· TARTIŞMALI İLMİ TOPLANTıLAR DiZİSİ-38
KURESELLEŞME, ••
. " ..
ISLAM DUNYASI ve TÜRKİYE
Milletler arası Tartışmalı
ilmi
Toplantı09-11 Kasım 2001
İstanbul
Prof. Dr. Mehmet A YDlN
*
Prof. Dr. Mehmet ALT AN Prof. Dr. NazifGÜRDOGAN*
Prof. Dr. Ömer ÇAHA Prof. Dr. Ali Yaşar SARlBA Y*
Prof. Dr. ll yas BA-YUNUSDr. Adnan ASLAN
*
Prof. Dr. Yuhannes LAHINEMAN Prof. Dr. Halis AYHAN*
Prof. Dr. Aslan GÜNDÜZProf. Dr. Mustafa ERDOGAN
*
Dr. Ingmar KARLSSON Prof. Dr. Bilal ERYILMAZİstanbul 2002
3
Giriş
VI
BATI'DA İSLAM'IN YÜKSELİŞİ Amerikan Siyasetinin Değişen Demografisi1
Prof. Dr. D yas BA-YUNUS
State University of New York Cortland, NY. 13045-U.S.A.
Daniel Bell, The Coming of Post-Industrial Society (Sanayi Sof!.- rasz Toplumun Ortaya Çıkışı) adlı kitabını yayınladığından beri (1973),
globalleşme sosyal bilimciler arasında gündelik bir terim baline gelmiş
tir. Burada toplanmış siz saygın ilim adamlarının da bildiği gibi, diğer
leri arasında Beli, "Global Köy"ün doğuşunu -dünya milletlerinin-hızlı haberleşme, ulaşım ve ticaretle bağlanmasını, önceden tahmin etti. Bir sosyolog olarak, Beli' in iddiasının temel etkisi, işlerin özünde meydana gelen şiddetli değişiklik, üretimdeki artış ve bilgi bombardımanı sebe- biyle oluşan sosyal değişimdir. Kitabında Beli'in ana odak noktası, ge- nelde Batılı toplumlar ve özelde de Amerikan toplumudur.
Ancak, Beli'in yaklaşımı merak uyandıran bir tez olmuştur. Bu, ekonomide, siyaset biliminde, haberleşme, sağlık ve global çevre üze- rindeki tezlerde sonradan uygulandı. Konuyla hiç alakası olmayan bir gözlemci bile en olmayacak yerlerde Batı kapitalizminin derin akınlar yaptığını görebilir -Hayber Geçidi'nin güney ucundaki Landi Kotal'de McDonald's, Timbakto'da Coca Cola ve dünyanın hemen her şehrinde
Levi's kot pantolonları-. Aynı şekilde, yakın zamanlardaki olayların da
gösterdiği gibi, Batı gücünün, özellikle de Amerikan gücünün kapsamı
nın insanlık tarihinde benzeri yoktur.
Olumsuz yönden ise, doğal çevrenin kirlenmesi, ozon tabakasının
ineelmesi ve global ısınmanın sorumluluğu, ham maddeye olan açlıkları
ve a'tıkıanndan kurtulma ihtiyaçlan nedeniyle endüstriyel olarak geliş-
1 Dr. Recep Şentürk tarafından İngilizce'den tercüme edilmiştir.
127
KÜRESELLEŞME, İSLAM DÜNYASI ve TÜRKİYE
miş ülkelerin, özellikle de Batı Avrupa ve Kuzey Amerika'nın omuzla- nnda yatıyor gibi görünüyor. Hiçbir siyasi sınır tanımayan ve ulaşım
araçlarındaki muazzam artış sayesinde bir Amerika'h, Britanya'lı veya Japon'un Tbailand'de kapıp dünyanın öteki ucuna taşıyahUeceği AIDS musibeti de globalleşmedeki bir başka elementtir.
Kısaca, globalleşmenin 1973 'de Beli tarafından incelenmemiş ve incelenemez olan fakat ortaya çıktıkça ciddi şekilde dikkat çevrilmesi gereken pek çok farklı yüzü vardır. Benden önce birçoğunun analizle- rinin odak noktası olmasına rağmen, bugün ben globalleşme bağla
mında milletler arası göç ve bunun siyasi tesirleri üzerinde yoğunlaşa
cağım.
Milletler arası göç, tamamen yeni bir konu değildir. Eski zaman- lardan beri insanlar, işgal edilmemiş veya başkaları tarafından işgal e-
dilmiş topraklan kolonileştirmeye devam etmektedirler. Tarihin daha
yakın zamanlannda, Avrupalılar k~ndi sömürgeci idarelerini empoze ederek ve hatta bazı durumlarda doğrudan doğruya Afrika, Avustralya, Amerika kıt'ası ve Orta Asya'daki bölgelerin büyük parçalarını işgal
ederek yayılmaya başladılar.
Ancak, son zamanlarda akıntının yönü dikkate değer ölçüde ter- sine dönüyor. Özellikle yirminci yüzyılın ikinci yarısından başlayarak (belirgin olarak II. Dünya Savaşı 'ndan hemen sonra) teknolojik olarak az gelişmiş ülkelerden daha gelişmiş ülkelere doğru önemli bir göç
başlamıştır.
Birleşmiş Milletler'in 1999 tahminine göre, 1950'den beri 20 milyondan fazla kanfuıi veya gayr-i kanfuıi göçmen, Avrupa'ya ve Ku- zey Amerika 'ya akın etmiştir ve bu akın devam etmektedir. Bu ulkele-
rarasından tek başına Amerika Birleşik Devletleri, 1960'dan bu yana Latin Amerika'nın ve Doğu Asya'nın az gelişmiş ülkelerinden 15 mil- yondan fazla göçmen almıştır (U.S.LN.S., 2001).
