• Sonuç bulunamadı

İvazsız tasarruflardan dolayı iptal davası (iik m. 278)

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2023

Share "İvazsız tasarruflardan dolayı iptal davası (iik m. 278)"

Copied!
230
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

T.C.

İSTANBUL TİCARET ÜNİVERSİTESİ

SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

ÖZEL HUKUK ANA BİLİM DALI YÜKSEK LİSANS PROGRAMI

İVAZSIZ TASARRUFLARDAN DOLAYI İPTAL DAVASI (İİK m. 278)

Yüksek Lisans Tezi

Damla GÜRTÜRK

İstanbul, Şubat 2020

(2)

T.C.

İSTANBUL TİCARET ÜNİVERSİTESİ

SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

ÖZEL HUKUK ANA BİLİM DALI YÜKSEK LİSANS PROGRAMI

İVAZSIZ TASARRUFLARDAN DOLAYI İPTAL DAVASI (İİK m. 278)

Yüksek Lisans Tezi

Damla GÜRTÜRK (100018051)

Tez Danıs ̧ manı: Prof. Dr. Hamide Özden Özkaya-Ferendeci

İstanbul, Şubat 2020

(3)
(4)

ETİK KURALLARINA UYGUNLUK YAZISI

Hazırlamış olduğum tez özgün bir çalışma olup YÖK ve İTİCÜ Lisansüstü Yönetmeliklerine uygun olarak hazırlanmıştır. Ayrıca, bu çalışmayı yaparken bilimsel etik kurallarına tamamıyla uyduğumu; yararlandığım tüm kaynakları gösterdiğimi ve hiçbir kaynaktan yaptığım ayrıntılı alıntı olmadığını beyan ederim. Bu tezin ihtiva ettiği tüm hususlar şahsi görüşüm olup İstanbul Ticaret Üniversitesinin resmi görüşünü yansıtmamaktadır.

Damla GÜRTÜRK 04.02.2020

(5)

ii ÖZET

Tasarrufun iptali davası ile borçlunun alacaklılardan mal kaçırmasına sebep olan bazı tasarruf işlemlerinin iptali sağlanmaktadır. İptal davası hem cüz’i hem de külli takipte uygulama alanı bulan şahsi nitelikte bir eda davasıdır. Borçlu ile üçüncü kişi arasındaki tasarruf işleminin iptal edilmesi halinde, tasarruf konusu malvarlığı değerleri, hala borçlunun malvarlığındaymış gibi alacaklının cebri icra işlemlerine maruz kalır.

İptal davasının sebepleri İcra ve İflâs Kanunu’nda üç madde (İİK m. 278, 279, 280) halinde düzenlenmiş olup “ivazsız tasarrufların butlanı” 278. maddede hüküm altına alınmıştır. Buna göre, borçlunun malvarlığını eksilten bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar ile hükmün üçüncü fıkrasında bentler halinde sayılmış olan bağışlama niteliğindeki tasarruf işlemleri iptal davasına konu olmaktadır. İvazlı olsalar dahi İİK m. 278/III hükmü gereği bağışlama niteliğinde kabul edilen tasarruf işlemleri; borçlunun yakın akrabaları ile yaptığı tasarruflar, ivazları arasında dengesizlik bulunan tasarruflar ve borçlunun kendisine yahut üçüncü bir şahıs menfaatine kaydı hayat şartıyla irat veya intifa hakkı tesis ettiği akitler ile ölünceye kadar bakma sözleşmeleridir.

Tasarruf işleminin iptali için kanunen öngörülen şartların yanı sıra Yargıtay tarafından da aranan birtakım unsurlar vardır. İşbu unsurların hukuki niteliği ise doktrinde tartışma konusu olmuştur. İİK m. 284’e göre iptal davasının açılması tasarrufun gerçekleşmesinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü süreye tabidir. Aynı zamanda söz konusu tasarruf işleminin iptal edilebilmesi için kanunen öngörülen belirli bir zaman diliminde gerçekleşmiş olmalıdır.

Bu minvalde hangi tasarrufların İİK m. 278 kapsamında iptale tabi olacağını tespit etmek ve hangi unsurların varlığının gerektiğini incelemek gerekir. Nitekim uygulamada sıklıkla karşılaşılan borçlunun alacaklılardan mal kaçırmasına yönelik olan tasarruflarına karşı alacaklıları korumak ve ekonomik hayatın güven içerisinde ilerlemesini sağlamak açısından iptal davası son derece önemli bir yere sahiptir.

Anahtar Kelimeler: İcra ve İflâs Hukuku, Tasarrufun İptali Davası, İvazsız Tasarrufların Butlanı, İptal Davası, Bağışlamalar, İvazsız Tasarruflar, Tasarruf İşlemi

(6)

iii

ABSTRACT

By the action for annulment of disposition, the annulment of some acts of dispositions causing the debtor to conceal assets from the creditors are being enabled. The action of annulment is a personal action for performance; finding field of application both in singular and universal pursuance. In case of the annulment of disposition between the debtor and third party, the assets are being the subject of disposal becomes subject to forced execution proceedings of the creditor as if they are still under the ownership of the debtor.

The causes of action of annulment are regulated as three articles (EBL, Articles 278, 279, 280) in Enforcement and Bankruptcy Law, and “the nullity of dispositions without consideration” is regulated in Article 278. According to that, the donations reducing the assets of the debtor, the dispositions without considerations and the acts of dispositions that are listed in the third sub-paragraph are being subject to action of annulment. Pursuant to the provision of Article 278/III of EBL, the acts of disposition considered as donations are the dispositions that the debtor conduct with her/his close relatives, the dispositions having imbalance among their considerations and the life annuity or usufruct contracts and the contracts for lifelong support that debtor conduct in favor of himself or a third party.

For the acts of annulment of disposition operations, there are some factors being sought by the Supreme Court as well as the terms foreseen by law. The legal character of these factors have been subject of discussions in the doctrine. According to Article 284 of EBL, the filing for action of annulment is subject to period of prescription of 5 years as of the act of disposition. In addition, the act of annulment of disposition in subject has to be conducted in a specific period of time foreseen by law.

In this regard, it is required to determine which dispositions shall be subject to the annulment within the scope of Article 278 of EBL, and which factors are required to be present. Thus, action of annulment has a very significant place in terms of protecting the creditors against the dispositions of the debtors with the intention to conceal assets from the

(7)

iv

creditors; which are frequently being encountered in practice, and in terms of ensuring the progress of economic life in trust.

Key Words: Enforcement and Bankruptcy Law, Action of Annulment of Disposition, The Nullity of Dispositions Without Consideration, Action of Annulment, Donations, Dispositions Without Considerations, Act of Disposition

(8)

v KISALTMALAR

a.g.e. : Adı Geçen Eser a.g.m. : Adı Geçen Makale Art. : Artikel

AÜ : Ankara Üniversitesi

AÜHF : Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi

AÜHFD: Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi B. : Bası

b. : Bend

BGE : Entscheidungen des schweizerischen Bundesgerichts bkz : Bakınız

C. : Cilt c. : Cümle

DEÜ : Dokuz Eylül Üniversitesi

DEÜHF : Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi dn. : Dipnot

E. : Esas Ens. : Enstitü f. : Fıkra

HD. : Hukuk Dairesi

HGK. : Hukuk Genel Kurulu

HMK : 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu

HUMK : 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu İBK. : İçtihadı Birleştirme Kararı

İİK : 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu İÜ : İstanbul Üniversitesi

İÜHF : İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi

(9)

vi İÜHFM : İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası K. : Karar

m. : Madde

MİHDER : Medeni Usul ve İcra İflâs Hukuku Dergisi MÜ : Marmara Üniversitesi

RG. : Resmi Gazete s. : Sayfa

S. : Sayı

SchKG : Schweizerische Schuldbetreibung und Konkursgesetz T. : Tarih

T.C. : Türkiye Cumhuriyeti TBB : Türkiye Barolar Birliği

TBK : 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu TCK : 5765 sayılı Türk Ceza Kanunu TMK : Türk Medeni Kanun

vb. : ve benzeri vd. : ve devamı Y. : Yıl

YÜHFD. : Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi

(10)

vii İÇİNDEKİLER

ÖZET ... ii

ABSTRACT ... iii

KISALTMALAR ... v

GİRİŞ ... 1

BİRİNCİ BÖLÜM İCRA VE İFLÂS HUKUKUNDA TASARRUFUN İPTALİ DAVALARI ... 4

1. Genel Bilgiler ... 4

1.1. Kavram ve Tanım ... 4

1.2. Amacı ve Hukuki Niteliği ... 5

1.3. “Muvazaa” Kavramı ile Tasarrufun İptalinin (İİK m. 277-284) Bağdaşıp Bağdaşmadığı ... 7

