14-16 yaş arası kayseri ili alp disiplini kayak sporcularının fiziksel uygunluklarının incelenmesi

Tam metin

(1)

T.C.

ERCİYES ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR ANABİLİM DALI HAREKET VE ANTRENMAN BİLİMLERİ

14-16 YAŞ ARASI KAYSERİ İLİ ALP DİSİPLİNİ KAYAK SPORCULARININ FİZİKSEL UYGUNLUKLARININ

İNCELENMESİ

Hazırlayan Hüseyin DAMAR

Danışman

Prof. Dr. Yahya POLAT

Yüksek Lisans Tezi

ŞUBAT 2020 KAYSERİ

(2)

T.C.

ERCİYES ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR ANABİLİM DALI HAREKET VE ANTRENMAN BİLİMLERİ

14-16 YAŞ ARASI KAYSERİ İLİ ALP DİSİPLİNİ KAYAK SPORCULARININ FİZİKSEL UYGUNLUKLARININ

İNCELENMESİ

Hazırlayan Hüseyin DAMAR

Danışman

Prof. Dr. Yahya POLAT

Yüksek Lisans Tezi

ŞUBAT 2020 KAYSERİ

(3)

BİLİMSEL ETİĞE UYGUNLUK

Bu çalışmadaki tüm bilgilerin, akademik ve etik kurallara uygun bir şekilde elde edildiğini beyan ederim. Aynı zamanda bu kural ve davranışların gerektirdiği gibi, bu çalışmanın özünde olmayan tüm materyal ve sonuçları tam olarak aktardığımı ve referans gösterdiğimi belirtirim.

Hüseyin DAMAR İmza:

(4)
(5)
(6)

TEŞEKKÜR

Yüksek Lisans eğitimim süresince bilgi ve tecrübeleriyle değerli katkılarda bulunanve akademik hayata başlayıp bu hayatta ilerlemem için yardımını sonuna kadar hissettiğim değerli danışmanım sayın Prof. Dr. Yahya POLAT’ateşekkür ederim.

Çalışmamdaki desteklerini esirgemeyen Dr.Öğr. Üyesi Mustafa KARAKUŞ, Öğr. Gör.

Dr. Emre ŞİMŞEK, Arş. Gör. Hayati ARSLAN’a ve bu tezin yapımında yardım eden arkadaşlarım; Şerif ÖKMEN, Cem YURDUNMALI, Muhammed EVGİN, Harun ŞİMŞEK, İkbal SANDIKÇI, Melik KİZİLİN, Makbule KARAARSLAN, Atilla BÜLBÜL’e ve eğitim hayatım boyunca desteklerini esirgemeyen ve arkamda duran babam Yaşar DAMAR, annem Ayşe DAMAR ve kardeşlerime sonsuz teşekkürlerimi ve şükranlarımı sunarım.

Hüseyin DAMAR Kayseri 2020

(7)

14-16 YAŞ ARASI KAYSERİ İLİ ALP DİSİPLİNİ KAYAK SPORCULARININ FİZİKSEL UYGUNLUKLARININ İNCELENMESİ

Hüseyin DAMAR Erciyes Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü

Beden Eğitimi ve Spor Anabilim Dalı Hareket ve Antrenman Bilimleri

Yüksek Lisans Tezi, Şubat2020 Danışman: Prof. Dr. Yahya POLAT

ÖZET

Araştırmaya 14-16 yaş aralığın da bulunan 93 kız kayakçı ile 80 erkek kayakçı gönüllü katılmıştır.

Araştırmada gönüllülerin yaş, boy, kilo,deri altı yağ kalınlıkları, ekstremite uzunlukları, ekstremite çap değerleri, ekstremite çevre değerleri, reaksiyon zamanı, yirmi metre sprint, Max.VO2, dikey sıçrama, esneklik, pençe kuvveti, bacak ve sırt kuvveti parametreleri ölçülmüştür.

İstatiksel hesaplamalar için ham verilerin tanımlatıcı değerleri hesaplan, yaşlar arasındaki farkları hesaplamak için tek yönlü varyans analizi ve bunun kaynağının belirlenmesi için Tukey HSD testi uygulanmıştır.

Kız sporcularının yaş grupları arasında yirmi metre sprint ve Max.VO2 değerlerinde p>0,05 düzeyinde anlamlı farklılıklar bulunamazken, boy, kilo,deri altı yağ kalınlıkları, ekstremite uzunlukları, ekstremite çap değerleri, ekstremite çevre değerleri, reaksiyon zamanı, dikey sıçrama, esneklik, pençe kuvveti, bacak ve sırt kuvveti parametrelerinde ise p<0,001 düzeyinde anlamlı farklılıklar bulunmuştur.

Erkek sporcularının yaş grupları arasında boy, kilo,deri altı yağ kalınlıkları, ekstremite uzunlukları, ekstremite çap değerleri, ekstremite çevre değerleri, reaksiyon zamanı, yirmi metre sprint, Max.VO2, dikey sıçrama, esneklik, pençe kuvveti, bacak ve sırt kuvveti parametrelerinde p<0,001 düzeyinde anlamlı farklılıklar bulunmuştur.

Anahtar kelimeler: Fiziksel uygunluk, Kayak, Genç

(8)

THE INVESTIGATION OF THE PHYSICAL FITNESS OF ALP DISCIPLINE SKIING ATHLETES FROM KAYSERI, AGED 13-17

Hüseyin DAMAR

Erciyes University, Institute of Medical Sciences Department of Physical Education and Sports

Movement and Training Sciences Master's Thesis, February 2020

Thesis Supervisor: Assoc. Prof. Dr Yahya POLAT

ABSTRACT

This study was conducted on 93 femaleand 80 male skier saged from 14 to 16, who partici pated voluntarily.

The study measured the partici pants’cage, height, weight, subcutaneousfatmass, length of extremities, diametervalues of extremities, circumference of extremities,reaction timing, 20m sprint, Max.VO2,cvertical jump, flexibility, grip strength,andstrength of backand legs.

Raw data wasanaly zedby descriptive statistics, andone-wayanalysis of variance wasused to measure age differences, and Tukey HSD test wasused to determine their causes.

Female athletes did not significantly differfromone another(p>0,05) for 20m sprint tests and Max.VO2 values, while they showed meaningful results (p<0,001) fortheir height, weight, subcutaneous fatmass, length of extremities,diameter values of extremities, circumference of extremities, reactiontiming, verticaljump, flexibility, grip strength, and strength of backand legs.

On the other hand, meaningful differences (p<0,001) for male athletes were observed fort heir age, height, weight, subcutaneousfatmass, length of extremities, diametervalues of extremities, circumference of extremities, reactiontiming, 20m sprint, Max.VO2,

vertical jump, flexibility, grip strength, andstrength of backand legs.

Keyword: Physical fitness, Ski, Young

(9)

İÇİNDEKİLER

BİLİMSEL ETİĞE UYGUNLUK ... i

YÖNERGEYE UYGUNLUK ONAYI ... ii

ONAY: ... iii

TEŞEKKÜR ... iv

ÖZET ... v

ABSTRACT ... vi

İÇİNDEKİLER ... vii

TABLOLAR LİSTESİ ... ix

1.GİRİŞ ve AMAÇ ... 1

2. GENEL BİLGİLER ... 3

2.1. Kayak Sporunun Tarihi Gelişimi ... 3

2.1.1. Dünyada Kayak ... 3

2.1.2. Türkiye’de Kayak ... 8

2.1.3. Ülkemizdeki Kayak Merkezleri ... 9

2.2. Kayak Yaparken Kullanılan Malzemeler ... 9

2.2.1. Kayak ... 9

2.2.3. Fiksasyon ( Bağlama) ... 10

2.2.4. Batonlar (Kayak sopaları) ... 10

2.2.5. Vaks ... 11

2.2.6. Giysiler... 11

3.GEREÇ VE YÖNTEM ... 21

3.1.Boy ve vücut ağırlığı ölçümü ... 21

3.2.Pençe kuvvetinin ölçülmesi ... 21

3.3.Sırt kuvvetinin ölçülmesi... 21

3.4.Bacak kuvvetinin ölçülmesi ... 21

(10)

3.5.Dikey sıçrama testi ... 22

3.6.20 m Sprint ... 22

3.7.Reaksiyon zamanının ölçülmesi ... 22

3.8.Çap, Çevre ve Uzunluk Ölçümleri ... 23

3.9.Geçerlilik ve Güvenilirlik ... 23

3.10.İstatiksel Analiz ... 23

4.BULGULAR ... 24

5.TARTIŞMA VE SONUÇ ... 39

6.KAYNAKLAR ... 47 EKLER

ÖZGEÇMİŞ

(11)

TABLOLAR LİSTESİ

Tablo 1: Kız öğrenci grupları arasında demografik özelliklerin incelenmesi ... 24

Tablo 2: Kız öğrenci grupları arasında vücut yağ yüzdesi parametrelerinin incelenmesi ... 25

Tablo 3: Kız öğrenci grupları arasında uzunluk parametrelerinin incelenmesi ... 26

Tablo 4: Kız öğrenci grupları arasında çap parametrelerinin incelenmesi ... 27

Tablo 5: Kız öğrenci grupları arasında çevre parametrelerinin incelenmesi ... 28

Tablo 6: Kız öğrenci grupları arasında reaksiyon zamanı parametrelerinin incelenmesi ... 29

Tablo 7: Kız öğrenci grupları arasında motorik özelliklerinin incelenmesi ... 30

Tablo 8: Erkek öğrenci grupları arasında demografik özelliklerin incelenmesi ... 31

Tablo 9: Erkek öğrenci grupları arasında derialtı yağ kalınlığı parametreleri ... 32

Tablo 10: Erkek öğrenci grupları arasında uzunluk parametrelerinin incelenmesi ... 33

Tablo 11: Erkek öğrenci grupları arasında çap parametrelerinin incelenmesi ... 34

Tablo 12: Erkek öğrenci grupları arasında çevre parametrelerinin incelenmesi ... 35

Tablo 13: Erkek öğrenci grupları arasında reaksiyon zamanı parametrelerinin incelenmesi ... 36

Tablo 14: Erkek öğrenci grupları arasında motorik özelliklerinin incelenmesi ... 37

(12)

1.GİRİŞ ve AMAÇ

Spor, sosyal, kültürel ve ekonomik kalkınmanın temel unsuru olan insanın beden ve ruh sağlığını geliştirmek, kişiliğin oluşumunu karakter özelliklerinin gelişimini sağlamak, bilgi, beceri, yetenek kazandırarak çevreye uyumunu kolaylaştırmak, kişiler, toplumlar ve uluslar arasında dayanışma, kaynaşma ve barış sağlamak, kişinin mücadele gücünü arttırmak, heyecan duyma, yarışma ve üstün gelme amacıyla yapılmaktadır (Tokgöz, 2008).

