• Sonuç bulunamadı

Yetişkin bireylerin sindirim sistemi problemlerinde besin ve bitkisel ürün kullanım durumları

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "Yetişkin bireylerin sindirim sistemi problemlerinde besin ve bitkisel ürün kullanım durumları"

Copied!
7
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

akademik gastroenteroloji dergisi 2020; 19(1): 31-37

Barlin D, Ercan A, et al. Conditions of use of food and vegetable products in the adults having digestive system problems. The Turkish Journal of Academic Gastroenterology 2020;19:31-37. DOI: 10.17941/agd.708506

İletişim: Aydan ERCAN

Trakya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi, Beslenme ve Diyetetik Bölümü, Edirne

yaşamını sürdürebilmesinde yeterli ve dengeli beslenme kadar sağlıklı bir sindirim sistemine sahip olmak da büyük önem taşımaktadır. Ağızdan anüse kadar sindirim siste- minde görülebilen pek çok hastalığın türüne, görüldüğü bölgeye ve bireysel faktörlere bağlı olarak uygulanacak beslenme tedavi ilkeleri de farklılıklar göstermektedir.

Medikal tedavinin yanı sıra beslenme tedavisinde temel amaç; akut veya kronik seyredebilen hastalık süresince hastanın komplikasyonlardan korunması için en uygun

GİRİŞ

Gastrointestinal sistem (GİS); organizmanın katı ve sıvı besinlerin sindirim kanalında ilerlemesi sırasında su, vita- min ve minerallerle birlikte karbonhidrat, protein ve yağ- ların emilerek kan dolaşımına geçebileceği küçük yapı taş- larına parçalandığı kanal olması nedeniyle büyük önem taşımaktadır (1). Yeterli ve dengeli beslenme; canlıların büyümesi, gelişmesi, yaşamlarını devam ettirebilmeleri ve yaşamsal faaliyetlerini en iyi şekilde yapabilmeleri için ge- rekli besin öğelerinin alınmasıdır (2). Bireyin sağlığını ve

Giriş ve Amaç: Bu çalışma yetişkin bireylerin sindirim sistemi problem- lerinde kullandıkları besin ve bitkisel ürünleri saptamak amacıyla gerçek- leştirilmiştir. Gereç ve Yöntem: Araştırma örneklemi, Aralık 2017-Mart 2018 tarihleri arasında Mersin ilinde bulunan bir devlet hastanesine her- hangi bir nedenle başvurmuş, aynı hastanede görevli hekimler tarafın- dan ilaç reçeteleri düzenlenmiş ve ilaç reçetelerini temin etmek amacıyla bir eczaneye gelmiş olan 18-80 yaş arası 196 yetişkin bireyden oluş- maktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan anket formu kullanılmıştır. Çalışma verileri SPSS 17.0 paket programı ile uygun istatistiksel yöntemler kullanılarak değerlendirilmiş- tir. Bulgular: 196 yetişkin bireyin bulunduğu bu çalışmada 120 (%61.2) birey sık karşılaştığı sindirim sistemi yakınması olduğunu bildirmekte- dir. Bu bireylerin 57’si (%53.8) sindirim sistemi yakınmalarında besin ve bitkisel ürün kullanımı olduğunu bildirmiştir. 63’ü (%70) ise sindirim sistemi yakınmalarında besin ve bitkisel ürün kullanmadığını bildirmiştir.

76 bireyin (%38.8) sık yaşadığı sindirim sistemi yakınması bulunmamak- tadır. Ancak yakınması olmayan bireylerin 49’u (%46.2) sindirim sistemi yakınmalarında besin ve bitkisel ürün kullanımı olduğunu bildirmiştir.

Sonuç: Sindirim sistemi rahatsızlıkları için, etraftan duyulan, medya veya diğer kitle iletişim araçları üzerinden etkinliği kanıtlanmamış, bit- kisel ürünler veya bitkiler kullanmak yerine fiziksel aktiviteyi arttırmak, dengeli ve düzenli beslenmek, yeterli su tüketimini sağlamak, doğru pi- şirme tekniklerini kullanmak, beslenme alışkanlıklarını düzenlemek gibi basit yaşam tarzı değişiklikleri ile üstesinden gelmek sağlıklı bir yaşam için temel oluşturacaktır.

Anahtar kelimeler: Bitkisel ürün, geleneksel tedavi, gastrointestinal sistem hastalıkları, beslenme, sindirim sistemi

Background and Aims: This study was conducted to determine the nutritional and herbal products used by adult individuals for their diges- tive system problems. Materials and Methods: The study sample con- sisted of 196 adult patients who were between 18 and 80 years old, admitted to a state hospital in Mersin Province for any reason between December 2017 and March 2018, prescribed a medication by doctors in the same hospital, and asked to go to a pharmacy to obtain prescrip- tions for medication. A questionnaire form prepared by the researcher was used as a data collection tool, and data were evaluated using ap- propriate statistical methods via SPSS 17.0. Results: Of the 196 adults included in this study, 120 (61.2%) reported frequent gastrointestinal complaints. Of these individuals, 57 (53.8%) presented with digestive system complaints due to food and plant products, 63 (70%) stated that they did not blame food and herbal products for their digestive system complaints, and 76 (38.8%) had no gastrointestinal complaints.

However, 49 (46.2%) of the uncomfortable individuals mentioned that they used food and herbal products that likely caused their digestive system complaints. Conclusions: As a result, for digestive system disor- ders, no proven activity on media or other mass communication media was observed. Using plant products or plants, increasing physical activ- ity, eating balanced and regular food, consuming a sufficient amount of water, utilizing correct cooking techniques, and regulating dietary habits coming from above with simple lifestyle changes will be the basis for having a healthy lifestyle.

