2.9. İlgili Araştırmalar

2.9.1. Yurt İçinde Yapılan Çalışmalar

Bu bölümde yurt içinde öğretimsel liderlik ve motivasyon konularında yapılan çalışmalar iki alt başlık altında sunulmuştur.

2.9.1.1. Öğretimsel Liderlik ile İlgili Çalışmalar

Türkiye’de öğretimsel liderlik alanındaki ilk çalışmalardan biri Bursalıoğlu (1981) tarafından yapılan ‘Okul Yöneticilerinin Yeterlikleri’ çalışmasıdır. Bu araştırmada okul müdürlerinin gösterdikleri ve göstermesi gereken yeterlikler üzerinde çalışılmıştır.

Araştırmacının kendisi tarafından geliştirilen ve bakanlık müfettişleri, ilkokul müdürleri ile öğretmenlerden oluşan 2688 kişiye uygulanan bu ölçek sonucunda bazı bulgular elde edilmiştir. Araştırmaya katılanların hepsine göre okul içi ve dışında uygulanan eğitim ve öğretim çalışmalarının değerlendirilmesi, okul içi ve dışı haberleşme etkinliklerinin düzenlenmesi, iş gören geliştirmesi alanlarında okul yöneticilerinin düşük derecede yeterlik gösterdiği sonucuna varılmıştır.

Ensari (1993) tarafından yapılan “Okul Yöneticilerinin Liderlik Davranışlarının ve Ortamının Öğretmenler Tarafından Değerlendirilmesi” adlı araştırmada öğretmenler tarafından, okul yöneticilerinin liderlik davranışlarının nasıl değerlendirildiği saptanmaya

çalışılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin değerlendirmesinde okul

yöneticilerinin cinsiyetleri, branşları, bitirdikleri son eğitim kurumu ve kaç okul yöneticisiyle çalıştıkları kriterlerinde yüksek beklentiler, kaynaklar ve güçlük-dinamizm boyutlarında farklılıklar olduğu orta çıkmıştır.

Gümüşeli (1996) tarafından yapılan “İstanbul ilindeki İlköğretim Okulu Müdürlerinin Öğretim Liderliği Davranışları” adlı araştırmada, ilköğretim okulu müdürlerinin öğretim liderliği davranışlarını hangi derecede yerine getirdikleri belirlenmeye çalışılmıştır. Okul müdürleri ve öğretmenlerden oluşan 299 kişiye uygulanan ölçek sonucunda, okul yöneticilerinin öğretimsel liderlik alanında kendilerini yeterli gördükleri sonucuna ulaşılmıştır.

Okul müdürleri; öğretimsel liderlik görevlerinden olan öğretimi denetleme ve değerlendirme, eğitim programını eşgüdümleme, okulun amaçlarını geliştirme, öğrenci ilerlemesini izleme, öğretim zamanını koruma, öğretmenlerin mesleki gelişimini sağlama, akademik standartları geliştirme ve uygulama görevlerini çoğunlukla yerine getirdikleri görüşündelerdir.

Öğretmenler ise ilköğretim okulu müdürlerinin, öğretimsel liderlik görevlerinden; amaç geliştirme, eğitim programını eşgüdümleme, öğretmenleri çalışmaya özendirme, varlığını hissettirme, akademik standartları geliştirme, öğretim zamanını koruma gibi görevlerini genelde yerine getirirken; öğrenci başarısını izleme, öğrencileri öğrenmeye özendirme, öğretmenlerin mesleki gelişimini sağlama, öğretimi denetleme ve değerlendirme görevlerini müdürlerin algıladıkları düzeyden daha düşük düzeyde yerine getirdiklerini ortaya koymuşlardır.

Çalışmada yöneticilerin kendi algılarına göre gösterdiklerini düşündükleri öğretimsel liderlik davranışlarının, öğretmenlerce ifade edilen öğretimsel liderlik yeterliğinden daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Tanrıöğen (1998)’in 444 sınıf öğretmeni üzerinde yaptığı araştırma sonuçlarında ise okul müdürlerinin zamanlarının çoğunu alan angarya işlerden kurtulması gerektiği, öğretmenlerin ihtiyaç duydukları ortamı hazırlayarak onlara yardım eden birer öğretimsel lider olmalarının beklendiği sonucu ortaya çıkmıştır.

