri kök verimini bir miktar artırmış, ancak üre gübresinde bu artış daha fazla olmuştur. Şeker pancarının kök verimine amonyum sülfatın etkisi önemsiz olmuş, ancak amonyum nitratın kök verimini artıran etkisi önemli bulunmuştur (İlbaş ve ark., 1996).

(32)

Çizelge 5.1. Farklı form ve dozlardaki azotun kök verimi üzerine etkisine ait varyans analizi Varyasyon Kaynağı Serbestlik Derecesi Kareler Toplamı Kareler Ortalaması F Değeri Genel 31 --- --- --- Blok 3 37.761,25 12.587,08 0,97

Gübre Formu (A) 1 10.082,00 10.082,00 0,77

Gübre Dozu (B) 3 583.252,00 194.417,33 15,02** A x B İnteraksiyonu 3 13.570,00 4.523,33 0.35

Hata 21 271.858,75 12.945,65 ---

(**) İşlemler arasındaki farkın %1 ihtimal sınırına göre önemlidir.

Çizelge 5.2. Farklı form ve dozlardaki azotun kök verimi üzerine etkisi ve LSD grupları

Gübre Dozları (kg/da) Amonyum Nitrat Amonyum Sülfat Ortalama

N0 6.914,0 6.914,0 6.914,0c**

N1 7.152,0 7.048,0 7.100,0b

N2 7.311,0 7.280,0 7.296,5a

N3 7.094,0 7.087,0 7.090,5b

Ortalama 7.117,8 7.082,3 7.100,0

(**) Aynı harfle gösterilen işlemler arasındaki farkın %1 ihtimal sınırına göre önemsizdir. C.V : 1,60 LSD (Gübre Dozu) : 161,1

Çizelge 5.2‟de görüldüğü gibi, LSD gruplarında N2 birinci (a) , N1 ve N3 ikinci (b), en düşük olan N0 dozu ise, üçüncü grubu (c) oluşturmuştur.

Kök verimi dekara, en yüksek N2 dozunda (7.296,5 kg) alınmış olup, bunu sırası ile N1 (7.100,0 kg) ve N3 (7.090,5 kg) dozları takip etmiştir. En düşük kök verimi ise dekara N0 (6.914,0 kg) dozunda elde edilmiştir. Uygulanan gübre dozlarına göre kök verimlerinin, artan azot miktarları ile birlikte arttığı, ancak bu artışın N2 dozundan sonra belli bir miktar düştüğü görülmektedir. Nitekim Akınerdem ve ark. (1993), 0 kg N/da dozunda kök veriminin en düşük olduğunu, 18 kg N/da dozuna kadar kök veriminde artışın olduğunu, ancak bu dozdan sonra kök veriminde önemli olmayan bir azalma görüldüğünü bildirmişlerdir.

Oral (1996), şeker pancarına verilen 8; 12; 16 ve 20 kg/da azot miktarlarının kök verimini artırdığını, ancak devamlı bir artışın söz konusu olmadığını, 16 kg/da azot dozundan sonra artışta azalma, hatta zaman zaman düşme olduğunu tespit etmiştir.

(33)

Yavuz (1973b), şeker pancarına, 0-100 kg N/da sınırlarında her 10‟ar kg‟lık artan dozlarda uygulanan azotlu gübrelerin, 50 kg N/da sınırına kadar kök verimini artırdığını ifade etmiştir. Araştırmacılar azot miktarının 10 kg/da‟dan 20 kg/da‟a yükseltilmesiyle kök veriminde artış olduğunu, ancak bu artışın 20 kg/da azot miktarının üzerinde kök veriminde düşüşe sebep olduğunu bildirmişlerdir (Özkan ve Vanlı, 1974).

