• Sonuç bulunamadı

2013 / 33 B R Ü K S E L D E B İ R H A F T A 16 Eylül 2013

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "2013 / 33 B R Ü K S E L D E B İ R H A F T A 16 Eylül 2013"

Copied!
7
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

TUSIAD BUSINESSEUROPE ÜYESİDİR AVRUPAİŞDÜNYASIKONFEDERASYONU

ISTANBUL [email protected] ANKARA [email protected] BRUSSELS [email protected]

BERLIN [email protected] PARIS [email protected] BEIJING [email protected] WASHINGTON DC [email protected]

www.tusiad.org

13, AVENUE DES GAULOIS B-1040 BRUXELLES T: +32 2 736 4047

2013 / 33 B R Ü K S E L ’ D E B İ R H A F T A 16 Eylül 2013

BU SAYIDA:

AB - TÜRKİYE AB - SURİYE AB KURUMLARI VERGİ

YENİLİKÇİLİK

BANKACILIK SEKTÖRÜ TEK AVRUPA SEMASI VİZE

(2)

AB - Türkiye

- Avrupa Parlamentosu Liberaller Grubu (Avrupa için Liberal ve Demokrat İttifakı) üyesi Alexander Graf Lambsdorff Alman “Die Zeit” gazetesi için Türkiye – AB ilişkilerinin 50. yılı çerçevesinde bir makale kaleme aldı. AB’nin yeni bir Türkiye stratejisine ihtiyacı olduğu vurgulanan makalede, üyelik hedefinin henüz belirgin olmadığı ve Ortaklık Anlaşması’nın imzalandığı 1963 yılından bu yana geçen dönemde AB – Türkiye ilişkileri, yavaş, kimi zaman geri adımların atıldığı, ancak sonunda tarafların birbirine yakınlaştığı bir süreç olarak değerlendiriliyor. AB üye ülkelerinin üyelik perspektifini somutlaştırarak, Türkiye ile katılım müzakerelerinin başlatılması kararını aldıkları günlerde dahi başta Fransa ve G. Kıbrıs olmak üzere pek çok üyenin Türkiye’nin AB üyeliğine hazır olmadığına dikkat çekilirken, gelinen noktada Türkiye’nin Avrupa’ya uzak olduğuna işaret ediliyor.

Bunun bir nedeninin, Türkiye'nin üyeliğine karşı çıkan ve dolayısıyla Ankara’da anlaşılır bir hayal kırıklığı yaratan üye ülkeler olduğu belirtiliyor.

Lambsdorff makalesinde AB’nin müzakere sürecinde olduğu ülkelere karşı dürüst bir politika izlemesi gerektiğine dikkat çekerek, müzakerelerin nihai hedefi olan üyelik fikrine ilke olarak karşı çıkılıyorsa her üç yılda bir teknik fasıl açılmasının tarafları çözüme ulaştırmayacağını dile getiriyor. Lambsdorff, Türkiye'nin adil muamele görmeye hakkı olduğuna vurgu yapmakla beraber, AB’nin Türkiye’nin üyeliğinin AB’ye katkıları konusunda uzlaşı sağlayamaması ve ek olarak AB içerisinde etkili üyelerin vatandaşlarının Türkiye’yi Birlik içerisinde istememesi göz önünde bulundurulduğunda, AB’nin daha farklı bir tutum sergileyemediği değerlendirmesinde bulunuyor.

Durum böyleyken katılım müzakerelerini sürdürmek yapıcı olmadığı gibi biraz da maceraperestlik olarak yorumlanıyor. Bu durumun fark edilmesinin AB – Türkiye arasında üyelik konusuna hemen etki etmeyecek, ancak iş birliği yapılabilecek konuların belirlendiği “pozitif gündem” çalışmalarının başlatılmasının sebeplerinden olduğuna dikkat

çekiliyor.

Pozitif Gündem’in akıllıca bir strateji olduğu, ancak aynı zamanda üyelik müzakerelerine hiç başlanmaması gerektiğinin gecikmeli bir itirafı olarak da değerlendirebileceği belirtiliyor. Bu durumun Türkiye’ye düşmanlık beslenmesinden kaynaklanmadığı, ancak tek üye için tek bir AB yaklaşımı olduğu sürece adil müzakerelerin tarafsız bir şekilde yürütülemeyeceği belirtiliyor. Lambsdorff’a göre AB, tam üye olamayacak ülkelere de bir perspektif sunmayı başarabilecek duruma geldiğinde Türkiye yeniden AB’ye uygun hale gelecektir.

