• Sonuç bulunamadı

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ULUSLARARASI ILİŞKİLER (AFRİKA ÇALIŞMALARI) ANABİLİM DALI

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ULUSLARARASI ILİŞKİLER (AFRİKA ÇALIŞMALARI) ANABİLİM DALI"

Copied!
126
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

ULUSLARARASI ILİŞKİLER (AFRİKA ÇALIŞMALARI) ANABİLİM DALI

MOZAMBİK'TE ULUSLARARASI YARDIMIN ROLÜ:

DEVLET-DONÖR İLİŞKİLERİ

Yüksek Lisans Tezi

Renata Oliveira

Ankara – 2018

(2)

2

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

ULUSLARARASI ILİŞKİLER (AFRİKA ÇALIŞMALARI) ANABİLİM DALI

MOZAMBİK'TE ULUSLARARASI YARDIMIN ROLÜ:

DEVLET-DONÖR İLİŞKİLERİ

Yüksek Lisans Tezi

Renata Oliveira

Tez Danışmanı Prof. Dr. Melek Fırat

Ankara – 2018

(3)

3

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

ULUSLARARASI ILİŞKİLER (AFRİKA ÇALIŞMALARI) ANABİLİM DALI

Renata Oliveira

MOZAMBİK'TE ULUSLARARASI YARDIMIN ROLÜ:

DEVLET-DONÖR İLİŞKİLERİ

Yüksek Lisans Tezi

Tez Danışmanı : Prof. Dr. Melek Fırat

Tez Jürisi Üyeleri

Adı ve Soyadı İmzası ... ...

... ...

... ...

... ...

... ...

Tez Sınavı Tarihi ...

(4)

4

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANKARA ÜNİVERSİTESİ

SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ MÜDÜRLÜĞÜNE

Bu belge ile, bu tezdeki bütün bilgilerin akademik kurallara ve etik davranış ilkelerine uygun olarak toplanıp sunulduğunu beyan ederim. Bu kural ve ilkelerin gereği olarak, çalışmada bana ait olmayan tüm veri, düşünce ve sonuçları andığımı ve kaynağını gösterdiğimi ayrıca beyan ederim. (……/……/2…..…)

Tezi Hazırlayan Öğrencinin Adı ve Soyadı

………

İmzası

………

(5)

5

İÇİNDEKİLER

KISALTMALAR...6

GÖRSELLER LİSTESİ...8

GİRİŞ...9

I. MOZAMBİK’İN TARİHSEL GEÇMİŞİ: ULUSLARARASI MÜDAHALENİN BAŞLAMASI...15

1.1.Portekiz Hâkimiyeti Altında Mozambik ...16

1.2.Kurtuluş Mücadelesi...21

1.3.Bağımsızlık Müzakereleri…...25

1.4.İç Savaş...26

1.5.Barış Antlaşması ve 1994 Seçimleri…...31

1.6.Savaş Sonrası Senaryoda Yardımlar...,...36

II. KARMAŞIK ULUSLARARASI YARDIM SİSTEMİ...43

2.1.Sistemik Yardım ve Kökenleri...43

2.2.Yeni Yardım Araçları...50

2.3.Yardımlara İlişkin Değerlendirmeler...52

2.4.Ekonomi Politik Açıdan Yardım Motivasyonları…...56

2.5.Yardımların Etkinliği ve Değerlendirilmesi…...60

2.6.Kırılgan Devlet…...64

III. HÜKÜMET – DONÖR ORTAKLIĞI: MOZAMBİK ÖRNEĞİ...69

3.1. Mozambik’te Yardım Süreci...70

3.2. Donörler, Dolarlar ve Yardım Akışı…...74

3.3. Ortaklık Sorunları………...80

3.4. Çabalara Rağmen Yoksulluk...87

3.5. Bağımlılık ve Egemenlik Kaybı…...95

3.6. Ulusal Bir Proje……...101

SONUÇ...109

EK (MOZAMBİK HARİTASI)...113

KAYNAKÇA...114

ÖZET...126

(6)

6

KISALTMALAR

AET: Avrupa Ekonomik Topluluğu BD: Bütçe Desteği

BKH: Binyıl Kalkınma Hedefleri BM: Birleşmiş Milletler

BRICS: Brazil, Russia, India, China and South Africa (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika)

CENE: Comissão Executiva Nacional de Emergência (Ulusal Kriz Yönetim Komisyonu) CPLP: Comunidade dos Países de Língua Portuguesa (Portekizce Konuşan Ülkeler Topluluğu)

DAC: Development Assistance Committee (Kalkınma Yardımları Komitesi) DB: Dünya Bankası

FAO: Food and Agriculture Organization (Gıda ve Tarım Örgütü) FDI: Foreign Direct Investment (Doğrudan Yabancı Yatırım)

FRELIMO: Frente de Libertação de Moçambique (Mozambik Kurtuluş Cephesi) GBD: Genel Bütçe Desteği

GSMG: Gayrisafi Milli Gelir GSMH: Gayrisafi Milli Hasıla GSYH: Gayrisafi Yurt İçi Hasıla

HDI: Human Development Index (İnsani Gelişme Endeksi)

HIPC: Heavily Indebted Poor Countries (Ağır Borç Yükü Altındaki Yoksul Ülkeler) ILO: International Labor Organization (Uluslararası Çalışma Örgütü)

IMF: International Monetary Fund (Uluslararası Para Fonu)

MANU: Mozambique African National Union (Mozambik Afrika Ulusal Birliği) MNR: Mozambique National Resistance (Mozambik Ulusal Direnişi)

NGO: Non-governmental Organization (Hükümet Dışı Örgüt) ODA: Official Development Assistance (Resmi Kalkınma Yardımı)

OECD: Organization for Economic Co-operation and Development (Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü)

ONUMOZ: Operação das Nações Unidas em Moçambique (Birleşmiş Milletler Mozambik Operasyonu)

OPEC: Organization of Petroleum Exporting Countries (Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü)

(7)

7

PAP: Program Yardımı Ortakları

PARPA: Plano de Ação para a Redução da Pobreza Absoluta (Mutlak Yoksulluğun Azaltılması Eylem Planı)

PFM: Public Financial Management (Kamu Finansal Yönetimi)

PIDE: Polícia Internacional e de Defesa do Estado (Devletin Uluslararası Savunma Polisi)

PKB: Planlama ve Kalkınma Bakanlığı PMB: Planlama ve Maliye Bakanlığı

PROAGRI: Promotion of Agriculture (Tarımsal Destek)

PRSP: Poverty Reduction Strategy Paper (Yoksulluğun Azaltılması Strateji Belgesi) RENAMO: Resistência Nacional Moçambicana (Mozambik Ulusal Direniş Hareketi) SAP: Structural Adjustment Program (Yapısal Uyum Programı)

SBD: Sektörel Bütçe Desteği

UDENAMO: União Democrática Nacional de Moçambique (Mozambik Ulusal Demokratik Birliği)

UFK: Uluslararası Finansal Kurumlar

UNAMI: União Nacional Africana de Moçambique Independente (Mozambik’in Bağımsızlığı için Afrika Ulusal Birliği)

UNDP: United Nations Development Program (Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı) UNEG: United Nations Evaluation Group (Birleşmiş Milletler Değerlendirme Grubu) UNICEF: United Nations Children’s Fund (Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu) USAID: The United States Agency for International Development (Amerika Birleşik Devletleri Uluslararası Kalkınma Ajansı)

ZANLA: Zimbabwean National Liberation Army (Zimbabve Ulusal Kurtuluş Ordusu)

(8)

8

GÖRSELLER LİSTESİ

Grafikler

Grafik 1 – Mozambik'e Yapılan Yardım Miktarı (Yıllık Ortalma, Milyon ABD Doları)

………...75

Grafik 2 – Toplam ODA Bakımından İlk On Donör (2015 – 2016 ortalaması, milyon ABD Doları) ...77

Grafik 3 – Mozambik için Sektörlere Göre İki Taraflı ODA, 2015-2016 ortalaması (%)………...78

Grafik 4 – Alınan net ODA’nın Gayrisafi Milli Gelir içindeki yüzdesi (1990-2010) ....79

Grafik 5 – Yoksulluk Sınırının Altında Yaşayan Nüfusun Oranı (%)...93

Grafik 6 – Mozambik’in GSYH Bileşenleri, 2012 (1. Çeyrek)...104

Haritalar Harita 1 – Kırılgan Ülkeler... 67

Harita 2 – Mozambik………...113

Tablolar Tablo 1 – Mozambik Ulusal Seçim Sonuçları “Cumhuriyet Meclisi seçimi” (İllere göre kazanılan koltuklar) ...36

Tablo 2 – İhtiyaç Sahibi İnsanlar (milyon) ...37

Tablo 3 – Mozambik’e Yapılan Dış Yardımlar (1987-91)...41

Tablo 4 – Alınan ODA (ABD Doları)………...75

Tablo 5 – Tüm donörlerden alınan, net ODA gelirleri (milyon ABD Doları) ...76

Tablo 6 – Donör Yardım Akışı: Donör Başına Bütçe Desteği...77

Tablo 7 – 2010 Yılı için Mevcut Durum ve Hedefler...80

Tablo 8 – Ağır Borç Yükü Altındaki Yoksul Ülkeler Listesi (Aralık 2016) ...91

(9)

9

GİRİŞ

Mozambik, güneydoğu Afrika’da bulunan ve önemli ölçüde dış yardımlara bağımlı olan bir ülkedir. Dış yardımlara duyulan ihtiyaç, bağımsızlıktan yalnızca 2 yıl sonra, 1977’de başlayan ve 1992’ye dek süren şiddetli bir iç savaştan kaynaklanmaktadır.

