• Sonuç bulunamadı

Sınav Kaygısı Yaşayan Öğrenciye, Anne-Baba Olarak Nasıl Yardımcı Olabilirsiniz?

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "Sınav Kaygısı Yaşayan Öğrenciye, Anne-Baba Olarak Nasıl Yardımcı Olabilirsiniz?"

Copied!
9
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Sınav Kaygısı Yaşayan Öğrenciye, Anne-Baba Olarak Nasıl Yardımcı Olabilirsiniz?

Sevgili Anne ve Babalar;

Son yıllarda TEOG’a girecek gençler arasında çok farklı tablolar gözlemleyebiliyoruz. Öğrencilerin bir kısmı spor hayatına ve müzik eğitimine ara verirken, tüm aile sınav kampına giriyor.

Aile içinde yaşanan kaygı ve olumsuzlukların süreç içinde yoğunlaştığı zamanlar olduğu görülüyor. Çocukların bir kısmı, en sevdikleri hobilerine zaman ayırdıklarında dahi zevk alamayıp sürekli bir suçluluk hissediyor, genel bir mutsuzluk ile hayatın zorluğu ve sıkıcılığından dem vuruyor. Anne babalar çocuklarına sınav konusunda yardımcı olmaya çalışırken ilişkiler bozulabiliyor ve sınav dönemi anne baba ile çocuğu karşı karşıya getirebiliyor.

Anne–babalar olarak çocuklarınızın geleceğine yönelik bu endişe ve kaygıyı belki de çocuklarınızdan daha fazla siz yaşamaktasınız. Alınan kararlar ve bu dönemde gösterilen çaba gelecekte çocuğunuzun nasıl bir yaşam süreceğinin belirleyicisi olacağı düşünüldüğünde; Siz anne-babalara, çocuklarınızın bu sınav döneminde, birçoğunun yaşadığı sınav kaygısı ile ilgili önerilerimiz olacaktır.

Sınav kaygısı konusunda aileye söyleyebileceğimiz ilk şey kaygının doğal bir duygu olduğunun bilinmesidir. Milyonların girdiği ve sadece on binlerin kazanabildiği bir sınavda kaygı duymamak imkânsızdır. Bu durumda, "kaygılanmamam gerek"

gibi bir düşünce bizzat kaygının nedeni olabilir. Yine şu da bilinmelidir ki kaygı duymadan sınav kazanılmaz. Ancak, buraya kadar bahsettiğimiz kaygı normal ve sınava giren her öğrencinin yaşadığı bir kaygıdır.

(2)

Lise giriş sınavlarına hazırlanan gençlerin yaşadığı kaygının iki sebebi vardır. Birinci sebep, gerçekçi ve akılcıdır. Sonuçları hayatın akışını etkileyecek büyük bir yarışta yer alamamaktan kaygı duymak doğal ve yerindedir. Ancak ikinci sebep, birincisi kadar gerçek ve akılcı değildir. "Anneme babama ne diyeceğim?", "Arkadaşlarımın yüzüne nasıl bakacağım?" gibi düşünceler sınava hazırlanan öğrencinin kaygısını artırır.

Çok küçük yaşlardan itibaren yüksek başarı beklentisi ile karşılaşmış, hatalarının düzeltilmesi için olumsuz sıfatlarla nitelendirilmiş (haylaz, tembel, sorumsuz, yavaş, pısırık vb.) çocuğun kendine olan güvenini azalır. Bunun sonucunda ortaya çıkan kaygı yukarıda anlattığımız ikinci tür kaygıdır.

Psikolojik bir problem niteliğinde sınav kaygısı yaşayan öğrencinin bu kaygıyı yaşamasının nedeni şu şekilde özetlenebilir:

1. Genç kendisiyle ve sınavla ilgili olumsuz veya yanlış bir değerlendirme içine girmiştir. Kaygı yaşayan öğrencinin düşünce yapısı kendisiyle veya sınavla ilgili şu düşüncelerin içinde olduğu görülecektir:

Kendisiyle ilgili:

"Sınavı kazanabilecek kadar zeki ve çalışkan bir kişi değilim."

"Herkes benden daha fazla çalışıyor."

"Başarılı olamayacağım."

(3)

"Başkalarından daha başarılı olmalıyım, ancak bu şekilde değerli bir insan olurum."

Sınavla ilgili:

"Bu sınav benim değerimi ve yeteneklerimi belirleyecek."

"Sınavda başarısız olursam çok kötü bir hayat yaşayacağım."