AB - Suriye

- AB Güvenlik ve Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton, ABD ve Rusya arasında Suriye’deki kimyasal silahların ve kimyasal silah programlarının hızlı ve güvenli bir şekilde yok edilmesini sağlama yönünde varılan anlaşmanın memnuniyetle karşılandığını dile getirdi. ABD ve Rusya’nın önümüzdeki günlerde anlaşmanın detaylarını tamamlayarak, taslak kararı Kimyasal Silahların Yayılmasının Önlenmesi Örgütü (OPCW) İdari Konseyi’ne ileteceği belirtildi. Böylece söz konusu kimyasal maddelerin hızlı bir şekilde imhası, kimyasal silah programının sona erdirilmesi ve bağlayıcı bir izleme süreci için prosedürlerin detaylı olarak belirleneceği kaydedildi.

Bu çerçevede Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi sorumluluklarını yerine getirerek hızlı bir şekilde tüm sürece ek güç sağlayacak bir karar üzerinde anlaşma sağlamaya davet edildi. Ashton aynı zamanda ABD ve Rusya tarafından dile getirilen, Suriye’nin hızlı bir şekilde OPCW, BM ve konu üzerine çalışan diğer personelin Suriye’de bulunan tüm bölgelerde araştırma yapabilmeleri için sınırsız yetki ve haklarla donatılmalarının sağlanması yönündeki taleplere katıldığını belirtti.

Açıklamada ayrıca Suriye makamlarının Kimyasal Silah Sözleşmesi’nin resmi olarak yürürlüğe girmesinden önce de sözleşme hükümlerinin

(3)

uygulanmaya başlanacağı yönündeki açıklamalarının memnuniyetle karşılandığı vurgulandı. Bu bağlamda AB’nin, üye devletlerle yakın işbirliği içerisinde OPCW’nin önemli ve acil görevine destek vermeye hazır olduğu belirtildi.

Catherine Ashton söz konusu anlaşmanın Suriye krizine siyasi bir çözüm sağlanması yolunda bir adım olduğunu ümit ettiklerini dile getirirken, uluslararası toplum çerçevesinde tüm ortakları hızlı bir şekilde Suriye üzerine bir barış konferansı düzenlenmesi yönünde birlik içinde çalışmaya davet etti. İnternet bağlantısı için

AB Kurumları

- Avrupa Parlamentosu (AP) Genel Kurulu’na katılan AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso milletvekillerine yönelik olarak “Birliğin Durumu”

konuşması yaptı. 8 ay sonra AB vatandaşlarının sandık başına giderek kendilerini Avrupa Parlamentosu’nda temsil edecek vekilleri seçeceğini hatırlatan Barroso, seçimlerin son beş yıllık dönemde AB’nin icraatlarının vatandaş tarafından bir değerlendirmesi anlamına geleceğini hatırlattı.

Barroso son beş yılda AB konusunun vatandaşların hayatına çok fazla girmiş olduğunu, kahvehane ve restoran gibi vatandaşların bir araya geldiği yerlerde AB’nin konuşulup tartışılan bir konu haline geldiğini söyledi. Beş yıl önce ABD’de mali sektörde meydana gelen olayları ve bu olayların küresel krizi başlattığını söyleyen Barroso, ekonomik krizin sosyal krize dönüştüğünü ve bazı vatandaşlar açısından da son derece dramatik sonuçlar doğurduğunu hatırlattı.

AB’nin ekonomik krizle kararlı bir şekilde mücadele ettiğini, mali sektörde reform sürecinin başlatıldığını, 700 milyar €’dan fazla kaynağın krizden etkilenen ülkeleri yeniden istikrara taşımak için kullanıldığını, AB’nin içine bir ülke daha alarak genişlediğini, önümüzdeki yıl da Euro Alanı ülkelerine bir yenisinin katılarak 18 üyeden oluşan bir alan haline geleceğini vurguladı. Barroso krizden etkilenen ülkeler için aşağıdaki noktaları vurguladı:

İspanya’da gayrisafi yurtiçi hasılanın %33’ü mal ve hizmet ihracatından oluşur hale gelmiştir. Bu rakam ülkenin Euro’ya katılımı sonrasında bu sene en üst düzeye ulaşmıştır.