Çocuklar açısından spor, hem fiziksel gelişim hem de sosyal açıdan önemlidir. Çocuk spor yoluyla, çevresini tanır, iletişim kurar, kendine olan özgüveni artar, toplum içerisinde sahip olduğu yerini sağlamlaştırır. Psikolojik açıdan ise, kendini kontrol etme, bir konuya konsantre olabilme, iradesini kullanabilme, başarıya güdülenme gibi bir çok olumlu gelişim gösterir (Sevim, 2002).

Düzenli egzersizin çocukların ve gençlerin gelişimine etkisi uzun yıllardan beri araştırma konusu olmuştur (Baltacı, 1998).Farklı sıklıkta ve sürelerde yapılan egzersiz çalışmalarının yetişkin bireylerin fiziksel ve fizyolojik özellikleri üzerindeki etkileri ile ilgili yeterli bilgi mevcuttur (Mcardle, 2000). Düzenli yapılan egzersiz yüksek tansiyon, şeker hastalığı, aşırı kilo, kolesterol ve halsizlik gibi risk faktörlerini engeller. Zihin açıklığı ve ruhsal dengeyi korur, enerji seviyesini geliştirir, kemik ve kas sağlığını destekler. Kan basıncını düşürür ve vücutta oluşan toksinlerin dışarı atılmasını sağladığını belirtilmiştir (Demir, 2004). Bununla birlikte, spesifik olduğu kadar bilimsel temellere de dayandırılan çalışmalarında sürat, kuvvet, çeviklik, esneklik, kassal ve kardiyovasküler-kardiyorespiratuvar dayanıklılık, denge ve koordinasyon gibi motorik özelliklerin sporsal verimi etkilediği bilinmektedir (Güler, 2007).İnsan vücudu ağır fiziksel egzersizlere yapısal ve fonksiyonel olarak büyük bir uyum yeteneğine sahiptir.

(13)

Bu uyumun özel performans yeteneğini geliştirmeyi amaçlayan özel egzersizler sonucunda ortaya koymaktadır (Sevim, 1997). Kayak sporunu orta dereceden yüksek dereceye aerobik ve çok yüksek düzeyde anaerobik gücü gerektirir aerobik ve anaerobik gücün yanı sıra; hız, çabukluk, denge ve koordinasyon gibi motor yetenekleri de gerektirir (White, 1993).

Çocuklara uygulanan fiziksel ve fizyolojik testler, düzenli fiziksel aktivitenin büyüme, gelişme ve sağlık üzerindeki etkilerini değerlendirmek, ergenlik dönemindeki çocukların antrene edilebilirliklerini incelemek amacıyla kullanılmaktadır. Çocukların büyüme, olgunlaşma ve fiziksel uygunluk modellerinde uzun süreli eğilimleri ve onların çeşitli şiddetlerdeki egzersizlere akut yanıtları da bu testler aracılığıyla belirlenebilmektedir (Pekel ve ark. 2006).

Bu bilgiler doğrultusunda çalışmamızdaki amaç, 14-16 yaş arası kayakçı erkek ve kadın sporcuların bazı motorik özellikleri ve bazı fiziksel uygunluk düzeylerinin belirlenmesini taşımaktadır.

(14)

2. GENEL BİLGİLER 2.1. Kayak Sporunun Tarihi Gelişimi

2.1.1. Dünyada Kayak

Kayak insanlık tarihi kadar eskiye dayanır. İnsanların doğaya karşı yaşam mücadelesi neticesinde doğmuştur (Larousse, 1978).

İnsanlar kar üstünde kalabilmek için tarih öncesi çağlara kadar uzanan ayaklarına çeşitli ağaç parçalarını bağlamak suretiyle yaptıkları kayaklar ilkel kayakların ilk örnekleridir.

Geçmişi 5000 yıl öncesine dayanan ilk kayaklar, çam, dişbulak ve betula ağaçlarından faydalanarak yapılmış olup, bu kayakları daha kaygan hale getirmek için çam ağacından yaptıklarını altına katran, betuladan yapmış oldukları kayakların altını da deri ile kaplamışlardır (www.kayak.org.tr. (02.02.2018)).

Çin’de 7. yüzyılda kayak sporu yapıldığına ilişkin kayıtlara rastlanmıştır. Vikinglerin 10. ve 11. yüzyıllarda kayak kullandıkları, daha sonraki tarihlerde Lapların kayak üzerinde avlandıkları bilinmektedir (Britanica, 1988).

Kayağın ilk ortaya çıktığı ve kullanıldığı bölgeler; Sibirya, Moğolistan ve Altaylardır.

Daha sonra Kuzey Amerika, Balkanlar, Anadolu ve Kuzeybatı yönünde İskandinavya ile İzlanda’ya doğru yayılmıştır. 1921 yılında İsveç’te bulunan çam ağacından yapılmış ilkel kayağın 4500 yaşında olduğu saptanmıştır. Kazılar sonucu ortaya çıkarılan kayaklar 3 tiptedir (www.kayak.org.tr. (02.02.2018)).

Kayak ilk olarak çıktığı ve kayağın yapıldı yerler Altaylar, Moğolistan ve Sibiryadır.

Kayak sonraları Anadolu, Balkanlar, Kuzey Amerika ile kuzeybatı istikametinde İzlanda ve İskandinavya’ya yayılmıştır. İsveç’te 1921 yılında 4500 yaşında olduğu saptanan çam ağacından yapılmış bir ilkel bir kayak bulunmuştur. Arkeolojik kazılar neticesinde bulunan kayaklar 3 tiptedir (www.kayak.org.tr. (02.02.2018)).

(15)

Güney Tipi Kayaklar: Yukarı doğru kıvrık uçları ve topuktan bağlanan uzun yapılı bu kayaklar Güney Norveç, Orta Avrupa ve Ural’lardakulanılmıştır.

Artik Kuzey Tipi Kayaklar: Hayvan derisi ile altları kaplanan geniş ve kısa kayaklar, Sibirya’da günümüzde kullanılan kayaklara benzer yapıdadır.

Nordik Tipi Kayaklar: İlk olarak kullanıldığı yer Japonya olduğu anlaşılan bu kayaklar, oluk yapıda bi tabana sahip olup iki kayağın boyu birbirinden farklıdır (sol kayak sağ kayaktan uzundur).

Ulaşım aracı olarak ilk defa Finlandiya, İsveç, Norveç ile Doğu Avrupa Ülkelerinin bazılarında kullanılmıştır. İsveç, Norveç, Rusya ve Polonya tarafından 15. yy’dan itibaren askeri amaçlarla kayak kullanımına başlanmıştır

Askeri alanda kayak kullanımı Olso çarpışmasından önce Norveçlilerin oluşturduğu kayaklı keşif birlikleriyle başladı. İsviçre’dede 1452 kayaklı birlikler oluşturuldu.

Finlandiya, Norveç, Polonya, Rusya, İsveç gibi ülkeler 15. ve 17. yüzyıla kadar savaşlarda kayakları kullandılar. İlk kayak kitabi 1733 Norveçliler için rütbeli bir asker tarafından yazıldı. 1767 ilk kez para ödüllü askeri kayak yarışmaları düzenlendi. Kayak sporu 19 yüzyıl ortalarına değin pek gelişmemişti ta ki Norveçli SondreNordheim 1860 yılında ayakucuna takılan kayışların her iki yandan, topuğun çevresinden geçirilerek bağlanmasına dayanan bir yöntem bularak kayak sporunda bir çığır açtı. Kayakla ilgili ilk spor yarışmaları 1843’te Norveç’in Tromso kentinde düzenlenen kayak kros yarışmasıdır. İlk büyük kayakla atlama yarışması 1879 Oslo’da yapılmıştır (Britanica, 1988).

Kayak gelişerek zaman içerisinde spor olarak benimsenmesi neticesinde ilk kayak yarışması 1866 Cristina’da düzenlenmiş burada düzenlenen kayak yarışlarına olan büyük ilgiden dolayı Oslo’da 1879 yılında büyük bir organizasyon gerçekleştirilerek kayakla atlamaları düzenlenmiştir. Norveçli olan FridtjofNansen Grönland’ın Kuzey ucunu 6 kişilik ekibi ile birlikte kayakla geçip ve sonrasında ‘’Grönland’da Kayakla Gezi’’ adlı kitabı yayımlaması ile kayak sporuna olan ilginin daha da artmasına önemli ölçüde etki etmiştir MathiasZdrasky 1896’da yeni teknikler bularak Alp Kayağının temellerini oluşturması ile kayakta büyük devrim yapmıştır (www.kayak.org.tr.

(02.02.2018)).

(16)

Yıllar süren bu serüven içerisinde sürekli nasıl hızlı olunur ve nasıl kolay dönülebilir tekniği arayışı içine girilmiştir. Bu tekniklerden bazıları, hızı frenleyen ve kayaklardan birinin üzerinde yükselerek viraj almayı sağlayan chasse-neige tekniği, her iki kayağın paralel durumda kalmasına olanak sağlayan kristiyanya tekniği fakat Emile Allais’ nin çıkarmış olduğu ruade (çifte) denilen bu teknik kayakların arka bölümünü ağırlıktan kurtarmak suretiyle kristiyanyayı olgunlaştırıyor, virajlarda hızının daha da artmasını sağlıyordu. Bundan sonra İtalyanları uyguladığı gövdenin döndürülmesi, Avusturyalıların bulduğu godille (boyana küreği ) tekniğinin de ortaya çıkmasına neden olmuştur (Larousse, 1978).