Keywords: Herbal product, traditional treatment, gastrointestinal sys- tem diseases, nutrition, digestive system

Yetişkin bireylerin sindirim sistemi problemlerinde besin ve bitkisel ürün kullanım durumları

Conditions of use of food and vegetable products in the adults having digestive system problems

İDDilan BARLİN1, İDAydan ERCAN2

Ufuk Üniversitesi Dr. Rıdvan Ege Hastanesi, 1Beslenme ve Diyet Birimi, Ankara Trakya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi, 2Beslenme ve Diyetetik Bölümü, Edirne

(2)

BULGULAR

Araştırma kapsamına alınan 196 bireyin, 74’ü erkek (%37.8), 122’si kadındır (%62.2). Katılımcıların yaşları 18- 80 yıl arasında değişmekte olup, kadınların yaş ortalama- ları 44.9±14.2 yıldır. Kadınların 36’sı (%29.5), erkeklerin 23’ü (%31.1) lisans mezunudur. Kadınların 75’i (%61.5), erkeklerin 45’i (%60.8) GİS şikayeti bulunduğunu beyan etmişlerdir (p <0.05). Katılımcıların beyanlarına bakıldığın- da şişkinlik, mide yanması ve konstipasyonun en sık karşı- laşılan şikayetler olduğu görülmektedir (Tablo 1).

Sık yaşanılan sindirim sistemi rahatsızlıkları bulunan 57 kişi (%53.8) bu rahatsızlıklarda besin ve bitki kullandığı- nı, 63 kişi (%70) ise kullanmadığını belirtmiştir. Sık ya- şadığı sindirim sistemi rahatsızlığı olmadığını belirtip, sin- dirim sistemi rahatsızlıklarında besin ve bitki kullananlar 49 kişi (%46.2), kullanmayanlar ise 27 kişidir (%30) (p

>0.05). Bireylerin GİS yakınmalarına göre beslenme alış- kanlıkları değerlendirildiğinde GİS şikâyeti olan 16 kişi (%8.2) yeterli ve dengeli beslenmediğini (%8.2), 86 kişi (%43.9) genellikle yeterli ve dengeli beslendiğini, 18 kişi ise (%9.2) her zaman yeterli ve dengeli beslendiğini be- lirtmektedir. GİS şikâyeti olan 11 (%5.6) kişi hiç öğün atlamadığını, 6 kişi (%5.6) her zaman öğün atladığını, 75 kişi (%38.3) nadiren de olsa öğün atladığını, 28 kişi (%14.3) her zaman öğün atladığını bildirmektedir. GİS şikâyeti olan 69 kişi (%35.2) öğün saatlerinin düzenli ol- duğunu belirtirken, 51 kişi (%26) öğün saatinin düzensiz olduğunu bildirmektedir. GİS şikayeti olan 73 kişi (%37.2) atıştırmalık alışkanlığı olduğunu belirtmektedir. GİS şika- yeti olan 57 (%29.1) kişi ayda 1-2 kez de olsa dışarıdan yediğini bildirmektedir. Her gün dışarıda yediğini bildiren 18 (%7.7) kişinin 15’inde ise GİS şikayeti olduğu görül- mektedir. GİS şikayeti olan 31 kişi (%15.8) haftada 2-3 kez dışarıda yediğini belirtmektedir ve bu fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p <0.05). Bireylerin ortalama su tüketimlerinin 1700 ml olduğu görülmektedir (Tablo 2). Beslenme alışkanlıkları ile GİS şikayetleri karşılaştırıldı- beslenme programını hazırlamak ve bu süre içinde yeterli

ve dengeli beslenmesini sağlayabilmektir. Bu amaçla, bazı besinler diyetten tamamen elimine edilebileceği gibi, tü- ketilen bazı besinlerin de miktar ve pişirme yöntemlerinin değiştirilmesi gündeme gelebilir (1,3,4). Sindirim sistemi problemleri ve hastalıkları, günümüzde en sık rastlanan sağlık sorunları arasında yer almaktadır. Diğer vücut sis- temlerini etkileyen hastalıklardan farklı olarak gastroin- testinal hastalıklar doğrudan besin alımını, sindirimini ve emilimini etkilemesiyle hastalar için yüksek nutrisyonel risk oluşturmaktadır (5,6). Sindirim sistemi hastalıkları ve problemlerini azaltmak amacıyla bireysel olarak uygula- nan kulaktan dolma, bilimsel kanıta dayalı olmayan ge- leneksel yöntemler beklentilerin aksine bu hastalıkların şiddetini azaltabileceği gibi arttırabilmektedir. Geleneksel ve tamamlayıcı tedavi, fiziksel ve ruhsal hastalıklardan korunma, iyileştirme veya tedavi etmede kullanılan fark- lı kültürlere özgü teori, inanç ve tecrübelere dayalı, bil- gi, beceri ve uygulamaların bütünüdür. Tamamlayıcı ve geleneksel tedavi, sıklıkla yaşam kalitesini yükseltmek, semptomları ve ilaçların yan etkilerini azaltmak, fiziksel ve psikolojik destek sağlamak amacıyla uygulanmaktadır (7). Ancak, genellikle tamamlayıcı ve/veya geleneksel te- davi ile aynı olduğu sanılan alternatif tedavi ise, bilimsel tıbbi uygulamalar yerine yapılan ve etkisi bilimsel olarak kanıtlanmamış tedavi yöntemlerini içermektedir (8). Ta- mamlayıcı, geleneksel ve alternatif tedavi uygulamaları ülkenin coğrafi konumuna, etnik kökenine, eğitim duru- mu ve sosyoekonomik faktörlere ve dini inanışlara göre farklılıklar göstermektedir. Bu çalışma, yetişkin bireylerin sindirim sistemi problemlerinde kullandıkları besin deste- ği ve bitkisel tedavi yöntem ve uygulamalarının saptan- ması amacıyla yürütülmüştür.

