• Sonuç bulunamadı

DÖNEM SONU İŞLEMLERİ VE MUHASEBESİ

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "DÖNEM SONU İŞLEMLERİ VE MUHASEBESİ "

Copied!
205
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

ISTANBUL CHAMBER OF CERTIFIED PUBLIC ACCOUNTANTS

EĞİTİM SEMİNERLERİ E-KİTAP DİZİSİ

DÖNEM SONU İŞLEMLERİ VE MUHASEBESİ

Yazarlar

Yrd. Doç. Dr. Mustafa ÇANAKÇIOĞLU SMMM Nevzat PAMUKÇU

SMMM HALİM BURSALI

Editör

Yrd. Doç. Dr. Mustafa ÇANAKÇIOĞLU KADİR HAS ÜNİVERSİTESİ

İSTANBUL 2016

(2)

İSTANBUL, İSMMMO, 2016 ISBN: 978-975-555-235-4

Bu kitabın basım, yayım ve satış hakları İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası’na aittir. Bu e-kitabın bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluşun Eğitim Müdürlüğü’nden izin almadan e- kitabın tümü ya da bölümleri hiç bir amaçla mekanik, elektronik, fotokopi, manyetik kayıt veya başka şekillerde çoğaltılamaz, basılamaz ve dağıtılamaz.

Nisan 2016

(3)

Muhasebe mesleği Ülkemizde, 13 Haziran 1989 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanan 3568 sayılı yasa ile kurumsallaşma sürecine girmiştir.

Bu süreç içerisinde 3568 sayılı kanunun 14.maddesine göre; üyelerin ihtiyaçlarını karşılama, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, üyelerin birbirleriyle ve iş sahipleri ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak amacı ile 20 Mart 1990’da kurulmuş olan İstanbul Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası, Muhasebe mesleğinde, araştıran, bilgi üreten ve öncü kurum olma sorumluluğunun bilincinde olarak, misyonunu üyelerinin ve stajyerlerinin mesleklerini en iyi şekilde icra edebilmeleri adına mesleki gelişimlerini sağlayacak eğitim ve danışmanlık hizmetleri verme üzerine kurmuştur.

Meslektaşlarından aldığı destekle kuruluşundan beri İstanbul Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası, düzenlediği seminerler, konferanslar, sempozyumlar, eğitim çalışmaları ve mesleki kurslarla önemli eğitim başarılarına imza atmıştır.

Muhasebe sisteminin etkinliği, sistemin uygulamasını yapacak muhasebecilerin kaliteli ve iyi eğitilmiş olmasına bağlıdır. Bu amaçla siz değerli üyelerimize, birçok eğitim seminerleri düzenlenmiştir. Düzenlenen bu eğitim seminerlerinin daha kapsamlı bir şekilde sizlere kaynak kitap olarak sunmak adına “Eğitim Seminerleri E-Kitap Dizisi” projesi başlatılmıştır. Bu proje kapsamı doğrultusunda hazırlanan “e-Uygulamalar”

ilk E-Kitap olma özelliğini taşımaktadır. Bu çalışmayı sizlere sunan Yardımcı Doçent Doktor Mustafa Çanakçıoğlu’na, Nevzat Pamukçu’ya, ve Halim Bursalı’ ya çok teşekkür ederim.

Saygılarımla,

Dr. Yahya ARIKAN İSMMMO Başkanı Nisan, 2016

(4)
(5)

1. TEMEL KAVRAMLAR 1

1.1. Envanterin Tanımı 2

1.2. İşletmenin Ticari Defterleri 3

1.2.1. Defter Tutma Bakımından Tüccarlar 6

1.2.2. Türk Ticaret Kanunda Defterler 6

1.2.3. Vergi Usul Kanunda Defterler 9

1.2.4. Muhasebe Defterleri 10

1.2.5. Defterlerin Tasdik Zamanı 12

1.3. Muhasebede Kullanılan Belgeler 14

1.3.1. Vergi Usul Kanunu’na Göre Belgeler 15

1.3.2. Türk Ticaret Kanunu’na Göre Belgeler 16 1.3.3. Türk Medeni Kanunu’na Göre Belgeler 17

1.4. Defter Ve Belgelerin Saklama Süreleri 17

1.5. Ticaret Unvanı Ve İşletme Adı 19

2. MUHASEBE SÜRECİ 22

2.1. Dönem Başı İşlemler 23

2.2. Dönem İçi İşlemler 23

2.3. Dönem Sonu (Envanter) İşlemleri 24

2.4. Envanter İşlemlerinin Aşamaları 25

2.4.1. Muhasebe Dışı Envanter 26

2.4.2. Değerleme Ölçüleri 27

2.4.2.1. Maliyet Bedeli 29

2.4.2.2. Borsa Rayici 31

2.4.2.3. Tasarruf Değeri 32

2.4.2.4. Mukayyet Değer 32

2.4.2.5. İtibari Değer 33

2.4.2.6. Vergi Değeri 34

2.4.2.7. Rayiç Bedel 34

2.4.2.8. Emsal Bedel 34

2.4.2.9. Diğer Değerleme Ölçüleri 36

2.4.3. Muhasebe İçi Envanter 37

(6)

3.4. Dövizli Kasa Hesabının Değerlemesi 43

3.5. Kasa Fazlası / Ortaklar Cari 45

3.6. Kasada 7.000 TL Sınırı 49

4. ÇEKLER 50

4.1. Alınan Çeklerin Envanteri 51

4.2. Yabancı Paraları Çeklerin Kur Değerlemesi 53

4.3. Verilen Çekler Ve Ödeme Emirleri 55

5. BANKALAR 56

5.1. Döviz Hesapları 56

5.2. Vadeli Mevduattan Faiz Geliri 57

5.3. Dövizli Vadeli Mevduattan Faiz Geliri 61

6. DİĞER HAZIR DEĞERLER 62

7. MENKUL KIYMETLER 64

7.1. Hisse Senetleri 64

7.1.1. Hisse Senetlerinin Değer Tanımlamaları 65 7.1.2. Hisse Senetlerinin Fiyat Tanımlamaları 66 7.1.3. Hisse Senetlerinin Çeşitleri Ve Hakları 67 7.1.4. Hisse Senedi Sahiplerinin Hakları Ve Yükümlülükleri 71

7.2. Özel Kesim Tahvil Senet Ve Bonoları 74

7.3. Kamu Kesimi Tahvil Senet Ve Bonoları 75

7.4. Tahviller 75

7.5. Repo 77

7.6. Menkul Kıymetlerin Değerlemesi 79

7.6.1. Alış Bedeli İle Değerlenecek Menkul Kıymetler 81 7.6.2. Borsa Rayici İle Değerlenecek Menkul Kıymetler 82 7.6.3. Kıst Getiri İle Değerlenecek Menkul Kıymetler 83 7.6.4. Menkul Kıymet Çeşitleri Ve Değerlemesi 84

7.6.4.1. Yatırım Fonu Katılma Belgeleri 84

7.6.4.2. Kâr - Zarar Ortaklığı Belgeleri 85

7.6.4.3. Hazine Bonoları 86

7.6.4.4. Devlet Tahvilleri 86

7.6.4.5. Gelir Ortaklığı Senetleri 87

7.6.4.6. Özel Sektör Tahvilleri 87

7.6.4.7. Finansman Bonoları 88

(7)

8.1. Senetsiz Alacakların Envanteri 90

8.2. Senetli Alacakların Envanteri 93

8.3. Şüpheli Ticari Alacaklar 94

8.3.1. Şüpheli Alacak Sayılma Şartları 95

8.3.2. Şüpheli Alacak Karşılığı Ayrılmasının Şartları 96 8.3.3. Karşılık Ayırmada Özellikli Durumlar 98 8.3.4. Şüpheli Ticari Alacaklarla İlgili Örnekler 101

8.4. Değersiz Alacaklar 107

8.5. Vazgeçilen Alacaklar 110

8.6. Reeskont 112

8.6.1. Reeskont İle İlgili Özellikli Durumlar 113

8.6.2. Reeskont Tutarının Hesaplanması 116

8.6.3. İleri Tarihli Çekler Ve Reeskont 121

9. STOKLAR 124

9.1. Üretimle ilgili Stoklar 124

9.2. Ticari Mallar 128

9.2.1. Ticari Malların Alış Maliyeti 129

9.2.2. Alış Maliyeti İle İlgili Diğer Giderler 131

9.2.2.1. Finansman Giderleri 131

9.2.2.2. Kur Farkları 132

9.2.2.3. Alış İskontoları 132

9.2.2.4. Ciro Primi 135

9.2.2.5. Vade Farkları 138

9.2.3. Stokların Sayımı 140

9.2.4. Zayi Mallar Ve Katma Değer Vergisi 141

9.2.5. Çalınan Mallar 146

9.2.6. Konsinye Mallar 148

9.2.7. Değeri Düşen Mallar 148

9.2.7.1. Değeri Düşen Malın Kayıtlardan Çıkarılması 154

9.2.7.2. Değeri Düşen Malların Satışı 155

9.2.8. Stok Değerleme Yöntemleri 157

9.2.8.1. Hareketli Ağırlıklı Ortalama 158

9.2.8.2. İlk Giren İlk Çıkar (FIFO) Yöntemi 159

(8)

10.1.2. Mali Duran Varlıkların Değerlemesi 162

10.2. Maddi Duran Varlıklar 163

10.2.1. Maddi Duran Varlıkların Satın Alınması 164 10.2.2. Maddi Duran Varlıkların Amortismanı 164

10.2.3. Amortisman Hesaplama Yöntemleri 166

10.2.4. Yenileme Fonu Uygulaması 171

10.2.5. Maddi Duran Varlıkların Hurdaya Ayrılması 176

11. BORÇLARIN TANIMI 177

12. AKTİF VE PASİF GEÇİCİ HESAPLAR 182

12.1. 180 Gelecek Aylara Ait Giderler 183

12.2. 181 Gelir Tahakkukları 189

12.3. 380 Gelecek Aylara Ait Gelirler 189

11.4. 381 Gider Tahakkukları 190

YARARLANILAN KAYNAKLAR 192

(9)

- 1 -

1. TEMEL KAVRAMLAR

Başkalarının ihtiyaçlarını karşılamak üzere mal ve hizmetleri üretmek ve sahibine kâr sağlamak amacıyla faaliyet gösteren ekonomik birimlere işletme denir (Mucuk, 2005, s.3).

