• Sonuç bulunamadı

21. Asrın Perspektifinden Kur’ân İ'câzı (Eşsizliği) / From the Perspective of 21th Century the Impossibility of Reaching the Perfection of the Quran

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "21. Asrın Perspektifinden Kur’ân İ'câzı (Eşsizliği) / From the Perspective of 21th Century the Impossibility of Reaching the Perfection of the Quran"

Copied!
23
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)ARAŞTIRMA VE İNCELEME. 21. Asrın Perspektifinden Kur’ân İ'câzı (Eşsizliği). Hayati AYDINa a Tefsir AD, Yüzüncü Yıl Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Van. Geliş Tarihi/Received: 19.03.2014 Kabul Tarihi/Accepted: 24.04.2014 Yazışma Adresi/Correspondence: Hayati AYDIN Yüzüncü Yıl Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Tefsir AD, Van, TÜRKİYE/TURKEY [email protected]. ÖZET İ'câz, Kur'ân'ın benzerinin getirilmemesi mücizesi ve onun bu hususta meydan okumasını ifade etmektedir. İ'câz, Kur'ân'ın Allah tarafından inzal edilmiş olduğunun kanıtı olarak tanımlandığından İslam geleneğinde hayli önem arz etmektedir. İslam'ın erken döneminde Hicri III (IX) asırda telaffuz edilen bu ifade her ne kadar Kur'ân'da geçmese de önemine binaen Müslümanlar arasında hüsnü kabul görmüş ve yaygın bir şekilde kullanım alanı bulmuştur. Kur'ân çeşitli yönlerden muciz bir kelam olmasına rağmen daha çok tarih boyunca Kur'ân'ın belagattaki i'cazı üzerinde durulmuş, onun az bir ifadeyle çok anlam ve nükteleri ihtiva ettiği tahlil edilmeye çalışılmıştır. Ancak Kur'ân'ın mucizeliğine delalet eden başka bir takım meziyetler daha vardır. Makale Kur'ân'ın genellikle asrımıza bakan bu yönleri üzerinde durmakta ve bu hususlarda Ku'rân'ın mücize sayılıp sayılamayacağını sorgulamaya çalışmaktadır. Anahtar Kelimeler: İ'câz; belagat; tahaddi; mu'cize ve benzersiz. ABSTRACT İ'câz (the impossibility of reaching the perfection of the Quran) is the challenge of the Qur'an within the context of the wording in the Quran; this is highly important since it is the evidence of the revelation of the Qur'an by Allah. Although in the Quran this phrase is not pronounced as explicit statement during the early period of Islam, it is well recognized and has a widespread use. Although it has various meanings within the context the Qur'an and posseses more than a meaning apart from its general signification, it signifies the extraordinary eloquence of the Qur'an throughout history. But there are other virtues of the Quran which are evidence of the miracle of the Qur'an. The article focuses on such a Quranic dimension which is relevant to our century. The article is questioning the Quran's position in that it can be considered as the greatest miracle. Key Words: Rhetoric; eloquence; challenge; miracle and unique. Journal of Islamic Research 2013;24(2):85-107. KUR’ÂN’IN EŞSİZLİĞİ (İ’CÂZI). icri III (IX) asrın sonunda teknik bir terim olarak kullanılmaya başlayan i’câz kavramı Kur’ân’ın benzerinin getirilmemesi mücizesi ve bu hususta insanların acizliğini ortaya koymasını ifade etmektedir. Ancak bunu derken i‘câzdan asıl amacın, insanların acizliğini ortaya koymak olmadığını bilmek lazımdır. Bundan asıl amaç lazimî1 bir başka anCopyright © 2013 by İslâmî Araştırmalar. Lazimi anlam, bir söz ifade edilirken onun sarih anlamından başka zorunlu olarak anlaşılan ikinci bir anlamı kastetmektir. Örneğin, birisi, bir kimseye babsını göstererek "Bu senin babandır, baban" demesi, ona onun babası olduğunu söylemek olmayıp, babasının hukukuna saygı göstermesinin lazım geldiğini ima etmesidir.. Journal of Islamic Research 2013;24(2). 85. 1.

(2) 

(3) 

(4) "

(5) $ $

(6) 

(7)  aZ?BC<\;CM<VB>C?IX7FWBC]7^DI\Y=\_CC?`E9. Hayati AYDIN. 21. ASRIN PERSPEKTİFİNDEN KUR’ÂN İ’CÂZI (EŞSİZLİĞİ). %    !  #  ".    . lamdır. O da, Kur’ân’ın hak olduğunu ispat etmekbeytinin güzelliğini anlayanların olmadığını H 

(8) 

(9)  

(10) 

(11) 

(12)     tir. Bu ispat edildiği takdirde Kur’ân’ı getiren"

(13)  elçiifade etmektedir.4  "

(14)  Bundan dolayı günümüzde dil  3

(15) 

(16) nin hak olduğu ve getirdiği kitapta da  diğer konusunda âlimler cahiliye dönemi şairlerinden, 

(17)  

(18) 

(19)     #

(20)  !  

(21) 

(22)  

(23) 

(24)  *  peygamberlerin hak üzere gönderildikleri ifade onların Muhadremin olanlardan veya Muhadre

(25)  

(26) ve   edildiği için bütün tevhit peygamberleri tevhit *  

(27)   minlere yetişmiş!! kişilerden! 

(28)  deliller getiriyor, ör-   davasının haklılığı kanıtlanmış   

(29) M$  M G olur. Peygamberlenekler veriyorlar. İbn Ebi Hureyre, Ebu’l-Abbas b. : 5

(30) "   rin ortaya koydukları mucizelerden amaç da budur. Serîc’den hikâye ettiği kadarıyla bir adam ona  

(31) 

(32)  Yani peygamberlerin gösterdikleri mucizelerle geKıyâmet suresinin tirdikleri mesajların hak olduğunu ispat etmek, inOb I3 <3Fcb dBCbed?F3 8b fUG b Kd gf<3B sanların bu mesajlara inanmalarını sağlamaktır.2 ayetini okuyarak Allah burada ‘yemin etmiyo

(33)     "  "

(34)  "

(35) 3 !  '(

(36)   )* +  

(37) , '()  '-  , 

(38)  Sözden söze farkın olduğu her kesin malumurum’ demesine rağmen, Beled suresinde Tine, Zey 

(39)  

(40) 

(41)  dur. Merzebanî’nin naklettiğine göre Ferezdak, 1 ( 

(42)  K

(43) 

(44) : 5

(45) !#+ Le/ 0 "  tin’e Sina Dağına yemin ediyor? diye sorunca İbn bîd’in güzel teşbihi içeren, Serîc ona şöyle cevap verdi:. 