GEREÇ ve YÖNTEM

Bu çalışma, tanımlayıcı ve durum saptama çalışması olarak planlanmış olup Aralık 2017-Mart 2018 tarihleri arasında Mersin ilinde bulunan bir devlet hastanesine herhangi bir nedenle başvurmuş, aynı hastanede görevli hekimler tarafından ilaç reçeteleri düzenlenmiş ve ilaç re- çetelerini temin etmek amacıyla hastaneye en yakın olan bir eczaneye gelmiş olan, 18-80 yaş arası 196 yetişkinden oluşmaktadır. Çalışmanın verileri, araştırmacı tarafından geliştirilen anket formunun, yüz yüze görüşme tekniği kullanılarak uygulanmasıyla toplanmıştır. Anket formu sosyo-demografik özellikler, sağlık durumu, beslenme alışkanlıkları, geleneksel tedavi hakkındaki bilgiler ile bi- reylerin sindirim sistemi problemlerinde bitkisel ilaç ve be- sin kullanımına yönelik tutum ve davranışlarını içermekte- dir. Çalışma verileri SPSS 17.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiş ve değerlendirilmiştir.

Tablo 1. Bireylerin en sık belirttiği GİS* yakınma- larının dağılımları

N %

Şişkinlik 45 23.0

Mide yanması 34 17.3

Konstipasyon 33 16.8

Reflü 24 12.2

Gastrit 20 10.2

Diyare 6 3.1

*Birden fazla seçenek işaretlenmiştir.

(3)

göre sindirim sistemi rahatsızlığı bulunma durumlarına bakıldığında, çok hızlı yediğini belirten 19 kişinin (%9.7), hızlı yediğini belirten 53 kişinin (%27) sindirim sistemi ra- hatsızlığı bulunmaktadır ve bu istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p <0.05) (Tablo 3). Çalışmaya katılanların cinsiyetlerine göre sindirim sistemi şikayetlerinde besin ve bitki kullanımlarına bakıldığında, kadınların 55’i (%45.1), erkeklerin 23’ü sindirim sistemi şikayetlerinde besin ve bitki kullanımları olduğunu belirtmektedir. Kadınların 67’si (%54.9), erkeklerin 51’i (%68.9) sindirim sistemi şi- kayetlerinde besin ve bitki kullanmadığını belirtmektedir.

Bu fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p <0.05).

Sık yaşadığı GİS şikayetinin var olduğunu bildirenler mide yanması için; başta elma olmak üzere (%4.2), maden suyu, leblebi, süt, nane, zencefil, ekmek kullandıklarını belirtmektedir. Sık yaşadığı GİS şikâyeti bulunmadığını bildiren kişiler ise mide yanması durumu yaşadıklarında;

yine başta elma olmak üzere (%19.7), maden suyu, leble- bi, süt, nane ve ekmek kullanmaktadırlar. Sık yaşadığı GİS şikâyeti olan kişiler konstipasyon durumunda; başta kuru ğında gruplar arasındaki farklar istatistiksel olarak önem-

li bulunmasa da GİS şikayeti olmayan kişilerin, olanlara göre daha sağlıklı ve doğru beslenme alışkanlıklarına sa- hip oldukları görülmüştür. Bireylerin yemek yeme hızına

Tablo 2. Bireylerin beslenme alışkanlıkları ile GİS yakınma durumlarının dağılımı GİS Şikayeti

Beslenme Durumu Var Yok Toplam

Yeterli ve dengeli beslenme durumu N % N % N %

Hiç 16 8.2 11 5.6 27 13.8

Genellikle 86 43.9 47 24 133 67.9

Her zaman 18 9.2 18 9.2 36 18.3 p = 0.27 Öğün atlama durumu

Hiç atlamıyor 11 5.6 8 4.1 19 9.7 Nadiren atlıyor 75 38.3 45 23 120 61.2

Sık sık atlıyor 28 14.3 19 9.7 47 24.0 p = 0.97 Her zaman atlıyor 6 3.1 4 2 10 5.1

Öğün saatleri düzenli mi?

Düzenli 69 35.2 49 25 118 60.2

Düzensiz 51 26 27 13.8 78 39.8 p = 0.33 Atıştırma alışkanlığı var mı?

Var 73 37.2 38 19.4 111 56.6

Yok 47 24 38 19.4 85 43.4 p = 0.13

Ev dışı yeme sıklığı

Hiç 7 3.6 - - 7 3.6

Her gün 15 7.7 3 1.5 18 9.2

Haftada 2-3 31 15.8 28 14.3 59 30.1 p=0.03*

Haftada 4-5 10 5.1 8 4.1 18 9.2 Ayda 1-2 57 29.1 37 18.9 94 48.0

Ortalama su tüketimi 1700 ml

ki kare testi uygulanmıştır.

Tablo 3. Yemek yeme hızına göre GİS şikâyeti bu- lunma durumu

GİS Şikâyeti

Var Yok

Yeme Hızı N % N %

Çok yavaş 2 1.7 2 2.6

Yavaş 10 8.2 5 6.6

Normal 36 30 40 52.7

Hızlı 53 44.3 27 35.5

Çok hızlı 19 15.8 2 2.6

Toplam 120 100 76 100

ki kare uygulanmıştır. p=0.005*

(4)