İşletme bilimi açısından işletmeler çeşitli bakımlardan sınıflandırılabilir. Bir ülke ekonomisinin yapısı bakımından yapılan sınıflamada ise işletmeler; mal üreten işletmeler (üretim), satıcı işletmeler (ticari), hizmet üreten işletmeler (hizmet) olarak üçe ayrılırlar. Bu işletmelerin amaçları çok çeşitli olsa da, genellikle kabul edilen amaçlar şöyle sıralanabilir.

 Kâr sağlama,

 Sosyal sorumluluk,

 Varlığını sürdürme ve büyüme.

İnsanların ihtiyaçları çeşitlidir. Bu ihtiyaçları karşılayacak mal ve hizmetlerin tümünü insanların kendilerinin üretmesi olanaksızdır.

İnsanların kendilerinin üretemediği ve ihtiyacı olan bu mal ve hizmetleri, işletme adını verdiğimiz iktisadi birimler karşılar. Mal ve hizmet üretmek için çeşitli faaliyetlerde bulunan işletmelerin bu faaliyetleri sırasında varlıkları ve kaynaklarında değişmeler meydana gelir. İşte muhasebe, yapılan faaliyetleri ve buna bağlı olarak oluşan değişmeleri saptar ve bunları yeni kararlar alınmasında tekrar kullanılabilir bilgiler haline getirir (Salık, 1993).

Para ile ifade edilebilen işlem ve olayların kaydedilmesi, sınıflandırılması, özetlenerek raporlar halinde sunulması ve yorumlanması olarak klasik bir tanıma sahip olan muhasebeden; ekonomik gelişmeler neticesinde işletme yöneticileri bazı bilgilerin analiz edilmesini, yorumlanmasını ve bunlarla ilgili raporların kendilerine sunulmasını beklemektedirler (Kızıl, 2006, s.1).

(10)

- 2 -

İşletme sahipleri veya yöneticiler, işletmenin faaliyet sonuçlarını belirli süreler itibarı ile ölçmek ve denetlemek zorundadırlar. Çünkü aynı uzunluktaki süreler içinde ölçülen bu sonuçların, daha sonra değerlendirilmesi ve karşılaştırılması yapılır. Bu bakımdan muhasebe işlemleri belirli bir tarihte başlar ve belirli bir tarihte sona erer. Muhasebe veya hesap dönemi olarak adlandırılan bu süre 12 ay olup bir takvim yılını kapsar. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda hesap dönemi yerine “faaliyet dönemi” kavramı kullanılmış ve bu dönemin on iki ayı geçemeyeceği belirtilmiştir (TTK, md.66). Vergi Usul Kanunu ise, hesap dönemini normal bir takvim yılı olarak kabul etmiştir (VUK, md.174). Ayrıca İşletmeler özel hesap dönemi isteyebilirler. Bunun için Maliye Bakanlığı’na müracaat eden işletmeler, 12’şer aylık kendilerine özel hesap dönemi alabilirler.

1.1. Envanterin (Dönem Sonu İşlemleri) Tanımı

İşletmenin sürekliliği kavramı uyarınca sınırsız kabul edilen ömrünün, belli dönemlere bölünmesi ve her dönemin faaliyet sonuçlarının diğer dönemlerden bağımsız olarak saptanması “Dönemsellik Kavramı”

dır. Bunu için işletmeler, Sınırsız ömürlerinde faaliyetlerini sürdürürken Bu faaliyetlerinin sonuçlarının ne olduğu, amaçlarına ulaşmada başarısının ölçülmesi sorunu ortaya çıkmaktadır.

Çünkü, işletmelerin etkileşim içerisinde oldukları çıkar grupları beklentilerine cevap aramaktadırlar. Bu nedenle, işletmelerin sınırsız olarak kabul edilen ömürlerinin belirli dönemlere bölünmesi gerekir. Bölünen bu dönemlere hesap dönemi denir.

Her dönem sonunda işletmeler, muhasebe kayıtlarına dayanarak mali tablolarını düzenleyip, bu tabloları yorumlar. Böylece her döneme ait faaliyet sonuçları ortaya konmuş olunur. Gelir ve giderlerin tahakkuk

(11)

- 3 -

esasına göre muhasebeleştirilmesi, hasılat, gelir ve kârların aynı döneme ait maliyet, gider ve zararlarla karşılaştırılması bu kavramın gereğidir. Bu kavramın, işletmeler açısından geçerliliğinin bulunmadığı veya ortadan kalktığı durumlarda ise, bu husus mali tabloların dipnotlarında açıklanır.

Muhasebenin temel kavramlarından yukarıda açıklanan

“Dönemsellik Kavramı”na göre işletme faaliyetlerinin belirli dönemler esas alınarak izlenmesi ve sonuçlarının saptanması gerekir. Dönem içinde sürdürülen faaliyetlere ilişkin kayıtlar ne kadar düzenli yapılırsa yapılsın, dönem sonunda kayıtlardaki durum ile gerçek ekonomik ve finansal durum arasında farklılıklar olabilir. Bu farklılıkların saptanması ve gerçek ekonomik ve mali yapı konusunda bilgilerin elde edilmesi için, muhasebe sisteminde yer alan hesapların dönem sonunda yeniden gözden geçirilerek düzenlemelerin yapılması gerekir. İşletmelerin yasal zorunluluk olarak da dönem sonu işlemlerini yerine getirmeleri sonucu;

 Mali ve ekonomik yapının yeniden gözden geçirilmesi,

 Genel amaçlı temel mali tabloların (bilanço ve gelir tablosu) hazırlanması,

 Yasal sınırlar dahilindeki şirketlerin ek mali tabloları (satışların maliyet tablosu, fon akım ve nakit akım tablosu gibi.) hazırlanması,

 İşletmenin varlık ve kaynak unsuru olarak finansal Muhasebe sisteminde yer alan kalemlerin izleyen hesap dönemine aktarılmasını sağlamak,

gibi çeşitli amaçları vardır.

1.2. İşletmenin Ticari Defterleri

Mükellef, ilgili kanunlara göre, verginin doğumunu bağladığı olay ile ilişkisi dolayısıyla vergi borcunu geliri veya servetinden ödemek zorunda olan kişi ve kurumdur (Oktar, 2006, s.69). VUK madde 8’e göre,

“mükellef, vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu terettübeden

(12)

- 4 -

(düşen veya yüklenen) gerçek veya tüzel kişidir. Ayrıca, Anayasanın 73’üncü maddesinin üçüncü fıkrasında “vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir ve kaldırılır”, tanımlarından da anlaşılacağı üzere, verginin kanuniliği ilkesi gereği kimin verginin mükellefi olduğunu kanun belirler (Oktar, 2006, s.73).

Mükelleflerin tutmak zorunda oldukları bazı muhasebe defterleri vardır. İşletmeyle ilgili olan birçok kişi ve kurumun hem işletme hakkında gerekli bilgileri sağlamak hem de devletin vergi uygulamalarını denetlenebilmesi açısından muhasebe defterlerinin tutulması zorunludur.

Bu zorunluluk, TTK’nın 12’inci maddesinde tanımı yapılan tacire, TTK madde 18 (Bu kanun hükümleri uyarınca gerekli ticari defterleri tutmakla da yükümlüdür) ve TTK madde 64’de defter tutmayı zorunlu olarak yüklemiş bulunmaktadır.

Türk Ticaret Kanunu’nun 26.06.2012 tarihinde değişen 64’üncü maddesine göre, “Her tacir, ticari defterleri tutmak ve defterlerinde, ticari işlemleriyle ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, bu Kanuna göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorundadır.

Defterler, üçüncü kişi uzmanlara, makul bir süre

içinde yapacakları incelemede işletmenin faaliyetleri ve finansal durumu hakkında fikir verebilecek şekilde tutulur. İşletme faaliyetlerinin oluşumu ve gelişmesi defterlerden izlenebilmelidir” denmiştir. Kanunun 65’inci maddesinde de ticari defterlerin tutulmasında uyulması gereken birtakım usûl ve esaslara yer verilmiştir. Bu maddede defterlere yazımlar ve diğer gerekli kayıtlar, eksiksiz, doğru, zamanında ve düzenli olarak yapılması istenmiştir.

Türk Ticaret Kanunu’nun 562’inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde Kanun’un 65’inci maddesine uygun olarak defterlerini tutmayanların idari para cezasıyla cezalandırılır denilmiştir. Yine aynı

(13)

- 5 -

maddenin dördüncü fıkrasında; bu Kanun hükümlerine göre tutulmakla veya muhafaza edilmekle yükümlü olunan defter, kayıt ve belgeler ile bunlara ilişkin bilgileri, denetime tabi tutulan gerçek veya tüzel kişiye ait olup olmadığına bakılmaksızın, 210’uncu maddenin birinci fıkrasına göre denetime yetkili olanlarca istenmesine rağmen vermeyenler veya eksik verenler ya da bu denetim elemanlarının görevlerini yapmalarını engelleyenler, fiilleri daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde 300 günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılacakları belirtilmektedir.

Ayrıca, yine aynı maddenin altıncı fıkrasında; ticari defterlerin mevcut olmaması veya hiçbir kayıt içermemesi yahut bu Kanuna uygun saklanmaması hâllerinde, sorumlular 300 günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılır ibaresi yer almaktadır.

