• Sonuç bulunamadı

büyük deðiþiklikler yaratmýþtýr. Halk burjuva partilerinin

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "büyük deðiþiklikler yaratmýþtýr. Halk burjuva partilerinin"

Copied!
96
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Devamý 3. Sayfada

DURSUN KARATAÞ

KENDÝMÝZLE OLAN SA KENDÝMÝZLE OLAN SA KENDÝMÝZLE OLAN SA

KENDÝMÝZLE OLAN SA KENDÝMÝZLE OLAN SAV V V V VAÞI AÞI AÞI AÞI AÞI KAZANMALI

KAZANMALI KAZANMALI KAZANMALI

KAZANMALI VE ÖR VE ÖR VE ÖR VE ÖRGÜTLENMELÝYÝZ VE ÖR GÜTLENMELÝYÝZ GÜTLENMELÝYÝZ GÜTLENMELÝYÝZ GÜTLENMELÝYÝZ

Bugün yaþananlar, yaþadýkla- rýmýz 12 Eylül ortamýný aratýr du- ruma gelmiþtir. Öyle ki cunta dö- nemi hatýrlandýðýnda, bugünkü koþullarda yaþanan baskýlarla kýyaslandýðýnda o zaman yaþa- nanlarýn çok daha az olduðu söy- lenebilir. Elbette her uygulama kendi tarihi ve siyasal koþullarý içinde ele alýnýr. Ama bugün ge- linen aþamayý göstermek açýsýn- dan bu kýyasý yapmak mümkün- dür. 12 Eylül Cuntasý ile günde- me getirilen baský yönetimi kat- merleþerek sürmüþ, sýnýf müca- delesinin geliþmesi ile orantýlý olarak bugünkü noktaya gel- miþtir. Ýktidarýn hiç bir yasa ve kurala uymadýðý, devletin bü- tünüyle devrimci mücadeleye göre þekillendiði, Susurluk ola- yýyla birlikte hemen bütün halk kesimlerinin gözünde açýk bir hale geldi. Baský, terör, her türlü karanlýk iþ ve yoðun sömürü or- tamý halk kitlelerinin düþün-

celerinde büyük deðiþiklikler yaratmýþtýr. Halk burjuva parti- lerinin ve devletin niteliðini gör- mesine karþýn, bunun nasýl deði- þebileceðinin bilincinde deðil- dir. Devlet, sistem olarak çöktü- ðünün, kendini yenilemek için yeni bir þey üretemediðinin far- kýndadýr. Çözüm için getirilen 28 Þubat kararlarý da çözüm olma- mýþ, tersine baský, yoksulluk, yolsuzluk artan oranda sürmüþ;

bütün partilerin, devlet kurum- larýnýn birbirleriyle olan savaþý daha da yükselmiþ ve devlet halk nezdinde inandýrýcýlýðýný yitir-

miþtir. 28 Þubat, düzeni ve düzen partilerini disipline ederek baský ve zor ile sonuç alma operasyo- nuydu. Bu operasyon henüz bit- memesine raðmen, daha büyük bir planýn bir parçasý deðilse þu anda tamamen baþarýsýz, çeliþ- kileri çok daha derinleþtirici bir pratik sergilemiþtir. Öyle bir ha- le gelmiþtir ki; burjuva partileri hemen hiç bir konuda uzlaþma saðlayamamakta ve her fýrsatta çýkar kavgalarýný en üst boyutta sürdürmektedirler. Bir hükü- met bile kurmaktan aciz hale gelmiþlerdir. Devletin baský ve terörle halkýn mücadelesini orta- dan kaldýrma ve düzeni yeniden onarma çabalarý sonuç verme- miþ, tersine ekonomik krizi üst boyutlarda siyasal krize dönüþ- müþtür.

MGK, orduya dayanarak ken- disini partilerin ve tüm devlet kurumlarýnýn üstünde, sorunlarý çözücü, etkili bir karar mekaniz- masý olarak göstermesine rað- men, kýsa süre içinde bunun ger-

... Beynimizde,

hücrelerimizde burjuvaziye, düzene

ait ne varsa söküp atmalýyýz. Beyni

devrimle dolu, devrimle yatýp devrimle kalkan insanlarýn önünde hiç

bir engel olamaz.

(2)

SAVAÞIMIZ BÜYÜYECEKTÝR...12

ÝDEOLOJÝK BAÐIMSIZLIK...34

ÝÇÝNDEKÝLER

EMPERYALÝZM, SOL VE GERÇEKLER...67

HALKIN ADALETÝ...43

EGE/BALKICA 1998 KIZILDERE 1972 THKP-C'DEN THKP-C'DEN THKP-C'DEN THKP-C'DEN THKP-C'DEN DHKP-C'YE DHKP-C'YE DHKP-C'YE DHKP-C'YE DHKP-C'YE KIZILDERE'DEN KIZILDERE'DEN KIZILDERE'DEN KIZILDERE'DEN KIZILDERE'DEN B B B B BALKICA'Y ALKICA'Y ALKICA'Y ALKICA'YA ALKICA'Y A A A A UZAN UZAN UZAN UZAN UZANAN B AN B AN B AN B AN BU U U U U T T T T TARÝH ARÝH ARÝH ARÝH ARÝH 30 YILLIK BÝR 30 YILLIK BÝR 30 YILLIK BÝR 30 YILLIK BÝR 30 YILLIK BÝR DÝRENÝÞ DÝRENÝÞ DÝRENÝÞ DÝRENÝÞ DÝRENÝÞ DEST DEST DEST DEST DESTANIDIR ANIDIR ANIDIR ANIDIR ANIDIR

BU DESTAN TÜRKÝYE DEVRÝMÝNÝN ZAFERE ULAÞMASININ DESTANININ ÝLK BÖLÜMÜDÜR YALNIZCA. KIZILDERE'DEN, ÇÝFTEHAVUZLAR'A, BAÐCILAR'DAN, BALKICA'YA UZANAN DÝRENÝÞ VE SAVAÞ ÇÝZGÝSÝ, TÜRKÝYE HALKLARININ KURTULUÞ YOLUDUR. ZULÜM NÝCE GÜÇLÜ GÖRÜNÜRSE GÖRÜNSÜN, ER GEÇ NAMLULARIMIZIN ÖNÜNDE DÝZ ÇÖKECEKTÝR. KENDÝMÝZLE OLAN SAVAÞI KAZANMALI VE ÖRGÜTLENMELÝYÝZ...1

YENÝ YIL MESAJI...32

CEPHE KAYIPLAR ÝÇÝN VURDU...49

GELÝÞMEK VE YENÝLENMEK KESÝNTÝSÝZ BÝR SÜREÇTÝR...54

MUHASEBEDEN VE ÖZELEÞTÝRÝDEN KAÇIÞ...81

BÜTÜN DAÐLAR BÝZÝM OLACAK...20

CEPHE'DEN...96

KURALLARIN ÖZÜ...60

(3)

çekle baðdaþmadýðý ortaya çýkmýþtýr. Ordunun sistem için- deki çýkar kavgasýnýn tam or- tasýnda olduðu, baskýyý, terörü, yolsuzluklarý ve sömürüyü biz- zat koruduðu ve kolladýðý gö- rülmüþtür. MGK, 28 Þubat ile düzen partilerini tümüyle de- netim altýna almak istemiþ ama yapamamýþtýr. Yoksulluk, iþsiz- lik ve bütün devlet kurumlarýn- daki yolsuzluk Cumhuriyet tari- hinde görülmemiþ bir oranda yükselmiþtir. Bu süreç, özellik- le Susurluk’tan sonraki yýllar, Susurluk ekonomisi, siyaseti ve ahlakýnýn bütün devlet kuruml- arýnda hýzla yayýldýðý, çürüme- nin önüne geçilemediði yýllar olmuþtur. Oligarþi cephesinde cumhurbaþkanýndan, MGK’sýn- dan bütün burjuva partilerine, tek tek bireylere kadar ancak mizahla anlatýlabilecek büyük bir çapsýzlýk, kalitesizlik ve yoz- laþma yaþanmaktadýr. Henüz devrim saflarýnda olmayan çe- þitli kesimler dahi, devlet kim, yöneten kim sorularýný sormaya baþlamýþ, çok yüksek sesle ol- masa da memnuniyetsizlikle- rini dile getirmektedirler. Yine bu yýllar Susurluk’a karþýyýz di- yerek “temiz toplum” isteðinde bulunan bir çok parti ve kuru- mun aslýnda Susurluk’u yaratan- lar olduðu ve bu koþullardan çý-

kar umduklarý, halkýn devrim- ci demokrat taleplerini geri pla- na itmek için bu yönteme baþ- vurduklarý açýða çýkmýþtýr. Bu yöntemi yalnýz düzeni savunan- lar deðil, sözde düzene karþý ol- duðunu söyleyen bir kýsým sol da kullanmýþtýr. Bunlar düzenin iflas etmeye baþladýðý, her yö- nüyle teþhir olduðu ve halkýn tepkilerinin yükseldiði her ko- þulda oligarþi ile birlikte halkýn mücadelesini engellemek için yöntemler üretirler. Oligarþi, baský ve terörü esas alýrken; sol görünenler ise bilinçleri çarpý- tarak, devleti hedeften uzak- laþtýrýp mücadeleyi engellemek isterler.

Oligarþinin bugün üç hedefi vardýr.

Birincisi PKK’dýr. Bölücü- lük demagojisiyle PKK nezdin- de Kürt ulusal hareketini yok etmek veya ýslah etmeyi hede- flemektedir. PKK’yý yok ede- memiþtir. Ama emperyalistler- le birlikte ýslah etme sürecine sokmuþlardýr. PKK’nýn hýzla, varlýk þartý olan emperyaliz- me karþý olma, baðýmsýzlýk ve Marksizm-Leninizm çizgisin- den sapmasý, emperyalizm ve oligarþinin iþini kolaylaþtýrmýþ- týr. Son olarak otonomi ve kül- türel haklar isteði ile emperya- lizmle paralellikler kurulmasý, emperyalizmden çözüm isten- mesi bu ýslah sürecinin iþledi- ðinin açýk kanýtlarýdýr. Bu tavýr- larýyla PKK’nýn Irak Kürdis- tanýndaki Kürt milliyetçi örgüt- leriyle özde bir farký kalma- mýþtýr. Artýk sorun emperyalist- lerin, dolayýsýyla oligarþinin de- netimi altýndadýr. Emperyalizm ve oligarþi belirleyecekleri za- manda kültürel haklar temelin- de emperyalist çözümü daya- tacaklardýr. PKK’nýn hala bu emperyalist dayatmadan kurtul- ma þansý vardýr. Ama bugünkü düþünce ve pratiði ile buna is- tekli görünmemektedir. Oligar- þinin PKK’ya karþý þiddet poli- tikasý ve emperyalizmin bu po- litikaya desteði, PKK’ya kendi çözümünü kabul ettirmek için- dir. PKK, ya emperyalizm ve oligarþiye doðrudan tavýr alýp, bütün Türkiye halklarý ile bir- likte mücadele ve birlikte kurtuluþ bayraðýný kaldýracak veya emperyalist çözümü kabul

KENDÝMÝZLE OLAN SA KENDÝMÝZLE OLAN SA KENDÝMÝZLE OLAN SA KENDÝMÝZLE OLAN SA

KENDÝMÝZLE OLAN SAV V V V VAÞI AÞI AÞI AÞI AÞI KAZANMALI

KAZANMALI KAZANMALI KAZANMALI KAZANMALI

VE ÖRGÜTLENMELÝYÝZ VE ÖRGÜTLENMELÝYÝZ VE ÖRGÜTLENMELÝYÝZ VE ÖRGÜTLENMELÝYÝZ VE ÖRGÜTLENMELÝYÝZ

Baþtarafý 1. Sayfada

Bütün baskýlara, kiþiliksizleþtirmelere

raðmen, þeriatçýlar devlete karþý savaþmayý deðil,

onunla uyum saðlamayý tercih

etmiþlerdir.

