T.C.
ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ
SOSYAL ÇEVRE BİLİMLERİ ANABİLİM DALI
ULUSLARARASI ÇEVRE POLİTİKALARINDA BİRLEŞMİŞ MİLLETLERİN ROLÜ
YÜKSEK LİSANS TEZİ
ÖZGÜR ÖZTUNÇ
ANKARA- 2006
T.C.
ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ
SOSYAL ÇEVRE BİLİMLERİ ANABİLİM DALI
ULUSLARARASI ÇEVRE POLİTİKALARINDA BİRLEŞMİŞ MİLLETLERİN ROLÜ
YÜKSEK LİSANS TEZİ
ÖZGÜR ÖZTUNÇ
TEZ DANIŞMANI PROF.DR. AYŞEGÜL MENGİ
ANKARA- 2006
T.C
ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ
SOSYAL ÇEVRE BİLİMLERİ ANABİLİM DALI
ULUSLARARASI ÇEVRE POLİTİKALARINDA BİRLEŞMİŞ MİLLETLERİN ROLÜ
YÜKSEK LİSANS TEZİ
Tez Danışmanı: Prof. Dr. Ayşegül Mengi
Tez Jürisi Üyeleri
Adı ve Soyadı İmzası
Tez Sınavı Tarihi:---
İÇİNDEKİLER
İÇİNDEKİLER ... IV KISALTMALAR... VII
GİRİŞ... 1
BİRİNCİ BÖLÜM ULUSLARARASI ÇEVRE POLİTİKALARI VE BU POLİTİKALARDA ROL OYNAYAN AKTÖRLER... 5
1-KÜRESEL ÇEVRE SORUNLARI VE ULUSLARARASI ÇEVRE POLİTİKALARININ ORTAYA ÇIKIŞI... 5
I- Küresel Çevre Sorunlarının Ortaya Çıkışı ve Günümüzdeki Durum... 5
II-Uluslararası Çevre Politikalarının Ortaya Çıkışı ve Özellikleri... 8
2-ÇEVRE ALANINDAKİ AKTÖRLER... 11
I- Ulus Devletler... 12
II- Uluslararası Örgütler... 12
III- Hükümet- Dışı Örgütler... 16
3-BÖLGESEL İŞBİRLİĞİ ÖRGÜTLERİ... 17
I- Ekonomik Gelişme ve İşbirliği Örgütü ... 17
II- Avrupa Birliği... 20
III- Avrupa Konseyi... 24
İKİNCİ BÖLÜM ULUSLARARASI ÇEVRE POLİTİKALARININ ŞEKİLLENMESİNDE BİRLEŞMİŞ MİLLETLERİN ROLÜ 1-BİRLEŞMİŞ MİLLETLERİN KURULUŞU VE ULUSLARARASI ÇEVRE POLİTİKALARINDA ETKİN ROL ALMASI VE BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ÇEVRE PROGRAMI... 26 I- Birleşmiş Milletlerin Kuruluşu ve Uluslararası Çevre Politikalarında Etkin Rol
Alması... 26
II- Birleşmiş Milletler Çevre Programı... 32
1- Çevresel Değerlendirme... 43
2- Çevresel Yönetim... 46
3- Destek Yolları... 47
4-UNEP’in Değerlendirilmesi... 48
III- Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyi ve Çevre Koruma Faaliyetlerindeki Rolü... 50
2-DÜNYAYI ETKİLEYEN KÜRESEL ÇEVRE SORUNLARI VE UNEP VE BM’NİN GİRİŞİMLERİYLE BU SORUNLARA YÖNELİK OLARAK HAZIRLANAN SÖZLEŞMELER VE BÖLGESEL DENİZLER PROGRAMI... 52
I- Ozon Tabakasının Zarar Görmesi ve Ozon Tabakasının Korunmasına Dair Viyana Sözleşmesi ve Montreal Protokolü... 52
II- Tehlikeli atıklar ve Tehlikeli Atıkların Sınır Ötesi Taşınımı ve Bertaraf Edilmesinin Kontrolüne İlişkin Basel Sözleşmesi... 55
III- İklim Değişikliği ve Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Kyoto Protokolü... 58
IV- Biyolojik Çeşitlilik ve Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi... 60
V- Kalıcı Organik kirleticiler ve Kalıcı Organik Kirleticilere İlişkin Stockholm Sözleşmesi... 61
VI- Tehlikeli Kimyasallar ve Bazı Tehlikeli Kimyasalların Uluslararası Ticaretinde Uygulanacak Ön Bildirimli Kabul Sistemine Dair Rotterdam Sözleşmesi... 62
VII- Çölleşme ve Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi... 64
VII- UNEP’in Bölgesel Denizler Programı... 65
3-ÇEVRE VE KALKINMA İLE İLGİLİ OLARAK GERÇEKLEŞTİRİLEN KONFERANSLAR, KABUL EDİLEN DEKLARASYONLAR VE DÜNYA DOĞA ŞARTI... 68
I- Stockholm Konferansı (Birleşmiş Milletler İnsan Çevresi Konferansı)... 68
II- Dünya Doğa Şartı... 71
III- Rio Konferansı (Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansı)... 74
1- Çevre ve Kalkınma Üzerine Rio Deklarasyonu... 77
2- Gündem 21... 79
3- Orman İlkeleri... 86
4- Sürdürülebilir Kalkınma Komisyonu ve Görevleri... 87
IV- Nairobi Deklarasyonu... 93
V- İlk Küresel Bakanlar Düzeyinde Çevre Forumu ve Malmö Deklarasyonu... 95
VI- BM Milenyum Kalkınma Hedefleri... 96
VII- Dünya Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesi... 96
1- Uygulama Planı... 98
2- Siyasi Bildiri... 108
3- Dünya Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesinin Önemli Sonuçları... ... 109
4-BM UZMANLIK KURUMLARININ ÇEVRE KONUSUNDAKİ FAALİYETLERİ... 111
I- Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü... 111
II- Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü... 115
III- Dünya Meteoroloji Örgütü... 118
IV- Uluslararası Denizcilik Örgütü... 120
V- Dünya Sağlık Örgütü... 121
VI- Dünya Bankası... 122
VI- Uluslararası Çalışma Örgütü... 124
5-BM KALKINMA PROGRAMI’NIN, BM TİCARET VE KALKINMA KONFERANSI’NIN, BM İNSAN YERLEŞİMLERİ MERKEZİ’NİN VE DÜNYA TİCARET ÖRGÜTÜ’NÜN KENT VE ÇEVRE KONULARINDAKİ FAALİYETLERİ... 125
I- BM Kalkınma Programı... 125
II- BM Ticaret ve Kalkınma Konferansı... 132
III- BM İnsan Yerleşimleri Merkezi... 132
IV- Dünya Ticaret Örgütü... 135
6- KÜRESEL ÇEVRE FONU... 141
I- Küresel Çevre Fonu’nun Amacı... 141
II- Küresel Çevre Fonu Proje Tekliflerinin Oluşturulması ve Projelerin Yönetimi... 142
III- Küresel Çevre Fonu’nun Yapısı ve Organları... 142
SONUÇ... 146
ÖZET... 156
İNGİLİZCE ÖZET... 158
KAYNAKÇA... 159
KISALTMALAR
AB : Avrupa Birliği
ABD : Amerika Birleşik Devletleri
BAN : Basel Action Network (Basel Eylem Ağı) BM : Birleşmiş Milletler
C : Cilt
CSD : Commission on Sustainable Development (Sürdürülebilir Kalkınma Komisyonu)
DTÖ : Dünya Ticaret Örgütü
ECOSOC : Economic and Social Council (Ekonomik ve Sosyal Konsey) FAO : Food and Agriculture Organisation of the United Nations (Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü)
GATT : General Agreement on Tariffs and Trade (Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması)
GEF : Global Environment Facility (Küresel Çevre Fonu)
GRID : Global Resource Information Database ( Küresel Kaynak Bilgi
Veritabanı)
GZ : Gazetecilik
ILO : International Labour Organisation (Uluslararası Çalışma Örgütü) IMO : International Maritime Organisation (Uluslararası Denizcilik Örgütü)
INFOTERRA : International Referral System (Uluslararası Referal Sistem)
IPCC : Intergovermental Panel on Climate Change (İklim Değişikliği Hükümetlerarası Paneli)
IRPTC : International Register of Potentially Toxic Chemicals (Zehirli Kimyasalların Uluslararası Kaydı)
IUCN : World Conservation Union ( Dünya Koruma Birliği) MAB : Man and Biosphere (İnsan ve Biyosfer)
MAT : Matbaacılık
NGOs : Nongovermental Organisations (Hükümet-dışı Örgütler) OCA : Oceans and Coastal Areas (Okyanuslar ve Kıyısal Alanlar) OECD : Organisation for Economic Cooperation and Development (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü)
OP. CIT. : Opere Citation (Yukarıda Adı Geçen Çalışma)
POPs : Persistent Organic Pollutants (Kalıcı Organik Kirleticiler) UN : United Nations (Birleşmiş Milletler)
UNCED : United Nations Conference on Environment and Development (Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansı)
UNCTAD : United Nations Conference on Trade and Development (Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı) UNDP : United Nations Development Programme
(Birleşmiş Milletler Kalkınma Konferansı) UNEP : United Nations Environment Programme (Birleşmiş Milletler Çevre Programı)
UNESCO : United Nations Educational, Scientific and Cultural Organisation (Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür
UNIDO : United Nations Industrial Development Organisation (Birleşmiş Milletler Sınai Kalkınma Örgütü)
VOL : Volume (Cilt)
WB : World Bank (Dünya Bankası)
WHO : World Health Organisation (Dünya Sağlık Örgütü) WTO : World Trade Organisation ( Dünya Ticaret Örgütü)
GİRİŞ
I. ÇALIŞMANIN KONUSU VE AMACI
İnsanlar yüz binlerce yıldır dünya üzerinde yaşamaktadır. Günümüze gelene kadar insanlar, çeşitli şekillerde yaşadığı çevreyi şekillendirmeye çalışmıştır. İnsanların gerçekleştirdiği çeşitli faaliyetler çevre üzerinde olumsuz etkiler doğurmuştur. Ancak çevresel değerlerin ciddi anlamda zarar görmesi 20. yüzyılın ikinci yarısından sonra ortaya çıkmıştır. Sanayi faaliyetlerindeki ve tarımsal faaliyetlerdeki gelişme ve artış, çevresel değerlerinde tahrip olmasını beraberinde getirmiştir. Bu durum ciddi çevre sorunlarını ortaya çıkarmıştır. Günümüzde görülen başlıca çevre sorunları ormansızlaşma, çölleşme, iklim değişikliği, asit yağmurları, erozyon, ozon tabakasındaki incelme, biyolojik çeşitliliğin yok olması, karada, havada, denizlerde ve tatlı su kaynaklarında görülen kirlenmelerdir.
