i
a o >ayx
Hafta içinden notlar
*
Tffiiki.e tahammül etmek
lir Gİruntuk eseridir
(Baş tarafı 5 inci sayfada) İşte bu uzun tecrübeme daya tıarak bu gençlere samimî tav- eiyem, otuz şu kadar yıldır, mek teplerde de kendilerini yetiştir mek için çalışan bu satırların yazarına tam bir itimadla inan | ısıalandır. Ekserisi meçhul olan isimleri en acı tenkidle de sü tunumda tanıtmam onlar için ilk küçük eserlerinde bir ümid- Sizlik, bir kırgınlık ve bir kız Çınlık hissi uyandırmamak, bi lâkis daha iyi bir eserle ortaya çıkmak arzularını kamçılâma- malıdır. Bizler, bu sütunların, yazarları, ne üstadlıkla öğünii- yoruz, ne de tenkidleıirnizden hoşlanmadıkları zaman bazı gençlerin hiddetlerinden gocu nuyoruz.
Sadece tabiî olsunlar, bu kâ fi, ve sanatin öyle bir hamlede' elde edilebilecek bir zafer ol - madığına inansınlar, bu da ken dileri için elzem. Ötesi boş lâf tır. Vicdanı müsterih olan ten- kidciye gelince, aklı erdiği ka dar yapacağı işi bilir. Esasen heon Daudet’nin dediği gibi ten kideinin üç meziyeti olmalıdır:
1 — Kendini unutması. 2 — Dostlukları kadar, şahıs ları hakkında dostluk duyma - dıklarına karşı da tarafsız ol ması.
3,— Müellifin maksadını anla inağa çalışması.
Fakat ne var ki, edebiyatın en ileriye gitmiş olduğu memle ketlerde, meselâ Fransada bile herhangi bir sanate dair tenkid
yazısı yazanların uğradıkları haksızlık budur. Bir eseri beğe nirlerse makbuldürler, beğen - tnediler mi insinler yerin dibi ne! Bunun içindir ki, o diyar daki - bizdeki gibi üç beş değil- yüzlerce tenkideinin en derin iç gcısı da budur. Hepsi bilhassa
MAZQN
MEYVATUZU
MİDİ EKŞıliK
YANMALAR!!
şahıslarım tanıdıkları, yahud daha müthiş, dost oldukları e debiyatçıların eserlerini tenkid ederken duydukları azaptan şikâyet ederler. Pierre Lavwel şöyle der: «Tam nıânaslle bir tenkidei. şahsî münasebetlerin can sıkıcı tesirinden kurtulmak için, şehirde evinden başka hiç bir yerde ne yemek yemeli, ne de kapıcısından başka bir kim se ile tanışmalı!»
Ne kadar güç mesele değil mi? Haydi evinden dişarı çık - madın, halin vaktin yerindedir, dostluklardan uzak yaşıyorsun ve yalnız çıkan kitapları okuyor sun. Eline tenkid kalemini al- din mı, bu defa da, bizim bir ta kim genç şairlerde olduğu gibi tanımadığın meçhul şöhretle - rin bile hışmına uğrayacaksın- dir. Halbuki sen ne düşünmüş
tün? Bir ismi, ilk eserini beğen mesen bile, ikinci bir eserinde okşamaman için hiç bir sebep yoktur. Doğru olan budur am ma, gel de bu insafı, ilk adım larda edebiyat koşusunu ka - zanmak istiyen henüz toy ede biyatçıda ara! Senin iyi niye tin onun için bir fenalıktır, ma demki eserini alkışla karşılama dm!
Yazımı bitirmeden, Jean - Jac'ques Brousson isminde bir teııkidciden de birkaç satır nakletmek isterim. Bu zeki a - dam, her şeyden evvel, yazıda kendi yazı nevini seçenlere, ten kidçilere acıyor ve şöyle diyor:
«Tenkid için eline aldığın bir kitabı beğenir, takdis edersen bu takdisin yavandır. Tel’in e- dersen, kötü huylusundur, ya hud midenden rahatsızsındır. Yazında âlim olsan, ukala, ma lûmat satıyor derler. İhtiyatlı davransan, korkak sıfatını ya pıştırırlar. Hele tenkidinde cür etli davranırsan anarşist olur çıkarsın!»
Hakikaten Brousson’un hakkı var. Bu işin içinden kolaylıkla çıkılmaz. Fakat ne var ki ten kid eden de telif eden kadar, güçlükle göğüs germekten hoş lanır. Bunların ikisini her za - man elele görmek te imkânsız dır. Fakat neticede ihtimal iki sinin de çilesi birdir; Biri yara tırken biri de tetkike kovulur - ken...
~TT-HALİT FAHRİ OZANSOY
Taha Toros Arşivi