• Sonuç bulunamadı

İbnül Emin Mahmut Kemal İnal

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "İbnül Emin Mahmut Kemal İnal"

Copied!
3
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

İbnül Emin

Mahmut Kemal

İnal

B İY O G R A F İS İ: T a rih ç i v« B iy o g ra iic i Doğ: 1870 - 1957 M ü h ü r d a r E m in F a ş a n ın o ğ lu d u r Ö zel ta h s il y a p tı. Ç o k g en ç y a ş ta g a z e te ve m e c m u a la ra y a z m a ğ a b a ş la d ı. S a d a r e t ?»lektupçu K a le m i. E y a Ja tı M ü m ta z e K ale m. m ü d e v v e n a tı K a n u n iy e , T a k v im i V a k a y i m ü d ü r lü k le r i y a p tı. D iv a n ı H ü m a ­ yun. b e y lik ç is: o ld u . E v k a fı İs lâ m ıy e m ü z e sin i k u r d u . T a rih i V e s ik a la r T a s n if H e ­ y e ti R e isliğ i T ü rk T a r ih E n c ü m e n i ü y e liğ i, E v k a f M üzesi m ü d ü r lü ğ ü y a p tı.

E s e r le n : S o n A s ır T ü r k Ş a ir le ri, S o n S a d r a z a m la r v.s. k ı r k ta n fa z la e s e r.

T

ARİH alanında, bugün eşsiz bir otorite olan üstat; olay­

ları sadece kaydetmekle kısırlaştıran sathî bir «vak’a

ne vis» değil, devirlerin mukayesesiyle faydalı neticeler

çıkaran; ihtisas sahibi bir tarihçidir.

Kendi ilim alanında dergi kalmıyan Mahmut Kemal’in

önünde bilginler baş eğer. O; biographie — ha! tercümesi ve

bibliyografı ilimlerinin yurdumuzda tek alemdarı idi.

Hiç gülmiyen ve fakat ibret ve hikmet dolu nükteleriyle

başkalarına gülümseme verip düşündüren, kendine benzer bir

zattı. Bir mecliste bilgiçlik tavrı takınmaz; lâkin bahisten ba-

hise geçtikçe, eh’iyetini — gurursuz, iddiasız — kendiliğinden

ispat etmiş oluverir.

Alçakgönüllülüğünün altmda büyük bir nefs izzeti saklı

olan bu eski, asıl İstanbul efendisi; kentlisini sayanı çok sayar

ve küstahın dersini vermekte de asla ihmal göstermez. Alın­

ganlığının kanatlarında gizlenen onuruna dair duyu’muş fık­

ralarından birindeki şu eiııas pek incedir:

Bm

gün.. O k u m ak tan bunalan ü sta d ı kendini Î3tanbul G ülhane P ar- k m a atıp , şöyle k ap ıy a y ak ın kanapelerdpn birine il'şm iş. O sıra d a ay. nı yerde o tu ra n bir genç kadın — belki tesad ü fen — k alk ıp g itm eğe dav- ranınca; şık lığ a ehem m iyet verm iyen, k alen d er halli ü sta d alınıp, hem en a y a ğ a k alk m ış ve:

— E sta ğ fu ru lla h .. O turunuz!.. D iyerek g u ru rla yürüm üş.

(2)

126 TÜRK N’Ü K T EC tL E R t

îç dünyası çabuk seçilmeyip, meclisinde dikkatli olunma­

sa icabeden bu zata; merhum Süleyman Nazif, şu mısrâ ile,

pek veciz teşhis koymuştur:

N e k e n d i k im s e y e b e n z e r, n e k im se k e n d in e !..

Değme kişiye nasip olmıyan orijinal fıkralarındaki garip

nükteler insanı önce şaşırtırsa da, sonra bu sözdeki isabeti tas­

dik ettirir. Mehmet Emin Paşa’nın oğlu o’up, gençliğinde tan­

tanalı ömür sürmesine rağmen; yaşlılığında hayatım basite ir­

ca etmiş, sade ve âlâyişsiz yaşamaya başlamıştır. Cemiyetle

teması, icabettiği derecede... Ev dekoru da, lüzumu olduğu ka­

dar...

D I R gün; çok zengin ve b iraz d a g ö ste riş düşkünü b ir ahbabı, yeni yap. tırd ığ ı m ükellef köşke, onu .ısra rla d âv e t etm iş. Y aşlı ve gün görm üş ü sta d ; debdebe m erak lılariy le ü lfe tte n ho şlan m am asın a rağm en, h ay ra, m nın v illâsına k ısa b r n e z a k e t z iy a re ti yapm ış.