Çevre sorunlarının birçoğu küresel olan sorunlardır ve bu sorunlarla savaşım da küresel bir çaba gerektirmektedir. Çevresel değerlerdeki tahribat uluslararası kamuoyunun da dikkati çekmiş ve bu konuda bir duyarlılık oluşmaya başlamıştır. Böylece 1972 yılında, İsveç’in Stockholm kentinde Birleşmiş Milletler İnsan Çevresi Konferansı (Stockholm Konferansı) gerçekleştirilmiştir. Stockholm konferansı çevre konusunda gerçekleştirilen kapsamlı ilk konferanstır. Bu konferansı, Birleşmiş Milletlerin (BM) gerçekleştirmesi bir rastlantı değildir. BM dünyadaki hemen hemen bütün ülkelerin üyesi olduğu bir uluslararası örgüttür. Belirli konularda hiçbir uluslararası örgütün sahip olmadığı yaptırım gücüne sahip olan evrensel bir uluslararası örgüttür. Örneğin uluslararası barışın korunması konusunda
hiçbir uluslararası örgüt BM’nin sahip olduğu yaptırım gücüne sahip değildir. Dünya ülkelerini birçok konuda eyleme geçirme etkisine de sahiptir. Dolayısıyla Birleşmiş Milletler uluslararası çevre politikalarının oluşmasında ve yönlendirilmesinde öncü bir rol oynamaktadır.
Birleşmiş Milletlerin çevre politikalarındaki rolünün hem politik hem de teknik boyutu vardır. Birleşmiş Milletlerin çevre ile ilgili faaliyetleri oldukça karmaşık bir yapıdadır.
II. KAPSAM VE TEMEL VARSAYIMLAR 1. Kapsam
Çalışmamız Giriş ile Sonuç dışında iki ana bölümden oluşmaktadır.
İlk bölümün konusu, küresel çevre politikaları ve aktörlerdir. Bu bölümde küresel çevre politikalarının ortaya çıkışı ve çevresel arenadaki aktörlerden ulus-devlet, uluslararası örgüt, hükümet-dışı aktörler incelenecektir. Daha sonra çevre politikalarının oluşmasında önemli katkıları olan bölgesel işbirliği örgütleri incelenecektir.
Çalışmanın ikinci bölümünün konusu uluslararası çevre politikalarının şekillenmesinde Birleşmiş Milletlerin rolüdür. Bu bölümde BM’nin çevre konularıyla ilgili olan temel kuruluşu, Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) ve faaliyetleri ayrıntılı olarak incelenecektir. Daha sonra BM’nin gerçekleştirdiği ve konumuz açısından dönüm noktası olan konferanslar, zirveler ve sonuç belgeleri ele alınacaktır.
Ayrıca ikinci bölümde, BM uzmanlık kurumlarının ve BM Kalkınma Programının, BM Ticaret ve Kalkınma Konferansı’nın, BM İnsan Yerleşimleri Merkezi’nin çevre, kalkınma ve insan yerleşmeleri ile ilgili faaliyetleri ve gelişmekte olan ülkelerdeki küresel çevre yararına olan projelere yardım sağlayan en önemli örgütlerden Küresel Çevre Fonu (GEF) ayrıntılı incelenecektir.
2. Temel Varsayımlar
Çalışmamıza temel oluşturacak varsayımlar şöyledir:
1. Birleşmiş Milletlerin uluslararası çevre politikalarındaki rolü diğer uluslararası ve ulus-üstü örgütlerden çok daha fazladır ve etkindir.
2. BM günümüzün en önemli uluslararası örgütü olarak küresel çevre sorunları ile ilgili gerekli duyarlılığı göstermektedir.
III. ÇALIŞMANIN YÖNTEMİ
Birleşmiş Milletlerin çevre ile ilgili faaliyetlerini anlaşılır ve tutarlı bir şekilde açıklamak oldukça zordur. BM sistemi içinde bu konuda faaliyet gösteren birçok yardımcı organ ve uzmanlık kurumu vardır. BM’nin çevre konularıyla genel bir şekilde ilgilenmesi 1972 Stockholm Konferansıyla başlamıştır. Bu Konferans sonucu Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) kurulmuştur. UNEP, BM sistemi içinde çevresel konularla ilgili temel bir kuruluştur. UNEP, çalışmamızda ayrıntılı olarak inceleyeceğimiz, Earthwatch ve denizlerin korunmasına yönelik bölgesel denizler programı gibi çevresel açıdan önemli programları başlatmış ve birçok küresel çevre sorununa yönelik uluslararası sözleşmenin hazırlanmasında öncü rol
oynamıştır. Ancak, çalışmamızda ayrıntılı olarak inceleyeceğimiz birçok BM uzmanlık kurumu ve yardımcı organları da faaliyet alanları içine giren ve çevre ile doğrudan ilgili programlar yürütmekte ve çalışmalar gerçekleştirmektedirler. Bu durum çalışmayı çok daha karmaşık bir şekle sokmaktadır. Ayrıca Stockholm Konferansından sonra çevre konusunda Rio Konferansı ve Dünya Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesi gibi önemli konferanslar yine BM tarafından düzenlenmiş konferanslardır. Bu konferanslarda çeşitli sonuç belgeleri kabul edilmiştir. Bu belgelerin ayrıntılı bir şekilde incelenmesi çalışmamız açısından oldukça önemlidir.
BİRİNCİ BÖLÜM
ULUSLARARASI ÇEVRE POLİTİKALARI VE BU POLİTİKALARDA ROL OYNAYAN AKTÖRLER
1. ÇEVRE SORUNLARI VE ULUSLARARASI ÇEVRE POLİTİKALARININ ORTAYA ÇIKIŞI
I. Çevre Sorunlarının Ortaya Çıkışı ve Günümüzdeki Durum
İlk insanlar çevreyi koruma konusunda bilince sahip değildi. Sayıları çok azdı ve üretim faaliyetleri de çevreye önemli bir zarar veremeyecek kadar kısıtlıydı. Çok sayıda insanı bir araya toplayan kentlerin gelişmesiyle çevre kirlenmesi sorunu da ortaya çıkmaya başlamıştır. Ortaçağda kentlerin daha da gelişip karmaşıklaşmasıyla çevre kirlenmesi önemli boyutlara ulaşmaya başlamış, caddelere ve suyollarına çöp dökülmesini önlemek için çeşitli yasal önlemler alınmış ve hava kirliliğine karşı ilk yasa 1273’te İngiltere’de çıkarılmıştır.1 Sanayi Devrimi’yle birlikte, çevre kirlenmesinin etkileri de ilk kez kendini göstermeye başlamıştır. O dönemin teknolojisi, dar alanlarda yoğunlaşmış sanayi tesislerinin yol açtığı kirlenme ve gürültü durumunu önlemek için yeterli olmamıştır. Klorür, amonyak, karbon monoksit ve metan gibi hava kirleticilerinin etkisiyle bronşit ve zatürre olayları artmaya başlamış, sanayi atıkları su kaynaklarında da kirlenmeye yol açmıştır. Sanayileşmenin ilk geliştiği ülkelerden İngiltere’de, 19. yüzyıl ortalarında, yoğun nüfuslu bölgelerdeki su kirlenmesi ciddi bir sorun durumunu almıştır. 19. yüzyılda Avrupa’da, havayı kirleten, insan sağlığı için tehlike yaratan, gürültü yapan işletmelere karşı çeşitli cezalar da içeren
