• Sonuç bulunamadı

ANKARA ÜNĠVERSĠTESĠ

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "ANKARA ÜNĠVERSĠTESĠ"

Copied!
71
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

ANKARA ÜNĠVERSĠTESĠ FEN BĠLĠMLERĠ ENSTĠTÜSÜ

DÖNEM PROJESĠ

TÜRKĠYE’DE TARIMSAL NĠTELĠĞĠ KORUNMASI GEREKLĠ ARAZĠLERĠN KORUNAMAMASININ NEDENLERĠ:

ANTALYA ĠLĠ MANAVGAT ĠLÇESĠ ÖRNEĞĠ

Mustafa YAĞCI

TAġINMAZ GELĠġTĠRME ANABĠLĠM DALI

ANKARA 2014 Her hakkı saklıdır

(2)

i ÖZET

Dönem Projesi

TÜRKĠYE’DE TARIMSAL NĠTELĠĞĠ KORUNMASI GEREKLĠ ARAZĠLERĠN KORUNAMAMASININ NEDENLERĠ:

ANTALYA ĠLĠ MANAVGAT ĠLÇESĠ ÖRNEĞĠ Mustafa YAĞCI

Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü TaĢınmaz GeliĢtirme Anabilim Dalı DanıĢman: Prof. Dr. Günay ERPUL

Geleceğin güvencesi olan verimli tarım arazileri bir yandan yerleĢim (kentleĢme), endüstrileĢme, altyapı ve turizm yatırımları gibi amaçlarla kullanma ayrılmakta ve diğer yandan da belirtilen faaliyetlerin neden olduğu kirliliğin tehdidi ile karĢı karĢıya kalmaktadır. Bu süreç birçok ülkede ve Türkiye’de yaĢanmakta ve doğal olarak verimli arazi varlığını korumaya yönelik yasal ve kurumsal düzenleme ve uygulamaların yapılması zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Gerek verimli arazilerin amaç dıĢı kullanımı, gerekse kıyı alanlar ve doğal kaynakların tahrip edilmesinin yoğun olarak gözlendiği illerin baĢında Antalya gelmektedir. Ġlde konut ve ikinci konut alanları, turizm ve altyapı yatırımları nedeni ile tarım dıĢı amaçlı arazi kullanımının en yaygın olduğu ilçe olan Manavgat’ta arazi kullanımı ve planlama gerekliliği ortaya konulmuĢtur. Ġlçede verimli arazilerin amaç dıĢı kullanımı yanında orman arazilerinin de tarım ve yerleĢim amaçlı olarak kullanıma açıldığı ve orman vasfını yitirmiĢ arazilerin ilçe yüzölçümü içindeki payının % 3,65 düzeyinde olduğu tespit edilmiĢtir. Doğal olarak kıyı kesimdeki verimli arazilerin tarım dıĢı amaçlı kullanımı nedeni ile iç kesimlerdeki orman arazilerinin tarım ve yerleĢim amaçlı kullanıma yönelik olarak tahrip edilmesi biçimindeki yaklaĢım kendiliğinden ortaya çıkmıĢtır. Arazi varlığının mevcut potansiyel kullanım alanlarına yönelik kullanım biçimlerine ayrılması ve bu alanlarda değerlendirilmesi, doğal kaynaklarının sürdürülebilir kullanımında temel ilkesi olmalı ve bu amaçla il ve ilçe düzeylerinde arazi kullanım planlaması yapılmasına önem ve öncelik verilmelidir.

Temmuz 2014, 63 sayfa

Anahtar Kelimeler: Arazi varlığı, verimli tarım arazilerinin amaç dıĢı kullanımı, arazi bozulması, Manavgat Ġlçesi.

(3)

ii ABSTRACT

Term Project

THE REASONS FOR NOT KEEPING NECESSARY NATURE OF AGRICULTURAL LANDS AS AGRICULTURAL LANDS IN TURKEY:

PROVINCE ANTALYA DISTRICT MANAVGAT MODEL Mustafa YAĞCI

Ankara University

Graduate School of Natural and Applied Sciences Department of Real Estate Development

Supervisor: Prof. Dr. Günay ERPUL

Productive agricultural lands have been separated for the use by intention of settlement (urbanization), industrialization, infrastructure and tourism investments on one hand, and they face threads of the pollution caused by the mentioned activities on the other hand. The process has been experienced in many countries and in Turkey. Therefore it has normally become necessary to set up legal and institutional regulations for protection of productive land assets.

Antalya is the primary province that is vulnerable to those effects in point of fact both using of the productive lands out of purpose and the destroying the coastal areas and natural resources seriously. Requirement of land using and planning in Manavgat, in which land using out of agricultural purpose is so prevailing due to the houses and secondary housing areas and tourism and infrastructural investments, are of great importance. It has been determined that forestry land is opened to using as in purpose of settlement as well as the productive lands in the district are used in out of purpose and the share of degraded forest lands is in the district surface area is the level of 3,65 %. Naturally, due to the using of the productive lands in the coastal area as out of agricultural purpose it has been observed that the forestry lands in the inner sections have been destroyed in order to to use them for settlement and agricultureand such understanding has come into existence itself. It has become necessary that the land assets have to be separated to the current potential usage areas and the assessment of these areas must be the cornerstone in the sustainable usage of natural resources and land using planning must be performed in the level of province and district.

July 2014, page 63

Key Words: Land asset, using productive agricultural lands out of purpose, land spoiling, Manavgat district.

(4)

iii TEġEKKÜR

Öncelikle dönem projesi çalıĢmam süresince bana göstermiĢ olduğu kolaylık, anlayıĢ ve yardımlarından dolayı öncelikle danıĢman hocam sayın Prof. Dr. Günay ERPUL’a ve TaĢınmaz GeliĢtirme Ana Bilim Dalı Bölüm BaĢkanı değerli hocam sayın Prof. Dr.

Harun TANRIVERMĠġ’e çok teĢekkür ederim. Ayrıca diğer hocalarıma, arkadaĢlarıma, Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü çalıĢanlarına teĢekkürlerimi sunarım.

Yüksek lisans programım süresince, her hafta sonu Manavgat’tan kalkıp Ankara yollarına düĢerken; bana sabır, özveri ve anlayıĢ ile katlanan ve eğitimime her anlamda destek sağlayan eĢim Sabine YAĞCI’ya ve “Babam Ankara’ya okula gidiyor” diyerek her hafta sonu yalnız bıraktığım büyük oğlum Alper YAĞCI ve minik oğlum Hüseyin Alp YAĞCI’ya çok teĢekkür ederim.

Mustafa YAĞCI Ankara, Temmuz 2014

(5)

iv

ĠÇĠNDEKĠLER

ÖZET i

ABSTRACT ii

TEġEKKÜR iii

KISALTMALAR DĠZĠNĠ v

ġEKĠLLER DĠZĠNĠ vi

ÇĠZELGELER DĠZĠNĠ vii

1. GĠRĠġ 1

1.1 Konunun Amaç ve Önemi………....1 1.2 Konunun Kapsamı....………4 2. TARIM ARAZĠLERĠNĠN AMAÇ DIġI KULLANIMI VE NEDENLERĠ………..7 2.1 Amaç DıĢı Kulanım Kavramının Tanımı ve Kapsamı………..……....7 2.2 Tarım Arazilerinin Amaç DıĢı Kullanım Nedenleri 9 2.2.1 Amaç dıĢı arazi kullanımına yol açan genel nedenler 10

2.2.1.1 Plansız arazi kullanımı 10

2.2.1.2 Konut alanları üretilmesi yolu ile arazi kullanımı 13 2.2.1.3 Kamu altyapı yatırımlarının inĢası nedeni ile amaç dıĢı kullanımı 14

2.2.1.4 YerleĢim amaçlı kullanımlar 15

2.2.1.5 Yatırım amacıyla kullanımlar 15

2.2.1.6 Turizm yatırımları yapılan alanlar 18

2.2.1.7 Amaç dıĢı kullanımın yarattığı sorunlar 19

3. ANTALYA ĠLĠ MANAVGAT ĠLÇESĠ ÖRNEĞĠ 21

3.1 Ġklim ve Bitki Örtüsü 21

3.1.1 Tarımsal arazi varlığı ve kullanım durumu 22

3.1.2 Tarım arazilerinde sulama projeleri 29

3.1.2.1 Oymapınar Barajı 29

3.1.2.2 Naras Barajı 34

3.1.2.3 Çardak Göleti 34

3.1.2.4 YeĢilbağ Göleti 36

3.1.2.5 Çaltepe Göleti 37

3.1.3 Turizm ve çarpık yapılaĢma 38

3.1.4 Manavgat Ġlçesi’nde 2B arazileri 47

4. SONUÇ 53

KAYNAKLAR 56

EKLER………...………58

ÖZGEÇMĠġ 63

(6)

v

KISALTMALAR DĠZĠNĠ

CBS Coğrafi Bilgi Sistemi DSĠ Devlet Su ĠĢleri

EÜAġ Elektrik Üretim Anonim ġirketi GPS Küresel Konumlama Sistemi HES Hidro Elektrik Santrali

TAKBĠS Tapu ve Kadastro Bilgi ĠĢletim Sistemi

TEAġ Türkiye Elektrik Üretim Ġletim Anonim ġirketi TEDAġ Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim ġirketi TEK Türkiye Elektrik Kurumu

TEĠAġ Türkiye Elektrik Ġletim Anonim ġirketi

TETAġ Türkiye Elektrik Ticaret ve Taahhüt Anonim ġirketi TKGM Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü

(7)

vi

ġEKĠLLER DĠZĠNĠ

ġekil 3.1 Tarım arazilerinde sulama 23

ġekil 3.2 Tarla bitkileri ekili alanları 24

ġekil 3.3 Oymapınar Barajı gövdesi mekanik durum kesiti 31 ġekil 3.4 Oymapınar Barajı gövdesi üsten görünümü 32 ġekil 3.5 Oymapınar Barajı gövdesi savak ve tahliye görünümü 32

