• Sonuç bulunamadı

MÝYOKARD KORUNMASINDA TEPÝD KAN KARDÝOPLEJÝSÝ KULLANIMI VE SOL VENTRÝKÜL FONKSÝYONLARI ÜZERÝNE ETKÝSÝ

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "MÝYOKARD KORUNMASINDA TEPÝD KAN KARDÝOPLEJÝSÝ KULLANIMI VE SOL VENTRÝKÜL FONKSÝYONLARI ÜZERÝNE ETKÝSÝ"

Copied!
4
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Özet

Amaç:

Soðuk kan kardiyoplejisi ve normotemik kan kardiyoplejisi, açýk kalp cerrahisinde yaygýn olarak kullanýlan miyokard koru-ma yöntemleridir. Son yýllarda uygulakoru-maya giren tepid kan kardiyoplejisi her iki yöntemin avantajlarýný içermektedir. Bu çalýþmanýn amacý tepid kan kardiyoplejisi kullanýmý sonrasýnda sol ventrikül fonksiyonlarýný incelemektir.

Materyal ve Metod:

Aortokoroner bypass operasyonu yapýlan 30 elektif hasta, tepid ve soðuk olmak üzere 15’er kiþilik iki gruba ayrýldý. Tepid grubunda yaþ ortalamasý 57.9 ± 10.4, soðuk grubunda ise 59.2 ± 7.6 idi. Hemodinamik ölçümler kardiyopulmoner bypasstan (CPB) önce ve sonra, post-operatif 4., 12. ve 24. saatlerde yapýldý. Kan kreatinin fosfokinaz (CPK) ve miyokardiyal izoenzimi (CK-MB) düzeyleri postoperatif 6 ayrý zamanda ölçülerek miyokard hasarý derecesi deðerlendirildi.

Bulgular:

Tepid grubunda, sol ventrikül stroke work indeksi (LVSWI) CPB sonrasý ve postoperatif 4. saatte, soðuk grubunda ölçülen deðerlerden yüksek bulundu (p< 0.05). Bu aþamalarda pul-moner kapiller saplama basýncý (PCWP) deðerleri, LVSWI'ine paralel bir yükseklik göstermedi. Bu sol ventrikülün diastolik kompliyansýnýn daha iyi olduðunun bir göstergesi olarak deðerlendirildi. CK-MB deðerleri postoperatif 6., 12. saatler ve 1. günde tepid grubunda daha düþük bulundu (p< 0.05). Sonuç:

Bu bulgular, tepid kan kardiyoplejisi kullanýlan hastalarda sol ventrikül fonksiyonlarýnýn soðuk kan kardiyopleji kullanýmýna kýyasla daha iyi korunduðunu göstermektedir. Açýk kalp cerrahisinde, miyokard korunmasýnda tepid kan kardiyopleji yöntemi iyi bir seçenektir.

Anahtar Kelimeler: Tepid kan kardiyoplejisi, miyokard korunmasý, koroner arter bypass cerrahisi.

Summary

Purpose:

Cold blood cardiyoplegia and normothermic blood cardioplegia are widely used miyocardial protection methods. Tepid blood cardiyoplegia has also been in use in recent years and has the advantages of both methods. The aim of this study was to evaluate left ventricular function following the use of

tepid blood cardiyoplegia. Materials and Methods:

Thirty patients who underwent coronary artery bypass grafting were studied in two groups (tepid and cold), 15 patients in each. Mean age was 57.9 ± 10.4 years in tepid group and 59.2 ± 7.6 years in cold group. Hemodynamic parameters were measured before and immediate after cardiyopulmonary bypass (CPB), in postoperative 4th, 12th and 24th hours. Blood creatinine phosphokinase (CPK) and its miyocardial isoen-zyme (CK-MB) levels were measured in 6 different time peri-ods postoperatively to assess the degree of myocardial injury. Results:

Left ventricular stroke work index (LVSWI) calculated value was higher in tepid group than it was in cold group immediate after CPB and in 4th hour postoperatively (p<0.05). In these time periods, pulmonary capillary wedge pressure (PCWP) values did not rise as high as LVSWI suggesting better left ventricular diastolic compliance. CK-MB isoenzyme levels were lower in tepid group patients in 6th, 12th and 24th hours postoperatively (p<0.05).