1 Ana Britannica, Hürriyet Ofset Mat. ve Gz. AŞ,C. 9, İstanbul, 1994, s. 80.
önlemler uygulamaya konulmuştur. 1857’de İngiltere’de, 1881’de ABD’de hava kirliliğini önlemek amacıyla yasalar çıkarılmış, Batı Avrupa’da, çevrecilerin ve başka baskı gruplarının verdiği savaşımlar sonucu birçok siyasal parti çevre sorunlarını programlarına almış, bu konuda yasalar çıkarılarak kamuoyunda çevre kirlenmesine karşı duyarlılık oluşmaya başlamıştır.2
İkinci dünya savaşından sonra, nüfusun artması, sanayileşmenin gelişmesi ve yayılması, kentlerin büyümesi, artan kara, deniz ve hava trafiği, yeni kimyasal maddelerin üretilmesi çok ciddi boyutlarda kara, tatlı su kaynakları, deniz ve hava kirliliğini ortaya çıkarmıştır. Bu gelişmeler, ülkelerin tek yanlı eylemlerinin çevre kirliliğini kontrol altına almada yeterli olmadığını göstermiştir. Böylece uluslararası işbirliğinin ve düzenlemenin çevreyi korumak için bir gereklilik olduğu ortaya çıkmıştır.31970’lerin başından itibaren bu durumun artan bir şekilde kabulü göze çarpmaktadır.4
Günümüz dünyasında görülen önemli çevre sorunları, yoğun şekilde gelişmekte olan ülkelerde görülen ve ağırlıklı olarak tarımsal üretim amacıyla ormanların yok edilmesi anlamına gelen ormansızlaşma,5 çöl alanlarının kurak ya da yarı kurak bölgelere yayılması ve yerleşmesi
2 Ibid., s. 80.
3Thomas R. Van Dervort, International Law and Organisation, London, Sage Publications, 1998, s. 231; Mary Theodore, Louis Theodore, Major Environmental Issues Facing the 21st Century, New Jersey, Prentice Hall, 1996, s. 7-8.
4James Connely, Graham Smith, Politics and the Environment, New York, Routledge, 1999, s. 183.
5 David D. Kemp, The Environment Dictionary, New York, Routledge, 1998, s. 86.
anlamına gelen çölleşme6, havaya yayılan kükürtdioksit ve nitrojenin su ile reaksiyona geçmesinden oluşan asit yağmurları, dünyanın ikliminde, belirli sebeplerle, daha önceki dönemlere göre daha yüksek olan ısınma anlamına gelen iklim değişikliği7, bizi güneşin ultraviole ışınlarına karşı koruyan atmosferin stratosfer katmanındaki ozon tabakasının incelmesi8, dünyadaki canlı türlerinin yok olması anlamına gelen biyolojik çeşitliliğin yok olması9 ve okyanuslardaki kirlenmedir.10
Sayıları giderek artan göstergeler, insan faaliyetlerinin çevre üzerinde kötü, bazen de geriye dönülmez etkileri olduğunu, dünyanın faaliyetlerini dikkatli şekilde yönetme yoluyla çağımızdaki dengesizlikleri giderme zorunda olduğunu göstermektedir. Yoksulluk, nüfus, tüketim ve çevre arasındaki ilişkilerle bunların karşılıklı etkileşiminin sistematik yapısının daha açık bir şekilde ortaya konulması gereksinimi artmıştır.
Sürdürülebilir kalkınmayı gerçekleştirmek için daha entegre ve küresel yaklaşımlara gereksinim açıktır. Bütün ülkelerdeki geleneksel kalkınma parametrelerinde köklü ve temel değişiklikler zorunludur.11
6 Ibid., s. 96
7 Zachary A.Smith, The Environmental Policy Paradox, New Jersey, Prentice Hall, 1992, s. 221-222.
8 Kemp, op. cit., s. 293.
9 Ibid., s. 44.
10 Smith, op. cit., s. 223.
11 Küresel Komşuluk Komisyonunun Raporu, Küresel Komşuluk, Ankara,Türkiye Çevre Vakfı Yayını,1996, s. 30.
II. Uluslararası Çevre Politikalarının Ortaya Çıkışı ve Özellikleri Çevre sorunları büyük bir bölümü ile küresel olan sorunlardır. Ozon tabakasındaki incelme, biyolojik çeşitliliğin yok olması, deniz ve okyanuslardaki kirlenme, asit yağmurları, tropik ormanların yok olması gibi çevre sorunları bütün dünyayı ilgilendiren önemli küresel çevre sorunlarıdır.
Hiçbir ülkenin bu sorunların etkilerinin dışında kalma şansı yoktur.
Belirttiğimiz bu sorunlarda, özellikle 20. yüzyılda kaygı verici bir artış görülmeye başlanmıştır. 12
Ülkeler ilk olarak ulusal çevre politikalarını oluşturmaya başladılar.
İlk ulusal çevre kuruluşlarından biri ABD’de 1970 yılında kurulan Çevre Koruma Ajansıdır. (Environmental Protection Agency) Stockholm Konferansından sonra diğer sanayileşmiş ülkelerde çevre bakanlıkları veya çevre korumadan sorumlu kuruluşlar kurmaya başladılar. Bilindiği gibi çevre, ulusal niteliğinin yanında uluslararası bir nitelik de taşımaktadır.
Ülkelerin başarılı bir şekilde ulusal çevre politikalarını ve kurumlarını oluşturması, çevre kirliliğine ve kaynakların azalmasına yönelik uluslararası düzeyde girişimleri gündeme getirmiştir.. 13
Aşağıda çevrenin, uluslararası politikanın gündemine girmesiyle ortaya çıkan küresel çevre politikaları kavramı ve özellikleri incelenecektir.
12 Jessica Tuchman Mathews (ed), Preserving The global Environment, New York, Norton Company, 1991, s. 236-237.
13 Tanja Brühl, Udo Simonis, World Ecology and Global Environmental Governance, Science Center Berlin, Berlin, 2002, s. 8-9.
Uluslararası çevre politikaları belirli bir bölgeyi aşan, çevre ve doğal kaynakları etkileyen uluslararası kararlarla ilgili olan devlet ve devlet-dışı aktörler arasındaki etkileşmeyle ilgilidir. Daha önce belirttimiz gibi çevre kirliliği ve kaynakların azalması sorunları ulusal özelliğinin yanında uluslararası bir nitelik de taşımaktadır. Birçok çevre sorunu sınır tanımayan etkiye sahiptir ve yayılmaları coğrafi ve iklimsel faktörlere bağlı olarak sınır tanımamaktadır. 14
Uluslararası çevre politikalarının uğraşı alanı herhangi uluslararası çevre sorununda iki boyut ile tanımlanmaktadır: Bunlardan birincisi gerçekleştirilen ekonomik faaliyetin çevresel sonuçları, ikincisi konuyla ilgili devlet ve devlet-dışı aktörlerdir. Eğer sonuçlar küresel veya konu içindeki aktörler tek bir bölgeyi aşıyorsa, bu durum küresel çevre sorunu olarak değerlendirilmektedir. İnsanlığa ait olan doğal kaynaklar gibi küresel ortak değerlere yönelik tehditler içeren konular küresel çevre politikalarının alanına girmektedir. Ancak bir ülkenin egemenliği altında olan doğal kaynaklarla ilgili olarak bir bölgeyi aşan bir grup devlet bu konulara yönelik uluslararası eylemi güçlendirmek istiyorsa, bu da küresel çevre politikalarının konusuna girmektedir. Bundan dolayı, tropik ormanların yok olması ve biyolojik çeşitliliğin yitirilmesi küresel çevre politikalarının uğraşı alanına girmektedir. 15
Uluslararası çevre politikalarının çeşitli özellikleri vardır. Bunlardan ilki veto gücüdür. Her küresel çevre sorununda öyle ülke veya ülkeler vardır
14 Connelly-Smith, op.cit., s. 184.
15 Gareth Porter, Janet Welsh Brown, Global Environmental Politics, Colorado, Westview Press , 1996, s. 13.
ki bu sorunla baş edebilmek için başarılı bir anlaşmanın gerçekleştirilmesini engelleyebilirler. Bu ülkeler konu hakkındaki uluslar arası eylemi engelleme gücüne sahiptirler. Bu gibi ülkeler böyle bir anlaşmaya karşı oldukları zaman veya onun etkisini zayıflatmaya çalıştıkları zaman veto ülkeleri adının alırlar ve veto koalisyonunu oluştururlar. Örneğin, balinaların korunması konusunda içinde Japonya’nın da bulunduğu ve dünyada balina avcılığının dörtte üçünü gerçekleştiren dört ülke veto gücünü kullanabilirdi.
Bunun sonucu olarak da balinaların korunması için küresel bir sistem oluşturulamazdı.16
Uluslararası çevre politikalarının ikinci özelliği, belirli bir ürünün uluslararası ticaretinde aktörlerden devletlerin rolleri genellikle konunun politik dinamiklerini yansıtmaktadır. Örneğin, uluslararası tehlikeli atıkların ticareti sorunu atıkları ihraç eden sanayileşmiş ülkelerle, atıkların ithal edildikleri gelişmekte olan ülkeler arasındaki ilişki ile tanımlanmaktadır.
