• Sonuç bulunamadı

Planktondaki Hamsi

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Planktondaki Hamsi"

Copied!
3
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

YUNUS Araþtýrma Bülteni,10:2, Haziran 2010 Balýklarýn planktonla iliþkisi daha

doðmadan baþlar. Çünkü balýk yumurta ve larvalarý planktonik özellik taþýr. Yumurtalar dýþarý atýlýr ve döllenir, daha sonra yumurta geliþimi ve larva evreleri planktonda geçer. Hayatlarýnýn ilk devrelerini plankton olarak sürdüren organizmalara meroplankton adý verilir. Bu kategoride yer alan balýk, yumurta ve l a r v a l a r ý d a i h t i y o p l a n k t o n o l a r a k isimlendirilir.

Hamsiler, hem plankton olarak yaþamlarýna baþlamalarý hem de plankton ile beslenmelerinden dolayý planktonoloji ile doðrudan iliþkilidir. Göçmen bir balýk olan hamsi yaklaþýk 3-4 yýl yaþar ve birinci yýlýn sonunda eþeysel olgunluða ulaþýr ve yaþamý boyunca iki defa döl verir. Her yumurtlama periyodunda 13.000-40.000 civarýnda yumurta býrakýr (Slastenenko, 1955-1956). Hamsi yumurtasý elipsoid þekilli olup kapsülü düzgündür (Þekil 1). Perivitellin mesafesi dardýr. Vitellüs segmentli ve yað damlasý yoktur. Yumurta içindeki embriyo uzun eksen boyunca geliþmeye baþlar ve hem vitellüs hem de embriyo üzerinde pigmentasyon bulunmaz. Yumurtlama mayýs ile eylül aylarý arasýnda

görülmektedir (Satýlmýþ, 2001; 2005). Yapýlan bazý çalýþmalarda hamsi yumurtasýnýn büyük çapýnýn (uzun eksen) 1.05-1.55 mm, küçük çapýnýn (kýsa eksen) ise 0.65-0.80 mm arasýnda deðiþtiði bulunmuþtur (Dekhnik, 1973).

Hamsilerde üreme genel olarak su sýcaklýðýnýn 17.5-27°C, tuzluluðun ‰12-18, pH'nýn 8.3-8.4 ve derinliðin 5-10 m olduðu kýyý bölgelerinde meydana gelir (Slastenenko, 1955-1956). Su sýcaklýðý yumurtalarýn dökülmesinde en önemli faktörlerden birisidir. Hamsinin, göç amaçlý büyük sürüler oluþturmasý mayýs ayýnýn ikinci yarýsýndan eylül ayýnýn sonlarýna kadar sürmektedir. Planktonik a r a þ t ý r m a l a r K a r a d e n i z h a m s i s i n i n yumurtalarýný mayýs ve ekim aylarý arasýnda döktüðünü göstermektedir. Yumurtadan çýkan larvalarýn farklý seviyelerine ise, eylül ve mart aylarý arasýnda rastlanabilir. Bu safhalarýn plankton içindeki yoðunluklarý ise, deniz suyu sýcaklýklarý ve tuzluluk ile yakýndan baðýntýlýdýr. Yumurta ve larva safhalarýn geliþimi için en uygun sýcaklýk dereceleri 9-23ºC arasýndadýr. Hamsiler yüzey sularýnýn sýcaklýðý yeterli olduðu taktirde tüm yýl boyunca yumurta dökmeye hazýrdýr (Bat ve ark., 2008a). Bu nedenle yumurtlama mevsimi güney bölgelerde kuzeye göre daha uzundur. Arým (1957), yapmýþ olduðu bir araþtýrmada M a r m a r a D e n i z i ' n d e k i h a m s i l e r d e yumurtlamanýn nisan ortasýnda baþlayýp ekim ortasýnda sona erdiðini ve temmuzda maksimum yumurtlamanýn olduðunu, Ka r a d e n i z ' d e y u m u r t l a m a n ý n m a y ý s ortasýndan aðustosun sonuna kadar, Ege Denizi'nde nisan baþý ile kasým sonu arasýnda, Türkiye'nin Akdeniz sahillerinde martýn ortasýndan aralýðýn ortasýna kadar devam ettiðini saptamýþtýr. Hamsiler, hem plankton olarak yaþamlarýna baþlamalarý hem de plankton ile beslenmele-rinden dolayý planktonoloji ile doðrudan iliþkilidir.