Kafalarýna vuruldukça geri adým

atmýþ ve yine ýsrarla,

halkýn kurtuluþ

mücadelesinden uzak

durmayý seçmiþlerdir.

(4)

edecektir. Ara yol yoktur. PKK talepleriyle, emperyalistlerle iliþkileriyle, strateji ve taktikle- riyle emperyalist çözüm politi- kalarýna angaje olmuþ görün- mektedir. Oligarþi kendi çözüm planýný kabul ettirmek için þid- det politikasýný uygulamaya de- vam edecektir. Ve PKK’nýn bu sürece girmesiyle giderek teh- likesiz hale geleceðini bilmek- tedir.

Ýkincisi þeriatçý güçlerdir.

Bu güçleri devletin kullandýðý, özellikle belli dönemlerde dev- rimci mücadelenin karþýsýna çýkardýðý bilinmektedir. Bo- yutlanan kriz ortamýnda, bu güçlerin varolan memnuniyet- sizliði örgütleyerek iktidar ola- bileceðini düþünen MGK güç- leri, bu kesimleri de geçmiþte olduðu gibi kullanabilmek, dev- letin yedek vurucu güçleri hali- ne getirebilmek için bir operas- yon baþlatmýþtýr. Oligarþi için bu güçler bazý aykýrý yanlarýnýn törpülenip, zararsýz hale geti- rilmesiyle devrimci mücadele- ye karþý kullanýlabilecek güçler- dir. Bu amaçla baþlatýlan ope- rasyonda baþarýsýz olduklarý söylenemez. Öyle bir hale getir- miþlerdir ki; bu kesimler türban dýþýnda hiç bir düþüncelerini savunamama noktasýna gelmiþ- lerdir. Devlete ters düþmemek için her türlü riyakarlýða, ya- lakalýða baþvurmaktan çekin- memektedirler. Bütün baskýla- ra, kiþiliksizleþtirmelere rað- men, þeriatçýlar devlete karþý savaþmayý deðil, onunla uyum saðlamayý tercih etmiþlerdir.

Kafalarýna vuruldukça geri adým

atmýþ ve yine ýsrarla, halkýn kurtuluþ mücadelesinden uzak durmayý seçmiþlerdir. Þeriatçý- larýn bu tavýrlarý devletle ye- niden barýþma, uyum saðlama çabalarýdýr. Nitekim oligarþi- nin halk kitlelerine yaptýðý zu- lüm, yoksulluk, Suriye’ye kar- þý savaþ politikalarýnda çok ka- ba bir biçimde devletin yanýnda, halkýn mücadelesinin karþýsýnda olduklarýný göstermiþlerdir.

MGK ve MGK’cýlar, sözde hala þeriatçý tehlikeden söz etmele- rine karþýn, gerçekte bu güçle- rin devlete karþý olmadýðýný bil- mektedirler. Bu yanýyla þeriatçý güçler artan ve eksilen oranda zaman zaman devletin anti-la- iklik söylemlerinde yer alsa da tehlike deðillerdir. Ancak MGK’nýn güç toplama, politika oluþturma temelinde çeþitli po- litik manevralarýnýn aracý ola- rak kullanýlacaklardýr.

Üçüncüsü devrimci-de-

mokrat sol güçler ve esas ola- rak Parti-Cephe’dir. Oligar- þinin üçüncü hedefi devrimci- lerdir. Bu sýfatla anýlan pekçok örgüt olmakla birlikle bunlarýn birçoðu oligarþi açýsýndan bir tehdit oluþturmamakta, oligar- þi asýl olarak Parti-Cephe’yi hedef almaktadýr. Çünkü Parti- Cephe’yi yokettiðinde diðerleri- ni sindirmesi çok daha kolay o- lacaktýr.

Bugün bir çok örgüt veya kendisine örgüt diyen bir çok grup, çevre vardýr. Bunlarý da kendi içinde üçe ayýrabiliriz:

A- Yasalcý, düzen içi mücade- leyi esas almýþ, kitleler nezdin- de hiç bir inandýrýcýlýðý kal- mamýþ, halký parlamenter mü- cadeleye çaðýran, bu nitelikleri- yle yasalcýlar, reformistler de- diðimiz güçlerdir. Özellikle Su- surlukla birlikte devlet, devrim- ci güçleri yok etmek için bu ya- salcý güçlere büyük bir icazet ortamý saðladý. Bu güçler devle- tin, iþbirlikçi tekellerin ve em- peryalistlerin desteðini almak için her türlü yola baþvurmuþ- lardýr. Özellikle de emperyalist- lerin ve iþbirlikçi tekellerin ta- lepleriyle uyum saðladýlar. Si- lahlý devrimci güçlerle iliþkileri olmadýðýný göstermek için el- lerinden gelen her þeyi yaptýlar.

Yalan, dedikodu ve örgüt düþ- manlýðýyla bunu baþaramadýk- larý noktada provokasyonlar yarattýlar. Provokasyon, örgüt ve mücadele düþmanlýðý, bu güçlerin devrimcilere karþý mü- cadelesinin esas halkasýný oluþ- turmaktadýr. Devletin þiddetiyle, reformistlerin karþý propagan-

Devlet reformistleri

kullanmýþ, güç toplamýþ, iþi bitince dur demiþtir... Hýzla

geliþmiþ ama ayný hýzla küçülmüþler ve

yenilmiþlerdir.

Burjuvazi ile birlikte yeniden meþruiyet kazanma çabalarý ise

giderek sol söylemlerini tümden

yitirmelerine, gericileþmelerine

neden olacaktýr.

(5)

dalarý birlikte sürdürülmüþ ve halen de sürmektedir. Ancak bü- tün bu devrimci ahlak ve düþün- ceden yoksun politikalar, dev- rimcilerin tarihsel ve siyasal haklý mücadelesine gölge düþü- rememiþ ve giderek kendileri- ni vurmuþtur.

Devrimci mücadele düþma- ný bu yasalcý partiler, devletin devrimci güçleri baský ve zor yöntemleriyle yýldýrabildiði bir ortamda yorgun ve yýlgýnlarý saflarýnda toplayýp büyümeyi hayal ediyorlardý. Büyüyecek- ler, burjuva partileriyle reka- bet edecekler, burjuva partile- riyle iþbirliði yapacaklar ve iktidar olacaklardý. Hala bu ha- yallerini sürdürmektedirler.

Ama oligarþinin krizi, çaresiz- liði öylesine büyük bir korkuyu yaratmýþtýr ki; oligarþi, devletin elden gideceði düþüncesiyle her þeyden korkar hale gelmiþtir.

Devrimci güçlere karþý bu refor- mist güçleri destekleyen devlet, ne reformistlerin, ne de kendi denetiminde bile olsa baþka her- hangi bir gücün fazla geliþmesini istememektedir. Bu nedenle o- ligarþi reformist güçleri kendi iç çatýþmalarýnda ve de devrim- cilere karþý kullanabildiði ka- dar kullanacak ve sonuçta onla- ra da icazetin sýnýrlarý olduðunu hatýrlatacaktýr. Bugün yaþa- nan budur. Devrimci güçlerin en ufak bir gösterisinin þiddetle da- ðýtýldýðý koþullarda, bir zaman- lar icazete dayanarak gösteri- ler yapan reformistlere dokun- mayan devlet, bugün “icazetin sýnýrýný aþmayýn, buraya ka- dar” demektedir. Bir çok refor-

mist grup, parti binalarýnýn kapý- sý önüne bile çýkamayacak du- rumdadýr. Çünkü artýk sadece Çiller-Aðar-Bucak’ý hedef ala- rak, anti-laiklik demagojisi ya- parak MGK safýnda yeralma po- litikasý prim yapmamaktadýr.

Susurluk’un sadece Aðar-Bu- cak-Çiller deðil, devlet olduðu kesinlik kazanmýþtýr. Devlet re- formistleri kullanmýþ, güç top- lamýþ, iþi bitince dur demiþtir.

Þimdi reformistler seçim poli- tikalarýyla burjuva partilerine yaklaþarak ve tekellerin talep- leriyle birlik saðlayarak meþrui- yet kazanmak istemektedirler.

Hýzla geliþmiþ ama ayný hýzla küçülmüþler ve yenilmiþlerdir.

Burjuvazi ile birlikte yeniden meþruiyet kazanma çabalarý i- se giderek sol söylemlerini tüm- den yitirmelerine, gericileþme- lerine neden olacaktýr.

Seçim, seçim yasalarý, burju- va partileriyle iþbirliði politika- larýnýn halkýn mücadelesine

deðil, burjuvaziye hizmet ettiði kesindir. Reformist kesimlerin etkisi altýndaki bir çok insan bu politikalarýn çýkmaz yol olduðu- nu ve devrimci silahlý mücade- lenin, illegal örgütlenmenin ge- rekliliðini yeniden görmeye baþlamýþtýr. Reformistlerin solu birleþtirdik, sol dalga yarattýk sözlerinin büyük bir yalan ol- duðu açýða çýkmýþtýr. Moralsiz ve güçsüzdürler; öyle ki, bir çok parti ve belde binasýnýn kapýsý- ný açacak insan bile yoktur.

MGK icazeti bittiðinde devrim- cilik de bitmiþtir. Bu reformist kesimler tümden çözülmeye, etkilerini yitirmeye mahkum- durlar. Hala belirli bürokrat, yýl- gýn, düzene yerleþmiþ eski sol- cu unsurlardan güç almakla bir- likte, geliþme ve büyüme yolla- rý týkanmýþ, her gün biraz da- ha gerilemek durumundadýrlar.

B- Marksist-Leninist söyle- mi kullanan, ama bunun özünü hiç bir zaman kavramamýþ; öz- güvenden, yaratýcýlýktan yoksun, oportünist dediðimiz çevreler- dir. Varlýðý, adý bilinen veya bi- linmeyen bir çok gruptan söz- edilebilir. Bir çoðunun halk i- çinde hiçbir faaliyeti yoktur.

Kendisine örgüt demektedir.

