• Sonuç bulunamadı

DOI: 10.51824/978-975-17-4794-5.48 CUMHURİYET DÖNEMİ’NDE (1923-38 YILLARI ARASINDA) SAĞLIK POLİTİKASININ GELİŞTİRİLMESİ VE SAĞLIK HİZMETLERİNDE SOSYALLEŞME Mine ERSEVİNÇ

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "DOI: 10.51824/978-975-17-4794-5.48 CUMHURİYET DÖNEMİ’NDE (1923-38 YILLARI ARASINDA) SAĞLIK POLİTİKASININ GELİŞTİRİLMESİ VE SAĞLIK HİZMETLERİNDE SOSYALLEŞME Mine ERSEVİNÇ"

Copied!
22
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

CUMHURİYET DÖNEMİ’NDE (1923-38 YILLARI ARASINDA) SAĞLIK POLİTİKASININ GELİŞTİRİLMESİ VE SAĞLIK

HİZMETLERİNDE SOSYALLEŞME Mine ERSEVİNÇ*

ÖZET

İnsanlığın varoluşundan itibaren hayatta kalma savaşımı başlamış ve bilinçli bir şekilde olmasa da tıp tarihi ile ilgili ilk belirtiler ortaya çıkmıştır. Türk tıp tarihi açısından gelişmeler küresel oluşumlara pa- ralel seyredecektir. Osmanlı Devleti’nin yıkılması ve Cumhuriyet dö- nemi ile birlikte sağlık politikalarını oluşturmak bağlamında örgüt- lenme, devletin sağlık alanını bir kamu hizmeti olarak görerek yatırım yapması anlayışı belirginleşmiştir. Eğitsel ve bilimsel oluşumlar des- teklenmiş ve sosyal devlet anlayışı içinde bireye-topluma yönelik sağlık politikalarını kurmak yönünde bir siyasa izlenmeye başlanmıştır.

Cumhuriyet’in kuruluşunda günümüze kadar sağlık politikaları dö- nüştürülürken, sağlık alanında ortaya çıkan küresel gelişmeler ve uluslararası tıp örgütlerine entegrasyon sağlanmıştır.

Milli Mücadele Dönemi’nden itibaren başlayan dönüşümü, Cum- huriyet Dönemi’ndeki gelişmeleri belgelerle değerlendirilerek sağlık hizmetlerinin sosyalleştirilmesi süreci ile Atatürk’ün konuya bakışını saptamayı hedefleyen mevcut çalışmada; literatür taramasına ek ola- rak arşiv katalogları, dönem kaynakları ve konuya ilişkin diğer basılı eserlerin incelenmesi öngörülmektedir.

Anahtar Kelimeler: Cumhuriyet Türkiyesi, Sağlık, Sosyalleşme

* Doçent Dr., Uludağ Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Bölümü, ak- [email protected].

(2)

HEALTH POLICY DEVELOPMENT AND SOCIALIZATION IN HEALTH SERVICES IN THE REPUBLICAN ERA (BETWEEN

1923-1938)

ABSTRACT

The struggle to survive has started since the existence of mankind and the first signs related to the medical history have emerged even if not consciously. The developments in terms of Turkish medicine his- tory will be parallel to the global developments. The manner that the state makes investments by considering the field of health as a public service became clear within the context of the collapse of the Ottoman Empire and the forming of health policies along with the Republic period. Educational and scientific formations have been supported and a policy has been started to be followed for establishment of health policies towards the individual-society within the sense of social state.

While the health policies have been transformed from the establish- ment of the Republic until the present day, global developments in the field of health and the integration into international medical or- ganizations have been provided.

In the present study, that aims to define the Atatürk's view of the subject by evaluating the transformation, that has started from the Na- tional Struggle Period, and the developments in the Republic Period with documents and through the process of socialization of health ser- vices; it is stipulated to examine archive catalogs, the source of the pe- riods and other printed works related to the subject will be examined in addition to literature review.

Keywords: Turkey in Republic Period, Health, Socialization.

(3)

GİRİŞ

Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde sağlıkta modern- leşme bağlamında başlayan gelişmeler, Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’na katılmasıyla gerileyecektir. Milli Mücadelenin kaza- nılmasından sonra savaşın getirdiği yıkım devrimler ve kalkınma ham- lesiyle giderilmeye çalışılacaktır. Bu bağlamda Osmanlı periyodunda açılan ilk sağlık kurumları ve İmparatorluğun yıkılışına değin evrile- rek süren sağlık çalışmaları, olumlu olumsuz yönleriyle Türkiye Cum- huriyeti’ne miras olarak kalmış ve Atatürk Dönemi’nde bu alanda kal- kınma ve modernleşme hamlesi geliştirilmeye başlanmıştır. Cumhuri- yet Dönemi’nde tıp alanında yasal-kurumsal, halk sağlığı, eğitsel ve tıp dilinin Türkçeleştirilmesi başlıkları altında çalışmalar gerçekleştiril- miştir.

Cumhuriyet döneminde sağlık hizmetlerinin örgütlenmesi, devle- tin sağlık alanını bir kamu hizmeti olarak görerek yatırım yapması, eğitsel ve bilimsel oluşumların desteklenmesi ve sosyal devlet anlayışı içinde bireye-topluma yönelik sağlık politikalarının geliştirilmesi yö- nünde bir siyasa izlenmeye başlanmıştır. Bu bağlamda salgın hastalık- lara neden olan problemler çözümlenmeye ve buna bağlı olarak bula- şıcı ve salgın hastalıklar ortadan kaldırılmaya çalışılırken sosyal hiz- metlerin eksikliğinin neden olduğu sorunlarda aşılmaya çalışılmıştır.

Cumhuriyet döneminde bulaşıcı ve salgın hastalıklarla yapılan müca- deleyle Türkiye’de yaşayan insanların yaşam standartları geliştiril- meye çalışılırken, nüfus, istihdam, verimlilik ve ekonomik kalkınma sorunları da aşılması hedeflenmiştir.1 Diğer yandan kurumsal ve eğit- sel modernleşme ve sosyalleşme geliştirilmeye başlanmıştır.

1 Mine Ersevinç, “Bursa Kent Tarihi İçinde Salgın Hastalıklar ve Gerçekleştirilen Mü- cadeleler”, 1. Uluslararası Türk Tıp Tarihi Kongresi-10. Ulusal Türk Tıp Tarihi Kongresi Bildiri Kitabı, 20-28 Mayıs 2008, C II, s. 1389.