Vergi Usul Kanunu defter tutma konusunda Türk Ticaret Kanunu’na göre daha kapsamlı olarak konuyu ele almaktadır. Buna göre, defter tutmanın amaçlarını VUK md.171’de anlatırken, defter tutma zorunda olan mükellefleri VUK md.172’de belirtmiştir. Vergi Usul Kanunu’na göre, defter tutmanın amaçları aşağıda belirtilmiştir.

 Mükellefin vergi ile ilgili servet, sermaye ve hesap durumunu tespit etmek,

 Vergi ile ilgili faaliyet ve hesap sonuçlarını tespit etmek,

 Vergi ile ilgili işlemleri belirlemek,

 Mükellefin vergi karşısındaki durumunu hesap üzerinden kontrol etmek ve incelemek,

 Mükellefin hesap ve kayıtlarının yardımı ile üçüncü kişilerin vergi karşısındaki durumlarını (emanet mahiyetindeki değerler dahil) kontrol etmek ve incelemek.

Türk Ticaret Kanunu’na göre defterler ve gerekli diğer kayıtlar Türkçe tutulur (TTK, md.65). Vergi Usul Kanunu’na göre de tutulacak

(14)

- 6 -

defter ve kayıtların Türkçe tutulması zorunludur. Ancak, Türkçe kayıtlar bulunmak kaydıyla defterlerde başka dilden kayıt da yapılabilir. Kayıt ve belgelerde Türk para birimi kullanılır (VUK, md.215/1). Belgeler, Türk parası karşılığı gösterilmek şartıyla, yabancı para birimine göre de düzenlenebilir (VUK, md.215/2a).

1.2.1. Defter Tutma Bakımından Tüccarlar

Defter tutma bakımından tüccarlar birinci ve ikinci sınıf tüccarlar olarak ikiye ayrılır. 6102 Sayılı yeni Türk Ticaret Kanunu’nda, sadece birinci sınıf tüccar tanımı yapılmış, ikinci sınıf tüccar tanımı ise, yapılmamıştır. Fakat aynı Kanunun 64’üncü maddesinin 5’inci fıkrasında

“Bu Kanunun defter tutma, envanter, mali tabloların düzenlenmesi, aktifleştirme, karşılıklar, hesaplar, değerleme, saklama ve ibraz hükümleri 213 sayılı Vergi Usul Kanun ile diğer vergi kanunlarının aynı hususları düzenleyen hükümlerinin uygulanmasına, vergi kanunlarına uygun olarak vergi matrahının tespit edilmesine ve buna yönelik mali tabloların hazırlanmasına engel teşkil etmez” hükmü vardır. Bu yüzden uygulamada, ikinci sınıf tüccarların tutacağı defterleri 10.01.1961 yılında yayımlanan 213 Vergi Usul Kanunu’nun hükümleri belirlemektedir.

Vergi Usul Kanunu da, tüccarları defter tutmak bakımından iki grupta toplamıştır (VUK, md.176). Bilanço esasına göre defter tutan birinci sınıf tüccarlar (VUK, md.177) ve işletme hesabı esasına göre defter tutan ikinci sınıf tüccarlar. İkinci sınıf tüccarlar ise, birinci sınıf tüccarların dışında kalanlar ile Kurumlar Vergisi mükelleflerinden işletme hesabı esasına göre defter tutmalarına Maliye Bakanlığı’nca izin verilenlerden oluşmaktadır.

Yeniden işe başlayan tacirler, yıllık iş hacimlerine göre sınıflandırılıncaya kadar ikinci sınıf tacir gibi hareket edebilirler (VUK, md.178).

1.2.2. Türk Ticaret Kanunda Defterler

Türk Ticaret Kanunu’na göre; “Her tacir, ticari defterleri tutmak ve defterlerinde, ticari işlemleriyle ticari işletmesinin iktisadi ve mali

(15)

- 7 -

durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, bu Kanuna göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorundadır. Defterler, üçüncü kişi uzmanlara, makul bir süre içinde yapacakları incelemede işletmenin faaliyetleri ve finansal durumu hakkında fikir verebilecek şekilde tutulur” (TTK, md.62/1).

Tutulması zorunlu olan bu defterlerin ne zaman tasdik edileceği konusundaki açıklaması ise şu şekildedir: “ Fiziki ortamda tutulan yevmiye defteri, defteri kebir ve envanter defteri ile diğer defterlerin açılış onayları, kuruluş sırasında ve kullanılmaya başlanmadan önce noter tarafından yapılır.

Bu defterlerin izleyen faaliyet dönemlerindeki açılış onayları, defterlerin kullanılacağı faaliyet döneminin ilk ayından önceki ayın sonuna kadar notere yaptırılır. Pay defteri ile genel kurul toplantı ve müzakere defteri yeterli yaprakları bulunmak kaydıyla izleyen faaliyet dönemlerinde de açılış onayı yaptırılmaksızın kullanılmaya devam edilebilir. Yevmiye defterinin kapanış onayı, izleyen faaliyet döneminin altıncı ayının sonuna kadar, yönetim kurulu karar defterinin kapanış onayı ise izleyen faaliyet döneminin birinci ayının sonuna kadar notere yaptırılır. Ticaret şirketlerinin ticaret siciline tescili sırasında defterlerin açılışı ticaret sicili müdürlükleri tarafından da onaylanabilir (TTK, md.62/3).

Anlaşılacağı üzere yeni Türk Ticaret Kanunu defterlerin açılışı tasdikinden başka kapanışlarının da yapılması yeni yılın altıncı ayının sonuna kadar yapılmasını zorunlu kılmıştır.

6102 sayılı TTK’nın 64’üncü maddesinin 3’üncü fıkrasında yevmiye defteri, defteri kebir ve envanter defteri tutulması zorunlu defterler arasında sayılırken, tutulması gereken diğer zorunlu defterler için aynı fıkrada

“dördüncü fıkrada sayılan defterler” diyerek diğer defterlere de atıf yapmıştır. 64’üncü maddenin dördüncü fıkrasında yer alan “ Pay defteri, yönetim kurulu karar defteri ve genel kurul toplantı ve müzakere defterlerini de kanun ticari defterler olarak belirlemiştir.

(16)

- 8 -

Yine kanunun 64’üncü maddesinde; “Fiziki ortamda veya elektronik ortamda tutulan ticari defterlerin nasıl tutulacağı, defterlere kayıt zamanı, onay yenileme ile açılış ve kapanış onaylarının şekli ve esasları Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Maliye Bakanlığınca müştereken çıkarılan tebliğle belirlenir” demiştir. 19.12.2012 Tarihli Resmi Gazetenin 28502 sayılı Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Maliye Bakanlığı’nın ticari defterlere ilişkin tebliğinde tutulması gerekli defterler şu şekildedir.

Gelir vergisi mükellefleri için:

1) Bilanço Esasına Göre Tutulacak Defterler; (Gerçek Kişiler) a) Yevmiye Defteri

b) Defteri Kebir c) Envanter Defteri

2) Kollektif ve Komandit Şirketler a) Yevmiye Defteri

b) Defteri Kebir c) Envanter Defteri

d) Genel Kurul Toplantı ve Müzakere Defteri 3) İşletme Esasına Göre Tutulacak Defter;

a) İşletme Defteri

4) Serbest Meslek Erbabının Tutacağı Defter;

a) Serbest Meslek Kazanç Defteri Kurumlar Vergisi Mükellefleri İçin:

1) Anonim Şirketler ve Sermayesi Paylara Bölünmüş Komandit a) Yevmiye Defteri

b) Defteri Kebir c) Envanter Defteri d) Pay Defteri

e) Yönetim Kurulu Karar Defteri

f) Genel Kurul Toplantı ve Müzakere Defteri

(17)

- 9 -

2) Limited Şirketler:

a) Yevmiye Defteri b) Defteri Kebir c) Envanter Defteri d) Pay Defteri

e) Genel Kurul Toplantı ve Müzakere Defteri

3) Dernek ve Vakıfların İktisadi İşletmelerin Tutacağı Defterler a) Yevmiye Defteri

b) Defteri Kebir c) Envanter Defteri

Türk Ticaret Kanunu’na göre defterler ve gerekli diğer kayıtlar Türkçe tutulmak zorundadır. (TTK, md.64). Vergi Usul Kanuna göre tutulacak defter ve kayıtların Türkçe

tutulması zorunludur. Ancak, Türkçe kayıtlar bulunmak kaydıyla defterlerde başka dilden kayıt da yapılabilir (VUK, md.215).

1.2.3. Vergi Usul Kanunda Defterler

Vergi Usul Kanunu defter tutma konusunda Türk Ticaret Kanunu’na göre daha kapsamlı olarak konuyu ele almaktadır. Buna göre, defter tutmanın amaçlarını VUK md.171’de anlatırken, defter tutma zorunda olan mükellefleri VUK md.172’de belirtmiştir. Kurumlar Vergisi mükellefleri ile birinci sınıf tüccarların yani bilanço esasına tabi ticari işletmeler tarafından tutulması zorunlu olan defterler Vergi Usul Kanunu’nun 182 ve izleyen maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre, birinci sınıf tüccarların tarafından tutulacak defterler aşağıdadır.

(18)

- 10 -

1) Yevmiye defteri, 2) Envanter defteri,

3) Defter-i kebir (Büyük defter),

4) Damga vergisi defteri (sürekli damga vergisi mükellefiyeti tesis ettiren anonim şirket dışındaki kurumlar, bilanço esasına göre defter tutan mükellefler).