"Bu sınav hayatta başarılı olmanın tek yoludur."

2. Her türlü olayı, olumsuz veya hatalı düşünceler perspektifinden değerlendirmekte ve en küçük olumsuzlukları bile bu düşüncelerin doğruluğunu kanıtlayan önemli deliller olarak görmektedir.

Örneğin:

"Deneme sınavında yanımda oturan öğrenci sınavı benden önce bitirdi, ben ise çok yetersizim."

"Herkesin çözdüğü soru sayısı benimkinden fazla, ben bu sınavı kazanamayacağım."

"Deneme sınavında istediğim puanı alamadım, zaten sınavlarda hep başarısız oluyorum, sınavı kazanamayacağım."

Kaygı yaşayan öğrencilerde gözlenen temel bir yanılgı vardır:

Birkaç örnekten yola çıkarak genellemeler yaparlar. Yukarıdaki örnekte öğrenci birkaç arkadaşına kaç soru çözdüğünü sormuş ve kendisinden daha fazla soru çözdüğünü görmüş olabilir. Bu durumda öğrenci hemen şöyle bir genelleme yapar: "Herkes, benden daha fazla çalışıyor." Dikkat edilirse sınav kaygısı yaşayan öğrencilerin düşünme biçimi hep kendisiyle ve sınavla ilgili olumsuz ve yanlış sonuçlar çıkaracak biçimdedir. Bu durum genç tarafından bilinçli bir şekilde yapılmamaktadır. Öğrencinin zihninde otomatik ve kendiliğinden işleyen bir süreç ile bu düşünceler oluşmaktadır.

(4)

Sınava hazırlanan bir gencin ailesine düşen görev; bu şekilde oluşan bir kaygıyla baş etmeye çalışmaktan daha çok kaygıya sebep olacak davranışlardan kaçınmaktır. Çünkü çoğu zaman kaygıya sebep olan düşünme biçimleri çevrenin etkisiyle oluşmaktadır.

Bu noktada ailelere şu hususlara dikkat etmelerini öneriyoruz:

1. Kaygı bulaşıcı bir duygudur

Kaygının oluşmasında öğrencinin yaşadığı toplumsal koşullar etkilidir. Örneğin; yolda yürürken çevrenizdeki diğer insanların birden sağa sola kaçıştığını ve paniklediğini görseniz nedenini bilmeseniz de sizde de panik ve kaygı başlar. Bunun gibi kimi durumlarda öğrenciden daha fazla kaygı yaşayan anne babalar farkında olmadan çocuklarının da kaygılanmalarına neden olabilirler.

2. Olumsuz mesajlar vermeyin

Çocuğunuzun çalışma isteğini artırmak için kaygıyı artırıcı yaklaşımlardan kaçının. "Bu kadar çalışmayla kazanamazsın.",

"Bu kafayla gidersen zor kazanırsın.", "Aman, bizi mahcup etme."

gibi yaklaşımlar genci çalışmaya teşvik etmediği gibi kaygı düzeyini yükseltir.

(5)

3. Çocuğunuzun sınırlarını zorlamayın

Kendi özlemlerinizle çocuğunuz sınırları arasında gerçekçi bir denge kurun. Çocuğunuz kazandığı takdirde yüksek puanlı bir okulu okuyabilir veya mezun olduğunda mesleğinde çok üst noktalara gelebilir. Ancak, çocuğunuzun kapasitesi yüz binlerce kişinin girdiği bir sınavda bu kadar yüksek bir başarı yakalamak için yeterli olmayabilir.

Bununla beraber içinizden veya yüksek sesle çocuğunuzun

"beceriksiz veya yeteneksiz" olduğunu düşünmeyin, çünkü nasıl olsa bunu hisseder veya duyar. Çocuğunuzun sınırları hakkında fikir edinebileceğiniz en pratik kaynak, okul hayatında ve okul dışı faaliyetlerde gösterdiği başarı düzeyidir. Çocuğunuz sınıf içinde ders başarısı yönüyle ön sıralarda, sosyal hayatta girişken ve liderlik özelliği olan, belli bir ders veya ders dışı alanda öğretmenlerinin ve çevresinin takdirini kazanan biriyse, beklentilerinizi yüksek tutabilirsiniz.