Turhan (1992), Adapazarı ve Etimesgut'ta yaptığı araştırmada, azot dozlarının artışıyla birlikte kök veriminin de arttığını, ancak bu artışın Adapazarı‟nda 15 kg N/da, Etimesgut'ta 22,5 kg N/da dozlarından sonra düştüğünü bildirmiştir. Bir diğer araştırmacıda 4 farklı azot dozu (0; 8; 16 ve 24 kg/da) uygulayarak kök verimine etkisinin incelediği denemede, azot dozunun 16 kg/da'a kadar artırdığını, 24kg/da azot dozunda ise kök veriminin düştüğünü belirtmiştir (Demirer ve ark., 1994). Boawn ve ark. (1960), azot miktarının 0 kg/da'dan 18 kg/da'a yükselmesiyle, kök veriminin de 31,6 ton/ha'dan 67,2 ton/ha'a yükselme olmuştur. Artan azot düzeylerinin verime etkisinin araştırıldığı denemede, artan azot düzeylerine bağlı olarak kök veriminin arttığı, en yüksek verimin 200 ve 500 mg/kg azot uygulamalarında olduğunu tespit etmişlerdir (Güneş ve İnal, 1995).

Yukarıda bahsi geçen verilerin incelenmesinden de anlaşılacağı gibi, gübre formlarının kök verimi üzerindeki etkisinin önemsiz olduğu, Başar ve ark. (1993), Esendal (1989) ve İlbaş ve ark. (1996)'ın bildirdiği verilerle benzerlik göstermektedir.

Bununla birlikte gübre dozlarının kök verimi üzerinde etkisinin önemli olduğu, belli bir seviyeye kadar kök verimini arttırdığı, ancak belli bir seviyeden sonra olumsuz etkilediği ve düşüşlere sebep olduğu, Akınerdem ve ark. (1993), Boawn ve ark. (1960), Demirer ve ark. (1994), Güneş ve İnal (1995), Oral (1996), Özkan ve Vanlı (1974), Turhan (1992), Yavuz (1973b)'un tespit ettikleri verilerle paralellik göstermektedir. Ancak, kök veriminde düşüşün başladığı azot dozlarında, yapılan deneme sonuçları ile araştırmacıların tespitleri arasında farklılıklar bulunmaktadır. Bunun sebebinin, denemenin kurulduğu yılın iklim seyri, arazinin toprak özelliği ve uygulanan tarım tekniklerinin etkili olduğu düşünülmektedir.

(34)

5.1.2. Yaprak verimi

Yaprak verimlerine ait varyans analiz sonuçları Çizelge 5.3'de, ortalama değerler ve bu değerlerin LSD testi grupları Çizelge 5.4'de verilmiştir.

Çizelge 5.3'ün incelenmesinden anlaşılacağı gibi, yaprak verimi ile gübre formu, gübre dozu ve gübre formu x gübre dozu interaksiyonu arasındaki fark, istatistiki olarak %1 düzeyinde önemli olmuştur (sırası ile F=56,92; 356,28 ve 5,38).

Çizelge 5.3. Farklı form ve dozlardaki azotun yaprak verimi üzerine etkisine ait varyans analizi Varyasyon Kaynağı Serbestlik Derecesi Kareler Toplamı Kareler Ortalaması F Değeri Genel 31 --- --- --- Blok 3 9.233,09 3.077,70 1,60

Gübre Formu (A) 1 109.629,03 109.629,03 56,92** Gübre Dozu (B) 3 2.058.698,59 686.232,87 356,28** A x B İnteraksiyonu 3 31.076,09 10.358,70 5,38**

Hata 21 40.447,66 1.926,08 ---

(**) İşlemler arasındaki farkın %1 ihtimal sınırına göre önemlidir.

Çizelge 5.4. Farklı form ve dozlardaki azotun yaprak verimi üzerine etkisi ve LSD grupları Gübre Dozları (kg/da) Amonyum Nitrat Amonyum Sülfat Ortalama

N0 1.352,0f** 1.326,0f 1.339,4d**

N1 1.592,0d 1.467,0e 1.529,5c

N2 2.015,0a 1.898,0b 1.956,5a

N3 1.986,0a 1.785,0c 1.885,5b

Ortalama 1.736,3a** 1.619,2b 1.677,7

(**) Aynı harfle gösterilen işlemler arasındaki farkın %1 ihtimal sınırına göre önemsizdir. C.V : 2,62 LSD (Gübre Dozu) : 62,13 LSD (G.Dozu x G.Formu İnt.) : 87,87

Çizelge 5.4‟de görüldüğü gibi, gübre formları bakımından amonyum nitrat gübresinin kullanıldığı parsellerin dekara ortalama yaprak verimi 1.736,3 kg iken, amonyum sülfat gübresinin kullanıldığı parsellerde 1.619,2 kg‟dır. Yapılan LSD gruplarına göre, amonyum nitrat gübresi birinci (a), amonyum sülfat gübresi ikinci

(35)

grubu (b) oluşturmuştur. Bu sonuca göre yaprak verimini, amonyum nitrat gübresinin, amonyum sülfat gübresine göre daha fazla artırdığı söylenebilir.