İkinci sınıf tacirlerin tutmak zorunda oldukları defter, işletme hesabını içeren “İşletme Hesabı Defteri”dir (VUK, md.193). Öte yandan, serbest meslek erbabı tarafından ise, serbest meslek kazanç defteri tutulması gerekmektedir. İşletme hesabı esasına tabi mükellefler ile serbest meslek erbabından sürekli damga vergisi mükellefiyeti tesis ettirenler ayrıca damga vergisi defteri de tutmak zorundadırlar.

1.2.4. Muhasebe Defterleri

Muhasebe kullanılan bazı defterler ilgili kısa açıklamaların yansıra, kullanılan defterlerin ilgili kanunların hangi maddelerinde yer aldığına dair bilgilere aşağıdadır.

A) Yevmiye Defteri (VUK,

md.183 ve Aralık 2012 Tarihli Resmi Gazete’nin 28502 sayılı Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Maliye Bakanlığının ticari defterlere ilişkin tebliğinin 6’ıncı maddesi).

B) Defteri Kebir (Büyük Defter) (VUK, md.184) ve 09.12.2012 Tarihli Resmi Gazete’nin 28502 sayılı Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Maliye Bakanlığı’nın ticari defterlere ilişkin Tebliği’nin 7’inci maddesi.

(19)

- 11 -

C) Envanter Defteri (VUK, md.185). (VUK, md.188) ve 09.12.2012 Tarihli Resmi Gazete’nin 28502 sayılı Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Maliye Bakanlığı’nın ticari defterlere ilişkin Tebliği’nin 8’inci maddesi.

D) Pay Defteri (TTK, md.64/4 ve md. 499) ve 09.12.2012 Tarihli Resmi Gazete’nin 28502 sayılı Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Maliye Bakanlığı’nın ticari defterlere ilişkin Tebliği’nin 9’uncu maddesi.

E) Yönetim Kurulu Karar Defteri (TTK, md.64/4) ve 09.12.2012 Tarihli Resmi Gazete’nin 28502 sayılı Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Maliye Bakanlığı’nın ticari defterlere ilişkin Tebliği’nin 10’uncu maddesi.

F) Genel Kurul Toplantı ve Müzakere Defteri (TTK, md.64/4) ve 09.12.2012 Tarihli Resmi Gazete’nin 28502 sayılı Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Maliye Bakanlığı’nın ticari defterlere ilişkin Tebliği’nin 11’inci maddesi.

G) İşletme Defteri (VUK, md.193 - 195).

H) Serbest Meslek Kazanç Defteri (VUK, md.210).

I) Çiftçi İşletme Defteri (VUK, md.213).

J) Yabancı Nakliyat Kurumlarının Nakliyat Defteri (VUK, md.207).

K) Ambar Defteri (VUK, md.209).

L) Damga Vergisi Defteri (VUK, md.205).

M) İmalat Defteri (VUK, md.197) Vergi Usul Kanunu’nun 203’üncü maddesi’nin üçüncü fıkrasında, "İmalat defterine kaydolunan malumatı ihtiva edecek şekilde sınai muhasebe tutanlar, Maliye Bakanlığından müsaade almak şartıyla ayrıca imalat defteri tutmazlar"

hükmü yer almaktadır. Ancak, 246 no’lu VUK genel Tebliği’nde yapılan açıklama şu şekildedir. “Vergi Usul Kanununun mükerrer 257’inci maddesi’nin Bakanlığımıza verdiği yetkiye dayanılarak, muhasebe işlemlerini sözü edilen Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğlerinde

(20)

- 12 -

yer alan 7/A seçeneğine göre izleyen mükelleflerin imalat defteri tutma mecburiyetleri, 01.01.1996 tarihinden itibaren kaldırılmış olup, bu hususta izin almak üzere Bakanlığımıza başvurulmasına gerek bulunmamaktadır.”.

Bu Tebliği ile 7/A seçeneğine göre kayıt yapan sınai işletmelerin, imalat defteri tutma zorunluluğunu ortadan kaldırmıştır. Fakat yapılacak kayıtlarında, üretimin miktar dengesine konu olan hammadde cins ve miktarlarının detaylı bir şekilde yevmiye kaydının açıklama kısımlarında yer almasına özen gösterilmelidir. Ayrıca, 7/B seçeneğine göre üretim maliyeti yapan işletmelerde imalat defteri tutma zorunluluğu devam etmektedir.

N) E-Defter: 14.12.2012 tarihli ve 28497 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 421 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile zorunluluk getirilen mükelleflere ilave olarak elektronik defter tutma ve elektronik fatura (e-fatura) uygulamasına dâhil olma zorunluluğu getirilen mükelleflerin kapsamı 20.06.2015 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan 454 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğ ile genişletilmiştir.

1.2.5. Defterlerin Tasdik Zamanı Defterler hesap dönemi itibariyle tutulur ve kayıtlar her hesap dönemi sonunda kapatılır ve ertesi hesap dönemi başında yeniden açılır (VUK, md.174).

Vergi Usul Kanunu’nda yer alan defterleri kullanacak olanlar, bunları aşağıda yazılı zamanlarda tasdik ettirmek mecburiyetindirler (VUK, md.221).

(21)

- 13 -

1) Öteden beri işe devam etmekte olanlar, defterin kullanılacağı yıldan önce gelen son ay içinde,

2) Hesap dönemleri Maliye Bakanlığı tarafından tespit edilenler, defterin kullanılacağı hesap döneminden önce gelen son ay içinde, 3) Yeniden işe başlayanlar, sınıf değiştirenler ve yeni bir

mükellefiyete girenler işe başlama, sınıf değiştirme ve yeni mükellefiyete girme tarihinden önce; vergi muafiyeti kalkanlar, muaflıktan çıkma tarihinden başlayarak on gün içinde,

4) Tasdike tabi defterlerin dolması dolayısıyla veya sair sebeplerle yıl içinde yeni defter kullanmaya mecbur olanlar bunları kullanmaya başlamadan önce.

Vergi Usul Kanunu’na göre, defterlerini ertesi yılda da kullanmak isteyenler Ocak ayı, hesap dönemleri Maliye Bakanlığı’nca tespit edilenler bu dönemin ilk ayı içinde tasdiki yeniletmeye mecburdurlar. Tasdik ettirilmesi mecburi olan defterler ise, aşağıda verilmiştir (VUK, md.222).

 Yevmiye ve envanter defterleri,

 İşletme defteri,

 Çiftçi işletme defteri,

 İmalat ve İstihsal Vergisi defterleri (Basit İstihsal Vergisi Defteri dâhil),

 Nakliyat Vergisi defteri,

 Yabancı nakliyat kurumlarının hasılat defteri,

 Serbest meslek kazanç defteri.

Türk Ticaret Kanunu’na göre; Yevmiye defterinin kapanış onayı, izleyen faaliyet döneminin altıncı ayının sonuna kadar, yönetim kurulu karar defterinin kapanış onayı ise izleyen faaliyet döneminin birinci ayının sonuna kadar notere yaptırılır.

(22)

- 14 -

Kambiyo senetleri defteri, günlük kasa defteri ve günlük perakende satış ve hasılat defteri 4369 sayılı kanunun 82/1-b maddesiyle 01.01.1999 tarihinden itibaren tutma zorunluluğu kaldırılmıştır.

TTK’nın 64’üncü maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen açılış ve kapanış onaylarını yaptırmayanlara, aynı Kanunun “Suçlar ve Cezalar” başlıklı 562’inci maddesine göre idari para cezası uygulanır.

1.3. Muhasebede Kullanılan Belgeler

Muhasebede yapılan her kaydın mutlaka doğruluğunu ispat eden bir belgeye dayanması zorunludur. Aksi halde, kaydın ve dolayısıyla defterlerin hangi ilişki veya işlemi belirlediğini anlamak olanaksızdır. Bir ticari faaliyeti, kişi, yer, zaman, nitelik ve nicelik gibi açılardan saptayan ve kanıtlayan yazılı nesnelere muhasebe belgesi denilir (Ertaş, 2007, s.21).

Muhasebe belgelerinin düzenlenme gereğini kanunlar ve muhasebenin temel kavramları olmak üzere iki açıdan ele alabiliriz.

Türk Ticaret Kanunu sadece ticari defterleri için gerekli olan belgelerin saklanması konusuna değinmiştir. Kanunun 82’inci maddesinin d fıkrasında her tacirin, “64’üncü maddenin birinci fıkrasına göre yapılan kayıtların dayandığı belgeleri, sınıflandırılmış bir şekilde saklamakla yükümlüdür” demiştir.

Vergi Usul Kanunu, vergi hukuku yönünden delil niteliği taşıyacak belgeleri özellikleri ile belirtmiştir. Ayrıca aynı kanunun 227’inci maddesi, bu kanunda aksine hüküm olmadıkça, bu kanuna göre tutulan ve üçüncü kişilerle olan ilişki ve işlemlere ait olan kayıtların belgelendirilmesini zorunlu kılmıştır.

Vergi Usul Kanunu’nun yukarıda belirtilen 227’inci maddesi ayrıca, sadece defter tutmak zorunda olanlar değil, defter tutmak zorunda olmayan mükelleflerinde vergi matrahlarının saptanmasıyla ilgili giderlerini belgelendirmeleri zorunluluğu getirmiştir. Aynı maddede, kullanma mecburiyeti olan belgelerin öngörülen zorunlu bilgileri taşımaması halinde

(23)

- 15 -

bu belgelerin Vergi Usul Kanunu bakımından hiç düzenlenmemiş sayılacak hükmünün bulunması belgelere verilen önemi vurgulamaktadır.

Belge teminine olanak olmayan giderler ile Vergi Usul Kanunu’na göre götürü olarak tespit edilen giderler için belge aranmaz.

Muhasebenin temel kavramlarından, Tarafsızlık ve Belgelendirme Kavramına göre, muhasebe kayıtlarının gerçek durumu yansıtılan ve usulüne uygun olarak düzenlenmiş objektif belgelere dayandırılması gerekir. Yani her bir ticari faaliyetin bir belgeye dayandırılması muhasebenin temel kabul görmüş bir kavramıdır. İşlemlerin kayıtlarının dayandığı belgeler aşağıda verilmiştir.

