• Sonuç bulunamadı

SU KAYNAKLARIMIZDAN ENERJİ ÜRETİMİ POLİTİKAMIZ VE GELECEK PROJEKSİYONLARI

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "SU KAYNAKLARIMIZDAN ENERJİ ÜRETİMİ POLİTİKAMIZ VE GELECEK PROJEKSİYONLARI"

Copied!
11
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

SU KAYNAKLARIMIZDAN ENERJİ ÜRETİMİ POLİTİKAMIZ VE GELECEK PROJEKSİYONLARI

İnşaat Mühendisleri Odası Ankara Şubesi

Su Kaynakları Planlama ve Elektrik Enerjisi Komisyonu

ÖZET

Elektrik enerjisi üretiminde yerli kaynaklarımızdan biri olan su kaynaklarımızın yeterince geliştirilmemesi hem yabancı kaynaklara bağımlılıkta hem de elektrik enerjisi fiyatlarında artışa neden olmuştur.

Su kaynaklarımızın enerji üretim politikasındaki yeri ve elektrik enerjisi sektöründe yabancı kaynaklara artan bağımlılık birer sonuç olup sebepleri ise uzun dönemdir yapılan tercihler ve uygulanan politikalarda aranmalıdır. Bugün yapılacak hatalı değerlendirmeler ve uygulanacak yanlış politikalar ise gelecekte ulusal güvenliğimizi dahi tehdit edecek sonuçlar doğurabilecektir. Bu nedenle konunun rasyonel bir yaklaşımla ele alınıp incelenmesine büyük gereksinim vardır.

Bu bildiride elektrik enerjisi üretiminde mevcut durum ve 2005-2020 arasındaki elektrik enerjisi üretim planlaması ve talep çalışmaları rasyonel olarak analiz edilmeye çalışılmıştır.

Yapılan bu çalışmanın amacı plan ve projeksiyonların analizi ve su kaynaklarımızdan enerji üretimimizin önündeki yasal, yapısal,ekonomik engellerin tespitine yardımcı olmak olarak belirlenmiştir.

Su kaynaklarımızdan enerji üretimi politikamızdaki eksiklikler sürdükçe yabancı kaynağa bağımlılıktaki artış da sürecektir. Bunun önlenmesi için su kaynaklarımızdan en verimli şekilde nasıl yararlanacağımızı ortaya koyan bir ulusal su politikasının önem ve önceliği artmaktadır.

1. GİRİŞ

Ucuz, temiz ve güvenilir elektrik enerjisi üretiminin bir ülkenin kalkınma ve sosyo-ekonomik gelişmesindeki anahtar rolü çok açıktır.

Sanayinin temel girdisi ve kalkınmanın temel unsurlarından olan bu enerji türünün üretiminde uzun yıllardır ulusal bir su kaynakları yönetimi ve enerji politikasının olmayışı, planlama anlayışından uzaklaşılmış olması yabancı kaynaklara olan bağımlılığı arttırmış ve ülkemizi bugün dünyada elektriği en pahalıya üreten ülkelerden birisi durumuna getirmiştir.

(2)

Kısa dönemli plan ve uygulamalar,enerji lobilerinin baskıları,yaşanan ekonomik krizler,ilgili kurumlar arasında koordinasyonsuzluk,bütçeden yeterli payın ayrılamaması,yeni finans modelleri oluşturmadaki başarısızlık vb. gibi etmenler de bugünkü durumu yaratmıştır.

2. SU KAYNAKLARIMIZDAN ELEKTRİK ENERJİSİ ÜRETİM SÜRECİ ÜZERİNE Ülkemizde geçmişteki elektrik enerjisi üretimi plan ve uygulamaları genel hatlarıyla değerlendirildiğinde aşağıda verilen tablo ortaya çıkmaktadır;

1. Yapılan tüm üretim planlama çalışmaları kısa vadeli olmuş ve bu alanda temel bir strateji oluşturulamamıştır.

2. İlgili kamu kurum ve kuruluşları kısa vadeli planları bile gerektiği gibi uygulayabilecek çalışma anlayışı ve sisteminden hızla uzaklaşmıştır.