Dünya tarihindeki kayak kulübünün ilki 1877’de FridtjojNansen’in girişimi sonrası

‘’Ski Club de Cristina’’ ismi ile Norveç’te kurulmuştur. Bu kayak kulübünü Almanya’da 1890’da, Fransa’da 1901’de ve İngiltere’de 1903’te kurulan kulüpler takip etmiştir. Kayak Sporunun olimpiyatlara dahil edilmesi Bern’de merkezi olan 1924 yılında kurulan Uluslararası Kayak Federasyonu (Federationİnternational Ski) F.İ.S’in kurulması ile olmuştur. 1925 yılında ilk kez Kayak öğretmenliği yeterlilik sınavı yapılmıştır. F.İ.S 1925 yılında ‘’Kuzey Disiplini’’ ve 1931 yılında ‘’Alp Disiplini’’

yarışları düzenlemiş ve bu yarışlar günümüzde her 4 yılda bir dünya şampiyonası şeklinde birbirinden bağımsız ayrı olarak yapılmaktadır.

1924 yılında Birincisi Fransa’nın Chamonix şehrinde yapılan Olimpik Kış Oyunlarnın ilk yıllarında az sayıda spor dalı yer alıyordu geçen süre içinde günümüzde oyunların yapıldığı süre programa dahil edilen spor dalı sayısı yönünden değişiklik bununla beraber gelişme göstermiştir. İlk Zamanlarda yapılan oyunları süresi bir hafta iken daha sonra oyunlar süresi üç haftaya kadar ulaşmış ve oyunlardaki spor dalı sayısı 17’ye ulamıştır. Kadınlar 8 yıl sonra 1932 yılında İtalya’nın CortinaD’Ampezzo şehrindeki kış oyunlarına katılmıştır. Almanya’nın GarmischPartenkirchen şehrinde 1936 yılında yapılan oyunlardan sonra 2. Dünya Savaşı sebebiyle 12 yıl ara verilmiştir. Oyunlara 1948 yılında İsviçre’nin St. Moritz şehrinde devam edilmiş 2. Dünya savaşından sonra insanların kış sporlarına ve turizmine gösterdiği ilgiye paralel olarak oldukça hızlı bir gelişme göstermiş televizyon yayınlarından sonra kış oyunları turizm endüstrisi olarak dünyadaki yerini almıştır (www.kayak.org.tr. (02.02.2018)).

Modern kayak yarışmaları Kuzey Disiplini ve Alp Disiplini adını taşıyan iki branşa ayrılır. Dünya tarihindeki kayak kulübünün ilki 1877’de FridtjojNansen’in girişimi

(17)

sonrası ‘’Ski Club de Cristina’’ ismi ile Norveç’te kurulmuştur. Bu kayak kulübünü Almanya’da 1890’da, Fransa’da 1901’de ve İngiltere’de 1903’te kurulan kulüpler takip etmiştir. Kayak Sporunun olimpiyatlara dahil edilmesi Bern’de merkezi olan 1924 yılında kurulan Uluslararası Kayak Federasyonu (Federationİnternational Ski) F.İ.S’in kurulması ile olmuştur. 1925 yılında ilk kez Kayak öğretmenliği yeterlilik sınavı yapılmıştır. F.İ.S 1925 yılında ‘’Kuzey Disiplini’’ ve 1931 yılında ‘’Alp Disiplini’’

yarışları düzenlemiş ve bu yarışlar günümüzde her 4 yılda bir dünya şampiyonası şeklinde birbirinden bağımsız ayrı olarak yapılmaktadır.

1924 yılında Birincisi FransanınChamonix şehrinde yapılan Olimpik Kış Oyunlarnın ilk yıllarında az sayıda spor dalı yer alıyordu geçen süre içinde günümüzde oyunların yapıldığı süre programa dahil edilen spor dalı sayısı yönünden değişiklik bununla beraber gelişme göstermiştir. İlk Zamanlarda yapılan oyunları süresi bir hafta iken daha sonra oyunlar süresi üç haftaya kadar ulaşmış ve oyunlardaki spor dalı sayısı 17’ye ulamıştır. Kadınlar 8 yıl sonra 1932 yılında İtalya’nın CortinaD’Ampezzo şehrindeki kış oyunlarına katılmıştır. Almanya’nın GarmischPartenkirchen şehrinde 1936 yılında yapılan oyunlardan sonra 2. Dünya Savaşı sebebiyle 12 yıl ara verilmiştir. Oyunlara 1948 yılında İsviçre’nin St. Moritz şehrinde devam edilmiş 2. Dünya savaşından sonra insanların kış sporlarına ve turizmine gösterdiği ilgiye paralel olarak oldukça hızlı bir gelişme göstermiş televizyon yayınlarından sonra kış oyunları turizm endüstrisi olarak dünyadaki yerini almıştır (www.kayak.org.tr. (02.02.2018)).

Bir dayanıklılık karşılaşması 15-85 kilometre arasında değişen uzun mesafe yürüme yarışları biçimindedir. Ayrıca Kros bayrak yarışları da yapılmaktadır. Kayakla atlama yarışları tüm yarışlar içinde cesarete en çok ihtiyaç duyulanıdır. Kayakçının kule adı verilen yüksek uzun bir rampada kaydıktan sonra boşluğa atladığı bu sporda 150 metreyi geçen atlayışlar kaydedilmiştir. Biathlon, kayak krosu ile tüfek atıcılığını birleştiren ilginç bir spor dalıdır. İkinci kayak tekniği ise Alp Dağlarında başladığı için adını buradan alan Alp Disiplinidir. Alp disiplini dik yamaçlardan aşağıya saatte 100 km aşan hızlarla kapıların arasında slalom yapılarak yarışılan bir olimpik spor branşıdır.

Alp disiplini kayak yarışmaları kendi arasında aşağıdaki gibi sınıflandırılır.

1- Slalom (Sl)

2- Büyük Slalom- Giant Slalom (Gs)

(18)

3- Süper Giant Slalom (Sg) 4- İniş (Dh)

Kuzey disiplini kayak yarışmaları kendi arasında aşağıdaki gibi sınıflandırılır.

1- Kayaklı Koşular (kros) 2- Kayakla Atlama

3- Kayaklı Koşu ve Atlama Kuzey Kombinesi

Diğer kar sporları kendi arasında aşağıdaki gibi sınıflandırılır.

1- Serbest Stil ( Akrobatik ) Kayak Yarışmaları 2- Snowboard Yarışmaları

3- Biathlon

Buz Sporları kendi arsında aşağıdaki gibi sınıflandırılırlar.

1- Artistik Patinaj 2- Hız Pateni

3- Kısa Mesafeli Hız Pateni 4- Buz Hokeyi

5- Bobsleigh (Bob Kızak) 6- Luge ( Kızak )

7- Curling ( Kaydırak ) (Hachette, 1990).

Curling, Snowboard ve Akrobasi kayağı ilk zamanlar Alp Disiplini yanında gösteri sporları olarak yer alırken daha sonra yarışma ve oyunlar programına dahil edilmiştir.

Ayrıca oyunlara Engelliler (Paralimpik) kayak oyunları gibi özel oyunlar da dahil edilmiştir. Oyunlar süresi boyunca kış sporların ait malzemelerinin değişimini gösteren müzeler, sergiler, konserler, konferanslar gibi kültürel ve sosyal etkinlikler düzenlenmektedir. Kış oyunlarının diğer bir tarafı da açılış törenleridir. Açılış törenlerinde oyunların yapıldığı ülkeye dair gösterilerle katılan ülke sporcuların cazip renkli giysileri ve hatırlarda kalacak güzellikler sergilenmektedir.

(19)

2.1.2. Türkiye’de Kayak

Tarihi bilgilere göre Türkler’in Çana olarak adlandırdığı kayak Baykal Gölü atrafında M.Ö 4000 yıllarında karda yürüme aracı olarak kullanılmıştır (Kurt, 2008).

Çin kaynaklarında M.Ö Birinci yüzyılda ‘’Tölüslerin’’ kıvrık uçlu tahtaları ayaklarına bağlamak suretiyle karda koştukları, buna bağlı olarak daha rahat avlanabildikleri ve bazı kabilelerin bu aracı kullanmalarından dolayı adlarını (Muma-Tukyu/Tahta Ayaklı Türkler) bu araçtan aldıkları belirtilmektedir.