Savaşla geçen uzun yıllar, hükümet açısından sosyal hedeflerin gerçekleştirilmesini ve halkın refahının arttırılmasını zorlaştıran derin bir toplumsal parçalanma ve yoksulluğa neden olmuştur. Bunun sonucunda ülke 1990’larda, Dünya Bankası tarafından dünyanın en yoksul ülkesi olarak sınıflandırılmıştır. 2001 sonrasında gösterdiği yüksek ekonomik büyüme oranlarına (% 8 civarında) rağmen hâlen de en yoksul 10 ülke arasında sayılmakta ve 187 ülke arasında 178. sırada yer almaktadır.

Dolayısıyla Mozambik’te, ülkenin ilk devlet başkanı Eduardo Mondlane’nin de

“A luta continua” (mücadele sürüyor) şeklinde ifade ettiği gibi, kesintisiz bir mücadelenin izleri görülmektedir. Frente de Libertação de Moçambique (Frelimo, Mozambik Kurtuluş Cephesi) bayrağı altındaki ulusal hareketler tarafından gerçekleştirilen mücadeleler sonunda ülke 1975’te bağımsızlığını kazanmış ve bu da Frelimo’yu ülkedeki en güçlü parti hâline getirmiştir.

Sömürgeci düşmanın yenilmesi, bir iç savaş ve ardından da dünyanın en yoksul ülkesi durumuna geldiği 1990’lar boyunca süren karanlık bir on yıldan sonra Mozambik, bağımsızlık zamanından beri süren temeldeki sosyalist yönelimini terk ederek IMF ve Dünya Bankası tarafından talep edilen uyum politikalarına bağlılık gösterme pahasına yükselişe geçmiştir. Mozambik için mücadele sürmektedir, zira pek çok zorluğun üstesinden gelinmiş olmasına rağmen en azından nüfusun yoksulluk sınırının altında kalan büyük bölümü için hâlâ bir gelişmişlik hissedilememektedir.

Şimdiye dek tam bir yapısal ekonomik dönüşüm gerçekleşmemiştir. Yoksulluğun azaltılmasına da katkı sunabilecek daha kapsayıcı bir büyüme arzu edilmektedir. Bunun yanı sıra verimli istihdam sahaları yaratabilecek ve böylece satınalma gücü ve daha büyük bir iç talep oluşturabilecek bir imalat sanayisine ve modern tarım faaliyetlerine de ihtiyaç vardır. Mozambik’in tarihsel koşulları, sömürge mirası ve iç savaş göz önünde bulundurulduğunda ülkenin yeni yüzyıla, uluslararası müdahaleye el açarak gelmiş olduğu görülmektedir. Böylelikle donörler topluca ve memnuniyetle ülkeye gelmiştir ve bugüne kadar da devlet bütçesinin büyük bir bölümünü uluslararası fonlar oluşturmuştur.

(10)

10

IMF’ye göre1 dünyanın en yoksul 9. ülkesi olan Mozambik’in uluslararası yardıma bağımlı olduğu ve kısa vadede kendi kaynaklarını yaratamayacağı ortadadır.

Ancak ülkeyi artık yardımlara ihtiyaç duymayacağı bir seviyeye getirmek için uluslararası yardımların gelişinin sağlanması kadar, yardımların etkin hâle getirilmesinin de bir yolunun bulunması gerekmektedir.

Çalışmada da bu durum göz önünde tutularak, yardımların Mozambik’te üstlendiği önemli rol analiz edilecektir. Bir yardıma bağımlılık sisteminden anlaşılacağı üzere devlet, ülkenin kontrolünü donörlerin çıkarlarına teslim etmek zorunda kaldığı müddetçe zayıflamaktadır. Bu bağlamda çalışmanın cevaplamayı amaçladığı soru, onlarca yıl boyunca yapılan yardımların ardından, egemenlik kaybına mal olan desteğin buna değip değmediğidir. Ülkenin şimdiye dek daha iyi bir durumda olması gerekmez miydi? Bunun yanı sıra Mozambik, donörleri tarafından genellikle Afrika’da bir başarı örneği olarak sunulur2, ancak yoksulluğun azaltılması oldukça zor bir görev olagelmiştir ve bu da yardımların kalkınma mı getirdiği yoksa bağımlılığı mı kalıcılaştırdığı konusunda soru işaretlerine sebep olmuştur.

Aslında uluslararası yardımlar, ekonomik kalkınmayı hızlandırma ve gelir eşitsizliğini azaltmaya ilişkin olanaklar açısından, ilerleme için bir güdüleyici olabilir.

Tezde de aktörleri, türleri ve hedefleri bakımından sınırlı tutulan uluslararası yardımların alan tarafı olarak Mozambik’in tutumu üzerinde durulmaktadır. Bu yolla tez, yardımların rolünü gözden geçiren son dönem çalışmalarının birçoğunun eleştirel yaklaşımını izleyerek, uluslararası yardımların kalkınmadaki rolü ve etkinliğini ele almaktadır.

Çalışmada, yardımların değişkenliği ve hem hükümet hem de yoksulluk üzerindeki etkileri incelenecektir. Yardımların, yoksulluğu nasıl azaltması gerektiğini anlamak için niteliksel yöntemler kullanılacaktır. Bunun yanı sıra yardım miktarlarının, hükümetin bağımlılığını azaltmaya nasıl katkı sunduğunu göstermek için de niceliksel yöntemlere başvurulacaktır.

Mozambik, savaş sonrası toparlanma senaryosu dâhilinde IMF ve Dünya Bankası’nın mecbur tuttuğu yapısal uyum politikalarını uygulamaya çalıştığı için son on yılda yüksek büyüme oranları sergilemiştir. Bununla birlikte 23 yılda olması beklendiği

1Jonathan Gregson, “The World's Richest and Poorest Countries”, Global Finance, https://www.gfmag.com/global-data/economic-data/worlds-richest-and-poorest-countries (Erişim tarihi:

18 February 2018).

2INDEX, Bertelsmann Transformation, “Mozambique”, World, Vol 80, No. 100, 2006, s. 1.

(11)

11

kadar da büyük bir kalkınma gerçekleşmemiştir, gerçekleştiği kadarıysa pek çoğu daha da yoksullaşan Mozambiklilerin büyük bölümü açısından fayda sağlamamıştır.

Yoksulluk ve azgelişmişlik konusunda çalışmada, bu tür sorunların anlaşılmasına katkı sunan küreselleşme, dünya sistemi ve bağımlılık teorilerinden destek alınmıştır.

Küreselleşme kuramcılarından Brezilyalı akademisyen Milton Santos’a göre3:

“Bu kitlesel yoksulluk üretimi sıradan bir fenomen gibi görünmektedir. Etik bakış açısından büyük farklılıklardan biri, şu anda meydana gelen yoksulluğun doğal ve kaçınılmaz bir şey gibi açıklanması ve dikte edilmesidir. Ancak bu, küresel şirketler ve kurumlar tarafından siyasal olarak üretilen bir yoksulluktur. Bu, bir yandan sınırlı ve parçalı çözümlere para sağlar. Yapısal olarak yoksulluğun temel kaynağı olduğu hâlde, temel sosyal haklardan bile mahrum durumdakilerle ilgileniyormuş izlenimi vermek amacıyla dünyanın farklı bölgelerinde, yoksullarla ilgili programları finanse eden Dünya Bankası’nın durumu böyledir. Yoksulluk yapısal olarak dünya düzeyinde yaratıldığı hâlde, yoksulluk belirtilerine işlevsel saldırılar yapılır ve bu da ulusal hükmetlerin aktif ya da pasif işbirliği ile gerçekleşir.”

Ülkelerin karşılıklı bağımlıklılık içinde olduğu ve bir ülkenin kalkınmasının, o ülkenin dünya-sistem içindeki pozisyonuna bağlı olduğu dikkate alınırsa, küreselleşme fenomeni elbette Mozambik’in mevcut durumuyla ilgilidir. Bunun yanı sıra tüm ülkelerin parçası olduğu bir küresel ekonomi dinamiği bulunmaktadır. Küresel ekonomi merkez, yarı-çevre ve çevre olarak bölünmüştür. Immanuel Wallerstein gibi dünya sistemleri analizcileri, merkezin kalkınmasının, onun çevreyi sömürmesinin sonucu olduğunu öne sürmektedir. Kapitalist dünya-ekonomiden en fazla faydayı merkez sağlamaktadır. Diğer devletlerin kontrolündeki çevre ise hammadde ihraç etmekte ve sermaye fazlasına da eşitsiz ilişkiler yoluyla el konmaktadır.4 Birçok Afrika ülkesi çevrenin de sınırlarında yer almaktadır ve bu da merkezdeki endüstrileşmiş ve zengin ülkelere avantaj sağlarken, kendilerini güçsüzleştirmektedir.

Bir çevre ülke olarak Mozambik uluslararası ekonomik düzene dâhil olmaya çalışmakta ancak karşılıklı ilişkilerinde çoğunlukla bir hammade tedarikçisi veya kalkınma yardımlarının alan tarafı olarak yer almaktadır. Bu yardımlar ülkeyi daha iyi bir seviyeye getirmeyi ve çevre konumundan çıkarmayı amaçladığı kadar, bağımlılık da yaratmaktadır, zira ortada gerçek bir ulusal proje değil, ülkenin kendi taleplerinden ziyade donörlerin taleplerine yanıt veren bir uluslararası yardım sistemi bulunmaktadır.5

3 Milton Santos, Por Uma Outra Globalização: Do Pensamento Único À Consciência Universal (Başka bir Küreselleşme için: Tekil Düşünceden Evrensel Bilince), São Paulo: Brasil, Editora Record, 2001, s.69.

4 Immanuel Wallerstein, The Modern World System In The Longue Durée, New York, Routledge, 2004, passim.

5 José Jaime Macuane, “Economic and Political Liberalization, Dependency and Elite Formation in Contemporary Mozambique”, DIIS Working Paper, Denmark, 2012, passim.