1

Planktondaki Hamsi

Planktondaki Hamsi

Dr. H. Hüseyin SATILMIÞ, Dr. Levent BAT

Sinop Üniversitesi, Su Ürünleri Fakültesi, Temel Bilimler Bölümü 57000 Akliman- Sinop

(2)

YUNUS Araþtýrma Bülteni,10:2, Haziran 2010 Yumurtadan eriþkinliðe giden uzun

yolda çoðu balýk türünün, hem þekli hem de yaþam biçimi, belirgin olarak deðiþikliðe uðramaktadýr. Yumurtadan çýkan larvanýn gerçek bir balýk olmadan önce yaþadýklarý, en az eriþkinliði kadar çarpýcý bir yaþam öyküsüne sahiptir. Larvanýn yaþamak için þekli deðiþirken adý da deðiþir. “Ontogenetik deðiþim” olarak adlandýrýlan bu süreç, “yumurta keseli larva” evresiyle baþlar. Hamsi larvasýnda, yumurtadan çýkýþtan vitellüs absorbsiyonunun sonuna kadar olan embriyonik fazda iken preanal bölge, vücudun oldukça gerisindedir. Prelarva, ince uzun olup baþ hizasýndan anüse kadar devam eden ovoidal bir vitellüs kesesi vardýr. Pigmentasyon çok zayýftýr. Anüs geride ve total boyun ¾'ü oranýnda yer alýr. Yumurtadan yeni çýkan prelarvanýn boyu 2-2.5 mm arasýndadýr. Prelarval safha sonunda 3-4 mm'ye ulaþýr.

Balýðýn deniz suyuyla gerçek anlamda ilk temasý olan yumurta keseli larva evresinde, yine de yumurtaya olan baðýmlýlýðýndan kurtulmuþ sayýlmaz. Beraberinde taþýdýðý keseyi dolduran besleyici sývý, aðzý açýlana kadar geçen birkaç gün boyunca larvanýn hayatta kalmasýný saðlar. Larvanýn aðzýnýn açýldýðý “kývrýlma öncesi” evrede larva, çevresini saran mavi dünyadan ilk lokmalarýný koparmaya baþlar. “Kývrýlma” evresinde, larvanýn o zamana kadar düz bir çizgi gibi uzanan omurgasý uç kýsmýndan bükülerek, kuyruk yüzgecinin þekillenmesini baþlatýr. Omurganýn tam olarak büküldüðü “kývrýlma sonrasý” evrede, larvanýn iskeleti ve kaslar geliþmeye devam eder; ayrýca gelecekte türe rengini verecek olan pigmentler daha da belirginleþir (Þekil 2).

Kývrýlma sonrasý evredeyken bile larva, gerçek bir balýk olmaktan hâlâ çok uzaktýr; vücudu büyük ölçüde þeffaf olduðundan, kaslarýna ve kemiklerine ait ayrýntýlar çýplak gözle görülebilir. Kývrýlma sonrasý evre, larva geliþimindeki en son aþamadýr. Postlarval safha olarak adlandýrýlan bu evrede vitellüs absorbsiyonu bitmiþtir. Vücut ince uzun, baðýrsak düz ve vücudun ¾'ünden biraz daha gerisinden dýþarý açýlýr. Göz pigmentasyonu belirginleþmeye baþlamýþtýr. Ýleri safhalarda medioventral pigmentasyona ilaveten mediolaterallerde, dorsal ve anal yüzgeçlerde

pigmentasyon görülür. Vücudun orta kýsmýnda hava kesesi oluþmuþtur (Yüksek, 1993). Eriþkinlerin küçük birer kopyasý olan yavru balýklarýn kaçamak kuyruk hareketleri ile larva dönemi sona erer. Yumurtadan çýkan larva, artýk gerçek bir balýk olmuþtur.

Kývrýlma öncesi evrede aðzý açýlan larva, çevresindeki dünyanýn tadýna bakmaya baþladýðýnda, besin zincirinin ilk halkalarýnda yaþayan, küçük, kabuklu bir canlýyý avlamaya baþlar: Kürek ayaklýlar (Copepoda türleri), mavi dünyada boylarýndan beklenmeyen bir gücün sahipleridir. Aslýnda ihtiyoplanktonlar –balýk yumurtalarý ve larvalarý- bu hikâyenin sonlarýnda ortaya çýkan kahramanlardýr. Her safhasý besin zincirinin bir halkasýna takýlmýþ olan bu yaþam öyküsü fitoplankton ile baþlar. Her biri kendi baþýna bir yaþam jeneratörü olan bu mikrobitkiler, deniz suyundaki inorganik maddeleri –besin tuzlarýný- ýþýðýn yardýmýyla organik maddelere çevirerek, besin zincirine hayat verirler. Yaþamý sýfýrdan baþlatan bu olaya “fotosentez” denir. Bazýlarý milimetrenin on binde biri kadar küçük olan fitoplankterlerin, hücrelerinde depolanan besin maddeleri zincirin ikinci halkasýný oluþturan zooplanktona yaþam gücü saðlar (Bat ve ark., 2008b; Kabasakal, 2010).