(46)   . ""#$%$&.  % 2.    ,     "3   "& !  " !  "  . Bu Kur’ân, Allah Resulü’ne, onda zayıf ve ayıp noktalarını yakalamaya insanların içinde en haris 5

(47) !) 

(48)  yfada  

(49) *  “Seller kalıntıları ortaya çıkarınca- Kitaplarda olan bir kavmin huzurunda ve içinde indi. Eğer  . 

(50) */  bozulmuş olan yazılar kalemlerle yenilendiği gibi E ABC3DE>?FGBCMN>C Kur’ân’da iddia ettiğin gibi bir kusur olsaydı onlar <HIJKC<H;?LI43 56789:3;<=>?@3  G 

(51) 5

(52) $  $  35/ "$   >-CO ). .120(,

(53) 

(54)   *)   3. 0 (sevgilinin anısının geçtiği yerleri) yeniledi” şekH bunu hemen davasını iptal etmede Allah Resulü-    $5M :

(55) $* %  "  $%6 4 !   lindeki  " şiirini #!  $  '   "   !    işitince% &   atından inerek secde etmi $%P G* HQ nün önüne koyarlardı. Bu insanlar Kur’ân’ın bü ‘bu 'ne?’ %&-diye !" #$   ştir. ( Ona, sorulunca, ‘İnsanların yüklüğünü bildikleri

(56)  ) 

(57)   

(58) # ( "  * "   !

(59)  ! 

(60)  !

(61)  için senin cehalet eseri inkar      !  " #$

(62) % $

(63) 

(64)   Kur’ân’ın neresinde secde edeceklerini bildikleri ettiğine onlar ses çıkarmıyorlardı. Araplar zaman  edileceğini   !  6

(65)  J 

(66) KL   

(67)  J

(68) 

(69) 

(70)  

(71) 

(72)  gibi ben de şiirde nerede secde bilirim’ 

(73) 

(74) 

(75) & zaman bu “Lâ” ifadesini nefy (hayır yemin etmiyo3 demiştir.  !  '(

(76)   )* +  

(77) , '()  '-  , 

(78)   

(79)  

(80) ! 

(81)  "

(82)  L rum anlamında) değil de ilğa (yani realite bildiğiniz      

(83)      

(84)  

(85) 

(86)  gibi değil yemin ederim) şeklinde kullanıyorlar.5 Bir sözün değerini idrak edebilmek ve onu tam olarak anlayabilmek o sözün söylendiği veya

(87)   

(88) . 

(89)      için

(90)  Kaynakların ifade ettiği kadarıyla Ebu’l-Alâ el

(91) ! ) "

(92)  ) $*$

(93)  yazıldığı dönemin dili ve sahip 

(94)  " 

(95)      

(96)  )

(97)  Ebu  #

(98)  Mearrî, Tayyib el-Mütenebbî ve İbnü’l-Mu 

(99)  estetik     anlayışına    

(100)   olmak lazımdır. Ebu Amr b. Ebu Alâ, Kur’ân’ın kaffa’ gibi M  kelam üstatları (büyük filologlar)    "  #

(101) 

(102)     

(103)  !

(104)  +     nazil ) -607olduğu 8 0 -5*dönemde +4 -# 0  0 -1Arapların 2- +3* )-  konuştuğu $0* -* /dilin ,-.+*

(105) +  $ ayfada  

(106) *  Kur‘ân‘a nazire yapmak mümkün mü? diyerek bu.   

(107) 

(108)   "  #

(109)  

(110) ! "  

(111)    

(112)  . 

(113) */  bu gün

(114)  konuştuğumuz dilden farklı +

(115)  olduğunu ve işe yeltenmiş, çok geçmeden acizliklerini, eksiklik). .120(,

(116) 

(117)   *)   3. 0 bundan dolayı da günümüzde İmrüû‘l-Kays’ın,      

(118)  %

(119)  * $    $#/

(120)  *$ .   lerini ve bunun imkansızlığını anlamış, kalemlerini  

(121)    "

(122) 

(123) 

(124)  

(125)  NG 

(126)  4 

(127)   $

(128) !     

(129)  kırarak müsveddelerini çöpe atmışlardır.6 (  '%&7-=!" #$    Y8<;R@EDFIZ[\ XOP?@QIMRS@TUHVWA; Kur’ân fıtrî bir tarz, insanın benzerini yapa     !  " #$

(130) % $

(131) 

(132)    0         “Mızraklarımızla (onları) dürtüp vuruyorduk cağını hissini uyandıran sade bir üslupla gelmesine !  ) *, ,&"!$-!#,  "( ! 

(133) ,  

(134) 

(135) 

(136) & - Okçunun üzerine yığılan oklar gibi üst üste rağmen, realitede benzeri yapılamayan sehl-i   yığılıyorlardı” mümteni’ özelliğine sahip bir kelamdır. Bundan      

(137)     dolayı tarihte Kur’ân’a nazire yapabileceklerini ifadesinin güzelliğini veya Hâris b. Hilize’nin

(138) 

(139) "

(140) $ $

(141) 

(142) 

(143)   

(144)  

(145)      

(146)  sanan flologlardan bazıları buna yeltenmiş ve işin aZ?BC<\;CM<VB>C?IX7FWBC]7^DI\Y=\_CC?`E9 

(147) !) "

(148)  ) $*$

(149)  içine girince bunun imkânsız olduğunu anlamışlardır. Goldziher’in ifade ettiği kadarıyla Kur’ân’a “Kervanı vuran herkesi hizmetçi bizleri de yö%    !  #  ".     ) -6078 0 -5*+4 -# 0  0 -12- +3* )-  $0* -* /,-.+

(150) * +  $ neticiler sandılar.” H.  

(151)        . #        !      #   4(  %  .  

(152)   . ""#$%$&.

(153)  "

(154)  

(155) 

(156) 

(157)   "

(158)      3

(159) 

(160)   .      