ġekil 3.6 Oymapınar Barajı gövdesi savak kesiti 33

ġekil 3.7 Oymapınar Barajı gövdesi hali hazır harita kesiti 33

ġekil 3.8 Oymapınar Barajı ve elektrik santralı 34

ġekil 3.9 Naras Barajı 34

ġekil 3.10 Antalya Manavgat Çardak Topsurlar Göleti sulaması 35

ġekil 3.11 Antalya Manavgat YeĢilbağ Göleti 36

ġekil 3.12 Antalya Manavgat Çaltepe Göleti 37

ġekil 3.13 Tarım arazisi (Ulualan Mevkisi) (2003 yılında durumu) 40 ġekil 3.14 Tarım arazisi (Ulualan Mevkisi) (2011 yılında durumu) 40 ġekil 3.15 Tarım arazisi (Demirciler Köyü) (2005 yılında durumu) 41 ġekil 3.16 Tarım arazisi (Demirciler Köyü) (2011 yılında durumu) 41 ġekil 3.17 Tarım arazisi (Dikmen Köyü) (2003 yılında durumu) 42 ġekil 3.18 Tarım arazisi (Dikmen Köyü) (2011 yılında durumu) 42 ġekil 3.19 Tarım ve turizm alanı (Evrenseki Beldesi) (2003 yılında durumu) 43 ġekil 3.20 Tarım ve turizm alanı (Evrenseki Beldesi) (2011 yılında durumu) 43 ġekil 3.21 Tarım ve turizm alanı (Çolaklı Beldesi) (2003 yılında durumu) 44 ġekil 3.22 Tarım ve turizm alanı (Çolaklı Beldesi) (2011 yılında durumu) 44 ġekil 3.23 Tarım ve turizm alanı (Çolaklı Beldesi) (2003 yılında durumu) 45 ġekil 3.24 Tarım ve turizm alanı (Çolaklı Beldesi) (2011 yılında durumu) 45 ġekil 3.25 Tarım ve turizm alanı (ÇavuĢköy) (2003 yılında durumu) 46 ġekil 3.26 Tarım ve turizm alanı (ÇavuĢköy) (2011 yılında durumu) 46

(8)

vii

ÇĠZELGELER DĠZĠNĠ

Çizelge 3.1 Manavgat Ġlçesi’nin hayvan varlığı………...25

Çizelge 3.2 Manavgat Ġlçesi’nin 2012 yılı meyvecilik verileri………...…26

Çizelge 3.3 Manavgat Ġlçesi’nin önemli ürünleri ..………...27

Çizelge 3.4 Manavgat Ġlçesi’nin hayvan mevcudu………..28

Çizelge 3.5 Manavgat Ġlçesi 2B arazilerinin cins, alan ve müracaat durumları………..49

(9)

1 1. GĠRĠġ

1.1 Konunun Amaç ve Önemi

Ġnsan yaĢamı için gerekli olan besin maddeleri geçmiĢte olduğu gibi günümüzde de tarımsal uğraĢılar sonucunda elde edilebilmektedir. Bu maddelerin üretiminde yararlanılan temel kaynaklardan biri ve kuskusuz en önemlisi arazidir. Arazi; insan, hayvan ve bitkiler için bir besin kaynağı, yerleĢim ve yaĢam alanıdır. Tarımsal anlamıyla toprak, üzerinde ve içerisinde geniĢ bir canlılar topluluğu barındıran, bitkiler için besin kaynağı ve durak yeri olan doğal bir varlıktır. Diğer bir ifadeyle toprak, çok uzun sürede oluĢan, ama yanlıĢ kullanılma sonucu kolayca bozulabilen ve bozulduktan sonra da geriye kazanılması ya da eski durumuna getirilmesi binlerce yıl süren doğal kaynak olarak tanımlanabilir. Özetle arazi ve toprak, insan yaĢamı için gerekli, fakat kısıtlı bir kaynaktır.

Doğal kaynakların ve özellikle de arazi ve toprak materyalinin planlı ve uyumlu kullanılması, yatırımların öncelikle toplum yararı ve insan öncelikleri dikkate alınarak planlanması ve uygulanması, ekonomik büyüme gözetilirken doğanın ileride bir daha geri getirilemeyecek Ģekilde tahrip edilmesi ve kirletilmesinin önlenmesi, gelecek nesillere yaĢanabilir bir yeryüzü bırakılması yönlerinden kaçınılmaz bir yaklaĢımlardan bazılarıdır.

Birçok endüstriyel tesisin atıkları ile kirletilen verimli arazi varlığı, su kaynakları ve atmosferin doğal iĢlevlerini yapamaz duruma gelmesi kaçınılmaz olacaktır. GeliĢen teknolojik koĢullara rağmen arazi arzının arttırılamayacağı ve araziden yararlanmada azalan verimler (hasıla) kanununun geçerli olacağına göre, özellikle geleceğin güvencesi olan üretken tarım arazilerinin daha iyi değerlendirilmesi, niteliklerine uygun olarak kullanılması ve tarımsal amaçlar dıĢında kullanılmının önlenmesi zorunlu görülmektedir.

Son yıllarda tarım sektörünün Türkiye ekonomisindeki nispi önemi giderek azalmakla birlikte; 2013 yılı verilerine göre 77 milyonu aĢan nüfusunun beslenmesi, toplam nüfusun içinde kırsal nüfus oranının % 10 seviyesine gerilemesi, tarımın sivil istihdam içindeki payının % 20 dolayında olması, tarım ürünlerinin dıĢ ticaret katkısı, yerli sanayinin ihtiyaç duyduğu hammaddelerin yarıdan fazlasının tarım sektöründen sağlanması ve diğer sektörlerde üretilen ürünler için talep oluĢturulması gibi hususlar esas alındığı zaman tarım sektörünün halen ekonomik ve sosyal yönlerden önemini koruduğu ortaya çıkmaktadır.

(10)

2

Tarım sektörünün temel iĢlevinin nüfusun ihtiyacı olan gıda ve lif üretiminin mümkün olduğunca ülke içinden karĢılanmasıdır. Dünya nüfusunun hala hızla artması, yetersiz ve dengesiz beslenenlerin sayısının yükselmesine de neden olmaktadır. ġimdiden dünyada açlıkla yaĢama savaĢı içine giren ülke ve toplumlarla karĢılaĢılmaktadır. Bu sorunun gelecekte ciddi bulanımlara neden olabileceği dikkate alındığı zaman, tarım sektörünün ve bu sektörün temel üretim faktörü olan verimli tarım arazi varlığının önemi daha belirgin nitelik kazanmaktadır.

Ekonomik kalkınmanın gerçekleĢtirilmesi, baĢta arazi varlığı olmak üzere, bütün doğal kaynakların amacına uygun ve planlı bir biçimde kullanılmasına bağlıdır. Ekonomisi büyük ölçüde tarımsal üretime dayanan ülkelerde, doğal kaynaklar ve özellikle arazi varlığı temel üretim faktörü olup, bunun amaçlarına uygun olarak planlı ve verimli bir biçimde korunması ve kullanılması bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır. Bu zorunluluğun ihmal edilerek, doğal kaynakların plansız ve bilinçsiz biçimde kullanılması, birçok ekonomik ve sosyal sorunlarla birlikte özellikle bütün ekosistemi tehdit eden çevre sorunlarına neden olmaktadır (Bülbül vd. 2001).

Arazi kaynakları, tarım sektörünün olduğu kadar diğer sektörlerin de en önemli üretim faktörünü oluĢturmaktadır. Miktar bakımından sınırlı olan arazinin binlerce yılda oluĢtuğu, ıslah çalıĢmalarının ekonomik yönden oldukça masraflı olduğu ve ayrıca toprak oluĢumunu hızlandırmanın veya miktarını artırmanın da teknik yönden olanaklı olmadığı düĢünülürse, arazi kaybına neden olabilecek etkinliklerin mutlaka önlenmesi zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Verimli arazi ve toprak kaybına yol açan etkinliklerin önlenmesi veya asgari düzeye çekilmesinde kullanılan araçların baĢında, “arazi kaynaklarının değiĢik kullanım alanlarına göre dengeli bir biçimde dağılımını sağlayacak planların yapılması ve bu planlar doğrultusunda amaçlarına en uygun biçimde kullanılması” gelmektedir (Kılıç 2008).

Arazi kaynaklarının kullanımını planlamak, amaç dıĢı kullanım nedeni ile olası arazi kaybını önlemek ve bu biçimde arazinin korunmasını sağlamak amacıyla değiĢik ülkelerde farklı yasal ve kurumsal düzenlemeler uygulamaya konulmuĢtur. Belirtilen hukuki düzenlemelerde, genel anlamda arazi kaynaklarının korunması yanında, özellikle tarım arazileri için ayrıntılı kurallara yer verildiği; baĢka bir anlatım ile tarım arazilerinin öncelikli olarak korunması gereken kaynaklar olduğu kabul edilmiĢtir (Kılıç 2008). Arazi

(11)

3

kaynaklarını korumak amacıyla getirilen düzenlemelerde; arazilerin değiĢik yönlerden sınıflandırmaları yapılmıĢ ve tarıma uygun arazilerin tarım dıĢı amaçlara ayrılması ya sınırlandırılmıĢ ya da tamamen yasaklanmıĢtır (Kılıç 2008).

Tarım arazilerinin amaç dıĢı kullanımı farklı biçimlerde ortaya çıkmakla birlikte, bu konuda genel anlamda ikili bir ayrım yapılabilmektedir. Bunların ilkinde, arazilerin tarımsal üretim dıĢındaki amaçlara ayrılması söz konusu olmakla birlikte, belirtilen etkinlikler doğrudan tarım arazileri üzerinde gerçekleĢtirilmektedir. Sanayi, kentleĢme, ulaĢım ve baraj projeleri gibi yatırım etkinlikleri doğrudan tarım alanları üzerinde gerçekleĢtiğinden, fiziki olarak arazi varlığı tahrip olmamakla birlikte, geri dönüĢümü çok zor koĢullarda gerçekleĢtirilmekte veya geri dönüĢüm olanağının tamamen ortadan kalkmamasına tanık olunmaktadır. Tarım arazilerinin amaç dıĢı kullanılmasının ikinci biçimi ise toprağa dayalı sanayi iĢletmelerince verimli tarım arazisinin hammadde olarak kullanılmasıdır. Bu ikinci amaç dıĢı kullanım biçiminde tarım arazileri fiziki olarak da yok edildiğinden, geri dönüĢümü de olanaklı değildir (Kılıç 2008).