Hamsinin yumurtlama ve beslenme alanlarý, Karadeniz'in kuzeybatý bölgeleridir. Bu bölgelerde yazýn beslenen ve yumurtlayan hamsiler, kýþlamak için daha ýlýman olan Karadeniz'in Türkiye sahillerine göç ederler. Ancak 1990'lý yýllardan sonra hamsi stoklarýnýn özellikle geleneksel üreme alanlarýnda bazý deðiþimler olduðu s a p t a n m ý þ t ý r. H a m s i n i n , K u z e y b a t ý Karadeniz'deki geleneksel yumurtlama alanlarýnýn dýþýnda Güneydoðu Karadeniz kýyýlarýný yeni yumurtlama alanlarý olarak seçtiði tespit edilmiþtir. Ayrýca hamsi yumurta ve larvalarýnýn daha çok yüzeye yakýn kesimlerde (0-3 m) daðýlým gösterdiði, ancak 70 m'ye kadar yumurta ve larvalara rastlanabildiði ve ktenoforlardan Mnemiopsis

leidyi türünün hamsi yumurta ve larvalarý için

önemli bir predatör olduðu saptanmýþtýr (Niermann ve ark., 1994; Bilio ve Niermann, 2004; Shiganova ve ark., 2004a;b). Ayrýca aþýrý miktarda zooplankton tüketmesi ile de hamsi stoklarýnda düþüþe neden olduðu bildirilmiþtir (Konsulov ve Kamburska, 1998; Kovalev ve ark., 1998; Kideys ve ark., 2000).

Kaynaklar

Bat, L., Erdem, Y., Ustaoðlu-Týrýl, S., Yardým, Ö. (2008a). Balýk Sistematiði. Nobel Yayýn Daðýtým Ltd. Þti., Ankara, Nobel Yayýn No: 1330, ISBN 978-605-395-127-8, 1. Baský, XVIII + 270 sayfa.

Planktondaki Hamsi

Eriþkinlerin küçük birer kopyasý olan yavru balýklarýn kaçamak kuyruk hareketleri ile larva dönemi sona erer. Yumurtadan çýkan larva, artýk gerçek bir balýk olmuþtur.

2

(3)

YUNUS Araþtýrma Bülteni,10:2, Haziran 2010

Bat, L., Satýlmýþ, H.H., Þahin, F., Üstün, F., Özdemir, Z. B., Ersanlý, E. (2008b). Plankton Bilgisi ve Kültürü. Nobel Yayýn Daðýtým Ltd. Þti., Ankara, Nobel Yayýn No: 1287, ISBN 978-605-395-083-7, 1. Baský, VIII : 248 sayfa. Bilio, M., Niermann, U., 2004. Is the Comb Jelly to

Blame for It All? Mnemiopsis leidyi and The Ecological Concerns About the Caspian Sea, Marine Ecol Prog Ser, 269: 173-183. Dekhnik, T.V., 1973. Ichthyoplankton of the Black

Sea, Cernova Moria Haukova, Kiev, 234 p. Gordina, A.D., Nikolsky, V. N., Niermann, U.,

Bingel, F., Subbotin, A.A., 1997. New Data on the Morphological Differences of Anchovy Eggs (Engraulis encrasicolus L.) in the Black Sea. Fisheries Research, 31: 139-145.

Kabasakal, H., 2010. www.su6yasami.com/ images/Makaleler/BalikOlmadanOnce.pdf Kideys, A.E., Kovalev, A.V., Shulman, G., Gordina,

A. and Bingel, F., 2000. A Review of Zooplankton Investigations of the Black Sea Over The Last Decade. Journal of Marine Systems 24, 355-371.

Konsulov, A., Kamburska, L., 1998. Black Sea Zooplankton Structural Dynamic and Variability off the Bulgarian Black Sea Coast During 1991-1995. In: NATO TUBlack Sea Project: Ecosystem Modelling as a Management Tool for the Black Sea, Symposium on Scientific Results, L. Ivanov and T. Oguz (eds.), Kluwer Academic Publishers, pp.281-292.

