Türk Kardiyol Dem Arş 1999; 27:456-461
Aort Diseksiyonu Bulunmayan Olgularda Inen Aortada S po n tan Ek o Kontrastı Varlığı ve
Ilişkili Olduğu Klinik ve Ekokardiyografik Karakteristikler
Uz. Dr. Cihangir KA YMAZ, Uz. Dr. Nihai
ÖZDEMİR,Doç. Dr. Cevat KlRMA, Uz. Dr. Hakan
DİNÇKAL,Doç. Dr. Mehmet ÖZKAN
Koşuyolu Ka/b ve Araştırma Hastanesi, Kardiyoloji Kliniği, İstanbul
ÖZET
Spontan eko kontrastı (SEK) torasik aortada diseksiyon
varlığı ile ilişkili olarak tespit edilmektedir. Ancak, inen aortada (İA) SEK varlığı diseksiyon bulunmaksızın da bil- dirilmekte olup, İA'da SEK oluşumunun akım koşullarına
bağımlılığı, ka/b içinde SEK oluşumuna göre daha belir- sizdir. Çalışmamız aorı diseksiyonu bulunmaksızın İA 'da SEK varlığının sıklığını ve klinik önemini belirlemeyi ve İA'da SEK oluşumu ile ilişkili hemodinamik değişkenleri araştırmayı amaçlamaktadır. Çalışma grubu merkezimiz- de transözofajiyal ekokardiyografi (TEE) ile değerlendiri
len 1199 ardışık (878 K, 321 E, ort. yaş 47.2 ± 21 .5) ol- gudan oluşturulmuştur. Ka/b ritmi olguların 495'inde (%41 .3) atrial fibrillasyon (AF), diğerlerinde sinus ritmi şeklindeydi. inen aortada zirve akım hızları (pV, cm/s) TEE sırasında HPRF Doppler ile 90 ile 130 derece ara- sındaki açılarda ölçüldü ve İA 'da maksirnal "shear ra te"
(SR, s-1) hesaplandı. inen aoı·tada SEK 54 (%4.5) olguda tespit edildi. inen aoı·tada SEK bulunan ve bulunmayan gruplar arasında sırasıyla, yaş (60.6 ± 8 ve 40.6 ± 14.2, p=0.0001 }, erkek cinsiyet (%66.7 ve % 43.9 % p=0.001 ),
çıkanaorta çapı (cm) (4.2 ± 1.0 ve 3.3 ± 1.1, p=O.OOOJ), iA çapı (3.06 ± 0.9 ve 2.1 ± 0.4, p=0.0001 ), sol ventrikül disfonksiyonu (SVD, EF :5 0.40) sıklığı (%7.4 ve %2 .1, p<0.05), ileri aort yetersizliği (0 ve %3.5, p<0.05), aort duvarı kalsifıkasyonu (%9.3 ve %0.5, p=O.OOOOJ), iA'da
konıp/ike plak (%13 ve %0.7, p=O.OOOl}, diseksiyon bu- lunmayan anevrizma sıklığı (%31.5 ve %4, p=O.OOOOl}, pV (28 ± 9 cm/s ve 51 ± 21 cm/s, p<0.00001) ve maksi- mal SR (51 ± 29 s-1 ve 105±47 -1, p<0.00001) anlamlı
olarak farklı bulundu. Buna karşılık iA'da SEK varlığı ka/b ritmi, mitral kapak hastalığı, mitral anüler kalsifikas- yon, sol atrium içinde SEK ve/veya frombüs bulunuşu ve embolikolay öyküsü ile ilişkili bulunmadı (p>0.05). "Mul- tipl regression" analizinde sırasıyla; maksirnal "shear ra- te", iA çapı, aort duvarı kalsifikasyonu, konıp/ike plak, ileri aort yetersizliği bulunuşu ve erkek cinsiyet iA'da SEK
varlığı ile ilişkili ba,~ımsız değişkenler olarak belirlendi.