3. Temel bir stratejiden yoksunluğun sektörde ortaya çıkardığı karmaşa ortamı,uluslararası şirket ve lobilerin etki alanını arttırmış ve politikaları kendi çıkarlarına göre oluşturma ve yönlendirmelerine olanak sağlamıştır.

4. Uygulanan politikaların yanlışlığı ve eksiklikleri ilgili kesimler tarafından ülke gerçekleri ve gereksinimine uygun teknik,bilimsel ve ekonomik açılardan detaylı bir şekilde ele alınmak yerine reddiye mekanizmalarına malzeme yapılmıştır.

5. Planlama ve arz projeksiyonları politik tercihlerin yanı sıra ,finansal olanak,kurumsal işleyiş ve yönetim iradesindeki zaafiyetler göz önüne alınmadan yapıldığı için istenilen sonuçlara genellikle ulaşılamamıştır.

6. Yatırımlara ulusal bütçeden yeterli payın ayrılamaması nedeniyle uygulamaya konulan yeni finans yaratma modellerinden (YİD,Yİ,İHD) istenilen sonuç alınamamış ,büyük miktarda kamu zararı oluşmuş ve sektördeki karmaşa artmıştır.

7. Sistemin gerek finansla gerek yapısal gerekse yönetimsel olarak rasyonel ve verimli bir işleyişe kavuşturulamamış olması, sürekli artan elektrik enerjisi talebinin de baskısı altında sadece bu talebi bir an önce karşılamaya yönelik politikaların uygulanmasına neden olmuştur.

Yukarıda ana hatlarıyla açıklanmaya çalışılan süreç ve uygulamalar bugün içinde bulunduğumuz durumun belirleyicisi olmuştur.Kalkınma ve sosyo-ekonomik gelişme için tüm iç dinamiklerini rasyonel bir şekilde harekete geçirmek zorunda olan ülkemizde elektrik sektörünün sorunları artık sonuçları üzerinden değil sebepler üzerinden ele alınarak tartışılmalıdır.

Bu analiz yapılırken gerek ihtiyaç projeksiyonlarında gerekse üretim planlamalarında İstenilen sonuçlara ulaşılmasını geçmişte engelleyen her türlü unsur ve zaafiyet açık bir şekilde ortaya konulmalıdır.

Mevcut durum ve izlenen politikalar nedeniyle uygulanması mümkün olmayan planlarla ulaşılacağı iddia edilen hedeflerin rasyonelliği bulunmadığı kabul edilmeli ve hedefler daha gerçekçi planlar yapılarak belirlenmelidir.

(3)

Konuyla ilgili tüm kurum ve kuruluşlar değerlendirmelerini gerçekçi teknik ve ekonomik analizlere oturtmalı ve ulusal bir politikanın oluşmasına katkıda bulunmak için konu tüm yönleri ile ele alınmalıdır.

Elektrik enerjisi alanında yakın geçmişte EPDK’nın kurulması ve diğer uygulamalar ile yeni bir dönem başlamıştır.4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile sektörün kamu etkisinden uzaklaştırmaya ve özelleştirmeye dönük olarak yeniden yapılandırılması çabaları sürmektedir.Uygulamaları su kaynakları ve su hizmetleri yönetimi alanında da görülen bu küresel ölçekli ve patentli politikalara karşı gerekli tedbirlerin alınması büyük önem ve öncelik taşımaktadır.

3. ELEKTRİK ENERJİSİ ÜRETİMİNDE MEVCUT DURUM

Şekil 1 incelendiğinde ülkemizdeki hidrolik, rüzgar ve jeotermal elektrik enerjisi santrallarının toplam kurulu gücünün Türkiye’deki toplam kurulu güce oranının % 34,5 olduğu, bunu % 34’lük oranla doğalgaz santrallarının izlediği görülmektedir.Yine istatistikler incelendiğinde en büyük kurulu güç artışının doğal gaz santrallarında olduğu ortaya çıkmaktadır.