Kovalev, A.V., Gubanova A.D., Kideys, E.A., Melnikov, V.V., Niermann, U., Ovstrovskaya, N.A., Prosova, I.Y., Skryabin V.A., Uysal, Z., Zagoradnyaya J.A., 1998. Long-term Changes in the Biomass and Composition of Fodder zooplankton in Coastal Regions of the Black Sea During the Period 1954 and 1996. In Ivanov, L.I. and Oguz, T. (eds.) Ecosystem Modelling as a Management Tool for the Black Sea, 1: 209-219.

Niermann, U., Bingel, F., Gorban, A., Gordina,

A.D., Gucu, A.C., Kideys, A.E., Konsulov, A., Radu, G., Subbotin, A.A., Zaika, V.E., 1994. Distribution of Anchovy Eggs and Larvae (Engraulis encrasicolus Cuv.) in the Black Sea in 1991 and 1992 in Comparison to Former Survey. ICES Journal of Marine Science 51: 395-406.

Satýlmýþ, H. H., 2001. Pelajik Yumurta ve Larvalarýn Sinop Yarýmada'sýnda Mevsimsel Olarak Daðýlýmý. Yüksek Lisans Tezi. Ondokuz Mayýs Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü. 81s.

Satýlmýþ, H. H., 2005. Sinop Kýyýlarýnda Küçük Pelajik Balýklarýn Yumurta Üretimi ile Yumurta ve Larvalarýnýn Daðýlýmý. O.M.Ü. Fen Bilimleri Enstitüsü. Doktora Tezi. 160s. Shiganova, T.A., Bulgakova, Y.V., Dumond, H.,

Mikaelyan, A., Glazov, D.M., Bulgakova, Y.V., Musayeva E.I., Sorokin P.Y., Pautova, L.A., Mirzoyan, Z.A., Studenikina, E.I., 2004a. Interactions Between the Invading Ctenophores Mnemiopsis leidyi (A. Agasiz) and Beroe ovata Mayer 1912 and Influence on Pelagic Ecosystem of the North-eastern Black Sea, Aquatic Invasion in the Black, Caspian and Mediterranean Seas, 33-70. Shiganova, T.A., Bulgakova, Y.V., Dumond, J.H.,

Mikaelyan, A., Glazov, D.M., Bulgakova, Y.V., Musayeva, E.I., Sorokin, P.Y., Pautova, L.A., Mirzoyan, Z.A., Studenikina, E.I., 2004b. Population dynamics of Mnemiopsis

leidyi in the Caspian Sea, and effects on the

Caspian Sea, Aquatic Invasion in the Black, Caspian and Mediterranean Seas, p.71-107.

Slastenenko, E., 1955-1956. Karadeniz Havzasý Balýklarý, Et ve Balýk Kurumu Umum Müdürlüðü Yayýnlarýndan, Ýstanbul, 711 s. Yüksek, A., 1993. Marmara Denizi'nin Kuzey

Bölgesinde Teleost Balýklarýn Pelajik Yumurta ve Larvalarýnýn Daðýlýmý ve Bolluðu (Bakýrköy Marmara Ereðlisi), Doktora Tezi, Ý.Ü. Deniz Bilimleri ve Ýþletmeciliði Enst., Ýstanbul, 1993.

3

Referanslar

Benzer Belgeler

riyet Senatosu Giresun Üyesi Sabahattin Orhon’un Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi ve Cumhuriyet Senatosu Anayasa ve Adalet Komisyonu

Sonuç olarak, özellikle endemik bölgelere seyahat öyküsü olan, bu bölgelerde kumsal- larda ve topraklarda çıplak ayakla temas öyküsü olan ve de kaşıntılı, kızarık

Hastanın yörede yaygın olarak yapılan fındık bahçesinde çalışma ve otları biç- mek için motorlu tırpan kullanma öyküsü mevcuttu.. Yurtdışına seyahat

[r]

Biz bu çalışmada, inatçı kronik yaralı hastalarda maggot te- davisinin etkinliğini değerlendirmek ve maggot tedavisi için sık olarak kullanılan serbest larva uygulanımı

Amaç: Bu çalışmada, Sinop İlindeki balıkçılardan temin edilen hamsi ve zargana balık örneklerinden izole edilen Vibrio türlerinin karekterizasyonu ile bu

Bunun üzerine hasta larva tedavisi için Acil Tıp Anabilim Dalı Yara Bakım Ünitesine gelmiştir.. adlı 65 yaşındaki hastanın 17 yıldır diyabet

There are three clinical syndromes associated with human toxocariasis: visceral larva migrans (VLM), ocular larva migrans (OLM), and covert toxocariasis (1).. The classi-