Conclusion:

These findings demonstrate that the use of tepid blood cardiy-oplegia was more effective in maintaining better left ventricu-lar functions compared to cold blood cardiyoplegia. In open heart surgery, tepid blood cardiyoplegia is a good alternative method of miyocardial protection.

Keywords: Tepid blood cardiyoplegia, miyocardial protection, coronary artery bypass grafting

Giriþ

Mjyokardý iskemik yaralanmadan korumada kullanýlan 3 temel prensip diastolik arrest, sol ventrikül dekompresyonu ve hipotermidir. Hipoterminin zararlý etkilerinden korunabilmek ve miyokardda aerobik metabolizma þartlarýný koruyabilmek için normotermik kan kardiyoplejisi (warm continous blood cardioplegia) yöntemi öne sürülmüþtür. Bu yöntemin temeli, kalbin oksijen ihtiyacýnýn önemli kýsmýnýn miyokard kasýlmasý için gerektiði gerçeðine dayanmaktadýr [1]. Gerçekten de postoperatif sol ventrikül fonksiyonlarýnýn deðerlendirildiði çalýþmalarda bu yöntem ile, soðuk kan kardiyoplejisine oranla daha iyi sonuçlar elde edilmiþtir. Ancak unutulmamasý gereken nokta, myokard 37ºC'de olduðu için hipotermik koþullara oranla bazal metabolizma hýzýnda belirgin bir düþme yoktur ve kardiyoplejik solüsyonu sürekli uygulama zorunluluðu vardýr

TGKDCD 1999; 7:6, 426-9

MÝYOKARD KORUNMASINDA TEPÝD KAN KARDÝOPLEJÝSÝ

KULLANIMI VE SOL VENTRÝKÜL FONKSÝYONLARI ÜZERÝNE ETKÝSÝ

THE USE OF TEPID BLOOD CARDIOPLEGIA IN MYOCARDIAL PROTECTION

AND ITS IMPACT ON LEFT VENTRICULAR FUNCTIONS

Dr. Berent DÝÞCÝGÝL, Dr. Uður GÜRCÜN, Dr. M. Ýsmail BADAK, Dr. Mehmet BO¼A,

Dr. Erdem ÖZKISACIK, Dr. Alp ALAYUNT, Dr. Suat BUKET, Dr. Ýsa DURMAZ, Dr. Önol BÝLKAY

Adnan Menderes Ünviversitesi Týp Fakakültesi, Kalp Damar Cerrahisi Anabilim Dalý, AYDIN

Adres: Yrd. Doç. Dr. Berent DÝÞCÝGÝL, Adnan Menderes Üniversitesi, Týp Fakültesi, Kalp Damar Cerrahisi Anabilim Dalý / AYDIN e-mail: [email protected]

(2)

Yrd. Doç. Dr. Diþçigil ve Arkadaþlarý / Tepid Kan Kardioplejisi

[2]. Ayrýca normotermik vücut ýsýsýnda serebral ve renal komplikasyonlarýn oluþma riski artmaktadýr [3].

Hipoterminin avantajlarýndan yararlanýrken miyokardda aerobik metabolizmayý da devam ettirebilmek ve normoterminin getirdiði ek risklerden korunma fikri, araþtýr-macýlarý bir orta yol bulma arayýþýna götürmüþtür. Vücut ýsýsýnýn 28-300C arasýnda tutulduðu ve ayný ýsýda kan

kardiyoplejisinin antegrad ve/veya retrograd yollardan ver-ildiði tepid kan kardiyoplejisi bu arayýþlarýn bir sonucudur [4-6]. Bu çalýþmada tepid kan kardiyoplejisinin, koroner bypass operasyonu uygulanan hastalarda, miyokard performansý üzerine etkisi araþtýrýlmýþtýr.