(12)

12

Bağımlılık perspektifini dikkate alan bu teori, çevrenin merkezle ve yarı-çevreyle olan bağlarını anlamak açısından da çalışmaya katkı sunmaktadır. Bağımlılık teorisyenlerine göre bir ekonomi, doğrudan dış kuvvetlerin etkileri sonucunda gelişir.

Küreselleşmiş bir dünyada devletler daima birbirini etkileyecek ve bazı devletlerin hâkim, bazılarınınsa bağımlı konumunda olduğu güç ilişkilerini daha da derinleştireceklerdir.6

Dış yardım rejimine geniş bir açıdan bakıldığında bu durum John Rawsl’un çalışmaları ve adalet teorisi çerçevesinde dayanak kazanır. Rawls, uluslararası dağıtıcı adaleti meselesini ele almış ve teorisini tarafsızlık ilkesi üzerine kurmuştur. Buna göre tüm bireyler, sadece insan olmaları nedeniyle, moral bakımdan eşit değerdedirler. Rawls, adil dağıtım ilkelerinin de devletin ülke sınırları dâhilinde hükümetleri aracılığıyla hareket eden farklı insanlar tarafından geliştirileceğine inanmıştır.7

Küresel adalet endişesinin temelleri Kant ve Smith’in çalışmalarına dayanmakta ve Aydınlanma Çağı Fransız radikallerinin de etkilerini taşımaktadır. Ancak Samuel Fleischacker’a göre bu fikrin modern formu yalnızca iki yüzyıl önce ortaya çıkmıştır.8 “A Short History of Distributive Justice” (“Dağıtıcı Adaletinin Kısa Tarihi”) (2004) isimli kitabında Fleischacker, birlikte, dağıtıcı adaletinin modern anlamının özünü oluşturan kavramlara dikkat çekmektedir.

Küresel adalete ilişkin modern öğreti, uluslararası toplumun küresel servet dağıtıcının eşit biçimde yapılması ve bunu sağlayabilecek siyasaların oluşturulması konularını dikkate alması gerektiğini doğrulamaktadır. Başka bir deyişle adalet, uluslararası düzen için bir hedef olmalıdır. Yalnız savaş, barış ve istikrar meselelerine odaklanma eğilimindeki uluslararası adalet savunucularından farklı olarak küresel adalet savunucuları gözlerini, bir bütün olarak dünya içinde temel malların ve temel hakların dağıtımı meselesine dikmişler ve “sınır ötesi adalet” veya “sınır-sız adalet” idealini tercih etmişlerdir.9

Uluslararası yardımların amacına ilişkin olarak burada, Moreira’nın tanımı dikkate alınmaktadır: “Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’nün (OECD) Kalkınma Yardımları Komitesi (DAC) tarafından 1972’de kabul edilen tanıma göre uluslararası

6Fernando Henrique Cardoso, Enzo Faletto, Dependency and Development in Latin America, Rio de Janeiro, Zahar Editores, 1975, passim.

7 John Rawls, A Theory of Justice, US, Harvard University Press, 2009, passim.

8 Monique Kremer, Peter Van Lieshout, Robert Went (Eds.), Doing Good or Doing Better: Development Policies in a Globalizing World, Amsterdam, Amsterdam University Press, 2009, s.347.

9 Kremer et al., op.cit., s.345.

(13)

13

yardımın amacı, yardım alan ülkenin kalkınmasıdır.”10 Uluslararası yardım ayrıca, gelişmekte olan ülkelerin kalkınmasını ve refahını desteklemek amacıyla kamu kurumlarının (doğrudan ya da çok taraflı örgütler aracılığıyla) sağladığı tüm ayrıcalıklı kaynakları da kapsamaktadır.

Tez, üç bölüme ayrılmıştır. İlk bölümde sömürge döneminden bu yana Mozambik’te uluslararası müdahalenin nasıl gerçekleştiğine odaklanılarak ülke tarihine ilişkin bir vaka incelemesi yapılmaya çalışılacaktır. Ulusal hareketlerin Frelimo çatısı altında örgütlenmesi ve 1975’teki nihai bağımsızlığa dek sömürgeciye karşı yürütülen silahlı mücadele de dâhil olmak üzere, Portekiz sömürgesi olduğu dönemden itibaren Mozambik’in tarihi ele alınacaktır. Bundan yalnız iki yıl sonra ülke, hükümet güçleri (Frelimo) ile Renamo’yu (Resistência Nacional de Moçambique / Mozambik Ulusal Direniş Hareketi) karşı karşıya getiren şiddetli bir çatışmaya maruz kalmıştır ve bu da, demokratik ve çok partili seçimlere yapılan çağrıyla çatışmayı nihayete erdiren ve süreci ONUMOZ barış gücünün denetimine bırakan 1992 Roma Barış Antlaşması’na dek sürmüştür.

Savaş ülkeyi yıkıma uğrattığı ve Mozambik dünyanın en yoksul ülkelerinden biri hâline geldiği için ülkedeki mücadele 1990’larda da devam etmiştir. Üstelik uluslararası yardım alabilmek için IMF ve Dünya Bankası’nın taleplerine uyum göstermek zorunda kalınmıştır. Yardım akışını sürdürmek ve ekonomik çöküşü engellemek adına Mozambikli liderler, iç politik düzenlemeler üzerindeki mevcut nüfuzlarından ve politika tercihlerinden dış aktörler lehine vazgeçmeye mecbur bırakılmışlardır.

Ülkenin yakın tarihine baktıktan sonra, ikinci bölümde uluslararası yardım sisteminin nasıl işlediği açıklanacaktır. Odak noktasında yardım kavramı ile bu kavramın kökenleri yer alacak ve yardım sisteminin zaman içindeki gelişimi ele alınacaktır. Bu bölümde ayrıca mevcut yardım araçları, yardımın nasıl verildiği ve kalkınma amacıyla ülkelere gerçekleştirilen dolar akışının ardındaki motivasyonların neler olduğuna açıklık getirilmeye çalışılacaktır. Daha sonra yardımların nasıl değerlendirildiği ve yardımların etkin olduğunu söylemek için başvurulan kriterlerin neler olduğu analiz edilecektir. Son olarak da çoğunlukla yardım tahsis edilen kırılgan devlet kavramı incelenecektir.

Üçüncü bölümde vaka çalışmasına yoğunlaşılacaktır. Donörler Mozambik hükümetini, tam olarak kendisiyle çalışabilecekleri ve çalışmak isteyecekleri bir hükümet

10Sandrina Berthault Moreira, "O Papel da Ajuda Internacional no Processo de Desenvolvimento"

(“Kalkınma Sürecinde Uluslararası Yardımın Rolü”) , Economia Pura, No.74, 2005, s.83.

(14)

14

olarak görmektedir. Bu nedenle Mozambik, “donörlerin sevgilisi” olarak ele alınacak ve özellikle yoksulluğun azaltılması konusunda veri analizinin yapılabilmesine imkân verecek şekilde, ülkeye yönelik yardım akışı haritalandırılacaktır. Bunun yanı sıra araştırmayla saptanan, devlet-donör ilişkisinin temel sorunları ve donörün müdahalesinin ülke egemenliğini nasıl parçaladığı, ulusal bir kalkınma stratejisi inşa edilmesini nasıl engellediği ortaya konacaktır.

(15)

15

I. MOZAMBİK’İN TARİHSEL GEÇMİŞİ: ULUSLARARASI MÜDAHALENİN BAŞLAMASI

Günümüzde Mozambik Cumhuriyeti olarak anılan bölge, diğer kıtalardan gelen ve Afrikalı olmayan kişilerle ilk kez 11. yüzyılda, Arapların bölgenin kuzeyini nüfuz altına almasıyla temas etmiştir. Araplar ülkede alım satım yapmakta ve maden, fil dişi, nadir ağaçlar ve köle ticaretiyle uğraşmaktaydı. Köleler hem Arap Yarımadasına hem de Hindistan’a götürülmekteydi. Mozambik isminin kökeni ve anlamı net değildir. Ancak büyük olasılıkla o da bir Arap’ın, muhtemelen Portekizler buraya geldiği zaman Mozambik adasının şeyhi ya da sultanı olan ‘Musa ai Bique’in adından gelmektedir.

Mozambik 28 milyonluk bir nüfusa sahiptir11 ve kökleri Bantu halkına dayanan başlıca on etnik grubu barındırmaktadır: Kuzey bölgelerdeki Makua halkı, nüfusun yaklaşık %40’ıyla en büyük grubu oluşturmaktadır. Ardından toplam nüfustaki yaklaşık

%25’lik paylarıyla güneydeki Tsonga’lar gelmektedir. Merkez bölgelerdeki Chope, Shona, Sena ve Nyanja’lar daha küçük gruplardır ve hepsi birlikte nüfusun %25’ini oluşturmaktadır. Kalan kısımsa Chuabo, Yao, Ndau ve Makonde halklarından meydana gelmektedir. Nüfusun küçük bir bölümü yabancı azınlık grupları içermektedir ve bunlar arasında en kalabalık grubu da Portekizliler oluşturmaktadır. Portekizlilerin yanı sıra Hindistanlılarla Çinliler de vardır. 12 Bu azınlıklar genel olarak ülkedeki en büyük şehirler olan Maputo, Beira, Quelimane ve Nampula’da yaşamaktadır. 13

Geleneksel kültürel unsurlardan bazıları kaybolmakta olsa bile Mozambikliler köklerinden gurur duymaktadır. Yüzlerine ve bedenlerine uyguladıkları geleneksel dövme sanatı kaybolmaya yüz tutsa da Kuzey bölgelerdeki Makonde’lerin oldukça renkli elbilseleri, maskeleri ve dövmeleri ile kendilerine özgü dansları bulunmaktadır.