B ir a ra lık tu v a le te g irm e k isteyince; evin hizm etçi kızı m u hterem m isafiri banyo dairesine g ö tü rm ü ş. F a k a t m odern insanın b ir ayakyo- lunda ne fa z la ve g a rip şeylere Iht yacı olduğunu gören ü sta d ; e tra fa h ay re tle b akm ış: Dilim dilim k alo rife r te rtib a tı... K alo riferin banyoyu ısıtam ad ığ ı günlerde y ak ıla c a k te rm o s... Ç abuk tr a ş olm ak için h av a g a ­ zı şofbeni... A cayip b ir o tu r a ğ a benzeyen bide... Yaylı k ap a ğ ı kendi ken. d n e k a lk a n k lo z et... O nun üzerinde zincirler, su dep o ları... R a fta m a k a s­ tan, cım bıza k a d a r â le tle r... Ç eşitli p o m a t tü p le ri... D u v ard a k â ğ ıtla r v.s.

K apıyı ö rtm ed en içerisini inceliyen h a z re t; so fad a bekliyen hizm etçi k ız a gülüm seyip;

— B urası b ir âlem , evlât!., dem iş; sen bizi r a h a t b ıra k ... H enüz ne y ap a ca ğ ım ıza k a r a r verem edik!..

Pek genç yaşta gazete ve mecmualarda İlmî etüdler yazan

üstad Mahmut• Kemal’in hal tercümesinde, yazarlıktan başka;

birçok vazife’er aldığı yazılıdır: Bâbiâli «Takvimi Vekayi» ve

«Müdevvenatı Kanuniye» Müdürlükleri... «Divanı Hümayun

Beylikçiliği» gibi mühim memuriyet... Birkaç arkadaşiyle kur­

duğu (Evkafı İslâmiye yani: şimdiki «İslâm Eserleri Müzesi»

Müdürlüğü... Sonra «Vesaiki Tarihiye Tasnif Heyeti» Reisliği

ve «Türk Tarih Encümeni âzalığı» v.s.

19 0 8 M e şru tiy et inkılâbından so n ra; kendisini p ek g a rip isim li bir vazi­ feye tâ y in etm işlerdi. B ir dostu, o gün daireye gelip, k u tla m ış:

— «E yâleti M üm taze» M üdürlüğüne gelişini te b rik ederim !.. N ü k tec i m üdür, gülm üş:

4 — Şu senin «m üm taz eyalet» dediğin, a ltı yüz ihm al edilm iş zavallı yurd u n b ir kısm ı değil m i?.. H ülya kuruyoruz, dostum !.. Ben «E yâlâtı M üm taze» değil, «H ay âlâtı M üm taze» m üdürüyüm !..

Gerek aileden kalan, gerek bütün ömrünce kazandığı para­

yı yalnız kitaba veren büyük eh’iyetimiz; hattâ beheri on beş,

yirmi bin lira değerinde bazı kitaplarla dolu zengin

(3)

kütüpha-IBNÜL E M İN M AHM UT KEM A L İN A L 127

nesini İstanbul Üniversitesine bırakarak; fazilet adamı da •ol­

duğunu ispat etmiştir.

J ^ Ü T A R E K E yılların d a; k ıym etli eski eşy ala r, yazı ta b lo la rı ve d iğer a n tik a la rla süslü evinde, işgal k u vvetlerine m ensup b ir aile z o rla o tu ­ rup, birçok değerli şeyleri alıp götü rd ü ler.

Bu pişkin aüe, a n tik a eşy ad an birini h e r a lış ta : «Sizden b ir h atıra!..» diye sırıtıp k a ld ırırlarm ış. B ir gün ü s ta t; a k ra b a sı bir-flelikanlıya bu y a ğ ­ m a*, fam ily an ın genç kızını g ö ste re rek : «öp şunu!..» deyince; bu sözde bir h ik m et b u lunduğuna inanan genç, em ri y erin e getirm iş.

K ızın annesi y o rtu , şenlik değilken — bu bûsenin sebebini a n la m a ­ yınca; ü s ta t gülüm sem iş.

— Bu, bizim e ş y a y a m ukabil, b ir h â tır a aldı!..

Yazdığı kitaplar; mevzu'ar hakkında değil biraz fikir sun­

mak, isimleri bile bu sütünlarda üstadın nüktelerine yer ver-

mıyecek kadar, çoktur. 42 kıymetli eserin sahibi olduğu halde-

son zamanlarda neşrine devam ettiği, eski sadrâzamlara dair’,

bilgi hâzinesi; onun kendi eliyle kendine diktiği bir âbidedir.