İrlanda 2012’den itibaren mali piyasalardan kaynak elde edebilmeye başlamıştır. 2013 itibarıyla İrlanda ekonomisi peş peşe üç yıldır pozitif büyümeyi sürdürür hale gelmiş olacaktır.

İrlanda’daki imalat şirketleri işgücü alımı sürecine başlamıştır.

Cari açığı çok yüksek seyreden Portekiz’de bu açığın kapatılması konusunda olumlu gelişmeler bulunduğu gözlenmektedir.

Yunanistan mali uyum sürecini üç yıllık süre içinde tamamlamıştır ve eski rekabet gücünü yakalama yönünde olumlu sinyaller vermeye devam etmektedir.

Diğer ülkelerden çok sonra mali uyum programına başlayan G. Kıbrıs önüne konulan ön koşulları yerine getirmeye başlamıştır.

Barroso milletvekillerine yaptığı konuşmasında AP’nin ve AB Komisyonu’nun mevcut görev dönemleri tamamlanmadan önce bazı konuların ele alınıp olumlu bir şekilde sonuçlandırılabileceğini vurguladı. Bu noktada Bankalar Birliği’nin oluşturulması sürecinin tüm AB ve küresel ekonomi için önemli olduğunu belirten Barroso, bu sürecin üye ülkelerde büyük farklılıklar gösteren bankacılık sistemlerinin uyumlaştırılması ve sonucunda da ekonominin işleyişi ve reel ekonomiye kaynak aktarımı için gerekli olduğunu savundu.

Telekomünikasyon hizmetleri için tek pazarın oluşturulması yönünde bir yasa taslağı hazırlığı içinde olunduğunu bildiren Barroso, AB vatandaşlarının bu hizmetlerden daha düşük ücret karşılığında yararlandırılması için yeni düzenlemeler getirileceğini söyledi. Barroso ayrıca iç pazarın dijital ürün ve hizmetler alanında da bütün hale getirilmesi çalışmalarının tamamlanacağını vurguladı. Barroso ayrıca önümüzdeki günlerde 2030 yılına kadar enerji ve iklim değişikliğiyle mücadele çerçevesi ve 21 yüzyıla uygun yeni bir sanayi politikası ile ilgili yasal düzenlemelerin yapılacağına işaret etti: İnternet bağlantısı için

(4)

Vergi

- AB ve OECD vergi ile ilgili bilgilerin otomatik olarak paylaşımı konusunda küresel bir standardın oluşturulması sürecini hızlandırmak üzere anlaşmaya vardı. Ekonomik Mali İşler Konseyi gayrı resmi toplantısında yer bulan mali sistemin geleceği ile ilgili görüşmeler sırasında krizlerin önlenmesi ile birlikte vergi kaçırma ile mücadele konularına ağırlık verildi. Bakanlar bankacılık sektörünün istikrarı ve reformlar konularında tartışmalar da gerçekleştirdi.

Vergi kaçakçılığının ve yolsuzluğunun önlenmesi konularında ise küresel ve AB düzeyindeki girişimler üzerinde duruldu. Bu noktada vergilendirme ile ilgili bilgilerin otomatik olarak paylaşımı konusu ön plana çıktı. AB ülkelerinin ekonomi ve mali işlerden sorumlu bakanları AB düzeyinde nasıl bir eşgüdüm içinde olunabileceğini ve bu eşgüdüm çalışmalarının küresel düzeyde bir standartlaşmaya nasıl dönüştürülebileceğini görüştü.

Görüşmenin bu bölümüne katılan (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) Genel Sekreteri Angel Gurria, otomatik olarak bilgilerin paylaşımı ile ilgili küresel bir model oluşturulması için OECD’nin çalışmaları bulunduğunu, bu çalışmaların 2014 yılında tamamlanmasını beklediklerini bildirdi. G20 ve AB ile işbirliği içinde sürdürülen çalışmaları hakkında bilgi veren Angel Gurria, modelleme ile ilgili çalışmalarda ilerleme kaydedildiğini belirtti. Otomatik bilgi paylaşımının vergi mükellefleri ile ilgili tüm bilgilerin sistemli ve dönemsel olarak karşılıklı gönderimini gerektirdiğini söyleyen Gurria, bu noktada gönderilecek bilgilerin neler olacağının, raporlama kurallarının ve paylaşım için kullanılacak elektronik ortamın belirlenmesi gerektiğine işaret etti.