Materyal ve Metod

Bu çalýþma, aortokoroner bypass operasyonu yapýlan 30 elek-tif hasta üzerinde gerçekleþtirildi. Ege Üniversitesi Týp Fakül-tesi Kalp-Damar Cerrahisi Anabilim Dalý'nda opere edilen hastalar, 15’er kiþilik iki gruba ayrýldý. Çalýþma grubundaki 15 hastada 280C dolayýnda ýlýmlý bir vücut hipotermisi saðlandý

ve kan kardiyoplejisi ayný ýsýda verildi (tepid grubu). Kontrol grubundaki 15 hastada yine 280C’lik ýlýmlý vücut hipotermisi

saðlandý ve kan kardiyoplejisi 6-80C'lik bir ýsýda verildi (soðuk

grubu). Kardiyoplejik solüsyon her iki grupta da hem antegrad, hem retrograd yoldan verildi. Hastalarýn yaþ, cinsiyet, ejeksiyon fraksiyonu (EF), koroner lezyonlarýnýn daðýlýmý ve fonksiyonel sýnýflamalarý benzer idi (Tablo 1).

Her iki grup arasýnda, ortalama kardiyopulmoner bypass

(CPB) ve kros klemp zamanlarý, yapýlan distal anastomoz sayýsý, genel vücut hipotermi derecesi açýsýndan farklýlýk

yoktu. Miyokard ýsýsý tepid grubunda daha yüksek idi (p<0.0001) (Tablo 2).

Her iki grupta kullanýlan kardiyoplejik solüsyonun içeriði, ver-iliþ tekniði, verver-iliþ basýnç ve akým hýzýnda ayný protokol uygu-landý. Her iki grupta anestezi indüksiyonu ve idamesinde ayný medikasyon uygulandý.

Hastalarýn tümünde hemodinamik ölçümler internal juguler venden yerleþtirilen Swan-Ganz kateteri ile yapýldý. Median sternotomi yapýlarak CPB’a girildi. Bütün hastalarda, antegrad kardiyopleji kanülü aort köküne, retrograd kardiyopleji kanülü sað atriumdan kapalý teknik ile koroner sinüse yerleþtirildi. Kardiyoplejik solüsyonun veriliþ basýnçlarý monitorize edildi. Basýnç deðerlerinin, kardiyopleji akým hýzlarýna bölünmesiyle koroner vasküler rezistanslar hesaplandý (Rezis-tans=Basýnç/Akým).

Her iki gruptaki hastalar 280C'ye kadar soðutuldu. Kan

kardiyoplejisi, 1/4 kristaloid kardiyoplejik solüsyonu ile oksijenize kanýn karýþýmýndan hazýrlanarak ayrý bir pompa baþý yoluyla verildi. Bütün hastalarda diastolik kardiak arrest, 20 mEq/Lt potasyum içerikli 370C'deki kan kardiyoplejisinin

10 cc/kg olarak, aort kökü basýncý maksimum 70 mmHg olacak þekilde antegrad yoldan verilmesiyle saðlandý (warm induction). Bundan sonra tepid grubunda CPB dolaþýmý ile ayný ýsýda, soðuk grubunda ise 6-80C'deki kardiyopleji

solüsy-onu, 5 cc/kg miktarda, potasyum içeriði 10 mEq/Lt olacak þek-ilde aralýklý (intermittent) olarak her distal anastomozdan sonra antegrad ve retrograd dönüþümlü olarak verildi. Kardiyoplejik solüsyon antegrad verilirken, aort kökü basýncýnýn maksimum 50 mmHg, retrograd verilirken koroner sinüs basýncýnýn maksimum 40 mmHg olmasýna özen gösterildi. Miyokardial ýsý, sol ön inen koroner arter (LAD) sahasýna saplanan ýsý probu ile ölçüldü. Kros klemp kaldýrýlmadan önce kontrollü reper-füzyon saðlamak amacýyla, %20 Mannitol içerikli kardiyople-jik solüsyon 10 cc/kg olacak þekilde, kontrol grubunda 370C'den (hot shot), çalýþma grubunda o anki CPB ýsýsýndan

(tepid shot) antegrad yoldan verildi.

Tüm hastalarda kalp atým sayýsý (HR), ortalama kan basýncý (MAP), ortalama pulmoner arter basýncý (MPA), santral venöz basýnç (CVP), pulmoner kapiller saplama basýncý (PCWP), kardiak indeks (CI), sistemik vasküler rezistans (SVR), stroke volüm indexi (SVI), sol ventrikül stroke work indexi (LVSWI) ve mixed venöz oksijen satürasyonu (MVO2 sat.) deðerleri, CPB'tan önce ve sonra, post-operatif 4., 12. ve 24. saatlerde olmak üzere toplam 5 kez ölçülerek kaydedildi.