(4)

MİLLİ MÜCADELE DÖNEMİ

Sağlık alanında ilk gelişmeler Kurtuluş Savaşı yıllarına uzanmak- tadır. 2 Mayıs 1920’de kabul edilen 3 numaralı kanun ile Umur-ı Sıh- hiye ve Muavenet-i İçtimaiye Vekâleti, yani Sağlık Bakanlığı kurulmuş ve vakit geçirilmeden Türkiye’nin Sıhhi-İçtimai Coğrafyası adıyla bir araş- tırma yaptırmıştır. 19 tane hazırlanan Türkiye’nin Sıhhi-İçtimai Coğ- rafya isimli kitap ile mevcut hastane, dispanser, doktor, sağlık me- muru, eczacı, sağlık kurumları, hastalıklar ve diğer konularla ilgili bir durum tespiti yapılmıştır. İlk hükümette kurulan Sağlık Bakanlığı’nın görevleri; 1- Koruma (hıfzıssıhha ve mücadele), 2- Kurtarma (tedavi müessesleri) olarak belirtilmiştir2.

Bir süre sonra ismi Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekâleti olarak değiştirilen, Umur-ı Sıhhiye ve Muavenet-i İçtimaiye Vekâleti’nin ilk Vekili Adnan Adıvar’dır. Dr. Adnan Adıvar, Ankara Vilayet Ko- nağı’nda bakanlığa ayrılan 613.141 lira bütçe ve bir kâtiple faaliyete başlamıştır. Öncelikle mevcut hekimler tespit edilmeye çalışılmış, halk sağlığı açısından ciddi boyutlara gelen frengi konusunda acil önlemler alınmış ve Frengi Kanunu hazırlanmıştır. 1921 yılında Sivas’taki labo- ratuvarda 3.000.000 kişiye yetecek kadar çiçek aşısı, 537 kilo kolera aşısı, 477 kilo tifüs aşısı üretilmiş, ayrıca Diyarbakır’da bir aşı üretim merkezi açılmıştır.

10 Mart 1920’de Dr. Refik Saydam bakanlığın başına getirilmiştir.

5 Haziran 1921’de göçmenler için bakanlıkta bir Muhacirin Müdür- lüğü oluşturulmuştur. 1922 yılında ayrıca İstatistik ve Neşriyat Mü- dürlüğü, eczacılık için Müessesat Mütehasssıslığı kurulmuştur. Ulusal Mücadele döneminde bir taraftan işgal güçleri ile savaşılarken özel- likle sıtma, tifüs, frengi, çiçek, lekeli humma, kolera gibi salgın hasta-

2 Osman Gümüşçü, “Cumhuriyet’in İlk Yıllarında Türkiye Sağlık Tarihi”, Bursa Sağ- lık Tarihi, C I, Editör Ceyhun İrgil, Hermes Matbaacılık, Ankara, 2017, s. 204.

(5)

lıklar, olumsuz yaşam koşulları, beslenme yetersizlikleri gibi sorun- larla mücadele edilmek zorunda kalınmış ve ciddi insan kayıpları ya- şanmıştır.3

Ulusal Mücadeleyi sonlandıran Lozan Antlaşması’nın Ulaşım Yol- ları ve Sağlık İşleri başlığı altında ikinci kısmında yer alan 114, 115, 116, 117 ve 118. Madde görüşmelerinin sonucunda sağlık alanındaki kapi- tülasyonlar kaldırılmıştır. Antlaşmanın TBMM tarafından onaylan- ması sonrasında İstanbul Sağlık İşleri Yüksek Kurulu kaldırılmış, bu kurulun yerine oluşturulan İstanbul ve Boğazlar Karantina Müdür- lüğü, 1924 yılında Hudut ve Sevahil Müdüriyeti adıyla çalışmalarını sürdürmüştür. Antlaşma ile yabancı uzman çalıştırma konusu çözüm- lenmiş, bulaşıcı hastalıklarla mücadele uluslararası bir konu olarak ka- bul edilmiştir.4

CUMHURİYET DÖNEMİ

Erken Cumhuriyet dönemi sağlık politikasının esasını tedavi edici hizmetler oluşturmaktadır. Öncelikle yasal düzenlemeler yapılmış, serbest hekim ve diş hekimlerinin çalışmaları düzenlenmiş, Etibba Oda- ları (tabip odaları) kurulmuştur. 1928’de çıkartılan 1219 Sayılı Tabaet ve Şuabatı Sanatların Tarzı İcrasına Dair Kanun ve 1930 yılında çıkar- tılan 1593 sayılı Umumi Hıfzısıhha Kanunu zaman içinde birçok mad- desi değişmiş olmakla birlikte günümüzde de yürürlüktedir. 1928 yı- lında 1267 sayılı kanun ile salgın hastalıkları incelemek ve mücadele etmek için Merkez Hıfzısıhha Müessesi kurulmuş, 1931 yılında serum üretim kısmı faaliyete geçmiştir. 1935 yılında 2767 sayılı Sıtma ve Frengi İlaçları Hakkında Kanun yayınlanmıştır.

3 Ulvi Keser, “Milli Mücadele döneminde Anadolu’da Sağlık Faaliyetleri”, 1. Ulusla- rarası Türk Tıp Tarihi Kongresi-10. Ulusal Türk Tıp Tarihi Kongresi Bildiri Ki- tabı, 20-28 Mayıs 2008, C II, s. 256-260.

4 Murat Aksu, “Lozan Antlaşması ile Türkiye’de Sağlık Kapitülasyonlarının Kaldırıl- ması”, 1. Uluslararası Türk Tıp Tarihi Kongresi-10. Ulusal Türk Tıp Tarihi Kong- resi Bildiri Kitabı, 20-28 Mayıs 2008, C II, s. 1019, 1020.

(6)

Düşman işgalinden kurtarılan bölgelerdeki bulaşıcı hastalıklarla mücadele için silahaltındaki doktorların terhis edilmesi için karar alın- mıştır.5 Sıtma mücadelesi 1925 yılından itibaren önce Ankara, Aydın, Adana bölgelerinde yapılmaya başlanmıştır. Bursa-Balıkesir alanında mücadele teşkilatı 1926 Mayıs’ta meydana getirilmiştir. 1936 yılında Sıtma Enstitüsü'nde staj görecek 33 doktora ait 3 aylık kadro tahsis edilmiştir.6

1925’te çıkarılan Frengi Yönergesi (Talimatnamesi) ile tedavi yön- temlerinde modernleşme ve standartlaşma sağlanmıştır. İlk olarak Ankara ve İzmir’de olmak üzere, 1927’de Deri ve Tenasül Hastalıkları Tedavi Evi adıyla birer dispanser açılmıştır7. Türkiye’de frengi savaşı- nın sistemli bir şekilde yürütülmesini sağlamak amacıyla 1933’te dört maddelik bir plan kabul edilmiştir. 1. Hükümet ve belediye tabipleri, seyyar tabipler ve resmi müesseseler tarafından taramalar yapılması, 2. Frengi oranı yüksek olan yerlerde özel mücadele teşkilatı kurul- ması, 3. Tedavi evlerinde kontroller yapılması, 4. Evlenme muayenesi gerçekleştirilmesi.