1.3.1. Muvazaanın Tanımı, Unsurları, Çeşitleri ve Hükmü ... 7

1.3.1.1. Muvazaanın Tanımı ... 7

1.3.1.2. Muvazaanın Unsurları ... 9

1.3.1.2.1. Görünürdeki İşlem ... 9

1.3.1.2.2. Muvazaa Anlaşması ... 9

1.3.1.2.3. Aldatma Kastı ... 10

1.3.1.2.4. Gizli İşlem ... 10

1.3.1.3. Muvazaanın Çeşitleri ... 11

1.3.1.3.1. Mutlak (Adi- Basit) Muvazaa ... 11

1.3.1.3.2. Nispi (Nitelikli- Mevsuf) Muvazaa ... 11

1.3.1.4. Hüküm ve Sonuçları ... 12

(11)

viii

1.3.2. Muvazaa Davaları ile Tasarrufun İptali Davası Arasındaki Benzerlik

ve Farklılıklar ... 14

1.3.3. Doktrinde İleri Sürülen Görüşler... 17

1.3.3.1. Muvazaalı İşlemlerin İptal Davasına Konu Olamayacağı Görüşü . ... 17

1.3.3.2. Muvazaalı İşlemlerin İptal Davasına Konu Olabileceği Görüşü 19 1.3.4. Değerlendirme ... 21

1.4. İnançlı İşlemlerin Tasarrufun İptaline Konu Olup Olamayacağı ... 24

1.4.1. Değerlendirme ... 27

1.5. İptali İstenen Tasarrufi İşlemi Yapan Üçüncü Kişinin, Borçlunun Nam- ı Müstearı Olduğu İddiasının, İİK m. 277-284 Hükümleri ile Bağdaşıp Bağdaşmadığı .. ... 28

1.5.1. Değerlendirme ... 32

2. Davanın Tarafları ... 33

2.1. Davacı ... 33

2.1.1. Borçlu Aleyhine İcra Takibi Yapılmışsa ... 34

2.1.2. Borçlu Hakkında İflâs Davası Açılmış ise ... 35

2.2. Davalılar ... 36

2.2.1. İcra Takibine Dayalı Açılan İptal Davasında Davalılar ... 37

2.2.1.1. Borçlunun Ölmesi Halinde ... 37

2.2.1.1.1. Tasarrufun İptali Davası Açılmadan Önce Borçlunun Ölümü . ... 37

2.2.1.1.2. Tasarrufun İptali Davası Açıldıktan Sonra Borçlunun Ölümü ... 38

2.2.1.1.3. Ölen Borçlunun Mirasçısının Olmaması Halinde ... 39

2.2.1.2. Üçüncü Kişinin Ölmesi Halinde ... 39

2.2.2. İflâs İdaresi veya Davayı Sevk Yetkisini Devralan İflâs Alacaklısının Açacağı İptal Davasında Davalılar ... 40

2.2.3. Kötü Niyetli Dördüncü Kişiye Karşı İptal Davası Açılması ... 40

(12)

ix

2.2.4. Haciz İhbarnamelerine İtiraz Etmediği İçin Borçlu Durumunda Olan

Kişinin Davalı Olması ... 42

2.2.4.1. Değerlendirme ... 45

3. Yargılama ... 46

3.1. Davanın Konusu ... 47

3.2. Yargılama Usulü ... 48

3.3. Görevli ve Yetkili Mahkeme ... 54

3.3.1. Görevli Mahkeme ... 54

3.3.1.1. Değerlendirme ... 57

3.3.2. Yetkili Mahkeme ... 58

3.4. Süreler ... 59

3.4.1. Dava Açma Süresi ... 59

3.4.2. Tasarrufun Gerçekleştiği Zaman Dilimi ... 60

3.5. İspat Hususu ... 63

3.6. Hüküm ve Sonuçları ... 63

3.6.1. İptal Davasının Kabülü Halinde ... 64

3.6.1.1. Hacizdeki İptal Davasında Davanın Kabulü ... 64

3.6.1.2. İflâstaki İptal Davasında Davanın Kabulü ... 65

3.6.2. İptal Davasının Reddi Halinde ... 66

3.7. İptal Davalarında Yargılama Giderleri ... 66

3.8. Kanun Yolları ... 67

İKİNCİ BÖLÜM İVAZSIZ TASARRUFLARIN BUTLANI SEBEBİYLE AÇILAN İPTAL DAVASININ UNSURLARI ... 69

1. İptale Tabi İvazsız Tasarrufların Kapsamı ... 69

1.1. Genel Olarak İvazsız Tasarrufların Butlanı ... 69

1.2. İİK m. 279 ve İİK m. 280 Hükümlerinin Kapsamına Giren Tasarruflar .. ... 72

1.2.1. İİK m. 279 Uyarınca Acizden Dolayı Butlan ... 72

(13)

x

1.2.1.1. Genel Olarak ... 72

1.2.1.2. İİK m. 279 Uyarınca İptale Tabi Tasarruflar ... 76

1.2.1.2.1. Borçlunun teminat göstermeyi evvelce taahhüt etmiş olduğu haller ayrık olmak üzere, borçlu tarafından mevcut bir borcu güvence altına almak üzere yapılan rehinler (İİK. m. 279/ b. 1) ... 76

1.2.1.2.1.1. Borçlunun para veya mutad ödeme vasıtalarından başka bir şekilde yaptığı ödemeler (İİK m. 279/ b. 2) ... 77

1.2.1.2.1.2. Vadesi gelmemiş bir borç için yapılan ödemeler (İİK m. 279/ b. 3) ... 78

1.2.1.2.1.3. Kişisel Hakların Kuvvetlendirilmesi için Tapuya Verilen Şerhler (İİK m. 279/ b. 4) ... 78

1.2.1.3. Üçüncü Kişinin Kurtuluş Beyyinesi ... 79

1.2.2. İİK m. 280 Uyarınca Zarar Verme Kastından Dolayı İptal ... 81

1.2.2.1. İİK m. 280/I Uyarınca İptale Tabi Tasarruflar ... 81

1.2.2.2. Zarar Verme Kastından Dolayı İptal Edilebilmenin Unsurları ... 82

1.2.2.2.1. Borçlunun Malvarlığı Borçlarını Karşılamaya Yetmemeli .. 82

1.2.2.2.2. Borçlunun Alacaklılarına Zarar Verme Kastı Bulunmalı .... 84

1.2.2.2.3. Lehine Tasarruf İşlemi Yapılan Üçüncü Kişi İyi Niyetli Olmamalı ... 86

1.2.2.2.4. Tasarruf İşleminin Yapıldığı Tarihten İtibaren Beş Yıl İçinde Borçluya Karşı Haciz ya da İflâs Yoluyla Takibe Girişilmiş Olmalı ... 86

2. İvazsız Tasarruflardan Dolayı İptal Davasının Unsurları ... 87

2.1. Aciz Vesikası ... 88

2.1.1. Genel Olarak ... 88

2.1.2. İptal Davasına Sunulabilecek Aciz Vesikaları ... 89

2.1.2.1. Geçici Aciz Vesikası ... 89

2.1.2.2. Kesin Aciz Vesikası ... 91

2.1.3. Aciz Vesikasının İptal Davası Açısından Hukuku Niteliği ... 92

2.1.3.1. Değerlendirme ... 94

2.1.4. Aciz Vesikasının İptali ... 95

(14)

xi

2.1.5. Aciz Vesikasının Dosyaya İbrazı ... 96

2.1.6. Aciz Vesikası İbrazının Aranmadığı Haller ... 100

2.1.7. Değerlendirme ... 104

2.2. Tasarrufun Yapıldığı Zaman Dilimi ... 105

2.2.1. Borçlu Hakkında İflâs Açılmamış İse ... 105

2.2.2. Borçlu Hakkında İflâs Açılmış İse ... 108

2.4. Alacağın İptal Konusu Tasarruftan Önce Doğmuş Olması ... 111

2.4.1. Değerlendirme ... 114

2.5. Gerçek Bir Alacağın Bulunması Zorunluluğu ... 116

2.5.1. Gerçek Bir Alacağın Bulunması Zorunluluğunun Usul Hukuku Bakımından Hukuki Niteliği ... 119

2.5.2. Gerçek Bir Alacağın Bulunması Şartının Gerçekleşmediğinin İleri Sürülmesi ... 123

2.5.2.1. Tasarrufun İptali Davası İçinde İleri Sürülmesi ... 123

2.5.2.2. Ayrı Bir Menfi Tespit Davası Açılarak İleri Sürülmesi ... 124

2.6. İvazsız Tasarruf Anında Borçlunun Aktifinin Yetersiz Olması Şart mıdır? ... 127

2.7. İvazsız Tasarrufların Butlanında Subjektif Şart Var mıdır? ... 128

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM İPTAL DAVASINA KONU OLABİLECEK İVAZSIZ TASARRUFLARIN DOKTRİN VE YARGITAY KARARLARI IŞIĞINDA İNCELENMESİ ... 129

1. Tasarruf Kavramı ... 129

2. İvazsız Tasarrufların Butlanının Gerekçesi ve İşlevi ... 130

3. İİK m. 278'deki İptale Tabi Tasarrufların Münferiden İzahı ... 132

3.1. Bağışlamalar ve İvazsız Tasarruflar ... 132

3.1.1. Bağışlama Sözleşmesinin Nitelikleri ... 133

3.1.2. Bağışlama Niteliğinde Olmayan Bazı Hukuki İşlemler ... 137

3.1.3. Bağışlamanın Çeşitleri ... 139

3.1.3.1. Bağışlama Vaadi (Bağışlama Sözü Verme) ... 139

(15)

xii

3.1.3.2. Elden Bağışlama ... 140

3.1.3.3. Şartlı (Koşullu) Bağışlama ... 141

3.1.3.3.1. Yerine Getirilmesi Bağışlayanın Ölümüne Bağlı Bağışlama ... ... 142

3.1.3.3.2. Bağışlayana Dönme Koşullu Bağışlama ... 143

3.1.3.3.3. Kayıtsız Şartsız Dönme Koşuluyla Yapılan Bağışlama ... 144

3.1.3.3.4. Yüklemeli Bağışlama ... 145

3.1.4. Bağışlama Sözleşmelerinde Ehliyet ve Şekil Şartı ... 146

3.1.4.1.1. Bağışlamada Ehliyet ... 147

3.1.4.1.2. Bağışlamada Şekil ... 148

3.1.5. Değerlendirme ... 149

3.2. Bağışlama Gibi Kabul Edilip İptale Tabi Kılınan Tasarruflar ... 151

3.2.1. Karı ve Koca, Usul ve Füru ve Sıhren Üçüncü Dereceye Kadar Hısımlar ile Evlat Edinenle Evlatlık Arasında Yapılan İvazlı Tasarruflar (İİK m. 278/III, b. 1) ... 152