Eski ve yeni göçmenler milleti olan Amerika Birleşik Devletleri için bu yeni bir şey değildir; çünkü, göÇmenler zaman içinde Ame- rika 'yı ekonomik ve siyasi olarak Amerika yapanlardır. Bu yeni gelen- ler arasında Müslüman çoğunluk ülkelerinden (aynı zamanda Hindistan gibi geniş Müslüman azınlık ülkelerinden) göçmenler dikkate değer sa-
yıdadırlar, nisbeten daha fazla göze çarparlar ve ekonomik ve siyasi ola- rak daha fazla gelişme potansiyeline sahiptirler. Özellikle, bu tebliğde
128
BATI'DA İSLAM'IN YÜKSELİŞİ
benim amacım, küresel bir bakış açısından Amerika' da en hızlı yayılan
bu dinin (Brown, 1999) siyasi potansiyelini irdelemektir.
Kısa Tarihçe
Pek çok insanın inandığının aksine, Müslümanlar Amerikan kı
yılanna yabancı değillerdir. Son zamanlarda, Müslümanların Aıne~
rika'yı Columbus'tan çok önce keşfettiğini iddia eden bazı kanıtlanma
ıiıış fakat çok saygın yazılar ortaya çıkmıştır (örneğin, Ahmed, 1976; Shafer, 1996).
idrisi tarafından hazırlanan onbirinci yuzyıl haritası Greenland'in
batısında oldukça büyük adalar göstermektedir. Bu da Arapların .bu- günkü Kuzey Amerika'nın bulunduğu yerde bir toprak parçasının varlı-. . ğını bildiklerille işaret eder. idrisi'nin bu toprakları Columbus'un yap-
tığı gibi Hindistan ile kanştınnadığı konusunda şübhe yok.
Kuzey Amerika'daki Müslümanların gerçek kayıtlan, kole tica- reti ile ortaya çıkar. Onyedinci yüzyıl köle kayıtlan (lİaddad, 1995) diğer
gayr-i müslim isimlerinden kolayca ayırt edilebilen Müslüman isimle- rini çağrıştıran isimler gösteru. Bu kölelerin kaçının Müslüman olduğu herkesin tahminine açık. Ancak, özellikle bugünkü Gana, Nijerya, Mali ve diğer Batı Afrika bölgelerinden olan köleler hep Müslüman çoğun
lukların bulunduklan bölgelerdendi.
Alex Haily'nin, Kökler (Roots, 1975) adlı kitabı, azınlık mahallele- rinde yaşayan Afrika kökenli Amerikalılar tarafından hatırlanan benzer bir halk hikayesine dayanır.
Müslümanların Kuzey Amerika 'ya gönüllü göçü iki ayn dö- nemde meydana geldi:
Birincisi, 1 860 'ların sonlarından başlayıp yirminci yüzyıla kadar
yayılmıştır (yirminci yüzyılda ikinci on yılın sonunda bu göçün Ameri- kan kongresince alınan bir kararla durdurolmasına kadar).
Amerika Birleşik Devletleri'ne ikinci göç hareketi, oldukça tuhaf olmakla birlikte, 1960'ların sonlarında başladı ve yirmibirinci yüzyılda.
da devam ~decek gibi görünüyor. Birbirlerinden yaklaşık bir asır arayla '
oluşan bu iki Müslüman göç hareketi aynı zamanda bir başka önemli a-
çıdan da· farklılardır.
Ondokuzuncu yüzyıl göçü çoğunlukla eski Osmanlı toprakları o- lan Orta Doğu ve Balkanlar' dan gelen Müslümanlardan oluşuyordu.
KÜRESELLEŞME, İSLAM DÜNYASI ve TÜRKIYE
Diğer taraftan, yirminci yüzyıl göçü ise Johnson hükümetinin açık göç
politikasının sonucu olarak bütün Müslüman dünyası, hatta gayr-i müslim ülkelerdeki Müslümanlar da dahil dünyanın her tarafından
göçmenleri çekti. Bu nedenle, ondokuzuncu yüzyıl, Müslüman göç- menlerinin torunlan milli arka pHin olarak temelde' Türkiye, Suriye ve Balkan kökenliyken, günümüz göçmenleri daha farklı milli kökenierden gelmektedir: Türk, Arap, Güney Asya'lı, Afgan, Güney Doğu Asya'lı, Afrika'lı, Rus ve Orta Asya'lı.
Mevcut Nüfus Yapısı
Amerika Birleşik Devletleri 'nde bugün kaç Müslüman yaşıyor?
Bu soruyu cevaplamak kolay olmamıştır. Çünkü laik Amerikan Kong- resi, Nüfus Sayım Bürosu'nu, dini uzaktan bile olsun çağrıştıran her- hangi bir şeyi dikkate almaktan men etmiştir. Amerika'daki dinler hak-
kındaki bütün rakamlar zorunlu olarak gayr-i resmi olup, tahminlere, arzulara ve sosyal bilimsel öngörülere dayanan bir yelpaze teşkil eder.
Sosyal bilimsel öngörülerin finansal ve metodolajik problemleri olmakla birlikte bu çabalar hiç yoktan daha iyidir. Şüphesiz bunlar sa- nılardan ve zanni tahminlerden öaha üstündür. Yer ve zaman sınırlılı
ğından dolayı bu alanda yürütülen çabaların ayrıntılarına giremiyorum.
Ben ve Colorado State Üniversitesi hocalanndan Moin Siddiqui (1995) ciddi bir literatür taramasından sonra A.B.D. 'deki Müslüman nü- fusunun 2025 yılındaki' tahmini sayısını hesapladık (Tablo I). Bu tablo, Amerika'daki Müslüman nüfusun 1990'da
s·
milyon-a, 2ÇOO'de ise onyılda 2 milyon artarak 7 milyona yakın olduğunu göstermektedir.