Örgüt müdür, deðil midir bu da bilinmez. Adeta sýrdýr. Örgüt o- lup olmamanýn kýstasý bir dü- þüncenin savaþçýsý olmak, kitle- leri örgütlemek ve devlete kar- þý mücadeleyi ortaya çýkarmak- týr. Mücadele etmeyen, halk kit- lelerine kendini ispat etmeyen hiç bir çevre, ben örgütüm de- mekle kimseyi inandýramaz.

Bugün kendisine örgüt diyen

Örgüt olup

olmamanýn kýstasý bir düþüncenin savaþçýsý olmak, kitleleri örgütlemek

ve devlete karþý mücadeleyi ortaya

çýkarmaktýr.

Mücadele etmeyen, halk kitlelerine

kendini ispat etmeyen hiç bir çevre, ben örgütüm

demekle kimseyi

inandýramaz.

(6)

öyle kesimler vardýr ki; ayda yýl- da bir çýkardýðý ve içeriðinde ne dediði belli olmayan üç beþ der- gi sayfasýndan ibarettir. O da ol- mazsa hiç kimse varlýðýndan haberdar olmayacaktýr. Hiç bir örgütlü iþleyiþi, hiç bir baðým- sýz düþüncesi olmayan çevreler vardýr. Bunlar baþka bir örgütün güç kazanmak, politik manev- ralar yapmak için bazý insanlarý- na “sen bu adý kullan” dediði kesimlerdir. Baþka bir örgütün seksiyonu, komitesi bile deðil- lerdir. Varlýk þartlarý baðlý ol- duklarý örgüte hizmet etmektir.

Bu ortadan kalkýnca, onlar da o ismi artýk kullanmazlar.

Kendisine örgüt görünümü verip, halký ve kendilerini aldat- ma yolunu seçenleri ciddiye a- lamayýz. Gruplar, çevreler hep olacaktýr. Devrimden önce veya sonra bunlarý tümden yok et- mek veya yok saymak mümkün deðildir. Bu grup ve çevreler kendilerini doðru tanýmladýkla- rý, mücadele içinde þu veya bu biçimde yer aldýklarý sürece de- ðerlendirilmelidir. Ama niteli- ðinin dýþýnda kendisine farklý misyonlar yüklediðinde doðal ki çeliþkiler gündeme gelecektir.

Bu kesimler genellikle þekillen- memiþ, daha çok suni ayrýþ- malarýn sonucu ortaya çýkmýþ- lardýr. Ya süratle þekillenip ken- di iþleyiþlerini oturtarak, mü- cadele içinde kendilerini kanýt- layýp örgüt olacaklar ya da bir grup ve çevre olarak bile kalma þanslarý olmayacaktýr. Opor- tünist cephenin yeni bir þey üre- tememe, geliþememe, taklitçi- lik, faydacýlýk ve fýrsatçýlýk an-

layýþý devam ettiði sürece bu tür çevre ve gruplarýn kopmasý ye- niden gündeme gelecektir. Ne yapay birlikler, ne baþkalarýna dayanarak güç toplama, ne de partimize düþmanlýklar bu ger- çeði deðiþtiremez.

Düþüncelerini, strateji ve taktiklerini doðru bulmasak da, tarihleri, mücadeleleri, þehitle- ri ve hala varlýklarýyla ciddiye alýnmasý gereken az sayýda ör- güt vardýr. Bunlarýn bir kýsmý bugün lafýzda farklý olsalar da pratikte PKK’nýn emperyalist çözüm politikalarýna hizmet e- der duruma gelmiþlerdir. Güç- süzlüklerini, politikasýzlýklarýný PKK gücüne dayanarak gider- mek istemektedirler. Ama bu düþüncelerinin iflas ettiði, güç- lenme yerine daha da zayýfla- dýklarý, hatta giderek kendi kim- liklerini yitirmeye baþladýkla-

rýnýn iþaretlerini vermektedirler.

Denilebilir ki bu örgütler ülke gerçeðinde hiç bir özgün politi- kaya sahip olmamýþlardýr. Bu nedenle de düþünceleri zikzak- lardan, belirsizliklerden kurtu- lamamýþtýr. Bu zaaf onlarý gi- derek þekilsizleþmeye, hatta ba- zýlarýný kendi stratejilerini pra- tikte reddetmeye kadar gö- türmüþtür. Bu zikzaklý tutumla- rýn onlarý nerede, ne zaman, ne- reye savuracaðý belirsiz hale gelmiþtir. Bu belirsizlikler, güç- süzlükler, politikasýzlýklar, fay- dacýlýðý, grupçuluðu, küçük- burjuva rekabetini geliþtirmiþ- tir. Keskin söylemlere karþýn pratikte ileriye yönelik tek bir a- dým atamama, kendi içlerinde de moral bozukluðu ve yýlgýnlý- ðý sürekli beslemektedir. Bu du- rum onlarý daha da hýrçýnlaþ- týrmakta, hatta zaman zaman ge- rici tavýrlara itmektedir.

Her þeye, bütün olumsuz- luklara raðmen, ülke gerçeðimiz içinde bu örgütleri doðru de- vrimci çizgiye çekebilmek için uyarmak, eleþtirmek görevini sürdürmeliyiz.

C- Doðruyu görerek veya farklý amaçlarla emperyalist Kürt çözümüne angaje olmamýþ ve bu birliðin dýþýnda kalmýþ ör- gütler de vardýr. Bunlarýn nite- likleri, düþünce yapýsý öz olarak yukarýdakilerden farklý deðil- dir. Ancak baðýmsýz çizgilerini korumada ve iddialarýnda ýs- rarlý olduklarýnda diðerlerin- den daha avantajlý bir konum- dadýrlar. Ýddialarýný büyütme, bunun için kendi iç sorunlarýna eðilme ve politika üretmek ko-

Düþman bu tehlikeli

gücü yok etmek için sürekli imha politikalarýna baþvurmaktan çekinmemiþtir. Parti- Cephe denilince bütün

yasa ve kurallar bir kenara itilmiþtir. Her

türlü zorbalýk, terör, ideolojik ve psikolojik

savaþ Parti-Cephe’ye karþý uygulanmýþtýr...

Parti-Cephe’yi silahlý veya silahsýz yaþatmamak için her

þey yapýlmýþtýr.

(7)

nusunda daha elveriþli koþul- lardadýrlar. Baðýmsýz geliþme ve doðru devrimci birlik arayýþ- larýný sürdürürlerse bugün ken- dileri için açmaz olan bir çok yol açýlacaktýr. Doðru devrimci birlik çizgisi her örgütün kendi- ni daha iyi gördüðü, oligarþiye büyük darbeler vurduðu ko- þullarý yaratacaktýr. Ama bu çiz- giye gelinmez, geçmiþ yanlýþ politikalarda ýsrar edilirse bü- yümenin yerini küçülme, hizip- ler, ayrýþmalar alacaktýr. Olum- suz birlik deneyleri çokça ya- þanmýþtýr. Bu yaþananlar, bu deneyler birliðin nasýl olacaðýný ve olmayacaðýný herkesin gün- demine yeniden getirecektir.

Devrim iddiasýnda olan herkes bütün bunlarý yeniden düþün- mek zorundadýr. Mücadele için, birliðin tek yol olduðunu söy- leyenlerden deðiliz. Ama bir- liðin daha büyük bir güç oldu- ðunu da kimse inkar edemez.

Göstermelik, halký aldatan, “on- beþ örgüt” imzasý yayýnlayýp hiç bir þey yapmayan, bir eyleme her örgütten on insan bile ge- tiremeyen, baþkasýnýn emekleri, gücü üzerinde isim reklamý yap- maya çalýþan birliklerden yana olmayacaðýz.

Ýþte bu siyasal tablo içinde, oligarþinin hedefindeki üçüncü güç, PartiCephe’dir. Parti- Cephe siyasi arenaya çýktýðýn- dan itibaren ülke, emperyalizm ve devlet gerçeðini doðru tah- lil etmesiyle, strateji ve taktik- leriyle, pratiðiyle düþman için en korkutucu ve tehlikeli güç olmuþtur. Düþman bu tehlikeli gücü yok etmek için sürekli im-

ha politikalarýna baþvurmaktan çekinmemiþtir. Parti-Cephe de- nilince bütün yasa ve kurallar bir kenara itilmiþtir. Her türlü zor- balýk, terör, ideolojik ve psiko- lojik savaþ Parti-Cephe’ye karþý uygulanmýþtýr. Denilebilir ki infazlar, katliamlar, kayýplar Parti-Cephe’nin savaþýyla oli- garþinin gündemine girmiþtir.

Parti-Cephe’yi silahlý veya si- lahsýz yaþatmamak için her þey yapýlmýþtýr. Parti-Cephe cum- huriyet tarihinin en büyük saldý- rýlarýna raðmen, her koþulda di- renmesini, savaþmasýný ve yeni politikalar üretmesini bilerek ayakta kalmýþtýr. Bu tehlikeli gü- cü düþman terörle dize getir- meye çalýþýrken, soldan da bir çok kesim Parti-Cephe’nin et- kinliðini, kitleselliðini, savaþ gü- cünü zayýflatmak için bir dev- rimcinin asla düþünemeyeceði yöntemlere, karþý propaganda-

lara baþvurmaktan çekinme- miþlerdir. Öyle bir hale gelmiþ- tir ki, Parti-Cephelilerin olduðu her yerde düþman ve sol refleks halinde harekete geçmiþtir.

Parti-Cephe’nin geliþmemesi i- çin þiddet ve yalan propaganda- ya baþvurulmuþtur. Parti-Cep- he’nin olduðu her yerde kitle- sellik, örgütlenme, direniþ ve mücadele vardýr. Hiç bir zaman, hiç bir ilerici demokrat güç - istisnalar hariç- Parti-Cephe’nin denetimindeki kitle eylemini veya silahlý hareketi destekle- mek için çaba sarfetmemiþtir.

Tersine onu zayýflatmak, pres- tijini zedelemek doðrultusunda hareket etmiþtir. Bu yanýyla Par- ti-Cepheliler bütün tarihleri bo- yunca esas olarak düþmanla sa- vaþýrken, bir yandan da sol ke- simlerin politikalarýyla uðraþ- mak durumunda kalmýþtýr. Bu sürecin olumsuzluklarý yanýn- da olumluluklarý da olmuþtur.

Düþmanýn saldýrýlarý iddiamýzý kararlýlýðýmýzý büyütüp Parti- Cephe kiþiliðini, mücadele tar- zýný geliþtirmiþtir. Solun saldý- rýlarý ise, oportünizm ve refor- mizm gerçeðini insanlarýmýza öðretmiþtir. Baðýmsýz düþünce- nin, örgütsel baðýmsýzlýðýn, dev- rimci ahlak ve deðerlerin, güçlü kiþiliklerin, Parti-Cephe çizgisi- nin doðruluðunu pekiþtirmiþtir.