Sonuç olarak; İA 'da SEK varlığım n geniş aort çapları, er- kek cinsiyet, ileri yaş, ateroskleroz, sol ventrikül disfonk-
Alındığı tarih: 23 Mart, revizyon 1 1 Mayıs 1999
Yazışma adresi: Doç. Dr. Mehmet Qzkan, Koşuyolu Kalb ve
Araştırma Hastanesi, Kadıköy, 81020, Istanbul
Tel: (0 216) 325 54 57-326 69 69, Faks: (0 216) 339 04 41
*
Bu çalışmanın preliminer sonuçlarının bir bölümü American Heart Association 70 th Scientific Sesions ( 1997) kongresine bil- diri olarak sunulmuştur.siyonu, ileri aort yetersizliğinin bulunmayışı ve görece düşük iA akım hızlan ve "shear rate" ile ilişkili göründü- ğünü, bulguların iA 'da SEK oluşumunun da, ka/b içi boş
luklarda SEK varlığında olduğu gibi akım koşullarına ba-
ğımlı fokal bir olay oldlf,~U düşüncesini desteklediğini, her ne kadar bulgularımız lA 'da SEK ile emboli k olaylar ara-
sında bir ilişkiyi desteklemiyor olsa da, daha başka çalış
malara gerek olduğu düşünülmüştür.
Anahtar kelime/er: inen aorta, spontan eko kontrastı, transözofajiyal ekokardiyografi
Spontan eko
kontrastının(SEK)
akım hızınınazal-
dığı koşullarda
ortaya
çıkanve
kanın şekilliele-
manlarının
agregasyona
eğilimgöstermesini
yansıtan bir ultrasonografik bulgu olduğu
kabul edilmek-
tedir (1-5).Bu bulgu atrium ve ventrikül
dışında,aort
içinde,özellikle aort diseksiyonu (AD) halinde, ya-
lancı lümen veya gerçek lümen içinde de bildirilmiş
tir
(4-7).Bununla birlikte, AD
bulunmaksızınaort
içinde SEK oluşumuile ilgili bilgi oldukça
sınırlıdır (8-14).Çalışmamız;
transözofajiyal
ekokardiografi (TEE) uygulanan olgu serimizde inen aortada (İA),diseksi
-yon
bulunmaksızınSEK
görülme sıklığını, İA'daSEK
varlığıile
ilişkiliklinik ve ekokardiografik ka- rakteristikleri prospektif olarak
araştırınayı amaçla-maktadır.
MA TERYEL ve METOD
Çalışma materyelimizi Nisan 1993 - Eylül 1997 tarihleri arasında ekokardiyografi laboratuarımııda transözofajiyal ekokardiyografi (TEE) uygulanan 1 199 ardışık olgu (E 321, K 878, yaş ort. 47.2 ± 21.5 yıl) oluşturmaktadır. Kalb ritmi olgularımızın 495 inde (%41.3) atrial fibrilasyon, di- ğer olgularda sinuzal ritm şeklindeydi. İşlem endikasyon- ları sırasıyla nativ mitral ve/veya aortik kapak değerlendir
mesi (n=504), protez mitral ve/veya aortik kapak değerlen
clirmesi (n=338), kardiak emboli kaynağı araştırması
C. Koymaz ve ark.: AD Bulunmayan Olgularda inen Aortada SEK Varlığı ve İ fişki/i Olduğu Klinik ve Ekokardiyografik Karakteristikler
(n=210), aortada anevrizma ve/veya diseksiyon araştırması
(n=78) ve konjenital kalp hastalığı (n=69) şeklindeydi. int- raoperalif olarak TEE uygulanan ve TEE ile aort diseksi- yonu kanıtlanan olgular çalışma materyali dışında bırakıl
dılar.
Olgulara TEE işlemi öncesinde rutin olarak transtorasik
ekokardiografı (TTE) uygulandı. Transtorasik ve transözo- fajiyal ekokardiografi işlemleri Vingmed CFM 800 eko-
kardiografı sistemine bağlı 3.25 mHz ve 5 mHz lik sektör transduserler kullanılarak gerçekleştirildi. Olgulara işlem hakkında bilgilendirme ve yazılı onayları alınarak, asgari 4 saatlik açlık ardından, IV midazolam (1-3 mg? ve IV me- peridine (25 mg) preınedikasyonu ile TEE işlemi gerçek-
leştirildi.
Spontan eko kontrastı yavaş ve çevrimsel hareketler göste- ren, dumansı eko yoğunlaşmaları olarak tanımlanmış olup, iA'nın yanı sıra sol atrium (SA) ve sol ventrikül (SV) için- de SEK varlığı da değerlendirme kapsamı içinde tutuldu.