Tedavi edici hekimlik, özellikle enfeksiyon hastalıklarına karşı ge- liştirilmiş, 1925 yılında yaklaşık 50 bin, 1931 yılında 2 milyon civa- rında sıtmalı muayene edilmiş, 11 ilde sıtma dispanseri, Adana’da Sıtma Enstitüsü açılmıştır. Trahomla mücadele dikkat çeken başka bir alan olmuş, körler memleketi denilen Adıyaman’da 20 yataklı bir hastane ve buna bağlı dispanserleri, Adana, Gaziantep, Malatya, Urfa, Maraş, Besni, Kilis ve Siverek’te açılan dispanserler takip etmiş, 1930’da Ga- ziantep’te Trahom Mücadele Reisliği kurulmuştur.

Tüberkülozla mücadele için 1924 yılında 30 yatak kapasite ile açı- lan sanatoryumun kapasitesi 125’e çıkartılmıştır. Ankara, İstanbul ve

5 BCA (Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi): Tarih: 28/10/1922, Dosya: 2012, Fon Kodu:

30..10.0.0, Yer No: 178.229..2.

6 BCA: Tarih: 25/9/1936, Dosya: 197-83, Fon Kodu: 30..18.1.2, Yer No: 68.78..6.

7AhmetSaltık,http://ahmetsaltik.net/arsiv/2014/06/Erken_Cumhuriyet_Donemi_Sag- lik_Hizmetleri1.pdf, s. 14.

(7)

Bursa’da birer Verem Savaş Dispanseri açılarak halka bedava ilaç da- ğıtılmaya başlanmıştır. Merkez Hıfzısıhha Müessesi; 1931 yılında ağız yoluyla BCG aşısı üretimi gerçekleştirmiş, 1934 yılında ülke ihtiyacı- nın tümünü karşılayacak kadar çiçek aşısı üretimi gerçekleştirmiştir.

Sivas, Erzurum ve Diyarbakır birer kuduz tedavi merkezi açılmış, 1933 yılında kuduz aşısı üretimi başlatılmıştır.8 1933 yılında trahom, sıtma, frengi ve sari hastalıklarla mücadele için çalıştırılacak doktor ve memurlara ait kadronun tasdiki kararı alınmıştır.9

Salgın hastalıklarla mücadelenin arka planında yatan iki önemli etken vardır: Birisi nüfus sorunu, ikincisi ekonomik kazanç amacı.

Türkiye Cumhuriyeti çok ciddi nüfus sorunları yaşayarak kurulmuş- tur. Savaşlar, göçler ve sağlık sorunları. Bunlar hem demografiyi olumsuz etkilemekte hem de işgücü verimliliğini düşürmektedir.10 Nüfus, istihdam ve ekonomik kalkınma amacı sistematik bir bulaşıcı ve salgın hastalıklarla mücadele eylem planını beraberinde taşımıştır.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında salgın hastalıklarla ilgili yasal düzen- lemeler; Frenginin Kaldırılması ve İlerlemesinin Yayılmasına Dair Yasa (1921), Frengi Yönergesi (Talimatnamesi) (1925), 1926 tarih ve 831 sayılı Sular Hakkında Kanun, 1926 tarih ve 839 sayılı Sıtma Mü- cadelesi Hakkında Yasa, 1927 tarih ve 992 sayılı Seriri ve Gıdai Ta- harriyat ve Tahlilat Yapılan ve Masli Teamüller Aranılan Umuma Mahsus Bakteriyoloji ve Kimya Laboratuvarları Yasası, 1930 tarih ve 1593 sayılı Umumi Hıfzısıhha Yasası, 1936 tarih ve 3039 sayılı Çeltik Ekim Yasası11; tüzük olaraksa Kinin Tedarikine Dair Kanununun Uy- gulanması Hakkında Tüzük, Zührevi Hastalıklarla Savaş Tüzüğü, Su- lar Hakkında Tüzük, Çiçek Aşısı Tüzüğü’dür.

8 Fahri Ovalı, “Cumhuriyetin İlk Yıllarında Sağlık Alanındaki Faaliyetler”, Bursa Sağ- lık Tarihi, C I, Editör Ceyhun İrgil, Hermes Matbaacılık, Ankara, 2017, s. 215-217.

9 BCA, Tarih: 19/6/1933, Sayı: 14606, Dosya: 197-57, Fon Kodu: 30..18.1.2, Yer No:

37.47..7.

10 İlhan Tekeli-Selim İlkin, Cumhuriyetin Harcı (Köktenci Modernitenin Ekonomik Politikasının Gelişimi), İstanbul, 2004, s. 109.

11 Saltık, a.g.ç., s. 8, 9.

(8)

Ülke çoğunluğunun kırsal alanda yaşadığı ilk yıllarda 18 Mart 1924’te 442 numara ile kabul edilen Köy Kanunu’nda yer alan 23 madde doğrudan ya da dolaylı olarak sağlıkla ilgilidir.12 Köy Ka- nunu’nun da köyün ve köylünün sağlığını, hayatını korumak için Köy Sağlık Koruyucusu unvanıyla birer sağlık korucusu bulundurmak ve bunları yetiştirmek için de kaza ve il merkezlerinde sağlık derslerinin verilmesi hükmü vardır.

1938 yılında Kanunun söz konusu hükmüne dayanılarak Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı bünyesinde Köy Sağlık Korucuları Talimatı ismiyle bir talimat kitapçığı oluşturulmuş ve valiliklere bildirilmiştir.

Bu talimata göre sağlık kurslarına devam ve köy sağlık korucusu ola- rak yetiştirileceklerin sahip olması gereken şartlar şunlardır; 1. İlk tahsilini bitirmiş olmak, 2. Yaşı 25’ten aşağı ve 40’tan yukarı olmamak, 3. Askerlik vazifesini yapmış olmak, 4. Askerliğini sıhhiye hizmetinde yapmış olmak (böylelerinde ilk tahsilini bitirmiş olmaları aranmaz), 5.

Köy öğretmenleri tercihan alınır.

Talimatın ikinci maddesi birkaç köye ortak bir sağlık korucusu ta- yinini bildirmektedir. Köy sağlık korucuları için açılacak kurslar 6 hafta devam edecektir. Bu süre içinde kursa devam edenlere sağlık kuralları 4 başlık altında öğretilecektir. Bunlar; 1- Kısaltılmış anatomi, fizyoloji, 2- Sağlığı koruma bilgileri: Köy hıfzısıhhası, su, temizlik, güb- relikler, lağım çukurları, meskenler, temiz gıda vs. 3- Mikroplar, sal- gın hastalıklar: Tifo, lekelihumma, dizanteri, salgın beyin humması ve bunlardan korunma yolları. Ayrıca sıtma ve frengi hastalıklarından korunma bilgileri ve yöntemleri, 4- İlk ve acil tedavi ve hastabakıcılık bilgileri.13 Köy Kanunu’na dayanılarak oluşturulan Köy Korucuları- nın aldıkları eğitim sonrası, sınavlarda başarılı olanlarının 1938 yılında atamaları yapılmıştır.14

12 Gümüşçü, a.g.m., s. 204.

13 Bursa Köy Belleteni, Bursa İl Basımevi, 1939s. 87.

14 A.g.e., s. 88–91.

(9)

Salgın hastalıklar ile mücadele edilirken bir taraftan da sağlık hiz- metlerinin kurumsal anlamda geliştirilmesi çalışmaları da başlatılmış- tır. Kurumsallaşma bağlamında 1928 tarih ve 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarz-ı İcrasına Dair Yasa, 1930 tarih ve 1593 sa- yılı Umumi Hıfzısıhha Yasası, 1933 tarih ve 2219 sayılı Hususi Hasta- neler Yasası ve 3017 sayılı Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı Teşkilat ve Memurin Kanunu (1936) gibi önemini kanunlar yayımlanmıştır15.