Tarım arazilerinin öncelikli olarak korunması gereksinimi, 1950’li yıllardan itibaren artan sanayileĢme ve kentleĢme ile birlikte tarım alanlarının amacı dıĢında kullanılmasıyla ortaya çıkmıĢtır. Tarım arazilerinin artan sanayileĢme ve kentleĢme ile birlikte plansız ve bilinçsiz kullanılması, özellikle kıyılar ve kent yakın çevresindeki verimli arazilerin tarım dıĢı amaçlara ayrılarak tahrip edilmesi sonucunu doğurmuĢtur. GeliĢmekte olan ülkeler veya az geliĢmiĢ ülkelerdeki doğal kaynaklar kullanıcıları tarafından son derece ölçüsüz Ģekilde kullanılmakta ve hatta istismar edilmekte, buna karĢılık son çeyrek yüzyıldan bu yana kendi doğal kaynaklarını ve çevre değerlerini korumaya ve zenginliklerini belli bir plan ve program içinde kullanmaya azami özeni gösterdikleri dikkati çekmektedir. Bununla birlikte geliĢmekte olan ülkelerde ve Türkiye’de sanayi, kent, altyapı ve turizm gibi ekonomik yönden önemli yatırım projelerinin arazi edinim maliyetinin azaltılması ve yatırımların mümkün olduğunca kısa sürede iĢletme dönemine geçilmesi gerekçesi ile verimli arazilerin özellikle 1950’li yıllardan bu yana tarım dıĢı amaçlarla yoğun biçimde kullanıldığı gözlenmektedir. Bu alanda yapılan yasal düzenlemelerin de amaç dıĢı kullanım ve kirlenme sorunlarını azaltıcı etkisinin sınırlı olduğunun vurgulanması gerekir.

(12)

4

Arazi varlığı, kullanma kabiliyet sınıflarına göre sekiz sınıfa ayırmıĢlardır. Bu sınıflamada birden dördüncü (I.,II.,III. ve IV.) sınıfa kadar olan araziler, sürülerek tarım yapmaya elveriĢli arazilerdir. BeĢinci, altıncı ve yedinci sınıf arazilerde (V., VI. ve VII.) sürüm yapılması doğru değildir. Ancak yüksek maliyetli arazi ve su muhafaza önlemleri alınarak bazı bitkiler yetiĢtirilebilir. Sekizinci sınıf (VIII.) araziler ise tarım ve ormancılık faaliyetlerine uygun değildir (KarakuĢ 1982). Belirtilen sınıflamaya göre, verimli tarım arazilerin de (I. ve II. sınıf) yenilenemeyen ve tarımsal faaliyet için vazgeçilmesi mümkün olmayan temel bir doğal üretim kaynağı olması nedeni ile kullanma kabiliyetine uygun biçim ve amaçlarla kullanılması gerekir. Bu yolla arazinin devamlı olarak kullanılabilen bir kaynak özelliğinden yararlanılabilmesi ve diğer kaynaklardan anılan yönden farklı özellik taĢıdığının vurgulanması gerekecektir. Tarıma daha düĢük düzeyde elveriĢli veya elveriĢsiz arazi varlığı yerine verimli tarım arazileri üzerinde sanayi, konut, altyapı, enerji ve turizm gibi diğer amaçlarla yapılaĢmaya gidilmesi, sınırlı olan verimli tarım arazilerinin arzının düĢmesine yol açacaktır (KarakuĢ 1982). Bu eğilim tarımsal üretimin zaman içinde daha düĢük verimli veya verimsiz arazilere (V.,VI.,VII. ve VIII. sınıf) kaymasına neden olabilecek ve değiĢim de tarım dıĢı ihtiyaçlar ya da sektörler için ayrılmasına gereken arazi miktarını azaltacak ve daha da önemlisi tarımsal üretimin gelir-maliyet iliĢkisinin olumsuz yönde bozulmasına ve tarımsal üretimin ekonomik, sosyal ve çevresel sürdürülebilirliğinin zayıflamasına yol açacaktır. Bu Ģekilde arazi varlığından kabiliyetine göre yararlanma hedefinin gerçekleĢtirilmesinden uzaklaĢılmıĢ olacaktır.

1.2 Konunun Kapsamı

Türkiye’de yaygın bir Ģekilde toprak denildiğinde arazi, arazi denildiği zaman ise toprak kavramı anlaĢılmaktadır. Oysa toprak ve arazi kavramları birbirinden oldukça farklıdır.

Toprak; arzın yüzeyini ince bir tabaka halinde kaplayan, kayaların ve organik maddelerin türlü ayrıĢma ürünlerinin karıĢımından meydana gelen, içerisinde ve üzerinde canlılar alemini barındıran, bitkilere durak yeri ve besin kaynağı olan, belli oranlarda su ve hava içeren üç boyutlu bir varlıktır (Akalan 1998). Arazi; toprak, iklim, topagrafya, ana materyal ve canlıların değiĢik oranda etkisi altında bulunan yeryüzü parçasıdır. Doğal kaynak, insan aklı ve tekniğinin ürünü olmayan, doğada kendiliğinden oluĢmuĢ, meydana gelme aĢamasında insanın herhangi bir rolünün olmadığı bütün canlı ve cansız kaynakları ile hava, su, toprak, bitki örtüsü, hayvanlar ve madenler baĢlıca doğal kaynaklardır. Doğal

(13)

5

kaynaklar; tükenemeyen ve tükenen kaynaklar veya yenilenebilen ve yenilenemeyen doğal kaynaklar olmak üzere farklı biçimlerde sınıfandırılabilir (Bülbül vd. 2001, TanrıvermiĢ 2009).

Arazi kullanım planlaması ve özellikle verimli arazi varlığının amaç dıĢı kullanımının engellenmesi çalıĢmalarında çölleĢme ve arazi yıpranması (degradasyonu) kavramları sıklıkla kullanılmaktadır. Arazi degradasyonu, toprağın fiziksel kimyasal ve biyoljik özelliklerinin, üretim potansiyelini etkileyecek derecede bozulması olayıdır. Su ve rüzgâr erozyonu, tuzlulaĢma, alkalileĢme, asitleĢme, yıkanma, alüminyum ve mangenez gibi elementlerin toprak çözeltisindeki konsantrasyonlarının toksik seviyelere ulaĢması, arazi degradasyonunun en önemli olay ve süreçleridir (ÖztaĢ 1997). Arazi, insanların endüstriyel, kentsel ve tarımsal faaliyetlerden etkilenmektedir. Bu faaliyetler sıklıkla arazi degradasyonu ve arazi fonksiyonlarının kaybına ya da azalmasına yol açmaktadır. Arazi degradasyonunu önlemek ve bozunmuĢ arazilerin potansiyelleri tespit edilmeli, güvenilir arazi verileri oluĢturulmalı ve uygun arazi kullanım sistemleri tasarlanmalıdır.

Arazi öncelikle insanlar için gerekli olan gıda ve lif maddelerinin karĢılanmasına yönelik olarak kullanılmalıdır. Bunun için de arazinin yukarıda belirtilen yetenek sınıflarına uygun Ģekilde kullanılmasına izin verilmelidir. Bununla birlikte özellikle geliĢmekte olan ülkelerde ve Türkiye’de liberal ekonomik düzende kârlılık odaklı girĢimlerin sıklıkla doğal kaynak tabanı ve çevre korumanın ihmal edilmesine neden olduğuna tanık olunmaktadır.

Sanayi, konut, altyapı, enerji, ulaĢım ve turizm projeleri için yerleĢim yeri veya arazi talebinin karĢılanmasında, arazi yetenek sınıfları gözetilmeden iĢlem yapılması, birçok kıyı yerleĢiminde kıt verimli arazi varlığının geri dönüĢümsüz biçimde tahrip edilmesine yol açmaktadır. Bu eğilim doğanın bahĢettiği doğal kaynakların ve özellikle ülkemizin Akdeniz ve Ege Bölgelerinin kıyı yerleĢimlernde verimli tarım arazilerinin amaç dıĢı kullanımının önemli bir sorun haline gelmesine neden olmaktadır (Bülbül vd. 2001, TanrıvermiĢ 2009, Aliefendioğlu ve TanrıvermiĢ 2011).

Tarım arazilerinin korunması; tarım, çevre, sosyal bilimler, coğrafya, mühendislik ve hukuk gibi bilim alanlarında sıklıkla araĢtırma konusu yapılmaktadır. Önceki çalıĢmalar içinde özellikle Yılmaz (2003) tarafından yapılan “Tarım Alanlarının Amaç DıĢı Kullanımı ve Afyon Örneği” adlı eser ile Kılıç (2008) tarafından yapılan “Tarım Arazilerinin Amaç

(14)

6

DıĢı Kullanımının Hukuki ve Sosyo-Ekonomik Boyutları: Çorum Ġli Merkez Ġlçesi Toprak Sanayi ĠĢletmeleri Örneği” adlı çalıĢmanın vurgulanması gerekir. Önceki çalıĢmalarda özet olarak tarım arazilerinin amaç dıĢı kullanımı; hızlı nüfus artıĢı ile birlikte verimli arazilerin konut alanı olarak kullanılması, yaygınlaĢan plansız kentleĢme ile kamu hizmetlerine ayrılan araziler ve geliĢen endüstrileĢme ile arazilerin sanayi alanlarına dönüĢmesi ve arazilerin turizm yatırımlarına ayrılması gibi amaç dıĢı kullanımların genel ve seçilmiĢ yerel alan düzeylerinde irdelendiği görülmektedir. Tarım dıĢı arazi kullanımlarında kısa vadede rant veya kazanç oranı yüksek olabilmektedir. Buna ülkede izlenen tarım politikası (tarımsal fiyat ve destekleme politikası) ile çevre koruma yaklaĢımlarının olumsuz etkileri de eklenince arazi varlığının amaç dıĢı kullanıma dönüĢme süreci hız kazanmaktadır.

Böylece büyük yerleĢim yerleri (Ģehirler) ve kıyılarda, yetenek sınıfları öncelikle tarımsal faaliyetlere daha uygun verimli arazileri, yeni sanayi ve yeni konut alanları kurma, kamu altyapı tesisleri ve turizm yatırımları yapma ve diğer çeĢitli amaçlarla gelecekteki ihtiyaçlar gözetilmeden tarım dıĢına çıkarılmaktadır.