"Gain" ayarı zayıf ekoları tespit edebilecek yüksek düzey- den kademeli olarak düşülerek gürültüler bertaraf edildi.
İnen aortada SEK varlığı zemin gürültüsünden pulsatil, ya- vaş, dairesel hareketleri ile ayrıldı. Biri işlem sırasında, di- ğeri video görüntüsünden olmak üzere 2 ayrı araştırıcı ta-
rafından ve biri diğerinden habersiz olarak SEK varlığı de-
ğerlendirildi. Uzlaşmazlık halinde bir sonraki aşamada vi- deokaset kaydı üzerinde ortak bir değerlendirmeyle görüş birliğine ulaşıldı.
Çalışma grubu iA'da SEK bulunan (A) ve bulunmayan (B) olgular şeklinde 2 altgruba ayrılmış olup, bu alt gruplar
yaş, cins, ritm, çıkan ve inen aorta çapları, aorta duvarında
kalsifikasyon, komplike plak, İA da lümen içi akım zirve
hızı (pFV) ve ınaksiınal "shear rate" (SR), diseksiyonun
eşlik etmediği aort anevrizınası, ileri aort yetersizliği, sol ventrikül disfonksiyonu (EF:50.40), intrakardiak SEK var-
lığı, mitral darlığı ve yetersizliği, mitral anuler kalsifikas- yon ve eınbolik olay öyküsü sıklığı bakımından karşılaştı
rıldılar.
Mitral darlığı tanımı için planimetrik veya basınç yarılan
ma zamanı yöntemlerine göre ölçülen mitral kapak alanı
nın :5 1.5 cmı olması esas alındı. Mitral yetersizliği ise renkli Doppler ile jet alanının< 4,4 -8 ve
;:::s
cm2 oluşunagöre hafif, orta ve ileri olarak derecelendirildi (ısı.
Aort yetersizliği (AY) TTE ve TEE ile jetin proksimal ça-
pının sol vcntrikül çıkış yoluna oranı, jet uzunluğunun mit- ral ön yaprak ucuna veya sol ventrikül orta bölümüne ulaş
ması gibi kriterler kullanılarak hafif, orta ve ileri olarak ta-
nıınlandı (15-16>.
Aorta duvarında kalsifikasyon TEE görüntüleınesi sırasın
da kalsifık plağın varlığı veya yokluğu şeklinde tanımlan
dı. Konıplike plak ise lümene taşma (protrüzyon) arzeden, hareketli veya ülsere unsur içerebilen aterom plağı olarak kabul edildi.
İnen aorta lümenindcki akım z.irve hızı (pFV) TEE ile 90- 130 dereecler arasında açılarda, renkli Doppler rehberli-
ğinde "high pulse repctition frequency" (HPRF) Doppler ile akını ile aradaki açı (6) :5 30° kalacak şekilde ölçülmüş
tür.
Aort lünıeni içinde "shear rate" ise Newtonien akını koşul
ları varsayılarak şu formüle göre hesaplanmıştır (13.l7.1&.ı9ı.
Maksirnal "shear rate"=zirve aktm hızı x 2/liimen yançapı
Embolik olay TEE işlemi öncesindeki son 30 gün içinde geçici serebral iskemik atak, klinik ve/veya toınografık
olarak kanıtlanmış serebral infarkt, klinik olarak kanıtlan
mış periferik arter veya arteriyel sistemle ilişkili viseral or- gan embolisi olarak tanımlanmıştır.
İstatistiksel yöntem: inen aortada SEK bulunan ve bulun-
ınayan alt gruplarda değerlerin ortalamaların karşılaştırıl
masında ı-testi, sıklıkların karşılaştırılmasında ki-kare testi
uygulanmış olup, istatistiksel anlamlılık için p<0.05 olma-
sı koşulu aranınıştır. Ayrıca "stepwise" lojistik regresyon analizi ile multivariate olarak iA'da SEK varlığı ile ilişkili bağımsız değişkenler araştırıl~ıştır.