bozuklukları gastrointestinal bozuklukların en önemlileri olmakla birlikte sindirim sistemi şikâyeti ile sağlık kurum- larının gastroenteroloji bölümlerine başvuran hastaların yaklaşık %50’sinin kronik gastrointestinal rahatsızlıkları olduğu belirtilmektedir. Hem enfeksiyonların bir sonucu hem de beslenme, stres gibi pek çok nedenle akut olarak diyare, reflü, gastroenterit, konstipasyon, şişkinlik gibi şi- kayetler ortaya çıkmaktadır (9). Barsak-beyin aksının da birbiriyle ilişkili olduğu da görülmektedir ve psikolojik etmenlerin gastrointestinal şikayetleri tetikleyebileceği belirtilmektedir (10). Gastrointestinal sistem temel ola- rak beslenme ve metabolik ürünlerin atılmasında önem taşımaktadır. Gastrointestinal sistemdeki sorunlar diğer birçok organı etkileyebilmekte ve uzun dönemde ciddi sağlık sorunlarına neden olabilmektedir. Çoğu zaman önemsenmeyen bu şikayetler için bireyler geçici çözümle- re başvurabilmektedirler. Başvurulan bu geçici çözümler bilinçsizce ve kulaktan dolma, güvenilir olmayan kaynak- lardan gelen duyumlarla olabilmekte ve bu da sağlık açı- sından risk taşımaktadır (11). Yapılan bir çalışmada ka- tılımcıların bitkisel ürünler ile tedaviye yöneldikleri sağlık sorunlarının; en fazla bağırsak hastalığı ve vücut ağırlığını azaltmak olduğu belirtilmektedir (11). Brezilya’da yapılan popülasyon temelli bir araştırma, kadınların gastrointes- tinal semptomlarının 1.5 kat daha yüksek olduğu bildiril- miştir. Kadınların, erkeklere göre daha fazla olmak üzere kayısı (%15), zeytinyağı, kekik suyu, kuru incir kullanmak-

tadırlar. Sık yaşadığı GİS şikâyeti bulunmamasına rağ- men, bazı katılımcılar da, konstipasyon durumunda kuru incir (%13.2) başta olmak üzere, kuru kayısı, zeytin yağı, salatalık+su kullanımı belirtilmektedir. GİS şikayeti oldu- ğunu bildirenler, diyare durumunda; başta haşlanmış pa- tates (%11.7), kuru Türk kahvesi-limon, muz, kola kulla- nımı belirtilmektedir. GİS şikayeti olmadığını belirtenlerse herhangi bir dönemde diyare olduklarında ise başta kuru Türk kahvesi-limon (%27.6) ve muz (%25), haşlanmış pa- tates, kola, leblebi, yoğurt ve kuru çay kullanımını belirt- mektedir. GİS şikayeti bildirenler şişkinlik durumunda ise başta maden suyu olmak üzere (%12.5), rezene, kimyon, yeşil çay kullanmaktadır. Bireylerin geleneksel tedavi yön- temlerinde kullandıkları bilgi kaynaklarına bakıldığında 64 kişi (%32.6) bilgi kaynağı olarak 1. sırada doktorları, 57 (%29.1) kişi 1. sırada aile büyüklerini, 40 (%20.4) kişi 1.

sırada medyayı (tv, gazete, internet, dergi), 25 (%12.8) kişi 1. sırada herbalistleri ve 10 (%5.1) kişi 1. sırada ak- tarları kullandıklarını belirtmiştir. Ardından 49 (%25) kişi bilgi kaynağı olarak 2. sırada medyayı, 46 (%23.5) kişi 2.

sırada aile büyüklerini ve 40 (%20.4) kişi 2. sırada herba- listleri, 37 (%18.9) kişi 2. sırada aktarları ve 24 (%12.2) kişi 2. sırada doktorları kullandıklarını belirtmiştir. 61 kişi (%30.5) en son sırada aktarları kullanmaktadır (Tablo 4).

Bireylerin kullandıkları bitkisel ürünleri temin etme yerleri- ne bakıldığında, 81 kişi (%41.4) aktarlarda açıkta satılan (karışım, toz, çay) gibi ürünlerden, 53 kişi (%27) ecza- neden (kullanıma hazır tablet, toz ya da şurup), 51 kişi (%26) aktarlarda kapalı kutuda satılan ürünlerden (ka- rışım, toz, çay), 3 kişi (%1.5) internetten, 5 kişi (%2.6) halk pazarından temin ettiğini belirtirken, 3 kişi (%1.5) herhangi bir ürün temin etmediğini belirtmiştir (Tablo 5).

TARTIŞMA

Bireylerin sağlığını ve dolayısıyla yaşam kalitesini olum- suz etkileyen gastrointestinal sistem hastalıkları toplum- da yüksek bir prevalansa sahiptir. Fonksiyonel sindirim

Tablo 4. Bireylerin geleneksel tedavi yöntemlerinde kullandıkları bilgi kaynakları

1. sırada 2. sırada 3. sırada 4. sırada 5. sırada

N % N % N % N % N %

Aile büyükleri 57 29.1 46 23.5 31 15.8 30 15.3 32 16.3

Medya (tv, gazete, internet, dergi) 40 20.4 49 25 35 17.4 46 23.5 26 13.3

Doktor 64 32.6 24 12.2 51 26 25 12.8 32 16.3

Herbalistler 25 12.8 40 20.4 28 14.3 59 30.1 44 22.4

Aktarlar 10 5.1 37 18.9 52 26.5 36 18.3 61 30.5

Tablo 5. Kullanılan bitkisel ürünleri temin etme yeri/şekli

N %

Eczane 53 27

Aktar (açıkta satılan ürünlerden) 81 41.4 Aktar (ambalajlı satılan ürünlerden) 51 26

İnternet 3 1.5

Semt pazarı 5 2.6

Temin etmem 3 1.5

(5)

nik böbrek yetmezliği olan hastaların beslenme durumu- nu iyileştirmeyi amaçlayan bir çalışmada 4 hafta boyunca günlük 60 ml zeytinyağı kullanımının konstipasyonu azalt- tığı, ancak müdahalenin sonlandırılmasından altı ay sonra konstipasyon şikayetlerinin tekrar başladığı bildirilmiştir (18). Semptomlar ayrıntılı olarak incelendiğinde de keten tohumuna göre zeytinyağının konstipasyon semptomla- rının azaltılmasında daha etkili olduğu belirtilmiştir (19).