Osmanlılara kadar gelen Eski Türklerin çetin doğa şartlarına karşı mücadele edebilmek içi ‘’İvik’’verdikleri kayağa benzer bir ayakkabı kullanıyorlardı. Odönem devlet adamlarının ve yönetimin kayağa gerekli ilgiyi göstermemeleri nedeniyle kayak türklerde gelişme göstermemenin yanı sıra unutulmaya yüz tuttu. Ülkemizde modern olarak kayak sporunun tanıması ilk olarak 1914 yılında, Haliçte bulunan bir marangoz aötölyesinde kayağın yapılası ile başlamıştır. Burada yapılan çok sayıdaki kayak hayvan sırtında Erzuruma taşınmış ve o senenin kışında Erzurumda Kerim HitliTabyası’nda açılan kursta eğitim amaçlı kullanılmışrtır. Eğitimenliğini Avusturyalı AlberthBilsteinyağtığı kursta Hikmet Koyunoğlu, Cemal Dursunoğlu, Kemal Hasip gibi kayakçılar ile birlikte toplam 30 kayakçı yetiştirilmiştir. Erzincan’da 1917 yılında ise 4 bölükten meydana gelen kayak taburu kuruldu. Hikmet Koyunoğlu tarafından Aynı dönemde ilk kayak okulu da Suşehri’nde (Buldur Köyü) açıldı. Galatasaray Lisesi öğretmenlerinin 1933 yılında Uludağ’a çıkarak kayak yapmaya başlamalrı ile bu spor ülkemizde yeniden canlandı. Bursa Halkevi’nin 1933 - 1934’te Uludağ’da, Elmadağ’da Ankara Halkevi’nin, Erzurum Halkevi’nin Palandöken’de tertipledikleri kayak faaliyetleri ülkemizde kayağın canlanmasındaki etkili hareketler oldu. 1935’te kayak Latif Osman Çıkıgil başkanlığını yürüttüğü Dağcılık ve Kış Sporları Federasyonu’na bağlanması ile resmi kayak faaliyetleri Türkiye’de de başlamış oldu. Bu alanda Ankara’da faaliyet gösteren Yüksek Ziraat Enstitüsü spor öğretmeni olan Riedel, Türkiye’ye profesyonel anlamda kayak sporunu yerleştiren ve ilk kayak sporcularını yetiştiren kişi olurken yine Ülkemizin ilk Milli Kayak Takımı onun Yüksek Ziraat Enstitüsü’ndeki sporcularından oluşturuldu. Türkiyede Kayak Federasyonu’nun 1936’da kurulmasıyla aynı yıl içinde kayak sporcularımız ilk kez Kış Olimpiyatlarına katıldılar. Dünyanın en seçkin kayakçılarının katıldığı bu kış olimpiyatlarında deneyimsiz kayakçılarımız başarılı gösteremediler. Bundan sonraki yıllarda kayak sporu

(20)

daha çok eğlence faaliyeti olarak ilgi gördü ve yaygınlaştı. Dağcılık ve Kayak Federasyonu Başkanlığına Asım Kurt’un gelmesiyle birlikte kayak sporu yeni bir ivme kazandı. Uludağ, Elmadağ ve Ersciyes başta olmak olmak üzere Türkiye’nin birçok yerinde kayak merkezleri kurularak sporcu yetiştirilmeye başlanmış oldu. Asım Kurt’un girişimleri ile Ülkemizde Uluslararası Kayak Federasyonu kurallarına uygun ilk kayak yarışması 1944’te gerçekleştirildi. Milli kayakçılarımız sırasıyla 1948 Saint Moritz, 1952 Oslo, 1956 Cortinad’Ampezzo, 1960 Squaw Valley,1964 İnssburck kış Olimpiyatları’na katılmış ancak herhangi bir başarı sergileyememişlerdir. Burhan Alankuş 1968 Balkan Kayak Şampiyonası’nda 8.lik elde ederek, Ülkemiz adına daha önce uluslararası alanda elde edilmemiş derecenin en iyisini gerçekleştirdi. Uludağ’da 1970 yılında yapılan Balkan Şampiyonası’nda, Kuzey Disiplini gençler kategorisinde Türk Takımı (Gençler) 4x10 km bayrak yarışı kazandı (Karapınar, 1981).

Türkiye’de kayak sporunun gelişebilmesi için Türkiye Kayak Federasyonu’nca her yıl kayak antrenörlüğü ve öğretmenliği kursları yanı sıra kayak merkezinin olduğu illerde sömestr tatillerinde Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlükleri tarafından 7-15 yaş gurupları kayak kursları düzenlenmektedir.

2.1.3. Ülkemizdeki Kayak Merkezleri

Aksaray (Hasandağı), Bitlis, Ankara (Elmadağ), Van (Abalı), Kayseri (Erciyes), Bursa (Uludağ, Demirtaş) Ordu (Çambaşı), İzmit (Kartepe) Gümüşhane, Bolu (Kartalkaya), Erzurum (Palandöken), Bayburt, Ağrı, Niğde (Aladağ), Kars (Sarıkamış), Antalya (Saklıkent), Kastamonu (Ilgaz) ve Bingöl gibi merkezlerimiz mevcuttur.

2.2. Kayak Yaparken Kullanılan Malzemeler 2.2.1. Kayak

Alp Kayağı sporunun temel malzemeleri olan kayaklar, kayakçının kilosuna, boyuna ve kullandıkları disiplin ile kategorilerine göre farklılık göstermelerine rağmen bütün kayakların uç tarafı geniş ve ucu yukarı kıvrık, arka kısımları dar ve dikdörtgen şeklindedir. Kayağın uç kavisleri, dönüş performansını belirleyen kayağın esnekliği ve bükülmeye karşı koyma düzeyi en önemli özelliktir. Kayak sporunda yaşanan performans ve teknolojik gelişmelere bağlı olarak kayakların uç kısımlarında yeni biçimler denemeye itmiştir. Toz karda daha rahat kaymaya olanak sağlayan geniş kayaklardan sonra, kayakta parabolik kesim teknolojisi ile enerjiyi verimli

(21)

kullanılmasına yardımcı olan daha kolay dönüşler yapılmasına imkân tanıyan kayaklar üretilmiştir.

Kayaklar genellikle, bir çeşit sandviç şeklinde ince tahta, fiberglas, plastik köpük ve metal tabakaların bir araya getirilmelerinin ardından kayağa esneklik katmak amacıyla özel bir maddeyle kaplanmasıyla yapılır.. Alp kayakları, ön tarafları 6-8 cm genişiliğinde olup, kayakların uzunlukları kullanacak kişinin fiziksel özelliklerine becerisine göre değişiklik gösterir. Kayaklar kayma esnasında kar üzerindeki sert cisim çukur ve tümseklere çarptığında kırılmaması için esnek maddelerden üretilir.

Günümüzde gelişen teknolojiyle birlikte klasik eski kayaklar yerini daha kolay dönüşlere olanak veren carving denen kayaklara bırakmıştır. Kuzey Disiplini kayakları Alp kayaklarına göre daha ince ve uzundur. Bu kayakların sadece ön kısımlarında bağlama bulunur.

2.2.2. Ayakkabılar

Alp Disiplini’nde kullanılan kayak botları diz altına kadar uzanır ve sert plastikten üretilmektedir. İçleri süngersi dokularla kaplanan bu botlar ayak bileklerini sabit tutabilmelerine yönelik çok klipsli olarak tasarlanır.

Kuzey Disiplini dediğimiz kros kayağı ayakkabıları ise plastik ve deri karışımı hafif malzemelerden imal edilir, yükseklikleri ayak bileğine kadardır. Bu ayakkabıların uç kısmında bağlamaya takılabilmeleri için çıkıntı vardır. Genel olarak spor ayakkabısı şeklindedir (Aktaş, 2009).

2.2.3. Fiksasyon ( Bağlama)

Bağlamalar Ayakkabılar aracılığı ile kişinin kayak üzerinde sabit durmasını sağlamak amacıyla Alp Disiplini kayaklarında ayakkabının hem arka hem de ön kısmının, Kuzey Disiplini kayaklarında ise ayakkabının yalnız ön tarafının tutturulmasını sağlamak suretiyle monte edilir. Bağlamalar standartlara bağlı kalınarak sert plastik veya metal gibi maddelerden üretilirler. Ayrıca Alp Disiplini’nde kullanılan bağlamaların arka kısmında ayak boşta iken kontrol dışı kaymasını engelleyen stoperler (durdurucular) yer alır (Aktaş, 2009).

2.2.4. Batonlar (Kayak sopaları)

Batonlar Alp Disiplini’nde ritmik ve dengeli dönüşler yapmak amacıyla kişinin dengesini korumasına yönelik olarak kullanılırken Kuzey Disiplininde ise

(22)

batonlartepelere tırmanırken rahat ve hızlı çıkmak ile düzlüklerde hız kazanmak, için kullanılan bir ekipmandır. Baton uzunlukları kullanacak kişininin fiziksel özelliklerine göre iken sportif performansa kötü etki yapması amacıyla tüm sporcu batonları hafif metallerden üretilir. Kontrol kaybı yada düşme esnasında sporcunun elinden çıkıp kaybolmaması için batonun üst taraflarında sporcunun bileğine takabileceği takılan bir kemer bulunur. Batonların yere temas eden ucu sivri olur. Batonların kayak esnasında özellikle kros kayağında ritmin bozulmaması ve performansı kötü etkilememsi açısından kara batmasını engellemek için alt ucundan 5 cm yukarıda “simit” adı denen çember biçiminde sert plastikten üretilmiş hafif bir tabla yer alır (Aktaş, 2009).

2.2.5. Vaks

Vaks Kuzey Disiplini yarışmalarında, kayağın yokuş aşağı yönünde ve düz alanda hızlı kayması, tepe yukarı tırmanırken geri kaymaması için kullanılırken, Alp Disiplininde kayaklarında ise kayakların kar tutmasını engellemek, kar ile kayağın arasındaki sürtünmeyi katsayısını en aza indirmek ve kayağın hızını olabildiğince arttırmak için kayakların tabanına sürülen ve içindeki flor oranına göre rengi ve içeriği bununla beraber kullanılacak hava şartlarına göre değişiklik gösteren mum yapıdaki karışım maddelerdir (Aktaş, 2009).

2.2.6. Giysiler

Kayak sporcuları vücutlarını sıcak tutmak üzere vücutlarını iyice saran ve su geçirmeyecek cinsten ayrıca hafif giysileri kullanırlar. Bere ve eldiven giyer, gözlerin rüzgardan yağışlı havalarda kardan ve güneşin zararlı ışınlarından korunabilmek maksadıyla esnek yapıdaki kişiye zarar vermeyecek cinsten kar gözlüğü takarlar. Alp ve Kuzey disiplini sporcularda belli oranda hava geçirgenliğine sahip yarış elbiseleri giyerler (yarış tulumu), bunun nedeni ise hem kolay hareket genişliği ve hızdan dolayı meydana gelen sürtünmeyi (rüzgar) en aza indirgemek ve süratli kayılmasını sağlamak (Saygın, 2012).