BULGULAR
inen aortada SEK 54 (%4.5) olguda
saptandı.Bunun
yanı sıra
sol atrium ve/veya sol atrium appendiks
içindeSEK varlığı320 (%26.7) olguda, sol ventrikül içindeSEK 2 (%0.01) olguda gözlendi. Sol atriumda trombus l 36 (% l 1.3) olguda tespit edildi.
inen aortada SEK bulunan alt grupta, SEK bulunma- yanlara
kıyasla sırasıylaerkek cinsiyet
oranı(%66.7 ve %43.9, p=O.OOI), ortalama
yaş(60.6 ± 8 ve 40.6
± 14.2
yıl,p=O.OOOl),
çıkanaorta(4.2 ± 1.0 ve 3.3 ± 1.1 cm, p=O.OOO
ı)ve inen aorta (3.06 ± 0.09 ve 2.
ı± 0.4 cm, p=0.0001)
çapları,inen aorta
duvarındakalsifikasyon (%9.3 ve %0.5, p=O.OOOOI) ve komp- like plak
sıklığı(% 13 ve %0.7, p=O.OOO 1 ), diseksi- yon ile birlikte olmayan a nevrizma (%31.5 ve %4, p=O.OOOOl) ve sol ventrikül disfonksiyonu (%7.4 ve
%2. 1, p<0.05)
sıklığı anlamlıolarak yüksek , ileri aort
yetersizliği sıklığı düşük(O ve %3.5, p<0.05) bulundu (tablo
1). AyrıcaSEK
(+)altgrupta, SEK bulunmayan
diğeraltgruba göre gerek TEK ile ölçü- len
İA akınıpV (28 ± 9 ve 51 ± 2 1 cm/s, p<O.OOOOl), gerekse maksirnal "shear rate" (5 1 ± 29 ve
ı05 ± 47 s-1, p<O.OOOO 1)
anlamlıolarak
düşükbulundu (tablo
ı).Buna
karşılıkatrial fibrilasyon (%38.9 ve %39), mitral
darlığı(%27.7 ve %28), ileri mitral
yetersizliği(% 18.5 ve % 19.5), mitral anuler kals ifikasyon (%3 .7 ve
%2.6),intraat rial SEK (%25.9 ve %26.7) ve trombus (%1
I.I ve %1
1.3)sıklığı bakımından
SEK bulunan ve bulunmayan alt gruplar
arasında anlamlıfark
bulunmadı(p>0.05) (tablo 1). Embolikolay öyküsü
bakımındanSEK
(+)ve (-) altgruplar
arasında anlamlıfark gözle nmedi (% 18.5 ve %17.5, p>0.05) (tablo l).
Multipl lojistik regresyon analizinde
sırasıyla; İAiçi
maksirnal "shear rate",
İA çapı,aort
kalsifıkasyonu,Türk Kardiyol Dem Arş 1999; 27:456-461
Tablo L inen aortada spontan eko kontrastı bulunan ve bulunmayan altgrupların klinik ve ekokardiyogralik karakteristikleri
Tekdeğişkenli analiz
Parametreler SEK (+) SEK (-) p
(n=54) (n=1145)
Yaş (yıl) 60.6 ± 8 40.6 ± 14.2 0.0001
Cins (E/K,%) 66.7/33.3 44.9/55. ı 0.001
Ri tm
AF(%) 21 (% 38.9) 447 (% 39) >0.05
SR (%) 33 (% 61.1) 698 (% 61)
Mitral Darlığı 15 (% 27.7) 319(%27.8) >0.05
Mitral Yetersizliği(~ 3) 10 (% 18.5) 223 (% 19.5) >0.05
Mitral anuler kalsifıkasyon 2 (% 3.7) 30 (% 2.6) >0.05
Sol atriumda SEK 14 (% 25.9) 306 (% 26.7) >0.05
Sohıtriumda TR 6(% 11.1) 130 (% 11.3)
Sol venırikül disfonksiyonu
(EF <% 40) 4 (% 7.4) 24 (% 2.1) 0.03
Aort Yetersizliği(~ 3)
o
40 (% 3.5) 0.004Çıkan Aort çapı (cm) 4.2± 1.0 3.3 ± 1.1 0.0001
inen Aort çapı (cm) 3.1 ±0.9 2.1 ±0.4 0.0001
Aort duvar kalsifikasyonu 5 (%9.3) 57 (% 0.5) 0.00001
Aorı duvarında komplike plak 7 (% 13) 8 (% 0.7) 0.0001
Aort aııevrizması 17 (% 31.5) 45 (% 4) 0.00001
Emboli k olay öyküsü 10 (% 18.5) 200 (% 17.5) >0.05
inen Aoıt lümen akımı
Maksimum hız (cm/s) 28±9 51 ± 21 <0.00001
Maksimum shear rat e (s-ı) 51 ± 29 105±47 <0.00001
Çokdeğişkenli analiz
M aksimal "shear raıe" <0.00001
inen aorta çapı <0.0001
Aort duvar kalsifikasyonu <0.0001
Aortada komplike plak <0.0001
Aort yetersizliği (~ 3) <0.0001
Erkek cinsiyet <0.0001
Ktsalrmalar: AF, arrial fibri/asyon; SR, simts rirnıi; SEK sponran e ko konrras11; TR rrombiis; EF ejeksiyonfraksiyomt
komplike plak, ileri aort yetersizliği ve erkek cinsi- yet inen aortada SEK varlığı ile ilişkili bağımsız de-
ğişkenler olarak belirlendi (tablo 1).