Kuzeydeki sahil bölgelerinde yaşayan Makua kadınları ise yüzlerini, bir kökten elde edilen ekstreyle yaptıkları bir macunla boyamaktadır ve giydikleri rengârenk capulana’larla birlikte göz alıcı bir görünüm sunmaktadır. Çömlekçilik, dokumacılık ve fermante içecekler gibi kırsal bölgelere özgü âdetler, geleneksel evlenme ve erginleme

11 Birleşmiş Milletler, “World Population Policies 2016”, Ekonomik ve Sosyal İşler Dairesi (Nüfus Bölümü), 2016, <http://data.un.org/CountryProfile.aspx?crName=mozambique> (Erişim Tarihi: 18 Şubat 2018).

12 Sömürge döneminde ticaret, Portekiz kökenli beyazlarla, aileleri Portekiz’in Hindistan ve Çin’deki kolonilerinden gelen kişilerin sıkı denetimi altındaydı.

13 Ian Michler, Isto é Moçambique (Burası Mozambik), Maputo, New Holland Publishers, 1999, s.7.

(16)

16

törenleri ülke genelinde sürdürülen göreneklerdir. Geleneksel şifacılar, curandeiro’lar, topluluk içinde hâlâ büyük bir nüfuza sahiptir ve oldukça saygın kişilerdir.

Afrika’nın güneydoğusunda yer alan14 ülke 1498’de Portekizlilerin ülkeye gelişinden, 1975’te bağımsızlık elde edilene kadar dört yüzyıldan uzun bir süre boyunca Portekiz yönetimi altında kalmıştır. Bağımsızlığın kazanılmasından iki yıl sonra pek çok Afrika ülkesi gibi Mozambik de, 15 yıl sürecek bir iç savaşla karşı karşıya kalmıştır ve savaş sona ermiş olsa da Frelimo ve Renamo arasındaki anlaşmazlık bugün bile sürmektedir.

Bağımsızlığın ardından yeni Mozambik umut verici bir görünüme sahipti. Ancak sadece birkaç yıl sonra, sömürge yönetiminden kurtuluş kutlamaları yerini, yine güç ve denetim için girişilen yeni bir mücadeleye bırakmıştır. Frelimo hükümeti ve hükümet karşıtı gerilla hareketi Renamo arasındaki silahlı çatışma 1977’de başlamış ve 1992’de sona ermiş, bir milyon kişinin hayatını kaybetmesine ve beş milyondan fazlasının da göç etmesine (ülke içinde ve sınır ötesine) sebep olmuştur.15

Bu bölüm, Portekizlilerin ülkeye gelmesi, Berlin Konferansı’na (1885) kadar süren aralıklı yönetimleri, sonrasında bölge üstünde hak iddia etmeleri ve fiili yönetim kurmaları ile başlayacaktır. II. Dünya Savaşı’nın ardından sömürgelerin bağımsızlığına direnç göstermeleri ve son dönemde ulusal hareketlerin oluşması ve Frelimo çatısı altında birleşmesine yönelik tartışma da yer alacaktır. Bunun ardından, bağımsızlık müzakerelerine dek süren kurtuluş mücadelesi ve her iki taraf da tükenip ülkenin harap duruma gelmesiyle 1992’de sona eren Renamo ve Frelimo öncülüğündeki iç savaş açıklanacaktır. İç savaşın bitimiyle başlayan büyük miktarlarda acil yardım akışı ise bu bölümün son kısmında ele alınacaktır.

1.1.Portekiz Hâkimiyeti Altında Mozambik

1498 senesi Portekizlilerin, günümüzde Mozambik toprağı olan bölgeye gelişine işaret etmektedir. Portekizlilerin bölgeye varışı, Hindistan’a uzanan bir deniz rotası arayan Vasco da Gama’nın buradan geçmesi sayesinde gerçekleşmiştir. 19. yüzyılın sonunda, büyük güçler Afrika’yı paylaşırken, bölgenin hâkimiyetini kendi elinde tutan da Portekiz olmuştur.

14 Bkz. Mozambik haritası s. 115.

15 Sayaka Funada Classen, The Origins of War in Mozambique, Cape Town, African Minds, 2013, s.4.

(17)

17

16. yüzyılda Avrupa’da yoksul bir ülke ve küçük bir oyuncu olmasına rağmen Portekiz, Afrika kıyıları boyunca çeşitli ticaret üsleri kuran ilk devlet olmuştur. 18. yüzyıl boyunca Gine Bissau, Angola ve Mozambik’in sahil bölgelerindeki Portekiz ticaret üsleri neredeyse sadece köle ticareti için kullanılmıştır.

19. yüzyılın sonuna dek Afrika kıtasındaki Portekiz sömürge yönetimi, bir hükümet kurmakla ya da kıtanın içlerini keşfetmekle pek ilgilenmemiş, bölgenin sınırlı işgali ve temel bir ekonomik faktör olan prazos sisteminde karakterize edilecek biçimde, kıyı boyunca köle ve fil dişi ticaretini de içeren sömürgeci ekonomik faaliyetlere yoğunlaşmıştır.

Toprak hibelerine dayanan prazos sistemi, Mozambik’teki Portekiz sömürgeciliğinin ilk formunu oluşturmaktadır. Prazo sahipleri tıpkı bir feodal devlet gibi fil dişi, tarım ürünleri ve kölelerden oluşan ürünler elde etmekteydi. Kölelerden oluşan ordulara sahiptiler ve bu sayede Afrikalı liderlerden devralınan toprakların sınırlarını önemli ölçüde genişletme fırsatını yakaladılar.16

Berlin Konferansı (1885) Portekiz sömürgelerinin düzenlenmesi açısından bir dönüm noktası oldu, zira fiili işgaller için sömürgeci güçler üzerindeki uluslararası baskıyı arttırdı. Bundan önce Portekiz’in hak iddia ettiği sömürgelerde gerçek bir askeri ya da idari denetim uygulanmamaktaydı. Ülke üzerinde daha büyük bir denetim kurma yönündeki girişimle Portekiz hükümeti, ülke topraklarının neredeyse %65’ini17 oluşturan büyük bir kısmını Zambezi Vadisi’nde bulunan kraliyet şirketlerine kiralama yoluna gitti.

Bir Güney Afrika şehri olan Transvaal’de altın ve elmas madenlerinin keşfedilmesi ve ardından bunların (bugün başkent Maputa’da bulunan) Lourenço Marques limanına sevk edilmesi ihtiyacının ortaya çıkmasıyla da iki ucu birbirine bağlayan ilk demiryolu hattı inşa edildi.

19. yüzyılın sonlarından itibaren güney Mozambik, Güney Afrika madenleri için bir iş gücü rezervi hâline gelmiştir. Bunun yanı sıra Portekiz, denetimi altındaki topraklarda sıklıkla meydana gelen ayaklanmaları da bastırmak istemiş, ancak sömürge ordusu, Afrikalı şefler tarafından yönetilen direnişler karşısında etkili olamamıştır.

II. Dünya Savaşı’nın bitişini takiben 19. yüzyılın sömürgeci imparatorluklarının da sonu gelmiştir. Sarsılmaz olduğu düşünülen sömürge yönetimleri parçalanmaya başlamıştır. Sömürgeci yönetim anlayışı küresel çapta, giderek daha fazla sorgulanır

16Classen, op. cit., s.57.

17 Ibid., s.60.

(18)

18

olmuştur ve tüm dünyada etkisini kaybetmeye başlamıştır. İngiltere, uluslararası sistemdeki değişimi ilk fark eden güç olmuş ve sömürgelerinden adım adım çekilmiştir.

Birçok Afrika ülkesi 1960’ların başında bağımsızlık kazanmış, ancak ‘ilk gelen ve son giden’ olarak nitelenen Portekiz, ‘denizaşırı toprakları’nı elinde tutmak konusunda kararlı durmuştur. Afrika’nın güneyinde durum çok daha zordu. Bu bölgedeki ülkeler, Batı uluslarıyla yakın ekonomik bağları olan ve komünizm tehdidine karşı bölgenin koruyucusu olarak görülen, beyaz yerleşimcilerin siyasi iktidarı elinde tuttuğu Güney Afrika ve Güney Rodezya gerçeğiyle karşı karşıyaydılar.

Portekiz’in İkinci Dünya Savaşı’nda tarafsız kalması sayesinde Salazar, 1949 gibi erken bir tarihte Batılı devletlerle askeri bir ittifak oluşturmayı başarmıştı. Self- deteminasyon ilkesinin Birleşmiş Milletler nezdinde pek çok devlet tarafından vazedilmesine rağmen, sömürge döneminin sona erdiğini ve yeni ülkelerle ticarete kapı açıldığını görmek için acele edilmesinin öncelikli sebebi, sömürgelerin özgürleşmesi ve demokratikleşmesinden ziyade komünizmin önlenmesiydi. Böylece Portekiz de Afrika’daki geniş toprakları üzerinde sömürge yönetimini devam ettirebildi. Bununla birlikte sömürge halkları tüm dünyada sömürgecilere karşı ayaklanmaya ve dekolonizasyon yönünde giderek artan bir baskı yaratmaya başlamıştı. Bu durum Portekiz için yeni bir güçlük doğurdu.

Sömürgeci ülkelerin sömürgelerinden neredeyse aynı anda çekilmesini sağlayan olaylar neticesinde Birleşmiş Milletler’de bağımsızlığa geçiş fikri hakim oldu ve 1960 yılı, Afrika Yılı olarak ilan edildi. Portekiz ise II. Dünya Savaşı’na aktif olarak katılmadığından, sömürgeleri savaş sonrası dönemde de aynı şekilde kalmış ve sömürgelerde büyük ayaklanmalar gerçekleşmemiştir.