AraĢtırmada tarım arazilerinin amaç dıĢı kullanım düzeyinin en yüksek olduğu yerleĢimlerden biri olan Manavgat Ġlçesi’nin mevcut arazi kullanım durumuna göre genel değerlendirme yapılmıĢ ve ayrıca kapsamlı alan çalıĢmasına yer verilmemiĢtir. ÇalıĢmanın temel sınırlılığı coğrafi tabanlı bir değerlendirme ile anket ve arazi çalıĢmalarına dayalı ekonomik, sosyal ve çevresel değerlendirmeleri içermemesidir. ÇalıĢma sonuçları dört bölümden oluĢmakta olup, ilk bölümde konunun önemi, amaçları ve kapsamı açıklanmıĢ ve ikinci bölümde tarım arazilerinin genel olarak amaç dıĢı kullanımı kavram ve tanımları ve amaç dıĢı kullanım nedenleri belirtilmiĢtir. ÇalıĢmanın üçüncü bölümünde Manavgat Ġlçesi’nde mevcut arazi varlığı ve kullanım alanları irdelenmiĢ ve arazi kullanım sorunları genel olarak ortaya konulmuĢtur. Son bölümde ise inceleme sonuçlarına dayalı olarak arazi varlığının yönetimine iliĢkin temel sorunlara yönelik önerileri geliĢtirilmiĢ ve alınması gereken baĢlıca önlemler vurgulanmıĢtır.

(15)

7

2. TARIM ARAZĠLERĠNĠN AMAÇ DIġI KULLANIMI VE NEDENLERĠ

2.1 Amaç DıĢı Kullanım Kavramının Tanımı ve Kapsamı

Tarım arazilerinin amaç dıĢı kullanımı (agricultural land use for non-agricultural purpose), esasen “arazi kullanımı” kavramı ile doğrudan iliĢkilidir. Bu bakımdan, “amaç dıĢı arazi kullanımı” kavramını açıklamak için öncelikle “arazi kullanımı” (land use) kavramının açıklanmasına gereksinim vardır. Literatürde arazi kullanımı, hem “araziden yararlanma biçimi” (Dizdar 2003), hem de doğrudan arazi örtüsü (land cover) ile iliĢkilendirilerek açıklanmaktadır (Anonymous 1993). Buna göre arazi kullanımı, insanların toprak örtüsü üzerindeki etkinlikleri ile yapmıĢ oldukları her türlü değiĢiklikleri ifade eder. Ancak, her iki kavram teknik ve iĢlevsel bakımdan incelendiğinde, “toprak örtüsü” kavramı ile “arazi kullanımı” kavramının birbirlerinden farklı oldukları görülmektedir. Gerçekten de, arazi kullanım kavramı her Ģeyden önce, yeryüzünü sosyal bakıĢ açısıyla açıklayan bir kavramdır (Anonymous 1993). Buna karĢılık toprak örtüsü kavramı, toprak yüzeyini sosyal bir bakıĢ açısıyla değil, fiziksel ve daha çok coğrafi yapısı ile ele almaktadır. Belirtilen yaklaĢımla Türkiye’nin toplam yüzölçümü içinde suyla kaplı alanlar, orman, dağ, tarıma uygun alanlar ve diğer coğrafik özellikleri “toprak örtüsü”

kavramı ve arazinin kullanım durumu ve arazinin tasarruf biçimleri ise “arazi kullanımı”

kavramı ile açıklanabilecektir.

Amaç dıĢı arazi kullanımı kavramı ise, en genel anlamı ile arazinin kimyasal, fiziksel ve biyolojik özellikleri dikkate alınarak kullanılması gereken en uygun etkinlik alanı dıĢında baĢka amaçlara ayrılıp bu amaçlar doğrultusunda kullanılmasını açıklamaktadır. Amaç dıĢı arazi kullanımı, arazi kullanımı kavramı ile doğrudan iliĢkili olmasına karĢılık, Yasal düzenlemelerde tanımlanmadığı görülmektedir. 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nda arazinin doğal veya yapay yollarla kaybının ve bozulmasının engellenerek korunması, geliĢtirilmesi ve sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak kullanılmasından bahsedilmiĢ, amaç dıĢı arazi kullanımının tanım ve içeriğine iliĢkin bir düzenlemeye yer verilmemiĢtir. Aynı biçimde bu Kanundan önce kabul edilen diğer hukuki düzenlemelerde de, amaç dıĢı arazi kullanım kavramı kesin sınırları belirlenmediği gibi tanımı da yapılmamıĢtır. Konuyla ilgili çalıĢmalarda da, tarım arazilerinin amaç dıĢı kullanımı kavramı tanımlanmamıĢtır. BaĢka bir anlatım ile tarım arazilerinin hangi

(16)

8

biçimdeki kullanımlarının amaç dıĢı kullanım olarak kabul edilmesi gerektiği konusunda kavramsal bir birliktelik bulunmamaktadır.

Tarım arazilerinin amaç dıĢı kullanımı kavramıyla yakından ilgili kavram, arazi bozulması (land degradation) kavramıdır. Arazi bozulması kavramı Türkiye’nin 1998 yılında kabul ettiği ÇölleĢme ile Mücadele SözleĢmesi’nde yer almakla birlikte 5403 Sayılı Kanun kabul edilene kadar herhangi bir Yasal düzenlemede yer almamıĢtır.

ÇölleĢme ile Mücadele SözleĢmesi’nde, arazi bozulması kavramı: “rüzgâr ve/veya suyun etkisiyle oluĢan arazi erozyonu, arazinin fiziksel, kimyasal ve biyolojik veya ekonomik özelliklerinin bozulması ve bitki örtüsünün uzun süreli kaybı gibi insan etkinliklerinden ve yaĢam çevresi biçimlerinden kaynaklanan süreçler de dâhil olmak üzere bir süreç veya süreçlerin bileĢiminin veya arazi kullanımının neden olduğu, yağmurla beslenen ekili alanlarda, sulama yapılan ekili alanlarda veya otlak, mera, orman ve ağaçlık alanlarda biyolojik ve ekonomik verim ve çeĢitlilik azalması” biçiminde tanımlanmıĢtır.

5403 Sayılı Kanunda ise arazi bozulması; “arazinin doğal veya yapay etkiler sonucu özelliklerinin değiĢikliğe uğraması ile ekonomik ve ekolojik iĢlevlerinin azalması veya yok olması” biçiminde ifade edilmiĢtir. Bu yolla, amaç dıĢı arazi kullanımı en genel anlamı ile, arazinin ayrıldığı amaçlar dıĢında baĢka amaçlar için kullanılması biçiminde açıklanabilir.

Tarım arazilerinin amaç dıĢı kullanımı ise; tarımsal etkinlikler için ayrılan veya tarımsal amaçlar için kullanılan arazilerin, tarımsal amaçlar dıĢındaki her türlü etkinlikler için kullanılması biçiminde anlaĢılmalıdır. Buna göre; tarımsal amaçlar için ayrılan bir arazi olmadığı sürece tarım arazilerinin amaç dıĢı kullanımından söz edilemeyeceği gibi, arazi kullanım planlaması olmadığı sürece amaç dıĢı kullanım da söz konusu olmaz.

Amaç dıĢı arazi kullanımı ile ilgili yukarıda yapılan kısa açıklamalara göre bu kavramın kesin hatları ile belirlenebilmesi için öncelikle “tarım arazisi” kavramının sınırlarının tespit edilmesi gerektiği ortaya çıkmaktadır. Diğer yandan tarım arazilerinin amaç dıĢı kullanımı konusu, tarım arazisi kavramı ile olduğu kadar, arazi sınıflandırma sistemi ve tarım arazilerinin sınıflandırılmasında benimsenen yöntem ile de yakından ilgilidir. Örneğin,

(17)

9

arazi sınıflandırma sisteminde tarımsal üretime uygun olmadığı için tarım arazisi sayılmayan alanların amaç dıĢı kullanımından söz edilemez. Sulanabilen veya sulu tarım yapılan tarım arazilerinde kuru tarım yapılmaya baĢlanması veya tarımsal etkinliklerin yapılmaması ya da özel ürün arazisi niteliğine sahip bir alanın marjinal tarım arazilerinin özelliklerine uygun kullanılması durumunda da, bu alanların da amaç dıĢı kullanımı söz konusu olacak mıdır?

5403 Sayılı Kanuna göre tarım arazileri; mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ve marjinal tarım arazileri olmak üzere dört sınıfa ayrılmıĢ ve her bir arazi sınıfının kendine özgü nitelikleri belirtilmiĢtir. Ancak bu sınıflama sisteminde, bir sınıfın özelliklerine ait arazinin diğer bir sınıfa dönüĢtürülmesi durumunda amaç dıĢı kullanımın söz konusu olup olamayacağı konusunda bir kural öngörülmemiĢtir. Örneğin, özel ürün arazilerinde marjinal tarım arazilerinin özelliklerine ait tarımsal etkinliklerin yürütülmesi durumunda amaç dıĢı kullanımın söz konusu olup olamayacağına iliĢkin bir kural bulunmamaktadır. Bu nedenle, amaç dıĢı arazi kullanımı kavramı, tarım arazilerinin yalnız tarımsal etkinlikler dıĢına ayrılması durumunda değil, aynı zamanda tarım arazileri sınıflama sistemi içinde bir sınıfın özelliklerine sahip alanların diğer bir sınıfın özelliklerine dönüĢtürülmesi veya o sınıfın özelliklerine uygun kullanılması durumunda da göz önünde bulundurulmalıdır.

Sonuç olarak tarım arazilerinin amaç dıĢı kullanımı; yasal düzenlemelerle kabul edilen arazi sınıflama sistemi içinde tarımsal amaç için ayrılan arazilerin tarım dıĢı etkinliklere ayrılması veya bir sınıfta yer alan arazilerin bu sınıfın özelliklerine aykırı olarak kullanılması biçiminde açıklanabilir. Ancak son 20 yılda önemli bir hedef niteliğini kazanan çok amaçlı arazi kullanımı ve marjinal alanlarda tarımsal ormancılık gibi kavramların yapılan değerlendirme ile çeliĢmediğinin vurgulanması gerekir.

2.2 Tarım Arazilerinin Amaç DıĢı Kullanım Nedenleri

Tarım arazilerinin amaç dıĢı kullanımı, her ülkenin kendi sosyal ve ekonomik yapısı ile arazi yönetim konusunda kabul ettiği sisteme göre farklılıklar göstermektedir. Verimli arazilerde, amaç dıĢı kullanıma yol açan nedenleri her toplumun kendisine özgü koĢulları, uygulanan arazi ve çevre politikaları gibi unsurlarla birlikte değerlendirilmesi gerekir.