TARTIŞMA
Spontan eko kontrastı, lümen içi kan akımının dura-
ğanlaştığı koşullarda ortaya çıkan ve kanın şekilli elemanlarının -özellikle eritrositlerin- plazma mak- romoleküllerinin katkısıyla kümeleşme eğilimini yansıtan bir ultrasonografik bulgu olarak kabul edil- mektedir (1-5)_ Eritrositleri makromoleküllere bağla-
yan enerjinin, bu hücrelerin yüzey yapısından kay- naklanan karşıt enerjilerin ve ortamdaki akımdan
kaynaklanan "shear stress" ile ilişkili enerjinin topla-
mından daha fazla olması halinde söz konusu küme-
leşmeler ve bunun ultrasonografik karşılığı olan SEK oluşur (1,2,3,5)_ "Shear stress" ise akım hızı ve kan viskozilesi çarpımının Iümen yarıçapına oranı
olarak tanımlanmaktadır (5,17, ıs,ı 9). Düşük (
<
10 s-1)"shear" koşullarında eritrositlerin küçük kümeleşme
ler gösterebildiği bildirilmektedir (5,17)_ Spontan eko
kontrastı akım koşullarına bağlı olarak atrium, vent- rikül ve pulmoner arterin yanı sıra aorta içinde de gözlenebilmektedir (4-14)_
C. Koymaz ve ark.: AD Bulunmayan Olgularda inen A01·tada SEK Varltğt ve ilişkili Olduğu Klinik ve Ekokardiyografik Karakteristikler
inen aortada SEK varlığı ilk kez Panidis ve ark.nın aort diseksiyonunda yalancı tümen içinde "intrakavi- ter ekolar" tanımladığı yazıda bildirilmiştir (6). Di- seksiyon bulunmaksızın İA gerçek tümeninde SEK
varlığı ise ilk kez Castello ve ark. tarafından bildiril- miştir (8). Bunu izleyen dönemde İA içindeSEK var-
lığını inceleyen diğer araştırıcılar serilerinin genel özellikleri, seçilen olgu profili ve TEE endikasyonla- rına bağlı olarak İA içinde SEK sıklığına dair %0.8 ile 21 arasında değişen oranlar bildirmişlerdir (9-14).