Ancak, A.B.D.'deki Müslüman nüfus hakkındaki bilgi, birkaç is- tisna dışında, sadece büyüklük üzerinde odaklanrnıştır. Fakat, nüfusun
büyüklüğü nadiren durağaodır. Nüfus büyüküğü hakkındaki ifadeleri, oran ve büyüme sebepleri hakkındaki bilgiler takip etmelidir. Grafik-I göstermektedir ki, bu nüfus, yaklaşık onsekiz yı~da ikiye katıanan bir artış oranına sahiptir; bu durum her sene topİam yüzde 4 artış oranı ol- .
duğuou gösterir (A.B.D. 'ye göçmen olarak gelen yeni gruplar arasın
daki en yüksek artış oranlarından biri). lllinois'deki Müslümanlar üze- rine demografik araştırma (Ba-Yunus, 1996) göstermektedir ki göç, tabii büyüme ve ihtida (azalan sırayla) bu yüksek artış oranının temel sebep- leridir.
130
BATI'DA İSLAM'IN YÜKSELİŞİ
Ayrıca kişi, bumı-n yaş ve cinsiyet dağılımı, etnik görünümü, eği
tim düzeyi, gelir ve profesyonel durumu konularını da merak edebilir.
Kısaca, tam olarak hacmi değilse de Müslüman n(.ifusun toplam nüfus
yapısı ve bunun artış değeri, etrafını saran çevredeki sosyo-politik etki- siyle it,gilendiği zaman oldukça büyük önem taşır.
Bunları hatırda tutarak, 1994'de Chicago, lllinois'daki East West Üniversitesi'nin' İslami Çalışmalar Enstitüsü tarafından gerçekleştirilen bir anketin sonuçlanna bakalım:
1300 Müslüman topluluktan oluşan bir listeden rasgele seçilmiş
1042 aile üzerine dayanan· anketin hedefi (Sa-Yunus 1994), yapısal özel- liklerin modellerini keşfetmekti. Anket, Amerika Birleşik Devletleri Nüfus sayımında her on yılda bir 'Kısa Form' veya 'Yüzde Yüz Mad- deler'de kullamlanlarla aynı temel sorulardan oluşuyordu. Ayrıca etnik arka plan, eğitim, ge~ir, meslek ve ikamet ile ilgili sorular ilave edil-
mişti.
Grafik-ll, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki Müslüman nüfus
yapısının nüfus pirarnİdini veya grafik resmini sunmaktadır. Grafik, % 49'luk bir değerle veya bir başka ifadeyle toplam nüfusun yaklaşık yan-
sını teşkil eden bir rakamla 20'nin altındaki yaş kategorisine düşen bol
sayıda bir genç nüfusun varlığım göstermektedir. Diğer bir % 50.5 ise
çalışan ve oy kullanan yaş kategorisine (20-65) düşer. Ara.lannda, bu iki kategori geriye yaşlı ve emekli kategorisine düşen sadece %1/2'lik bir oran bırakarak, toplam dağılımın% 99'undan fazlasını oluştururlar.
Gençlerin bu çokluğu, yaş ortalamasını önemli ölçüde aşağıya
çeker (yaş ortalaması=21). Bu rakam, yaş ortalaması 33 olan Ame- rika'dan ziyade, yaş ortalaması 20 olan İran'a daha yakındır. Bu da de- mektir ki, Amerika'daki Müslüman göçmenler, memleketterindeki kar-
deşleri gibi, nisbeten yüksek nüfus verimliliğine sahiptirler. Şüphesiz Afrikalı Müslümanlar da bu modele katkıda bulunmuşlardır.
Genç bir nüfus, her zaman bağımlı (geçimini ternin edemeyen)
sayısının fazla olduğu anlamına gelir. Amerika' da yaşayan Müslüman- lar için bağımlılık oranı 0.97'dir:. Yani Amerika'da çalışan her-Müslü- man, k~ndisinin yanısıra yaklaşık bir kişinin daha geçimini temin etmek
zorundadır. Yüksek bağımlılık oranı gelişmekte olan ülkelerin tipik ö- zelliklerindendrr.
Mesela, 0.5'lik oranla Amerika'nınkiyle mukayese edildiğinde Meksika'nın bağımlılık oranı 0.9'dur. Müslümanlar arasında bu raka-
mın yüksek olmasının sebebi, bağımlı genç nüfus oranının yüksek
KÜRESELLEŞME, İSLAMDÜNYASI ve TÜRKİYE
(0.96) olmasıdır. Bununla birlikte yaşlılarm bağımlılık oranı son derece
düşüktür.
Tablo ı 'den doğum oranının binde 25 olduğu çıkanlabilir . . Bu oran, 'doğum oranı binde 40 olan Gana veya Hindistan kadar yüksek ol- masa da, doğum oranı b inde ı 7 olan Amerika' dan kayda değer derecede
fazladır. ·
. Bu açıdan bakıldığında mevcut halin, aynı zamanda Müslüman
nüfusun, sadece bir cinsin yani erkeğin çokluğundan dolayı nisbeten
düşük doğum oranianna sahip olan yeni göçmen nüfusunun tipik özel- liklerine uymadığı anlamına gelir. Diğer taraftan Müslüman nüfus, sa- dece ı04'lük bir cinsiyet ruspetine sahiptir, yani ortalama her 100 kadın
için sadece ı 04 erkek vardır.
Daha ileri derecede hesaplamalar, 20'nin altındaki yaş kategorile- rinde hem erkekler hem de kadınlar, sadece 100.8'lik bir cinsiyet nispe- tiyle (her 100 kadın için 100.8 erkek), hemen hemen eşit sayıdadırlar.
Böylece, gelecekteki herhangi bir görünmez talihsizliği hariç tutarak görünen o ki, Müslüman Amerika'lılar yetişkin olduklarında sağlıklı bir evleome oranına sahip olacaklar.
Çalışan yaş kategorilerinde (20-65), erkeklerin sayısı kadınların sayısına nisbeten daha geniş bir marjinle geçer (cinsiyet nispeti=l07).