(161)   %

(162)  * $    $#/

(163)  *$ .   Hattabî, Ebu Süleyman Hamd b. Muhammed, Kitabu Beyani İ'câzi'l-Kur'ân   

(164) 

(165)    #

(166)  !  

(167) 

(168)  

(169) 

(170)  *  

(171)  / Selâsu Resâil fî İ'câzi'l-Kur'ân, Dârü'l-Ma'rife, ts., s. 46 

(172)   $

(173) !     

(174)  Hattabî, a.g.e., s. 46-47 4. Hz. Süleyman'ın Belkıs huzuruna gelmeden tahtını göz açıp kapama  *  

(175)   !! ! 

(176)    Goldziher, #

(177)   Ignaz, Muslim Studies, George Allen and Unwın LTD.London, süresinde makamına getirmesi (Bkz. 27/Neml, 38-42) bir hudfuruşluk değil    5. 2. 6. 1971, s. 363-365; Zerkanî, Muhammed Abdülazim, Menâhilü'-l-İrfan fî  0         Ulûmi'l-Kur'ân, Dârü'l-Ma'rife, Beyrut, s. 216 

(178) M$  M G : 5

(179) "  

(180) . 

(181) 

(182) . kendisinin hak elçisi olduğunu ispat etmek olduğunu bilmek lazımdır. 3 el-Askalanî, İbn Hacer, el-İsabe fî Temyizi's-Sahabe, V. 279. 86. Ob I3 <3Fcb dBCbed?F3 8b fUG b Kd gf<3B.     "  "

(183)  "

(184) 3 

(185) . Journal of Islamic Research 2013;24(2).

(186)  3

(187) 

(188)      

(189) 

(190)   + 

(191)  

(192) 

(193)   

(194) . 

(195)  

(196) !  !

(197)  )

(198)   

(199)  

(200)

(201)  

(202)    "

(203)  

(204)  !   21. ASRIN PERSPEKTİFİNDEN KUR’ÂN İ’CÂZI (EŞSİZLİĞİ). ilk olarak Irak Mutezilî filologları nazire yapmaya. Hayati AYDIN. Hattabî (Ö. 388/998), Kur’ân kelamının ben-. 

(205)   "   

(206)     %  * 5  

(207)  . 

(208)  3

(209)  

(210)  

(211) 

(212) 4 

(213)   yeltendiler. Bunlardan belagattaki yüksek rütbezerini getirmeyle ilgili Arapların durumunu şöyle. sinden dolay Tercüman lakabıyla şöhret bulan İbanaliz etmektedir: 

(214) 

(215) G* &BHRDCQE( 

(216) 

(217)   ## !"

(218)  nü’l-Mukaffa (Ö. 145 /763) Kur’ân benzeri bir söz söylemeye giriştiğinde bir çocuğun. Kur’ân, Arapları kendisine nazire getirme konusunda onların izzetlerine dokunup kendilerini sefihler olarak nitelemiş, horlayarak meydan oku RbW@b dK3ga<3`T 3 <3hM3 b[a<3IRbW@3 d8Cfidjg3<3h duğu halde onlar Kur’ân‘a nazire yapamamışlardır. “Ey yer, suyunu yut ve ey gök (suyunu) tut!“ ""   "

(219) .!)"*  7)8869:;;*

(220)   "

(221) 

(222) 

(223)  Bu durum bir zorunluluğu ortaya koymaktadır. Bu, (11/Hûd, 44)ayetini okuduğunda bundan çok etki

(224)   

(225) # !   !       .

(226)  "  2.  yanında!  su bulunup da aşırı derecede susayan ve lendi ve “gerçekten bu kendisine benzer bir söz geC helak olma aşamasına gelen birisinin su içmeyip tirileyemen  Allah kelamıdır“ diyerek  

(227)   !  helak olmayı tercih etmesine benzer ki böylesine müsvedelerini yırtmıştır.7   T 5 &B -CDFRH( 

(228) 

(229)      

(230)  !+   şartlarda su  içmemek imkânsızdır. O halde ArapMüfessir Âlusî (Ö. 1217/1854), Kur’ân‘ın i’cazı lar Kur’ân‘a nazire <  yapmamışlarsa bu onların  1 0, 6% &

(231)   !    hususunda şüphe ızhar etmeyi “Sarıru Babin va Kur’ân‘a nazire yapamamalarından kaynakDarıru

(232)  Zübabin/Kapı gıcırtısı, sinek vızıltısı” ola     

(233) 

(234)  

(235) 

(236)  )

(237)  "!      

(238)  lanmıştır. Eğer güçleri olsaydı bunu yaparlardı.10 8 rak ifade etmektedir. Kur’ân‘da farklı ve insan ke    

(239)      

(240)  

(241) 

(242)  ? $ düşmanlıkta uç noktada olup lamına benzemeyen, içinde değişik bir cazibe ve    Gerçekten Kur’ân’a benzer bir söz söylemek güçleri dahilinde garabetin bulunduğu hususunda filolog ve ulema &(

(243)

(244) 

(245)  "

(246) 

(247)  

(248) 

(249) 

(250) 

(251) 

(252) 

(253)   olmasına rağmen Araplar bu hususta bir şey ortaya arasında konsensüs vardır. Nitekim Hz. Muhamkoyamamışlarsa bunu, Kur’ân’ın Allah tarafından  med (s.a.v) zamanında okunduğunda, onu ilk du5 

(254)  HQGHC indirildiğinin bir kanıtı olarak kabul etmek yanların zihin dünyasında benzer şekilde güçlü bir  %

(255) +   S  

(256) 

(257) V

(258) /

(259) I4PI

(260) 

(261) OCEQEGEQR1 lazımdır. Özellikle en erken Cahiz (Ö. 255/869) etki cazibe  "  bıraktığı  bizzat L

(262)  Kur’ân tarafından )    ve  

(263) 

(264)      

(265) 5*  +  ,$ $3 35= : $%P G* 3  Hücecü’n-Nübüvve adlı eserinde Kur’ân’ın i‘caz dile getirilmekte ve çözülemeyen bu etki ve caziQ 

(266)  

(267) 

(268)  *

(269) 

(270) !  