Afrika’da dekolonizasyonun başlamasıyla birlikte Portekiz, sömürge halkına Avrupalılarınkine benzer bir yaşam sunacağı bahanesiyle sömürgelerini elinde tutma kararı aldı. Cumhuriyetçi Sömürge Yasası ile 1914’te Mozambik’teki Afrikalılar için resmi olarak iki kategori oluşturulmuştu.18 İlk kategori olan assimilados, Portekizce konuşan Katolik Afrikalıları kapsamaktaydı. Ancak bunlar ‘ikinci sınıf yurttaşlar’ olarak görüldüler. Diğer kategorideyse kırsal bölgelerdeki köylerde yaşayan indigenas yer almaktaydı. Bu yeni yasa, ikinci sınıf yurttaş muamelesi görerek aşağılanan Afrikalı şeflerin ülke çapında direnişine sebep oldu.

18 Ibid., s.67.

(19)

19

Portekiz yasası renk ya da ırk ayrımına gitmemiş olsa da, Luso-tropikalizm kavramı sayesinde assimilado statüsünde olmaları nedeniyle, Afrikaların veya mestiço’ların (ebeveynleri farklı gruplardan olanlar, melezler), beyazların ekonomik pozisyonlarını zora sokabilecek şekilde idari pozisyonlara ya da özel veya ticari girişimlere erişmelerini zorlaştıran kısıtlamalar getirmişti. Aşağı statüler oluşturmakla birlikte, küçük bir assimilado sınıfını ortaya çıkarması, ancak bu grubun sürekli ve sistematik olarak aşağılanması, Mozambik’teki Portekiz sömürgesinin temel hatalarından bir tanesidir.

Salazar’ın siyasal pozisyonu Birleşmiş Milletler’in gerekleriyle karşıtlık içindeydi. Kendisinin denizaşırı topraklar olarak nitelediği bölgeler ülkesinin bir parçası değildi. Sömürgeler özerk bölge de değillerdi ve halkları self-determinasyon hakkına sahipti. Bununla birlikte Portekiz, sömürgelerde yaşayanların tamamının Portekizli olduğu ve sömürge yönetiminden bağımsızlaşmaya ihtiyaçları olmadığı konusunda ısrarcıydı. Ancak elbette durum bundan farklıydı. Nitekim Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 31 Haziran 1963 tarihli S/5380 Kararı19 ile Portekiz, sömürgelerinin bağımsızlık ve self-determinasyon haklarını tanımaya davet edildi ve böylece uluslararası sistemin sömürgelerinden çekilmesi için Portekiz üzerinde kurmuş olduğu baskı da görünür hale gelmiş oldu.

1960’ta BM Genel Kurulu’nun Sömürge Ülkelerin ve Halkların Bağımsızlığının Tanınması bildirgesini ilan etmesiyle, Sovyetler Birliği Komünist Partisi Birinci Sekreteri Nikita Kruşçev de tüm dünyada ulusal kurtuluş savaşlarını destekleyeceklerini açıkladı.20 Dekolonizasyon konusunda Sovyetler Birliği tarafından sunulan destek, bağımsızlığını yeni kazanan ülkelerin komünist bloka yönelebileceği korkusunu arttırdı. Stalin’in ölümünün ardından Kruşçev, Üçüncü Dünya’ya yönelik agresif bir dış politikaya girişti.

Buna göre Sovyetler Birliği, sosyalist olup olmadığına bakmadan kendisinden yardım isteyen herkese destek verecekti. Sonuç olarak Afrika’daki kurtuluş hareketlerinin liderleri Sovyetler Birliği’yle yakınlaşmaya başladı.

Soğuk Savaş’ın etkisi dışında olmayan Afrikalı liderler, Sovyet tarafında yer almak emperyalizme karşı mücadeleye katılmak ve ideolojik olarak sömürgecilerin karşısında durmak anlamına geldiği için, Birleşik Devletler yerine Sovyetler Birliği’ne yönelmek konusunda daha hevesliydiler. Bağımsızlık ateşi ve pan-Afrikanizm,

19 UNSCR, “Question Relating to Territories under Portuguese Administration”, Resolution of 31 July 1963 [S/5380], No. 180, <http://unscr.com/en/resolutions/180> (Erişim Tarihi: 18 Şubat 2018).

20 Classen, op. cit., s. 207.

(20)

20

Portekiz’in Estado Novo (Yeni Devlet) rejiminin katı toplumsal denetimi altında yaşayan Mozambiklileri de etkisi altına almaya başladı.21 Bu etki henüz tam olarak ülke geneline yayılmış değildi ve çoğunlukla kentsel bölgelerdeki mestiço’lar, göçmen işçiler, assimilados ve misyoner okullarında eğitim almış olanlar gibi entelektüellerle sınırlıydı.

Bu son gruptakilerden biri de, daha sonra doktora derecesine sahip olan ilk Mozambikli ve Frelimo’nun da ilk başkanı olan Eduardo Chivambo Mondlane’di.

Bağımsızlık amacıyla kurulan ilk örgütler 1960’larda ülke dışında, komşu ülkelerde (Malavi, Tanganyika, Kenya ve sonradan Zimbabve olan Güney Rodezya) yaşayan Mozambiklilerin bir araya gelmesiyle oluşturulmuştur. Şirketlerdeki çalışmadan kaçan kuzeydeki topluluklar da bu örgütleri geliştirmiş ve farklı hareketler ortaya çıkarmışlardır. Hizmetlerin, küçük işletmelerin ve eğitim kurumlarının yaygın olduğu güneyden ayrılan entelektüeller ve eski assimilado’larsa Tanzanya, Rodezya ve Kenya’da sürgünde bulunanlara katılmıştır.

Örneğin União Democrática Nacional de Moçambique (Udenamo: Mozambik Ulusal Demokratik Birliği), 1960’ta Güney Rodezya’nın ortası ve güneyinde bulunan şehirlere göç eden Mozambikliler ve Mozambikli işçiler tarafından kurulmuştur.

Nyasaland’da da Tete bölgesinden gelen göçmen işçiler União Nacional Africana de Moçambique Independente’yi (Unami: Mozambik’in Bağımsızlığı için Afrika Ulusal Birliği) oluşturmuştur. 1961’de Kenya’da ise Tanganyika ve Kenya’da yaşayan Mozambiklilerin oluşturduğu birkaç küçük grup tarafından Manu (Mozambik Afrika Ulusal Birliği) kurulmuştur. Bu üç örgüt (Manu, Udenamo ve Unami) ilk sömürgecilik karşıtı örgütlerdir ve 1962’de Frelimo’nun temelini oluşturmuşlardır.22

Afrikalı liderlerin kapsamlı amacı tüm Afrika kıtasının özgürleştirilmesiydi.

Örneğin Gana’dan Nkrumah veya Tanganyika’dan Nyerere kurtuluş hareketlerinin parçalanma eğiliminde olmasından da endişe duymaktaydı. Farklı kurtuluş hareketlerinin birleştirilmesi, güçlü biçimde savunulmaya başladı. Nyerere, farklı Mozambik kurtuluş hareketlerinin tamamının merkezlerinin Darüsselam’a taşınmasını önerdi. Frelimo’nun birleşik bir örgüt biçiminde yapılanması da o dönemde kabul edildi.23

Frelimo bünyesinde birleşen bu örgütlerin hepsi de Mozambik dışında, sürgündekiler ve göçmen işçiler tarafından meydana getirilmişti. Bunların tamamı,

21 Ibid., s. 75.

22Catherine Virginia Scott, Political Development In Afromarxist Regimes: An Analysis of Angola And Mozambique, Doktora Tezi, Emory University, 1986, s.82

23 Idem.

(21)

21

kuruldukları yerlerin siyasal ortamından etkilenmişti ve hiçbiri Mozambik içinde güçlü bir desteğe sahip değildi. Bunun yanı sıra ekonomik gelişme, eğitim, din, dil ve siyasi yaklaşım bakımından farklı örgütler arasında gözle görülür bir ayrılık vardı.

Bununla beraber Cephe, Mozambik’te Portekiz sömürge yönetimini ve sömürgeciliğin ve emperyalizmin izlerini tamamen tasfiye etmek, Mozambik’in derhal ve bütünüyle bağımız olmasını sağlamak ve Portekiz sömürge yönetimi tarafından sömürü ve zulme maruz kalan tüm Mozambiklilerin haklarını savunmak ve gerçekleştirmek amacındaydı. Aralarındaki farklılıklara rağmen Mozambik’te hatırı sayılır miktarda kişi ve özellikle de genç öğrenciler, birleşmiş bir kurtuluş hareketinin kuruluşunu olumlu karşıladı.

Frelimo’nun ilk kongresi, kurulduğu yıl, 23 Eylül 1962’de, Tanganyika’da düzenlendi. Kongrede, tarih boyunca Mozambik’te sömürgeciliğe karşı direnişin zayıf olmasının en büyük sebebinin Mozambikliler arasındaki bölünme olduğu belirtilerek, Portekiz sömürgeciliğine karşı mücadelede en önemli silahın dayanışma olacağı ifade edildi. Frelimo’nun da, birleşik bir yapı olarak, her sınıftan Mozambiklinin ittifakı temelinde kurulmuş olduğu tasdik edildi.24

1.2.Kurtuluş Mücadelesi

Mozambik’teki kurtuluş mücadelesi yalnız kendilerini değil, iktidarlarının ellerinden alınmasından korkan Afrika’nın güneyindeki beyaz yöneticileri; daha fazla müttefik kazanmayı uman Sovyetler Birliği ve Çin’i ve dünyada komünizmin yayılmasından endişe eden Batı uluslarını da ilgilendirmekteydi. Bununla birlikte Mozambiklilerin karşı karşıya olduğu temel bir sorun vardı: ulusal birlik. Zira 19. yüzyıl sonunda “Afrika için kapışma” sırasında oluşturulan ülke sınırları, bölgedeki gruplar arasında tam olarak etnik sınırların oluşturulduğu anlamına gelmiyordu. Dolayısıyla özgürlük mücadelesine ek olarak aynı zamanda birlik oluşturmak ve ulusal kimliği meydana getirmek için de mücadele etmek zorundaydılar.