2.3 Fiziksel Uygunluk

İngilizcede karşılığı “fitness” veya “physicalfitness” olarak bilinen fiziksel uygunluk genel olarak; kişinin bir fiziksel aktiviteyi gerçekleştirmek için sahip olduğu veya sonradan elde ettiği yeterlilikler olarak ifade edildiği görülmektedir. Günlük hayata indirgenmiş bir tanım yapacak olursak; günlük işleri canlı, uyanık ve bilinçli şekilde

(23)

yapabilme, boş zamanları neşeli ve fiziksel olarak aktif uğraşlarla geçirebilme ve gün içerisindeki tehlikeleri yenebilme yeteneğidir diyebiliriz.

İnsanların fiziksel uygunluk durumları ve düzeyleri sağlık açısından da bir gösterge aracıdır. İnsanların doğuştan gelen bazı özellikleri, yaşam şekilleri ve koşulları, çevrenin etkisi gibi farklı birçok faktör fiziksel uygunluk düzeylerini doğrudan etkilemektedir. Bu etkenlerden herhangi bir tanesinin bile etkilenmesi diğer nitelikler üzerinde de olumlu yönde veya olumsuz yönde etki yapacaktır (Darilgen ve Ün Yıldırım, 2008).

Fiziksel uygunluk kalp solunum sistemi dayanıklılığı, kas dayanıklılığı, kas kuvveti, denge, esneklik, çeviklik, sürat, reaksiyon zamanı ve vücut kompozisyonunu içermektedir. Bu nitelikler sportif performans ve sağlık bakımından farklı bir çok öneme sahip olduklarından dolayı sağlıkla ilişkili fiziksel uygunluk ve sporla ilişkili fiziksel uygunluk olarak adlandırılmaktadır (Özer, 2001).

Fiziksel uygunluk parametrelerini bilim insanları iki ana başlıkta değerlendirmektedir.

Fiziksel uygunluğun sağlığa ilişkin unsurları:

• Dayanıklılık,

• Vücut kompozisyonu,

• Kuvvet,

• Kas dayanıklılığı,

• Esneklik.

Fiziksel uygunluğun sportif performansa ilişkin unsurları:

• Çeviklik.

• Koordinasyon.

• Denge.

• Güç.

• Reaksiyon zamanı.

• Sürat.

(24)

2.3.1 Fiziksel Uygunluk Parametreleri 2.3.1.1 Kuvvet

“Bir direnç ile karşılaşan kasların kasılabilme ve bu direnç karşısında belirli bir ölçüde dayanabilme yeteneğidir” (Hakknien, 1989).

“Spor bilimi açısından kuvvet; bir kaldıraç sistemi olarak düşünülmekte olan kemik ve kas yapısıyla oluşturulmaktadır. Kuvvet, kas kitlesi ile bu kas kitlesinin ortaya koyduğu hızın bir bileşkesidir” (Günay, 1993).

Bu tanımlara bakarak sporda verimin devamlı artması için kuvvetinde sıklıkla arttırılması gerektiği düşünülebilir.

“Kuvvet, sporda verimi belirleyen motorsal yetilerden biridir. Kuvvet yetisinin değişebilirlik özelliği büyük önem taşır. 20 yaşa kadar gelişim hızı üst düzeydeyken 20–

30 yaşları arasında bu hız düşerek devam eder” (Dündar, 1998).

Cinsiyet farklılıklarının hissedilmeye başlandığı 10-11 yaş aralığından itibaren hızlanarak ilerleyen kuvvet gelişimleri 13-14 yaş aralığın da çok büyük gelişim seviyesine ulaşmaktadır. Kuvvetin artmasının boy, kilo ve yaş ile birlikte tüm vücut kütlesinin artışı ile doğru orantılıdır. Daha ileri ki yaşlar olan 18 yaşına kadar ki okul çağı sonlarında kuvvet yeteneği, gelişimi kısıtlı kaldığı görülmektedir. Ayrıca yapılan çalışmaların çocuklarda da büyük fark görülmektedir. Kız ve erkek çocukların antrenmanlı olması, antrenmansız çocuklara göre gelişim düzeyi aynı olmamaktadır (Muratlı, 1997).

Kuvveti genel kuvvet ve özel kuvvet şeklinde iki başlık altında toplayabiliriz. Birden fazla kasın aynı anda harekete geçmesine genel kuvvet diyebiliriz. Örnek verecek olursak bir futbol maçında sporcuların birçok kas grubunun aynı anda harekete geçmelerine futbolcuların genel kuvveti diyebiliriz. Sadece belirli kas gruplarını harekete geçirmeyle oluşan kuvvete ise özel kuvvet diyebiliriz. Örnek vermemiz gerekirse bir boksörün kol kuvveti veya basketbolcunun el kavrama kuvveti gibi branşa özel kasların harekete geçmesine özel kuvvet diyebiliriz (Duyul, 2005).

Maksimal kuvvet, bir kerede kaldırılabilen en büyük ağırlığa direnebilen dirençtir dersek yanlış bir tanım yapmış olmayız. Direnç gösterilen kuvvetin azalması durumunda maksimal kuvvette azalmış olacaktır. Kasların kasılmaları esnasında yapılan ağırlık antrenmanları dinamik kuvveti anlatabilecek en iyi durumlardan biridir denebilir.

(25)

Genelde body building (vücut geliştirme) sporu dinamik kuvvet uygulanarak yapılmaktadır. Statik kuvvet, kaslarda gözle görülür kısalmanın olmadığı, buna rağmen kasın yüksek seviyede gerilim yaşayarak kuvvetin açığa çıkması durumu olarak açıklanabilir. Statik kuvvette kişi dışarıdan gelebilecek bir dirence karşı durumunu korur ve kuvvet belirli bir seviyede tutularak statik kuvvet durumu gerçekleşmiş olur.

Çabuk kuvvette sinir kas sisteminin hızlı şekilde kasılıp gevşemesiyle birlikte dirençleri yenmesi sonucunda gerçekleştiği düşünülmektedir. Defalarca tekrar yapılan ve gerçekleşen kasılmalar ve gevşemeler sonucu oluşan yorgunluk durumuna karşı, sinir ve kas sisteminin dayanabilme gücüdür diyebiliriz.

2.3.1.2 Sürat

“Fiziki anlamda sürat, belirli bir zaman içerisinde kat edilen yoldur. Formülü ise;

Hız=Yol zaman şeklindedir“ (Açıkada, 1991).

Bir kuvvetin cisim üzerindeki etkisinin ürünüdür diyebiliriz. Sürat, beden hareketlerimizin yön değiştirmesi ile sınırlandırılamaz. Farklı bir anlatımla komple bedenin veya bazı uzuvlarımızın hareketi yaparken ki enerjinin gösterdiği yüksek hız veya yüksek hızda hareket ettirebilmek şeklinde de tanımlanabilir. Örneğin, bir boksörün yumruk atarken ki sürati, futbolda şut atarken bacağın sürati gibi.

“Sporcunun kendisini en yüksek hızda bir yerden bir yere hareket ettirebilme yeteneği ya da hareketin mümkün olduğu kadar yüksek bir hızla uygulanması yeteneği olarak tanımlanır” (Sevim, 1995).

Bir çok spor branşında önemli bir özellik olan sürat özelliğini geliştirmek üzere özel antrenman programları uygulanır. Bu antrenman programlarında sporcu kazandığı fizyolojik adaptasyon oranında performans seviyesini geliştirebilir.

Sürat insanın varoluşundan kazandığı bir özelliktir. Sürat yeteneği ne kadar genetikte olsa bilimsel olarak hazırlanmış antrenman programları ile gelişimi sağlanabilir. Süratta ki bu artış doğrudan esnekliğe, kuvvete, sinir sistemine ve kaslara da bağlıdır. Süratin sınırlı olmak ile birlikte ortalama yüzde 10-15 oranlarında geliştirebileceğimiz öne sürülmektedir (Tutkun, 2007).

(26)

2.3.1.3 Dayanıklılık

“Tüm organizmanın, uzun süre devam eden sportif alıştırmalarda, yorgunluğa karsı koyabilme ve oldukça yüksek yoğunluktaki yüklenmeleri uzun zaman devam ettirebilme yeteneğidir” (Sevim, 1995).

“Uzun süre devam eden yüklenmelerde organizmanın yorgunluğu yenebilme ya da erte- leyebilme özelliği olarak tanımlamıştır” (Muratlı, 1997).

Dayanıklılık, performans öğeleri içinde en önemlilerinden birisidir. Çoğunlukla düşük şiddette yapılan uzun süreli egzersizleri kapsayan çalışmalar dayanıklılık ile ilgilidir diyebiliriz.

Oldukça yüksek yoğunluklarda ki antrenmanlarda yüklenmenin tutulabildiği kadar uzun tutulma ve bunuda devam ettirebilme yeteneği dayanıklılık olarak tanımlanmaktadır.

Dayanıklılık antrenmanlarının düzenli bir şekilde yapılması bireye aşağıda sıralanan değişiklikleri kazandıracaktır.

• Vücudun kısa sürede toparlanabilme yeteneğinde artış.

• Vital kapasitesindeki artış.

• Kalbin gelişmesi ve güçlenmesi.

• Kılcal damar sayılarındaki artışlar.

• Enerji kapasitesinin tüm organizmada artışı.

Dayanıklılık kavramı daha çocukluk döneminde erkenden görülen özelliklerden biridir.

Oyun ortamında yapılan çalışmaların süreleri uzun olacaktır ve dayanma gücü uzun süre devam edecektir. Bu özellikler çocukların kas oranlarından genetik yapılarına, aerobik kapasitelerinden anaerobik kapasitelerine kadar birçok parametrenin gelişimine doğrudan bağlıdır. Temel olarak dayanıklılığın geliştirilmesi için özellikle 7 ile 11 yaş aralığındaki çocuklarda, devamlılık yöntemi kullanılarak uzun süreli antrenman modelleri uygulanmalıdır (Sevim, 2002).