(271)  unsuru olarak bu argümanı güçlü bir şekilde kul EQE besinden dolayı Mekke’nin müşrikleri ona. 5X 

(272) > $+ 3/ 35> $%> > 25  > $+ 5P G4 G lanmıştır. Cahiz, belâgat üstadı olan putperest  7f 3kdlhf m7dnbT<oBbpC3qr3 d_pb3><3cs3 53 %-C Araplar, kabile gururları ve İslâm’a olan muhale“Bu ancak etkili (ya da tevârüs olarak nakledifetleri kendileri için kuvvetli bir motivasyon sağla  ! ! )"   ,  ! !  *)?;6+, @;* len) bir sihirdir“ (74/Müddessir, 24) diyorlardı; Çok masına ve Müslümanlarla, sonu kaybetmek olan H 1Y)  

(273)  "

(274) 

(275) 

(276)  ##    çaba sarf etmelerine rağmen ona denk bir söz söyharbe girmelerindense Kur’ân’ın meydan okumasıyla yüzleşmeleri.  

(277)   leyemiyorlardı. 

(278)      6

(279)  

(280)    

(281) 

(282)     çok daha kolay olmasına rağmen, Kur’ân’ın meydan okumasına cevap onlar belagatin üstatları idiler. Onlar

(283)  "

(284)    Hâlbuki ! 

(285)  

(286)   +  "

(287)   

(288)

(289)  

(290)  " 

(291)  )  "

(292)  vermemiş ve yanilgiyi kabul etmişlerdir, demektedan birisi, kendisine ilk sefer okunmasına rağmen   ! ?=  GZ 

(293)   dir.11 bir şiirin intihal olup olmadığını ve bunun hangi.

(294) . ağızdan çıktığını anlayabilecek derecede ifadede    "

(295)  Evet Kur’ân,.      !    "

(296)   '   A  

(297)  kendisine nazire yapma husumahir kişilerdi. Nitekim Ferazdak, er-Rumme. sunda güçlü bir şekilde Araplara meydan okumuştur. Ancak çağrısına karşılık alamayınca meydan O şiir senin mi?” sorusuna ‘evet’ dediğinde, “Bu şiir okuma şiddetini  artırmış, nazire yapacakları mik

(298) 

(299)  

(300) 

(301) "

(302) + "

(303)   !  çenesi senden iki kat kuvvetli birisinin ağzında çitardan indirime gitmiştir. İlk olarak meydan okuma 5 &B EFFDOOF(. 

(304)  

(305)

(306)  

(307)  

(308)   +

(309) olmuştur. Bu sure, İsrâ olayınğnenmiştir”, diyerek şiirin ona ait olmadığını  anlaİsrâ, 88 ayetleriyle yacak bir dil bilgisi zenginliğine sahip olduğunu dan bahsettiği için bu meydan okumanın Mek !#

(310)  , ortaya koymuştur.9 ke’nin erken dönemine ait olup Kur’ân‘ın bir  2 &  !     

(311)   !       benzerini !& getirmeye dairdir. İkinci meydan okuma.     ! !  !   #( '  adında bir şairden bu tarz (  bir şiir okuduğunda, “Bu   ! 

(312)  

(313)  .   3    !  '  "  !  "  !(      % . Goldziher, s. 363    (  "  !" !   "    &  '  a.g.e.,  7. Âlusî, Şihabuddin, Ruhu’l-Meâni fi Tefsîri’l-Kur’ani’l Azîm ve Sebi’l-Mesânî, Dârü İhyâ-i Türasi'l-Arabî, Beyrut, I. 27 9 Cürcanî, Abdülkair, Delâilü'l-İ'câz / Selâsu Resâil, Dârü'l-Ma'rife, Mısır, s. 126 8. 10. el-Hattabî, a.g.e., s. 22.   '     "   !   '   

(314) # "& Cahiz, Kadı Ebu Bekr, Muhammed b. et-Tayyıb, Hücecü’n-Nübüvve / 11. Resâilü’l-Cahiz (Haz.Hasan es-Sendubî), Kahire, 1933, s. 143-144.  "        ! ."   '     #  ! ! -.  &  %     " & '      %     Journal of Islamic Research 2013;24(2) [.  ! " ! ' 4( 

(315) ,#   "" &   . 

(316)  !

(317)   )

(318)   + 

(319)  

(320)     # # ) . 87.

(321) Hayati AYDIN. Mekke’nin son dönemine ait Hûd, 13 ayetiyle olmuş ve Kur’ân‘ın on suresine benzer getirilmesi istenilmiştir. Bu konuda en son inen Bakara, 23-24 ayetleri olup Kur’ân‘ın sadece bir suresine benzer bir söz getirilmesi istenilmiştir. Bakara suresinin de Medine’de inen ilk sure olmasına binaen bu meydan okumanın Medine’nin ilk dönemine ait olduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu bu ayetteki sure ifadesi şart siyakında nekre olduğundan velev ki Kevser gibi kıssa olsa da bütün sureleri içine almaktadır. Hatta muassır yazar Abdullah Dıraz Kur’ân’ın meydan okumasıyla ilgili olarak en son inen Bakara suresine ait olan ayetteki “min mislihi” ifadesindeki “min”in teb’iz ifade etmesinden dolayı bir süreyi bütün yönleri ile ihata edecek bir benzerlik değil o surenin sadece bir unsurunun taklit edilmesinin bile kâfi geleceği şeklinde yorumlamaktadır.12 Draz‘ın bu konu hakkında söylediğini bu sözü baz aldığımızda “Hiç bir zaman bunu yapamazsınız” ifadesi, tahkirin en son hududunu temsil etmektedir.. Araplar söz ustalığında zirve yapmalarına rağmen Kur’ân’ın bu meydan okumasına kayda değer bir karşılık verdiklerini tarihin kaydetmemesi, Arapların Kur’ân’ın en kısa suresi olan Kevser’e bile ciddi sayılabilecek bir nazire getiremedikleri gerçeğini ortaya koymaktadır. Bundan dolayı Zemahşerî Keşşâf’ın mukaddimesinde şöyle demektedir: “Allah, Kur’ân’la benzeri söz getirmeyi istediği Arapların en halislerinin ağızlarını açık bırakmış, meydan okuduğu en beliğ hatiplerin dillerini lal etmiştir. Fasihlerinden bir tane bile ona denk veya yakın sayılabilecek bir söz söyleyememiştir. Realitede sahranın çakıllarından, çöllerin kumlarından daha fazla olmalarına rağmen beliğlerinden en ateşlileri küçük bir suresine bile benzer bir söz söyleyememiş, zıtlaşmada ve serkeşlikte şöhret bulmalarına rağmen Kur’ân’ın meydan okumasına karşı ırkçılık damarlarının bir çırpıntısı bile duyulmamıştır”.13 Gerçekten eğer Araplar Kur’ân’a nazire yapabilselerdi hiç şüphesiz bunun yankısı büyük olacaktı. Hâlbuki Kevser suresinin kısalığı Draz, Abdullah, En Mühim Mesaj Kur'ân (Trc.Suat Yıldırım), 4.Bsk., Yeni Akademi yayınları, İstanbul, 2006, s. 108 13 Zemahşerî, a.g.e., I. (Önsöz). 21. ASRIN PERSPEKTİFİNDEN KUR’ÂN İ’CÂZI (EŞSİZLİĞİ). #&  "  ' ES )