3.2.1.1. Değerlendirme ... 157

3.2.2. İvazlı Bir Tasarrufun Edimleri Arasında Dengesizlik Bulunması (İİK m. 278/III, b. 2) ... 159

3.2.2.1. İvazlı Bir Tasarrufun Edimleri Arasında Dengesizlik Bulunması Sebebine İlişkin Yargıtay Uygulamaları ... 163

3.2.2.2. Karma Bağışlama Kavramı... 170

3.2.3. Borçlunun Kendisine yahut Üçüncü Bir Şahıs Menfaatine Kaydı Hayat Şartıyla İrat veya İntifa Hakkı Tesis Ettiği Akitler ile Ölünceye Kadar Bakma Akitleri (İİK m. 278/III, b. 3) ... 173

3.2.3.1. İİK m. 278/III, b. 3 kapsamında Kaydı Hayat Şartı İle İrat Sözleşmeleri ... 174

3.2.3.2. İİK m. 278, b. 3 Kapsamında Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmeleri ... 175

3.2.3.3. İİK m. 278, b. 3 Kapsamında İntifa Hakkı ... 177

4. İvazsız Oldukları Halde İptal Davasına Konu Edilemeyecek Tasarruflar .. 179

(16)

xiii

5. İspat Hukukuna İlişkin Hususlar ... 183

5.1. Genel Olarak ... 183

5.2. İspatın Konusu ... 184

5.2.1. Akrabalık İlişkisi Sebebiyle İptale Tabi Tasarruflar ... 185

5.2.2. İvazlar Arasında Fahiş Fark Olması Sebebiyle İptale Tabi Tasarruflar ... 186

5.2.3. Kaydı Hayat Şartıyla İrat, Ölünceye Kadar Bakma ve İntifa Hakkı Tesisine İlişkin Tasarruflar ... 187

5.3. İvazsız Tasarruflardan Dolayı İptal Davasında Usuli Yükler ... 188

5.3.1. İspat Yükü ... 188

5.3.2. İddia ve Somutlaştırma Yükü ... 190

5.3.3. Delil İkame Yükü ... 192

5.3.4. İspatın Ölçüsü ... 195

SONUÇ ... 197

(17)

GİRİŞ

Borçlu, malvarlığını azaltan birtakım davranışlar sergileyerek, alacaklılarının cebri icra imkânını kısıtlayabilir. Alacaklıların alacaklarını tam olarak tahsil edememesi ile sonuçlanan bu tür davranışların hukuken korunması beklenemez. Benzer şekilde külli takipte de müflisin iflâsın açılmasından önce yaptığı bazı işlemler, masa mevcudunu eksilterek alacaklıların cebri icra sahasının daralmasına sebep olabilir. Bu halde de masanın kanuni temsilcisi olan iflâs idaresinin masa malvarlığını tasarruf işleminden önceki hale getirerek alacaklıların menfaatini koruması gerekir.

Hem cüz’i hem de külli icra takiplerinde uygulama alanı bulan tasarrufun iptali davası ile borçlu/müflisin alacaklılara zarar veren tasarruf işlemi iptal edilerek, söz konusu malvarlığı değeri üzerinde alacaklıya, cebri icra işlemlerine devam etme imkânı verilir.

Dolayısıyla tasarrufun iptali davası sonucunda; alacaklı, sanki o mal borçlunun malvarlığından hiç çıkmamış gibi hareket edebilmekte ve üçüncü kişiye cebri icraya katlanma yükümlülüğü getirilmektedir.

Uygulamada da sıklıkla karşımıza çıkan tasarrufun iptali davası İİK m. 277 vd.

maddelerinde düzenlenmiş olup kanun koyucu tarafından üç iptal sebebi sayılmıştır. Bu sebepler tahdidi bir şekilde sayılmamış olup mahkeme de davacı tarafından ileri sürülen iptal sebepleri ile bağlı değildir. İptal sebeplerinden biri, İİK m. 278’de düzenlendiği üzere ivazsız tasarrufların butlanıdır. Bu doğrultuda borçlu ile üçüncü kişi arasında gerçekleşen bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar belirli şartların varlığı halinde iptale tabi olmaktadır.

Bunun yanı sıra bazı tasarruf işlemlerinin ivazlı olsa dahi bağışlama gibi kabul edilerek iptale tabi tutulacağı hüküm altına alınmıştır. İİK m. 278’in üçüncü fıkrasında üç bent halinde sayılan bu tasarruf işlemleri: “Karı ve koca ile usul ve füru, sıhren üçüncü dereceye kadar (bu derece dahil) hısımlar, evlat edinenle evlatlık arasında yapılan ivazlı tasarruflar, Akdin yapıldığı sırada, kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitler, Borçlunun kendisine yahut üçüncü bir şahıs menfaatine kaydı hayat şartiyle irat ve intifa hakkı tesis ettiği akitler ve ölünceye kadar bakma akitleri”dir.

(18)

2 Tasarrufun iptal edilmesi için aranan objektif ve subjektif şartlar her bir iptal sebebi için farklılık arz etmektedir. Ayrıca tasarrufun iptali davasına konu olabilecek tasarruf işlemleri, davanın şartları, sebepleri, muvazaa davası gibi aynı amaca yönelen diğer davalar ile arasındaki ilişki gibi hususlar Yargıtay içtihatları ve doktrindeki görüşlerden hareketle şekillenmektedir.

Çalışmamız İİK m. 278 hükmü uyarınca açılan iptal davalarının doktrin ve Yargıtay kararları ışığında tüm yönleriyle incelenmesini amaçlamaktadır. Bu incelemede bazı temel ve kavramsal bilgilere değinmenin gerekliliğinden ötürü, çalışmamızın birinci bölümü tasarrufun iptali davasının genel özelliklerine ayrılmıştır. Bu minvalde, iptal davasının amacı ve hukuki niteliği tespit edilmiş, hangi tasarrufların iptal davasına konu olabileceğini belirleyebilmek için muvazaa, inançlı işlem ve nam-ı müstear kavramlarının tasarrufun iptali davası ile bağdaşıp bağdaşmadığı değerlendirilmiştir. Davanın tarafları, konusu, yargılama usulü, davada görevli- yetkili mahkeme, dava açma süresi ve davanın muhtemel sonuçları açıklanmış, ardından yargılama giderleri ile kanun yolları hususlarına değinilmiştir.

İkinci bölümde ise, ivazsız tasarrufların butlanı sebebiyle açılan iptal davasının unsurları incelenmiştir. Bu incelemeyi yapabilmek için İİK m. 278 hükmünün kapsamı tespit edilmeye çalışılmış ve bu amaçla diğer iki iptal sebebinin (İİK m. 279 ve 280) kapsamına giren tasarruflar üzerinde de durulmuştur. İİK m. 277. maddesinde iptal davasını, elinde aciz vesikası bulunan alacaklının açacağı belirtilmiş olup aciz vesikasının hukuki niteliği, iptali, dosyaya ibrazı ve hangi hallerde aranmayacağı gerek uygulamada gerekse doktrinde farklı tartışmalara konu olmuştur. Bunun yanı sıra, İİK m. 278 hükmü uyarınca tasarruf işleminin iptalinin söz konusu olabilmesi için gerçekleşmesi gereken belirli bir zaman dilimi mevcuttur ve alacağın iptal konusu tasarruftan önce doğması gerekmektedir. İİK m. 278 hükmünde düzenlenen iptal sebebi, alacağın iptal konusu tasarruftan önce doğması şartı açısından diğer iptal sebeplerinden ayrılmaktadır. Yargıtay tarafından iptal davalarında aranan şartlardan biri de gerçek bir alacağın bulunması zorunluluğu olup bu şartın gerçekleşip gerçekleşmediğinin nasıl ileri sürülebileceği incelenmiştir. Bu bölümde yer verilen unsurların her birinin hukuki niteliği doktrindeki görüş ayrılıklarına yer verilerek ve Yargıtay içtihatları göz önünde tutularak değerlendirilmiştir.

(19)

3 Çalışmamızın üçüncü bölümünde, öncelikle ivazsız tasarrufların butlanının gerekçesi ve işlevinden söz edilmiş, ardından iptal davasına konu olabilecek ivazsız tasarruflar ayrı ayrı ele alınmıştır. İİK m. 278 kapsamında iptale tabi tutulan bağışlamalar, ivazsız tasarruflar ve bağışlama niteliğinde kabul edilen tasarruf işlemleri tek tek incelenmiştir. Bu amaçla bağışlama sözleşmesinin nitelikleri, çeşitleri, ehliyet ve şekil şartları üzerinde durulmuştur.

Son olarak ivazsız tasarruflardan dolayı iptal davasında ispat hukukuna ilişkin hususlara ve farklılıklara yer verilmiştir.