Kurumsal anlamda dönem kaynaklarında yer alan sayısal veriler tablonun hiç de iç açıcı olmadığını yansıtmaktadır. 1923’te Cumhuri- yet kurulduğunda Türkiye'deki yataklı hastane kurumlarının sayısal durumu şöyledir: 950 yatak kapasitesi ile 3 Devlet Hastanesi, 635 ya- tak kapasitesi ile 6 Belediye Hastanesi, 4520 yatak kapasitesi ile 6 Özel İdare Hastanesi, 2422 yatak kapasitesi ile 32 Özel, Yabancı ve Azınlık Hastanesi.16 Yatak kapasiteleri 1923’de 10 bini aşmış, 1935’te hastane sayısı 175 ulaşmıştır. Tüm branşlarda hizmet veren ve örnek olan An- kara, Sivas, Diyarbakır Erzurum’da numune hastaneleri açılmış, bu hastaneleri desteklemek amacıyla 150 ilçede her biri 5’er yataklı dis- panser, özel idare belediyeler tarafından 189 dispanser (Muayene ve Tedavi Evleri) oluşturulmuştur.17

Sağlık Bakanlığı 1923’te yılında tüm ülkede 554 hekim, 60 eczacı, 560 sağlık memuru ve 136 ebe ile hizmete başlamıştır. 1935’te hekim sayısı 1625’e, ebe sayısı 400, sağlık memuru sayısı 1365’e ulaşmış, baş- langıçta hiç olmayan 202 hemşire hizmete koyulmuştur. Gelişme sü- reci o denli hızlıdır ki, dışarıdan getirilenler ile 1940’ta hekim sayısı 2378’e (1923’e göre 17 yılda 4 katı), hemşire sayısı 405’e ulaşmıştır.

Sağlık memuru ve ebe yetiştiren okullar açıldı. İzmir’de 100 yataklı özürlüler okulu hizmete sokuldu.18

Günümüzde de faal olan Türk Tabipleri Derneği ise Ettiba Odası ismi ile 14. 4. 1928’de Tababet ve Şuabat-ı sanatlarının Tarzı İcrasına

15 Saltık, a.g.ç., s. 8, 9.

16 A.g.ç., s. 3.

17 Ovalı, a.g.m., s. 217, 218.

18 Saltık, a.g.ç. s. 14.

(10)

Dair Kanun ile oluşturulmuştur. 1953’te Ettiba Odaları lağvedilerek Tabip Odaları açılmıştır19.

Sağlık personelini arttırmak içinde yasal düzenlemeler yapılacak- tır. 1923 tarihli Hekimlerin Zorunlu Hizmetleri Hakkında Kanun (1923), Hekimlerin Sıtma Enstitülerinde Staj Zorunlulukları Hak- kında Yasa (1926), 1924 tarihli Sivil Hekimlerin Zorunlu Hizmetleri ve Hekim, Eczacı ve Diş Hekimlerin Stajları Hakkında Kanunlara Ek Yasa, 1926 tarih ve 826 sayılı Etibaa’nın Sıtma Enstitülerinde Staj Zo- runluluğu Hakkında Yasa, 1934 tarih ve 2821 sayılı Seyyar Tabiplerin Vazifeleri Hakkında Talimatname hazırlanmış ve yürürlüğe girmiş- tir20.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında birçok ilde sağlığın devlet politikası olarak ele alınması ve sosyalleşme açısından yaşanan gelişimi yansıt- ması bakımından bir örnek Bursa olmuştur. Bursa Sesleri Gazetesi’nin özel sayısında; Bursa merkezinde bir Verem Dispanseri’nin açıldığı, fuhuşla bulaşan hastalıklarla mücadele komisyonu meydana getiril- diği, bütün ilçelere birer hükümet doktoru, köyleri dolaşıp köylünün sağlığı ile uğraşan birer atlı gezici sağlık işyarı ve birer ebe görevlendi- rildiği, birer tane de belediye doktoru tayin edildiği belirtilmektedir.

Aynı yayında Osmanlı Devleti dönemi ile Cumhuriyet dönemi ilk yıllarındaki sağlık ve sosyal yardıma verilen ödenekler yer almıştır.

Buna göre; Osmanlı döneminde bütün yurt için sağlığa yılda 28.000 lira ayrılmıştır. Cumhuriyet döneminde yılda 4.000.000 lira harcan- mıştır. 1923’ten 1933’e kadar ise yalnız yurdun sağlık ve sosyal yardım işleri için 70.000.000’dan fazla para harcanmıştır.21 Söz konusu bilgiler ışığında Atatürk döneminde devletin, hükümetlerin daha önceki de- virlerle hiç de ölçülemeyecek derecede büyük bütçeler ayırarak, adım- lar atarak halkın sağlığı adına birçok çalışma yaptığı söylenebilir.

19 Cumhur İzgi, “Türk Tabipler Birliğinin (TTB) Tarihi”, 1. Uluslararası Türk Tıp Tarihi Kongresi-10. Ulusal Türk Tıp Tarihi Kongresi Bildiri Kitabı, 20-28 Mayıs 2008, C I, s. 561.

20 Saltık, a.g.ç., s. 8, 9.

21 Bursa Sesleri, s. 14.

(11)

1927 Bursa Vilayeti Salnamesi’ndeki bilgilere göre; Bursa’ya ge- len 30 bini geçen göçmen 45 köye yerleştirilmiş ve bunların sağlık kontrolünü yapmak üzere bir doktor, bir sağlık memuru istihdam edilmiştir. Her köy dört beş defa kontrol edilmiş, bu genel muayeneler esnasında 4.819 kişinin hastalıkları belirlenerek tıbbi muayeneden ge- çirilmiş ve bunlardan 4.126’sına parasız ilaç verilmiştir. 508 kişinin re- çeteleri yazılmış ve 104 kişi hastaneye sevk edilmiştir.22

Yine Bursa’da Osmanlı Devleti döneminde açılmış olan Ahmet Vefik Paşa Hastanesi’nde (Memleket Hastanesi); salgın hastalıklarla mücadele için, laboratuvara ayrılan bir binanın inşaatına 1928’de baş- lamış ve 33.000 lira olan ihale bedeline 4.007 lira 81 kuruş eklenerek toplam 37.007 lira 81 kuruşa mal olmuştur. Bunun 7.504 lira 79 ku- ruşu 1928 bütçesinden, 26.720 lira 19 kuruşu da 1929 bütçesinden verilmiştir.23