Aynı şekilde, soyu tükenmekte olan türlerin uluslararası ticareti sorunu, yasal olmayan vahşi yaşam ürünlerini ihraç eden gelişmekte olan ülkelerin rolleri ve bunları ithal eden başlıca ekonomiler şeklinde tanımlanmaktadır.17
Uluslararası çevre politikalarının üçüncü özelliği, ekonomik gücün ülkelerin durumlarını etkileyebilmesidir. Bazı durumlarda uluslararası anlaşmaların müzakerelerinin sonuçları bile etkilenebilmektedir. Bir ülkenin ekonomik yararlar sağlama veya sağladığı yararları geri çekme gücü, bu yararlara bağımlı ülkeleri bu yararları sağlayıcı ülkelerin politikasını
16 Ibid., s. 14.
17 Ibid., s. 14.
izlemesi yönünde onları ikna edebilmektedir. Sağlanan yararlar ekonomik yardım veya pazarlara giriş şeklinde olabilmektedir.18
Uluslararası çevre politikalarının dördüncü özelliği, veto gücü ve ülkelerin egemenlik yetkilerine rağmen, çok yanlı müzakere süreçlerinin sonuçlarının genellikle çevresel tehditlere karşı işbirliğine yönelik olmasıdır.19
Uluslararası çevre politikalarının beşinci özelliği, kamuoyunun ve hükümet-dışı örgütlerin oynadığı rollerin önemidir. Kamuoyu küresel müzakerelerin sonuçlarına önemli etkiler gerçekleştirebilmektedirler.20 Hükümet-dışı örgütlerin oynadığı rol aşağıda ayrıntılı olarak incelenecektir.
2. ÇEVRE ALANINDAKİ AKTÖRLER
Çevre alanındaki başlıca aktörler ulus-devletler, uluslararası örgütler ve hükümet-dışı örgütlerdir. Bu aktörler, çeşitli şekillerde uluslararası çevre politikalarının şekillenmesinde rol oynamaktadır. Özellikle son yıllarda, bu politikaların oluşmasında uluslararası örgütlerin ve hükümet-dışı örgütlerin katkısı artmaktadır. Aşağıda bu aktörleri ve uluslararası çevre politikalarının oluşmasına olan etkilerini inceleyeceğiz.
18 Ibid., s. 15.
19 Ibid., s. 15.
20 Ibid., s. 16.
I. Ulus Devletler
Ulus-devlet aktörler küresel çevre sorunlarının sonuçlarını belirleyen temel aktördür. Devletler, çevreyi doğrudan veya dolaylı olarak etkileyen uluslararası ticari veya mali politikalar kabul eder ve uluslararası yasal belgeleri müzakere eder. Devletler ayrıca küresel toplum tarafından hangi konuların ele alınacağına doğrudan (bir konu üzerine uluslararası eylemi tartışarak)veya dolaylı (uluslararası örgütlerin yönetim konseylerindeki üyelikleri aracılığıyla) olarak karar verir.21
II. Uluslararası Örgütler
Uluslararası örgütlerin ilk çağdaş yapılanması, 19. yüzyılın ikinci yarısında görülmeye başlanmıştır. 19 yüzyılda ve 20.yüzyılın ilk yarısında bu gelişmelerini sürdürdüler ve ikinci dünya savaşından sonra uluslararası politikada günümüzde görüldüğü gibi etkin bir şekilde yer almaya başladılar. Uluslararası örgütlerin, uluslararası çevre politikaları üzerindeki etkisi 1972’den itibaren ciddi şekilde artmıştır. Genel bir ifade ile uluslar arası örgütler devletler tarafından oluşturulmuştur. Uluslararası örgütler, BM örgütünde olduğu gibi çok amaçlı olarak üye ülkelerden veya Amerikan Devletleri Örgütünde olduğu gibi bölgesel örgütlerden oluşabilir.
Gıda ve Tarım Örgütünde (FAO) veya Dünya Sağlık Örgütünde (WHO) olduğu gibi özel amaçlarla da kurulabilir. Uluslararası çevre hukukunun oluşum sürecinde bu örgütler kilit bir rol oynamaktadır. Bu örgütlerin çalışanları çeşitli ülke yurttaşlarından oluşmaktadır. Uluslararası hukuki
21Steven Yearley, Sociology, Environmentalism, Globalization, London, Sage Publications, 1996, s. 94-95.
kişiliğe sahip temel organlardan biri de bu çalışmanın konusu olan BM'dir.
22
Uluslararası örgütler küresel çevre sorunlarının sonuçlarını dört şekilde etkileyebilirler:23
1- ‘’Uluslararası toplumun hangi konularla ilgileneceğini belirleyerek küresel eylem için gündem belirleyebilir.’’
2- ‘’Küresel çevre sistemleri üzerine müzakereler gerçekleştirebilir ve müzakereleri etkileyebilir.’’
3- ‘’Çeşitli çevresel konular üzerine normatif kurallar geliştirebilir.’’
4- ‘’Uluslararası müzakere konusu yapılmayan hususlarda ülke politikalarını etkileyebilir.’’
Hiçbir uluslararası örgüt yukarıda belirtilen bütün görevleri yerine getirerek küresel çevre politikalarını etkileyemez. Bir görevin diğerlerini dolaylı olarak etkileyebilme durumu olmasına rağmen uluslararası örgütler bir veya daha fazla politik görevde uzmanlaşma eğilimindedirler.
a.Gündem Belirleme ve Sistem Şekillenmesini Etkileme
Küresel çevre politikalarında gündem belirleme görevinde UNEP çok etkindir. Bunun nedeni, UNEP’in, BM sistemi içindeki, çevresel faaliyetler konusunda eşgüdümü sağlayan ve yardımcı rolü ve bu faaliyetlerde odak
22 Porter-Brown., op.cit., s. 41; Harold K. Jacobson, International Organizations and the Global Political System, New York, Alfred A. Knopf Inc, 1995, s. 21.
23 N. D. White, The Law of International Organisations, Manchester, Manchester University Press, 1995, s. 254-255.
noktası olmasıdır. UNEP, Yönetim Konseyi kararları aracılığıyla, uluslararası işbirliği gerektiren önemli çevresel tehditleri tanımlamaktadır.
Örneğin, UNEP Yönetim Konseyi 1976 tarihinde ozon tabakasındaki incelmeyi beş öncelikli sorun arasına koymuş ve sonuç olarak konu üzerinde bir toplantı düzenlenmiş ve eylem planı kabul etmiştir. UNEP, aynı şekilde biyolojik çeşitlilik ve iklim değişikliği konularında da müzakereleri başlatırken aynı rolü üstlenmiştir. UNEP uluslararası çevre sözleşmelerinin gerçekleştirilmesinde ve bağlayıcılığı olmayan ilkelerin belirlenmesinde oldukça etkin bir rol oynamaktadır. 24
UNEP, ayrıca,çevrenin durumunu değerlendirerek ve gözlemleyerek küresel çevre gündeminin şekillenmesini sağlamaktadır ve bu bilgileri hükümet ve hükümet-dışı örgütlere vermektedir.25
Uluslararası örgütlerin küresel çevre politikalarını etkilemesinin diğer bir yolu da bağlayıcı hukuki etkileri olmayan ortak normların ve davranış kurallarının müzakerelerini gerçekleştirmeleridir. Bağlayıcı etkileri olmayan ve esnek hukuk kuralları (soft-law) olarak adlandırılan bu ortak normlar ve davranış kuralları, çevresel konulardaki ülke eylemlerini etkilemek için geliştirilmektedir. Esnek hukuk kurallarının içine, davranış kuralları, ilkelerin ilanı, küresel eylem planları ve bağlayıcı etkileri olmayan yeni normlar oluşturan anlaşmalar girer. Devletler genellikle hukuki haklarını ve yükümlülüklerini gerekçelendirmek için esnek-hukuk
24 Gerhard Loibl,’’The Role Of International Organisations In International Law-Making International Environmental Negotiations-An Empirical Study’’, Non State Actors and International Law, Vol 1, Issue 1(2001), s. 44-45.
25 Ibid., s. 49.
kurallarına ait belgelere dayanmaktadırlar. BM Genel Kurulu esnek hukuk kurallarının oluşturulmasında önemli bir yer tutmaktadır. BM'ye üye ülkeler,temsilcileri yoluyla, uluslararası çevre hukuku ile ilgili olan birçok kararı kabul ettiler. Uluslararası çevre hukukunda en önemli esnek hukuk kuralları Stockholm ve Rio deklerasyonlarıdır. 26
Esnek hukuk kuralları, bağlayıcı anlaşmaların uzun müzakere sürecinin zorluklarından kaçınmak için iyi bir yoldur. Bunlar uygulama mekanizması gerektirmemektedir.
b- Ulusal Kalkınma Politikalarını Etkileme
Uluslararası örgütler, ülkelerin kalkınma politikalarını ve böylece toplumların sürdürülebilirliğini çeşitli yollarla etkileyebilir:27
a- ‘’Ülkelerin kalkınma stratejilerinin şekillenmesine yardımcı olmak için danışmanlık ve teknik yardım temin eder ve kalkınma projelerinin finansmanını sağlarlar.’’
b- ‘’Devlet görevlilerini, belirli politikaların kabulü konusunda ikna etme amacı olan araştırmaları üzerlerine alırlar.’’
26 Ibid., s. 50.
27 Porter-Brown, op. cit., s. 45.
III. Hükümet -Dışı Örgütler
Küresel çevrenin, dünya politika sahnesinde temel bir konu olarak ortaya çıkışı, hükümet-dışı örgütlerin çevre politikalarında yeni önemli bir güç olarak yükselişte oldukları döneme rastlar. Hükümet-dışı örgütler, özel, hiçbir hükümete bağlı olmayan gönüllü örgütlerdir. Ortak bir amacı paylaşan bireyler veya özel gruplar tarafından oluşturulur. Dünya üzerinde küresel çevre konularını etkileme amacıyla faaliyet gösteren kaç tane hükümet-dışı örgüt olduğu tam olarak bilinmemektedir. Ancak en az 4000 civarında olduğu tahmin edilmektedir. 28Hükümet-dışı örgütler, ulusal veya uluslararası düzeyde faaliyet gösterebilirler.29
Hükümet-dışı örgütler bilgi birikimine ve yenilikçi düşünceye sahiptirler. Ulusal ve sektörel çıkarların üzerinde hedefleri vardır. Küresel çevre politikalarını çeşitli şekillerde etkileyebilirler. Bunlar şöyle sıralanabilir:30
- ‘’Yeni bir konuyu tanımlayarak veya eski konuyu yeniden tanımlayarak küresel çevre gündemini etkileyebilirler.’’