Çok Taraflı Sözleşme altında vergi bilgilerinin otomatik paylaşımı için taraflar arasında ayrı anlaşmaların imzalanması gerekiyor; ayrıca iki ya da daha fazla tarafın tek bir anlaşma etrafında bir araya gelmesi imkanı da bulunuyor. OECD genel merkezinde 29 Mayıs 2013’te gerçekleştirilen bir törenle Avusturya, Belize, Estonya, Letonya,

Lüksemburg, Nijerya, Suudi Arabistan, Singapur ve Slovakya Çok Taraflı Sözleşme’ye imza koymuşlardı.

Çin’in de 27 Ağustos’ta imzalaması sonrasında sözleşme tüm G20 ülkeleri tarafından imzalanmış oldu. İnternet bağlantısı için

- AB Konseyi hukuk bölümü mali işlemler vergisinin AB yasalarına aykırı bir uygulama olacağı yönünde görüş bildirdi. Bu görüş sonrasında AB Komisyonu onbir AB ülkesinin katılacağını açıkladığı mali işlemler vergisi ile ilgili süreçten vazgeçilmeyeceğini açıkladı. Komisyon’dan yapılan açıklamada vergilendirmenin kesinlikle yasalara uygun olduğu konusunda AB Komisyonu’nun emin olduğu, bunun aksini savunan görüşlerin kabul edilmediği ileri sürüldü.

AB Konseyi hukuk bölümünün açıkladığı görüşte şimdilik yalnızca onbir üye ülkenin katılacağını bildirdiği mali işlemler vergisi uygulamasının üye ülkelerin vergi ile ilgili bağımsızlık alanına müdahale anlamına geleceği ve bu uygulamanın iç pazarın işleyişini olumsuz etkileyeceği belirtiliyordu.

“Robin Hood Vergisi” takma adıyla da anılan vergilendirme konusunda özellikle İngiltere hükümetinin itirazları bulunuyor. Uygulama AB ülkelerinin tamamında destek bulmaması üzerine şimdilik sadece onbir üye ülkenin katılımıyla

“genişletilmiş işbirliği” süreci içinde ele alınacak.

Almanya, Fransa, İtalya, İspanya, Avusturya, Belçika, Estonya, Yunanistan, Slovakya ve Slovenya uygulama içinde yer almak istediklerini bildirmişlerdi.

Uygulama kapsamında yasaların yalnızca onbir üye ülkede uygulanması söz konusu olacak; bununla birlikte yasa metninin düzenlenmesi sürecine tüm üye ülkeler dâhil olacak. İnternet bağlantısı için

Yenilikçilik

- AB Komisyonu tarafından uygulanan yeni yenilikçilik göstergesine göre İsveç, Almanya, İrlanda ve Lüksemburg yenilikçiliğe dayalı üretim veriminde en etkili performansı gösteren AB üye ülkeleri.

Yenilikçiliğe Dayalı Üretim Göstergesi (Indicator of Innovation Output) yenilikçi sektörlerdeki fikirlerin

(5)

pazara ulaşım oranının yanı sıra bu fikirlerin daha iyi iş olanakları sağlanması ve AB rekabetçiliğinin artırılması yolunda katkılarını ölçüyor. AB liderlerinin ulusal yenilikçilik politikaları için kriterlerin oluşturulması talepleri üzerine geliştirilen gösterge AB üye ülkeleri arasında bu alanda sürmekte olan büyük farklara dikkat çekiyor.

Uluslararası düzeyde AB’nin genele anlamda iyi bir performans gösterdiği tespit edilmekte. Öte yandan AB’nin hala dünya genelinde en yenilikçi ekonomilerin gerisinde kaldığı değerlendirmenin sonuçları arasında. Bu bağlamda İsviçre ve Japonya’nın liderlik konumlarını açık bir şekilde korudukları görülürken, AB ve ABD’nin yenilikçilik verimi performanslarının yakın seviyelerde seyrettiği gözlemlenmekte.