Bu da, bu kategorideki erkeklerin önemli bir kısmının bekar öğrenciler
veya ailelerinin kendilerine katılmalannı bekleyen yeni göçmenler ol-
duğu anlamına gelir.
Erkeklerin geniş bir marjinle (cinsiyet nispeti= 155) kadınların sayısım aştıklan tek kategori yaşlıların kategorisidir, yani her yüz kadın
için 155 erkek mevcuttur. Bu açıdan, bu kategori erkeklerin hayatta kalma oranlarının yüksekliği ile pre-endüstriyel bir Üçüncü Dünya ül- kesinin tipik özelliklerini hatırlatır.
Kompozisyon (Terkip)-Etnik A!ka Plan
Amerika Birleşik Devletleri'ndeki Müslümanlar etnik olarak ol- dukça farklılık arzeden bir nüfustur. Bu nüfusun etnik kompozisyonu gerçekten de geçen ı 400 yıl boyunca İslam' ın dünyada hangi ölçüde
yayıldığını gösterir.
132
BATI'DA ISLAM'IN YÜKSELIŞI
Grafik-m, Arap asıllı insanlarm veya onların birinci ve ikinci ku-
şak torunlarının% 32.7 ile grubun önderliğini yaptığını gösterir. Tekrar Tablo-I'e döndüğümüzde bu, 2000 yılında 2.3 milyondan fazla Arap a-
sıllı insan sayısına ulaşır. Onları % 29.5 ile Amerikalı Müslümanlar
(çoğunlukla yeni mühtediler ve onlann çocukları) izler. Bu da 2 mil- yohdan biraz fazla insan sayısına denk gelir. Bunlann yaklaşık% 90'ı Afri.kalı Amerikan asıllı, geri kalan kısmı Avrupa asıllı v:eya Beyaz-
lar'dır (200.000 kişilik bir bölgede).
Orantılı olarak,% 29.3 ile Pakistan, Hindistan, Afganistan'dan ve Seylan, Arakan ve Maldive Adalanndan gelen bir kısım ile Güney As- yablar çok yakın bir üçüncüyü teşkil ederler. Geriye kalanlardan en gö- ze çarpan% 5.3 ile birinci ve ikinci nesil Türkler'dir. Onlan% 2.7 ile İran'lılar izler. Geriye kalan% 0.5'in içinde en çok dikkat çekenler Ba-
tı Hint Adalan'ndan ve Giana'dan gelenlerin yanısıra Kürtler, Bos-
nalılar, Malezyalılar ve Endonezyalılar'dır.
Eğitim, Gelir ve Meslek
Bir bütün olarak Amerika' daki Müslümanlar yüksek derecede e-
ğitimli bir nüfustur. Çalışma yaşındaki (20-65) ortalama eğitim düzeyi Amerikan ortalamasını iki yıl aşmış bir ortalamayla üç yıl üniversite e- .· ğitiminin ötesindedir. Eğer sadece bu yaş grubundaki erkek nüfus ele
alınırsa, bu ortalama lisenin ötesinde 4.5 yıla çıkar. Bu yüksek düzey- deki eğitimin sebebi, görii.Iidüğüne göre yaklaşık 1970'lerin başlarına kadar Kuzey Amerika'ya yeni gelen Müslümanlarm neredeyse sadece üniversite öğrencileri olduğu gerçeğidir. Johnson hükümetinin 1965'in sonlannda benimsenen açık göç politikasından sonra bile, diğer şeylerin yanında özellikle eğitim konusunda göçe izin verınede oldukça seçici
davranılıyordu.
Aynı şekilde Amerika'daki Müslümanlar bir bütün olarak, yılda
39,700 dolar ortalama gelirle orta ve üst orta gelir dağılımları arasında
dırlar. Bu ortalama, iki önemli etken tarafından yukarı çekilmektedir.
Birincisi, yüksek eğitim düzeylerinden faydalanarak Müslümanlar, mü- hendislik, bilgisayar bilimi, işletme, tıp ve tıpla alakah alanlar, iktisat, muhasebe ve üniversitede öğretim görevi gibi seçkin mesleklere erişe
bilmişlerdir.
Çalışan yaş nüfus dağılımı göstermektedir ki (grafık-IV), Müs- lümanlar arasında en yüksek sayı(% 49.4) mühendislik ve bilgisayar bi- limi alanındadır; % 1 1.6 tıp ve tıp ile alakah alanlardaki mesleklerde; %
133
KÜRESELLEŞME, isLAM DÜNYASI ve TÜRKİYE
10.5 işletme, bankacılık ve iktisat alanlannda; % 8 üniversitede öğretim
görevinde;% 5.5 ıslah ve adalet alanında;% 3 de hukuk ve dini meslek- lerdedir.
Yukan doğru yükselişlerindeki ikinci önemli etken ise, lokanta, emlak, taksicilik, toptancılı.k, ithtHat ve ihracat ve de küçümsenemeye- cek ölçüde özellikle de Batı sahilinde elektronikle alakah işletmeler gibi küçük müteşebbisliklerdeki başanlandır. Çalışma yaşında olanlardan kendi kendisinin patronu olaniann yaklaşık %10'u bu kategoriye düşer.
Bu dağılım, bütün içinde bizim örneğimizdekilerin sadece % 2'sinin işsiz olduğunu veya belki üniversiteye geri dönme, üniversiteyi bitirme ya da yeniden mesleki eğitim alma veya meslek değiştirme a-
şamalarında olmalanndan dolayı iş durumundan bahsetniediğini göste- rir. Bu çok düşük bir işsizlik oran ıdır. Hatta bu 1997 'nin ilk çeyre-
ğinde% 4.9'da duran ulusal işsizlik oranından bile daha düşüktür.