Şekil 1.Kurulu Güç Kapasitesinin Birincil Kaynaklara Göre Dağılımı (37480 MW) (2004)

Hidrolik 33%

Doğal gaz 34%

Fuel Oil+

Motorin 9%

Kömür 23%

Diğer 1%

İlgili İstatistikler incelendiğinde Türkiye’de doğal gaz ile elektrik enerjisi üretiminin ilk kez 1985 yılında 58 milyon kWh ‘lık üretimle başladığı ve bu üretimin 2003 yılında 62 milyar kWh’a ulaştığı görülmektedir.2004 yılı itibariyle elektrik enerjisinin %39’u doğal gaz santralarından üretilmiştir.Bunu %31’lik pay ile Hidrolik enerji üretimi izlemiştir. 2004 yılında brüt elektrik enerjisi üretiminin birincil kaynaklara göre dağılımı Şekil 2’de verilmiştir.

(4)

Şekil 2. 2004 Yılında Üretilen Brüt Elektrik Enerjisinin Birincil Kaynaklara Göre Dağılımı (151 306 Gwh)

Hidrolik 31%

Doğal gaz 39%

Fuel Oil+

Motorin 6%

Kömür 23%

Diğer 1%

4. ETKB’NİN 2010-2015 TALEP VE ÜRETİM PROJEKSİYONLARI VE GERÇEKLEŞME OLASILIĞI

ETKB tarafından 2004 yılında detaylı çalışmalarla düşük ve yüksek talep senaryoları kullanılarak talep projeksiyonları yapılmış ve daha önce yapılan projeksiyonlardan daha düşük değerler elde edilmiştir. Yapılan en düşük talep projeksiyonuna göre 2010 yılındaki talep 216,7 milyar kWh olarak belirlenmiştir.Bu talebin karşılanabilmesi için 2010 yılına kadar öngörülen toplam ilave kapasite ise 7885 MW dır (TEİAŞ 2004).

- ETKB TEİAŞ tarafından yapılan Üretim Planlama Çalışmasında mevcut kullanım ile birlikte 30 milyar m3 ile sınırlandırılmış olan doğal gaz tüketimine bağlı olarak 2005-2010 döneminde 1482 MW’lık lisans almış projelerin kapasiteleri dışında doğalgaz yakıtlı kapasite ilavesinin olmayacağı kabul edilmiştir.

- Bu planlama çalışmasında doğalgaz santrallerinin 2010 yılında toplam kurulu güç içindeki payının %34, doğal gaz tüketiminin ise enerji sektöründe asgari alım miktarına göre 20 milyar m3 olacağı kabul edilmiştir.

(5)

Tablo 1. 2010 Yılına Kadar Yeni Kapasite İlavesinin (En düşük talep senaryosuna göre) Yakıt Cinslerine Göre Dağılımı(TEİAŞ 2004)

Linyit Taşkömürü İthal Kömür

Doğal gaz

Fuel Oil+

Dizel

Nükleer Rüzgar Hidrolik+

Jeotermal

Toplam

2005 1082 0 12** 922** 54** 0 860** 727*+98** 3755

2006 0 0 119** 170** 0 0 409** 643*+76** 1417

2007 0 0 0 390** 0 125 1070*+52** 1637

2008 0 0 0 0 0 125 334* 459

2009 320** 0 0 0 0 125 34* 479

2010 0 0 0 0 0 125 14** 139

2005 - 2010

1402 0 131 1482 54 0 1769 3047 7885

Kaynak ETKB TEAŞ Türkiye Elektrik Enerjisi Üretim Planlama Çalışması(2005-2020)/Ekim 2004

(*)İnşası devam eden projeler

(**) Temuz 2004 tarihi itibariyle lisans almış projeler

Tablo 2 Önümüzdeki 5 yıl içinde Düşük Talep Senaryosu İçin (2005-2010) Gerçekleşmesi Öngörülen Kapasite İlavesinin Yakıt Cinslerine Göre Dağılımı (TEİAŞ 2004)

Kapasite İlavesi Yakıt Cinsi İnşa

Halinde

Lisans Almış

2010 Yılı İçin Öngörülen Toplam İlave Kapasite MW

Oran (%)

Linyit 1082 320 1402 18

Doğal gaz 1482 1482 19

İthal Kömür 131 131 1.5

Fuel Oil 54 54 0.5

Rüzgar 1269+

500* 1769 23

Hidrolik 2440 2440 31

Jeotermal 607 607 7

Toplam 3522 4363 7885 100

(*)Plandan gelen ek kapasite ilavesi

(6)

Şekil 3’den de görüleceği gibi 2010 yılına kadar gerçekleşmesi öngörülen ilave kapasite içerisinde Hidrolik % 31’lik oranla öne çıkmaktadır.Bunu % 23 ile rüzgar, %19 ile doğal gaz takip etmektedir. Ancak izlenen politikalar ve doğalgaz bağımlılık anlaşmaları bu planlamadaki yerli kaynak geliştirme oranının gerçekleşme olasılığının bulunmadığını ve tercihin doğalgaz yönüne yapılacağını göstermektedir.