Yenilikçiliğe dayalı üretim alanında en iyi performans gösteren ülkelerin başarılarının kaynağı olarak listelenen unsurlar şöyle:

Bilgi yoğun sektörlerin ekonomideki yüksek payı,

Hızlı büyüyen yenilikçi şirketler,

Patent almada yüksek seviye çalışmalar, Rekabetçi ihracat.

Söz konusu göstergenin diğer değerlendirmelere kıyasla önemli farkının yenilikçiliğe dayalı üretim veriminin ölçülmesi olduğu ve AB Komisyonu tarafından yayımlanan Yenilikçilik Birliği Puan Sıralaması ve Özet Yenilikçilik Endeksi’ni tamamlayıcı bir rol oynadığı belirtiliyor. Bu değerlendirmeler aracılığıyla AB genelinde ve üye ülkeler düzeyinde tüm süreçleri ele alan kapsamlı bir yenilikçilik değerlendirmesi yapılıyor.

Yenilikçiliğe dayalı üretim değerlendirmesi için önerilen göstergelerin politika uyumluluğu düşünülerek dört temel unsura odaklandığı belirtiliyor. Bu unsurlar şöyle:

Patent yoluyla ölçülen teknolojik inovasyon, Bilgi yoğun alanlarda istihdamın toplam istihdama oranı,

Bilgi yoğun mal ve hizmetlerde rekabetçilik (ileri teknoloji ve orta seviye teknoloji ürünlerinin ticari dengesinin toplam ticari dengeye oranı ve bilgi yoğun hizmetlerin tüm hizmet ihracatları içerisindeki oranı değerlendirilerek hesaplanıyor.)

Yenilikçi sektörlerde hızlı büyüyen şirketlerde istihdam oranı. İnternet bağlantısı için

Bankacılık Sektörü

- Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu’nda milletvekilleri Avrupa bankalarını denetleyecek tek bir mekanizma kurulmasına onay verdi. Bu gelişme sonucunda Avrupa’da faaliyet gösteren 150’den fazla büyük bankanın Avrupa Merkez Bankası tarafından denetlenmesinin yolu açılmış oldu.

Euro Alanı ülkeleri için zorunluluk taşıyacak olan bu uygulama diğer AB ülkelerine açık olacak.

Milletvekilleri bu noktada tüm üye ülkelerin eşit olarak içinde yer alacağı bir karar alma mekanizması olması gerektiğini vurguluyor. Yeni mekanizmanın saygınlığı ve saydamlığı konusu milletvekillerinin özellikle önem gösterdiği konular olarak ön plana çıkıyor.

Bu konuyla ilgili olarak üye ülkeler arasında siyasi görüş birliği Nisan ayında oluşturulmuştu; yeni sistemde bankacılık gözetleme ve denetleme alanındaki yetkilerin büyük bir bölümünün AB düzeyinde kurulacak olan makama aktarılacak olması nedeniyle birçok üye ülke parlamentosu, demokratik temsilin güvence altına alınmasını istiyor.

Milletvekillerinin önemle vurguladığı diğer noktalar aşağıda yer almaktadır:

Üye ülke parlamentolarının güçlü bir rol oynaması.

Denetleme makamının bankalarla ilgili belgelerine erişimin mümkün olması.

Euro Alanı dışındaki ülkelerin katılımının da kolay ve anlamlı bir hale getirilmesi.

Avrupa Merkez Bankası çalışanlarının para politikaları ve denetim konuları arasında belirgin bir biçimde bölümlendirilmesi ve

(6)

görev karmaşası olması olasılığının ortadan kaldırılması. İnternet bağlantısı için

Tek Avrupa Seması

- AB Ulaştırma Bakanları Tek Avrupa Seması (SES) gayri resmi toplantısında Bakanlar AB Komisyonu’nun SES oluşturulması, yanı sıra güvenli ve etkin hava trafik yönetimi sistemi geliştirilmesi yönündeki girişimine destek verdiklerini kaydettiler.