(18)

10

GeliĢmiĢ ülkelerde arazi kullanım planları çerçevesinde, daha çok sosyal ve ekonomik gereksinimler amaç dıĢı arazi kullanımına yol açarken, azgeliĢmiĢ ülkelerde yasal düzenlemelerin yetersizliği, yönetimsel yapıdan kaynaklanan kontrol eksikliği ve plansız arazi kullanımı gibi nedenler daha etkili olmaktadır. Tarım arazilerinin amaç dıĢı kullanımına yol açan nedenler ile amaç dıĢı kullanım biçimleri birbirinden farklı iki olgudur.

Tarım arazilerinin amaç dıĢı kullanım biçimlerinden en yaygını olan tarım arazilerinin yerleĢim yeri olarak kullanılma olgusu; plansız yerleĢim, göç, imar politikaları, yasal düzenlemelerin yetersizliği gibi birçok nedene dayanabilmektedir. Amaç dıĢı arazi kullanımına yol açan nedenler konusunda, dünyada genel kabul görmüĢ standart ölçütlerin varlığından bahsetmek olanaksızdır. Bir ülkede tarım arazilerinin tarım dıĢı etkinliklere ayrılması amaç dıĢı arazi kullanımı kapsamında değerlendirilirken, bir baĢka ülkede tarım arazileri sınıflama sistemi içinde bir sınıfta yer alan arazinin bu sınıfın özelliklerine aykırı olarak kullanılması da amaç dıĢı kullanım olarak kabul edilebilmektedir (Anonymous 1984).

Türkiye’nin sahip olduğu tarımsal arazi varlığı ve ekonomik yönden geliĢmiĢlik düzeyi de tarım arazilerinin amaç dıĢı kullanımına yol açan nedenlerin farklı biçimlerde ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Tarım arazilerinin amaç dıĢı kullanımında etkili olan bu nedenler Türkiye’nin koĢulları da dikkate alınarak aĢağıdaki biçimde incelenebilir.

2.2.1 Amaç dıĢı arazi kullanımına yol açan genel nedenler

Her toplumun yapısal özelliklerinden, ülkenin coğrafi koĢullarından veya tarımsal yapının genel özeliklerinden kaynaklanan özel nedenler de yol açabilmektedir. Bunlar sadece sınırlı bir bölgede ortaya çıkan ve her toplumda karĢılaĢılabilecek nedenler olmadığından özel nedenler olarak ele alınabilecektir.

2.2.1.1 Plansız arazi kullanımı

Tarım arazilerinin amaç dıĢı kullanımına yol açan nedenlerin baĢında plansız arazi kullanımı gelmektedir. Gerçekten de, tarımsal arazi kullanım planlarını tamamlamıĢ veya

(19)

11

bu alanda önemli aĢamalar kaydetmiĢ ülkelerde, tarım arazilerinin amaç dıĢı kullanımı yok denecek kadar düĢük düzeydedir. Ayrıca bu ülkelerde, doğal kaynakların korunması düĢüncesinden çok çevre ve kırsal peyzaj amaçları ön plana çıkmaktadır. Türkiye’de 5403 Sayılı Kanunun kabulüne kadar olan dönem boyunca arazi planlaması konusunda herhangi bir yasal düzenleme bulunmadığı gibi, uygulamaya geçirilmiĢ bir projenin de olduğu görülmemektedir.

5403 Sayılı Kanunda arazi planlaması kavramı; “her ölçekte plânlamaya temel oluĢturmak üzere, arazinin ve diğer çevresel kaynakların bozulmasını önlemek için ekolojik, toplumsal ve ekonomik koĢullar gözetilerek sürdürülebilirlik ilkesine uygun, farklı arazi kullanım biçimlerini oluĢturmaya yönelik arazi ve su potansiyelinin belirlenip, sistematik olarak değerlendirilmesi ve birbirleri ile olan iliĢkilerinin rasyonel olarak ortaya konulması” (md.

3/n) biçiminde tanımlanmıĢtır.

Yine 5403 Sayılı Kanunda, genel arazi planlaması dıĢında özel olarak “tarım arazilerinin planlaması” kavramı da; “tarım alanlarında yörenin ekolojik, ekonomik ve toplumsal özellikleri dikkate alınarak arazilerin sürekli üretkenliğini sağlayacak tarım tekniklerini, arazi, su, bitki ve insan iliĢkileri ile arazi korumaya yönelik diğer fiziksel, kimyasal, kültürel ve bitkisel düzenlemeleri kapsayan rasyonel tarımsal arazi kullanım plânı” (m.

3/m) biçiminde ifade edilmiĢtir.

Literatürde de arazi kullanım planlaması kavramı benzer biçimde tanımlanmakta olup, sürdürülebilirlik ilkesi arazi kullanım planlamasının ana unsuru olarak kabul edilebileceği görülmektedir. Arazi kullanım planlaması; “daha çok kırsal alanlarda sürdürülebilir arazi kullanım biçimleri için karar verilmesi amacına hizmet eden tüm yararlanıcılar arasında karĢılıklı diyaloga dayalı sürekli tekrarlanan bir süreç ve bu sürecin kontrol altında uygulanması” olarak açıklanmaktadır (Anonymus 1999).

Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından arazi kullanımı planlaması; sosyal ve ekonomik nitelikler ön planda tutularak tanımlanmaktadır. FAO’ya göre arazi kullanım planlaması,

“arazi kullanım alternatifleri içinde en iyi kullanım seçeneğinin kabul edilebilmesi için su ve arazi kaynaklarının ekonomik ve sosyal Ģartlar kabul edilerekte içinde sistematik bir değerlendirmesinin yapılması” olarak kabul edilmektedir. Bu seçimin temel amacı ise,

(20)

12

insanların doğal kaynakların korunması gereksiniminin gelecek için güvenceye kavuĢturulmasıdır. Arazi planlaması; tarım, ormancılık, doğal hayatın korunması ve kırsal turizm gibi her türlü kırsal kullanımları kapsamalıdır. Aynı biçimde, kırsal ve kentsel kullanımlar ile sanayi alanlarının geniĢlemesi arasında ortaya çıkabilecek çatıĢmalarda da yol gösterici olmalıdır. Amacına uygun bir biçimde gerçekleĢtirilen arazi planlaması, kırsal alanların en verimli biçimde kullanılması konusunda da rehberlik yapacaktır (Anonymous 1993).

Arazi kullanım planlarının amacına uygun ve etkili olarak uygulanabilmesi, bu konudaki siyasi bir iradenin varlığını da zorunlu kılmaktadır. Bu koĢullar gerçekleĢtirildikten sonra, yapılan kullanım planları amacına uygun, yararlı ve daha etkili bir biçimde uygulanabilecektir. 5403 Sayılı Kanun, gerek genel anlamda arazi kullanım planlaması, gerekse özel olarak tarım arazilerinin kullanım planlamasına değiĢik maddelerde yer vermekle birlikte, planlamada uyulacak ilke ve esasları ayrıntılı olarak düzenlememiĢ, bu husus daha sonra çıkarılması öngörülen yönetmeliğe bırakmıĢtır.

Türkiye gibi, gerek genel anlamda arazi planlaması gerekse özel olarak tarımsal arazi kullanım planlaması yapılmamıĢ olan ülkelerde tarım arazilerinin tarımsal etkinlikler dıĢındaki amaçlar için yoğun bir biçimde kullanıldığı görülmektedir (Aksoy 1997). Ancak arazi kullanım planları oluĢturulmadan, tarım arazilerinin amaç dıĢı kullanımının önlenmesi konusunda alınacak önlemler amacına ulaĢamayacağından, bunların sürdürülebilirliği de sağlanamayacağı açıktır.

Türkiye’de arazi planlaması konusundaki uygulamalarla ilgili hukuki düzenlemeler arasında; 3194 sayılı Ġmar Kanunu ve 5403 Sayılı Kanun dıĢında önemli düzenlemenin olmadığı görülmektedir. Özellikle 1950’li yıllardan itibaren artan kentleĢmenin; plansız arazi kullanımı ile plansız yerleĢime (gecekondulaĢma) yol açması, 1956 yılında 6785 sayılı Ġmar Kanunu’nun kabulünü zorunlu kılmıĢtır. Bu Kanun 1985 yılına kadar uygulanmıĢ ve 1985 yılında kabul edilen 3194 sayılı Ġmar Kanunu ile yürürlükten kaldırılmıĢtır. Ġmar Kanunu, yerleĢim yerleri ile bu yerlerdeki yapılaĢmaların; plan, fen, sağlık ve çevre koĢullarına uygun bir biçimde yapılmasını sağlamak amacıyla kabul edilmiĢtir. Bu nedenle yerleĢim yerleri dıĢında özellikle tarım arazilerinin bulunduğu kırsal alanlarda uygulanma olanağı bulunmamaktadır. 5403 Sayılı Kanunun öngördüğü

(21)

13

planlamaya iliĢkin mevzuatın henüz oluĢturulamaması; plansız arazi kullanım yoluyla arazi kaybının herhangi bir hukuki veya siyasi engelle karĢılaĢmaksızın devam etmesine neden olmaktadır.

2.2.1.2 Konut alanları üretilmesi yolu ile arazi kullanımı

YerleĢim düzeninde görülen yapısal farklılaĢma ve geliĢmelerin, sanayileĢme sürecinin de bir ürünü olarak düĢünülmesinin yanında, hızlı nüfus artması sonucu oluĢan konut talebi, yoğun arazi ve toprak kullanımı sorununu ortaya çıkarmaktadır. Ayrıca konut sektöründe birim alandan sağlanan rant veya getirinin diğer birçok tarım dıĢı arazi kullanımlarına oranla daha yüksek ve riskin de daha düĢük olması, yapılaĢma bakımından uygun özelliklere sahip olan düz veya düze yakın arazi stoku yerine inĢaatı maliyetini artıracak eğimli, zemin sorunu bulunan ve altyapısı mevcut olmayan yerlerin yapılaĢma için tercih edilmesini engellemektedir.