(322) "  + . göz önüne alındığında insanın bunun benzeri bir sözü kolaylıkla söyleyeceği hissi uyanmaktadır. Ya

(323)  "

(324)  

(325) 

(326)

(327)  

(328)

(329)  

(330)     #   # pamamadaki sır ne olabilir?. !+ 

(331)

(332)  

(333)       $    Fahreddin er-Razî kurgusal olarak böyle bir 8+ 

(334)  K. soruya şu şekilde cevap vermektedir. Eğer birisi, = 

(335)   GZ5 #     ! Kevser gibi küçük bir   suresinin  benzerini veya yakın bir ifadeyi söylemenin insan gücünü aştığını M"    )  

(336) 

(337) 

(338)  

(339)  söylemenin bir kibir olduğunu, bu gibi kibirli dav

(340) 

(341) 

(342) ! "

(343) #

(344) 

(345)    "

(346)   ranışların da dini töhmet altında bıraktığını söylese 14 ona Kur’ân fesahatinin insan# gücünü aştığını söy- 

(347) # 

(348)    "

(349)  

(350)  

(351)  lemekle Kur’ân’ın muciz bir kelam olduğu iddiasını # 

(352) 

(353)        "  

(354)  ispatlamış oluruz. Kaldı ki Arap‘ların Kur’ân’ı göz +

(355) . 

(356)   dair #

(357)  !    !

(358)  

(359)  den düşürmeye düşmanlıklarına rağmen Kur’ân’ın benzerini olmaları da     !   getirememiş  

(360) 

(361)    Kur’ân’ın mucize bir kelem olduğunu gözler önüne R    15 sermektedir.. İslam uleması Kur’ân‘ın en kısa suresi olan    

(362) 

(363) 

(364)   

(365)   

(366) ) Kevser‘in üç ayet olmasına karşı gelecekle ilgili dört  #     

(367)  "

(368)  16 Q !   ihbarda bulunduğunu ifade etmeleri beşer ta  , katını aşan başka bir boyutunu ortaya koymaktadır:. 1- “Biz sana kevseri verdik” ifadesiyle ümmeG  !   ! 

(369) 

(370)  tinin fazlalaşacağını C söyleyen Kurtubî‘ (Ö.  *    &B O[R(  &B QCD-CE(   ! 17 671/1273) ye karşı Muhammed Abduh (Ö. 1905), İslam’ın dünyada en büyük din olacağı ve  Nûr 55. "  ?N  RR 

(371) 

(372)    +

(373)

(374)   ayetinin delaleti ile Avrupanın da Müslüman olaF    cağını ifade etmektedir.18. -$2-d7n 3 d;C3M ifadesi    "

(375)    nimet

(376)  bolluğunu ifade etmektedir. Çünkü kurban kesmek zenginliğe delalettir; 

(377) 

(378) "  1   

(379)   

(380)   Z! Z  fakir olan kurban kesemez. Reşit Rıza (Ö. 1935) bi  

(381)   rinci 

(382)  maddede %  

(383)  dile getirilen Kevser den muradın is- * tikbalde Müslümanların çoğalacağı,     ) 

(384)  sayısının    

(385)    7 fütuhatlarla birçok ganimet ve zafer kazanacakları  

(386) 

(387)  *   "

(388)   

(389) 

(390)      ! ve Peygamber zamanında bunlardan birisinin Mekke fethi olduğunu ve bundan dolayı bir şükür  E nişanesi W! 5%&B

(391) #( olmak üzere veda haccında Allah ResulüH nün (s.a.v) =   ! "    )! yüz deve kestiğini ifade etmektedir.19 . 

(392) 

(393) 

(394) "   

(395) ) 

(396)   Z5%EHO Q  14 Fesahat, T 5 

(397)  %E-1G  5M  *  harf uyuşmazlığı, garabet ve kurallarla çelişmesi gibi durumlardan hemen zihne akan, güzelliğiyle fıtrata oturan açık ve net de uzak duruluğuyla 3 P LG LGOFF%RE C mektir.  15.  5

(398) $ 

(399) 

(400) 

(401) 

(402)    

(403)

(404)  Razî, a.g.e, I. 349  16 Âlusî,) "  7  

(405) 

(406)    ) a.g.e., I. 32; elKurtubî, Ebu Abdillah, Muhammed

(407)  b. Ahmed, elBeyrut, Dârü’l-Kütübi’l-İlmiyye, 1988, I. 53.  Câmi li Ahkâmi’l-Kur'ân,  Y

(408)    

(409) !    17 Kurtubî, İbn Hasar'dan naklen bunu Kevser havuzunun büyüklüğü ve başın  !

(410) 

(411) 

(412)    5%RE F daki bardakların çokluğu, Peygamber ümmetinin bütün ümmetleri geçe ceğinin Z!Z  $+  P G*

(413)    OHC%-[H karinesi olarak kabul etmektedir. Çünkü hadiste Kevser, azametli ve R. 12. 88. . geniş bir havuz, etrafında çok bardak olan bir havuz şeklinde nitelenmektedir. Kur'tubî, a.g.e., I. 53 18 Reşit Rıza, el-Menar, Dârü'l-Menâr, Kâhire, 1947, I. 204. 19 Reşit Rıza, a.g.e., I. 227. Journal of Islamic Research 2013;24(2).