5. TALEBİN DAHA YÜKSEK GERÇEKLEŞMESİ DURUMUNDA HAZIR ÇÖZÜM:

DOĞAL GAZ SANTRALLERİ !

ETKB TEİAŞ Elektrik Enerjisi Üretim Planlaması Raporunda 2010 yılına kadar talebin daha yüksek bir oranla (Senaryo I deki gibi % 7.9’luk bir oranla) artması durumunda bu talebin karşılanabilmesi için bir yeni kapasite ilave çalışması da yer almaktadır. Bu çalışmada daha düşük talep projeksiyonu (Senaryo II) için yapılan üretim planlamasındaki ilave kapasitelerin doğal gazın dışında aynı kaldığı, doğal gaz ilave kapasitesinin ise 1482 MW’dan 4282 MW’a çıkartıldığı dikkat çekmektedir. Plan çalışması sonucu yüksek talep projeksiyonu için 2009 ve 2010 yıllarında seçilen ilk ilave yeni santraller 2800 MW’lık Doğal gaz santralleri olmuştur.

Diğer bir ifade ile talebin yüksek gerçekleşeceği durum için 2009 ve 2010 yıllarında toplam 2800 MW’lık doğal gaz santrali planlaması yapılmıştır. Hidrolik santral kurulu gücünde herhangi bir artış planlanmamıştır. Bu da planlama tercihinin doğal gaz yönünde yapıldığını açıkça ortaya koymaktadır

Örneğin TEİAŞ’ın Elektrik Enerjisi Üretim Planlama Çalışmasında 2010-2015 döneminde yüksek talep senaryosuna göre 6811 MW , düşük talep senaryosuna göre 2572 MW’lık yeni HES ilavesi planlanmıştır. Aynı dönem için düşük talepli senaryoda doğal gaz kapasite ilave gücü değişmezken (6150 MW) hidrolik kurulu gücü ilavesi 2752 MW’a düşmekte ve bu dönemde 1500 MW’lık Nükleer santral yapımı devreye girmektedir. Sonuç olarak; talebin

Şekil 3. 2010 Yılına Kadar Gerçekleşmesi Öngörülen İlave Kapasite (Düşük Talep Senaryosu)

İthal Kömür

2% Doğal gaz

19%

Jeotermal 7%

Hidrolik 31%

Rüzgar 23%

Fuel oil 0%

Linyit 18%

(7)

düşük gerçekleşmesi durumu için diğerlerinden değil ama Hidrolik santrallerden vazgeçilmektedir veya düşük talep için planlamada Doğalgaz santrali yerine Hidrolik santral tercih edilmemektedir.

2010-2015 döneminde talebin düşük olacağı durum için planlanacak doğal gaz santralleri yerine hidrolik santrallerin kurulu gücünde azaltma tercihinin yapılması da söylemlerin aksine Türkiye’nin doğalgaz bağımlılığını arttıracak politikaların uygulanacağını ortaya koymaktadır.

Planlamada Yok ama Kurulacak,

Bu durum gerek talebin daha yüksek gerçekleşme ihtimali gerekse diğer santrallerin yapımındaki gecikmelerden kaynaklanabilecek arz açığının kapatılmasına yönelik ilave kapasite olarak öncelikle Doğal gazın düşünüldüğünü ortaya koymaktadır.

Bir diğer deyişle gerekli olması halinde sisteme eklenmesi düşünülen santraller Doğal gaz santralleri olacaktır.