BirleĢmiĢ Milletler TeĢkilatı tarafından insanları kentlerde uygarca yaĢatabilmek için hektar baĢına (10.000 m²) 35 kiĢinin düĢebileceği hesap edilmiĢtir. Buna göre kiĢi basına 285 m² arazi düĢeceği hesabı ile 2014 yılında nüfusu 77 milyon olduğu düĢünülen Türkiye’de yeniden 843.500 hektar dolayında arazinin konut amaçlı kullanıma ayırmak zorunda kalabileceği değerlendirilebilir. Belirtilen miktarın halen Türkiye’de yerleĢme için ayrılmıĢ bulunan 578.000 hektarlık araziden daha büyük olduğu düĢünülürse, sorunun ne kadar önemli boyutlar taĢıdığı açıkca ortaya çıkmaktadır (KeleĢ 1984).

YerleĢim yerleri için verimli arazinin kullanılması sorunu, esasen yeni açılan yerleĢimler için ilave arazi ayrılmasından çok, konut yerleĢimlerinin yapıldığı arazinin nitelikleri ve kullanım biçimi ile iliĢkili bulunmaktadır. Diğer bir ifade ile yerleĢim alanlarının büyüklüğü yerine yerleĢimin yapıldığı arazinin yetenek sınıfı, arazi koruma ve kullanım planlaması bakımından önem taĢımaktadır. Kullanma kabiliyet sınıfı bakımından tarımsal faaliyete daha uygun I., II. ve III. sınıf verimli tarım arazileri üzerinde konut yerleĢimleri oluĢtuğu zaman, sorun daha belirgin nitelik kazanmaktadır. Yoksa tarımsal üretim niteliği düĢük veya çok yetersiz olan araziler üzerinde yerleĢme yeri tesisi ve yapılaĢmaya gidilmesi, gıda ve lif üretiminde yeterlilik ve çevresel sürdürülebilirlik bakımından fazla anlam ifade etmemektedir. Türkiye’nin tarımsal üretim bakımından mevcut koĢullarda

(22)

14

kullanım değeri olmayan, verimsiz araziler yönünden zengin bulunmaktadır. Buna karĢın uygulamada durum istenilen yönde geliĢme göstermediği ve özellikle tarih boyunca konut yerleĢimleri daha çok gıda temin edebilecek verimli tarımsal alanlar üzerinde ve çevresinde yayılmıĢ olduğu bilinen bir gerçektir. Bu nedenle Ģehir nüfusundaki artıĢ, Ģehirlerin zaman içinde tarım alanları aleyhine yayılma göstermesine yol açmıĢtır.

Tarım yapılabilecek nitelikteki araziler gerektiğinde amaç dıĢı kullanımlara kolayca ayrılabilmekle birlikte, tarım dıĢı amaçlara ayrılan arazilerin üzerindeki faaliyetin özelliğine bağlı olarak söz konusu arazilerin yeniden tarıma alınması çoğu kez olanaksız bulunmaktadır. Diğer bir ifade ile tarım arazilerinin amaç dıĢı kullanımı geri dönüĢümsüz bir süreç olarak ortaya çıkmaktadır. Esasen kirlenmiĢ ve tahrip edilmiĢ arazilerin onarımı ve tekrar tarımsal üretime kazandırılması literatür ve uygulamada tartıĢma konusu edilmesine karĢın, söz konusu iĢlemlerin maliyetlerinin çok yüksek odluğu vurgulanmalıdır.

2.2.1.3 Kamu altyapı yatırımlarının inĢası nedeni ile amaç dıĢı kullanımı

Kamu altyapı yatırımları, tarım arazilerinin kaybı sürecini kolaylaĢtıran ve hızlandıran faktörlerin baĢında gelmektedir. Aslında sanayileĢme ve kentsel yerleĢme, bir yerde kamu altyapı yatırımlarının bir fonksiyonu olarak yönlenmekte ve Ģekillenmektedir (Alpkent vd.

1983).

Tarım arazilerinin amaç dıĢı kullanılmasına neden olan kamu altyapı yatırımlarından baĢlıcaları olan, kentsel altyapı, karayolları, demiryolları, enerji hatları, hava alanları, kanallar, barajlar ve spor tesisleri gibi yatırım projelerinin hazırlanmasında, arazilerin tarımsal kullanım durumu ya da arazi kullanma yetenek sınıflarının genellikle dikkate alınmadığı görülmektedir. Belirtilen projelerin uygulanmasında daha ziyade düĢük maliyet ve kısa vadede uygulama geçiĢ fikri egemen olduğundan, en ucuz ve en hızlı proje kuruluĢ yerleri en üretken çözüm yolu olarak tercih edilmekte ve genellikle de tarıma elveriĢlilik faktörü ihmal edilerek karĢılaĢtırma tek sektör veya proje açısından yapılmaktadır (Anonim 1984).

(23)

15 2.2.1.4 YerleĢim amaçlı kullanımlar

SanayileĢme, nüfus artıĢı ve kırsal alanlardan kent merkezlerine plansız göç hareketleri, özellikle kentlerde yeni yerleĢim alanlarına duyulan gereksinimi artırmaktadır. Bunun sonucu olarak, büyük kentlerde tarım arazilerinin plansız ve kontrolsüz olarak yerleĢime açılması, bu arazilerin yok edilmesi sonucunu doğurmaktadır. Tarım arazilerinin yerleĢim yeri sağlanması amacıyla kullanılması olgusu, hemen hemen bütün dünyada karĢılaĢılan önemli bir amaç dıĢı arazi kullanım biçimini oluĢturmaktadır (Kurum vd. 1992). Örneğin, Ġkinci Dünya SavaĢı’ndan sonraki dönemde hızlı bir kentleĢme sürecine giren Japonya’da tarım arazilerinin kullanım biçiminde değiĢiklikler olmuĢ, önemli tarım arazilerinin büyük bir bölümü yerleĢim amacıyla kullanılmıĢtır (Kitamura 1997).

Gerek Türkiye’de, gerekse diğer birçok ülkede yerleĢim amaçlı binalara ilave olarak, ticari, sanayi, turizm ve sosyal amaçlı yapılan binalar da tarım arazilerinin amaç dıĢı kullanım biçimleri içinde kabul edilmektedir. Sanayi ve ticaret merkezi niteliği kazanmıĢ büyük kentlerde doğal nüfus artıĢı ve göç nedeniyle ortaya çıkan yerleĢim amaçlı konut gereksinimi, tarım arazilerini tehdit eden baĢlıca toplumsal geliĢme olarak kabul edilmektedir (Kılıç 2008).

Kent merkezlerinin alan olarak son sınırına ulaĢması, bina yapımı için yeterli düzeyde arsanın kalmamasına neden olmuĢtur. Bu durum yeni konut gereksinimlerinin kentlerin sınırlarında yer alan tarım arazilerinden karĢılanması sonucunu doğurmaktadır. Diğer taraftan, kırsal kesimden gerek sosyal gerekse ekonomik yönden düĢük seviyede bulunan nüfusun kentlere plansız ve kontrolsüz göçü, plansız ve çarpık kentleĢmeye neden olmaktadır. Bu durum 2000’li yıllara kadar gecekondulaĢmayı teĢvik etmiĢ, kentlerin yakın çevresinde veya çepherindeki tarım arazilerinin fiyatlarını yükseltmiĢ ve sonuç olarak söz konusu arazilerin tarımsal etkinlikler yerine yerleĢim yeri gereksinimi için rant aracı olarak kullanılması sonucunu doğurmuĢtur.

2.2.1.5 Yatırım amacı ile kullanımlar

Tarım arazilerinin amaç dıĢı kullanımının ikinci biçimini, yatırım amaçlı arazi kullanımı oluĢturmaktadır. Burada geçen yatırım kavramını, sadece sanayi yatırımı olarak değil,

(24)

16

kamu tüzel kiĢileri ve özel kiĢilerce yapılan her türlü yatırımlar olarak anlamak gerekir. Bu nedenle sanayi yatırımları, turizm amaçlı yatırımlar ve kamu kuruluĢlarınca gerçekleĢtirilen altyapı yatırımlarını bu baĢlık altında incelemek gerekir. Topoğrafik özellikleri bakımından engebesiz bir yapıya sahip olması, ulaĢım olanaklarının kolay ve kuruluĢ için düĢük maliyet gerektirmesi, tarım arazilerinin sanayi tesislerinin kuruluĢ yeri olarak seçilmesinde özendirici etki yaratmaktadır. Esasen birçok ilde tarım arazilerinin sanayi yatırımları için özgülenmesi, amaç dıĢı arazi kullanımında önemli bir paya sahiptir.

Amaç dıĢı arazi kullanım biçimleri içinde sanayi yatırımlarının önemli bir paya sahip olması, devlet tarafından yürütülen sanayileĢme politikası ile de yakından ilgilidir. Jacobs (1997)’a göre, verimli tarım arazilerinin büyük bir bölümü plansız sanayileĢme nedeniyle kaybedilmektedir. Aynı görüĢe katılan Chase (1999)’de ülkelerin sanayi yatırımları için sağlamıĢ olduğu önemli ölçüde vergi indirimleri nedeni ile sanayi tesislerinin yaygınlaĢmasının verimli tarım arazilerinin yok edilmesi sonucunu doğurmaktadır.

Örneğin Çin’de 1978 yılı reformları sonucunda, ekonomik, sosyal ve çevresel bakımdan hızlı ve önemli bir geliĢme meydana gelmiĢ, artan sanayileĢme ile birlikte, verimli tarım arazileri de tahrip edilmiĢ ve etkileri geniĢ alanlarda ortaya çıkan arazi bozulmaları gözlenmiĢtir (Skinner 2001). Sonuç olarak tarımsal etkinliklerin yürütüldüğü en önemli ekonomik kaynaklar olan birinci sınıf tarım arazilerinin endüstriyel geliĢmeler karĢısında mutlaka korunması gerektiği kabul edilmektedir (Anonymous 2001a).