Genel olarak İA da SEK varlığının ileri yaş, erkek cinsiyet, aorta dilatasyonu, kompleks aortik debris, atrial fibrilasyon, sol atrial SEK, sol ventrikül dis- fonksiyonu ile ilişkili olduğu, İA içi akım koşulların
dan etkilendiği öne sürülmüştür (9-14). inen aorta içinde SEK oluşumunun akım koşullarına bağım
lılığı Tokisawa ve ark. ile Sukernik ve ark. tara-
fından incelenmiştir (1 1,13). Tokisawa ve ark. nın çalışmasında gerek İA da SEK bulunan, gerekse bulunmayan olgularda İA lümeni merkezinden late- rale doğru gidildikçe akım hızının azaldığı göste- rilmiştir (1 I). Ayrıca İA'da SEK bulunan olgularda bu akım hızı azalışının daha da belirginleştiği ve İA çapının diğer gruba göre artmış olduğu da bu- lunmuştur (I 1). Sukernik ve ark. nın çalışmasında İA'da SEK varlığı İA içi pY ve maksirnal "shear ra- te" azalışı ile ilişkili bulunmuştur (13). Finkelhor ve ark. nın çalışmasında İA SEK varlığı ve aortik debris
varlığı embolik olaylarla ilişkili 2 bağımsız değişken
olarak bildirilmiştir (12). Steinberg ve ark. nın pros- pektif serisinde ise lA da SEK varlığı 20 aylık takip süresi içinde miyokard infarktüsü ve kalbe bağlı
ölüm gelişme riskleri için bağımsız prediktör olarak
bildirilmiştir (14). Bu yayında bildirilen SEK ile ko- roner mortalite arasındaki ilişkinin doğrudan bir
ilişki olmayıp, aterosklerosise bağlı olarak aort du-
varında oluşan dejenerasyon ile koroner arter hasta-
lığı arasındaki bağıntının bir ifadesi olması da müm- kündür.
Transözofajiyal ekokardiyografi serimizde İA'da di- seksiyon bulunmaksızın SEK oluşumu %4.5 oranın
da gözlenmiş olup; bu bulgunun ileri yaş, erkek cin- siyet, çıkan ve inen aorta çapınlarında artış, aort du- var kalsifikasyonu ve komplike plak gibi aterogene- ze yatkınlığı ve aort duvarı üzerindeki dejeneratif et- kileri yansıtabilecek faktörlerle ilişkisi saptanmıştır.
Gene İA'da SEK bulunan olguların, SEK bulunma- yanlara göre aort içi akım hızları ve "shear rate" ba-
kırnından ileri derecede anlamlı azalma gösterdiği de
bulunmuştur. Ayrıca, diseksiyonun eşlik etmediği
anevrizma, sol ventrikül disfonksiyonu gibi lümen içi akım hızında azalış beklenebilecek durumlarda İA içinde SEK'nın ortaya çıkabildiği, buna karşılık ileri aort yetersizliği gibi akım hızının arttığı durum- larda ise SEK'na eğilimin azaldığı tespit edilmiştir.
Buna karşılık, İA'da SEK varlığı kalb ritmi, mitral
darlığı ve yetersizliği, mitral anuler kalsifikasyon, sol atrium veya ventrikül içinde SEK bulunuşu ve embolik olay öyküsü ile ilişkili bulunmamıştır. Bul-
gularımız ana hatları bakımından gerek Finkelhor ve ark. (12), gerekse Sukernik ve ark.'nın (13) sonuçla-
rıyla benzerdir. Bununla beraber, Finkelhor ve ark.
nın serisi İA içinde SEK varlığının sol atrial SEK ve embolik olayla ilişkili, aort yetersizliği ile ilişkisiz bulunması (12); Sukernik ve ark.'nın serisi ise atrial fibrilasyon varlığının inen aortada SEK varlığı ile
ilişkili bulunması bakımından serimizin sonuçların
dan farklılık göstennektedir (ı 3).
Genel olarak; kalb boşlukları içinde SEK oluşumu
için gerekli olan önkoşulların, İA için de geçerli ol-
duğu, SEK'nın burada da akım hızlarında yavaşlama
zemininde oluştuğu söylenebilir. Ancak aort duvarı
nın pulsatil akımın devamlı bir akım haline gelmesi- ni sağlayan (Windkessel etkisi) kendine özgü elastik
yapısı, görece yüksek bir akım hızına sahip oluşu gi- bi farkları nedeniyle SEK oluşumunda daha farklı
dinamikler söz konusu olabilir. Maksirnal "shear ra- te" ölçümünün; akım hızı ve tümen çapı arasındaki ilişkiyi ortaya koyan bir yaklaşım olması nedeniyle, SEK oluşumuna yatkınlığı gösterebilme bakımından, akım hızlannın ölçümünden daha duyarlı olabilece-
ğini düşünüyoruz. Bulgular tubuler bir lümende SEK
oluşumu bakımından kritik önemde olan; akım hızı
nın akım kesitinin her bölümünde "shear" etkisini koruyacak düzeyin altına düştüğü durumlarda
SEK'nın ortaya çıktığını düşündürmektedir. Bu ba- kımdan İA içinde SEK oluşması için diseksiyondaki gibi ileri derece durağanlaşma (stagnasyon) her za- man gerekli görünmemektedir. Ancak genel olarak diseksiyon bulunmaksızın İA da saptanan SEK yo- ğunluğunun, gerek diseksiyon halinde İA'da ortaya
çıkan, gerekse atrium içinde akım yavaşlaması halin- de ortaya çıkan SEK örneklerine göre daha düşük ol-
duğu izlenimi alınmıştır.