1929 yılı süresince 1.800 liraya ameliyathane için cihazlar satın alınmış ve bir de ultraviyole aracı sağlanmıştır. 1929 yılında Has- tane’ye 211 hasta yatırılmış ve 8.549 hasta ayakta muayene edilmiş ve 1.816 hastaya pansuman yapılmıştır. Hariciye’de 138, göz, kulak ser- visinde 96 hastaya büyük, 94 hastaya küçük ameliyat gerçekleştirilmiş- tir. 24

Himaye-i Etfal (Çocuk Esirgeme)’ye yardım etmek ve şehrin fab- rikalarında çalışan fakir kadınların sokaklarda kalan çocuklarının ba- kımı için 3.000 lira ayrılarak biri şehrin doğusunda diğeri batısında olmak üzere iki Bakımevi (Kreş) açılmıştır. Böylece ilk defa bu amaçla Bursa’da bir kurum meydana getirilmiştir.25

Bursa’da örneklerini verdiğimiz çalışmalar yurt genelinde kısıtlı imkânlarla oluşturulmuştur ve Cumhuriyet Dönemi’nde kâr amacı

22 1927 Salnamesi, Bursa Vilâyeti Matbaası, 1927. s. 205.

23 Bursa Vilayeti Umumi Meclisi Müzakerat Zabıtnamesi (İntisap devresi: 4, İçtima senesi: 4), 15.1.1930–27.2. 1930, Bursa Vilayeti Daimi Encümen Kalemi, Bursa Vila- yet Matbaası, 1930, s. 7.

24 A.g.e., s. 15.

25 Bursa Vilayeti Umumi Meclisi Müzakerat Zabıtnamesi 1930, s. 14,15.

(12)

gütmeden toplum yararına çalışan kurumlar da -mevcutlar geliştirilir- ken- yeni örgütlenmelerle sağlıkta sosyalleşme geliştirilmiştir. Toplum sağlığı için örgütlenen ve Osmanlı döneminde kurulan Türkiye Hilal- i Ahmer Cemiyeti (Kızılay) 1919 yılından 1931 yılına kadar yardım için 8 milyon civarında harcama yapmıştır. 1921 yılında savaşlarda yetim kalan çocuklara sahip çıkmak için kurulan Türkiye Hilal-i Etfal Cemi- yeti (Çocuk Esirgeme Kurumu) 1932 yılında 490 şubeye ulaşmıştır.

Cemiyet anne-babasız çocuklar için Ana Kucağı adı verilen, çalışan an- neler için Bakımevleri, çocuklara temiz süt sağlamak için süthaneler ve süt damlaları ile çocuk bahçeleri, çocuklar ve anneleri için hamam ve banyolar açmıştır.26

Cumhuriyet döneminde Türkiye Tıp Encümeni ismini alan Cemi- yet-i Tıbbıye-i Şahane ilk kongresini, 1925’te Atatürk’ün himayesinde Ankara’da Birinci Milli Türk Tıp Kongresi ismi ile TBMM binasında yap- mıştır. Cemiyet 1925-1968 yılları arasında 20 milli kongre toplamış- tır.27 Kongrenin düzenlendiği 1925 yılında devletin elinde bulunan devlet kurumları; 1 numune hastanesi, 2 salgın ve bulaşıcı hastalıklar hastanesi, 1 akıl hastanesi, 1 eftal hastanesi, 1 amele hastanesi, 4 da- rülkelp, 1 sanatoryum, 1 gurabayı müslimin hastanesi, bu hastane- lerde yatak sayısı 2155’dir. Kongreyi Türkiye Tıp Encümeni toplamış ve 13 gün sürmüştür. Kongrenin ana konuları sıtma ve trahomla mü- cadele olmuştur.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında halkı bilinçlendirmek için toplantılar yapılacaktır. Doktor Stampar, Milletler Cemiyeti Sağlık Teşkilatı’nda çalıştığı yıllarda, 1932 ve 1937’de iki kez Türkiye’ye gelmiş, tıp fakül- teleri, merkez hıfzıssıhha okulu ve halkevlerinde hijyen, koruyucu he- kimlik ve halk sağlığı hakkında konferanslar vermiştir.28

26 Ovalı, a.g.m., s. 217, 218.

27 Ayten Altıntaş, “Cemiyet-i Tıbbiye-i Osmaniye”, Bursa Sağlık Tarihi, C II, Editör Ceyhun İrgil, Hermes Matbaacılık, Ankara, 2017, s.1143-1146.

28 H. Zafer Kars, 1929 Polemikleri Tıp Tarihi Notları, Türk Tabipler Birliği Yayını, Ankara, 2003, s. 76.

(13)

Tıp eğitiminde özellikle Dr. Refik Saydam’ın sağlık bakanlığı yap- tığı dönemde sistemli bir yapılanmaya gidilmiştir. Tıp eğitimini özen- dirici kararlar alınmıştır. Bu kararların başında ücretsiz öğrenci pan- siyonları açılması vardır. Öğrencilerin tüm giderleri devlet tarafından karşılanmış, bir miktar da burs verilmiş ve böylelikle hem fakir ailele- rin çocuklarına destek sağlanmış hem de devletin doğu ve güneydoğu il ve ilçelerindeki hekim açığı bu şekilde kapatılmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda Tıbbıye Mektebi’nde okuyan yoksul öğrenciler için 1924 yı- lında İstanbul’da 200 yataklı bir Tıp Talebe Yurdu açılmış, 1929’da yatak kapasitesi 300 çıkartılmıştır.

Refik Saydam’ın 1925 yılında hazırladığı hizmet programının ana hatları ise; doktor sayısını arttırmak numune hastaneleri açmak, ebe sayısını arttırmak, sağlık memuru yetiştirmek, doğum ve bakımevleri açmak, veren sanatoryumu açmak, sıtma-trahom-frengi mücadele et- mek, sağlık ve sosyal örgütlenmeyi köylere kadar götürmek, sağlık ve sosyal yasaları yapmak, TC hıfzıssıhha müessesi kurmak, hıfzıssıhha mektebi açmaktır.29

Saydam, göreve başladığı andan itibaren sağlık personel sayısı ar- tırmış, bulaşıcı hastalıklarla mücadele edilmiş, dispanserlerin sayısı artmış, Merkez Hıfzıssıhha Müessesesi kurulmuş ve Hıfzıssıhha Okulu açılmış, ulusal tıp kongreleri düzenlenmiştir. 1923 yılında 554 hekim varken 1935 yılında bu sayı 1625’e kadar yükseltmiştir.

1931 yılında dönemin Milli Eğitim Bakanı Reşit Galip Cenevre Üniversitesi’nde rektörlük görevinde bulunan Profesör Albert Malche’i eski adı Darülfünun olan İstanbul Üniversitesi’nin eğitiminin değerlendirilmesi için davet etmiştir. 1932 yılında çalışmaları için Tür- kiye’ye gelen Malche aynı yıl çalışmalarını tamamlayıp raporunu Türk hükümetine sunmuştur. Malche’in raporundan yaklaşık bir yıl sonra çıkarılan bir kanunla Üniversite Reformu resmi olarak başlatılmıştır.