2.3.1.4 Esneklik

“Bir ya da bir grup eklemin mümkün olan hareket alanının kapasitesi olarak tanımlan- maktadır. Esneklik; fiziki uyumun, eklemlerin normal açıklığı çerçevesinde, fonksiyon yapabilme kapasitesidir” (Akandere, 1999). Diğer bir anlatım ile esneklik; Eklem ya da eklem serilerinin geniş açılarda hareket edebilme yeteneğidir. Bu sebepledir ki esneklik;

(27)

sadece sportif başarı ve performans için değil, aynı zamanda sakatlıklardan korunma açısından da büyük önem taşımaktadır. Herhangi bir spor branşının, branşa özgü tekniğine ait özellikleri yansıtmaksızın gösterebildiği esneklik değerine genel esneklik denebilir. Bir spor branşının o branşa özgü karakterlerinin sergileyen eklem ve kaslarda ki esnekliğe ise özel esneklik demek yanlış bir tanım olmayacaktır. Esneklik, spor açısından yeteneklerin ve performansın en önce gelen ve en belirleyici etkenlerinden biridir. Antrenman süreçlerinde kesinlikle ihmal edilmemelidir. Esneklik, sporsal yaralanmaların işlevsel korunması olarak da göz önüne alınabilir. Esneklik, yaş ilerledikçe bozulur. Esneklik çocukluk döneminde maksimuma ulaşan tek fiziksel niteliktir (Karatosun, 2010).

Esneklik genellikle hareketlilik olarak tanımlanmakta e açıklanmaktadır. Esneklik antrenman da çok büyük bir öneme sahiptir. Bir kimsenin becerileri büyük açılarda ve kolay olarak gerçekleştirebilmesi için en önde gelen temel gerekliliktir. Böyle hareketlerin başarılı olarak gerçekleştirilmesi gereken ve daha yüksek olması gereken eklem açısı ve hareket genliğine bağlıdır. Esnekliğin yeterli gelişim seviyesinde olmayışının ortaya çıkartacağı sorunlar başlıca şu şekilde anlatılmaktadır:

• Öğrenme zorlaşır ve azalır.

• Sporcularda yaralanma riski artar.

• Kuvvet, sürat ve koordinasyon gelişimi olumsuz etkilenir.

• Bir hareketin nitelikli olarak yapılması özelliği sınırlanır.

Esneklik bazı dış faktörlerden etkilenmektedir. Genel olarak bahsetmek gerekirse fizyolojik faktörler, anatomik faktörler ve biyomekanik faktörler doğrudan esnekliği etkilemektedir. Bunları detaylıca sıralayacak olursak; kas kuvveti ve yorgunluğu, fizyolojik olarak yorgunluk durumu, kaslar arasındaki koordinasyon ve eklemlerin yapıları, vücut ısısı ve özel kas ısıları, kasların hacmi, kasın kasılma yeteneğinin durumu ve gevşeme yeteneğinin durumu, antrenman öncesi doğru ısınma, antrenman kalitesi, antrenmanın yoğunluğu, merkezi sinir sistemi fonksiyonları, sakatlıklar, yapılan egzersizin zamanı, iklim ve hava şartları ve tabi ki yaş ile cinsiyet esnekliği doğrudan etkileyen önemli faktörlerdir (Noble, 1986).

2.3.1.5 Koordinasyon

“Koordinasyon çok karmaşık bir motorik yetidir ve sürat, kuvvet, dayanıklılık ve esneklik yetileri ile çok yakın ilişki içerisindedir”(Bompa, 2003).

(28)

“Sportif anlamı ile koordinasyon, istemli ve istemsiz hareketlerin amaca uygun, uyumlu düzenli bir hareket sıralaması içerisinde uygulanması olup organizmanın sinirsel bir gücüdür” (Sevim, 1997).

Hangi spor dalıyla uğraşılırsa uğraşılsın bazı hareket becerilerinin kazandırılması gereklidir. Bu yeti erken yaşlarda geliştirmelidir. Yoksa ilerleyen yaşlarda gelişimi çok daha zor olacaktır. Düşük koordinasyon yeteneği sürat, dayanıklılık, kuvvet gibi temel biyomotor özelliklerinin gelişimini zorlaştırabilir çünkü düşük koordinasyon özellikler yeni teknik becerilerin öğrenimini kısıtlayabilmektedir. Yüksek koordinasyona sahip sporcular daha az enerjiyle daha çok iş yapma imkanı bulabilirler.

Gelişim döneminde koordinasyon kızlarda 12-14 yaş, erkeklerde 12-15 yaş ergenlik döneminin içine girer. Gelişim dönemi esnasında fiziksel görünüm değişmesi ile birlikte 7 ile 10 cm boy uzaması gerçekleşmektedir. Vücut oranlarının değişmesiyle koordinatif yeteneklerin gelişiminde bireysel olarak aksamalar olur. Bu aksamalar bazen az olur bazende çok olduğu görülmektedir. Hareketler ne kadar dikkatli ve doğru şekilde yapılırsa yapılsın bu yaş grubundaki çocukların boy uzunluklarındaki ani artış ve vücut oranlarındaki büyük değişimler bazı aksaklıklara ve problemlere yol açabilmektedir. Bu yüzden bu yaş aralığındaki çocuklarda kondisyonel ve güç faktörlerini geliştirmek oldukça zordur ve yavaş ilerler. 12’li yaşlardaki erkekler ve 12’li yaşlardaki kızlarda koordinasyon becerileri çoğunlukla düşmektedir. Bazı çocuklarda ise koordinasyon stabil kalabilir (Günay ve Cicioğlu, 2001).

Koordinasyonu geliştirmek için;

• Önce basit hareketlerin öğretimi yapılır. Sonrasında karmaşık zor hareketler uygulanır. Bu şekilde program yapmak bireyin özgüveninde de artış sağlayabilir.

• Hareketler başta yavaş daha sonra akıcı ve hızlı bir şekilde yapmak daha faydalı olacaktır.

• Bacakların hareketini kollarda tersi yönde hareket ettirmeli ve böylece çoklu koordinasyon gelişimi sağlanabilir.

2.3.1.6 Denge

Denge, sağlık ve fiziksel performansın en önemli bileşenidir. Merdiven çıkmak, yürüyüp koşmak, ağır yük taşımak gibi günlük yaşam aktiviteleri için gereklidir. Denge

(29)

ayrıca atletik performansı iyileştirerek, sporcuların enerjiyi daha verimli bir şekilde taşınması ve aktarılmasını sağlayabilmektedir.

Denge parametresi sportif performansta özellikle basketbol ve futbol gibi sıçramaların ve düşmelerin çok fazla olduğu spor branşlarında oldukça önemlidir. Bu yüzden, dengenin iyi durumda olması ve performansın uygulanabilirliği başarıya ulaşmadaki en belirgin özelliklerden birisi olduğunu göstermektedir. Dengesi iyi olan ve bu özelliğini kullanabilen sporcuların müsabaka performansınında arttığı gözlemlenmiştir (Tetik ark., 2013).

Denge performansının hareket sırasında nöromüsküler kontrol ile ilişkili olduğu ve denge ve nöromüsküler antrenmanların uzun vadeli sporcu gelişiminin tüm safhalarında, özellikle erken dönemlerde önemli bir hazırlık programı olarak kullanılması gerektiği yapılan çalışmalarda desteklenmektedir (Ateş ark., 2017).

2.3.1.7 Çeviklik

“Çeviklik; denge, hız, kuvvet ve sinir-kas koordinasyonu işbirliğiyle iki nokta arasında vücudu hareket ettirme ve yön değiştirme becerilerini mümkün olduğunca kolay, hızlı, akıcı ve kontrollü bir şekilde yapabilmek olarak tanımlanmaktadır” (Turner, 2011).

Başka bir anlatımla ise belli bir uyarıcıya cevap olarak tüm vücudun hız veya yön değiştirerek ani hareketi olarak tanımlanır. Mevcut duruma en uygun ve ve hızlı tepkiyi verebilmek gerekmektedir. Çevikliğin kalitesi, hız, denge, güç ve koordinasyonun ortaklığını gerektirir. Çeviklik becerileri duruma, zamana, rakibe, takım arkadaşlarımızın pozisyonuna ya da müsabakadan beklentinin seviyesine kadar çok çeşitli faktörlerden etkilenebilir. Motor bir yetenek olan çeviklik, düzenli progresif egzersizle geliştirilebilir. Önemli bir unsur olarak çeviklik spor performans ölçüm bataryalarında kullanılan geçerli bir yöntemdir. Çalışmanın sonucu olarak, spor aktivitelerinin büyük çoğunluğunda gerekli bir özellik olan çeviklik, başarılı sporcuların sahip olması gereken önemli bir niteliktir (Karacabey, 2013).

2.3.1.8 Güç

En yüksek kuvveti en kısa sürede üretebilme yeteneğine güç denir. Gücün en önemli iki alt başlığı olarak kuvveti ve sürati söylemek mümkün olacaktır. Bu alt başlıkların doğru kombinasyonu insanların vurma, fırlatma, şut atma, sıçrama gibi patlayıcı hareketleri yapmalarını mümkün kılar. Güç tamamen cisme birim zamanda aktardığınız enerji ve

(30)

yapılan işle alakalıdır. Dikey sıçrama testini kullanarak patlayıcı kuvveti ölçmek mümkündür. (Hoeger, 2008).

Fizik biliminde ise birim zamanda aktarılan veya dönüştürülen enerji veya yapılan iş güç olarak tanımlanmaktadır. Kısaca minimum sürede maksimum iş yapabiliyorsanız maksimum güçtesiniz denilebilir.

2.3.1.9 Reaksiyon zamanı

“Uyarının başlama zamanı ile tepkinin başladığı zaman arasındaki geçen süreye reaksiyon zamanı denilmektedir” (Takahashi ark., 2004). Örnek verecek olursak, bir atletin çıkış tabanca sesini duyduğu andan, çıkış için hareket ettiği zamana kadar geçen süre atletin reaksiyon zamanıdır. Verilen uyaranın merkezi sinir sistemine ulaşmasında ve cevabın organa taşınmasında rol oynayan sinirlerin ileti hızı ile efektör kasın hızlı veya yavaş kas olması gibi nitelikler insandan insane değişmektedir ve milisaniyelik farklılıklar ortaya çıkarmaktadır (Ganong, 2001).