N Ü K T E L E R İ p ek z a rif olan m ütefekkirim iz, gençliğinde b irk aç piyesini

gördüğü a k tö r B u rh an ed d in ’in yedi sekiz yıl önce gene tem siller verdi­ ğini duyup, s ır f geçm iş günleri, y aşam a k arzu siy le b ir m üsam eresine git-Mfevzu ne k a d a r b e rb a tsa ; B urhaneddin de, yeni tiy a tr o s a n a tk â rla r ı­ m ıza nisbetle, o derece ip tid ai ve k ötü oynam ış. Bu y avan sah n eler k a r şısında h alk b ire r ik işer k aç ark en , p a rte rd e n ıslık sesleri de d uyulm aya başlam ış. O s ıra d a b ak m ışla r ki ü s ta t d u rm ad a n el çırpıp alk ışlıy o r Ti y a tro y a b era b er geldiği z a t sorm uş: '

— Bu piyesin nesini alk ışlıy o rsu n u z?.. G ülerek cevap verm iş:

— Piyesi, a k tö rü değil; ıslık çalan ları alkışlıyorum !..

Ç J E N E b ir yıl; İs ta n b u l’a gelip kendisini z iy a re t eden b ir yabancı ta rih . ®®yazl.t ’t f E r n n , K e n d in in lo k a n ta sın d a yem ek yiyorlarm ış, b o fra d a ta rih çin in k a rısı olan k ib a r m adam d a varm ış.

So^ t b ir a ra I,k eski T ü rk sa ra y la rı h a y a tın a geçm işken, m ü ste şrik sorm uş .

«Hadım A ğa» m ı, y o k sa — K ad ın lar dairesine b ak a n zencilerin adı

«H arem A ğası» mıydı ?.: Ü stad izah etm iş:

—■ Bu; k üçük y a ş ta n hadım edilen a d a m la ra «H arem A ğası» denirdi' K adın; gene b ir şey an lam a m ış olacak ki, ta f s ilâ t istem iş-

~ N e y a p a rla rd ı s a r a y d a ’ .. N asıl insanlardı H arem A ğ ıd a n . İbnul Em in, şöyle an latm ış: 5

77 E ski F ra n sız sa ra y la rın d a ; b o y u n la n n d a a ltın zincire bağlı bir t a r î ı y a ? . ^ ^ ^ 5‘k m a k iznlni alm ış olan S n l a r

E pey ta rih î bilgisi bulunan kadın:

« J f r V r de,!T1İ-' ,° n! l ra ' A nah ta rh M abeyinciler» ism i verilirdi!. Ü sta t; sözünü şöyle bitirm iş:

riydîT I?te H arem A g aIan d a * blzim s a ra y la n n , a n a h ta rsız

mabeylnclle-Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği T a ha To ro s Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

meselâ bazen büyük babacığım (Ahmet Mithat efendi) çiflikte gayet körpe bir salatalığı, camn çektiği bir tarzda bir yaprak için­ deki tuza batırıp çıtır

Hayatının son günlerinde kendisine milletlerarası akade­ milerin müşterek karar ve mu­ vafakati ile verilen «Bavyera Kırallığı ilim ve sanat büyük altın

Ünlü işadamı Vehbi Koç, tehditler nedeniyle “Büyük Konstaninus'dan Fatih Sultan Mehmed’e Konstantino- polis-İstanbul” sempozyumunu bir başka tarihe erteli­

— Şiir dışındaki yazın tür­ lerinde yayımladıklarım, o tür­ lerin zorunlu yapı başkalıkları dışında, sanırım, şiirlerimdeki temaları, sanat, İnsan

DEDİK ya, Namık Ke­ mal’e göre, o tarihte Midil­ li Adası yöneticileri tam bir çeteymiş, mesela meclisi idare azalan.... Namık Kemal hepsini aynı fıçıya

Böylelikle bebeğin beynindeki si- nir hücreleri arasında daha önce bu durum özelinde kuru- lan bağlantı kopar, sinir hücreleri yeni bağlantılar oluştu- rur. Bu da ağlama

Sonra İsterseniz şair diye tanınan kişiyi, yâni kendisini tanımlar size: «Bizim toplumumuzda şair önem- »enmcyen, yaşadığı süre içersinde anlaşılmayan,

Özellikle grafen (iki boyutlu karbon) üzerine hem kuramsal hem de deneysel çok sayıda bilimsel çalışma yapıldı ve sahip olduğu sıra dışı özellikler sebebiyle