1.3.1. Vergi Usul Kanunu’na Göre Belgeler

Vergi Usul Kanunu’nda yer alan belgelerle ilgili olarak detaya girilmeden aşağıda sadece belgelerin Kanun’un hangi maddelerinde yer aldığına dair bilgiye yer verilmiştir.

A) Fatura (VUK, md.229–232).

B) E – Fatura (VUK, mükerrer madde 242 ve 257).

C) Sevk İrsaliyesi: Maliye ve Gümrük Bakanlığı 12.09.1991 Tarih ve

20989 Sayılı Resmi Gazete’de 211 Sayılı VUK Tebliği yayımlayarak, fatura ve sevk irsaliyesinin aynı zamanda düzenlenebileceği kararını almıştır. Düzenlenecek irsaliyeli faturalarda; malın nereye ve kime gönderildiğine dair ilave bilginin yanı sıra, Katma Değer Vergisi (KDV) oranı ve tutarı yer alması gerekir. Bu bilgilerin eksik olması hâlinde irsaliyeli fatura hiç düzenlenmemiş sayılır.

D) Fatura Yerine Geçen Belgeler: Fatura düzenlenmesinin zorunlu olmadığı bir kısım alım satım ve hizmet işlerinde mükellefler kayıtlarını fatura yerine geçen belgelerle düzenlemek zorundadırlar. Bunlar,

(24)

- 16 -

Perakende satış belgeleri (VUK, md.233), Gider pusulası (VUK, md.234), Müstahsil Makbuzu (VUK, md.235) ve Serbest Meslek Makbuzları (VUK, md.236).

E) Diğer VUK Belgeleri: Vergi Usul Kanunu’nda yer alan diğer belgeler ise, Ücret Bordrosu (VUK, md.238), Taşıma İrsaliyeleri Yolcu Listeleri ve Günlük Müşteri Listeleri (VUK, md.240).

F) Kıymetli Maden Alım Satım Belgesi: 05.01.2008 tarih ve 26747 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 379 no’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile 01.03.2008 tarihinden geçerli olmak üzere, kıymetli maden alımında "Kıymetli Maden Alım Belgesi", satımında da "Kıymetli Maden Satım Belgesi" düzenleme zorunluluğu getirilmiştir.

1.3.2. Türk Ticaret Kanunu’na Göre Belgeler

Türk Ticaret Kanunu’nda yer alan belgelerle ilgili olarak herhangi bir açıklama yapılmayıp, aşağıda sadece belgelerin Kanun’un hangi maddelerinde yer aldığına dair bilgiye yer verilmiştir.

 Bono (TTK, md.776),

 Poliçe (TTK, md.766),

 Çek (TTK, md.780),

 Hisse Senedi (pay) (TTK, md.476-501),

 Tahvil (TTK, md.504-506),

 Makbuz Senedi ve Varant (TTK, md.832-843),

 İlmühaber (TTK, md.486),

 İntifa Senetleri (TTK, md.502 - 503),

 Kuponlar (TTK, md.660),

 Talon (TTK, md.661),

 Konişmento (TTK, md.1228-11246).

(25)

- 17 -

1.3.3. Türk Medeni Kanunu’na Göre Belgeler

Türk Medeni Kanunu’nda yer alan belgelerle ilgili olarak herhangi bir açıklama yapılmayıp, aşağıda sadece belgelerin Kanun’un hangi maddelerinde yer aldığına dair bilgiye yer verilmiştir.

 İpotekli borç senedi: (MK, md.898),

 İrat senedi: (MK, md.903).

1.4. Defter Ve Belgelerin Saklama Süreleri

Beyan esasına dayanan vergi sistemimizde mükellefleri doğru beyanda bulunmaya zorlayan idari mekanizma vergi denetimidir. Defter ve belgelerin vergi incelemesine yetkili

olanlara herhangi bir mücbir sebep hali olmaksızın ibraz edilmemesinin müeyyideleri Vergi Kanunlarımızda açıklanmıştır. Buna göre VUK’nın mükerrer 355’inci maddesi uyarınca özel usulsüzlük cezası kesilecek, aynı kanunun 30ve 33’üncü maddeleri uyarınca Gelir (Kurumlar) vergisi ve KDV matrahlarının re’sen takdiri yapılacak, Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 29’uncu ve 34’üncü maddeleri uyarınca indirim konusu yapılan KDV’leri reddedilecek ve yine Vergi Usul Kanunu 352’inci maddesi gereğince birinci derecede usulsüzlüktür (Kürk, 2010, s.175).

Ticaret Kanunu’nun 562’inci maddesine göre Bu Kanun hükümlerine göre tutulmakla veya muhafaza edilmekle yükümlü olunan defter, kayıt ve belgeler ile bunlara ilişkin bilgileri, denetime tabi tutulan gerçek veya tüzel kişiye ait olup olmadığına bakılmaksızın, kanunun 210’uncu maddenin birinci fıkrasına göre denetime yetkili olan Gümrük ve Ticaret Bakanlığı denetim elemanları tarafından istenmesine rağmen

(26)

- 18 -

vermeyenler veya eksik verenler ya da bu denetim elemanlarının görevlerini yapmalarını engelleyenler, fiilleri daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde üç yüz günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılır.

Özel hukukta genel zamanaşımı süresinin on yıl, vergi alacağı bakımından zamanaşımının beş yıl olarak belirleniş olması sebebiyle TTK ve VUK’da saklama süreleri de farklı belirlenmiştir. Vergi Usul Kanunu’na göre defter ve belgeleri saklama zorunluluğu 5 yıl (VUK, md.253), Gelir Vergisi Kanunu’na (GVK) göre 5 yıl, Türk Ticaret Kanunu’na göre 10 yıl saklama zorunluluğu vardır (TTK, md.82/5).

Kanunlarda defter ve belgelerin saklama süreleri belli olmasına rağmen konuyla ilgili bazı istisnalarda vardır. Örneğin, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 42'inci maddesi uyarınca birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat ve onarma işlerinde kâr ve zarar işin bittiği yıl kârı olarak tespit edilir ve tamamı o yılın geliri sayılarak, işin bittiği yıl beyannamesinde gösterilir. Gelir Vergisi Kanunu hükümlerine göre, yıllara sari inşaat işlerinde vergiyi doğuran olay işin bittiği yılda doğmakta ve zamanaşımı da izleyen yıldan başlamaktadır.

Ayrıca, geçmiş yıllarla ilgili zararların, mahsup edildiği bir durumda söz konusu zararın doğru olup olmadığının vergi inceleme elemanı tarafından araştırılması muhtemeldir. Zararın doğduğu yıl bakımından zamanaşımı süresi dolmuş olsa bile zararın mahsup edildiği yıla ilişkin bir matrah unsurudur. Bu yüzden zararın mahsup edildiği yıldan itibaren zararın doğduğu yıla ait kayıtların saklama süreleri başlar.

Bunların dışında, amortismana tabi kıymetin iktisabı ile ilgili belgeler ve önceki yıllarda ayrılmış aşınma payı kayıtları bakımından beş yıllık muhafaza süresi kıymetin tamamen itfa edildiği yılı izleyen takvim yılı başından başlar. Yatırım indirimine tabi harcamaların kurum kazancından tamamen düşüldüğü yılı izleyen takvim yılı başından başlayacaktır. Kurumlarda tasfiyenin sonuçlandığı yılı izleyen takvim yılı başından başlar ve beşinci yılın sonunda dolmuş olur. Kurumların, Gelir

(27)

- 19 -

Vergisi Kanunu’nun 94/6. maddesi uyarınca ödedikleri stopajlarda zamanaşımı, stopajın yapıldığı dönemi takip eden yıldan itibaren başlamaktadır.

1.5. Ticaret Unvanı Ve İşletme Adı

Ticari işletmelerin ürünlerini veya sahiplerini tanıtmak ve başkalarından ayırt edilmesini sağlamak amacıyla çeşitli ad ve işaretler kullanılır. Bu ad ve işaretler beş gruba ayrılırlar.

 Ticaret unvanı,

 İşletme Adı,

 Marka,

 Menşe adı ve mahreç işaretleri,

 Kalite ve Garanti İşaretleri.

Ticaret unvanı, tacirin ticari işletmesine ilişkin işlemlerde kullandığı adıdır. Ticaret unvanı, ticari işletme sahibini diğer işletme sahiplerinden ayırt etmeye yarar, ticaret unvanına bakıldığında, ticari işletme sahibinin kim olduğu anlaşılır. Ticaret unvanı gerekli olmasının nedenleri ise aşağıda sıralanmıştır.

 Her tacir, ticari işletmesine ilişkin işlemleri ticaret unvanı ile yapmak ve işletmesiyle ilgili her türlü senet ve evrakı bu unvan altında imzalamak zorundadır.

 Tacir tarafından seçilen ticaret unvanının, ticari işletmenin açıldığı veya açılmış sayıldığı tarihten itibaren on beş gün içinde işletme merkezinin bulunduğu yer ticaret siciline tescil ve ilân ettirilmesi gerekir.

 Ticaret unvanının, ticari işletmenin giriş cephesinin herkes tarafından kolayca görülebilecek bir yerine okunaklı bir şekilde yazılması zorunludur.