Sanayi tesislerinin kent içi ve yakın çevresinde dağılmıĢ olması, hem arazi tahribi, hem de atık yönetimi bakımından sorunlara yol açmaktadır. Belirtilen sorunların asgari düzeye çekilmesi için 5462 Sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu yürürlüğe girmiĢ olup, bu amaçla sanayinin uygun görülen alanlarda yapılanmasını sağlamak, çarpık sanayileĢme ve çevre sorunlarını önlemek, kentleĢmeyi yönlendirmek, kaynakları rasyonel kullanmak, bilgi ve biliĢim teknolojilerinden yararlanmak, sanayi türlerinin belirli bir plan dahilinde yerleĢtirilmesi ve geliĢtirilmesi amacıyla; sınırları tasdik edilmiĢ arazi parçalarının imar planlarındaki oranlar dahilinde gerekli idari, sosyal ve teknik altyapı alanları ile küçük imalat ve tamirat, ticaret, eğitim ve sağlık alanları, teknoloji geliĢtirme bölgeleri ile donatılıp planlı bir Ģekilde ve belirli sistemler dahilinde sanayi için tahsis edilmesiyle oluĢturulan ve bu Kanun hükümlerine göre iĢletilen mal ve hizmet üretim bölgeleri oluĢturulmuĢtur. Halen 250’nin üzerinde farklı alanlarda faaliyette bulunan organize sanayi

(25)

17

bölgesi tesis edilmiĢ olup, bunların birçoğunun da verimli tarım arazileri, mera ve orman arazileri üzerinde tesis edildiklerine tanık olunmaktadır. Bunun dıĢında 4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanunu ve Organize Sanayi Bölgeleri Kanununda DeğiĢiklik Yapılması Hakkında Kanunun, 22/06/2004 tarihli ve 5195 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanununda DeğiĢiklik Yapılması Hakkında Kanun ile belirli sanayi alanlarında faaliyette bulunmak üzere endüstri bölgeleri kurulmaktadır. Her iki bölgenin kuruluĢ yeri seçiminde, tarımsal potansiyeli, doğa koruma ve özellikle ekolojik fonksiyon değerinin büyük ölçüde ihmal edildiği, organize sanayi bölgesi ve endüstri bölgesi tesisi için uygunluk ölçütlerine öncelik verildiği açıktır. Bu eğilim ile tarım arazilerinin sanayi yatırımları için kolayca kullanılabilmesine katkı yapmakta ve bölgelerin kurulmasından beklenen doğa ve arazi koruma katkısı ile sınırlı ölçüde kalmaktadır.

2634 sayılı Turizmi TeĢvik Kanunu’na göre doğal, tarihi, arkeolojik ve sosyokültürel turizm değerleri ile diğer turizm potansiyeli dikkate alınarak yapılan kültür ve turizmi koruma ile turizm merkezlerinin belirlenmesine iliĢkin yapılan çalıĢmalar tarım arazileri üzerinde gerçekleĢtirilebilmektedir (Dizdar 1992). 2634 Sayılı Kanun kapsamında ve ilgili mevzuatta belirtilen koĢulların sağlanması ile kültür ve turizm koruma ve geliĢim bölgeleri olarak ilan edilebilen tarım alanları, daha sonra turizmi teĢvik kapsamında turizm yatırımlarına açılabilmektedir. Bu durum yapılan turizm yatırımları da tarım arazilerinin amaçları dıĢında kullanılmasına olanak sağlamaktadır. Özellikle turizm geliĢim bölgesi olarak özgüleme çalıĢmaları sırasında, bu alanların tarımsal nitelikleri hiçbir biçimde dikkate alınmamakta, Kanunda sayılan turistik niteliklere sahip olması yeterli görülmektedir.

Turizm yatırımları, 2634 Sayılı Kanununa göre devlet tarafından da desteklenmektedir.

Anılan kanuna göre, devlet tarafından yapılacak turizm destekleri, turizm yatırımlarını teĢvik belgesi alınması Ģartına bağlanmıĢtır. Bu nedenle gerçekleĢtirilen turizm yatırımlarına iliĢkin bilgiler, bu konuda verilen teĢvik belgesi istatistiklerine göre değerlendirilebilir. Bu yatırımlar içinde de karayolu yapım politikası özel bir önem ve etkiye sahip olmaktadır. Karayolu yapım projeleri, adeta tarım tarazilerinin baĢka amaçlarla kullanımını teĢvik edici ya da cezbedici bir nitelik göstermekte olup, diğer yatırımlar (sanayi, konut ve turizm gibi) bunun arkasından kaçınılmaz ve engellenemez olarak gelmektedir.

(26)

18

Türkiye’de karayolu planlama ve uygulama çalıĢmalarında esas prensip, teknik imkanların müsaade ettiği ölçüde en ekonomik ve en kısa yol güzergahının seçilmesi yönünde olmuĢtur. Fakat bu prensiple hareket edildiğinde bugün en ekonomik görünen yol, beraberinde getirdiği olumsuz toplumsal, ekonomik ve ekolojik etkilerle belki ileride en pahalı çözüm olduğu gibi bir daha geri dönme imkânı da ortadan kalktığı için sorunun daha da artması dahi mümkün olmaktadır (Anonim 1980). Bunların yanında kamu kuruluĢları, birçok engelle karĢılaĢmadan özellikle I., II. ve III. sınıf verimli tarım arazileri, yapım kolaylığı bakımından seçerek kamulaĢtırmaktadırlar. Ayrıca kamulaĢtırılmıĢ bu alanların, yapılaĢma için tarım arazisi niteliği bulunup bulunmadığı hususunda genellikle bir izin iĢlemine bile gerek duymadan ve göz önüne almadan hareket edilmektedirler. Burada bir nevi özel sektör yatırımlarına bile kötü örnek olabilmektedirler.

2.2.1.6 Turizm yatırımları yapılan alanlar

Verimli tarım arazilerinin amaç dıĢı kullanımının bir baĢka Ģekli ise; yazlık, ikinci konut, turistik siteler, kamu kuruluĢlarının sosyal-eğitim ve dinlenme tesisleri kuruluĢ yeri özellikle kıyı kesimindeki alanların tescil edilmesidir. Özellikle Akdeniz, Ege, Marmara, ve Karadeniz kıyı kesiminde dar bir Ģeritte yoğunlaĢan bu yapılar son yıllarda hızla geliĢme eğilimine girmiĢ ve hatta birçok yerleĢim yerinde kıyı Ģeridinde adeta boĢ bir yer kalmamak üzere bütün kıyı alanına turizm, konut ve ikinci konut amaçlı olarak kapatıldığı gözlenmiĢtir. Bu sahalarda özellikle kıyılarda turizm fiziksel planı ve gerekli imar planlarının bulunmayıĢı ve bazı hallerde de mevcut planların çeĢitli nedenlerle uygulanamayıĢı sonucu, kıyı kesimlerindeki verimli tarım arazileri turizm amaçlı olarak iĢgal edilerek, yetiĢmesinde kıyılara has özelliklerin bulunduğu bazı nadir bitkilerin elde edilmesi imkanı azalmakta ve hatta tamamen ortadan kalmaktadır.

Kıyı alanlarının alanlarının tahsisi ve amaç dıĢı kullanımı; daha çok belirli bir mali güce ulaĢan kiĢiler, tarım arazisi vasfındaki yerleri karĢılıklı güven esasına göre veya kooperatiflere genellikle hisseli tapu Ģeklinde satıĢ yaparak gerçekleĢmektedir. Bu alanlar da hisseli olarak küçük paylara ayrıldığından, yapılaĢmaya engel olunsa dahi o alanlarda tarım yapma imkanı olmamaktadır (Dizdar 1983). Birçok yerleĢim yerinde hem tarımsal arazi bütünlüğü bozulmuĢ ve özellikle çevre kanunu ve kıyı kanunu gibi düzenlemeler bile kıyı alanlarının tahrip edilmesi sürecini durduramamıĢtır.

(27)

19 2.2.1.7 Amaç dıĢı kullanımın yarattığı sorunlar

Verimli tarım arazilerinin amaç dıĢı kullanımı, çok yönlü etki yaparak önemli sorunlara yol açmaktadır. Bu sorunlar yöreden yöreye ve örnek olarak seçilen Manavgat Ġlçesi’nde görüleceği gibi birbirine çok yakın alanlarda bile geliĢen turizme dayalı olarak ve farklı sektörlere bağlı olarak değiĢiklik göstermektedir. Bunları iki ana gurup halinde toplamak ve konu bütünlülüğü bozmamak için ana hatları ile açıklamak mümkündür:

1- Amaç dıĢı kullanımın tarımsal faaliyet üzerine yarattığı sorunlar, 2- Verimli tarım arazilerinin kaybıdır.

Her Ģeyden önce, belirtilen bütün amaç dıĢı kullanım Ģekilleri verimli tarım arazilerinin kaybına ve azalmasına neden olmaktadır. Böylece tarımsal faaliyetin sınırı ve ülke ekonomisindeki payı azalma göstermektedir. Bütün tarımsal faaliyetlerin bir bakıma araziye dayalı olarak yapılması, verimlilik sabit olmak koĢulu ile verimli arazi varlığı kaybını bağlı olarak tarımsal katma değerde azalıĢa neden olacaktır. Verimli tarım arazilerinin kayıp nedenlerini aĢağıda Ģekilde açıklanıbilir.

- Çiftçilerce Tarımsal Faaliyetin Terki: Kent, sanayi ve turistik alanların yaygınlaĢarak büyümesi sonucu, bu alanlar etrafındaki çiftçilerin genellikle tarım dıĢı bir iĢ ve uğraĢ da edinmeleri nedeni ile tarımsal faaliyeti ikinci plana iterek terke doğru bir gidiĢ içinde olukları görülmektedir. Bu eğilim çiftçinin arazisini tarımsal üretim için değil sadece mülkiyet için muhafaza etmesine neden olmuĢtur. Böylece ekim, dikim ve bakım iĢlerini ihmal ederek tarımsal üretimin azalmasına sebep olmaktadır.

- Çiftçilerin Arazilerini Satmaları: Sanayi tesislerinin yoğunluk kazandığı, kent ve turizm geliĢme alanları ile karayolu gibi bazı altyapı hizmetlerinin görüldüğü alanlar civarında tarım yapan çiftçiler, çoğunlukla tarım arazilerinin fiyatlarında bu nedenle görülen aĢırı fiyat yükselmeleri yüzünden arazilerini satmaya yönelmektedirler. Ancak bu arazileri satın alan alanlar çoğunlukla çiftçi olmayıp tarım dıĢı bir amaçla kullanmak isteyen sanayici ve spekülatörlerdir.

(28)

20

- Arazi Bütünlüğünün Bozulması ve ĠĢleme Zorlukları: Tarım arazilerinin, karayolları, demiryolları, boru hatları gibi altyapı tesisleri ve arazisinin bir kısmının istimlaki, miras paylaĢımları ile taĢınmazların bölünüp parçalanarak küçük parsellere ayrılması yüzünden arazi iĢleme, bakım hasat gibi bir takım tarımsal faaliyetler gereği gibi yerine getirilememektedir. Sonunda da üretim düĢüklüğüne veya araziyi satarak terke neden olmaktadır.