Taş (2000) tarafından yapılan “İlköğretim Okulu Yöneticilerinin Öğretim Liderliği Rollerini Gerçekleştirme Düzeyleri” adlı araştırmada ilköğretim okulu yöneticilerinin öğretimsel liderlik davranışlarının boyutlarını ne düzeyde gerçekleştirdikleri ve bunları yerine getirirken hangi felsefi yaklaşımdan etkilendikleri belirlenmeye çalışılmıştır.

Araştırma sonucunda ilköğretim okulu müdürlerinin öğretimsel liderlik davranışlarından; öğretmenin yetişmesi için imkân sağlama, okulun amaçlarını geliştirebilmek için öğretmen ve velilerle işbirliği yapma, öğretim etkinliklerinin yıllık plana uygun olarak yapılmasını sağlama, öğrenme ve öğretmeye elverişli bir okul ortamı hazırlama, öğrenmeyi engelleyen problemleri çözmeye çalışma, okul ile çevre arasındaki çatışmaları giderme, öğretmenler kurulunca alınmış kararlara uyma, öğretime yardım eden bir okul iklimi geliştirmek için çalışma, öğretmeni değerlendirirken tarafsız davranma, çalışanlar için güven ortamı oluşturma rollerini her zaman yerine getirdikleri belirtilmiştir.

Derslere girerek örnek dersler verme, öğretmenlere öğretimsel liderlik konusunda geri bildirimlerde bulunma, öğretmenleri sınıflarında gözlemleme, öğrencilerin fiziksel ve sosyal gelişimleri için ortam hazırlama rollerini ise daha düşük düzeyde yerine getirdikleri belirlenmiştir.

Aksoy (2006) tarafından yapılan “İlköğretim Okulu Yöneticilerinin Öğretimsel Liderlik Rolleri (Aydın İli Örneği)” adlı çalışmada ilköğretim okulu yöneticilerinin öğretimsel liderlik davranışlarını hangi düzeyde gerçekleştirdikleri öğretmenlerin görüşleri doğrultusunda belirlenmeye çalışılmıştır. Yapılan araştırma sonuçlarına göre ilköğretim okulu yöneticilerinin; okulun genel amaçlarını öğretmen ve öğrencilere açıklamaları üst düzeyde gösterdikleri öğretimsel liderlik davranışı olarak ortaya çıkmıştır.

Okulun amaçlarını geliştirirken öğrencilerin başarı durumundan yararlanma davranışı ise en alt düzeyde gerçekleştirilen öğretimsel liderlik rolü olarak ifade edilmiştir. Ayrıcı hizmet içi eğitimlerine katılan yöneticilerle, bu eğitimlere katılmayanlar arasında anlamlı farklılıklar saptanmıştır.

2.9.1.2. Motivasyon ile İlgili Çalışmalar

Sabancı (1994) “Eğitim Yönetiminde Çift Yönlü İletişim Yönetilenleri Motivasyon ve İş Doyumu Bakımından Nasıl Etkilemektedir?” adlı çalışmasında eğitim sisteminin başarısı ve verimliliği açısından, sağlıklı iletişim ve ilişkilerinin ne düzeyde etkili olduğunu ortaya koyup, bunun çalışanlarda iş doyumu ve motivasyon bakımından ne derece etkili olduğunu ortaya çıkarmayı amaçlamıştır. Araştırma sonucuna göre ise çift yönlü iletişimi kullanan yöneticilerin öğretmenlerin motivasyonu ve iş doyumu üzerinde önemli ölçüde etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Şahin (1999) tarafından gerçekleştirilen “İlköğretim Okullarında Görevli Öğretmenlerin İş Doyum Düzeyleri” adlı çalışmada resmi ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerin, yöneticilerin liderlik tarzı boyutunda “kısmen” doyumlu oldukları tespit edilmiştir. Yapılan çalışmada okul müdürlerinin öğretmenleri güdüleme derecelerine ilişkin öğretmen algıları, cinsiyete göre farklılık göstermektedir. Bu noktada erkek öğretmenler okul müdürlerini daha güdüleyici bulmaktadırlar.