Salatalık tohumlarından elde edilen ekstrenin antioksidan ve anti-ülser etkisi, sıçanlarda ülser modellemesi yapılarak çalışılmış, çalışma sürecinde yapılan ölçümler sonucu sa- latalık ekstraktının antioksidan aktivitesinin önemli bir an- ti-ülser potansiyeline sahip olduğu gösterilmiştir. Ekstratın fitokimyasal taraması, salatalık tohumlarında tanenlerin, proteinlerin, amino asitlerin, triterpenoidlerin, fitosterol- lerin ve karbonhidratların varlığını göstermektedir. Sa- latalık tohumlarının anti-ülser aktivitesi, tanen içeriğine bağlanmıştır (20). İshal önleyici özellik gösteren yeşil muz ve pektinin etkilerini değerlendirmek için, çocuklarda ye- şil muz-pektin diyeti uygulanan bir araştırmada tedaviden önce ve sonra laktuloz-mannitol testiyle bağırsak geçir- genliği ve bütünlüğü belirlenmiştir. Yeşil muz ve pektinin anormal mukozal geçirgenliğini iyileştirdiği gösterilmiştir.

İyileştirilmiş mukozal geçirgenlik, gaita kıvamında iyileş- me ve dışkılama miktarında bir düşüşle eş zamanlı bir dü- zelme sağladığı ve bu etkilerle bağırsaktan absorbsiyonun regüle olduğu bildirilmiştir. Yeşil muz ve pektinin antidi- yaretik etki gösterdiği mekanizmanın kolonik kısa zincirli yağ asitleri (SCFA) bütirat, asetat, propiyonat üretimine aracılık ettiği ve kolonik, tuz ve su emilimini uyardığı ileri sürülmektedir (21,22). Kuru kayısının, mide kanserine yol açan Helicobacter pylori kaynaklı kronik atrofik gastrite karşı koruyucu olduğu gösterilmiştir (23).

Yetişkin bireylerin GİS şikayetlerinde biyolojik temelli uygulamaların sorgulandığı bu çalışmada katılımcıların

%41.4’ü, kullandıkları bitkisel ürünleri aktarlarda açıkta satılan toz, karışım, çay gibi ürünlerden yana kullandık- larını beyan etmişlerdir. Bu bitkisel ürünleri kullandığını bildirmediği halde bireylerin %27’si hazır tablet, toz ya da şurup şeklinde eczanelerden temin etmekte olduğu- nu, %26’sı da yine ambalajlanmış toz, karışım, çay şeklin- de temin ettiğini belirtmiştir. Bitkiler veya bitkisel ürünler açık havaya maruz kaldıklarından hem tozlarla taşınan E. coli, Salmonella spp., B. cereus, C. perfiringens gibi patojen mikroorganizmalar hem de haşerelerin ve diğer canlıların çeşitli atıkları ile kontamine olabilmektedirler.

Kontamine olmuş bitkiler de oral alım sonucu besin zehir- lenmelerine neden olabilmekte ve sağlık üzerinde tehlike oluşturmaktadır (24). Çalışmalara katılanların bir kısmı hekim önerisiyle bitkisel ürün kullanımının daha doğru olduğunu belirtirken, bir kısmı da bitkisel tedavinin ilaç- haftada en az iki kez, mide ekşimesi, midede yanma his-

si, asit yetersizliği, yutma zorluğu gibi yakınmaları olduğu saptanmıştır (12). Bizim çalışmamızda, çalışmaya katılan kadınların %62.5’i, erkeklerin ise %37.5’i gastrointestinal rahatsızlığı olduğunu bildirmiştir.

Yapılan bir çalışmada geleneksel ve tamamlayıcı tedavi uygulamalarına başvuran hastaların %90.6’sı bitkisel karı- şımlar ve bitki çayları kullandıklarını belirtmişlerdir. Hasta- ların demografik özellikleri ile geleneksel tedavi kullanım- ları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır (13). Bizim çalışmamızda da sindirim sistemi şikâyeti bulu- nan bireylerin %53.8’i bu rahatsızlıklarında yardımcı besin ve bitkisel ilaç kullandıklarını, %70’i ise kullanmadıklarını beyan etmişlerdir. Ancak, GİS şikâyeti olmadığı halde bit- kisel ürün ve besin kullandığını belirten kişilerin de varlığı dikkat çekmektedir (%46.2). Bu durum, GİS hastalıkları- nın farkında olan veya kronik GİS hastalığı olan kişilerin, hekim kontrolü altında ve farmakolojik tedavi aldıklarını, ancak akut GİS şikâyeti olanların ise geçici çözümler bul- maya çalıştıklarını düşündürmektedir. Bu çalışmada da GİS şikayeti bulunduğunu söyleyenlerin verdikleri yanıt- lara göre mide yanması için en fazla maden suyu, elma, leblebi, süt, nane ve zencefil; şişkinlik için en fazla maden suyu, karbonat, yeşil çay, rezene ve kimyon; konstipasyon için en fazla, kuru kayısı, zeytinyağı, kuru incir, kavun, kekik suyu, salatalık ile birlikte su, keten tohumu; diyare için en fazla haşlanmış patates, kuru Türk kahvesi-limon, muz, kola, kuru çay, leblebi, yoğurt kullanımı görülmek- teyken, sık yaşadığı GİS şikayeti olmadığı halde akut ola- rak yaşadığında besin ve bitkisel ürün kullanımı olduğunu belirten bireylerin de benzer şekilde kullanımları olduğu görülmüştür. Diğer yandan, çalışmaya katılanlar arasında GİS şikayetleri için ticari bitkisel ürün kullandığını beyan eden birey olmamıştır. Zengin bir diyet lifi olduğu bildi- rilen kimyon tohumu; besinlerin mide içerisinde uygun kıvam oluşturmasını sağlayarak, yetersiz sindirim sonucu oluşabilecek şişkinlik, gaz, diyare veya konstipasyon gibi sindirim sistemi sorunlarını engellemektedir. Tohumları- nın çiğnenmesi sindirime yardımcı olsa da çay gibi tüke- tilmesinin en etkili ve doğru yol olduğu bildirilmiştir (14).