Uyaran, dokunma, görme veya işitme şeklinde olabilmektedir. Reaksiyon, bilinçli olarak ortaya çıkan bir tepkidir. Reaksiyon gösteren organların sağlık durumu ve duyarlılık seviyesi reaksiyon zamanını doğrudan etkileyebilmektedir. cevabın organa taşınmasında rol oynayan sinirlerin ileti hızı ile efektör kasın hızlı veya yavaş kas olması gibi nitelikler insandan insane değişmektedir ve milisaniyelik farklılıklar ortaya çıkarmaktadır (Ganong, 2001).

Uyaran, dokunma, görme veya işitme şeklinde olabilmektedir. Reaksiyon, bilinçli olarak ortaya çıkan bir tepkidir. Reaksiyon gösteren organların sağlık durumu ve duyarlılık seviyesi reaksiyon zamanını doğrudan etkileyebilmektedir.

Vücut kompozisyonu

Toplam vücut kütlesini meydana getiren unsurların tümüne vücut kompozisyonu denir.

Kaslar, kemikler ve yağlar gibi dokuların bir araya gelmesiyle oluşmaktadır. Vücut kompozisyonundan bahsederken kas hücrelerini, diğer organik maddeleri ve hücre dışı sıvıların orantılı bir şekilde bir araya gelmesinden oluştuğunuda eklemek gerekir.

Bunların yanında fiziksel uygunluk testleri yapılırken vücut kompozisyonu ifadelerinde çoğunlukla vücutta ki yağ kitlesi ve yağsız kitleyi ayrıştırmak için, vücut yağ oranının tahmininde kullanılmaktadır (Martin, 1996).

(31)

Vücut kompozisyonu genetik ve beslenme faktörlerinin ifadesidir diyebiliriz. Bu ifade çoğunlukla hastalık, egzersiz ve çevresel faktörlere göre değişiklik gösterebilmektedir.

Kas dayanıklılığı

Kassal dayanıklılık genellikle kas gruplarının bir yüke karşı tekrarlanan kasılmalar yapmak yadaizometrik asılı bekleme yadaizometrikşınav şeklinde kendisini göstermektedir. Diğer bir ifadeyle bir kişinin bir gücü belirli bir süre içerisinde sürekli olarak gösterebilme yeteneği olarak tanımlanabilir yada üst üste deyameden kuvvet egzersizlerini sürdürebilme yeteneği olarak tanımlşanabilir. Sporcuların dayanılıklığı, kas kuvveti gerektiren düşük şiddetteki çok tekrarlı aktiviteleri sürdürebilme düzeylerine bağlıdır. Faftada en az üç gün düşük şiddetli çok tekrar ve set sayılarından oluşan programları kas dayanıklılığını arttırmaktadır. Kas dayanıklılığı antrenmanları kalp ve dolaşım sisteminde, solunum sisteminde ve kaslarda oldukça önemli değişiklikler yapmaktadır (Kassal Dayanıklılık ve Kuvvet, 2019).

(32)

3.GEREÇ VE YÖNTEM

Araştırmada, yaşları 14, 15 ve 16 arasında değişen toplam 93 kız öğrenci gönüllü ile yaşları 14, 15 ve 16 arasında değişen toplam 80 erkek öğrenci gönüllü katılmıştır.

3.1.Boy ve vücut ağırlığı ölçümü

Denekler 20 grama kadar hassas bir kantarda (Angel marka) çıplak ayak ve sadece şort giydirilerek tartıldı. Uzunluk (boy) ölçümleri Holtain marka kayan kaliper ile denekler ayakta dik pozisyonda dururken skalanın üzerinde kayan kaliper başlarının üzerine dokunacak şekilde ayarlandı ve uzunluk 1mm hassasiyetle okundu.

3.2.Pençe kuvvetinin ölçülmesi

Takkei marka el dinamometresi (Hand Grip) ile ölçüm gerçekleştirildi. Beş dakika ısınmadan sonra, denek ayakta iken ölçüm yapılan kolu bükmeden ve vücuda temas etmeden kol vücuda 45o’lik açı yaparken ölçüm alındı. Bu durum sağ ve sol el için üçer defa tekrar edildi.

3.3.Sırt kuvvetinin ölçülmesi

Takkei marka sırt ve bacak (backand lift) dinamometresi kullanılarak ölçümler yapıldı.

Beş dakika ısınmadan sonra, denekler dizleri gergin durumda dinamometre sehpasının üzerine ayaklarını yerleştirdikten sonra, kollar gergin, sırt düz ve gövde hafifçe öne eğikken, elleriyle kavradığı dinamometre barını dikey olarak maksimum oranda yukarı çekti. Bu çekiş 3 kez tekrar edildi ve her denek için en iyi değer kaydedildi.

3.4.Bacak kuvvetinin ölçülmesi

Ölçüm, Takkei marka sırt ve bacak (backand lift) dinamometresi kullanılarak yapıldı.

Beş dakika ısınmadan sonra, denekler dizleri bükük durumda dinamometre sehpasının üzerine ayaklarını yerleştirdikten sonra, kollar gergin, sırt düz ve gövde hafifçe öne eğikken, elleri ile kavradığı dinamometre barını dikey olarak maksimum oranda

(33)

bacaklarını kullanarak yukarı çekti. Bu çekiş üç kez tekrar edilip her denek için en iyi değer kaydedildi.

3.5.Dikey sıçrama testi

Dikey sıçrama panosu kullanılarak ölçüm yapıldı. Ayaklar bitişik ve vücut dik durumda iken çift kol yukarı uzatılarak parmak uçlarının temas ettiği en son nokta işaretlendi.

Daha sonra denek çift ayağı ile yukarı doğru tüm gücüyle sıçrayıp panoya temas etti.

Denek yukarı sıçrama esnasında adım almadı ve dizlerini sadece 90o büktü. Bu işlem 3 kez tekrar edildi, en iyi sonuç kaydedildi ve sıçranılan mesafe bulundu.

3.6.20 m Sprint

Standart 50 m kapalı koşu pistinde 0-20 m arasına kurulan fotoselli kronometre ile deneğin bu mesafeyi koşma süresi ölçüldü, üç denemeden en iyisi kaydedildi.

Derialtı yağ kalınlığının ölçümü

Baş parmak ile işaret parmağını kullanarak deri ve deri altı yağı tutularak,doğal deri kıvrımı yönünde, kas dokusundan uzağa çekilmek suretiyle yapıldı. Skinfold un kıskaç kolları deri üzerine sabit basınç yaparken, derinin çift katının kalınlığı ve derialtı yağ dokusu kalibrenin göstergesinden milimetre cinsinden okundu ve kaydedildi.

3.7.Reaksiyon zamanının ölçülmesi

Reaksiyon zamanı testleri (1/1000) hassaslıkta newtest 2000 ile ölçüldü.

Elin ışığa karşı reaksiyon zamanının ölçümü; Denek ofis koltuğuna rahat hareket edeceği bir pozisyonda ve mesafede oturtuldu. Deneğe hazır komutu verildikten sonra 5 saniye içerisinde rasgele bir sürede let (ışık) yandığı anda kronometre çalışmaya başladı, denek ışığı görüp parmağıyla butona bastığı anda kronometre otomatik olarak durdu.

Kronometredeki süre kaydedildi. Bu işlem 9 kez tekrar edildi çok düşük ve çok yüksek değerler değerlendirilmedi, birbirine yakın üç değerin ortalaması elin ışığa karşı reaksiyon süresi olarak kaydedildi. Bu işlem sağ el için uygulandı.

Elin sese karşı reaksiyon zamanının ölçümü: Denek ofis koltuğuna rahat hareket edeceği bir pozisyonda ve mesafede oturtuldu. Deneğe hazır komutu verildikten sonra 5 saniye içerisinde rasgele bir sürede ses çıktığı anda kronometre çalışmaya başladı, denek sesi duyup parmağıyla butona bastığı anda kronometre otomatik olarak durdu.

Kronometredeki süre kaydedildi. Bu işlem 9 kez tekrar edildi çok düşük ve çok yüksek

(34)

değerler değerlendirilmedi, birbirine yakın üç değerin ortalaması elin sese karşı reaksiyon süresi olarak kaydedildi.

3.8.Çap, Çevre ve Uzunluk Ölçümleri

Çap; biakromial, bitrokhanterik cap, femur bikondüler, humerus bikondüler, bölgelerinden toplam 4 ölçüm; Çevre; omuz, bel, göğüs, uyluk, kalf, biceps ekstans ve fleksiyon bölgelerinden toplam 7 ölçüm; Uzunluk; oturma yüksekliği, kulaç uzunluğu alınmıştır (Tamer, 2000; Özer, 2001).

3.9.Geçerlilik ve Güvenilirlik

Geçerlilik katsayısı yetişkinler ve çocuklarda PWC de 0,31 ve beden yağ yüzdesinde - 0,13’tür (p<0.05). Güvenirlik katsayısı ise çocuklarda 0,91 (p<0.001) ve yetişkinlerde 0,97’dir (p<0.001) ( Pınar ve Erkut, 2000; EisenmannandKatzeimarzyk, 1999 ).

3.10.İstatiksel Analiz

İstatiksel hesaplamalar SPSS (versiyon 22) programında yapılmıştır. Elde edilen verilerin aritmetik ortalama ve standart sapma değerleri hesaplanmıştır. Yaşlar arasındaki farkları hesaplamak için tek yönlü varyans analizi ( ANOVA ), tek yönlü varyans analizi sonucunda farkın anlamlı çıkması durumunda farkın hangi gruptan kaynaklandığını bulmak için Tukey HSD testi uygulanmıştır. Gruplar arası fark (p<0.05) olması durumunda anlamlı kabul edilmiştir (Tekelioğlu, 1999; Banmgarterand Jackson, 1999).

(35)

4.BULGULAR

Araştırmada yaşları 14, 15 ve 16 arasında değişen toplam 93 kız öğrenci gönüllü olarak katılmıştır.