Artan azot seviyelerine bağlı olarak, yaprak veriminin önemli derecede arttığını, azot formlarında ise amonyum nitrat gübresinin yaprak verimine etkisinin önemli olduğunu, amonyum sülfat gübresinin ise yaprak verimine etkisinin önemsiz olduğunu bildirmişlerdir (İlbaş ve ark., 1996). Azot, kök gövdesinde birikmesi gereken şekerin, yaprak gelişimine harcanmasını teşvik etmektedir (Loue, 1987).

Gübre dozlarına bakıldığında, dekara yaprak verimi en yüksek N2 (1.956,5 kg) dozunda alınırken, en düşük N0 (1.339,4 kg) dozunda alınmıştır. Yapılan LSD gruplarında ise N2 birinci (a), N3 ikinci (b), N1 üçüncü (c), N0 dozu dördüncü grubu (d) oluşturmuştur (Çizelge 5.4). Buna göre azotlu gübre dozlarının artışına paralel olarak yaprak veriminde arttığı, ancak bu artışın belli bir dozdan sonra olmadığı söylenebilir.

Özgör ve ark. (1974), azot dozlarının yaprak verimi üzerine etkisinin önemli olduğunu ve yaprak verimini 40 kg N/da dozuna kadar artırdığını tespit etmişlerdir. Azotun 0; 7; 14; 21 ve 28 kg/da dozlarının ele alındığı denemede, ilk üç dozda sırası ile 1.347; 1.588 ve 2.647 kg/da yaprak verimi alındığını, ancak 21 kg/da azot seviyesinden sonra yaprak veriminin 2.607 kg/da‟a düşmüştür (Çelik, 1993).

Beş farklı N dozunda yapılan araştırmada, dekara yaprak verimleri 0 kg‟da 1.661 kg, 16 kg‟da 2.939 kg ile en yüksek seviyede iken, 24 kg ve 32 kg‟da ise sırası ile önce 2.825 kg ve 2.672 kg bulunmuştur. (Demirer, 1994).

Gübre dozları x gübre formları interaksiyonunda dekara yaprak verimi en yüksek, amonyum nitrat gübresinin N2 (2.015 kg) ve N3 (1.986 kg) dozlarında, en düşük ise her iki azot formunun N0 dozunda (sırası ile 1.352 kg ve 1.326 kg) alınmıştır. LSD gruplarında, amonyum nitrat gübresinin N2 ve N3 birinci (a), N1 dördüncü (d), N0 altıncı grubu (f) oluştururken, amonyum nitrat gübresinin N2 ikinci (b), N3 üçüncü (c), N0 dozu ise diğer formun N0 dozu ile birlikte, beşinci grubu (e) oluşturmuştur (Çizelge 5.4). Netice olarak, amonyum nitrat gübresinde, artan azot dozlarıyla birlikte yaprak veriminde de arttığı, amonyum sülfat gübresinde ise N2 dozuna kadar arttığı, ancak bu artışın N3 dozunda bir miktar düştüğü görülmüştür.

Akınerdem ve ark. (1993), azot dozlarının artışıyla birlikte yaprak veriminin de arttığını, Çelik ve Bayraklı (1994), şeker pancarında en yüksek yaprak veriminin, azotun en yüksek dozunda alındığını bildirmişlerdir.

(36)

Yavuz (1974), azot dozu artışıyla birlikte yaprak veriminin de arttığını, azot verilmeyen parsellerde yaprak veriminin 1.519 kg/da iken, 60 kg/da azot verilen parsellerde yaprak veriminin 4.523 kg/da‟a çıktığını; Erel (1980), azotlu gübre kullanılmayan parsellerde yaprak veriminin, 45 kg/da azot kullanılan parsellere göre % 46,5 daha düşük olduğunu tespit etmiştir.