Eğer çocuğunuz sınıfını ancak geçebiliyor, bu konuda yardıma ihtiyaç duyuyor, öğretmenleri kendisini; "biliyor ama bildiğini ortaya koyamıyor." veya "çalışsa yapar ancak çalışmıyor." diye değerlendiriyor, okul dışı faaliyetlerde dikkat çekecek pek fazla başarısı yoksa, TEOG sınavlarında başarılı olması mümkündür, fakat bu konuda çok yüksek puan almasını beklemek yerinde olmayabilir. Sınavı kazanması için öğrenciye baskı yapılıp beklentiler içinde olunmaması gerekir. Çünkü öğrencinin sınavı kazanma ihtimali olduğu kadar kazanamama ihtimalide vardır.

4. Öğrenci sınavda başarılı olamazsa yaşayacağı durumu bir ceza gibi göstermeyin

"Eğer kazanamazsan, falan okula gidersin." veya "Eğer ...

okuluna giremezsen şu okula gider ancak filan olursun." gibi sözler onun gideceği okulu, yapacağı işi sevmesine imkan

(6)

bırakmaz. Bu tür yaklaşımlar, çocuğun hayatı ve kendisini sevmesini de engeller ve kendisine olan güveni de temelden sarsar.

Çocuğunuz istediği veya sizin istediğiniz bir okula giremezse, gideceği okulu bir ceza gibi göstermeyin. Çünkü çok yüksek puanlı bir yer olmasa da kazanacağı orta seviyedeki okul, hayatı açısından yine de büyük önem taşır. Bu eğitimi alabilmesi ve yararlanabilmesi ancak okulunu ve eğitimini sevmesiyle mümkündür.

5. Birbirinize bağlılığın amaç, sınavın araç olduğunu unutmayın

Çocuğunuzun ders çalışması ve sınavda başarılı olması uğruna onunla ilişkilerinizi tehlikeye atmayın. Eğer çocuğunuzla ilişkileriniz iyi ve yumuşak ise ölçülü miktarda "çalış" uyarısı ile sorumluluklarını hatırlatabilirsiniz. Kaç yaşında olursa olsun, birçok kişinin çalışmaya başlamak için bu tür uyarılara ihtiyacı olduğu bilinir. Ancak çocuğunuzla ilişkileriniz iyi gibi görünse de zaman-zaman sertleşiyorsa, o zaman "çalış" uyarısı gerginliğin dozunu arttırmaktan başka işe yaramayacaktır.

Yukarıda anlatılanlardan, “öğrenciden ders çalışmasını istemeyin.” anlamı çıkarılmamalıdır. Çocuğunuzun başarısı için maddi-manevi fedakârlık yaptığınız doğrudur. Bunun karşılığını beklemekte en doğal hakkınızdır. Ancak çocuğunuzun elinden geleni yaptığına inanın. Eğer sonuç istediğiniz gibi değilse çocuğunuzun elinden gelenin bu kadar olduğunu da kabullenin.

6. İyinin düşmanı mükemmeldir

Sizin beklentileriniz; çocuğunuzun mükemmel olması olabilir.

Ancak bu iyiye sevinip mutlu olmanıza engel olmamalıdır.

Öğrenci bir dönem okulda takdirname almamış olabilir ama bu onu aldığı teşekkür belgesinden dolayı tebrik etmeniz için bir engel değildir. Bu onu daha başarılı olma konusunda motive eder.

(7)

İnsanlar genellikle güzel yanlarının öne çıkarılmasından, kötü yanlarının göz ardı edilmesinden hoşlanır. Gençlik çağını yaşayan çocuklarımız da ise mükemmel olma hedefleri vardır. Yer-yer anne-babanın gencin zayıf noktalarını dile getirmesi kendilerine olan güveni sarsmakla beraber aile içi çatışmalara da yol açabilir.

Bu nedenle ebeveynin gencin olumlu yanlarını ön plana çıkartarak, olumsuz davranışlarında ise onu kırmadan ve olumluya yönlendirecek uyarılarda bulunması daha yararlı olacaktır.

Sınavla ilgili olarak, gencin değerini sınavdaki başarısıyla eş tutmak, sonuçlarla ilgili olarak korkutmak, tehdit etmek, "Sen hele bir kazanama, o zaman görüşürüz." ya da "Kazanamazsan arkadaşlarının yüzüne nasıl bakarsın " gibi ifadeler gencin motivasyonunu değil kaygısını arttırır. Genç, ailesinin ve başkalarının gözünde kendisinin değil, sınavdaki başarısının önemli olduğunu düşünür ve sınava gerçek dışı bir anlam yükler.

Bu da öğrencinin kaygısını arttırır. Kaygı, öğrenmenin ve öğrendiğini kullanmanın önündeki en önemli engeldir.