Parti-Cepheliler yaþadýkla- rýyla, gördükleriyle her seferin- de kendilerine dönüp bakmýþ- lardýr. Baþkasýnýn yanlýþlarý- ný, olumsuzluklarýný gördükçe kendilerini, kendi güçlerini çok daha iyi tanýdýlar. Parti-Cephe- lilik düþüncesinde belirsizliðe,

Parti-Cephelilik

düþüncesinde belirsizliðe, kararsýzlýða yer yoktur. Yaþamda ve teoride her þey açýk

ve nettir. Hiç bir sorun karmaþýk, anlaþýlmaz hale getirilmez. Parti- Cephe, mücadeleyi geliþtirmeyen, halký

mücadeleye katmayan hiç bir

politikaya deðer

vermez.

(8)

riyi, devrimciliði, kitleleri ör- gütlemek ve savaþmak için öð- renir. Örgütlemeyen ve savaþ- mayan Parti-Cepheli olamaz.

Parti-Cepheliler Türkiye sol hareket tarihinin en büyük di- reniþ kahramanlýklarýný yarat- mýþ insanlardýr. Direnmek ve teslim olmamak Parti-Cepheli- lerin yaþam biçimidir.

Parti-Cepheliliðin özellikler- ini daha da çoðaltabiliriz. Ýþte bütün bu özelliklerdir ki Parti- Cephe’yi yenilmez yapmýþ ve düþman için en tehlikeli güç ha- line getirmiþtir. Bütün bunlar bizim gururla sahipleneceðimiz tarihimiz ve karakterimizdir.

Ama bunlarý bugün geliþtire- mezsek, bu özelliklerde binler- ce kadro, binlerce savaþçý, on- binlerce taraftar yetiþtiremez- sek, kitlelerin mücadelesini bü- yütemezsek bu onurlu tarih de bizi kurtaramaz ve zaferi el- de edemeyiz.

Bu tarihte, yüzlerce þehi- dimiz, kahramanýmýz, tutsaðý- mýz gece gündüz bir saat bile demeden bize devrimi öðütlü- yor. Kendinizi tekrar etmeden, yeni ve ileri adýmlar atýn, devri- mi örgütleyin diye emrediyor.

Bu emirlerin gereðini yapma- lýyýz. Bunun için, kendimize dönmeliyiz. Dýþýmýzdaki sol güçler vardýr, þu veya bu biçim- de tek kiþi kalana kadar parça- lansa da, tek bir satýr bildiri daðý- tacak gücü bile kalmasa da var olmaya devam edecek ve kar- þýmýzda olacaktýr. Soldaki olum- suz kültür deðiþmedikçe býra- kýn birliði, karþýsýndakini güç- süzleþtirmeyi amaçlayacaktýr.

kararsýzlýða yer yoktur. Yaþam- da ve teoride her þey açýk ve net- tir. Hiç bir sorun karmaþýk, an- laþýlmaz hale getirilmez. Parti- Cephe, mücadeleyi geliþtir- meyen, halký mücadeleye kat- mayan hiç bir politikaya deðer vermez. Parti-Cephe her zaman geniþ halk kesimlerinin talep- lerini, ruh hallerini dikkate ala- rak politikalar oluþturur. Parti- Cephelilikde kuru, soyut, ez- berlenmiþ dogmalara yer yok- tur. Devrimin çýkarý nerededir, kitlelerin örgütlenmesinin, ge- liþmesinin, savaþýnýn önünü na- sýl açacaðýz, sorularýna cevap a- rarken Marksist-Leninisttir.

Ama Marksizm-Leninizmi so- yut kalýp ve reçetelere tutsak edemez. Marksizm-Leninizmi ülkemiz ve halkýmýz gerçeðine uygun olarak ele alýr.

Parti-Cephelilik küçük-bur- juva aydýnlarýnýn emperyalist- lerden alýnmýþ ahlak ve deðer- lerini, yaþam biçimini taklit et- mez. Halkýmýzýn ve devrimci hareketin tarihine sahip çýkar.

Mücadeleyi kendi tarihimiz ve deðerlerimiz üzerinde inþa eder.

Parti-Cephe bu tarihte olumlu olan her þeye sahip çýkarken, o- lumsuzluklarý reddeder. Parti- Cephe bu yanýyla yeni bir yaþam biçimi, yeni bir kültür, yeni bir tarzdýr. Bu tarz, bu yaþam, düþ- manýn hatta solun anlayamadý- ðý bir tarzdýr. Parti-Cephe’yi bu- nun için kimse kendi kalýplarýna sýðdýramaz.

O, hayatýn içinde devrimi bü- yütmek isteyen, kendi tarihine, ahlak ve geleneklerine baðlý, çizgileri baþkalarýndan kalýn bir

biçimde ayrýlmýþ farklý bir güç- tür. Parti-Cephelilik her deði- þen koþulda yeni politikalar ü- retendir. Yenilebilir, güç kaybe- debilir. Ama yeniden ayaða kalkma ve yürüme direnci çok büyük olan bir harekettir.

Ne bürokratik iþleyiþler, ne bitmez tükenmez tartýþmalar Parti-Cephenin tarzý olmamýþtýr.

Kitlelerin, devrimin çýkarlarý gerektirdiðinde bir günde, hatta bir kaç saatte bir çok þeyi deðiþ- tirebilme yeteneðindedir. Par- ti-Cepheliler yaþadýklarý çaðda bütün teknik geliþmeleri takip ederler. Teknik büyük mesafeler katetmiþken eski olanda ýsrar etmezler. Parti-Cepheliler sað veya soldan etkilenmez, yalnýz baþýna da kalsa doðru bildikler- ini savunurlar. Parti-Cepheli teo-

Kendini yenileyip kitlelere gitme, savaþý

büyütme yerine baþkasýndan güç

alarak varolma yolunu seçmiþtir. Bu

yol hiç bir devrimci gücü geliþtirmez.

Onlarca örgüt birleþse bile güç

deðilsen, halký savaþtýramýyorsan,

oligarþiye sürekli darbeler

vuramýyorsan ciddiye alýnamazsýn. Güç olamazsýn. Bunun için

biz kendimize

dönmeliyiz.

(9)

Biz birlik konusunda iki yýl çok büyük çabalar harcadýk. Ama hiç bir sonuç vermedi. Bu nedenle yakýn dönemde birliðin koþullarý yoktur. Bizim dýþýmýzda, esasta bize karþý yapýlan bazý birlikle- rin ise, yaþama þansý olmayacak- týr. Kaldý ki onbeþ örgüt bir ara- ya gelip ciddi hiç bir þey yapa- mýyorsa ortada birlik deðil, çok farklý amaçlarla bir araya geliþ var denilebilir. Bunlardan uzak duracaðýz. Onlarla kaybedecek zamanýmýz yoktur. Zaten kendi- mize dönmezsek, kendi eksik- liklerimize, yapamadýklarýmýza cüretli vuruþlar yapmazsak, ken- di kendimizi yok etmenin yolu- nu açarýz. Bugün oportünizmin içine düþtüðü durum bundan farklý deðildir. Kendini yenileyip kitlelere gitme, savaþý büyütme yerine baþkasýndan güç alarak varolma yolunu seçmiþtir. Bu yol hiç bir devrimci gücü geliþ- tirmez. Onlarca örgüt birleþse bile güç deðilsen, halký savaþtý- ramýyorsan, oligarþiye sürekli darbeler vuramýyorsan ciddiye alýnamazsýn. Güç olamazsýn.

Bunun için biz kendimize dön- meliyiz.

Daha yakýn zamanda devrimin koþullarýnýn olmadýðýný iddia e- denler, bugün çok farklý þeyler yazýyorlar. Bugün yaþananlar, oligarþinin içinde bulunduðu kriz, cumhuriyet tarihi boyunca yaþanan en derin krizdir. Artýk burjuva ekonomistleri, devletin sözcüleri bile bu durumu inkar edemiyor. Yoksulluk ve zengin- lik kelimeleri bile açýlmaya muhtaç ifadeler haline gelmiþtir.

Büyük uçurumlar oluþmuþtur.

Ve her gün onbinlerce insan aç- lýkla, iþsizlikle baþbaþa kalmak- tadýr. Oligarþinin halk kitleleri- ne vereceði hiç bir þey kalma- mýþtýr. Devletin çözüm bulacaðý, devletin büyüklüðü gibi anla- yýþlar süratle yok olmaktadýr.

Halk kitleleri, hatta bazý burju- va kesimler arayýþ içindedir.

Burjuva kesimler hala devletin yeniden kendini yenileyebile- ceði umutlarýný taþýrken, halk kitleleri büyük bir umutsuzluða sürüklenmektedir. Bütün burju- va partileri ve ordunun hiç bir þeyi çözemeyeceði giderek hal- kýn beyninde þekillenmektedir.

Ancak bu durum, geliþen yok-

sulluk ortamý, halký kendiliðin- den mücadeleye katamaz. Yer yer kendiliðinden kitle hareket- leri, ayaklanmalar, direniþler olabilir, olacaktýr da. Ama bun- lar örgütsüzse, devrimcilerin yönetiminde deðilse, hala iþle- yen zor mekanizmasý bu hare- ketleri bastýracaktýr.

Bugün devrimcilerin te- mel sorunu halka devletin, sömürünün ne olup olmadý- ðýný göstermek deðil, bu dev- letten kurtulmak için nasýl mücadele edeceðiz, nasýl ör- gütleneceðiz ve ne yapacaðýz sorularýný cevaplayabilmek- tir. Bütün çalýþmalarýmýzýn o- daðýnda örgütlenme yoksa, her gün artan oranda insan örgütle- miyorsak, taraftar kazanamý- yorsak, gerekli çalýþmayý yap- mýyoruz demektir. Her Parti- Cepheli, illegal veya legal, de- mokratik, siyasal veya silahlý hangi alanda çalýþýrsa çalýþsýn örgütleme yapmak durumun- dadýr. Biz örgütlemezsek düzen kendi iþleyiþi içinde milyonlar- ca gencin, halkýn haklý talepler- ini, haksýzlýða karþý çýkan duygu ve düþüncelerini, adalet istekle- rini, hatta namusu ve onuruyla yaþama özlemlerini bir biçimde yok edecektir. Solun ne icazetli politikalarý, ne birbirleriyle uð- raþmalarý bir sonuç veremez. Ör- gütlenmeyi bekleyen, haksýzlýk- lara karþý mücadele etmek is- teyen milyonlarca insan arayýþ içindeyken, halkla bir ilgisi ol- mayan gruplarla uðraþmak gö- revimiz olmamalýdýr. Bu da bir yerde kaçýþtýr. Devrimden, halk- tan kaçýþtýr. Kitlelere, mutlaka

Önemli olan ben

yaptým, þu kadar insan örgütledim, þu eylemleri yaptým, þu

kadar olanak yarattým diyebilmektir. Bir Parti-Cepheli bunlarý

diyemiyorsa, olmazlarýn teorisini yapýyorsa zavallýlýðý

teorileþtiriyor demektir. Parti- Cephe karakterinden

uzak demektir. Her Parti-Cepheli, her

sempatizan, bulunduðu her yerde Parti-Cepheli olarak

yaþayacaksa örgütleyici olmak

durumundadýr.