Nane yağı ile yapılan çok sayıda klinik çalışma da; iyi tole- re edildiği, ancak özafagus sfinkterin gevşemesine neden olarak asit reflüsüne neden olabileceği için teorik kaygılar bulunduğu bildirilmiştir (15). Kekik ise bileşiminde yüksek miktarda bulunan organik asitler ve flavonoidler barındır- dığından, yüksek bir antioksidan aktiviteye sahip olarak değerlendirilmiştir (16). Bu nedenle oral olarak alınan ke- kik yağının bakteriyal ve viral enfeksiyonları iyileştirmede etkili olduğu belirtilmektedir (15,17). Bu çalışmada da bi- reylerin, mide yanması, konstipasyon ve şişkinlik için kekik veya kekik suyu kullanımını belirttiği görülmektedir. Kro-

(6)

anlamlı bulunmuştur (p <0.05). Aynı zamanda bireylerin su tüketim ortalamalarının 1700 ml olduğu görülmekte- dir. 18-64 yaş arası erişkinlerde yetersiz su tüketiminin daha yüksek beden kitle indeksi (BKİ) ve obezite ile ilişkili olduğu görülmüştür. Bu da dolaylı olarak gastrointestinal sistem ile ilişkili olduğundan; su tüketiminin, 70 kg’lık ye- tişkin bir erkeğe ve 58 kg’lık yetişkin bir kadına dayana- rak, yetişkin kadınlar için 2.2 l/ gün ve erkekler için 2.5 l/gün su tüketimine ihtiyacı olduğu belirtilmektedir (33).

Genel beslenme alışkanlıklarına göre GİS şikâyeti olan bireylerin 75’i (%38.3) nadiren de olsa öğün atladığını belirtmektedir. Obez bireylerle yapılan bir çalışmada atla- nan öğünlerin obeziteye neden olmasından dolayı, dolaylı olarak gastroözofageal reflü ile ilişkili olabileceği bildiril- miştir (34). GİS şikâyeti olan 51 (%26) kişinin nadiren de olsa öğün atladığı görülmektedir. GİS şikâyeti olan 51 (%26) kişinin öğün saatleri de düzensizdir. GİS şikâyeti olan 73 kişinin (%37.2) cips, kola, çikolata vb. gibi atış- tırmalık alışkanlığı bulunmaktadır. Yapılan bir çalışmada zararlı atıştırmalık tüketiminin hem asit-peptik hastalığına neden olduğu hem de H. pylori görülme sıklığını arttırdığı bildirilmiştir (35).

Sonuç olarak, bu çalışmada gastrointestinal rahatsızlıklar- da bitkisel ürünler ile bazı besinlerin kullanımına yönelik tutumlar bulunsa da tanı almış kişilerin öncelikle medikal tedaviyi tercih ettikleri görülmüştür. Toplumun gelenek- sel ve tamamlayıcı tedavi, alternatif tedavi konularında bilgilendirilmesi gerekmektedir. Diğer yandan toplum bi- reylerine hastalıklar, besinler ve bitkisel ürünlerin etkile- şimleri konusunda da doğru kaynaklardan güvenilir bilgi aktarımının da hastalıkların tedavi sürecinde olumlu etki- leri olacağı düşünülmektedir.

Bitkisel ürün kullanımının sadece sağlıkla alakalı bir du- rum olmadığını ve bu ürünlerin kullanımının sosyal ve kültürel boyutu da düşünülerek, başta sağlık profesyo- nelleri tarafından durum ciddiye alınmalı ve gerekli bil- gilendirme yapılarak, bireylerin sağlığının zarar görmesi engellenmelidir. Aynı zamanda bu konuda kitle iletişim araçları ile bireylerin rahatlıkla ulaşabildiği bilimsellikten uzak bilgileri engelleme hususunda çalışmalara gidilmeli- dir. Ayrıca bitkisel ürünlerin etkinlik, güvenlik ve maliyet açısından da değerlendirilmesi ve daha fazla bilgi edinil- mesi gerekmektedir. Bu alanda ilerlemenin önündeki en büyük engeller, araştırma fonlarının eksikliği ve yeni klinik çalışmaların tasarlanmasında titiz metodolojilerin daha az kullanılmasıdır. Hem klinik öncesi hem de klinik çalışma- lara dayanarak gastrointestinal hastalıkların tedavisinde bazı bitkiler için önemli kanıtlar görülebilmektedir ancak, klinik denemelerin çoğu küçük ya da optimal olmayan metodolojilerdir. Bazı çalışmaların çelişkili sonuçları, doz- lardan daha etkili olduğunu belirtmektedir. Bu durum