Yukanda sözü edilen işsizlik hakkındaki data, bir şekilde tarih- lendirilebilir. Bu bilgi 1992'de başİayan ekonoııük gelişmenin tam or-
tasında toplanmıştı. Bugün, Müslümanlar arasında işsizlik oranı yükse- liyor olabilir; fakat, bu ulusal ortalamadan daha yüksek olamaz. Mes- leki (profesyonel) yüzdeleri bugün öncekinden hiç farklı olmayabilir.
Eğer varsa, Müslümaniann yeni nesiinde tıp ve hukuk alanlarına belir- gin bir ilgilerinin olduğu görülmektedir (M.S.A, ı 998).
Amerika'da Müslüman Politikası
Amerikalı Müslümanlar kölelik ve siyasi mevcudiyetsizlik günle- rinden bu yana çok mesafe kat etmişlerdir. Türk, Suriyeli ve hatta
Pencablı (bugün Pakistan sınırlan içinde) Müslümaniann geçmişte ma- halli idare meclislerine ve eyaJet meclislerine aday olmasının ve en a-
zından birk~çının başardığının örnekleri vardır (Atif, ı 975).
Ondokuzuncu yüzyıl sonlarının göçmenleri ve onlann çocuklan, yirminci yüzyıl sonlarının Müslüman göçmenlerinden ve de İslam'ı se- çen Amerikalılar'dan daha aktif bir şekilde siyasi idarecilikler
anyorlardı.
19. yüzyıl Amerika'sında İslam'a ve Müslümanlara karşı ön yargı hemen hemen yoktu. Bunun sebebi, o zamanlar Müslümaniann sayıla
nnın az olması ve kolayca teşhis edilebilecek her hangi bir bölgede 134
BATI'DA iSLAM'IN YÜKSELIŞI
yaşamıyor olmalandır. Atıf'a göre (1975), diğerlerinin gözünde olum- suz bir imaj taşıyan, tek Müslümanlar Tfukler'di. Fakat Türk isimleri bile Türk olarak kolayca ayırt edilemiyordu. Muhammed sori ekiyle bi- ten Arap isimleri dahi her hangi bir lekelerneye sebep olmadı.
• (Daha önce vatandaşlık hakkını elde etrr#ş olanlar tarafından
desteklenen yakın akrabalar, dünyanın çeşitli yerlerinden mülteciler ve siyasi sığınma isteyenler, buna ilaveten defalarca af verilen kaçak göç- menler nedeniyle sadece beş yıl devam eden) Açık göç politikasının .so- nucu olarak Amerika'ya yeni göçmenlerin akın etıneye başladığı
1960'lann sonlanna kadar bu durum sürdü.
Ayrıca, yirminci yüzyıl boyunca dünyanın siyasi iklimi önemli ölçüde değişti. Batı sömürgeciliği yavaş yavaş geri çekildiginde ve Sovyetler Birliği neredeyse bir gecede dağıldığında, pek ço~ Batılı en- telektüelin ve. siyasetçinin kafasında hesapiaşılması gereken bir siyasi güç
olarak
İslamyeniden ortaya
çıktı. Dünyanın zihninde İslam'ın buşekilde ortaya çıkışına Filistin, Keşmir, Orta Asya, Bosna, Kosova ve Çeçenistan'daki probleml~rin katkısının az olmadığı kesindir. Dahası,
1970'lerin petrol ambargosu, İran devrimi, İran-Irak sayaşı ve bunu ta- kip eden lrak-Kuveyt savaşı _ve bunun sonucunda 1990'larda Çöl Fırtı
nası Harekatı (Operasyonu),· bütün bunlar, ·Amerikan siyasi bilincinde oldukça önemli hatta sıklıkla neg~tif etkiler yaptı. Öyle ki, Amerikan siyasetine kayda değer tesire sahip akademisyenler bile bunun dışında
ve tarafsız kalamadılar.
Özellikle 1980'lerin sonunda Soyyetler Birliği'nin yıkılmasıyla İslam Dünyası giderek artan bir şekilde müstakbel düşman olarak görü- lüyordu. Huntington'un Medeniyetler Çatışması (1995, 1998) bugünlerde elit Amerikan akademisyenleri ve siyasetçileri arasındaki bu menfi dü-
şünceyi açıkça yansıtır. Durum, 1998'de Dünya Ticaret Merkezi ilk de- fa saldırıya uğradıktan sonra daha da kötüleşmiştir ve 11 Eylül 2001 'de bu ikiz kulelerio yıkılmasıyla Amerikalı Müslümanlar için kabusa dö-
nüşmüştür.
Halen FBI, CIA ve Göçmenlik ve Vatandaşlık Hizmetleri genç Müslümanlan 'sorgulamak' için topluyorlar. Bu, ortamda Müslüman ya da Arap geçmişe sahip olduğu bilinen hiçbir kimsenin milletvekili ya da senatör olına imkanı yoktur. Dünya Ticaret Merkezi olayından çok ön- ce 1985'de güney California'da tanınmış ve saygı değer bir onkolog o- lan Dr. Muhammed İsmail, A.B.D. kongresine seçilmek için aday oldu.
Kendisi İspanyol kökenli muhalifi tarafından hemen 'İslami kökten din- ci' olarak yaftalandı.
135
Kür-ESELLEŞME, İSLAM DÜNYASI ve TÜRKİYE
Siyasi Strateji
Günümüzdeki şartlarda nüfus desteğine sahip olmadıkça Müslü- maniann mahalli bile olsa seçimle gelinen bir makam için aday. olma
zamanı değildir. Ancak, bu kolay ulaşılacak bir şey değildir. Çünkü, Müslümanlar müreffeh Amerikan hayat tarzını benimsedikten sonra, gettolarda veya mahallelerde birlikte yaşamamaktadırlar. Aslında Müs- lümanlar ülkedeki okul veya seçim bölgelerinin çoğunda, çoğunluk ol- mak bir yana kayda değer bir azınlık bile değildirler.