29 Oya Ögenler-Rana Can, İlter Uzel, “Birinci Milli Türk Tıp Kongresi”, 1. Uluslara- rası Türk Tıp Tarihi Kongresi-10. Ulusal Türk Tıp Tarihi Kongresi Bildiri Kitabı, 20-28 Mayıs 2008, C I, s. 811, 822.

(14)

Milli Eğitim Bakanı Dr. Reşit Galip’in sıcak ilişkileri ve gayretleri ile yaşanan bu gelişmelerin ardından 1933-1945 döneminde 16 Alman tıp profesörü İstanbul Tıp Fakültesinde görev almışlardır. Bu yabancı bilim insanlarına ilave olarak Hulusi Behçet, Akil Muhtar Özden, Maz- har Osman gibi önemli Türk hekimleri de görev almaya başlayınca İstanbul Tıp Fakültesi 1933 sonrası Avrupa’da o dönemin en gözde tıp fakültelerinden biri haline gelmiştir.30 Darülfünun yerini 1 Kasım 1933 üniversite reformu ile İstanbul Üniversitesine bırakmıştır. İstan- bul Üniversitesi ülkemizde ilk üniversite olmanın yanında ilk ve tek tıp fakültesi olarak da eğitimine başlamıştır.

1933’te İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi bünyesinde kurulan Tıp Tarihi Enstitüsü sayesinde, tıp tarihine ilgi duyan kişilerin yaptık- ları araştırma faaliyetleri kurumsal bir hüviyete büründürülmüştür.

1933’teki üniversite reformu ile tıp fakültesini yeniden yapılandıran Dr. Akil Muhtar Özden, Tıp Tarihi ve Deontoloji kürsüsünün kurul- masına karar vermiş ve aynı yıl Dr. Ünver’e kürsü başkanlığı ile tıp tarihi üzerine çalışma görevi verilerek ilk tıp tarihi kürsüsü kurulmuş- tur. Ünver, Türk Tıp Tarihi Kurumu’nun (1940) kurulması sürecinde de yer almış ve Türk tıp tarihinin ilk dergisini (Tıp Tarihi Arşivi, 1935- 43) yayınlamıştır.31

Cumhuriyet döneminde tıp alanında bir başka gelişme terimlerin Türkçeleştirilmesi çalışmalarıdır. Alfabe değişikliği ve Türk Dil Ku- rumu’nun açılmasının ardından diğer bilim dallarında olduğu gibi tıp biliminde de Türkçeleştirme faaliyeti başlatılmıştır. Özleşme döne- minde yeni tıp eserleri, oluşturulmakta olan yeni terminoloji kullanı- larak yazılmış, eski kitapların yeni baskıları bu yeni dil ile yapılmıştır.

1936 sonrasında anlaşılmaz, belirsiz ve karışıklığa yol açan öz Türkçe (neolojik) kelimeler yerine, Greko-latin kökenli uluslararası termino- lojinin istikrarından faydalanılmalıdır görüşünde birleşilmiştir. Kendi

30 Başer, Aysel-Hatice Şahin, “Atatürk’ten Günümüze Tıp Eğitimi”, Tıp Eğitimi Dün- yası, C 16, S 48, Yıl: 2017, s. 70-83, a.g.m. s. 75.

31 Feza Günergin, “Türkiye’de Tıp Tarihi: Geçmiş Yıllardaki Çalışmalar İle Son Araş- tırmaların İncelenmesi”, Çeviren Murat Yolun, Tarih Okulu, İlkbahar-Yaz 2013, Sayı XIV, s. 270.

(15)

gramerimize sadık kalınması fikri ön planda tutulmuş, Arapça, Farsça kelimeler kullanılsa bile, tamlamaların Türkçe gramerine uygun ol- masının yeterli olacağı düşünülmüştür.32 Bu tartışmalar paralelinde tıp terminolojisi geliştirilmiştir.

Bu bağlamda yapılan çalışmalardan bir tanesi; Dr. Şefik İbrahim İşçil ile edebiyat öğretmeni Ali Ulvi Elöve tarafından dört yılda (1934- 1938) tamamlanan, basılması da bir dört yıl (1944-1948) süren toplam 973 sayfalık “Türkçe Hekimlik Terimleri Üzerine Bir Deneme” isimli eserdir. Eserden birkaç örnek33; Terim: Abces(Osmanlıcası-Huraç, Türkçesi-Çıban), Terim: Biopsie (Osmanlıcası- Biyopsi, Türkçesi- Cansal tanıt), Terim: Cadavre (Osmanlıcası- Meyt, cenaze, ölü, Türk- çesi- Ölük), Terim: Embryologie (Osmanlıcası- Mephasülcenin, Türk- çesi- Cücük bilim), Terim: Endoscopie(Osmanlıcası- Derunbin ile mu- ayene usulü, Türkçesi- İç görümü), Terim: Gynecologie(Osmanlıcası- İlmi emrazı nisaiye, Türkçesi- Kadıncıl bilim), Terim: Laratoire, labo- ratorium (Osmanlıcası- Laboratuvar, Türkçesi- Dürüşke, işlemce (dü- rüşmek-çalışmak)), Terim: Laparoscopie (Osmanlıcası- Batın bini, Türkçesi- Karın içi bakısı), Terim: Malade(Osmanlıcası- Hasta, Türk- çesi- Sayrı), Terim: Quarantae (Osmanlıcası- Karantina, Türkçesi- Kırklama), Terim: Radiologue (Osmanlıcası- Radiyolok, Türkçesi- Işın bilimci), Terim: Malade(Osmanlıcası- Hasta, Türkçesi- Sayrı).

Cumhuriyet’in en önemli kazanımlarından birisi hiç kuşkusuz ka- dın haklarıdır. Cumhuriyet’in ilk kadın doktoru Almanya’da tıp eği- timi alan Safiye Ali’dir ve Dr. Safiye Ali Almanya’da tıp eğitimini ta- mamladıktan sonra Türkiye’ye gelmiş ve 1923’te Türkiye’nin ilk ka- dın hekimi olarak hizmete başlamıştır. Tıp fakültelerine kız öğrenci

32 M. Alpertunga Kara-Adnan Ataç, “Cumhuriyetin İlk Yıllarında Tıp Terimlerinin Türkçeleştirilmesi Çalışmaları Üzerine”,http://www.academia.edu/16894929/Cum- huriyetin_%C4%B0lk_Y%C4%B1llar%C4%B1nda_T%C4%B1p_Terimleri- nin_T%C3%BCrk%C3%A7ele%C5%9Ftirilmesi_%C3%87al%C4%B1%C5%9Fma- lar%C4%B1_%C3%9Czerine.