Bunun yanı sıra 2010 yılına kadar ilave doğal gaz kurulu gücü planlanmamış olmasına rağmen, Planlama Raporunda 2011 yılında seçilecek ilave yani santraller Doğal gaz santralleri olmaktadır. Bu da 2010 yılından önce Doğal Gaz Santralleri kurulması için çalışmalar yapılacağını ortaya koymaktadır.

Doğal gaz santralleri arz talep dengesindeki açığın hızla kapatılabilmesi açısından uygun ve gerekli bir çözüm alternatifi olarak değerlendirilmektedir.Ancak yerli kaynaklarımız beklerken enerji üretiminde dışa bağımlı olduğumuz pahalı bir kaynağı planlandığı dönemden daha önce uygulamaya koyma zorunluluğu hem enerji maliyeti hem de ulusal ekonomimiz açısından olumsuzluklar yaratmaktadır.

Bu nedenle ülkemizin bu dönemde doğal gaza en az ihtiyaç duyulacak şekilde diğer yerli yakıt kullanan santrallerin bir an önce devreye alınabilmesi için her türlü yasal, kurumsal ve yönetsel düzelmemelerin hızla gerçekleştirilmesi ve uygulamaların önünün bir an önce açılması gereklidir. Bu anlamda oluşturulacak ulusal bir su kaynakları yönetim politikasına duyulan ihtiyaç artmaktadır. Su kaynaklarımızdan enerji üretimini daha hızlı ve rasyonel bir şekilde gerçekleştirilmesine olanak tanıyacak bir su kaynakları yönetiminin ulusal stratejisini ve kurumsal yapısını oluşturmak önem taşımaktadır. Bunun aksaması durumunda “doğalgaz’a öncelik vermeye yönelik bir strateji“ izlendiği şeklindeki değerlendirmeler doğal karşılanmalıdır. Çünkü bu alandaki gecikme planlardan sapılması ve talebin başka bir kaynakla sağlanması sonucunu doğuracaktır.Bu durum ise yabancı kaynaklara bağımlılığın artmasının yanı sıra ekonomik kaybın da artmasına neden olacaktır.

Kısaca elektrik enerjisi üretiminde sorun doğalgaz kullanımı değil bu kaynağın pahalı olması ve ulusal amaçlı enerji planlamasından önce devreye alınması ve bu dönemde gerekmediği halde kıt ekonomik kaynaklarımızın yurtdışına akıtılması sorunu olarak ortaya çıkmaktadır. Bir diğer deyişle sorun Elektrik enerjisi üretim ve işletme planlamasının rasyonel ve ulusal çıkarlarımızı gözeten bir şekilde yapılmamış olması sorunudur.

(8)

6. GEREKLİ YATIRIM BÜTÇESİ VE OLASILIKLAR

ETKB’nin Üretim Planlaması Çalışması Raporunda, 2010 yılında en düşük senaryoya göre belirlenen (Yıllık % 6.4 oranında talep artışı) 216.7 milyar kWh’lık talebi karşılayabilmek için 2005-2010 arasında yapımı öngörülen ilave kapasite 7885 MW olarak verilmektedir.

Raporda bu kapasitenin 7385 MW’lık bölümünün inşa halinde ve lisans almış projeler olduğu, 500MW’lık Rüzgar santrali gücünün ise ilave kapasite olarak planlandığı belirtilmektedir.

ETKB Raporunda düşük talep projeksiyonlu senaryo için gerekli yatırım harcamaları tespit edilmiştir. Raporda 2005-2020 arasındaki plan döneminde toplam 35056 MW’lık yeni kapasite ilavesi için inşa halinde ve lisans almış projelerin yatırım harcamaları hariç ve 2020 sonrası yatırımların bu döneme yansıyan harcamaları dahil olmak üzere inşaat dönemi faizi hariç toplam yatırım tutarı 53.2 milyar Dolar olarak verilmiştir.

Bu tutar 2005-2010 dönemi için ise toplam 5.6 milyar Dolar olarak tespit edilmiştir. Bu değer yukarıda da belirtildiği gibi inşa halinde ve lisans almış projelerin yatırım harcamalarını kapsamamaktadır. Bu durumda ülkemizin 2005-2010 dönemi içerisinde elektrik enerjisi üretimi yatırımlarına en az 8,5 milyar Dolar kaynak ayırması gerekecektir.