(10)

kitlelere dönmeliyiz. Bunun için kendimize dönmek, kendimizi eleþtirmek, “biz ne yapýyoruz, neyi niçin yapamadýk?” soru- larýný gerekirse onlarca kez doðru cevaplar alýncaya kadar sormak görevini benimsemeli- yiz. Kitleleri örgütlemeyen, silahlý eylemi yükseltmeyen herþey, her anlatým kendimize yeterince dönmediðimizin, doð- ru cevaplar almaktan korktu- ðumuzun, kaçýþýmýzýn, eksik ve zaaflarýmýzýn ifadesidir.

Hiç kimse Parti-Cephe’nin büyük bir potansiyeli olduðunu inkar edemez. Þehirlerden, kýr- sal alanlara kadar bu böyledir.

Ama sorun bizim bu potansiye- li ne kadar örgütleyebildiðimiz- dir. Binlerce taraftarýmýz, gö- nül baðý olanlar, dostlarýmýz her- kes gücü oranýnda savaþmaya, katkýda bulunmaya, destekle- meye hazýrdýr. Ama bir çok alan ve bölgede bizim onlarý gidip bulup örgütlememiz yerine, on- larýn gelip bizi bulduðuna tanýk oluyoruz. Bu ne demektir? Bu, bizim yeterince kitlelere gitme- diðimizin, örgütlenme yapma- dýðýmýzýn, mücadeleyi büyütmek için seferber olmadýðýmýzýn a- çýk göstergeleridir. Olanak, güç, herþey kitlelerdedir. Kitlelere gitmeyenler hiç bir þeye sahip olamazlar. Giderek umutsuz, id- diasýz yorgunlar olmak zorun- dadýrlar. Aciz, zavallý, hiç bir þe- yi örgütleyemeyen insanlar de- ðilsek kitlelere gitmeliyiz.

Her kadro, hatta taraftarlarý- mýz neden yapamadýðýnýn ge- rekçeleriyle rapor doldurma- malýdýr. Önemli olan ben yaptým,

þu kadar insan örgütledim, þu ey- lemleri yaptým, þu kadar ola- nak yarattým diyebilmektir. Bir Parti-Cepheli bunlarý diyemi- yorsa, olmazlarýn teorisini ya- pýyorsa zavallýlýðý teorileþtiri- yor demektir. Parti-Cephe ka- rakterinden uzak demektir. Her Parti-Cepheli, her sempatizan, bulunduðu her yerde Parti-Ce- pheli olarak yaþayacaksa ör- gütleyici olmak durumunda- dýr. En küçük bir potansiyeli, en küçük bir olanaðý, en küçük bir kitle hareketini deðerlendirmek ve þekil vermek zorundadýr. Ön- cü güç olmak zorundadýr. Bir kitle hareketinde, örgütlenme- de, tavýr alýþda benim konumum þu, bu demeden öne atýlmak zo- rundadýr. Kararlý olmak zorun- dadýr. Doðrudur, düþman boþ

durmuyor. En küçük bir açýðýmý- zý, zaafýmýzý deðerlendiriyor ve buluyor. Düþman nasýl vuruyor, nasýl çalýþýyor diye düþünül- mezse, geceler ve gündüzler devrime katýlmazsa, ne düþma- ný ne de kendimizi tanýrýz. Düþ- maný iyi tanýyan onun yöntem- lerini de iyi bilir. Neyi yapýp yapmayacaðýný da iyi bilir. Düþ- mana fýrsat vermez. Bizim kad- rolarýmýz, birim ve alan örgüt- lenmelerimiz çok geniþ insi- yatiflere sahiptirler. Kitleler ve örgüt çýkarýna olan her türlü kararý alma yetkisine sahiptirler.

Mücadele eden, devrimi düþü- nen herkes kararlarýnýn sorum- luluðunu duyar. Aldýðý kararýn ne anlama geldiðini bilir ve çe- kinmeden karar alýr. Düþman teknik olarak çok geliþkindir.

Biz de geliþmeliyiz. Düþman sý- nýrsýz devlet gücünü kullanýyor, bizim bu gücümüz yoktur. Ama yaratýcýlýðýmýzla, kararlýlýðýmýz- la, hýzlýlýðýmýzla düþmanýn yön- temlerini etkisiz hale getirebi- liriz. Düþman kadri mutlak bir güç deðildir. Düþmanýn devasa gücüne raðmen, devrimci mü- cadeleyi engelleyemeyeceði de- falarca kanýtlanmýþtýr. Bugün güçlü olan düþman deðil biziz.

Her þeyden önce düþman kitle- leri kaybetmiþtir. Kitlelere ver- eceði hiç bir þey kalmamýþtýr.

Sorun sadece bizim kitleleri ör- gütleyemememizdir.

Bütün birim ve alanlardaki yoldaþlarýmýz daha hýzlý bir geli- þimin yolunu açmak için ama’sýz, ancak’sýz düþünmek zorundadýrlar. Kurnazlýklarla, hilelerle, kaçak güreþmekle hiç

Düþman kadri

mutlak bir güç deðildir. Düþmanýn

devasa gücüne raðmen, devrimci

mücadeleyi engelleyemeyeceði

defalarca kanýtlanmýþtýr.

Bugün güçlü olan düþman deðil biziz.

Her þeyden önce düþman kitleleri

kaybetmiþtir.

Kitlelere vereceði hiç bir þey kalmamýþtýr.

Sorun sadece bizim kitleleri

örgütleyemememizdir.

(11)

kimse bir yere varamaz. Kaçýþ yolu yoktur, ya devrimcilik la- yýkýyla yapýlýr ya da düþman bulur etkisiz hale getirir. Ama köylü kurnazlarý kendi gerçek- lerinden kaçarak üç beþ gün daha yaþamayý maharet sayar.

Bu yol devrimcilik deðildir.

Parti-Cepheli olacaksak, þe- hitlerimizin takipçisi olacak- sak, kitleleri örgütleyeceðiz.

Bu ülkenin bütün daðlarýnda ve þehirlerinde olmayý hedef- leyeceðiz. Halkýn olduðu her yerde Parti-Cephe örgütlerinin oluþmasýný saðlayacaðýz. El- bette yerimizde saydýðýmýz, hiç bir þey yapmadýðýmýz, geliþme- diðimiz söylenemez. Örgüt- lenmemizin hiç olmadýðý, bü- tün örgütlenmelerimizin daðýl- dýðý alanlara yeniden girdik. Çe- þitli silahlý örgütlenmeleri yeni- den oluþturduk. Bir çok sa- vaþçýmýzý yeniden eðittik, silah- landýrdýk, eylemler yaptýk. Kit- lelerin örgütlenmesinde yeni politikalar geliþtirdik. Ama bü- tün bunlar hedeflerimize ulaþ- mamýzdan uzaktýr henüz. Po- litika kitleler ve silahlarla yapýlýr. Daha büyük kitleler ve daha çok silahlý güç ve ülke- nin her tarafýnda örgütlenme- yi amaç edinmeliyiz.

Düþünmeyen, devrim için yoðunlaþmayan kiþiler kendi- lerini eðitmezler. Kendilerini eðitmeyenler yaþamdan öðren- menin, büyümenin önüne set çekmiþler demektir. Bu kiþiler doðal ki öðrenmedikleri gibi öðretmeyeceklerdir. Öðret- meyenler kimseyi örgütleye- mez. Örgütleme, insan kazan-

ma yerine sorun yaratýr, mevcut bir örgütlenme varsa onu da daðýtýr. Bu da yetmez, kendisini yok eder. Hala eðitim faaliyeti- ni ýsrarla sürdürmemekte ýs- rar eden insanlarýmýz bu ýsrar- larýndan vazgeçmezlerse, bu, kendilerinin bitiþlerinin ifadesi olacaktýr. Ne açýk saldýrýlar, ne de bu tür gizli saldýrý ve engel- lemeler bizi hedeflerimizden uzaklaþtýramaz. Önlem almak zorundayýz. Hiç kimseye dev- rimcilik zorla yaptýrýlamaz. Ama kiþiler devrimci faaliyete gö- nüllü katýlmýþsa onun kuralla- rýna uymak ve gerekenleri yap- mak zorundadýr. Yapmayanlar düzenin pisliðine dönebilirler.

Ama býrakýn devrimciliði, biraz ahlaký ve kiþiliði olan, ilericiyim demokratým diyen hiç kimse bugünün koþullarýnda mücade- le etmeden, bildiklerini insanla- ra öðretmeden, kitleleri eðitme- den bir gece dahi rahat uyu- mamalýdýr. Bilip de yapmayan-

lar, bilip de devrimci mücade- leye katýlmayanlar, destek ver- meyenler, görünümleri ne olur- sa olsun düþmana hizmet edi- yorlardýr. Mevcut koþullarda mücadele etmek artýk bir ideo- loji sorunu deðil, ahlak ve vic- dan sorunu haline gelmiþtir.

Düþman her yerdedir. Kit- lelerin olduðu her yerde düþ- man da vardýr. Biz de olacaðýz.

Onlarýn bulunduðu her yerde biz de olmalýyýz. Kitlelerin ya- nýbaþýnda, ortasýnda, daðda, þehirde, halkýn olduðu her top- rak parçasý bizim çalýþma alaný- mýzdýr. Güçsüz ve korkak olan, çaresiz olan biz deðil, düþ- mandýr. Kitle örgütlenmesin- de, gerillada, propaganda ve a- jitasyonda, yayýnda yenilen- mek durumundayýz. Alýþýlage- lende ýsrar ileri sonuçlar yara- tamaz. Hiç bir hazýr reçeteye baðlý kalmadan bütün birim- ler kendi alanýna özgü propagan- da, ajitasyon, örgütlenme ve ey- lem biçimleri yaratmak zorun- dadýr. Alýþýlagelenin dýþýna çýka- rak cüretli kararlar alýp pratik- te denemek zorundayýz. Bütün bunlarý baþarmak için, Parti- Cephe kimliðini içselleþtirmek için, beynimizde, hücrelerimiz- de burjuvaziye, düzene ait ne varsa söküp atmalýyýz. Beyni devrimle dolu, devrimle yatýp devrimle kalkan insanlarýn ö- nünde hiç bir engel olamaz.

Çözümsüz hiç bir þey yoktur.

Bütün Parti-Cepheliler ken- dilerine bu tarzla yeniden bak- malýdýr. O zaman kendimizi de, düþmaný da tüm açýklýðýyla bir kez daha göreceðiz.

Bilip de

yapmayanlar, bilip de devrimci mücadeleye

katýlmayanlar, destek vermeyenler,

görünümleri ne olursa olsun düþmana hizmet ediyorlardýr. Mevcut koþullarda mücadele

etmek artýk bir ideoloji sorunu deðil,

ahlak ve vicdan sorunu haline

gelmiþtir.