33 Mine Ersevinç, Meral Güllülü, Gülnaz Çetinoğlu, “Türkçe Hekimlik Terimleri Üze- rine Bir Deneme” İsimli Eserde Tıp Dilinin Türkçeleştirilmesi, Cumhuriyet Türkiyesi ve Ulusal Kültüre Etkileri”, III. Kültür ve Medeniyet Kongresi 20-22 Nisan 2018 Mar- din, Yayınlamamış bildiri.

(16)

kabulü 1922-1923 eğitim-öğretim yılında başlamıştır. İlk kadın öğren- ciler İstanbul Üniversitesi’ne bağlı Haydarpaşa Tıp Fakültesi’nden 1927 yılında mezun oluşmuş, bir yıllık uygulamalı eğitim sonrası 1928 yılında diploma almışlardır.34

Ayrıca, meslek hastalıklarının tedavisi ve işçi sağlığına yönelik ola- rak Zonguldak Amele Birliği Hastanesi (1936) ve Ergani Maden Has- tanesi (1938) açılmıştır. 35

SONUÇ

Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın kazanılması ve emperyalizmin Ana- dolu’dan atılması ile vatanın işgalci güçlerden kurtarılması sağlanmış- tır. Fakat Atatürk’ün Ekim 1922’de Bursa ziyaretinde Belediye önünde verdiği söylevinde “…Bugün mutluluğunu duyduğumuz zaferi, ulusumuzun kararlılık ve kutsal inanç gücü ve Türkiye Büyük Millet Meclisi ordularının süngüleri kazanmıştır. Üzerinde hiçbir güç, hiçbir baskı yoktur ve olmamıştır. Ulusun ve ordularının yeteneği, bütün ulusal emellerimizi elde ede- cek derecededir. Ülkenin kaynaklarının genişliği, halkın çalışkanlığı ve yete- neği ve ordularının süngüleri, barış döneminde de her türlü sonuçları elde edecektir. Üç buçuk yıl süren bu savaştan, bilim açısından, milli eğitim açısın- dan, ekonomi açısından savaşımları sürdüreceğiz ve güveniyorum ki bunda da başarılı olacağız. Bundan sonra düşüncelerimizi hep buna adayalım…” söz- leriyle belirttiği gibi savaş bundan sonrada devam edecek ve bu savaş kalkınma, güçlenme ve çağdaşlaşma savaşı olacaktır.

Bu bağlamda Ulusal Mücadele’nin ardından Türkiye’nin bütün bölgelerinde ve kentlerinde ekonomiden kültüre, siyaseten sosyal ya- pıya, eğitimden ulaşım ve sağlığa kadar her alanda kalkınma hamlesi başlatılacak günümüzün sağlık politikalarının ön hazırlığı gerçekleş- miştir.

34 Başer, a.g.m., s. 74.

35 Gamze Nesipoğlu, “Olgusal Bir Yapı Olarak Sağlık Politikaları: 1920-1960 Yılları Arası Cumhuriyet Döneminin Tarihsel İzleği”, Hacettepe Sağlık İdaresi Dergisi, 2018; 21(1): 165-177. S. 172.

(17)

Atatürk Dönemi’nde en önemli sağlık sorunlarından birisi olan salgın hastalıklarla mücadele edilecek, hijyen problemleri aşılmaya ça- lışılacak, genel sağlık taramaları gerçekleştirilecek, başta yoksul öğren- ciler olmak üzere çeşitli kişilere yiyecek, giyecek ve nakdi yardım ve ilaç sağlanacak, kamuya açık ücretsiz sağlık kontrolleri ve haftanın belli günlerinde diş taramaları yapılacaktır. Böylece tüm kurumların ve çalışmaların ortak paydası; Atatürk Dönemi Bursa’sında merkez, kazalar ve köylere yönelik çalışmalarla halka hizmet etmek olmuştur.

Bir taraftan sağlık hizmetleri modernleştirilmeye çalışılırken diğer ta- raftan sosyal bir devlet anlayışı içinde Atatürk Dönemi sağlık politika- larının oluşturulmaya çalışılmıştır. Yapılan çalışmalarla toplumsal bir yara olan batıl inançlar ve ekonomik yetersizliklerden kaynaklanan so- runlar ortadan kaldırmaya çalışılmış ve her bireye eşit yaşama koşul- ları sağlamak bağlamında devrim kadrosunca halkçı bir politika izlen- diği belirginleşmiştir.36

EK:

Atatürk’ün ilgisini, bulaşıcı ve salgın hastalıklar probleminin soru- nunun bir devlet politikası olarak algılandığını gösteren ait arşiv bel- geleri mevcuttur. Belgelerden birisi 1927 yılına aittir. Bu belgede sıtma, frengi, trahomla mücadele heyetleriyle, bulaşıcı hastalıklar dok- tor, sağlık memurları ve müstahdemleri için düzenlenen kadronun yürürlüğe koyulması kabul edilmiştir.37 Aynı içerikli bir başka belge 1931 yılında Atatürk’ün imzasıyla yürürlüğe girmiştir.38

36 Mine Ersevinç. “Atatürk Dönemi Bursa’sında Tıp Çalışmaları”, ”, Uludağ Üniver- sitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi, C!7, S17, Yıl:10, 2009/2, s.263.

37 BCA, Tarih: 11.5.1927, Dosya No: 197–11, Fon Kodu: 30..18.1.1.

38 BCA, Tarih: 27.7.1931, Dosya No: 030.108.01.02, Fon Kodu: 22.54.16.

(18)

(19)
(20)

KAYNAKÇA

1927 Salnamesi, Bursa Vilâyeti Matbaası, 1927.

BCA (Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi) ; Tarih: 28/10/1922, Dosya:

2012, Fon Kodu: 30..10.0.0, Yer No: 178.229..2.

BCA, Tarih: 11.5.1927, Dosya No: 197–11, Fon Kodu: 30..18.1.1.

BCA, Tarih: 27.7.1931, Dosya No: 030.108.01.02, Fon Kodu:

22.54.16.

BCA, Tarih: 19/6/1933, Sayı: 14606, Dosya: 197-57, Fon Kodu:

30..18.1.2, Yer No: 37.47..7.

BCA: Tarih: 25/9/1936, Dosya: 197-83, Fon Kodu: 30..18.1.2, Yer No:

68.78..6.

Bursa Köy Belleteni, Bursa İl Basımevi, 1939.

Bursa Sesleri Gazetesi (Cumhuriyetimiz 1923–1936 Özel Sayısı), Sayı:32, Yıl: 2, 29.10.1936, s. 14.

Bursa Vilayeti Umumi Meclisi Müzakerat Zabıtnamesi (İntisap dev- resi: 4, İçtima senesi: 4), 15.1.1930–272. 1930, Bursa Vilayeti Daimi Encümen Kalemi, Bursa Vilayet Matbaası, 1930, s. 7.

Bursa Vilayeti Umumi Meclisi Müzakerat Zabıtnamesi 1930, s. 14,15.