Ancak, yedi milyon Müslüman varsa, bunun% 50'den fazlası oy kullanma yaşındadır (ve bu oran çocuklar büyüyüpreşitoldukça gide- rek artmaktadır). Bundan dolayı, Müslümalann oy gücü, özellilde her bir oyun önem kazandığı çok küçük bir farkla kazanılan seçimlerde göz
ardı edilemez. Geçen 2000 yılının sonbaharındaki başkanlık seçimleri bunun güzel bir ömeğidir.
2004 yılındaki gelecek seçim eğer savaş başarıyla ve en kısa za- manda sonuçlanmaz ve seçim döneminden önce ekonoil}i genişlemeye başlamazsa durum çok farklı olmayabilir. Hatta Mgan savaşı kısa za- manda başanyla sonuçlansa bile durağan ekonomi genişiemezse Başkan Bush, babasının birkaç yıl önce karşılaştığı durumla karşılaşabilir. Sa-
bık Başkan Yardımcısı Gore, üstadı Clinton'ın 'ekonomi, aptal!' strate- jisini göz ardı edecek kadar iyi
tarih
bil(yordu.Amerika'daki azınlıklar kendi başianna başarılı adaylar olmasa- lar bile çok az farkla sürdürülen seçimlerden oranlarından daha fazla faydalanmaktadırlar. Müslümanlar bu konuda bir istisna olamaz. Hatta son başkanlık seçimlerinden önce sahip olduklan potansiyelin farkına varıldı. Clinton'un Beyaz Saray'ında ve Capital Hill'de Ramazan'da iftar, basının gözü önünde neredeyse devamlı yapılan sıradan bir iş ha- line geldi.
1 ı Eylül200 ı' de New York'taki Dünya Ticaret Merkezi 'ne yapı
lan saldından sonra durumun aynı anda iki zıt yöne doğru geliştiği gö- rülmektedir. Bir yandan yukanda bahsedildiği gibi, sorgulanmak üzere genç Müslüman erkekler toplarup götürülmektedir. Bir Pakistan'h, Dünya Ticaret Merkezi'ne yapılan saldında rolü olmadığı ortaya çıktığı
ı36
BATI'DA İSlAM'IN YÜKSELİŞİ
halde 25 Ekim 2001 'de bala hapishanedeyken öldü. Bu.durum FBI'ın
elindeki tutukluların gördüğü muamele konusunda şüphe doğurmakta
dır.
Birçok genç insan,. bize anlatıldığına göre, viLc problemiyle karşı kafŞıya ve bu yüzden A.B.D. Göç ve Vatandaşlık Servisi'ne karşı so- rumludurlar. Bunların çoğu sonunda kanunsuz olarak A.B.D. 'de ikamet ettiklerinden dolayı sınır dışı edilecektir. İslam Ülkeleri'nden başvu
ruda bulunanlara verilen vizeterin ciddi olarak azaltılacağı konusunda
endişe vardır. Bu durum, ileride Müslüman memleketlerden A.B.D.'ye göçü menfi yönde etkileyebilir.
İkinci olarak İslam'a karşı duyulan ilgide ani bir patlama göz- lemlenmektedir. İslam ve Müslümanlar hakkındaki kitaplar raflara ko- nulur konulmaz satılmaktadır. Medya, Müslümanların menşei ve tari- hini öncekinden çok fatldı bir şekilde vermektedir. Ülkedeki Müslü- man organizasyonların ve Washington, D.C.'deki Siyasi Aksiyon Ko- mitesi (PAC)'nin liderleri bedava olarak tanıtılmaktadır. Resmi açık
lamalar yüksek sesle 'bizim Müslüman Amerikalılanmız'dan bahset- mek:tedirler. Birden bire Amerikan şov programlannın sunuculanndan,
örneğin Oprah Winfry'den Başkan Bush'a kadar her Amerikalı bir banş
dini olan İslam hakkında uzman kesilmiş.görünmektedir.
Sıradan Amerikalılar hatta yabancılar bile kendilerinin İslam kar- şıtı veya Müslünlanlara ~arşı önyargılı olmadıklannı göstermek için ö- zel gayret gösteriyorlar. Kuvvetle muhtemeldir ki, bu eğilimlerin bi- rincisi uzun sürmeyecektir. Müslümanlara verilen cezalar, çoğu vatan- daş olan Japon asıllı Amerikalı'lara II. Dünya Savaşı sırasında yapılan
lada pt:k fazla mukayese edilemez. Hiçbir hukuki işlem yapmadan kendi vatandaşlannı kamplarda toplamakla, vize problemi olan göç- menleri tutuklama veya sınır dışı etme arasında büyük fark vardır. .
Bu eğilim ila nihaye devam etse bile hukuki yollardan gerçekle-
şen göç ve Müslüman nüfusun umumi artışına o kadar tesir etmeyebilir.
· Onsekiz sene içerisinde doğum, ihtida ve yakınlarını destekleme yo-
luyla ikiye katlanarak artan büyüme hızına sahip 7 milyondan fazla eği
timli bir Müslüman nüfus, artan bir siyasi potansiyele sahip olacaktır.
Bundan dolayı Düıiya Ticaret Merkezi olayı Amerika'da İslam üzerinde ciddi sıkıntılar doğtirmasına rağmen şu anda Filistin ve Keşmir
gibi uzun zamandır devam eden milletler arası problemierin A.B.D. 'nin son zamanlarda kurduğu milletler arası ittifakın daha fazla dikkatini
çekm~si, özellikle beklenmeyen bir badisedir.
137
KÜRESELLEŞME, isLAMDÜNYASI ve TÜRKİYE
Hatta ll Eylül'den önce bile Müslümanlar zaten güç kazanıyor
lardı. Nadir bir birlik gösterisi ·yaparak beş büyük Müslüman organi- zasyonun -Cumhuriyetçileri desteklemek için- 2000 yılının sonbaba- nndaki başkanlık seçimlerinde ortak bir siyast hedef etrafında birleştik
lerini ilan ettiler (Washington Post, 16 Ekim 2000). Bu olay fazla dikkat çek- medi. Ancak Kasım'da yaşanan problemde her bir Müslüman oyunun Cumhuriyetçi adayın A.B.D. başkanı olmasında önemli bir rol oynadığı açıkça ortaya çıktı.