(20)

4 BİRİNCİ BÖLÜM

İCRA VE İFLÂS HUKUKUNDA TASARRUFUN İPTALİ DAVALARI

1. Genel Bilgiler

1.1. Kavram ve Tanım

2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 277-284. maddeleriyle hüküm altına alınan

“iptal davaları”, uygulamada “tasarrufun iptali davası” veya “tasarrufi işlemin iptali davası”

ifadeleriyle karşımıza çıkmaktadır1. Roma Hukukunda ise tasarrufun iptali davasını karşılamak üzere “actio Pauliana” terimi kullanılmıştır.

Tasarrufun iptali davası, alacaklı ile borçlu arasındaki borç ilişkisinin doğumundan sonra borçlu ile üçüncü bir kişi arasında yapılan ve davacı alacaklının alacağını elde etmesini engelleyen tasarruf işleminin iptali talebiyle açılan, 5 yıllık hak düşürücü süreye2 ve basit yargılama usulüne tabi olan şahsi nitelikte bir davadır3. Diğer bir deyişle, tasarrufun iptali

1 Timuçin Muşul, İcra ve İflâs Hukukunda Tasarrufun İptali Davaları, 2. b., Ankara: Adalet Yayınevi, 2017, s. 17.

2 “Hak düşürücü müddet

İİK m. 284: İptal davası hakkı, batıl tasarrufun vukuu tarihinden itibaren beş sene geçmekle düşer.”

3 Timuçin Muşul, İcra ve İflâs Hukuku Esasları, 6. b., Ankara: Adalet Yayınevi, 2017, s. 857.; Muşul, İcra ve İflâs Hukukunda Tasarrufun…, a.g.e., s. 17; Bilge Umar, İptal Davası, İstanbul: Fakülteler Matbaası, 1963, s. 54; Talih Uyar, Alper Uyar ve Cüneyt Uyar, İcra ve İflas Hukukunda Tasarrufun İptali Davaları, 5. b., Ankara: Bilge Yayınevi, 2018, s. 3 vd.; M. Kamil Yıldırım, İcra İflâs Hukukunda İptal Davaları, İstanbul, 1995, s. 138; İzzet Karataş ve Erol Ertekin, Tasarrufun İptali Davaları, Ankara 1998, s. 15-17; Kaçak, Tasarruf İptal Davaları, Ankara: Seçkin Yayıncılık, 2008, s. 17; Mehmet Kamil Yıldırım ve Nevhis Deren- Yıldırım, İcra ve İflâs Hukuku, 7. b., İstanbul: Beta Yayınevi, 2016, 565 vd.; Ejder Yılmaz, İcra ve İflâs Kanunu Şerhi, Yetkin Yayınevi, 2016, s. 1203; Şahabettin Sertkaya ve Süleyman Kul, Tasarrufun İptali Davaları, Ankara: Adalet Yayınevi, 2016, s. 7; Hakan Pekcanıtez, Oğuz Atalay, Meral Sungurtekin-Özkan ve Muhammet Özekes, İcra ve İflâs Hukuku Ders Kitabı, 6. b., İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2019, s. 558, 560; Erhan Günay, Tasarrufun İptali Davası (Borçlu Muvazaası), 4. b., Ankara: Seçkin Yayınevi, 2016, s..

20; Ramazan Arslan, Ejder Yılmaz ve Sema Taşpınar- Ayvaz, İcra ve İflâs Hukuku, 3. b., Ankara: Yetkin Yayınları, 2017, s. 533-534; Mine Toktaş, Kamu Alacağının Korunmasında Tasarrufun İptali Davaları- Peçeleme ve Muvazaalı İşlemler, Ankara, 2009, s. 57; Orhan Eroğlu, Açıklamalı- İçtihatlı Tasarrufun İptali

(21)

5 davası, alacaklıların menfaatini zedeleyen bazı tasarrufları, yalnızca davacı alacaklı açısından ve onun alacağı ölçüsünde hükümsüz hale getiren; tasarrufi işlem sonucu borçlunun malvarlığından çıkmış olan malların, hakların veya değerlerin yeniden borçlunun malvarlığındaymış gibi değerlendirilmesini sağlayan davadır4.

1.2. Amacı ve Hukuki Niteliği

Tasarruftan zarar gören alacaklı, tasarrufun iptali davası kendi lehine sonuçlandığı takdirde, alacağına kavuşmak amacıyla borçlunun malvarlığından çıkan mallar üzerinde cebri icra işlemlerinde bulunabilir. İİK m. 281/I’e göre alacaklı, tasarruf konusu malın haczini ve satışını isteyerek satış bedelinden hakkını alabilir.

Tasarrufun iptali davasıyla amaçlanan kısaca; borçlunun alacaklısına zarar verme yahut alacaklısından mal kaçırma kastıyla yaptığı tasarrufların iptalidir5. Zira iptal davasının düzenlendiği İİK’nun 277. maddesinde de “iptal davasından maksat 278, 279 ve 280’inci maddelerde yazılı tasarrufların butlanına hükmettirmektir” denilmek suretiyle bu amaç ifade edilmiştir.

Kanunda her ne kadar “butlan” ve “batıl” sözcükleri kullanılmış olsa da buradaki butlan borçlar hukukundaki kesin hükümsüzlük (butlan) halinden farklı niteliktedir6. Türk Borçlar Kanunu’nun7 (TBK) 27. maddesinde düzenlenen mutlak butlan hali başlangıçtan

Davaları ile Muvazaa Davaları ve Karşılaştırılması, Ankara: Seçkin Yayıncılık, 2019, s. 22; Mehmet Taze, Tasarrufun İptali Davası (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi), Ankara 2007, s. 5; M. Serhat Sarısözen, Tasarrufun İptali Davasının İpotek Alacaklısı ve Dördüncü Kişiye Etkisi, TBB Dergisi (Temmuz-Ağustos 2016), Y. 29, S. 125, s. 232-233.

4 Talih Uyar, Alper Uyar ve Cüneyt Uyar, İcra ve İflâs Hukukunda Tasarrufun…, a.g.e., s. 5; Ali Güneren, İcra ve İflâs Hukukunda Tasarrufun İptali Davaları, Ankara: Yetkin Yayınevi, 2012, s. 39-40.

5 Baki Kuru, İcra ve İflâs Hukuku, Ankara: Ajans Türk Matbaası, 1983, s. 772; Baki Kuru, İcra ve İflâs Hukuku, C. 4, 3. b., İstanbul: Alfa Yayıncılık, 1997, s. 3407; Pekcanıtez vd., İcra ve İflâs Hukuku Ders Kitabı, a.g.e., s. 551; Mustafa Oskay, Coşkun Koçak, Adnan Deynekli ve Ayhan Doğan, İcra ve İflâs Kanunu Şerhi (m. 277-370), C. 5, Ankara, 2007, 5852; Güneren, a.g.e., s. 40; Toktaş, a.g.e., s. 57.

6 Muşul, İcra ve İflâs Hukukunda Tasarrufun…, a.g.e., s. 20; Talih Uyar, Alper Uyar ve Cüneyt Uyar, İcra ve İflâs Hukukunda Tasarrufun…, a.g.e, s. 4

7 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 04.02.2011’de 27836 sayılı resmi gazetede yayınlanmış ve 01.07.2012’de yürürlüğe girmiştir.

(22)

6 itibaren geçersiz olup hiçbir hukuki sonuç doğurmazken8; İİK m. 277-284 hükümlerine göre iptal konusu tasarruf, aslında hukuken geçerli bir tasarruf olup dava sonunda tasarrufa konu değerler, borçlunun mülkiyetine geri dönmemektedir9. İptal edilen bu değerler, sadece davacı alacaklı bakımından borçlunun mülkiyetinde sayılmakta ve alacaklının alacağını tahsil etmesinden sonra geriye bir miktar para kalması durumunda ise para borçluya değil, borçlu ile arasında tasarruf işlemi yapmış olan üçüncü kişiye iade edilmektedir10. Dolayısıyla bu dava ile borçlunun, haciz ya da iflâstan önce yapmış olduğu ve esasen geçerli olan tasarruf işleminin iptal edilmesi ve borçlunun malvarlığından çıkardığı değerlerden, hala borçlunun malvarlığına aitlermiş gibi alacaklının tatmin edilmesi sağlanmaktadır11.

Tasarrufun iptali davası, tasarruf konusu malın alacaklının cebri icra sahasına çekilmesini sağlayan ve kanundan doğan şahsi (nispi) nitelikte bir eda davasıdır12. Tasarrufun iptali davasının şahsi nitelikte olduğu hakkında doktrinde görüş birliği bulunmaktadır13.

8 Hüseyin Hatemi ve Emre Gökyayla, Borçlar Hukuku Genel Bölüm, 3. b., İstanbul: Vedat Kitapçılık, 2015, s. 86; Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 23. b., Ankara: Yetkin Yayınları, 2018, s. 351.

9 Arslan, Yılmaz ve Taşpınar- Ayvaz, İcra ve İflâs…, a.g.e., s. 534.

10 Arslan, Yılmaz, Taşpınar-Ayvaz, İcra ve İflâs…, a.g.e., s. 533.

11 Arslan, Yılmaz ve Taşpınar-Ayvaz, İcra ve İflâs…, a.g.e., s. 533; Baki Kuru, İstinaf Sistemine Göre Yazılmış İcra ve İflâs Hukuku Ders Kitabı, İstanbul: Yetkin Yayınları, 2019, s. 483; Baki Kuru, İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, 2. b., Ankara: Adalet Yayınevi, 2013, s. 1397; Kuru, İcra ve İflâs Hukuku, 1983, a.g.e., s.