Birçok Afrika ulusu bağımsızlığını büyük ölçüde kan dökülmeden elde ettiği için, bazıları silahlı mücadele taraftarlarını gereksiz şiddet kullanmaya çalıştıkları için eleştirmektedir. Ancak Mozambik açısından müzakere seçeneği söz konusu değildi, çünkü Portekiz hükümeti askeri kapasitesini hızla arttırmakta ve Ulusal Kurtuluş

24Hilario Simões Cau, A construção do Estado em Moçambique e as Relações com o Brasil (Mozambik’te Devletin İnşası ve Brezilya ile İlişkiler), Master Thesis, Universidade de Porto Alegre, 2011, s.24.

(22)

22

Hareketi’ne karşılık olarak bir istihbarat ağı geliştirmekteydi. Portekiz’in, sömürgelerini elinde tutma kararlılığı ortadaydı. Bu nedenle de iktidarın barışçıl biçimde el değiştirmesi fikrinin, Frelimo içinde hâkimiyet kazanması mümkün değildi.

Ulusal hareket Mozambik’te konuşlanmadı çünkü Portekizliler ulusal hareketlere engel olmaktaydı ve sömürge, polis kontrolü altındaydı. Frelimo, başından itibaren silahlı mücadele olasılığı üzerinde durmaktaydı. Sömürge yönetiminin, bağımsızlığın barışçıl yollardan tanınması konusunda gösterdiği direnç düşünülürse, sömürgeci sistemden ayrılmak için kalan tek yol ulusal kurtuluş savaşıydı. Ayaklanma karşısında Portekiz’in stratejisi, yerli halkı yıldırmak ve başka isyanları önlemek için

‘asilerin’ köylerini yerle bir etmek, köylülerin hayvanlarına el koymak ve kadınlarla çocuklar da dâhil olmak üzere yerli halkı tutsak etmek gibi şiddet yöntemlerine başvurmaktı.

Kurtuluş mücadelesi sırasında Frelimo, ortak bir farkındalık geliştirmek ve ulusal kimliği inşa etmek için gerçekleştirdiği bir girişim neticesinde bir tarih kitabı hazırladı. Bu, insanlara kendi tarihlerini öğretmek ve gelecekteki liderleri eğitmek için kullanılan bir silahtı. Cephe’ye göre Portekiz yönetimi altındaki Mozambik’te tarih eğitimi, Portekiz tarihinden ibaretti. Mozambik tarihini içermiyordu ve bundan da ülkedeki Afrika toplumlarının nasıl oluştuğunun öğrenilmesi imkânsızdı. Dolayısıyla sömürge yönetimi sırasında eğitim görmüş olan az sayıdaki kişi de, kendi gruplarının sözlü tarihine aşina olsa bile, diğer etnik gruplar hakkında çok az şey bilmekteydi.

Portekiz’deki her yerin ismini biliyorlar ama Mozambik coğrafyasını tanımıyorlardı.25 Bağımsızlık savaşında Frelimo, Çin ve Sovyetler Birliği’nden destek aldı. Ancak zaman içinde Sovyetler Birliği anlamlı miktarlarda ekonomik yardım sağlamak konusunda isteksizlik ya da yetersizlik göstermeye başladı.26 Normalde Çin, Sovyetler Birliği’nden farklı bir örgüte destek verirdi ama yalnızca Mozambik’te, Moskova’yla bağlantılı bir örgüte yardım etti.27

Frelimo’nun ilk askeri operasyonları ülkenin kuzeyinde gerçekleşti ve 1960’ların sonlarından itibaren de ‘kurtarılmış bölgeler’ (Frelimo gerillaları tarafından kontrol edilen ve yerli nüfusu barındıran kırsal bölgeler) oluşturulmaya başladı. Bu bölgelerin idaresinde Frelimo, köylülerin desteğini kazanabilmek için, onların

25 Frelimo, História de Moçambique (Mozambik Tarihi), Maputo, Afrontamento, 1971, passim.

26 Mark Webber,"Soviet Policy in Sub-Saharan Africa: The Final Phase", The Journal of Modern African Studies, Vol.30. No.1, 1992, s.11.

27 Ian Taylor, China and Africa: Engagement and Compromise, New York, Routledge, 2006, s.10.

(23)

23

yönetimdeki payını arttırmaya çalıştı. Kurtarılmış bölgelerde sivil yönetimler oluşturdu ve tarım kooperatifleri kurarak, Prazo sahipleriyle (toprak ağaları) Portekizlilerin atadığı

‘şefler’e bağımlı olan köylüleri özgürleştirdi.

Üyelerinin kurtarılmış bölgelerde edindiği pratik tecrübeler, Frelimo liderlerinin de giderek Marksist bir politikaya kaymasına yol açtı. Afrika milliyetçisi bir parti olarak Frelimo’nun, Mozambik halkının baş düşmanı olarak gördüğü Portekizliler ya da Avrupalılar değil, genel anlamda kapitalist sistemin ekonomik sömürüsüydü. Frelimo, ırka dayalı olmayan bir duruş benimsemişti ve beyazlarla melezleri de toplumun bir üyesi olarak kabul etmekteydi.28

Gerilla üslerinin konumları ve saldırı yönü açık olmasına rağmen Portekiz Silahlı Kuvvetleri, büyük ölçüde yabancı oldukları topraklarda, öngöremedikleri gerilla savaşına hazırlanma konusunda ciddi güçlüklerle karşı karşıya kalmışlardı. Frelimo savaşçılarıysa yetersiz ekipmana ve eski silahlara sahip olsalar da, yönetim binalarına ve köprüler, yollar ve telefon hatları gibi altyapı tesislerine yönelik tekrar eden vur-kaç saldırıları gerçekleştirmekteydi.

Bu noktada Frelimo’nun amacı, ağır silahlarla donatılmış Portekiz Silahlı Kuvvetleri’yle tamamen karşı karşıya gelmek değil, sömürge yönetimine ait kurumları zayıflatmaktı. Ayrıca hem ülke içinde, hem de ülke sınırları dışında varlığının bilinmesini istiyordu. Kaynakları sınırlı olmasına rağmen, 1960’lar boyunca hareket güç kazandı.

Frelimo’nun siyasi kampanyası tutunum kazandıkça, kuvvetleri de askeri olarak gelişti ve hareket 1969’dan itibaren Mozambik’in üçte birini denetimi altına aldı. Denetimi altındaki yerlerin büyük çoğunluğu da kuzey ve orta bölgelerden oluşuyordu. Kent merkezlerinin kontrolünü kazanmaktaysa başarılı olamadı, zira buralarda sömürge sistemi sağlam biçimde yerleşmişti.

Sömürge yönetimi Frelimo’nun durumunu doğru okuyamadı ve buna karşı doğru bir strateji geliştiremedi. Portekiz Silahlı Kuvvetleri, beklenmedik zamanlarda, beklenmedik yerlerde ortaya çıkma becerisine sahip olan Frelimo gerillalarının insafına kalmıştı. Bu ‘görünmez düşmanlar’ın korkusuyla Portekizli askerler ayırt etmeksizin sivillere saldırıyordu.

Frelimo için kurtarılmış bölgeler, özgürlüğüne kavuşturduğu alanlar olmaktan öte bir anlam taşımaktaydı. Buralar, silahlı mücadeleyi ilerletmek için önemli birer

28 Dan O'Meara, “The Collapse of Mozambican Socialism”, Transformation: Critical Perspectives on Southern Africa, No. 14, 1991, s.89.

(24)

24

sığınak ve bağımsızlık sonrası Mozambik için de bir ‘pilot bölge’ydi. Silahlı mücadelenin sürdürülmesi her şeyden önemliydi. Bölge sakinlerinin günlük yaşamı için gereken temel ürünler, halk mağazalarından temin ediliyordu. Bununla birlikte liderler, kendi kişisel çıkarları için sistemi kötüye kullandılar. Cephe’nin nihai hedefi, kurtuluş savaşını kazanmak ve tam bağımsızlık elde etmek için tüm Mozambiklileri teyakkuza geçirerek birleştirmekti. Ancak bu stratejiye rağmen, dayanışmadan çok bölünme yaşanmaktaydı.

Frelimo’nun 1968’deki ikinci kongresinde, halk iktidarının inşası için kurtarılmış bölgelerin idaresinin ele alınması gerektiği karara bağlandı. Kurtuluş mücadelesinin ordudan dışişlerine kadar farklı düzeylerde nitelikli güce ihtiyaç duymaya başlamasıyla, yurtdışında yükseköğretim görmüş olan kişiler de örgüt içinde güçlenmeye başladı.29Bunlar çoğunlukla mestiço’lar ya da güneylilerdi. İlk gruptakiler, yurtdışında eğitim görme fırsatına sahip olmuş olan melezlerdi. İkincilerse, Mozambik’in güneyi Güney Afrika’yla arasındaki ekonomik ve kültürel etkileşim sayesinde daha gelişmiş olduğundan, kendilerini liderlik pozisyonlarına daha uygun görüyorlardı. Ancak kuzeylilerin bunu kabullenmesi güçtü, çünkü onlar da bağımsızlığın başarılabileceğini ilk fark edenin ve siyasal örgütlenmeyi oluşturanın kendileri olduğunu düşünüyorlardı.