2000 seçimlerinde Florida'da kabaca 50.000 Müslüman oy kul-
landı. Bunların% 80'den veya 40.000'den fazlası Cumhuriyetçi aday George Bush'a oy verdi (The Palm Beach Journal, 22 Kasım 2000). Bundan
dolayı Florida'nın Müslüman seçmenleri 'bizim oyumuz olmadan o
kazanamazdı' demektedirler.
Genel olarak Müslümanların oyunun, göçmenlerin ve Afrikan
Amerikanların ezici çoğunluğu demokratları desteklediği için demolaat adaya gitmesi beklenirdi. Müslürİıanların çoğunluğunun oyunun Cum- huriyetçi'lere gitmesinin sebebi, genel olarak iki adaydan zayıf olanı o- larak görülen Bush'un, altı çevrilmedik taş bırakmamasıdır. Bush, hem konzervatif beyazlan hem de Müslümanlar da dahil azınlıkları çe- kiyordu. Diğer taraftan dernalaat aday Al Gore, büyümekte olan Müs- lüman oy potansiyelini tanımakta gecikrnişti. Bunun üstüne, konzervatifbir Yahudi senatör olan Joe Leiberman'ı kendisine yardımcı
olarak aday göstermesi ile de .Müslüman seçmenlerinin çoğunu geri çe-
virmiş oldu. ·
Eğer bu doğru sayılırsa, George Bush'un seçilmesi, Amerikan
politikasında Yahudi etkisinin kuşatmasında bir yırtılınanın başlangı
cına işaret eder ve bu da oy kullanan Müslümanlar arasında gelişen si- yasi şuur ve birlik sayesindedir.
Müslüman seçmenierin çoğunluğunun, her hangi bir bağlılığının olmadığı burada vurgulanmalıdır. Çoğu Müslüman ne demokrattırf ne de cumhuriyetçi. OnJ.ar, özellikle .de onlara liderlik edenler, pragınatiktir. Kim onların gayesine daha iyi hizmet ederse ona oy ve- rirler. Al Gore bunun farkına zamanında varamadı. Bush bunu anladı
ve bundan faydalandı. Ancak, çoğu Müslüman şimdi Amerikan siyase- tinden dersler alıyor.
138
BATI'DA ISLAM'IN YÜKSELIŞI
Müslümaniann desteğine rağmen, Bush yönetimi Filistin konu- suna gelince Clinton'un siyasetinden vaz geçti ve ayak sürümeye baş
ladı. Ayrıca Bush hükumeti, Clinton tarafından benimsenen Hindis- tan'la yakınlığı sürdürdü ve Pakistan ile mesafeli olmaya devam etti.
Amerika~ dış politikasının tutumunu değiştiren şeyin Müslüman oyla-
rın<1an ziyade New York'daki trajedi olduğıı şimdi daha açık bir şekilde
ortaya çıkmaya başlıyor. Yani Amerikan siyasetinde daha fazla vaadde bulunan bir aday, aynı zamanda bunlan yerine getiren bir Başkan olmak zorunda değildir. Ümid ederiz ki New York'taki gibi bir trajedi bir daha tekrarlanmaz. Amerikalı Müslümanlar kendi güçleri ve siyasi kabili- yetlerine güvenmek zorunda kalabilirler.
Geçen başkanlık seçimlerinde, Müslümari seçmen sayısı yaklaşık
üç milyon civarındaydı. Bu sayı gelecek seçimlerde dört milyondan fazla olacak. Ancak bu yine de Amerikan siyasetçileri üzerinde bir etki yaratacak kadar büyük bir rakam değildir. Bununla birlikte eğer birlik göstermeye devam ederlerse, akıllı adaylar onlan göz ardı etmekle yan-
lış bir yol izlemiş olurlar. Siyasi olgunluğıın bir işareti olarak Müslü- man !iderler, seçmen gücünü gösterm~nin yanında, adaylarm halk için- de söylediği çekici sözlerinden çok, özel olarak yapılan vaadierin daha önemli olduğıınu hatırlamalıdırlar. ·
Özet ve Sonuç
Amerika Müslümanlan, kölelik günlerinden ciddiye alındıklan
bugüne kadar uzun bir mesafe katetmişlerdir. En.azından yansı oy kul- lanma yaşında olan yaklaşık yedi milyon Miislüman'ın oyu, bugünlerde Amerika'da siyasi olarak bir yerlere gelmeyi ümit eden hiç kimse tara- fından göz ardı edilemez. Çünkü İslam, aynı zamanda en hızlı büyüyen din ve onun takipçileri gelecekte Amerikan siyasetinde önemli bir rol oynamaya hazır görünüyorlar.
Amerika' lı Müslümaniann 2/3 'ü birinci nesil göçmenler oldukla- nndan Amerika' lı seçmenierin çoğıınun aksine, iç m es' elelerden · fazla deniz aşın olaylara ilgi duyuyorlar. Onlann çoğıı eğitimli ve mesleki olarak birikimli olduklanndan Arnerikan toplumunda diğer insaniann pek çoğıınun muzdarip olduğu problemlerden uzaktırlar. Sosyal refah,
sağlık sigortası, iş piyasasındaki dengesizlikler, iş problemleri ve hatta enflasyon ve iktisadi durgunluk gibi endişeler halen onlann açısından
biraz uzak endişelerdir.
KÜRESELLEŞME, İSLAM DÜNYASI ~e TÜRKİYE
Amerikan Müslüman Konsülü, John Zoghby International'a 1999
yılında bir anket yaptrrdı. Anket, müstakbel Müslüman seçmenierin deniz aşın mes'eleler hakkındaki yönelimini ortaya çıkarmaktadır. Ör-
neğin, onlar için Filistin, Keşmir ve oldukça ilginç olarak Müslüman dünyasındaki kargaşa gibi problemler daha önemli. İç mes'elelere ge- lince, onlar mesela iktisadi durgunlukta_n çok, belki etnik profil yapma konusunda daha fazla endişelidirler.