(414) 21. ASRIN PERSPEKTİFİNDEN KUR’ÂN İ’CÂZI (EŞSİZLİĞİ). 3-“Asıl soyu (arkası) kesik olan, sana buğz eden kimsedir“ ifadesiyle, Peygambere (s.a.v.) buğz eden kişinin soyunun (arkasının) kesileceğini ihbar etmektedir. Bu şahsın As b. Vail veya Ukbe b. Ebi Muayt olduğu söylenmektedir.20 Bazı rivayetler bunun Ebu Cehil olduğunu ve Allah Resulü’nin oğlu İbrahim ölünce onun, çevresine ‘Muhammed’in soyu kesildi’ demesi üzerine, Kevser suresinin indiği ifade etmektedir.”21 As b. Vâil’in oğlu Amr b. As ile Ebu Cehil’in oğlu İkrime‘nin Müslüman olduklarını düşündüğümüzde bundan kastedilenin soy değil ‘arka, yani hayır çığır’ olduğunu anlıyoruz. Bu bağlamdan bakıldığında Allah Resulü’nün (s.a.v.) açtığı çığırda milyonlarca insan yürümekte, bunlar her gün en az beş sefer namaz rekâtlarında binlerce salat, selam ve tahiyyat ile Peygamberi anmaktadır. Kendi çocukları bile bu çığıra intisap etmiş ve onun peşinde, yolunda yürümüşlerdir. Bugün dünya üzerindeki 1.6 milyar Müslüman nüfusunu düşündüğümüzde Peygamber’in (s.a.v.) gerisinde ne büyük çığır açmış olduğunu idrak etmekteyiz. Bu durumda ayetten, geride erkek evlat bırakmamanın soyun kesilmesi anlamına gelmediğini, asıl soy, arkasının kesilmesinin geride hayır namına bir şeyi, bir çığırı bırakmamak olduğunu anlamaktayız. 4- Yukarıdaki ifade, aynı zamanda Peygamberin peşinde(ki çığırın) devam edeceğini de zımnen ihbar etmektedir. Bu kadar gaybi ihbarda bulunan bir süreye benzer bir söz getirmek beşer takatini aşan bir husustur.. Ancak bir şeye mucizevî demek için birçok olağan üstü durumun ortaya konulması lazımdır ki onun hakkında mucize onun karakteristiğidir diyebilelim. Örneğin bir kitap gayıptan ihbarda bulunup bunlar bir bir tahakkuk ettiğinde ona ‘gayıptan haber veren bir karakteristiği vardı’ diyebiliriz. Dolayısıyla Kevser suresindeki ihbarının haricinde birçok ihbarı gerçekleşmeli ki Kur’ân‘a ‘mucizevidir, çünkü gayıptan haber veriyor’ diyebilelim. Reşit Rıza, a.g.e, I. 228 el-Endulusî, Ebu Hayyan, Bahrü'l-Muhît, Beyrut, Dârü'l-Fikr, 1983, VIII. 519 20 21. Journal of Islamic Research 2013;24(2). Hayati AYDIN. Şimdi sadece gaybî ihbarlar yönüyle değil, Kur’ân‘ın mucizevi karakterine delalet eden başka hususları da dile getirmeliyiz ki bunlara bakarak Kur’ân’ın karakteristiği hakkında bir yargıda bulunabilelim veya onunla ilgili mucizevî bir kitaptır diyebilelim?. KUR’ÂN’IN İFADE TEKNİĞİ (BELAGATI). Cahız, Kur’ân belagatını Türk, Fars vs. dili Arapça olmayan veya Arap olup da fesahatte kelamın üslup sanatını bilmede, dili kullanma yönlerinde zirveye ulaşmayanlar da Kur’ân i’cazını anlayamaz, demektedir. Ona göre, Arap dilini bilmede uç noktada bulunup dilin yol ve ekollerine vakıf olanlar, fesahatte usta olan birisinin gücünün yettiği ve yetmediği sınırı bilenler ancak Kur’ân belagatını idrak edebilirler. Bu, aynen Sayrafî’nin edebi nakitte başkasının anlamadığını idrak etmesi, bir terzinin, kumaşın değeri ve güzelliği konusunda başkasının bilmediğini bilmesi gibi bir fenomendir.22. Cahız’ın bu sözünde doğruluk payı olsa da erken dönem olması nedeniyle disiplinler oturmadığından edebî kelamda mahir olmasa bile eski Araplar selim fıtratlarıyla Kur’ân dilinin güzelliğini zevk ettikleri gibi yabancılardan Arapçayı güzel öğrenip dil zevki iyi olanlar da Araplar kadar bunu anlayabildiklerini kabul etmek lazımdır. Nitekim Zemahşerî, Harirî bunun örneklerindendir. Yine Arap olmayıp da Kur’ân’ın belagattaki i’câzı konusunda eser yazan birçok müellif göstermek mümkündür. Bundan dolayı Diyauddin Itr’ın Arapçanın esrarına vukufu ziyadeleşen bir kimsenin Kur’ân’a anlayışının ve i’câzına imanının da o nispetle arattığını söylemesinde23 haklılık payı vardır.. O halde Kur’ân’ın bu hususunu gerçek anlamda idrak etmek edebî zevk sahibi olmayı gerektirir. Ancak dil organizma gibi durağanlığı kabul etmediğinden Kur’ân‘ın bu yönünü de en iyi algılayan kişilerin Kur’ân‘ın nüzul ortamında onun edebî gücünü tanıma hususunda doğuştan kabili-. el-Cahiz, Kadı Ebu Bekr, Muhammed b. et-Tayyıb, İ'câzü'l-Kur'ân, Dârü'lCiyl, Beyrut, 1991, s. 166 23 Diyâuddin Itr, el-Mu'cizetü'l-Halide, Dâru Nur el-Mektebât, 2005, s. 209 22. 89.

(415) 

(416) !#! ,2.  "  !#     

(417) , '  * " 

(418) 

(419) -Q "

(420) ""

(421) 

(422)

(423) !  "

(424)  !     !       !    "  "!     !(    #! ,2.  "  !#     

(425) , '      2.   "    !  !( !   KUR’ÂN  ! ,   21. ASRIN PERSPEKTİFİNDEN İ’CÂZI (EŞSİZLİĞİ)  Hayati AYDIN !       !    "  "!     !(    &  ! ! G  "    ! , #! 3 ! , , #!    ! yetli olan Araplar veya bu döneme yakın yaşayan kimiyeti sebebiyle Velîd’in bu itirafı Kur’ân sözü 2.   "    !  !( !     ! ,    @? edip ve filologlardır. Haklı olarak Şah Veliyullah nün büyüklüğünü ve onun i’câzının ikrarını ortaya  !  $ 

(426)   + ! 