(28)

- 20 -

Tacirin işletmesiyle ilgili olarak düzenlediği ticari mektuplarda ve ticari defterlere yapılan kayıtların dayandığı belgelerde tacirin sicil numarası, ticaret unvanı, işletmesinin merkezi ile tacir internet sitesi oluşturma yükümlülüğüne tabi ise tescil edilen internet sitesinin adresi de gösterilir. Tüm bu bilgiler şirketin internet sitesinde de yayımlanır. Bu sitede ayrıca, anonim şirketlerde yönetim kurulu başkan ve üyelerinin adları ve soyadları ile taahhüt edilen ve ödenen sermaye miktarı, limited şirketlerde müdürlerin adları ve soyadları ile taahhüt edilen ve ödenen sermaye miktarı, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerde yöneticilerin adları ve soyadları ile taahhüt edilen ve ödenen sermaye miktarı yayımlanır (TTK md. 39).

14.02.2014 tarihli 28913 sayılı resmi gazete’ de yayımlanan “Ticaret Unvanları Hakkında Tebliğ” gereğince, ticaret şirketleri ile ticari işletme işleten diğer tacirlerin ticaret unvanları belirlenirken aşağıdaki hususlara dikkat edilmelidir.

1) İşletme konusu ile şirket türünü gösteren ibareler Türkçe olmak kaydıyla ticaret unvanı serbestçe belirlenebilir.

2) Ticaret unvanında yer alacak ibareler, tacirin kimliği, işletmesinin genişliği, önemi ve finansal durumu hakkında üçüncü kişilerde yanlış bir görüşün oluşmasına sebep olacak nitelikte ve gerçeğe aykırı olamaz.

3) Ticaret unvanında yer alan ibareler kamu düzenine, ulusal çıkarlara ve ahlaka aykırı olamaz, kültürel ve tarihi değerleri zedeleyecek şekilde belirlenemez.

4) Bir ticaret unvanına “Türk”, “Türkiye”, “Cumhuriyet” ve “Milli”

kelimeleri yalın, sade ve eksiz olarak; Bakanlar Kurulu kararıyla konulabilir. Bu ibarelerin Türk Ticaret Kanunu’nun 41 ve 42’inci maddeleri uyarınca ticaret unvanında kullanılması zorunlu olan gerçek kişinin ad veya soyadında yer alması halinde Bakanlar Kurulu kararı aranmaz.

(29)

- 21 -

5) Ticaret unvanında resmi olarak tanımlanmış yer adları kullanılabilir, ülke adlarının unvanda kullanılabilmesi için ise o ülkenin yetkili makamlarından izin alınması gerekir.

6) Anonim ve limited şirketlerin ticaret unvanında işletme konularından en az birinin yer alması zorunludur. İşletme konusunu gösteren ibarelerde kısaltma yapılamaz. Başlıca amacı başka işletmelere katılmaktan ibaret olacak şekilde kurulacak anonim şirketlerin unvanında “holding” ibaresine yer verilmesi zorunludur.

7) Kamu kurum ve kuruluşları ile ulusal ve uluslararası diğer kuruluşların adları ya da bunları tanımlayan kısaltılmış adları ticaret unvanlarında ek olarak kullanılamaz. Ancak bu kurum ve kuruluşların işlettiği işletmeler ile hissedarı oldukları şirketlerin ticaret unvanlarında kendilerinin adları veya kısaltılmış adları kullanılabilir.

8) Ticaret sicilinden silinen bir ticaret unvanı, unvanın silinmesine ilişkin ilanın Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlandığı tarihten itibaren beş yıl geçmedikçe başka bir tacir adına yeniden tescil edilemez.

9) Bir ticaret unvanı, Türkiye’nin herhangi bir sicil müdürlüğüne daha önce tescil edilmiş bulunan diğer bir unvandan ayırt edilmesi için gerekli olan ek yapılmadan tescil edilemez.

10) Daha önceden tescil edilmiş bir ticaret unvanının, Türk Ticaret Kanunu’nun 46’ıncı maddesi kapsamındaki ek ve işletme konusunu gösteren ilk ibaresi aynı olan diğer bir ticaret unvanına ayırt edici bir ek yapılmadan tescil edilemez.

11) Daha önce tescil edilmiş ticaret unvanının eki ile kendi eki aynı olan, ancak ekten sonra gelen işletme konusunu gösteren ilk ibaresi farklı olan ticaret unvanı, ayırt edici bir ek yapılmadan tescil edilebilir.

(30)

- 22 -

12) Daha önce tescil edilmiş bir ticaret unvanından yalnızca şirket türünü gösteren ibareleri farklı olan diğer bir unvan, ayırt edici ek yapılmadan tescil edilemez.

2. MUHASEBE SÜRECİ

Muhasebe, karar alıcıların işletmenin finansal durumunu doğru bir şekilde anlayıp analiz edebilmesi açısından gerekli mali bilginin üretilmesini sağlamaktadır. Muhasebenin dört temel fonksiyonundan ilki olan kaydetme, diğer fonksiyonların (sınıflandırma, özetleyerek raporlama, analiz ve yorum) uygun şekillerde yerine getirilebilmesi için gerekli mali olayları belgelere ve yasal dayanağa dayanarak muhasebe defterlerine kaydeder. İşletmede oluşan mali nitelikteki işlemler muhasebe yardımıyla kayda alınırken belirli bir faaliyet yılı veya dönem esas alınır (dönemsellik kavramı).

Bu bakımdan muhasebe işlemleri belirli bir tarihte başlar ve belirli bir tarihte sona erer. Muhasebe veya hesap dönemi olarak adlandırılan bu süre 12 ay olup bir takvim yılını kapsar. 6102 sayılı yeni Türk Ticaret Kanunu’nda hesap dönemi yerine “faaliyet dönemi” kavramı kullanılmış ve bu dönemin on iki ayı geçemeyeceği belirtilmiştir (TTK, md.66). Vergi Usul Kanunu ise, hesap dönemini normal bir takvim yılı olarak kabul etmiştir (VUK, md.174). Ayrıca İşletmelerin özel hesap dönemi isteyebilirler. Bunun için Maliye Bakanlığı’na müracaat den işletmeler, 12’şer aylık kendilerine özel hesap dönemi alabilirler.

01.01.20XX tarihinde başlayıp 31.12.20XX tarihinde sona eren bir hesap (faaliyet, muhasebe) dönemi boyunca işletmelerin, mali olayları muhasebeye yansıtırken yapması gereken işleri, belirli bir sıra dâhilinde gerçekleştirmesine de muhasebe süreci denmiştir. Bu iki tarih arasındaki muhasebe sürecini de, dönem başı, dönem içi ve dönem sonu olmak üzere üç aşamada ele alabiliriz (Çanakçıoğlu, 2014, s.105-134).

(31)

- 23 -

2.1. Dönem Başı İşlemler

Bu işlemlerin tarihi 01.01.20XX tarihi itibariyle gerçekleştirilir. Dönem başı muhasebedeki iş sırası aşağıda verilmiştir.

a) Açılış veya dönem başı envanterinin yapılması,

b) Açılış envanterine dayanarak açılış bilançosunun yapılması,

c) Açılış bilançosuna bağlı olarak açılış kaydının yevmiye defterine yazılması yevmiye defterine yazılan hesapların parasal tutarlarının büyük defterde (defteri kebir) kayda alınması.

2.2. Dönem İçi İşlemler

Dönem başı işlemleri tamamlandıktan sonra artık dönem boyunca ortaya çıkacak günlük işlemlerin (mali olayların) kaydına geçilir. Dönem içinde yapılması gereken işlemler aşağıda verilmiştir.

 Muhasebe işlemleri ile ilgili muhasebe belgelerinin toplanması,

 Bu belgelerin ilgili muhasebe fişlerine kaydedilmesi,

(32)

- 24 -

 Bu muhasebe fişlerine göre yevmiye defterinin yazılması,

 Yevmiye kayıtlarına göre işlemlerin defteri kebir'e ve yardımcı defterlere yazılması,

 Ay sonlarında aylık mizanların düzenlenmesi.

2.3. Dönem Sonu (Envanter) İşlemleri

Muhasebenin temel kavramlarından "Dönemsellik" kavramına göre işletme faaliyetlerinin belirli dönemler esas alınarak izlenmesi ve sonuçlarının saptanması için her hesap dönemi sonunda envanter yapılmalıdır.

Bir işletmeye ait aktif ve pasif kalemlerin muayyen bir tarihteki ayrı ayrı miktar ve değerlerinin tayin ve takdiri olan Envanter, TTK'ya ve VUK'ya göre envanter çıkarmak olarak ifade edilmiştir. Türk Ticaret Kanunu envanteri, “Her tacir, ticari işletmesinin açılışında, taşınmazlarını, alacaklarını, borçlarını, nakit parasının tutarını ve diğer varlıklarını eksiksiz ve doğru bir şekilde gösteren ve varlıkları ile borçlarının değerlerini teker teker belirten bir envanter çıkarır. Tacir açılıştan sonra her faaliyet döneminin sonunda da böyle bir envanter düzenler” şeklinde tanımlamıştır (TTK, md.66). Ayrıca kanunun değerleme ilkelerinde “Bilanço kapanış gününde, varlıklar ve borçlar teker teker değerlendirilir” ifadesinde bulunmuştur (TTK, md.78).

Vergi Usul Kanunu’nun 186’ıncı maddesi de "envanter çıkarmak, bilanço günündeki mevcutları, alacakları ve borçları saymak ölçmek, tartmak ve değerlemek sureti ile kesin bir şekilde ve müfredatlı olarak tespit etmektir. Şu kadar ki, ticari teamüle göre tartılması, sayılması ve ölçülmesi mutad (alışılmış) olmayan malların değerleri tahminen tespit olunur. Mevcutlar, alacaklar ve borçlar işletmeye dâhil iktisadi kıymetleri ifade eder." şeklinde açıklanmıştır.