Hastalarýn aortik kross klemp kalktýktan sonra sinüs ritmine spontan girip girmedikleri, post-op dönemde inotropik ve/veya intraaortik balon pompasý desteði gerekip gerekmediði ayrýca deðerlendirildi.

Tüm hastalarda kreatin fosfokinaz enzimi (CPK) ve miyokardial izoenzimi (CK-MB); postoperatif 0.-6.-12. saatler ve postoperatif 1., 2. ve 3. günlerde olmak üzere toplam 6 kez bakýlarak, CK-MB için iki gurup arasýndaki ortalamalar karþýlaþtýrýldý.

Ýstatistiksel analiz :

Gruplarýn gerek biokimyasal, gerekse hemodinamik parame-trelerinin karþýlaþtýrýlmasý baðýmsýz Student-t testi ile yapýldý. Student-t testi yapýlmadan önce bütün parametrelerde, varyans eþitliðinin araþtýrýlmasý için Levene testi yapýlarak Student-t testinin sonuçlarý varyans eþitliðine göre yorumlandý. Bütün deðerler aritmetik ortalama±standart sapma olarak verildi. Klinik parametrelerin karþýlaþtýrýlmasý için Chi Square testi kullanýldý. Ýstatiksel anlamlýlýk p< 0.05 olmasý kabul edildi. Ýstatistik analizler PC için SPSS programý ile yapýldý.

427

TGKDCD 1999; 7:6, 426-9

Tepid Soðuk p Grubu (15) Grubu (15) Deðeri Yaþ 57.9 ± 10.4 59.2 ± 7.6 NS Cinsiyet(E/K) 13/2 13/2 NS EF 52.3 ± 7.9 51.6 ± 9.3 NS Koroner Lezyon(1/2/3) 0/1/14 0/2/13 NS NYHA (II/III/IV) 12/3/0 11/4/0 NS

Tablo 1: Preoperatif parametreler

(NS=Ýstatiksel olarak anlamlý deðil, E/K=Erkek/Kadýn, EF=Enjeksiyon fraksiyonu,

Koroner Lezyon 1/2/3=Ciddi darlýk oluþmuþ koroner arter sayýsý, NYHA=New York Heart Association fonksiyonel sýnýflamasý).

Tepid Grubu Soðuk Grubu p ( n=15 ) ( n=15 ) Deðeri CPB Zamaný 96.2 ± 20.8 103.8 ± 29.5 NS Kros Klemp Zamaný 61 ± 13.3 64.1 ± 19.1 NS Distol anastomoz sayýsý 3.26 ± 0.45 3.13 ± 0.51 NS Rektal ýsý (0C) 28.1 ± 1.44 28.3 ± 0.55 NS

Myokard ýsýsý (0C) 27.4 ± 1.41 16.3 ± 1.49 <0.0001

(3)

Yrd. Doç. Dr. Diþçigil ve Arkadaþlarý / Tepid Kan Kardioplejisi

Sonuçlar

Koroner vasküler rezistans, kardiyoplejinin tüm veriliþ safhalarýnda tepid grubunda soðuk grubuna oranla düþük çýk-makla birlikte, özellikle son doz kardiyoplejinin antegrad veriliþi esnasýnda fark anlamlýydý; soðuk grubunda 0.54 ± 0.11 mm Hg. dk/ml, tepid grubunda 0.37 ± 0.09 mm Hg. dk/ml olarak hesaplandý (p<0.05).

Her iki gruptaki hastalarýn ortalama kalp atým sayýlarý birbirine yakýndý. Tepid grubu hastalarýnda CPB sonrasý ve postoperatif 4. saatte ölçülen ortalama kan basýncý deðerleri, soðuk grubuna oranla daha yüksek idi (p<0.05). Hesaplanan SVR deðerlerindeki yükseklik ise daha ýlýmlýydý (p>0.05). Ölçülen CI ve MVO2 sat deðerlerinde iki grup arasýnda anlamlý bir fark saptanmadý. SVI, tepid grubunda CPB sonrasýndaki ilk ölçümde yüksek bulundu (p<0.05).

Hesaplanan LVSWI deðerleri, tepid grubu hastalarýnda CPB sonrasý ve postoperatif 4. saatte daha yüksek idi (p<0.05). Ayný anda ölçülen PCWP deðerlerinde ise iki grup arasýnda anlamlý bir fark yoktu. LVSWI’deki bu fark postoperatif 12. ve 24.

saatlerde gözlenmedi (Tablo 3).