bitkisel ürünlerle ilgili bilgi eksikliğinin bulunduğunu gös- termektedir (25,26). ABD’de 1000 üniversite öğrencisi üzerinde yapılan bir çalışma ile tutarlı olarak; aile, bitkisel ürün kullanımı ile ilgili önemli bir bilgi kaynağı olarak bu- lunmaktadır (27). Bu çalışmada ise tamamlayıcı tedavide bitkisel kaynakların kullanım bilgi kaynağı olarak bireyle- rin %29.1’i 1. sırada aileyi tercih ederken, %32.6’sı bilgi kaynağı olarak 1. sırada doktorları tercih ettiğini belirtmiş- lerdir. Bitkisel ürünlerin kullanımı hakkında aile tavsiyesi- ne güvenmek, kullanıcılar arasında genel bir bilimsel bilgi ve sorgulama eksikliğini göstermektedir. Bitkisel ürünlerin hastalıkların tedavisinde kullanımları insanlık kadar eski olsa da geleneksel kullanımlar bu ürünlerin etkinliği için bir ölçüt olarak kabul edilmemektedir (28). Bu tür ürün- lerin güvenli kullanımı arkadaş veya aile tavsiyeleri yerine, kullanım sonuçlarını gösteren yeterli bilimsel kanıtların temeline dayandırılmalıdır. ABD’de genç yetişkin hastalar üzerinde yapılan bir başka çalışmada da, bireylerin sade- ce %24’ünün kullandıkları bitkisel ürünleri sağlık profes- yonellerine danıştığını gösterilmiştir (29). Türkiye’de bir gastroenteroloji polikliniğine başvuran hastalarda, gele- neksel tedavi olarak bitki kullanımının insidansını içeren çalışmada, gastrointestinal rahatsızlıkları olan hastalarda geleneksel tedavi olarak bitkileri tercih etme oranının

%36.6 olduğu belirtilmektedir (30). Bizim çalışmamızda ise gastrointestinal rahatsızlığı olan bireylerin %53.8’i ge- leneksel tedavide besin ve bitki/bitkisel ürün tercih ettiği- ni bildirmişlerdir. Bitkisel ilaçların kullanımı ile ilgili önemli bir endişe onların güvenlik, dozaj ve toksisite profilidir.

Dünya çapında, bitkisel ürün kullanımında çeşitli toksisite vakaları bildirilmektedir. Bunların en önemlisi, kullanan kadınlar arasında böbrek yetmezliğinin gelişmesidir. Bitki- sel ürünlerin standardizasyonu; kullanılan bitkinin türüne, kimyasal yapısına, yetiştirme koşullarına, hasat dönemle- rine ve depolama koşullarına bağlı olarak farklılık göster- mesi nedeniyle zor olmasının yanında uzun zaman almak- tadır (31). Ancak, bitkisel ürünlerin kullanımı; medyadaki yaygın tanıtımlar, reklamlar ve asılsız sağlık beyanı iddia- ları nedeniyle artmakta ve sıklıkla toksik cevaplar ortaya çıkmaktadır. Bitkilerdeki biyoaktif bileşikler, halen ve tam olarak tanımlanamamış, toksisite ve yan etkiler konusun- da yeterli bilgiler sağlanamamıştır (32).

Genel beslenme alışkanlıklarında, bireylerin yemek yeme hızı ve dışardan yeme sıklığı ile sindirim sistemi hastalıkları bulunma durumlarına bakıldığında yemek yeme hızı çok hızlı olan 21 bireyin 19’unun (%90.5) sık yaşadığı sindirim sistemi rahatsızlığı olduğu görülmektedir. Dışardan yeme sıklığına göre ise her gün dışardan yediğini belirten 18 bireyin 15’inin (%83.3) sık yaşadığı sindirim sistemi has- talığı olduğu görülmektedir. Bu farklar istatistiksel olarak

(7)

rinin, hizmetlerinin ve desteğinin sağlanması, yetişkinler tarafından yanlış kullanım ve gelişi güzelliğin önlenmesi için birincil sağlık hizmetleri sistemi çerçevesinde bir dü- zenleme sağlanması gerekmektedir. Ayrıca bütün bunlar dışında doğrudan veya dolaylı olarak psikolojik durum ile de ilişkili olan gastrointestinal sistem hastalıkları psikiyatri konsültasyonu istenen tıbbi hastalıklar arasında birinci sı- rada yer almaktadır. Bütün bu yaşam tarzı değişiklikleriyle birlikte, bireylerin emosyonel durumları da değerlendirile- rek yeni çalışmalar yapılması gerekmektedir.

“Tüm yazarlar herhangi bir çıkar çatışması olmadığını kabul ederler.”

ların belirlenememesi, bileşenler ve sonuç ölçütleri için standardizasyon eksikliği bu ürünlerin güvenli kullanımını sağlayamamaktadır. Bu nedenlerle birlikte sindirim siste- mi rahatsızlıkları için, etraftan duyulan, medya veya diğer kitle iletişim araçları üzerinden etkinliği kanıtlanmamış, daha önce duyulmamış bitkisel ürünler veya bitkiler kul- lanmak yerine fiziksel aktiviteyi arttırmak, dengeli ve dü- zenli beslenmek, her besin ögesinden yeteri kadar almak, yeterli su tüketimini sağlamak, doğru pişirme tekniklerini kullanmak, beslenme alışkanlıklarını düzenlemek gibi ba- sit yaşam tarzı değişiklikleri ile üstesinden gelmek sağlıklı bir yaşam için temel oluşturacaktır. Uygun bilgi sistemle-

12. do Rosário Dias de Oliveira Latorre M, Medeiros da Silva A, Chinzon D, Eisig JN, Dias-Bastos TR. Epidemiology of upper gastrointestinal symptoms in Brazil (EpiGastro): a population-based study according to sex and age group. World J Gastroenterol 2014;20:17388-98.

13. Arı E, Yılmaz V. Tamamlayıcı ve alternatif tıp kullanımına yönelik tutum ve davranışların önerilen bir yapısal model ile araştırılması.

Uluslararası Alanya İşletme Fakültesi Dergisi 2016;8:13-24.