- ‘’Çevresel konularda kamuoyu bilincini arttırmaya çalışırlar.’’
- ‘’Bir konu hakkında, kendi hükümetlerine veya diğer hükümetlere daha ileri bir durumun kabulü için lobi veya baskı faaliyetlerinde bulunabilirler.
28Jacob Werksman (ed), Greening International Institutions, London, Earthscan Publications Ltd, 1996, s. 252-253.
29 Ayşegül Mengi, Küresel Çevre Sorunları ve Politikaları, Ankara, Mülkiyeliler Birliği Vakfı:19, 1999,s.144.
30 Farhana Yamin,’’NGOs and International Environmental Law: A Critical Evaluation of their Roles and Responsibilities’’, Review of European Community and International Environmental Law, Vol 10, Issue 2 (2001), s. 149; Elizabeth Corell,’’NGO Influence in International Environmental Negotiations: A Framework for Analysis ‘’, Global Environmental Politics, Vol 1 , Issue 4 (2001), s. 69.
Aynı şekilde ülkelerdeki karar verici mekanizmaların çevre ile ilgili iç ve dış politikalarını etkilemek amacıyla lobi faaliyetlerinde bulunurlar.’’
- ‘’Doğaya zararlı faaliyetleri durdurmak amacıyla boykot etkinliklerini koordine ederler.’’
- ‘’Konferanslardan önce sözleşmelerin taslak metinlerini sunabilirler”.
- ‘’Uluslararası müzakerelerde lobi faaliyetinde bulunabilir, uluslararası çevresel müzakere süreçlerine katılabilirler.’’
- ‘’Sözleşmelerin uygulanmasını gözlemleyebilir ve taraflara ve/veya sekreteryaya rapor verebilirler.’’
3. BÖLGESEL İŞBİRLİĞİ ÖRGÜTLERİ
Uluslararası çevre politikalarının oluşturulması ve uygulanmasında bazı bölgesel işbirliği örgütleri de önemli katkılar sağlamaktadırlar. Aslında hemen hemen bütün bölgesel örgütler çevre alanında faaliyette bulunmaktadırlar. Biz bu örgütlerden, Avrupa Konseyi, Ekonomik Gelişme ve İşbirliği Örgütü (OECD) ve Avrupa Birliği’nin çevre korumaya olan katkılarını inceleyeceğiz.31
I. Ekonomik Gelişme ve İşbirliği Örgütü (OECD)
Ekonomik Gelişme ve İşbirliği Örgütü, 1947-1960 yılları arasında faaliyette bulunan Avrupa İktisadi İşbirliği Örgütü’nün yerine kurulmuş uluslararası bir kuruluştur. OECD, ekonomik ve sosyal politikaları geliştirmek, önermek ve tartışmak amacıyla bir araya gelen ülkelerden oluşmaktadır. Bu ülkeler hızla globalleşen dünyada bu örgüte üye olan ve
31 Mengi, op. cit., s. 142-143.
olmayan ülkelere destek olmak amacıyla deneyimlerini paylaşır, ortak sorunlara çözümler arar, ulusal ve uluslararası politikaların eşgüdümünü sağlamaya çalışırlar.32
OECD’nin en yüksek karar organı Konsey’dir. Başkanlığı örgütün Genel Sekreterince yürütülmektedir. Yılda bir kez, bakanlar düzeyinde toplanan Konsey, üye ülkelerin dışişleri, ekonomi, maliye ve ticaret bakanlarını ve diğer ilgili bakan ve üst düzey bürokratları bir araya getirmektedir. Bu toplantılar, üye ülkeleri ilgilendiren güncel konularda görüş alış-verişinde bulunulmasına ve kararların alınmasını sağlamaktadır.
Konsey, hem örgütün genel yıllık çalışma raporlarını, hem de OECD içinde faaliyet gösteren komitelerin yıllık çalışma raporlarını onaylamaktadır. Bazı zamanlar çeşitli komitelerin ilgili bakanları düzeyinde de toplantılar düzenlenmektedir. Örgütün içinde 200’ü aşkın komite ve çalışma grubu vardır. Yılda yaklaşık 40 bin civarında hükümet temsilcisinin katıldığı toplantılar, politikaların araştırılmasına ek olarak bunların uygulanması için gerekli ortamın yaratılmasına yöneliktir.33
OECD içinde sürdürülmekte olan çevre politikaları çalışmaları, ekonomik bir örgüt olan OECD’nin çalışma gündeminde ön sıraya oturmuştur. 2-3 Nisan 1998 tarihleri arasındaki OECD Çevre Bakanları Toplantısında ‘’2000 ve İlerisi İçin Yeni Bir Çevre Stratejisi’’ oluşturulması kararı alınmış, Mayıs 2001 tarihinde gerçekleştirilen Çevre Bakanları Toplantısında OECD Çevresel Görünüm ve OECD 21. Yüzyıl Çevre
32 Türkiye’de Kalkınma Kuruluşları, II.Cilt, Ankara, Kalkınma Atölyesi, 2005, s. 297.
33 << http://www.oecd.org/ >> (25.06.2006)
Stratejisi kabul edilmiştir. OECD Konsey Toplantısında da hazırlanan
‘’Sürdürülebilir Kalkınma Raporu’’ kabul edilmiştir.34
Bakanlar toplantısında, sürdürülebilir kalkınma hedefinin OECD’nin bütün politikalarına entegre edilmesi ve bu hedefe ulaşmada küresel insiyatiflerin sahiplerinden biri olunması kararı alınmıştır. Bu çerçevede alınan kararlar arasındaki öncelikli konular, sürdürülebilir kalkınma için öngörülen araçlardan eko-verimliliğin geliştirilmesi, genişletilmiş üretici sorumluluğu, sanayi ve iş dünyası ile ilişkilerin geliştirilmesi, ekonomik desteklerin çevre üzerindeki olumlu ve olumsuz yönleridir.35
OECD içinde oluşturulmuş olan ‘’Çevre Politikası Komitesi’’
çerçevesinde çevreye ilişkin birçok başlıklı çalışma grupları oluşturulmuştur. OECD Çevre Politikası Komitesi’nin görevi, sürdürülebilir ekonomik kalkınmanın sağlanabilmesi amacıyla çevre ve ekonomi politikalarının bağdaştırılmasının sağlanması ve bütüncül yaklaşımlarla ele alınması için üye ülkeler arasında görüş alışverişinin ve işbirliğinin gerçekleştirilmesidir. OECD Çevresel Başarı Üst Çalışma Grubu tarafından yürütülmekte olan ülke incelemesi çalışmaları, hem incelenen ülke hem de diğer OECD ülkeleri açısından çevre konusunda karşılaşılan engellerin, yasal boşlukların, uygulamadaki eksikliklerin, küresel düzeyde çevre politikalarına ne düzeyde entegre olunduğunun ortaya konması, başarı sağlanan sektörlerin belirlenmesi açısından önemli bir çalışmadır.36
34 Markku Lehtonen, OECD Environmental Performance Review Programe, Sage Publications, London, 2005, s.169.
35 << http://www.oecd.org/document 12510.2340.en-2649 html.>> (25.06.2006)
36 Ibid
II. Avrupa Birliği
Avrupa Birliği, ulus üstü bir örgüt olarak kabul edilmektedir.37AB tamamıyla yeni bir oluşumdur ve tarihsel olarak da benzersizdir. Siyasi sistemi son 50 yılda gelişmeye devam etmiştir. 1950’lerde imzalanan Paris ve Roma ve daha sonra imzalanan Maastricht, Amsterdam ve Nice antlaşmalarına uzanan bir dizi antlaşma üzerine kurulmuştur. Bu antlaşmalara göre, birliğin üye ülkeleri ulusal egemenliklerinin bir kısmını AB kurumlarına aktarmaktadırlar. Bu kurumlar, üye ülkeleri temsil eden AB Konseyi, yurttaşları temsil eden AB Parlamentosu, ortak Avrupa çıkarlarını gözeten siyasi olarak bağımsız bir organ olan AB Komisyonudur.
Komisyon, AB’nin birçok günlük işini yerine getirir. Komisyon, AB kararlarının uygulanmasını ve ortak ilkelere uyulmasını da takip eder.