Kaygısı artan, sınava olduğundan farklı anlamlar veren öğrenciler için her sınav bir "Kriz"dir. Kendisini ispatlaması gereken, değerli olduğunu herkesin görmesi gereken ve mutlaka kazanılması gereken bir savaş. Bu duygularla sınava hazırlanan genç, her bir sınavı, hatta her bir çalışma testini, kazanılması gereken bir savaş olarak görecek, yapamadığı her bir soruyu kaybedilmiş bir savaş olarak yorumlayacaktır.

Sınav döneminde sakin ve huzurlu bir aile ortamına sahip çocuklar; verimli, sakin ve başarıyla sonuçlanan bir sınav dönemi geçireceklerdir.

(8)

SINAV GÜNÜ;

• Sınavda gerekli olan belgeleri, diğer eşyalarını hazırlayıp hazırlamadığına bakmak ve bu konuda çocuğunuza yardımcı olmak son anda fark edilebilecek bir aksiliğe karşı iyi bir önlem olacaktır.

• Sınav sabahı çocuğunuzu vaktinde uyandırmak, isterse duş almasını, mutlaka kahvaltı yapmasını sağlamak çocuğunuzun daha zinde hissetmesini sağlayacaktır.

• Okula ulaşım sağlarken özellikle trafiğin durumunu, hava durumunu göz önünde bulundurmak sizlerin de iyi hissetmenize yardımcı olacaktır.

Unutmayın ki TEOG sınavı çocuğunuzun tüm birikimi ve karakterini ifade eden bir sınav değildir. Sonucu ne olursa olsun çocuğunuza olan sevginiz ve güveniniz ön planda olmalıdır. Onun yaşamdaki başarılarına destek olmak için sevginiz ve güveniniz her şeyden önce gelir.

Öğrencilerimize başarılar diliyoruz…

NESLİHAN ALTINTAŞ Psikolojik Danışmanlık Birimi Dahili no: 2329

E-Posta: [email protected]

(9)

KAYNAKÇA:

Baltaş, A. Zeyrek ve Uysal (1986) “Üniversiteye Giriş Sınavlarına Hazırlanan Öğrencilerde Kaygı Düzeyi”IV. Ulusal Psikoloji

Kongresi. Ankara.

Baltaş, A. (1995).Stres ve Başa Çıkma Yolları. Remzi Kitapevi.

İstanbul.

Baltaş, A. (1995) Üstün Başarı. Remzi Kitapevi. Ankara . Cücenoğlu. D.(1999) İnsan İnsana . Sistem Yayıncılık. İstanbul.

Köknel, Ö.(1993) Zorlanan İnsan. Altın Kitaplar. İstanbul.

Özer, K. (1990). “Sınav ve Sınanma KaygısI”, Varlık Yayınları.

İstanbul.

Özer, K. (1997). “Sınanma Duygusu İle Baş Edebilme”, Varlık

Yayınları. İstanbul.

Referanslar

Benzer Belgeler

kâğıda yazmaları istenmiş, daha sonra eğitici drama yöntemi ile ders işlenip ders sonunda tekrar aynı soruları cevaplamaları istenmiştir?. Ders öncesi ve

Bölgeye ait Bouguer gravite değerlerinin ve rejyonal gravite verilerinin birinci düşey türev değerlerinin bölgenin temel kaya topoğrafyası ve tektonik yapısıyla

Erdostein grubu ile BLM grubu karşılaştırıldığında; erdostein grubunda BLM grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı düşük bulundu (p=0.009) (Tablo 7).. Yirmidokuzuncu

Koppers: Urtürkentum ( Belleten, Ankara, Nr. ^ Manche haben, obvvohl sie, ebenso vvie andere, gr>ındsatzlich der Aufstellung der «Randvolkerkulturen» zugestimmt haben,

As I mentioned above, the second step was to discover the popula­ tion of regions that had produced intellectual men, then to take as a basis a fixed norm according to this

Bültenin Ağustos 2011‟de yayınlanan on yedinci sayısında; Sağlıkta DönüĢüm Programıyla gelen değiĢiklikler ele alınmıĢ ve sağlık çalıĢanlarının

Badehu küçük pek küçük bir kızcağız, mektebin heyet-i tedrisiyesiyle bir temsil-i mesaiyesi gibi kabul olunabilecek kadar muvaffakiyetle, hiç intizar olunamayan evza’

 Hoy, Tarter ve Kottkamp (1991)’ın ilkokullar için örgütsel sağlık envanteri Türkiye’deki eğitim ve öğretim yapısını fazla yansıtmadığı için