(12)

Oligarþi, tüm kurumlarýný se- ferber ederek saldýrýyor; bu, bek- lenmeyen bir saldýrganlýk deðil- dir. Oligarþi, ancak “devrime gebe” bir ülkenin egemen sýnýf- larýnýn gösterebileceði bir per- vasýzlýkla zulümü yaygýnlaþtý- rýyor. Uzun süre inkar edilen kriz, gelinen noktada oligarþi- nin hemen tüm kesimleri tara- fýndan itiraf edilmeye baþlandý.

Kriz elbetteki yeni bir olgu de- ðildi, ama bir derinleþme söz- konusuydu. Kriz, ne yalnýz eko- nomik, ne de yalnýz siyasaldýr.

Her alaný, her kesimi etkileyen bir kriz sözkonusudur. Hem oli- garþiyle halk arasýndaki, hem de oligarþi içi çeliþkiler üzerin- de etkilidir. Oligarþi içi çeliþki- ler oldukça derinleþmiþ, MGK- TÜSÝAD desteðindeki ANA- SOL-D hükümeti, seçime az bir zaman kala hükümetten düþü- rülmüþtür. Ancak MGK bu çeliþkinin, oligarþinin belli ke- simleri açýsýndan geri plana atýl- masýný istemektedir. Çünkü, oligarþi, krizin yükünü çok daha boyutlu olarak halka yükleye- cektir ama bir yandan kendi iç çeliþkilerinin yolaçtýðý “istik- rarsýzlýðý” tam olarak çözeme- mekte, öte yandan “sosyal pat- lama” korkusu da yakasýný bý-

rakmamaktadýr.

ANASOL-D hükümeti, gi- derayak tekelci kesimlerin kri- ze karþý istediði “önlemleri”

aldý, tekeller için yeni kaynak- lar yaratýldý. Ancak, halkýn mü- cadelesinin, devrimci mücadele-

nin bastýrýlamadýðý koþullarda bunlarýn fazla bir önemi yoktur.

Oligarþi açýsýndan krizin yükü- nü halka yükleyebilmenin ve halkýn bu yük altýnda patlamasý- ný önlemenin tek bir yolu vardýr.

Halk ve devrimciler üzerinde daha fazla terör estirip, örgütlü güçleri sindirerek, daðýtarak ký- pýrdayamaz hale getirmek.

MGK’nýn uzun süredir uygu- ladýðý politika da budur zaten.

Hükümetlerin istikrarsýzlýðýna ve politikasýzlýðýna raðmen, MGK krizin derinleþeceði tes- bitini önceden yapmýþ, oligarþi- nin uzun vadeli çýkarlarý doðrul- tusunda halka karþý savaþý doð- rudan yönetip týrmandýrmaya baþlamýþtýr. 28 Þubat Kararla- rý, bu saldýrýda yalnýzca bir hal- kadýr. MGK’nýn sürece müda- halesini 28 Þubat’la özdeþleþ- tirenler, MGK kurmaylýðýnda halka karþý yürütülen savaþý görmemektedirler.

Oligarþi gündemdeki seçim- den fazla umutlu deðildir. Adeta bu seçim istenmemektedir.

Çünkü, seçimlerin klasik iþlevi olan halk kitlelerinin öfke ve tepkilerini geçici bir süre için yumuþatma, ve oligarþi içi çeliþ- kileri çözme konusunda, bu se- çimden bekleyebilecekleri faz-

HÝÇ BÝR KUÞATMA ARTIK HALKIN SAVAÞINI, CEPHENÝN GELÝÞÝMÝNÝ ENGELLEYEMEZ

ANASOL-D hükümeti, giderayak tekelci kesimlerin krize karþý

istediði “önlemleri”

aldý, tekeller için yeni kaynaklar yaratýldý.

Ancak, halkýn mücadelesinin, devrimci

mücadelenin bastýrýlamadýðý koþullarda bunlarýn fazla bir önemi yoktur.

Oligarþi açýsýndan krizin yükünü halka

yükleyebilmenin ve halkýn bu yük altýnda patlamasýný önlemenin tek bir yolu vardýr. Halk

ve devrimciler üzerinde daha fazla terör estirip,

örgütlü güçleri sindirerek, daðýtarak

kýpýrdayamaz hale getirmek.

KRÝZ DERÝNLEÞECEK,

SAVAÞIMIZ BÜYÜYECEKTÝR

(13)

la bir þey yoktur. Seçimler oli- garþinin yönetememe krizini da- ha da aðýrlaþtýracak sonuçlar da çýkartabilir ortaya. Bu, se- çimler konusunda öngörülebi- lecek olasýlýklardan biridir. Ama kesin olan þudur; seçimler han- gi hükümeti iþbaþýna getirirse getirsin, MGK politikalarý uy- gulanmaya devam edecektir.

Her alanda MGK politikala- rýnýn devamý, krizin devamý de- mektir. 1998 Kasým ve ardýn- dan Aralýk ayý sonunda yapýlan MGK toplantýlarýnda alýnan ka- rarlar, son bir yýldýr alýnan ka- rarlarýn adeta kopyasý niteliðin- dedir. Ayný hedefler sýralanmak- ta ve bunlara karþý mücadelenin

“kararlýlýkla ve kesintisiz sürdürülmesi kararlaþtýrýl- mýþtýr” denilmektedir. “Yýkýcý, bölücü terör ve irtica” olarak adlandýrýlan bu hedeflere karþý, uzun süredir ayný kararlarýn te- krar edilmesi, MGK politikala- rýnýn belli kesimleri bastýrmak- ta, sindirmekte istediði sonuçlarý alamadýðýný göstermektedir.

Bu kesimlerin baþýnda devrimci hareket geliyor. Esasýnda is- lamcý kesim, kendisi için sim- geleþmiþ bir kaç noktada dire- niþini sürdürüyor gözükse de büyük ölçüde MGK politikala- rýyla ayný paralele çekilmiþtir.

Kürt ulusal hareketinin siya- sal gerileyiþi ise malumdur.

Elbette MGK için, siyasal ta- výr açýsýndan geriletmek yetmi- yor. Kürt, islamcý veya devrim- ci, bu anlayýþlarýn kitle taban- larýný da daraltmak, hareket- siz hale getirmek istiyor. Dev- rimci basýnýn susturulmak, ha-

liðinden baþlayýp sönecek olan bir “sosyal patlama”dan çok, dev- rimcilerin önderlik edeceði ve- ya müdahale edebilecekleri bir patlamadýr. Bu korku, uygulanan baský ve terörün Cephe üzerin- de bir “kuþatma”ya dönüþtürül- mek istenmesinin de nedenidir.

Oligarþi, devrimci harekete kar- þý yürüttüðü imha ve sindirme operasyonuyla bunun önlemini almaya çalýþýyor. Ýþçi sýnýfý için- de devrimci sendikacýlarýn tas- fiyesinden gecekondu semtle- rinde halk örgütlülükleri üzerin- de estirilen teröre, devrimci ba- sýnýn susturulmak istenmesin- den, infaz, kayýp politikasýna ka- dar her þey bu çerçevede yü- rütülmekte, halkýn tepkisine, öf- kesine, ayaklanmasýna önderlik edecek yapý daðýtýlmaya çalýþýl- maktadýr. Bu arada “iþsizlik si- gortasý”, “yargý reformu”, “çete- lerin temizlenmesi” gibi halkýn en duyarlý olduðu konularda çeþitli vaatler gündemde tutula- rak, halk kitlelerinin tepkilerini yumuþatýcý manevralara da baþvuruluyor. Keza, oligarþi- nin bu noktada, halkýn, özel ola- rak da iþçi sýnýfýnýn öfkesini, tep- kisini boðmakta MGK sendika- cýlarý gibi iþbirlikçileri de kul- lanacaðý unutulmamalýdýr. Çün- kü, sosyal patlama korkusu, en az tekeller kadar, MGK sendika- cýlarýnýn da korkusudur. Bu kor- kuyla MGK politikalarýna çok daha sýký sarýlmaktadýrlar. An- cak sonuçta tüm bu yöntemlerin ve araçlarýn etkisinin geçici ola- caðý da açýktýr.

Çok çeþitli biçimlerde ey- lemler, direniþler geliþecektir.

pishanelerin disipline edilmek, þovenist saldýrýlarla halkýn bir- birine düþürülmek istenmesi, üniversitelerde faþist çetelerin harekete geçirilmesi, kayýp ey- lemlerine saldýrýlmasý, demok- ratik kurumlar üzerinde yo- ðunlaþan baskýlar, en basit demokratik talepli gösteriler karþýsýndaki tahammülsüzlük hep bu amaca yönelik olarak birbirini izleyen ve birbirini bütünleyen saldýrý hamleleridir.

ÖNERMEK ÖNERMEK ÖNERMEK ÖNERMEK ÖNERMEK YETMEZ, DÝRENÝÞ YETMEZ, DÝRENÝÞYETMEZ, DÝRENÝÞ YETMEZ, DÝRENÝÞYETMEZ, DÝRENÝÞ

VE SA VE SAVE SA

VE SAVE SAVVVVAÞIVAÞIAÞIAÞIAÞI ÖRGÜTLEMELÝ, ÖRGÜTLEMELÝ,ÖRGÜTLEMELÝ, ÖRGÜTLEMELÝ, ÖRGÜTLEMELÝ, Y

YY Y

YÖNETMELÝYÝZÖNETMELÝYÝZÖNETMELÝYÝZÖNETMELÝYÝZÖNETMELÝYÝZ Çok açýktýr ki, oligarþi “sos- yal patlama” tehlikesini görü- yor, bundan korkuyor. Ama gör- mek ve korkmakla kalmýyor.

Korkusunu yaratan nedeni or- tadan kaldýrmaya, etkisizleþtir- meye çalýþýyor. Peki ne yapýyor?

Oligarþiyi asýl korkutan kendi-

Bulunduðumuz her

alanda, tüm imkanlarýmýzý seferber

ederek, direniþleri örgütlemeye, mevcut direniþlere müdahale

edip güç vermeye çalýþmalýyýz. Bu yalnýzca iþçi alanýnýn, iþçi hareketinin görevi

olarak da görülmemelidir. Tüm alan ve birimler, kendi

açýlarýndan bu görevi

üstlenmelidirler.

(14)

Oligarþinin ne yapacaðý, neyi hedeflediði aþaðý yukarý orta- dadýr. Sürecin nasýl geliþeceði ise, bizim ne yapacaðýmýza, neyi ne kadar baþarabileceðimize baðlýdýr. Belirttiðimiz gibi, oli- garþinin tüm baský, tehdit ve oya- lama manevralarýna raðmen, eylemler, direniþler olacaktýr.

Süreç açýsýndan öncelikli görev- lerimizden biri, iþte bu noktada ortaya çýkýyor.

Bu noktada sadece “tah- lil”lerle, “çaðrý”larla yetinen- ler, koþullar üzerinde hiçbir etki- de bulunamazlar. Bulunduðu- muz her alanda, tüm imkanlarý- mýzý seferber ederek, direniþleri örgütlemeye, mevcut direniþ- lere müdahale edip güç vermeye çalýþmalýyýz. Bu yalnýzca iþçi alanýnýn, iþçi hareketinin görevi olarak da görülmemelidir. Tüm alan ve birimler, kendi açýlarýn- dan bu görevi üstlenmelidirler.