772; Kuru, İcra ve İflâs Hukuku, C. 4, a.g.e., s. 3407; Güneren, a.g.e., s. 40; Oskay vd., a.g.e., s. 5852; Toktaş, a.g.e., s. 57; Abdurrahim Karslı, İcra ve İflâs Hukuku, 3. b., Alternatif Yayıncılık, 2014, s. 551; Muşul, İcra ve İflâs Hukukunda Tasarrufun…, a.g.e., s. 14; Pekcanıtez vd., İcra ve İflâs Hukuku Ders Kitabı, a.g.e., s. 551;

Yıldırım ve Deren- Yıldırım, a.g.e., s. 565- 566; Yılmaz, İcra ve İflâs…, a.g.e., s. 1203; Sertkaya ve Kul, a.g.e., s. 7; Günay, a.g.e., s. 19; Eroğlu, a.g.e., s. 29.

12 Muşul, İcra ve İflâs Hukuku…, a.g.e., s. 857.

13 Umar, a.g.e, s. 19; Yıldırım, a.g.e., s. 138; Pekcanıtez vd., İcra ve İflâs Hukuku Ders Kitabı, a.g.e., s. 552;

Kuru, İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, a.g.e., s. 1397; Yıldırım ve Deren-Yıldırım, a.g.e., s. 565; Muşul, İcra ve İflâs Hukuku…, a.g.e., 857; Muşul, İcra ve İflâs Hukukunda Tasarrufun…, a.g.e., s. 17; Arslan, Yılmaz ve Taşpınar-Ayvaz, İcra ve İflâs…, a.g.e., s. 534; Yılmaz, İcra ve İflâs…, a.g.e., s. 1203; Güneren, a.g.e., 49; Talih Uyar, Alper Uyar ve Cüneyt Uyar, İcra ve İflâs Hukukunda Tasarrufun…, a.g.e, s. 17; Karataş ve Ertekin, a.g.e., s. 17; Sertkaya ve Kul, a.g.e., s. 7; İdil Tuncer Kazancı, Tasarrufun İptali Davalarında İspat, Ankara:

Yetkin Yayınevi, 2015, s. 76; Tolga Akkaya, “Alacaklıdan Mal Kaçırmaya Yönelik Muvazaalı Tasarrufların İcra ve İflâs Kanunu’nda Düzenlenen İptal Davasına Konu Olup Olamayacağı Sorunu”, Legal Medeni Usul ve İcra İflâs Hukuku Dergisi, C. 2, S. 3, (2006), s. 672; Serda Kurtoğlu, “İcra Hukuku Açısından İptal Davasının Hukuki Niteliği”, İstanbul Barosu Dergisi, S. 1 (1973), s. 779; İsmet Sarısözen, “İcra ve İflâs Hukukuna Göre İptal Davasında Yargılama Usulü”, Ankara Barosu Dergisi, S. 1, (1977), s. 56; Kaçak, a.g.e., s. 17; Toktaş, a.g.e., s. 57; Eraslan Özkaya, Açıklamalı-İçtihatlı İnançlı İşlem ve Muvazaa Davaları, 6. b., Ankara: Seçkin Yayıncılık, 2015, s. 1261; Günay, a.g.e., s. 20; Eroğlu, a.g.e., s. 22; Taze, a.g.e., s. 5; Emine Halman- Çetin, Tasarrufun İptali Muvazaa İnançlı İşlem ve Nam-ı Müstear, Ankara: Adalet Yayınevi, 2016, s. 513; Sıtkı Akyazan, “Takip Hukukunda İptal Davası”, Adalet Dergisi, S. 3-4 (1963), s. 237.

(23)

7 Tasarruf konusu mal bir taşınmaz olsa dahi tapu kaydında bir değişiklik gerektirmediğinden malın aynına ilişkin bir dava olduğu söylenemez14.

1.3. “Muvazaa” Kavramı ile Tasarrufun İptalinin (İİK m. 277-284) Bağdaşıp Bağdaşmadığı

Muvazaa davaları ile tasarrufun iptali davaları arasında nitelik, zamanaşımı, ispat ve ileri sürülme açısından birçok fark bulunmaktadır. Buna karşılık, konu olarak birbirlerine olan benzerlikleri sebebiyle çoğu zaman birbirleriyle bağdaştırılmaktadır.

Uygulamada, borçlunun alacaklılarından mal kaçırmasına yönelik tüm kötü niyetli işlemlerinin genellikle muvazaa kavramı ile ifade edildiği görülmektedir. Bir borçlar hukuku kavramı olan “muvazaa”nın teknik anlamından farklı bir şekilde kullanılması Yargıtay içtihatlarına da yansımış durumdadır. Bu durum mahkeme tarafından yapılacak yargılamada çeşitli sorunlara yol açmakta ve birbirinden farklı uygulamalarla karşılaşılmasına sebebiyet vermektedir. Bu nedenle ilk olarak muvazaa kavramının ana hatlarına değinilecektir.

1.3.1. Muvazaanın Tanımı, Unsurları, Çeşitleri ve Hükmü

1.3.1.1. Muvazaanın Tanımı

Muvazaa, tarafların iradeleri ile beyanları arasında bilinçli olarak oluşturulan uygunsuzluk hali olup bu uygunsuzluk kasti niteliktedir15. Zira taraflar, gerçek iradelerine uymayan görünüşte bir işlem yapmak için anlaşmakta ve bu şekilde her iki taraf da beyan ve iradeleri arasındaki uygunsuzluğun bilinci içinde hareket etmektedir. İki tarafın aslında

14 Muşul, İcra ve İflâs Hukukunda Tasarrufun…, a.g.e., s. 18- 19; Özkaya, a.g.e, s. 1236; Talih Uyar, “İcra ve İflâs Hukukunda Tasarrufun İptali Davasının Konusu”, Ankara Barosu Dergisi, S. 1, (2011), s. 217; Toktaş, a.g.e., s. 75; Sertkaya ve Kul, a.g.e., s. 7; Karslı, İcra ve İflâs…, a.g.e., s. 551- 552.

15 Hatemi ve Gökyayla, a.g.e., s. 90; Eren, Borçlar Hukuku Genel…, a.g.e., s. 366-367; O. Gökhan Antalya, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, C. 1, İstanbul: Legal Yayıncılık, 2016, s. 279.

(24)

8 istemedikleri bir sözleşmeyi üçüncü kişileri aldatmak amacıyla gerçekleştirmelerine

“muvazaa”16 ve bu şekilde yapılan muamelelere de “muvazaalı muameleler” denir17.

Türk Borçlar Kanunu m. 19/I’de “Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla ve gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır.”

denilmektedir.

Genel tanımıyla muvazaa, “Tarafların üçüncü kişileri aldatmak maksadı ile fakat kendi gerçek iradelerine uymayan ve aralarında hüküm ve sonuç meydana getirmeyen bir görünüş yaratmak hususunda anlaşmalarıdır”18.

Yargıtay’a göre ise muvazaa, “açıklanan beyanlarının gerçek maksatlarına uymadığını bildikleri halde, akitlerin kastettiklerinden başka bir hukuki ilişkide kendilerini anlaşmış gibi göstermiş olmaları hali”dir19.

16 Eren, Borçlar Hukuku Genel…, a.g.e., s. 367; Ahmet Kılıçoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 22. b., Ankara: Turhan Kitabevi, 2018, s. 240; Haluk N. Nomer, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 16. b., İstanbul:

Beta Yayınları, 2018, s. 100; Turhan Esener, Türk Hukuukunda Muvazaalı Muameleler, İstanbul: Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları, 1956, s. 7.

17 Ali Naim İnan ve Özge Yücel, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 4. b., Ankara: Seçkin Yayıncılık, 2014, s. 274.

18 Ejder Yılmaz, Hukuk Sözlüğü, Ankara: Yetkin Yayınları, 2011, s. 964; M. Kemal Oğuzman ve M. Turgut Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, C. 1, 16. b., İstanbul: Vedat Yayıncılık, 2018, s. 127.; İhsan Özmen ve Eraslan Özkaya, Muvazaa Davaları, Ankara: Adalet Yayınevi, 1993, s. 4; Eren, Borçlar Hukuku Genel…, a.g.e., s. 367-368; İsmail Atamulu, Türk Borçlar Kanunu’nda Muvazaa, Ankara: Adalet Yayınevi, 2017, s.

19, 23.; Selahattin Sulhi Tekinay, Sermet Akman, Haluk Burcuoğlu, Atilla Altıntop, Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 7. b., İstanbul: Filiz Kitabevi, 1993, s. 408.

19 Yargıtay İBK., 07.10.1953, 8/7: “… Mevcut olduğu bildirilen içtihat ihtilafının halli için kurula tevdi olunan sekiz ilamdan yalnız İkinci Hukuk Dairesinin 4124/4962 sayı ve 2.7.1951 tarihli ilamiyla aynı dairenin 6750 E./6468 K. sayılı ve 30.12.1952 tarihli ilamı arasında içtihat ihtilafı bulunduğu kabul ve diğer altı ilamda taraflar arasında bahis mevzuu olmuş bulunan hukuki münasebetlere nazaran içtihat ihtilafı bulunmadığı tespit ve İkinci Hukuk Dairesinin zikri geçen iki ilamı üzerine muktazi tetkikat icra olunmuştur.

… Her iki davada da koca, sicilde karısı namına müseccel bulunan bir gayrimenkulün hakikatta kendi namına satın alınması icap ettiğini bedelini de kendisinin verdiğini bu sebeple gayrimenkulün tapudaki kaydının namına tashihini karısın hasım göstererek talep etmiştir.