Sosyo-ekonomik durum açısından bakıldığında ise alt düzey okullarda görev yapan öğretmenler, orta ve üst düzey okullarda çalışan öğretmenlere kıyasla okul müdürlerinin güdüleyici davranış gösterme düzeyini daha olumlu karşılamaktadırlar. Kademe açısından ikinci kademe öğretmenleri, birinci kademe öğretmenlerine oranla okul müdürlerinin daha fazla motive etmeleri gerektiğini belirtmişlerdir. Araştırma sonucunda okul müdürlerinin motive edici davranış gösterme düzeylerine ilişkin öğretmenler arasında önemli bir farklılık olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Çiçek (2002) tarafından gerçekleştirilen “İlköğretim Okulu Yöneticilerinin Sınıf Öğretmenlerini Güdülemede Kullandıkları Yöntemlere İlişkin Yönetici ve Öğretmen Görüşleri” adlı çalışmada ilköğretim okulu yöneticilerinin, okullarındaki sınıf öğretmenlerinin ihtiyaçlarını karşılamak ve örgüt amaçlarını gerçekleştirmek için kullandıkları psiko-sosyal, örgütsel ve yönetsel, maddi güdüleme yöntemleri belirlenmeye çalışılmıştır. Öğretmenlerin belirlenen düzeydeki görevleri başarıyla yerine getirebilmeleri için ne tür güdüleme tekniklerini kullanmaları gerektiği tespit edilmeye çalışılmıştır.

Araştırma sonucunda öğretmenleri işe güdülemek için okul yöneticileri tarafından en fazla tercih edilen davranışın, yapılması gerekenlerin çalışanlara mantıklı bir şekilde açıklanması olduğu ortaya çıkmıştır. Çalışanlarla dostluk kurma ve yönetici olarak işin yapılmasında diretme yollarının ise yöneticiler tarafından oldukça sık kullanıldığı tespit

edilmiştir. Ayrıca yöneticilerin, öğretmenlerin görüşlerine başvurarak ortak kararlara ulaşma ve bu sayede işe güdüleme yöntemini “ara sıra” tercih ettikleri ortaya çıkarılmıştır. Yöneticilerin, öğretmenleri motive etmek için en az tercih ettikleri yolun ise yasal yollara başvuracaklarını söyleyerek öğretmenleri işe güdüleme olduğu ortaya çıkmıştır.

Ergen (2009) tarafından yapılan “İlköğretim Okulu Müdürlerinin Öğretim Liderlik Davranışlarının Öğretmenlerin Motivasyonu Üzerindeki Etkisi (Manisa ili Örneği)” konulu çalışmada ilköğretim okulu müdürlerinin öğretim davranışlarının öğretmen motivasyonu üzerindeki etkisi belirlenmeye çalışılmıştır.

Yapılan çalışmalar sonucunda ilköğretim okulu öğretmenlerinin motivasyon düzeyleri ile cinsiyetleri, eğitim düzeyleri, mesleki deneyimleri ve bulundukları okuldaki görev süreleri bakımından anlamlı bir fark bulunmamıştır. 21-25 yaş arasında yer alan öğretmenlerin motivasyon düzeylerinin, 36-45 yaş arasında yer alan öğretmenlerden daha yüksek olduğu belirlenirken; 26-30 yaş, 31-35 yaş ve 46 ve üzeri yaş grupları arasında öğretmenlerin motivasyon düzeyleri bakımından belirgin bir farkın olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Bektaş (2010) tarafından yapılan “İlköğretim Okulu Yöneticilerinin Sosyal İletişim Becerileri İle Sınıf Öğretmenlerinin Motivasyonu” adlı çalışmada öğretmenlerin motivasyonun cinsiyete göre karşılaştırılması sonucunda yönetici ve bireysel ihtiyaç boyutunda anlamlı farklılık görülürken; kıdeme göre yapılan karşılaştırmada anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Sosyal iletişim becerileri ile ilköğretim öğretmenlerinin motivasyonları arasında ise olumlu yönde, “orta düzey”, anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna varılmıştır.

Belgede Öğretmenlerin motivasyonu ile okul yöneticilerinin öğretimsel liderlik davranışları arasındaki ilişkinin analizi (sayfa 73-77)