Keza krizin sonuçlarý bugün da- ha çok iþçi sýnýfý üzerinde yo- ðunlaþmasýna raðmen tüm halk kesimleri bundan bir biçi- miyle etkilenmektedir ve bu etkilenme daha da artacaktýr.

Dolayýsýyla tüm alan ve birim- ler bu açýdan da hazýrlýklý olmak durumundadýrlar.

Kuþku yok ki, bu süreçte çe- þitli halk kesimlerinin en önem- li sorunu örgütsüzlüktür. Mev- cut örgütlülüklerin geriliði ve- ya yetersizliðidir. MGK sendi- kacýlarý daha baþtan krizin yü- künün halka, iþçi sýnýfýna yük- lenmesi karþýsýnda gösterme- lik açýklamalar yapmaktan öte- ye geçmemiþ, asýl olarak da ta- výrlarýný tekellerden yana belir-

lemiþlerdir. KESK’ten de oli- garþi tarafýndan hesaba katýlýr güç ve kararlýlýða sahip bir tavýr yoktur ve kýsa vadede olmasý fazla muhtemel deðildir.

Yerel direniþler, asýl olarak küçük, orta ölçekli iþletmeler- de, sendikalar dýþýnda geliþ- mektedir. Bu, direniþler açýsýn- dan bir dezavantaj yaratmakta- dýr kuþkusuz. Ancak bu ayný za- manda müdahale açýsýndan bir avantajý da içerir.

Konfederasyonlar dahil, tüm demokratik kitle örgütlülükleri- ni tavýr almaya, direniþlerle dayanýþma içine girmeye zorla- mak elbette gerekli ve yapýlmasý gerekendir. Ancak þu veya bu alanda her þey buna baðlandýðýn- da, orada bir þey yapýlamaz. Her kesimin kendi özgücüne ve dev- rimcilerin önderliðine, desteði- ne güvenmekten baþka bir çýkar

yolu yoktur. Çeþitli alanlarda taban örgütlülüklerinin yara- týlmasý, hak ve özgürlükler mücadelesinin geliþtirilme- si, mevcut direniþler çerçeve- sinde müdahalenin ve daya- nýþmanýn örgütlenmesi, ve tabii diðer mücadele biçimle- riyle de sürece müdahale e- dilmesi, bütün bunlar ayný za- man kesiti içinde gerçekleþtir- mekle karþý karþýya olduðumuz görevlerdir.

MGK’nýn düzen üzerindeki belirleyiciliði 12 Eylül’den bu güne uzanýr. Ancak Susurluk sü- reci, bu belirleyiciliði daha ön plana çýkarmýþtýr. Susurluk’la birlikte düzen partileri iyice et- kisizleþmiþ, MGK öne çýkmýþ- týr. Burjuva politikacýlarý, ge- nerallerin iþaretleriyle, mesaj- larýyla hareket eder durumda- dýrlar. MGK’nýn öne çýkmasý, MGK’da alýnan kararlarýn da- yatýlmasýyla kalmamýþ, MGK,

“Kriz Merkezleri”, “Batý Ça- lýþma Grubu” gibi yeni örgüt- lenmelerle, devletin diðer ku- rumlarý içindeki düzenlemeler- le yönetim içindeki yerini, da- ha alt kademelere indirmiþtir.

Diyanet Ýþleri Baþkanlýðýndan RTÜK’e kadar artýk hemen her yerde MGK temsilcileri vardýr.

Gerillaya karþý operasyonlar- dan, devrimci basýna, radyola- ra yönelik baský ve kapatmalara kadar hemen tüm saldýrýlar bu anlamýyla MGK’da merkezileþ- miþ, kuþatma buradan koordine edilmektedir. Saldýrýnýn MGK tarafýndan mý, hükümet tarafýn- dan mý yönetildiði esasýnda mü- cadele açýsýndan çok belirleyici

Çeþitli alanlarda taban

örgütlülüklerinin yaratýlmasý, hak ve

özgürlükler mücadelesinin geliþtirilmesi, mevcut direniþler çerçevesinde

müdahalenin ve dayanýþmanýn örgütlenmesi, ve tabii

diðer mücadele biçimleriyle de sürece

müdahale edilmesi, bütün bunlar ayný zaman kesiti içinde

gerçekleþtirmekle

karþý karþýya

olduðumuz görevlerdir.

(15)

deðildir; bizim açýmýzdan asýl önemli olan saldýrýnýn niteliði, biçimleniþi, hedeflerinin çö- zümlenmesi ve nasýl gerileti- leceðidir.

DÝRENÝÞ VE SAVA- ÞIMIZ MEÞRUDUR:

Sal- dýrý kiþileri ve kurumlarý ku- þatarak, geriletmeyi, yýldýr- mayý, yoketmeyi hedefliyor.

Saldýrýlarý göðüslemek, direniþ çizgisini tereddütsüz uygula- maktan geçiyor. Direniþin si- yasal temeli, meþruluða inanç- týr. Buna sabýr ve cüreti de eklemeliyiz. Meþruluða inanç tam olduðunda, sabýr ve cürete sahip olunduðunda bu saldýrýla- rý göðüslemek, saldýrý ve ku- þatma altýnda dahi geliþimi sür- dürmek mümkündür.

Kuþkusuz bunlarýn yanýnda daha pek çok þey sýralanabilir.

Bunlarý özel olarak vurgulama- mýz, sürecin temel bazý özel- likleri açýsýndandýr.

Yýllardýr kitlelerin en sýradan hak ve özgürlük eylemleri, “te- rörizm”, “bölücülük” olarak nitelendirilmiþ, devlet terörü bu demagoji üzerinde geliþtiril- miþ, bu politika, kitleler ve re- formizm üzerinde belli sonuçlar yaratmýþtýr. Kitleler nezdinde, devlet terörünün yarattýðý kor- ku, yer yer meþruluk duygusu- nun önüne geçmekte, reformizm ise, devletin, polisin çizdiði sý- nýrlar içinde hareket etmeyi ka- bul ederek, kendi meþruluðunu inkar eden bir çizgiye gerile- mektedir. Bu gerileme, refor- mizmle de sýnýrlý olmayýp, opor- tünizmden Kürt ulusalcýlarýna

kadar pek çok kesimi etkile- mekte, bu kesimler de meþru mevzilerini savunmakta olduk- ça geri bir çizgide durmakta- dýrlar. Dolayýsýyla böyle bir sal- dýrý dönemini püskürtmekte, meþruluða inanç, bu meþruluðun pratikte ortaya konulmasý son derece belirleyici olacaktýr.

Cephelilerin hayatýn çeþitli a- lanlarýndaki direniþ çizgisiyle, reformizmin, oportünizmin di- reniþ çizgisi arasýndaki temel farklýlýk da bu noktada somutla- nýr.

Meþruluk, her alana yönelik propaganda ve ajitasyonda, eðitim faaliyetlerinde, hatta tek tek insanlarýn eðitiminde öne çýkarýlmalýdýr. Bu noktada her- kesin kafasý net olmalýdýr. Net- lik yalnýzca Cephelilerle sýnýrlý kalmamalý, bulunduðumuz a- landaki kitlelere taþýnmalýdýr.

Oligarþi yoðun bir biçimde iþçi çýkarmanýn, zamlarýn doðal, zo-

runlu olduðunun, “teröre kar- þý mücadele”nin “toplumun hu- zuru” için olduðunun propa- gandasýný yapýyor. MGK sendi- kacýlarýnýn, reformistlerin tavýr- larý bu propagandaya güç veri- yor. Bu kanýksatmaya karþý i- deolojik olarak kitlelere krizin bizim krizimiz olmadýðýný, hal- kýn, devrimcilerin mücadelesi- nin “terör” olmadýðýný, direniþi- mizin haklý, meþru olduðunu kavratmalýyýz.

Kitlelerin meþruluk sorunu varsa, bunu çözmek görevimiz- dir. Bunu kendiliðindenliðe býra- kamayýz. Ve bunu yalnýz eðitim- le de baþaramayýz. Eðitim temel halkalardan biridir, ama pratik olarak da göstermeliyiz. Dev- rimci teorinin bilinen bir doðru- sudur: “Kitleler esas olarak kendi deneyleriyle öðrenir- ler”. Kitleler kendi deneylerini yaþayarak öðreneceklerdir. De- neyler üzerine oturmuþ bir e- ðitim ise bilince dönüþecektir.

Aksi halde, kitleleri suçlama geliþir ki, bu -kitleler açýsýndan deðil ama, kitleleri suçlayanlar açýsýndan- politikasýzlýðýn, yýl- gýnlýðýn, yorgunluðun ifadesidir.

DEVRÝM ÝÇÝN GERE- KEN SABIRA VE CÜRE- TE SAHÝBÝZ:

Sabýr ve cüret de bu süreçte özel bir rol oyna- yacaktýr. Bu nedenle, bunlar her Cephelinin kuþanmasý gere- ken iki silahtýr. Sabýr, bizi kü- çük burjuvaca yakýn devrim ha- yallerinden ve dolayýsýyla ha- yal kýrýklýklarýndan korur; cü- ret ise devrimin þiddeti karþý- sýnda küçük burjuvaca geriye

Meþruluk, her alana

yönelik propaganda ve ajitasyonda, eðitim faaliyetlerinde, hatta

tek tek insanlarýn eðitiminde öne çýkarýlmalýdýr. Bu noktada herkesin kafasý net olmalýdýr.

Netlik yalnýzca Cephelilerle sýnýrlý

kalmamalý, bulunduðumuz alandaki kitlelere

taþýnmalýdýr.

(16)

çekiliþin, sinmenin önünde ba- rikat olur.

Cüretin gerekliliði üzerinde söylenecek sözler fazla da görü- lebilir. Bu nedenle önderliðin bu konudaki deyiþlerinden birini aktarmak yeterli olacaktýr. “Da- ha yüksek bir savaþ, daha bü- yük bir kararlýlýk, daha çok ce- saret, daha çok cüret demektir.

Savaþ bir yerde cesaret ve cü- retle sürmek zorundadýr. Daha cesaretli, daha cüretli, daha kararlý olan kazanacaktýr. Bu- günkü savaþ gücümüzü ancak daha kararlý ve cüretli olmak- la büyütebiliriz. Büyümek, düþman güçlerine vurmak, et- kisiz kýlmak ve imha etmek de- mektir. Daðda, þehirde, ovada, zindanlarda, her yerde Parti ve Cephe anlayýþýyla düþmana vurmalýyýz. Vurmak kazanmak- týr.”