- Çiftçilerin Tarım Arazilerine Yatırım Yapmaktan Kaçınarak Ekstansif Tarıma Yönelmeleri: Kentsel yapılaĢma ve endüstri tesisleri yaklaĢtıkça, çiftçi çok miktarda sermayenin uzun süre bağlı kaldığı tarımda, geleceğinin ne olacağı konusunda kuĢkuya düĢmekte, tarımsal faaliyete devam mı edecek yoksa, kent altyapı hizmetleri için arazileri istimlak mı edilecek veya kent tarafından yutulacak mı gibi sorularla karĢılaĢmakta, bu soruların cevaplarını bilememekte ve ikileme düĢmektedir. Bu da çiftçilerin tarımsal faaliyetlerini geliĢtirme eğilimlerini olumsuz yönde etkilemekte ve geleceğinden emin olmayan çiftçiyi, arazisine yatırım yapmaktan caydırarak, ekstansif bir tarıma yönelmesine neden olmaktadır (Dizdar 1983). Ayrıca tarım arazilerinin amaç dıĢı kullanımı, tarım arazilerinin ve üzerinde yetiĢen bitkileri ile canlılar üzerinde, hava, su, arazi kirlenmesi yolları ile çevre kirliğine de sebep olmaktadır.

Turizm ve hizmet sektöründe çalıĢmak üzere Manavgat Ġlçesi’ne diğer il ve ilçelerden gelen vasıfsız iĢçiler zamanla turizm ve hizmet sektöründe çalıĢmayı sürdürürken tarımdan uzak duramamakta ve alıĢıla gelmiĢ olarak arazi özlemleri için tarım arazilerine ilgi göstermektedirler. 5403 Sayılı Kanunun hisse satıĢına imkan vermese de tescil dıĢı yöntemlerle arazi ediniminin tercih edildiği, bunu da sözleĢme veya senet yaparak kendi aralarında çözüm yolu bularak, değiĢik yollarla tarım arazisine kaçak konut inĢaa ederek gecekondulaĢmaya sebep oldukları gözlenmektedir. Sonuç olarak, iç göç ve hatta yabancı ülkelerden gelen göç akımı ile birçok yönden tarım arazilerinin kullanımını olumsuz etkilediği tespit edilebilir.

(29)

21

3. ANTALYA ĠLĠ MANAVGAT ĠLÇESĠ ÖRNEĞĠ

Tarımsal üretim ve turizm potansiyeli yüksek bir kent olan Antalya’da arazi varlığının amacına uygun kullanımı önemli bir sorun teĢkil etmektedir. Ġlin nüfus büyüklüğü yönünden ülkede altıncı sırada ve tarımsal üretim değerleri bakımından birinci sırada yer aldığı dikkate alındığı zaman arazi kullanımı ile arazi-nüfus iliĢkisinin önemi kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.

3.1 Ġklim ve Bitki Örtüsü

Antalya’nın sahil ve yayla kesimi arasında iklim ve bitki örtüsü bakımından önemli bir farklılık göze çarpar. Sahil kesimi muz ve narenciye gibi tropik ve subtropik iklim bitkilerinin yetiĢtirilmesine ve örtüaltı üretim yapılmasına uygundur. Özellikle GazipaĢa ve Alanya Ġlçeleri’nde muz, avakado ve kivinin yanı sıra, mango, ananas, papaya, dragon fruit, star fruit, guava, rambutan, mangis, lychee, passiflora, pepino, pysalis (altın çilek), sarı karpuz, longan, tamarillo gibi birçok çeĢitin üretiminin yaygınlaĢtırılması ile ilgili adaptasyon çalıĢmaları yapılmaktadır. Yayla kesimi ise soğuğa dayanıklı elma, armut, ayva ve kiraz gibi ılıman iklim meyve türlerinin yetiĢebilmesi için elveriĢlidir. Son yıllarda özellikle Elmalı Ġlçesi’nde örtüaltı tarımı hızla yaygınlaĢmaktadır.

Antalya Ġli iklimi, genelde yazları sıcak ve kurak, kıĢları ılık ve yağıĢlı olarak ifade edilen Akdeniz iklimi içerisinde değerlendirilmektedir. Ġklimsel verilere bakıldığında sahil kesiminde tipik Akdeniz iklimi, yüksek bölgelerde tipik karasal iklim hüküm sürmektedir.

Rüzgârlar genellikle kuzey ve güney yönlerinden esmektedir. Rüzgâr hızı kıĢ aylarında yüksek değerlere ulaĢmaktadır. Ortalama sıcaklık 18,1 ºC ve ortalama nispi nem % 60,6’dır. Bitki örtüsü; ormanlar, çayır-meralar, makiler ve otsu bitkilerden oluĢmaktadır.

Bodur ağaçlardan oluĢan makiler bölgede 700-800 metre yüksekliğe kadar görülür. Orman alanları deniz seviyesinden itibaren baĢlar. Ancak özellikle yerleĢim bölgesi ve tarım yapılan alanlarının etrafında doğal bitki örtüsü yer yer tahribe uğramıĢtır.

Ġlin toplam tarım arazisi varlığı 4.143.256 dekar olup, bunun % 55,22’sinde sulu tarım yapılmaktadır. Antalya’da uzun yıllar ortalaması baz alındığında temmuz ve ağustos sıcaklık değerinin, aralık ve ocak ise ortalama yağıĢ miktarının en yüksek olduğu aylardır.

(30)

22

Ġlde iklim ve toprak özelliklerine bağlı olarak hem yıl içinde birkaç ürün alınabilmekte, hem de üretilen ürünlerin çoğunluğunu ticari veya pazara yönelik faaliyetler teĢkil etmektedir.

Türkiye’de orman arazisinin ülke yüzölçümüne oranı % 27 iken, ilde bu oran ülke ortalamasının oldukça üzerinde bulunmaktadır. Toplam 1.115.000 hektar orman alanı ile orman varlığında yüzölçümüne göre en iyi konumda olan Antalya Ġli için % 54 olmuĢtur.

Orman varlığı içinde kızılçamın ağırlıklı bir yeri vardır. Asli orman ağacı olan kızılçam 1.200 metre yüksekliğe kadar yayılıĢ gösterir. Bu yükseklikten sonra sedir, karaçam ve köknar hâkimiyeti baĢlar. 2.000 metreyi geçen yüksekliklerde ormanlar seyrekleĢmeye ve bodurlaĢmaya baĢlar. Ayrıca, bölgede ayrık, yabani arpa, yabani yulaf, köpek diĢi, Ġngiliz çimi, yumak otu, çoban düğmesi, mürdümük, üçgül, yonca, yabani korunga, bakla, çiğdem, menekĢe, sümbül, domuz pıtrağı, laden, eğrelti, yosun, nevraz, süsen ve civanperçemi gibi yıllık bitkiler de yetiĢmektedir.

Antalya, ekolojik özellikleri ile önemli ölçüde tıbbi ve aromatik bitki zenginliğine sahip olup, ekonomik değer oluĢturan bitkiler, defne yaprağı, kekik, dağ nanesi, dağ çayı, biberiye, keçiboynuzu, her türlü orman mantarı, mersin yaprağı, funda ve yosundur.

Dünyanın hiçbir yerinde bulunmayan bazı bitkiler özellikle çiğdem, Çukurova orkidesi, çukurova menekĢesi gibi sadece bu bölgede yetiĢmektedir. Türkiye’nin Avrupa kıtasında bulunan bitki türlerinin % 75’ini barındırmakta olup, bunun yaklaĢık üçte biri endemiktir.

Türkiye’nin florasında bulunan bitki türü sayısı 9.160 olup, bunun 3.300 kadarı endemik, yaklaĢık 1.000 kadarı ise tıbbi bitki özelliği taĢımaktadır. Avrupa’nın tamamında bulunan 12.000 türün 2.750 kadarı endemik olup, Antalya sınırları içinde de toplam 533 endemik takson tespit edilmiĢtir.

3.1.1 Tarımsal arazi varlığı ve kullanım durumu

Antalya Ġli, coğrafi konumu, verimli arazileri, uygun iklim koĢulları, yeterli su kaynakları, büyük pazarlara yakınlığı ve ulaĢım kolaylığının yanı sıra, rekabetçi iĢgücü ile tarımsal üretim ile oldukça elveriĢli koĢullara sahiptir. Antalya Ġli’nde yetiĢtirilen tarımsal ürünler,

Referanslar

Benzer Belgeler

Türkiye İş Kurumu verilerine göre engelli çalıştırmakla yükümlü 50+ işyeri sayısı ile kamu kurumlarında ve özel sektörde engelli kotasında işçi olarak istihdam

1.1 Az4.d4Arft1 Yeniköy köyü sınırları içerisinde Harita üzerinde Akdüz serisi adı ile kodlandırılan tarım arazilerinin özellikleri.. 4.sınıf tarımda

TKAKK md.8/İ/II’de belirtilen hakkın söz konusu olması için arazinin mülkiyetinin devredilmesi gerekmektedir. Mülkiyetin devri sonucunu doğurma- yan hukuki

Özellikle (hafif amaçlı işler için)ot ve sap parçalama için özel tasarlanmış kırlangıç kanat tipi bıçak teknolojisi otları ve sapları budanmış meyve dalları

Tarım nüfusu ve tarımsal üretimin öne çıktığı bir ülke olarak Türkiye’de; doğal kaynaklar, tarım arazisi ve toprak varlığı gibi üretim faktörlerinin amaç

Dağ, plato, ova ve vadi olarak adlandırılan ana jeomorfolojik birimlerin bünyesinde yer alan ve onlarla bütünleşen küçük alanlı jeomorfolojik birimlere (yamaçlar, fay

Başta sanayi yatırımlarının çok olduğu Marmara Bölgesi ve mirasla bölünmenin yoğun olduğu Karadeniz Bölgesi olmak üzere, özellikle tarım ve yerleşim açısından

Bakanlıkça belirlenecek asgari sayıda meyve, asma, fındık, fıstık, gül, çay ve benzeri ağaç, ağaççık ve çalı formunda yöre ekolojisine uygun çok yıllık bitkilerin