(427)   

(428)    G  "    ! , #! 3 ! , , #!    ! ed-Dehlevî (1114/1762) şöyle mütalaada bulunkoymaktadır. #

(429)  +

(430) >5

(431)     

(432) #

(433) 

(434)  @? maktadır:.  $ 

(435)   + ! 

(436)   

(437)   Müfessir Âlusî‘nin, Kur’ân’ın ayetleri herhangi "

(438) 

(439)

(440) 

(441)

(442)  

(443)    İnsan kudretinin üstüne çıkan ve takatini aşan bir belagat sahibi tarafından dinlense tereddütsüz #

(444)  +

(445) >5

(446)     

(447) #

(448) 

(449)  Kur’ân‘ın yüksek* T 5

(450) 

(451)  

(452) 

(453)   

(454)   

(455) 

(456) 

(457) 

(458)  belagati onun i’caz yönlerinden onun ifadesi ile diğer beşerî ifadeler arasındaki farkı 

(459) 

(460)

(461) 

(462)

(463)  

(464)    birisidir. Biz ilk Araplardan sonra yaşayanlar olhemen anlar, demesi,28 Kur’ân’ın bu özelliğini ger-F   

(465)

(466) " ! 5  

(467)   

(468) 

(469)   duğumuz için bu belagatin içyüzüne ve gerçeğine çek anlamıyla takdir edecek olanların ilk dönem  T 5

(470) 

(471)  

(472) 

(473)   

(474)   

(475) 

(476) 

(477) 

(478)  ulaşamıyoruz. Ancak bizim edipler olduğunu ortaya koymaktadır. Nitekim. 

(479) 

(480)    bildiğimiz #"

(481) miktar,  )eski 

(482)      

(483) 

(484)   #

(485)  +  -F 

(486)

(487) " ! 5  

(488)   

(489) 

(490)    ve yeni herhangi bir kasidede bulamadığımız. Kur’ân etkisinde kalarak iman edip şiiri terk eden  "

(491)   ? 

(492) 

(493)  

(494) +!  

(495)  Kur’ân-ı Kerim’de bolca tatlı kelimeler terkip-  mualakâ olan Lebîd b. Rebîa,   #"

(496)   ) 

(497)     ve

(498) 

(499)  #

(500)  şairlerinden +  ler kullanılmasıdır. Bu husus zevke ait bir durum şiire   !  

(501) 

(502)  

(503)  I5  Z5_C7`E >xM t7cuBC 7WvB<8 wC RVB48C ' “! ' !   ? 

(504) 

(505)  

(506) +!  

(507)  olup ancak layık olduğu ölçüde idrak eden kişiler, karşılık Allah bana Bakara ve Al-i İmrân suresini 2.    !   2 $  )" ! ",! !

(508)   mesleklerinin zirvesine çıkmış şairlerdir. Yoksa verdi (yani! ' ! bu iki surenin yüksek belagati beni şiir  

(509) 

(510)  

(511)  I5  Z5_C7`E >xM t7cuBC -O 7WvB<8 wC RVB48C  '  29  8

(512)  $ demiştir.  Z 

(513)   

(514)  '  ( * bunu anlamak avamdan kimsenin!  kapasitesinde de-B  densoğuttu)“ Yine#  Ömer b. Hattab  !   2 $  )" ! ",! !

(515)   24 ğildir. Allah Resulünü öldürmeye giderken eniştesi Hab

(516) !$ != 

(517) $

(518) *

(519)  "

(520) !"

(521) 

(522)  -O bâb ve kardeşi Fatıma binti Hattab’ın Müslüman ( * !   8

(523)  B   $  Z 

(524)   

(525)  Bundan dolayı Kur’ân nazil olurken Kur’ân’ın #  

(526)  " "! ! 

(527) 

(528) 

(529) 4G$ 

(530) ) +  U DGyCM e7=C<I olduğunu işittiğinde yolunu onlara doğru değiştiredebî gücünü tanıma hususunda doğuştan kabili != 

(531) $

(532) *

(533)  "

(534) !"

(535) 

(536)  yetli olan Araplar ve onların öne çıkan şairlerinin. miş ve evlerinde okunan Tâ-Hâ suresine çarpılarak. " "! ! 

(537) 

(538) 

(539) 4G$ 

(540) ) +  U DGyCM e7=C<Ibu ne güzel, ne asil sözdür?“ dionunla ilgili  sözleri ve intibaları büyük önem taşır. yerek hayretini ifade etmiş ve Müslümanlığı kabul. Bu realiteden-Hdolayı Velid b. Muğire’nin (bazı kay P5X>  $C , $% C=   $/ 3P G3! G3  etmişti.30 Nitekim İslam’ın erken döneminde Allah  OFC[- naklarda bunun Utbe b. Rebiâ olduğu nakledil25 -R Resulü‘nü güzel ahlakından etkilenip Müslüman 3  5%R- mektedir ) Kur’ân‘la ilgili sözleri gayet önemi haiz -Q 5X>  $C , $% C=   $/ 3P G3! G3   3 

(541)   ! 

(542) VZ " 

(543)  &3  5%R-( olanların dışında insanların İslamı seçmelerinde en -C erken dönem yazılan bütün belagat FC[- olup nerdeyse  

(544) :

(545)

(546)  =",> $4 35C,:> $+ (  >'$H   > " P LG büyük etki Kur’ân’ın olmuştur.   5%R- kitaplarında yer almıştır. Kaynakların ifade ettiği *L 3 %[Q1\ 

(547) 5 

(548)  -R1T 5 

(549)  %-OE -F  

(550)   ! 