Her durumda, kurtuluş mücadelesinin nasıl yürütüleceği konusunda farklı anlayışlara sahiptiler. Kuzeylilerle güneyliler arasındaki bölünmenin sebeplerinden biri bölgesel farklılıklardı. Bunun yanı sıra mestiço’lar ya da assimilado’lar, yani sömürge sisteminde bazı avantajlar elde etmiş olanlar da, ülkenin gireceği yeni yolda kendilerini yönetici olarak görmekteydiler.

Yukarıda belirtildiği gibi, ülkenin nasıl yönetileceğine ilişkin farklı grupların farklı planları vardı ve bu durum, Frelimo içinde bir ayrışma daha yaşanmasına yol açtı.

1969’da, devrimci ideolojiyi paylaşmayanlar partiden azledildi ve bu küskünler grubu daha sonra Renamo’yu oluşturdu. 1970’ten sonra Frelimo, ‘birliği’ni dünyaya ilan etti.

Bu birlik, ortak bir hedefe dayanmaktaydı ve bu da, ulusal kurtuluş ve sömürünün sona erdirilmesiydi. Frelimo’dan ayrılanlar, yalnız Frelimo’nun değil, tüm Mozambik halkının

‘düşman’ı olarak görülüyordu. Devrimci çizginin içerideki zaferi, Frelimo’nun silahlı mücadelesine hız verdi. Frelimo’yu etkin mücadele veren bir örgüt olarak gören Çin’in desteği sayesinde devrimci çizgi, 1970’ten sonra sömürge yönetimi açısından savaşı daha da zor bir hâle getirdi.30

29 Classen, op.cit., s. 254.

30 Ibid., s.260.

(25)

25

1.3. Bağımsızlık Müzakereleri

Gerilla hareketinin ilerlemeye devam etmesiyle, Mozambik'te yaşayan Portekiz halkı, bulundukları durumu gözden geçirdi: Caetano hükümetinin (1968-1974) politikaları kapsamında küçük bir beyaz nüfus (yaklaşık 200.000 kişi), sadece siyasi sorunları çözmede yetersiz kaldılar. Selefi Salazar gibi.

Portekiz’in içerideki durumu da iyi değildi, zira ekonomik getirisine kıyasla bedeli oldukça yüksek olan denizaşırı toprakların elde tutulmasına karşı büyük bir muhalefet vardı. Denizaşırı sömürgelerini bırakmama çabası Portekiz’i tüketmişti ve yurttaşları bu çabayı hem anlamsız, hem de uluslararası eğilime ters buluyordu. Portekiz silahlı kuvvetlerinde bile giderek artan bir hoşnutsuzluk söz konusuydu.

Frelimo, 1974’te Portekiz’de Estado Novo rejimini deviren ve nihayet Afrika sömürgelerinin bağımsızlığının yolunu açan darbeden, Revolução dos Cravos’tan (Karanfil Devrimi) birkaç ay önce, Marksist-Leninist çizgiyi resmi ideolojisi olarak benimsedi. Portekiz, Mozambik’teki uzun ve bezdirici sömürge savaşının desteklenmesine karşı çıkmaya başladı ve Eylül 1974’te, Lusaka’da, Frelimo ile Portekiz arasında, Mozambik’in bağımsızlığı için müzakereler başladı. Zambiya da arabulucu olarak görüşmelere katıldı.31

Frelimo’nun Lizbon’a sunduğu koşullar bağımsızlığın garanti edilmesi, Frelimo’nun temsil yetkisine sahip tek kurum olarak tanınması ve iktidarın devredilmesiydi. Lizbon tarafındansa mücadelenin sona erdirilmesi ve anayasal olarak herhangi bir büyük değişikliğine gitmeden önce referandum düzenlenmesi gerektiği ifade edildi. Referandum tedbiri, iktidarın yalnız Frelimo’da toplanmasından korkan beyaz yerleşimciler tarafından da desteklendi. Bu arada beyaz yerleşimcilerle Frelimo’ya bağlı olmayan Afrikalılar arasında siyasi bir ittifak oluşturmak için de zaman kazanmaya çalışılıyordu. Böylece bölünmenin, daha bağımsızlığın başlarından itibaren gerçekleşmiş olduğunu da ortaya çıkmaktadır.32

Eylül 1974’te Portekiz’in yeni hükümeti ve Frelimo, Lusaka Barış Antlaşması’nı imzaladı. Buna göre Mozambik, Haziran 1975’te resmen bağımsız olacaktı.

Portekizlilerin isteğine aykırı olarak Frelimo’ya bağımsızlıkla birlikte tam yetki

31 Jeremy Armon, Dylan Hendrickson, and Alex Vines, "The Mozambican Peace Process in Perspective", Accord: An International Review of Peace Initiatives, No.3, 1998, s.12.

32 Classen, op.cit., s.268.

(26)

26

verilecekti. Mozambik halkının bağımsızlık hakkı tanındı ve iktidarın devredilmesinin koşulları üzerinde anlaşıldı. Mozambik 25 Haziran 1975’te, Frelimo’nun kuruluş yıl dönümünde bağımsız oldu.33

1.4. İç Savaş

Mozambik bağımsızlığını elde ederken, Frelimo bu başarıyı, birleşik mücadele yoluyla sağlanan ‘ulusal birliğin’ parlak bir örneği olarak görmekteydi. Portekizlilerin kovulmasıyla düşmanı yendiklerini düşünüyorlardı. İktidarın devralınmasından hemen sonra Frelimo, Mozambik’in bir sosyalist tek parti devleti olduğunu ilan etti. Sosyalizme bağlılığın bir kanıtı olmak üzere ülkenin resmi ismi, Mozambik Halk Cumhuriyeti olarak değiştirildi. İlk devlet başkanı Samora Machel tarafından da ülkede millileştirme ilan edildi.

Sosyalist dönemde Frelimo, devletin ekonomide öncü rol üstlendiği bir politika benimsedi. Temel hedef, ülkenin kalkınmasını sağlayacak, bağımsız yönetilen bir ulusal ekonomi oluşturmaktı. Yani ülke, gelişmekte olan ülkeler arasına girmeye çalıştı.

Hükümet, yurttaşların refahı için kalkınmanın sağlanmasına öncelik verdi. Frelimo, Mozambikliler için bir ulusal kimlik kavramı, homem novo (yeni insan) denen ideolojiyi geliştirdi. Kadınlar ve erkeklerin bu yeni imajının ulusal birliği pekiştireceği varsayılıyor ve bunun da ekonomik kalkınma için olmazsa olmaz olduğu düşünülüyordu. İyi niyetli, gerçekten dürüst ve çalışkan elitlerin Mozambik’i bir şekilde dönüştürebileceğine inanılıyordu. 1979’da Devlet Başkanı Samora Machel, on yıl içinde ‘azgelişmişliğin üstesinden gelme’ yönündeki planı başlattı.

Bağımsızlık sırasında Frelimo, hükümetin tüm sorunlarıyla ilgilenmeye çalıştı, pek çok hata yaptı ama bağımsızlığın sevinciyle yakalanan ‘yapabiliriz’ duygusu Frelimo liderlerini, az gelişmişliği yenebileceklerine inandırdı. O dönemde insanlar, sınırlı kaynakları paylaşmaya ve ulus için fazlasıyla çaba sarfetmeye istekliydi. Liderlerin gösterişli yaşamları yoktu ve Devlet Başkanı Samora Machel dürüstlüğüyle ün yapmıştı.

Ancak bağımsızlığını yeni kazanmış ülkenin karşı karşıya olduğu koşullar, ne olursa olsun bir şekilde üstesinden gelebileceğine inanan Frelimo için bile oldukça sertti.

Frelimo’nun miras aldığı ülkenin ekonomisi çoğunlukla Portekizli iş adamları tarafından yönetilmişti ve onların ülkeden ayrılmasının ardından ekonomi, Mozambiklilerin çoğu

33 Idem.

(27)

27

bununla nasıl baş edeceğini bilmediğinden ayakta kalamadı. Bunun yanı sıra komşu ülkelerle ve özellikle de Mozambik’in komünizmi benimsemesinden korkan Güney Afrika’yla ilişkiler de iyi değildi. Ülkenin yapısı, halkı ve uluslararası savunmasızlığı konusunda koşullar olumsuzdu.34 Ne içerideki ortama, ne de Mozambik’i çevreleyen dış ortama iyimser bir bakış açısıyla bakmak mümkündü. Frelimo liderleri tarafından tekrarlanan “A luta continua” (mücadele devam ediyor) sloganıysa, kararlılıklarınının gerçek bir yansımasıydı.

Frelimo’ya göre Afrikalı bile olsa, kurtuluş mücadelesinin yoluna çıkan herkes düşmandı. Bu nedenle “içerideki düşman” olarak görülen insanların sayısı artmaya devam etti. Bununla birlikte Frelimo’nun yerli halkla ilişkileri de ya zayıftı ya da zora dayalıydı. Frelimo, gerilla taktiklere başvurmaya başladığındaysa, insan kaynağı elde etme amacı, bölgesini gelişletme amacından daha önemli hâle geldi. Zor kullanarak da olsa, mümkün olduğunca fazla kişiyi kontrolü altına almaya ve bu insanları eğitim ve öğretim yoluyla kurtuluş hareketinin etkin katılımcıları hâline getirmeye çalıştı.

Kurtuluş mücadelesi sırasında Frelimo, örgüte katılmaya gönüllü olmayan ve sömürge yönetimi tarafında kalmayı tercih eden topluluklara karşı bir nefret geliştirdi.

Yalnız sömürge yönetimini ve onunla işbirliği yapanları değil, kırsal kesimlerdeki geleneksel sosyal yapıları da kurtuluş mücadelesinin düşmanları olarak gördü.