… Her iki davada bahis mevzuu olan münasebet Medeni Kanunun neşrinden sonra hadis olmuş bulunduğundan hadiseye münhasıran Medeni Kanun hükümlerinin tatbiki icap eder. Borçlar Kanununun oksekizinci maddesinde derpiş edilmiş bulunan muvazaa hali ancak akitler arasında tehaddüs edebilir. Bu da zahiri beyanlarının hakiki maksatlarına uymadığını bildikleri halde akitlerin kasdettikleri vaziyetten başka bir hukuki münasebette ittifak etmiş gibi kendilerini göstermiş olmaları halidir.” (www.sinerjimevzuat.com.tr, Erişim Tarihi: 08.05.2019)

(25)

9 1.3.1.2. Muvazaanın Unsurları

Yukarıda20 yapılan tanımlara istinaden, muvazaanın unsurları şu şekilde belirlenebilir:

1.3.1.2.1. Görünürdeki İşlem

Görünürdeki işlem unsuru, tarafların iç iradeleri ve beyanları arasında kasıtlı olarak oluşturulan uygunsuzluğa dayanır. Öyle ki, taraflar üçüncü kişileri aldatmak kastıyla, gerçek iradelerine uygun olmayan bir hukuki işlem yaparlar. İşbu görünürdeki işlem aslında gerçekleşmesini istemedikleri, sırf üçüncü kişilerde yanlış kanaat oluşturmak için gerçekleşmiş gibi gösterdikleri işlemdir21.

1.3.1.2.2. Muvazaa Anlaşması

Görünürdeki işlemin taraflarının, yapmış oldukları işlemin aralarında hüküm doğurmayacağı, yalnızca üçüncü kişileri aldatmak amacıyla bu işlemi yapmış olduklarına dair anlaşmalarına “muvazaa anlaşması” denir22.

20 Bkz: Yukarıda “1.3.1.1. Muvazaanın Tanımı”, s. 7.

21 İnan ve Yücel, a.g.e., s. 275.

22 Eren, Borçlar Hukuku Genel…, a.g.e., s. 368.

(26)

10 1.3.1.2.3. Aldatma Kastı

Üçüncü kişileri aldatma niyeti, muvazaanın zorunlu unsurlarından biridir. Buna göre taraflar gerçek iradeleri ile beyanları arasındaki uygunsuzluğu, üçüncü kişileri görünürde yapmış oldukları işlemle yanıltmak amacıyla, kasti bir şekilde meydana getirmektedir23.

1.3.1.2.4. Gizli İşlem

Görünürdeki işlem, muvazaa anlaşması ve aldatma kastı olarak açıkladığımız üç unsur, muvazaanın zorunlu unsurları iken; gizli işlem, sadece nispi muvazaada bulunur.

Muvazaanın söz konusu olması için görünürdeki işlemin yanı sıra tarafların farklı nitelikte gizli bir işlem yapmalarına gerek yoktur. Zira taraflar üçüncü kişilere bir hukuki işlemin gerçekleştiğine dair izlenim vermeyi amaçlamalarına rağmen aslında herhangi bir hukuki muamele yapmak istemeyebilirler. Ancak nispi muvazaada taraflar, üçüncü kişileri aldatmak kastıyla görünürde muvazaalı bir işlem yapmakta fakat bunun arkasında gerçek iradelerine dayalı başka bir hukuki işlemi gizlemektedirler24. Örnek olarak, iki çocuğu olan A’nın çocuklarından birinin miras payını azaltmak amacıyla diğer çocuğuna gerçekte bağışlamış olduğu taşınmazını belli bir ücret karşılığında satmış gibi göstermesi verilebilir. Burada görünürdeki işlem satış işlemiyken, tarafların asıl iradelerinin var olduğu gizli işlem bağışlamadır.

23 Antalya, a.g.e., s. 281; Nihat Yavuz, Uygulamada ve Öğretide Muvazaa İnançlı İşlem Nam-ı Müstear ve Kanuna Karşı Hile Davaları, 4. b., Ankara: Adalet Yayınevi, 2015, s. 2.

24 Mehmet Remzi ve Sezer Aydın, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 10. b., İstanbul: İkinci Sayfa Yayınları, 2017, s. 121; Nomer, a.g.e., s. 101.

(27)

11 1.3.1.3. Muvazaanın Çeşitleri

Muvazaa, tarafların gerçek iradelerine uygun ayrı bir muamele yani gizli bir işlem yapmak isteyip istemediklerine göre, “mutlak muvazaa” ve “nispi muvazaa” olarak ikiye ayrılır25.

Yargıtay kararlarında da iki çeşit muvazaa olduğu ifade edilmiştir26.

1.3.1.3.1. Mutlak (Adi- Basit) Muvazaa

Esasında tarafların aralarında geçerli bir hukuki işlem yapmak istememelerine karşın, üçüncü kişilere karşı göstermelik bir işlem yapmaları, fakat buna karşılık aralarında gizli bir işlemin söz konusu olmaması durumuna “mutlak muvazaa” denir27. Örneğin; A’nın, maddi durumu kötüleşen arkadaşı B’nin itibarını yükseltmek için borç senedi vermesi veya başkasının da kefil olmasını sağlamak için kefil olması durumlarında mutlak muvazaa mevcuttur28.

1.3.1.3.2. Nispi (Nitelikli- Mevsuf) Muvazaa

Türk Borçlar Kanunu’nun 19. maddesinde sadece nispi muvazaa düzenlenmiş olup mutlak muvazaaya yer verilmemiştir. Buna göre, tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla

25 Kılıçoğlu, Borçlar Hukuku Genel…, a.g.e., s. 243; Oğuzman ve Öz, a.g.e., s. 129.

26 Yargıtay 1. HD., 18.06.2003, E. 6906, K. 7339: “Bilindiği gibi, muvazaa iki türlü olabilir; taraflar; her hangi bir hukuki işlem yapmayı (oluşturmayı istemezler, yalnız görünüşte bir hukuki işlem için gerekli irade açıklamasında bulunurlar; yada taraflar gerçekten belli bir hukuki işlem yapmak isterler ancak onu saklamak amacıyla başka bir işlemin kurulduğu görünümünü yaratmak üzere irade açıklamasında bulunurlar.” (www.e- uyar.com, Erişim Tarihi: 18.06.2019)

27 Hatemi ve Gökyayla, a.g.e., s. 90; İnan ve Yücel, a.g.e., s. 276; Kılıçoğlu, Borçlar Hukuku Genel…, a.g.e., s. 243; Yavuz, a.g.e., s. 3; Remzi ve Aydın, Borçlar Hukuku Genel…, a.g.e., s. 119.

28 İnan ve Yücel, a.g.e., s. 277; Eren, Borçlar Hukuku Genel…, a.g.e., s. 370; Esener, a.g.e., s. 42.

(28)

12 gerçek iradelerine aykırı olarak görünürde başka bir hukuki işlem yapmaları durumunda nispi muvazaa söz konusu olur29. Dolayısıyla nispi muvazaada mutlak muvazaanın aksine dört unsur yer almaktadır. Yargıtay da çeşitli kararlarında bu dört unsuru açıkça belirtmiştir30. Nispi muvazaada geçerli olan asıl işlem TBK m. 19’a göre tarafların gerçek iradelerini yansıtan gizli işlemdir. Örnek olarak, bağışlama sözleşmesini gizlemek için yapılan satış sözleşmesi gösterilebilir31.

1.3.1.4. Hüküm ve Sonuçları

Bir hukuki işlem olarak sözleşme, karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarının açıklanmasıdır. Dolayısıyla geçerli bir sözleşme kurulabilmesi için tarafların iradeleri ve beyanları arasında bir uyum olması zorunludur. Diğer bir deyişle hem iradelerin oluşması aşamasında hem de bunun açıklanması aşamasında bu uyumun var olması gerekir32. İrade ve beyan arasında taraflarca istenerek gerçekleştirilen uyumsuzluk ise muvazaaya sebep olur. O halde muvazaanın mevcut olduğu bir sözleşmede irade ve beyan arasında bir uyum söz konusu olmadığından, sözleşme geçersiz olacaktır33.

Muvazaanın hukuki sonucu hakkında ağırlıklı olarak kabul edilen görüşe göre;

tarafların görünürde yapmış oldukları hukuki işlem, mutlak muvazaa veya nispi muvazaadan hangisi söz konusu olursa olsun, kesin hükümsüzdür34. Bu durumda, uzlaşmanın varlığına

29 Hatemi ve Gökyayla, a.g.e., s. 90; İnan ve Yücel, a.g.e., s. 277; Kılıçoğlu, Borçlar Hukuku Genel…, a.g.e., s. 243; Nomer, a.g.e., s. 101.