Postoperatif dönemde ölçülen CK-MB deðerleri, tüm safhalar-da tepid grubunsafhalar-da safhalar-daha düþük saptandý, bu fark postoperatif

6.-12. saatler ve 1. günde istatistiksel olarak anlamlý idi (Tablo 4).

Tepid grubunda, kros klemp sonrasý spontan sinüs ritmine giren hasta sayýsý 14, elektriksel defibrilasyon yapýlmasý gereken hasta sayýsý 1 iken, bu sayýlar soðuk grubunda sýrasýyla 10 ve 5 hasta idi (p<0.01).

Hastane mortalitesi gözlenmedi. Tepid grubundan bir hasta postoperatif hemoraji nedeniyle revizyona alýndý. Peroperatif miyokard infarktüsü hiç bir hastada geliþmedi. Postoperatif dönemde inotropik destek sadece soðuk grubundan bir hastada gerekti. Çalýþmaya alýnan hastalarýn hiçbirisinde intraaortik balon pompasý desteði gerekmedi.

Tartýþma

Hipoterminin kalp korumasýndaki temel etkisi, miyokardýn bazal metabolik hýzýnda ve oksijen talebinde azalma saðla-masýdýr. Ancak ne kadar derin olursa olsun metabolizmayý hiç bir zaman sýfýra indirmez. Hipotermi tek baþýna miyokardial oksijen tüketimi (MVO2) deðerini %10 düþürürken, kardiak arrest ile kombine edildiðinde bu oran %97’yi bulmaktadýr. MVO2'deki bu azalmanýn en büyük kýsmý 370C ile 250C arasýnda meydana gelir. Miyokardýn daha çok

soðutulmasý ile saðlanan enerji ihtiyacýndaki azalma minimaldir. Hearse ve ark. iskemi sýrasýnda, ýsýya baðlý miyokard korunmasýnýn en büyük kýsmýnýn 280C'ye kadar olan

soðutma ile gerçekleþtiðini göstermiþlerdir [7]. Yüksek enerjili fosfat depolarýnýn korunmasýnda da hipoterminin derecesi ile baðlantýlý benzer iliþki gösterilmiþtir [8].

Soðuk kan kardiyoplejisi genellikle yeterli bir miyokard korumasý saðlamasýna karþýn, miyokardial glukoz, laktat ve yað asidi oksidasyonunu deprese etmektedir [9,10]. Soðuk kardiyoplejik arrest ile mitokondrial evre 3 respirasyonda bir defekt ve sitrat sentetaz aktivitesinde bir azalma meydana gelir [11]. Soðuk kardiyopleji süresince mitokondrium ve sarkolemmafonksiyonlarýnda meydana gelen depresyonun, membranýn lipid komponentlerindeki faz deðiþikliklerine baðlý olabileceði gösterilmiþtir [12]. Soðuk kardiopleji sonrasý CK-MB izoenziminde daha yüksek deðerlerin elde edilmesi de bu membran alterasyonlarýnýn bir sonucu olarak deðer-lendirilebilir. Soðuk kardioplejinin ayný zamanda koroner arter endotel disfonksiyonuna sebep olabileceði de gösterilmiþtir [13]. Koroner endotel hücreleri iskemik hasarlanmaya karþý kardiyomyositlere oranla çok daha duyarlý olduðundan, koroner vasküler rezistans ölçümleri metabolik ve fonksiyonel iyileþmenin duyarlý bir göstergesi olarak kabul edilmektedir. Bu çalýþmada da, soðuk kardioplejide tepid kardiyoplejiye göre daha yüksek koroner vasküler rezistans deðerleri oluþtuðu görülmüþtür. Yau ve arkadaþlarý tarafýndan yapýlan bir çalýþmada soðuk kardiyopleji sonrasý, normotermik kardiyoplejiye göre ventriküler fonksiyonel iyileþmede bir gecikme olduðu gösterilmiþ ve bu olay endoteliel disfonksiyon ve kardiyomyositlerdeki mitokondrial disfonksiyona baðlan-mýþtýr [14]. Normotermik ve tepid kan kardiyoplejilerinin her ikisi de oksidatif metabolizmada meydana gelen bu anor-malliklere ve membran disfonksiyonuna sebep olmazlar. Tüm bu nedenlerle miyokardda derin bir hipotermi saðlamaya uðraþmak yerine gerektiði kadar soðuma saðlamak en uygun strateji olarak görülmektedir.