DSİ’nin 2005 yılı programında inşaatı devam eden ve 2010 yılına kadar bitirilmesi planlanmış toplam kurulu gücü 2722 MW olan 24 adet HES yer almaktadır. Bunların yanı sıra aynı dönemde 3096 sayılı kanun kapsamında tamamlanması düşünülen 17 adet santralin kurulu gücü ise 465 MW dır.Bunların ikisinin toplam kurulu gücü 3187 MW olup ortalama yıllık üretimi ise 10.6 milyar kWh dır.Yine bu santrallere ek olarak Üretim Lisansı Yöntemi ile enerji üretmek için Şubat 2006 itibariyle 10 500 MW’lık HES için su kullanım anlaşması başvurusu yapılmıştır.Ancak bu başvuruların proje olarak uygulamaya geçirilmesinin önünde halen birçok engel ve belirsizlik bulunmaktadır.

DSİ Programında halen inşaatı devam eden HES’lerden ; - 2 adedinin (165 MW) 2005 yılında

- 3 adedinin (413 MW) 2006 yılında - 11 adedinin (1098.5 MW) 2007 yılında - 5 adedinin (780.7 MW) 2008 yılında

- 3 adedinin (265 MW ) 2009 yılında tamamlanacağı öngörülmektedir

Bu durumda 2010 yılı başına kadar DSİ toplam 2722 MW ‘lık bir kurulu gücü tamamlamış olacaktır.

11 adet nehir kanal santrali ve kurulu gücü 2 MW’dan küçük olan HES’lerin dışında DSİ tarafından bitirilen HES adedinin 5 ve 10 yıllık periyotlara göre dökümü incelendiğinde 10 yıllık periyotlarda bitirilen en fazla HES sayısının 1980-1990 döneminde 12 olduğu ortaya çıkmaktadır. DSİ Genel Müdürlüğü verilerine göre 1995-2005 döneminde ise 10 adet HES bitirilmiştir. Bu tablo tek başına bir gösterge olmamasına rağmen yine de genel değerlendirme açısından dikkate alındığında; DSİ nin gelecek beş yıl içerisinde 24 adet HES’i tamamlaması büyük bir başarı olacaktır.Bunun için başta yatırım ödenekleri olmak üzere diğer geciktirici

(9)

özellikteki sorunların oluşmamasına ve varolanların da ortadan kaldırılmasına çaba sarf edilmelidir.

Bu çabalar 2010 yılındaki olası en düşük enerji talebini karşılamak üzere yapılan ETKB’nin üretim planlama çalışmasında yer alan 2440 MW’lık HES ilave kurulu güç hedefine ulaşılabilmesi açısından da büyük önem taşımaktadır.

Bu hedefin ötelenmesi durumunda ortaya çıkabilecek olan arz açığının doğal gaz santralleri veya ithalat gibi yöntemlerle karşılanması gündeme gelebilecektir. ETKB’nin 2004 yılında yayınladığı Elektrik Enerjisi Üretim Planlaması Raporunda yer aldığı gibi doğal gaz kontrat miktarının1 30 milyar m3 gibi yüksek bir değer olması,bu santrallerin inşaat sürelerinin kısalığı,kredi bulma konusundaki avantajları ve bu santrallerin puant olarak işletilmesinde esneklik sağlayacak olan doğalgaz depolama tesislerinin yapımına hız verilmesi bu eğilimi hızlandırabilecek koşullar olarak ortaya çıkmaktadır.Bu nedenle inşası devam eden ve lisans almış yerli kaynak kullanan kurulu güç kapasitelerinin öngörülen zamanda mevcut sisteme ilave edilmesinin önündeki engellerin en aza indirilmesi,yerli kaynak kullanımının öne çıkartılması plan hedefleri açısından önceliklidir.

OLASILIKLAR

Yukarıda açıklanan plan hedeflerine rağmen önümüzdeki 5 ve 10 yıllık periyotlar içerisinde HES’lerin öngörülen hedefler doğrultusunda tamamlanabilmesi olasılığı çok düşük görülmektedir. DSİ tarafından inşa edilmekte olan HES’ler üzerinde yapılan incelemeler inşa halindeki toplam 2722 MW’lık kurulu gücün ancak % 80’lik bölümünün tamamlanabilme olasılığı yüksek görünmektedir.