30 Yargıtay 4. HD., 12.06.2002, E. 2002/2994, K. 2002/7257: ‘‘Olayda nispi muvazaa halinin varlığı iddia olunmaktadır. Nispi muvazaanın unsurları a) Görünüşteki işlem, b) Muvazaa anlaşması, c) Gizli anlaşma, d) aldatma kastıdır. Bu unsurlara göre tarafların 3.kişileri aldatmak için görünüşte bir işlem yapmak bu görünüşteki anlaşmanın kendi arlarında hüküm ifade etmeyeceği hususunda anlaşmak, görünüşteki işlem arkasına gizlenmiş olan taraflarca istenen gerçek iradelerine uygun gizli işlem yapmak ve 3.kişileri aldatma kastının bulunması gerekir….’’ (Meryem Günay, “Roma Hukukundan Günümüze Muvazaa Kavramı”, (Yüksek Lisans Tezi), Ankara, 2007, s. 51,52)

31 Kılıçoğlu, Borçlar Hukuku Genel…, a.g.e., s. 241; Nomer, a.g.e., s. 101; Oğuzman ve Öz, a.g.e., s. 128.

32 Kılıçoğlu, Borçlar Hukuku Genel…, a.g.e., s. 238-239.

33 Kılıçoğlu, Borçlar Hukuku Genel…, a.g.e., s. 243; Nomer, a.g.e., s. 102.

34 Kılıçoğlu, Borçlar Hukuku Genel…, a.g.e., s. 244; Oğuzman ve Öz, a.g.e., s. 130; Özmen ve Özkaya, a.g.e., s. 12; Tekinay vd., Tekinay Borçlar Hukuku Genel…, a.g.e., s. 411; Antalya, a.g.e, s. 285; Safa Reisoğlu, Türk

(29)

13 rağmen, sözleşme geçerli olmaz35. Tarafların gerçek iradelerini yansıtan ve görünürdeki işlemin arkasına saklanmış olan gizli işlem ise geçerlidir36. Bunun için gizli sözleşmenin tüm esas ve şekil şartlarına uygun bir şekilde yapılması gerekir37. Dolayısıyla muvazaalı işlem kesin hükümsüzlüğün sonuçlarını doğuracağından sözleşmenin geçersizliğini ileri sürmek belli bir süreye tabi değildir. Bu sebeple sözleşmenin geçersizliği ilgili herkes tarafından her zaman ileri sürülebilir. Nitekim herhangi biri ileri sürmese dahi hâkim tarafından sözleşmenin batıl olup olmadığı resen değerlendirilmek zorundadır. Hükümsüzlük, muvazaalı işlem yapıldığı andan itibaren ortaya çıkar. Ancak yazılı bir borç tanınmasına güvenerek muvazaalı işlem üzerinde herhangi bir hak kazanan iyi niyetli üçüncü kişiler TBK m. 19/II’de koruma altına alınmıştır38. Fakat tarafların kendisi korunmamıştır. Buna göre A, muvazaalı bir senetle arkadaşı B’ye 5.000 TL borcu olduğunu söylemişse, bu yazılı borç ikrarına iyi niyet ile inanan C, B’den alacağı devraldığı takdirde, muvazaa iddiası C’ye karşı ileri sürülemeyecektir39.

Muvazaanın hukuki sonucu bakımından ileri sürülen bir diğer görüş, butlanın değil yokluğun söz konusu olduğu şeklindedir40. Bu görüşü savunanlar, muvazaalı işlemin arkasında hiçbir irade bulunmadığını ve bu nedenle işlemin yok hükmünde olduğunu ileri sürmektedir. Hâlbuki bizim de katıldığımız ağırlıklı görüşe göre, ortada şekli olarak bile olsa karşılıklı irade beyanları mevcut olduğundan yokluktan söz edilemeyecektir41.

Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 25. b., İstanbul: Beta Yayıncılık, 2014, s. 106: Esener, a.g.e., s. 51;

Atamulu, a.g.e., s. 117.

35 Pierre Tercier, Pascal Pichonnaz ve H. Murat Develioğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul: On İki Levha Yayınları, 2016, s. 156.

36 Reisoğlu, a.g.e., s. 108.

37 Tercier, Pichonnaz ve Develioğlu, a.g.e., s. 182.

38 Antalya, a.g.e., s. 289.

39 Antalya, a.g.e., s. 289; Tercier, Pichonnaz ve Develioğlu, a.g.e., s. 107.

40 Eren, Borçlar Hukuku Genel…, a.g.e., s. 373.

41 Oğuzman ve Öz, a.g.e., s. 131.

(30)

14 1.3.2. Muvazaa Davaları ile Tasarrufun İptali Davası Arasındaki Benzerlik ve

Farklılıklar

Muvazaa ve tasarrufun iptali davaları her ne kadar aynı amaca hizmet etseler de şart, içerik, nitelik, hüküm, uygulama ve usul açısından büyük farklılıkları bulunmaktadır.

Tasarrufun iptali davası ile muvazaa davası arasındaki farklardan hareketle doktrinde, her iki davanın aynı anda görülmesinin mümkün olduğu savunulmaktadır42. Doktrindeki bu görüşe göre, böyle bir durumda derdestlik muhalefetinde43 bulunulamayacağı gibi, ilk verilen karar diğeri için kesin hüküm ifade etmez44.

Tasarrufun iptali davaları gerçek ve geçerli hukuki işlemlerin iptali için açılırken, muvazaa davaları bir hukuki işlemin geçersizliğinin tespiti için açılmaktadır45.

Muvazaa davalarında malın mülkiyeti, yapılan geçersizlik tespitiyle birlikte yeniden muvazaalı işlemi yapan kişiye (borçluya) dönmektedir46. Bu sebeple muvazaa davalarının ayni davalardan olduğunu söyleyebiliriz. Tasarrufun iptali davalarında ise, işlemin iptali ile birlikte mülkiyet borçluya geçmemekte, sadece alacaklıya hala üçüncü kişinin mülkiyetinde olan malın sattırılarak alacağını elde etme hakkı tanınmaktadır. Malın satışından artan bir miktar söz konusu olursa, bu miktar borçluya değil üçüncü kişiye verilmektedir. Dolayısıyla tasarrufun iptali davaları, muvazaa davalarının aksine kişisel ve nispi nitelikte olan davalardır.

İİK m. 277’de iptal davasını açabilecek kişiler tahdidi olarak sayılmıştır. Buna göre bir tasarruf işlemi ile hakkını devreden kişiden alacaklı olanlar ve elinde aciz vesikası bulunanlar davacı olabilir. Muvazaa davasını ise, hukuki işlemin geçersiz sayılmasında yararı bulunan herkesin açması mümkündür.

42 Özkaya, a.g.e., s. 225; Uyar, İcra ve İflâs Hukukunda…, a.g.m., s. 220.

43 Davanın derdest olmaması HMK m. 114/I-I’da dava şartı olarak düzenlenmiştir. Buna göre tarafları, dava sebebi ve dava konusu aynı olan bir davanın ikinci kez açılması halinde, bu husus ikinci davada resen dikkate alınabileceği gibi taraflar da her zaman dermeyan edebilir. Derdestlik söz konusu ise, dava şartı yokluğundan davanın esasa girilmeden reddi gerekir (Hakan Pekcanıtez, Oğuz Atalay ve Muhammet Özekes, Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, 7. b., İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2019, s. 209).

44 Özkaya, a.g.e., s. 225.

45 Uyar, İcra ve İflâs Hukukunda…, a.g.m., s. 217.

46 Uyar, İcra ve İflâs Hukukunda…, a.g.m., s. 217.

(31)

15 Muvazaada yapılan hukuki işlemin hangi zaman aralığında yapıldığı önem arz etmez.

Nitekim kesin hükümsüz sayılan bir işlemin ne zaman yapıldığının bir önemi yoktur. İşlem yapıldığı andan itibaren geçersiz sayılır. Ancak iptal davasına konu olabilecek işlemlerin gerçekleşme tarihi işlemin iptal edilmesinde dikkate alınmaktadır. İcra ve İflâs Kanunu’nda sayılan iptal sebeplerine göre, her bir işlemin gerçekleşmesi gereken zaman aralığı farklılık gösterir. Örneğin, İİK m. 278’de düzenlenen bağış veya ivazsız tasarruf niteliğindeki işlemlerin iptal edilebilmesi için, borçluya karşı yapılan hacizden veya haczedilecek bir mal yoksa acizden yahut iflâs söz konusuysa iflâsın açılmasından itibaren geriye doğru iki yıl içerisinde yapılmış olmaları gerekir. İİK 279. madde kapsamına giren işlemler haciz, aciz veya iflâstan önceki bir yıl içerisinde gerçekleşmiş olmalıdır. İİK 280. maddede düzenlenen alacaklıya zarar verme kastıyla yapılan işlemlerin iptali için ise, bu işlemlerin yapıldığı tarihten itibaren beş yıl içerisinde borçlu aleyhine haciz veya iflâs yoluyla takibe girişilmiş olmalıdır.

Butlan kural olarak her zaman ileri sürülebildiğinden muvazaaya dayalı olarak butlan davası açılmasında herhangi bir süre sınırlaması yoktur. Buna karşılık iptal davasının açılması için, İİK m. 284’te işlemin yapıldığı tarihten itibaren beş yıllık hak düşürücü süre düzenlenmiştir.

Muvazaa ve tasarrufun iptali davaları ispat konusunda da birbirinden ayrılmaktadır.

Muvazaa, esasen bir sözleşme niteliğinde olduğundan, bir sözleşmenin geçersiz olduğunu iddia eden taraf, bu iddiasını HMK47 m. 201 uyarınca sadece senet ya da diğer kanuni delillerle ispat edebilir. Fakat bu ispat kuralı yalnızca sözleşmenin tarafları ve külli halefleri içindir. Üçüncü kişi konumunda olan ilgililer, sözleşmenin muvazaalı olduğunu tanık dâhil her türlü delille ispat edebilecektir (HMK m. 203/1-d)48. Zira işlemin muvazaalı olduğunu çoğu zaman yazılı delille kanıtlamak zor olabilmektedir. Bu nedenle muvazaanın ispatında tanık delili önemli bir işleve sahiptir49. Hâlbuki tasarrufun iptali davalarında alacaklı isterse tanık dinletmeye gerek kalmadan iptal hükümlerinin düzenlendiği İİK’nun 278-280.