Aksu, Murat, “Lozan Antlaşması ile Türkiye’de Sağlık Kapitülasyonla- rının Kaldırılması”, 1. Uluslararası Türk Tıp Tarihi Kongresi- 10. Ulusal Türk Tıp Tarihi Kongresi Bildiri Kitabı, 20-28 Ma- yıs 2008, C II, s. 1015- 1022.

Altıntaş, Ayten, “Cemiyet-i Tıbbiye-i Osmaniye”, Bursa Sağlık Tarihi, C II, Editör Ceyhun İrgil, Hermes Matbaacılık, Ankara, 2017, s.1143-1146.

Başer, Aysel-Hatice Şahin, “Atatürk’ten Günümüze Tıp Eğitimi”, Tıp Eğitimi Dünyası, C 16, S 48, Yıl: 2017, s. 70-83.

Ersevinç, Mine. “Atatürk Dönemi Bursa’sında Tıp Çalışmaları”, Ulu- dağ Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Der- gisi, C 7, S 17, Yıl:10, 2009/2, s. 257-276.

Ersevinç, Mine, “Bursa Kent Tarihi İçinde Salgın Hastalıklar ve Ger- çekleştirilen Mücadeleler”, 1. Uluslararası Türk Tıp Tarihi

(21)

Kongresi-10. Ulusal Türk Tıp Tarihi Kongresi Bildiri Kitabı, 20-28 Mayıs 2008, C II, s. 1375-1390.

Ersevinç, Mine, Meral Güllülü, Gülnaz Çetinoğlu; “ Türkçe Hekimlik Terimleri Üzerine Bir Deneme” İsimli Eserde Tıp Dilinin Türk- çeleştirilmesi, Cumhuriyet Türkiyesi ve Ulusal Kültüre Etki- leri”, III. Kültür ve Medeniyet Kongresi 20-22 Nisan 2018 Mardin, Yayınlamamış bildiri.

Gümüşçü, Osman, “Cumhuriyet’in İlk Yıllarında Türkiye Sağlık Ta- rihi”, Bursa Sağlık Tarihi, C I, Editör Ceyhun İrgil, Hermes Matbaacılık, Ankara, 2017, s. 204-210.

Günergin, Feza, “Türkiye’de Tıp Tarihi: Geçmiş Yıllardaki Çalışmalar İle Son Araştırmaların İncelenmesi”, Çeviren Murat Yolun, Ta- rih Okulu, İlkbahar-Yaz 2013, Sayı XIV, s. 267-283.

İzgi, Cumhur, “Türk Tabipler Birliğinin (TTB) Tarihi”, 1. Uluslara- rası Türk Tıp Tarihi Kongresi-10. Ulusal Türk Tıp Tarihi Kongresi Bildiri Kitabı, 20-28 Mayıs 2008, C I, s. 560-571.

Kara, M. Alpertunga-Adnan, Ataç, “Cumhuriyetin İlk Yıllarında Tıp Terimlerinin Türkçeleştirilmesi Çalışmaları Üze- rine”,http://www.academia.edu/16894929/Cumhuriye-

tin_%C4%B0lk_Y%C4%B1llar%C4%B1nda_T%C4%B1p_Te- rimlerinin_T%C3%BCrk%C3%A7ele%C5%9Ftiril-

mesi_%C3%87al%C4%B1%C5%9Fmalar%C4%B1_%C3%9Cze- rine.

Kars, H. Zafer, 1929 Polemikleri Tıp Tarihi Notları, Türk Tabipler Birliği Yayını, Ankara, 2003.

Keser, Ulvi, “Milli Mücadele döneminde Anadolu’da Sağlık Faaliyet- leri”, 1. Uluslararası Türk Tıp Tarihi Kongresi-10. Ulusal Türk Tıp Tarihi Kongresi Bildiri Kitabı, 20-28 Mayıs 2008, C II, s. 256-260.

Nesipoğlu, Gamze, “Olgusal Bir Yapı Olarak Sağlık Politikaları: 1920- 1960 Yılları Arası Cumhuriyet Döneminin Tarihsel İzleği”, Ha- cettepe Sağlık İdaresi Dergisi, 2018; 21(1): 165-177.

Ovalı Fahri, “Cumhuriyetin İlk Yıllarında Sağlık Alanındaki Faaliyet- ler”, Bursa Sağlık Tarihi, C I, Editör Ceyhun İrgil, Hermes Matbaacılık, Ankara, 2017, s. 215-218.

(22)

Ögenler Oya-Rana Can, İlter Uzel, “Birinci Milli Türk Tıp Kongresi”, 1. Uluslararası Türk Tıp Tarihi Kongresi-10. Ulusal Türk Tıp Tarihi Kongresi Bildiri Kitabı, 20-28 Mayıs 2008, C I, s. 810- 823.

Saltık,Ahmet,http://ahmetsaltik.net/arsiv/2014/06/Erken_Cumhuri- yet_Donemi_Saglik_Hizmetleri1.pdf.

Tekeli, İlhan-Selim İlkin, Cumhuriyetin Harcı (Köktenci Modernite- nin Ekonomik Politikasının Gelişimi), İstanbul, 2004.

Referanslar

Benzer Belgeler

başlığı altında verilmiştir. Bu maddelere göre müdür, okulda öğretim işlerinin düzenlenmesi ve denetlenmesinden sorumludur. Derslerin birbiriyle ahenkli bir şekilde

Patrik İlyas’ın ardından 1932’de Süryani Patriği olan Efram Bar- savm Süryani Patrikhanesi’ni Türkiye’den Suriye’nin Humus şehrine taşımış 20 ve Süryanilerin

Giustiniani, Mustafa Kemal Paşa’ya İzmir’den 21 Ekim 1922’de gönderdiği telgrafla hem zaferinden ötürü tebrik etmiş hem de mülakat talebinde bulunmuştur:

Cumhuriyet dönemine gelindiğindeyse, modernleşme hareketle- rini her alanda görmek mümkündür. Erken Cumhuriyet dönemi, modern Türkiye’nin temellerinin atıldığı

12 Bıyıklıoğlu, a.g.e., s.. mediyse de Mustafa Kemal Paşa’nın da önerisi ile Batı Trakya’ya des- tek vermekle birlikte, Doğu Trakya Anadolu ile ortak hareket etmeye

1923-1924 döneminde faaliyet gösteren anaokulla- rında 5880 öğrenci eğitim görmekte ve 136 öğretmen de görev yapmaktaydı (Ayla Oktay, “Cumhuriyet Döneminde Okul

Madde 1- Bayram günlerinde ve gecelerinde bütün resmi daire- ler, belediye, hususi idare binaları Cumhuriyet Halk Fırkası, Halkevi merkezi, fırka ocakları, resmi ve hususi

Ayhan, Bünyamin, Olağanüstü Durumlarda Toplumsal Dayanışma ve Bütünleşmeye Basının Katkısı: Millî Mücadele Dönemi Türk Basını, Selçuk Üniversitesi Sosyal