Komisyon üye ülke hükümetlerinden bağımsız hareket eder. 38
Topluluk kurumlarına, çevre sorunları ile ilgili girişimde bulunmak konusunda açık biçimde yetki tanınması ile ilgili maddelerin Kurucu Antlaşmalara dahil edilmesi 1987 yılında yürürlüğe giren Avrupa Tek Senedi ile gerçekleşmiştir. 1993 yılında yürürlüğe giren ve Avrupa’nın bütünleşmesi açısından önemli bir dönüm noktası olan Maastricht Antlaşması ile mevcut bazı politika alanları güçlendirilmiştir. Çevre politikası da bu antlaşma ile güçlendirilmiştir. Maastricht Antlaşması ile çevrenin korunması ilkesi ilk kez açık olarak birlik hedefleri içine alınmıştır. Ekonomik büyümenin çevre ile uyum içinde gerçekleşmesi
37 Mengi, op. cit., s. 150.
38 Pascal Fontaine, 12 Derste Avrupa, Brüksel, Müka Matbaa, 2005, s. 15.
olgusu vurgulanmış, bu amaç için Birliğe bir çevre politikası geliştirme görevi verilmiştir. 39
AB çevre politikasının temel uygulama alanları havanın korunması, yaşamın korunması, suyun korunması, atık yönetimi, endüstriyel kirlilik kontrolü ve risk yönetimi, kimyasallar, radyasyondan korunma, iklim değişikliği ve gürültüdür. Bütün dünyayı ilgilendiren çevre sorunlarında da birlik diğer ülkelerle işbirliği içerisindedir. AB, Rio Konferansı’nda kabul edilen Gündem 21’i kabul etmiştir. BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesine taraf olan AB, 1998 yılında Kyoto protokolünü de imzalamıştır.40
AB’nin çevreye yönelik finansal destek mekanizmalarının en önemlisi, yalnızca çevre politikalarının geliştirilmesi ve uygulanması amacıyla oluşturulmuş bir araç olan LIFE programıdır. LIFE programı, sadece çevreye yönelik olan projelerin finansmanı amacıyla oluşturulan tek topluluk mali aracıdır. LIFE programı, 1992 yılında, topluluğun çevre mevzuatı ve çevre politikalarının uygulanmasını desteklemek amacıyla oluşturulmuştur. LIFE, AB aday ülkeleri ve Akdeniz ve Baltık Denizine kıyısı olan, yeni üye olan Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri dışında, bazı ülkelerdeki çevreyle ilgili faaliyetlerin finansmanını sağlamaktadır.41
39 Avrupa Birliği’nin Çevre Politikası, İstanbul, Müka Matbaa, 2005, s. 6-7.
40 Ibid., s. 17.
41 Ibid., s. 24.
Konsey’in çağrısı üzerine Komisyon’un hazırladığı Çevre Eylem Programı 1973 tarihinde Konsey ve üye ülke temsilcileri tarafından kabul edilerek, Topluluk bildirisi durumuna getirilmiştir. Daha sonra 1977, 1983, 1987, 1993, 2001 yıllarında beş ayrı eylem programı daha yürürlüğe girmiştir. Bu çevre eylem programları, topluluk çevre politikası bakımından yönlendirici çerçeve olarak hizmet görmüştür. Programlar, genel beklentileri göstermekte, yeni düşünceler vermekte ve daha sonraki çalışmalar için bir çerçeve ve hukuki temel kurmaktadır. Avrupa Birliğinin, Altıncı Çevre Eylem Programı, ‘Çevre 2010: Geleceğimiz, Tercihimiz’ başlığını taşımaktadır. Eylem Programı, 1 Ocak 2001-31 Aralık 2010 tarihlerini kapsamaktadır.42 Programın belirlediği beş öncelikli konu şöyledir:
- Mevzuatın iyileştirilmesi
- Çevre gereklerinin diğer politikalarla bütünleştirilmesi - Piyasa ile yakın çalışma
- Kişilerin alışkanlıklarının değiştirilmesine yardım edilmesi
- Arazi kullanımı planlaması ve yönetim kararlarında çevre konusunun dikkate alınması
Altıncı Çevre Eylem Programı bu önceliklere ek olarak dört alan belirlemiştir. Bunlar; iklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik, çevre ve sağlık, kaynak ve atıkların sürdürülebilir yönetimidir.
Avrupa Çevre Ajansı: Merkezi Danimarka’nın başkenti Kopenhag’da bulunan Avrupa Çevre Ajansı, 1990 yılında, üye ülke hükümetleri ve topluluk organları yanında kamuoyunun da çevre ile ilgili konularda doğru
42 Ibid., s. 11.
bilgiye düzenli olarak ulaşması amacıyla kurulmuştur. Ajans, gerçek anlamda çalışmalarına 1994 yılında başlandı. Avrupa Çevre Ajansı, çevre ile ilgili sağlıklı, bağımsız bilgiler vermekle görevli AB kurumudur. Çevre politikalarını geliştirme, benimseme, uygulama ve değerlendirme alanlarında çalışanlar kadar kamu için de önemli bir bilgi kaynağıdır. 43
Avrupa Çevre Ajansının, üye ülkelerden her birinden bir temsilci, Komisyon’dan iki temsilci ve Avrupa Parlamentosu tarafından atanan iki bilimsel kişiden oluşan bir yönetim kurulu vardır. 44
Ajans, çevrenin durumu hakkındaki bilgileri bir araya getirmekte, değerlendirmekte ve hazırladığı raporlarla aktarmakta, uygun ve etkili çevre politikaları oluşturmaları için üye ve aday ülkelere gerekli bilgiyi sağlamaktadır.45 Bu ajans geniş bir bilgi ve değerlendirme yelpazesi sunmaktadır. Bunun kapsamına çevrenin durumu ve trendleri ile çevre üzerindeki baskılar ve bunların ardındaki ekonomik ve sosyal itici güçler girmektedir. Bunlar ayrıca, politikaları ve etkililiklerini de kapsamaktadır.
Avrupa Çevre Ajansının sağladığı bilgiler geniş bir kaynak yelpazesinden gelir. Önemli kaynaklardan biri Avrupa çevre bilgi ve gözlem ağı Eionet’tir.
AÇA, ağı geliştirmek ve faaliyetlerinin koordinasyonundan sorumludur.
Avrupa Çevre Ajansına üye ülke sayısı şu anda 31’dir.46
43 İrfan Kaya Ülger, Avrupa Birliği El Kitabı, Seçkin Yayınları, Ankara, 2003, s. 55.
44 << http://org.eea. Europe.eu/document/brochure 2004/ >> (21.06.2006)
45 Ibid
46 Ibid
III. Avrupa Konseyi
Avrupa Konseyi, 5 Mayıs 1949 tarihinde kurulmuştur. Merkezi Fransa’nın Strazburg kentindedir. Amaçları; insan hakları, çoğulcu demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkelerini korumak ve güçlendirmek, ırkçılık ve yabancı düşmanlığı, uyuşturucu madde, çevre sorunlarına çözüm aramak, Avrupa kültürel benliğinin oluşmasına ve gelişmesine katkıda bulunmak, üye ülke yurttaşlarının daha iyi yaşam koşullarına kavuşmalarını sağlamak olarak özetlenebilir.47Avrupa Konseyi, çevre konularında çalışmaya 1961 yılında aldığı bir tavsiye kararıyla başlamıştır. Konsey, 1962 yılında Doğanın ve Doğal Kaynakların Korunması Avrupa komitesini kurmuştur. 1964 yılında su kirliliği komitesi faaliyete geçmiştir.481970 yılında, Avrupa Doğa Koruma Yılı nedeniyle, Avrupa’da doğal çevre düzenlenmesi üzerine yayımladığı bildiri de ilk kez çevre korumaya yönelik temel ilkeler belirlenmiştir. Aynı zamanda çevresel bilincin arttırılması da vurgulanmıştır.49Avrupa Konseyi’nin çevre politikaları alanındaki faaliyetleri şu konularda yoğunlaşmıştır:50
- Yaban yaşamı
- Özel koruma alanları - Flora-fauna
- Mimari konular ve arkeolojik mirasın korunması, - Kent planlaması ve kentsel yenileme
- Ekonomi-çevre ilişkisi
47 Ülger, op.. cit., s. 69-70.
48 Ruşen Keleş, Can Hamacı, Çevrebilim, 4.Baskı, İmge Kitabevi, Ankara, 2002, s. 202.
49 Ibid., s. 203.
50 Ibid., s. 203.
Avrupa Konseyi, kongrelerle, kampanyalarla bu konularda faaliyet göstermekte, kararlar ve tavsiyelerle üye ülkelerin politikalarını yönlendirmektedir.51
Avrupa Konseyinin çevreye ilişkin çalışmalarında, Bölge Planlamasından Sorumlu Bakanlar Avrupa Konferansının etkinlikleri önemli bir yer tutmaktadır. Bu konferans, 1983 yılında, Avrupa Bölgesel ve Mekansal Planlama Şartı’nı kabul etmiştir. Doğal kaynakların sorumlu bir biçimde yönetilmesi, çevrenin ve ulusal toprakların korunması şartın önemli amaçlarındandır. Ayrıca, Konsey, Avrupa çapında, bir Biyolojik ve Peyzaj Çeşitliliği Stratejisi de belirleyerek üye ülkelere sunmuştur. Amacı, BM Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’nin uygulanmasını gerçekleştirmek için ulusal ve bölgesel düzeyde tutarlı bir yaklaşım ve ortak hedefler geliştirmek üzere bir çerçeve oluşturmaktır.52 Avrupa Kıtasının Sürdürülebilir Mekansal Kalkınması için Rehber İlkeler, CEMAT’ın 2000 yılında Hanover’de yapılan toplantısında kabul edilmiştir. Bu rehber ilkeler, sürdürülebilir mekansal kalkınma kavramına geniş bir vizyon sağlamıştır. Daha sonra 2002 yılında bu ilkeler, üye ülkelere bir tavsiye olarak Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesince kabul edilmiştir. Ayrıca, bu ilkeler Johannesburg zirvesinde de sunulmuştur. Bu ilkelerin amacı, Avrupa Konseyi’nin bütün üye ülkelerinin toplumlarının uygun yaşam standartlarına ulaşmasını olanaklı kılacak mekansal planlama ölçütlerini tanımlamaktır.53