47 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu 04.02.2011 tarihinde 27836 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanmış ve 01.10.2011’de yürürlüğe girmiştir.

48 Muşul, İcra ve İflâs Hukukunda Tasarrufun…, a.g.e., s. 47.

49 Eroğlu, a.g.e., s. 281.

(32)

16 maddelerindeki karinelere dayanarak iddiasını kanıtlayabilir50. Muvazaa davası için ise, işlemin görünürde yapıldığının ispatı açısından kanunda herhangi bir karineye yer verilmemiştir.

Görüldüğü üzere her iki dava özellikle nitelik ve uygulama açısından birbirinden oldukça farklıdır. Buna karşılık amaç ve sonuç bakımından benzerlik göstermektedirler.

Özellikle son zamanlarda oluşan Yargıtay içtihatlarına göre, muvazaa davasında işlemin geçersizliğinin ispatlanması halinde, İİK m. 283/I’in kıyasen uygulanarak, işlemin iptaline ve yeniden tesciline gerek olmaksızın davacı alacaklıya mahkeme tarafından haciz ve satış isteyebilme yetkileri verilmektedir51. Diğer bir deyişle, borçlu ve üçüncü kişinin muvazaalı işlemi sonucunda alacağını alamayarak zarara uğrayan alacaklı, muvazaanın düzenlendiği TBK m. 19’a dayanarak dava açmaktadır; ancak bu dava İİK’da düzenlenen tasarrufun iptali davasından farklı bir dava türü olduğu halde, İİK m. 283/I hükmü kıyas yoluyla uygulanmaktadır52. Böylece taşınmazlara ilişkin muvazaa davalarında, tapu sicilinde

50 Eroğlu, a.g.e., s. 281.

51 Yargıtay 17. HD., 06.05.2019, E. 2016/19737, K. 5557: “… Somut olayda, dava dilekçesindeki ileri sürüşe ve yargılama sırasındaki sözlü ve yazılı açıklamalara göre dava niteliği itibarıyla BK'nun 19. maddesine dayalı olarak açılan muvazaalı işlemin iptali istemine ilişkindir. Yüzeysel bakıldığında iptal davaları ile muvazaa davaları arasında bir benzerlik görülmekte ise de bu benzerlik her iki davanın güttüğü amaçtan öte gitmemektedir. ‘İİK'nun 277. maddesinde sözü edilen iptal davaları borçlu tarafından geçerli olarak yapılmış bazı tasarrufların hükümsüz kılınması için açılır. Oysa muvazaa davası borçlunun yaptığı tasarrufi işlemlerin gerçekte hiç yapılmamış olduğunu tesbit ettirmeyi amaçlar. Kural olarak muvazaa nedeniyle hakları ihlal olunan ve zarar gören 3. kişiler tek taraflı veya çok taraflı hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilirler.

3.kişinin danışıklı işlem ile hakkının zarar gördüğünün benimsenebilmesi için onun danışıklı işlemde bulunandan bir alacağının var olması ve bu alacağın ödenmesinin önlemek amacıyla danışıklı bir işlem yapılması gerekir. Davacının bu davadaki amacı alacağını tahsil edebilmek için muvazaa nedeniyle temelde geçersiz olan işlemin hükümsüzlüğünü sağlamaktır. Muvazaaya dayalı davalarda davacının icra takibine geçmesi ve aciz belgesi almasına gerek yoktur. Çünkü yukarıda açıklandığı gibi’ İİK 277 ve izleyen maddelerinde iptal davasına konu tasarruflar özünde geçerli olmasına rağmen kanunun icra hukuku yönünden iptaline imkan verdiği tasarruflardır. Muvazaaya dayalı iptal davasında ise davacı muvazaalı işlemle kendisinin zararlandırıldığını ileri sürmektedir. ‘İİK 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen iptal davası açma hakkı davacının genel hükümlere, muvazaaya dayanarak dava açmasına engel değildir. Davacının iddiasını kanıtlaması halinde iddianın taşınmazın aynına ilişkin olmadığı, alacağın tahsiline yönelik bulunduğu da gözetilerek’ İİK 283/1,2 maddesi kıyasen uygulanarak iptal ve tescile gerek olmaksızın davacının taşınmazların haciz ve satışını isteyebilmesi yönünden hüküm kurulması gerekecektir. …” (www.e-uyar.com, Erişim Tarihi: 25.09.2019)

52 Yargıtay 17. HD., 21.02.2017, E. 2014/21192, K. 2017/1757; Yargıtay 17. HD., 06.02.2017, E. 2014/ 23537, K. 2017/1047; Yargıtay 17. HD., 06.02.2017, E. 2014/23129, K. 2017/1053; Yargıtay 17. HD., 22.11.2016, E.

2014/ 20575, K. 2016/10740; Yargıtay 15. HD., 15.11.2016, E. 2016/11465, K. 2016/10515. (Kararlar için bkz:

Muşul, İcra ve İflâs Hukukunda Tasarrufun…, a.g.e., s. 57-68.)

(33)

17 bir değişiklik meydana gelmemekte ve tıpkı tasarrufun iptali davasında olduğu gibi malın haciz ve satışı sağlanarak alacaklı alacağına kavuşabilmektedir. Uygulanan bu yerleşik içtihatla birlikte muvazaa ve tasarrufun iptali davalarının sonuçları arasında kısmen bir benzerlik doğmuştur.

1.3.3. Doktrinde İleri Sürülen Görüşler

Muvazaalı bir işlemin tasarrufun iptali davasına konu olup olamayacağına ilişkin, muvazaa ve tasarrufun iptali davası arasındaki benzerlik ve farklılıklardan hareketle doktrinde çeşitli görüşler ileri sürülmüştür.

1.3.3.1. Muvazaalı İşlemlerin İptal Davasına Konu Olamayacağı Görüşü

Bu görüşteki yazarlara göre53, yalnızca geçerli işlemlere karşı iptal davası açılabileceğinden hukuken geçersiz olan muvazaalı işlemlerin iptali talep edilemez.

Muvazaalı bir işlem ancak TBK m. 19 hükmü uyarınca muvazaa davasına konu olabilir ve dava konusu malın hala borçlunun mal varlığında olduğunun tespiti talep edilir.

Bu görüşteki yazarlar, muvazaalı işleme konu olan mal borçlunun malvarlığından hiç çıkmadığı için, malın üçüncü kişinin elindeyken de haczedilebileceğini ileri sürmektedir.

Böyle bir durumda üçüncü kişinin İİK m. 99 kapsamında istihkak davasına başvurma hakkı saklıdır54. Üçüncü kişinin muvazaalı bir işleme dayanarak istihkak iddiasında bulunup

53 Pekcanıtez vd., İcra ve İflâs Hukuku Ders Kitabı, a.g.e., s. 553; Kuru, İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, a.g.e., s. 1400; Arslan, Yılmaz ve Taşpınar- Ayvaz, İcra ve İflâs…, a.g.e., s. 535; Muşul, İcra ve İflâs Hukuku…, a.g.e., s. 861; Muşul, İcra ve İflâs Hukukunda Tasarrufun…, a.g.e., s. 50; Güray Erdönmez, Alacaklılara Zarar Verme Kastıyla Yapılan Tasarrufların İptali, 4. b., İstanbul: On iki Levha Yayıncılık, 2019, s. 38; Sümer Altay, Türk İflâs Hukuku, C. I, İstanbul: Vedat Yayıncılık, 2004, s. 668 vd.; Okay Durman, İcra ve İflâs Hukuku Açısından Malvarlığı veya Ticari İşletmenin Devri, İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2009, s.

164.

54 Muşul, İcra ve İflâs Hukukunda Tasarrufun…, a.g.e., s. 50.

Referanslar

Benzer Belgeler

AraĢtırma sonuçları incelediğinde deney ve kontrol gruplarında elde edilen son test ortalamalarında gruplar arasında akademik baĢarı, bilimsel süreç becerileri ve fen

Avrupa Ġnsan Hakları Mahkemesi‟nin basın özgürlüğü ile özel yaĢam arasındaki dengenin kurulmasına iliĢkin olarak 2004 yılında Prenses Caroline

Cinsiyete göre bakıldığında,erkeklerin erteleme davranışının kadınlardan daha fazla olduğu saptanmıştır.Bununla birlikte, erteleme davranışı ve sınıf düzeyleri

• Peptit kütle parmakizi (peptide mass fingerprinting, PMF) yaklaşımı: İki boyutlu poliakrilamit jel elektroforezi (2D-PAGE: Two Dimensional

Bu durum “Yerlere çöp atma” istenmeyen öğrenci davranışının sınıf ortamını olumsuz etkilediği, öğretmenlerin bu davranışla “bazen” ve “çok az”

Aşağıdaki işlemleri sırası ile yaparsak kovalardaki su miktarları nasıl olur?.

Dolayısıyla bu iki çalışmanın bulgularındaki ortak nokta, gündem belirleme yaklaşımında ortaya konduğu gibi artık medya gündeminin kamu gündemi üzerindeki

OPUS © Uluslararası Toplum Araştırmaları Dergisi  535 Tablo 3’de görüldüğü üzere algıladıkları ana-baba tutumu demokra- tik olan üniversite öğrencilerinin