Sýcak kan kardiyoplejisi tekniðinin ortaya konduðu 1990'lý yýl-larýn baþýndan bu yana, bu yöntemle erken dönem sol ventrikül fonksiyonlarýnda soðuk kan kardiyoplejisine göre daha iyi sonuçlar elde edilmiþtir. Ancak serebral ve renal komplikasyonlarýn oluþma riskinin fazlalýðý bu yöntem için önemli bir dezavantajdýr [15-17]. Normotermik koþullarda, cerrahi süresince ve erken postoperatif dönemde sistemik

428

TGKDCD 1999; 7:6, 426-9

Tepid Soðuk p Deðeri CPB öncesi LVSWI (g.m/m2) 21.1 ± 5.5 19.6 ± 4.7 0.50 CPB sonrasý LVSWI (g.m/m2) 28.8 ± 6.5 21.7 ± 5.3 <0.50 4.saat LVSWI (g.m/m2) 34.7 ± 6.9 26.8 ± 5.5 <0.50 12.saat LVSWI (g.m/m2) 35.4 ± 7.0 32.6 ± 7.1 0.40 24.saat LVSWI (g.m/m2) 35.0 ± 7.2 32.0 ± 6.8 0.40 CPB öncesi PCWP (mmHg) 9.7 ± 1.4 9.0 ± 1.3 0.60 CPB sonrasý PCWP (mmHg) 8.8 ± 1.2 8.7 ± 1.3 0.90 4.saat PCWP (mmHg) 7.2 ± 1.1 6.9 ± 1.0 0.70 12.saat PCWP (mmHg) 8.5 ± 1.4 8.8 ± 1.6 0.80 24.saat PCWP (mmHg) 7.0 ± 1.3 7.2 ± 1.1 0.70

Tablo 3: LVSWI ile PCWP deðerleri

(LVSWI=Sol vetrikül stroke work indeksi, PCWP=Pulmoner kapiller saplama basýncý).

CK-MB (ünite /dl) Tepid Soðuk p Deðeri Post-op 0. saat 60.2 ± 15.1 65.7 ± 15 0.40 Post-op 6. saat 35.1 ± 9.2 48.3 ± 10.8 <0.05 Post-op 12. saat 32 ± 9 45.7 ± 12.5 <0.05 Post-op 1. gün 30.4 ± 6.4 45.7 ± 10.3 <0.05 Post-op 2. gün 28.6 ± 7.2 28.8 ± 7.3 0.95 Post-op 3. gün 22.9 ± 8.7 25.3 ± 9.7 0.05

(4)

Yrd. Doç. Dr. Diþçigil ve Arkadaþlarý / Tepid Kan Kardioplejisi

vazodilatasyona eðilim ve buna baðlý kan basýncý kontrolunun daha zor olduðu gösterilmiþtir. Tepid ýsýlarda ise SVR'da düþme ve dolayýsýyla vazodilatasyona olan bu eðilim ortaya çýkmamaktadýr [15]. Nitekim normotermik ýsý çalýþmamýza alýnmamasýna karþýn, tepid ve soðuk kan kardiyoplejilerinin karþýlaþtýrmasýnda SVR'larýn birbirlerine yakýn deðerlerde olduðu görülmektedir.

Tepid kan kardiyoplejisi ile ilgili yapýlan çalýþmalarda, postoperatif dönemde ölçülen LVSWI deðerleri tepid grubunda hem normotermik, hem de soðuk grubundan daha yüksek bulunmuþtur [5,18-19]. Çalýþmamýzda da tepid grubunda LVSWI deðerleri, özellikle postoperatif erken dönemde, soðuk grubuna göre belirgin olarak daha yüksek bulundu. LVSWI deðerlerinde görülen bu yükseklik, PCWP deðerlerindeki yüksekliðe baðlý deðildi ve bu durum sol ventrikül diastolik kompliyansýnýn tepid grubunda daha iyi korunduðunu düþündürdü.