Bu dönemde 2005 yılında 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynakları Yasasının çıkmasıyla Lisans anlaşması usulü ile yapılacak HES’ler de ilave kurulu güç katkısı yaratabilecektir.

Ancak bu sürecin önünde de idari, teknik, finansal ve hukuksal birçok sorun yer almaktadır.

Üretim planlaması çalışmasında 2010-2015 döneminde yer alan en az 2572 MW’lık HES gücünün, bir HES’in tamamlanma süresinin en az beş yıl olduğu kabulü ile, 2005-2010 dönemi içerisinde ihale edilmesi ve bunun için gerekli ödeneklerin ayrılması gerekmektedir.

Bu kapasitenin kurulması sadece Lisans Anlaşması ile yapılacak HES projelerine bırakılmamalıdır.

EÜAŞ tarafından 2004 yılında yapılan Elektrik Enerjisi Üretim Planlama Çalışmasında 2010- 2015 döneminde düşük talep senaryosuna göre 2572 MW, yüksek talep senaryosuna göre ise 6811 MW yeni HES kapasitesi ilavesi yapılması planlanmıştır.

Yine aynı dönem içinde yüksek talep senaryosuna göre 6000 MW’lık doğal gaz santrali ve 6811 MW’lık hidrolik santral ilavesi planlanmıştır. Ancak aynı dönem için düşük talepli senaryoda doğal gaz kapasite ilave gücü değişmezken (6150 MW) hidrolik kurulu gücü ilavesi

1 Yüksek Planlama Kurulu’nun 2003 yılında kabul ettiği Ön Ulusal Kalkınma Planı’nında (2004-2006)

“2006 yılında asgari alım taahhüdüne göre 18.7 milyar m3’ü Rusya Federasyonu’ndan ,7.6 milyar m3’ü İran’dan 1.6 milyar m3’ü de Azerbaycan’dan temin edilecek doğal gaz ile arz imkanının 27.9 milyar m3’e yükseltileceği” yer almaktadır.

(10)

2752 MW’a düşmekte ve bu dönemde 1500 MW’lık Nükleer santral yapımı devreye girmektedir.

Öncelikle aynı dönem içinde (2010-2015) talebin düşük olacağı durum için doğal gaz santralleri yerine hidrolik santrallerin kurulu gücünde azaltma tercihinin yapılması doğalgaz kullanımında bir zorunluluk olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Tüm bu açıklamalar ve uygulamalar elektrik enerjisi üretimi politikamızın doğalgaza olan bağımlılığını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Bu bağımlılık oranının diğer yerli kaynaklı santrallerin inşaatındaki aksamalar ve talepteki artışlar ile kısa ve orta vadede daha da artması olasılığı çok yüksektir.

7. SONUÇ VE DEĞERLENDİRME

TEİAŞ tarafından yapılan planlamadaki düşük talep senaryosu dikkate alınsa bile 2005-2010 yılları arasında planlanan ilave hidrolik kapasitenin gerçekleştirilmesi olasılığı düşük görünmektedir. Ulusal bir su kaynakları geliştirme politikamızın olmayışı, kurumlar arası koordinasyonsuzluk, yönetsel ve yapısal sorunlar ile finansman zorluklarının ortaya çıkarttığı bu durum hidrolik santraller için plan hedeflerine ulaşılamayabileceğini göstermektedir. Bu zorlukların yanı sıra Elektrik Enerjisi Üretim Planlama Çalışmasındaki yüksek talep senaryolarında ilave santral kurulu güç tercihinin doğal gaz yönünde olduğu göze çarpmaktadır.

Bu durum ise yerli kaynaklı kurulu güç plan hedeflerinden sapılması veya talebin daha yüksek gerçekleşmesi durumunda Doğal gaz santrallerinin çözüm alternatifi olarak düşünüldüğünü ve tercih edileceğini ortaya koymaktadır.