Hem TTK hem de VUK’nın envanter tanımından da anlaşılacağı üzere; her iki tanımda aynı olup her iki tanımda da ele alınan “Bilanço

(33)

- 25 -

Günü” deyimi, envanter ve bilançoların düzenlendiği hesap döneminin son gününü ifade etmektedir (TTK, md.78 ve VUK, md.185). Bunun tek istisnası, Vergi Usul Kanunu’nun 190’ıncı maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre “Büyük mağazalar ve eczaneler emtia mevcutlarının envanterlerini üç yılda bir çıkarabilirler. Bu takdirde envanter çıkarılmayan yıllarda hesaben mevcut iktisadi kıymetleri envanter defterlerine kaydederler. Büyük mağazalardan maksat, çeşitli mal üzerine geniş ölçüde ve perakende iş yapan ticarethanelerdir. Maliye Bakanlığı büyük sınai işletmelerin, icabına göre, iki veya üç yılda bir envanter çıkarmalarına müsaade edebilir. Bu takdirde yukarı ki hüküm uygulanır.”.

Vergi Usul Kanunu envanter işlemi yapmak zorunda olanları aşağıdaki gibi belirlemiştir.

 VUK’nın 171-226’ıncı maddeleri gereğince, yıllık alış ve satış tutarları birinci sınıf tüccar kabul edilip bilanço esasına göre defter tutan gelir vergisi mükellefleri,

 Her türlü ticaret şirketleri,

 Kurumlar vergisine tabi olup bilanço esasına göre defter tutan diğer tüzel kişiler,

 Kendi isteği ile bilanço esasına göre defter tutmayı tercih eden mükellefler,

 İşletme hesabı esasına göre defter tutanlardan emtia üzerine iş yapan gelir ve kurumlar vergisi mükellefler,

envanter işlemi yaparak faaliyet sonuçlarını belirlemek zorundadırlar.

2.4. Envanter İşlemlerinin Aşamaları

31.12.20XX için gerekli günlük kayıtlar tamamlandıktan sonra genel geçici mizanın alınması gerekmektedir. Çünkü, envanter işlemleri, genel geçici mizanın alınması ile başlar. Envanter işlemleri muhasebe dışı envanter ve muhasebe içi envanter olmak üzere iki aşamadan oluşur. Muhasebe dışı

(34)

- 26 -

envanter işlemler; sayma, tartma ve ölçme anlamındaki ilgili hesapların fiziki sayımını anlatırken, muhasebe içi envanter işlemleri ise, yapılacak yevmiye kayıtlarını anlatır.

2.4.1. Muhasebe Dışı Envanter

Genel geçici mizan alındıktan sonra, açılış ve dönem içinde ilgili defterlere yazılan kıymetlerin fiili olarak işletmede olup olmadığının tespiti için, işletmenin varlık ve

kaynaklarını sayma, ölçme, tartma ve değerlendirme işlemine geçilir.

Muhasebe dışı envanter diye tanımlanan bu sayım işleminde, kıymetlerin gerçek (fiili) değerlerinin tespiti yapılır. Türk Ticaret Kanunu ile Vergi Usul Kanunu’nda tanımı yapılan ve yılda en az bir kere yapılması zorunlu olan envanter de aslında bu muhasebe dışı envanterdir.

Muhasebe dışı envanter işlemi kendi içinde üç aşamadan oluşur.

Bunlar;

 Varlık ve kaynakları saymak,

 Sayım sonuçlarını değerlemek,

 Envanter defterine yazmak, şeklinde sıralanabilir.

Envanter defteri sadece stok envanteri olarak anlaşılmamalıdır.

İnceleme için istendiğinde yalnızca bilanço stok envanteri yazılarak ibraz edilmemelidir. Envanter Defteri tasdik ettirilmeli ve sayımı yapılan tüm hesapların detaylı dökümleri yazılmalıdır (Gürbüz, 2007). Bilançoda gösterilen kıymetlerin tasnif edilerek ayrıntısıyla envanter defterine yazılmaması durumunda, sahibi lehine delil olamamasını yanı sıra, defter kayıtlarının bir vergi incelemesine imkân vermeyecek ölçüde noksan, usulsüz ve karışık olması ile de birinci derecede usulsüzlük cezası uygulanabilir (VUK, md.352/3).

(35)

- 27 -

Vergi Usul Kanunu’nun “bina ve arazinin envantere alınması”

başlıklı 187 ve “envanterde amortisman kayıtları” başlıklı 189’uncu maddeleri de envanter çıkarma ve envanter defterinin içeriği bakımından önem arz eden maddelerdir.

Bilançodaki dönem kâr ya da zararının açılımı ve de ayrıntısını anlatan gelir tablosunun da envanter defterine yazılması gerekir.

Her hesap çeşidi için ayrı ayrı düzenlenerek hazırlanan bu listelerin özet sonuçları envanter defterine yazıldıktan sonra bu listelerde, defterler gibi Vergi Usul Kanunu’na göre 5 yıl saklanmalıdır.

Envanter işlemlerinde bir sonraki adım değerleme işlemidir.

Kullanılan değerleme ölçülerine göre işletmenin iktisadi ve mâli durumunun bilançodaki görünümünü ve faaliyet sonucunu (kâr veya zararı) etkiler.

2.4.2. Değerleme Ölçüleri

İşletmelerde bir hesap dönemi içinde meydana gelen mâli nitelikteki işlemlerin belgelere dayanılarak ilgili hesaplara kaydedilmesi sonucunda, 31.12’de çıkarılan genel geçici mizandan hareketle yapılan sayımdan sonra, değerleme işlemlerine geçilir. Bu değerleme işlemlerinin yapılma nedenlerinden bazıları aşağıdaki gibi sıralanabilir (İbiş ve Diğerleri, 2015, s.114-121).

 Defteri kebir veya genel geçici mizandaki hesapların bakiyeleri ile sayım veya mutabakat sonucu bulunan tutarlarının birbirine eşitliğinin kontrol edilmesi,

 Yabancı para mevcutlarının Maliye Bakanlığı'nca belirlenecek döviz alış kurları ile değerlenmesi gerekliliğinin olması,

 Dönem sonunda portföyde bulunan alacak ve borç senetlerinin nominal değerleri ile tasarruf değerleri (bilanço günündeki peşin değeri) aynı olmayışı,

(36)

- 28 -

 Bazı alacakların tahsili şüpheli duruma düşmüş, bazı alacakların tahsil olanağı tamamen ortadan kalkmış yani değersiz duruma gelmiş olması,

 Mal hareketleri, ister aralıklı ister aralıksız envanter yöntemine göre kayda alınmış olsun; hesap dönemi içinde fire, çalınma, kaybolma gibi miktar azalışlarına, neden olan olaylar ile modası geçme, fiyat düşmesi vb. nedenlerle meydana gelen değer azalışları sonucu Ticari Mallar Hesabı mevcut malların değerini göstermeyişi,

 Amortismana tabi duran varlıklarda değer kayıplarının (aşınma, yıpranma, teknolojik yeniliğini kaybetme gibi) gerçekleşmesi,

 Gelir ve gider hesaplarında, gelecek yıllarda gelir ve gider olarak gerçekleşecek tutarlarının olması ve bu nedenle dönem ayarlamalarının yapılarak câri döneme ait gelir ve giderlerin tespit edilmesi.

Türk Ticaret Kanunu’nda varlıklar ile borçların değerleme ölçülerini

“Duran ve dönen varlıklar Türkiye Muhasebe Standartları uyarınca bu standartlarda gösterilen ölçülere göre değerlenir. Borçlar ve diğer kalemler için de aynı standartlar uygulanır” şeklinde anlatmıştır (TTK, md.79).

Bilindiği üzere Türkiye Muhasebe Standartları belli işletmeler hariç olarak 17.01.2012 tarihinde Resmi Gazete 28470 no’lu sayısında Kamu Gözetim Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun yapacağı yeni bir belirlemeye kadar yürürlükteki mevzuatın uygulanmasının devamına karar verilmiştir.

Değerleme, VUK’nın 258’inci maddesi gereğince, vergi matrahlarının hesaplanmasıyla ilgili iktisadi kıymetlerin vergi kanunlarında gösterilen gün ve zamanlardaki değerlerinin takdir ve tespitidir. Bu yüzden değerleme, envanter işleminin ikinci aşamasıdır. İlk aşamasında sayılan, ölçülen ve tartılan iktisadi kıymetler, miktar olarak saptanır. Envanterin ikinci aşamasında miktar olarak saptanan bu iktisadi kıymetlerin değerleri tespit edilir. Değerleme doğrudan vergi matrahlarının tespit edilmesiyle

(37)

- 29 -

ilgili bir işlemdir. Bu yüzden envanter işlemleri sırasında işletmeye ait iktisadi kıymetlerin değerlemesi Kanunun 261’inci maddesindeki değerleme ölçülerinden biri ile yapılmalıdır. Bu ölçüler şunlardır.

1) Maliyet Bedeli, 2) Borsa Rayici, 3) Tasarruf Değeri, 4) Mukayyet Değer, 5) İtibari Değer, 6) Vergi Değeri, 7) Rayiç Bedel, 8) Emsal Bedel.

Ancak, anılan maddede belirtilenler dışında VUK’nın diğer maddeleri ve ilgili kanunlarında tespit edilmiş olan ilave bazı değerleme ölçüleri de vardır.

2.4.2.1. Maliyet Bedeli

“Bir iktisadi kıymetin elde edilmesi veyahut değerinin artırılması münasebetiyle yapılan ödemelerle bunlara ait bilumum giderleri ifade eder”

şeklinde tanımlanmıştır. Vergi Usul Kanunu’nun 262’inci maddesinde yer alan bu tanımdan anlaşılacağı üzere, maliyet bedeli şu unsurlardan oluşur.

 İktisadi bir kıymetin elde edilmesi sırasında yapılan ödemeler,

 İktisadi kıymetin değerini artırıcı ödemeler,

 Bunlara bağlı diğer giderlerdir.