Çalýþmamýzda, CK-MB izoenzimi özellikle postoperatif 1. güne kadar olan erken dönemde, tepid grubunda soðuk grubuna göre belirgin düþük bulundu. CK-MB deðerlerindeki bu düþüklük, tepid grubunda miyokard hasarýnýn daha az olduðunun bir diðer göstergesi olarak deðerlendirildi. Çalýþmamýzda kros klemp kaldýrýldýktan sonra, tepid grubunda sadece bir hastaya, soðuk grubunda ise beþ hastaya elektriksel defibrilasyon gerekliliði doðdu. Ýstatistiksel olarak anlamlý bulunan bu deðerler, tepid kan kardiyoplejisinin miyokardýn kendi kendini aktif resüsitasyonunu kolaylaþtýrýcý etkileri bulunduðunu desteklemektedir. Çalýþmaya alýnan hastalarýn klinik seyirlerinin, her iki grupta da sorunsuz olmasý ve gruplar arasýnda anlamlý bir farklýlýk göstermemesi, hastalarýn tamamýnýn düþük risk grubunda olmasýna baðlandý. Deviri ve arkadaþlarýnýn daha geniþ bir hasta grubunda yaptýklarý çalýþ-mada acil ve redo operasyon, düþük sol ventrikül fonksiyonlarý, 70 yaþ üstü, sol ana koroner arter hastalýðý ve NYHA klas IV gibi preoperatif risk faktörleri taþýyan olgular-da, klinik iyileþme açýsýndan da tepid kan kardiyoplejisinde üstün sonuçlar elde edilmiþtir [4].

Tepid kardiyopleji yönteminde, normotermik CPB ve kardiyopleji yönteminin aksine, oluþturulan ýlýmlý hipotermi ile miyokardýn metabolik gereksinimleri azaltýldýðýndan, normotermideki aerobik koþullar korunduðu halde güvenle intermittant olarak uygulanabilir [6]. Çalýþmamýzda da tepid kan kardiyoplejisi, miyokarda homojen daðýlýmýný saðlamak amacýyla, her defasýnda bir yönden olmak üzere hem antegrad hem retrograd yoldan intermittant olarak verilmiþtir. Bu þek-ilde, cerrahi sahada rahatlama saðlanmýþ ve miyokardda nor-motermik koþullara yakýn bir ortam devam ettirilebilmiþtir. Miyokardda oksijen tüketimindeki azalmanýn ve post-iskemik fonksiyonlarýndaki düzelmenin en büyük kýsmýnýn 280C'ye

kadar olan ýsýlarda oluþtuðu hatýrlanýrsa, tepid kan kardiyoplejisi yönteminin temel mantýðý anlaþýlmýþ olur. Miyokard hem aerobik metabolizmanýn devamlýlýðýný saðla-maya yetecek kadar ýlýk ve hem de intermittant perfüzyonu güvenle uygulamaya yetecek kadar soðuktur. Tepid kan kardiyoplejisi, açýk kalp cerrahisinde miyokard korunmasýnda iyi bir alternatif yöntemdir.

Kaynaklar

1. Lichtenstein SV, Ashe KA, El Dalati H et al: Warm heart surgery. J Thorac Cardiyovasc Surg 1991; 101: 269-74. 2. Lichtenstein SV, Abel JG, Salerno TA: Warm heart surgery

and results of operation for recent miyocardial infarction. Ann Thorac Surg 1991; 52: 455-60.

3. Wong BS, McLean RF, Naylor CD: Central nervous

sys-t e m

dysfunction after warm or hypothermic cardiyopulmonary bypass. Lancet 1992; 330:1383-4.

4. Deviri E, Borman JB, Merin G, et al: Lukewarm blood cardiyoplegia. Heart Surgery'95 1995; 321-30.

5. Hayashida N, Weisel RD, Shirai T, et al: Tepid antegrade and retrograde cardiyoplegia. Ann. Thorac. Surg 1995; 59:723-9.

6. Chocron S, Kaili D, Yan Y, et al: Intermediate lukewarm (20 degrees c) antegrade intermittent blood cardiyoplegia compared with cold and warm blood cardiyoplegia. J Thorac Cardiovasc Surg 2000; 119(3): 610-16.