Sabýr da gereklidir. Çünkü saldýrýlarýn göðüslenmesini, ku- þatma altýnda mücadeleyi, kýsa vadeli süreçler olarak görme- mek durumundayýz. Oligarþi e- sas olarak saldýrýyý her zaman sürdürecektir. Bunun sürek- liliði ülkemiz koþullarýnýn orta- ya çýkardýðý bir özelliktir. Tartý- þýlan daha çok artmasý, azal- masý, farklý yönlerde yoðun- laþmasý veya farklý biçimler almasýdýr. Bu anlamda saldý- rýnýn gelip geçici olmadýðýnýn bilinciyle örgütlenmeli, çok ký- sa vadeli ama geçici sonuçlar ortaya çýkarmak yerine, kalý- cý örgütlülükler yaratmayý, mücadeleyi süreklileþtirecek temelleri atmayý hedeflemeli- yiz. Bu, anlýk durumlarda ge-

reken tepkileri göstermenin, geliþmelere müdahale etmenin, hýzlý örgütlemeler yapmanýn önünde engel deðildir tabii ki.

Halkýn ve devrimcilerin he- men her kesimi MGK’nýn saldý- rý hedefleri içindedir. Kuþkusuz MGK belli öncelikler koyup bu önceliklerine göre zamanlama da yapmaktadýr. Ama son bir kaç ayýn pratiðine bakýldýðýnda bi- le, en reformist kesimlerin, sen- dikalarýn dahi belli bir sýnýr için- de tutulmasýna yönelik genel bir saldýrý politikasýnýn izlendiði görülebilir.

Bu saldýrýnýn öncelikli üç he- definin Kürt ulusal hareketi, is- lamcý kesim ve devrimci hare- ket olduðu tartýþýlamayacak ka- dar açýktýr. Ama bu, diðer muha- lif kesimleri saldýrý hedefi ol- maktan çýkartan bir politika de- ðildir. ÖDP, EMEP gibi refor- mist partiler, iþçi veya memur sendikalarý, ÝHD gibi kurumlar

da en geri noktaya çekilmeye zorlanmaktadýr. Reformizm, i- cazetli çizginin onlarý nerelere kadar hapsettiðini artýk gör- melidir. Binalarýnýn önünde bile basýn açýklamasý yapamayýp, bina içine girip balkondan ses- lenmek zorunda kalmak, re- formistleri de yeniden düþün- dürmelidir. Nereye kadar geri- leyeceksiniz? Özgürlük, emek, sosyalizm deyip, bu kavramla- rýn temsil ettiði deðerlerin meþ- ruluðunun savunulamadýðý yer- de, hiç bir mücadele verilemez.

Bunu görmelisiniz artýk.

Meþruluk, saldýrýlar karþý- sýnda direnmenin ön koþuludur.

Susmak, sinmek, meþru direniþ ve savaþ biçimlerinden vazgeç- mek, yenilgiyi baþtan kabullen- mektir.

Y YY Y

YAÞADIÐIMIZAÞADIÐIMIZAÞADIÐIMIZAÞADIÐIMIZAÞADIÐIMIZ SÜRECÝN SÜRECÝN SÜRECÝN SÜRECÝN SÜRECÝN ÖZGÜNLÜKLERÝ ÖZGÜNLÜKLERÝÖZGÜNLÜKLERÝ ÖZGÜNLÜKLERÝ ÖZGÜNLÜKLERÝ

AÇISIND AÇISINDAÇISIND AÇISIND AÇISINDANANANANAN KADROLARIN, KADROLARIN,KADROLARIN, KADROLARIN,KADROLARIN, T

TT

TTARAFTARAFTARAFTARAFTARAFTARLARINARLARINARLARINARLARINARLARIN SORUMLULUÐU SORUMLULUÐUSORUMLULUÐU SORUMLULUÐUSORUMLULUÐU Düþman demokratikte, legal- de veya illegalde sürekli olarak birim, alan örgütlenmelerinin yönetim mekanizmalarýný da- ðýtmayý, kadro ve yöneticileri etkisizleþtirmeyi hedefliyor.

Hiçbir hukuki dayanaðý olma- yan gözaltý ve tutuklamalar, kaçýrma, haber gönderme gibi doðrudan ve dolaylý deðiþik biçimlerdeki tehditler öncelik- le buna yöneliyor.

Yönetim mekanizmalarýna, yönetici kadrolara yönelik bu sürekli saldýrýlar uzun vadeli

Gözaltý, tutuklanma,

deþifrasyon gibi nedenlerle yöneticilerin,

komitelerin sürekli deðiþmesi, plan-program

yapmaktan vazgeçip kendiliðinden bir çalýþmanýn hakim hale

gelmesinin gerekçesi olursa, bu, düþmanýn saldýrýsýnýn bir yerde

amacýna ulaþmasý demektir. Bu, örgütsel

faaliyetimizi bir kýsýr döngüye hapsetmek

demektir.

(17)

planlar yapmayý zorlaþtýrýyor.

Pekala bu durumda plan, prog- ram yapmaktan vaz mý geçe- ceðiz? Elbette hayýr. Gözaltý, tu- tuklanma, deþifrasyon gibi ne- denlerle yöneticilerin, komite- lerin sürekli deðiþmesi, plan- program yapmaktan vazgeçip kendiliðinden bir çalýþmanýn ha- kim hale gelmesinin gerekçesi olursa, bu, düþmanýn saldýrýsý- nýn bir yerde amacýna ulaþma- sý demektir. Bu, örgütsel faali- yetimizi bir kýsýr döngüye hap- setmek demektir.

Saldýrýnýn bu biçimi tüm kad- rolarýmýz, yöneticilerimiz ve ta- raftarlarýmýz açýsýndan bazý ko- nularda çok daha özenli olma- yý, bazý görevlerin, her ne olur- sa olsun asla ertelenmeyecek görevler olarak ele alýnmasýný gerektirir. Bunlardan biri, alter- natif yöneticiler yetiþtirmek, bir diðeri birimin, alanýn güven- liðini saðlamak ve de denetle- yici olmaktýr.

ALTERNATÝFÝMÝZÝ HAZIRLAMALIYIZ:

Kadro ve yöneticiler, birim ve alanda yönetici olarak görev aldýklarý andan itibaren alternatiflerini de hazýrlamaya, yetiþtirmeye baþlamalýdýrlar. Alternatifini yetiþtirmek, kendi altýndaki in- sanlarý eðitmek ve birime, alana vakýf hale getirmektir.

Yönetici, kendi altýndaki in- sanlarý, yalnýz anlatarak de- ðil, pratiðin içinde yetiþtire- cektir. Yönetici arada “iletme”

mekanizmasý deðildir. Yalnýz- ca hareketten gelen talimatlarý, programlarý altýndakilere ak-

tarýp, uygulayýn demek, yönet- mek deðildir. Bürokrasi tam da budur iþte. Bu konumdaki bir yöneticinin bir bürokrattan farký yoktur.

O konuþacak, alttakiler ya- pacak, uygulayacak; Birincisi, bu devrimci bir tarz deðildir. Ý- kincisi, hiçbir yönetici hiçbir alanda bunu yapabilecek hazýr bir alt yapý bulamaz. Uygulayýn, yapýn! Solun kitleleri harekete geçirme, kitlelere iþ yaptýrma tarzý da budur zaten. O yüzden de bu tarzdan hiçbir iþ çýkma- maktadýr. Özetleyerek söyler- sek, yöneticilik örgütlemektir.

Yönetici fetva veren deðil, yol gösteren, yolu altýndakilerle birlikte arþýnlayandýr. Alternatif

yöneticiler de böyle bir pratik içinde çýkar.

Yoðun bir teorik eðitime ta- bi tutmak ve daha fazla pratik görev vermek elbette alternati- fimizi hazýrlamak açýsýndan ya- pýlmasý gerekenlerin içindedir.

Ancak yoðunlaþtýrýlmýþ bir teo- rik eðitim ve pratik, bir insaný yetiþtirmekte önemli olsa da onu alanýndaki yöneticinin alterna- tifi yapmaya yetmez. Alternati- fini yetiþtirmek, kadrolaþtýr- ma açýsýndan gerekenleri yap- manýn ötesinde alana, birime vakýf hale getirebilmektir. Ya- ni sorunlara tek tek insanlar, tek tek eylemler açýsýndan deðil, alanýn bütünü açýsýndan baka- bilecek bir bakýþ açýsýný vermek ve bu bakýþ açýsýnýn altýný gere- ken bilgi ve tecrübeyle doldur- maktýr. Tabii bütün bunlarýn an- cak kolektif bir iþleyiþ içerisin- de mümkün olabileceði açýktýr.

Eðer siz, bulunduðunuz alan- da, birimde “tek baþýna” yönet- menin kolaycýlýðýna kaçmadan bir komite oluþturmuþsanýz, ya- pýlacak iþleri, ortaya çýkan so- runlarý o alanýn, birimin komi- tesinde ele alýyorsanýz, zaten o komitede yeralanlarý alana va- kýf hale getiriyorsunuz demek- tir.

GÜVENLÝÐÝ SAÐLA- MALIYIZ:

Kadro ve yöneti- ciler, kendilerinin, altlarýndaki insanlarýn, bütün olarak biri- min güvenliðini saðlamak zo- rundadýrlar. Güvenlik çok çeþitli yanlarý içerir, ancak özü birim- deki, alandaki faaliyetin sürek- liliðinin saðlanmasýdýr. Mese-

Bir yönetici,

gerektiðinde kendi bölgesinde, gerekli tüm

önlemleri yirmidört saat, hatta daha kýsa

süre içinde alabilmelidir. Yer

deðiþtirmeli, malzemeleri, insanlarý

çekebilmeli ve yirmidört saat sonra

da herþeyi tekrar yerine yerleþtirip, faaliyetin sürekliliðini

saðlayabilmelidir. Bu ne zor, ne de imkansýzdýr. Aksine

yapýlmasý zorunlu olandýr. Yapmamak

düþmanýn önünü

açmaktýr.

Referanslar

Benzer Belgeler

Bu dönemde Osmanlı Devleti, bankacılık, endüstri, sermaye piyasası, sermaye şirketleri gibi pek çok çağdaş ekonomi enst- rumanı ile de tanışacaktır.” Ayrıntılı bilgi

[r]

ventrikül tümörlerinin eksizyonu için klasik yöntem olan ve inferior serebellar vermis insizyonu sonrası her iki taraftaki vermisin lateral retraksiyonunu içeren

Ocak 2013-Aralık 2017 arasında çeşitli cerrahi kliniklerde operasyon öncesi istenilen anti-HCV testi pozitif bulunmuş olan hastalar hastane otomasyon sistemi kayıtları

Araştırmada, problem çözme testinden alınan puanlara göre kalibrasyon puanları incelendiğinde, doğrulanmış test kalibrasyonu puanlarının problem çözme başarı

Sosyal devlet ve sosyal politika ilişkisine yaslanan makalede, bir sınıf mücadelesi alanı olarak sosyal politika ele alınıyor ve sosyal devletin dönüşüm sürecinde sosyal

Aradan geçen onyıllar içinde metropol ekonomilerinde tarımsal desteklerde fazla değişme olmadı; Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) düzenlemeleri içinde AB'deki

• Genellikle beyaz dökme demirler diğer bir dökme demir türü olan temper dökme demirin elde.. edilmesinde bir ara ürün