(551) VZ " 

(552)  &3  5%R-(  Resulü’nün T 5 

(553)  %-OE Acaba Kur’ân’da ne sır vardı ki o işitenleri bu kadarıyla Allah (s.a.v) Kur’ân (16/Nahl, -O  :

(554)

(555)  =",> $4 35C,:> $+ (  >'$H   > " P LG  

(556) $G 

(557) 5 $ 35/ "$   P G\3 OO->QCR 26 derece çarpıyordu? Hattabî, ilim adamlarının ekse90) okurken ifadelerinin Velid b. Muğire’nin kuL 3 %[Q1\ 

(558) 5 

(559)  -R1T 5 

(560)  %-OE riyetinin Kur’ân İ’câzının onun belagatinde ol 5 

(561)  %-OE lağına değdiğinde bunun başka bir kelam olduğunu  $G 

(562) 5 $ 35/ "$   P G\3 OO->QCR duğunu kabul etmekte fakat Kur’ân‘ın hangi fark etmiş ve  kavmine şöyle demiştir: “Allah’a konuda ayrıcalık gösterdiğini ortaya koyamadıkyemin olsun ki sizin içinizde benden daha güzel larını, onların, ‘biz bu konuda Kur’ân‘ın diğer beliğ şiirden, recezden, kasideden ve cin kelamından ansözlerden farklı olduğunu hissediyoruz fakat bunun layan yoktur. Bu adamın okuduğu bunlara benzesınırlarını ortaya koyamıyoruz’ dediklerini nakletmez. Allah’a yemin ederim ki bunun okuduğu 31 mektedir. kelamda bir tatlılık, üzerinde bir parlaklık vardır.. Üzeri meyveli, altı bereketli, üste çıkar fakat üstüne çıkılmaz, altındakini ezen bir kelam”27 Her ne kadar eski Araplar edebiyat eleştirmenleri ve belagat uzmanları olmasa da o dönemde Arap diline hâ-. es-Sekkakî‘nin (Ö. 626/1229) Kur’ân i’câzı, estetik ve güzellik gibi idrak edilir fakat tarif edilmez bir durum olduğunu ifade etmesi, tam yerinde bir tarif olduğunu kabul edebiliriz.32 Ona göre ‘bunu. Dehlevî, Şah Veliyullah, el-Fevzü'l-Kebir Fi Usluli't-Tefsir, Darü'l-Beşâiri'l-İslamiyye, Beyrut, 1987, s.102 25 Bkz. Kurtubî, a.g.e., I. 52 26 Bazı kaynaklarda bu şahısın Utbe b. Rabia olduğu nakledilmektedir (Bkz. Kurtubî, I. 52). 27 İbn Seyyidinnas b. Abdilhadi, Uyunü’l-Eser fî Fünûni’l-Meğazi ve’ş-Şemâil ve’Siyer, Dârü’l-Ma’rife, Beyrut, I. 106; Cürcanî, a.g.e., s. 125; Âlusî, a.g.e, I. 29, 31. Âlusî, a.g.e, I. 29, 31 İbn Hace el-Askalânî, el-İsâbe fî Temyizi's-Sahabe, Dârü'l-Ciyl, Beyrut, 1992, V. 675 30 İbn Hişâm, Ebu Muhammed Abdülmelik el-Meâfiri, Siyretü'n-Nebeviyye, Mektebeü'l-Asriyye, Beyrut, I. 257-258 31 Hattabî, a.g.e., s. 24 32 ez-Zerkeşî, Bedreddin, el-Burhân fî Ulumi'l-Kur'ân, Dârü'l-Kütubi'lİlmiyye, Beyrut, 1971, s. 176; Celaleddin, Suyutî, el-İtkan fî Ulumi'l-Kur'ân, Beyrut, Dâru İbn Kesîr,1987, II. 1210.. 24. 90. 28. 29. Journal of Islamic Research 2013;24(2).

(563) 

(564) 

(565)      3

(566) 

(567)    

(568) .  5 2 &   #3    ! .  

(569) 

(570)  !  

(571)  !

(572)       

(573) 

(574)      3

(575) 

(576)   .  5 2 &   #  " &  "  (   ! . 

(577)    

(578)  

(579)    

(580) 

(581) 

(582)  )

(583)   " &  "  (    !   3   (' !   !   " &  "  (    !   3   (' !   !    3 "   "   "  '  ". 21. ASRIN PERSPEKTİFİNDEN KUR’ÂN İ’CÂZI (EŞSİZLİĞİ) 

(584) 

(585) . Hayati AYDIN. ER ! ER      .  5 2 &   #  "   "   "  '  "  2 &      3  "   

(586) "   "   "  '  "  2 &      33

(587) 

(588)   "  !"   

(589) 

(590)    !"  )  . lar? Nedir şurada burada yükselen kürsüler? Nedir ancak selim )  !  fıtrat sahibi, İlmü’l-Meânî)  !  ve" &  "  (    !   3   (' !   !    Beyân’da. 

(591) 

(592) 

(593)   " 

(594) 33 "   "   "  '  "  Oralarda  3 en  "  !"  bilirmisiniz?2 & Arap   fuarları! değerli mal- ER 

(595) 

(596)  mahir olanlar idrak edebilir. Ancak buna rağmen. 

(597) 

(598) 

(599)   " 

(600) N  

(601)  

Referanslar

Benzer Belgeler

En düşük kovaryans ilişki ise iş ortamından kaynaklanan tıbbi hata nedenleri ile kayıtlardan kaynaklanan tıbbi hata nedenleri arasındadır (ρ=0,079). Tıbbi hata

Sonuçta girişimcilik temel bazı özellikleri gerektirmekte ve bu özelliklere sahip olan kişi hangi meslek sınıfına dahil olursa olsun, aynı zamanda bir girişimci olarak

Çalışmanın amacı, Mâtürîdîliğin imâmet anlayı- şıyla ilgili Ebü’l-Yüsr el-Pezdevî (ö. 508/1115) görüşle- rini genel hatlarıyla ele alıp incelemek,

Aşağıdaki şiiri 5 kere okuyup altındaki satırlara yazın ve yazdıktan sonra yazdığınızı okuyun.. ANNEM

Haber ile merfu olduğu yönündeki yaklaşımı da bazen haberin kendisinden sonra gelen açık bir isimde de amel edebileceğini (هوبأ ٌمئاق ٌديز

• 1· The Holy Quran: a complete Code of Life which contains guidelines on spiritual, social, economic and political aspects of human life.. • 3· The Wise Caliphs and Pious

The article devoted to the relations between the writer and his audience. To study these relations we use the conception of «the literary reputation». It is the notion about

Hiç şüphesiz bu konuda en önemli çalışmalardan biri İbnü′l-Cezerî′nin de (ö. Hüzelî′yi ayrıcalıklı kılan husus ise, genç yaşta memleketinden çıkıp