51 Mengi, op. cit., s. 143.
52 Keleş-Hamamcı, op. cit., s. 203.
53 << http://www.coe.İnt/tle/madates/mandat.asp >> (19.06.2006)
İKİNCİ BÖLÜM
ULUSLARARASI ÇEVRE POLİTİKALARINDA BİRLEŞMİŞ MİLLETLERİN ROLÜ
1. BİRLEŞMİŞ MİLLETLERİN KURULUŞU VE ULUSLARARASI ÇEVRE POLİTİKALARINDA ETKİN ROL ALMASI VE BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ÇEVRE PROGRAMI (UNEP)
I. Birleşmiş Milletleri Kuruluşu ve Uluslararası Çevre Politikalarında Etkin Rol Alması
Birleşmiş Milletler, bugün hemen hemen dünyadaki bütün ülkelerin üyesi olduğu bir uluslararası örgüttür. BM Anlaşması, İkinci Dünya Savaşının son günlerinde, 50 ülkeden temsilcinin katıldığı ve 25 Nisan-26 Haziran 1945 tarihlerinde San Francisco kentinde gerçekleştirilen konferansta, 26 Haziran 1945 tarihinde kabul edilmiştir. Örgütün amaçları BM Anlaşmasının 1.maddesinde belirtilmiştir. Bunlar şöyle sıralanabilir:
uluslararası barışı ve güvenliği sağlamak, uluslar arasında dostça ilişkiler geliştirmek, uluslararası işbirliğini gerçekleştirmek ve uluslararası sorunların çözüm bulduğu bir merkez olmaktır.54
BM Anlaşmasında, çevreden ve çevrenin korunmasından söz edilmemektedir. Aslında, uluslararası düzeyde çevrenin korunması konusunda ilk örneklerden biri, 1902 tarihli Tarımda Gerekli Kuşların Korunması Uluslararası Sözleşmesidir. 1930’lu yıllarda da fauna ve floranın
54 Basic Facts About The United Nations, New York, United Nations Publication, 1992, s. 5.
ve vahşi yaşamın korunması ile ilgili sözleşmeler imzalanmıştır. BM’nin kurulmasından sonra da çevre korumaya yönelik uluslararası sözleşmeler kabul edilmiştir.55
Birleşmiş Milletler tarafından doğal kaynaklar, enerji, çevre ve kalkınma konularında aşağıda ayrıntılı olarak inceleyeceğimiz konferanslar düzenlenmiştir. Uluslararası konferanslar, uluslararası politikanın gelişmesinde temel araçlardır. Doğal kaynakların korunmasına yönelik olan ilk BM konferansı, 1949 yılında düzenlenen Birleşmiş Milletler Kaynakların Korunması ve Kullanımı Bilimsel Konferansıdır. Bu konferans düzenlendiğinde çevre, politik bir kavram olarak ortaya çıkmamıştı.
Konferansın hedefi, kaynakların korunması ve kullanımı konularındaki teknikler hususunda deneyim alış-verişi ile sınırlıydı. Konferansın gündemindeki kaynaklar mineraller, yakıt ve enerji, su, ormanlar, vahşi- yaşam ve balıklardı. Daha sonra, Az-Gelişmiş Alanların Yararlanması İçin Bilim ve Teknolojinin Uygulanması BM Konferansı 1963 yılında Cenevre’de düzenlenmiştir. 1961 yılında da Roma’da enerji kaynakları ile ilgili bilimsel bir konferans düzenlenmiştir. Ayrıca, 1955, 1958, 1964 ve 1971 yıllarında Cenevre’de, atom enerjisinin barışçıl amaçlarla kullanımına yönelik konferanslar düzenlenmiştir. Bu konferanslar, görüş alış-verişi ve dünyanın kaynaklarının insanlar tarafından kullanılması ile ilgili bilginin düzenlenmesi açısından önemliydi. 56
55Alexandre Kiss, Dinah Shelton, International Environmental Law, New York, Transnational Publisher Inc, 1991, s. 33-34.
56 Lynton Keith Caldwell, International Environmental Policy, Third Edition, Durham, Duke University Press, 1996, s. 51- 52.
Küresel çevre ile ilgili ilk uluslararası konferans, 1968 tarihinde düzenlenen biyosfer konferansıdır. Bu konferans, UNESCO’nun öncülüğünde Paris’te düzenlenmişti. Önceki konferanslar, belirli bilimler ve biyolojik konularla ilgilenmiş ancak ekolojiyi dikkate almamışlardı. Bu konferans, biyosfer kavramını uluslararası politikanın gündemine sokmuştur. Bu konferansta, bitki ve hayvan yaşamına destek sağlayanlar dışında inorganik kaynaklar ele alınmadı. Konferansta, özellikle insan yerleşimleri olmak üzere, yapay-çevre ele alındı. Daha önceki konferanslardan farklı olarak sadece bilgi ve deneyim alış-verişi ile yetinilmedi. İleriki eylemler için 20 tavsiye kararı kabul edildi. 57
BM’nin çevre konularıyla genel bir şekilde ilgilenmesi ise 1968 yılında başlamıştır. Bu yılda BM Genel Kurulu Stockholm Konferansının gerçekleştirilmesi yönünde karar almıştır. İnsan çevresinin sorunlarıyla ilgili bu konferans, 1972 yılında İsveç’in başkenti Stockholm’de gerçekleştirilmiştir. Stockholm konferansı uluslararası çevreciliğin yükselişinde bir dönüm noktasıdır. 58
Bu konferans, o zamana değin çevre konusunda gerçekleştirilen en başarılı konferanstı. Katılanlar, çevresel sorunlarla baş edebilmek için etkili bir uluslararası eyleme gereksinim olduğu konusunda anlaşmaya vardılar.
Çevre sorunlarının uluslararası boyutları bu konferansta kabul edildi.
Konferans, çevre politikalarını, ülkeler arasında evrensel bir ilgi alanı olarak ortaya koydu ve birçok ülkenin ulusal gündeminde yer almayan çevre
57 Ibid., s. 53-54.
58 I. Shearer, Starke’s International Law, Sydney, Mackays of Chatman plc.,1994, s. 364- 365.
sorunlarını, ülke gündemlerine alınan bir olgu durumuna getirdi. Stockholm Konferansı sonucu, çevre ve kalkınmayı içeren 26 ilkeden oluşan bir deklarasyon ve eylem planı kabul edildi. Bu konferans hazırlık aşamasından itibaren eyleme yönelikti. Sadece ilkelerin belirtilmesi ile yetinilmedi.59
Bu konferans sonucu, BM sistemi içindeki çevresel eylemleri başlatmak ve koordine etmek yetkisiyle, BM Genel Kurulu tarafından BM Çevre Programı (UNEP) kurulmuştur. UNEP Yönetim Konseyi, dünyanın en temel çevresel forumlarından biri olmuştur. UNEP, küresel çevreyi ilgilendiren her alanda izleme faaliyetini gerçekleştirmekte, çevresel eylem konularında bir odak noktası olarak hizmet vermekte, çevre alanında uluslararası işbirliğini güçlendirmekte ve bu amaca yönelik politikalar önermekte ve bu çerçevede uluslararası çevresel eylemleri başlatmakta ve uluslararası eylemlerin eşgüdümünü sağlamaktadır. Örneğin, denizlerin korunmasına yönelik olan Bölgesel Denizler Programı UNEP tarafından yürütülmekte ve çeşitli denizlere yönelik ayrı eylem planları hazırlanmaktadır. Küresel biyosfer, her ülkenin çevresel etkilerinin bütün olarak tesirlerinin olduğu tek bir sistem olduğuna göre, eşgüdümlü uluslararası eylem Dünya’nın iklimini ve biyo-çeşitliliğini korumak ve denizlerini ve diğer ortak kaynaklarını yönetmek için gereklidir.
Stockholm Konferansından 20 yıl sonra, BM tarafından, 1992 yılında Rio de Janerio kentinde, BM Çevre ve Kalkınma konferansı düzenlenmiştir. Bu alanda düzenlenen en geniş katılımlı konferans
59 Ibid., s. 366; Caldwell., op. cit., s. 49.
olmuştur. Hükümet- dışı örgütlerden 30.000 temsilci ve gelişmekte olan ülke toplumlarının temel grupları konferansa katılmıştır. Bu konferansta Çevre ve Kalkınma Üzerine Rio Deklerasyonu ve Gündem 21 adlı eylem planı kabul edilen belgeler arasındadır. Gündem 21, eğer küresel çevre konuları ve kalkınma uzlaştırılacaksa, hangi eylemlerin gerekli olduğunu ortaya koyan uluslararası düzeydeki en önemli ve etkili girişimdir.Bu eylem planı ile, bu planı kabul eden ülkeler için 21. yüzyılda sürdürülebilir kalkınmanın gerçekleştirilmesi konusunda rehber olunması amaçlanmıştır.
2002 yılında düzenlenen Johannesburg Zirvesinde de, Gündem 21’in etkili bir şekilde uygulanması yönünde esaslar belirlenmiştir.