Yapılan deneme sonucuna göre; yaprak verimine, gübre formları, gübre dozları ve gübre dozu x gübre formu intiraksiyonunun etkisinin önemli olduğu ve buna göre, Akınerdem ve ark.(1993), Çelik (1993), Çelik ve Bayraklı (1994), Demirer (1994), Erel (1980), İlbaş ve ark. (1996), Özgör ve ark. (1974), Yavuz (1974)‟ün verileriyle benzerlik gösterdiği ortaya konmuştur.

5.1.3. Ham Ģeker verimi

Ham şeker verimlerine ait varyans analiz sonuçları Çizelge 5.5'de, ortalama değerler ve bu değerlerin LSD testi grupları Çizelge 5.6'de verilmiştir.

Çizelge 5.5. Farklı form ve dozlardaki azotun ham şeker verimi üzerine etkisine ait varyans analizi Varyasyon Kaynağı Serbestlik Derecesi Kareler Toplamı Kareler Ortalaması F Değeri Genel 31 --- --- --- Blok 3 31,13 10,38 0,45

Gübre Formu (A) 1 366,26 366,26 15,87**

Gübre Dozu (B) 3 24.948,63 8.316,21 360,46** A x B İnteraksiyonu 3 1.221,52 407,17 17,65**

Hata 21 484,50 23,07 ---

(**) İşlemler arasındaki farkın %1 ihtimal sınırına göre önemlidir.

Çizelge 5.5'de de görüldüğü gibi, ham şeker verimi ile gübre formu, gübre dozu ve gübre formu x gübre dozu interaksiyonu arasında ki fark, istatistiki olarak %1 düzeyinde önemlidir (sırası ile F=15,88; 360,46 ve 17,65).

Şekil

Çizelge 3.1.  Uzun  yıllar ortalamalarına (1995-2009) ve araştırmanın yapıldığı döneme (2010)  ait yağış  ve nispi nem değerleri*
Çizelge 3.3. Araştırma yeri topraklarının bazı fiziksel ve kimyasal özellikleri*
Çizelge 4.1. Geç dönemde uygulanan azot form ve dozları
Çizelge 4.2. Denemenin yürütülmesi için yapılan tarımsal uygulamalar ve tarihleri
+7

Referanslar

Benzer Belgeler

4.0\ “Çocuklar için Sosyal Beceri Eğitimi Programı (ÇİSBEP)” na katılan deneme 2 grubu çocukların “Erken Matematik Yeteneği Testi-3” sontest puan

Kain buna razı olmayınca Adem, bir kurban vasıtasıyla durumu Tanrı’ya havale etmiş, kimin takdimesi tanrı tarafından kabul edilirse Kain’in ikiz kız

Beyşehir, Eğirdir ve Eber göllerine ait balıkların morfometrik ölçümleri sonucunda Eğirdir gölü balıklarının standart boyu diğer iki gölden elde edilen

La classe des présentatifs regroupe les monèmes ou les synthèmes suivants: voici/ voilà, c'est/ce sont, il y a, soit, vive, il était une fois, il est, dire que..

Kuşaklı höyük (Sarissa) ve onu kutsal dağı Kulmaç/Karatonus (Sarissa Dağı) arasında yaklaşık olarak 3 km’lik bir mesafe bulunmaktadır (Hrt.. Zaten KuT 19 numaralı belgeden

Başta Selçuklu sultanları olmak üzere, Anadolu’nun muhtelif bölgelerinde, muhtelif zamanlarda hüküm süren Türk beyleri, tamamen harap ve büyük öl- çüde terk edilmiş

In this study, a novel wideband patch antenna with the log- periodic array is presented for sub-6 GHz 5G mobile systems. Besides, the antenna has a near- omnidirectional

Buna göre; anne eğitim durumu ile ateş ölçme yöntemi, ateş ölçümünde tercih edilen bölge, vücut sıcaklığının normal değerini bildiğini ifade etme durumu,