7. Hearse DJ, Stewart DA, Braimbridge MV, et al: Cellular protection during miyocardial ischemia: the development and characterization of a procedure for the induction of reversible ischemic arrest. Circulation 1976;54:193-202. 8. Rosenfeldt FL: The relationship between miyocardial

temperature and recovery after experimental cardiyoplegic arrest. J Thorac Cardiovasc Surg 1982;84:656-66.

9. Teoh KH, Mickle DAG, Weisel RD, et al: Improving miyocardial metabolic and functional recovery after cardiyoplegic arrest. J Thorac Cardiyovasc Surg, 1988;95: 788-98.

10. Teoh KH, Mickle DAG, Weisel RD, et al: Decreased postoperative miyocardial fatty acid oxidation. J Surg Res 1988;44:36-44.

11. See YP, Weisel RD, Mickle DAG, et al: Prolonged hypotermic cardiac storage for transplantation: the effects on miyocardial metabolism and mitochondrial function. J Thorac Cardiyovasc Surg 1992; 104: 817-24.

12. McMurchie EJ, Raison JK, Cairncross KD: Temperature induced phase changes in membranes of heart: a contrast between the thermal response of poikilotherms and homeotherms. Comp Biochem Physiol 1973;44B:1017-26. 13. Aoki M, Kawata H, Mayer JE: Coronary endothelial injury

by cold crystalloid cardiyoplegic solution in neonatal lambs. Circulation 1992;86:346-51.

14. Yau TM, Ikonomidis JS, Weisel RD, et al: Ventricular function after normothermic versus hypothermic cardiyoplegia. J Thorac Cardiovasc Surg 1993; 105:833-44 15. Arom KV, Emery RW, Northrup WF: Warm heart surgery:

A prospective comparison between normothermic and tepid temperature. J Card Surg 1995;10:221-6.

16. Rao V, Christakis GT, Weisel RD, et al: Risk factors for stroke following coronary bypass surgery. J Card Surg 1995;10:468-74.

17. Craver JM, Bufkin BL, Weintraub WS, et al: Neurologic events after coronary bypass grafting: further observations with warm cardioplegia. Ann Thorac Surg 1995;59: 1429 - 34.

18. Kaukoranta P, Lepojarvi M, Nissinen J, et al: Normothermic versus mild hypothermic retrograde blood cardiyoplegia: A prospective; randomized study. Ann Thorac Surg 1995;60: 1087-93.

19. Hayashida N, Ikonomidis JS, Weisel RD, et al: The optimal cardiyoplegic temperature. Ann Thorac Surg 1994;58: 961-71.

429

Referanslar

Benzer Belgeler

Moleküler olarak akut alt ekstremite Ý / R hasarý sonrasý vücutta lokal ve sistemik enflamatuar bir yanýt ortaya çýkmakta ve buna baðlý plazmada artmýþ pro-enflamatuar

Üç ay önce akut myokard infarktüsü geçiren 58 yaþýndaki bir erkek hasta, posterior duvarda geliþen sol ventrikül pseudoanevrizmasý nedeni ile cerrahi olarak baþarýlý

Bunlardan 20 tanesine (grup I) intraoperatif miyokardiyal koruma yöntemi olarak kliniğimize özel olan antegrad komponentsiz devamlı retrograd izotermik kan kardiyoplejisi, diğer

Pompa Priming Solüsyonuna Konulan Magnezyumun Açık Kalp Ameliyatı Sırasında Görülen Kan Elektrolit Değerleri ve Postoperatif Aritmiler Üzerine Etkileri Kaynaklar. 1 Ghani

Başka bir yararı, çok bozulmuş ve kısa parçalara ayrılmış örnek DNA'nın kullanımına izin veren, yaklaşık 350 baz çiftinden daha az olan pcr analizi için

Ancak daha önce de değinilen cerrahi yoğun bakım biriminde yapılan bir çalışmada insulin ile sıkı TGC yapı- larak kan şekeri 80-110 mg/dl arasında tutulan

Postoperatif değişkenler incelendiğinde, transfüzyon yapılmış hastalarda; ilk 24 saat içinde infeksiyon, mekanik ventilatörde kalış süresi, yoğun bakımda

Bu nedenle soğuk kan kardiyopleji hazırlanırken hedeflenen potasyum düzeyinden 0,5-1 mEq/L ya da yüksek hazırlanması hipotermi ile geli- şecek potasyum