14. 6 Science Backed Health Benefits of Caraway Seeds- 2018 Re- search. Erişim: https://healthyfocus.org/health-benefits-of-cara- way-seeds/Erişim tarihi: 06-07-2018

15. Hawthorn M, Ferrante J, Luchowski E, et al. The actions of pepper- mint oil and menthol on calcium channel dependent processes in intestinal, neuronal and cardiac preparations. Aliment Pharmacol Ther 1988;2:101-18.

16. Dragland S, Senoo H, Wake K, Holte K, Blomhoff R. Several culi- nary and medicinal herbs are important sources of dietary antioxi- dants. J Nutr 2003;133:1286-90.

17. Barrett S. Regulatory Actions against Michael Teplitsky, M.D.

Quackwatch, 13 June 2005. Retrieved 2 November 2010. (https://

quackwatch.org/11ind/teplitsky/)

18. Pérez VB, Gil-Cunquero JM, Borrego FJ, et al. Preliminary study on efficacy and tolerance of a” coupage” of olive oil in patients with chronic kidney disease. Nutritonal evaluation. Nefrología 2007;27:472-81.

19. Ramos CI, de Lima AFA, Grilli DG, Cuppari L. The short-term effects of olive oil and flaxseed oil for the treatment of constipation in hemodialysis patients. J Ren Nutr 2015;25:50-6.

20. Gill NS, Garg M, Bansal R, et al. Evaluation of antioxidant and an- tiulcer potential of Cucumis sativum L. seed extract in rats. Asian Journal of Clinical Nutrition 2009;1:131-8.

21. Rabbani GH, Albert MJ. Rahman H, Chowdhury AK. Short-chain fatty acids inhibit fluid and electrolyte loss induced by cholera toxin in proximal colon of rabbit in vivo. Dig Dis Sci 1999;44:1547-53.

KAYNAKLAR

1. Akbulut G, Çiftçi H, Yıldız E. Sindirim Sistemi Hastalıkları ve Beslenme Tedavisi. 2008. Erişim:http://beslenme.gov.tr/content/

files/yeterlibeslenme/hastaliklarda_beslenme/c8.pdf Erişim Tarihi:

1.07.2018.

2. Alpar F. Vücut geliştirme sporcularında beslenme, fiziksel aktivite ve besin takviyesi kullanım durumlarının incelenmesi. Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, 2011, An- kara.

3. Bkope ET, Kellerman RD. The digestive system. In: Bope ET (ed).

Conn’s Current Therapy 2016. Philadelphia, PA: Elsevier Saunders;

2016: Chap 8.

4. Carlson MJ, Moore CE, Tsai CM, Shulman RJ, Chumpitazi BP. Child and parent perceived food- induced gastrointestinal symptoms and quality of life in children with functional gastrointestinal disorders.

J Acad Nutr Diet 2014;114:403-13.

5. Carey S, Ferrie S, Young J, Allman-Farinelli M. Long-term nutrition support in gastrointestinal disease-a systematic review of the evi- dence. Nutrition 2012;28:4-8.

6. Akaslan A, Fonksiyonel gastrointestinal hastalıklar tanısında kul- lanılan Roma III Kriterlerinin Türkçeye uyarlanması ve geçerlik güve- nilirliği. Uzmanlık tezi, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi, İzmir, 2011.

7. T.C. Sağlık Bakanlığı Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulama- ları Daire Başkanlığı. Erişim : https://getatportal.saglik.gov.tr/

TR,24683/geleneksel-ve-tamamlayici-tip-nedir.html Erişim Tarihi 2.03.2019.

8. Özçelik G, Toprak D. Why is phytotherapy preferred? Ankara Med J 2015;15:48-58.

9. Kasper Dennis L, Braunwald E, Hauser S, et al. Harrison’s Principels of Internal Medicine. 16th ed. New York: McGraw - Hill Medical Publishing Division: 1746-1762,2005.

10. İliaz R, Kaymakoğlu S. Fonksiyonel gastrointestinal sistem hastalıkları ve otilonyum bromür-simetikon kombinasyonu. Güncel Gastroenteroloji 2016;20:409-14.

11. Yilmazel G, Naçar M. Herbal products: utilization, knowledge and attitudes of Turkish adults. Int J Basic Clin Pharmacol 2018;5:2426- 31.

Referanslar

Benzer Belgeler

Elektrik enerjisinin ultrason enerjisine dönüşümü, bir kristal veya kristaller dizisi olarak gerçekleşir. Farklı amaca yönelik farklı tipte

Hücrelerde metabolizma sonucunda ortaya çıkan zararlı ve işe yaramayan maddelerin (üre, ürik asit,karbondioksit, vb.) dışarı atılmasına Boşaltım; bunu

 Aorttan segmental olarak ayrılan küçük damarların uçlarında meydana gelen kapiller yumaklar (Glomerulus) boşaltım kanallarının kirpikli huni kısmı ile

Bu kanalın ağız (ağız boşluğu = cavum oris), yutak (pharynx), yemek borusu (oesophagus), mide (gaster), ince bağırsaklar (intestineum tenue), kalın bağırsaklar

Bu kanalın ağız (ağız boşluğu = cavum oris), yutak (pharynx), yemek borusu (oesophagus), mide (gaster), ince bağırsaklar (intestineum tenue), kalın bağırsaklar

• Corona dentis: dişlerin enamelum (diş minesi) ile kaplı görünen kısmı. • Cervix dentis: dişlerin diş etine (gingiva) gömülü olan

Bu çalışma, ülkemizde zayıflama amacıyla kullanılan bitkisel ürünlerin kullanımı ile ilgili istatistiki veri içeren yeterli sayıda anket çalışması

Bu araştırma; ülkemizde tıbbi amaçla kullanılan bitkisel ürünlere halkın bakış açısı ve kullanımı ile ilgili yeterli sayıda çalışma olmaması nedeniyle