Rio Konferansı sonucu, Sürdürülebilir Kalkınma Komisyonu kurulmuştur. Bu komisyon, çevre, kalkınma, sosyal ve ekonomik konular için yüksek düzeyde bir forum olma görevi görmektedir. Bu komisyon, Gündem 21’in uygulamalarını izlemekle görevlidir. Komisyonun, yeni sürdürülebilir kalkınma girişimlerinde öncü olma görevi de vardır.
1991 yılında kurulan Küresel Çevre Fonu (GEF), gelişmekte olan ülkelerde küresel çevre yararına olan projelere destek sağlayan bir örgüttür.
GEF projeleri, Biyolojik Çeşitlilik, İklim Değişikliği, Toprak Bozulması Uluslararası Sular gibi alanları kapsamaktadır. GEF 1991 yılından beri, 140 ülkede 1300’den fazla projeye katkı sağlamıştır. GEF projelerinin yönetimi BM Çevre Programı, BM Kalkınma Programı ve Dünya Bankası tarafından sağlanmaktadır. Hükümet- dışı örgütlerde GEF’in faaliyetlerine katılmakta,
projelerin oluşturulması ve uygulanmasına yardım etmektedirler. GEF 150 ülkede 700’den fazla projenin finansmanını sağlamıştır.
Bazı çevre sorunları belirli coğrafi alanla sınırlıdır. Bu sorunların üstesinden ulusal düzeydeki çabalarla gelinebilir. Ancak dünya üzerindeki birçok hükümet çevre sorunlarının üstesinden tek başına gelemediğini kabul etmektedir. Bundan dolayı bu konularda her düzeyde ciddi bir işbirliğine olan gereksinim açıktır. Ayrıca iklim değişikliği, ozon tabakasının incelmesi, biyolojik çeşitliliğin yok olması, küresel ısınma gibi sorunlar küresel çevre sorunlarıdır. Bu sorunlar belirli coğrafi alanla sınırlı değildir. Küresel çevre sorunlarıyla ilgili uluslararası alanda işbirliği sağlayabilecek, eylemleri başlatabilecek ve koordinasyonunu gerçekleştirebilecek ve sorunlara çözüm getirebilecek olan en etkili örgüt tartışmasız Birleşmiş Milletlerdir. BM, küresel çevre sorunlarının tespiti ve çözümüne yönelik konferanslar düzenlemiş, eylemleri başlatmış ve konu ile ilgili birçok sözleşmeyi hazırlamış ve ülkelerin imzasına açmıştır.
Birleşmiş Milletlerin çevre ile ilgili faaliyetleri parçalı bir yapıya sahiptir. BM içinde, uluslararası çevre konusundaki sorumluluklar birçok kuruluş arasında yayılmış durumdadır. 30’un üzerinde kuruluş ve programlar ile BM uluslararası çevre politikalarında etkin bir şekilde yer almaktadır. UNEP dışında, BM Kalkınma Programı (UNDP), Dünya Meteoroloji Örgütü, Gıda ve Tarım Örgütü, BM Eğitim, Bilim ve Kültür örgütü gibi çalışmamızda ayrıntılı olarak inceleyeceğimiz birçok BM uzmanlık kuruluşu ve komisyonlar çevre alanında faaliyet yürütmektedir.
Bu parçalı yapıya ek olarak, Montreal Protokolü, Basel Sözleşmesi, İklim Değişikliği Sözleşmesi gibi çeşitli sözleşmelerin de bağımsız sekretaryaları bulunmaktadır. Gerekli eşgüdümün tam olarak gerçekleştirilmesi için UNEP’in etkili bir uzmanlık kurumuna dönüştürülmesi ve bu örgütün çevre ile ilgili faaliyetler yürüten BM kuruluşları üzerinde doğrudan kontrolü olmasa da, konu ile ilgili sürekli danışma ağlarının oluşturulması önerilmektedir. Kurulması düşünülen bu uzmanlık örgütünün, uluslararası hukuki ve stratejik çerçeveler için siyasal bir platform sağlaması ve normların uyumlaştırılmasını ve uluslararası yükümlülüklerin ve finansmanın gerçekleştirilmesini de içerecek şekilde eşgüdümü ve uyumu temin etmesi önerilmektedir.
II. Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP)
a- UNEP’in kuruluş amacı ve statüsü: Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP), 1972 Stockholm Konferansının doğrudan sonucu olarak kurulmuştur. UNEP, BM Genel Kurulu kararıyla 1972 yılında kuruldu.
Bu kuruluş, çevre alanındaki çalışmalar ortak bir bakış açısına ve yönlendirmeye gereksinim duymaktadır ve BM içinde küresel çevre risklerini azaltan yöntemleri araştırmak, ortak normlar oluşturmak, çevresel konularda ülkeler arasındaki çatışmaları ortadan kaldırmak için siyasal bir öncü rolü sağlayıcı merkezi bir eşgüdüm mekanizması oluşturulması gerekliliği ortak anlayışına yanıt olarak kurulmuştur.60
60 Maria Ivanova, Can the Anchor Hold? Rethinking the United Nations Environment Programme for the 21 st Century, Yale Publishing Services Center, New Haven, 2005, s. 11; Kim Forss, Strengthening the Governance of UNEP: A Discussion of Reform İssues, Sweden Ministry for Foreign Affairs, 2004, s. 6.
UNEP, BM’ye bağlı bir organdır. Yasal temelleri bir uluslararası antlaşmaya değil, BM Genel Kurulunun 15 Aralık 1972 tarihli 2997 sayılı kararına dayanmaktadır. UNEP’in merkezi, Kenya’nın başkenti Nairobi’dedir. Bu örgüt, merkezi gelişmekte olan bir ülkede olan ilk BM kuruluşudur. Merkezinin gelişmekte olan bir ülkede olmasının temel nedeni bu konunun önemini gelişmekte olan ülkelere göstermektedir.61
UNEP, BM sisteminin çevresel bilinci olarak hizmet vermektedir. BM dışındaki bölgesel örgütler ve BM sistemi içindeki çevresel konuların eylem ve koordinasyonu için UNEP sekretaryası merkezi bir organdır. Bu kuruluş, çevresel eylem konularında bir odak noktası olarak hizmet veren, çevresel eylemleri başlatan bir kuruluştur.62 UNEP kurulurken, küresel çevre değerlendirme ve çevresel yönetim hedeflerinin koordinasyonu için bir araç olarak planlandı. Bu hedef çeşitli BM kuruluşlarının çevresel faaliyetlerinin koordinasyonu aracılığıyla gerçekleştirildi. 63Kuruluş, küresel çevreyi ilgilendiren her alanda izleme faaliyetini gerçekleştirmekte, uluslararası eylemlerin eşgüdümünü sağlamakta ve ‘başlatan’ olarak tanımlanan yaşamsal bir rol oynamaktadır.64
UNEP, küresel ve bölgesel ortak değerler, sınır aşan kirlilik ve ulusal çevre sorunları konularıyla ilgilenmektedir. Çevresel sürdürülebilir
61 Ivanova, op. cit., s. 11.
62 Peter M.Haas, ’’United Nations Environment Programme’’, Environment, Vol 36, Issue 7 (1995), s. 43.
63 Ved Nanda, International Environmental Law and Policy, New York, Transnational Publisher, Inc, 1995, s. 89.
64 JConnelly- Smith, op. cit., s. 198.
kalkınmanın güçlü bir savunucusudur. Bu örgüt, çevresel koruma ve ekonomik kalkınmayı birleştiren araştırmaları, eğitim çalışmalarını ve projeleri desteklemektedir. UNEP, çevresel eylemin ve bilincin bütün dünyada arttırılmasını amaçlamaktadır. UNEP, çevresel bilinci yükseltmek için sorunların tanımlanması amacıyla diğer örgütlerle işbirliği yapmakta, konferansları, araştırmaları ve müzakereleri desteklemektedir. Bu kuruluş, diğer BM kuruluşlarının çevresel faaliyetlerinin eşgüdümünü sağlamakta ve hükümetler, bilimsel topluluklar, iş çevreleri ve hükümet-dışı örgütlerle beraber çalışmaktadır. UNEP, çevresel sorunlarla ilgili bilimsel konsensüs oluşturulmasına da yardım etmektedir. Örneğin, Ozon tabakası üzerine koordinasyon komitesinin kurulması. Bu komite 1977 ve 1986 yılları arasında sekiz kere toplandı. Batı Almanya’nın Würzburg kentinde ozon tabakasının incelmesi üzerine bir toplantı düzenlendi. Bu toplantıda ozon tabakasının incelmesi üzerine olan senaryolarda konsensusa ulaşıldı.65
b- UNEP’in Yönetim Yapısı ve Bütçesi : UNEP çok geniş bir örgüt değildir.
Aşağı yukarı 456 çalışanı vardır. Ayrıca Cenevre, Bangkok, Bahreyn, Meksiko City, Washington D.C. ve Nairobi’de bölgesel ofisleri vardır.
Ayrıca UNEP çeşitli ülkelerde irtibat bürolarına sahiptir. New York’daki irtibat bürosu, BM Genel Kurulu ve Sekreterliği ile bağlantı sağlamaktadır.
Addis Ababa’daki irtibat bürosu Afrika Birliği örgütü, Brüksel’deki irtibat bürosu Avrupa Birliği örgütü ile, Kahire’deki irtibat bürosu Arap Ligi ile bağlantı oluşturmaktadır. Personelin yaklaşık yarısı UNEP’in bölgesel ofislerinde ve irtibat bürolarında çalışmaktadır. UNEP’in çeşitli sorunlar
65 Haas, op. cit., s. 44.