Göçmen Müslümanlar, gayr-i müslim hakimiyetindeki Batı'ya
gelmeden önce öyle olmasalar bile, göçten sonra İslam konusunda daha
şuurlu olma eğilimindedirler. Etnik farklılıklara rağmen hiçbir şey on- lan Bosna'da, Kosova'da, Çeçenistan'da, Filistin'de veya Keşmir'de
Müslümaniann toptan kıyıını kadar birleştiremez.
A.B.D. 'ye göç devam ettikçe Amerikan siyasetindeki Müslü- maniann zihni genel olarak İslam Dünyası'ndaki problemler ve dünya- nın tek süper gücü olarak Amerika'ru.ıi bunda oynayabileceği rol konu- suyla meşgul olacaktır. Gelecekte · Müslümaniann Amerikan siyase- tinde ne derece başanh olduğuna bağlı olarak, dünya Atiantik ~e Pasifik ötesinden tamamen yeni ve görülmemiş bir etki için hazır olmalıdır.
Özetle, Globalleştnenin en önemli boyutlanndan biri, daha önce hiç görülmemiş şekilde insaniann iletişim kurabilme, hareket edebilme ve göç edebilmelerindeki kolaylıktır. Bu makalenin genel teması, Müs- lüman nüfusunJ Müslümaniann azınlık veya çoğunluğu teşkil ettiği en- düstriyel olarak az gelişmiş Üç$ıcü Dünya Ülkeleri'den, Batı'nın en- dÜstriyel olarak gelişmiş ülkelerine göçüdür. Temel odak noktası özel- likle A.B.D. 'ye Müslüman ülkelerden milyonlarla ifade edilen göç üze-.
rindedir. İslam, Amerika'da en hızlı yayılan din olarak tanımlanır. Şu anda Pres beteryanlar ve Yahudiler' den daha fazla Müslüman. bulun- maktadır.· Aynı zamanda yüksek derecede eğitilmiş profesyoneller ola- rak da Müslümanlar medyada ve siyasi olarak yükselen gruplar ara-
sında doğal .olarak ilgi çekiyorlar. Müslüman organizasyonlar politik manevra-ittifaklannda birleşirlerken, Müslümanlar çok yakın gelecekte Amerikan siyasetinde hayati roller oynamak: inecburiyetindeler. l 1 Ey- lül 2001 'de New York'ta yaşanan trajedi ile birlikte, İslam ve Müs- lümanlar hakkında bilgiye açlık son derece artmış bulunuyor. Bu şüp
hesiz Amerikan resııll politikasına içte ve dışta yansıyabilir.
140
BATI'DA İSLAM'IN YüKsELIŞi
REFERENCES
Ahmed, Hamidullah, • A Sbort History of Muslim Discoveries', Presented in the First Muslim Educatioııal Conference(Makkalı: Saudi Arabia}, 1976.
Atif: Ma'aroufM. 'Old Islamic Centers and Mosques in America and Canada' 1975, (Presented to the 5 Annual Conference of the Association of Muslim Social
Scientists: lndianapolis, Indiana).
Ba-Yunus, Ilyas, Muslims ofillinois: A Demograpbic Report' East West Review(Special Supplement}, Summer, 1997.
Ba-Yunus, llyas and Moin Siddiqui, 4 Report on Muslim Population in tlıe United B tates of America(New York: Center of American Muslim Recearcb and Information).
Beli, Daniel, Tlıe Coming of Post-Industrial Society: A Venture in Social Forecasting. 1973, (New York: Basic Boks).
Haddad, Yvonne, 'Muslims in America' Muslim World, V. 76. N. 2 (pp. 93-122).
Haley, Alex, Roots,{New York: Doubleday), 1978.
Huntington, Samuel, C/aslı of Civilizations and tlıe Remaking of World Order, 1975, (New York: Simon and Schuster).
Schafer, Patric S., 'Who Discovered America?' Tlıe African American, V. 12, N. 6 (pp. 14-23}, 1976.
United Nations, World Migratian Series ll. (1950-1999}, 1999,(New York: United Nations).
United States Immigration and Naturalization Service, Immigration Tabulations 1950-2000,2001.
TABLO: I
A.B.D. 'de Müslüman Nüfusun Geleceği Hakkındaki Tahminler
Sene Toplam Toplam Müslümaniann
A.B.D. Nüfusu Müslüman Nüfus A.B.D. Nüfusuna Oranı
1990 248.709.873 4.899.110 % 2.00
2000 273.083.441 6.712.960 2.60
2010 300.391.785 9.491.877 3.00
2020 330.430.963 13.006.159 3.40
KÜRESELLEŞME, İSLAM DÜNYASI ve TÜRKIYE
Grafik-I ABD'de Müslüman nüfus 20 18'de iki kat
Milyonlar artacak
l4T---~
12+---
1997 1998 1999 2000 2005 2010 2015 2018
142
Yaş
80 75
BATI'DA İSLAM'IN YÜKSELİŞİ
Grafik-3 Müslüman Nufusun Yaşiara Göre Dağılımı
o
%0,02
%0,06
%0,1
%0,1
2 3 4 5 6
ı D Erkek D Kadın
7
143
144
KÜRESELLEŞME, İSLAMDüNYASI ve TÜRKİYE
İşsiz, Meslek Belirtınemiş;
2%
Meslekler; 3%
Polis, Hapishane ve
~dalet; 5,50%
Grafi.k-4 Mesleklere Göre Dağılım
8%
Mühendislik ve Bilgisayar;
49,40%
İşyeri Sahibi;
İO%
İşletme, Bankacılık,
Finans; 10,50%