Toplantıda AB tek hava ulaşımı pazarı oluşturulması yönünde kaydedilen gelişmeler ve gelecek dönemde atılması gereken adımlar tartışıldı. AB Ulaştırma Bakanları, hava taşımacıları ve sivil hava trafik hizmet sağlayıcıları SES girişiminin mevcut somut sonuçlarını ele alarak, AB hava trafik yönetimi sisteminin modernizasyonu çalışmalarının hızlandırılması ihtiyacı üzerinde durdular.

Toplantıda kararlaştırıldığı üzere SES girişiminin önümüzdeki dönemde ele alınması gereken temel hedefleri şöyle:

Hava güvenliğinin artırılması

Hava sahasının kapasitesinin artırılması, Seyahat masraflarının azaltılması,

Havacılık sektöründe emisyonların çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin azaltılması.

SES’in temel stratejik hedefleri 2004 yılında belirlenmiş ve mevcut güvenlik standartlarının geliştirilmesi, AB hava trafiğinin etkinliğinin artırılması, en uygun hava sahası kapasitesine ulaşılması ve rötarların azaltılması öncelikli olmak üzere bu alanda tasarlanan ek reformlar 2009 yılında pakete dâhil edilmişti. AB Dönem Başkanlığı çerçevesinde Litvanya’nın hava trafiği yönetim sisteminin geliştirilmesine öncelik verecek olan SES II Plus adlı üçüncü pakete odaklanması bekleniyor.

Mevcut AB hava trafiği yönetimi sisteminin farklı sistem ve kurallara dayalı olarak çalışan ve 100 hava trafik hizmet sağlayıcıyı kontrol eden 28 ulusal idari kurum içerdiği belirtiliyor. Bu bağlamda AB’nin, yaklaşık aynı büyüklükte hava sahasına sahip olan

ABD’den geri kaldığı ve hava sahasının bu şekilde parçalanmış olmasının AB’ye 5 milyar € zarar getirdiği kaydediliyor. 7,8 milyon istihdam ve AB GSYİH’sine 475 milyar € katkı sağlayan sivil hava taşımacılığı sektörünün AB ekonomisindeki önemine vurgu yapılarak, mevcut sorunların çözümünün AB hava ulaşımı sistemlerinin rekabetçiliğinin artırılması olduğu vurgulanıyor. İnternet bağlantısı için Vize

- Avrupa Parlamentosu vizesiz dolaşımın askıya alınmasının ancak “son önlem” olarak uygulaması gerektiğini savundu. AB’nin vize uygulamadığı bazı ülkelerin AB vatandaşlarından vize istemesi durumu ile ilgili olarak, karşılıklılık ilkesi uygulamaya konulabilecek. Yeni vize kuralları uyarınca AB üçüncü ülkelere uyguladığı vizesiz seyahat düzenlemelerini, AB’ye göçün ve yasadışı ilticanın artması halinde askıya alabilecek.

Örneğin ABD, Bulgaristan, G.Kıbrıs, Romanya ve Polonya vatandaşlarının ülkeye seyahatlerinde vize koşulunu getiriyor. Kanada da aynı şekilde Çek Cumhuriyeti, Bulgaristan ve Romanya vatandaşlarından vize istiyor.

AB vize kuralları yeni düzenlemeler çerçevesinde, yürürlükte olan vizesiz seyahat uygulamalarının askıya alınmasını da olanaklı hale getiriyor. Bu işlem için, göçmen ve ilticacı sayısında artış gözleyen üye ülkelerin başvurusu üzerine AB Komisyonu’nun söz konusu durumu inceleyip değerlendirmesi gerekecek. Komisyon’un incelemeleri sonucunda bir önlem alınması gerekliliği ortaya çıkarsa, vizesiz seyahat uygulaması altı ay süresince askıya alınacak.

Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu’nda yapılan oylamada milletvekillerinin 328’i evet, 257’si hayır oyu kullanırken, 46 milletvekili de çekimser kaldı.

İnternet bağlantısı için

***

(7)

B R Ü K S E L ’ D E G E L E C E K A Y AB Kurumları

19 Eylül, Enerji Bakanları gayri resmi toplantısı Konferanslar

16 Eylül, Tapping the potential of Renewable Heating and Cooling , http://bit.ly/13FzwI7

18 Eylül, “Space Economy in the Multipolar World 2013", http://bit.ly/16ZMbny

Referanslar