Çalışmamızın sonuçlan İA'da SEK varlığı ile siste- mik embolik olay öyküsü arasında bir ilişkiyi ortaya
Türk Kardiyol Dem Arş 1999; 27:456-461
koyamamıştır.
Sol atrium içinde SEK
varlığınınsis- temik emboli riski
bakımındanen
anlamlıprediktör- lerden biri
olduğuçok
sayıda genişseri
tarafındanortaya
konulmuşiken, benzeri bir
ilişkininaort için de geçerli
olmasıbeklenebilirdi.
Olgularımıziçinde mitral
darlığıve protez kapak, atrial fibrilasyon, intrakardiak SEK ve trombüs, aortada protrüzyon gösteren aterom
plaklarıve karotis
hastalıklarıgibi emboli
kaynağıolabilecek
diğerfaktörlerin de
bulunması
böyle bir
ilişkiyi gizlemişolabilir.
Bazıserilerde kendi
başınaembolik risk
kaynağıolarak bildirilen komplike plaklarla SEK
arasında yakın ilişkinin serimizde ortaya konulmasına rağmen (20- 23),SEK ve emboli
arasındabir
ilişkiningöste-
rilerneyişi
de dikkat çekicidir. Emboli
varlığınınöy- kü ve klinik
geçmişile
sınırlı kalıp,prospektif bir ta- kip
yapılmayışıbir
eksiğimizolarak görülebilir. inen aorta
akım hızlarınınTEE ile ölçümünde teta
açısının
mümkün
olduğuncadar
olmasına çalışılmışise de,
açı farklarındankaynaklanan
akım hızıve "shear rate"
azalışlarıolabilir. Ancak bu
kısıtlamanınhe- men her olgu için geçerli olabilmesi nedeniyle, alt
grupların karşılaştırılmasında
önemli bir hataya neden
olmayacağını düşünüyoruz.Transtorasik suprastemal
yaklaşımile inen
İA akım hızıölçümü- nün de bu
güçlüğebir çözüm
oluşturmasımümkün- dür.
Sonuç olarak;
bulgularımız İAiçinde diseksiyon bu-
lunmaksızın
SEK
oluşumunun,ileri
yaş,erkek cinsi- yet, aortik lümen
çaplarındaartma, duvarda kalsifi- kasyon 1 komplike plak gibi aortik aterosklerozu
yansıtabilecek
faktörlerle
yakın ilişkilive lümen içi
akım koşullarının
ürünü olan bir TEE bulgusu oldu-
ğu düşüncesinidesteklemektedir.
Çalışmamız İAda SEK
oluşum koşullarını ayrıntılıolarak
araştırmışolmakla birlikte, bu bulgunun embolik olaylarla
ilişkisini destekler bir sonuca
ulaşamamıştır.inen aorta- da SEK
varlığınınklinik ve prognostik önemini orta- ya koyabilecek, prospektif takibe dayanan serilere ihtiyaç
vardır.KAYNAKLAR
1. Merino A, Hauptman P, Badimon L, et al: Echocar- diographic smoke is produced by an interaction of erit- rocytes and plasma proteins modulated by shear forces. J Am Coll Cardiol 1992; 20: 1661-8
2. Wang XF, Liu L, Cheng TO, Li ZA, Deng YB, Wang JE: The re1ationship between intracardiovascular smoke-
!ike echo and erythrocyte rouleaux formation. Am Heart J 1992; 124:961-5
3. Yuan YW, Shung KK: Ultrasound backscatter from flowing whole blood. II.: Dependence on frequency and fibrinogen concentration. J Acoust Soc Am 1988; 84:
1195-1200
4. Fatkin D, Kelly RP, Feneley MP: Relations between left atrial appendage flow velocity, spontaneous echocardi- ographic contrast and thromboembolic risk in vivo. J Am Coll Cardiol 1994; 23: 961-9
S. Castello R, Puri S: In vivo and in vitro studies on the mechanism and elinical significance of spontaneous echo- cardiographic contrast in patients with atrial arrhythmias.