İktisadi bir kıymetin elde edilmesi sırasında yapılan ödemeler; o kıymetin edinme maliyetleridir. Bu maliyetleri de satın alma maliyeti ve üretim maliyeti olarak ikiye ayırabiliriz. Satın alma maliyeti, dışardan temin edilen iktisadi kıymetin işletme stoklarına girmesine kadar oluşmuş

(38)

- 30 -

alış maliyeti ve giderler toplamını ifade eder (www.yaklasim.com). Bu satın alınan malın maliyet bedeline giren unsurlar ana başlıklar itibariyle aşağıdaki gibidir.

 Malın satın alma bedeli,

 Malın işyerine getirilmesi için yapılan nakliye ve hamaliye giderleri,

 Malın alımı ile ilgili olarak ödenen sigorta giderleri,

 Alış komisyonları,

 Mal ile ilgili finansman giderleri,

 Malın işletmeye getirilmesi aşamasına kadar yapılan depolama giderleri,

 Ekspertiz giderleri.

Yukarıda sayılan gider unsurları ile benzeri giderler, işletme tarafından bizzat yapılmış olmaları halinde maliyet unsurları olarak kabul edilirler. Üretim maliyeti de, işletme organizasyonu içinde üretilen iktisadi değerlerin satış öncesi aşamaya kadar oluşmuş gider ve maliyet toplamını ifade eder. Üretim maliyetine ilişkin olarak VUK’nın 275’inci maddesinde;

“İmal edilen emtianın (tam ve yarı mamul mallar) maliyet bedeli aşağıda yazılı unsurları ifade eder.

 Mamulün vücuda getirilmesinde sarf olunan iptidai ve ham maddenin bedeli,

 Mamule isabet eden işçilik,

 Genel imalat giderlerinden mamule düşen hisse,

 Genel idare giderlerinden mamule düşen hisse (bu hissenin mamulün maliyetine katılması ihtiyaridir),

 Ambalajlı olarak piyasaya arz edilmesi zaruri olan mamullerde ambalaj malzemesinin bedeli.

(39)

- 31 -

Mükellefler, imal ettikleri emtianın maliyet bedellerini yukarıdaki unsurları ihtiva etmek şartıyla diledikleri usulde tayin edebilirler.” hükmü yer almaktadır. Bu madde hükmü özellikle maliyet muhasebesini ilgilendirmekte olup, imalat maliyetine girecek gider ve maliyet unsurları tereddüt doğurmayacak şekilde tek tek sayılmak suretiyle belirtilmiştir.

Maliyet bedeli ile değerlenecek iktisadi kıymetler ise şunlardır;

Gayrimenkuller, Tesisat ve makineler, Gemiler ve diğer taşıtlar, Gayri maddi haklar, Özel maliyet bedeli, Demirbaş eşya, Alet edevat ve mefruşat, Emtia (Stok) ve Zirai mahsuller ve hayvanlar.

İktisadi kıymetin değerini artırıcı ödemeler ise; işletmenin aktifine dâhil iktisadi kıymetlerin kullanım ömrünün uzatılması veya kullanım fonksiyonunun (faydasının, veriminin) artırılması veya her ikisinin birden yapılmasını ifade eder. İşletme aktifine dâhil iktisadi kıymetlerin bu şekilde değerini artırmaya yönelik direkt ve endirekt gider ve harcamalar toplamı da söz konusu kıymetin maliyet bedeline dâhil edilecektir. İktisadi kıymetin değerini artırmaya yönelik olmayan yani, kıymetin kullanım verimini artırmayan veya kullanım ömrünü uzatmayan normal bakım, tamir vb.

giderler maliyet bedeline dâhil edilmez.

2.4.2.2. Borsa Rayici

Borsa rayici, değerlemeye konu iktisadi kıymetin değerleme günündeki resmi borsalarda oluşmuş fiyatını ifade eder. Borsa rayicine ilişkin VUK'nın 263’üncü maddesi; “gerek menkul kıymetler ve kambiyo borsasına, gerekse ticaret borsalarına kayıtlı olan iktisadi kıymetlerin değerlemeden evvelki son muamele gününde borsadaki muamelelerin ortalama değerini ifade eder” şeklindedir.

İşletmenin kasasında bulunan yabancı paralar ile yabancı para cinsinden oluşan senetli ve senetsiz borç veya alacakların; VUK’un 280’inci maddesi uyarınca değerleme günü itibariyle Maliye Bakanlığı’nca yayımlanan döviz alış kuru üzerinden değerlenmesi gerekmektedir.

(40)

- 32 -

2.4.2.3. Tasarruf Değeri

Vergi Usul Kanunu’nun 264’üncü maddesinde, “bir iktisadi kıymetin değerleme gününde sahibi için arz ettiği gerçek değerdir” şeklinde tanımlanmıştır.

VUK’nın 281 ve 285’inci maddelerine göre, senetli alacaklar ve borçlar tasarruf değeri ile değerlemeye tabi tutulur. Bu durum bilanço ilkelerinde de açıklanmıştır. Bilanço da yer alan vadeli (senetli) alacakların ve borçların bilanço günündeki değerine indirgenmesi için tasarruf değeri ile değerleme (reeskont işlemi) yapılmalıdır. Tasarruf değeri, bir senedin değerleme yapıldığı gündeki peşin değeridir. Diğer bir deyişle, iktisadi kıymetin değerleme gününde elden çıkarılması durumunda elde edilecek değeri ifade eder. Değerleme gününde, senedin ödeme veya tahsil edileceği tarihe kadarki süre içinde oluşmamış vade farkları iç iskonto formülü ile hesaplanır. Hesaplanan bu tutar, senedin üzerinde yazılı olan değerden (nominal değer) çıkartılarak senedin tasarruf değeri bulunur.

VUK’nın 285’inci maddesine, 04.12.1985 tarihinde yayımlanan 3239 sayılı Kanunun 22’inci maddesiyle, alacak senetlerini değerleme gününün kıymetine irca eden mükellefler, borç senetlerini de aynı şekilde işleme tabi tutmak zorunluluğu getirilmiştir. Bu yüzden reeskont uygulaması isteğe bağlıdır.

2.4.2.4. Mukayyet Değer

Vergi Usul Kanunu’nun 265’inci maddesinde mukayyet değer; "bir iktisadi kıymetin muhasebe kayıtlarında gösterilen hesap değeri" olarak tanımlanmıştır. Mukayyet değer uygulamada “muhasebe değeri”, “kayıtlı değer”, veya defter değeri olarak da adlandırılmaktadır. Mukayyet değerle değerlenecek iktisadi kıymetler aşağıdaki gibidir.

 Senetsiz alacaklar (VUK, md.281),

 Senetsiz borçlar (VUK, md.285),

(41)

- 33 -

 Aktifleştirilen kuruluş ve örgütlenme giderleri ile peştamallıklar (VUK, md.282),

 Aktif geçici hesap tutarları; gelecek bir hesap dönemine ait olarak peşin ödenen giderler ile câri hesap dönemine ait olup da henüz tahsil edilmemiş olan gelirler (VUK, md.283),

 Pasif geçici hesap tutarları; gelecek hesap dönemlerine ait olarak peşin tahsil edilen hasılat ile câri hesap dönemine ait olup henüz ödenmemiş olan giderler (VUK, md.287),

 Zirai işletmelerde henüz idrak edilmemiş olan mahsuller için yapılan giderler; hazırlık işleri giderleri gibi (VUK, md.283),

 Karşılıklar (VUK, md.288).

2.4.2.5. İtibari Değer

Nominal değer olarak da tanımlanan bu değer, VUK’nın 266’ıncı maddesinde “Her nevi senetlerle, esham ve tahvillerin üzerinde yazılı

olan değer” olarak tanımlanmıştır. İtibari değerle değerlenecek iktisadi kıymetler aşağıdaki gibidir.

Kasa Mevcudu (ulusal para birimi) (VUK, md.284),

Eshamlı şirketler ve iktisadi kamu müesseselerince çıkarılan tahviller (VUK, md.286),

Anonim Şirketlerin ihraç ettikleri hisse senetleri ve tahviller.

Burada dikkat edilecek nokta, itibari değerle değerlenecek hisse senetleri bedelsiz elde edilen senetlerdir. Bedel ödemek suretiyle elde edilen hisse senetleri VUK’nın 279’uncu maddesine göre değerlenecektir.

Referanslar

Benzer Belgeler

 Doğu Avrupa, Rusya’da en yüksek tutarda düzcam tüketimi yaklaşık 2 milyon ton ile Asya’da olup bunu 1,6 milyon tonla. Türkiye

Kanunda bir belirleme olmamasına rağmen (zaten danıştayın yürütmeyi durdurma kararı vermesinin en büyük gerekçelerinden biride budur) karın sermayeye eklenmesi neticesinde

Şirketimiz 2020 yılı öncesinde gemi sanayi çelikleri alanında faaliyet göstermezken, 2021 yılında bu alanda faaliyetini başlatmıştır. 2020 yılında sıfır olan

İlgide kayıtlı özelge talep formunda, 31.12.2010 tarihi itibariyle tasfiyeye giren şirketinizin 2010 dönemi bilançosunda görülen ortaklar cari hesabı kayıtlarının

GENEL AMAÇ : Öğrenci bu modül ile takım çalışması ve demokratik vatandaşlık hakları ile ilgili becerileri kazanabilecektir.. Çevre ile İletişimini arttıracak

[r]

İlk tescil kaydı yapıldıktan sonra, Odamız Serbest Şehircilik Hizmetleri, Büro tescil, Mesleki Denetim ve En Az Ücret Yönetmeliği gereğince her yıl Aralık ayı içerisinde

a)Eşi Vefat Etmiş Kadınlara Yönelik Düzenli Nakdi Yardım Programı: Kadınların yoksulluktan daha çok etkilendiği rasyonalitesinden hareket edilerek meydana getirilen “Eşi