Lusaka Antlaşması’nın kabulüyle elde edilen zaferin ardından Frelimo, sömürgeciliğin ve feodalizmin kalıntılarını yok ederek bir sosyal devrim gerçekleştimeyi hedefledi. Askeri yaklaşımları sayesinde kurtarılmış bölgeleri başarılı biçimde kontrol edilebilmiş olmalarının verdiği güvenle Frelimo liderleri, bağımsızlıktan sonra da aynı sistemi tüm Mozambik’e yayma konusunda cesaret kazandılar.

Ancak gerçekte plan sorunluydu, zira bağımsızlık anında ülkenin büyük çoğunluğu henüz ‘kurtarılmamış” durumdaydı. Aynı şekilde Frelimo taraftarı geleneksel liderlerin insanları Frelimo idaresinde harekete geçirmesi bekleniyordu ama bu liderlerin güçleri sınırlıydı ve Frelimo komutanlarına muhalefet etmeleri hâlinde hayatları tehlikeye girmekteydi. Bunun yanı sıra toplum, kurtuluş savaşı sırasında geleneksel köy topluluklarının çözülmesiyle büyük bir değişim geçirmişti.

İktidarın el değiştirmesinin ardından Frelimo, her bir Mozambikli’yi yurttaş olarak kayıt altına aldı ve yurttaşların siyasal yaşama katılımını öngördü. Ancak

34 John S. Saul, "Rethinking the Frelimo State", Socialist Register, Canadian Research Consortium on Southern Africa, Queen's University, Ontario,1993, s.140.

(28)

28

kurtarılmış bölgelerde değil de kırsalda yaşayanlar için bu, otorite tarafından zorlandıkları, yeni ve istemedikleri bir deneyimdi. 35 Sömürge yönetimi ve yerli halk arasında arabulucu işlevi görmüş olan orijinal ya da sömürge yönetimi tarafından tayin edilmiş geleneksel otorite, şimdi görmezden geliniyor ve istenmeyen bir “sömürge mirası” gibi dışlanıyordu.

Bağımsızlık başarısıyla birlikte, grup içi çözülme daha açık görülmeye başladı.

Liderlik kavgası içindeki güneylilerle kuzeyliler arasındaki muhalefet, rekâbet içinde bulunan köylerin geleneksel düzeni ve kısa sürede karşıtını üreten ideolojiye muhalefet, yeni bağımsız Mozambik’e yönelik askeri ve ekonomik bir müdahale hâline geldi.

Frelimo karşıtı ağ, sonradan ismi Portekizce Renamo’ya dönüşen MNR’yi (Mozambik Ulusal Direnişi) oluşturmak üzere 1976-1977’de Güney Rodezya’da bir araya geldi.36

Renamo’nun kuruluşunda, Güney Afrika gibi komşu ülkelerin etkileri göz ardı edilemez. Sömürge yönetiminden kurtulup bağımsızlık elde edildikten sonra Güney Rodezya ve Güney Afrika süreci endişeyle izledi. Neticede, Mozambik’teki Frelimo’nun etkisinden korkan Güney Rodezya’nın beyaz hükümeti, Frelimo hükümetini devirmek için Frelimo karşıtı ağın üyeleriyle bir araya geldi. Ortak hedefleri, Güney Rodezya’nın koruması ve desteğiyle Mozambik’i kontrolleri altına almaktı.

İlk olarak Güney Rodezya’nın gizli servisi tarafından yönetilen ve sonrasında da Güney Afrika tarafından desteklenen Renamo, sömürge yönetiminin koruduğu Portekiz Silahlı Kuvvetleri, gizli polisi, istihbarat ajanları, beyaz yerleşimciler, esnaf, imtiyazlı şirketler, Afrikalı asker, milis ve polisler, bazı assimilado siyasetçiler gibi pek çok grubu bünyesinde barındırmaktaydı. Frelimo bu grupları dağıttı. Üstelik Güney Afrika ve Güney Rodezya’daki beyaz hükümetlerin Frelimo’nun Zimbabve’deki kurtuluş hareketlerine destek vermesine karşılık olarak bu gruplara sunduğu desteği de bertaraf etti.37 Bu aktörlerin hepsi birlikte, Renamo’nun kuruluşunun ardındaki itici gücü oluşturuyordu.

Yeni Mozambik umut dolu görünmekteydi ama ne yazık ki sadece birkaç yıl sonra, ülkenin 1975’teki bağımsızlığını kutlayan ve sömürge yönetimine karşı koyanlar kendilerini yeni bir mücadelenin içinde buldular. Mozambik’teki çatışma, 1975’teki bağımsızlıkla birlikte sona ermiş değildi. Bağımsızlıktan sonraki özgürlük kısa ve öz

35 Classen, op. cit., s.371.

36 Ibid., s.386.

37 Ibid., s. 385.

(29)

29

oldu. Mozambik hükümetini, savaş için üretim yapmakla sınırlı bir ekonomi olmak zorunda bırakan bir iç savaşa doğru giden çatışma, 1976 gibi erken bir tarihte başladı.

1981’de Ronald Reagan’ın, ABD başkanlığına gelmesiyle birlikte Soğuk Savaş da şiddetlendi. Yalnız Mozambik’te değil, Angola ve Nikaragua gibi yerlerde de Doğu ve Batı arasında vekalet savaşları görülmekteydi. ABD ayrıca, ‘komünist’ komşu ülkeler karşısında bir koruyucu olarak gördüğü Güney Afrika’daki beyaz azınlık yönetimini (apartheid) de desteklemekteydi.38 Renamo’nun kuruluşu bu koşullarda gerçekleşmişti ve kuruluş anından hemen sonra da, Frelimo denetiminin yetersiz olduğu şehirleri istila etmeye başladı.

Portekiz’e baskı uygulayabilmiş olması bakımından Frelimo başarılıydı ve bağımsızlığı elde etmişti. Ancak de facto bir askeri zafer kazanmış değildi ve Mozambiklileri bir zamanlar zor gücüyle elde etmiş olanlar gibi bir araya getirememişti.

Kısacası ülkedeki birliğe dayalı bu büyük yanılsama, Mozambik bağımsız olur olmaz anlaşıldı ve mücadelenin sürekliliğini beklenmeyen yollara çevirdi.

Sömürge yönetimi sırasında Mozambik’te çok az gelişme görülmüş olduğu için bağımsızlık döneminde az miktarda kaynak ve nitelikli personel bulunmaktaydı. Sosyalist ideolojiyi benimsemiş olmasına rağmen Mozambik, Soğuk Savaş çerçevesinde komünist bloktan da yeterince yardım almıyordu. Bunun yanı sıra ülkedeki ekonomik faaliyetlerin büyük çoğunluğunu yürüten Portekizli yurttaşlar, Mozambik’ten ayrılarak Portekiz’e, Güney Rodezya’ya ya da Güney Afrika’ya gitmiş, bu da ekonomik faaliyetlerin keskin biçimde yavaşlamasına sebep olmuştu.

Ulusal ekonomi büyük ölçüde Güney Afrika ve Güney Rodezya’ya bağımlılık temelinde gelişmişti. Bu nedenle yeni Mozambik, siyasi hedeflerini gerçekleştirebilmek için ekonomik faaliyetlerin sürdürülebilirliğini feda etmek zorunda kaldı. Frelimo, Güney Rodezya’ya karşı ekonomik yaptırımlar uyguladı ve Zimbabve Ulusal Kurtuluş Ordusu’nu (Zanla) açıkça destekledi. Mozambiklilerin beklentileri, ekonomideki bozulma ve Frelimo hükümetinin yetersiz kapasite ve tecrübesinden kaynaklanan karmaşa nedeniyle hızla azaldı.

Afrika çapında sömürgecilikten geriye, daha önce sömürgeci güçler adına ülkeyi yönetmiş olan bir sınıf kalmıştı ama sömürünün gerçek doğası gereği ülke içinde çok cılız bir kapitalist sınıf bulunuyordu. Yeni elitler bir hükümet ve bürokrasi oluşturma

38 Joseph Hanlon ve Marcelo Mosse, “Mozambique's elite: Finding its way in a globalized world and returning to old development models”, World Institute for Development Economics Research, Working Paper, No.105, 2010, s.2.

Referanslar

Benzer Belgeler

12-13 Aralık 2000 tarihinde Palermo da kabul edilen, ülkemizce de imzalanan ve onay işlemleri tamamlanan “Birleşmiş Milletler Sınır Aşan Örgütlü Suçlarla

Bu çalışmada, BM yaptırım kararları ve Rusya Federasyonu’nun BM yaptırımları konusundaki politikasını açıklaması ile birlikte uluslararası hukukta

Pekin ve Tahran arasındaki ilişkilerin değişmekte olan doğası, Pekin’in 2013 yılında ilan ettiği ve Ortadoğu’nun kritik bir öneme sahip olduğu Kuşak Yol

hatta Çin gibi halen askeri anlamda NATO ve müttefikleri açısından tehdit kabul edilen bir ülke ile ortaklık arayışına girmiştir. Geçtiğimiz yaklaşık on yıllık

Türkiye ve AB üyesi örneklem ülkelerin toplam Ar-Ge harcamaları, bu harcamanın GSYİH içerisindeki payı, patent başvuruları ve tescilli patent sayıları,

Hemen hemen her ülkenin farklıbir biçimde tanı mladı ğıterörizmin 1936’dan 1981’e kadar 109 değiş ik tanı mı nı n yapı ldı ğıtespit edilmiş tir (DENKER, 1997.

1. Birincil enerji kaynakları.. a) Yenilenemeyen enerji kaynakları: Kömür, petrol, doğal gaz gibi fosil yakıtlar ve nükleer enerji. b) Yenilenebilir enerji kaynakları:

“Medvedev: Türkiye ile ortak projeleri iptal edebiliriz”, Al Jazeera Türk, 25.11.2015, http://www.aljazeera.com.tr/haber/medvedev-turkiye-ile-ortak-projeleri-iptal-