Progress in Cardiovasc D is 1996; 1: 45-56
6. Panidis IP, Kotler MN, Mintz GS, Ross J: Intracavi- tary echoes in the aortic arch in type III aortic dissection.
Am J Cardiol 1983; 53: I 159-60
7. Stern H, Erbel R, Borner N, Schreiner G, Meyer J:
Spontaneous echocontrast; reported by transesophageal ec- hocardiography intype III aortic dissection. Z Cardiol 1985; 74: 480-ı
8. Castello R, Pearson AC, Fagan LS, Labowitz AJ:
Spontaneous echocardiographic contrast in the descending aorta. Am Heart J I 990; 120: 915-9
9. Zainea MA, Karamali AM, Grinberg I, Lee H, Du- vernoy WF: Spontaneous echocardiographic contrast in the descending thoracic aorta. J Cardiol 1992; 22: 171-81 10. De Filippi CR, Lacker M, Grayburn PA, Brickner ME: Spontaneous echo contrast in the descending aorta detected by transesophageal echocardiography. Am J Car- diol1994; 74:410-411
ll. Tokisawa I, Matsuzaki M, Konishi M, et al: Blood flow dynamics and dimensions of the descending thoracic aorta in patients with intra-aortic swirling echoes: assess- ment by biplane transesophageal echocardiography. J Car- diol 1992; 22: 171-81
12. Finkelhor RS, Lamont WE, Ramanavarapu SK,
Balıler RC: Spontaneous echocardiographic contrast in the thoracic aorta: factors associated with its occurrence and its assodation with embolic events. Am Heart J 1995;
130: 1254-8
13. Sukernik MR, West O, Lawal O, et al: Hemodyna- mic correlates of spontaneous echo contrast in the deseen- cting aorta. Am J Cardiol1996; 77: 184-6
14. Steinberg EH, Madınon L, Wesolowsky H, et al:
Prognostic significance of spotaneous echo contrast in the descending aorta: relation with accelerated elinical prog- ression of coronary artery disease. J Am Coll Cardiol 1997; 30:71-5
15. Smith MG: Evaluation of valvular regurgitation by Doppler echocardiography. Cardiology Clinics, Valvular Heart Disease 1991; 9: 193-228
16. Perry GJ, Helmcke F, Nanda NC, et al: Evaluation of aortic insufficiency by Doppler color flow mapping. J Am Coll Cardiol 1987; 9: 952-9
C. Kaymaz ve ark.: AD Bulunmayan Olgularda inen Aortada SEK Varlığı ve ilişkili Olduğu Klinik ve Ekokardiyografi k Karakteristikler
17. Chien S: Blood rheology, NHC Hwang, DR Gross, DJ Patel (eds): Quantitative Cardiovascular Studies. Cli- nical and Research Applications of Engineering Priciple.
Baltimore, MD, University Park, 1979: p 241-287 18. Bird RB, Steward WE, Lightfoot EN: Transport Phenomena. New York: John Wiley, wl960: p42-7 19. Goldsmith HL, Turitto VT: Rheological aspects of thrombosis and haemostasis: basic principles and applica- tion. Thromb Hacmost 1986; 55: 415-35
20. Tunick PA, Perez JL, Kronzon 1: Protruding athe- roms in the thoracic aorta and systemic embolization. Ann Intem Med 1991; l 15:423-7
21. Rubin DC, Plotnick GD, Hawke NW: lntraaortic debris asa potential of embolic stroke. Am J Cardiol 1992;
69: 819-20
22. Katz ES, Tunick PA, Rusinek H, et al: Protruding aortic atheromas predict stroke in elderly patients undergo- ing cardiopu1monary bypass: experience with intraoperati- ve transesophagea1 echocardiography. J Am Coll Cardiol 1992; 20: 70-77
23. Acartürk E, Özeren A, Sarıca Y: Detection of aortic plaques by transesophageal echocardiography in patients with ischemic stroke. Acta Neurol Scand, 1995; 92: 170-2