Ülkemizde elektrik enerjisi üretiminde yaşanan sorun doğal gazın enerji kaynağı olarak kullanılması değil bu kaynağı yerli,ucuz ve temiz enerji kaynaklarımızdan önce kullanarak kıt mali kaynaklarımızın yurtdışına akıtılması sorunudur. Bunun yanı sıra kısa ve orta vadede gerekmediği halde ülkenin enerji kaynağı açısından dışa bağımlılık oranının arttırılıyor olmasıdır.

Önümüzdeki dönemde, doğal gaza en az ihtiyaç duyulacak şekilde diğer yerli yakıt kullanan santrallerin öncelikle planlanması ve hızla devreye alınabilmesi büyük önem taşımaktadır.

Bunun için her türlü yasal, kurumsal ve yönetsel düzelmemeler geciktirilmeden uygulamaya konmalıdır.

Ancak uygulanan politikalar sonucu bu alanda oluşacağı açık olan gecikmeler, planlardan sapılması ve talebin yabancı bir kaynakla sağlanması sonucunu doğurarak ekonomik kaybın ve yabancı kaynaklara bağımlılığın artmasına neden olacaktır.

Mevcut durum ve yapılan üretim planlamaları ülkemizin kısa ve orta vadede zorunlu olmadığımız bir orandaki doğal gaz bağımlılığından kurtulamayacağını bunun sonucu olarak da elektrik enerjisi fiyatlarının yine yüksek kalacağını ortaya koymaktadır. Bu nedenle Türkiye yerli kaynaklarının geliştirilmesinin önündeki sorunları aşmak, gerekli finansmanı sağlamak için de bir planlama yapmak ve bu iradeyi göstermek zorundadır. Ulusal bir su kaynakları yönetim politikasının oluşturulması su kaynaklarımızın daha verimli kullanılmasını sağlayacak ve elektrik enerjisinde doğalgaz oranının artmasını engelleyebilecektir.

(11)

KAYNAKLAR

- TEİAŞ 2004 Türkiye’nin Elektrik Enerjisi Üretimi Planlama Raporu - ETKB Kısa Orta ve Uzun Vadeli Talep Projeksiyonu Raporu

- DEK TMK Raporu2004 “Elektrik Enerjisi Sektörü” Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi Aralık 2004

- DEK TMK Raporu 2004 “Genel Enerji Kaynakları” Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi Aralık 2004.

- DSİ Genel Müdürlüğü Yayınları

- TMMOB İMO Ankara Şubesi Elektrik Enerjisinde Yatırım ve Üretim Planlaması Değerlendirilmesi Raporu. Mayıs 2005 / Ankara.

Referanslar

Benzer Belgeler

Bütün Dünya’da petrol ve doğalgazdan kaynaklanan sıkıntılar, petrol ve doğalgazdan oluşmuş kayaların bünyesindeki gazın üretilebilirliğini gündeme

Enerji ve enerji kaynakları Klasik enerji kaynakları Alternatif enerji kaynakları Güneş enerjisinin özellikleri Güneş enerjisi ile ısınma sistemleri Güneş enerjisi

978-605-7989-37-6 Derinden yüzeye Vize Akademik Tahsin Türkmen 2019 2.BASKI 978-605-7989-36-9 ÖZEL

Bugün, neredeyse tamamı ithal edilen bir enerji kaynağı olan doğal gazın tüketimi içinde % 57,4'lık bir payla elektrik enerjisi üretimi başta gelmektedir.. Yapımına

Eylül 2017 baz alınarak mesken ve sanayi (OG) tüketici grupları elektrik satış birim fiyatları, BAŞKENT GAZ’ın aboneler ve BOTAŞ’ın yıllık tüketimi 300.000 Sm 3

olmayan ve ayrıca arıza, kaza, tamir, bakım gibi hallerde de patlayıcı ortam teşekkül etme ihtimali çok az olan ve bu gibi hallerde de çok kısa süren.. (sürme ihtimali

Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi (TEİAŞ) verilerine göre; bu yıl 134 milyar kWh'si termik kaynaklardan, 39 milyar kWh'si hidrolik, 0,1 milyar kWh'si de rüzgar

Sinop İlinin Güneş Enerjisinden Elektrik Üretim Potansiyelinin Ülkemiz ve Almanya İle Karşılaştırarak İncelenmesi.. Türkiye'de Güneş Enerjisinden Elektrik