Tablo 1: Kız öğrenci grupları arasında demografik özelliklerin incelenmesi

Değişkenler Gruplar N Mean SD F p

Boy (cm) 14 yaş 24 141,8552 4,63439

47,052 ,000***

15 yaş 29 145,4000 8,79773 16 yaş 40 156,3000 5,92777 Toplam 93 148,9828 9,13366

Kilo (kg) 14 yaş 24 34,7759 ,63226 113,880 ,000***

15 yaş 29 37,1250 6,33350 16 yaş 40 49,2000 4,24482 Toplam 93 41,5860 7,92493

***p<0,001

Gruplar arasında boy ve kilo değerlerinde anlamlı farklılıklar bulunmuştur (p<0,001).

En düşük boy ve kilo ortalaması 14 yaş kayakçılarınken, yaş artışına bağlı boy ve kilo artışı görülmektedir.

(36)

Tablo 2: Kız öğrenci grupları arasında vücut yağ yüzdesi parametrelerinin incelenmesi

Değişkenler Gruplar N Mean SD F p

Biceps Derialtı Yağ Kalınlığı(mm)

14 yaş 24 8,4750 3,61185 18,099 ,000***

15 yaş 29 7,9517 1,80962 16 yaş 40 12,5000 4,14704 Toplam 93 10,0430 4,02407 Triceps Derialtı

Yağ Kalınlığı (mm)

14 yaş 24 12,5625 4,00020 12,607 ,000***

15 yaş 29 12,1207 2,76965 16 yaş 40 17,2000 5,91287 Toplam 93 14,4194 5,20410 SubSkapula

Derialtı Yağ Kalınlığı (mm)

14 yaş 24 10,2500 2,85109 21,480 ,000***

15 yaş 29 8,4690 ,91304 16 yaş 40 13,8200 4,70478 Toplam 93 11,2301 4,15202 Subra İliak

Derialtı Yağ Kalınlığı (mm)

14 yaş 24 9,3000 2,73814 21,418 ,000***

15 yaş 29 7,8862 ,93416 16 yaş 40 13,5400 5,21874 Toplam 93 10,6828 4,49431

***p<0,001

Gruplar arasında deri altı yağ kalınlığı parametrelerinde anlamlı farklılıklar bulunmuştur. (p<0,001). Ölçülen tüm derialtı yağ kalınlığı değerlerinde 15 yaş grubunun 14 ile 16 yaş gruplarından daha düşük olduğu, en yüksek deri altı yağ kalınlığı ise16 yaş grubunda bulunmuştur.

(37)

Tablo 3: Kız öğrenci grupları arasında uzunluk parametrelerinin incelenmesi

Değişkenler Gruplar N Mean SD F p

Oturma Uzunluğu (cm)

14 yaş 24 77,8897 1,73789 ,347 ,708 15 yaş 29 79,3500 4,43210

16 yaş 40 78,2200 9,35859 Toplam 93 78,4086 6,57946 Kulaç Uzunluğu

(cm)

14 yaş 24 136,7345 4,10133 54,988 ,000***

15 yaş 29 142,8000 8,86758 16 yaş 40 152,8600 6,10795 Toplam 93 145,2355 9,49712

El Uzunluğu (cm) 14 yaş 24 16,0034 ,83302 16,674 ,000***

15 yaş 29 16,6625 1,05904 16 yaş 40 17,4400 1,13065 Toplam 93 16,7914 1,19015 Bacak Uzunluğu

(cm)

14 yaş 24 85,2759 2,19946 45,975 ,000***

15 yaş 29 87,9750 4,67158 16 yaş 40 94,4600 4,72488 Toplam 93 89,9226 5,75664

***p<0,001

Gruplar arasında oturma uzunluğu parametrelerinde anlamlı farklılıklar bulunamazken (p>0,05), 15 yaş grubunun oturma uzunluğunun 14 ve 16 yaş gruplarından daha yüksek olduğu bulunmuştur. Kulaç, el ve bacak uzunluğu parametrelerinde anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0,001).

(38)

Tablo 4: Kız öğrenci grupları arasında çap parametrelerinin incelenmesi

Değişkenler Gruplar N Mean SD F p

Humeral Çap 14 yaş 24 310,3250 3,00554

2,615 ,079 15 yaş 29 311,0241 4,94416

16 yaş 40 312,7600 4,72532 Toplam 93 311,5903 4,50300 Femur Çap 14 yaş 24 312,7125 3,04336

9,018 ,000***

15 yaş 29 313,0931 3,72213 16 yaş 40 316,3600 4,39702 Toplam 93 314,4000 4,20468

Biakromial Çap 14 yaş 24 338,5125 2,99453 26,808 ,000***

15 yaş 29 340,5586 4,89398 16 yaş 40 344,7200 2,29818 Toplam 93 341,8204 4,33383

Bitirokanterik Çap 14 yaş 24 328,2875 4,44867 17,549 ,000***

15 yaş 29 328,8552 6,70722 16 yaş 40 334,1000 1,29536 Toplam 93 330,9645 5,18624

***p<0,001

Gruplar arasında humeral çap parametresinde anlamlı farklılık bulunamazken (p>0,05), femur çap, biakromial çap, Bitirokanterik çap parametrelerinde anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0,001). humeral çap, femur çap, biakromial parametrelerinde yaş ile birlikte yükselen çap değerleri görülürken, Bitirokanterik çap değerlerinde 14 ile 15 yaş oldukça benzerdir.

(39)

Tablo 5: Kız öğrenci grupları arasında çevre parametrelerinin incelenmesi

Değişkenler Gruplar N Mean SD F p

Omuz Çevre (cm) 14 yaş 24 84,3875 4,77587 32,627 ,000***

15 yaş 29 81,4172 1,38926 16 yaş 40 95,0200 10,50663 Toplam 93 88,0344 9,56942

Göğüs Çevre (cm) 14 yaş 24 67,1793 2,20104 39,421 ,000***

15 yaş 29 71,0375 5,31453 16 yaş 40 80,6200 8,76482 Toplam 93 73,9559 8,78109

Bel Çevre (cm) 14 yaş 24 70,2448 11,53407 17,515 ,000***

15 yaş 29 70,4375 11,71887 16 yaş 40 83,8600 9,91732 Toplam 93 76,1505 12,72262

Uyluk Çevre (cm) 14 yaş 24 38,7621 1,90477 53,671 ,000***

15 yaş 29 41,0625 3,26760 16 yaş 40 46,6200 3,91939 Toplam 93 42,7355 4,74900

Diz Çevre (cm) 14 yaş 24 28,9414 ,82181 32,709 ,000***

15 yaş 29 30,2625 2,73286 16 yaş 40 33,7000 3,13655 Toplam 93 31,3290 3,28344

Kalf Çevre (cm) 14 yaş 24 27,7897 ,64218 67,491 ,000***

15 yaş 29 29,2250 2,36372 16 yaş 40 33,0200 2,24673 Toplam 93 30,4097 3,02565

Önkol Çevre (cm) 14 yaş 24 19,7500 1,31513 14,061 ,000***

15 yaş 29 20,0690 ,98093 16 yaş 40 22,8600 3,81016 Toplam 93 21,1871 3,00482 El Bileği Çevre

(cm)

14 yaş 24 13,5793 ,39765 3,683 ,029*

15 yaş 29 14,3750 1,95876 16 yaş 40 14,2800 1,02762 Toplam 93 14,0860 1,25461 BisepsEkstansiyon

Çevre (cm)

14 yaş 24 20,3000 ,32071 13,406 ,000***

15 yaş 29 20,5375 2,22805 16 yaş 40 23,4800 3,94755 Toplam 93 21,7290 3,19771 BicepsFleksiyon

Çevre (cm)

14 yaş 24 21,6034 ,27708 31,674 ,000***

15 yaş 29 21,7250 2,10264 16 yaş 40 27,0000 4,58671 Toplam 93 23,9559 4,13746

*p<0,05 ***p<0,001

(40)

Gruplar arasında el bileği çevre parametrelerinde anlamlı farklılık bulunurken (p<0,05), diğer çevre parametrelerinde anlamlı farklılıklar bulunmuştur (p<0,001). Uyluk çevre değerlerinde yaş grupları arasındaki farklılıklar her biri için belirgin ve anlamlı artışlar gösterirken, diğer uzunluk değerlerindeki farklılık 14-15 yaş ile 16 yaş arasında gözükmektedir.

Tablo 6: Kız öğrenci grupları arasında reaksiyon zamanı parametrelerinin incelenmesi

Değişkenler Gruplar N Mean SD F p

Basit Ses

Reaksiyon Zamanı (ms)

14 yaş 24 255,5000 30,73873 2,319 ,104 15 yaş 29 242,5172 20,29008

16 yaş 40 239,4000 34,14960 Toplam 93 244,5269 29,99985 Basit Işık

Reaksiyon Zamanı (ms)

14 yaş 24 327,8750 102,49806 8,253 ,001**

15 yaş 29 277,5862 17,28442 16 yaş 40 272,6000 26,23445 Toplam 93 288,4194 59,67454 Seçmeli Işık

Reaksiyon Zamanı (ms)

14 yaş 24 357,0000 56,08069 24,229 ,000***

15 yaş 29 316,3793 16,60769 16 yaş 40 303,2000 7,82894 Toplam 93 321,1935 37,13116

** p<0,01 ***p<0,001

Gruplar arasında reaksiyon zamanı parametrelerinde basit ses reaksiyon zamanları parametresinde anlamlı farklılıklar bulunamamıştır (p>0,05). Basit ışık reaksiyon zamanları parametresinde anlamlı farklılıklar bulunurken (p<0,01), seçmeli ışık reaksiyon zamanları parametresinde anlamlı farklılıklar bulunmuştur (p<0,001). Tüm yaş gruplarında yaş arttıkça reaksiyon zamanlarının iyileştiği sonucu bulunmuştur.

Şekil

Updating...

Referanslar

Updating...

Benzer konular :